FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Ağustos 2011

32 KISIM TEKMİLİ BİRDEN ŞİKE TİYATROSU

leave a comment »

Olay, 3 Temmuz 2011 sabahı başladı. Saat 7’de şike operasyonu için düğmeye basıldı. 12 ilde eş zamanlı baskınlarla kulüp başkanları, futbolcular, teknik direktörler, menajerler ve federasyonunun eski yöneticileri göz altına alındı. Zekeriya Öz’ün başlattığı adli soruşturmayı Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk sürdürdü.
Bu metinde, tiyatroyu andıran süreç boyunca kulüpler ve federasyon arasında geçen diyaloglara dikkat çekeceğiz. Başrollerde F.Bahçe, TFF, G.Saray, Beşiktaş, Trabzonspor ve bu kurumların yöneticileri var. Yardımcı rollerde Aykut Kocaman, Şenol Güneş gibi isimler yer alıyor. Yönetmen sözde TFF, özde UEFA.
3 Temmuz 2011: Şike soruşturması başlıyor.
5 Temmuz 2011: Aziz Yıldırım anjiyo oluyor.
5 Temmuz 2011, Aykut Kocaman (FB Teknik Direktörü): “Bir takım seçilerek bu işler olmaz. Bataklığı kurutmak için 1959’dan beri tüm ligin araştırılması lazım.
5 Temmuz 2011, M.Ali Aydınlar (Şike Savcısı Mehmet Berk ile görüşmesinden sonra): “Soruşturma hakkında bilgi aldık. Durum vahim. 4-5 takım için büyük risk var.”
Aynı gün basın mensupları Aydınlar’a soruyor: “Federasyonun tutumu ne olacak? Dava bitmeden bir karar verecek misiniz?”
Aydınlar’ın cevabı: “Davanın bitmesi zaten uzun sürebilir. Dolayısıyla biz delillere göre hareket etmek zorundayız.”
5 Temmuz 2011, UEFA’dan ilk açıklama: “Biz konunun Türkiye ve Türk futbolu için ne kadar hassas ve önemli olduğunun farkındayız. Olayın bir tarafı gibi gösterilmek istemiyoruz. Bu soruşturma tamamen Türk Futbol Federasyonu’nun konusudur.”
6 Temmuz  2011, gazeteler: Şike soruşturması sebebiyle küme düşme tehlikesi yaşayan F.Bahçe, prestijin yanı sıra yayından 28,4 milyon, başarı puanından 21 milyon, birincilikten 15 milyon TL kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya. Şampiyonlar Ligi’ne katılamazsa en az 15 milyon lira uçacak.
6 Temmuz 2011, Aykut Kocaman: Yaşananlar lehimize sonuçlanacak. F.Bahçe Kulübü’nün etrafından işgüzarlık yapan varsa, F.Bahçe ile toto oynayan insanlar varsa cezalarını çekmeli.”
9 Temmuz 2011, F.Bahçe’den açıklama: “F.Bahçe Spor Kulübü, yöneticisinden taraftarına, sporcusundan çalışanlarına kadar Türk adaletine sonsuz bir güven duymaktadır ve adli sürecin adil bir biçimde sonuçlanmasını beklemektedir. Belirli bir kesimin henüz kesinleşmemiş delil ve kararlar üzerinden yargısız infaz yapmalarını ibretle izliyoruz ve bunu kabul etmiyoruz.”
10 Temmuz 2011: Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım tutuklandı.
10 Temmuz 2011: Şike’de 2. dalga. Trabzonspor Başkanı Sadri Şener gözaltında alınanlar arasında.
11 Temmuz 2011, TFF Başkanı M. Ali Aydınlar: “Lig planlandığı gibi 5 Ağustos’ta başlayacak. Süper Kupa Finali de 31 Temmuz 2011 günü F.Bahçe ile Beşiktaş arasında oynanacak. Karar için iddianamenin mahkemece kabulü beklenecek.”
11 Temmuz 2011: TFF-Kulüpler Birliği toplantısı sonrası birliğin görüşünü İlhan Cavcav açıklıyor: “Tek ses, tek yürek durumundayız. Yargısız infazı kabul etmiyoruz.”
11 Temmuz 2011, F.Bahçe’den açıklama: “Türk spor camiasını yakından ilgilendiren bu olumsuzluklar içinde kenetlenerek yapıcı ve istikrarlı bir duruş sergileyen Türk futbol ailesine, kamuoyu baskısına rağmen olaylara sorumluluk sahibi spor adamı bakış açısıyla yaklaşan ve kararlarını yine aynı sağduyuyla alan Türkiye Futbol Federasyonu’na ve Kulüpler Birliği’ne teşekkürü borç biliriz.”
12 Temmuz 2011, Galatasaray Başkanı Ünal Aysal: Bu ateş üfleyerek sönmez, çözüm zamana yayılamaz.
12 Temmuz 2011, Fenerbahçe’den açıklama: Galatasaray’ın bugün Sayın Ünal Aysal imzasıyla yayınladığı açıklama, her anlamda derin bir hayal kırıklığına ve ‘güven bunalımına’ neden olmuştur.
12 Temmuz 2011, TFF’den açıklama: Sonuçları nereye kadar ulaşacağı belli olmayan bu kriz üzerinden ‘bu ateş üfleyerek sönmez’ diyerek fırsatçılık yapmak yüzlerce yıllık bir eğitim kurumunun temelleri üzerine yükselmiş olan G.Saray Başkanı’na hiç yakışmamaktadır. Kişi ve kurumları zan altında bırakan bu açıklamayı kınıyoruz.
12 Temmuz 2011, Beşiktaş’tan açıklama: Belirsizliğin sürdüğü şu günlerde Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun sorunları çözmek için alacağı kararların, Süper Lig’in geleceğini ve marka değerini yükselteceğine, kulüp camialarımızı belirsizlikten çıkartacağına inancımız tamdır.
12 Temmuz 2011, UEFA’dan ikinci açıklama: Fenerbahçe dahil Türk takımları Avrupa kupalarında oynayabilir. Şu anki bilgiler ışığında, Türkiye’deki soruşturmada adı geçen herhangi bir kulübün Avrupa kupalarına katılmasının reddedilmesini gerektirecek UEFA yönetmeliğine aykırı hiçbir şey yoktur.
13 Temmuz 2011: Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu ve Asbaşkan Serdal Adalı da İstanbul Adliyesi’nde.
13 Temmuz 2011, Çarşı’dan açıklama: “Diyoruz ki arının, temizlenin, masumiyetinizi sadece yargıya değil bizlere de kanıtlayın. Sizi kucaklayalım. Ama siz de arınıncaya, temizleninceye ve masumiyetinizi kanıtlayıncaya kadar Beşiktaş’la aranıza mesafe koyun.”
13 Temmuz 2011: Fenerbahçeli taraftarların sitesi Antu.com’dan Ünal Aysal’a: Bugün bize, yarın size.
