FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Ocak 30th, 2012

HALUK ULUSOY DOSYASI – 4

leave a comment »

1 Haziran 1998’de Sheraton Oteli, Genel Kurulu için rezervasyon isteyen Futbol Federasyonu’na “Yerim yok” yanıtını verir. 1997 yılının aralık ayında düzenlenen Genel Kurul sonrası ekstra harcamaları iki ay sonra tahsil eden ve bu ödemeyle ilgili çıkan skandaldan rahatsız olan otel yetkilileri federasyonun talebini geri çevirirler.

Federasyon, konaklama ve yemek dışındaki tüm ekstralarının delegeler otelden ayrılırken tahsil edilmesi konusunda uyarıda bulunur.

Şimdi de Turgay Şeren’in 2 Haziran 1998 tarihli yazısına da bir göz atalım. Şeren yazısında TFF’nin Riva’da kiraladığı tesisi ve maliyetini eleştirmektedir. Yahu sayın Şeren, adamcağız Galatasaray’ın Riva’sına komşu olmuş, biraz değer kazandırmış, yapma, etme… Sonuçta Türk Futbolu’na hizmet değil mi amaç? Kimbilir?

02 Haziran 1998 – Futbolumuzun genel kurulu (Turgay Şeren)

Ayın dördünde Ankara’da futbolumuzun genel kurulu toplanacak. Bir bakıma Türk futbolunun Büyük Millet Meclisi bu. Yani, Türk futboluna yön verecek kişilerden oluşan bir kurul. Bu kurulun içinde bulunmak tabii ki beni de mutlu ediyor. Ancak benim iddiam şu; kurul üyelerinin böyle bir şerefi taşımalarının yanı sıra, büyük sorumluluklarının olduğu da kesin. Yani, dün dündür, bugün bugündür, yarın yarındır felsefesiyle değil, Türk futbolunun temel taşlarıyla ilgili kararların verilmesi lazım ve Türk futbolunun geleceğini karanlık emellerden kurtarmak şart.

Bir kaç kez yazdım, Riva’da 8 yıl önce Özel İdare’nin yaptırdığı ve sonradan ‘‘Eyvah ben bu tesisi nasıl yaptım’’ diyerek eli yanarcasına kaçtığı devasa tesis kendi haline bırakılmıştı. Sonra Futbol Federasyonu’muza bu tesisi kiralamak için öneriler geldi. Önce Şenes Erzik, daha sonra Abdullah Kiğılı gelen teklifleri enine boyuna araştırdılar. Bu tesisin hiçbir bakımdan uygun olmadığı kararına varıldı ve gelen teklifler geri çevrildi. Ve bu geri çevrilişler sırasında bugünkü federasyonun üyelerinin büyük bir kısmı o kurulda vardı. Ne hayrettir ve ne acıdır ki, Haluk Ulusoy ve arkadaşları bu gerçekleri bildiği halde, Riva tesislerinin bir para kuyusu olduğunu tesbit ettikleri halde, buraya Türk futbolunun milyarlarını, hatta trilyonlarını gömmek için kolları sıvadılar. Nedenini bilmiyorum, herhalde onlara göre bir gerekçeleri olması lazım.

TURGAN AĞABEYİ DİNLE

Geçenlerde Turgan Ece ağabeyim beni aradı. ‘‘Turgay’’ dedi, ‘‘Ben o zaman İl İdare Meclisi Başkan Vekili’ydim. Özel İdarece yaptırılması düşünülen bu tesise karşı çıktım. Ne yazık ki, Vali Hayri Kozakcıoğlu bastırdı ve bu tesis yapıldı. Amaa yarım kaldı. Çünkü hatanın büyük olduğu onlar tarafından da anlaşıldı. Şimdi 8 yıldır bu tesis bir çivi çakılmadan duruyor. Yapılanlar da çürüdü sanıyorum. Ama ne yazıktır ve ne hayrettir, Türkiye Futbol Federasyonu senede yapacağı 8-10 tane seminer ve panel için bu tesisi kiralamış. Bu Türk futboluna bir ihanettir. Türk futbolunun paralarını çar çur etmektir. Ben aynı zamanda Galatasaray’ın Genel Kurul üyesiyim. Bu konuda bildiğim bütün gerçekleri, mali kongrede genel kurula anlatacağım.’’ Buyurun bakalım Haluk bey. Şimdii Turgan ağabeye siz cevap verin. Bu biiir.

FEDERASYONA YAKIŞMIYOR

Gelelim Tahkim Kurulu’nun seçimine. Geçenlerde 3813 sayılı yasanın ikinci aşamasını gerçekleştiren Mehmet Ali Yılmaz ile uzun uzun konuştuk. Mehmet Ali beyin söyledikleri aynen şöyle: ‘‘Turgay, 5 kişiden kurulu Tahkim Kurulu’nun haysiyeti ile oynamak hiç kimsenin, hatta genel kurulun bile haddi ve hakkı değildir. Bu insanların evde aileleri vardır. Dışarıda camiaları vardır. Onlara sormazlar mı, sizler ne gibi bir yolsuzluk yaptınız da, Tahkim Kurulu’dan çıkarıldınız? Bu olacak şey değil Turgay. Eğer seçim olacaksa, Futbol Federasyonu da dahil tüm kurullar bu seçime dahil olmalıdır. Biz Trabzonspor olarak tek başlarına Tahkim Kurulu ve Merkez Hakem Kurulu’nun seçimine karşıyız.’’ Hadi bakalım Haluk, seni Futbol Federasyonu Başkanlık koltuğuna oturtan ve 3813 sayılı yasayı Türk futboluna armağan eden Mehmet Ali Yılmaz’a sen cevap ver bakalım. Genel Kurul üyelerinin böyle bir tasarrufu yok, ama sen ve arkadaşların Genel Kurul üyelerinden imza toplatırsan ve bu olayı Genel kurul istiyor gibi bir hava yaratmaya çalışırsan, bu Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı ve Yönetim Kurulu’na yakışmaz. Ne olmalı yani, senin aldığın her kararı Tahkim Kurulu onaylamalı mı? Yani hak deyicinin huk deyicisi mi, olmalı? Diyelim ki, bunu gerçekleştirdin -mümkün değil ama bir varsayım- ya bu Tahkim Kurulu’nu da beğenmezsen ne olacak? Haydi, yine telefonlar, yine olağanüstü seçim ve o seçilen Tahkim Kurulu üyelerini karalamalar. Ayıp Haluk, ayıp. Seni demek ki, iyi tanıyamamışım. Bu da iki.

MHK’nin seçimi ise tam bir çorap söküğü. Önce mektupla kutla, sonra Tahkim Kurulu’nun yalnız seçimi olmasın diye peşine MHK’yi de ekle. Bunu da yine imzaları veren Genel Kurul’a yükle. Haluk bu imzaları sen attırttın. Bunu sakın haa inkar etme. Bu da üç.

4 Haziran 1998’de Haluk Ulusoy başkanlığındaki Futbol Federasyonu’nun UEFA kurullarına bildirilecek isimler konusunda yarattığı kriz, UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik’i de sinirlendirir.

Erzik:

“Müslümanlığın şartı beştir. Altıncısı da haddini bilmek. Beni yakın arkadaşlarım iyi tanır. Bir yere kadar sabrederim, ondan sonra gözüm hiçbir şeyi görmez. UEFA kurullarında yer alacak adaylar için Avrupa’nın hemen her ülkesinin bana içerisinde detaylı bilgiler ve adayların niteliklerinin bulunduğu dosyalar sundu. Bizim federasyonumuzdan ise şu ana kadar bana hiçbir şey gelmedi. Ne bilgi, ne de evrak. Unutmasınlar ki o listeler benim önüme gelecek. Öyle herkes her istediği ismi bildirip kurula sokamaz. Kiminle ve hangi nitelikteki insanlarla çalışacağımıza biz karar veririz”.

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, UEFA kurullarında yeralan Süheyl Önen ve Levent Bıçakçı için “Onlarla çalışmam” demesine rağmen, İngilizce olarak bildirilen listeyi hazırlayan Asbaşkan Hadi Türkmen’in, isim belirtmeden “Daha önce kurullarda yeralan arkadaşlarımız da adaydır” ifadelerini Ulusoy’a imzalattığı ortaya çıkar.

İngilizce bilmeyen Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy, kendisinden gizlenen olayın ortaya çıkmasından sonra Hadi Türkmen’e ve listenin hazırlanmasında rol oynayan diğer federasyon yetkililerine büyük tepki gösterdiği öğrenilir.

Futbol Federasyonu’nun olağanüstü toplantısında, sadece yönetim kurulu üyeleri ile Kulüpler Birliği temsilcilerinin fikirlerine ters düşen MHK ve Tahkim Kurulu’nun bazı üyeleri değiştirilir. Olağan Mali Genel Kurul’da kendilerini aklatan federasyon üyeleri, toplantının olağanüstü bölümünde, Fenerbahçe, G.Saray ve Beşiktaşlı delegelerin uyarılarına rağmen, ilginç kararlar aldırırlar.

Tüm hakemler ile bazı kulüplerin karşı çıkmasına rağmen, federasyon kongresinin gündemine 36’ya karşı 75 oyla MHK seçimini koyduran Özerten ve arkadaşları, büyük eleştirilere hedef olurlar.

Yapılan göstermelik seçimde, eski üyeler Hilmi Ok, Erkan Göksel, Bülent Yavuz, Necmi Temizel, Erdoğdu Diyadin, Abdurrahman Arıcı ve Salih Türktunç’un yanına eklenen Sabri Çelik ile Mevlüt Güzel’den oluşan 9 kişilik yeni MHK listesi onaylanır.

Bütün eski hakem hocaları, faal hakemler, bu alınan seçim kararı ile Türk hakemliğinin dibine dinamit konulduğunu söylerler ve “Bizlere aba altından sopa gösteriliyor. Türk hakemliği ağır bir yara aldı. Futbol Federasyonu bu kararı ile kendi kendini idama mahkum etti” derler.

Tahkim Kurulu için de aynı olaylar yaşanır. Kulüpler Birliği adına konuşan Samsunspor Başkanı İsmail Uyanık, “Ekmeğimizi, yemeğimizi çalan kişiler” diye nitelendirdiği Tahkim Kurulu üyelerinin bazılarının değiştirilmesini ister. Bu istek de onaylanır.

Yapılan seçimde, Kulüpler Birliği destekli federasyon üyelerinin dediği olur ve Sait Güran, Haluk Burcuoğlu, Orhan Çobanoğlu kuruldan çıkarılarak, yerlerine Erkan Vardar, Suat Cavit Vulaş ve Sabri Ersavaş eklenir. Türker Arslan ile Celil Demircioğlu yerlerinde kalırlar.

Fenerbahçe’yi yakından ilgilendiren, “1997’de verilen cezaların affedilmesi” şeklindeki önerge reddedilir.

Ceza Hukuk ve Ceza Usulu Hukuku Profesörü Erdener Yurtcan;

“Mali Genel Kurul, federasyon yönetiminden kaynaklanarak,olağanüstü genel kurul havasına dönüştürüldü. Tahkim Kurulu’nun icraatı ve verdiği kararlar beğenilmediği ve bir takım kişi ve kulüplerin hoşuna gitmediği için, kurul içinde bazı kişiler cımbızla ayıklanarak dışarı atıldı. Onların yerine istenen kararları verebilecek kişiler atandı.
Bu şuna benzer; kurulmuş bir mahkeme bazı kişiler için istenmeyen, işine gelmeyen kararları verdiği zaman, siz o mahkemeyi iptal ediyorsunuz, içindeki hakimleri bir kenara atıyorsunuz. Kendize uygun kararlar verebilecek mahkemeyi kurup yeniden oraya hakimleri yerleştiriyorsunuz. Bu orta çağların zihniyetidir. Federasyon yönetiminin istediğimiz kalır, istemediğimizi atarız düşüncesinin uygulaması.”

6 Haziran 1998’de tarihli Sabah Gazetesi’nde Profesör Erdenay Yurtcan şunları söylemektedir:

“Futbol Federasyonu, Türk Futbolu’nu çözümsüzlüğe doğru sürüklüyor. Mali Genel Kurul ile Olağanüstü Genel Kurul’u keyfi olarak birleştirmek çok yanlış. Haluk Ulusoy ve ekibi, görevini her zamanki gibi kendi çıkarları için yapıyor. Merkez Hakem Komitesi ile Tahkim Kurulu’nu yenileyeceklerini söylüyorlar. Sonra kendi çıkarları doğrultusunda karar vermeyen kişileri, devre dışı bırakıyorlar. Yani, istemediğimi atarım, istediğimi kurullara alırım mantığıyla hareket ediyorlar. Bu tarz bir uygulama ancak ortaçağ mahkemelerinde vardır.
Bütün kurulların aynı anda seçimle yenilenmesi şartır. Bu 3813 sayılı kanunda açıktır. Federasyonda başkan vekilliği, vekaleten yürütülüyor. Niye başkan vekili seçilmiyor da, MHK ve Tahkim Kurulu seçimleri yapılıyor? Tahkim Kurulu ve MHK’den devre dışı bırakılan kişiler, Yargı’ya itiraz başvurusu yaparlarsa, bu seçimler kesinlikle iptal edilir.”

14 Haziran 1998 tarihinde Fenerbahçe Kulübü’nün olağanüstü kongresinde tek aday olarak seçime giren Aziz Yıldırım yeniden başkanlığa seçildi. Yıldırım kongreye katılan 655 üyenin tamamının oyunu alırken, yönetim kurulu da 653 oy aldı.

18 Haziran 1998’de Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, 2.Futbol Ligi’nde de havuz sistemi uygulamayı düşündüklerini açıklar. Ulusoy, “TRT’nin katılımıyla gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bu projeyle, 50 kulübümüze en az 35’er milyar kaynak sağlayacağımıza inanıyorum. Sayın Başbakan da konuya sıcak bakıyor. Anlaşma sağlanırsa, 2.Lig için havuz sistemi projesi gerçekleşecek” der.

19 Haziran 1998’de Galatasaray’ın eski yöneticisi Adnan Polat, Federasyon’un A’dan Z’ye değişmesi gerektiğini söyleyerek yabancı oyuncu sayısının serbest bırakılmasını ister.

TFF 2 Temmuz 1998 tarihindeki toplantısında, kulüplerin yabancı futbolcu sayısının arttırılması isteğine olumsuz yanıt verir ve ligde sezona 4 yabancı ile devam edilmesini kararlaştırır. Kulüplerin yaptığı 4+2 (4 sahada, 2 kulübede) isteği ise kabul edilmez.

24 Temmuz 1998’de UEFA’da birlikte çalışacağı isimlerin belirlenmesi sırasında kendisine görüş sorulmadığı için sinirlenen Erzik, Ulusoy federasyonunun bildirdiği 7 adayın 6’sını reddeder.

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy’un bildirdiği listede yer alan Hadi Türkmen, Metin Kazancıoğlu, Yılmaz Yücetürk, Adnan Sezgin, Kemal Kapulluoğlu ve Orhan Şahin’e UEFA’dan vize çıkmazken, sadece Şenes Erzik’e yakınlığı ile tanınan FIFA kokartlı eski hakemlerimizden Hasan Ceylan’a onay verilir.

Rekabet Kurulu 13 Ağustos 1998 tarihli toplantısında maç yayınları ile ilgili prensipleri belirler. Rekabet Kurulu Başkanı Aydın Ayaydın imzasıyla yayınlanan açıklama şöyledir:

Rekabet kurulu 13.08.1998 tarihli toplantısında BİMAŞ’ın Profesyonel Birinci Futbol Ligi müsabakalarının naklen yayını ile ilgili Türkiye Futbol Federasyonu ile CİNE5 filmcilik ve yapımcılık AŞ arasında imzalanan sözleşmenin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkında kanunun hükümlerine aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı müraacat üzerine yürütülen soruşturmayı görüşmüş ve bazı konularda tedbir konulmasına karar vermiştir.

1.-) 3 yıl süreyle tek yayıncı ihdas etmek, havuz dışında bulunan kulüplerin diğer yayın kuruluşlarıyla anlaşmalarını engellemek konusundaki tedbir talebinin reddine,

2.-) Haftada naklen 3 maç yayınlama sınırlamasıyla tekrar arza ilişkin şartlar ileri sürmek konusundaki tedbir talebinin reddine,

3.-) Diğer televizyon yayın kuruluşlarının maçların yeniden yayını pazarına girişlerini engellemek konusundaki tedbir talebinin reddine,

4.-) Naklen yayın devir yasağı getirmek konusundaki tedbir talebinin reddine,

5.-) Sözleşmenin alıcı konumundaki tarafı olan yayın kuruluşunun sponsor belirleme özgürlüğünü kısıtlamak ve TFF’nin sponsorluk sözleşmesi akdettiği teşebbüslerin rakibi olan teşebbüslerin yukarıda sözü edilen piyasaya girişlerini engellemek konusundaki tedbir talebinin reddine,

6.-) Şikayetçi ve diğer televizyon yayın kuruluşlarının kameralarının maç öncesi ve maç sonrasında görüntü almak ve röportaj yapmak için stadyumlara girmeleri ve bu süre içinde her türlü yayını yapabilmelerine imkan vermek üzere, Türkiye Futbol Federasyonu ve CİNE5 filmcilik ve Yapımcılık AŞ aleyhine 4054 sayılı rekabetin korunması hakkında kurulun 9’uncu maddesi uyarınca tedbir kararı alınmasına,

7.-) Şikayetçi ve diğer televizyon yayın kuruluşlarının her hafta CİNE5 filmcilik ve yapımcılık AŞ tarafından canlı yayınlanan 3 adet birinci lig maçının birinci ve doksanıncı dakikaları arasındaki bölümünden dilediği 90 saniyelik bölümü haber niteliğini geçmemek kaydıyla, ücretsiz yayınlama hakkının bulunduğu görüşünden hareketle, aksine bir davranışın rekabete aykırı sözleşmeye dayanılarak rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırmaya yönelik sayılacağından bu konuda tedbir kararı alınmasına,

8.-) Şikayetçi ve diğer televizyon yayın kuruluşlarının gerek canlı yayınlanan haftada 3 maçın, gerekse bant kaydı yapılan diğer maçların görüntülerinden 90 saniye dışındaki ücreti mukabili satın alma taleplerinde eşit durumdaki alıcılara eşit olmayan koşulların ileri sürülmesinin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkında kanununun 6 (b) maddesine açıkca aykırı olduğu göz önüne alınarak, CİNE5 filmcilik ve yapımcılık AŞ’nin şikayetçi veya başka bir rakip televizyon yayın kuruluşunun satın alma başvurusunda eşit durumdaki alıcılara eşit olmayan ücret ve sair koşullar öngörmemesi konusunda tedbir kararı alınmasına, karar verilmiştir.

20 Ağustos 1998’de K.İrlanda ile 5 Eylül’de oynanacak maç öncesinde Mustafa Denizli ile Futbol Federasyonu arasında soğuk savaş yaşanmaktadır. Sözleşmesinde çalışacağı kişileri kendisinin seçeceği doğrultusunda bir madde bulunan Denizli aynı kadro ile çalışmak istemektedir.

