FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Ocak 26th, 2012

TFF’DE KAOTİK GENEL KURUL

with one comment

58. maddenin “bir seferlik” değişmesi için yapılan genel kurul toplantısı tam bir rezaletti. “Türk Futbolu’nu temizlemek” için toplanan koca koca adamların orta oyunu yürek burkucuydu aslında.

Toplantı başlar başlamaz uyduruk bir oylama ile bir saat ara verilmesi, daha sonra da konuşmacılara “vaktimiz yok” uyarısı yapılması trajikomikti gerçekten.

Haftalarca bu değişiklik için çabalayanların, hava tersine dönünce “sayemizde değişmedi” moduna geçmesi de ünlü Türk düşünürü Serdar Ortaç’ın “binlerce dansöz var” özlü deyişini anımsattı.

Muhtelif konuşma, tokatlama, vuruşmaların ardından, sayın İlhan Cavcav’ın “yeter yahu, artık gidelim” demesi üzerine yapılan oylamada değişiklik önerisi reddedildi.

Genel kurulda söz alan yöneticilerimiz ise sosyal medyada taraftardan övgü aldı. İşte o konuşmalar:

Nihat Özdemir:

Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, 58 . Madde’nin tartışılmasını ve bu olağanüstü genel kurulu; aslında daha önce defalarca ifade ettiğimiz gibi yapılmasını istemiyoruz. Fenerbahçe’nin gündemi, bu kurulun gündemiyle ilgili değildir. Biz kendimizi biliyoruz, kendimize inanıyoruz ve ayrıca Türk Adaletine güveniyoruz. O nedenle ne bugün yapılan olağan üstü genel kurulu gerekli görüyon ne de herhangi bir nedenle yarım puanımızın dahi silinmesini kabul etmiyoruz. Onun için  ilgili önergenin de bugünkü genel kurulun da yapılmasını Fenerbahçe olarak doğru bulmuyoruz.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, 58. Madde’nin tartışılması ve bu kurlun toplanması, tıpkı 6222 kanun değişikliğinde olduğu gibi maalesef  Kulübümüze mal edilmeye çalışılmaktadır. Bugün burada verilecek bu karar bu salondan çıkışta Fenerbahçe’ye  mal edilecektir. Biz bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Hatırlayacaksınız 6222 sayılı kanun için de ’Sayın Aziz Yıldırım için değişiyor, kişiye özel kanun çıkarılıyor’ denmiştir.  Ama Başkanımızın da diğer arkadaşlarımızın da halen tutuklulukları sürüyor. Biz herhangi bir maddede herhangi bir değişiklik istemiyoruz. Biz adil yargılama istiyoruz. Hem TFF  kurullarında  hem de sivil mahkemelerde adil bir yargılama süreci istiyoruz. TFF kurlularında özellikle ve önemle adil bir yargılama istiyoruz. Çünkü bu kurlarının adil bir yargılama olmadan alelacele vereceği bir karar ve ceza, halen tutuklu bulunan ve yargı önünde halen haklarını savunmayı bekleyen yöneticilerimizi peşinen suçlu duruma düşürecektir. Dolayısıyla kurulların vereceği bir kararla,  kişilerin mahkemeye savunma hakları elinden alınmış olarak bir çıkmasını istemiyoruz. Devam eden hukuki sürece, hukukun temel prensiplerine  herkesin en az bizim kadar saygı göstermesini de camia olarak istiyoruz.

Unutmayın bu soruşturma kapsamında bugün 8 kulüp ki; biz inanıyoruz bu sayı 11-12’ye ulaşacak ve 93 kişinin var olduğun unutmayalım. Bu kadar çok kişi ve kulübü kapsayan bir dosyayla ilgili  bir kararın, paly-off önecesi verilmesinin talep edilmesini doğru bulmuyoruz. Hem süre yeterli olmadığı gibi; hem de TFF yönetimi tarafından bağımsız kurallara müdahale anlamına gelmektedir. Oysa TFF talimatları çerçevesinde  konuya dair yapılması gerekenler tarif edilmektedir ve burada  belli bir süre sınırından bahsedilmemektedir. Etik, Disiplin ve Tahkim kullarının kararlarını, savunma haklarını kısıtlayacak şekilde alelacele  bir takvime sığdırmaya çalışan bir yaklaşımın hakkaniyetten uzak olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte bilhassa kişilere sözlü savunma hakkı tanınması istiyoruz ve bunun için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Kulübümüze  federasyon tarafından gönderilen ve savunmamızı isteyen belgeyi görünce, endişelerimizin  ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Kişilerin neyle suçlandıkları dahi yazılmamış. On binlerce sayfanın bulunduğu bir CD içinden kişinin önce kendisine isnat edilen suçu bulması gerekiyor. Ayrıca belirteyim CD’de arama da yapılmıyor.  Tüm bunların ardından kişilerin savunma yapması bekleniyor. Bunun için verilen süreler de kimine 20 gün, kimine de 15 gün olarak kısıtlı. Bu açıkça ’Siz kendinizi savunmayın siz zaten suçlusunuz’ demektir. Böyle savunma olmaz. Savunma hakkı kutsaldır. Savunma hakkı oldu bittiye getirilmektedir. Bu yüzden savunma sürecinin iyi niyetiyle ilgili ciddi sıkıntılarımız vardır. Ve ne acıdır ki Sayın Federasyon Başkanımız, altını çizerek söylüyorum,  1 kez dahi ’Masumiyet karinesi vardır.  Kimse kulüpleri dolayısıyla Türk Futbol Ailesini peşinen suçlayamaz. Karar yargı sürecin sonunda verili. Daha kişiler ve kulüplerimiz savunma hakkını kullanmamıştır. Suç varsa federasyon en ağır cezayı verir. Bu konuda bize güvenin’ demiş midir? Hayır dememiştir.