14 Temmuz 2011, Beşiktaş’tan açıklama: “Bu sürecin sonuna kadar 2010-2011 sezonu Ziraat Türkiye Kupası’nın camiamızın da duygu ve düşüncelerine tercüman olduğumuza inanarak Futbol Federasyonu’na iade edilmesine karar verilmiştir.”
14 Temmuz 2011, Ünal Aysal: Beşiktaş’’ı tebrik ediyorum.
14 Temmuz 2011, Şenol Güneş: Yanlış yapan cezasını çeksin. Ama yanlış yapmayana da haksızlık yapmayalım.
15 Temmuz 2011, M. Ali Aydınlar (İstanbul Büyükşehir Belediyesporlu İbrahim Akın ile İskender Alın’ın şikeyi itiraf ettiği iddiası üzerine): Kararlarımız kanun değil, değiştirebiliriz.
15 Temmuz 2011: Serdar Adalı ve Tayfur Havutçu tutuklandı.
19 Temmuz 2011, Trabzonspor Divan Kurulu açıklaması: “17 maçta 16 galibiyet daha önce görülmemiştir. Asıl tartışılması gereken budur.”
19 Temmuz 2011, F.Bahçe’den açıklama: (Futbol Federasyonu’nun yapacağı toplantı öncesi yazılı bir açıklama yapan F.Bahçe yönetimi, liglerin ertelenmesi ihtimaline karşı çıkıyor): “Ligler daha önce planlandığı tarihte başlasın.”
19 Temmuz 2011: Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu toplantısından sonra Başkan Aydınlar’ın açıklaması: “F.Bahçe-Beşiktaş Süper Kupa maçı ertelenmiştir. Şike soruşturmasına ilişkin savcılıktan belgeler yarından itibaren gelmeye başlayacaktır. Etik Kurulu’nun vereceği kararı bekleyeceğiz. Avrupa’ya gidecek takımlar mevcut takımlarımızdır.”
21 Temmuz 2011, F.Bahçe’den açıklama: Erteleme kararının, ilgili düzenlemenin hangi hükmü gereği ve nasıl bir yasal dayanakla alındığı açıklansın.
21 Temmuz 2011, Aziz Yıldırım’dan F.Bahçe camiasına mektup: Bu süreci atlattığımda hayatımın geri kalan bölümünde F.Bahçe artık sadece yüreğimde bir sevda olarak kalacak. Darağacında olsak da son sözümüz F.Bahçe.”
21 Temmuz 2011: Fenerbahçe-Shakhtar Donetsk hazırlık maçı, sarı-lacivertli taraftarların 65. dakikada sahaya girmesi nedeniyle yarıda kaldı.
22 Temmuz 2011, Futbol Federasyonu’ndan F.Bahçe’ye yanıt: Maalesef daha önce bazı kulüplerimizin de yaptığı ve 21 Temmuz’da Fenerbahçe gibi Türk futbolunun en köklü kurumlarından birisinden gelen, kamuoyunu ve hukuki süreci etkilemeye yönelik açıklama federasyonumuzda derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır.
23 Temmuz 2011, Aziz Yıldırım’dan açıklama: Futbol Federasyonu, iddianamenin en önemli delil olduğunu savunmaktadır. Oysa iddianame, adı üzerinde sadece iddialardan ibarettir. Asıl olan mahkeme kararıdır.
25 Temmuz 2011, TFF’den açıklama: Süper Lig’de 2011-2012 sezonu 9 Eylül 2011’de başlayacak.
25 Temmuz 2011, Fenerbahçe’den açıklama: Yürütülmekte olan hukuki süreçle birlikte Futbol Federasyonu tarafından yapılan titiz çalışmaları dikkatle takip ediyoruz. Sayın Mehmet Ali Aydınlar başkanlığındaki TFF’nin kamuoyunu tatmin edecek ve akıllarda soru işareti bırakmayacak şekilde karar almak adına çaba sarf ettiklerini biliyoruz. Bu bağlamda Futbol Federasyonu tarafından alınan kararları saygıyla karşılıyoruz.
28 Temmuz 2011, Beşiktaş’tan açıklama: “Tayfur Havutçu teknik direktörümüzdür, aklanıp görevine döneceğini umuyoruz.”
02 Ağustos 2011: Fenerbahçe ile başlayıp daha sonra Beşiktaş ve Trabzonspor’u vuran dalga, G.Saray’a sıçrıyor. Savcı gazeteci Tahir Kum’dan elindeki belgeleri istiyor. Kum’da Bülent Tulun’un 2007’de Adnan Polat’a yazdığı mektubun kopyası vardır. Mektupta kulübün 1 milyon dolarlık bir harcamayı usulsüz yaptığı iddia edilmektedir.
04 Ağustos 2011, G.Saray’dan açıklama: G.Saray Kulübü’ne ilişkin herhangi bir iddia ve bu iddialara ilişkin bir arama kararı bulunmamaktadır.
05 Ağustos 2011, G.Saray’dan açıklama: Çeşitli yayın organlarında G.Saray Kulübü’nden istenen bazı belgelerin bulunamadığı ve bu sebeple emniyet görevlilerine temin edilemediği yönünde asılsız haberler yer almaktadır. Talep edilen belgelerdeki eksiklikten dolayı bir gecikme veya noksanlık bulunmamaktadır.
05 Ağustos 2011, M. Ali Aydınlar (G.Saray’ın 2007’de Denizlispor’a teşvik verdiğine dair iddialar üzerine): “Gerekirse kupayı geri bile alırız.”
05 Ağustos 2011, Alex’in açıklaması: “Bir gazetede ismimin savcı tarafından yürütülen bu soruşturmanın içine katıldığı yönündeki haberi gördüm. Benim katılımım saha içerisinde oldu. Hukuka aykırı hiçbir durumun içerisinde ismimin geçmesine izin vermem, vermeyeceğim.”
07 Ağustos 2011, Aziz Yıldırım’dan mektup (Metris Cezaevine gelip kendisine destek veren taraftarlara): “Bu zor günümüzde bizlere verilen bu desteği asla ama asla unutmayacağım. Büyük Fenerbahçe taraftarı da şunu da bilsin ki bu büyük sevdamızda en ufak bir leke dahi yoktur.”
8 Ağustos 2011, M. Ali Aydınlar: “Futbolda şike soruşturmasıyla ilgili incelemeleri önümüzdeki hafta sonlandırmayı planlıyoruz. Büyük bir ihtimalle önümüzdeki hafta bu süreci sonuçlandıracağız.”
08 Ağustos 2011 G.Saray’dan açıklama: G.Saray, bu sabah itibariyle talep edilen belgeleri Emniyet’e teslim etmiştir.
15 Ağustos 2011, M. Ali Aydınlar’ın basın toplantısı (Etik Kurulu savcının gönderdiği klasörleri incelemiştir. Türk spor kamuoyu nefeslerini tutmuş Aydınlar’ın basın açıklamasını beklemektedir): “Kısacası federasyonumuzca, iddianamenin kabulüne bağlı olarak gizlilik kararının kalkmasını müteakip, derhâl şüpheli kulüp ve gerçek kişilerin savunmaları alınacak, bu savunmalar ve tüm soruşturma evrakı incelenmek suretiyle, Etik Kurulu’ndan nihai rapor istenecek daha sonra da hukuka ve adalete uygun bir karar verilecektir.”
