FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

1907-1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 3

leave a comment »

1964-65 TÜRKİYE LİGİ ve F.B. NİN 4. TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU

Türkiye ligi 1964-65 mevsimi şampiyonluğu, 5.9.1964 de, 16 kulüp arasında başladı. Ancak, geçen yılın Türkiye şampiyonu olması dolayısıyla Amsterdam’da yaptığı Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası D.W.S. (A.F.C.DOOR WİLS-KRACHT STERK) maçı dolayısıyla; Fenerbahçe, 3 Ekimde 4-1 lik Beykoz galibiyetiyle başladığı ligi, 13 Haziran 1965 de Beşiktaş’ı 1-0 yenerek ve şampiyonluğu 4. kez kazanarak tamamladı.(1) Fenerbahçe, 30 maçın 18 ini kazanıp 11 inde berabere kalmış ve yalnız Faruk Talu’nun yönettiği 20. karşılaşmada İstanbulspor’a 1-0 yenilip, 13 e karşı 52 gol ve 47 puanla şampiyon olmuştur. Ayrıca, ligin en çok maç kazanıp enaz yenilen ve en fazla gol atıp en az gol yiyen takımıdır. 22 futbolcu arasında kaptan Şeref Has 28 maçla takımda en çok yer alan, Ziya Şengül’de 12 golle en fazla sayı yapandır.
Beşiktaş 16 galibiyet, 9 beraberlik, 5 yenilgi ve 17 ye karşı 46 gol ve 41 puanla ikinci, Galatasaray da 14 galibiyet, 11 beraberlik, 5 yenilgi ve 31 e karşı 51 gol ve 39 puanla üçüncü oldular. Fenerbahçe’nin bu 4. şampiyonluğu kazanırken yaptığı 30 maçın rakip ve sonuçlan aşağıdadır.

(1)— Hemen her mevsim, liglerin 2. devre maçlarında birinci devre sırası takip edilmemektedir. Bunun nedeni ertelemelerdir. Örneğin, bu mevsim maçlarında da son karşılaşma, tabloda görülenin aksine, G.S. ile değil Beşiktaşla oynandı.

İzmirspor’a giden Tuncay Becedek ve Vefa’ya giden Güray Erdener’e karşı Fenerbahçe, Ankara PTT den Ziya Şengül ile Şükrü Birant ve İstanbulspor’dan da Yıldırım İper’i alarak, Ağustosta gelen İngiliz Oscar Hold antrenörlüğünde ilk devreyi en yakın rakibi Beşikta’tan 2 puan önde bitirdi Ancak, 2. devre ortalarında 6 maçta 7 puan kaybetmesi ve forvetin son derecede gol kısırlığı göstermesiyle liderliği Beşiktaş’a kaptırdı.
Düşülen bu kötü durum yönetim kurulunu 30 Martta önlemler almaya zorladı. Bunlar; takımla daha yakından ilgilenilmesi, şikayet konusu  olan ağır çalışmaların hafifletilmesi, takımın maçlardan önce Moda Palas’ta kampa alınması ve maça çıkacak tertibin Hold tarafından yönetim kuruluna getirilmesidir.
Tedbirler kısa sürede olumlu sonuç verdi. Takım yeniden liderliğe yükseldiği gibi, şampiyonluğu da 6 puan önde kazandı.
Fenerbahçe, 30 Mayıs 1965 de başkentteki 29. hafta maçında Hacettepe’yi 2-0 yenip, en yakın rakibi Beşiktaş ‘ı 4 puan geçince, birinciliği garantilemiş olduğundan, 23 bin seyircinin isteğine uydu ve şampiyonluk turunu Ankarada attı. 30. ve son maçını 13 Haziran gecesi İnönü stadında 34.494 seyirci önünde Beşiktaşla yaparken de çok diri ve çabuktu. Bu nedenle, Aydın’ın 87. dakikadaki sağ çaprazdan golü, ligin son maç ve şampiyonluğu süsleyen güzel bir anı olarak coşkun gösterilere neden oldu.
Bu galibiyeti kazanan kadro şudur:

HAZIM-ŞÜKRÜ, İSMAİL KURT-ŞEREF(K), ÖZER, OSMAN-OGÜN, HÜSEYİN, ZİYA, ALİ İHSAN VE AYDIN.

Kupayı, Muhterem Özyurttan sonra, bu mevsim yeniden F.F. başkanlığına atanan Apak’dan alan Fenerbahçe takımı, 2 yılda İzmir ve Ankara’dan sonra İstanbullu taraftarlarını da tur mutluluğundan yoksun bırakmamıştır. Böylece, Türkiye liginin oynandığı 3 şehirde 378 günde, ayrı ayrı 3 şampiyonluk turu atmayı başaran Fenerbahçe, ligin yayılmasının mutlak ve mukadder oluşu karşısında, bir daha yaşanması kesinlikle olanaksız mutlu bir olay ve anının yaratıcısı olmuştur.
Fenerbahçe’nin en yakın rakibinden 6 puan önde kazandığı bu 4. Türkiye ligi şampiyonluğunun son hafta bir Beşiktaş galibiyetiyle süslenmesi ve gösterilen güzel ve dinamik oyun kamuoyunu fazlasıyla etkilemiştir. Milliyet gazetesinde Kahraman Bapçum imzalı yazı buna örnektir:
(… ve BİTTİ…. GÖZYAŞI VE TER… SEVİNÇ VE HEYECAN… HERŞEY BARDAKTAN BOŞANIRCASINA YAĞDI VE GEÇTİ…. SAHAYA “ŞAMPİYON” SIFATINI TAŞIYARAK ÇIKMIŞ BİR TAKIM, SANKİ HERŞEY BU MAÇA BAĞLI İMİŞ GİBİ MÜCADELE ETMİŞTİ. VE BİZ, İLK KEZ, KARŞIMIZDA ZAFERLE DEVLEŞMİŞ İNSANLAR DEĞİL DE, İNSANCA ÇARPIŞMAYI HEDEF SAYMIŞ DEVLER SEYREDİYOR GİBİ İDİK.. ÖYLESİNE MÜTEVAZİ, ÖYLESİNE TRİBÜNDEKİ İNSANLARDAN BİRİ İMİŞÇE-SİNE, ÖYLESİNE İÇTEN VE ŞIMARIKLIK TAN UZAKTI Kİ FENERBAHÇE ONBİRİ… GALİBA, ASIL ŞAMPİYONLUK DA BU İDİ…)

1965-66 TÜRKİYE LİGİ

Türkiye liginin 1965-66 şampiyonasına katılacak kulüp sayısı tartışmalara neden oldu. 2. ligden Bursaspor’un şampiyonluğu averajla Vefa’ya kaptırması politik istismara yol açtı. 250 senatör ve milletvekili imzalı bir önerge Devlet Bakanı Şekip Ünal’a sunulmuş ve Türk futbolunu sadece 3 şehrin temsil edemeyeceği ve kulüp sayısının, BURSASPOR, ADANA DEMİRSPOR, KARŞIYAKA VE ALTINORDU’nun da katılmalarıyla 20 YE ÇIKARILMASI İSTENMİŞTİR.
Güçlükle kurulabilmiş bir düzene karşı yapılan bu müdahale, federasyonun 11 Haziran 1965 toplantısında oybirliğiyle red edildi. Ancak, 1 ve 2. liglerde yer değiştirecek kulüp sayısı 1 den 2 ye çıkarıldı. Bu arada 2 kaleci oynatmak da karara bağlandı.
Fenerbahçe bu mevsim Ankara PTT den milli Yaşar Mumcu, İzmirspordan Bülent Buda, İstanbıılspordan da kaleci Yılmaz Urul’u transfer etti. Burhan İpek de Yugoslavyadan göçmen geldi. Bunlara karşı Ergun Öztuna Avusturyanın Klagenfurt takımına, İsmail Alemdar Beykoz, ve Atillâ Altaş Bursaspor’a gittiler. Yüksel Gündüz ve Yıldırım İper de, Ercan Aktuna’ya karşı Istanbulspor’a verildiler.
Mevsimi 29 Temmuzda Hold’un antrenörlüğünde açan son 2 sezonun şampiyonu Fenerbahçe, bir haftalık Uludağ kampı ve başarılı hazırlık maçlarından sonra, lige 4 Eylül’de 2-1 lik Beykoz galibiyetiyle başladıysa da başarısını sürdüremedi ve 8 Mayıs 1966 da, defansının son dakikalarda kendi kalesine attığı golle düştüğü 1-1 lik PTT beraberliğinden sonra, 32 puanla 4. oldu. 20 galibiyet, 8 beraberlik, 2 yenilgi ve 16 ya karşı 52 gol ve 48 puanla Beşiktaş 2. kez şampiyon, G.S. 42 puanla ikinci, Gençlerbirliği de 38 puanla üçüncü oldular.
Fenerbahçenin 1965-66 ligindeki 30 maçı rakip ve sonuçlarıyla aşağıdadır:

F.B., 10 galibiyet, 12 beraberlik, 8 yenilgi ve 25 e karşı 32 gol gibi kötü sonuçlar aldığı lige aslında iyi hazırlanarak ve taraftarlarına ümit vererek girmişti. 9 Ağustos gecesi 26 bin seyirci önünde yapılan 1-1 lik Bulgar SLAVİA maçından sonra, Beşiktaşlı milli futbolcu Şükrü Gülesin’in, (FENERBAHÇE SEVGİSİ) başlıklı yazısı bu konuda aydınlatıcıdır:
(— BİZİM ZAMANIMIZDA FENERBAHÇE’NİN TARAFTARLARI HEM GALATASARAY, HEM DE BEŞİKTAŞ’TAN FAZLA İDİ… UZUN YILLAR KALDIĞIM İTALYA’DAN DÖNÜŞÜMDE SAR1-LÂCİVERT RENKLERE GÖNÜL VERENLERİN, ESKİSİYLE ÖLÇÜLEMEYECEK KADAR, ÇOĞALDIĞINI GÖRDÜM. BU ACAİP SEVGİ, “PARTİ KURSALAR FENERBAHÇE İKTİDARA GELİR!..” ÇİN MİLLETİ GİBİ SENEDEN SENEYE ÇOĞALIYOR, ÜRÜYORLAR.
O NE UĞULTU İDİ DÜN AKŞAM!.. NETİCEDE SLAVİA İLE BİR HUSUSİ KARŞILAŞMA YAPILACAKTI. AMA, DEDİK YA, SEVİYORDU TARAFTAR FENERBAHÇEYİ…. HER MAÇINA ZENGİNİ, FAKİRİ, MALİ KUDRETİNE GÖRE KOŞUP GELİYOR…)
Bu büyük ilgi, hiç kuşkusuz, beslenen bir ümitten kaynaklanıyordu: Güzel futbol seyredileceği ve şampiyon olunacağı umudundan… Nitekim, 12 ve 19 Eylül İstanbulspor ve Vefa maçlarına koşan 43 ve 42 şer bin taraftar hep bu güzel ümitleri taşımışlardı. Ancak, Fenerbahçeli futbolcular bu candan ilgiyi, 2 beklenmez yenilgi ile, hayal kırıklığına çevirdiler. Sonra da bir türlü toparlanamadılar. Ligi genellikle dağınık, sinirli ve korkak sürdürdüler.. Taraftarın da tepkisi üzerine, gösterilen iyi niyet ve çabaların sonuçsuz kalması, özellikle hücum elemanlarında güvensizlik yaratmış, sayısız gol pozisyonları inanılmaz beceriksizliklerle heba olmuştur…
Cezalarda da Ali İhsan’a 6 ay, Ogün’e 67 gün verilmesi gibi, suçlu Fenerbahçeli olunca, (VUR ABALIYA!..) metodunun bu yıl da sürdüğünü belirtmek gerekir. Başkan Dr. İsmet Uluğ’un 19 Ekim 1965 günü basında, (FENERBAHÇE TEŞKİLATA ATEŞ PÜSKÜRÜYOR), başlığı altında yayınlanan şikayeti ilginçtir:
(BİZ GEÇEN YILA KADAR TEŞKİLAT VE ONUN KOLLARI CEZA HEYETİ VE HAKEM KOMİTESİYLE ANLAŞAMIYORDUK… BİZE, BU TUTUMUMUZUN SPOR KADEMELERİNİN İTİBARINI SARSTIĞI SÖYLENDİ.
BUNUN ÜZERİNE, ÜLKEDE DİSİPLİNİN YAŞAMASI İÇİN ONLARA YARDIMCI OLDUK. HAKEMLER FUTBOLCULARIMIZA BİR CEZA VERİNCE, BİZ 2 KATINI VERDİK. AMA, SONUNDA BİZ ZARARLI ÇIKTIK. BUGÜN ÜZÜLEREK SÖYLERİZ Kİ, BAŞTA HAKEMLER OLARAK, SPOR TEŞKİLÂTI FENERBAHÇE KULÜBÜNÜ YILDIRMAK İÇİN ELELE VERMİŞLERDİR.
BİZ KORUNMAK DEĞİL, ADALET İSTİYORUZ. FENERBAHÇE KULÜBÜNÜN FUTBOLCUSU, İHTAR BİLE ALMADIĞI BİR MAÇTA, BİR FAVÜL YAPINCA TEDBİRLİ OLARAK CEZA HEYETİNE VERİLİRKEN, BİR BAŞKA KULÜBÜN OYUNCUSU İŞLEDİĞİ ÇOK DAHA AĞIR BİR SUÇTAN SONRA, SAHALARA ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK ÇIKMAKTADIR. DİVAN KURULUMUZ YETKİ TANIRSA, DURUMU HALKOYUNA AÇIKLAYACAĞIZ VE SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ!..)
Fenerbahçe başkanının bu ilginç yakınmaları ilgililer üzerinde etkisiz kalınca, kulüp 20 Aralık 1965 de bir bildiri yayınladı. Bu bildiride:
(ÖZELLİKLE DÜNYA KUPASI ELEME MAÇLARINDA HER KULÜPTEN BİR, EN FAZLA 2 FUTBOLCU ALINIRKEN, FENERBAHÇE’DEN 4-5 FUTBOLCU OYNATILMASI, BU DURUMUN ORDU TAKIMI İÇİN DE AYNI OLMASI FENERBAHÇELİ FUTBOLCULARI YORUP YIPRATMIŞ VE MORALLERİNİ BOZMUŞ OLDUĞU, TÜRKİYE LİGİNDEKİ YENİLGİLERDE İSE, YARATILAN PENALTI VE NİZAMİ GOLLERİN PERVASIZCA İPTAL EDİLMELERİNİN BÜYÜK ROL OYNADIĞI VE BU ARADA TÜRKİYE KUPASINDAN YERSİZ BİR PENALTI CEZASIYLA ELENİLMİŞ BULUNDUĞU Kamuoyuna duyuruldu. Ayrıca, bütün bu haksızlıkların B.T.G.M. lüğü teşkilâtının kilit noktalarının Fenerbahçe antipatizanları veya başka kulüpler sempatizanlarınca tutulmuş olmasından doğduğu ve bu kişilerin görevlerini dürüstlükle yapmadıkları öne sürülmüştür.
7 Ekim 1965 de Hold’e yolveren yönetim kurulu, yerine Salahaddin Torkal’ı getirdi. Takımın kötü durumu, uygulanmaya yeni konan ve sadece futbol işleriyle görevli, (TEKNİK DİREKTÖRLÜK) ün, kısa sürede 3 el değiştirmesine ve 6 Aralıkta başkan İsmet Uluğ’a verilmesine neden olmuş; Uluğ, aynı gün Necdet Erdem’i menajer atamış ise de, bunaıimı gidermek başarılamamıştır.
Ali Sami Yen stadında 19 Şubat 1966 daki 0-1 lik Beykoz maçı Fenerbahçe’nin bu sahada ilk yenilgisidir.

1966-67 TÜRKİYE LÎGİ

Küme düşen Beykoz’la Şekerspor yerlerine 2. lig grup birincileri Eskişehirsporla Altınordu ve 2 yıl önce Kasımpaşa ile şike yaptığı iddiasıyla küme düşen Karşıyaka’nın Danıştaydaki davayı kazanmasıyla 17 kulübe çıkan lig, 1966-67 de ilk kez 4 bölge’ye yayılmış oldu.
Mevsimi, asbaşkan Kadir Has’ın Belgrad’a gidip angaje olduğu Partizan antrenörlerinden Abdullah Gegiç nezaretinde, 17 Temmuz 1966 da A.S. Yen stadında ümitle açan Fenerbahçe, 4 şehirde yaptığı 10 hazırlık maçından sonra, 11 Eylülde 2-1 lik Altınordu galibiyetiyle başladığı ve ilk devresini, 2. Beşiktaştan bir puan önde kapadığı ligi, 25 Haziran 1967 de 0-0 lık Beşiktaş beraberliği ve ikincilikle bitirmiştir.
Şampiyonluğu 16 galibiyet, 13 beraberlik, 3 yenilgi ve 15 e karşı 44 gol ve 45 puanla 3. kez Beşiktaş kazandı. Fenerbahçe ise, 17 galibiyet, 9 beraberlik, 6 yenilgi ve 20 ye karşı 37 gol atıp 43 puan aldı. G.S.da 41 puanla 3. oldu. F.B.’nin 1966-67 liginin 2 devresinde yaptığı 32 maçın rakip ve sonuçlan aşağıdadır:

Bu mevsimin şampiyonluğu, tümüyle bir F.B-Beşiktaş çekişmesi halinde geçti. Ancak Fenerbahçe, gaflet ve hatta bazı futbolcular için, ihanet denebilecek sorumsuzluklar sonucu, bedavadan puanlar dağıtmış ve şampiyonluk adeta ve ısrarla rakibe ikram olunmuştur.
Bu büyük kayıpta yeni antrenör Gegiç’in çok yetersiz kalış ve ne yapmak istediğini çok kez kendisinin de bilmemesi yanında, angaje ettiği 2 Yugoslav futbolcuya da fazla güvenmiş olmasının etkisi küçümsenemez.
Lig sonuna kadar iskeletini bile kuramadığı takım üzerinde işlediği gaf ve yanlışlara eklenen 31. haftanın Vefa yenilgisi mevsimin en acı anısı oldu. Bazı futbolcular bu maçta pasif davranmışlar, 33. dakikada top ıskalayan oyuncu çıkıp takımı 10 kişi bırakmış, Radoviç de, antrenörün, (KALECİMİZ GOL YERKEN UYUYORDU!..) sözüyle yorumladığı; gerçekte ise zihinlerde soru yaratacak biçimde, 25 metreden içeri aldığı golden sonra dışarı alınmıştır. Bu Vefa maçını 2-0 kaybeden takım şudur:
RADOVİÇ (HAZIM) – ŞÜKRÜ, NUMAN-CENGİZ, ERCAN, YILMAZ-ABDULLAH, ZİYA, OGÜN, ŞEREF, CANAN.
Fenerbahçe takımında yeni olarak, İstanbulspor’dan Yılmaz Şen, Gençlerbirliğinden Abdullah Çevrim, Altay’dan Numan Okumuş ile Zelizniçer kulübünden kaleci Vasilice Radoviç ve forvet Lazar Lemiç yer aldılar. Bunlara karşı; İsmail Kurt Vefa’ya, Şenol Karşıyaka’ya, Aydın Altay’a, Hüseyin Göztepe’ye, Burhan İpek de Eskişehirspor’a geçtiler.
Stadını B.T.G.M.lüğüne devreden Fenerbahçe kulübü, bu yıl ilk kez sezonu kendi sahası dışında ve A.S.Yen de açtı. Çalışmalarını da taksilerle gidip gelinen Anadoluhisarında yapmak zorunda kaldı. İnönü stadının drenaj yapımı ise bütün maçların A.S.Yen stadında oynanmasını gerektirmiştir.