Futbol Federasyonu’nun son toplantısında Mustafa Denizli’nin 3 yardımcısı Rıza Çalımbay, Cem Pamiroğlu ve Erdal Keser’in sözleşmelerinin yenilenmemesi doğrultusunda aldığı karara Denizli tepki gösterir.

Yaklaşık 3 ay önce Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy’la görüşen Mustafa Denizli, Ümit Milli Takım antrenörü Rıza Çalımbay’ı A Milli Takım antrenörlüğüne getireceğini, Ümit Milli Takım çalıştırıcısı Cem Pamiroğlu’nu da yardımcı olarak alacağını bildirmiştir. Teknik Direktör Denizli ayrıca, Başkan Ulusoy’dan Almanya’da bir büro açılmasını istemekte ve oradaki Türk futbolcularını koordine etmek amacı ile Erdal Keser’i görevlendireceğini söylemektedir.

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy ise, Denizli’ye çalışma arkadaşlarını seçme hakkına sahip olduğunu söylemekte ve konuyu Federasyon toplantısına götürerek karara bağlayacaklarını ifade etmektedir.

21 Ağustos 1998’de sabah “Denizli kendisine yeni yardımcı bulsun. Karardan dönüş yok” diyen Futbol Federasyonu Başkanı, Denizli ile konuştuktan sonra “Hocamız rica etti. Rıza Çalımbay’ın durumu yönetimde bir daha gözden geçirilecek” açıklamasını yapar. Ulusoy, sabah yaptığı açıklamada “Rıza Çalımbay ve Cem Pamiroğlu, başarısız oldukları gerekçesiyle yönetim kurulumuzca görevden alındı. Geri dönmeleri mümkün değildir. Konu Denizli’ye iletilmişti. Sonuçta bir soğuk savaşın olması da mümkün değildir. Türkiye’de 7-8 bin civarında antrenör bulunuyor. Denizli bunlar arasından yeni yardımcılar bulsun. Denizli’nin sözleşmesinde, yardımcılarını kendisinin seçeceği yazıyor. Doğru, ama onları onaylamak da bizim görevimiz. O seçer, federasyon onaylar” diye konuşur.

Ulusoy ve Denizli öğleden sonra ise federasyonda biraraya gelip bir görüşme yaparlar. Ulusoy, görüşme sonrası yaptığı açıklamadı ise bu kez Çalımbay konusuna ılımlı yaklaşarak “Hocamız sayın Denizli rica etti. Rıza Çalımbay’ın durumunu yönetim kurulu toplantımızda bir kez daha gözden geçireceğiz” diye konuşur.

22 Ağustos 1998’de Galatasaray, Ali Sami Yen’de Kocaelispor’u 3-1 yenerken sahada Hagi terörü esmektedir. Hagi 33. dakikada penaltıdan attığı gol sonrası Kocaelispor santra yapmaya hazırlanırken, orta yuvarlağın içinde Orhan’ın yüzüne el hareketi yapar. Hakem Kadir Tozlu, Hagi’den santra yapılması için orta yuvarlağın dışına çıkmasını ister. Rumen futbolcu yeniden el hareketleriyle Orhan’ın üzerine gitmeye çalışınca bu kez Tozlu’dan sarı kart görür. Oyunun başlamasının ardından yine sinirle Orhan’ın üzerine giden Hagi rakibine kasten tekme atınca, önce 2. sarı kartı ardından kırmızı kartı görüp oyundan atılır.

Ertesi günü Beşiktaş sahasında Gaziantepspor’la 1-1 berabere kalırken Ali Uluyol’un yönettiği maçı 9 kişi tamamlar. Sahaya giren 3 taraftarın hakemi tartaklaması sebebiyle maç 10 dakika duraklar. Beşiktaşlılar, 3 penaltılarının verilmediği iddiasındadırlar.

Uluyol;

“Alpay, Preko’yu düşürdüğü için faul düdüğü çaldım. Alpay üzerime koşup, iki ayağıma birden basarak, (Maçın içine ettin. G…. yiyorsa beni de at) diyerek küfür etmeye başladı. Bunun üzerine kırmızı kartımı çıkardım. Bu kez aileme, anneme yönelik küfürler etti. Yetkililerin tüm ikazına rağmen sahayı terketmemekte direndi”.

Beşiktaş Basın Sözcüsü Cenk Koray;

“Biz hakemlerden bir şey istemiyoruz. G.Antep maçında göz göre göre üç penaltımız verilmedi. Beşiktaş sezon sonunda lig şampiyonluğunu 1 puanla kaybederse hakem Ali Uluyol bunun bedelini nasıl ödeyecek. Uluyol, değil hakemlik, şoförlük bile yapamaz”.

Cenk Koray’a bu sözlerinden sonra 20 gün hak mahrumiyeti cezası verilir.

29 Ağustos 1998’de Fenerbahçe sahasında Samsunspor’u 6-2 yenmesine rağmen hakem Metin Tokat’a büyük tepki vardır. Tokat’ın skoru 1-1’e gelmesine neden olan Samsunspor lehine verdiği penaltı kararı çok hatalıdır.

1 Eylül 1998’de Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Kocaelispor maçında kırmızı kart gören Galatasaraylı Hagi’ye 2 maç ceza verir. Sarı kırmızılı yönetim, Tahkim Kurulu’na başvurarak, Hagi’ye verilen cezaya itiraz etmek üzere hazırlıklara başlar.

Ateş Ünal Erzen;

“Hagi İstanbulspor maçında oynamadı. Bu hafta lig maçı yok. Şimdi bir de Erzurum karşısında oynamayacak. Üç hafta sahalardan uzak kalan bir oyuncu üç gün sonraki Juventus maçında ne yapacak? Acaba federasyon Juventus’u mu tutuyor? Alpay’a herhalde 22 maç ceza verecekler”.

3 Eylül 1998’de İstanbulspor’un maçlarını Beşiktaş İnönü Stadı’nda oynatma kararı üzerine Beşiktaş yönetimi olağanüstü bir toplantı yapar. Dört saatlik toplantıdan sonra konuşan Başkan Süleyman Seba şunları söyler:

“Federasyon haklarımıza tecavüz eden bir karar almıştır. Bu konuda sessiz kalmayacağız. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Beşiktaş Kulübü arasında özel hukuka ait sözleşmeye haksız bir şekilde müdahele edilmiştir. Hakkımızı arayacağız. En kısa zamanda bu mesele çözülücektir. İstanbulspor, belirlediğimiz bedeli ödemek zorundadır”.

5 Eylül 1998’de Futbol Federasyonu’nun 75. kuruluş yıldönümü nedeniyle Fenerbahçe Kulübü’nün yanı sıra Hagi ve Alpay’ın cezalarını affetmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. Futbol Federasyonu’nun bir hafta sonra yapacağı toplantıda Türkiye Kupası’nda cezalı olan Fenerbahçe ile kart cezalısı Hagi ve ceza alması beklenen Alpay’a 75. kuruluş yıldönümü nedeniyle affın gündeme gelmesi beklenmektedir.

Başkan Haluk Ulusoy, Fenerbahçe Kulübü’nün Türkiye Kupası’na katılabilmek için yaptığı başvurunun yanısıra, futbolda genel af konusunu da gündeme getirip, oylayacaklarını söyler. Görüş birliğine varılması durumunda yüz kızartıcı suçların dışındaki tüm cezaların affedilebileceğini belirten Ulusoy, “Federasyonumuzun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 75. kuruluş yıldönümü nedeniyle, tüm cezalara af sözkonusu olabilir” der.

Fenerbahçe Genel Sekreteri Köksal Özbek, “Bu konuyu Federasyon gündeme getirdi. Camiamız yeniden Türkiye Kupası’na katılmanın heyecanını yakaladı. Umud ediyoruz ki, Fenerbahçe yeniden kupaya katılacaktır”.

6 Eylül 1998’de Beşiktaş Yönetim Kurulu İnönü Stadı konusunun çözümü için Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’den yardım isterler:

“Futbol Federasyonu haklarımızı hiçe sayarak dengesiz bir karar vermiştir. Beşiktaş İnönü Stadyumu’nu 49 yıllığına kiralayan biziz. Bu stadda maç oynayacak takım, bizim belirlediğimiz bedeli ödemek zorundadır. Daha önce Futbol Federasyonu’nun aldığı karar gereği İstanbulspor’un maçları üç stada eşit bir biçimde dağıtılmıştı. Nasıl oldu da, bu karar değişti. Bu sorunun bir an önce açığa kavuşması için sizin görüşleriniz ve olaya biran önce el koymanızı arz ederiz.”

7 Eylül 1998’de Türkiye Futbol Federasyonu, cumhuriyetin ve federasyonun 75. kuruluş yıldönümü nedeniyle gerçekleştirilecek etkinliklere KKTC Futbol Federasyonu Başkanı Mahir Çolay’ı önce davet eder, ardından da “gelme” der.

Türkiye Futbol Federasyonu’nun gerçekleştirdiği etkinliklere FIFA Başkanının da katılması sebebiyle Kıbrıs Futbol Federasyonu’nun davetini iptal etmiştir.

Kıbrıs Federasyonu oldukça tepkilidir. Yönetim Kurulu adına Asbaşkan Olgun Üstün

“Federasyonumuza karşı alınan bu karar, aslında Kuzey Kıbrıs Türk halkına ve onun gençliğine karşı alınmış haksız bir karardır. Ambargo altında ezilen Kıbrıs Türk gençliğine büyük olanak yaratacak olan katılımımızı engelleyen tutumunuz, Yönetim Kurulumuzca skandal olarak karşılanmıştır. Bu tutumunuzu şiddetle protesto ediyoruz.”

8 Eylül 1998’de Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, olaylı Gaziantepspor maçında çıkan olaylar nedeniyle Beşiktaş’a 2 maç saha kapatma, kırmızı kart gören Alpay’a da 5 maç ceza verir. Kurul ayrıca, olaylı Ankaragücü maçı nedeniyle Gaziantepspor’a 1 maç ve 500 milyon lira, Karabük maçında çizgiyi ihlal ettiği gerekçesiyle Erzurumspor Teknik Direktörü Hikmet Karaman’a da 1 ay hak mahrumiyeti ile cezalandırır. Fatih Terim’e bir önceki sene aynı sebeple verilen 1 maçlık ceza daha sonra iptal edilmiştir.

7 kişiden oluşan PFDK, Başkan Talay Şenol ve üyeler Ömer Remzi Arıkan, Serdar Özersin ve Temel Çağlayan’dan oluşan dört kişiyle toplanır. Toplantı sonrasında kurul, Beşiktaş Kulübü’ne 2 maç saha kapatma, Alpay’a da 5 maç ceza vermeyi kararlaştırır. Kurul, toplantının ardından bu kararları Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy ve yöneticilere onaylatmaya çalışır. PFDK Başkanı Talay Şenol’la görüşen Haluk Ulusoy, Cumhuriyet’in ve Futbol Federasyonu’nun 75. kuruluş yıldönümü kutlamaları dikkate alınarak bu cezaların bir iki gün sonra açıklanmasını ister. Bu görüşmenin ardından bir basın açıklaması yapan Talay Şenol, çoğunluk sağlanamadığı için PFDK toplantısının çarşamba ya da perşembe gününe ertelendiğini belirtir.

9 Eylül 1998’de UEFA Kupası ilk tur maçı öncesinde Galatasaray, tesislerini ve Ali Sami Yen Stadı’nı Fenerbahçe’nin rakibi Parma’nın emrine verir.

Önceki hafta içinde İstanbul’a gelerek Fenerbahçeli yöneticilerle görüşen Parma genel sekreteriyle yapılan toplantı sonunda, İtalyan kulübüne Fulya tesisleri ve İstanbulspor’un Ataköy’deki tesisleri ayarlanmıştır. Ancak İtalyanlar, Galatasaray’ı arayarak, kendilerine saha verilmesini isterler. Sarı – Kırmızılı kulübün “Ali Sami Yen Stadı veya Florya Tesisleri’nden birinde çalışmalarınızı yapabilirsiniz” yanıtını aldıktan sonra, Fenerbahçeli yöneticileri arayarak daha önceki programı iptal ettirirler.

Galatasaray başkanı Faruk Süren ise Parma ile geçen yıl Şampiyonlar Ligi’nde karşılaşmalarından dolayı olayın geliştiğini belirterek, “Kendileri spor direktörümüz Mete Razlıklı’yı arayarak tesislerimizden yararlanmak istedikleri söylemişler. Biz de kabul ettik. Burada hiç bir artniyetimiz yok”.

10 Eylül 1998’de Birinci Lig Kulüpler Birliği İstanbul’da yaptığı toplantıda özellikle Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı yakından ilgilendiren önemli kararlar alır. Beşiktaş ve Gaziantepspor’un temsilci göndermediği toplantı sonrasında bir açıklama yapan Kulüpler Birliği Başkanı İlhan Cavcav, Fenerbahçe’nin Türkiye Kupası’nda oynamasını istediklerini söyler.

Cavcav, “Toplantıya katılan kulüplerin hepsi Fenerbahçe’nin affedilmesi düşüncesinde. Fenerbahçe’nin affedilmesi için Futbol Federasyonu’na başvuracağız” diye konuşur.

İlhan Cavcav’ın Fenerbahçe ile ilgili açıklamalarına Trabzonspor, Erzurumspor ve Samsunspor kulüplerinden tepki gelir. Trabzonspor temsilcisi Asbaşkan Nurettin Aydın, Erzurumspor Başkanı Cemal Polat ve toplantıya telefonla katılan Samsunspor Başkanı İsmail Uyanık, Fenerbahçe’nin affedilmesini istemediklerini belirterek, İlhan Cavcav’ın farklı açıklama yaptığını söylerler.

Federasyon ile arasındaki gerginlik devam eden Beşiktaş, Federasyonun 75. yıl nedeniyle yapılan balosuna davet edilmez. Beşiktaşlı derneklerin federasyona protesto faksı yollamaya devam ederlerken, Beşiktaşlılar Cemiyeti de federasyonun 4. Levent’teki binasına siyah çelenk koyar.

11 Eylül 1998’de Futbol Federasyonu, Türk bayrağına hakaret ettiği gerekçesiyle Teknik Direktör Toshack hakkında soruşturma açar. Toshack’ın özel bir televizyon kanalında Türk bayrağını matadorların pelerini gibi kullanmasına tepki gelir.

Olayı Kuşadası’na giderken öğrenen Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy, basın danışmanı Orhan Şahin’den tüm görüntülerin toplanmasını ister. Ulusoy, “Tüm belgeler toplandıktan sonra yönetim kurulunu toplayıp, konuyu görüşeceğiz. Gereken neyse yapılır”.

12 Eylül 1998’de Galatasaray sahasında, son 10 dakikada 3 gol birden attığı karşılaşmada Erzurumspor’u 5-0 yenerken, müsabakanın 1-0 devam ettiği sırada hakem Murat Ilgaz, Galatasaray’lı Ümit’İn ceza sahası içinde topu eliyle düzelttiği pozisyonda Erzurumspor’un net bir penaltısını vermez.

13 Eylül 1998’de Beşiktaş cezası sebebiyle İzmir’de oynadığı karşılaşmada Bursaspor’la son 3 dakikada 2 gol atarak 3-3 berabere kalırken yaklaşık 15 bin Beşiktaş taraftarı takımlarına verilen ceza nedeniyle Futbol Federasyonu’na tepki gösterip, maç öncesi sahaya sırtını döner.

Beşiktaşlı taraftarlar maç öncesi kulüplerine verilen 2 maç saha kapama cezası nedeniyle Futbol Federasyonu’nu ve karşılaşmanın hakemi Bülent Uzun’u protesto ederler. Taraftarlar, “Şampiyon olmamız engellenemez”, “Ulusoy istifa” şeklindeki sloganlarla Futbol Federasyonu’na tepkilerini dile getirirler.

18 Eylül 1998’de genel af konusunu görüşen Futbol Federasyonu yönetimi, oybirliğiyle bu teklifin reddine karar verir. Buna göre Fenerbahçe’nin bu sezon Türkiye Kupası’nda oynamaması kesinleşir. Haluk Ulusoy başkanlığında toplanan Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şöyle denilir;

“Genel af konusu Genel Kurul’da oybirliğine yakın bir çoğunlukla reddedildiğinden, Yönetim Kurulumuz da, bu konuda aksine bir karar almanın mümkün olmadığına oybirliği ile karar verdi.”

20 Eylül 1998’de Fenerbahçe, 15 dakikada bulduğu 2-0’lık skoru koruyamadığı maçta Galasataray’la 2-2 berabere kalır. Fenerbahçe’den Erol, 20 inci dakikada sebebiyet verdiği penaltı sonrası hakem Erol Ersoy’dan kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bırakır. Galatasaray’da ise Vedat 9 uncu dakikada kırmızı kartla oyundan atılır.

Maç öncesinde yapılan meşale gösterisi sahaya yansır ve Maraton Tribünü’nün üstünden düşen ateşler konfetileri tutuşturunca 1. dakikada oyun durur. Yangını itfaiye önler. Söndürme çalışmaları nedeniyle oyun 9 dakika durur.

Stada eski model bir otobüsle gelen Galatasaray kafilesine Fenerbahçeli taraftarlar Stad Sineması önünde taş ve pet şişe atarlarken futbolculardan yaralanan olmaz. 100 civarında taraftar da gözaltına alınır.

25 Eylül 1998’de Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, üst üste maçlar oynadıklarını belirterek, yetkililerden anlayış istemektedir. Lig fikstüründe, özel durumlar sözkonusu olduğunda değişiklik yapılmasını isteyen Terim,

“Şampiyonlar Ligi maçları sonrasında oynayacağımız lig karşılaşmalarında değişiklik yapılabilir. Özellikle Pazar ve hafta arası oynanan maçlarda 24 saat çok önemli. Geçen seneden yediğimiz darbeler var. Bunlar ayarlanırken fikstür çekilmediği için, bazı ricalarımız olacak”.

1 Ekim 1998’de Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Beşiktaş Kulübü’nün İnönü Stadı ile ilgili yaptığı itirazı görüşür. Kurul, toplantı sonucunda İstanbulspor’un maçlarını İnönü’de oynayacağına, ancak Beşiktaş’ın istediği bedeli ödemesi gerektiğine karar verir.

2 Ekim 1998’de Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, yaptığı toplantı sonrası Fenerbahçe Kulübü’ne iki maç saha kapatma cezası verir. Kurul, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle sarı lacivertli kulübe 2 maç saha kapatma yanında 1 milyar lira da para cezası keser.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım TFF aleyhine zehir zemberek açıklamalarda bulunur:

“Galatasaray Kulübü’nün idare ettiği bu Haluk Ulusoy Federasyonu’nu istifaya davet ediyoruz. Anarşi için çanak tutan bu insanlarla futbolumuz fazla ileriye gidemeyecektir! Galatasaray Başkanı Faruk Süren, aleyhimize demeç veriyor. Federasyon hemen bize ceza kesiyor. Böyle şey olur mu? Bu işler bu kadar basit mi? Bizi engellemek isteyen gizli güçler var. Bunu biliyoruz.