Aynı toplantıda basın mensuplarının sorusu: Ya Avrupa’ya gidecek takımların durumu ne olacak? Cevap: Kendini şüpheli gören varsa gitmesin.
16 Ağustos 2011, TFF Yönetim Kurulu üyesi Hüsnü Güreli: Sayemde Beşiktaş’ı da kurtardık.
16 Ağustos 2011, TFF’den açıklama: Hüsnü Güreli’nin bu sözleri şike ile ilgili değildir
16 Ağustos 2011, Galatasaray’dan açıklama (TFF’nin 15 Ağustos 2011 tarihli kararı üzerine): Umarız bu gelişme kulüplerimizi taşıyamayacağı yeni yükler altına sokmaz.
16 Ağustos 2011, Spor Bakanı Suat Kılıç’ın açıklaması (Federasyon kararı üzerine): “Mevcut koşullar çerçevesinde verilebilirlik noktasında en uygun karar gibi görünmektedir.”
16 Ağustos 2011, Trabzonspor’dan açıklama: Devletin yetkili organlarının başlattığı bu temizlik hareketine, en büyük desteği vermesi gereken Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu maalesef ayak uyduramamıştır.
17 Ağustos 2011, Şenol Güneş (Federasyonun son kararı ile ilgili değerlendirme yapıyor): Ben şüphe duyuyorum, daha önce duymuyordum, şimdi duyuyorum. Ülke futbolunu, ülkeyi yönetenlerle ilgili şüphelerim vardır. Eğer onların vicdanı rahatsa ben de rahatım.
19 Ağustos 2011, G.Saray’dan açıklama: TFF’nin son kararından sonra Türk futbolunun geleceği açısından ciddi endişe duyduğumuzu belirttik. Kurallar çerçevesinde hatalarımızla yüzleşip gereğini biz yapmazsak dünyada bunu üst kuruluşlar yapar. Kendi kangrenli parmağımızı kendimiz kesmezsek birileri gelir kolumuzu keser.
19 Ağustos 2011, TFF’den açıklama (G.Saray’a yönelik bir açıklamadır bu): Bugün bir Süper Lig kulübümüzün yaptığı açıklama ile federasyonumuz adeta Avrupa’ya, UEFA’ya ve FIFA’ya şikayet edilmektedir. Federasyonumuzu hukuka aykırı davranan bir kurum olarak lanse eden ve yurtdışına şikayet etme gibi tarihî yanılgıya düşenleri, Türk futbol tarihimiz affetmeyecektir.
19 Ağustos 2011, F.Bahçeli Emre (Federasyonun ‘iddianameyi bekleyeceğiz’ kararını değerlendiriyor): Federasyon en doğru kararı verdi. Türk futbolu adına doğru bir karar çıktı.
22 Ağustos 2011: UEFA, Başmüfettişi Pierre Cornu’yu, şike soruşturması yürüten savcı Mehmet Berk ile görüşmek üzere İstanbul’a gönderdi.
22 Ağustos 2011, UEFA savcısının sorusu: Eee bu kadar adam niye tutuklandı? Hâkimler boşuna tutuklama yapmaz ki.
23 Temmuz 2011: UEFA savcısı Türkiye’den ayrıldı.
24 Ağustos 2011, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: TFF, Türk futbolunun ihtiyacı olan yenilenmeyi gerçekleştirebilirse büyük bir hizmet yapmış olur ve uzun yıllar boyunca bu hizmeti ile hatırlanır.
24 Ağustos 2011, TFF’den açıklama: Fenerbahçe , Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacak.
24 Ağustos 2011, F.Bahçe’den açıklama: Hukuk tanımaz yaklaşımların sorumluluğu bu kararları alan ve aldırtanların omuzlarındadır. Netice itibarıyla, TFF bu kararıyla, UEFA’nın hukuksuz yaklaşımına boyun eğmiştir.
24 Ağustos 2011, M.Ali Aydınlar: Türkiye’yi riske edemezdik. Bu bizim kararımız, yaptırımımız değil, UEFA’nın kararı. Eğer bu kararı almasaydık, hem milli takım, hem diğer kulüp takımları 8 yıl ceza alacaktı.
24 Ağustos 2011, F.Bahçe’den açıklama: Yaptığı her açıklamada, bir önceki ile çelişen ve tutarlılık sergileyemeyen TFF yönetimi ülkemizi temsil etme noktasında da vahim hatalar yapmaktadır.
24 Ağustos 2011, F.Bahçe’den açıklama: Acıbadem ile yollarımızı ayırdık.
24 Ağustos 2011, Şenol Güneş (F.Bahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi üzerine): Keşke benim futbol hayatım bitseydi de Türk futbolunu bu hâlde görmeseydim. Çok kötü yönetildik ve yönetiliyoruz. Bugünkü karar, Türk futbolunun ayıbı ve Türk futboluna vurulmuş önemli bir darbedir.
24 Ağustos 2011, UEFA’nın resmî sitesi: Şampiyonlar Ligi’ne Trabzonspor katılacak.
25 Ağustos 2005 TFF’den açıklama: Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne katılma kararı, tamamen UEFA tarafından alınmıştır. Futbol Federasyonu’nun bu kararda dahli olmadığı gibi, gelişmeler de bilgisi ışığında gerçekleşmemiştir.
Son söz: Görüldüğü gibi şike davası boyunca kurumlar ve kişiler çelişkili açıklamalarda bulundu. Adeta 2 aydır Süleyman Demirel’in ‘dün dündür, bugün bugündür’ sözünün uyarlamasını yaşadık. Takımlar veya kişiler verilen kararlar kendi lehine olduğu zaman alkışladı. Çok kez “Yaşa TFF, yaşa UEFA!” sesleri duyuldu. Kararlar aleyhte olunca ise bu kurumlar tu kaka edildi. Süreç içinde “Bu ateş üfleyerek sönmez” diyen G.Saray duruşuyla bir adım öne çıktı. Onların, “yaralı parmağımızı kesemezsek, UEFA kolumuzu keser” uyarılarını dikkate alan olmadı. TFF, savunma hakkı kutsaldır diyerek kendisini iş yapamaz hâle getirdi. F.Bahçe yönetimi ve mensupları onca tutuklamaya rağmen hiçbir şey olmamış gibi hareket etti. UEFA’nın da başlangıçtaki duruşu ile sondaki duruşu aynı değildi. ‘Sıfır tolerans’ diyerek TFF’ye güvenmediğini gösterdi ve kanaatle karar verdi. Şike tiyatrosu bitmedi. İkinci bölümde F.Bahçe ve diğer takımların ulusal ligdeki geleceklerine dair gelişmeleri izleyeceğiz. Oyunun adı: Küme düşecekler mi, düşmeyecekler mi?