HASILAT BÖLÜMÜ HAKSIZLIĞI

Türkiye’nin en çok taraftara sahip ve en fazla hasılat sağlayan kulübü olan Fenerbahçe, birçok kulüplerin yıllardır süre gelen, (SIRTINDAN GEÇİNME) adaletsizliğini sona erdirmek için, vakit vakit yaptığı yakınmaları bu mevsim de ısrarla yineledi. Gerçekten, çift maçlı günlerde bile hasılatın % 80 ini kendi sağladığı halde, bir yenilgi bu kulübü çok zarara sokuyor ve 4 kulüp içinde en az payı % 20 ile Fenerbahçe alıyordu.
Bunun nedeni, çift maçlı günlerde gelirin 2 ye bölünüp galibe °7o 60, mağluba 40, beraberliğe 50 verilmesidir. 15 Ocak 1967 de İstanbul’da yapılan 1-1 lik Feriköy-K.Yaka ve 0-1 lik F.B.Göztepe maçları buna örnektir…
34.418 biletlinin 242.092 lira ödediği bugün, Göztepe 40.636, Feriköyle Karşıyaka 33.636 şar, Fenerbahçe ise 29.909 lira pay aldılar. Oysa, seyircinin en az %70 80 inin stada Fenerbahçe için geldiği kuşkusuzdur.
Fenerbahçe kulübü, bu adaletsiz uygulamayı, 15 Ocak 1967 gününü örnek göstererek, F. Federasyonu nezdinde bir kez daha ve şiddetle protesto etmiş ve artık çağdaş ülkeler gibi, tek maç ve gelirin tümünün ev sahibi kulübe bırakılması tezini yazılı olarak birkez daha öne sürmüş ve istemiştir.
İlerde görüleceği gibi, taşra kulüplerine hoş görünmek veya onları koruma arzusundaki futbol federasyonu, bu açık haksızlığı ancak ve kısmen 1969-70 mevsiminde gidermeye başlamış, F.B. nin isteği olan çağdaş usulü ise 1971-72 den itibaren uygulamıştır.

1967-68 TÜRKİYE LİGİ VE F.B. NİN 5. TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU

Türkiye 1967-68 ligi yine 17 kulüp arasında düzenlendi. Küme düşen İstanbulspor, Karşıyaka ve İzmirspor yerlerine ikinci ligden Bursaspor, Mersin İd.Yurdu ve Şekerspor geçtiler. Böylece, birinci Türkiye ligi ilk kez 6 bölgeye yayılıyor ve 5 kulüplü İstanbul, 6 kulüple katılan Ankara’dan sonra ikinci sıraya düşüyordu… Bu mevsimden itibaren kaleciler topla 4 adımdan fazla yürüyemiyecekleı ilaçlarda da 2 oyuncu dcğiştirilebilinecek.
Fenerbahçe mevsimi 22 Temmuzda teknik direktör İgnas Molnar ve yardımcısı Basri Dirimlili ile açtı ve Yalova Termal otelde bir hatta kamp yaptı. Sözleşmesi yenilenmeyen Gegiç’in yerine alınan Vefa antrenörü Molnar, 1947 ve 1957 den sonra şimdi, 1967 de de 3. kez, Fenerbahçe futbolunun başına geçmiştir.
Ligin başlamasına kadar, iç ve dışta 11 maç yapan Fenerbahçe, Arad, Tiran ve İstanbul maçlarında (BALKAN KUPASI GRUP ŞAMPİYONU) olup finale kalmıştır.
Lig, 10 Eylül 1967 de, 3-0 Iık Feriköy galibiyetiyle başladı ve 25 Mayıs 1968 de 1-1 lik şekerspor beraberliği ve Fenerbahçe’nin en yakın izleyicisi Beşiktaş’ı 7 puan geçip Türkiye ligini 5. kez kazanmasıyla sonuçlandı. 32 maçtan 19 uııu kazanıp 11 inde berabere kalan Fenerbahçe, yalnız Eskişehir ve Göztepe deplasman maçlarını kaybedip, 12 ye karşı 38 gol atmış ve 49 puan toplamıştır. 42 puanla Beşiktaş 2., 36 puanla da Galatasaray 3. oldular. Fenerbahçe’nin 32 maçının rakip, gün ve sonuçlan aşağıdadır:

Fenerbahçe’nin 1967-68 şampiyonluğu 5 Mayıs 1968 de 29. haftanın 3-0 lık Hacettepe galibiyetiyle Ankarada kesinleşti. Bu nedenle, şampiyonluk turunu, 31 bin seyircinin sürekli istek ve coşkun gösterileri arasında, ligin sona ermesinden 3 hafta önce, 19 Mayıs stadında yapmıştır.
Fenerbahçe şampiyon olurken çok yönlü bir mevsim geçirdi. Anlaşmaları bozulan RADOVİÇ ve LEMİÇ, Göztepe’ye geçen Ali İhsan ve Eskişehirspora giden Canan Açıkgöz yerlerine; PTT den kaleci Yavuz Şimşek, Levent Enginer’i ve Feriköyden Fuat Saner’i almış, Can Bartu LAZİO dan dönmüştür. 24 futbolcudan oluşan kadroda Ercan Aktuna 31 maçla en çok yer alan, Ogün de 8 golle en fazla sayı yapandır. Sıkışık maçlar normalin üstünde sakatlıklara neden olmuş, Ocak ayında Can, Şubatta da Şerefle Özer İtalya’da menüsküs ameliyatı geçirmişlerdir.
Fenerbahçenin 3 as futbolcusunun ameliyatlı olmalarından, Galatasar’ın kesin favori sayıldığı ve 42 bin seyircinin izlediği, Avusturyalı WÖHRER yönetimindeki 3 Mart 1968 maçı, rakibin sürekli baskısında geçti. Ancak, Fenerbahçe’nin hiç alışılmamış bir taktiği olarak, 3 kontraatakla sağladığı 3-0 lık galibiyet, yalnız bu mevsimin değil, bütün ezeli rekabet tarihinin unutulmayacak bir anısıdır. Galatasaray’ın:
YASİN (RADONOVİÇ)-DOGAN, TALAT, TURAN, BEKİR-MUSTAFA, AYHAN, MEHMET-UĞUR, METİN, YILMAZ tertibine karşı; Fenerbahçe bu tarihsel galibiyeti:
YAVUZ-ŞÜKRÜ, ERCAN, LEVENT, Y1LMAZ-SELİM, NEDİM, FUAT (ZİYA)-OGÜN, ABDULLAH, YAŞAR (ERDİNÇ) tertibiyle oynayıp, Ogün, Yaşar ve Abdullah’ın 9, 35 ve 56.dakika golleriyle kazandı. Maçın 70 inci dakikasında Yılmaz’a kasti tekme atan Metin Oktay’ın saha dışı edilmesi, karşılaşmanın ilginç anılarındandır.
Fenerbahçe, liderliğini sürekli olarak sürdürürken, 21 Nisan Göztepe maçına kadar üstüste 13 maçta hiç gol yemedi. Bu başarı silsilesi içinde şampiyonluğa giderken, 1967-68 sezonu, (AVRUPA ŞAMPİYONLARI ARASINDA ENAZ GOL YİYEN TAKIM) ünvanını kazanmak gibi, uluslararası, bir üne de ulaşmıştır.
Şampiyonluğu en yakın rakibinden 7 puan önde kazanırken, Fenerbahçe 1964-65 den sonra 2. kez 3 ayrı şehirde birden tur atmak olanağını da buldu. Bu turların gün ve yerleri şöyledir:
5 Mayısta ANKARA, 12 Mayısta MERSİN, 19 Mayısta İSTANBUL da.
İstanbul turu, basının da katkısıyla, pek görkemli oldu. Sahaya 30 metre boyda ve sarı kumaş üzerine lâcivert yazılı:
VEFAKÂR VE FEDAKÂR TARAFTARLARIMIZA MİNNETTARIZ… dövizi ile gelip seyirciyi selâmlayan takıma kupalar ve armağanlar sunulmuş ve çiçekten kolyelere bürünmüş olarak, yönetim kurulu ile beraber, coşkun gösteriler arasında şeref turu atmıştır.
Fenerbahçe 1967 Haziranında 4 kulüp arasındaki final maçlarıyla SPOR-TOTO kupasını kazandı.
5 Mayıs 1968 de 5. kez lig şampiyonu oldu.
30 Mayıs 1968 de, son Finalde, yunan A.E.K.İ. 3-1 yenerek BALKAN KUPASI’nı kazandı.
16-23 Haziranda finalde 2-0 ve 0-1 sonuçla (FEDERASYON KUPASI ŞAMPİYONU) oldu.
Nihayet, 28 Haziranda da, otomatik olarak kazandığı (CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI) nı Çankaya’da Cevdet Sunay’dan aldı. Böylece, bir mevsimde 5 kupa kazanarak, dünya futbolunda eşi duyulmayan bir başarının yaratıcısı oldu.

1968-69 TÜRKİYE LİGİ

Türkiye liginin 1968-69 şampiyonası yine 6 bölgeden 16 takım arasında yapıldı.
Fenerbahçe, bir mevsim önce Türkiye ligi, Balkan, Federasyon, Cumhurbaşkanlığı ve Spor-Toto olarak, 5 kupa ve şampiyonluk kazanmıştı. Bir sezonda 5 şampiyonluk birden kazanmak Türkiye’de ilk kez yaşanmış ve de duyulmuş bir başarıdır. Dünya futbolunda da benzeri işitilmemiştir.
Fenerbahçe bu görkemli başarıyı, taraftarlarının gönüllerinde dahada yücelerek, tarihine mal ederken, yeni mevsimi Gençlerbirliğinden Salim Görür, İzmir Altınordu’dan Cenap Genç ve Bükreş Dinamosundan Jan Nunweiller alınmış olarak, yine Molnar’la 26 Temmuz 1968 günü açtı. 10 bin taraftarın izlediği, Kalamış koyunda, Fenerbahçe kulüb ünün tanzim ettiği yeni antrenman sahasındaki törendfe B.T.G.M. ü Ulvi Yenal Sarı-Lâcivertli futbolculara şöyle konuştu:
(Futbol artık ilim olmuştur. Sizlerin, modern çalışma metodlarıyla AV.Ş.Kulüpler turnuvasında başarılı olacağınıza ve son yıllarda zedelenen TÜRK FUTBOLUNUN PRESTİJİNİ KURTARACAĞINIZA İNANIYORUM.
GEÇEN YIL MİLLETLERARASI BİR KUPAYI İLK KEZ SİZ YURDUMUZA KAZANDIRDINIZ. BU BALKAN KUPASI ŞAMPİYONLUĞUNUZ İÇİN SİZİ BİR KEZ DAHA KUTLARIM. Ben bütün kulüplere her zaman “FENERBAHÇEYİ ÖRNEK ALIN!..” derim. FUTBOLUMUZUN ÖNCÜLÜĞÜNÜ SİZ YAPACAKSINIZ. Gönülden başarılar dilerim.)
Molnar’da:
(— GEÇEN YIL, “BU TAKIM ŞAMPİYON OLAMAZ!..” diyenlere 5 şampiyonluk kazanarak ders verdik. Aynı gayret, disiplin ve kardeşliği bu yıl da bekliyorum!..) demiştir.
Eylül’ün 14 ünde başlayan ligde Fenerbahçenin ilk maçı Eskişehirde idi. Ancak, avrupa şampiyon kulüpler kupası maçı nedeniyle, Fenerbahçe aynı gün dünya birincisi İngilterenin şampiyonu ile karşılaşmak üzere gittiği M ANCHESTER de 0-0 berabere kalmak başarısını göstermiştir. Hatta, 2 Ekimde rövanşı 2-1 kazanıp İngiltere şampiyonunu elemiş; ancak, giderek formdan düşüp, ilk devresini 6. bitirdiği Türkiye liginde 4. olmuştur. 6 yıl aradan sonra, Galatasaray 19 galibiyet, 8 beraberlik, 3 yenilgi ve 14 e karşı 49 gol ve 46 puanla 3. kez şampiyon, Eskişehirspor 43 puanla ikinci, Beşiktaş ta 38 puanla 3. oldular.
Fenerbahçe’nin 1968-69 ligindeki 30 maçı aşağıdadır:

Fenerbahçe’nin 13 galibiyekt, 9 beraberlik ve 8 yenilgi alıp 25 e karşı 34 gol atabildiği ve 35 puanla 4. olduğu 1968-69 ligindeki kötü durumunun nedenlerini şöyle sıralamak mümkündür:
5 kupalı eşsiz başarının bazı çevrelerdeki olumsuz etkisi çok erken su yüzüne çıktı. Balkan kupasındaki SPARTAK maçının Federasyonca Ankara’ya alınıp ancak 3 Temmuzda oynatılması, 62 maç yapan yaşlı takıma 2 mevsim arasında sadece 22 gün dinlenme olanağı vermiş, (SPORTOTO MAÇLARINA GİRMİYOR!..), diye, ceza olarak, saha verilmemesi de Fenerbahçe’yi yaz ortasında, hazırlık maçları yapabilmek için Bursa, Antalya ve Konya’lara gitmek zorunda bırakmıştır.

FENERBAHÇE NEDEN YABANCI HAKEM İSTER

Balkan kupasıyla yurdumuza ilk kez uluslararası şampiyonluk kazandıran Fenerbahçe’nin, dünya şampiyonu İngiltere’nin şampiyonunu da avrupa kupasından yenerek elemesi olayı övünçle karşılanıp, bu Türk takımının desteklenmesi veya hiç olmazsa, bu nazik dönemde olsun, kösteklenmemesi gerekirken, durum hiç de böyle olmamıştır. Bu konuda bazı belirli hakemlerle Teşkilatın ve basından, küçük de olsa, bir zümrenin Fenerbahçe’ye reva gördükleri insafsız ve yakışıksız tutumları kınamamak olanaksızdır.
İngiltereden döner dönmez, ayağının tozuyla girdiği ligin henüz ilk maçında yaşanan ve 23 Eylül günü (SON HAVADİS) DE 8 sütunda yayınlanan şu örnek kimi üzmez:
(BRİTANYA ADALARININ ÜZERİNE, ÇARŞAMBA GECESİ TÜRK FUTBOLUNUN “ALTIN ONBİRİ” OLARAK-İSMİNİ YAZDIRAN VE MAİN ROAD STADINDA FUTBOLUMUZUN MÜKEMMEL TEMSİLCİSİ VASFINI BİR KERE DAHA İSPAT EDEN GEÇEN YILIN 5 KUPALI ŞAMPİYONU FENERBAHÇE DE LİGE ADIMINI GENÇLERBİRLİĞİ MAÇIYLA ATTI.
SEYREDİLEN, SADE VE SADECE HORTLAYAN HAKEM FACİASI İDİ. FENERBAHÇE’NİN ATTIĞI BUZ GİBİ GOLDEN SONRA KOMEDİ BAŞLAMIŞ VE SONUNDA BİR PUANI BİR HAMLEDE BİÇİLMİŞTİR. MOLNAR “BÜYÜK SKANDAL” DEDİ, HAKEMLERİ STATTAN POLİSLER KAÇIRDI!…)

İlk haftanın bu Gençlerbirliği maçıyla, 3 gün sonraki Eskişehir deplasmanının hakemleri Orhan Gönül ve Cezmi Başar Fenerbahçe’ye bir kalemde 3 puan kaybettirdiler.
Fenerbahçe’nin nizami gollerini iptal eden Orhan Gönül’ün kamuoyundan gördüğü sert tepki üzerine, hakemliği bıraktığını ilân etmesi ve Federasyonca bir yıl (dinlendirilmesin Cezmi Başar için basında: (ESKİŞEHİRSPOR YARATILAN PENALTIDAN MAÇI ALDI… FENERBAHÇENİN RAKİBİ HAKEM!..), iri puntolu başlıklar birer rastlantıya bağlanabilir mi?.. Fenerbahçe’nin yıllardır sürüp gelen, (YABANCI HAKEM İSTERİM!..) feryadındaki haklılık bu en nazik dönemde de kanıtlanmıştır. Fenerbahçeli futbolcular ancak o zaman gaddarca tekmelenemiyor, nizami golleri birer bahane ile iptal olunmuyor, penaltı suikastlerine uğramıyor ve normal futbolla hakkı ne ise onu alıyor.
Avrupa şampiyon kulüpler kupasında Fenerbahçe’ye destek olması gereken Futbol Federasyonunun, 18 Eylül-6 Ekim arası, 18 günde 3 ü deplasman olarak, 6 maç yaptırması köstekleme değil midir?!..
Milli maçlar da Fenerbahçe için yine zararlı oldu. Ekim sonunda Kuzey İrlanda’ya giden 16 kişilik milli kadroya 8 futbolcu veren Fenerbahçe böylece bölünmüş ve dönüşteki İstanbulspor maçı 3-0 kaybedilmiştir.
Bu yenilgiden sonra, (FENERBAHÇE YÖNETİM KURULU ACELE TOPLANIP CEZA KARARLARI ALDI!.), (MOLNAR İSTENMEYEN ADAM İLÂN EDİLDİ!..), (FENERBAHÇE DE İSYAN!..) gibi, büyük puntolu başlıklarla yapılan bölücü, kışkırtıcı ve gerçek dışı yayınların, Fenerbahçenin 8 eleman verdiği milli takımın Belfast dönüşü ve Amsterdam’da AJAX gibi ünlü bir takımla yapacağı avrupa şampiyonluğu 2. tur maçı arefesinde reva görüldüğünü düşünmek ürpertici oluyor.
(Sporda milliyet söz konusu olmaz!.), boş iddiasının bir mazeret çerçevesine sokulmasını da olanaksız kılan bu tutumlar karşısında, Fenerbahçe’nin tarihsel başarılarının anlam ve değeri hiç kuşkusuz daha da büyüyor ve büyüyecek.
Fenerbahçe’nin bu dönemde 2-1 kazandığı Beşiktaş maçından sonra, Orhan Aldinç imzalı haksever bir yazının ilk cümlesi, Fenerbahçe aleyhine uygulanan bütün bu tahrik ve tertip seferberliğini kanıtlayan bir açıklama olmak yönünden çok ilginçtir:
(BÜTÜN ÇEVRELERİN FENERBAHÇE İLE UĞRAŞTIĞI GÜNLER İÇİNDE KAPILDIĞI REHAVET BEŞİKTAŞI 2 PUAN KAYBINA UĞRATTI..)
Güçlü Sarı-Lâcivertli takımın şampiyonluğu kaçırmasında sezon içinde teknik direktör değiştirme gafı da sayılmalıdır. Toparlanmış ve 9. haftadan itibaren 12 maçta yenilmemiş bir takımın teknik direktörünü, içtenlikten uzak dış baskılara uyulup, komite halinde çalışmaya zorlamak samimi değildi. Nitekim, Molnar, onurlu bir kişi olarak, bu teklifi kabul etmemiş ve 19 Mart 1969 daki bu ayrılışı Fenerbahçe için kayıp olmuştur.
Fenerbahçe kulübü, kendisine 3 İstanbul, 2 Türkiye ligi ve birer de SPOR-TOTO, Balkan, Federasyon ve Cumhurbaşkanlığı kupaları olarak, 9 şampiyonluk kazandıran İgnas Molnar onuruna, 29 Nisan 1969 da Moda Deniz Kulübünde yemekli bir veda töreni tertiplemek kadirbilirliğinde bulundu ve kendisine üzerinde, (GEÇEN YILIN 5 ŞAMPİYONLUĞU) yazılı bir gümüş yemişlik armağan etti. Molnar, bu davranışa karşı:
(— KENDİ ZAMANINDA KAZANILAN VE DÜNYA FUTBOLUNDA REKOR OLAN BAŞARILAR) IN TEKRAR YAŞANMASI DİLEĞİNDE BULUNMUŞTUR.
Fenerbahçe, mevsimin şampiyonu Galatasaray’la 17.11.1968 de 36 bin seyirci önünde yaptığı ve Çek Davidek’in yönettiği ilk devre maçında 1-1 berabere kaldı.. İtalyan Vacchini’nin 6.4.1969 da 41 bin seyirci önünde yönettiği 2. devre maçını ise:
YAVUZ-ŞÜKRÜ, NUNWEİLLER, ERCAN, NUMAN-ZİYA, NEDİM(K), FUAT-SELİM, SALİM (ABDULLAH), YAŞAR kadrosuyla ve Salim’in 16. dakika golüyle 1-0 kazandı.

