FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Ocak 2011

DEFANSIN İŞİ TOP KESİP PAS ATMAKLA BİTMİYOR

leave a comment »

Bu röportaj FourFourTwo’nun Ocak 2011 sayısında yayımlanmıştır.

Birçok futbol otoritesi A Milli Takım’daki ilk maçında sana tam not verdi. Nasıl bir deneyimdi senin için?
Milli takıma çağırıldığımı duyduğumda yaşadıklarımı anlatamam. Ne yaptığımı ben de bilmiyorum. Takımla birlikte geçirdiğim ilk gece sabahın 5’ine kadar gözüme uyku girmedi. Oda arkadaşım Orhan Gülle fosur fosur uyurken ben yatakta döne döne bir hal oldum. Sahaya çıkmadan önce Oğuz Çetin yanıma gelip “Rahatlığın çok hoşuma gitti, aferin” dedi. Oysa ben hayatımda o kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum (gülüyor). Çaktırmıyorum demek ki! Sahaya ilk çıktığımda derin bir nefes aldım. Sonrasında aldığım eleştiriler de çok güzeldi. Mutluyum (gülüyor)!

Kayserispor’dan önce FC Köln’de forma giydin. Eski takımının sana neler kattığını düşünüyorsun?
Kendimi bildim bileli aklımda futboldan başka hiçbir şey yok. 17 yaşımda Almanya 3. Ligi’nde ilk maçımı oynadım ve Almanya’nın bütün önemli futbol takımlarından teklifler almaya başladım, Köln’ü seçtim. Köln’de oynamak bambaşka bir şey. Transfer olduğumda Daum, Köln A takımının başındaydı. İkinci senemde onun yardımcılığına Ümit Özat getirildi. Daum’la en ufak bir iletişimim olmadı. Daum gençleri sevmediğinden kendimi bu konuda suçlamıyorum. Ümit Özat da onun yolundan gitti.

Alpay ve Mondragon’la Köln’deyken bağlantın var mıydı?
Alpay ağabey de Mondragon da oturmuş karakterlere sahip insanlar. Mondragon Türk olduğunu bildiği herkesle hemen Türkçe konuşmaya başlardı. Bize sahip çıkardı.

Türkiye’de oynanan oyun hakkında ne düşünüyorsun?
Türkiye’de ikinci yılım. Burada gençlere saçma sapan ve çok tehlikeli idmanlar yaptırıldığını gördüm. Türkiye’de yetişen çocuklar sahada ne zaman nerede olması gerektiğini bilmiyor. Biz Almanya’da ayağımıza top gelmeden düşünmeyi öğrendik. Burada gençlerin oyunun gidişatından haberi yok. Top ayağına geldikten sonra ne yapacağına karar vermek için duraksadığında iş işten geçmiş oluyor. Birçok arkadaşım pozisyon almayı Ümit Milli Takım’da öğrendiğini söylüyor. Özgür Çek de Arda Turan da aynı fikirde. Ben bunları Almanya’da öğrendiğim için şanslıyım. Belli bir yaştan sonra öğrenmek de zorlaşıyor. Almanya’da kimsenin kredisi diğerinden farklı değildir. Almanların disiplininden dünyanın her yerinde bahsedilmesi boşuna değil. Batuhan burada yaptıklarını Almanya’da yapmış olsaydı her hatasında bir lig aşağı düşerdi. Bir de en önemli fark: Türkiye’de gençsen haksızsın. Bitti!

Türkiye’de oyununun üstüne ne koydun?
Baskı altında oynamayı burada öğrendim. Kulüpteki çalışanlar bile burada mağlubiyet sonrası oyuncuya tavır alabiliyor. Oynadığın maçın etkisinden bir hafta çıkmana izin verilmiyor. Bir maç kaybedince herkesin dünyası başına yıkılıyor. Almanya’da daha çok taktik ön planda. Takım oyunu orada daha önemli. Türkiye’de güçlü olan kazanıyor. Bireysel hatalar ve başarılar maçın sonucunu belirliyor. Fenerbahçe’de Alex, Galatasaray’da Arda, Trabzon’da Umut konuşuluyor.

Türkiye’ye gelmeyi neden istedin?
Kaybedecek bir şeyim yoktu. Almanya’da iyi olmak yetmiyor. Alman oyuncunun önüne geçebilmen için rakibinden en az üç kat iyi olman gerekiyor. Nuri Şahin öyle bir oyuncu. Milli takımda Almanya’yı seçmiş olsaydı o da Mesut gibi bambaşka bir yerde olurdu. Ben şansımı Türkiye’de denemek istedim. Geldiğime de hiç pişman olmadım. “Namın Türkiye’ye gitmeden Türkiye’ye gitmek intihar gibi bir şey” diyordum. Büyük konuşmamak gerekiyormuş. Şanslıyım çünkü Tolunay Kafkas bilinçli bir hocaydı. Beni yanına alıp “İlk sene senden hiçbir şey beklemiyorum. Kimseye kendini kanıtlamak için kasma” dedi. Rahatladım.

Mesut Özil ve Nuri Şahin örneklerini gördükten sonra “Ne işim vardı benim Türk Milli Takımı’nda” demedin mi?
Ben Türküm. Mesut kendini Alman hissediyor. Bunu kariyeri için yaptığını düşünüyorum. Aslında en doğrusunu yaptı. Türkiye Nuri Şahin’le gurur mu duyuyor? Ben de Almanya’dan U-19 Milli Takımı için teklif almıştım. Almanya da artık milli takımdan oyuncu kaçırmamak için çok dikkatli. Benden de Alman vatandaşı olmamı istediler. Mesela Nuri Şahin Türkiye’yi seçtikten sonra Feyenoord’a gönderildi. Bu bir cezaydı onun için.

Forvet olarak başlamışsın. Yeniden öne gitmeyi istedin mi?
Ben hep istedim. İki de golüm var Türkiye’de. Her karesini hatırlarım. Adam seksen dakika hiçbir şey yapmıyor. Son 10 dakikada bir gol atıyor maçı çeviren adam oluyor. Yapacak bir şey yok. Düzen böyle. Bugün forvet oynasam güzel goller izlettireceğimi, ortalama forvetleri de geçeceğimi biliyorum.

Sahada ne yaparsan oyunun hakkını verdiğini düşünürsün?
Pique gibi olabilirsem (gülüyor). Önceden defansın rakibe duvar vazifesi görmesi istenirdi. Ben o dönemin bittiğini düşünüyorum. Her topu kesip yanındaki adama pas atmakla defans oyuncusunun işi bitmiyor. Oyun tıkandığında adam eksiltmelisin, aldığın topu gol yollarını görerek kullanmalısın. Geçen sene Kayserispor’da birkaç maç haricinde hep stoperde oynadım. Asıl mevkiim bu ama sağ bekte de iyi olduğumu düşünüyorum.

Rakiplerini önceden düşünüp, nasıl durduracağının planını yapar mısın?
Artık rakiplerimin çoğunu tanıyorum. O yüzden düşünmeme gerek kalmıyor. Bazı oyunculara ilk pozisyonda sert girmezsen senin oyun alanını yolgeçen hanına çevirir. Rakibe gücünü göstermelisin.

Sinirli bir yapın var. Kendini nasıl sakinleştiriyorsun?

Hocamın yüzünü görmeden sakinleşemiyorum (gülüyor). Birinin beni frenlemesi lazım.

Bir hafta boş zamanın olsa ne yaparsın?
Bir dakika beklemeden Almanya’ya ailemin yanına giderim.

Almanya’da ne yaparsın? Annenin dizinin dibinde oturmazsın herhalde…
Annemin dizinin dibinde otururum (gülüyor).

Seni en çok ne duygulandırır?
Ben çok duygusal bir adam değilim. Kolay kolay açmam kendimi. En son Umut filmini izlediğimde ağlamıştım. Hasta olan çocuğu için savaşan bir babayı anlatıyordu. Ağladığımı yanımdakilere göstermemek için Recep İvedik gibi şekilden şekle girmiştim ama saklayamadım.

Fobin var mı?
Fobi denilecek bir şeyim yok ama takıntılarım var. Yaptığım bir şeyi defalarca kontrol ederim. Kapıyı kilitledim mi? Ütünün fişini çektim mi? Musluğu kapattım mı? Bu liste uzar gider.

Four Four Two, Ocak 2011

Reklamlar

Written by kesinofsayt

01 Ocak 2011 at 17:51

Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with