Behram Kılıç, Aksiyon, 29 Ağustos 2011

Reklamlar

Written by kesinofsayt

29 Ağustos 2011 at 05:46

Genel kategorisinde yayınlandı

“MAHİR KAYNAK KAFASI” MI FENERBAHÇEYİ ŞAMPİYONLAR LİGİNDEN ETTİ

leave a comment »

Herkes aynı şaşkınlıkla aynı soruyu birbirine yöneltiyor.
“UEFA, Fenerbahçe’ye ‘hayır’ dediyse, Trabzonspor’u Şampiyonlar Ligine nasıl davet etti?”
Bam teli burası.
UEFA, Türkiye’ye o takım ya da bu takım demedi, hatta“Fenerbahçe grup adayı belirleme seçimine katılabilir”dedi.
Her şey yolundaydı.
Birden Türkiye Futbol Federasyonu, Fenerbahçe’yle ilgili şoke bir karar aldı. Bu öylesine alelacele, yüzeysel, akıl dışı bir karardı ki; UEFA, bu karar sonucu Fenerbahçe yerine Trabzonspor’u Şampiyonlar Ligine davet edince, anlamsızlığı ortaya çıkıverdi. Futbol Federasyonu gol yemişti; hem de ne gol!..
Peki…
Bu hata kimin? Tamam Futbol Federasyonu’nun.
İyi de…
UEFA Disiplin Başmüfettişi Pierre Cornu’yu havaalanında karşılayan, iki gecelik gezisi boyunca yanından hiç ayrılmayan Başkanvekili Lütfi Arıboğan’a sormak gerekmiyor mu: Siz, UEFA’nın Fenerbahçe olmazsa Trabzonspor’u davet edeceklerini niye öğrenmediniz? Federasyon, UEFA’nın bu kararını bilse Fenerbahçe’yle ilgili bu kararı almazdı. Çünkü, aynı şike soruşturmasında her iki kulübün de adı var. İki kulübün başkanı da gözaltına alındı; biri tutuklandı diğeri kefaletle serbest bırakıldı! Yani pek fark yok.

O halde…
Lütfi Arıboğan, Pierre Cornu görüşmesinde neler oldu?
Keza Arıboğan, UEFA yetkilileriyle görüşmek için de Avrupa’ya gitmişti. (Niye ise? O da ayrı bir konu!)
Yani…
Türkiye Futbol Federasyonu, UEFA’nın bir memurundan niye bu kadar korkmuştur?
Aslında her şey çok açıktı da, Lütfi Arıboğan olayları biraz abarttı mı?
Acaba…
Kayınbabası Mahir Kaynak’tan çok etkilenip komplo teorileriyle Futbol Federasyonu’nun kafasını mı karıştırdı?
Yoksa…
“Fenerbahçe katılsaydı 8 yıl hak mahkumiyeti alacaktık” gibi bir söz nasıl edilebilir?
Trabzonspor’un katılmasıyla bu cezadan nasıl kurtuluş olur?
Ha Fenerbahçe ha Trabzonspor aynı soruşturma değil mi?
Uzatmayalım…
Savcı Mehmet Berk bile “soruşturma gizlidir, size bilgi veremem” derken, Futbol Federasyonu’nun Fenerbahçe’yi ve dolayısıyla Türkiye’yi milyon Euro’luk bir zarara uğratan kararının altında aslında kimin imzası var.
Lütfi Arıboğan gözlerden kaçıyor…
İlk onun bir açıklama yapması gerekiyor…

OdaTv

Written by kesinofsayt

28 Ağustos 2011 at 21:50

FENER MADEM ŞİKE YAPTI, NİYE KÜME DÜŞÜRMÜYORSUNUZ

leave a comment »

TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar Fenerli. Belli ki Fenere karşı Operasyona karşı tepkiyi azaltmak için için TFF’nin başına onu getirdiler. Amaç Feneri fazla tepki almadan ele geçirmekti, TFF’nin başında mesela bir Galatasaraylı olsaydı operasyon daha zor olurdu.
Aydınlar TFF’nin başına getirilirken operasyondan haberdar mıydı? Sanmıyorum. Belki de hala seçilmiş şanssız bir kurban olduğundan habersizdir.
Daha önce de yazdım. Türkiye’de şike olmuştur, ancak bu operasyonun şikeyle alakası yoktur. Bu bir Türk futbolunu tamamen ele geçirme operasyonudur.
Koskoca UEFA da mı operasyonda rol aldı, diye soracaksınız.
UEFA tek bir delil bile görmeden savcı ve polisin ifadesine göre karar verdi. Savcı ve polise göre Fener şike yapmıştı, başka şike yapan takım yoktu. UEFA ne yapsındı?
Fener yönetimi ve taraftarı operasyonu yapanlara, “Madem biz şike yapmışız, bu yüzden Avrupa Şampiyon Kulüpler’den atıldık, o zaman bizim küme düşürülmemiz gerekir” diyorlar.
Fener yönetimi ve taraftarı amacın Feneri ele geçirmek olduğunu anladılar, olan bitenin farkındalar, takımlarının Ergenekon kapsamına sokulduğunu görüyorlar. Operasyonu yapanların yüzündeki maskeyi düşürmek için, “Madem şike yapmışız, bizi küme düşürün, kurallar bunu gerektiriyor” diyorlar.
Fenerin şike yaptığını iddia edenler, Fener yönetiminin isteğine, kurallar da onu gerektirmesine rağmen Feneri neden küme düşürmüyor?
Feneri mümkün olan en az hasarla ele geçirmek istiyorlar da ondan. Paramparça olmuş bir futbol sektörü işlerine gelmez de ondan.
Fenerliler bu gerçeğin farkındalar, “bizi küme düşürün” diye, operasyonu yapanlar da köşeye sıkışmış bir halde, can havliyle, “düşüremeyiz” diye bas bas bağırıyorlar.
Bizim yandaş yazarlar da ekranlara çıkmış şikeyi tartışıyor.
Hadi oradan madrabazlar, sanki bilmiyorsunuz Fenerin başına gelenlerin bir Ergenekon tertibi olduğunu… Bırakın şikeyi de, yüreğiniz yetiyorsa Deniz Feneri savcılarının başına gelenleri tartışın.
Fenerse o da fener…

A. Metin Akpınar, Odatv.com, 28 Ağustos 2011

Written by kesinofsayt

28 Ağustos 2011 at 05:48

Ergenekon, Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

ŞİKE, DARBE VE TERÖRÜN ÇARPTIĞI DUVAR

leave a comment »

Herhalde farkındasınızdır; şike konusu, giderek, ‘yeni – eski’ çelişkisinin arenası haline geldi.

Takımları adına ‘şike’ye tevessül etmekle suçlananlar, boru değil, ülkemizin kaymak tabakasını teşkil edenler: NATO müteahhitleri… Milyarlarca dolarlık ekonomik gücü temsil eden işadamları… Ünlü isimler…

Her bir takımın milyonlarca taraftarı olduğunu da düşünürseniz, onlara yön verenlerin kendilerini neden ‘dokunulmaz’ sandıklarını daha iyi anlarsınız…

Onları bu kadar telâşlandıran süreci başlatan ise bir savcı…

Kendi aralarında “Nasıl olabilir?” diye soruyor olmalılar… Nasıl oluyor da, bir devlet memuru, koskoca bir camianın isimleri duyulunca önler iliklenen liderlerini hesaba çekebiliyor? Hem de şike veya teşvik primi gibi alelâde bir ithamla, telefonları dinleterek…

Nasıl olabiliyor gerçekten?