1969-70 TÜRKİYE LİGİ vc F.B. NİN 6. TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU

Türkiye liginin 1969-70 şampiyonası 7 bölgeden 16 takım arasında 20 Eylülde başladı. Yeni uygulama ile hasılatın % 70 ini ev sahibi, °7o 30 unu da deplasman yapan takım almaya başladı.
Fenerbahçe, yeni transferleri Bükreş Dinamo’-sundan kaleci İlie Datçu ve Vefa’dan Zeki Temi-zer’le beraber 23 Temmuzda yeni teknik direktör Rumen TRATAN İONHŞCU ve yardımcısı Şeref Benibol nezaretinde gittiği 3 haftalık Bolu kampından sonra girdi. 10 hazırlık maçı yaptı ve Türkiye Spor Yazarları Kupasını kazandı. 20 Eylülde 1-0 lık Vefa galibiyetiyle girdiği ligi de, 6 Haziran 1970 gecesi, 0-0 lık Ankara Demirspor beraberliği ve en yakın rakibi Eskişehirspor’un 7 puan ilerisinde, 44 puanla 6. kez şampiyon olarak bitirdi. Eskişehirspor 37 puanla ikinci, Altay 36 ile üçüncü, G.S. ile Beşiktaş da 30 ar puanla 8 ve 9. oldular.
Fenerbahçe 30 maçta 17 galibiyet, 10 beraberlik ve 3 yenilgi aldı. 31 gol atıp 6 gol yedi. Ligin en çok kazanan, enaz yenilen ve gol yiyen takımıdır. DATCU, Ercan ve Levent 30 ar maçın 29 una katıldılar. 7 gol atan Ogün ile, 6 sayı yapan Zeki takımın golcüleri oldular.
Fenerbahçe’nin 30 maçının saha, rakip ve sonuçları aşağıdadır:

Bu mevsimin başlıca özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür: Takım mevsime değişik bir ruh haleti ile ve mutlaka şampiyon olmak azmiyle girdi. (5 KUPALI ŞAMPİYONLUK) dan sonra, geçen yıl türlü tertip ve yanlışlarla düşülen 4. lük Fenerbahçe toplumunda üzüntü yaratmış ve bu acının silinmesi amaç olmuştu. Bu kararlılıkla, ilk devrenin 10. haftasına kadar yenilmeyen takım, 7 Aralık 1969 da 25 bin seyirci önünde ve Ömer Karadağ hakemliğinde, çok beceriksiz oyunla, G.S. dan yediği gole karşılık veremeyince liderliği Altay’a kaptırmıştır. Ancak, Rumen TEODORESCU nun çalıştırdığı ve Beşiktaş’la G.S. yı da yenerek liderliğini sürdüren dinamik Altay, bu ünvanı 15. hafta Beşiktaş’ı 1-0 yenen Fenerbahçe’ye geri vermek zorunda kaldı.
Fenerbahçe, 42.500 seyircinin izlediği ve Wengen Mayer’in yönettiği, Nedim’in 60. dakika golüyle kazanılan Beşiktaş galibiyetinden sonra liderliği lig sonuna kadar korumayı başarmıştır, O kadar ki, 26 Nisan 1970 de Avusturyalı Keesler’in yönettiği 24. haftanın Galatasary maçını, yine Nedim’in ve yine 60. dakika golüyle 1-0 kazandıktan sonra, basın sözbirliği etmişçesine, Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu ilân eden 8 sütunluk manşetler atmıştır.
Fenerbahçe bu mevsim genellikle defansif bir taktik izledi. İonescu’nun gerçekte Fenerbahçe futboluna ters düşen bu uygulamasıyla 30 maçta yalnız 6 gol yemek Sarı-Lâcivertli takıma, (1969-70) MEVSİMİ AVRUPA KUPALARINDA EN AZ GOL YİYEN TAKIM) ünvan ve özelliğini kazandırmıştır. Aynı ünvanı Fenerbahçe 1967-68 liginde de 38-12 ile kazanmıştı. Bu seferki 31-6 lık averaj Türkiye ligi tarihinde de rekordur.
Fenerbahçe ligin 30 maçından 24 ünde gol yemedi. Hiç bir maçta da kalesine 1 den fazla sayı yaptırmadı. Hele 2. devrenin 15 maçında sadece 2 gol yemiş olması dikkate değer. Türkiye deplasmanlı ligi tarihi boyunca birer rekor olan bu başarıda kaleci Datcu nun etkisi büyüktür.
Geçen ve bu mevsim pek az paralarla transfer edilen NUNWEİLLER ve DATCU; verim, disiplin ve sportmenlik yönlerinden Fenerbahçe’ye çok yararlı ve örnek futbolcular olarak sivrildiler. Her ikisi de (BÜKREŞ YÜKSEK SPOR AKADEMİSİ) nden diplomalı bu 2 genç, sportif yetenekleri yanında, son derecede terbiyeleriyle de büyük sevgi topladılar.
Fenerbahçe 1967-68 liginde şampiyonluğu 7 puan önde kapamıştı. Bu, rekordu. Bu rekor egale edildi.
6 Haziran 1970 geçeri yapılan kupa töreni görkemli olmuştur. Önce Fenerbahçe genç takımına (İSTANBUL GENÇ TAKIMLAR ŞAMPİYONLUĞU KUPASI) sunulmuş, bunu mevsim başında kazanılan, (TÜRKİYE SPOR YAZARLARI KUPASI) izlemiştir. Türkiye ligi kupasını ise, yeni Federasyon Başkanı Hasan Polat tarafından kaptan Nedim Doğan’a sürekli alkışlar arasında verildi ve şeref turu atıldı.
Türkiye ligi 1969-70 sezonu şampiyonası 7 bölge takımları arasında yapılırken en yaygın yılını yaşıyordu. Böyle bir mevsimde ezeli rakipleri G.S. ile Beşiktaş’ın klasmanda 8 ve 9. sıralarda yer almalarına karşın Fenerbahçe, kazandığı rekorlarla süslü bu şampiyonlukla, tarihine mutlu bir sayfa daha eklerken, İstanbul futbolunun da prestijini korumuştur.

1970-71 TÜRKİYE LİGİ

Türkiye 1970-71 ligi 8 bölgeden 16 kulüp arasında oynandı. Bu mevsimden itibaren averaj uygulama şekli değişmiş, atılan golün yenen gole bölünmesi yerine, yenilen golün atılandan düşülmesi şekli kabul edilmiştir. Hasan Polat federasyonunca, çok büyük yanlış olan, artık yabancı hakem getirilmemesi de kararlaştırıldı.
Fenerbahçe, geçen sezon ayrılan Rumen İonescu’nun yerine vatandaşı Constantin Teaşka’nın antrenörlüğünde Bursa ve Yalova kamplarıyla mevsime girerken, Bükreş’e dönen Nunweiller, futbolu bırakan Can Bartu ve Ankaragücü’ne geçen Abdullah Çevrim’e karşı sadece Rumen Farul solacağı MİRCEA SASU yu, mevsim açıldıktan sonra, 3 bin dolara (27 bin lira) transfer etti.
Hazırlık maçlarına pek olanak bulamayan Fenerbahçe, Spor yazarları kupasını kaybeder ve şampiyon kulüplerde C.Z.JENA tarafından elenirken hiç ümit vermemiş, 20 Eylülde ZİYA nın golüyle kazanılan Istanbulspor galibiyetiyle girdiği ligi, 6 Haziran 1971 de, OGÜN’Ü mevsimin gol kralı yapan 1-0 Iık Beşiktaş galibiyeti ve 41 puanla 2. bitirmiştir.
17 galibiyet, 8 beraberlik, 5 yenilgi ve 18 e karşı 51 gol ve 42 puanla G.S. 4. kez şampiyon oldu. Göztepe ve Eskişehirspor 37 şer puanla 3. ve 4., Bursaspor 5., Beşiktaş da 6. sırada yer aldılar. Ligi 14 galibiyet, 13 beraberlik, 3 yenilgi ve 23 e karşı 43 golle bitiren Fenerbahçe mevsimin en az yenilen takımı oldu.
Fuat 30 maçın hepsine katılmış, 33 yaşındaki fakat halâ dinç ve verimli Ogün de 15 sayı ile ligin gol kralı olmuştur.
Fenerbahçe nin 1970-71 ligindeki 30 maçı aşağıdadır:

Fenerbahçe’nin şampiyonluğu koruyamamasının nedenleriyle, ligin ilginç olayları şöyle sıralanabilir:
İlk neden kadro darlığı ve yaşlılıktır. Bu 2 büyük handikapa, lige ümitsiz başlama gafleti, maksatlı ve olumsuz yayınlar karşısında işlenen idari gaflar ve kaçırılan penaltı atışları eklenebilir.
Yönetim kurulu, borçlanmadan çekindiği gibi, İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarını kazanan (genç takım) a da güvenip transfer yapmama kararı almış ve bunuDivan kurulundan da geçirmiş bulunuyordu. Hatta, kulüp sözcülerinin sürekli:
— Bu mevsim tranfer yapmayacağız. Böylece, Galatasaray da yapacağı transferlerde serbest kalıp rahat davranır., sözleri Fenerbahçeyi yerinde saydırırken, ezeli rakibe güçlü ve geniş bir kadroyu ucuza kurma olanağı verdi.
Hiç bir şampiyonaya kaderini bu yılki kadar tesadüfe bırakmış ve ümitsiz girmemiş bulunan Fenerbahçe’nin bu tutumunu bir kısım basın da eleştirmiştir. İSLÂM ÇUPİ’nin 27 Ağustos 1970 de (FENERBAHÇE DE BİR GENÇLİK, GENÇLEŞTİRME YUTTURMACASI VAR. İDARECİ İSENİZ BUNLARA YAPIŞMAYIN, YANARSINIZ. MAARİFÇİ İSENİZ BU ÇOCUKLARDAN BÜYÜK FENERBAHÇE YERİNE, “ANA OKULU” KURMAYA TEŞEBBÜS EDİNİZ!..), görüş ve uyarısı buna örnektir.
Gençlerden umduğunu bir hamlede bulamayan ümitsiz Fenerbahçe’ye sezon ortasında yalnız Sasu ümit ışığı oldu. Ligde ilk kez yer aldığı 29 Kasım 1970 deki 1-1 lik G.S. maçında hem gol atmış, hem de çok etkili oyunuyla dikkatleri üzerine çekip, daha sonraki karşılaşmalarda stadı doldurmuştur, fakat 7 maçtan sonraki kaçış ve kaçırılışıyle bu tek ümit de çabuk sönmüştür.
Fenerbahçe, SASU’nun gidişinden sonra, DATCU, ŞÜKRÜ ve NUMAN’ın da Bükreş’e tedaviye gönderilmeleri üzerine, 13 e inen kadrosuyla, çok zor haftalar yaşadı. Sahaya, kaleci Yavuz ve Yaşar’dan başka yedek çıkaramadı. Ancak, ümitsiz dönemlerde umulmadık başarılar sağlaması Fenerbahçe’nin ananesidir. Bu gerçek 2 Mayıs 1971 deki 26. haftanın G.S. maçında bir kez daha yaşandı. 11 sağlam adam bulamaz iken, kesin favori sayılan güçlü rakibini 2-1 yendi ve puan farkını 2 ye indirdi.
Bu tarihsel maç için, ünlü spor yazarı NECMİ TANYOLAÇ’ın, (FENERBAHÇE’YE SAYGI!..) başlıklı yazısı ilginçtir:
(FENERBAHÇE 0-1 DEN BAŞLADIĞI İŞİNE DEVAM EDİP GİDERKEN, GALATASARAY’A CEVABI KISA:
— FUTBOL SENİN DEĞİL, BENİM OYNADIĞIM!..
11 KİŞİYİ SAHAYA GÜÇLÜKLE ÇIKARABİLEN FENERBAHÇE İLE, BİR GÜNDE İKİ TAKIMI RAHATÇA SÜRECEK GALATASARAY’IN KAVGASI BU… KIRIK DÖKÜK BİR TEZGÂHTAN GÖRENLERİN GÖRMEYENLERE KIRK YIL ANLATACAĞI, BİR BÜYÜK GALİBİYET ÇIKIYOR. GEL DE ŞAŞMA… GEL DE EZELİ REKABETİN TARİHİNDE İNANILMAZ BİR S ATIRBAŞI ÇEKEN FENERBAHÇE’YE ŞAPKA ÇIKARMA BAKALIM…)
İki takım 28. hafta sonunda 38 er puanla eşit oldular. Ancak, G.S., Bolu ve küme düşmesi kesinleşen PTT yi direnişsiz yenerken, Fenerbahçe’nin Ankara’daki 1-1 lik zorlu Demirspor beraberliği, son haftadaki 1-0 lık Beşiktaş galibiyetine rağmen, şampiyonluğun bir puanla kaybına neden olmuştur.
Görülüyorki, Fenerbahçe, çok güç durumunun aksine, şampiyonluğu kılpayı kaçırdı. G.S. her hafta sallanmış, basın, zaman zaman, iki rakibin şampiyonluğu birbirlerine ikram etme yarışına girdiklerinden söz etmiştir. İlk devrenin 1-1 lik G.S. maçıyla, 13 Şubattaki 1-0 lık İstanbulspor yenilgisinde Ercan ve Ziya’nın direklerden dönen puanlık penaltıları, bir puanla kaybedilen şampiyonluğun üzücü anıları arasında yer aldılar. Bu nedenle, sözleşmesinin uzatılmayacağı daha sezon ortalarında açıklanıp, otoritesi iyice sarsılan, şanssız antrenör TEAŞKA’yı SASU olayı dışında, eleştirmeye yer yoktur.
Sasu olayı Türk futbol tarihine geçecek kadar ilginç bir konudur. Bu Rumen genç, yabancılar içinde en çok sözü edilen futbolcu oldu. Kendine özgü falsolu vuruşlarıyla yaptığı ve yaptırdığı goller hayretle izlenen bu futbolcu, sahalara açıktan binlerce seyirci çekti… Yer aldığı 7 maçta hiç yenilmeyen Fenerbahçe’nin attığı 10 golden 4 ünü Sasu yaptı, 6 sını da yaptırdı.
Sasu Fenerbahçe’nin rakiplerine o derece korkular aşıladı ki, bazı kendini bilmezlerin:
(— BİR RUMEN TOPYEKÜN FUTBOLUMUZLA ALAY EDİYOR. BU NE CÜR’ET!..) gibi, saçma ve tahrikçi yayınlarına konu oldu.
İki falsolu frikiki sonucu 2-0 kazanılan 10 Ocak Beşiktaş maçından sonra gittiği Bükreş’te gecikmesi bir olay olmuş, basın mensupları o günlerde Türkiye’den geçen Rumen dışişleri bakanı’nı soru yağmuruna tutmuşlar, TRT de 3 Şubat 1971 akşamı Bükreş’den konuşmasını nakletmiştir.
Sasu, Fenerbahçe’den memnun olduğunu söyleyerek 9 Şubatta döndü. Ancak, 13 Şubatta 1-0 kaybedilen İstanbulspor maçından önce, Teaşka’nın kendisini antrenmana almaması, maç günü de, sonucu tehlikede gören, bazı futbolcuların ricalarına rağmen, geldiği soyunma odasından çıkarması, hemen ve habersiz ve de Yunan hududundan, Bükreş’e kesin dönüşüne neden oldu.
Şampiyonluk için tek ümit olduğundan, Fenerbahçe kulübü Sasu’nun çekilmez kaprislerine büyük tahammül gösterdi, onü gücendirmemeye çalıştı. Ancak, antrenörün katı tutumu bu tek ümidi de erken söndürmüştü.

