FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Ocak 24th, 2012

CEZA DAVASI BİTMEDEN SONUÇ ALINAMAZ

leave a comment »

Türk futbolu son dönemde şike – teşvik davası kapsamında, Disiplin Talimatı’nın 58. maddesi, küme düşme yerine kulüplere puan silme cezasının uygulanması, UEFA ile federasyon yönetiminin yaptığı görüşme ve 26 Ocak’ta gerçekleştirilecek olağanüstü genel kurulu konuşuyor. Gündemin bir numaralı maddesi olan bu konuların tamamını, Türkiye Futbol Federasyonu eski Başdanışmanı, Prof. Dr. Erdener Yurtcan’a sorduk.

* Şike olayında gelinen noktayı özetleyebilir misiniz?

Erdener Yurtcan: Bu olayın birkaç yönü var. Ceza davası ayağında duruşma yakında Silviri’de başlayacak. Disiplin ayağında TFF disiplin soruşturmasını başlatmak üzere. Suçlanan kişilerin ifadelerine başvuruldu. Sonra soruşturma sürecek. UEFA ayağında işler biraz karışık. UEFA, futbolun prestijini korumak zorunda. Bu nedenle acele ediyor. Bu konunun bir an önce sonuca bağlanmasını istiyor. Ama konu o kadar basit değil.

* TFF, UEFA ve mahkeme ayaklarında birbirinden bağımsız kararlar alınıp uygulanabilir mi?

E.Y.: Bu işin en önemli kısmı ceza davasıdır. Bu dava bitmeden ne UEFA bitebilir ne de TFF’nin disiplin soruşturmaları. Ceza davasının önceliği, ceza adalet sisteminin önceliğinden gelir. Bir olayda suç varsa, önce bu konu çözülür ve kesin karar bağlanır. Sonra disiplin hukukunda sonuç alınır. Bu, bütün ülkeler için geçerli bir sonuçtur. Size örnek vereyim. Bir kamu görevlisi rüşvet aldığı zaman, ceza yasasına göre hapse mahkum edilir. Memur yasasına göre de memurluktan ihraç edilir. Bu iki sonuç da kaçınılmazdır. Fakat bu konuda ceza davası öncelik taşır; disiplin hukuku onun sonucunu bekler.

* Şike olayında ne olacak bu yönden?

E.Y.: Ceza Mahkemesi önce şike yargılamasını bitirecek, ortaya kesin karar çıkacak. Sonra TFF disiplin soruşturmasına son noktayı koyacak. Bu olayla verdiğim örnekteki olay arasında hukuki sonuçlar yönünden fark yoktur.

* Bazı çevrelerde aksine düşünceler ileri sürülüyor…

E.Y.: Bunlar yanlıştır. Aslında bugün ülkemiz şike olayını süreçten geçirirken çok şanslı. TFF’nin Tahkim Kurulu Başkanı Hasan Gerçeker. Kendileri Yargıtay Başkanlığından emekli. Ayrıca ceza kökenli bir yargıç. Spora ilgisi nedeniyle sanırım TFF’de görev kabul etti. Yargıtay açısından ortada sorun yoktur. Yargıtay kararlarına göre süreç çok eski tarihlerden başlayarak yukarıdaki örnekteki gibi işler. Aslında şike olayından sonra TFF Tahkim Kurulu sorunu bir başka olay vesilesiyle çözdü. Bir dosya bu kurulun önüne geldi. Bir kulübün kalecisi hakkında disiplin cezası verilmişti ve buna itiraz edilmişti. Aynı olayla ilgili İstanbul’da bir ağır ceza mahkemesinde dava devam ediyordu. Tahkim Kurulu kararını verdi ve disiplin yargılamasını durdurdu. Gerekçe şuydu: ceza davası bitmeden disiplin yargılaması bitemez. Aynı konu Tahkim Kurulu’nun önüne şike olayı nedeniyle gelse, Kurul aynı kararı verir, çünkü hukukun sarsılmaz sonucu budur.

* UEFA’nın tavrını nasıl yorumluyorsunuz?

E.Y.: Bence UEFA acele ediyor, fakat haklı değil. Benim yukarıda çizdiğim tablo İsviçre’de ya da UEFA’ya dahil bir başka ülkede de tam olarak geçerlidir. Bunun aksi iddia edilemez. Bizdeki olayın özelliği şuradan kaynaklanıyor. Ülkemiz bir özel ceza yasası yaptı ve şikeyi suç sayıp cezalandırdı. Bu nedenle ceza davası ile disiplin yargılaması karşılıklı geldi. Böyle bir yasa olmasaydı, iş basitti, çünkü disiplin yargılaması ile konu çözülürdü. Fakat bugün çözülemez. Bir konuda tereddüdüm var. Bu yalın gerçek acaba UEFA’ya tam olarak anlatıldı mı ?

* Futbol Disiplin Talimatı’nın 58. maddesi konusunda neler söylemek istersiniz?

E.Y.: Bu madde şike ile teşvik primini disiplin suçu olarak düzenleyen ve cezalandıran hüküm. Madde düzenlenirken bir temel düşünceden hareket edilmiştir. Bugün özellikle şike futbolun kanseridir. Bu nedenle yaptırımı çok ağırdır. Kulüp bu işe karışmışsa, küme düşürülür. Şimdi bazı çevreler şike olayı yaşandıktan sonra, “Küme düşme olmasın, puan silme olsun” diyorlar. Böyle bir sonucu UEFA kabul eder mi? Hiç sanmıyorum. Kabul edildiğini varsayalım, o zaman uygularsınız, fakat ceza davası bittikten sonra…

* 26 Ocak’ta TFF’nin yapacağı olağanüstü toplantıyı nasıl yorumluyorsunuz?

E.Y.: Bence gereksiz bir toplantı. Genel Kurul 58. maddenin değiştirilmesini ve yaptırımların hafifletilmesini TFF’ye tavsiye etse ne olacak ki? Böyle bir değişiklik yapılsa dahi, ceza davası bitmeden uygulanabilecek mi? Hiçbir şans yoktur. Şike olayıyla ilgili olarak ülkemizde insanların kafaları karıştırılıyor. Bu kapsama futbola emek harcayan profesyoneller, futbola gönül veren kişiler, taraftarlar dahildir. Herkese çok açık ve seçik olarak hukuki süreç tamamlanmadan hiçbir sonucun alınamayacağı anlatılmalıdır. O kadar ki, maça çıkan hakemlerden başlayın, takımları çalıştıran antrenörlerle devam edin, topun peşinde koşan futbolcuyu psikolojik yönden rahatlatın. Futbol, yeşil alanlar üstünde bir şölen olabilsin. Geçmişte bu şölene zarar verenler olmuşsa, hukukun keskin kılıcı bu kişilere hukukun öngördüğü cezaları kessin.

Cumhuriyet Spor, Cumhur Önder Aslan

Written by kesinofsayt

24 Ocak 2012 at 21:02

Fenerbahçe, TFF, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

LÜTFİ ARIBOĞAN: 58.MADDE DEĞİŞMEYECEK

leave a comment »

TFF Başkan Vekili Lutfi Arıboğan Sportstv’ye önemli açıklamalar yaptı.

* Türk futbolunun uluslararası arenadaki prestijini düşünerek adım atmak zorundayız.
* Cornu ile yüzleşmekten çekinmem
* 58. madde değişmeyecek ancak yaptırımlar uygulanacak
* Bizimle görüştükten sonra UEFA da bize hak verdi.