Acaba tepeden gelen bir emirle mi? Yoksa, yoksa, eli her yere uzanan bir ‘olağan şüpheli’ mi karıştırıyor ortalığı? Kim yapıyorsa, amacı kulüplerin yönetimini değiştirmek mi? Ne şikeler yapıldı bu ülkede, kamyonlarla teşvik primleri dağıtıldı; neden şimdi?

İşte ‘yeni Türkiye’ tam da bu noktada devreye giriyor. Geçmişte göz yumulan, üzerinde durulmayan, sıradan muamelesi çekilen yanlışlıklar, bugünün Türkiyesi’nde ciddi sıkıntılara yol açabiliyor… Radara şimdi yakalananlar açısından bir talihsizlik bu, doğru; ‘yeni Türkiye’nin özellikleri geçen yıl kendini belli etseydi belki başka takımları ve yöneticilerini konuşuyor olacaktık…

Kader, kısmet, baht… Ne derseniz artık…

27 Mayıs’tan (1960) bu yana ‘başarıya’ ulaşmış dört darbe yaşandı bu ülkede, kimbilir kaç darbe girişimi de akamete uğradı… Hiçbirinin hesabı sorulmadı da, son beş-on yıl içerisinde adı darbe hazırlığı içerisinde geçmiş, kimi yeni emekli kimi hâlâ görevde, subaylar yargı önündeler bugün…

Onlarınki de bu yönüyle talihsizlik…

PKK da ‘yeni Türkiye’ gerçeğine çarptı son kanlı eylemleri sonrasında… Öyle ya, temsil iddiasında bulundukları kitlelerin elle tutulur sorunları vardı; geçmişte bu yüzden anlayışla karşılayanlar çıkabiliyor, eylemlerinin amacı dışarıda ve içeride fazla sorgulanmayabiliyordu.

Son eylemlerin ardından karşılaştıkları her kesimden kınamalar, niyetlerinin ve kimler namına kan döktüklerinin sorgulanması ‘yeni Türkiye’ gerçeğiyle doğrudan ilişkili…

Ne yapalım, ‘yeni Türkiye’ böyle bir ülke artık: Yanlış yapanlar, kurallar ve yasaları çiğneyenler radara yakalandığı gibi, haksızlığı yol bilen, konuşarak çözülebilecek sorunlar için kan dökmeye kalkışan da duvara tosluyor.

Yerli eller yakaya yapışmada nazlı davranıyorsa, mukadder âkıbetten çalıyı dolaşarak kaçınmaya kalkışılıyorsa, konuyla ilgili yabancılar devreye giriyor, aynı sonuç yine başa geliyor…

Türkiye Futbol Federasyonu’nun, almaktan kaçındığı kararı, UEFA’nın zorlamasıyla alması gibi…

Futbol sahada 11 kişi tarafından topla oynanan bir oyun; ona hiçbir el karışmamalı. Tıpkı ülke yönetiminin seçilmişlerin görevi olması ve sorunların ancak konuşa konuşa çözülebileceği kuralları gibi…

Bunu anladık anladık; anlamayanların ‘yeni Türkiye’de işi zor…

Fehmi Koru, Star, 27 Ağustos 2011

Written by kesinofsayt

27 Ağustos 2011 at 05:51

Genel kategorisinde yayınlandı

ŞL’DEN MEN EDİLEN F.BAHÇE TARAFTARINDAN YÖNETİME ÖNERİ: LİGDEN ÇEKİLELİM

leave a comment »

Şike soruşturması nedeniyle zor günler geçiren Fenerbahçe’de son gelişmeler taraftarı çileden çıkardı. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından, UEFA’nın isteği üzerine bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men edilen Sarı-Lacivertli kulübün taraftarları, kulüp yönetiminden, bu sezon Süper Lig’den çekilme talebinde bulundu. Taraftarlar, çeşitli internet sitelerinden yayınladıkları bildirilerle, karara tepki olarak kulüp yönetimine “ligden çekilelim” önerisi getirdi.

UEFA’nın merkezine yürüyüş

Sarı-Lacivertli taraftarlar, internet ortamında organize olarak, karar nedeniyle UEFA’ya tepkilerini elektronik posta ve faks göndererek gösteriyor. Taraftarlar, İngilizce olarak hazırladıkları metni internet ortamında paylaşarak, karara tepki amacıyla UEFA’ya elektronik posta ve faks olarak göndermeye başladı. Ayrıca, Genç Fenerbahçeliler Derneği bir bildiri yayınlayarak, 27 Ağustos Cumartesi günü yerel saat ile 16.00′da, İsviçre’nin Nyon kentinde bulunan UEFA merkezi önünde toplanacaklarını açıkladı. Açıklamada, “Avrupa’daki tüm üyelerimizi ve taraftarlarımızı bu önemli organizasyona bekliyoruz” denildi.

Sorumlusu Hükümet ve Federasyondur

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, UEFA’nın Fenerbahçe Spor Kulübüne ilişkin aldığı Şampiyonlar Ligi’nden men kararının sorumlusunun Hükümet ve Federasyon olduğunu savundu. Toprak, yazılı açıklamasında, alınan kararın Türk futboluna telafisi mümkün olmayan zararlar vereceğini ileri sürdü. Toprak, eğer Federasyonun şike soruşturması hakkında bir suç unsuru olduğuna dair kaygı veya şüphesi varsa hiç bir Türk takımının Avrupa liglerine katılmasına izin vermemesi gerektiğini bildirdi. Yürütülen soruşturmanın, sadece Fenerbahçe’yi kapsamadığını anımsatan Toprak, şunları kaydetti: “Bilindiği gibi Fenerbahçe ve Trabzonspor aynı puanla ligi bitirdiler. Yani bir haftanın bile şampiyonluğu etkileyeceği bir ortamda federasyon ve AKP yaşananlara göz yummuş ve ortaya çıkan bütün sorunların asli sorumlusu konumuna gelmiştir. AKP, 12 Haziran seçimlerinde başta Fenerbahçe olmak üzere taraftar ve kulüplerle karşı karşıya gelmemek için yaşananları izlemiş ve hiçbir müdahalede bulunmamıştır. Bu yüzden bu sürece göz yumanlar en az şike yaptığı iddia edenler kadar suçludur. Fenerbahçe Spor Kulübü UEFA tarafından Şampiyonlar Ligi marka değeri gerekçe gösterilerek, ligden men edilmiştir. O zaman Fenerbahçe’nin Süper Lig’ten de düşürülmesi gerekmektedir. Şampiyonlar liginin marka değeri var da süper ligin yok mu? Bu değeri koruyacak Federasyon ve Hükümet’tir. Ama bu iki kurum, şike olayını seyrettikleri gibi ligimizin değerinin düşürülmesini de seyretmektedirler”
Yaşanan olayın artık şike boyutunu aştığını iddia eden Toprak, “UEFA tarafından alınan bu karar, sadece Fenerbahçe için değil bütün Türk futbolu için büyük bir yıkım olacaktır. Dünya üzerinde futbolumuzun ve kurumlarımızın hiçbir itibarı kalmayacaktır. Ülkenin ve kurumlarının itibarını korumakla yükümlü Hükümet ve Federasyon küme düşmüştür. UEFA’nın Fenerbahçe Spor Kulübüne ilişkin aldığı Şampiyonlar Ligi’nden men kararının sorumlusu Hükümet ve Federasyon’dur” iddiasında bulundu.