TFF bununu yerine kafasında suçlamış;  suçluya ne ceza verileceğinin adını koymaya çalışan bir tavır sergilemiştir  Bunun yanında kendisinde olan bir çok yetkiyi de Etik, Disiplin ve Tahkim kurullarına devir etmeye tercih etmiştir. Ben isterdim ki TFF yönetimim bu karar alınırken ’Bizim de bir söz hakkımız var. Türk Futbolunu bırakın, Türk Sporunu ilgilendiren 100 yılın üzerinde ömürlü  kulüpleri ilgilendiren konuda gereken bu kararlar verilirken benim de bu işte bir dahlim olması gerekir’ demesi gerekirken elindeki yetki ve sorumluluğu başka taraflara atmıştır. Bu kökünden yanlış bir anlayıştır. Bir kere daha söylüyorum: Biz federasyona bu işleri çözsün diye görev, yetki ve sorumluluk verdik. Bu elindeki yetkileri bizlerin izni olmadan başka kurullara devredemez. Bunu yaparsa bizlere, delegelere en büyük saygısızlığı yapmış olur.

Bundan sonraki süreçte, şu ana kadar devam eden konuda ve CAS’ta devam eden davada taraf olan TFF’nin Kulübümüzün hakkını layıkıyla savunması konusunda gerekli ortamı, iklimi yaratma konusunda ciddi kaygılarımız olduğunun bilinmesini istiyoruz.  Açıkçası biz bu ortamın TFF tarafından yaratılmayacağını düşünüyor, nihai değerlendirmeyi sizin takdirlerinize sunuyoruz. Beni dinlediğiniz için Kulübüm ve Camiam adına teşekkür ediyorum”

Ali Koç:

“TFF’nin çağrısı üzerine Türk Futboluna yön vermek ya da içinde bulunduğu kaosu derinleştirmek adına burada toplanmış bulunmaktayız. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bir kez daha ifade etmek isteriz ki; söz konusu önergeyi kabul etmiyoruz. Yaratılmak istenen bu kurgunun parçası olmak istemiyoruz. Ayrıca özel muamele talebimiz de yok. Verilecek her türlü karara her türlü alternatife saygılıyız. Sözünü ettiğimiz yargılama neticesinde, yapılması gereken yasal süreçte, suçlu çıkacak kişilere yaptırım neyse uygulanmalıdır. Bunun neticesi küme düşmekse bu da uygulanmalıdır.Ancak bizler gerek Başkanımız Aziz Yıldırım ve Kulübümüzün diğer mensuplarının masum olduklarına ve bunu ispatlayacaklarına inanıyoruz. Suçsuzluklarını ispatlamaları, savunmalarını yapmaları için olanak vermeden TFF kurulunu toplamak, karar almaya çalışmak yanlıştır ve hukukçulara göre de hak ihlalidir. Kulüp olarak talebimiz basit ve nettir. Bizler tüm içeriğin gözler önüne serilmesini istiyoruz. Ek ifadeler, deliller işleme konulsun ve süreç yasal mecrasında yürüsün. Savunma hakkına saygı gösterilmesini ve buna sağlıklı olanak verilmesini istiyoruz. Futbol ailesinden talebimiz bu şekildedir.

İçinde bulunduğumuz psikolojiyi anlamanız için biraz geriye gitmek istiyorum. Öncelikle; gizlilik esasına uyması gereken ve bunu uygulaması gereken birimler eşine rastlamamış bir şekilde sürecin başlama tarihinden 3 gün sonra resmi internet sitelerinden açıklama yaptılar. Açıklamada ’Örgütlü bir şekilde Süper Lig ve Bank Asya’da 19 maçta şike ve teşvik olduğu tespit edilmiştir ve delilenmiştir’ denmişti. Adı geçen kulüpler suçlu ilan edilmiştir. Mahkeme gizlilik kararına rağmen, dosyayla ilgili her evrak basına sızdı, sızan deliller çarpıtıldı ve ne olduğuna bakılmaksızın suçlu ilan edildik.

Bu durumdan doğan toplumsal ve sosyal etkiler göz ardı edildi; sürecin en başından beri uygulanması gereken yayın yasağı iş işten geçince geldi. Bu durum öyle ileri boyutlara ulaştı ki; Türk Sporuna büyük emekleri geçen Başkanımızın gözaltı sırasında çekilen sabıka kayıt fotoğrafı basına sızdı ve ulusal bir gazeteye basıldı ve dolayısıyla internette yayınlandı. O zaman futbol ailesinin değerli üyelerinden tepki beklerdik ancak bir tepki gelmedi. Kamuoyu baskısında TFF de tesir altında kaldı. Söylemleri ve eylemleri çelişir bir hal aldı. Masumiyet karinesi ve savunma, adil yargılanma hakkından bahsedilmeden, Türk sporuna yapılan büyük zarar göz önüne alınmadan, hiçbir girişimde bulunulmadan, gözlemci hakem raporlarına değinilmeden suçluluğumuza inandılar. Hiçbir suç tespiti yapılmadan verilecek cezalar kurgulanmaya çalışıldı ve halen çalışılmaktadır. UEFA’yı da iş içlerimize katarak federasyonun 15 Ağustos’ta duyurduğu kararın tam aksine; 9 gün sonra 24 Ağustos’ta Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nden men edildi. TFF böylece kendisini inkar etmiş oldu.

