FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Ocak 14th, 2012

SON KALE FENERBAHÇE

with one comment

Cumhuriyet’in kaleleri birer birer düşüyor. Atatürk’ün Cumhuriyeti hasta; Fenerbahçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin zapt edilmek istenen kalelerinden sonuncusu. Son Kale Fenerbahçe’nin ele geçirilmesinde televizyonlar, gazeteler, internet siteleri her gün sistematik olarak görev yaptılar. “Masumiyet karinesini” hiçe sayarak kulübü ve başkanını linç etmekten çekinmediler. Tüm Türkiye’yi ortaya atılan bir şike iddiasıyla yönlendirdiler.
Son Kale Fenerbahçe’ye kin besleyenler, başkanından nefret edenler, onun içeriye alınışından sonra hâkimlere, savcılara gidip geçmiş defterleri karıştırarak ihbarlarda bulunanlar, ona dışarıdayken gücü yetmeyenler bugün vicdanları sızlamadan dolaşabiliyorlar.
Son Kale Fenerbahçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına kanat germiş, onlarca şehit vermiş, Anadolu’ya silah kaçırmış, işgalci mağrur İngiliz Generali Harrington’un onu yenebilmek için İngiltere’den profesyonel oyuncular getirdiği ama yenemediği destansı bir kulüptür.
Son Kale Fenerbahçe, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 10 Ağustos 1928 günü ziyaretinden sonra anı defterine yazdıklarına layık olmak için hem Cumhuriyet’e, hem de O’na bekçilik eden bir kulüptür.
Bu kitap Fenerbahçe’ye atılmak istenen kir ve çamurun, vurulmak istenen kara lekenin belgeselidir. Bu kitap ona yapılan haksız ve dayanaksız lincin belgeselidir.
Vatanın birer ikişer kaleleri düşerken Son Kale Fenerbahçe onur ve haysiyetini koruyarak küllerinden yeniden doğacaktır. Tıpkı mitolojideki Anka Kuşu’nun her sabah yeniden doğması gibi…

Kitapyurdu

Written by kesinofsayt

14 Ocak 2012 at 17:20

Kitap kategorisinde yayınlandı

Tagged with

FENERBAHÇE: DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM

leave a comment »

1980 ve 1990’lar, Fenerbahçe ve Fenerbahçeliler için oldukça zor geçen dönemlerdi. İstikrarsızlık, adeta Fenerbahçe’nin yazgısı hâline gelmişti. Bu süreç, Fenerbahçe’nin kurumsal yapısı üzerinde de onarılması güç yaralar açmıştı. 2000’li yıllarla birlikte Fenerbahçe’yi geçmişte önemli kurumsal ve
sportif başarısızlıklara sürükleyen uygulamaların giderek terk edildiği, zihniyet yapısından, kurumsal kimliğine kadar şaşırtıcı ve çok boyutlu değişimlerin yaşandığı görülüyor.
Bu çalışma; Fenerbahçe’nin 1980 ve 1990’lı yıllarda içinde bulunduğu sorunlardan hareketle, 2000’li yıllarla birlikte yaşamaya başladığı değişim ve dönüşümü tüm boyutlarıyla ortaya koyuyor ve bir anlamda 1980’lerden günümüze kadar olan yakın geçmişine ayna tutuyor.
Her Fenerbahçeli ve sporseverin kütüphanesinde bulunmasıgereken değerli bir eser.
“Fenerbahçe: Değişim ve Dönüşüm” adlı bu kitabın bugüne dek Fenerbahçe ile ilgili yazılmış en önemli, en kapsamlı ve en öğretici kitap olduğunu söylemeliyim. Şunu da: Bu kitap, bugüne dek Fenerbahçe’ye ilişkin yazılan kitapların en ciddisi. “Fenerbahçe: Değişim ve Dönüşüm” kendi alanında eşsiz
bir kitap. Sadece her Fenerbahçeli için değil, ekonomi ve yönetişim alanındaki çalışmalara meraklı herkes için çok değerli bir çalışma.
Cengiz Çandar
Yurtsever’in bu son derece ilginç ve aydınlatıcı kitabının Fenerbahçeliler kadar, rakip kulüplere gönül vermiş olanların da ilgisini çekeceğini sanıyorum.
Dr.Mahfi Eğilmez
Analitik bakış açısını, taraftarlıkla birleştiren saygı duyulacak bir çalışma. Her Fenerbahçeli’nin kütüphanesinde bulunması gereken değerli bir eser.
Altan Tanrıkulu
Bu eser, 50 yıl sonra geriye dönüp “Türk futbolu bugünlere nasıl geldi?” sorusuna cevap arandığında dahi bir başvuru kaynağı olma özelliğini sürdürecektir. Yurtsever’in bu kapsamlı çalışmasının sadece Fenerbahçeliler’in değil tüm sporseverlerin kütüphanesinde yer bulması umuduyla.
Uğur Meleke
Ciddi bir araştırma, analiz ve emeğin ürünü olarak ortaya çıktığı anlaşılan bu kapsamlı çalışma, Fenerbahçe’nin 1980 sonrasındaki dönemine ilişkin çok değerli ve aydınlatıcı bilgiler veriyor. Fenerbahçeliler kadar tüm sporseverlerin kütüphanesinde bulunması gereken eşşiz bir kitap.
Selçuk Yula