Nihat Özdemir istifa etti

TFF tarafından, Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men edilen Fenerbahçe’de yöneticilerden başkanvekili Nihat Özdemir, asbaşkan Ali Koç ile yönetim kurulu üyeleri Alaeddin Yıldırım ve Ünal Uzun, şike soruşturma nedeniyle tutuklu bulunan başkan Aziz Yıldırım’ı ziyaret etti. Bu ziyaretin ardından Fenerbahçe Başkanvekili Nihat Özdemir, başkanvekilliği görevi ve yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Özdemir, yazılı istifa açıklamasında, “Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanvekilliği ve yönetim kurulu üyeliği görevlerimden 25 Ağustos 2011 tarihi itibariyle istifa etmiş olduğumu bilgilerinize sunarım” ifadelerini kullandı.

Tahkim’e itiraz ettiler

Fenerbahçe Kulübü, TFF’nin, Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men karanına itiraz etti. Kulüp Avukatı Haluk Burcuoğlu, TFF’nin İstinye’de bulunan binasına gelerek, Sarı-Lacivertli ekibin TFF’nin aldığı men kararına yönelik itirazını Tahkim Kurulu’na iletti. Haluk Burcuoğlu, federasyon binasına girişte oldukça sinirli şekilde sert bir açıklamada bulunurken, TFF’ye tepkilerini dile getirdi. Basın mensuplarına, “Buraya geldik, konuyla ilgili gereken her yere de gideceğiz” diyen Burcuoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Açıklama yapacak bir şey yok. Ortada hukukla alakası olmayan bir karar var. Biz federasyonu özerk sanıyorduk, değilmiş. Kendi kararlarını hiçe sayıp, oradan (UEFA) uyduruk yaratılmış bir bildirime dayanarak bir karar veriliyor. Çok enteresan. Açın bakın mevzuata, TFF’nin Şampiyonlar Ligi’nden men etme yetkisi de yok. Hukukçu olduğuma üzülüyor, utanıyorum”

Fener hisseleri düştü

Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacağı açıklanan Fenerbahçe’nin İMKB’de işlem gören hisse senetleri yüzde 9,15′lik kayıpla güne başladı. İMKB’de hisseleri işlem gören diğer kulüplerin hisse senetleri ise yüzde 10′un üstünde değer kazanmış durumda. Fenerbahçe’nin yerine Şampiyonlar Ligi’ne dahil edilen Trabzonspor Sportif hisselerindeki artış da yüzde 10,53′e ulaştı.

Hakkımı helal etmiyorum

TFF’nin kararını eleştiren Selçuk Şahin “Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı ve Trabzonspor’u da şikeyle mi yendik” dedi.

TFF’nin Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men eden kararına Sarı-Lacivertli futbolcular da büyük tepki gösteriyor. Twitter’daki hesabında yorum yapan futbolculardan Selçuk Şahin, “Sahada akıttığımız terle, gözyaşıyla hak ettiğimiz Şampiyonlar Ligi’ne başka takım gidiyor. Emeğimizi, alın terimizi çalanlara hakkımı helal etmiyorum”, “Hala şikeyle şampiyon oldunuz diyenler var. Arenada Galatasaray’ı şikeyle mi yendik, Beşiktaş’ı İnönü’de şikeyle mi yendik, Trabzonspor’u Kadıköy’de şikeyle mi yendik?”, “Her ne olursa olsun ne karar alınırsa alınsın biz bize yeteriz, çünkü Fenerbahçeliyiz. Her şey yalan Fenerbahçe gerçektir” şeklindeki cümlelerle tepkisini dile getirdi. Semih Şentürk de aynı ortamda, “Ben böyle bir şey görmedim. Sahada kavga eden biziz, birbirimizle kenetlenip alın terimizle aldığımız şampiyonluğu hiçe sayıp Şampiyonlar Ligi’ne gidemiyoruz” dedi. Sarı-Lacivertli takımın genç futbolcusu Gökay Iravul ise “Bu kadar insanın emeğini hiçe sayıyorlar, yazık” ifadesini kullandı.

Aydınlık, 26 Ağustos 2011

Written by kesinofsayt

26 Ağustos 2011 at 05:54

Fenerbahçe, TFF, UEFA, Şampiyonlar Ligi kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

“PLAY OFF” SİSTEMİ 2011-2012 SEZONUNDA UYGULANAMAZ

leave a comment »

Av. Engin TUZCUOĞLU, Spor Hukuku Enstitüsü Yönetim Ve Yürütme Kurulları Üyesi
23 Ağustos 2011, İstanbul

Şike ve teşvik meselesinde, adli yargı tarafından (gizlilik nedeniyle) önü kesilen
Türkiye Futbol Federasyonu, gerek ulusal kamuoyunun yaşadığı güvensizlik ve infiali hafifletmek, gerekse uluslararası alanda uzun yılların emeği ile kazanılan, ancak 2 ay gibi kısa sürede kaybedilen itibarın yeniden kazanılması için yeni yöntem ve politikalar aramaya yöneldi.

Resmi internet sayfasında 22.05.2011 günü,” Spor Toto Süper Lig’de yeni sezon 7 Ağustos’ta başlayacak. Ligde 2011-2012 sezonunun ilk yarısı, 18 Aralık 2011’de oynanacak 17. hafta karşılaşmaları ile bitecek. İkinci devresi 22 Ocak’ta başlayacak Spor Toto Süper Lig’de sezon, 13 Mayıs 2012’de oynanacak maçlarla sona erecek.” şeklindeki açıklaması lig takvimini daha 2010-2011 sezonu bittiği gün belirleyen, 15 Haziran.2011 günü, 2011-2012 sezonu takvimini açıklayıp Süper Lig’in 05 Ağustos 2011 günü başlayacağını kulüplere ve kamuoyuna ayrıca duyuran TFF, 3 Temmuz’da şike ve teşvik operasyonunun başlamasından 8 gün sonra, 11 Temmuz günü, bir kez daha müsabaka takvimin aynen uygulanacağını, soruşturmanın takvimi
etkilemeyeceğini, iddianamenin mahkemece kabulünden sonra disiplin sürecinin başlatılacağını belirtti. Anayasa’nın 59. maddesi ile TFF Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun yanında ulusal ve uluslararası mevzuatta Türk futbolunun tek patronu kabul edilmiş TFF’nin, spor kurumlarının ve hukukunun tamamen yabancı olduğu, tabir uygunsa meseleye göz-kulak tıkar şekildeki tavrı, başta hukukçular olmak üzere ciddi tepki çekti. Ne var ki başından beri kararsız olan ve ayaküstü beyanlar vererek meseleyi geçiştirme niyetinde olduğu anlaşılan TFF, kendisine yardımcı olmaya çalışan, hukuki öneri ve görüşlerini kamuoyu ile paylaşan kişi ve kurumları ise, disiplin süreci başlatacağı, kimsenin akıl hocalığına ihtiyacı olmadığı gibi gereksiz ve abartılı tepkilerle geri çevirdi.