Lutfi Arıboğan, UEFA’dan onay geldi haberlerine yanıt verirken, “UEFA dün itibariyle böyle bir yazı gönderdi. Türk futbolunun geldiği noktada, TFF genel kurulunun bu yönde bir karar olursa, bu kararın UEFFA’nın talimat ve prensiplerine aykırı olmayacağını bildirdiler” dedi.

Küme düşme konusunda alınacak karara uyacağını UEFA yazılı olarak bize ifade etti diye konuşan Arıboğan şöyle devam etti, “UEFA yazılı olarak bunu bize ifade ettiler. Küme düşme cezası olmazsa buna uyacaklar. Ancak aynı yazı sadece cezasızlığı kasteden bir terminoloji değil. Bunun dışında etkin bir şekilde karar verilmesini bekliyorlar.”

UEFA’nın Cornu’nun ifadelerini CAS’ta geri çekmesi konusunda açıklamalar yapan Lutfi Arıboğan, “Aslında kamuoyunda bir takım yanlış bilgilendirmeler yapılıyor. Türkiye hem kendisi hem de futboluyla çok önemli bir ülke. Türkiye ülke olarak futbolda çok önemli bir yer kaplıyor. Biz bir yerde uluslararası prestijin kaybedilmemesi için çalışıyoruz. Balkanlar, Kafkasya, Uzakdoğu, Ortadoğu’da Türk futbolunun prestijiyle yakından ilgilenen ülkeler var. Bu açıdan Türk futbolunun prestijine çok önem veriyoruz. Bu dönemde Türk futbolunun önemli sorunlarla karşılaştığını biliyoruz. Sorunları çözerken bir bütün olarak bakıyoruz. Bir çok insan, kurum dar bir pencereden günlük olarak futboldaki sorunlara çözüm bulmaya çalışıyorlar. Belki haklı olabilirler; ancak biz Türk futbolunun prestijini uluslararası düzeyde korumak zorundayız” dedi.

“Cornu’nun raporunun CAS’tan geri çekilmesini biz istedik”

Fenerbahçe’nin CAS’a açtığı davanın detaylarına da inen Arıboğan, “Bilindiği gibi Fenerbahçe’nin CAS’ta UEFA ve TFF’ye karşı açtığı davada, UEFA’nın ilk raporunda CORNU’nun ifadeleri yoktu. Daha sonra Cornu’nun eklenmiş bir kaç sayfalık raporu ortaya çıktı. Bu rapor ortaya çıktığında biz TFF olarak karşı çıktık ve bunu UEFA’ya bildirdik. UEFA’dan bunu geri çekmesini talep ettik. UEFA’da bize hak verdi ve o raporu da geri çekti. Buradaki önemli detay da, UEFA Cornu’nun Türkiye’de yaptığı toplantıda Etik Kurulu raporundan bahsedilmediğidir’ diye konuştu.

“Fenerbahçe avukatı kamouyonu yanlış bilgilendiriyor”

“İşin hukuki bölümleriyle ilgili yorum yapmak istemiyorum” ifadelerini kullananan Arıboğan şöyle devam etti; “Hukukçu değilim. Ancak 16 Ocak’ta Fenerbahçe’nin avukatının bu raporu geri çekmemesi konusunda CAS’a yazı göndermesi ironik. Bence bu ilginç. Ayrıca da bugün gazetelerde yer alan bir şey var. Cornu’nun raporunun geri çekmesini istemediği ek olarak benim ve İlhan Helvacı’nın Cas davasında Cornu ile yüzleşme talebi var. Ben Cornu ile yüzleşmekten çekinmem. Benim de tercih edeceğim bir şey olabilir. Ancak böyle bir yüzleşmeyi CAS reddetti. Böyle bir yüzleşmenin olmayacağını açıkladı. Ona rağmen Fenerbahçe avukatının kamumoyunu yanlış yönlendirmesi dikkat çekici.

Cornu’ya neden dava açmadı?

Lütfi Arıboğan, “Cornu’ya neden dava açmadınız?” şeklindeki soruya ise” 20 yıllık sporculuk yaşantımda ve daha sonra spor yöneticiliğimde olaylara kişisel değil, kurumsal baktım. Bu süreçte de suskunluğumu olgunluğumu korumaya çalıştım. Sakin ve olgun duruşumun sebebi Türk futbolunun geleceğiyle ilgilidir. Kulüplerimizin UEFA ile ilişkilerinin doğru şekilde yönetilmesi önemlidir. En önemlisi de Türkiye’nin gelecekte alacağı UEFA organizasyonlarını tehlikeye atmama düşüncemdir. Cornu’ya kişisel dava açmak sorun değil. UEFA’nın CAS’a yazdığı yazıyla raporu geri çekmesi nedeniyle bu benim için yeterli diye düşünüyorum” yanıtını verdi.

26 Ocak’taki TFF Olağanüstü Genel Kurul’da nasıl bir çağrıda bulunacağı konusunda ise Lutfi Arıboğan, “Türk futbolunun içinde bulunduğu kaostan çıkmak için sağduyuya ihtiyacı vardır. Genel kurulumuzun ve genel kurulumuzu oluşturan delegelerin sağduyulu davranacaklarını zannediyorum” dedi.

Sportstv-Aydın Cingöz

Written by kesinofsayt

24 Ocak 2012 at 19:10

TARAFTAR GRUPLARINDAN ORTAK AÇIKLAMA: MAKUL TARAFTAR OLMAYACAĞIZ

leave a comment »

Altay YSKA, Beleştepe, Boranlar, Buca İstasyon, Dersimspor, Dev Nurtepeliler, Forza Livorno, Halkın Takımı, Sol Açık FenerbahCHE, Şimşekler, Tekyumruk, Ya Basta, ve Viva Göztepe’nin imzasıyla yayınlanan açıklama şöyle:

“Önce şehirlerimizi, sonra mahallelerimizi, sonra da ruhlarımızı ve oyunlarımızı işgal ettiler.

Onlar için her yer bir cezaeviydi. Kendine benzemeyenleri kapamak için yaptıkları dört duvar ve o duvarlar kimi zaman tuğladan kimi zaman baskılardan kimi zamanda yasalardan oluşurdu.

İktidarlar makulu sever, normali ister… Ve iktidarın istediği birey olmadığın sürece sen anormalsindir; yani suçlu. Her şeyi kendilerine göre tasarlarlar, kendileri ve çıkarları için kanunlar yaparlar. Çocukluğumuzun geçtiği mahalleleri kötü bulup kentsel dönüşüm projelerine, top oynadığımız yaylaları elektrik santrallerine heba ederler. İktidarlar için her yer, her ağaç ve her ağacın gölgesi satılabildiği kadar değerlidir. İşte bu nedenle her şeyi endüstriyelleştirirler, her şeyi alınıp satılabilecek hale getirirler. Yaşamlarımızı , zevklerimizi, zamanlarımızı ve oyunlarımızı paraya çevirmek isterler. İşte bu projelerine direnenler onlar için bastırılması gereken bir unsur, cezalandırılması gereken bir suçludur.

Ve şimdi de futbola göz diktiler. Önce medya patronlarını ve kulüp başkanlarını ikna ettiler profesyonel olmaya ve sonra da futbolcuları… Şimdi sıra oyunun gerçek sahiplerinde yani bizlerde. Onlar için bizler de profesyonel olmak zorundayız. Takımımızı desteklerken söylediğimiz besteye karışırlar, açtığımız pankarta ve golden sonra yaktığımız meşaleye… Ne kadar güzel gözükürse gözüksün o güzellik onlar için tehlikeliyse yasaklanmalıdır, engellenmelidir… Yani sevdamız da makulleştirilmelidir.