Galatasaraylı taraftarlar bin 300 koltuğu kırdı. Geçen sezon Galatasaray’a para cezası verenler, bizim sahamızı kapatıyor. Spor Bakanı Seçkiner’i göreve davet ediyorum”

4 Ekim 1998’de Fenerbahçe Yönetim Kurulu, PFDK’nın verdiği 1 milyar lira para ve 2 maç saha kapatma cezası için Tahkim Kurulu’na itirazda bulunmaya hazırlanmaktadır. Sarı lacivertlilerin savunmalarında, geçen sezonun ikinci yarısında G.Saray’la Ali Sami Yen Stadı’nda oynadıkları ve aynı türden olayların yaşandığı karşılaşmayı örnek gösterilecektir. PFDK, geçen sezon Ali Sami Yen Stadı’nda saha kenarında çıkan yangın ve taraftarların tutumu nedeniyle G.Saray’a 400, Fenerbahçe’ye ise 100 milyon lira para cezası vermiştir.

Fenerbahçe Kulübü bir de basın bildirisi yayınlar;

“Kulübümüz davayı Tahkim Kurulu’na götürecektir. Tek tip renkli oluşturulmak için genel kurul yapılarak teşekkülle tamamlanan Tahkim Kurulu’nun bu haksız cezayı kaldıracağından umudumuz olmamakla birlikte hukuk düzenine olan inancımız ve arzumuz dolayısı ile bu başvuruyu yapacağız.

Haksız cezaya gösterdiğimiz tepkiyi seviyesizlik, bilgisizlik ve akıl dışı olarak nitelemek ancak suçluların telaşı olarak yorumlanabilir. Bunları söyleyenler daha ağır fiillerin kendi statlarında yaşandığını ve bu fiillere PFDK’nin tercih hakkını kullanarak sadece tavanın altında para cezası verdiğini ya bilmiyorlar veya bilmezlik yapıyorlar.

Kendi sorunlarını örtmek için gündem yaratanlara, ‘G.Saray’a rakip takımları önceden imha etmeye hazır olanlara’ tepkimiz devam edecektir. Gayri ciddi, fakat ustaca ve sinsi bir şekilde Fenerbahçe camiasının kendi camialarıyla olan dostluğunu tahrip etmeye uğraşanları, tarih önünde uyarıyor, sağduyuya ve ciddiyete davet ediyoruz.”

6 Ekim 1998’de Fenerbahçeli dernekler de bir basın bildirisi yayınlayarak Futbol Federasyonu’nun tutumunun taraflı olarak niteleyip kınarlar. 1907 Fenerbahçe Derneği, Sarı-Lacivert Derneği, Fenerbahçe Altyapı Derneği ve Fenerbahçeliler Derneği, “Haluk Ulusoy ve Çetesini istemiyoruz” başlığı altında yayınladıkları bildiride özetle şu görüşleri savunurlar:

“Galatasaray maçında meydana gelen olanlar nedeniyle Fenerbahçe’ye verilen 2 maç saha kapatma cezası kimseyi şaşırtmamıştır! Çünkü Haluk Ulusoy başkanlığındaki federasyon bugüne kadarki taraflı, ayırımcı ve fanatik tavrını aldığı bu kararla bir kez daha göstermiştir. Federasyon geçen seneki Galatasaray-Fenerbahçe ve Trabzonspor – Fenerbahçe maçlarındaki olaylar nedeniyle rakiplerimize ciddi bir ceza vermemiştir. Bu da çifte standartı gözler önüne seriyor. Haluk Ulusoy işgal ettiği makamı sürekli Fenerbahçe’ye karşı kullanmaktadır. Bunlar Türk Futbolu adına kötü sonuçlar doğurabilecek, taraftarı gergin ortamlara itecek, statlara anrşinin yerleşmesine yol açacak şeylerdir. Bunun önüne geçilmesi için Ulusoy ve çetesi istifa etmelidir.”

8 Ekim 1998’de Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, Fenerbahçe’nin 2 maçlık saha kapatma cezasını bire indirir. Sarı lacivertli kulübün, Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle Disiplin Kurulu’nca verilen 2 maç saha kapatma ve 1 milyar liralık para cezasına itirazını inceleyen kurul, dört saatlik bir toplantıdan sonra kararını açıklar.

Fenerbahçe’nin itirazını kısmen haklı bulan kurul, üyelerden Sabri Ersavaş’ın sadece 1 milyar lira para cezası verilmesi, saha kapatılma cezasının ise kaldırılması yönündeki karşı oyuna rağmen, talimatın 14. maddesi uyarınca cezanın 1 maç saha kapatma ve 1 milyar lira para cezası şeklinde değiştirilmesi kararını alır.

Fenerbahçe’nin tepkisi devam etmektedir:

Fenerbahçe Başkan Vekili Gürbüz Refioğlu;

“Bizim için farketmez. Önemli olan çifte standardın ortadan kalkmasıdır. Bu federasyonun acilen istifa etmesi gerek.”

9 Ekim 1998’de Şampiyonlar Ligi’nde 21 Ekim’de Rosenborg’da oynayacak olan G.Saray’ın, Adanaspor Lig maçı için yaptığı başvuruyu kabul eden Futbol Federasyonu G.Saray maçını cumartesiye alırken Fenerbahçe’nin de cuma günü Sakaryaspor ile yapacağı karşılaşmanın pazar günü oynanmasına karar verir.

Fenerbahçe, 10 Ekim 1998’de Sakaryaspor maçının gününün değiştirilmesine tepki verir. Asbaşkan Abdullah Kiğılı bugüne kadar maç gününün değişmesi için üç kere başvuruda bulunduklarını, ancak üçünde de “hayır” yanıtı aldıklarını belirterek şöyle der;

“Ne zaman ki, Galatasaray maç gününün değiştirilmesini istedi – ki bunu istemekte son derece haklılar – o zaman Federasyon mecburen bizim günü de değiştirdi. Bu olay Federasyon’un tutarsızlığından başka bir şey değil”.

Aynı gün, lehlerindeki fikstür oynamalarını yeterli bulmayan Faruk Süren veryansın etmektedir:

“Adanaspor maçı pazara alındı. Tamam.. Ama Rosenborg dönüşü Samsunspor maçımız hala cumartesi günü gözüküyor. Bu karşılaşmanın da pazar gününe alınmasını istiyoruz. Bu federasyon kulüplerin federasyonu değil mi? Eğer kulüplerin federasyonu ise bizim çıkarlarımızı korumalı. Ben bu kadar kötü ayarlanmış bir fikstürü bugüne kadar görmedim”

15 Ekim 1998’de Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner, Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’e “Üstün hizmet madalyası” verilmesi için Bakanlar Kurulu’na getirdiği yasa önerisini savunur;

“Fatih Terim, 25 yıldır sporcu ve teknik adam olarak Türk sporuna yaptığı hizmetlerle bunu fazlasıyla hak etti”.

17 Ekim 1998’de Galatasaray, Adana deplasmanından 2-0 yenilgiden kurtulup 2-2’lik beraberlikle dönerken skoru 2-1’e getiren penaltı atışında Ümit topa ağlara gönderir, ancak hakem Galatasaraylı futbolcuların vuruş öncesi sahaya girdiğini belirterek atışı tekrarlatır. Bu kez Ümit’in vuruşunda kaleci Yavuz başarılıdır, ancak hakem Yılnur Önen bu kez kalecinin kural ihlali yaptığı belirtir. Tekrarlanan atışı Tugay kullanır ve 45 inci dakikada ilk yarının skorunu belirler: 2-1.
Hakem Yılnur Önen ayrıca, Galatasaraylı K.Hakan’ın rakibini sedyeyle hastaneye yolladığı pozisyonda kırmızı kartını kullanmaz.

24 Ekim 1998’de Galatasaray, Ali Sami Yen’de 1-0 geride götürdüğü karşılaşmayı son 10 dakikada attığı 3 golle 3-1 kazanırken Rumen defans oyuncusu Filipescu, karşılaşmanın 17. dakikası oynanırken, topsuz alanda Samsunspor’un golcüsü Cenk’in yüzüne tükürür. Pozisyonun uzağında kalan hakem Mustafa Çulcu, Filipescu’yu cezasız bırakır.

Filipescu’ya maç sonunda Samsunsporlu futbolcular büyük tepki gösterirler. Cenk ile Filipescu tartışırken, yedek kaleci Göksel, Rumen futbolcuya kafa atmaya çalışır. Futbolcuların arasına Antrenör Müfit Erkasap ile Samsunspor Teknik Direktörü Metin Türel girer ancak bu kez de iki teknik adam tartışırlar. Galatasaraylı taraftarlar da Samsunsporlu futbolcuları pet şişe ve bozuk para yağmuruna tutarlar.

Staddan ayrılırken iki takım futbolcuları arasında da küfürleşmeler yaşanır. Galatasaraylı futbolcular Göksel’i çıkış kapısında beklerken, Samsunsporlu yöneticiler Göksel’i gizlice otobüse götürürler. Hasan Şaş ile Serkan da bu arada birbirleriyle küfürleşirler.

Kendisini savunan Filipescu;

“Tek suçum yabancı olmak. Onun için üzerime fazla geliyorlar. Futbol erkek oyunudur. Birbirimize girip mücadele edeceğiz. Bunlar futbolun kaideleridir. Her futbolcu bunu yapıyor. Cenk Rumence küfür öğrenmiş, maç içinde bana sürekli küfür etti. Saha içinde de iki kez tükürdü. Vural, Ercan ve Cenk gibi adamlar devamlı tekme, küfürlerle beni yıldırdı. Ancak bir noktayla geldi ben de patladım. Bana vurdu diye kızmam. Hakeret etse de kızmam. Ama patlama noktasına gelince sabrım taştı. Daha sonra ‘Samsun’a gelme’ diyerek tehdit etti. Adam mı vurdum ki, bana böyle kötü davranıyorlar.”

Faruk Süren;

“Filipescu’nun Cenk’e tükürmesinin gerektiğinden fazla büyütüldü. Şampiyonluğumuza engel olmak için bir bardak suda fırtınalar kopartıyorlar. Hakem raporunda olmayan bu olay, belli kumpanyalar tarafından baskıyla, gözlemci raporlarına konuyor.”

25 Ekim 1998’de Fenerbahçe, Orhan Erdemir’in yönettiği karşılaşmada İnönü stadında Beşiktaş’a 3-2 yenilirken skoru Beşiktaş lehine 2-1’e getiren goldeki penaltı kararı oldukça ağırdır. Mehmet’in son saniyelerde skoru belirleyen golünde ise ofsayt tartışması yapılmaktadır.

Fenerbahçeli futbolcuları taşıyan otobüs, Maçka’dan Dolmabahçe’ye doğru inerken, eskortluk yapan polis arabasının dar sokaklardan geçmesi nedeniyle zaman zaman duracak kadar yavaşlar. Yol üstündeki Beşiktaş taraftarları, bu anlarda otobüsü taş yağmuruna tutarlar. Kapalı tribünün arkasındaki yola gelindiğinde yeni açık tribünlerden de başlayan taş yağmuru otobüsün soyunma odalarının kapısına gelene kadar sürer.

Benzer olaylar Fenerbahçe’nin 1 maç saha kapama cezası aldığı Galatasaray karşılaşmasında da yaşanmıştır.

31 Ekim 1998’de Fenerbahçe, Ankaragücü karşısında zorlanmasına karşın 2-1 galip gelirken hakem Bülent Uzun, verdiği tartışmalı penaltı kararıyla maçın berabere duruma gelmesine neden olur. Bitime dört dakika kala Balic skoru belirler.

A.Gücü karşısında galibiyeti güçlükle bulan Sarı – Lacivertli ekip, kalesinde gördüğü 10 golün 4’ünü penaltıdan yemiştir. Samsun, G.Saray, Beşiktaş ve A.Gücü maçlarında penaltı vuruşundan ağları havalanan Fenerbahçe’nin henüz penaltı kullanmaması da ilginç bir nottur.

Hadi Türkmen ve Mete Kılıç’ın istifasıyla yaklaşık dört aydır asbaşkansız faaliyetlerini sürdüren Futbol Federasyonu, seçim tarihini belirlemek üzere toplandığı Tatvan’da yasal bir engelle karşı karşıya kalır, Aralık ayında yapılması düşünülen asbaşkanlık seçiminin belirsiz bir tarihe ertelenmesi zorunluluğu ortaya çıkar.

3814 sayılı yasaya göre asbaşkanlık seçiminin, başkanlık seçimi ile birlikte yapılması gerektiğini hatırlatan hukukçular, Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun seçim yapılması için çağrıda bulunma yetkisinin olmadığını açıklarlar.

Bunun üzerine Haluk Ulusoy başkanlığındaki Yönetim Kurulu, önce ana statüde bir değişiklik yapılması, bunun için de olağanüstü genel kurula gidilmesi gerektiği görüşünde birleşir.

Ancak bu kez ortaya olağanüstü genel kurul yapılabilme şartlarının Spordan Sorumlu Devlet Bakanı’nın çağrısı veya 85 delegenin imzası gerekliliği engeli çıkar. Yönetim Kurulu, konuyla ilgili Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’den yardım istenmesi benimsenir.

İlgili yazılar:

Haluk Ulusoy Dosyası – 1

Haluk Ulusoy Dosyası – 2

Haluk Ulusoy Dosyası – 3

Haluk Ulusoy Dosyası – 5

Haluk Ulusoy Dosyası – 6

Haluk Ulusoy Dosyası – 7

Haluk Ulusoy Dosyası – 8

Haluk Ulusoy Dosyası – 9

Haluk Ulusoy Dosyası – 10

Haluk Ulusoy Dosyası – 11

Haluk Ulusoy Dosyası – 12

Haluk Ulusoy Dosyası – 13

Haluk Ulusoy Dosyası – 14

Haluk Ulusoy Dosyası – 15

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 7 (OCAK 2012)

leave a comment »

1 Ocak 2012 – Pazar

  • Soruşturma öncesine kıyasla Fenerbahçe’nin piyasa değeri yüzde 43, Beşiktaş’ın yüzde 35,Galatasaray’ın yüzde 56 ve Trabzonspor’un ise yüzde 36 düştü.

4 Ocak 2012 – Çarşamba

5 Ocak 2012 – Perşembe

  • Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı 58. maddeyi görüşmek üzere yaptığı toplantı sona erdi. Kulüpler Birliği Başkanı Yıldırım Demirören toplantının ardından açıklama yaptı. Demirören: 58. maddeyle ilgili karar Futbol Federasyonu’na aittir.’ diye konuştu.
  • UEFA’dan yapılan açıklamada, “Son gelişmelerin ardından, UEFA, Türkiye Futbol Federasyonu’nun şike sorununu çözmek konusunda tek sorumlu olduğunu ve Türkiye’deki futbolun geleceği için uygun önlemleri almak ve cezaları vermek için tek sorumlu olduğunu açıklamak gereği duymuştur. UEFA’nın ülke federasyonlarının özgürlüğü ve özerkliğine saygıdan dolayı Türkiye Futbol Federasyonu’nun iç işlerine karışması söz konusu değildir. Ancak Türkiye’den bir talep gelirse, UEFA tavsiyede bulunabilir ve özerklik hakkını koruyarak TFF’ye destek verebilir. Fakat UEFA şike soruşturmasındaki gelişmeleri takip etmektedir ve şike davası Avrupa Kupaları’ndan birini etkilerse, UEFA müdahale edebilir. Bu konuda öncelik futbolun geleceğidir” denildi.

6 Ocak 2012 – Cuma

  • TFF, hukuki konularda karar alma yetkisini hukuk kurullarına devretti.

8 Ocak 2012 – Pazar

  • Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, TV8’de yayınlanan ‘Her Şey Futbol’ programının yorumcusu Faik Çetiner’e bir mektup göndererek “14 Şubat’ta yapacağım savunmayla yer yerinden oynayacak, Türkiye sarsılacak” ifadesini kullandı.

9 Ocak 2012 – Pazartesi

  • Fenerbahçe 3 – 1 Gaziantepspor
  • Trabzon’da bir açılışa katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Trabzonspor’un hakkı olan şampiyonluk kupasını almak için çok ince ayarlı bir çalışma yaptıklarını söyledi.

10 Ocak 2012 – Salı

  • Trabzonspor’a HES’ten 10 milyon dolar gelecek.
  • Sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılan Lefter Küçükandonyadis Aziz Yıldırım’a bir mektup gönderdi.

12 Ocak 2012 – Perşembe

  • UEFA, Cornu’nün raporunun CAS dosyasından çıkartılmasını talep etti.
  • AKP milletvekili Hakan Şükür “Galatasaray bunun içinde değildi. Futbolda bu soruşturma sürecinde, mahkemenin başlayacağı süreçte çok farklı şeyler duyabiliriz” dedi.
  • Türkiye A2 Milli Futbol Takımı’nın eski teknik direktörü Pierre van Hooijdonk TFF’den maaşını alamadığını açıkladı.

13 Ocak 2012 – Cuma

  • Lefter Küçükandonyadis vefat etti.
  • Aziz Yıldırım 58. maddenin değiştirilmesinin kabul edilemez olduğunu açıklayan bir mektup gönderdi, “gerekirse biz kendimizi düşürürüz” dedi.

14 Ocak 2012 – Cumartesi

  • Aziz Yıldırım Lefter’in vefatı nedeniyle bir mektup gönderdi.
  • AKP milletvekili Hakan Şükür “Trabzonspor, Fenerbahçe ile ligi aynı puanda bitirmiş, şampiyon gibi algılanması gereken bir takım, yani bir nevi o ligin şampiyonudur” dedi.
  • CAS hakimi Erkiner, katıldığı bir televizyon programında ‘Belge sunma vakti geçti. Ben UEFA’nın belgeleri geri çektiği bir duruma da hiç rastlamadım. Fener’in onayı olmadan yapılmaz.’ ifadelerini kullandı.

15 Ocak 2012 – Pazar

  • Lefter Küçükandonyadis Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda binlerce taraftarın katıldığı bir törenle son yolculuğuna uğurlandı.
  • Lefter’in cenaze törenine katılan başbakan ıslıklandı.
  • Hakan Şükür’den Fetullah Gülen’e övgü

16 Ocak 2012 – Pazartesi

  • Manisaspor 1 – 2 Fenerbahçe
  • Fenerbahçe Spor Kulübü Sportif Direktör ve Teknik Sorumlu Aykut Kocaman ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar arasında  herhangi bir puan pazarlığı ya da bu anlama gelebilecek bir görüşme yapılmadığını açıkladı.
  • MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Metris Cezaevi’nde tutuklu bulunan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım için tahliye kararının çıktığını iddia etti.
  • Galatasaray Kulübü, avukatları aracılığıyla Futbol Federasyonu’na ihtarname çekti.

18 Ocak 2012 – Çarşamba

  • Özel yetkili savcılık tarafından yürütülen ‘Futbolda şike soruşturması’ dosyasından ayrılan ve Galatasaray Spor Kulübü ile ilgili olan soruşturmada görevsizlik kararı verildi.

19 Ocak 2012 – Perşembe

  • Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, yönetim kurulu üyesi Yunus Egemenoğlu ve Baş Hukuk Müşaviri İlhan Helvacı, UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino ve Cornu’nun yerine dosyayı üstlenen Aleys Bell ile görüştü.