Sert tepkiler göstermesine ve hukuki öneri sunanları dışlamasına rağmen TFF, bir yandan bu öneri ve telkinler doğrultusunda harekete etmek zorunda kalıp
müsabakaları erteleyerek yasadan kaynaklanan hakları çerçevesinde delillere
ulaşırken diğer yandan futbolun vazgeçilmez unsurları olan kulüp ve futbolcuları yok sayıp mevzuatı da dikkat etmeksizin tek taraflı, keyfi kararlar almaktan geri durmadı.

Nitekim son olarak TFF, süper lig statüsünü değiştirmeyi düşündüğünü, şampiyonun normal sezon da değil (güncel tabirle) “play off” maçları sonunda belirlenmesinin yarışmayı zevkli ve izlenir hale getireceğini, böylelikle şike ve teşvik gibi spor ahlakına aykırı eylemlerin de önleneceğini açıkladı. Hemen söyleyelim ki TFF, mevcut müsabaka sezonuna rağmen süper lig statüsünü değiştirir ise bir kez daha mevzuattan ve usulden haberdar olmadığı anlaşılacağı gibi spor tarihine geçecek bir karar da almış olacaktır.

Bilindiği gibi, TFF Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanunu’nun 3/I,a,ç,d; Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’ nün 35/I,a. ve 72.; Süper Lig Müsabakaları Statüsü’ nün 6.; TFF Futbol Müsabaka Talimatının 3. maddesi ile sair mevzuat gereğince, ligleri düzenlemek, uygulanacak terfi ve tenzil statüsünü belirlemek görevi Türkiye Futbol Federasyonu’na aittir. Buna göre her yıl Haziran ayı başında Futbol Müsabaka Talimatının 26. maddesi gereğince bir önceki sezonun neticesini tescil eden TFF, bu tescilden kısa zaman sonra da gelecek sezondaki müsabaka takvimini tespit ve ilan eder.

2010-2011 futbol sezonu neticesini 2 Haziran 2011’de yaptığı 111 sayılı toplantısında tescil kararı alan TFF Yönetim Kurulu hem resmi internet sayfasındaki 22.05.2011 tarihli açıklaması hem de 15.06.2011 tarihli kararı ile 2011-2012 müsabaka sezonunun, 01 Temmuz 2011 ile 31 Mayıs 2012 tarihleri arasında yapılacağını, süper ligin ise 05 Ağustos 2011 günü, mevcut statüye göre başlayacağını açıklayıp durumu kulüplere de tebliğ etti.

Buna göre 05 Ağustos günü başlayacak ligde;

– Süper Lig Müsabakaları Statüsü ’nün “Madalyalar Ve Kupalar” başlıklı 11. maddesindeki;
“TFF tarafından belirlenecek esaslar çerçevesinde süper lig müsabakaları sonunda birinci olacak kulübe şampiyonluk kupası verilir.”

– TFF Futbol Müsabaka Talimatının “Puan Usulü Ve Averaj” başlıklı
9.maddesindeki;
Puan usulü ile yapılan müsabakalar sonunda en fazla puan kazanan takım birinci, ondan sonra gelen ikinci ve devamı olarak sıralanır.”

şeklindeki statü uygulanacak, çift devreli ligde normal sezonu birinci bitiren takım şampiyon ilan edilecektir.

TFF’nin, yukarıda bahsedilen ligleri düzenlemek, uygulanacak terfi ve tenzil
statüsünü belirlemek görev ve hakkı, müsabaka sezonunun ilanı ile birlikte artık tek taraflı tasarruf olmaktan çıkmıştır. Diğer değişle TFF, 2011-2012 sezonunda uygulanacak sistem ile ilgili “2011-2012 Futbol Sezonu İlan Edilmesi Gereken Hususlar” başlığı altında yaptığı 15 Haziran 2011 tarihli ilanı ile artık kulüpler için kazanılmış hak doğuracak sürece girmiştir. Yürürlükte olan statüye uygun olarak maç sayısını, haftalık maç programını, antrenman programını, çalışan sayısını belirleyen kulüpler, futbolcularla ilanda belirtilen sayıya uygun olarak maç başı sözleşmeler yapmış, sözleşme şartlarını mevcut statüye göre düzenlenmiştir. Bu aşamadan sonra, sözleşmenin tarafı olmayan TFF’nin tek taraflı tasarrufu ile getirilen sistem değişikliği, transfer bedelini oynayacağı maç sayısını düşünerek kabul eden futbolcunun haklarını etkileyeceği gibi yine maç sayısını dikkate alarak maç başı transfer ücreti için anlaşmış kulüpleri de ciddi zarara sokacaktır.

Öte yandan TFF, başlamış bir hukuki durumun da farkında değildir. 15 Haziran 2011 tarihinde ilan edilen müsabaka sezonu kararına göre süper lig hukuken 05 Ağustos 2011 tarihinde başlamış, ancak müsabakalar şike ve teşvik soruşturmasının yarattığı zorunluluk nedeniyle 09 Eylül 2011 tarihine ertelenmiştir. Yani TFF’ nin 15.06.2011 tarihli kararını tadil etmediği, bu süreçte yapılanın “erteleme” olduğu ve hukuken liglerin başlamış olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Başlamış bir ligin statüsünün değiştirilmesi ise ne hukuken ne de vicdanen mümkündür. Her şeye rağmen TFF’nin statüyü değiştirmekte ısrarcı olması halinde ise, yapılan değişiklik 2011-2012 sezonunda değil, olsa olsa bir sonraki sezon olan 2012-2013 sezonunda uygulanabilir.

TFF’ nin bu hukuki gerekliliği yerine getirmemesi veya dikkate almaması ve statüyü değiştirerek, yeni sistemin (play off sistemi) 2011-2012 sezonunda uygulanacağına karar vermesi halinde, karara karşı; süper lig sezonunun statüde ve talimatta belirtiği şartlara göre yürütüleceği inancıyla, Süper Lig lisansı almış 18 kulüp ile aralarında gelecek sezon 1.ligde yer alacak Çaykur Rizepor A.Ş. nin de olduğu 10 UEFA lisansı almış kulübün, Tahkim Kurulu’na veya idari yargıya başvuru hakkı doğacaktır. Bu halde Tahkim Kurulu veya İdare Mahkemesi tarafından, sistemin yürütmesinin durdurulmasına karar verileceği; zira yarışma şartları baştan belli, hatta ilan edilmiş bir ligin devamı sırasında yapılacak tek taraflı değişikliğin hukuki olarak iptale mahkûm olacağı düşüncesinde olduğumuzu belirtmek isteriz.