Stadyumlar ilk defa cezaevine dönüştürülmemiştir aslında; Roma´da gladyatörlerin tutsak alındığı alandı, Şili´de cunta tarafından Victor Jara ve arkadaşlarının katledildiği bir alandı stadyum… Topraklarımızda, 12 Eylül döneminde büyük gözaltı merkezleriydi stadyumlar… Yani iktidarlar bazen açıktan, bazen de fiili uygulamalarla cezaevine dönüştürmüştür oyun alanlarımızı. Günümüzde de kendilerine göre suç teşkil eden herkesi yok saydığı ve cezalandırdığı bir baskılama merkezidir stadyumlar.

Evet bir yasa çıkarttılar, “sporda şiddeti ve düzensizliği önleme yasası” dediler adına da. Makul taraftar yaratmak üzerine kurdular ve oluşturdular bu yasayı; ama kendilerinin de zarar gördüğünü anlamaları çok zor olmadı. Bir kere daha iktidarların, muktedirlerin kolay çözümlerle hatalarını düzeltebileceklerini gösterdiler bize… Yasanın kendilerine vuran yerlerini mecliste alelacele çıkarttıkları bir kararla kırptılar ve kendileri temize çıktı; çünkü futbolun sahipleri onlardı. Futbol endüstrisinin patronlarıydılar onlar, tüccarlarıydılar… Bizler ise onlar için sadece satın alanlarız; maç bileti satın alan, forma satın alan ve onlara sonsuz destek olan. Bunları yaptığımız sürece onlar için bir tehlike değil, hatta kar tablolarındaki iştah kabartan verileriz. Ama sesimiz biraz çıktığında, kendimiz olmak isteğimizde düzeltmek için meclise sundukları yasa bize tüm şiddetiyle uygulanmaktadır.

Hal böyleyken; yani futbolun patronlarının kendi çıkarları için birleşip birşeyleri değiştirdikleri gibi biz tribün emekçileri, yani taraftarlar da kendi çıkarlarımız için birşeyleri değiştirmek için güçlerimizi birleştirmeliyiz.

Bizi oyunun dışında bırakmaya çalışırlarken, bizi normalleştirmeye çalışırlarken ve bizi endüstriyel futbolun makul taraftarları yani müşterisi yapmaya çalışırlarken hangi takımın taraftarı olduğumuzun ve sevgimizin renklerinin bir önemi yok. Çünkü onlar renk, arma ve sevda ayrımı yapmıyorlar. Bizim için kutsal olan, onlar için rantsal olmaktadır.

Futbola ve tribünlerimize sahip çıkma kararlılığında olan biz emekten yana taraftar gruplarının tüm baskılara, engellere ve yasaklara karşın son sözü direniş, isyan ve mücadele olacaktır. Hangi tarafta olursak olalım, hangi armaya aşık olursak olalım bizi ve tribünlerimizi tehdit eden her türlü baskı ve yasaklara karşı dayanışma içinde tek vücut olacağımız bilinmelidir.

Bu oyunun ve taraftarı olduğumuz takımların gerçek sahipleri olarak haykırıyoruz; Egemenlerin normaline karşı anormal olmayı tercih ediyoruz ve endüstriyel futbolun makul taraftarı olmaktansa makul taraftar olmayacağımızı yineliyoruz.”

Solaçık

Written by kesinofsayt

24 Ocak 2012 at 17:09

Genel kategorisinde yayınlandı

TFF GÜVEN TAZELEMELİDİR

leave a comment »

Başkanvekilimiz Nihat Özdemir ve Asbaşkanlarımızdan Ali Koç, 3 Temmuz’dan bu yana geçen zamanda TFF’nin süreci doğru yönetemediğini, çelişkili kararlar aldığını ve çoğu zaman söylediğinin aksini yaptığını dile getirdiler. Davanın büyüklüğü düşünüldüğünde TFF’nin karar vermek için çok kısıtlı zamanı olduğunu ve bu kadar kısa bir sürede adil bir karar verilemeyeceğini belirten Nihat Özdemir, 26 Ocak sonrası yol haritasını belirleyeceklerini ve duruma göre genel kuruldan yetki istemek dahil her yola başvurabileceklerini söyledi. Özdemir, her şeye rağmen 104 yıllık çınar Fenerbahçe’nin yıkılmadığını dimdik ve güçlü haliyle ayakta olduğunu da ekledi. TFF’nin karar alma yetkisinin azaldığını söyleyen Asbaşkanımız Ali Koç ise bu kurumun güven tazelemesi gerektiğini savundu. Yöneticilerimiz dava süreciyle ilgili bir çok konuya değindi.

Lig TV’de yayınlanan Futbol Gündemi isimli programa katılan Başkanvekilimiz Nihat Özdemir ve Asbaşkanlarımızdan Ali Koç, 26 Ocak’taki TFF Genel Kurulu öncesi gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Nihat Özdemir: “Suçsuz oldukları ortaya çıkacak”

Programda ilk olarak söz alan Nihat Özdemir: “Hepimiz, tüm Türkiye 3 Temmuz’dan beri Fenerbahçe Camiası olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Olay yargıya intikal etmiş durumda, 14 Şubat’ta da ilk duruşma yapılacak. O işin bir tarafı. Biz Fenerbahçe olarak inanıyoruz ki bizim konuyla yargılanan arkadaşlarımız, Başkanımız, 2 asbaşkanımız, 2 çalışanımız ve diğer tutuksuz yargılanan sanıkların, duruşma sürecinin sonunda suçsuz olduklarının ortaya çıkacak. Ancak bu süreçte TFF,  işi başında beri doğru yönlendirmesi gerekirken çok sıkıtlı alanlara gitti ve devamlı karar değiştiren bir tutum sergiledi. UEFA ve bizim Şampiyonlar Ligi’nden men edilmemiz işi başka bir noktaya taşıdı. Biz işi CAS’a taşıdık. TFF yetkilerinin bu davada bizi korumaları gerekirken nasıl bir tavır ortaya koyduğunu gördük. Bu durumda sadece Fenerbahçe için değil bu sürecin Türk Futbolu adına çok kötü gittiğini gördük. 200 günü geçen süreç içinde değişik ortamlarda kaldık hepimizi sıkıntıya girdik. 3 Temmuz’dan beri ben ve arkadaşlarım konuya sahip olmak, sadece Fenerbahçe değil Türk Sporu’nu korumak için mücadele verirken, bizim de yetkimizi bir yere dayandı. Fenerbahçe bir spor kulübüdür. 14 bin üyesi, 2 bin Yüksek Divan Kurulu Üyesi ve milyonlara varan taraftar kitlesi var. Hepsinin değişiklik düşüncesi var. Tüm bunların içinde doğru karar vermek oldukça zordu. Medyada değişik düşünceler var. Ben veya bir başka arkadaşımın bir konuda 4 ay önce söylediği konu sanki değişmezmiş gibi düşünceler var. Bu süreçte Fenerbahçe’nin düşüncesi hiç değişmedi. Tamamen suçsuz olduğumuz söylediğimiz maçlarda sahaya intikal eden bir olayın olmadığı, hakem ve gözlemci raporlarına bakıldığı zaman hiçbir şeyin olmadığı görülmektedir. Hocamız Aykut Kocaman, futbolcularımız da bunu söyledi. Biz kendimizi suçsuz sayarken, medyanın belli bir kesiminin bu işte sadece Fenerbahçe suçluymuş gibi davranması bizi üzen düşüncelerdir. Bizim suçsuz çıkacağımıza inancımız tamdır. Bu söylemlerimizi hakem ve gözlemci raporları teyit ettiği; teknik direktörümüzün kamuoyuna tüm puanları alnımızın akıyla aldığımızı söylemesine rağmen işin bu yöne gelmesi biz oldukça üzmüştür” dedi.