TFF Başkanının, ’Masumlarsa TFF kurumlarında yargılanmaktan neden çekiniyorlar, puan silinmesini neden istemiyorlar’ diye bir sorusu olmuştu. Bize göre bu sorudan önce sanırım Federasyon şunu sormamız gerekiyor  ’Siz TFF olarak, Fenerbahçe’nin suçlu olup olmadığını bilmeden veya bilmiyorsanız; neden bizi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiniz?’Üzülerek ifade ediyorum ki bu yaşanılan karmaşık bir durumdur ama bizlere göre bu süreçte TFF güvenilirliğini yitirmiştir. Bu bağlamda yargı sürecinden korkumuz yoktur, kendimize güvenimiz tamdır. Sonucunda suçlu da çıkarsak onurumuzla suçumuzu çekmeye razıyız. Bu zamana kadar maruz kaldığımız muamele bizde kurumlara ciddi güven sorunu doğurmuştur.

Tüm bu yaşanan ve yaşatılanlara rağmen Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Takımı ve diğer tüm branşlarda mücadele eden takımları, ya zirvede ya da zirveye ortaktır. Bu durum gerçekten takdire şayandır. 3 Temmuz sonrası beklenenin aksine Kulümbümüzü dimdik ayakta tutan, yaşanan bunca olayda yanımızda bulunan taraftarımıza ve camiamıza yönetim kurulumuz adına teşekkür etmek istiyorum.

Futbolda Takımımız zirveye oynuyorsa, bu futbolcularımızın geçtiğimiz yıl kazanılan şampiyonlukta ne kadar büyük emeklerinin olduğunu bilmelerinden ve alınlarının teriyle şampiyonluğu kazanmalarındandır. Futbolcularımız bu sene sahaya, yaşanan tüm bu olaylara rağmen alın terleriyle kazandıklarını bildiklerinden çıkıyorlar. Bu durum Takımımızı bu sene ateşleyen en önemli etken olmuştur. Bunu, konuya objektif yaklaşan herkesin bildiğinden eminiz.

Geçen sezonki görevli hakemlerin, gözlemcilerin raporlarında sportif açıdan sorun görülmemişken, sonrakilerde ne gibi bulgulara rastlanmıştır ki kulübün içine çekildiği süreç yaşanmaktardır. Sportif anlamda bir sorun varsa bu durumu onaylayan takıma şampiyonluk kupasını veren TFF yetkilileri ve Federasyon da bunun parçası sayılmaz mı?
Nasıl bir tezattır ki bunca yaşanan olayda şike olduğu iddia edilen maçlarla ilgili olarak olayın saha boyutu ve yazılan raporlara her hangi bir şekilde kimse tarafından değinilmemiştir. Geçen sezonu hep beraber değerlendirelim. Hatta maçlarımıza, 2 hafta sonra bizim oynadığımız rakiplerle oynayan rakibimizin de maçlarınaa da bakalım.Bu süreçte destek olmaya çalışanlara ve tarafsızlığını koruyanlara teşekkür ederiz. Yetersiz hukuki geçerliliği olmayan bir etik raporuna dayanarak, evrensel normlarda adil bir hukuk beklemek olanaksızdır. Fenerbahçe’nin en ağır cezayı almasını bekleyenlerin isimleri de tarihe altın harflerle yazılmayacaktır.

Karar vermeye mecbur hissederseniz, kendinizi bizim yerine koymanızı rica ederim. Adil yargılanmaya saygı olmalıdır. Genel kurulda yöntem ve disiplin sürecinin tamamlanması sağlamandı. Takvim çerçevesinde ilgili kurumlara savunma sunulması  imkansızdır. Bu iyi niyetli bir yaklaşım değildir. UEFA’ya net bir şekilde mevzu bahis soruşturmanın iç meselemiz olduğu, aksi takdirde hukuki sorunlar yaratacağı izah edilmelidir. TFF açısından beklenen yargı sonucunun beklenmesi ve sportif yargının yapılmasıdır. Dirayetli olunduğu takdirde bu yol haritasının uygulanmamasına hiçbir şey engel değildir.Mevcut durumda; ön yargı ile yaklaşan, hukuk yerine lobilere teslim olan bir yönetim anlayışını benimseyen bir kurumun yargılaması zordur. Bu durumun içinden çıkabilmek adına TFF yönetimi kendilerine duyulan güvensizlik nedeniyle güven tazelemelidir ya da yeni bir yönetimin yolu açılmalıdır. Yeni bir yönetime ihtiyaç duyulduğu aşikardır.