1971-72 TÜRKİYE LİGİ

Lig, 10 bölgeden yine 16 külüp arasında, 21 Ağustos 1971 de başladı. Yabancı hakem yasağı bu yıl da sürdürülürken, hasılat konusu nihayet hakça ve uygarca bir sonuca bağlanmış ve bölünme yerine, tamamı ev sahibi kulübe bırakılmıştır.
Fenerbahçe sezonu, Teaşka’nın anlaşması uzatılmadığından, Sabri Kiraz ve yardımcısı Salahaddin Torkal ile, 13 Temmuzda açtı ve 2 haftalık Bolu kampından sonraki 4 hazırlık maçında göz doldurmadığından, Kızılyıldız’lı STEVANU OSTOJIÇ’i 450 bin liraya transfer etti.
Lige 22 Ağustostaki 1-0 lık bursa deplasman yenilgisiyle başlayan Fenerbahçe, 30. haftayı 28 Mayıstaki 1-1 lik Samsun deplasmanıyla ve 2 inciliği Eskişehir’e averajla kaptırıp, 39 puanla 3. bitirdi. Fenerbahçe 14 galibiyet, 11 beraberlik, 5 yenilgi almış ve 21 e karşı 37 gol atmıştır. Galatasaray 17 galibiyet, 8 beraberlik, 5 yenilgi ve 14 e karşı 34 gol ve 42 puanla 5. kez şampiyon, Beşiktaş da 34 puanla 4. oldular.
Bu mevsim 30 maçın tümüne katılan Osman Arpacıoğlu, 21 e karşı yapılan 37 golden 16 sını atıp takımının golcüsü olarak da sivrildi.
Fenerbahçe’nin 1971-72 ligindeki 30 maçının rakip ve sonuçlan aşağıdadır:

Fenerbahçe yönünden, şampiyonanın ilginç olayları şöyle sıralanabilir:
Geçen mevsim şampiyonluk yaşlı ve dar kadro ile ve direklerden dönen puanlık penaltılara rağmen, sadece bir puanla kaybedilirken, bu durumu hiç transfer yapmama hatasına bağlayanlar çok olmuştu. Bu nedenle ve yanlışı düzeltme telâşıyle, bu mevsim transfere çok erken ve gürültülü girildi ve büyük paralar harcanırken, büyük yanlışlar da yapıldı.
Daha sezon ortasında 3,5 milyon harcanağı ve Cemil Turan’la Ender Gonca’nın mutlaka alınacaklarının ilân edilmesi, futbolcularla görüşürken resimler alınıp yayınlanması Fenerbahçe kulübünde alışılmamış davranışlardı.. Üstelik, İstanbulspor Cemil’i vermemiş, Eskişehirspor da Ender’i Almanya’ya satmıştır. Sönen ümitlerin telâşı içinde, Kayseriden Niyazi Gülseven ve PTT li Cevher Örer’den sonraki yeni girişimlerde Mersinden 915 bine alınan Osman Arpacıoğlu ile beraber 630 bine transfer edilen Muharrem Algıç’ın 4,5 ay cezalı ve Balıkesir’den 350 bine alınan Kâmil Güvenal’ın da menisküs olduğu sonradan anlaşıldı.
OSTOJİÇ’in ilk maçta başarılı görünmesinden telâşlanan Galatasarayla Bursaspor, (bu futbolcunun son bir yıl içinde A takımında milli maç yapmadığını) öne sürüp, transferine itiraz ettiler. Federasyonun da (Yabancı futbolcular yönetmeliği) nde ilk kez titiz davranması, OSTOJİÇ’in 2. başkan Emin Cankurtaran tarafından Belgrad’a götürülüp 22.9.1971 de Meksika’ya karşı oynamasından sonra transferine olanak verdi… Bursaspor bir yana, G.S. nin bu tutumu, F.B. nin geçen yılki davranışıyla karşılaştırıldığında, uyarıcı kabul edilmek gerekir.
Ligin ilk 6 maçında Datcu oynatılmadı. Bu 6 maçtan 4 ünün kaybedildiği, Datcu’nun yer aldığı sonraki 24 maçta ise yalnız bir yenilgi alındığı düşünüldüğünde, mevsim başında işlenen hatanın büyüklüğü anlaşılır.
Fenerbahçe takımı bir çok maçta ruhsuz ve dağınıktı. Bu nedenle de protestolara uğradı. Geri 4 lü çok yumuşak, orta saha ve ileri üçlü de tembel ve pasiftiler. Birkaç maç dışında amaç birliğinden uzak göründüler. ilk devredeki 3-2 lik Bolu yenilgisi bu konuda örnek gösterilebilir. Fenerbahçe 6. kez karşılaştığı bu takımı o güne kadar 5 maçta gol bile yemeden yenmişti. Boluspor’un sürekli tekme sallamasına hakem Ziya Türkdoğan seyirci kalmış, Ostojiç’de: — 16 YILDA YEMEDİĞİM TEKMEYİ BU BİR MAÇTA BOLU’DA YEDİM!., diye basına yakınarak, futbolumuzun bir yarasına parmak basmıştır.
Gerçek şudur:
Yumuşak ve dağınık Fenerbahçe’ye her rakibin arslan kesilmesi bu sezon da etkisini gösterdi. Ancak, ruhlu ve azimli Fenerbahçe her zaman üstün çıkmıştır.. Örneğin, 6 Kasım 1971 de 3-1 lik İstanbulspor, 5 Mart 1972 deki 2-0 Iık Eskişehirspor ve 12 Marttaki 2-1 lik Galatasaray galibiyetleri, güçlü ve sert rakiplere karşı, taraftarları coşturan ruhlu mücadelelerle kazanıldılar., bunlardan özellikle Galatasaray galibiyeti türlü yönden unutulmaz anılarla süslüdür:
Fenerbahçe’nin Bükreş’de ameliyatta olan ERCAN, sakat LEVENT ve cezalı YILMAZ gibi, geri 4 lüsünün 3 uzun boylu elemanından yoksun ve takım kuramaz oluşuna karşı ful ve (KONDİSYONU EN MÜKEMMEL TAKIM) olarak ün yapan GALATASARAY, maçın mutlak favorisi idi. Bu büyük avantaj Galatasaray antrenörü BRİAN BİRCH’e yükseklerden konuşma cesareti vermiş:
(— FENERBAHÇE’DEN ÇEKİNİP KORKMAMA NEDEN YOK. ÇÜNKÜ, TAKIMIMLA ARASINDA BÜYÜK FARK VAR… BEN EZELİ REKABET VE ŞANS DİYE DE BİR ŞEY TANIMAM. NASIL OLSA YENECEĞİZ!…), sözlerini, basın iri puntolarla yayınlamıştır.
İngiliz’in bu tarz ve tonda konuşmaları, olumsuz ve sinirli bir hava yarattı. Bu nedenle, Fenerbahçe’nin takım kuramaz durumu büyük şanssızlık sayılıyordu. Hava da Galatasaray’a gülmüş, 20 saat önce başlayan yağmur, sabah kartipisine çevirmişti. Oldukça iri cüsseli ve (KONDİSYONU EN MÜKEMMEL TAKIM) olan Galatasaray, ufak yapılı, yaşlı ve yorgun Fenerbahçe’yi doğanın da yardımıyle, daha kolay ezecekti.
Doğan Babacan’ın yönettiği ve 39 bin seyircinin merakla izlediği maç Galatasaray saldırısıyla başladı. 3 uzun adamından yoksun oluşundan faydalanılıp, sürekli kanatlardan ve havadan indirilen toplar, kısa boylu ve tecrübesiz Fenerbahçe defansını sarsıyordu. Böyle güç bir anda, 39. dakikadaki kontratakta, Osman, çıkış yapan Yasin üzerinden Fenerbahçe’nin ilk, Ayhan’ın 4 dakika sonraki beraberlik sayısından 16 dakika sonra da, ceza çizgisinden 2. ve galibiyet golünü attı.
Bu tarihsel 12 Mart 1972 galibiyetini Fenerbahçe, rakibinin:

YASİN-EKREM, MUZAFFER, TUNCAY, AYDIN-OLCAY, AYHAN, AHMET-METİN, MEHMET ve UĞUR’dan oluşan kadrosuna karşı:

DATCU-Ş.ÜKRÜ, CEVHER, NEDİM(K), SERKAN-FUAT, OSTOJİÇ, ZİYA-CANAN, OSMAN ve MUHARREM onbiri ile kazandı.

Fenerbahçe’nin örnek bir dinamizm ve taktikle sağladığı bu umulmadık galibiyeti kamuoyu ve basın büyük coşku ile kutlamıştır. İşte, birkaç ilginç örnek:
TERCÜMAN’DA NECMİ TANYOLAÇ: (— … BU UZUN SAVAŞDA “VAR” LARIYLA ÖVÜNEN TARAF, “YOK” LARINA DÖVÜNEN TARAFTAN SİLLEYİ YEDİ, ÇARESİZ… MİSTER BİRCH BİR İNGİLİZ ASİLZADESİ GİBİ, YUKARIDAN BAKTIĞI EZELÎ REKABETLE TANIŞTIĞINA DÜN MEMNUN OLMUŞTUR, HER HALDE. EN BÜYÜK HATASI MAÇIN KAYBEDİLECEĞİNE ASLA İNANMAMIŞ OLMASIDIR.
GALATASARAY, BU GÜVEN DUYGUSUNU, VİTRİNDE IŞILDAYAN ŞAL GİBİ, OMUZLARINDA GEZDİRİRKEN, FENERBAHÇE’NİN HAYSİYETİNE ÇARPMIŞTIR. YILIN EN OTURAKLI TAKIMINI DARMADAĞIN EDEN DE BUDUR. KISACASI, HARP TARİHİNİN ÖNSÖZÜ FENERBAHÇE’NİN BİRCH’E BAĞIRDIĞI SON SÖZ OLMUŞTUR: — SAVAŞLARI “MALZEME” DEĞİL, “İNSAN” KAZANIR..)

HÜRRİYET’DE TALAY ERKER: (— MECBURİYET YÜZÜNDEN “TERSYÜZ OLMUŞ BİR ELBİSE” GİBİ TERTİBİNİ DEĞİŞTİREN FENERBAHÇE, BİR “NAPALM BOMBASI” DEHŞETİYLE PATLADI VE GALATASARAY’I SAHADA İMHA ETTİ.)

İSLÂM ÇUPİ’DEN:
(—… DÜN OSMAN BİRCH’E ŞÖVALYELİK DERSİ VEREN AYAK OLDU. İKİ MANTAR TABANCASI SIKANA BİR MADALYA VERİLEN İMPARATORLUK FERDİNİN GÖĞSÜNDE ŞİMDİ BİR TÜRK NİŞANI VARDIR… NİŞANIN KORDELASINDA ŞÖYLE YAZIYOR:
“FENERBAHÇE’Yİ TANI, FAKAT KIZDIRMA…”)

Maç sonunda uzatılan TRT mikrofonunu eliyle itişinin ekranda gösterilmesi, Birch için, daha kötü not oldu.
Fenerbahçe futbolunun ünlü isimlerinden 40 kez milli Ogün ALTIPARMAK; 7.7.1971 de 4-2 kazanılan şöhretler; 22 kez milli Selim SOYDAN’da 25 Ağustos’ta 3-1 kazanılan Beşiktaş jübile maçıyla futbola veda ettiler.

1972-73 TÜRKİYE LİGİ

Türkiye ligi 1972-73 şampiyonası, yine 10 bölgeden 16 külüp arasında, 9.9.1972 de başladı.
Geçen mevsim Samsun deplasmanından önce ayrılan teknik direktör Sabri Kiraz yerine, Fenerbahçe kulübü, 2 yıl için WALDYR PEREİRA DİDİ yi angaje etmiştir. Brezilya’nın bu eski ünlü futbolcusu RİVER PLATA’dan yeni ayrılmıştı.
Didi, 22 Temmuzda kesilen 3 kurbandan sonra, yardımcısı İlhan Uralgil ile, büyük ümitler vererek göreve başladı.
Yalova, Termal’daki kampa yeni transferler Ankara Demirspor’dan Timuçin Çuğ ile Bursaspor’dan Necati Göçmen de katılmışlar, pazarlık konusu olan Cemil Turan’ı ise İstanbulspor G.S. ya satmıştır. Ancak, Cemil’in, (FENERBAHÇE’DEN BAŞKA TAKIMDA OYNAMAM!..), diye direnmesi ve Genel Sekreter EMÎN CANKURTARAN’ın da büyük gayretleri sonucu, bu milli futbolcu 3.12.1972 den itibaren resmen Fenerbahçeli olmuştur.
Türkiye ligine 10 Eylülde 4-0 lık Adanaspor galibiyetiyle başlayan Fenerbahçe, 30. haftayı, 26.5.1973 de 1-0 lık Samsunspor galibiyetiyle tamamlarken 42 puanla 2. oldu.
Fenerbahçe, 16 galibiyet, 10 beraberlik, 4 yenilgi almış ve 17 ye karşı 42 gol atmıştır. 19 galibiyet, 9 beraberlik, 2 yenilgi alan ve 12 ye karşı da 47 gol atan Galatasaray, 47 puanla 6. kez Türkiye ligi şampiyonu oldu. Eskişehir 36 puanla 3, Beşiktaş da 6. sırada yer aldılar.
Fenerbahçe’nin 25 futbolcu oynattığı ligde
DATCU ile CANAN 27 şer maçla en çok yer alanlardır. Osman da, 20 maç oynamasına karşı 42 golden 16 sını yapmış ve mevsimin gol krallığını kazanmıştır.
Fenerbahçe’nin 30 maçının yer, gün, rakip ve sonuçlan aşağıdadır.

1972-73 sezonu Fenerbahçe için, tatsız ve düş kırıklıkları içinde geçti. Bunun başlıca nedenleri, bazı futbolcularda direniş niteliğindeki aşırı sorumsuzluk, Didi’ye bağlanan büyük güvence ve yönetim kurulunun, en kritik durumlarda bile müdahaleden kaçınmasıdır.
Beykozla 3 Ağustostaki ilk hazırlık maçında takımda adını göremeyen Ziya’nın soyunma odasından; ikinci devre oynayacak Fuat’ın da haftaymda gitmeleri ilk tatsızlık olmuş ve bu 2 tecrübeli milli futbolcu ligin ilk 3 haftasıyla, UEFA kupası maçlarında oynatılmamışlardır.
Ankara’da 4 Nisan 1973 gecesi, 1-0 galibiyete rağmen elenilen Ankaragücü kupa rövanş maçından sonra ve aynı takımla yapılacak lig karşılaşmasından 4 gün önce, Osman, .Levent ve Muharrem’in gece otelden izinsiz çıkmaları olayı, biraz da abartılarak, acı sonuçlar vermiştir. 20 şer bin lira para cezasından ayrı olarak, Levent ile Muharrem’e Fenerbahçe forması bir daha giydirilmemiş, Osman da, Ancak müteakip mevsim tekrar kadroya alınmıştır. Oysa gerek takımı için didinen Levent ve gerekse 16 sayı ile gol krallığında rakipsiz durumdaki Osman, bugüne kadar taraftarların sevgileriyle kucaklanmakta idiler.
İşte, bu 2 üzücü olay, şampiyonlukla beraber, Fenerbahçe toplumunun futbolcularına besledikleri sevgi ve güveni ağır biçimde darbelemiştir. Nitekim, 14 Nisan Göztepe beraberliğinden sonra, takım, saha iç ve dışında, çok ağır protestolara uğradı… Genellikle sporcuları tutup, yöneticileri suçlama eğilimindeki basının, bu çok sert tepkiyi destekler yazılar sıralamaları, havanın ağırlığına ölçüdür. “MİLLİYET” te KAHRAMAN BAPÇUM imzalı ve sayfa boyu (FENERBAHÇE LİGE DE VEDA ETTİ!.) başlıklı yazı, tarafların tepki derecesiyle, takımın durumunu şöyle yansıtıyor:
(…… ve FENERBAHÇE SAHAYI TERK EDİYORDU… KAZANMAMIŞLIĞIN, YA DA KAYBETMİSLİĞİN BOYNU BÜKÜKLÜĞÜ DEĞİLDİ FUTBOLCULARIN OMUZLARINDAKİ.. DAHA FAZLA BİR ŞEYİN, BİR GÖNÜL EZİKLİĞİNİN, BİR TERK EDİLİŞİN ACISI VARDI BU BAŞ EĞİŞTE…. ÇÜNKÜ, 30 BİN SEYİRCİ FENERBAHÇE’NİN FUTBOLCULARINI ÇOK AĞIR SÖZLERLE UĞURLU-YORLARDI.. AĞIRDI, FAZLAYDI, HESAPSIZ VE SINIRSIZDI İTHAMLAR:
— SATILMIŞLAR!.. DİYORLARDI. KANSIZLAR!. DİYORLARDI. PAVYONA!.. DİYORLAR, TEMPO TUTUYORLARDI… VE, FENERBAHÇE FORMASINI TAŞIYANLAR, TARİH BOYUNCA İLK KEZ, FENERBAHÇELİLER TARAFİNDAN BU KADAR AĞİR ŞEKİLDE PROTESTO EDİLİYORLARDI… RASTGELE BİR YUH.. DEĞİLDİ BU… BİLİNÇLİ, NE DEDİĞİNİ BİLEREK VE AÇIK AÇIK YAPILIYORDU BU HAKARETLER.
BU TAKIM, SON 6-7 HAFTADIR, DÜN OYNADIĞINDAN BAŞKA BİR FUTBOL OYNAMAMIŞTI. HAFTALARDANBERİ FUTBOLUN EN KÖTÜSÜNÜ OYNUYORDU, FENERBAHÇE… DÜN DE YARI UYKULU BİR TAKIM KARŞISINDA, MERMİSİZ BİR TABANCA GİBİ, TIK!… TIK!… DEDİLER.)
Görülüyor ki, 1972-73 ün Fenerbahçe takımı her türlü eleştirileri hak etmiştir. Çok güvenilen teknik direktör’ün sadece cezalarda kararlı, sahada etkisiz oluşu, bazı tecrübeli futbolcuların aşırı sorumsuzluklarıyla birleşmiş ve basının diline düşmekten çekinin yönetim kurulunun gerekli müdahelelerden uzak tutumu da, kötü gidişe yeşil ışık olup mutlak bir şampiyonluk kaçırılmıştır. Oysa, başta kaptan NEDİM DOĞAN olarak, ZİYA, FUAT, ERCAN, ŞÜKRÜ, SERKAN gibi tecrübeli futbolcular, biraz feragat, el ve gönül birliğiyle bu kaybı çok kolayca önleyebilirlerdi… Bu, esirgendi!., açıkçası; hoşgörülü ağa’nın alınteriyle edindiği bol un, yağ ve şeker, bilgisi kıt ahçı ve sorumsuz yamaklar elinde harcanıp ziyan edildi ve helva yapılamadı!…
Fenerbahçe’nin 1972-73 ligindeki durumu ve şampiyonluğun kaçırılışı kongre raporunda kısaca şöyle dile getirilmiştir:
(İLK HAZIRLIK MAÇINDAKİ FUAT-ZİYA OLAYINDA TEKNİK DİREKTÖRÜMÜZ DİDİ’NİN ÇOK KATI TUTUMU, SEZON SONUNA DOĞRU ANKARA’DA MEYDANA GELEN OSMAN, LEVENT VE MUHARREM OLAYI GİBİ BİR TAKIM DİSİPLİN BOZUCU, ÜZÜCÜ HAREKETLER GEÇEN YIL ŞAMPİYONLUĞU KAYBETMEMİZİN ÖNEMLİ FAKTÖRLERİ OLMUŞTUR.
LİGİN SON MAÇLARINDA EZELİ RAKİBİMİZİ YAKALAMAK FIRSATLARINI ELE GEÇİRMEMİZE RAĞMEN, TAKIMIMIZIN MORAL VE FİZİK GÜÇLERİNİN YETERSİZLİĞİ BİZİ KAZANABİLECEĞİMİZ BİR ŞAMPİYONLUKTAN ETMİŞTİR.)