Ali Koç: “TFF karar alma vasfını yitirdi”

Bu ortamda kimin sesini daha çok yükseltirse onun dediğinin olduğunu ve bu nedenle kamuoyuyla görüşlerini paylaşmak istediklerini belirten Ali Koç,TFF’nin aldığı kararlarla tüm kesimleri mutsuz ettiğini söyledi. Ali Koç, “Şimdi herkes mutsuz. Buralara nasıl gelindiğini anlamakta yarar var.Taraftarımız işin şike tarafını bir yana koydu, Fenerbahçe’ye yapılanları kabul edilemez bir noktaya geldi. 3 Temmuz’dan sonra kamuoyunda Fenerbahçe’nin suçluluğu kabul edildi ve suçu kesinleşmeden ne ceza alacağı tartışıldı, suçlu ilan edildi cezası verildi. Tarafımızı kendimizi savunacak tüm arkadaşlara ben sabır ve şans diliyorum. Çünkü adil bir savunma yapmaları artık çok zor. UEFA ve FIFA’ya bağlı üye ülkelerin hepsinde futbol özerktir. Bizim sıkıntımız, suçlu olduğumuz ispat edilmemesine rağmen, savunma hakkımızı kullanmadan linç mantığıyla sistematik bir şekilde yerden yere vurulmamız. Bu kabul edilemez. TFF’nin tutumunu değerlendirdiğimiz zaman; futbol tarafından adil bir yargılama süreci yaratılmadan, oldu bittiye getirilerek bir sürecin işleyeceği yönünde endişeliyiz. Bu işi yapmak zor ama yapacaksanız da en layıkıyla yapacaksınız. Federasyonumuzun ise söylem ve eylemlerinde çelişkiler, tutarsızlıklar var. Yargı beklenecek dendi, iddianame beklenecek dendi, sezon sonu dendi, en son play-off öncesi dendi. TFF pek çok kez UEFA baskısını önümüze çıkardı. Birçok konuda görüşmeler belli gazetelere sızdırıldı. Bununla beraber yaptığımız görüşmelerde aldığımız bilgiler zamanla değişti. 58. maddenin aynın kalmasına bununla beraber bir defaya mahsus bir karar çıkmasına karar verildi. Biz Fenerbahçe olarak suçsuzuz, adil yargılama istiyoruz ve bunu bu federasyonun yapmasından kuşkumuz var. Bu dava inanılmaz bir sosyolojik etki altındadır. Bu etki alanının toplumda yaratacağı olumsuzluklar göz ardı edildi. Eğer böyle olmasaydı Gizlilik ihlal edilmezdi, yayın yasağı getirilmeliydi. Ben TFF Başkanı olsaydım savcıdan bizzat yayın yasağı isterdim.Federasyon bir kez dahi çıkıp kamuoyuna ’Masumiyet karinesi vardır, adil savunma hakkı vardır suç tespit edilmeden ceza konuşulmaz’ demedi. Hep peşinen suçlu gördüler.  Bununla beraber kamuoyu baskısı altında kaldıkları için UEFA baskısı hep söz konusu oldu. UEFA bizim sürecimizde olağan dışı şeyler sergiledi. Sayın müfettişin burada savcıyla görüşmesi olağanüstüydü. Biz de devlet makamları her türlü şeyi yerine getirdi. Hal böyleyken UEFA’nın olağandışı hareket etmesini altında neler vardır diye düşünülmesi gerekir. Anlıyoruz ki bizim dışımızda UEFA ciddi bir bizimde bilgilendirilmiş ve bizim suçsuz olamayacağımız söylenmiş. Sıfır toleransla iddianamede ismi geçen diğer takımlar nasıl gidiyor. TFF’nin karar alma ve sorumluluklarını yerine getirme vasfını ciddi bir biçimde yitirdiği için endişeliyim” dedi.

Nihat Özdemir: “Bu kadar kısa sürede adil karar verilemez”

Nihat Özdemir, “Bizim endişemiz şu: Etik Kurulu bir inceleme yapıyor. Bu kurulun yaptığı inceleme TFF Disiplin Kurulu’na gidecek. En basitinden Fenerbahçe-Buca maçı iddianamede tek kelimeyle geçiyor, kimse suçlanmıyor. Ama Etik Kurul ve Disiplin Kurulu bu maçı da inceliyor ve sorular soruyor. Eğer bir yargılama söz konusuysa ve mahkemeye intikal etmişse ve söz savunmanın denilen yerde, masumiyet karinesi de düşünüldüğünde; Etik Kurul 70 klasör ve eklerini ve tapeleri tek tek inceleyip bununla ilgili görüşleri alıp vereceği rapor sonrasında, Disiplin Kurulu savunma isteyecek. Birçok kişi de tanıklık yapacak. Bunları kim yapacak.  4 Nisan’a kadar bunların yetişmesi gerekir. Çünkü Play-offlar bu zamanda başlıyor. Çünkü TFF play-off’lardan önce cezaların verileceğini açıkladı. Bir de bu sürede Tahkim Kurulu süreci işleyecek. Bunların yetişeceğine, adil yargılama neticesinde bunlara karar verileceğine, tüm kararların yetişeceğini ve tüm bunların sonucunda doğru karar verileceğine inanmıyoruz. Birinci nokta bu. 14 Şubat’ta başlayacak 1. duruşma var. Mahkemede verilecek ifadeler, ancak bu tarihten sonra verilebilir. Tüm bunların hangi zamana sığacağını, Mart ayında nasıl bir karar verileceğini anlayamıyoruz. Bu davada 8 takım olduğunu söyleniyor. Tape’ler incelendiğinde 8 takımın 11 takıma çıkacağı konuşuluyor. Tüm bunların zamana sığmayacağı açık. Aceleyle verilecek yanlış kararlar da adaleti sağlamaz” dedi.

Ali Koç: “Öyleyse siz bağımsız kurullara talimat verdiniz”

Ali Koç ise “Eğer bu süreç işliyorsa o tarihlere uyulacaksa siz o kurullara talimat vermişiniz demektir. Oysa bunlar bağımsız kurullardır. TFF Başkanı ’İnşallah tüm takımlar suçsuz çıkar’ demişti. Biz de öyle düşünüyoruz. En iyi müdafaa iklimini sağlama yetki ve sorumluğu onlarda. Bu söylemi yaparken en sıkıştırılmış, esnekliği en az savunma sürecini veriyorsunuz, ne için suçlandığınız da yazmıyor. İddianamede yazıyor diyebilirsiniz ama futbolun kendi süreci var. Federasyon kendi gözlemci, hakem raporlarından bahsetmiyor. Elimizdekiler sadece iddialardır. İddialarla karar verilemez. ’Eğer iddiayla karar verilirse, mahkemelere ne gerek vardı’ denilmiyor. Biz kendi üyelerimizle tarihi bir karar için buluşma ihtiyacı duyuyoruz. Sonuna geldiğimiz bu süreçte bizim düşüncemiz Türkiye Futbol Federasyonu’nun  güven tazelemesidir. Çünkü bir özgüven kaygısı var ve karar alma yetkisi azalmış görülüyor. Zor bir süreç biz 7 aydır önümüzü göremiyoruz. Fenerbahçe’ye gönül vermiş herkesten bahsediyoruz. Bu çocuk oyuncağı değil. Biz bu işten bıktık artık. Ülkemizde halkımızı ayrıştıran öyle çok şey var ki; 3 Temmuz’dan sonra futbol da toplumda ciddi bir ayrıştırma yöntemi haline geldi. Biz o nedenle konuşmuyorduk.. Ama baktık konuşmadıkça iş aleyhimize gidiyor”dedi.