Abdullah Kiğılı

İki noktayı belirtmek istiyorum birincisi geçmişin TFF başkanı olarak sizlerle bazı şeyleri paylaşacağım. İkincisi olağanüstü toplantıların temel niteliğini dikkatten kaçırmamaya çalışarak yanlızca bugünkü toplantının  gündemine sadık kalmam uygun bir tavır olacaktır.
Ülkemizde 3 Temmuz 2011 tarihinden bugüne kadar yaşanan ve Futbolda şike yangını adı verilen olay hepimizin malumudur. Bu nedenle bilinenleri tekrarlamaya gerek yok. Fakat bugünkü toplantı bu çerçevede TFF yönetimi ile TFF delegasyonu arasında bir bilgilendirme, bilgi alışverişi toplantısı olduğu için bu eksende kalarak bazı değerlendirmelerin yapılması bence gereklidir.
Öncelikle belirtmek isterim ki; TFF yönetimi bu olayı ilk günden bugüne  kadar sağlam  ve tutarlı bir  çizgide yürütememiştir. Bu konuda o kadar çok zig zag yaşanmıştır ki bırakınız futbolun içinde olanları, kamuoyunun da kafasında soru işaretleri yaratılmıştır. Bu konunun ayrıntısına girmeksizin söylemem gerekir ki; TFF yönetimi bu yangını hangi tarihte söndüreceği konusunda bugün bile tam bir fikir sahibi değildir. Dünya ölçeğinde hangi düzeyde olursa olsun bugün için başarılı yöneticilerin yanında iyi hukukçular olduğunda yönetimler daha kolay başarıya ulaşmaktadırlar ve daha az hata yapmaktadırlar. Ben şahsen bu konuda TFF yönetiminin özellikle bu konuda eksiklikler yaşadığı için kargaşalara neden olduğu kanısındayım. Oysa bu sorunun üstesinden gelmenin son derece yalın bir çizgide ele alınmasıyla mümkün olduğunu  ülkemizin bu konunun uzmanı hukukçular ifade ediyorlar.
Konuyu biraz açmak istiyorum. Sizlerinde bildiği gibi bu olayın 3 tane ayağı vardır. İlki ceza davası, 2. disiplin soruşturması, 3. UEFA.
Şöylenen husus şudur. Şike olayında ceza davası bitmeden TFF’nun disiplin soruşturması bitemez. Durum böyle olunca bu yalın gerçek TFF’nu bağlar bu durumda TFF beklemek durumundadır. Oysa TFF bugün disiplin soruşturmasını bitirmek için telaş içinde görülüyor. Buna gerek yoktur.
İyi hukukçular yönetimleri başarılara götürürler ilkesinin örneği bugün TFF’nun yanıbaşında bekliyor. Yargıtay Başkanlığından emekli sayın Hasan Gerçeker TFF tahkim kurulu başkanıdır. Yönetim ona sorsa o hukuki gerçeği söyleyecektir. Hem şike olayı ortaya çıktıktan sonra tahkim kurulu bir başka olayda emsal tavrı zaten sergilemiştir. Kaleci Recep Öztürk davasını takip etmişinizdir. Bir olayda ağır ceza mahkemesinde bir dava görülürken, aynı olayda bir futbolcuya TFF çatışı altında verilen cezaya itiraz edilmiştir. Tahkim kurulu ceza davası bitmeden disiplin soruşturması ve yargılaması bitemez diyerek durdurma kararı vermiştir. İşte size sağlam bir pusula. Bu aktardıklarım sadece Türk yargısı ve TFF için geçerli hususlar değildir.   Uluslararası eksende de konu bu şekilde değerlendirilmektedir.
Güncel bir örneği İngiltere’den vermek istiyorum. Futbolun ve sporun 3 önemli sorunu vardır. Doping şike ve ırkçılık. Bunlar arasında hiç şüphe yoktur ki; sosyal etkileri bakımından ırkçılık en büyük problem olarak görülür.

Chelsea ve İngiliz Milli Takımının kaptanı John Terry Ekimde Chelsea’nin Queens Park Rangers’la oynadığı maçta Terry’nin Anton Ferdinand’a maç boyunca ırkçı hakaretlerle bulunduğu basına yansıyor. Şikayet geliyor savcılık bir maçta ırkçı ifade kullanmaktan soruşturma başlatıp dava açıyor. İngiltere Futbol Federasyonu John Terry hakkındaki sportif cezayı adli yargılamanın sonuna bırakıyor. Yani Terry beraat ederse federasyon ceza vermeyecek. FIFA ve UEFA ırkçılığı şikeden ağır tehlike görüyor ama İngiltere Federasyonu bu yargı sürecinin neticesi alınana kadar ben herhangi bir adım atamam diyor. Şimdi sormak gerekmiyor mu? Şikeden daha ciddi mücadele ettiği ırkçılıkla alakalı bir konuda UEFA nasıl oluyorda İngiltere’ye baskı yapmıyor. Gereğini yap diye. Bu olay göstermektedir ki TFF, Türk hukukuna saygı duyulmasını en az İngiltere Futbol Federasyonu kadar net ve kararlı bir şekilde ifade edebilmelidir. Sözü çok uzatmadan olayın UEFA ayağı ile ilgili düşüncemi de açıklayarak sözlerime son vermek istiyorum. Çizmeye çalıştığım tablo UEFA’ya ne kadar anlatıldı ki UEFA’nın yönetimi ve hukukçuları ceza davası disiplin soruşturma önceliğini bilmez mi. Elbette bilir. O zaman bu telaş niye. Ayrıca bugün 58. maddenin değiştirilmesi konusunda tavsiye kararı çıksa TFF’da buna uyup değişikliği yapsa bunu ceza davası bitmeden uygulayabilecek mi. Bu olayın çekirdek noktası şurada
Türkiye tercihini şikeyi ve teşvik primini cezalandırmak için özel bir yasa yapınca ceza davası ile disiplin soruşturması çakıştı. Sorunun temel kaynağı da bence budur. Bu  böyle  olmayıp konu disiplin hukuki içinde kalsaydı kısa sürede sonuç alınabilirdi.

Cihan Kamer

TFF Olağanüstü Genel Kurulu’nda söz konusu önerge hakkında söz alan Asbaşkanımız Cihan Kamer, konuşmasına Başkanımız, yöneticilerimiz ve çalışanlarımızın suçsuz olduğuna inandıklarını söyleyerek başladı. Kamer, “Ancak eğer futbol adaletini sağlamaları gereken kurullar adalet sağlamayı bırakarak, tuttukları kurumlarının, takımların formalarına göre kararlar vermeye çalışırsa bizi kimse susturamaz. Sayın Mehmet Ali Aydınlar’ın iyi niyetinde şüphe etmiyorum ama şu da bilinmelidir ki cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir” dedi.

Etik Kurul Raporu’nu eleştiren Cihan Kamer, “Suçlananlardan tek bir savunma hakkı alınmadan, basında çıkan haberlerle bir Etik Kurul  raporu hazırlanmış ve Fenerbahçe suçlanmıştır. Bu gizli rapor da bir çok kişiye sızdırılmıştır. TFF Hukuk Başmuşaviri İlhan Helvacı bu tek taraflı rapora inanmış ve görüşlearini UEFA yetkilileriyle paylaşmıştır. Sadece kendileri inanmamış UEFA’yı da ikna etmiştir bunu Cornu’nun ifadelerinde görüyoruz, dosyada mevcut. Bu eksik yanlış tek taraflı hazırlanmış rapor ve gizli kapaklı lobi çalışmalarıyla Kulübümüz Avrupa kupalarından men edilmiş, bu rapor da gizli bir şekilde bazı kulüp başkanlarının eline geçmiş, bunlar da Fenerbahçe’yi suçlu kendilerini suçsuz kabul edip beyanlarıyla camiaları karşı karşıya getirmiştir. İddianamede ise 93 takım ve 8 kulüp var. Bu iddianame o rapordun yanlış olduğunu ortaya koymuştur. Bu rapor alelacele hazırlanmaz, suçlanan kişilerin görüşüne başvurulsaydı, maçlar tek tek bu işten anlayan kişilerce incelenseydi, biz  bugün bu toplantıyı yapmayacaktık.Anlayacaktık ki  takımlarımız da futbolumuz da temiz” dedi.

58. Madde’nin değiştirilmesini istemediklerini belirten Kamer, “Fenerbahçe’nin kimsenin mihnetine ihtiyacı yoktu. Varsa suçu, onuruyla cezamızı çekmeyi biliriz. Biz forma giymeyen kurul üyeleri ve federasyon yetkililerince savunmaları alınarak, maçların anlayan kişilerce izlenmesinden sonra  yeterli sürede yargılanmak istiyoruz . Öte yandan UEFA’nın Türkiye’ye ceza vereceği konuları da basit bir dedikodudan başka bir şey değildir” diye konuştu.

Başkanımız ve yöneticilerimizin hala tutuklu olmasını kabul edemediklerini belirten Cihan Kamer, “Kulübüne ve Türk Futboluna hizmet etmekten başka suçu olmayan Başkanımızın ve bu arkadaşlarımızın tutuklu olarak yargılanmasını kabul etmek mümkün değildir.  Arkadaşlarımızın bu durumlarının devamında federasyonun tutumu büyük önem taşımaktadır. Herkes rövanşist tutumları bir yana bırakmalı ve adaletin doğru tecelli etmesini sağlamalıdır.  Bizler bu genel kurulda 58.. Madde’yi bypass edecek bir oylamayı doğru bulmuyoruz.  Kulübümüzün haklarının UEFA nezdinde Arıboğan ve Helvacı tarafından değil, Kulübümüzün suzçsuz olduğuna inanan yada en azından adalet sahibi kişilerce savunulmasını Tür Futbol Camiası adına istiyoruz” dedi.

Son olarak genel kurulda bulunan UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik’e seslenen Cihan Kamer, “Sayın Asbaşkan, Türk Futbolunu en iyi siz tanıyorsunuz , senelerce hizmet ettiniz. Sizin çok daha fazla taraf olmanız lazım. Taraf derken t-Türk Futbolunu iyi bilen bir taraf olmanız, bizleri iyi anlatmanız bu kaostan bizleri kurtarmanızı bekliyoruz. Bu, adınızı tarihe altın harflerle yazdırır” dedi.

Not: Konuşma metinleri www.fenerbahce.org

Written by kesinofsayt

26 Ocak 2012 at 16:55

Ali Koç, Fenerbahçe, Nihat Özdemir, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

58. MADDE DEĞİŞİKLİĞİNE “TEK” KARŞI ÇIKANLAR ANKARA’DA

leave a comment »

3 Temmuz sürecinin başından beridir “yaratılan algı” Fenerbahçe’nin şike yaptığı. Her ne kadar rakip takım, futbolcu, hakem vs olmasa da, Fenerbahçe kendi kendine şike yaptı diyorlar bir şekilde. Buna rağmen Ankara’da yapılan TFF Genel Kurulu’nda “58.madde değişmesin, şike ya da teşviğe karışan küme düşsün” diyen tek kulüp de Fenerbahçe.

58. madde değişikliğine karşı eylem yapan tek grup da “şikeci” Fenerbahçe’nin taraftarı…

Sizce de garip değil mi?

 

Written by kesinofsayt

26 Ocak 2012 at 09:41

Fenerbahçe, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

KEREM ALTAN ŞİKEYİ NEREDE ARAYACAĞINI BİLMİYOR

leave a comment »

Önce tespit:

Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup Kocaeli, oynadığı 16 maçın sadece birini kazandı; 11 gol atıp 76 gol yiyerek sıralamanın en altında bulunuyor.

Bu grupta düşmeme mücadelesi veren bir diğer takım Diyarbakırspor.

A. Sebat takımı ise, 3. Lig 1 Grup’ta oynadığı 19 maçta 1 galibiyet, 1 beraberlik alarak 4 puanla son sırada…

Örnekleri uzatmayalım; demek istediğimiz şu; bir dönem Birinci Lig’te top koşturan kimi takımlar sonra neden böylesine büyük düşüşler yaşıyorlar?

Öyle ya, Siirt’ten Van’a; Elazığ’dan Erzurum’a, Zonguldak’tan Rize’ye, Yozgat’tan Malatya’ya kadar kimi şehir takımları (hatta Buca gibi ilçe takımları) Birinci Lig’e yükseldiler. Ve sonra yok olup gittiler. Niye?

İşte asıl sorun bu. Yoksa şike öyle yasalarla filan önlenemez. Futbola “demokrasi” kâğıtta yazılanlarla, hapis korkusuyla gelmez. Gelemez.

O halde meselenin temeline bakmak lazım. Bu takımlar nasıl sihirli bir değnek değmiş gibi süper lige çıkıvermişlerdir? Tüm maçlarını parayla satın alıp şike yaparak değil herhalde.

Futbol ile siyaset ilişkisini koparmadan; takımları kurumsallaştırmadan istediğin yasayı çıkar, hiçbir önemi yoktur. Şike başka şekilde yapılıyor.

Bir ton kömür, iki paket makarna yanına bazen şehrin gücüne ve seçtiğinin kuvvetine göre ilin takımının başına talih kuşu konuveriyor. Kömürle ısınıyor, makarnayla doyuyor ve şehrinin takımıyla gurur duyuveriyor!

ANAP’ın takımları vardı; DYP’nin Çiller döneminde takımları oldu. Şimdi AKP’nin takımları var. Yarın başka partinin takımı olacak. Tabii, ANAP, DYP gibi AKP de tarih olacak; yenisinin yeni takımı olacak. İnanmayan bu yazıyı saklasın!

Hadi Başbakan Erdoğan’ın takımı olduğu için yazalım, Kasımpaşa bu sezon yine Süper Lig’e çıkacağa benziyor. İyi de 10 yıl önce Kasımpaşa bunu düşünebilir miydi; ne oldu da böyle birinci lig ile sürekli flört eder hale geldi; Süper Lig’e çıktı? Ekonomik geliri mi arttı; büyük bir alt yapı kurup endüstriyel bir kulüp mü oldu? Ne, ne, ne? Ne buradaki sır?

Sadece siyaset şikesi, hepsi bu.

Siz istediğiniz kadar yasa değiştirin.

Ve siz istediğiniz kadar cemaatin Fenerbahçe operasyonunu görmeyip göz boyamaya devam edin.

Yok mu o iki paket makarna bütün mesele işte o! Makarna siyasetinin olduğu ülkede futbol ancak makarna’dan oynanır…

Odatv.com

Written by kesinofsayt

26 Ocak 2012 at 07:56

AKP, Siyaset kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

AZİZ YILDIRIM’DAN TFF GENEL KURULU’NA ÇAĞRI

leave a comment »

Başkanımız Aziz Yıldırım, avukatları aracılığıyla aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.

“Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurulu’na,

Bugün tarihi bir toplantı yapılmaktadır. 58. Madde’de herhangi bir değişiklik yapılmasına dair bir gündem olmamasına rağmen, bu madde içinde yer almayan puan silme getirilmeye ve bu şekilde bazı kulüpler kurtarılmaya çalışılmaktadır.

Bu girişim, Türk Sporunun üzerinde kara bir leke olarak kalacaktır. Bu Genel Kurulun görevi, 1959’dan beri olan Türkiye liglerinin araştırılması için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmak olmalıdır.

İşte o zaman tarih sizleri kahraman olarak anacaktır. Aksi halde ise Türk Sporuna verdiğiniz zarardan dolayı, en azından vicdanlarda yargılanacaksınız.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, puan silme düzenlemesinin tamamına karşıyız; zira biz ’en az’ orada olanlar kadar temiziz.

Bu dava, şike ve teşvik davası değildir; bu davanın aslında ne olduğunu süreç içinde göreceğiz.

Saygılarımla,

Aziz Yıldırım
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı”

www.fenerbahce.org

Written by kesinofsayt

26 Ocak 2012 at 07:48

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

EMİN ÖZKURT: İDDİANAME CAS DAVASINDA GEREKÇE GÖSTERİLEMEZ

leave a comment »

Türkiye Futbol Federasyonu ile F.Bahçe Kulübü arasında yaşanan hukuk savaşı karşılıklı gelen açıklamalarla iyiden iyiye gerilmeye başladı. TFF başkanvekili Lütfi Arıboğan’ın önceki gün Sporx.com’a yaptığı açıklamaların ardından Fenerbahçe cephesinin Arıboğan’a cevabı gecikmedi.

Kendisine telefonla ulaştığımız F.Bahçe Kulübü CAS davası vekili Av. Emin Özkurt, Arıboğan’ın sitemizde yer alan beyanatlarına karşılık Sporx.com’a özel çarpıcı açıklamalarda bulundu.  İşte Avukat Özkurt’un Sporx’e yaptığı birbirinden çarpıcı o açıklamalar;

4 AY ÖNCE VERİLMİŞ BİR KARARA 4 AY SONRA ÇIKMIŞ BİR İDDİANAME GEREKÇE GÖSTERİLEMEZ

“Öncelikle Pirre Cornu’un bu mektubunun ne içerdiğinin iyi anlaşılması lazım. Çünkü burada Cornu İstanbul’da bir araya geldiği TFF yetkililerinin kendisine F.Bahçe’nin şike yaptığına dair kafalarında yüzde 1 dahi soru işareti olmadığını söylediklerini belirtmesi çok önemlidir. Yine Cornu’ya ifadesinde, TFF yetkililerinin alacakları bir karar sonucunda güvenlikleri ile ilgili duydukları endişeden bahsetmeleri üzücüdür.

Zira Türkiye bir hukuk devletidir ve kimse kimseyi hukuka uygun bir şekilde aldığı kararlardan dolayı güvenlik sıkıntısına sokamaz. Ancak ne yazık ki,TFF yetkilileri, Sayın Cornu’nun ifadesine göre böyle bir risk gördüklerinden, UEFA ile bir yazışma trafiği kurgulamış olarak aktarılmıştırlar. Cornu’da İsviçre’ye dönüşte istedikleri bu yazıyı genel sekreterlikten gönderileceğini kendilerine belirtmiştir. F.Bahçe ile ilgili kupadan men kararı işbirliği içinde alındığı bu mektuptaki ifadelerden bellidir. Bu yüzden de F.Bahçe Spor Kulübü olarak her iki kurumu dava ettik”

CORNU’NUN İFADESİ HALEN DAHİ DOSYADADIR 

“UEFA’nın dava savunma dilekçesi ve Cornu’nun resmi beyanlarıdır. Bu beyan halen dahi dosyadadır ve UEFA’nın geçerli savunma evrakıdır. Bunun dosyadan geri çekildiği yönündeki açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır.”

CORNU CAS DURUŞMASINA ÇAĞDILDI. YÜZLEŞME REDDEDİLDİ BEYANI YANLIŞ

“UEFA avukatı Pirre Cornu’nun CAS tarafından 22 martta yapılacak duruşmaya çağrılmıştır. Ayrıca TFF yetkililerinin da bu duruşmada ifade vermeleri önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. FenerbahçeSpor Kulübü sadece gerçeğin arayışındadır. TFF yetkilileri ile Sayın Cornu’yu, gerçeğin açığa çıkması adına, CAS’taki duruşmada karşılıklı olarak kendilerini ifade etmeye çağırdık. Sayın Cornu’nun duruşmada hazır bulunması hususunda CAS’dan karar almış bulunmaktayız.Bununla birlikte, adı geçen TFF yetkilileri ile ilgili ne olumlu ne de olumsuz bir karar çıkmamıştır. Şu halde, kendilerinin dosyayla olan ilgileri nedeniyle duruşmada ifade vermeye gelmeleri önünde hiçbir hukuki engel yoktur. Bilakis, bu imkanı değerlendirmelerini tavsiye ederiz, bu Sayın Cornu’nun ifadelerini düzelttirmeleri adına kendileri için bir fırsattır. ”

ÖN YARGILI BU KARARIN PERDE ARKASINI ORTAYA ÇIKARTACAĞIZ

“Ortada düşündürücü olan çok konu vardır. Örneğin TFF Yönetim Kurulu, 15 Ağustosta çıkıp takımların avrupaya gitmesi konusunda bir engel olmadığını söylemiştir. Ama ne olduysa Cornu’un İstanbul’a ziyaretinden sonra bu karar değişmiştir. Biz bu ifadelerin CAS’daki dosyada kalmasını istedik çünkü biz ön yargılı olarak verilen bu kararın perde arkasını bu mektupla aydınlatmış olacağız. Bizim için en güzel delil bu Cornu’un o CAS’daki mektubudur, ifadesidir.”

İDDİANAMENİN CAS DOSYASINA DAHİL EDİLMESİNE İTİRAZIMIZ YOK

“İddianame dosyaya girdi deniliyor. Bunun hukuken hiçbir önemi yok ki. FB Şampiyorlar Liğ’inden men edilirken iddianame mi vardı. Neredeyse 4 ay sonra çıktı iddianame. Nasıl olurda geçmişte verilmiş bir karar gelecekte çıkan bir metne dayanılarak verilmiş kabul ettirilmeye çalışılabilinir? Kaldı ki, iddianamede en nihayetinde savcının sübjektif değerlendirmelerinden oluşan bir metindir. ”

DUPONT İDDİASI ÇOK GÜLÜNÇ

“Cornu’un mektubunun kalmasıyla ilgili talebimizin altında F.Bahçe’nin diğer avukatı Dupont’un imzasının olmaması iddiası var.Bu çok gülünç bir iddia. Dupont bu mektubun altını imzalamadığına göre bu işte bir tuhaflık var denmek isteniyor. Gerçekten komik. Çünkü Dupont yurt dışında yaşayan ve sık sık seyahat eden bir avukat. Ayrıca bu konuda F.Bahçe’nin davasını yürüten iki avukatı var biri Dupond diğeri ben. CAS’la yazışmaları birlikte götürüyoruz ve her dilekçeyi mutabık kaldıktan sonra iletiyoruz.

İmza süreçlerinde bir gecikmeye mahal vermemek ve hızlı hareket edebilmek adına tüm yazışmaları sadece tek imzayla ve ancak hepsinin içeriğinde mutabık kalmamızı takiben ben iletiyorum. Ayrıca, kulübün antetli kağıdı neden kullanılmadan yazışmalar yapılıyor deniliyor. Ben kulübün bu dosyadaki avukatıyım, altında imzam olduktan sonra her yerden, istediğim şekilde yazışma yaparım. CAS hakem heyeti burada haliyle bir sakınca bulmazken, bu hususlara değiniliyor olması, böyle basit bir noktadan medet umulması üzücü bir durumdur. ”

LÜTFİ BEY DAVA AÇACAĞIM DEDİ BU TV KAYITLARIYLA BELGELEDİR

“Sayın Lütfi Arıboğan size vermiş olduğu röportajda kendisinin televizyonda “Ben Cornu’ya dava açacağım demedim” diyor. Bu asla doğru değil. Bakınız ben kesinlikle ne Lütfi Bey’i ne de başka bir yetkiliyi hedef almıyorum ve asla almam. Hatta onlara her platformda yaşlarına hürmeten, Türk örf ve ananelerine uygun bir şekilde yaklaşırım. Ancak benim, hukukun üstünlüğüne inanmış bir avukat olarak açığa çıkmasına çalıştığım bir takım gerçekler var. Bu gerçeklerin peşinde ilerlerken buna kimsenin mani olmasına göz yumamam. Profesyonellik anlayışım, kendilerine karşı sorumlu olduğum Fenerbahçe Kulübü, Yönetim Kurulu ve elbette camiasına karşı vazifemi eksiksiz yerine getirmemi gerektirir.

Eğer bu bir takım kişi ve kurumlarla karşı karşıya gelmeme neden oluyorsa da, ben sadece ve sadece gerçeklere ve belgelere dayanarak bunu da yaparım. Sayın Arıboğan benim katıldığım bir televizyon programına canlıtelefon bağlantısı gerçekleştirerek “Cornu’ya suç duyurusunda bulunacağım” ifadesini kullanmıştır. Bu husus herkesin erişebileceği TV kayıtları ile belgelidir. Buna karşılık, eğer böyle bir ifadem olmadı şeklinde bir ifadesi varsa, Sayın Arıboğan’ın bu çıkışını yadırgadığımı ve buna çok şaşırdığımı belirtmek isterim.  Tekrar etmekte fayda var, ne şahsımın ne de F.Bahçe Spor Kulübünün kişileri hedef alıp onlara yönelik bir yıpratma arzusu hiç olmamıştır, olmayacaktır. Bizim arzumuz, yaşan bu hukuksuz olayın arka planının açığa çıkmasıdır. ”

TFF DİSİPLİN SÜRECİNDE HUKUĞA AYKIRI DAVRANIYOR

“Önemli konulardan biri de TFF’nin “karar play-off’lardan önce verilecek” şeklinde basına yansıyan haberlerdir. Burada akla bazı şeyler geliyor: Bağımsız kurulların nasıl olurda hangi sürede karar vereceğini söyleyebilirsiniz? Böyle bir durumda bunların bağımsızlığından söz edilebilinir mi? Savunmalar için kişilere 20 gün süre tanınmıştır. Bu süreçler 2 ayda bitebilir mi? On binlerce sayfadan nasıl bu kadar hızlı sonuca varılacaktır. Neden başka örnek dosya ve olaylarda olduğu gibi yargı beklenilmiyor?”

UEFA’NIN TERRY KARARI İNCELENMELİ 

“Şimdi müsaadenizle size güncel bir örneği, üstelik futbolun beşiği olanİngiltere’den vermek isterim. Malumunuz futbolun ve sporun en önemli üç sorunu vardır: Doping, şike ve ırkçılık. Bunlar arasında hiç şüphe yoktur ki, sosyal etkileri bakımından ırkçılık en büyük problem olarak görülür. Chelseave İngiliz milli takımının kaptanı John Terry, Ekim ayında oynanan Queens Park Rangers maçında, iddiaya göre Anton Ferdinand’a, ırkçı içerikli bir söylevde bulunuyor. Olay basına yansıyor, şikayet geliyor. Savcılık “bir maçta ırkçı ifadeler kullanmak”tan soruşturma başlatıyor, dava açılıyor.

İngiltere Futbol Federasyonu, John Terry hakkındaki sportif cezayı, adli yargılamanın sonuna bırakıyor. Yani Terry, beraat ederse Federasyon ceza vermeyecek. FIFA ve UEFA ırkçılığı, şikeden ağır tehlike görüyor ama İngiliz Federasyonu: “Bu yargı sürecinin neticesini alınıncaya kadar, benFutbol Federasyonu olarak herhangi bir atım atamam” diyor. Şimdi sormak gerekmiyor mu? Şikeden daha ciddi mücadele ettiği ırkçılıkla alakalı bir konuda UEFA nasıl oluyor da İngiliz Federasyonu’na baskı yapmıyor, “Gereğini yap” diye üstelemiyor. Bu olay göstermektedir ki, TFF, Türk hukukuna saygı duyulmasını en az İngiliz Futbol Federasyonu kadar net ve kararlı bir şekilde ifade edebilmelidir.”

Tahir Kum, www.sporx.com

Written by kesinofsayt

26 Ocak 2012 at 07:25