1973-74 TÜRKİYE LİGİ VE F.B. NİN 7. TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU

Türkiye ligi 1973-74 şampiyonluğu yine 16 kulüp arasında 8 Eylül’de başlarken, 11 bölge ile en yaygın şeklini almıştır.
Transfer de hararetli geçti. İstanbulspor’dan ALPASLAN ER ATLI, Eintracht Frankfurt’tan Ender Gonca, Uşakspor’dan kaleci Adil Eriş, Altay’dan Mustafa Kaplakaslan ve Belçika’dan Salahaddin Karasu’yu transfer edip, mevsimi kurban keserek açan Fenerbahçe, Kızılcahamamda 10 gün kamp yaptı ve 13 hazırlık maçında başarılı göründü.
Bu maçlardan 8 Ağustosta 3-0 kazanılan Beşiktaş jübile karşılaşmasıyla Nedim Doğan 4 yıldır sürdürdüğü takım kaptanlığını Ziya Şengül’e devrederek futbolu bırakmış, 11 ve 12 Ağustostaki 2-2 lik G.S. ve 3-1 lik Beşiktaş maçlarıyla T.S.Y. kupası 2. kez kazanılmış, Bulgar Slavia’sı 2-0, Yunan şampiyonu PANATHİNAİKOS 4-1 ve 26 Ağustosta da, 18 günde 3. kez olarak, Beşiktaş tekrar 3-0 mağlup edilmiştir.
Görülüyorki, Fenerbahçe takımı geçen mevsim yarattığı kötü ve ağır havayı unutturmak yolundadır. Ancak, 8 Eylülde Samsundaki ilk maçta uğranılan 1-0 lık yenilgi:
(BİR FUTBOLCUNUN BİRKAÇ GÜNDE BU KADAR DEĞİŞECEĞİNE İNANAMIYORUM!.) diye yakınan DİDİ ile bir bölüm futbolcunun yurdumuz lig havasını henüz kavramadıklarına işarettir.. Nitekim, haftalar ilerlerken, Fenerbahçe halâ umulan modern futboldan habersiz, sıkışık oyunlar çıkarıyor, DİDİ ağır eleştirilere uğruyordu.
Takım , 0-0 lık 3 Kasım Vefa maçı öncesi Eyüp Sultana götürülmüş, 8 Kasımda toplanıp Didi’nin yetersizliğinde birleşen yönetim kurulu da, ancak Fikret Arıcan’ı (teknik yardımcı) atamak gibi, sembolik bir karar almıştır. Liderlik G.S., Göztepe ve Beşiktaş arasında el değiştiriyordu.
İlk devrenin 6 Ocak 1974 deki Eskişehirspor maçından önce 1 puan ilerdeki G.S. ve gol averajıyla da Beşiktaş’tan sonra 3. durumdaki Fenerbahçe, Kurban Bayramının 3. gününe rastlayan bu Eskişehirspor maçını, yıllar sonra, tekrar uçurulan Sarı-Lâcivert kurdeleli güvercinler ve 40 bini aşkın seyirci önünde 3-1 kazanınca, 80. dakikadaki 3. gol ile, 15 hafta ve 1350 dakikalık mücadelenin 1340 ıncı dakikasında, G.S. ile Beşiktaş’ı averajla geçip lider oldu. Fenerbahçelilere bayram içinde bayram yaşatan bu tarihsel galibiyeti basın, geniş anlamlar haykıran şu cümle ile belirtmiştir:
(Cemil, Osman, hırs ve arzu Fenerbahçeli lider yaptı…)

İki devre arasında, (ULUSLARARASI BERLİN SALON FUTBOL TURNUVASI) na katılıp finalde penaltılarla 6-5 kaybeden ve Avrupa’nın 6 ünlü takımı arasında 2. olan Fenerbahçe, zor yakaladığı Türkiye ligi liderliğini korumayı başardı ve 43 puanla 7. kez şampiyon oldu.
Fenerbahçe, 15 galibiyet, 13 beraberlik, Samsun ve Eskişehir’de iki yenilgi aldı ve 15 e karşı 39 gol attı. Ayrıca, ligde ençok galip gelip, en az yenilen ve en fazla gol atıp enaz yiyen takımdır.. Cemil ve Osman 30 maçın hepsinde oynamışlar, Cemil 15 golle gol kralı olmuş, Osman da 13 sayı yapmıştır. 13 galibiyet, 14 beraberlik, 3 yenilgi alıp 19 a karşı 34 gol atan Beşiktaş 40 puanla ikinci oldu. Boluspor 39, Eskişehir 36, G.S. da 35 puan aldılar.
Fenerbahçe’nin 30 maçı rakip, gün ve sonuçlarıyla beraber şöyledir:

Fenerbahçe’nin Türkiye liginde rekor olan bu 7. şampiyonluğu kazanmasında Cemil ve Alpaslan gib 2 klas futbolcunun transfer edilişleriyle, Ziya’nın kaptan olduktan sonra tümüyle değişen futbolculuk hüviyetinin etkisi büyüktür. Ziya, bu görevde selefi Nedim Doğandan daha başarılı olmuş ve sorumluluk kavramı içinde iyi yönettiği takımı gerektiğinde de canla başla sürüklemiştir.
Bu 2 faktör Fenerbahçe’yi geçen mevsimin uyuşukluğundan kurtarıp ona ruh ve yenmek azmi aşılarken, kısa paslı, demode sistemin doğurduğu handikap da, en verimli dönemlerindeki Cemil ve Osman’ın golcülük meziyetleriyle büyük ölçüde giderilmiştir. Taraftar kitle, özlemini çektiği böyle dinamik bir Fenerbahçe’yi zevk ve gururla seyretmek için, her maçta statları doldurmuş, gereken sevgi ve desteği çoşku ile göstermişlerdir.
Mevsim başında Beşiktaş’a karşı 18 günde kazanılan 3 er gollü 3 galibiyet, süre bakımından olduğu kadar, etki yönünden de işaretlenmeye değer, 29 Ağustosta Erdoğan Şenay’ın (HAREKÂT DEVAM EDİYOR) başlıklı yazısı, 39.300 seyircinin izlediği 3-0 lık üçüncü Beşiktaş galibiyetinin yarattığı havaya ölçüdür:
(FENERBAHÇE’NİN İNÖNÜ STADINDA KURDUĞU MAÇ KAZANMA HEGEMONYASI BÜTÜN İHTİŞAMIYLE SÜRÜYOR. AKILLI ve ÇABUK ADAMLARIYLA İSTEDlĞİ AN GOLE GİDEBİLME RAHATLIĞINA ERİŞEN EKİBE DUR DİYEBİLMEK GERÇEKTEN ZOR GÖRÜNÜYOR.
Mevsimin en ilginç karşılaşmalarından biri, 3 Mart 1974 deki G.S. maçı oldu. Antrenör Birch ile 3 futbolcusu, Bolu yenilgisinde doğan kavga nedeniyle, tedbirli olarak ceza kurulunda iken, G.S. camiasının seferber olmasıyla, F.B. maçından önce tedbirler kaldırılmış ve Sarı-Kırmızılı takım sahaya, basının deyimiyle, (ELEMAN, FİZİK ve MORAL BAKIMLARINDAN ÜSTÜNLÜĞÜ TARTIŞILMAZ) olarak çıkmıştır. Maçı TV de canlı olarak vereceğinden, Ankarada stüdyo, İstanbulda da İnönü stadında br saat önceden harekete geçen ekipler, Galatasaray’ın bu kesin favorilik havasını, tam bir güven içinde ve yine hatalı sayı ve bilgilerle süsleyerek, seyirciye yansıtıp durdular. Ancak, evdeki pazar bir kez daha çarşıya uymadı. Üstün ve şuurlu Fenerbahçe, kesin favori sayılan ezeli rakibini, Ersoy’Ia Osman’ın golleriyle 2-1 yendi.
Fenerbahçe’nin bu galibiyetini Gündüz Kılıç:
(— İNÖNÜ STADINA FIRLAMIŞ AVRUPA ÇAPINDA BİR TAKIMDI DÜNKÜ MUHTEŞEM FENERBAHÇE… O ŞAHLANAN RUH VE SEYRİNE DOYULMAZ FUTBOLUYLA!..) diye överken, N. TANYOLAÇ da:
(“TARİH” İN F.B.-G.S. REKABETİNDE, ÜZERİNE “İSYAN” PAFTASI ASACAĞI BU MAÇTA FENERBAHÇE’NİN BİR TEK EKSİĞİ “PELE” İDİ.) yorumu ile, Sarı-Lâcivertli takımın yüksek değer ve oyunundaki nefaseti vurguluyor.
Bu sezonun en kalabalık maçı 12 Mayıstaki Göztepe deplasman karşılaşması oldu. 48.838 biletli ile Türkiye seyirci rekoru kırılan bu maçı Cemil ve Osman’ın golleriyle 2-0 kazanıp şampiyonluğu garantileyen Fenerbahçe, “KURULMUŞ BİR MAKİNE GİBİ”, güzel oyunuyla Egelileri ayağa kaldırmış, önce Şampiyon!… Şampiyon!…Daha sonra da Tur!… Tur !… tempolarına yanıt veremeden uçağa yetişmiştir.
Fenerbahçe, şampiyonluk turunu 19 Mayıs 1974 günü İnönü stadındaki Ankaragücü galibiyetinden sonra, 43.902 seyircinin sürekli istek ve staddan ayrılmamaları üzerine, 15 dakika önce güçlükle girebildikleri soyunma odasından geri dönerek attı.
İnönü stadı görmediği görkemli bir gün yaşadı. her taraf Sarı-Lâcivertti. Çıkış tüneli önünde (ŞAMPİYON FENERBAHÇEYE SEVGİLERLE) yazılı… bol bol övücü dövizler, yüzlerce bayrak, flama, öbek öbek balonlar. Tribünlerden yağan yüzlerce buket, yığınlarla çiçek, konfeti ve serpanten. Sürekli gösteriler arasında eksilmeyen Şampiyon!.. Şampiyon!., tempoları. Değil yalnız Türkiye’de, belki Avrupada görülmemiş bir şampiyonluk tur ve kutlaması yaşandı..

Didi, (EN MUTLU, EN BÜYÜK GÜNÜM!.) diyordu. (FUTBOLCULUĞUMDA ÇOK ŞAMPİYONLUK GÖRDÜM AMA, ANTRENÖR OLARAK BU İLK ŞAMPİYONLUĞUM… BÖYLE GÖRKEMLİ BİR ŞAMPİYONLUK GÜNÜ BREZİLYADA BİLE GÖRÜLMEZ… BİZ DÜNYA ŞAMPİYONLUKLARINI KAZANDIĞIMIZDA BİLE BÖYLE KUTLANMAMIŞTIK. FENERBAHÇELİ SEYİRCİNİN DÜNYADA EŞİ YOKTUR!..) diyordu.

3 değerli spor yazarı; günü, gazetelerinde şöyle yorumladılar:

NAMIK SEVİK: (FENERBAHÇE LİG ŞAMPİYONLUĞUNU TARAFTARLARININ KORKUNÇ TEZAHÜRATI VE ÇİÇEK YAĞMURU ALTINDA KUTLADI. HER ZAMAN SÖYLÜYORUZ: DÜNYADA FENERBAHÇE KADAR SEVİLEN TAKIM AZDIR, DİYE. EVET, GERÇEK BU..)

NECMİ TANYOLAÇ: (BİR TAKIM KAÇ YILDA ŞAMPİYON OLUR. BUNU BİLMEK ZOR DEĞİLDİR.. AMA, BİR TAKIMA DÜNKÜ GİBİ İNANILMAZ, DÜNKÜ GİBİ ANLATILMAZ BİR ŞAMPİYONLUK GÜNÜ KAÇ YILDA BİR YAPILIR?.. BUNU DA TANRI BİLİR…)

İSLÂM ÇUPİ: (3 YILIN ŞAMPİYONLUĞU SANKİ 3 BİN YILLIK MUTLULUK ŞEKLİNDE KUTLANDI… DÜN, ANALAR GÜNÜ DEĞİL, FENERBAHÇE GÜNÜ YAŞANDI… BU, BİR GERÇEĞİ DAHA ANLATIYORDU:
ŞAMPİYON OLMAK MÜMKÜN… FAKAT, FENERBAHÇE OLMAK İMKÂNSIZ!…)

1974-75 TÜRKİYE LİGİ VE F.B. NİN 8. TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU

Türkiye liginin 1974-75 birinciliği, geçen mevsim sonunda küme düşen Vefa ile Mersin İdman Yurdu yerlerine, 2. lig grup şampiyonları Trabzonspor ve Zonguldakspor’un katılmalarıyla, 16 kulüp arasında 7 Eylülde başlarken, 12 bölge ile de en yaygın mevsimini yaşıyordu.
Futbolu bırakan Şükrü Birant, Fuat Saner, Datcu ve İngiltere’ye menejerlik kursunu yollanan Ercan Aktuna’ya karşı, Fenerbahçe, Bolu’dan Aydın Çelik, Ankaragücünden Zafer Göncüler, Giresundan Rüçhan Dağdeviren, Sarıyer’den de Emin İlhan’la Eyüp Odabaşı’yı transfer etti ve mevsimi 10 Temmuzda yeni antrenörler Basri Dirimlili ve Necdet Niş’le açtı.
800 Dolar (11.200 lira) aylık, döşeli daire, prim ve 150 bin lira şampiyonluk ödülüyle sözleşmesi bir yıl uzatılan Didi, gittiği İtalya’dan, (Kıbrıs Barış Harekatı) nedeniyle uçak bulamayıp, ancak 26 Temmuzda dönebildiğinden, açılışla birer haftalık K.Hamam ve Bolu kamplarında yoktu.
Yapılan 15 hazırlık maçında, finalde Galatasaray’ı 1-0 yenip, (SİLAHLI KUVVETLER KUPASI) nı, İzmir de Altay ve Beşiktaş’ı yenerek (ZAFER KUPASI) nı kazanan Fenerbahçe, ilk kez SİVAS ve DİYARBAKIRa gitmiş, 2. kez gittiği Tahran’da İRAN milli takımına 3-0, İstanbul’da Romanya milli takımına 1-0 yenilip, Rumen kupa şampiyonu VİLCEA ile Bükreş DİNAMO’sunu 2-0 ve 1-0 mağlup etmiştir.
Bu hazırlık maçlarında göz dolduran Fenerbahçe, lige, 8 Eylülde Ender Gonca’nın golüyle kazandığı Trabzon deplasmanıyla başladı ve ilk devreyi Galatasaray’ın 4 puan gerisinde 21 puanla 2. kapadıktan sonra, 30. haftayı, 1 Haziran 1975 de, onun 5 puan önünde, 43 puanla ve 8. kez şampiyon olarak tamamladı. Eskişehirspor 35 puanla 3 üncü, Adanaspor’la Beşiktaş’da 33 er le 4. ve 5. oldular.
Fenerbahçe, 30 maçta 15 galibiyet, 13 beraberlik ve 2 yenilgi almış ve 18 e karşı 43 gol atmıştır. Ligin en az yenilen ve ençok gol atan takımıdır.
16 galibiyet, 6 beraberlik, 8 yenilgi alan Galatasaray 38 puanla ikinci olurken 24 e karşı 36 gol attı.
Fenerbahçe’nin 18 kişilik kadrosundan Zafer 30 maçın tamamında yer almış, Osman 11, Cemil de 10 gol atmıştır.
Fenerbahçe’nin 8. şampiyonluğu olan 1974-75 Türkiye ligindeki 30 maçının rakip, gün ve sonuçları aşağıdadır:

İlk 4 maçta puan kaybetmemekle lige başarılı başlayan Fenerbahçe takımı, Luxemburg şampiyonunu eleyerek yükseldiği Avrupa Şampiyon Kulüpler 2. turundaki Polonya maçları sırasında formdan düşmüş ve liderliği 9. hafta G.S. ya kaptırmıştır.
Bu ünvanı, 18. haftadaki Altay galibiyetiyle tekrar elde eden Fenerbahçe, özellikle deplasmanlardaki gayret ve başarısıyle yerini korumuş, ayrıca:
(AVRUPA LİGLERİNİN DEPLASMANDA YENİLMEYEN YEGANE KULÜBÜ), olarak uluslararası ün sağlamayı ve sık sık adından söz ettirmeyi de başarmıştır. 13 deplasmanda 7 galibiyet, 6 beraberlik ve 4 e karşı 15 gollük bir bilanço ile, Fenerbahçe Türkiye liginde bir rekorun sahibi oldu.
Adanasporla 6 Ekim 1974 deki 1-1 lik maçta burun kemiği ezilen Yılmaz Şen’in, 86. dakikada beraberlik golünü atması, unutulmaz bir kulüpseverlik örneğidir.
Ezeli rakiplerin 23 Mart 1975 deki karşılaşmaları, (Yılın maçı) olarak nitelendi. TV den canlı yayınlanan ve yılın şampiyonluk düğümünü çözen bu maçı, 87. dakikada Aydın Çelik’in sağ çaprazdan Yasin’e attığı güzel golle, Fenerbahçe kazandı.
Basın ve ajanslar sezon içinde yabancı Kaynakların 2 ilginç bilgisini yayınladılar:
Ağustosta yayınlanan birincisinde, Fenerbahçe’nin Türkiye’nin en popüler ve 20 milyon lira (yaklaşık 1,5 milyon Amerikan Doları) değerle dünyanın en pahalı 20 futbol takımı arasında yer almıştır.
Ocak 1975 deki ikincisinde ise, yine Fenerbahçe, dünyanın en çok hasılat sağlayan takımları arasında, 520 bin lira ile 13. durumdaki BENFİCA’dan sonra, her maçta ortalama yarım milyon lira (yaklaşık 36 bin dolar) ile 14. dür. Bu iki istatistikde Türk kulübü olarak yalnız Fenerbahçe’nin adı vardır.
Fenerbahçe, şampiyonluğu, geçen yıl gibi, İzmirde 28. haftanın 1-1 lik Göztepe maçında ve 5 puanla garantiledi. Ancak, yine uçağa yetişebilmek için, TUR!.. TUR!., dileklerini cevapsız bırakmak zorunda kaldı.
Bu tur, bir hafta sonra sahaya, Yeşil-Beyaz, (ŞAMPİYONU KUTLARIZ.) döviziyle çıkan GİRESUNSPOR galibiyetinden sonra da atılamadı.
İnönü stadı Fenerbahçe renklerine bürünmüştü. Kapalı tribün çatısından Sarı-Lâcivert renkli kocaman ŞAMPİYON F .B. dövizi sarkıyor, bütün tribünler halka halka uzayıp stadı çevreliyen çiçek kümeleriyle süslenmiş bulunuyordu. Fenerbahçe’yi öven dövizlerin haddi hesabı yoktu.
Takım, geçen yıl gibi, üzerine çiçeklerden: ŞAMPİYON FENERBAHÇEYE SEVGİLER yazılı, yine çiçeklerden yapılmış bir takın altından, ellerinde buketler, boyunlarında çiçeklerden kolyelerle sahaya çıkarken yer yerinden oynamış, tribünlerden yığınlarla çiçek yağmıştır…. Bu kadar çok çiçek nereden ve nasıl getirilmişti!…

Bütün sezon başarılı olan Alpaslanın golüyle kazanılan bu Giresunspor maçından sonra Talât Tokat’ın bitiş düdüğüyle saha bir anda doldu. Havalara kaldırılan futbolcuların tur atmaları imkânsızlaştı. Sezon başında konan TERCÜMAN ve MİLLİYET kupaları soyunma odasında verildi.
Bu mevsim de en çok seyirci ve hasılatı, G.S. dan % 36, Beşiktaşdan da % 55 fazla olarak Fenerbahçe topladı. Her maçına 27.765 biletli 560 bin lira (40 bin dolar) ödedi.
Senenin en büyük hasılatı 19 Ekimde 2-0 galibiyetten 2-2 beraberliğe düşülen Boluspor maçında 42.254 seyircinin ödediği 931 bin lira (67 bin dolar) dır.