Nihat Özdemir: “Gerekirse Genel Kurulumuzu toplarız”

Nihat Özdemir, “26 Ocak Perşembe günü genel kurul toplanacak. 250’ye yakın delege var. Federasyonun veya belli bir kesimin istediği bir önerge verilerek, lehte aleyhte herkese söz hakkı verilecek. Biz düşüncemizi söyleyeceğiz, pozitif ve negatif yönlerini açıklayacağız yaşadıklarımızı ve yaşayacaklarımızı düşünerek üyelere sunacağız. Netice olarak bu önerge oylanacak; kabul edilecek veya reddedilecek. Ne gibi bir sonucun çıkacağını bilmiyoruz. Biz Fenerbahçe yönetimi olarak o çıkan karar sonunda ne yapacağımız hakkında kendi içimizde toplantılar yapacağız. Eğer ihtiyaç duyarsak alacağımız kararlar bizim yetkilerimizi aşıyorsa, borsaya açık şirketimizin de durumunu göz önüne alarak Fenerbahçe’nin ve Sportif AŞ’nin genel kurullarına ihtiyaç duyacağız. Bir genel kurula ihtiyaç olabileceğini söyledik. Eğer Fenerbahçe Yönetim Kurulu’nun yetkilerini aşan bir karar alma durumumuz gerekiyorsa Genel Kurulumuzu toplayabiliriz. 2 gün sona yol haritamız net bir şekilde ortaya çıkacak” dedi.

Ali Koç: “Bu kadar kısa sürede savunma yapmak imkansız”

Ali Koç “ Bizim derdimiz çok doğru bir soruşturma sürecinin yürütülmesi ve ilgili kuruluşların layıkıyla savunma hakkını kullanması. Böyle bir konuda 100 binlerce sayfa ve 93 kişinin  kısa sürede savunma yapması imkansızdır. Biz tüm bunların adil bir şekilde ve UEFA baskısı olmadan yapılmasını istiyoruz. 58. maddenin kendinse baktığımız zaman diğer federasyonlarla bağdaşmıyor. UEFA bile bizim 58. maddeye hayret etmiş durumda. Bu kaotik ortam olmasaydı 58. maddeyi konuşmazdık. Hem TCK’ya hem yurtdışı muadillerine göre orantısız. Diğer ülkelerde bir çok seçenek var. Biz de ise hem teşebbüse hem eyleme, hem şikeye hem teşvike tek bir ceza var. Daha düne kadar 58. maddeyi konuşacağımızı zannediyorduk. Şimdi önergenin konuşulacağı, 58. maddeye sonradan değinileceği söyleniyor” dedi.

Nihat Özdemir: “Sözlerim çarpıtıldı”

6222 sayılı Yasanın değiştirilmesinde 18 kulübün de evet demesiyle Kulüpler Birliği’nin net bir duruş sergilediğini ve siyası partilerin ortak önergesiyle kanunun değiştiğini belirten Nihat Özdemir, “Bu kanun Fenerbahçe için, Aziz Yıldırım için çıkıyor demelerine rağmen, bizim arkadaşlarımızın tutukluluğu devam ediyor. Çok sevindiğim diğer arkadaşların tutukluları kalktı. Bu kanun çıktıktan sonra şunu demiştim ’Bir duruş sergiledik 6222 değiştirdik şimdi gündemdeki 58. maddeyi değiştirmemizi gerekir’ dedim. İddianamede 8 takım var. Bununla ilgili kulüpler birliğinin nasıl tavır izlemesi gerektiğini toplantıda konuştuk. Burada konuşulanlar çarpıtılarak dışarıya verildi. 58. madde uygulanırsa, şike teşvik veya teşebbüs yapan her takım küme düşer, buna göre 7’si Süper Lig’den 8 takım bir alt lige düşer. Bu takımlar düşürülürse Türk Sporu bundan büyük zarar görür. Biz Fenerbahçe olarak 58. madde değişmesin; iddianamenin ve Etik Kurulun raporları doğrultusunda, Disiplin Kurulu bu madeninin ışığı altında inceleme yapsın ve cezayı versin dedik. Bizim duruşumuz hiç değişmedi. Tapeler incelendiğinde 8 takımın sayısı daha da artar. Bizim düşüncemiz hiç değişmedi” diye konuştu.

Nihat Özdemir: “Yanlış karar verilirse zararları kim tazmin eder”

TFF’nin de işinin zor olduğunu kabul eden Nihat Özdemir: “Allah federasyon yöneticilerine de yardımcı olsun dedik. Kimse de bu olacakları bilseydi gelip TFF başkanı veya yöneticisi olmazdı. TFF bugün veya bugünden sonra Etik Kurulu veya Disiplin Kurulu tarafından herhangi bir maçta şike yapılmıştır düşüncesindeyse; o maçın hakemi, gözlemcisi temsilcilerinin bir öngörüsü olmadığını biliyoruz. Bir takım şike yapmakla suçlanıyorsa federasyon kendi içine niye bakmıyor? Onlar da işin bir parçası değiller mi? Bu noktada okların sadece kulüpler üzerine çevrilmesi doğru mudur?  Futbol bilgisine hepimizin inandığı insanlara bu maçları inceleterek verilecek raporlar, Disiplin Kurulunun vereceği karara faydalı olmaz mı? Verilen karar  kesinlikle yargıdaki arkadaşlarımızın sürecine tesir edecek. Yanlış karar alırlarsa, şu andaki arkadaşların durumuna tesir eder. Bir karara verir ve Türk Yargısı bu arkadaşları haklı bulur şike yapmadıklarına karar verirse biz nasıl geriye döneriz? Bunun karşılığı maddi manevi nasıl karşılanır?  TFF’mi yoksa  TFF yöneticileri mi bu tazminatı öder?  Kim TFF yöneticiyse buna karşı davalar açılabilir. Federasyonunun ciddi bir incelemeye ihtiyacı vardır. Bu kararı da Türk Yargısıyla birlikte almalıdır Maddi, hele manevi yönden kimse bunları tanzim edemez” dedi.

Ali Koç: “Peşin yargıları var ki değiştirmiyorlar”

Ali Koç: “John Terry’nin ırkçılık  davası oldu. Yargı bu konuda soruşturma başlattı diye İngiltere Futbol Federasyonu ’Ben yargının kararını bekleyeceğim” dedi. Peşinen bir yargıları var ki bunu değiştirmiyorlar. Bizim TFF ile ters düşmemiz 24 Ağustos’taki kararla paralel gelişti. Biz bunu kabul etmedik Suçumuzun ne olduğunu bilmeden cezalandırdık. Savunma hakkımız olmadan cezalandırdık. Hazırlıksızdık. 10 gün önce TFF başkanı Avrupa’ya gidecek takımlar aynen gidecek derken,  transferin bitmesine 10 gün kala, 24’ünde TFF kendi iradesi dışında Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men etti. TFF bu kararların, UEFA kararları olduğunu söylüyor” dedi.