http://www.fenerbahcekitap.com/

Written by kesinofsayt

14 Ocak 2012 at 17:14

Kitap kategorisinde yayınlandı

Tagged with

SARI MELEKLER’DEN ORDİNARYÜS’E

leave a comment »

Written by kesinofsayt

14 Ocak 2012 at 16:19

Genel kategorisinde yayınlandı

H.ŞÜKÜR: ŞAMPİYON TRABZONSPOR’DUR

leave a comment »

AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, Trabzonspor, Fenerbahçe ile ligi aynı puanda bitirmiş, şampiyon gibi algılanması gereken bir takım, yani bir nevi o ligin şampiyonudur.

Sakaryaspor’da başladığı futbola, uzun yıllar Galatasaray’da devam eden ve A Milli Futbol Takımına kadar yükselerek büyük başarılara imza atan AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, futbolculuğu döneminde Oğuz Çetin’i beğendiğini, yurtdışında da Van Basten’i örnek aldığını söyledi.

“Dünün futbolcusu, bugünün siyasetçisi”
Şükür, futbolculuk dönemi, beğendiği futbolcular ile son günlerde sporda yaşanan gelişmeler hakkında sorularını yanıtladı.

Şükür’e yöneltilen sorular ve cevapları şöyle: Soru: Türk sporunun geliştirilmesi için neler yapılabilir? Cevap: Sporun temel öğesi atletizm, öncelikle iyi bir atlet olmak lazım.

Sporcu ruhu taşımak, bugün ülkemizde yaşanan bir çok soruna da çözüm olabilir.

Maçtan ya da antremandan sonraki ruh haliniz ve sinirsel katsayınız çok farklı oluyor, daha mülayim bir yapıya dönüşüyorsunuz.

Soru: A Milli Futbol Takımı Avrupa’ya gidemedi. Dünya üçüncüsü A Milli Futbol Takımından bugünlere nasıl geldik. Bu düşüşün nedeni nedir?

Cevap: Çok bilinçli, planlı, istikrarlı bir anlayışımız yok. Çok az oyuncu yetiştirdiğimiz, bunun milli takıma olumsuz yansıdığı bir süreç yaşadık.

Ülkesini seven, profesyonel hareket eden, sporcu karakteri taşıyan sporcularla iyi başarılar yakaladık. Ama zaman zaman medyanın yönlendirmeleriyle futbolcuların kadroya alınmadığı dönemler oldu. Son dönemde yaşadığımız fişlenmelerin spor dünyasında da olduğu düşünüldüğünde, maalesef bu ülkenin çok yükselmesini istemeyenler var. ’Ülke yükselmesin, geriye gitsin’ düşüncesinde olan insanlar var. Zamanında sporda da bunu gördük.

Soru: Futbolculuk döneminizde fişlenmiştiniz, buna ne diyeceksiniz?

Cevap: İnançlı bir insanım. Ülkemin değerlerini bilen, şehitlerine saygı duyan, Atatürk’e her zaman saygıyla bakan ve gittiğim her yerde bununla ilgili yürekten yorumlar yapan bir insanım. Ayetle sabit olan bir şey var: ’Biz insanları kavimler halinde yarattık.’ İnsanların böyle yaratılmasının da Allah katında bir sebebi var. Biz hep beraber hoşgörü ve sevgiyle, dayanışmayla kendimize ait olan sınavdan geçmek istiyoruz. Üzerime düşen sorumluluğu inanç kültürüyle beraber yapmaya çalışıyorum.