Türkiye Futbol Federasyonu’nun, futbolun en önemli aktörleri olan kulüp ve
futbolcular yanında spor mevzuatını da hiçe sayarak bu şekliyle yapacağı tek taraflı tasarrufların hukuki değil “keyfi” olduğu açıktır. Nasıl ki, şike ve teşvik soruşturması devam ederken talimat veya statüde lehe veya aleyhe değişiklik yapmak başta TFF’ye olan güveni sarsacak, TFF’nin özerk ve adil olduğuna dair inancı yok edecekse, Süper Lig Statüsünde bu aşamada yapılacak bir değişiklik de aynı duyguların oluşmasına sebep olacaktır. Aldığı kararlarla adeta pirince giderken bulgurdan olma gayretini gösteren TFF’nin bu hukuka ve hakka aykırı, tek taraflı, keyfi tasarruflardan kaçınması, sporun içinde yer alan tüm aktörleri dikkate alarak hukukçuların önerileri doğrultusunda kararlar alıp futbolun mahkemeler önünde değil kale önünde oynandığı zaman keyifli olduğunu kabul etmesi/ettirmesi gerekir. Çünkü ancak bu durumda futbol eski sevgisine kavuşur, sadece bir oyun olduğu yeniden kabullenilir ve TFF’de, Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un 3/maddesindeki “futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını sağlamak” görevini yerine getirme olanağı bulabilir.

Av. Engin Tuzcuoğlu, Spor Hukuku Enstitüsü

Written by kesinofsayt

23 Ağustos 2011 at 16:25

Play Off, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

GALATASARAY’IN DERDİ NE?

leave a comment »

Görüyoruz ki Galatasaray Kulübü; Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) savaş açmış.
İkide bir bildiri yayımlayarak TFF yönetimini yerden yere vuruyor.
Sanki bu kulüp TFF’ye bağlı değil de TFF, Galatasaray’ın bir alt birimi…
Belli GS’nin derdi çok.
*GS yönetimi istiyor ki TFF; Fenerbahçe’yi ve Beşiktaş’ı süper ligden atın. Bunların peşine bir de Trabzonspor’u eklesin. Çünkü; FB ile BJK atılırsa, TS de kesin atılacak.
Böyle olunca GS; ligde tek kale oynayacak; kolayca şampiyon olacak.
İşte bu hayal ile Galatasaray yönetimi doğru dürüst transfer yapmadı. Hatta Arda’yı bile sattılar. Şimdi; TFF; Galatasaray’ın istediği cellatlığı yapmayınca kızıyorlar.
Beklesinler…
*Tahmin ediyorum ki şike soruşturmasını yürüten savcı Mehmet Berk ile polisler; olayın ta başından beri yaptıkları gibi; kendilerini destekleyecek bir kamuoyu yaratmak için, GS ile manevi dayanışma içine girdiler. Savcılık ile GS arasında görünmez bir bağ olduğunu düşündürtüyor açıklamalar. İki tarafın da ana hedefi Fenerbahçe.
Galatasaray yönetimi; kendisini hem savcı hem yargıç yerine koyarak rakip takımları hemen mahkum etti. Savcı da aynen bu havada. Bu mahkumiyeti; TFF’nin tasdik etmesini bekliyorlar.
Beklesinler…
*Acaba işin içine süper lig yayınlarını battal etme projesi de mi dahil edildi?
Yani FB’yi, BJK’yı, TS’yi ligden düşürterek ligi değersiz hale getirmek ve Digitürk’ü yayın yapamaz duruma sokmak gibi el altından yürütülen bir operasyon mu var?
*Galatasaray yönetimi; şike yasasının uygulama tarihini öne çıkartarak, kendi kulüplerinin isminin karıştığı iddialardan kurtulacaklarını sanıyor. Şeklen kurtulmuş olsalar da vicdanen aklanacaklar mı?
Fenerbahçe’ye karşı Denizli’de kurulan kumpası ve bu yolla kazandıkları şampiyonluğu FB’nin bu seneki şampiyonluğundan daha mı değerli ve temiz sanıyorlar?
Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören 13 Nisan 2006′da ‘Lig bizim kupa Galatasaray’ın olsun!’ derken, ne yapmış oluyordu?
Milletin, dinlenmediğini sandığı telefonandan yaptığı rahat konuşmaları; suç unsuru yapan savcılık bunun gibi açık açık yapılmış şike çağrılarını niye görmüyor?
Neden Papermoon’daki Beşiktaş-Galatasaray şikesi gündeme getirilmiyor? Sayın Demirören ile Adnan Polat’a; ‘Papermoon’da yaptığınız anlaşma gerçek oldu. Bu şikedir; gelin bakalım, ifade verin!’ diyen var mı?
O günlerin Futbol Federasyonu neden bu açık şike anlaşmasını soruşturmadı? Haluk Ulusoy, Sayın Yıldırım Demirören’in karısı tarafından akrabası diye mi acaba?
Neymiş efendim; şike yasası geriye işlemezmiş? Yani onlar erken suç işlediler diye kurtulmuş olacaklar; aldıkları kupalar da helal olacak?

– – –

Galatasaray’ın yaptığı hak ve adalet kavgası değil; Fenerbahçe’yi TFF eliyle infaz ettirme kavgasıdır. Galatasaray; iki dişli rakibini hukuk oyunlarıyla safdışı bırakmaya uğraşıyor. Şaşırdığım şey ise Trabzonspor’un, GS’nin peşine takılmış olmasıdır.
Neymiş efendim; bu seneki lig kupası onların hakkıymış?
Güldürmeyin insanı… Bilmiyor musunuz ki Trabzonspor için de şike iddiası varmış dosyada…
İddia Fenerbahçe ile ilgili olunca gereği yapılsın; Trabzon’la ilgili olunca görmezden gelinsin.
Yapmayın Sayın Sadri Şener. Bu tutumunuzla sadece taraftarlarınızı tatmin edersiniz ve boş yere de Federasyonla kulübünüzü karşı karşıya getirirsiniz.
Hiç değilse mahkeme sonuçlarını bekleyin.
Yargının verdiği karara siz de ben de saygı duyalım.

– – –

Şike futbolumuzda hep vardı. Büyükler büyük şike; küçükler küçük şike yaptılar.
Kimse çıkıp da uluslar arası kurallardan, temiz ligden söz etmesin.
Hele hele Galatasaray yönetimi…
Fenerbahçe’nin ne Mehmet Ağar’ı var ne de Fatih Terim’i…
Hatta ve hatta Papermoon’u bile yok.
Aziz Yıldırım’ı askeri ihalelerden dışlamak isteyenlerin devreye soktuğu bir operasyonu Fenerbahçe’yi yıkmak için fırsat görenler; boşuna umutlanmasınlar.
Ağır Ceza Hakimi pozisyonunda olduğunu zanneden Ünal Aysal’a da ‘Biraz çalış, kazan da öyle ye.’ demek futbol camiasının hakkıdır.
Sayın Aysal; ilk taşı atanın günahsız olması gerekir; derler. Şu 8-0′lık Ankaragücü- Galatasaray maçının kalecisi Zalad ile bir görüşmenizi de isteriz doğrusu. O harika sonucu nasıl elde ettiğinizi öğrenir; daha bir mutlu olursunuz. O zamanki Futbol Şubesi sorumlunuz size yardımcı olacaktır sanırım.

Rıza Zelyut, Güneş Gazetesi, 22 Ağustos 2011

Written by kesinofsayt

22 Ağustos 2011 at 05:58

Ünal Aysal, Galatasaray kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,