Nihat Özdemir: “Kargaşa getirmeden aklı selimle hareket edilmeli”

Nihat Özdemir, “TFF tüm kurul üyelerine sesleniyorum: Yargıda yüzde 56 beraatla sonuçlanan davalar varken 20 güne bu davayı sıkıştırıp Türk futboluna daha çok kaosa sokacak karalara üretirseniz bunun sonucu ne olacak?  Tahkimi kurulu benzer konularda verdiği kararları a bakarsak nasıl bir tutum sergileyecek. İşi kargaşaya getirmeden aklı selimle hareket etmek lazım.Fenerbahçe bir spor kulübü ve tüzüğü var. Tüzükte hangi organların ne yetkisi olduğu açıkça yazılı. Bizimi alacağımız kararlar ne sermayedarlarımızı ne kongre üyelerimiz rahatsız etmeyecektir” dedi.

Ali Koç: UEFA hangi ülkeyi toptan cezalandırdı?”

Ali Koç, “Haftalardır bir korku pompalanıyor. Şöyle yapmazsak böyle olacak diye sistematik ve efektif bir şekilde eyleme sokulan bir şey var. Eğer tartışmanın dibine inerek dünyada ne oluyor bitiyor diye hiç bakılmadı. Hiç kimse bir örnek vermiyor. Nerede bir takımın yanlışlarından dolayı UEFA bir ülkeyi toptan cezalandırdı. Biz araştırdık. 86’daki Heyzel faciasından beri bir örneğini göremedik. Federasyonumuz sürecin başında çok konuştu. TFF’nin söylemlerinun pek çoğu gerçekleşmedi. Biz o dönemde kamuoyu gibi TFF’nin de bu süreçten etkilendiğini düşündük. Bir Etik Kurulu raporu ortaya atıldı. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak o raporun yanlış kişilerin eline geçmesinden son derece rahatsızız. O rapor 21 Temmuz itibariyle gelen bilgilerden oluşmaktadır. O kurulun başkanı ’Rapor yeniden yazılacaktır. Kişilerin savunmalarını alamadana biz bu işi layıkıyla yapamayız’ dedi. Bu rapor medyada devamlı işlendi. UEFA’nın olağandışı hareket etmesinin nedeni kamuoyunda çıkan haberler. Bunlar tercüme edilip onlara götürüldü. UEFA gibi ciddi bir kurumun bu kadar ciddi bir konuda sadece gazete haberlerine bakarak karar vermeyeceğini düşünüyoruz. TFF yetkilileri UEFA’ya gayrı resmi söylemlerde bulunup UEFA’yı hareket geçirdiler” dedi. Konuşmasının sonlarına doğru UEFA ve CAS davası sürecine değinen ve yaşanan süreci özetleyen Ali Koç, gelişmelerin Cornu’nun Türkiye ziyareti sonrası yaşandığını, TFF’nin UEFA’ya gerekli tavrı koyamadığını söyledi.  Bu süreçten Fenerbahçe’nin tüm kesimlerinin sporcusundan taraftarına, üyelerinden sermayedarlarına ve çalışanlarına kadar olumsuz etkilendiğini söyleyen Ali Koç, Fenerbahçe’nin tüm kesimleriyle birlik olarak yoluna devam ettiğini söyledi.

Nihat Özdemir: “TFF başkanı olsam yol arkadaşlarımı gözden geçirirdim”

Programın son bölümünde Lig TV’de canlı yayın yapılırken TFF Başkanvekili Lütfü Arıboğan’ın başka kaynaklara yaptığı açıklamalar yöneticilerimize okundu ve cevap vermeleri istendi. Canlı yayında Arıboğan’ın açıklamalarına yanıt veren yöneticilerimizden Ali Koç, Cornu’nun ifadesinin geri çekilmesine, girişimleri sonucu engel olduklarını CAS’ın da ifadeyi geri çekmeyi reddettiğini söyledi. Nihat Özdemir ise Lütfü Arıboğan ve İlhan Helvacı’nın Cornu’ya dava açacaklarını söylemesine rağmen halen bunun gerçekleştirmediğini hatırlatarak, “Ben TFF başkanı olsam, kimlerle yola devam ettiğimi bir kez daha gözden geçiririm” dedi.

Nihat Özdemir: “Yapılanlara rağmen 104 yıllık çınarı devrilmedi”

Son olarak Fenerbahçe’nin şu anki durumu değerlendiren Nihat Özdemir,“Fenerbahçe bir futbol değil spor kulübüdür. Olimpiyat takımının yarısı Fenerbahçe’den oluşuyor. Bizim amiral gemimiz ise futboldur. 7 ay geçti, taraftarımız, teknik kadromuz, oyuncularımız olarak  bu  kadar zor süreçten geçmemize, Şampiyonlar Ligi’nden men edilmemize ciddi mali kayıplara rağmen futbol takımımız ligde 2. sırada ve klasmanda ön sırada olan takımlarla play-off öncesi kendi evimizde oynayacağız. Basketbolda voleybolda takımlarımızın kazandığı başarılar, amatörlerde elde ettiğimiz başarılar ortada. Bu kadar uğraşmalarına rağmen 104 yıllık çınarı deviremediler. Geçen yıl şampiyonluk yolunda 30-35 bin kişiye oynarken,  şimdi her maçta 45 binden aşağıya oynamıyoruz. Tüm takımlara destek var. Tüm bu yapılanlara rağmen taraftarlarımız destek olmakta ve dimdik ayaktayız. Tüm yapılanlara rağmen 104 yıllık çınarı deviremediler. Ligde 7. veya  8. olsaydık bu puan silmeler de konuşulmazdı. Tüm bunlar yaşanırken, Fenerbahçe Yönetim Kurul transfer çalışmalarını da yapıyor. Orada isimleri açıklamak doğru değil. Daha önce bildirdiğimiz görüşmeler var onlar devam ediyor.  Birkaç gün içinde neticeleneceğini umuyoruz. Halka açık bir şirket olduğumuz için isim açıklamamız doğru değil. Ama tüm arkadaşlarımız bu konuda çalışıyor. Taraftarımızın gönlü rahat olsun. Tüm dallarda güçlü olmaya devam edeceğiz” dedi.