20 Ocak 2012 – Cuma

  • Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, UEFA ile yaptığı toplantının ardından Spor Toto Süper Lig kulüplerinin başkanlarıyla bir araya geldi.Yapılan toplantının ardından Fenerbahçe Başkan Vekili Nihat Özdemir ve Asbaşkan Ali Koç toplantı sonrasında açıklamalarda bulundu.

21 Ocak 2012 – Cumartesi

23 Ocak 2012 – Pazartesi

  • Fenerbahçe’nin UEFA ve TFF’ye karşı CAS’ta devam eden davasının duruşma tarihi 22 Mart 2012 Perşembe olarak açıklandı.

24 Ocak 2012 – Salı

  • Fenerbahçe başkan vekili Nihat Özdemir ve asbaşkan Ali Koç Lig TV’de gündeme ait soruları yanıtladılar.
  • Lütfi Arıboğan Sports TV’ye konuştu.

25 Ocak 2012 – Çarşamba

26 Ocak 2012 – Perşembe

  • Aziz Yıldırım TFF Genel Kurulu’na 58. madde ile ilgili bir mektup gönderdi.
  • TFF Genel Kurulu 58.maddenin bir kereliğine değişmesini reddetti.
  • Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, “bir defalık af” isteyen “puan silme” önergesinin Genel Kurul’da reddedilmesinin ardından “Hayırlısı oldu. 8 takım düşmez; 1-2 takım düşer o kadar” yorumunda bulundu.
  • Ünal Aysal “Mehmet Ali Aydınlar istifa ederse kurgu bozulurdedi.

27 Ocak 2012 – Cuma

  • Fenerbahçe Moussa Sow’u transfer etti.

28 Ocak 2012 – Cumartesi

  • TFF, olağanüstü genel kurulu öncesinde Spor Toto 2.Lig ve 3.Lig kulüp başkanları ile yapılan toplantı hakkındaki haberleri yalanladı.

29 Ocak 2012 – Pazar

30 Ocak 2012 – Pazartesi

  • Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun federasyonun yol haritasını belirlemek için yaptığı toplantı sona erdi. Başkan M.Ali Aydınlar  ve Yönetim Kurulu göreve devam etme kararı aldı.

31 Ocak 2012 – Salı

TFF Başkanı M.A.Aydınlar, Başkanvekili Lütfi Arıboğan, Başkanvekili Göksel Gümüşdağ istifa ettiler.

M.A.Aydınlar istifa gerekçeleri arasında, TFF’de kendisinden bilgi saklanmasını da gösterdi.

Aydınlar’ın istifasında CAS Hakimi Kısmet Erkiner’in söyledikleri etkili oldu.

TFF Başkanlığına ilk aday Trabzonlu İbrahim Hacıosmanoğlu oldu. Hacıosmanoğlu için video1, video2.

Ligde oynayacağı Antalyaspor maçı öncesinde Galatasatay Antalyasporlu Necati Ateş ile anlaştı.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 1 – (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 2 – (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 3 – (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 4 – (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 5 – (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 6 – (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 6 (ARALIK 2011)

leave a comment »

1 Aralık 2011 – Perşembe

  • Kulüpler Birliği Vakfı, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa’da yapılması düşünülen değişikliklerin bir an önce sonuçlandırılmasını istedi.

2 Aralık 2011 – Cuma

  • 6222 no’lu yasada yapılan değişiklikler Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından veto edildi.
  • UEFA Genel Sekreteri Gianni İnfantino’nun, olay adam Pierre Cornu’yu 20 gün tatile gönderdiği öğrenildi.

3 Aralık 2011 – Cumartesi

4 Aralık 2011 – Pazar

  • İBB’nin ilk 11’deki oyuncusu Can Arat federasyon temsilcisi tarafından men edildi.

5 Aralık 2011 – Pazartesi

  • Cumhurbaşkanı Gül’ün şike yasasını veto etmesinin ardından AK Parti’den tepki geldi. Grup Başkanvekili Elitaş, ‘Karara saygılıyıza ama Meclis iradesi öne çıkar’ dedi.
  • Ankaragücü Kulübü çalışanlarından şike ve teşvik operasyonunda açıklanan iddianame sonrası stada giremeyecek isimler arasında bulunan Yadigar Boğa’nın ne zaman hangi yönetimle çalıştığını 25 yıldır çalışan personeller dahi bilmiyor.
  • Savcılık 68 kişiye statlara giriş yasağı koydu.

6 Aralık 2011 – Salı

  • AK Parti Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderilen şike yasasına ilişkin “yasayı referanduma götürelim, eğer geçerse istifa ederim” dedi.

7 Aralık 2011 – Çarşamba

  • Galatasaray 3 – 1 Fenerbahçe
  • Haluk Ulusoy, Saffet Ulusoy ve Mehmet Atalay’ın İçinde Bulunduğu Asansör 3. kattan aşağıya düştü.
  • Şampiyonlar Ligi’nde Lyon deplasmanda Dinamo Zagreb’i 7-1 mağlup ederek gruptan “mucizevi” şekilde çıktı.
  • Trabzonspor grubunda 3. olarak Avrupa Ligi’ne katılma hakkını elde edince aynı sezonda 2 kere Şampiyonlar Ligi’nde 2 kere de Avrupa Ligi’nde mücadele eden ilk ve belki de son takım olma unvanına kavuştu.
  • Rıdvan Dilmen Sabah Gazetesi’nden ayrıldı.

8 Aralık 2011 – Perşembe

  • Türkiye Futbol Federasyonu Oğuz Çetin, Engin İpekoğlu ve Raşit Çetiner’in sözleşmelerini feshettiğini açıkladı.
  • İsviçre Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu FC Sion’un Lozan, FC Thoune, FC Basel, FC Lucerne ve Grashopper maçlarında kazandığı puanları iade etti.

9 Aralık 2011 – Cuma

  • Kulüpler Birliği Vakfı toplantısının ardından Yıldırım Demirören ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar açıklamalarda bulundu. Aydınlar: “Şahıslarla ilgili kararı hemen vermek istiyoruz. Ancak kulüplerle ilgili kararımız sezon sonunda verilecek” diye konuştu.
  • Şike iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildi. Olgun Peker’in bir numaralı sanık olduğu dava 16. Ağır Ceza’da görülecek. İlk duruşma 14 Şubat’ta yapılacak.

10 Aralık 2011 – Cumartesi

  • Aziz Yıldırım iddianameyi “iddialar yığını” olarak adlandırarak gerçeklerin en kısa sürede ortaya çıkacağını açıkladı.
  • BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geri dönen Şike Yasası’na destek vermeyeceklerini açıkladı.

12 Aralık 2011 – Pazartesi

  • Bursaspor 0 – 2 Fenerbahçe
  • İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin şike soruşturması iddianamesinin kabulüyle tahliyelerine karar verdiği Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı, Teknik Direktör Tayfur Havutçu, Beşiktaş Protokol Müdürü Ahmet Ateş, İstanbul Büyükşehir Belediyesporlu futbolcular İbrahim Akın ve İskender Alın, Eskişehirspor Eski Sportif Direktörü Ümit Karan, Sivasspor kalecisi Korcan Çelikay ve Diyarbakırspor Eski Başkanı Abdurrahman Yakut Metris Cezaevi’nden çıktılar.

14 Aralık 2011 – Çarşamba

  • Cumhurbaşkanı Gül, 6222 sayılı yasadaki değişiklikleri onayladı.

15 Aralık 2011 – Perşembe

  • Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Sion kulübünün, UEFA Avrupa Ligi’ne tekrar dahil edilmesi yönündeki talebini reddetti.

16 Aralık 2011 – Cuma

  • Futbol Federasyonu Etik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Atalay, gündemdeki şike soruşturmasıyla ilgili incelemelerinin sürdüğünü belirtti.
  • Uzun süredir haftalık basın toplantılarını gerçekleştirmeyen Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, medyanın karşısına çıktı ve son günlerdeki gelişmeleri değerlendirdi. Güneş, Fenerbahçe’den hükümete, hukukçulardan taraftarlara kadar bir çok kesimi eleştirirken sert mesajlar verdi.
  • Fenerbahçe Spor Kulübü Trabzonspor’a karşı “Susuyoruz” başlıklı bir mesaj yayınladı.
  • Kayserispor Galatasaray’ın Amrabat’la kendilerinden habersiz görüşmesine tepki verdi: “Galatasaray, değişik sezonlarda oyuncularımız Gökhan Ünal, Mehmet Topuz, Ali Turan, Cangele ve son olarak da Amrabat’la birlikte etik olmayan, sözleşmesi süren futbolcularımıza çengel atıp, ayartmayı alışkanlık haline getirdi.”

18 Aralık 2011 – Pazar

  • Fenerbahçe 1 – 0 Trabzonspor
  • Fenerbahçe taraftarı Kadıköy’de “sandık” pankartı açtı.
  • Spor Toto Süper Lig’in yayın hakkına sahip olan Digitürk, 100 milyon doları aşan zararının giderilmesi için TFF ve kulüplerden olumlu yanıt alamazsa, mahkemeye başvuracak.
  • FIFA, İsviçre Futbol Federasyonu’nu uyardı, FC Sion sorununun çözülmemesi durumunda üyeliğinin askıya alınacağını açıkladı.

20 Aralık 2011 – Salı

  • Fenerbahçe Spor Kulübü Trabzonspor’a “Fenerbahçe Sahada Konuşur” başlıklı bir yanıt verdi.
  • TFF’nin Temmuz’da görevlendirdiği Etik Kurulu’nun kozmik odada 26 klasör belge inceleyerek hazırladığı şike raporu sızdırıldı.

21 Aralık 2011 – Çarşamba

22 Aralık 2011 – Perşembe

  • Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Fransa’ya tepki olarak Fransa futbol ve basketbol liglerindeki karşılaşmaları bahis oyunu İddaa bülteninden çıkardı.
  • Fenerbahçe Kulübü Başkan Vekili, “Sayın Aysal’la aramızda gergin bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Bu dönem çok karışık. Göreceksiniz, kısa süre sonra Galatasaray’ın da bizim desteğimize ihtiyacı olacak” dedi.

23 Aralık 2011 – Cuma

  • İtalya’da şike dalgası operasyonu sürerken, itirafta bulunan bir futbol organizatörü Galatasaray ile Bellinzona arasında oynanan UEFA Kupası 1. tur karşılaşmasında şike yapıldığını öne sürdü.

25 Aralık 2011 – Pazar

  • Fenerbahçe taraftarı Kadıköy’deki mitingde buluştu.

27 Aralık 2011 – Salı

  • Ünal Aysal “Ben Alper Potuk için Eskişehir’in istediği 5 milyon Euro’yu vereceğime, gider Arsenal’den yerinin en iyisi, hazır bir oyuncu alıp Türkiye’ye getirmeyi tercih ederim” dedi.

28 Aralık 2011 – Çarşamba

  • Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu 26 Ocak 2012 Perşembe günü TFF Olağanüstü Genel Kurulu yapılmasına karar verdi.

30 Aralık 2011 – Cuma

  • İsviçre Futbol Federasyonu, FIFA ile mahkemelik olan Sion kulübünün 36 puanının silinmesine karar verdi.
  • TFF’nin küme düşme cezasını düzenleyen 58. maddenin değiştirilmesi için olağanüstü genel kurul kararı alması, Sarı-Kırmızılı yönetimi küplere bindirdi. Başkan Ünal Aysal, başkan yardımcısı Adnan Öztürk’ü görevlendirdi. Öztürk, ilk toplantıda çok sert ifadelerle Kulüpler Birliği’nden ayrıldıklarını açıklayacak.

31 Aralık 2011 – Cumartesi

  • Sadri Şener, DHA’ya yaptığı açıklamada, “Kulüpler Birliği neden bizi savunmuyor. Sürekli olarak PFDK’ya sevk ediliyoruz. Buna tepki olarak biz de Kulüpler Birliği’nden ayrılmayı düşünüyoruz” diye konuştu.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 1 – (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 2 – (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 3 – (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 4 – (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 5 – (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 7 (Ocak 2012)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

HALUK ULUSOY DOSYASI – 3

leave a comment »

28 Mart 1998’de şampiyonlukta iddialı ekiplerden Trabzonspor, deplasmanda Altay ile 1-1 berabere kalırken en önemli kozlarından Tolunay, Galatasaray maçı öncesi 4. sarı kartını görerek cezalı duruma düşer. Sezon sonu Galatasaray’a transfer olacak olan Tolunay, kasıtlı olarak kart gördüğü şeklindeki iddialrı şiddetle yalanlar.

Galatasaray sahasında Samsunspor’u 2-1 yenerken hakem Metin Tokat, ilk dakikalarda Samsun lehine çok net bir penaltıyı vermez. Bu penaltıyla beraber Galatasaraylı Okan’a da kırmızı kart gerekmektedir.

2 Nisan 1998’de Trabzonspor maçı öncesi G.Saray Teknik Direktörü Fatih Terim, Disiplin Kurulu’na sevkedilir. Samsunspor maçında alan ihlali yaptığı belirtilen Terim, Trabzon’da sahaya çıkamayacaktır.

Başkan Faruk Süren,

“Okuma ve yazma bile bilmeyen gözlemcilerin raporlarıyla bizi yakmaya çalışıyorlar. Ama buna izin vermeyiz. Sadece korner çizgisine koşmuş. Onu da suya basmamak için yapmış. Böyle ucuz ve komik bir karar olmaz. Meğer Fatih hoca ne ağır bir suç işlemiş de bizim haberimiz yokmuş. Federasyon yanlış yapmış. Aksine kariyerini bitirmeleri gerekirdi. Hatta Ali Sami Yen Stadı’na O’nu asmalıydı. Böyle hafif ceza mı olur”.

3 Nisan 1998’de Futbol Federasyonu, G.Saray’ın hocası hakkındaki tedbir kararını kaldırır. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, yaptığı toplantıda G.Saray – Samsunspor maçının hakem, temsilci ve gözlemci raporlarını değerlendirir. PFDK, hukuk kurulu tarafından tedbirli olarak sevkedilen Fatih Terim’in tedbirinin kaldırılmasını ve soruşturmanın genişletilmesini kararlaştırır. Sarı – Kırmızılılar’ın teknik direktörü Trabzonspor maçında takımının başında sahaya çıkacaktır. Terim hakkındaki ceza dosyası önümüzdeki hafta içinde ele alınacaktır.

Faruk Süren’in iddia ettiği kadar basit bir olay için soruşturmanın neden genişletilmesi gerektiğini anlamak ise haliyle mümkün olmaz.

Beşiktaş Teknik Direktörü John Toshack’a ise basın yoluyla hakem Oğuz Sarvan’a hakaret ettiği belirlendiği için 30 gün hak mahrumiyeti ile cezası gelir. Toshack, Nisan ayı boyunca, G.Saray ile oynanacak kupa maçı dahil olmak üzere sahaya giremeyecektir.

Galatasaray deplasmanda Trabzonspor ile 1-1 berabere kalırken bitime 5 hafta kala Vanspor’u 4-1 yenen Fenerbahçe yeniden liderdir.

Galatasaray yönetimi Trabzonspor maçı hakemi Oğuz Sarvan’a büyük tepki göstermektedir. Galatasaray Basın Sözcüsü Ateş Ünal Erzen;

“Sarvan’a artık futbolcuların saygısı kalmadı. O’nun da futbolcuya saygısı yok. Giderek hırçınlaşıyor. Bütün televizyonlarda kadrolar dolmamışken kendine bir yer bulsun, yorumculuk yapsın. Hakemliği de hemen bıraksın”.

Kendisine bu sözlerden dolayı herhangi bir ceza gelmeyecektir.

Hakan Şükür;

“Sahada G.Saray ve Trabzonspor’un dışında, Fenerbahçe’yi de temsilen bir kişi vardı, o da Oğuz Sarvan’dı”.

Bu sözlere nasıl bir ceza geleceği merak konusudur.

Trabzonspor’a ise sahaya atılan davul tokmağı sebebiyle 500 milyon lira ceza gelmesi beklenmektedir.

Yeniden toplanan Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Galatasaray – Samsunspor maçında teknik alanı ihlal ettiği öne sürülen Fatih Terim’e ceza vermeye gerek duymaz.

11 Nisan 1998’de Çanakkale Dardanelspor’u 2-1 yenen Fenerbahçe’de kırmızı kart gören oyuncu bu kez Erol’dur. Sarı – Lacivertliler, Ç.Dardanelli Mapeza’nın, G.Saray’a karşı oynamamak için bilerek sarı kart gördüğünü ve cezalı duruma düştüğünü ileri sürerek tepki gösterirler.

Ertesi gün Altay’ı 6-1 yenen Galatasaray liderliği alır. Ali Aydın, maç golsüz berabere devam ederken 33 üncü dakika Altay’dan Serdar’ı, Hagi’nin kullandığı serbest atışta barajı bozması sebebilye oyundan atar.

Maçtan sonra hakem Ali Aydın’ın Hagi ve Hakan Şükür’ün formalarını aldığı iddiaları bu futbolcular tarafından yalanlanır.

Hakan Şükür, Altay maçından sonra formasını, karşılaşmanın orta hakemi Ali Aydın’a verdiği yönünde çıkan söylentilere sert tepki gösterir. “Resmen provokasyon yapılıyor. Hakemler Fenerbahçe’nin şampiyon olması için çalışıyor” diyen Hakan maç sonrası hakemin odasına gitmediğini ve forma vermediğini söyler.

Hakemlere yönelik demeçlerini içeren kasetlerin gönderilmesini talep eden Futbol Federasyonu, bu doğrultuda durum değerlendirmesi yapacak ve gerek duyduğu takdirde bu futbolcuyu Disiplin Kurulu’na sevkedebilecektir. Hakan Şükür’ün bu nedenle ceza alabileceği ve bunun en az 2 maç oynamama şeklinde olması beklenmektedir.

Galatasaray yönetimi ise futbolcusunun aksine, hakemin forma istemediğini net olarak reddetmez.

Faruk Süren;

“Dünyanın her yerinde yıldız futbolculardan forma istenir. Ne yani, hakem, Hakan ve Hagi’den forma istemeyecek de, boksör kılıklı Altaylı Orhan’dan mı isteyecek. Kaldı ki, Beşiktaş Teknik Direktörü Toshack da, Hagi’den formasını istedi. Dortmund maçını yöneten hakem bile Hagi’nin formasını aldı.”

Teknik Direktör Otto Bariç;

“Başka hiç bir ülkede hakemlerin maç sonuçlarını bu kadar etkilediği lig yok. Haksız yere alınan galibiyetler şampiyonluk yarışını etkiliyor. Bunun devamı gelmez”.

Fenerbahçe Genel Sekreteri Köksal Özbek;

“Sabrın da bir sınırı var. Hakemler bazı kulüplere sempati duyabilir ama maça çıktığında bunu bir kenara bırakmalı. Fenerbahçe camia olarak şampiyonluğa inanmış ve hazırdır. Başka yöntemlerle şampiyonluğu elimizden alamazlar. Merdivenleri teker teker çıkmak gerekir. Atlayarak çıkarsan tökezlersin. Ortada maddi – manevi doping olabilir. Federasyon bunu takibe almalı”.