-“Yabancı oyuncuların katkısı çok az”-
Soru: Yabancı futbolcuların fazla olmasının Türk futbolundaki düşüşte etkisi var mıdır?

Cevap: Yöneticilerimizin fazla yabancı istediği, büyük menajer oyunlarının olduğu dönemler yaşadık. Yerli oyunculara ilgisizlik vardı. Yabancı oyuncuların burada olmasından, takımlarına katkı sağlamasından büyük gurur duyuyorum. Alex bunun iyi bir örneği. Bir takımı bu kadar kaale alıp oynaması, hizmet etmesi, söylemlerinde hep aile birliğini söylemesi iyi bir örnektir. Hagi bunlardan biridir. Gelen yabancı oyuncuların katkısı var ama çok az. Ülkesini seven insanın, yerli oyuncular üzerinden fişleyerek, karalama politikaları ile hareket etmemesi lazım. Herkesin bir görüşü olabilir ama futbol sahası başka bir alandır.

Soru: İtalya’da da futbol oynadınız. Futbolculara, Avrupa’ya açılmalarını tavsiye eder misiniz? Örnek aldığınız bir futbolcu var mıydı? Cevap: Tabiki. Oğuz Çetin’i beğenirdim. Sakaryaspor’da o bizim abimizdi.

Oynadığım dönemde yurtdışında da Van Basten’i örnek alırdım. Maç kasetlerini izlerdim ne yapıyor, nasıl oynuyor diye.
Soru: Günümüz futbolunda dünyada ve Türkiye’de en çok kimi beğeniyorsunuz?

Cevap: Tabiki herkesin beğendiğini beğeniyorsunuz, Messi ama ben Ronaldo’yu biraz daha fiziksel, atletik özellikler… Türkiye’de çok yetenekli oyuncular var ama çok çok örnek gösterilecek bir oyuncunun yetişmediği bir süreç yaşıyoruz. Emre Belezoğlu iyi bir oyuncu, yeni yetişen Emre Çolak iyi. Eğer fizik gücünü sürekli hale getirebilirse çok önemli bir oyuncu. Mehmet Topal ve Arda Turan benim aynı takımda da oynamaktan keyif aldığım başarılı kardeşlerim.

Soru: Futbol stilinize benzettiğiniz bir oyuncu var mı?

Cevap: Ligde hem fizik gücü olan, hem teknik, hem de hava toplarında iyi bir futbolcu yok. Bu anlamda yetenekli olan Batuhan var ama maalesef futbola fiziksel anlamda çok fazla kendisini vermiyor. Yabancılardan Elmander’i beğeniyorum, Alex’i beğeniyorum. Trabzonspor’lu Burak’ın eksiklikleri var ama onları geliştirebilir, biraz geç açıldı. Manisaspor, Fenerbahçe ve Beşiktaş’dan sonra Trabzonspor’da doku tuttu. Onunla gurur duyuyorum, arıyorum, tebrik ediyorum.

Soru: Türk futbolu şike iddialarından nasıl kurtulabilir?

Cevap: Ahlak kurallarını geliştirmediğimiz müddetçe, bu Meclisten daha çok yasa çıkarırız. Eğer iddia edilen şeyler yapıldıysa, bir başkasının hak gaspına girer. Kendi hakkınız için isteğinizi saha içinde legal olarak uygulayabilirsiniz ama bir başkasının hakkına girmek doğru değil. Bununla ilgili geçen ilk yasadaki cezalar çok ağırdı.

-“Bakan olması bir şeyi değiştirmiyor”-
Soru:
 Küme düşme olsun mu, olmasın mı?

Cevap: Bu konu şu anda, sanki 6-7 takıma özel çıkarılıyormuş gibi bir algı var. Küme düşmenin tamamen kaldırılması olmayabilir ama basamaklandırılabilir, derecelendirilebilir. Tuttuğunuz takıma göre duygusal hareket edersiniz, doğru olmaz. Bir Galatasaray’lı ’bunlar düşsün’ diyebilir ama öteki tarafta hiç bir kabahati olmayan Fenerbahçe’li var. Adamın tek suçu takımı sevmek. Eğer suçlulukları ispat edilirse kişiler ceza alsın ama kulüpler için derecelendirme yapılabilir.