Ali Koç: “Belki yine 5’te 5 yaparız”

Ali Koç ise “Son 7 ayda medya açısında konuya adil bakan, madalyonun iki yüzünü de gösterenlere teşekkür ediyorum. Yanımızda olanlara teşekkür ediyorum. Tüm olumsuzluklara rağmen dik duran çalışanlarımıza ve taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. Belki bir kez daha 5’tde 5  yaparız. Tüm oyuncularımıza Aykut Kocaman’a kaptanlarımıza, Alex’e Volkan’a Emre’ye teşşekkür ediyorum Bu camianın dik durmasına yardımcı olan taraftarlarımıza teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini  bitirdi.

www.fenerbahce.org

TÜRK FUTBOLUNU YAKMA TFF

leave a comment »

3 Temmuz’dan bu yana Türk futbolunun tek konusu olan ‘şike soruşturmasında’ kritik bir dönemece girildi… 
Bu dönemeç bir anlamda futbolumuz adına ‘var olup, olamama’ durumudur…
Yurt Spor Servisi olarak, tüm sporseverler ve hukukun üstünlüğüne olan inancımız sebebiyle bu durumdan kendimize çok önemli bir görev çıkarıyoruz.
Genel Kurul’a artık saatlerin kaldığı bu dönemde Türkiye Futbol Federasyonu’nu uyarmak, yanlıştan döndürmeyi görev kabul etmekteyiz…
3 Temmuz’dan bu yana ‘aldığı kararlarda’ tutarsızlık görülen Türkiye Futbol Federasyonu, ‘şike iddianamesinin’ bekleneceğini açıklamıştı…
Bu açıklamanın ardından ‘kararından’ dönerek, Etik Kurul’u harekete geçirdi…
Etik Kurul bu doğrultuda kendisine ulaştırılan ‘eksik’ 26 klasör ile ilgili bir karar vermiş ve ‘yargılama başlamadan’ Fenerbahçe’yi ‘peşinen’ suçlu saymıştır…
Oysa;
Etik Kurul Talimatnamesi’nin 6. Maddesi şike-teşvik iddialarını düzenlemektedir.
Talimatname 6. maddesinde yer alan 4. fıkra çok önemlidir ve çok nettir.
İşte 4. Fıkra… 
‘Kendisine intikal etmiş etik kuralı ihlallerine ilişkin incelemesi sırasında yargı yoluna gidildiği veya Disiplin Kurulları ile Tahkim Kurulu’nca işleme alındığı anlaşılan başvuruların inceleme işlemleri durdurulur’
Ne yaman çelişkidir. 
Etik Kurul Talimatnamesi, Futbol Federasyonu ve Etik Kurulu kesinlikle ‘tekzip’ etmektedir…
Bu maddeye göre; Etik Kurul inceleme yapamaz!
Yargı yoluna gidildiği için ‘görüş’ bildiremez!
Buna rağmen…
Etik Kurul inceleme yaparak ve görüş açıklayarak kendi talimatnamesine aykırı davranmıştır…
Etik Kurul ‘adil’ yargılamaya gölge düşürmüş, kamuoyunda ‘bilgi kirliliğine’ neden olmuştur!
Yani, aynı zamanda suç işlemiştir!..
****
UEFA her defasında, “Türkiye Futbol Federasyonu özerk bir yapıdır. Kendisi karar alacaktır” demesine rağmen, bu ‘acelecilik’ niyedir?
26 Ocak’ta alınacak ‘acele’ bir karar, Türk takımlarının ‘Avrupa’ya gitmekten’ daha büyük sorunlarla karşılaşmasına, Türk futbolunun ‘dip’ yapmasına neden olacaktır…
****
Yargılama süreci başlamamıştır bile!
Buna rağmen alınacak her karar, ‘adil yargılamayı’ etkileyecek, kişiler ve kurumlar ‘peşinen’ suçlu sayılacak ve ‘itibarsızlaştırma’ Türk futbolu açısından ‘kara bir leke’ olacaktır!
****
Kamuoyunda aleni bir şekilde ‘puan silme’ cezası verileceği yönündeki haberler, ‘peşin hüküm’ oluşturulduğuna dair delilleri kuvvetlendirmiştir…
Oysa…
İsimleri ‘şike iddianamesinde’ adı geçen kişiler, ‘haklarındaki iddiaları’ çürüteceklerini beyan etmektedirler…
İddianamede adı geçen kulüplerin yarın ‘mahkemede’ aklanmaları halinde maddi tazminat davaları ile ‘manevi’ yıpranmaları nasıl giderilecektir?
Türkiye Futbol Federasyonu tüm bu düşünceler ışığında ‘yükü bölüşme’ yoluna gitmektedir…
‘Ben karar almadım. Delegelere danıştım’ deme hakkını şu aşamada artık yitirmiştir!
Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurulu mahkeme değildir, karar açıklayamaz!
Fransa Senatosu’nun tarih adına karar almasına karşı gelenler, mahkeme kararı beklenmeden alınacak karara ne diyeceklerdir?
****
Ayrıca…
TFF ‘adil yargılamayı’ etkilemek bir yana daha da ileri giderek, Disiplin Talimatı’nın 58. Maddesini de değiştirmek istemektedir!
Bu durum Türk futbolunun altına ‘dinamit’ koymaktır!
Bu maddeyi değiştirmek eylemi, bağımsız Türk Mahkemeleri’nin önüne geçmek, dikkate almamak, sporda adaleti kaos kuyusuna atmak, ‘kişiler ve kurumları yargılamak ve asmak’ anlamının açık delilidir…
Her şeyden öte ‘iddianamede’ adı geçen kişilerin; TFF’nin ‘adil yargılamayı’ etkilediğini, Etik Kurul’un kendisini ‘tekzip eden’ kararlara imza attığını beyan ederek, Yargıtay’a hatta AİHM’e gidip, ülkemizi büyük cezalara çarptırabilme kapısı açılacaktır.
****
Sonuç olarak…
Türkiye Futbol Federasyonu, UEFA’yı öne sürmeden…
Tüm ‘badireleri’ atlatmadan, mahkeme kararını beklemeden hiçbir karar alamaz.
Bu durumda hem hukuk, hem de vicdani büyük bir suç işler, varoluş sebebini kaos kuyusunun dibine atar.
Bizden uyarması…
Yurt Spor

Written by kesinofsayt

24 Ocak 2012 at 16:50

Etik Kurulu, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

SİZ G.SARAY OLSANIZ DÜŞSÜNLER İSTEMEZ MİYDİNİZ?

with one comment

Naklen yayın gelirlerinin dağıtımı şu şekilde yapılıyor:

%11’lik kısım, şampiyon olan takımlara “Popülerlik Primi” olarak, şampiyonluk sayılarına göre,
%35’i “Katılım ve Dayanışma Primi” olarak eşit olarak,
%45’i o sezona ait alınan puana bağlı “Başarı Primi” olarak,
%9’u ise ligi ilk altı sırada bitirecek takımlara sezon sonu başarı primi ödülü olarak

2010-11 sezonunda paranın dağıtımı şöyle oldu:

Dağıtılacak toplam 510,500,000.-TL,
%11 Şampiyonluk sayısına göre Popülerlik Primi: Fenerbahçe 18, Galatasaray 17, Beşiktaş 13, Trabzonspor 6, Bursaspor 1 milyon lira,
%35 Katılım ve Dayanışma Primi eşit 10’ar milyon lira,
%45 Başarı Primi, galibiyete 750 bin, beraberliğe 375 bin lira,
%9 Sezon Sonu Başarı Primi; 6. sıradaki takıma 1, 5.ye 3, 4.ye 6, 3.ye 9, 2.ye 12, 1.ye15 milyon lira

Eğer Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor suçlu bulunur ve küme düşürülürse dağıtılan ödülleri iade edecekler ve paralar yeniden hesaplanacak. 18 şampiyonlukla 18, 13 şampiyonlukla 13, 6 şampiyonlukla 6 milyon lira alan üç takımın bu paraları geri vermesi ve yeniden  hesaplama yapılması ile Galatasaray 17 yerine 53 milyon lira alacak.
(510,500,000’in %11’i 56,155 TL, Galatasaray’ın 17, Bursaspor’un 1 şampiyonluğu ile bölünecek rakam 18 = 3,120 x 17 (GS’nin şampiyonluk sayısı) = 53,000 TL)

E şimdi, siz olsanız rakipler düşsün istemez misiniz?
Önümüzdeki sezona düşecek pay da cabası!