1975-76 TÜRKİYE LİGİ

Türkiye ligi 1975-76 şampiyonası yine 12 bölgeden 16 kulüp arasında 6 Eylül 1975 de başladı. Basma göre, 16 kulübün 40 milyon lirayı aşan transfer harcamalarında Fenerbahçe 8 milyonla bu yıl baş sırayı tuttu.
Ayrılan Mustafa Kaplakaslan, Rüçhan ve Adanaspor’a kiralanan Onur’a karşı; G.S. amatör Engin Verel, Adana’dan eski F.B. li Raşit Karasu, Şekerspor’dan Sabahaddin ERBOĞA, Mersin’den Nevruz Şerif, Eskişehirspor’dan Ömer Kaner ve Yenal Kaçıra alındılar.
Fenerbahçe, 19 u bulan kadrosuyla mevsimi 14 Temmuzda açtı. Sözleşmesi bir yıl daha uzatılan Didi Brezilya da tatilde olduğundan, antrenör Necdet Niş nezaretinde 12 günlük Bolu kampından dönünce, 13 hazırlık maçı yaptı. Bunlardan 3 ü, 3 büyük kulüp kaptanlarının jübile maçlarıdır.
Beşiktaş kaptanı SANLI SARIALİOĞLU nun jübile maçında Beşiktaş’ı 2-1 yendi.
Kaptan Ziya Şengül’ün jübile maçında Trabzonspor’a 2-0 yenildikten sonra; yine Trabzonspor’u 1-0, G.S. yı 3-1, Beşiktaş’ı da 2-0 yenerek Türkiye Spor Yazarları Kupasını 3. kez kazandı.
Galatasaray kaptanı MUZAFFER SİPAHİOĞLU’nun jübile maçında G.S. ı tekrar 4-3 yenen, İzmir’de 31 Ağustos’da Beşiktaş’ı bir kez daha ve 4-0 yenerek bu yılın da (ZAFER KUPASI) nı kazanan Fenerbahçe’nin, bu sürekli başarılarla, üstüste 3. kez şampiyonluğu kazanacağı görüşü egemendi. Bu kesin inanca basından da örnekler vermek kolaydır;
9 Ağustostaki 3-1 lik G.S. maçından sonra, “HÜRRİYET” de ERDOĞAN ŞENAY’DAN:
(SARI-LÂCİVERTLİ TAKIM ENGİN VE CEMİL GİBİ 2 SÜPER KANADI TAKMIŞ UÇUYORDU. UÇTUKÇA SEYİRCİSİNİ DE HAVALANDIRIYOR. GÖZ VE GÖNÜLLERİ FUTBOLUN GERÇEKLERİYLE DOYURUYORDU, EN BÜYÜK YANI HER HATTIYLA YAŞADIĞI CİDDİYETİ İDİ.)
16 Ağustos’da 2-0 lık Beşiktaş galibiyetinden sonra, SAMIM VAR’ın HÜRRİYET’de “LÂF YOK..” başlıklı yazısından:
(HİÇ MÜNAKAŞAYA LÜZUM YOK, FENERBAHÇE BU SENE RAHAT ŞAMPİYON OLUR…. FENERBAHÇE BU ELEMANLARIYLA MEMLEKETİMİZİN SON SENELERDEKİ EN İYİ KADROSUNA SAHİP OLMUŞTUR.)
Bu hava ile lige giren Fenerbahçe, ilk devreyi Trabzonsporun bir puan önünde 21 sayı ile lider, 2. devre ise, ümitler hayal olarak, 40 puanla ikinci bitirdi.
Trabzonspor 17 galibiyet, 9 beraberlik, 4 yenilgi ve 14 e karşı 36 gol ve 43 puanla ilk kez şampiyon, G.S. 37 ile 3., Beşiktaş da 27 puanla 11 inci oldular.
Fenerbahçe30maçın 14ünü kazanmış, isinde berabere kalmış, 2 kez Galatasaray’a, birer kez de Adana Demirspor ve Trabzonspor’a yenilip, 18 e karşı 40 gol atmıştır. Yalnız yeni kaptan Cemil Turan 30 maçın hepsine katıldı. Attığı 18 golle de yılın gol kralı oldu.
Fenerbahçe’nin 30 maçının rakip, gün ve sonuçları aşağıdadır:

Fenerbahçe’nin 1975-76 şampiyonluğunu kaybedişi, kendisine çok pahalıya mal olan acı bir gaflet anısıdır. Avucunun içindeki üstüste 3. şampiyonluğu kaçırmakla kalmamış, ortaya, NORMAL MÜCADELE OLANAĞINDAN OLDUKÇA UZAK YENİ RAKİPLER ÇIKARMA ÇIĞIRI AÇMIŞTIR. Bu büyük gafletin öyküsü şöyle özetlenebilir:
Fenerbahçe futboluna 39 ayda umulanı veremiyen Didi, 17 Eylül 1975 Lizbon yenilgisinden sonra istifa ettirilmiş ve yerine Gegiç getirilmiştir.. Açılması söz konusu olan, (FENERBAHÇE FUTBOL OKULU) nun direktörü Gegiç’ten, olumsuz 1966-67 deneyinden sonra, büyük başarı beklenmiyordu. Ancak, (BU GÜÇLÜ KADROYU KİM OLSA ŞAMPİYONLUĞA GÖTÜRÜR) görüşü egemendi.
TRABZONSPOR’LA EL DEĞİŞTİREN LİDERLİK, 7. haftadan itibaren Fenerbahçe’de kaldı. Hatta, 12. haftanın 14 Aralıktaki 3-1 lik G.S. yenilgisine kadar… Bu yenilgi ilk büyük gaf, hatta rakibe bir ikram oldu. G.S. lı B.Mehmet ve Fatih’le beraber, maçtan 4 gece önce gece kulübünde görülen kaleci Adil ile Alpaslan’a, Gegiç’in raporu üzerine verilen 10 ar bin lira ile birer maçtan men cezasından ikincisi doğrudan doğruya Fenerbahçe’ye idi. Nitekim, doldurulamayan bu iki gedikten 3 gol yendi. Hem de biri, (CEZA BÖYLE OLMAZ!..) der gibi, Fatih’ten!..
Fenerbahçe takımı, biraz dikkatle, 4-5 puan fark yapılması mümkün ve gereken ilk devreyi sadece 1 puan önde bitirirken, çalan tehlike çanlarına kayıtsız gibi idi. Bununla beraber, Eskişehir’in Trabzonsporu yenmesiyle, Adana Demirspor deplasmanına 3 puanlık avantajla gitmiştir…
İşte, 28 Mart 1976 da, ligin 22 inci haftasında kaybedilen, daha doğrusu, kazanılmışken rakibe ikram olunan bu maçla şampiyonluk da elden gitti. İlk devresi 2-0 önde kapanan maçın 2. devre başlarında Alpaslanla Adil’in, aralarındaki ağız dalaşması önce 2-2 lik beraberliği, sonra da penaltıyı avuta gönderen libero Alpaslan’ın, sorumsuzca ileri çıkışıyla yenen 3. gol de, yenilgiyi doğurmuştur. Bu anormal yenilgi, 26 Mayıs 1974 danberi, 672 gün ve 23 deplaslman maçında ilktir ve Fenerbahçe’nin, 2 yıl süren (AVRUPA LİGLERİNİN DEPLASMANDA YENİLMEYEN YEGANE TAKIMI) ünvanını alıp götürürken, bir hafta sonraki Trabzon deplasmanı için de rakibe umut vermiş ve şampiyonluğu tehlikeye itmiştir.
Fenerbahçe, 4 Nisan 1976 da Trabzonda, (UZUN VADELİ TERTİP) deyimini kullandıracak tarzda, bir takım olaylar sonucu yenildi… Önce, otel çevresinde sabahlara kadar patlayan silahlar, yapılan taşkın gürültülerle Fenerbahçelilere bir (İŞKENCE GECESİ) geçirtildi.. Sonra, 60. dakikada yenen gole, Cemil’in 73. dakikada iki rakibi geçip attığı mükemmel beraberlik golü sayılmadı. TV de milyonların hayranlıkla izlediği bu golü beğenmeyen tek kişi, nedense, Orhan Cebe olmuş ve golü iptal etmesi hayret ve dehşetle izlenmiştir. Bu, gerçekten de öyle bir iptaldi ki, basın (GADDARCA) sözüyle niteledi….
Bu durumu biraz deşmek gerekecek:
Gerçi, spor ve dürüstlükle asla bağdaşmaz bu iki olay, bir şampiyonluğun el değiştirmesine neden olmuş ve Türk futbolunun da yönetim ilkelliğini kanıtlayan utandırıcı bir anı olarak futbol tarihimize geçmiştir. Ancak, bu çirkinliklerin daha acı tarafı, bir özlemin nihayet giderilmesi sonucunu doğurmuş ve genişçe bir spor çevresini sevindirmiş olmasıdır.
Bu özlem, futbolda, (İSTANBUL HEGEMONYASININ YIKILMASI!) idi. Ve bazı Federasyon Başkanlarından kaynaklanmış bulunuyordu. Sonraları politik nedenler ve yanlış görüşlerle Gençlik ve Spor Bakanlığı’na kadar uzanan ve gönüllerden taşıp, sakız gibi ağızlarda dolaşmaya başlayan bu özlem, nihayet Adana’da olgunlaştı, Trabzonda da gerçekleşti…
Fenerbahçe’yi yenebilmek bütün kulüpler için her zaman en büyük başarı ve şeref sayılmıştır. En yüklü primler bu maçlarda vaadedilir, rakipler Fenerbahçe’ye bilenmiş çıkıp bütün güçlerini harcarlar. Bunlar malûm!.. Ancak, hakemlerin çevreden etkilenmeleri, İstanbul kulüpleri ve özellikle Fenerbahçe için büyük handikap olarak yaşanıyor. Bu talihsiz durum ne zaman son bulacak?!….
İstanbul takımlarının birbirlerini çelmelemelerinin olumsuz etkisi de küçümsenemez. Bu mevsim Fenerbahçe’den 4 puan alan Galatasaray’ın Trabzonspor’a, 2 kez yenilip, 4 puan vermesi, 3 puanla kaybedilen şampiyonluğun kaderini değiştirmeye yetmiş olması bakımından kayda değer.
Kesin şampiyonluk ümitleriyle girilen, ancak idari gaflet ve yanlışlar ve dış etkenlerle kaybedilerek, (büyük reform) vaadleriyle 22 Şubat 1976 da yönetime geçen pasif yönetim kurulunu 3 ayda istifaya zorlayan, 1975-76 liginde, en büyük suçun yine de futbolcularda olduğu bir gerçektir.
Takım birçok maçta başsız, ruhsuz ve inançsızdı. Yaş ortalamasının bu mevsim 28 den 23 e indirilmiş olmasına karşın, gereken ve beklenen azimle mücadeleden uzak kaldı. Adeta, çeşitli rakip çevrelere amaçlarında yardımcı oldu.
Sporda yenilmek de vardır ve normaldir. Ancak, önce kazanmak için gereken çabayı harcamak şarttır. Bu yapılmadı mı yenilgi suç olur. Bu nedenle, her yönden tatmin olmuş sporcuların, haftada 90 dakikayı aşmayan bir görevde, gösterdikleri sorumsuzluk ve duyarsızlık, yakışıksız pozların, suçlamalarla, basında yer alması, taraftarı kahredip, ağır protesto ve tartaklamaların nedenleri olmuş, son maçlardaki tenha tribünler ise hasılatta Fenerbahçe’yi bu mevsim Galatasarayın altına düşürmüştür. Bu nedenle, kulüplerinin şanlı ve onurlu geçmiş ve kişiliğine ters düşen, hatta kendi prestijlerini bile düşünmekten uzak tutumdaki 1975-76 kadrosunu, bir iki istisnasıyla, Fenerbahçe futbolunda suçlu bir kadro olarak anılmaya müstahak saymak zorunludur.

1976-77 TÜRKİYE LİGİ

Lig, yine 12 bölgeden 16 kulüp arasında 5.9.1976 da başladı. Kulüplerin isteklerine uyan Belediye, maç fiyatlarını 5 er lira yükselterek 20, 35 ve 45 liraya çıkarmıştır.
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın önemli hiç bir transfer yapmamalarına karşın, Beşiktaş bu yıl da birkaç milli futbolcu aldı.
Fenerbahçe kulübünün 12 Milyon lira borçlu olması, 4 Temmuzda olağanüstü kongre ile seçilen yönetim kuruluna transfer yapma cesareti vermemiştir. Sadece genç takımdan yetişen Önder Mustafaoğlu Adanaspor’dan, Onur da kiralandığı Adana Demirspor’dan geri alınmıştır. Buna karşı, Raşit Karasu tekrar Adana Demirspor’a dönerken, Salahaddin Karasu da aynı kulübe gitti.
Gegiç’in sözleşmesi yenilenmediğinden, mevsim kaleci Datçu’nun nezaretinde 14 Temmuzda açılmış ve lig öncesi 11 hazırlık maçı yapılmıştır. Beşiktaş, Trabzonspor ve Adanaspor’un katıldığı T.S.Y. Kupasını kazanan Fenerbahçe, 16 Ağustosla özel ve 27 Ağustosta da kaleci Yasin’in jübile maçında Galatasaray’ı 2-1 sonuçlarla ve 31 Ağustostaki Yılmaz Şen’in jübile maçında da Bursaspor’u 4-2 yendi.
Ancak, sezon başlarında başarılı maçlar çıkaran Fenerbahçe’nin, çok kez, ligle beraber kösteklemeye başladığı görülür. Üstüste maçlar takımı yormakta, lig havasının değişikliği de etkili olmaktadır. Bu mevsim de öyle oldu. Lige 5 Eylülde 3-0 lık Giresunspor galibiyetiyle başlayan Fenerbahçe Macar VİDEOTON maçlarıyla UEFA kupasından averajla elendikten sonra, ümit vermeyen futboluyla, ilk devresini 18 puanla 4. bitirdiği ligi, 2. kez ve 43 puanla şampiyon olan Trabzonspor’un ardından, 39 puanla 2. bitirdi. Altay 35 puanla 3 üncü, Beşiktaşla Galatasaray 33 er puanla 4. ve 5. oldular.
Fenerbahçe, 1976-77 liginde en az yenilen ve en çok berabere kalan takımdır. Trabzon’un 5 yenilgi ve 7 beraberliğine karşı 3 yenilgi ve 15 beraberlik almıştır. Averajı da 41/12 ye karşı 31/17 dir. 24 kişilik kadrodan Alpaslan 30 maçın hepsinde yer almış, 31 golden 14 ünü kaptan Cemil kaydetmiştir.
Fenerbahçe’nin 1976-77 mevsimi Türkiye ligindeki 15 rakibi ve bunlar karşısında aldığı sonuçlar aşağıdadır:

İlk haftanın Giresunspor maçına 38 bin seyirci gelmişken, 4. hafta Göztepe maçını 15 bin kişinin izlemesi taraftarın çok erken ümitsizliğe düşüşüne kanıttır.
17 Ekimdeki F.B.-G.S. ve Mersin-Trabzonspor maçları, G.S. ile Trabzon’un 20 Ekimde kendi sahalarında yapacakları Avrupa maçlarından ötürü, ertelendiler, oysa, 25 Eylülde Fenerbahçe kulübünün Zonguldak deplasmanının ertelenmesi isteği red edilmiş ve San-Lâcivertli takım Macaristan deplasmanını, 5 futbolcusu Sofya milli maçından otobüsle döner dönmez, yine otobüsle yaptığı yorucu Zonguldak deplasmanından sadece 3 gün sonra oynamaya mecbur bırakılmıştır. Tutumu böyle sorumsuz olan Hasan Polat Federasyonunun Kasım ayında istifa ettirilmesi, çok gerileyen Türk futbolunun, hiç olmazsa, keyfi davranışlardan kurtulacağı umuduyla, olumlu bir hareketti.
Ekim ayında Belgrad’a giden 2. başkan Yüksel Günay, daha önce de Türkiye’de çalışan Partizanlı TOMÎS KALOPEROVİÇ’i 2 yıl için, Fenerbahçe’ye teknik direktör olarak angaje etti.
Ligin 10. haftasında 5. durumda iken, Ankara karması’nı 1-0, G.S. ıda 6-1 yenip, (VAN DEPREM KUPASI) nı kazanan Fenerbahçe moral de kazandı.. Kupayı yeni Federasyon Başkanı Füruzan Tekil’den alan takım, Ankara’dan İzmir’e gidip, İstanbulda kupada berabere kaldığı Altay’ı elemiş, ligde Orduspor’u yenmiş, Trabzon’un da Eskişehir ve Giresun’a yenilmesiyle 7 puan fark 3 e inmiştir. Bu durum, Trabzon deplasmanı arefesinde Fenerbahçe için yine de bir ümit ışığı idi. Ancak kötü rastlantılar ona en çetin rakiptir. Yine öyle oldu:
24 Aralık Cuma günü Esenboğa’da bir İzmir uçağı için, (PİLOTLARI İÇKİLİDİR!..) ihbarı üzerine, bütün THY pilotları ilk kez direnişe geçmişlerdir.
Fenerbahçe takımı Ankara’da bir gün bekledi. Trabzonspor’un maçın bir gün ertelenmesini red etmesi üzerine, büyük bir hata ve basının deyimiyle:
(HAYATİ BİR MAÇ İÇİN OTOBÜSLE 14 SAATLİK ÇİLELİ BİR YOLCULUĞA) çıktı ve maç günü 4 de Trabzon’a vardı. Kötü rastlantı ile hata ve gafletin işbirliği etmeleri 3-0 lık yenilgi doğurmuştur.
Ligin en dikkate değer olayı, Fenerbahçe takımında bu yıl da süren sorumsuzluk ve ruhsuzluktur. Sadece 31 gol atması da gol kısırlığının kanıtı oldu. İlk haftaların tereddüt havası geçip bu takımın şampiyon olamayacağı anlaşılınca, taraftar kadere boyun eğmiş ve hiç bir tepki göstermemiştir. Zaten eski kulüplerinde, savaşır gibi, mücadele edenlerin Fenerbahçe’ye girdikten sonra koşmamaları, ve mücadeleden kaçınmaları, son yıllarda, idari ve teknik alan/ardaki zaaf sonucu, moda olan garipliklerdendir.
Ligin 17. haftası olan 20 Şubat 1977 de, son bir ümitle 1.010.395 lira ödeyen 37.154 biletlinin doldurduğu İnönü stadındaki Eskişehir rövanşında tek bir şut atılmadan golsüz berabere kalınması üzerine, “HÜRRİYET” gazetesinde, (HAYAL-İ FENER) Başlıklı, yazı, Fenerbahçe’nin bu mevsim kadrosunun bir çok maçı için aydınlatıcı sayılabilir:
(…..FENERBAHÇE LİGDE ENAZ OYUNCU İLE, HER MAÇTA 2-3 FUTBOLCU İLE OYNAYAN TAKIM OLDU, ARTIK. SIRTINA O ŞEREFLİ FORMAYI GEÇİRİP SAHADA HAYAL-İ FENER GİBİ DOLAŞANLARA AYIP… TRİBÜNLERDE ÜZÜNTÜDEN KAHROLAN FENERBAHÇELİLERE İSE YAZIK!…)
Fenerbahçeli futbolcuların 28 mart 1976 da Adanadaki Demirspor yenilgisiyle su yüzüne çıkan ve gözlere batarak sürüp gelen sorumsuzluk ve duyarsızlıkları yalnız 2 şampiyonluğa mal olmakla kalmadı, külübü tehlikeli bir duruma itti. 12 milyon lira borçlu kulüp seyircisinden de olmuş, mali zorluk son hadde varmıştır.
Bu durumda Fenerbahçe’nin kaderini yenilmeye alışmış ve hakaretlere şerbetli olanlara bırakmakta devam etmenin ihanet olacağı görüşü egemen olmuştur. Mevsim sonunda bazı futbolcuların: (EVET SUÇLUYUZ. GÖREVİMİZİ YAPMADIK. AMA, KALIRSAK BUNU TELÂFİ EDERİZ!..) şeklinde konuşmaları, utandırıcı bir itiraf olarak basında yer aldı ve bir temizliğin ne kadar zorunlu olduğunu kanıtladı. Bir gerçektir ki, son birkaç yılın kadrosunda bir Şeref, bir Ogün ve kaptanlık dönemindeki Ziya gibi şahlandırıcı ve sürükleyici elemanın olmayışı F.B. ye bir kaç şampiyonluğa mal olmuştur.