Soru: Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın ’o kupa Trabzonspor’ sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Bakan olması herhangi bir şeyi değiştirmiyor. Bir kişinin takım tutması, bir şehre ait olması zaman zaman insanlarda hak arayışlarını farklı duygulara götürebilir ama bu yargının işi. Trabzonspor, Fenerbahçe ile ligi aynı puanda bitirmiş, şampiyon gibi algılanması gereken bir takım, yani bir nevi o ligin şampiyonudur.

www.haber61.net

Written by kesinofsayt

14 Ocak 2012 at 15:34

Hakan Şükür, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

FENERBAHÇE ÜLKER – GALATASARAY CAFE CROWN 2010-2011 FİNAL SERİSİ

leave a comment »

Türkiye Basketbol Ligi’nde 2010-2011 sezonu finali Fenerbahçe Ülker ile Galatasaray Cafe Crown arasında 4 – 17 Haziran 2011 tarihleri arasındaki altı karşılaşma ile yapıldı.

İlk iki karşılaşmada ev sahibi avantajını iyi kullanan Fenerbahçe Ülker seride 2-0 öne geçti. Sonraki iki karşılaşma Galatasaray Cafe Crown’un ev sahipliğinde oynandı. İlk maçı GS Cafe Crown uzatmalarda aldı. İkinci karşılaşmayı kazanan Fenerbahçe yeniden kendi sahasına döndü. Ancak 14 Haziran 2011’deki maçta GS Cafe Crown maçı son saniye basketiyle kazanıp seriyi uzatmayı başardı. 17 Haziran’daki altıncı maç GS Cafe Crown evsahipliğinde oynandı. Maçı kazanan Fenerbahçe Ülker seriyi 4-2’ye getirerek sezonu şampiyon tamamladı.

Detaylı bilgiler için tıklayınız

Vatan Gazetesi’nden İbrahim Seten twitter’da Fenerbahçe – Efes (!) final serisinde şike olduğunu iddia eden mesajlar atarak, “Fenerbahçeliyim, ama utanıyorum” dedi. Neydi o tapeler?

İlk tutanak 16 Haziran 2011 tarihinde Semih Özsoy ile X şahıs diye geçen, ama aynı metinde X şahsın Aydın Örs olduğu da yazılı olan tape…
Bunda federasyon tarafından art niyetli atamalardan yakınılıyor ağırlıklı olarak. Ayrıca maçın kazanılması halinde taraftarın olay çıkartacağı ve kupa töreninin zora gireceği de biliniyor.

Son maçın oynandığı 17 Haziran sabahı Semih Özsoy maçın hakemi Resep Ankaralı’yı arıyor. Özsoy Ankaralı’ya “kaybettiğimiz maçta da defalarca seyrettik, çaldığınız var çalmadığınız var, sana teslimiz” diyerek, “sağlam dur, çok baskı balata yiyoruz orada” şeklinde devam ediyor. Bunun hakem ayarlamak değil, düzgün ve dirayetli bir maç yönetmesini istemek amaçlı olduğu çok açık…

Sonraki tape yine Semih Özsoy ile Aydın Örs arasında. Recep Ankaralı ile konuşmasının hemen sonrasında, serinin son maçının sabahındaki konuşmalarda TBF’den ve hakem atamalarından yakınmalar var.

Semih Özsoy maçtan kısa süre önce, salondan Aziz Yıldırım’la konuşuyor. Özsoy isim vermese de dayanamayıp Ankaralı’yı aradığını, şikayetlerini ilettiğini, “ama biz kimseden birşey istemiyoruz” dediğini aktarıyor. (Bunların İbrahim Seten ve benzerlerinde nasıl şike konuşması olarak algılandığı ciddi bir sorun.)

Son konuşma kaydı da maçın ertesi günü, Recep Ankaralı ile. Burada da Özsoy’un şaka ile karışık eleştirileri, kupa töreninde yaşanan sıkıntılar ve GS başkanı Ünal Aysal’ın birşey yapamamasına göndermeler var.

İşte “Fener baskette de şike yaptı” geyiğinin bütün dayanak noktaları bu yukarıdakiler.

 

MERAKLISINA DİĞER EVRAKLAR:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Written by kesinofsayt

14 Ocak 2012 at 01:16