( Rakamlar ve yüzdelerle ilgili bilgiler www.futbolekonomi.com )

Behçet Üstün

Written by kesinofsayt

24 Ocak 2012 at 11:38

Genel kategorisinde yayınlandı

ÜNLÜ TÜRK YALANLARI – 3: SPK FENERBAHÇE’NİN DÜŞMESİNE İZİN VERMEZ!

leave a comment »

Daha ortada kesinleşmiş bir suç yokken, ondan geçtim, savunmalar alınmamışken eksi puan histerisine kapılan bir kesim ve onları mutlu etmeye çalışan bir federasyon var. Üstelik de bu işlemi, kendi talimatına ters düşmek pahasına yapmaya çalışan bir federasyon!

TFF Futbol Disiplin Talimatı 58. madde şöyle:

MADDE 58 – MÜSABAKA SONUCUNU ETKİLEME
(1) Müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek veya buna teşebbüs etmek yasaktır. Bir futbolcuya veya kulübe teşvik pirimi verilmesi de bu kapsamdadır.
(2) Bu hükmü ihlal eden kişiler, bir yıldan üç yıla kadar müsabakalardan men veya hak mahrumiyeti cezasıyla; kulüpler ise küme düşürme cezasıyla cezalandırılır. İhlalin ağırlığına göre küme düşürme cezasına ek olarak puan indirme cezası da verilebilir.
(3) İhlalde sorumluluğu bulunan kişi veya kulüplere ayrıca para cezası verilir.
(4) Anılan yasağın hakemler tarafından ihlali halinde sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir.

Oysa TFF, “bir kereliğe mahsus puan silme cezası” vermek gibi, hukuka nasıl uyduracaklarını anlamakta zorlandığım bir uygulamaya gitmeye çalışıyor. Oysa TFF Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun‘un 3-g maddesi açıkça şunu söylüyor:

Şiddet, şike, teşvik primi, ırkçılık, doping ve her türlü ayrımcılıkla mücadele etmek.

Aynı kanunda cezaları düzenleyen 15. madde ise şöyle:

Cezalar
MADDE 15 – (1) Futbol müsabaka ve faaliyetlerinde kulüplere ve kişilere disiplin ihlalleri ve sportmenliğe aykırı fiiller ve bunlara
uygulanacak cezalar, FIFA ve UEFA kurallarına uygun olarak TFF Statüsü ve Statünün çizdiği çerçevede Yönetim Kurulunun yapacağı talimatlarla belirlenir.

Futbol Disiplin Talimatı‘nın 4-2 maddesi ise:

(2) Bu talimatta belirtilen disiplin cezaları temel cezalardır. Özel şartların varlığı halinde, bu cezalar ağırlaştırılabilir ya da hafifletilebilir.

demekte. TFF de muhtemelen bu maddeye dayanarak cezada değişikliğe gitmek istiyor. Yani maddeyi değiştirmeden (zira soruşturma sürerken değişikliğe UEFA sıcak bakmıyor) cezada indirme gitmek… Bu uygulama ne kadar hukuka uygundur bilmiyorum. Hukukçuların değerlendirmelerini takip etmekten başka yapacak şey yok. Ancak TFF’ye “özel şartlar“ın NE OLDUĞUNU sorma hakkım bir futbolsever olarak var elbette. TFF yönetimi bunu kamuoyuna açıklamak zorundadır.
İşin ahlaki yanından bahsetmiyorum bile. Ortada işlenmiş bir suç “varsa“, bunun cezasının verilmemesi kamuoyunda ciddi bir yara açacaktır. Üstelik de bu uygulama genel bir değişiklikle değil, sadece “bir defaya mahsus” olunca daha da büyük sıkıntıya yola açacaktır. Aynı mantıkla bir hakemin, mesela, bir maçtaki penaltıyı “bir seferlik çalmayacağım” demesi meşrulaşabilir.

İşte Fenerbahçe Spor Kulübü bu uygulamaya karşı en net tavrı sergileyerek, üstelik ilmiğin ucu boğazındayken, karşı olduğunu en yetkili ağızlardan açıklamıştır. Galatasaray, Trabzonspor, Orduspor gibi bazı külüpler de başlangıçta buna karşı iken, son günlerde net bir tavır yerine gevelemeyi tercih etmekteler.

Fenerbahçe yönetimi, taraftarının da desteği ile, bu noktada suçsuzluğuna güvendiğini, keyfi bir puan silme durumunda bu oyuna alet olmayacağını, genel kurula giderek kendi kendini düşürme yetkisi alacağını ilan etmiştir. Zira bilinmektedir ki, TFF’nin “özel şartlar“ı Fenerbahçe’nin lige olan olağanüstü ekonomik katkısıdır. Başka hiçbirşey değil… Doğal olarak da bu oyunun piyonu olmayı reddetmektedir Fenerbahçe.

***

Fenerbahçe yönetiminin bu kararı üzerine medyada aniden bir SPK yazıları furyası başladı. Kısaca söylenen şu: “Fenerbahçe bir anonim şirkettir, borsaya kotedir ve yatırımcıları vardır. Dolayısı ile hisseleri etkileyecek böylesi bir girişime SPK izin vermez.”

Elbette güzide medyamızın kurulları, kuralları ve hukuku hatırlamasından büyük mutluluk duyuyoruz. Ancak Fenerbahçe 3 Temmuz 2011 tarihinde de, sonraki süreçte de borsaya koye bir anonim şirketti, dün şirketleşmedi. O günden beridir gerek medyadaki spekülasyonlar, gerekse federasyonun iki günde bir değişen açıklama ve kararları da “küçük yatırımcıyı” aynı şekilde etkilemekteydi. Yani aniden akla gelen bu yatırımcıyı koruma anaçlığını anlamak biraz zor.

Ayrıca SPK’nın Fenerbahçe’nin düşüp düşmeyeceğine karar vermek gibi bir yetkisi yok. Dileyen SPK Mevzuatını inceleyebilir. Fenerbahçe’nin uygunsuz işlem yaptığını tesbiti halinde ceza ve yaptırım uygulayabilirler, ama düşme kararına karışamazlar. Bu karar tümüyle genel kuruldan alınacak yetki ile Fenerbahçe Yönetim Kurulu’na aittir (bkz Fenerbahçe tüzüğü ).

Hatta daha da ötesi, Kulüp Yönetimi sorumluluk almak istemezse, taraftarın sahaya girmesi bile (hiç bir şeye ve kimseye zarar vermeden dahi olsa) küme düşmek için yeterlidir.

Dolayısı ile, yedi aydır SPK’yı, yatırımcıyı düşünmeyen değerli medya mensuplarının bugün gelinen noktada hidayete ermiş olmalarını sevinçle karşılamakla birlikte, pek de samimi bulamıyorum.

Bu saygıdeğer medya mensuplarının aşağıdaki -rastgele seçilmiş (daha onlarcası var)- bazı konular / SPK ilişkisi hakkında ne düşündüklerini de merak ediyor ve -nacizane- yanıt bekliyorum.

Behçet Üstün

İlgili yazılar:

Ünlü Türk Yalanları – 1: Emenike’nin Para Sayarken Görüntüleri Var

Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti

Ünlü Türk Yalanları – 4: Dava Siyasi Değil

Ünlü Türk Yalanları – 5: TFF (Bodrum Bodrum)

Written by kesinofsayt

24 Ocak 2012 at 08:52

Fenerbahçe, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,