Aziz Yıldırım;

“Göreve geldiğimiz günden bu yana spora anarşi bulaşmaması için çaba harcadık. Ama bizi pasifize etmek istediler. Fenerbahçe üzerine oyunlar oynanmaya başladı. Ankara’da Şekerspor maçıyla başlayan komedi Altay maçıyla devam etti. Şekerspor maçında G.Saray kalecisi oyundan atılmalıydı. Samsunspor maçında 5. dakikada Okan’ın atılması ve penaltı çalınması gerekirdi. Altay maçında Ali Aydın G.Saray lehine kararlar verdi. Ve üç maçta 9 puan kazandılar. Özellikle Altay karşılaşmasında G.Saray şaibeli bir galibiyet elde etmiştir.

Hakemler sahada adalet dağıtmak zorundalar. Geçmişe baksınlar. A.Gücü 8 – 0, Eskişehir 2 – 1 ve İstanbulspor 3 – 2 maçlarını hatırlasınlar. Ayhan Yücebilgiç ve Metin Tokat gibi hakemlerin G.Saray maçlarına verilmesini istemiyoruz. Maçlarda doping kontrolü yapılmalı. MHK Başkanı Hilmi Ok’a güvenimiz tamdır. Fenerbahçe’nin maçları mutlaka TV’den yayınlanmalıdır. Şampiyon olduğumuzda spekülasyon yapılmasını istemiyoruz. Çünkü G.Saray’ın gözü kararmış”.

Galatasaray yönetimi forma konusunda net bir yorum yapmaz, Hakan Şükür ise kesinlikle forma vermediğini iddia ederken yan hakemlerden gelen açıklama kafaları iyice karıştırır.

Sürhat Müniroğlu ve Burhan Mermer, G.Saray-Altay maçı sonrasında forma aldıklarını kabul ederlerken orta hakem Ali Aydın’ın forma istemediği ortaya çıkar. MHK üyeleri Talat Tokat ve Bülent Yavuz’un ortaklaşa yürüttükleri soruşturma sonucunda, iki yardımcı hakem G.Saray forması aldıklarını kabul ederler.

Karşılaşmanın bitiminde Hagi’nin yanına giden Burhan Mermer, bu oyuncudan formasını ister. Benzer bir talebi, diğer yardımcı hakem Müniroğlu, Hakan Şükür’e yapar. Ayrıca, karşılaşmanın gözlemcisi ve MHK üyesi Salih Türktunç ile maçın temsilcisi Hüdai Doğan da forma talebinde bulunurlar. Hakemler ve gözlemci ile temsilci soyunma odasına gittikten sonra, hakemlerin yanına gelen Hakan Şükür 9 numaralı formasını verir. Ardından 13 ve 18 numaralı formalar da hakemlerin odasına gelir. Bu formalardan birisini alan Türktunç, hakemlerin de aldığını görünce telaşa kapılıp, formaları top toplayıcı çocuklara verirken. Doğan ise aldığı formayı yanında götürür.

Her iki hakemin 3 ila 6 ay arasında hak mahrumiyeti cezası alması ve Müniroğlu’nun FIFA kokartının da sökülmesi beklenmektedir.

17 Nisan 1998’de Beşiktaş Teknik Direktörü Toshack, Fulya’da bir basın toplantısı yapar, ilginç ve çarpıcı açıklamalarda bulunur:

“G.Saray’ın 5 maçını izledim. Her nedense hiçbirinde rakipleri maçı 10 kişi tamamlayamadı. Bu ne tesadüf. Özellikle Altay maçı bir G.Saraylı adına utanç verici. Şahsen ben G.Saraylı olsaydım utanıp, maçı terk ederdim.
Bazı futbolcular hakemler tarafından kollanıyor. G.Saraylı futbolcular hakemin üzerine yürüyor, çıt yok. Rakip takımdan birine en ufak şeyde kırmızı kart çıkıyor. Hagi hakemlere karşı sürekli konuşuyor. Ama korunuyor.
Sezon başından bu yana herkes hakemlerden konuşuyor. Sürekli eleştiriler getiriliyor. Oysa ben iki kez konuştum, ikisinde de ceza aldım. Benden başkasına bir şey olmuyor. Nedenini anlayamadım. Bu durumda mağdurum.”

18 Nisan 1998’de Dardanelspor’u deplasmanda 2-1 yenen Galatasaray, ertesi gün oynanacak olan Fenerbahçe maçını beklemeye koyulur. Fenerbahçe’nin Antalya deplasmanında aldığı 1-1’lik beraberlik sonucu aradaki puan farkı 2’ye çıkmıştır.

22 Nisan 1998’de Galatasaray’da, Profesyonel Futbol Disilpin Kurulu tarafından, Altay maçındaki hareketleri nedeniyle Filipescu’ya iki maç oynamama cezası verilmesi büyük tepki alır.

Cezaya karşı çıkan Galatasaray Yönetimi Tahkim Kurulu’na başvururken, yönetici Mustafa Sarıgül “Filipescu’ya Altay maçındaki hareketleri gerekçesiyle iki maç ceza verenler Rumen futbolcunun aynı maçta dudağının patladığını görmediler mi? Kimse bunlara ses çıkarmıyor. Bize büyük bir haksızlık yapılıyor.”

Ertesi gün Filipescu’ya iki maç ceza veren Disiplin Kurulu, bu kez Hakan Şükür’ü gündeme alır. Sarı – Kırmızılı futbolcunun Trabzon maçı sonrası hakem Oğuz Sarvan’a yönelik “Fenerbahçe’nin şampiyon olmasını istiyor” şeklindeki sözlerinde suç unsuru bulan kurul, Hakan’a bir maç ceza verir

Karar, G.Saray’da büyük tepkiyle karşılanırken Başkan Faruk Süren, basın toplantısı düzenler;

“Çirkin bir olay. Disiplin Kurulu, at yarışlarındaki gibi Handikap Kurulu’na döndü. Hızlı koşmayalım diye ağırlık koyuyorlar”.

Asbaşkan Ergun Gürsoy;

“Federasyon ve kurulları kanunları uygulamazsa birilerinin uşaklığını yapmış olurlar. Oldu olacak Hagi’ye de, hatta bana da ceza versinler”.

Sarı – Kırmızılılar, bu arada karara itiraz ederler ve bunu aynı akşam Türker Aslan’ın başkanlık yaptığı Tahkim Kurulu’na yetiştirirler. Tahkim Kurulu, yaptığı toplantıda Türkiye’de bir ilki gerçekleştirir ve Hakan Şükür’ün konuşmalarında suç unsuru bulunmadığını belirterek 3’e karşı 2 oyla cezayı kaldırır. Kurul, ayrıca Filipescu için de yürütmeyi durdurma kararı alır. Buna göre her iki futbolcu da Kayserispor maçında forma giyebilecektir. Hakan’ın cezası tamamen kaldırılırken, Filipescu’nun durumu bir sonraki toplantıda ele alınacaktır.

Bu kez Fenerbahçe ateş püskürür. Başkan Aziz Yıldırım;

“Böyle rezalet görmedim. Türkiye’de hukuk falan bırakmadılar. Bari şampiyonu da ilan etsinler de herkes rahatlasın”.

Nisan 1998’de Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım naklen yayın kaosuna çözüm bulunabilmesi için Başbakanlık Teftiş Kurulu’na başvurur.

Medyadaki baş Ulusoy muhalifi Şeren 28 Nisan 1998 tarihli yazısında

Geçenlerde Haluk Ulusoy’un nasıl Futbol Federasyonu Başkanı olduğunu yaşmıştım, sonra yazdığım yazıyı defalarca okudum. Yazım şöyle bitiyordu: Haluk, Futbol Federasyonu Başkanlığı koltuğu sana bol geliyor. Kendi kendime “Acaba haksızlık mı ettim?” diye düşündüm. Ama bugün bakıyorum, az bile yazmışım.

demektedir. Şeren 7 Mayıs 1998 tarihli yazısında ise, sürekli muhalafet edeceği yabancı oyuncu sınırlamasını gündeme getirecektir. Profesyonel Futbolcular Derneği Başkanı Şeren’in, yabancı oyuncu sayısının kısıtlanmasını talep etmesi normaldi gerçi, ama Şeren Ulusoy’u her yönden eleştirmeye devam eder:

Gelelim ikinci konumuza… Şenes Erzik federasyonu giderayak şöyle bir karar aldı: Bu yıl dört yabancı oynayacak ve giderek bu dört yabancı azaltılacak. Yani 1998-99 yılı üçe inecek, daha sonra da kademe kademe imkan nisbetinde yabancı oyuncu kısıtlanacak. Şimdi Kulüpler Birliği bir karar aldı. ‘‘Yabancı oyuncu serbest bırakılsın’’ deniyor. Tabi bu hoşlarına gidiyor.

Başı çekenler yine aynı kulüp başkanları; İlhan Cavcav ve Celal Doğan. Gaziantepspor’da ben bu yıl dört yabancı oynadığına pek şahit olmadım. Bir veya iki oynamıştır. Gençlerbirliği’nde de öyle. Yabancı oyuncuyu savunan İlhan Cavcav’ın Gençlerbirliği, küme düşme potasından Kemalettin’in Şekerspor’a attığı son dakika golüyle kurtuldu. Bu mu yabancı futbolcuların katkısı Türk futboluna?

Bursaspor Baliç’in fiyatına 10 milyon dolar diyor. Ankaragücü Hasan Şaş için 4 milyon dolar istiyor. Bu fiyatları futbolcular mı artırıyor, yoksa kulüp yöneticileri mi? Şimdi bunları tartışalım. Yabancı oyuncu Popescu’nun G.Saray’a maliyeti 8.5 milyon dolar. Popescu’ya verilen yılda 2 milyon dolar. Şimdi, Hakan Şükür çıkıp da, ‘‘Ben 1 yıl için 2 milyon dolar istiyorum’’ derse haksız mı olur? Türk futbolcusu çok mu para istemiş olur? Liglerde bütün takımların kadrolarına bakın.

Dört futbolcu diye veryansın edenler, ön plana çıkanlar kadrolarında asla dört futbolcu bulundurmamışlardır.

Bir sürü yabancı; arap, beyaz gelmiş gitmiş, dolarları götürmüşlerdir. Lutu nerede? Letchkov nerede? Salenko nerede? Misse Misse nerede? Ve daha nice yabancı futbolcu nerede?

Haluk sen, tekrar edeyim, Türk Futbol Federasyonu’nun başkanısın, kulüplerin değil? Yani kulüpler, artı futbolcular, artı hakemler, artı antrenörler, artı amatör konfederasyon. Sakın ha unutma! Ve bu iki ihaneti Türk futbolunda gerçekleştirip, hain olma.

Kulüp yöneticileri gününü gün etmek istiyor, kendilerini düşünüyorlar Türk futbolunu değil. Artı sen, Türk futbolunun milyarlarını sokağa atamazsın, daha doğrusu atmamalısın. Atarsan Türk futbolu senin yakana sarılır.

30 Nisan 1998’de Başkan Haluk Ulusoy’un harabe halinde olmasına rağmen kiralattırdığı ve federasyonu 2 trilyonluk yükün altına soktuğu Riva’daki otel binasının bir bölümü yenilenmesi için ihaleye çıkarılır. Federasyon bunun için 185 milyar lira bedel saptar. Aynı yerde federasyonun mükemmel tesislerinin olmasına rağmen yapıldığı 8 yıldan bu yana çivi bile çakılmayan otel binası için trilyonlara ihtiyaç bulunmaktadır.

3 Mayıs 1998’de sahasında İstanbulspor’u 4-1 yenen Galatasaray, Fenerbahçe’nin ligin ilk yarısında 7-0 yendiği Şekerspor’la Ankara’da berabere kalması üzerine şampiyonluğa ulaşır.

7 Mayıs 1998’de Başbakanlık konutuna önceki gün Galatasaray bayrağı asan, Başbakan Mesut Yılmaz’ın küçük oğlu Hasan, takımı kupayı kazandıktan sonra havai fişekli kutlama yapacağını ve bayrağı kesinlikle indirtmeyeceğini söyler,

“Bu dinamitler gerçek gibi patlıyor. Ben de cimbomun şerefine dinamit atacağım. Ben köküne kadar Galatasaraylıyım. Şampiyonluğumuzdan büyük mutluluk duyuyorum. Babam da Galatasaraylı. Şampiyonluğumuzun şerefine dinamitleri patlatıp, havai fişek atacağım. Bayrağın asılmasına babam izin verdi. Galatasaray’ı o da seviyor.”

8 Mayıs 1998’de Futbol Federasyonu Basın Sözcüsü Hadi Türkmen, “Transfer statüsü ve yabancı oyuncu sayısını 14 Mayıs‘da Ankara’da yapacağımız toplantıda belirleyeceğiz. Kulüpler Birliği’nin görüşleri alınmıştı. Ankara’daki toplantıda kulüp başkanlarıyla da görüşeceğiz” açıklamasını yapar.

Aynı tarihte çiçeği burnunda tarafsız TFF Başkanı Haluk Ulusoy, bir yerel TV’de “Futbol Federasyonu başkanlığından ayrıldıktan sonra, kamuoyunun da isteği olursa, Trabzonspor’a başkan adayı olabilirim” demekle meşguldür.

Haziran 1998’deki TFF Olağan Mali Genel Kurulu da Şeren’in gündemindedir:

28 Mayıs 1998 – Haluk’un riyasetinde çirkin oyunlar (Turgay Şeren)

Haziran’ın ilk haftasında Türkiye Futbol Federasyonu’nun olağan mali genel kurulu var. Zira yasa öyle istiyor. Buna rağmen olağan genel kurula bir de olağanüstü eklendi. Yani olay şu; önce mali genel kurul yapılacak, ibra edilecek veya edilmeyecek, ki ibra edilmemesi dahi söz konusu olabilir. Çünkü bir taş yığınına, defalarca yazılmasına, defalarca çizilmesine ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun bir ‘‘otel onarıcı’’ kuruluş olmadığı izah edilmesine rağmen, Haluk bu onarımı başlatmış. İlk fırsatta 55 milyar gidiyor. Daha sonraları iddia ediyorum, 1 trilyondan fazlası gidecek. Artı buraya 100 ila 150 kişilik personel lazım. Artı bu tesisin ısıtılması için gökten hortumla mazot inmesi gerek. Dikkat Haluk, bu iş senin başını yakabilir.

Tahkim seçimi

Gelelim olağanüstü genel kurulun iki maddesine… Birincisi, Tahkim Kurulu’nun yenilenmesi. Bu Tahkim Kurulu’nu bugün Futbol Federasyonu’nun başında ve en sonunda olan kişiler seçti. Tahkim Kurulu, Futbol Federasyonu’nun her aldığı karara uymak zorunda olan kuruluş mudur? Rahmetli Turgut Özal’ın yanındaki kişilerden biri olarak isyan ediyorum. Profesyonel futbolu mahkemelerden kurtardık, şimdi beğenmiyoruz. Ve Haluk Ulusoy dolayı olarak imza toplatıp, Tahkim Kurulu nosyonunu yok etmek istiyor. Sen nasıl Futbol Federasyonu’sun Haluk?

MHK seçimi

Gelelim MHK seçimine… Şimdi ayaklarınızı sıkı basın. Bundan 10 gün önce Haluk Ulusoy imzalı Hilmi Ok’a bir teşekkür mektubu gelir. İçeriği şöyledir: “Sayın Hilmi Ok ve Sayın MHK üyeleri, sizleri bu yılki performansınızdan, hakemlerimizin sahada çaldığı düdüklerden dolayı tebrik ederiz. Önümüzdeki yıl da bu başarınızın devamını bekleriz.” Ve şimdi Tahkim Kurulu tek başına seçim konusu olmasın diye arkasına MHK’yi de ekliyorsun Haluk. Ve diyorsun ki: “Siz merak etmeyin MHK, Tahkim Kurulu seçimi yapılacak ama sizin seçim için gerekli oyu toplattırmayacağım.” Bu nasıl şey be Haluk? Bu nasıl Futbol Federasyonu yönetimi? Bir kahvedeki dernek böyle yönetilmez Haluk.

Lisans vizesi

Gelelim bu yılki lisans vizesinde olacak kepazeliklere… 1 Haziran’da başlayacak bu vizeler için federasyonun aldığı bir karar var. Antrenörlere ve futbolculara borçlu olan kulüpler lisans işlemlerini yaptıramazlar. Yaptırmaları için bu borçların futbolculara ve antrenörlere ödenmesi şarttır. Ama duyuyorum, Futbol Federasyonu’nun her bir üyesi bir kulübe yaranmak için borçlar ödenmeden bu vizelerin yapılması için çalışıyorlar. Bu ayıp. Haluk, içim yanarak doğrusunu söylüyorum. Sen ve senin kurulundaki tüm arkadaşların Türk futbolunu çok çirkin noktalara getirdiniz ve getirmekte de ısrarcısınız. Ama Türk futbol kamuoyu bu kadar duyarsız değildir. Bunu sakın unutma Haluk!

Naklen yayın konusunda Fenerbahçe’nin talebi doğrultusunda karar veren Tahkim Kurulu anlaşılan Ulusoy’u kızdırmıştır. Mali Kurul’da apar topar Tahkim’i değiştirmenin yollarını aramaktadır Haluk Ulusoy. Şeren de haklı olarak sorar “Tahkim Kurulu, Futbol Federasyonu’nun her aldığı karara uymak zorunda olan kuruluş mudur?

Haluk Ulusoy’un bünyesindeki kurumlara (PFDK, Tahkim, MHK vb) nasıl baktığının ve nereye kadar özgür bıraktığının ipuçlarıdır burada yaşanan.

Son günlerdeki (Ocak 2007) MHK açıklamalarını hatırlıyor musunuz? Çulcu iki günde bir “Haluk Bey bana karışamaz, ceketimi alır giderim” yollu açıklamalar yapıyor. İnanalım mı sayın Çulcu?

16 Mayıs 1998’de TFF Ankara’da 2.5 saat süren Yönetim Kurulu toplantısında yabancı oyuncu sayısının dört olarak devam etmesine karar verir.

G.Saray yönetimi, sayısız yabancının kabul edilmemesine büyük tepki göstermezken Trabzonspor Asbaşkanı Hikmet Onur ise “Bizim talebimiz de dört yabancıdan yanaydı. Sınırsız yabancı talebi Türk futbolu için ölüm olurdu” der. Beşiktaşlı yöneticiler “Bizim için fazla birşey farketmiyor. Dört yabancı olması yine de iyi bir uygulama. Bütün hakkımızı kullanacağız” şeklinde konuşurlerken karardan memnun olmayan Fenerbahçe Basın Sözcüsü Nuri Tuna, “Yanlış bir karar. Türkiye’deki bonservis fiyatları çıldırdı. Bizce tamamen serbest bırakılmalı” der.

22 Mayıs 1998’de Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Özerten’in, bu kez de kardeşi ve kendi işyerinde çalışan muhasebecisini federasyon temsilcisi yaptığı ortaya çıkar.
Ufuk Özerten’in, kardeşi ve işyerinde çalışan muhasebecisini federasyon temsilcisi yaptığı, sezonun en önemli iki maçı Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupasında görevlendirdiği belirlenir.
Federasyon tarafından temsilci atama yetkisi verilen Özerten, son olarak 14 Mayıs tarihinde Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında oynanan Başbakanlık Kupası maçında Orhan Turgutkan’ı görevlendirirken sezonun en anlamlı kupası olan Cumhurbaşkanlığı müsabakasına ise kardeşi Engin Özerten’i atamıştır.

İlgili yazılar:

Haluk Ulusoy Dosyası – 1

Haluk Ulusoy Dosyası – 2

Haluk Ulusoy Dosyası – 4

Haluk Ulusoy Dosyası – 5

Haluk Ulusoy Dosyası – 6

Haluk Ulusoy Dosyası – 7

Haluk Ulusoy Dosyası – 8

Haluk Ulusoy Dosyası – 9

Haluk Ulusoy Dosyası – 10

Haluk Ulusoy Dosyası – 11

Haluk Ulusoy Dosyası – 12

Haluk Ulusoy Dosyası – 13

Haluk Ulusoy Dosyası – 14

Haluk Ulusoy Dosyası – 15

HALUK ULUSOY DOSYASI – 2

leave a comment »

18 Şubat 1998 tarihindeki bir haberde Ulusoy’un ilk yolsuzluk sinyalleri vardır:

Haluk Ulusoy’un Federasyon Genel Kurulu’nda kendi adına kalan dokuz kişinin faturasını devlete ödettiği ortaya çıktı.
Ankara Sheraton Oteli tarafından federasyona gönderilen faturanın toplam bedeli 10 milyar 914 milyon 289 bin 640 lira!..
007247 nolu fatura dökümü ise hayli ilginç.. Çünkü sadece federasyon başkanı Haluk Ulusoy için 9 ayrı özel oda kiralanmış! Ulusoy adına tutulan bu özel odalar için harcanan para ise tam 2 milyar 279 milyon 703 bin lira..
Genel kurul sırasında toplam 141 oda kullanılırken 104 delege birer gece konakladı. Otelin verdiği ücret kişi başı tam pansiyon 12 milyon 505 bin lira.. 104 delegenin bir gece konaklaması sonucu otele ödenmesi gereken miktar 1 milyar 300 milyon lira..
Delege olmayanların odaları da eklendiğinde ödenmesi gereken rakam 1 milyar 762 milyona çıkıyor.. Ancak federasyon devletin malı deniz mantığı ile tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı olduğu, halkın parasını çarçur edince bu fatura bir anda 10 milyar 914 milyon liraya fırladı.
Bu arada federasyonun bir işgüzarlığı daha ortaya çıktı.. Federasyon ikinci lig maçlarını hiçbir ihale açmadan TRT’ye vererek büyük bir usulsüzlük yaptı.

19 Şubat 1998 tarihinde Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner, federasyondan konunun incelenmesini istediğini açıklar. Ayrıca federasyon, üzerinden iki ay geçmesine rağmen, Sheraton Oteli’ne ekstra harcamaların delegelere fatura edilmesi için talimatını yeni yollamıştır. Otel’in yazıya tarih atılması talebi “Lütfen bu yazıyı tarihsiz kabul edin” sözleriyle geri çevrilir.

İsrail’de bulunan Başkan Haluk Ulusoy ile gün boyu telefon trafiğine girişen Futbol Federasyonu, acil olarak Ankara’ya bir muhasebe elemanını da gönderir.

“Ekstra rezaletiyle” ilgili bir başka gerçek daha ortaya çıkar. Federasyonun Genel Kurul öncesi yayınladığı ve tüm üyelere gönderdiği genelgede, otelde kimlerin kalabileceği, ekstra ödemelerin delegeler tarafından yapılacağının açıklanmasına rağmen, Başkan Ulusoy dahil pekçok delegenin bu uyarılara kulak asmadığı belirlenir.

Öte yandan Futbol federasyonunun 1997 – 98 yılı bütçesinde genel kurul harcamaları için öngörülen 22 milyar liranın şimdiden tüketilmiştir.

Bu dönemde Ulusoy’a en ciddi muhalefeti Turgay Şeren yapmaktadır.  Bakalım Şeren 20 Şubat 1998 tarihli yazısında neler demiş:

Ulusoy nasıl başkan oldu?

Futbol Federasyonu uygulamaları ile toplumun her kesiminden büyük tepki alıyor. İşte bu federasyonun başkanı Haluk Ulusoy’un göreve gelişinin perde arkasını yazarımız Turgay Şeren araladı.

5 BEDEN BÜYÜK
Haluk Ulusoy, rüyanda bile göremeyeceğin federasyon başkanlığı apoletli bir elbise giydin. Aynaya bak, bu elbisenin sana 5 beden büyük geldiğini göreceksin.

RİCACILAR KİMDİ
Mete Kılıç istifa ettiği zaman, ‘‘Mete Bey istifanı geri al. Haluk iki aylık geçici başkan kalsın. Genel Kurul’da seni destekleriz’’ sözü nerede verildi? Ricacılar kimdi?

ODADA NELER OLDU
Alp Yalman, Kaya Çilingiroğlu başkanlık için yarışırken Özkan Sümer, sen, Cengiz Eltutar ve İsmail Dilber, Sheraton Oteli’ndeki odanızdan niçin çıkmadınız?

TAYİNLE BAŞKAN OLMAM!
Federasyon toplantısı sırasında bas bas bağırıp, ‘‘Ben Özkan Olcay gibi tayinle federasyon başkanı olacak insan değilim’’ diyen sen değil miydin?

Uzun zamandır Türkiye Futbol Federasyonu ile ilgili konuları gündeme getirmek istemedim. Zira, boyutlar değişikti. Konu Türk Futbolu değildi. Gereksiz ve amaçsız bir kavganın içinde olmak bana ters geldi. Ancaaak, bugünlerde Türkiye Futbol Federasyonu’nun yapısı, tavrı, futbolumuzu nereye götürür tartışması, Türkiye Futbol Federasyonu var mı yok mu diye endişeler duyulması ve büyük ölçüde silik kalışı, beni bu yazıyı yazmak mecburiyetine itti.

Biraz gerilere gitmek istiyorum. Alp Yalman ve Kaya Çilingiroğlu’nun yarıştığı bir federasyon seçimi var. Hatırlayın bu seçim 152 kişinin toplanamaması nedeniyle yapılamadı. Otel paraları, ekstralar, delegelerin geliş gidişleri, çekilen manevi eziyetler, seçim öncesi çalışmalar, hepsi sıfır oldu. Neden? Onu da anlatayım. Futbol Federasyonumuzun o günkü 4 üyesi seçim salonuna girmedi. Hepsi de Ankara’daydı. Hepsi de Sheraton otelindeydiler. Kimdi bunlar? Asbaşkan Özkan Sümer, Federasyon üyeleri Cengiz Eltutar, İsmail Dilber ve şimdiki Federasyon Başkanımız 130 küsür oy farkla başkan oldum diyerek kasılan ve bununla iftihar eden Haluk Ulusoy kardeş. O gün Türk Futboluna bu ihaneti yapan bu 4 kişi bugün Türk Futbolunu yönetiyorlar. Özkan Sümer, belki federasyonda değil. Ama federasyonunun oluşturduğu 3-4 tane kurulun içinde Özkan Sümer de var. Yani o da olayın içinde.

Bu hatırlatmayı niye yaptım, zaman zaman Türk futbolunda liderlik vasfına sahibiz diye ortaya çıkanların, o gün neler yaptığını ve Türk Futboluna maddi, manevi ne kadar zarar verdiklerini hatırlatmak için. Şimdi bu arkadaşlar ve diğerleri etraflarına harbi kazanmış kumandan gibi tepedan bakabiliyorlar. Belki de alkışlanıyorlar. Ama aklı başında Türk Futbolunu düşünenler için bir utanç tablosunu hatırlatıyorlar. Bugünkü Futbol Federasyonu Başkanımız Haluk Ulusoy bu göreve nasıl geldi? Şimdi biraz da onu deşelim.

Yapılan normal seçimde Abdullah Kiğılı kardeşimiz Alp Yalman’ı geçti. Herkes biliyor. Ben ve arkadaşlarım reylerimizi Alp Yalman’a verdik. Galatasaray da başkanlık yapmış, yıllar yılı yönetiminde bulunmuş bir Galatasaraylı’nın dışında bir isme rey vermemiz mümkün değildi. Kiğılı da kardeşimizdir. Ama Faruk Süren ve arkadaşlarının dışladığı Alp Yalman’a bizim sahip çıkmamız kadar doğal bir şey yoktu.

Kiğılı seçimi kazandı. Onu kucakladım. Türk Futbolu’na büyük şeyler verebileceğine inancım vardı. Hala da var. Ama ne oldu? Tahkim Kurulu’nun aldığı bir karar, Fenerbahçe- Kocaelispor maçında yaşanan naklen yayın olayları, Televizyon ekranının bir kararması, bir açılması, güvenlik kuvvetleri ile stad görevlilerinin adeta çatışması, Kiğılı’yı istifa noktasına getirdi.

Kiğılı dört dörtlük bir insandır ve Futbol Federasyonunda Şenes Erzik’in yanında tam 7 yıl görev yapmıştır. Hem de çok hassas bir konu olan Mali İşler Direktörü olarak. Bu süre içinde en ufak bir sorun çıkmamıştır. Hani bugün gazeteler yazıyor. Genel Kurul üyelerinin, özellikle bugünkü Federasyon Başkanımız Haluk Ulusoy’un yaptığı harcamaların federasyon tarafından ödendiğini apaçık ortaya koyuyorlar. Ben şahidim, Erzik Federasyonu devrinde 1 tek kuruş, bu tip fazla ekstra para Sheraton oteline ödenmemiştir. Ekstra yok mudur? Elbette o zaman da vardır. Ama bu ekstralar, federasyonun içindeki üyeler tarafından kapatılmıştır. Ve bu kapatma işleminde de Şenes Erzik, Abdullah Kiğılı ve Ayhan Bermek başı çekmişlerdir.

Gelelim Abdullah Kiğılı’nın istifasına. Kiğılı, Futbol Federasyonu’ndaki arkadaşlarıyla yaptığı toplantıda ‘‘Beyler, bu naklen yayın olayı ve Tahkim Kurulu kararları bizleri çok zor duruma soktu. UEFA bir taraftan, havuza dahil Anadolu Kulüpleri diğer taraftan, başka bir naklen yayın kuruluşu ile mukavele yapan Beşiktaş ve özellikle Fenerbahçe başka bir taraftan bizleri paramparça ediyor ve işin içinden çıkılmaz durumlara sokuyorlar. Ben istifa edeceğim. Biz bir grup olarak geldik. Sizleri bilmem’’ deyip Mete Kılıç’a şu soruyu sorar ‘‘Siz ne düşünüyor sunuz Mete bey?’’ Kılıç’ın cevabı kesindir ‘‘Ben de istifa ederim’’ Mete Kılıç sözünü bitirmeden diğer Asbaşkan Haluk Ulusoy atlar ve der ki, ‘‘Ben Özkan Olcay gibi tayinle Federasyon Başkanı olacak insan değilim. Siz istifa ederseniz, benim de istifam uygulanmaya geçer.’’

Abdullah Kiğılı bildiğimiz gibi istifa etti. Ama ne yazık ki, beraber geldiği arkadaşları ona ihanet ettiler. Hepsi Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu sandalyelerine sıkı sıkı yapıştı. Önemli olan o sandalyede oturmaktı. Türk Futboluna hizmet etmek ne demekti. Ve işin en acısı neydi biliyor musunuz? Abdullah Kiğılı listesinden seçilenlerin hiçbirisi aradan aylar geçmesine rağmen, Abdullah Kiğılı’yı kerhen dahi aramadılar. Şimdi bu vefasız, sevgi ve saygıdan yoksun kişiler Türkiye Futbol Federasyonu’nun yönetimindedirler. Bunu anlamak mümkün değildir.

Kiğılı’nın istifa ettiği dönemde Spor Bakanı Yücel Seçkiner Küba’dadır. Yerine eskiden Spor Bakanlığı yapmış, doğrusu benim de çok takdirimi kazanmış, çok sevdiğim, şu andaki Tarım Bakanı Ersin Taranoğlu Spor Bakanlığı’na vekalet ediyordu. Ne olduysa oldu. Kiğılı’nın istifası 1 saat içinde kabul edildi. Aynı zaman içerisinde Haluk Ulusoy’un Federasyon Başkanlığı’na atandığı Ersin Taranoğlu, imzasıyla futbol kamuoyuna duyuruldu. Şimdi ben Haluk Ulusoy’a sormak isterim. Hani sen tayinle Futbol Federasyonu Başkanı olmazdın? Kiğılı’ya bu yanlışı nasıl yaptın Ulusoy? Sen ve arkadaşların Kiğılı’nın ekibisiniz. Demek ki, sizler için Kiğılı Mığılı mühim değilmiş. Mühim olan Futbol Federasyonu Binası kapısından içeri girmekmiş. Ondan sonrası Allah Kerimmiş.

Birinci Başkan Vekili Mete Kılıç, bunu hazmedemiyor tabi istifa ediyor. Araya ricacılar giriyor. ‘‘Mete bey Allahını seversen istifanı geri al. Haluk 2 aylık geçici başkan kalsın. Yeni genel kurulda seni destekleyeceğiz’’ deniyor. Bu sözlerin bir aile meclisinde söylendiği ve Mete Kılıç’a garanti verildiği yalan mıdır Ulusoy?

Bu sözler yalan değilse neden gerçekleşmedi? Tabii aynı soruyu Mete Kılıç’a da sormak lazım. Sana verilmiş sözler yerine getirilmediği halde neden hala Asbaşkanlık koltuğunda oturuyorsun?. Neler değişti, ne gibi olaylar oldu da tam siper oldun.

Mustafa Kefeli ile birlikte çıktığı yarışta Ulusoy için tüm Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri yolllara düştü. Hem de Futbol Federasyonu’nun resmi ve antetli kağıtlarıyla, tüm delegelere (Ben de dahil) içlerinden biri olan Haluk Ulusoy’u başkan olarak destekledikleri ve bu uğurda çalışma yaptıklarını içeren mektup gönderdiler. Bu hiç olacak bir şey değil. Alışılmış da değil. Acaba, Ulusoy kazanmasaydı da Mustafa Kefeli başkan olsaydı da Ulusoy’un arkadaşları istifa ederler miydi? Hiç sanmıyorum. Tıpkı Abdullah Kiğılı’daki senaryo tekrarlanıyordu. Mustafa Kefeli ile birlikte el bebek gül bebek federasyon koltuklarında otururlardı. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Ulusoy devri Futbol Federasyonu’nda bir ulufe dağıtma devri olarak hatırlanacak. Seçimlerde büyük destek olan ve 150 delegeli yarım kalan seçimin yapılmamasında başrolü oynayan Özkan Sümer, Futbol Federasyonu’nun çeşitli komitelerinde var. Tabii ki, bir diyet ödenecek. İsmail Dilber ile birlikte, Yurtdışı Teşkilatlandırma Kurulu’nda isimleri var. Kendilerinin futbol bilgilerine diyeceğim yok. Benim merak ettiğim hangi lisanda konuşacaklarıdır. Abdullah Kiğılı’nın başına gelen vefasızlık örneğini Şenes Erzik de yaşamıştır. Erzik Futbol Federasyonu’ndan ayrıldıktan sonra onu bir kez aramak ne Ulusoy’un aklına gelmiştir, ne de ekibinin. Ama, UEFA söz konusu olunca UEFA’nın yayınla ilgili konuları gündeme gelince Erzik, apar topar aranmış ve destek beklenmiş. Herhalde, Ulusoy’un tercümanlığını da Erzik yapmış olmalı.

Son Trabzon – Fenerbahçe olayına şöyle Ulusoy ile birlikte bir göz atalım. Federasyon başkanımız daha olaylar tetkik halindeyken ‘‘Bariç’i magnumla mı vurdular ki, 3 metre ileriye düştü’’ diyor. Bu olmadı Ulusoy. Bir Federasyon Başkanı kendisine yakışmayacak kabadayı edasıyla bu konuşmayı yapmaz. Televizyondaki o görüntün ve ses tonun gözümün önünde ve kulaklarımda hala çınlıyor. Futbol Federasyonu’nun bu konuda verdiği karara ben de uyuyorum. Fenerbahçe’nin sahadan çekilmesi yanlıştır. Bu yanlışa benim tanıdığım Ali Şen nasıl düşmüştür, doğrusu hayret.

Kulüpler Birliği’nin aldığı kararı İsmail Uyanık açıklarken de tüylerim diken diken oldu ‘‘Fenerbahçe’nin İstanbul’da yapacağı maçları 14.00’de oynarız’’ dedi. Ya aynı şeyi Fenerbahçe isterse ne olmacak. ‘‘Ben de Samsun ve diğer Anadolu kulüpleri ile yapacağım maçları 14.00’te oynamak istiyorum’’ derse ne olacak? Bu kaosu kim çözecek? Benim bildiğim kadar yayın yetki belgesi ve maç saatleri uygulaması Futbol Federasyonu’nun denetiminde değil midir Ulusoy? Sen uzaktan kumandalı bir başkan mısın yoksa?

Ulusoy, rüyanda bile göremeyeceğin Federasyon Başkanlığı apoletli bir elbise giydin. Aynaya bak, bu elbisenin sana 5 beden büyük geldiğini göreceksin. Benim sana bir ağabey olarak tavsiyem, arkadaşlarınla birlikte hemen istifa edip, Türk Futbolunu çok daha ehil ellere teslim etmendir.

Bir zamanlar genel kurula girmeyip seçim yaptırmayan ve futbolumuza ihanet eden, Özkan Sümer, Cengiz Eltutar, İsmail Dilber ve Haluk Ulusoy şimdi Türk futbolunu yönetiyorlar.

Ulusoy devri Futbol Federasyonu’nda bir ulufe dağıtma devri olarak anılacak. Seçimlerde büyük destek olan ve yarım kalan seçimin yapılmamasında başrol oynayan Sümer federasyonun çeşitli komitelerinde var.

Haluk Ulusoy, benim sana bir ağabey olarak tavsiyem, arkadaşlarınla birlikte hemen istifa edip, Türk Futbolunu çok daha ehil ellere teslim etmendir.

Dikkatinizi çekerim, daha Şubat 1998’de, yani otel, çanta vs usulsüz harcamaları, paye dağıtmalar, diyet ödemeler ayyuka çıkmadan önce “Ulusoy devri Futbol Federasyonu’nda bir ulufe dağıtma devri olarak hatırlanacak” yazmış Turgay Şeren.

20 Şubat 1998’de İkinci Lig Play – Off maçlarının naklen yayın hakkını ihale açmadan 750 milyar liraya TRT’ye veren federasyon, yüzde 10’luk hisse ödenmediği gerekçesiyle yayın yetki belgesini vermeme kararı alır. Federasyon, gönderdiği yazıda yetki belgesinin verilmeyeceğini belirtir.

TRT ise Futbol Federasyonu’na rest çekerken, bu haftaki maçlar için her türlü hazırlığın yapılacağını ve karşılaşmaların ekrana getirilememesinin nedeninin canlı yayında açıklanacağını bildirir.

Kamuoyundan gizli, ihale açılmadan TRT’ye verilen karşılaşmaların yayın hakkı, 6 hafta sonra krize dönüşürken, olaya Başbakan Yılmaz’ın müdahale etmesi beklenmektedir.

CHP Sivas Milletvekili Mahmut Işık, Futbol Federasyonu olağanüstü genel kurulunda yapılan aşırı harcamalar nedeni ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bir soru önergesi verir;

1 – Başkan Haluk Ulusoy’un 9 ayrı oda tutması nedeniyle federasyonun, Sheraton oteline 2 milyor 279 milyon lira borçlu kaldığı doğru mudur?
2 – Otelde tam pansiyon ücretin 12 milyon lira olduğu, ancak çok sayıda delegenin 300 milyon lirayı aşkın harcama yaptığı doğru mudur?
3 – Haluk Ulusoy’un koruması Kurban Yazoğlu’nun, 274 milyon liralık harcamalarının federasyonun borcu olarak kayıtlara geçtiği doğru mudur?
4 – Federasyon, genel kurul öncesi “Ekstralarını delegeler kendileri ödeyecek” duyurusunu yapmış mıdır? Eğer alınmadıysa niçin bugüne kadar beklenildi?
5 – Olayın çıkartılmasından sonra otele, ekstraların delegelere fatura edilmesi konusunda tarihsiz bir talimat yazısı verilmiş midir?

22 Şubat 1998’de sahasında şok bir şekilde Kayserispor’a 2-1 yenilen Fenerbahçe, 18 hafta sonra liderliği devreder. Galatasaray ise deplasmanda Antalyaspor’u 3-1 yenerek Trabzonspor’un arkasından ikinciliğe çıkarken Hakan’ın çizgiden çevrilen topunu Sadık İlhan gol olarak değerlendirir.

24 Şubat 1998’de Futbol Federasyonu, sarı kart cezalısı olduğu halde Beşiktaş karşılaşmasında forma giyen G.Birliğili Tolga’yı, yönetmeliğe göre en az 5 maçla cezalandırması gerekirken, naklen yayınlar konusunda kolkola girdiği Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav’ın talimatıyla affederek bir anlamda da diyet öder.

Yönetim Kurulu’nun 14 Şubat tarihinde yaptığı toplantıda cezalı oyuncu oynattığı gerekçesiyle Gençlerbirliği’nin hükmen yenilgisine karar verilir.

Adıyamanspor formasını giyerken, 14 Aralık 1997 tarihinde yapılan PTT maçında rakibine yumruk atan Tolga’ya Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu 18 Aralık 1997 tarihinde iki resmi maçta oynamama cezası verilmiştir. Tolga takımının 21 Aralık 1997 tarihindeki Batman Petrolspor maçında forma giymedi ve cezanın bir maçlık bölümünü çeker. Ardından Gençlerbirliği’ne transfer olan bu oyuncunun 22 Ocak‘ta lisansı çıkarılır. 24 Ocak tarihinde ise Tolga bir maçlık cezası kalmasına karşın, Gençlerbirliği’nin Beşiktaş maçında oynar.

Bu durumun saptanmasının ardından federasyon ile yakın ilişkiler içerisinde bulunan Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav devreye girer.14 Şubat‘taki toplantıda “Lisans çıkarılması prosedürüne müdahale imkanı olmadığı gerekçesiyle” Tolga affedilirken, Gençlerbirliği yöneticisi Cem Onuk disiplin kuruluna sevkedilir.

Bu durumun tam tersi olarak Disiplin Kurulu 8 Mayıs 1997 tarihinde yaptığı toplantıda cezalıyken oynayan Tarsus İdmanyurdu oyuncusu Cihat Metin, Erciyesspor futbolcusu Tolgahan Kayıran’ı 5’er, Nevşehirspor futbolcusu Yıldırım Eroğlu’nu 6, 26 Ağustos 1997 tarihindeki toplantıda ise, Gaziantepsporlu Francisco Lima Gouvınho’yu 5 maçla cezalandırmıştır.

28 Şubat 1998’de Fenerbahçe, İbrahim Aksoy’un yönettiği ve bir penaltısının verilmediği maçta İstanbulspor’u son dakika golüyle yenerken bu kez oyundan atılan oyuncu İlker’dir. Son haftalarda artan kartlarla birlikte Fenerbahçe’de bir sezonda kırmızı kart gören oyuncu sayısı 7’ye yükselmiştir. Yeni lider, Beşiktaş’ı 3-2 yenen Galatasaray’dır.

Aziz Yıldırım İstanbulspor maçından sonra Futbol Federasyonu ve hakemlere çatar. Yıldırım, göreve geldikleri ilk anda herkese el uzatıp uzlaşma teklif ettiklerini ancak her maçta bir oyuncularının haksız yere kart görerek atıldığı belirterek şunları söyler:

“Şunu açıkça söyleyeyim sahada bir kişi de kalsa bu takım şampiyon olacak. Bu haksızlıklar devam ederse sessizliğimizi bozarız. İsim vermeyeceğim ama bazı futbolcuların hakemlere yaptıkları hareketler görmemezlikten geliniyor. Biz öyle bir camiayız ki karşımızda olanlar bu kükremenin altında ezilirler. 10 maçı da kazanıp şampiyon olacağız.”

Sarı – Lacivertli yönetim kurulu, son haftalarda hakemlerin kendileri aleyhine haksız kararlar verdikleri gerekçesiyle hesap sorma kararı alır. Yönetim, Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Komitesi üyeleriyle görüşme yapmayı kararlaştırır.

7 Mart 1998’de Galatasaray, Ankara’da Şekerspor karşılaşmasında ilk yarısını 2-1 geride kapadığı maçı 4-2 kazanırken hakem Ünsal Çimen Şekerspor’un kazandığı penaltıda rakip futbolcuyu gole giderken düşüren Galatasaray kalecisi Mehmet’e kırmızı kartını çıkartmaz.

Fenerbahçe Kadıköy’de Karabükspor’u 2-0 yenerken taraftarlar Karabükspor maçı öncesi federasyona öfke kusarlar. Görevliler tarafından altında Futbol Federasyonu’nun imzası bulunan “spor kardeşlik, barış ve centilmenliktir” şeklindeki pankartın açılması üzerine tribünler ayağa kalkan taraftarlar uzun süre federasyon aleyhinde sloganlar atarlar.

11 Mart 1998’de Galatasaray, Türkiye Kupasında Trabzonspor’u 4-2 yenerek finale çıkar.

Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz:

“Galatasaray’ın aleyhine çalınan her düdükten sonra 3 – 4 futbolcu hakemin yanına koşup, haklı ya da haksız, mutlaka itiraz ediyor. Hakem de bundan sonraki pozisyonlar için etkileniyor. Fatih Terim futbolculuğu döneminde bunu çok sık yapardı, şimdi de futbolcularına yaptırıyor. Hakemleri bu konuda uyarıyorum”.

12 Mart 1998 tarihinde İzmir Bağımsız Milletvekili Hasan Denizkurdu, TBMM Başkanlığı’na, Devlet Bakanı Yücel Seçkiner tarafından cevaplanması talebiyle bir soru önergesi verir:

Futbol maçlarının televizyonlardan yayınlanması konusunda bir kaos yaşanmaktadır. Hükümetin bazı bakanlarınca yapılan girişimlerine rağmen konu çözülememiştir. Spor kulüpleri tarafından basına yapılan açıklamada, “Tahkim Kurulu”nun derhal istifa etmesi, aksi halde olağanüstü ve tek maddelik gündemle “Tahkim Kurulu”nun değiştirileceği ifade edilmiştir.

Tahkim Kurulu’nun kararı bağlayıcı nitelikte olmasına rağmen uygulanmamaktadır.

Fenerbahçe Kulübü’nün havuza dahil olmadığı yargı (Tahkim) kararı ile subuta ermesine rağmen Fenerbahçe Kulübü’nün hakları Federasyon’ca engellenmektedir.

Yargı’yı yok sayan, “Tahkim Kurulu”nu değiştiririz diye tehdit eden bir anlayıın yakın gelecekte Türk futbolunu bir çıkmaza sokacağı şimdiden belli olmuştur.

Bu nedenle; denetim yetkisine sahip olan Bakanlığınızın bu yetkisini kullanıp kullanmadığını, Tahkim Kurulu kararlarına uymayan Federasyon hakkında varsa ne gibi işlem yapıldığının, ayrıca ilgili yasanın bu çıkmazdan kurtarılabilmesi için yeniden düzenlenmesi konusunda hazırlığınızın bildirilmesi konusunda görüşleriniz.

14 Mart 1998’de Beşiktaş, İstanbulspor’u 2-1’le geçerken kupadaki Galatasaray maçı öncesi kimsenin anlamadığı bir sebeple Amokachi’ye gösterilen kart bütün keyifleri kaçırmıştır. Yönetici Yılmaz Ekergil Oğuz Sarvan’ın soyunma odasına giderek bu kararının gerekçesini sorar. Ekergil daha sonra da, “Hakem, küfür edildiğini duyduğunu söyledi. Böyle duymayla futbolcu atılmaz. Tam rahatlamışken, son dakikalarda Amokachi’nin atılması ağır bir karar. Galatasaray maçı öncesi bizi yıpratmak istiyorlar. Böyle şeylerle Türk futboluna yazık ediyorlar”.

Kaptan Recep;

“Onun şaibeli bir hakem olduğunu herkes biliyor. Bizi yönettiği her maçta yaktı. Bu tür hakemler nasıl maç yönetiyor?”.

Amokachi;

“Bana Türkçe olarak küfür ettiler. Ben de İngilizce karşılığını verdim. Bu hakeme yapılmış bir hareket değil. Ben kesinlikle hakeme küfür etmedim. O zaman rakip futbolcuya da kırmızı kart gösterseydi. Böylesine önemli maçlar öncesi bu kart beni yıktı. Böylesini de görmedim”.

Toshack;

“Galatasaraylı Hagi her maçta hem hakemlerle, hem de rakipleriyle sürekli uğraşıyor. Bugüne kadar atılmadı. Bizim ise en iyi futbolcumuz önemli bir maç öncesi atılıyor. Bunda bir şeyler aranmalı. Amokachi’nin kırmızı kart görmesi çok saçma. Federasyona itiraz edeceğiz, ama büyük bir ihtimalle bu futbolcumuz iki maç ceza alacak. Dolayısıyla bu ceza Galatasaray maçına da denk gelecek. Kişiliği ve karakteri yok. Böyle bir adama saygı duymam. Ben de Onun cezalandırılmasını istiyorum.”

Galatasaray, sahasında Gençlerbirliği’ni 3-1 yenerken herkes hakem Kadir Tozlu’dan şikayetçidir. Faruk Süren, “Biz maçlarımızı onbir değil, ondört kişiye karşı oynuyoruz. Rakiplere üç de hakem ekleniyor. Böylesine ne yaptığı anlaşılmayan kötü hakemler görmedim. Ama herşeye rağmen hem ligde hem de kupada şampiyon olacağız.”

Yönetici Ergun Gürsoy ise tribünden sahaya bira kutusu atılmasına büyük tepki gösterir ve bundan böyle VIP barında kutu içeceklerin satılmaması konusunda karar alacaklarını söyler.

Gençlerbirliği futbolcuları da hakemlere isyan etmektedirler. Konuk ekibin tek golünü atan Ümit Özat, “Böyle olması çok normal. Çünkü hakemler üzerinde anormal bir baskı var”.

Beşiktaş Kulübü Başkanı Süleyman Seba, İstanbulspor maçında kırmızı kart gören Amokachi’nin 2 maç ceza almaması ve Galatasaray kupa maçında oynayabilmesi için Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy ile görüşme kararındadır.

19 Mart 1998, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım,

“Yabancı transferi, Avrupa’da olduğu gibi serbest bırakılmalı. Türkiye’de rakamlar çok yükseldi. Real Madridli Mijatoviç’in fiyatı 8 milyon dolar. Türkiye’de bu kalitede bir oyuncuyu bu fiyata almak çok zor. Uche ve Okocha yeni sezonda Türk vatandaşı olarak oynamalı. Bu hakkı kazandılar. Federasyonun anlayış göstereceğine inanıyorum. Moshoeu, kesin olarak kalacak. Fenerbahçe Stadı’nın kapasitesini 40 bine çıkartıp, tamamen kapatmayı düşünüyoruz. Samandıra Tesisleri için Davut Dişli ve Ahmet Eraslan yoğun bir şekilde çalışıyor. Dereağzı, ya Fenerland ya da benim düşündüğüm gibi tamamen sportif tesisler olacak.

Federasyon naklen yayına çözüm bulmalı. Tahkim Kurulu kararları uygulanmalı. Fenerbahçe’nin maçlarını BİMAŞ kanalları vermeli. Anadolu’da Fenerbahçe izlenemiyor. Küçük çocuklar da Fenerbahçe’yi seyretmeli. Aksi takdirde taraftar sayımızın çoğalması zor olur.”

Beşiktaş’ın İstanbulspor ile oynadığı maçta rakip oyuncuya küfür ettiği gerekçesiyle doğrudan kırmızı kart gören ve Disiplin Kurulu’na verilen Amokachi’ye bir maç ceza verilir.

İlgili yazılar:

Haluk Ulusoy Dosyası – 1

Haluk Ulusoy Dosyası – 3

Haluk Ulusoy Dosyası – 4

Haluk Ulusoy Dosyası – 5

Haluk Ulusoy Dosyası – 6

Haluk Ulusoy Dosyası – 7

Haluk Ulusoy Dosyası – 8

Haluk Ulusoy Dosyası – 9

Haluk Ulusoy Dosyası – 10

Haluk Ulusoy Dosyası – 11

Haluk Ulusoy Dosyası – 12

Haluk Ulusoy Dosyası – 13

Haluk Ulusoy Dosyası – 14

Haluk Ulusoy Dosyası – 15

Written by kesinofsayt

30 Ocak 2012 at 12:05

HALUK ULUSOY DOSYASI – 1

leave a comment »

Haluk Ulusoy 1997 – 2004 ve 2006 – 2008 yılları arasında TFF başkanlığı yaptı. Başkanlık dönemlerinde sürekli tartışmaların odağında olmasına, hatta zaman zaman iktidarlarla çatışmasına rağmen koltuğunu korumayı başardı. Şimdilerde yaşanan federasyon kaosu yüzünden yeniden adının zaman zaman geçmesi yüzünden, testi kırılmadan bilgilendirmenin zamanıdır…

Haluk Ulusoy gerek her iki seçilişindeki ilginç olaylarla, gerek yönetimi dönemindeki şaibelerle, gerek krallık gibi yönettiği federasyonu ile sürekli gündemde olan bir isimdi. Tarafsızlık lafını ağzından hiç düşürmese de kendisine yakın kulüplere desteğini açıkça ve fütursuzca vermekten çekinmeyen, federasyonu tam bir çiftlik gibi yönetirken hesap vermeyeceğinden (her nasılsa) emin olan, tam bir seçilmiş kral iken kendisini demokrasi savaşçısı gibi gösterebilen bir illuzyon ustasıydı.

1998 yılından beridir hakkında sürekli usulsüzlük ve yolsuzluk davaları açılmasına rağmen iktidarını korumayı başaran, her devirde hükümetlerle çatışmasına, ilgili bakanlarla sürtüşmesine rağmen kimsenin dokunamadığı bir ilginç şahsiyetti.

1997 SONU – 1998

Tarih 22 Aralık 1997, yer Ankara Elektrik İdaresi Misafirhanesi. Abdullah Kiğılı’nın istifası ile boşalan Türkiye Futbol Federasyonu seçimi için son hazırlıklar yapılmaktadır. Adaylar: Beşiktaşlı eski futbolcu ve Alaattin Çakıcı’nın adamı olarak bilinen (tesadüfe bakın; Çakıcı ve Beşiktaş – Sinan Engin & vize olayından yıllar öncesi) Mustafa Kefeli, Galatasaray eski başkanlarından Alp Yalman ve Kiğilı federasyonu asbaşkanı Haluk Ulusoy…

Seçim gününe ileride yeniden dönmek kaydıyla biraz geriye gidelim. Gidelim ki seçimi ve seçimde Çakıcı, Peker, sonradan Susurluk Çetesi olarak adlandırılacak isimlerin de saf tuttukları bu seçimi daha iyi anlayalım.

Ali Şen – Şenes Erzik kavgası sonrasında Erzik’in istifası ile boşalan TFF başkanlığına Abdullah Kiğılı gelmiştir. TFF o dönemde futbolu yönetmekten ziyade havuz problemi ile boğuşmakta ve gerek yayıncı kuruluşlar, gerekse kulüpler arasında sıkışmış bir haldedir.

31 Ekim 1997 tarihindeki bir haberde şu ifadeler yer almaktadır:

“Tahkim Kurulu bir süre önce yaptığı toplantıda, Fenerbahçe’nin Havuz Sistemi’ne dahil olmadığına karar verdi. Ayrıca Tahkim’de Fenerbahçe’nin naklen yayın haklarının da BİMAŞ kanalları olan ATV ve Kanal D’de olduğu hükmüne varılmıştı. Yani Fenerbahçe’nin iç saha maçlarını BİMAŞ kanallarının yayınlaması, dış saha maçlarının da eskiden olduğu gibi havuza dahil olduğu belgelenmişti.”

Ancak TFF, Tahkim Kurulu kararına rağmen BİMAŞ’a yayın yetki belgesi vermemekte, en azından geciktirmektedir.

Hemen ertesi gün, 1 Kasım 1997 tarihinde ise,

“Futbol Federasyonu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri için BİMAŞ avukatları, Futbol Federasyonu’nun görevini kötüye kullandığını belirterek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ayrıca İstanbul 2’nci Asliye Ticaret Mahkemesi’nde de 6.5 milyon dolarlık tazminat davası açıldı.”

haberini görmekteydik.

2 Kasım tarihinde ise Fenerbahçe Kulübü Basın Sözcüsü Orhan Keçeli “Abdullah Kiğılı, ‘Tahkim Kurulu’nun kararı kesin’ diye açıklama yapmasına rağmen Kocaelispor maçı için BİMAŞ kanallarına yayın hakkı vermedi. Futbol Federasyonu hakkında savcılığa pazartesi günü suç duyurusunda bulunacağız Eğer haklarımız gasp edilirse, yasalar gereği tazminat davası açacağız” açıklamasını yapmaktaydı.

Aynı tarihli Fenerbahçe – Kocaelispor lig maçında ilk ciddi çatışma yaşanır. BİMAŞ kameraları önce stada sokulmaz. Daha sonra Ali Şen’in, İstanbul Valisi’nin özel izin verdiğini söylemesi ile kameralar 15. dakikada içeri girerek karşılaşmayı 31. dakikadan itibaren yayınlamaya başlarlar. Ancak 72. dakikaya gelindiğinde yayın İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Vedat Bayram’ın emriyle yeniden engellenir.