1977-78 TÜRKİYE LİGİ ve F.B. NİN 9. TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU

Birinci Türkiye ligi 1977-78 mevsiminde 20. yılını yaşadı. Ve 27 Ağustosta 16 kulüp arasında başlarken, 13 bölge ile en yaygın şeklini de aldı.
Türkiye ligi 20 yıl aksaksız olarak şampiyonlarını çıkarmakla futbol tarihimizin en düzenli organizasyonu oldu. Bununla beraber yayıldığı ölçüde futbol klasının düştüğü de bir gerçektir. Bu nedenle, ay-yıldızlı takımın son yıllarda aldığı kötü sonuçlarFutbol Federasyonunu bunalıma itmiş ve Hasan Polat Federasyonunu, son bir mevsim içinde, Füruzan Tekil, Sabahaddin Erman, Dr. İbrahim İskeçe, Sahir Gürkan ve nihayet Güngör Sayarı Federasyonları izlemiştir. Ancak, çözüm yolunun şahıslarla değil, temel sorunlarda aranması gerektiği bir gerçektir.
Resmi kayıtlara göre, 16 kulüp bu mevsim transfere 14 milyon 290 bin lira harcarken tutumlu bir yola girdiklerini gösterdiler. F.B. 2.828.000, G.S. 2:625.000, Beşiktaş 1.900.000, Trabzonspor da birbuçuk milyon lira harcadılar.
Geçen yıl transfer yapmayan Fenerbahçe, mevsim sonunda Adil, Sabahattin, Nevruz, Ersoy, Ender, Ömer ve Osman’ı satmış, bunlara karşı Belgrad’ın Partizan kulübünden kaleci İVANÇEVİÇ ile ANTİÇ’i, Eskişehir’den kaleci Fuat Güngör ile eski futbolcusu Çoşkun Demirbakan’ı, Orduspor’dan Tuna Güneysu ve Galatasaray’dan Şevki Şenlen ile, Başta Bahri Kaya olarak, birkaç amatör transfer etmiştir. Böylece, takım temelden yenilenmiştir.
Yeni kadro hazırlığını Kaleperoviç nezaretinde, 13-31 Temmuz arası, Yugoslavyada PİROT kasabasında yaptı ve bu arada birer Yugoslav, Bulgar ve İspanyol takımlarıyla katıldığ 4 lü, (Mareşal TİTO Kupası) nda ikinci oldu. İstanbulda da Rumen milli takım adayları ve Galatasaray’ı 2-1 sonuçlarla yendi.
Fiyatların yeniden arttırılıp 30, 50 ve 75 liraya çıkarıldığı lige 27 Ağustos da 1 milyon 40 bin lira ödeyen 39 bin seyirci önünde, Samsunspor’u 2-1 yenerek başlayan Fenerbahçe, ilk devreyi 2. Trabzonspor’un 2 puan önünde olarak, 33 le lider bitirmiş, 2. devre aynı rakibini 1 puan geçip 42 puanla ve 9. kez şampiyon olmuştur. G.S. 38 puanla üçüncü, Adanaspor 4 üncü, Beşiktaş da 5. oldular.
Fenerbahçe, 17 galibiyet, 8 beraberlik ve 5 yenilgi alıp, Galatasaray’la beraber enaz yenildiği ligde 24 e karşı 48 gol atarken, ligin en golcü takımı olmuş ve 22 futbolcu içinde 30 maçın hepsine katılan kaptan Cemil, ayrıca, 17 sayı ile mevsimin gol krallığını kazanmıştır.
Aşağıdaki tablo, Fenerbahçe’nin 9. kez kazandığı Türkiye ligi şampiyonluğunda, 15 rakibiyle 30 maçta aldığı sonuçları gösterir:

Ligin önemli olaylarını şöyle sıralamak mümkündür:
Son 2 yılda bedavadan kaybedilen şampiyonluk ve düşülen ikincilikler Fenerbahçe taraftarlarını küstürmüş ve şampiyonluk artık zorunlu olmuştu. O kadar ki, Fenerbahçe kulübü, 2 Ekim Galatasaray maçını kazanmak için, 28 Eylüldeki UEFA kupası maçını feda etmiştir. Hatta, hasılattan kaybı da göze almış ve ASTON-VİLLA maçına yedeklerle çıkacağını önceden ilân etmek dürüstlüğünü göstermiştir. Nitekim, Galatasarayı 2-0 yendi ve lider oldu.. Ancak, 8 Ekimdeki 1-1 lik Altay maçı kararlı Fenerbahçe’ye, tam anlamıyla, bir çelme niteliği taşır:
Cemil’in 2 nizami golünü, gözü sakat bir laysmenin yersiz müdahalelerine uyarak, iptal eden Yılgör Ökten’in neden olduğu sinirli hava, maç sonunda, anarşistlere, saha dışında bazı olaylar yaratmalarına fırsat verdi. Bu nedenle de, Fenerbahçe’nin Istanbuldaki Bursaspor ve Eskişehirspor maçları, ceza olarak, Ankara’ya alındı.
Üstüste tam 9 maçı deplasmanda yapmak zorunda bırakılan Fenerbahçe 6 Kasımda 1-0 kazandığı Beşiktaş maçından sonra, 5 Mart 1978 e kadar tam 119 günlük bir sürgün döneminde Diyarbakır, Ankara, Adana, Zonguldak, tekrar Ankara, Bolu, Trabzon, Samsun ve Mersin’de çıkardığı canlı ve güzel oyunlarla genel sempati yaratmış ve yalnız bir hafta için ve gol averajıyla Trabzonspor’a kaptırdığı liderliği sonuna kadar başarı ile sürdürüp, çok değerli bir şampiyonluğa daha ulaşmıştır. Bunlardan 8 Ocak 1978 Trabzon deplasmanı birçok yönden tarihsel bir anıdır.
Bir hafta önce Orhan Cebe’nin, basının deyimiyle, (ÖC ALIR GİBİ), Antiç’i oyundan atması hem Boludaki maçın kaybına, hem de Trabzonda oynayamamasına neden olmuş ve 4 puanlık avantaj da 2 ye inmiştir.
Orhan Cebe’nin bu tutumu Trabzonspor’a doping olmuştur. Ancak, amacı takdir eden Fenerbahçeli futbolcular, bu kez oyunu bozmakta kararlı idiler. Nitekim, Trabzonda rekorlar kırılan maç, Fenerbahçe’nin hırslı ve baskılı oyunu sonucu golsüz bitmiş ve 2 puan fark korunmuştur.
Günlerdir tahrik edilen ve galibiyeti çantada keklik sayan seyirci, yenilmeyen Fenerbahçelilerle otobüslerini azgınca taşladı. Saha komiseri ve gözlemci raporlarının:
(MAÇTAN SONRA SAHA VE FENERBAHÇELİ FUTBOLCULAR PATLAYICI MADDE, TAŞ VE PORTAKAL YAĞMURUNA TUTULDULAR…), şeklindeki açıklığına rağmen, Federasyonca sadece bir maçın (SAMSUN) a alınması ve tekme atıp oyun dışı edilen kaptanlarına ise hiç ceza verilmemesine karşın, bu derece korunan Trabzonspor’un, hâla da:
— ŞAMPİYONLUĞUMUZU KİMSE ENGELLEYEMEYECEKTİR!.. yolundaki bildirisi Fenerbahçe kulübünün, anarşi’nin kolgezdiği bir dönemde, nasıl bir Teşkilat ve ne tür bir rakiple mücadele zorunda kalmış olduğunu açıklar.
Trabzonda, 8 Ocak 1978 günü, her türlü dezavantaja ve azgınca saldırılara, kulüplerinin kişiliğine yaraşır bir cesaret ve şuurla, karşı koyan Fenerbahçe 11 i şunlardır:
İVANÇEVİÇ-ONUR, CEM, COŞKUN, YENAL-ENGİN, EMİN, ÖNDER-TUNA, CEMİL(K), ŞEVKİ..
Bu mevsim Fenerbahçe’nin puanlarına saldırılar, 20 Kasım ve 12 Martta D.Bakır ve Ordu’da olduğu gibi, hiç olmazsa özür dilemek nezaketini gösteren Ziya Türkdoğan dışında, Orhan Cebe-Nihat Özbirgül vurucu gücüyle sürdürüldü.
Trabzonsporla puan farkını 3 den bire indiren 2 Nisan 1978 Adanaspor yenilgisi, bir hakemin bir takımı nasıl vurabileceğine tipik bir örnektir. Fahri Somer’in:
(— HAKEMLER FENERBAHÇEYİ FUTBOLDEN EDİYOR.) başlıklı yazısı ilginçtir:
(- BİR HAKEM, “İHSAN TÜRE”, FENERBAHÇE’NİN KUPADAN ELENMESİNE YARDIMCI OLMUŞTU. ORHAN CEBE DE DÜN SARI-LÂCİVERTLİ TAKIMIN YENİLMESİNE, “ÇANAK TUTTU”).

NECMİ TANYOLAÇ,”TERCÜMAN” DA İSYAN EDİYOR:
(İNSAFLI OLALIM. FENERBAHÇE VURUŞA VURUŞA ÖLDÜ DÜNKÜ MAÇTA. O HIRSLI, O GAYRETLİ FUTBOLUYLA DÜN ÇOK TAKIMI YIKARDI. YİNE İNSAFLI OLALIM, FENERBAHÇE’NİN SADECE GOLÜNÜ VE PENALTISINI DEĞİL, BELKİ ŞAMPİYONLUĞUNU DA CEBE İNDİREN HAKEM CEBE YE DE ARTI GİT. SAHALARDA KAN DÖKÜLMEDEN GİT!.. DİYELİM…)

ALDIĞIMIZ BU ELEŞTİRİLER, yazılanların pek azını yansıtıyor. Bunları da futbolumuz ve Türk futbol hakemliği adına üzülerek sayfalarımıza alıyoruz.. Sadece uyarmış olmak amacıyla. Son olması dilekleriyle… Nitekim, kaleci İvançeviç’in 22 Şubat 1978 günlü basındaki yakınmaları ilginçtir:
(— ANTİÇ TEKME ATTI DİYE 3 MAÇ CEZA ALDI.. OYSA, BENİM AYAĞIMI KIRIYORLARDI. YERDE KANLAR İÇİNDE YATARKEN NİHAT ÖZBİRGÜL, DURUMU 3 METREDEN GÖRDÜĞÜ HALDE, BİR SARI KART BİLE ÇIKARMADI… TEKME ATAN FENERBAHÇELİ İSE CEZALANIYOR, F.B. Lİ DEĞİLSE CEZALANMIYOR. YAĞDIRILAN CEZALAR SADECE FENERBAHÇEYE!..) Türk futbolunun geri kalış nedenlerinden birine parmak basan bu sözlerin de uyarı olması dilenir.
Fenerbahçe kulübü, 24.haftamn D.Bakırspor maçından önce, artık çaresiz kalarak, bir deklarasyon yayınladı. Bu bildiride, futbolcularına ve özellikle milli takım kaptanı Cemil Turan’a kıyasıya sallanan tekmeleri kınamış, B.T.G.M. lüğü teşkilâtını ve bu tekmelere göz yuman hakemleri, kamuoyu önünde resmen uyarmıştır.
Fenerbahçe 19 Şubatta Samsun yenilgisiyle Trabzonspor’a kaptırdığı liderliği, bir hafta sonra, Mersinde tekrar yakaladı. Böylece, Karadeniz sahillerinde kaçırılan liderlik, 7 gün sonra, Akdeniz kıyılarında geri alınmak gibi ilginç bir olay yaşanmıştır.
Fenerbahçe takımı bu mevsim birçok maçta canlı ve duyarlı idi. Haksızlıklara, tertiplere uğrarken, mücadeleden yılmadı. Bu nedenle, kazandığı bu şampiyonluk da normalin üstünde bir değer taşır. 2 Nisan 1978 deki Adanaspor maçından sonra, antrenör KALOPEROVİÇ’in Tercüman gazetesinde yayınlanan ve acı gerçekleri dile getiren sözleri bu şampiyonluğun değerini kat kat arttırmıyormu;
(13 KİŞİYE KARŞI OYNAYAN ÇOCUKLAR DAHA NE YAPSIN!.. YENİLGİDE HİÇBİR KUSURLARI YOK.
BU GÜNE KADAR HAKEMLER İÇİN HİÇ KONUŞMADIM. AMA, ARTIK DAYANILACAK GİBİ DEĞİL… ORHAN CEBE’NİN YAPTIĞI BİR PROVOKASYON’DUR. RAKİBİMİZİN AŞIRI SERTLİĞİNE GÖZ YUMARAK ÖNCE FUTBOLCULARIMIZIN SİNİRLERİNİ BOZDU. SONRA DA ŞEVKİ’NİN MÜKEMMEL GOLÜYLE 2 PENALTIMIZI VERMEDİ. HAKEMLERİN BU TUTUMLARINA KARŞI İDARECİLERİMİZİN TEDBİR ALMALARI LÂZIM… FENERBAHÇE’NİN ŞAMPİYONLUĞUNU DEĞİŞİK YOLLARLA ENGELLEMEK İSTİYORLAR!…)

1978-79 TÜRKİYE LİGİ

Bu mevsim maçları 12 bölgeden yine 16 takım arasında 27 Ağustosta başladı. Bu sezondan itibaren küme düşücek kulüp sayısı 3 e çıkarılmış, A takımlarından önce, aynı sahada oynanmak üzere, deplasmanlı genç takımlar ligi kurulmuştur. Sahasızlık ve mevcutların da kötülüğü karşısında, bu kararın ne amaçla alındığına akıl erdirmek güçtür.
Basına göre, kulüpler transferde rekor harcamalarda bulunmuşlar, Galatasaray 13 milyon lira ile baş sırayı tutarken, Fenerbahçe 11, Beşiktaş 9 milyon lira sarfetmişlerdir. Giriş ücretleri 60, 100 ve 125 lira oldu. Lig öncesi bir ankette, 20 teknik adamdan 16 sı şampiyon adayı olarak Fenerbahçe’yi gösterdiler.
Fenerbahçe kulübü, 51 bin dolar ve bir maç karşılığı İspanyol Zaragoza kulübüne sattığı Antiç ve Boluspor’a dönen Aydın Çelik’e karşı, Trabzondan A.Kemal Denizci, Altay’dan Erol Togay ve Kocaelispor’dan da, 2. lig gol kralı, Raşit Çetiner’i almış ve mevsimi 8 Temmuz da teknik direktör Necdet Niş nezaretinde 15 bin taraftar önünde açıp hazırlığını 12-23 Temmuzda Yugoslavyada Arandalaviç kasabasında yapmıştır.
Takım, Türkiye ve Avrupada sansasyon yaratan maçlardan sonra, şampiyonluk ümitleriyle girdiği ligde 4-0 lık Kırıkkale deplasmanıyla başladığı galibiyet serisini sürdürürken, önce Trabzonda bir son dakika penaltısıyla çelmelendi, sonra da milli takım sorumlularınca harcanıp, ilk devreyi 22 puanlı Trabzonspordan sonra 21 le ikinci bitirdi.
İki devre arasında Berlin kapalı salon futbol turnuvasında 4. olan ve dönüşte Antalya’da 20 gün kamp yapan Fenerbahçe, yönetimindeki uyumsuzluk ve sorumsuzluklar arasında: ikinciliği, hatta liderle 2 kez puan eşitliği de sağlayarak, 29. haftaya kadar sürdürdü. Ancak, Federasyon kupasını kazanınca, lige gereksiz küskü, Fenerbahçe’yi 38 puanla 3. lükte bırakmıştır. Trabzonspor 13 galibiyet, 16 beraberlik, 1 yenilgi ve 7 ye karşı 34 gol ve 42 puanla 3. kez şampiyon, Galatasaray da 41 puanla 2. oldular.
Fenerbahçe, 15 galibiyet, 8 beraberlik, 7 de yenilgi alıp, 23 e karşı 41 gol atarken Erol, Cem ve Raşit 30 maçın hepsine katılmışlar, Ali Kemal’in 7 golünü 8 ile geçen geri 4 lüden Erol Togay takımın golcüsü olmuştur. Takıma hemen uyan ve ısınan Erol, mevsimin en yararlı transfer, hatta elemanı olarak da sivrilip sevildi.
FENERBAHÇE’nin 3. olduğu 1978-79 ligindeki 15 rakibi ile, bu takımlarla yaptığı 30 maç ve aldığı sonuçlar aşağıdadır:

Sezona 7 Ağustos’ta Avrupa Kupa Galipleri şampiyonu ve daha sonra “Süper Kupa” yı kazanan ünlü “ANDERLECHT” i 3-0 yenerek giren Fenerbahçe, 1-0 lık Galatasaray galibiyeti ve Beşiktaş’la 0-0 berabere kalarak T.S.Y. kupasını 5. kez kazanmış ve 13 Eylülde UEFA Kupası şampiyonu, “EİNDHOVEN” i de, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında, 2-1 yenip tekrar sansasyon yarattıktan 4 gün sonra, 17 Eylül 1978 de Trabzonda “İNSANCIL!..” bir penaltı ile düpedüz çelmelenmiştir.
Tam deyimiyle, (yaratılan bu penaltı), hem Fenerbahçe’den çalman puanın rakibe aktarılması, hem de ona moral ve güç kazandırılması bakımlarından, 1978-79 liginin kaderini etkileyen çok önemli bir olaydır ve kısaca şöyle olmuştur:
Fenerbahçe’nin canlı ve baskılı oyununun beklenen golünü, Erol 80. dakikada atıp Trabzonspor 1-0 yenik duruma düşünce, San-Lâcivertli futbolcular üzerine taş ve sopa yağmuru başladı. Hatta, sahaya fırlayan silahlı bir saldırganı yakalayan güvenlik güçleri mutlak bir faciayı önlemiş oldular. Taşkınlıklarından çok ürken hakem Yavuz Tunç, kurtuluşu 88. dakikada Trabzonspor lehine bir penaltı yaratmakta bulmuştur. Bu dakikadaki Trabzon atağında İVANÇEVİÇ mükemmel bir yatışla topu Tuncay’ın ayaklarından almış, ancak hakem, hemen penaltı noktasını göstermiştir.
(YAVUZ TUNÇ TRABZONSPOR’A ARMAĞAN ETTİĞİ PENALTI İLE KONUK TAKIMIN GALİBİYETİNİ ÇALDI..), başlıklı “HÜRRİYET” gazetesinde, korkunç olayların bir bölümü ertesi gün de:
(TRABZONLULAR DA FENERBAHÇE’YE HAK VERDİ..), başlığı altında şöyle yansıtılmıştır:
(YAĞMUR GİBİ YAĞAN TAŞ VE SOPALARDAN FUTBOLCU VE HAKEMLER UZUN SÜRE SAHADAN ÇIKAMADILAR. TRABZON, SİLAH SESLERİNDEN TEXAS’A DÖNDÜ. FENERBAHÇELİLER YAVUZ TUNÇ’A ATEŞ PÜSKÜRÜYORLAR. TRABZONLULAR İSE VERİLEN PENALTIYA GÜLÜYORLAR. ANTRENÖR ÖZKAN SÜMER:
— OLAYLAR BAŞLAYINCA HAKEMİN PENALTI VERECEĞİNİ SÖYLEDİM. MAÇIN KONTROLÜNÜ KAYBETMİŞTİ. TOP TOPLAYAN ÇOCUKLAR BİLE DÜŞSE DÜDÜĞÜ ÇALACAKTI. İVANÇEVİÇ TUNCAY’A DOKUNMADI BİLE… FENERBAHÇE’Yİ BU KADAR İYİ GÖRMEMİŞTİM. BİZDEN ÇOK ÜSTÜNDÜ. PENALTI KARARI ÇOK KOMİK. HAKEM BU PENALTI KARARIYLA HAYATINI KURTARDI…)
Hakem Yavuz Tunç:
“— … HATALARIM OLMADI, DEMİYORUM. FAKAT, ÖLÜM KOKAN BİR ATMOSFER İÇİNDE, BERABERLİĞE DAHÎ TAHAMMÜLÜ OLMAYAN BİR KÜTLE ÖNÜNDE YAPACAK BAŞKA BİR ŞEY BULAMADIM. HATALI DA OLSA, VERDİĞİM PENALTI KARARIYLE BİR ÇOK CİNAYETİ ÖNLEDİM. BİR HAKEM DEĞİL, İNSANLARI SEVEN BİR VATANDAŞ OLARAK, VERDİĞİM KARARDAN DOLAYI ÜZGÜN DEĞİLİM!…”, derken, gözlemci raporunda:
“MAÇIN SEYİRCİNİN ETKİSİ ALTINDA” YÖNETİLDİĞİ, PENALTININ HİÇ BİR KURALA UYMADIĞI, SONUCU ETKİLEYEN YANLIŞ KARARLAR VERİLDİĞİ” vurgulanmıştır.
Maçın dosyası Federasyon Hukuk Kurulu’na verilmişse de, Genel Müdür Sabahaddin Erman ile Federasyon başkanı Sahir Gürkan o hafta istifa edip yerlerine Fikret Ünlü ve Güngör Sayarı gelmiş, olay da, belki, Trabzon M.Vekillerinin arzularıyla, Trabzonspor’a yollanan bir (UYARI MEKTUBU) ile Teşkilatça, hasıraltı edilmiştir.
Serapa ağır suçlarla dolu bu korkunç dosya UEFA nın eline geçse nasıl bir tepki yaratırdı ve ne yaparlardı?!. Bir zamanlar, FİFA Türkiye’yi, Avrupa’dan çıkarıp, Asya grubuna atınca, uzun mücadeleler sonunda yerimizi koruyabilmiştik!…
17 Eylül 1978 Trabzonspor-Fenerbahçe maçı ve sonrası, “Türk futbol tarihi” nin ağlatıcı bir sayfasıdır. Fenerbahçe’nin bir şampiyonluğu daha çalınıp başkalarına mal edildi…. Ne çıkar!… zaten; türlü nedenlerle, arz mı edilmişti, şu güne kadar!..
Bu Trabzon olayından hemen 6 gün sonra, 23 Eylülde Floransadaki İtalya, 5 Ekimde Ankaradaki Rusya özel maçları da Fenerbahçe için birer baltalama oldular. 5 er, 6 şar oyuncusunun oynadığı bu maçlar, Fenerbahçe takımının form ve uyumunu bozmakla kalmadı, kaptan Cemil’in Rusya maçında, korkulan akibetlerden, menisküs olması; Cemil, Alpaslan ve Onur’un Bükreş’te başlayıp Almanya’da süren plân ve programsız tedavileri; muhteşem Fenerbahçe takımını 3 hafta içinde, basının deyimiyle, (TÜYLERİ YOLUNMUŞ TAVUK) a çevirdi.
Fenerbahçe’nin tarihi boyunca, ilk kez uygulanan ve gaflıklarla dolu 13 kişilik yönetim kurulunun, kendi içindeki çekişme ve anlaşmazlıklardan, vakit bulup veya bir araya gelip, kulübün haklarını koruyamaması ve çiğnenmesine seyirci kalması futbolcuları da iyice etkilemiş ve ligin en dağınık ve sorumsuz takımı düzeyine düşürüp üzüntüler yaratmıştır.
Hele, 28 inci hafta 39 puanlı Trabzonspor’u bu hali ile, 38 puanla izlerken, Çarşamba günü Federasyon kupasına averajla sahip olduktan sonra, Perşembe günü futbol şubesi sorumlusu genel sekreterin yönetim kurulundan, 4. kişi olarak, istifası ve Pazar günkü Adana Demirspor ve müteakip haftanın Eskişehir deplasmanlarına, yasaksavar gibi, maç günleri ve noksan kadrolarla gidip puansız dönmek ve 3. lüğe düşmek akla sığar davranışlar olamaz. Fenerbahçe 3. olurken ne birinciliği desteklenen Trabzonspor’a ve ne de ikinci G.Saraya yenildi.
Trabzonspor, sahasındaki taşkınlıklar nedeniyle, UEFA ca kupa galipleri maçlarına alınmaz, G.S. UEFA kupasında VBA ya 3-1, Adanaspor’da HONVED’e 6-0 yenilirken, Fenerbahçe Avrupa kupalarının yegane galip Türk kulübü olarak parlamış ve ulusunun itibarını korumuştur. Yılın Avrupa kupaları şampiyonları ünlü ANDERLECHT ve P.S.V.EİNDHOVEN’i birer ay ara ile, adeta sahadan silerek, yenip sansasyonlar yaratmak da futbol tarihinde Fenerbahçe’den başka hiç bir kulübün ulaşamadığı başarılar olarak ülkemize onur vermiştir.
Mevsim başındaki bu görkemli durumun 3. lükle hiç bağdaşmadığı ortada!… Bu nedenle, 17 Eylülde başlayan çelmelemelere karşı, yönetim kurulunun kaprisleri bir yana itip, duyarlı tutum, kararlılık ve biraz da beceri ile, kupadan sonra ligi de kazanması mümkün olacaktı. Bu, lig süresince açıkça görüldü. Böylece, bir taşla da 2 kuş vurulmuş ve bir sürü Fenerbahçe antipatizanı ile, spor düşmanı da cezalarını bulmuş olacaklardı. Ne yazıkki bu fırsat kaçırıldı.
Mevsimin 15 Nisan 1979 daki 2. G.S. maçı ilginçtir. TV nin canlı yayınına rağmen, 36.388 biletlinin izlediği bu 245. ezeli rakipler maçına formunun zirvesindeki G.S., büyük ümitler ve ayrıca da ant içerek çıkmıştı, Fenerbahçe’yi mutlaka yenecekti. Bu nedenle de, taraftar, yıllardır görülmemiş coşku içinde stadı inletiyor, basının, (GALATASARAY FENERBAHÇE’Yİ BİR TÜRLÜ YENEMİYOR!..) başlıklarının artık tarihe karıştığı inancını yaşıyordu.
Durumu ”Tercüman” şöyle özetliyor:
(“ARTIK ELİMİZDEN KURTULAMAYACAK!..”, “İNÖNÜ FENERE MEZAR OLACAK!..”, YEMİN, KASEM, ANT, İDDİA, ŞAMATA, GÜRÜLTÜ, TRİBÜNDE SEVİNÇ,.. AMA, DAHA ÖTEYE GEÇEMEDİ GALATASARAY… VE FENERBAHÇE BİLMEM KAÇINCI KERE VE YİNE KAZANDI…)
Hilmi Ok’un yönettiği, Erol ve Şevki’nin golleriyle 2-0 kazanılan bu 245 inci ezeli rakipler maçını, Fenerbahçe:
İVANÇEVİÇ-ONUR, COŞKUN, EROL, CEM-TUNA (RAŞİT), ÖNDER, ŞEVKİ-ALİ KEMAL (YENAL), CEMİL(K) ve ENGİN kadrosuyla yapmış ve rakibinin 79 galibiyetine karşı 94. kez kazanırken, 307 sayısına da 329 ve 330. gollerle karşılık vermiştir.
Herta Berlin ve St.Mirren kulüplerinin istedikleri ENGİN ile ŞEVKİ Nisan sonunda Berlin ve İskoçya’da denendiler. Engin için Fenerbahçe 175 BİN D.M, aldı. Antiç için alman 51 bin dolar ve Berlin turnuvasından sağlanan 30 bin D.M. ile; bir sezonda toplam 7 milyon 265 bin lira elde eden Fenerbahçe kulübü, en muhtaç olduğu bir dönemde yurda kazandırdığı ve sporda rekor olan bu 160 bin dolar dövizden övündüğünü kamuoyuna duyurmuştur.

1979-80 TÜRKİYE LİGİ

Lig 12 bölgeden 16 kulüp arasında 25 Ağustos 1979 da başladı. Danışma kurulu kararınca, yabancı antrenör yasağına, futbolcu yasağı da eklenmiş ve Türkiye liglerinde artık yabancı antrenör ve futbolcu kalmamıştır. Deplasmanlı gençler ligi sürdürülmüş, ilk devre 60, 100 ve 150 lira olan maç ücretleri de ikinci devre 75, 150 ve 250 liraya çıkarılmıştır. Türk futbol klâsının sürekli düşüşüne karşın, transfer ayı hararetli geçmiş ve bir türlü şampiyon olamayan Beşiktaş, 40 milyon lira harcayarak Trabzonspor ve Altay’dan birkaç milli futbolcu almıştır.
Harcamalarda, basına göre, Galatasaray 30 milyonla ikinciliği tutarken, Fenerbahçe 7 buçuk milyonla 10 uncu sırada yer almış, yurduna dönen İVANÇEVİÇ’ten boşalan kaleyi, Eskişehir’den eski genç takım kalecisi Adem İbrahimoğlu ile doldururken, Şekerspor’dan Selçuk Yula ve Yaşar Yiğit’i transfer etmiştir. Jübile maçı dolayısıyle kulübü ile anlaşamayan G.S. kaptanı B.Mehmet Oğuz da son gün Fenerbahçe’ye girdi.
Fenerbahçe mevsimi, yeni teknik direktör, eski kalecisi Şükrü Ersoy ve yardımcısı Şahap Bay-lav nezaretinde, 10 Temmuzda 2 bin kadar küskün taraftar önünde açtı ve 12 gün için K.Hamam’a kampa gitti.
Hazırlık maçları, G.S. yı 1-0 yenip Beşiktaşla berabere kalarak T.S.Y. kupasını 6. kez kazanmakla beraber, ümit vermemiş ve ligin ilk devresinde kötü durumlar yaşanmıştır. Nitekim, 9 maçta alınan 5 yenilgi ve düşülen 12. lik üzerine, istifa eden Ersoy’un yerine Ziya Şengül getirildi. Bu sırada G.S. 14., Beşiktaş’da, Trabzonspor’dan sonra 2. durumda idiler.
İlk devreyi Trabzonspor 20 puanla lider, Beşiktaş 16 puanla 5., Fenerbahçe 15 puanla 10 uncu, Galatasaray da 12 puanla 14. bitirdiler. 30. maç sonunda ise 39 puanla 4. kez şampiyon olan Trabzonspor’a karşı Fenerbahçe 35 puanla 2 inci, Galatasaray 29 puanla9 uncu ve Beşiktaş da yine 29 puan ve averajla 11 inci oldular.
Trabzonspor’un 15 beraberlik ve 3 yenilgisine karşı, Fenerbahçe 11 beraberlik ve 7 yenilgi almış ve yine Trabzon’in 25/ 11 lik averajına karşı 31/27 lik kötü averaj sağlamıştır. 28 gol atan G.S. 26 ve25gol atan Beşiktaş da 27 gol yemiştir. F.B. nin 30 maçının rakip ve sonuçları şöyledir:

Fenerbahçe kötü fikstür yanında, bazı bilinen zevatın gayretleriyle, yine birkaç puan kaybederken, bir kısım yaşlı futbolcunun mevsimbaşı olumsuz tutumlarının da zararlarını gördü. Bu yüzden, Müjdat Yetkiner, Mustafa Arabacıbaşı ve Hasan Yıldızeli genç takımdan bir hamlede A kadrosuna alındılar.
Fenerbahçe Diyarbakır, Adana ve G.Antep deplasmanlarını 2, 15 ve 30 Eylülde 40 derece ve daha boğucu sıcakta oynadı. Rakiplerinden hiç biri bu deplasmanlardan bir tekini bile Eylül ayında yapmadıklarına göre, Fenerbahçe’ye 4 puana mal olan bu fikstür cilvesini garip karşılamamak olanaksız!…
Bu deplasmanlardan 2 Eylül 1979 daki 2-1 lik D.Bakır yenilgisi acı bir anıdır.
Milliyet 8 sütunda: “FENERBAHÇE DİYAR-BAKIRDA HAKEM OKTAY TAMER’İN KURBANI OLDU….”
HÜRRİYET: ”FENERBAHÇE KURBAN EDİLDİ..” VE “ÇOK RAHAT 2 PUAN ALACAĞI D.BAKIR’DAN HAKEMİN KORKAKLIĞI YÜZÜNDEN YEDİĞİ 2 OFSAYT GOLLE ELİ BOŞ DÖNDÜ.. NE OLDU İSE DEVRE ARASINDA OLDU VE İLK YARI MERTÇE MÜCADELE EDEN HAKEM, İKİNCİ DEVRE BİRDENBİRE PISIRIKLAŞTI.”
Fenerbahçe 1-0 galipken, devre arasında 4 şahıs hakem odasına girmiş, durumu izlemek isteyen F.B. li yönetici ise odaya sokulmamıştır. Bu zorbalıkta, o bölgede estirilmek istenen bölücü havanın etkisi inkâr olanamaz.
13 Ekim Beşiktaş maçından önce basının:
(BEŞİKTAŞ 10 MAÇTIR FENERBAHÇE’Yİ YENEMEDİ!….), 25 Kasımdaki Galatasaray maçından önce de:
(GALATASARAY ÜSTÜSTE 14 MAÇTIR FENERBAHÇEYİ YENEMİYOR!..) başlıklı yazılar, puan çalmalarda duygusal yönden her halde etkili oldular. Yaratılan penaltı ve açık ofsayt golle Beşiktaş’ın 2-1 kazandığı maç için basındaki manşet ve yorumları, üzülmeden, şuraya almak mümkün değildir:
HÜRRİYET-sayfa boyu: (HAKEMİN YARATTIĞI PENALTI…)
TERCÜMAN: (İNÖNÜ’NDE CİNAYET… AVRUPADA BU KARARI VEREN HAKEMİN LİSANSINI HEMEN ELİNDEN ALIRLAR…. K.KILIÇ EN AZ 2 METRE OFSAYTTAN 2. GOLÜ ATTI… ŞİMDİ; FENERBAHÇE’Yİ E.GÖKSEL’Mİ, BEŞİKTAŞ MI YENDİ?!..)
MİLLİYET: (HAKEM FENERBAHÇE ALEYHİNE ÖYLESİNE BİR PENALTI VERDİ Kî HERKES ŞAŞIRDI… BÖYLESİNE BİR HATAYA SKANDAL DEYİMİ BİLE HAFİF KALIR.)
Cumhur Demir’in Galatasaray’la 1-1 lik maçtaki penaltı kararı ve 0-0 lık karşılaşmada kaleden el ile çıkarılan topa seyirci kalışı birer tesadüf olabilirler mi?.. Bursaspor’un basınca, (tabak gibi ofsayt) golünü nizami sayan İhsan Türe, Trab-zonda Tuna’ya yapılan açık penaltıya gözlerini yuman Nihat Özbirgül, 8 Aralık 1979 günü basında:
(— HAKEM CAMİASINI YÖNETEN BAZI KİŞİLER AMAÇLARINI MENFAATLERİ UĞRUNDA KULLANMAKTA… BU TİP KİŞİLERLE ÇALIŞMAK PRENSİBİME AYKIRI DÜŞTÜĞÜNDEN ARTIK HAKEMLİKTEN AYRILMAYI UYGUN BULDUM!..), diyen ünlü FİFA kokartlı hakem Ertuğrul Dileğe hak vermezler mi?..
Ligde 3 İstanbul kulübü bu yıl çok garip ve özellikle G.S. ile Beşiktaş aynı ölçüde tehlikeli durumlar yaşadılar. Şöyle ki; 9. hafta G.S. 14, F.B. 12. iken Beşiktaş 2. sırada bulunuyordu.
2. devre boyunca G.S. yerine mıhlanmış, F.B. ise yavaş yavaş yükselerek Be-şıktaşla yer değiştirmiştir. Nitekim, 29. hafta Trabzonun 37 puanına karşı F.B. 34 ile ikinciliğe yerleşmişken, G.S. ile Beşiktaş 27 şer puanla 12 ve 13 üncü sıralarda küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya idiler. Bu nedenle, ligin son haftası görülmemiş bir heyecan haftası oldu.
Cumartesi günü Zonguldakspor’u 85. dakika golüyle yenen Beşiktaş 29 puana ulaşıp 11 inci olarak kefeni yırtıyor, Rizespor galibiyeti de 25 Mayıs 1980 Pazar günü G.S. ı, yine 29 puan ve averajla 9 uncu sıraya yükseltiyordu.
Fenerbahçe’nin 2 ciliği yukardaki şartlar altında başarı sayılmak gerekir. İlk haftalar işi sıkı tutsa, fikstür ve hakem handikaplarına düşmeseydi kesinlikle şampiyon da olurdu.
Ziya Şengül 9 uncu hafta ve takım 12. iken ilk kez üstlendiği teknik direktörlükte başarılı oldu. B.Mehmet Oğuz’da, çoğu kaptan olarak yer aldığı 28 maçta takımı sürüklemiş ve attığı gollerle de Eskişehir ve G.Antep maçlarını Fenerbahçe’ye kazandırmıştır.
Büyük Mehmet, Fenerbahçe’ye hizmetinin karşılığını ertesi mevsim başındaki parlak jübile töreniyle gördü ve bu durum bu centilmen ve değerli genç için, spor çevrelerinde, memnunluk yarattı.

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 1

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 2

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 4

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 5

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 6

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 7

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 8

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 9

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 10

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 11

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 12

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 13

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 14

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 15

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 16

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 17

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 18

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 19

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 20

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 21

Written by kesinofsayt

12 Nisan 2012 at 10:50

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 52 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: