FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Temmuz 2011

ŞİKE AMAÇLI TERÖR ÖRGÜTÜ

leave a comment »

Çok dalgalı operasyonlardaki akıl almaz usul hatalarını anlatmak için aylar önce şöyle bir örnek vermiştim:
Bir futbol maçı düşünün… Oyuncu topu yarım metre dışarıdan çevirip çok güzel bir gol atıyor. Maçı yorumlayanlar “top dışarıdan çevrildi, ama gol muhteşemdi. O kadar hata olur. Gol sayılmalı” diyor. Bu ne kadar kabul edilemezse, Silivri davaları için de, “Usul hatalarını boş verin, davaların amacı önemli”denemez. İkisi de aynı şey…
Kaderin cilvesine bakın ki; bir pazar sabahı “şike operasyonlarına” uyandık. Onlarca ev aranıyor, gözaltı listeleri uzayıp gidiyor. Daha pazar operasyonunun eni boyu belli olmadan birkaç gün sonra “2. dalga şoku”başlıyor. İkinci dalganın ayrıntıları kesinleşmeden haber uçuruluyor:
3. dalga yolda…
Görünen o ki, usule uymama, usule ilişkin yasaları uygulamama özel yetkili mahkemelerin (ÖYM) “usulü” haline geldi!

***

Damdan düşenin derdini damdan düşen anlar. Daha ilk gün, işin seyrine bakınca, “Dilerim Silivri davalarına benzemez” diye hayıflanmıştım.
Gidiş aynı gidiş…
Her şeyden önce bir şike soruşturmasının ÖYM’lerin kapsamında olabilmesi için “silahlı bir örgütün” olması gerekiyor.
Futbol takımlarının topu, tankı, tüfeği var mı?
Futbol topunu farklı yorumlamış olabilirler.
Potansiyel olarak baktığınızda, ÖYM’lerin usullü usulsüz kapsama alanını düşündüğünüzde topun etrafındaki herkes “şike amaçlı terör örgütünün”üyesi olabilir!
3. dalgayı heyecanla bekleyenler bunun ne kadar ayırdında bilemiyorum.
İddianamenin yazılması, kabulü, duruşmaların başlaması aylar alacak. 2012’nin başını bulacak. Oysa Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) kendisini 15-20 gün içinde karar verme yükümlülüğünde hissediyor.
Neye dayanarak karar verecek?
Savcılıkça gönderilen 26 klasör ve yaklaşık 100 bin sayfadan oluşan“delillere”!
Gelinen bu noktada TFF ne karar verirse versin bir kesim memnun olmayacak. Bu memnuniyetsizlik salt kararı beğenmeme duygusallığına değil; tartışmalı soruşturma süreçlerine dayalı olacak.
Şu an şike iddialarıyla ilgili iki mahkeme var:
ÖYM ve TFF…

***

Oluşturulmaya çalışılan iklime bakılırsa şike davasının sonuçlanması değil, açılması önemli. Zira, medya mahkemesinin de katılımıyla dava daha açılmadan hüküm verilmiş oluyor. Ya da istenen amaca ulaşılmış oluyor.
Türk Ceza Yasası’nda yazılı olmasa da böylesi operasyonların hedefindeki kişilere uygulanan fiili cezalar da var.
Örneğin; hakkında bir haftada 50 manşet haber yapılmasına, 40 tartışma programında masaya yatırılmasına, kalan kısımlarının yorumculara parçalar halinde sunulmasına…
Kazanma heyecanının, paranın ve rekabetin olduğu yerde elbet giderilmesi gereken olumsuzluklar da yaşanabilir. Ancak yöntem bu olmamalı. Şu anda yapılan çekiçle sinek ezmeye girişmek.
Temmuz ayının son haftasında İtalya’da yine bir şike iddiası vardı. Ama ne insanlar bir pazar günü sabahın köründe alınıp götürüldü ne de karar vericilerden önce medya mahkemesi kuruldu. 18 kulüp ve 26 kişi hakkında İtalya Futbol Federasyonu bünyesindeki kurul inceleme başlattı. İşin içine ne terör örgütü iddiası girdi, ne silah…

***

Lise son sınıfa kadar Fenerbahçe’nin yenildiği günlerde yemek yiyemezdim. Kardeşim de öyleydi. Annem ikimize söylenirdi:
“Golleri yiyen futbolcular çoktan karnını doyurmuştur.”
Biyoloji kitabımın kapağındaki Hayatspor posteri hâlâ gözümün önünde:
“Cemil-Osman-Ender, Filelere Gönder.”
Üniversite yıllarında başka gençlik heyecanları öne çıktı. Ama Fenerbahçelilik tabii ki devam etti. Kan grubu gibi bir şey.
Eşim Galatasaraylı. Kızımı zorlamadım ama, ona bir şey alırken elim sarı-lacivert renklere gider.
Futbolda olduğu gibi taraftarlıkta da rakip varsa güzeldir.
Temiz bir lig her sağduyulu kişinin özlemidir.
Ama yaşananlara bakınca, şu soruyu sormadan edemiyorum:
Amaç futbolu temizlemek mi yoksa bazılarını futboldan temizlemek mi?

Mustafa Balbay, Cumhuriyet, 31 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

31 Temmuz 2011 at 06:12

Ergenekon, Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

MHP MİLLETVEKİLİ LÜTFÜ TÜRKKAN: BANK ASYA’DA BAŞARILAR!

leave a comment »

Sosyal paylaşım sitesi Twitter’da dün, “Üzülerek ifade ediyorum ama, FB, Trabzon ve Mersin İdman Yurdu’na Bank Asya Ligi’nde başarılar dileyen ilk sporsever olmak istedim” şeklindeki ilk tweet’inin ardından, “Özür. Sivasspor yerine Trabzon yazmışım” diyerek bu üç takımın küme düşürüldüğünün kesinleştiğini ima eden MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, DHA muhabirine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

MHP MİLLETVEKİLİ TÜRKKAN: “BU OPERASYONUN KESİNLİKLE BİR ŞİKE OPERASYONU OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM”

“BUNUN SİYASİ BİR OPERASYON OLDUĞUNU KESİNLİKLE SÖYLEYEBİLİRİM”

“BU, BEN HERKESE DOKUNURUM MESAJI”

“EĞER HAKİKATEN ŞİKE OPERASYONU İSE BUNUN ÇOK ÖTESİNE GİTMESİ LAZIM. 10 YIL ÖNCESİNE KADAR GİDEBİLİR. TÜRKİYE’NİN JAPONYA’DA KAZANDIĞI DERECEYE KADAR GİTMEK MÜMKÜN”

Türkkan, bu sözlerinin bir temenni olmadığını, bunun bir duyum olduğunu ve bu bilgi kaynağını da açıklamak zorunda olmadığını, bu operasyonun da, “Ben herkese dokunurum” mesajı vermek olduğunu belirterek, “Ben bu operasyonun kesinlikle bir şike operasyonu olduğunu düşünmüyorum. Bunun siyasi bir operasyon olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Eğer hakikaten şike operasyonu ise bunun çok ötesine gitmesi lazım. 10 yıl öncesine kadar gidebilir. Hiç problem değil. Hatta ve hatta bazı yayın organlarında bazı sosyal medyada paylaşıldı. Türkiye’nin Japonya’da kazandığı dereceye kadar gitmek mümkün” dedi.

Daha önce Bursaspor’da yöneticilik, 3. Lig döneminde Karagümrükspor’da başkanlık, Haluk Uluspoy döneminde de Futbol Fenerasyonu’nda görev yapan MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, dün Twitter’daki paylaşımının ardından parti genel merkezine bile telefon ve mail yağdığını, kendisinin de bugün telefonları açmadığını söyledi.

DHA muhabirlerinin Kocaeli’nin Derince İlçesi’nde cuma namazını kıldığı Esentepe Camii’nin avlusunda bularak görüştüğü Lütfü Türkkan, futbol camiasını tanıdığını, söylediklerinin temenni olmadığını, bunu bir temenni olarak algılayan Fenerbahçelilere de üzüldüğünü söyledi. Türkkan şöyle devam etti:

“Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Twitter’de paylaştığım o sözlerden sonra Fenerbahçe taraftarlarının tepkisini samimiyetle karşılıyorum. Bu takıma senelerce emek veren, yağmurda, çamurda para verip maça giren, bu takıma destek verenlerin tepkisi doğal. Ancak tepkinin yönünde bir yanlışlık var. Yani Fenerbahçe’nin küme düşmesi veya kalması için veya Mersin İdamanyurdu’nun veya Sivasspor’un. Ben karar mercii değilim. Bu karar mercii olanlara, hatta ve hatta bir öncesine benim daha önce yine Twitter’da paylaştığım gibi siyasi bir operasyon olan bu şike operasyonunda düğmeye basanlara karşı tepkili olmaları gerekiyor. ”

Lütfü Türkkan, “Benim bunu ifade etmemle Fenerbahçe’nin küme düşürülmesi arasında bir bağ kurmaları yanlış. Bir faydası olur belki. Fenerbahçe taraftarları şimdi bayramlık koyun gibi kendilerinin kurban edileceği günü beklerken belki dikkatleri biraz daha kamuoyunda üzerlerine çekerler. Bir kamuoyu oluştururlar kendilerine göre. Ama bu bilgi benim bir duyumum. Bu bilgi kaynağını da açıklamak zorunda değilim. Ama Fenerbahçe’nin, Sivasspor’un, Mersin İdmanyurdu’nun bu şike operasyonu sonucu oluşturulan Futbol Federasyonu’ndaki heyetin kozmik odada yapılan incelemeler sonucu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu zannediyorum bu kararı verecek, onların alacağı kararın bu minvalde olacağı ciddi bir duyumdur. Bu duyumu ben paylaştım” diyerek sözlerinin arkasında durdu.

SİYASİ OPERASYON İDDİASI

Lütfü Türkkan açıklamasına, “Biraz evvel ifade ettiğim gibi, bu ne bir temenni, ne alkışlanacak bir durum. Benim için de öyle değil” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Ben bu operasyonun kesinlikle bir şike operasyonu olduğunu düşünmüyorum. Bunun siyasi bir operasyon olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Eğer hakikaten şike operasyonu ise bunun çok ötesine gitmesi lazım. 10 yıl öncesine kadar gidebilir. Hiç problem değil. Hatta ve hatta bazı yayın organlarında bazı sosyal medyada paylaşıldı. Türkiye’nin Japonya’da kazandığı dereceye kadar mümkün. Ama orada bir yanlış bakış açısı var. Onu da toplumda düzetmek gerektiğini düşünüyorum. Futbolu bir profesyonel spor olarak düşenenler yanlış düşünüyorlar. Bu bir endüstri. Bu endüstrinin pazar yapısı çok önemli. Çok ciddi büyük bir pasta var ortada. Ben hatırlıyorum. Daha önce ben Bursaspor’da da asbaşkanlık yaptım. Bursaspor’un şampiyon olduğu ertesi yıl Bursaspor forma reklamı bile bulamadı. Digitürk’ün aboneleri düştü, sponsorlar lige destek vermemeye başladılar. Bu bir endüstri neticede. Böyle değerlendirdiğimiz zaman olayı tamamen spor ahlakı vesaire gibi kamuoyuna sunup arkasından Fenerbahçe Kulübü Başkanını, Sivasspor Kulübü Başkanını içeriye almanın altında bir spor ahlakı, etik aramak mümkün değil. Bu bir ‘Ben herkese dokunurum’ mesajı vermektir. Fenerbahçeliler kendi takımlarını cumhuriyet ilan ettiler. Bu Cumhuriyetin üstünde ‘işte ben de varım, ben hepsinin üstündeyim’ diyen bir sesin el koymasıdır bu. Bunu o şekilde değerlendirmek lazım. Yoksa ben bir şike operasyonu olarak değerlendirmiyorum.”

Kaynak: DHA

Written by kesinofsayt

28 Temmuz 2011 at 23:19

Lütfü Türkkan, MHP kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

ÖNCE KANIT SONRA CEZA

leave a comment »

UEFA Başkanı Michel Platini’nin mesajı net:

 

Yunanistan’da ülkeyi içine düştüğü şike, rüşvet bataklığından çıkarmak için bir dizi incelemede bulunan Platini, ‘Avrupa Kupaları’ndan herhangi bir takımı ihraç etmeden önce emin olmamız gerekiyor. Fenerbahçe de emin olmadan Şampiyonlar Ligi’nden atılamaz’ dedi

UEFA Başkanı Michel Platini şike, rüşvet ve kara para aklama bataklığından çıkmaya çalışan Yunanistan’da Başbakan Papanreu ile Yunanistan Parlamentosu’nda biraraya geldi. Kültür ve Turizm Bakanı Pavlos Geroulanos ve Futbol Federasyonu Başkanı Sofoklis Pilavios’un da katıldığı görüşmede Yunan futbolunun bataktan çıkmak için nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiği masaya yatırıldı.

ŞİKE YAPAN YANACAK
Platini, Yunanistan’dan ayrılırken düzenlediği basın toplantısında ise  Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek Fenerbahçe ile de önemli açıklamalar yaptı. 12 Temmuz’da UEFA’nın yaptığı açıklamalara atıfta bulunan Platini, ‘Aldığımız kararlar var. Avrupa Kupaları’ndan herhangi bir kulübü ihraç etmeden önce emin olmamız gerekiyor. Şu iyi bilinsin ki şikeye dokunan bir daha topa dokunamayacak’ dedi.

TAZMİNATLARA DİKKAT!

Platini, herhangi bir kanıt olmadan uygulanacak yaptırımların, söz konusu kulüp ya da kişilerin suçsuz olduklarının anlaşılması halinde kendilerine büyük bir servet kaybı olarak geri döndüğüne dikkat çekti. Yunanistan’da çıkarılan yol haritasında UEFA’nın bu ülkeye hakem, şike, rüşvet, şiddetle mücadele için danışmanlar göndereceği belirtildi. Danışmanlar arasında ünlü hakem Collina da yer alıyor.

Güneş Gazetesi, 28 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

28 Temmuz 2011 at 06:15

Michel Platini, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

PKK MECLİSTE, FENERBAHÇE HAPİSTE

leave a comment »

Hedef şike değil Türk futbolu.
Geçtiğimiz haftalarda tüm Türkiye gündemi yine bir AKP operasyonuyla sarsıldı. Tüm siyaset gündemi ve terör bile unutuldu. Ancak bu sefer tutuklananlar Atatürkçü generaller veya aydınlar değildi.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın gözaltına alınmasıyla başlayan süreç bazıları tarafından gündem saptırma olarak algılanmaktadır. Oysa bu olayın gündem saptırmayla hiçbir alakası yoktur. Çünkü faşizmin toplumu kontrol edebilmesi için atılmış çok hayati bir adım söz konusudur. Futbol sadece gündem saptıran bir eğlence değildir. Kitlelerin ulusal, siyasi, kültürel ve sınıfsal duygu ve taleplerini dile getirebildiği en temel sosyal arenayı futbol camiası oluşturur.
Faşizm aydınları, üniversiteleri, mahkemeleri, askerleri ve sokakları susturduktan sonra, kendinden bağımsız kalan ve halkın kendini ifade edebileceği son alan olan futbol sahasına müdahale etmektedir.

Bu anlamda Fenerbahçe çok önemli bir semboldür. Çünkü Türkiye’de Anadolu kulüpleri belediyeler kanalıyla zaten AKP’nin spor kollarına dönüşmüştür. Diğer iki büyük kulüp Beşiktaş ve Galatasaray ise sağlıksız mali yapılarından dolayı hükümetin pençesindedir. Ancak Aziz Yıldırım yönetimi ve Fenerbahçe kendi taraftarına dayanarak AKP iktidarından bağımsız ve güçlü bir yapı oluşturabilmiştir. İşte bu AKP faşizmi için affedilemez bir durumdur. Hele ki Fenerbahçe taraftarının geleneksel gericilik karşıtı ve ulusalcı tavırları asla kabul edilemez.
Aslında ilk başta müdahale Fenerbahçe kulüp yöneticilerine gibi görünebilir. Bu yüzden futbol fanatizminden kurtulamamış kimseler AKP karşıtı bile olsa sırf Aziz Yıldırım düşmanlığından operasyonu desteklediler. Beşiktaş Çarşı grubu ve Trabzon taraftarları da bu hataya düştü.
Oysa burada Aziz Yıldırım bir simgeydi. Türk futbolunda bağımsız ve güçlü son figürdü. Esas müdahale Türk futboluna ve Türk futbol seyircesinedir.
Her şehit haberinden sonra tribünleri bayraklarla donatan, “Hepimiz Ermeniyiz” saldırısına karşı “Hepimiz Türk’üz” yanıtını veren, Ermeni açılımına karşı Azeri bayrağını dalgalandıran, hatta gerektiğinde Tayyip Erdoğan’ı yuhalayan Türk seyircisi…
İşte asıl hedef onlardır… Nitekim Aziz Yıldırım düşmanları çok hazin bir şekilde içine düştükleri tuzağı görmüştür. Operasyonun bütün büyük kulüpleri hedef alan ve hizaya sokan boyuta ulaşmasıyla çocukça düğün yapanlar şaşkınlık içinde kalmıştır.

Şike değil Ergenekon operasyonu
Şimdi soruyoruz: Eğer Fenerbahçe şike yaptıysa, neden Aziz Yıldırım özel yetkili mahkemede hem de 87 yıl gibi astronomik bir ceza talebiyle yargılanmaktadır?
Eğer Aziz Yıldırım şike yaptıysa ancak asliye veya ağır cezada yargılanır. Büyük ihtimalle de tutuksuz olarak.
Öncelikle operasyon ile ilgili sapı samandan ayırmak vakti gelmiştir. Medyanın kopardığı fırtınanın tersine bu operasyon şike operasyonu değildir. Operasyon bir Ergenekon operasyonudur.
Operasyonu 2010 Aralık ayında başlatan meşhur Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’dür. Bugün devam ettiren ise Balyoz davasında askerleri tutuklatan savcılardır.
Operasyonu Emniyet ve savcılık kaynakları “Ergenekon Terör Örgütüne futbol kanalıyla para aktaran silahlı çeteye” yönelik bir operasyon olarak tanımlamaktadır. Yani soruşturulan bazılarının iddia ettiği gibi şike değil, darbe amaçlı kurulduğu varsayılan farazi Ergenekon örgütünün futbol ayağıdır.
Bu ise Türkiye’yi egemenlik altına alan iktidar güdümlü, özel yetkili faşist yargı sisteminin geldiği noktayı çok açık bir şekilde göstermektedir. Hukuk açısından operasyon tam bir kanunsuzluk örneğidir. Ergenekon Operasyonu bile son operasyona göre daha hukuki kalmaktadır.
Çünkü birilerinin sözde darbe yapmak için çete kurması anlaşılabilir. Peki ama şike yapmak için neden çete kurulsun. Hem de silahlı çete… Şike ile silahın ne alakası var? Hatta daha da ileri gidilsin ve bu çete Ergenekon’la bağlantı kursun. Ve hatta hatta Ergenekon’a para aktarsın. İyi de amaç Fener’i şampiyon yapmak değil miydi? Buna inanan varsa Mehmet Baransu veya ROK (Rasim Ozan Kütahyalı) olsun!

AKP’ye göre her iki kişiye bir çete düşüyor
Şike ile çetenin, çete ile Ergenekon’un düz mantıkla bağdaştırılması Ortaçağ engizisyonuna çok bariz örnektir. AKP döneminde kim neyle suçlanırsa suçlansın önce çete kurmakla suçlanıyor.
Hukuk devletini katleden bu el çabukluğunun tek nedeni vardır. AKP iktidarının bundan sonra istediği her dava “Özel Yetkili Mahkemelerde” görülecektir. Böylelikle soruşturma süresince sanıkların tüm anayasal özgürlükleri çiğnenebilir, anında tutuklanabilir, hakkındaki suçlamaları öğrenmeden yıllarca hapiste yatabilir ve iddianame yazılana kadar yandaş medya tarafından terörist, katil, hırsız ya da şikeci olarak damgalanabilir. Faşizm özel yetkili mahkemelerle bir kara delik yaratmıştır ve artık kimse bu kara delikten kaçamamaktadır.

Soruşturma için kanun çıkarmak
Yürütmenin yargı üstündeki tahakkümüne belki de en iyi örnek bu son operasyondur. Bu operasyon hukuk tarihinde belki de bir ilk yaratmıştır. Soruşturma için özel kanun hazırlanmıştır.
Düşünün bir kere, soruşturma 2010 Aralık ayında başlıyor. Ancak soruşturmayı yürütenler hukuki açıdan kendilerini yeteri kadar güçlü hissetmiyor ve AKP iktidarından soruşturma için özel kanun rica ediyorlar. 13 Nisan 2011′de Sporda Şiddeti ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair KanunMeclis’ten çıkarılıyor ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıyor.
Bir savcı kendini nasıl bu kadar güçlü hissedebilir? Çünkü ona soruşturmayı başlat diyen bizzat Başbakandır. Başı sıkışan özel yetkililer Başbakana rica eder ve hemen yeni kanun çıkarılır. “Sporda şiddet” ile şike ve teşvik priminin ne alakası var diyebilirsiniz. Ama olsun bu kanuna şike ile ilgili 5 ile 12 yıl arası değişen çok ağır maddeler konur.
Tabii herkes şiddete karşı, şikeye de… Ama amaç şikeyi temizlemek değil bir kişiyi temizlemek.
İş burada bitmez. Savcılara göre sürekli şike yapılmaktadır. Para dolu çantaların fotoğrafları çekilmektedir. Şampiyonluk bu yolla saptanmaktadır. Ama ne hikmetse ne polis ne savcılık suçüstü yapmaz. Çünkü operasyonun başlaması için seçimlerin bitmesi gerekmektedir. Bu bile operasyonun Ankara’dan yönetildiğinin göstergesidir. Sonunda seçimler biter. Lig de biter ve soruşturmayı başlatma emri veren siyasi erk düğmeye basar. Operasyonu da başlatır.
Ondan sonra gelsin palavralar: “Konu yargıya intikal etmiştir. Bağımsız yargıya saygı duymak lâzım…”

AKP’nin mahkemesi yandaş medya
Peki madem konu yargıya intikal etti, hükmü nasıl bu kadar çabuk verdik? Bütün yandaş medya ve özellikle Taraf gibi polis bültenleri Aziz Yıldırım ve diğerleriyle ilgili çoktan iddianameyi yazmış, yargılamış, hükmü vermiş ve cezayı infaza başlamış.
Bunun adına Ergenekon hukuku deniyor. Soruşturma gizli olduğu için sizin hakkınızdaki hiçbir delili ve hatta iddiayı bile öğrenemiyorsunuz. Avukatlarınız sizi savunmak için tek bir adım bile atamadığı gibi bazen sizinle aynı “çeteden” içeri düşüveriyor.
Siz müebbetle yargılanmanıza rağmen dosyanıza ulaşamazken, her gün medya sizinle ilgili telefon çözümleri, gizli görüntüler, suç senaryolarıyla dolup taşıyor.
Artık bir sanığın hakkındaki suçlamaları öğrenmesinin tek yolu var. Baransu veya Tayyar gibi polis muh(a)birleri televizyona çıkacak, şok açıklama yapacak. Çünkü soruşturma dosyası herkese yasaktır ama bir tek faşist medyaya serbesttir.
Ve tıpkı Ergenekon operasyonunda olduğu gibi polis çıkıyor açıklama yapıyor: “19 maçta şike tespit edildi.” İyi de buna polis mi karar verecek? Ne hakla böyle bir açıklama yapabilirler? Bunun adı polis devleti değil de nedir?

Sıra medyaya da gelecek
Sonra medya kampanya başlatıyor: Kulüpler küme düşürülsün. Federasyon hemen karar versin. Vay be… Beyefendilere bak. Hani konu yargıya intikal etmişti. Bu yüzden Aziz Yıldırım ve diğerleri içeride çile çekmek zorundaydı. Oysa medya dosyayı çoktan kapatmış.
Özellikle medyadaki Kürtçü ve yandaş kalemler azgın bir şekilde, masumiyet ilkesini göz ardı ederek Aziz Yıldırım’ı infaz ediyorlar. Bunda Aziz Yıldırım’ın Yaşar Büyükanıt ve TSK ile yakın ilişkilerinin önemli bir rolü var. Bunu biz iddia etmiyoruz. Kendileri açıkça söylüyorlar. Zaten onlar için TSK ile ilişkili olmak linç edilmek için yeterli…
Fotoğraflar yayınlanıyor. Çanta varmış. Çantada para varmış. İspat? Gereksiz. Polis öyle dedi. Sonra biri telefonda öbürüne demiş ki “Ayşe tatile çıktı.” Demiş mi bilmiyoruz? Dese ne yazar? Böyle kanıt mı olur? Telefon sapıklarının kanıtları bunlar.
Özel Yetkili Mahkemelerin klasik yöntemleri… Telefon dinle, ortam izle… Fotoğraf çek, aynı kareye giren aynı çetededir… Tabii bir de pişmanlık yasası ve itirafçıyı unutmayalım. Zavallı İbrahim Akın bu oltaya düşen tek kişi oldu. Sonra beni kandırdılar dedi. Ergenekon’da da aynısı olmamış mıydı? Tek eksiğimiz gizli tanıklar… Yakında onlar da ortaya çıkar…
Yandaş medyanın biraz dışında kalan büyük sermaye medyası ve Doğan Medya ise bu şaklabanlığın her zamanki gibi parçası oldular. Oysa Zaman yazarı ve Feto’nun kankası Hüseyin Gülerce müjdeyi verdi: “Bu daha başlangıç yakında medya operasyonu başlayacak…”
Bugün Aziz Yıldırım’ı linç edenler o zaman ne diyecek? “A bizim patron Ergenekoncuymuş” mu diyecek? Göreceğiz.

Tayyip’in ahlaksız teklifi
Şu anda Türk futbol kulüpleri önemli bir sınavla karşı karşıyadır. Türk futbolu hayatta kalacak mıdır yoksa Kürt-İslam çetesi kendi futbol camiasını mı yaratacaktır?
Artık federasyon başkanını Tayyip belirlemektedir. Milli takım teknik direktörünü Tayyip belirlemektedir. Şampiyonu Tayyip belirlemektedir. Anadolu kulüplerinin başkanlarını Tayyip belirlemektedir. Sıra Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’a gelmiştir.
Tayyip Erdoğan’ın konu ile ilgili yaptığı açıklama son derece vahimdir. Tayyip kendisinin de Fenerbahçeli olduğunu belirtmiş ve Fenerbahçe taraftarını sakin olmaya çağırmış. “Kişisel suçla kurumsal suçu” ayırmak gerekir diyerek de açıkça Fenerbahçe camiasına ahlaksız bir teklif yapmıştı. Söylediği özetle şudur. Kişisel olarak bizim gözümüzde Aziz Yıldırım suçludur. Artık onu kurtaramazsınız. Gelin Fener’in başına yandaş bir başkan bulalım. Kurumu bu işten kurtaralım. Oysa söylediği yalandır. Çünkü kişi şike yaptıysa kurum da cezayı öder.
Fenerbahçe taraftarı operasyonun ilk günü: “Cemaat Fener’le başa çıkamaz”, “PKK Meclis’te Fenerbahçe hapiste” diyerek onurlu tavrını sergiledi. Camiayı önemli bir sınav bekliyor. Küme düşme pahasına başkanlarına sahip çıkmalı ve yandaş bir kulübe dönüştürülmemek için direnmeliler.
Aynı tavır Galatasaray ve Beşiktaş’tan da beklenmelidir. Çünkü AKP ve yandaşlarının İstanbul kulüplerine olan düşmanlığı aslında Cumhuriyet’e olan düşmanlıktan kaynaklanmaktadır. Bu kulüpler Cumhuriyet’in yarattığı değerlerdir. Her üçü Kurtuluş Savaşı’na katılmıştır. Şimdi sözde Anadoluculuk yaparak Türk futbolunun mirasını yok etmek istiyorlar.
Kısacası bize teslim olanlar lige devam etsin, geri kalanlar ligden düşsün deniyor. Hodri meydan! Düşürün Fenerbahçe’yi ligden. Bu AKP’nin tarihinde bir rezalet, Fenerbahçe tarihinde ise onur sayfası olur. AKP Abdülhamit ve İngiliz işgal kuvvetlerinin yanında “onurlu” yerini alır. Sonuçta Türklük nasıl ayakta kalacaksa, Türk futbolu da ayakta kalacaktır.

Ali Özsoy, Türksolu.org, 26 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

26 Temmuz 2011 at 06:16

YILDIRIM’IN SUÇU ORDUYLA SAMİMİYETTİR

leave a comment »

Kimse kendisini kandırmasın. Futbolda şike soruşturması adı altında yürütülen operasyon; Fenerbahçe kimliğinde bulunan değerleri ezme operasyonudur.
Neden mi?
Bir: Son Divan Kurulu toplantısının da gösterdiği üzere; Fenerbahçe; Atatürk’ün kulübüdür de ondan. Bu ülkede Atatürk ile ilgili kavramlar da kurumlar da teker teker yok edilecektir.
İki: Atatürk bağlantısı yüzünden subaylar genelde Fenerbahçe’yi tutarlar. Ordu ile Fenerbahçe arasındaki bu görünmez bağ da Türkiye’den Atatürk’ün damgasını silmeye uğraşanları rahatsız etmektedir. Başbakan Erdoğan; sadece TSK’yı değil, onunla sivil bağı bulunan kurumları da dize getirmek peşindedir.
Üç: Aziz Yıldırım ile üst düzey subaylar arasındaki ilişki; ordunun yavaş yavaş ortadan kaldırılıp yerine iktidarın özel polis ordusunun kurulduğu şu süreçte sürdürülemez hale gelmişti. Bu yüzden hem Fenerbahçe’nin hem de Aziz Yıldırım’ın devredışı bırakılması gerekiyordu.
Dört: Fenerbahçe’yi ezme operasyonu; Başbakan Erdoğan’ın, temiz toplum yaratan lider portresinin kuvvetlendirilmesine ayrıca hizmet edecekti.
Çünkü; Başbakan Erdoğan; 2014′te Cumhurbaşkanlığı seçimine girecek ve bir rakiple yarışacak. Orada; halktan oy alabilmek için ‘Şikecilerden hesap soran siyasetçi!’ unvanını kullanacak. Bu iş için de en sıkı Fenerbahçeli olan Aziz Yıldırım kurban seçilmiştir.

İLK TAŞI ATANLAR GÜNAHSIZ MI?
Fenerbahçe seyircisinin basına yönelik tepkisini onaylamak mümkün değildir; lakin onlara kızanların biraz düşünmesini istiyorum:
Bu ülkede, şike sadece 2011 yılında mı yapıldı?
Açıkça söyleyelim ki futbolumuzda ‘büyükler; büyük şike; küçükler küçük şike yapar.’
Bunu bilmiyormuş gibi yapanlar; sadece bu soruşturma ile şikeden haberdar olmuş gibi konuşanlar ve yazanlar; sahtekardırlar.
Aziz Yıldırım’a ilk taşı atanlardan Galatasaray Kulübü Başkanı’na, bu işlerdeki ayrıntıları öğrenmesi için Fatih Terim ve Mehmet Ağar ile konuşmasını öneriyorum. Bence şike konusunda en son konuşması gereken kulüp başkanı odur.
O yüzden tekrar ediyorum: Şimdiye kadar bütün büyükler büyük şike; küçükler de küçük şike yaptılar. Herkes de bu işleri olağan gördü.
O yüzden; kimse, ortada temiz elbise dolabı gibi dolaşmaya kalkışmasın.

TEDRİCİYET PRENSİBİ
Başa dönersek:
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım; aslında, askeri ihaleler üzerinden ilk Ergenekon davasına dahil edilmek istendi. Ama davanın ciddiyetini zedeleyeceğini düşünerek bu işi ertelediler.
Yani Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe operasyonu; Tayyip Erdoğan’ın kesin kontrolünde bir Türkiye oluşturmak planının parçalarından birisi olarak devreye sokuldu. Askerin işini Başbakan Erdoğan; bir adım daha attı. Artık Fenerbahçe ile Aziz Yıldırım’a sıra gelmişti.
Aziz Yıldırım’ın gafleti; Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Fenerbahçeli olduğunu sanmasıydı. O; Sayın Erdoğan’ın Fenerbahçe’ye zarar vermeyeceğini düşünüyordu.
Ama Başbakan Erdoğan; Türkiye’ye tam hakim olabilmek için; Fenerbahçe gibi ordu ve Atatürk ile manevi bağlantısı bulunan kurumların da belini kıracaktı; kırdı da…
Atmıyorum:
2004 yılında Korkut Özal, Nuriye Akman’a açıkladı:
‘Tayyip Erdoğan; siyasette tedriciyyet prensibine göre hareket eder. Yani bir sorunu çözmek; bir engeli ortadan kaldırmak istediğinde acele etmez; onun tümünün birden üstüne gitmek yerine parça parça halleder. Tıpkı; bir mühendisin; kendi hesap tahtasını; yemesi gibi.
İki mühendisten birisi; 1 metreye 1 metre boyutlarındaki hesap tahtasını göstererek, ‘Ben bu tahtayı yerim.’ demiş. Öbürü, bunun imkansız olduğunu söyleyince, iddiaya girmişler. ‘Yerim’ diyen mühendis, tahtayı 360 parçaya bölmüş. Her gün testere ile kesip 1 parçasını öğüterek yemiş ve 1 yıl içinde tahtayı bitirmiş. İşte Tayyip Erdoğan da böyledir. Önüne bir engel mi çıktı? Onu hemen halledemeyeceğini anlayınca; tedriciyyet prensibine göre hareket ederek parça parça işini bitirir.’
Başbakan Erdoğan’ı çok yakından tanıyan Korkut Özal’ın söylediği gibi; şimdilerde Sayın Başbakan, Türkiye’yi 360 parçaya bölmüş; yiyor. O parçalardan birisi ordu ise birisi de Fenerbahçe idi.
Ne yazık ki tahtanın çok az parçası kalmıştır; yani Türkiye yakında bitecektir.

YILDIRIM ÖLEBİLİR
Fenerbahçe-Atatürk-Ordu-Aziz Yıldırım…
Bu ilişkinin bir parçası olan Aziz Yıldırım’ın işi çok zor. Şike adı altında oluşturulan belgelerin; onu hedef aldığı kesin. Şike işinde diğer kulüpler ve kişiler sadece dolgu malzemesi olarak; yani gerçek operasyon anlaşılmasın diye yer alıyorlar.
Ergenekon soruşturmasında hükümetin alkış çavuşluğunu yapan gazeteler; şimdi de Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’ye saldırıyor. Soruşturma belgeleri; yasak olmasına karşın basına sızdırılıyor ve kimse de buna engel olmuyor. Bu durum bile olayın içyüzünün siyasi olduğunu göstermeye yeter.
Aziz Yıldırım’ın ezilmesi ile; artık yukarıdaki denklemin hiçbir savunucusu ve yandaşı kalmayacak. Onun başına gelecek facia ne kadar etkili olur ise; yukarıdaki kavramlara sahip çıkanlar o kadar korkutulmuş, kıstırılmış olacaklar.
O yüzden hasta olmasına karşın; Aziz Yıldırım serbest bırakılmıyor. Sayın Yıldırım, uğradığı yüksek hayal kırıklığının da etkisiyle hapishanede ölebilir. Yazdığı mektubun da gösterdiği üzere; bu psikolojik çöküş ile var olan hastalıklarının birleşmesi onun için yaşamsal tehlike yaratıyor.
Ama bu tehlikeyi yargıçların dikkate alacağını da sanmıyorum. Çünkü; Aziz Yıldırım’ın başına ne kadar büyük dert açılırsa; toplum o kadar korkutulmuş ve sindirilmiş olacak.
Herkesi uyutsalar da beni kandıramazlar. Son sözüm şudur: Aziz Yıldırım işinin futbol şikesiyle ilişkisi yok ama siyasi şikeyle çok kuvvetli bağlantısı var.

Rıza Zelyut, Güneş Gazetesi, 25 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

25 Temmuz 2011 at 06:18

Ergenekon, Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

FENERBAHÇE’NİN DÜŞÜRÜLMESİNİN EKONOMİK MALİYETİ

leave a comment »

Türkiye şike soruşturmasıyla çalkalanıyor. Verilecek cezaların ekonomik etkisi de çok büyük olacak. Örneğin eğer Fenerbahçe küme düşürülürse sadece ilk 2 yılda Süper Lig ve Avrupa gelirleri 100 milyon dolar azalacak. Yan etkilerle bu rakam dokuz-on misli olarak düşünülmek zorunda…

Ülkemizde 3 Temmuz 2011 sonrasında gün ışığına çıkan şike depremi için kolay çözüm yok. Hukuk açısından bakarsak ilginç bir yerdeyiz. Olayın önemli taraflarından biri olan UEFA kaçak güreşiyor. Topu Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) atıyor. Çünkü bir karar verilip de sonra bu kararın tersi Türk mahkemelerinden nihai karar olarak çıkarsa, açılabilecek olan tazminat davalarından korkuyor. Dün itibarıyla yargı cephesinden bilgi ve belgelerin TFF’ye aktarılacağı haberi geldi. Ama dev boyuttaki ‘gerçek bilgi ve belge’ hangi hızla aktarılacak, ne zaman TFF  incelemesi bitecek, bu tabii bilinmeyen bir şey. Bu nedenle şu anda ‘Bir haftada incelemeyi bitirirler’ türü tezler de doğru değil.

TFF MİNİMALİST DAVRANDI
TFF minimalist davranmak zorundaydı. Nitekim en milimalist şey hiçbir karar vermemekti. TFF bunu bir basamak aştı ve Süper Kupa’nın oynanmamasına karar verdi. Kamuoyunun bir kısmı memnun oldu, bir kısmı ise sıradan bir adım olarak yorumladı. Ortada ligin ertelenmesi olasılığı kaldı. Biz bekleyeceğiz. Ne zaman ne olacağı konusundaki belirsizlik de devam edecek…

200 milyar $’lık bir ekonomi!
TUĞRUL Akşar’ın analizlerine göre futbolun asli gelirleri, Avrupa toplamında 22.5 milyar dolar civarında. Buna ek olarak da 200 milyar dolar civarında turizmden eğlenceye, yemek ve içme sektörüne kadar birçok sektöre ek katkı var ve futbol gelirinin dokuz misli bir ek gelir yaratılıyor. Belirsizlik arttığı zaman bu  futbol geliri küçülüyor. Sponsorlar çekiliyor, reklam azalıyor, yani  kulüp geliri hızla düşüyor. Marka değerini ise hiç dikkate almadık!

ÇOK ZARAR DOĞACAK
BUNU söylemek, cezaları affedin demek de değil. Bir kulübün karar mekanizmasında olan, yetkili  insanların yaptığı kanun dışı ve ceza gerektiren şeyler, kurumu da bağlar. TFF de zaten bu nedenle adaletin kararını beklemek zorunda. Ama şimdi eline geçecek şike ‘bilgi ve belgeleri’, iş savcıların düşündüğü kadar vahim ise, patlamaya hazır bomba olarak uzun süre önümüzde duracak!

Toplam gelirin %13’ü Fenerbahçe’den
VARSAYIM olarak Fenerbahçe’ye verilecek bir küme düşme cezası, toplam futbol gelirinin yüzde 13 kadarını yaratan kulübü fena sallar. 2010-2011 Süper Lig gelirlerini 20 milyon TL ve 2010-2011 Avrupa gelirlerini 45 milyon TL kadar azaltabilir ve toplam 65 milyon TL zarar verirdi. Buna 2011-2012 gelirleri olarak da bir 100 milyon TL eklenir ve toplam iki yılda, 100 milyon dolar direkt gelir düşüşü olabilirdi. Toplam ekonomik etkisi ise nerede ise dokuz on misli olarak düşünülmek zorunda.

Deniz Gökçe, 23 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

23 Temmuz 2011 at 19:36

Deniz Gökçe, Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

FENERBAHÇE’NİN KELLESİNİ MEHMET ALİ AYDINLAR’DAN RESMEN KİM İSTEDİ?

leave a comment »

Medya Aziz Yıldırım’ın avukatı Faik Işık’ı çok sevdi.
Güzel. İyi. Ve fakat…
Avukat Işık’ın dile getirdiklerini Odatv “şike operasyonu” başladığı ilk gün yazmadı mı? Bu kanıtlarla kimsenin tutuklanamayacağını, emniyetin nasıl kendini yargı makamına yükseltip “19 maçta şike var”açıklaması yapamayacağı vs. yazmadı mı? Yazdı.
“Şike operasyonu”nda biz dedik ki; futbol sadece futbol değildir. Siyasetin gölgesi vardır.

Örneğin:

Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, iki hafta önce ne demişti:
1)Süper Kupa’yı FB-BJK oynayacak.
2)Ligler 5 Ağustos’ta başlayacak.
3)Yargı kararını bekleyeceğiz.

Şimdi ne diyor:
1)Süper Kupa oynanmayacak.
2)Ligler Ağustos sezonunda başlayacak.
3)Yargı kararını beklemeyeceğiz, delillere bakıp biz karar vereceğiz. (Hukuki olarak bu durum söz konusu olmasa da, bu konuya değinmeliyim.)

Peki…

Sormayacak mıyız; bir haftada ne değişti?
Ne değişecek; “şike operasyonu”nun bir hedefi amacı vardı. Federasyon ilk kararıyla buna uymuyordu. O halde…
Birileri devreye girdi…
Mehmet Ali Aydınlar’ın kulağı çekildi.
Şimdi apar topar “deliller” federasyona gönderildi; neymiş federasyonun etik kurulu bu “kanıtlara” bakarak karar verecekmiş! Breh… Breh… Breh…
Siz bu oyuna inanıyor musunuz?
Bu arada bir de numaradan UEFA’ya gidiliyor; niye ise? UEFA’nın tavrı net değil mi bu konuda, ilk gün açıklamadı mı; “karar sizindir, ancak mahkemeden şike kararı çıkarsa takımlarınızı elenmiş kabul ederiz.”Hepsi bu. Mahkemenin en az 4-5 yıl süreceği Türkiye’deki hukuk süreclerini bilen herkesin ortak görüşüdür.
O halde tekrar soralım: Mehmet Ali Aydınlar’ın kulağına kim, ne fısıldadı?
Yani, Fenerbahçe’nin ipini kim çekti?
Ve o birisi, Aziz Yıldırım’ın kellesini açık açık istedi mi? “Aziz Yıldırım’ın kellesini vermezseniz Fenerbahçe’yi küme düşürürüz” dedi mi?
Bakalım kim güçlü:
Biri mi?
Fenerbahçe mi?
Göreceğiz…

Oda TV, 22 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

22 Temmuz 2011 at 06:21

AKP, Fenerbahçe, Recep Tayyip Erdoğan kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,