Karşılaşma sonrasında Şen “Tahkim Kurulu’nun kesin kararı var. Federasyon Başkanı Abdullah Kiğılı da maçlarımızın açık kanaldan yayınlanacağını beyan etti. Futbol Federasyonu bu hafta yayın belgesini verir. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukukun önüne kimse geçemez Kiğılı yayın belgesini verecektir. Hukuku çiğneyenler mahkemede bunun hesabını vereceklerdir” der…

3 Kasım günü TFF Başkanı Abdullah Kiğılı, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’e istifasını verir. Kiğılı federasyonu asbaşkanı Haluk Ulusoy, Abdullah Kiğılı’nın istifa etmesinin kendilerini çok üzdüğünü belirtirken, kendisinin mücadeleden yana olduğunu ifade eder.

4 Kasım tarihinde ise, sürpriz bir şekilde (ya da değil mi acaba) Haluk Ulusoy TFF başkanlığına atanır. Atamada ilginç olan taraf, sonradan klasikleşecek olan Ulusoy – Spordan Sorumlu Bakan çatışmasının ilk örneği olmasıdır. Yücel Seçkiner’in Ulusoy’a fazla sıcak olmadığı bilinmektedir. Seçkiner o tarihte yurt dışındadır. Genel beklenti, bakanın dönüşüne kadar Ulusoy’un asbaşkan sıfatı ile vekaleten TFF’yi idare edeceği yolundadır. Ancak Haluk Ulusoy’un yakın akrabası olan ve o esnada Seçkiner’e vekalet eden Orman Bakanı Ersin Taranoğlu bekleyemez (ya da beklemez) ve Ulusoy’u TFF başkanlığına atayıverir.

Gerçi karşılığını sonradan görecektir. Daha ileri tarihlerde TFF’nin resmi araçları kendisine tahsis edilecek, kendisi ve ailesi TFF kesesinden Dünya Kupası’na götürülen grupta yer alacaktır, ama buna daha vakit vardır.

Devlet Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, ‘‘3813 sayılı kanunun 7. maddesinin son fıkrası uyarınca, 3 ay içinde tekrar seçim yapılıncaya kadar Başkan Vekili Haluk Ulusoy atanmıştır’’ denir.

11 Kasım 1997 tarihinde Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner, “Yayın kuruluşları bir hafta içinde naklen yayın konusunda anlaşmaya varamazlarsa, anayasa’nın 22. maddesine dayanarak yayın hürriyetine el koyup maçları TRT’den yayınlatırım” der.

13 Kasım 1997 tarihli bir haberde;

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy’dan futbolseverlere müjde. Ulusoy, naklen yayın krizinin bugün sona ereceğini, Tahkim Kurulu’nun kararlarına da uyulacağını söyledi. Haluk Ulusoy, yönetim kurulunun bugün naklen yayınlar konusunda tek gündem ile toplanacağını ifade ederek, ‘‘Federasyonun özerkliğine kimse dokunamaz. Tahkim Kurulu bizi mecbur kıldı. Karar var. Onu uygulayacağız’’ diye konuştu. Bilindiği gibi Tahkim Kurulu Fenerbahçe’nin maçlarını BİMAŞ kanallarının yayınlayacağını açıklamıştı.

denilmektedir.

Haluk Ulusoy ileride örneklerini sıkça göreceğimiz işbitiriciliklerinden birisini sergiler. Önce Tahkim Kurulu kararına uyar ve ATV’ye yayın iznini verir. Ancak hemen ardından, ATV’nin Fenerbahçe – Kocaelispor karşılaşmasına “zorla girdiğini” ileri sürerek 5 aylık bir ceza verir ve yayın belgesini askıya alır.

İşte 22 Aralık 1997 tarihindeki seçimlere bu ortamda girilir. Yayın kaosu, ortada dönen paranın gelecek vaatetmesi, mafya gruplarının iştahını kabartmaya başlamıştır. Seçim sürecini gazeteci yazar Ecevit Kılıç’ın Kirli Kramponlar kitabından aktaralım:

Mustafa Kefeli’nin Çakıcı’nın adamı olduğu biliniyordu. Daha sonraları mahkemelere taşınan dosyalarda Çakıcı’ya yakın bır kişi olduğu daha net anlaşılacaktı. O dönemde Çakıcı’nın işlerini takip eden Kefeli, özellikle büyük ihalelerde Çakıcı’nın mesajlarını taraflara iletiyordu. Nitekim Kefeli, yıllar sonra Çakıcı’nın kurduğu çeteye üye olmaktan yargılandı. Çakıcı, federasyonu ele geçirmek için Kefeli’yi başkan seçtirmeye kararlıydi. Ancak, Kefeli’nin ortaya çıkıp ben adayım demesi başkan seçilmesine yetmiyordu. Çakıcı, ilk önce eski devlet bakanı ve Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz ile iletişim kurdu. Yılmaz’dan Kefeli’yi desteklemesini istedi. Yılmaz, Çakıcı’ya “evet” demekle kalmadı, Gaziantepspor Başkanı ve Belediye Başkanı Celal Doğan’ı arayarak, Kefeli’ye destek istedi. Doğan’dan da inanılmaz bir şekilde “evet” cevabı alınmıştı. Seçimlerden bir süre önce Çakıcı, Kefeli’ye kendisini federasyon başkanı yapacaklarını söylemişti. Ama Kefeli buna pek ihtimal vermiyordu. Daha doğrusu Çakıcı’nın buna gücünün yetmeyeceğini düşünüyordu. Bunun için seçimlerle ilgilenmek yerine Bodrum’a tatile gitti. Ama Mehmet Ali Yılmaz’ın da kendisini arayıp “seni başkan yapacağız” demesi üzerine Kefeli bu kez başkan seçilebileceğine inanmaya başlamıştı. Yılmaz ile konuşmasından sonra hemen tatilini yarıda keserek seçimlerle ilgilenmeye başladı.

Gerisini Kefeli şöyle anlatıyor: “Yılmaz, bana Gaziantepspor Başkanı Celal Doğan ile adaylıktan çekildiklerini ve oylarını bana vereceklerini söyledi. Ben de teklifi kabul ettim. Hemen Ankara’ya döndüm. Bir süre sonra Trabzonspor 2. Başkanı Atilla Yıldırım beni aradı. ’17 oyum var. Seni destekliyoruz’ dedi.” (03.01.2001 istanbul Emniyeti Organize Suçlar Şube ifadesi).

Delegelerin kaldığı otelde Kefeli’yi Çakıcı’nın talimatıyla destekleyenlerin arasında Hülya Avşar’in kayınpederi ve 2002 yılında ölen Prof. Dr. Kaya Çilingiroğlu, Şadan Kalkavan ve Ayhan Bermek vardı. Çakıcı’nın kardeşi Gencay Çakıcı da oteldeydi. Gencay Çakıcı, Kefeli’ye destek olmak için oradan hiç ayrılmıyor, delegelere baskı yaparak Kefeli için oy kullanmalarını sağlamaya çalışıyordu (Kefeli’nin savcılık ifadesi). Kefeli’yi destekleyen başka bir isim de yeraltı dünyasının tanınan isimlerinden Sedat Peker’di. Peker, Çakıcı ile ilginç bir şekilde anlaşmış ve Kefeli’de karar kılmıştı. Delegelerin kaldığı otelde Trabzonspor’un 2. Başkanı Atilla Yıldırım, Kefeli’nin odasına gidip, “Sedat Peker otelin en üst katında bulunuyor. Seninle görüşmek istiyor” diyor. Kefeli, Yıldırımla birlikte Sedat Peker’in yanına çıkıyor. Peker, o dönemde milletvekili olan Hayri Doğan’ın da aralarında bulunduğu kalabalık bir grup ile oturuyordu. Peker, Kefeli’ye “Hayırlı olsun, biz elimizden geldiği kadar seni destekleyeceğiz” dedi. Atilla Yıldırım da olayla ilgili Cumhuriyet Savcısı’na verdiği ifadede Peker ile Kefeli arasındaki görüşmeyi doğrulayarak, kendisinin de aracı olduğunu kabul ediyordu. Yıldırım ayrıca Çakıcı’nın Kefeli’yi desteklemesine karşın, aralarının bozuk olduğunu belirtiyordu.

Seçimlerden bir süre önce Fenerbahçe’nin “efsanevi” başkanı Ali Şen ile başkan adayı Haluk Ulusoy arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşiyor. Görüşmede Ali Şen, Ulusoy’a kendisini destekleyeceğini söylüyor.

İki gün sonra Ali Şen yeniden Haluk Ulusoy’u arıyor. Önceki görüşmenin aksine Şen, bu kez kendisini destekleyemeyeceğini söylüyor. Hatta, aday olmamasını da tembih ediyordu. Ulusoy, 14 Aralık 1998 tarihinde olayla ilgili Cumhuriyet Savcısı’na verdiği ifadede Şen’le aralarındaki görüşmeyi şöyle anlatıyordu: “Ali Şen bana ‘biz seni destekleyecektik. Ancak Kefeli aday olunca onun kazanması için çalışacağız’ dedi. Ayrıca aday olmamamı da istedi. Seçimlerde kötü şeyler olacağını ve bana da kötü şeyler yapılacağını söyledi.”

(Haluk Ulusoy’un 14.12.1998 tarihli savcılık anlatımı)

Ali Şen, Çakıcı’nın mesajlarını Ulusoy’a iletmişti. Ulusoy bu telefon görüşmesinden sonra şok oluyor, ancak pes de etmiyordu. Seçimlere katılıyordu. Çünkü, Ulusoy’un da güvendiği birileri vardı. Çakıcı’ya karşı Susurluk Çetesi de Ulusoy’u destekliyordu. O dönemde yalnızca milletvekili olan eski içişleri ve adalet bakanı Mehmet Ağar, delegelerin kaldığı otele emekli yarbay Korkut Eken’i gönderiyordu. Eken de delegelere Ulusoy’a oy vermeleri yönünde baskı yapıyordu. Ağar, daha sonra “Genel Kurul kulislerini tetikçilerin doldurduğu haberini alınca Korkut Eken’i otele gönderdim. Tetikçiler çekildi” diyerek farklı bir şekilde de olsa olayı doğrulamıştı. (Cumhuriyet, 25 Kasim 1998)

Seçimlerde mafyanın desteğini arkasına almayan tek aday Alp Yalman idi. Yalman da seçim çalışması için delegelerin kaldığı otelde kalıyordu. Seçimlerden birgün önceki gece, geç saatlerde Yalman’ın otel odasının kapısı çalındı. Kapıyı açan Yalman karşısında siyah takım elbiseli kişileri gördü. Bu kişiler Ulusoy’u tehdit eden Çakıcı’nın adamlarıydı. Çakıcı’nın adamları Alp Yalman’a adaylıktan çekilmesini söyledi. (Alp Yalman’in savcilik ifadesi)

Bu durumdan çok korkan Yalman hemen adaylıktan çekildi.
Böylece seçimlere Çakıcı ve Peker’in adayı Mustafa Kefeli ile Susurluk Çetesi’nin adayı Haluk Ulusoy girdi. Seçimler yapıldı ve Haluk Ulusoy başkanlığa seçildi. Ulusoy 195 delegeden 134’ünün oyunu alırken Kefeli 53 oyda kaldı.
Aslında seçimi ne Ulusoy kazandı ne de kaybeden Kefeli oldu. Kazanan Mehmet Ağar kaybeden ise Çakıcı ve Peker oldu.

Haluk Ulusoy seçimleri kazanmasına kazanmıştı ama Çakıcı kendisini rahat bırakmıyordu. Çakıcı, Ulusoy ‘un hemen istifa etmesini istiyordu. Ulusoy, seçimlerde kendisini destekleyen Mehmet Ağar’a başvurdu. Ama bu kez Mehmet Ağar da bir şey yapamıyordu. Çünkü Çakıcı, Ağar’i da karşısına almıştı. Yalnız kalan Ulusoy başının çaresine bakmaya başladı. Araya “hatırı sayılır kişileri” sokarak Çakıcı’yi ikna etmeye çalıştı. Sonunda Ulusoy’un imdadına Galatasaraylı yönetici Ergun Gürsoy yetişti. Çakıcı ile Gürsoy’un arası iyiydi. Fesat karıştırılan Türkbank ihalesinde Çakıcı’nın “çekilin” mesajlarını ihaleye katılan şirketlere Gürsoy iletmişti. Gürsoy, uzun bir süre Ulusoy’un istifa etmemesi için Çakıcı’yi ikna etmeye çalıştı. Uzun uğraşlar sonunda Çakıcı, Ulusoy’u affetti. Ancak iki şartı vardı. Birincisi, Ulusoy görevi belli bir süre sonra bırakacaktı, ikincisi Ulusoy, kefaret olarak 100 koyun kestirecekti. Ulusoy, 100 koyunun fazla olduğunu, bunun azaltılmasını istedi. Anlasma gereği Ulusoy ilk önce Çakıcı’nın kendisini affetmesinde aracı olan Ergun Gürsoy’u yanına alarak Eyüp Sultan’a gitti. Burada Çakıcı’nın kefareti olarak 50 koyun kestirdi.

Burada üzerinde durulması gereken konu “Gürsoy, uzun bir süre Ulusoy’un istifa etmemesi için Çakıcı’yi ikna etmeye çalıştı” kısmıdır. Onca rant vs için gözünü karartan bir mafya lideri, sadece 50 koyuna var geçer mi sizce bu işten? Çakıcı, Gürsoy, Ulusoy arasında aslında nasıl bir pazarlık yapıldığı asla ortaya çıkmadı bugüne kadar.

Bu günlerde Mosheu ve Faruk transferleriyle güçlenen ve ilk yarıyı Galatasaray’ın 6 puan önünde kapayan Fenerbahçe şampiyonluğun en büyük favorisi konumundadır ve yapılan anketlerde şampiyonluk yolundaki rakibi Trabzonspor olarak gösterilmektedir.

İkinci yarının başlamasıyla birlikte, 17 Ocak 1998’de Fenerbahçe, 10 kişi kaldığı karşılaşmada Gaziantep deplasmanından 2-0’lık yenilgiyle dönerken Otto Bariç hakem Metin Tokat’ı suçlar:

“Samsun maçını yöneten yine bu hakemdi ve üç penaltımızı vermemişti. Bu kez de B.Saffet’e yapılan faulleri çalmadı. Hakem kendini sorgulamalıdır”

Ulusoy’un Fenerbahçe ile ilk sürtüşmesi yine havuz konusundan olur. 5 Şubat 1998 tarihinde, Federasyon’un Fenerbahçe – Altay maçını kasıtlı olarak saat 14.00’e aldığını ileri süren Başkan Ali Şen, “Maçın saat 14.00’te oynanması demek UEFA yayın kurallarına göre o maçın yayınlanmaması demektir. Federasyon bu kararla milyonlarca vatandaşı hem karşısına aldı, hem de alay etti. Futbol Federasyonu kimin federasyonudur? Halkın sırtından para kazanmak isteyenlerin mi, yoksa kulüplerin ve halkın federasyonu mudur? Futbol Federasyonu ne yazık ki, hiç bir sorunun altından kalkmadığı gibi, yeni sorunlar üretmekte çok usta” der.

Ali Şen, Futbol Federasyonu aleyhine 70 milyon dolarlık (yaklaşık 16 trilyon lira) tazminat davası açacaklarını söyler. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün markasını izinsiz olarak kimsenin kullanamayacağını belirten Şen ;

“Federasyonu Allah korusun. Bütün mallarını kontrol altına alsınlar. Çünkü bizden izin almadan deplasman maçlarımızın naklen yayın belgesini federasyon vermiştir. Federasyonu kim yönetiyor? Salı günü Asbaşkan Hadi Türkmen benimle konuştu. Türkmen, Tahkim kararını gündeme alıp, kesin kararlarını vereceklerini söyledi. Dürüstlüğüne inandığım Türkmen şimdi ne yapacak, merak ediyorum.

Fenerbahçe Kulübü olarak, BİMAŞ ile kontrat yaptıktan sonra Futbol Federasyonu, atv’ye yayın belgesi vermedi. Kuralları işleterek Tahkim Kurulu’na başvuruldu. Tahkim de, Fenerbahçe’nin BİMAŞ ile yaptığı anlaşmayı onayladı ve maçlarımızın atv’den yayınlanması gerektiğini açıkca belirtti.

Bilindiği gibi Tahkim Kurulu kararı nihaidir, kesindir. Futbol Federasyonu’nun o günkü başkanı Abdullah Kiğılı, Cine-5 ile Federasyon arasındaki anlaşmada yazılı olan tazminattan çekindiği için istifa etti. Kiğılı’nın verdiği karar, dürüst insanın vereceği karardır. Kiğılı’nın seçip getirdiği yönetim kurulu arkadaşları ise Kiğılı’nın tabiriyle kendisini sattı. Ve koltuklarında kaldı. ‘Biz bu sorunu çözeceğiz’ diye kalanlar, adeta koltuklarına yapıştılar.

Bugünkü Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, TV’lere çıkarak, Tahkim Kurulu kararlarının kesin olduğunu ve buna uyacaklarını söyledi.. Hem de halkın gözünün içine baka baka bunları açıkladı. Daha sonra federasyon, Tahkim Kurulu’na başvurarak Fener maçlarının atv’den yayınlanmaması için yürütmeyi durdurma müracaatı yaptı. Tahkim Kurulu yine reddetti.

Federasyon bu kararı da beğenmedi. Tahkim’e bu kez karar düzeltme talebinde bulundu. Tahkim Kurulu, bunu da reddetti. Hafta başında Federasyon Asbaşkanı Hadi Türkmen ile konuştuğumda bana çarşamba için toplanıp karar vereceklerini, Tahkim’in kararlarına uyacaklarını söyledi. Ama ne toplantı yaptılar, ne de tahkim kararlarına uydular. Dürüstlüğüne inandığım Türkmen’in belli ki Futbol Federasyonu’ndan haberi yok. Onun da bundan sonraki kararını merak ediyorum.

Federasyon, Fenerbahçe-Altay ve Beşiktaş-Samsun maçlarını cumartesi ve pazar günleri saat 14.00’e koydu. Çünkü UEFA’nın yayın kurallarına göre cumartesi günü 14.00-19.00, pazar günleri de 14.00-18.00 arasında canlı yayın yapılamaz. Federasyon buna sığındı.

Türk halkının Fenerbahçe maçlarını atv’den izlemesine federasyon niçin engel oluyor? Tahkim kararlarına hangi cüretle karşı gelerek böyle bir uygulama yapıyorlar. Fenerbahçe, ne havuzdan ne de Cine-5’ten para almıyor. BİMAŞ, maçları yayınlayamamasına rağmen Fenerbahçe’ye 14 milyon dolar ödemiştir. Cine-5’in tazminatından korkanlar, Fenerbahçe’nin açtığı ve açacağı tazminatları nasıl karşılayacak. Federasyon, Türk halkını karşısına almıştır”

Bu arada, Futbol Federasyonu’nun Ali Şen’i tedbirli olarak ceza kuruluna vereceği şeklindeki haberler üzerine Fenerbahçe Başkanı şunları söyler:

“Beni Altay maçında tedbirli olarak ceza kuruluna vereceklermiş. Başkanlığım zaten haftaya bitiyor. Vatandaş Ali Şen’in stadın hangi Şeref Tribününe sokmamaya, hangi kanun maddesine göre olacağını tesbit etsinler. Böyle gülünç duruma düşen bu federasyon nasıl Türkiye’de hizmet edecektir.”

Fenerbahçeli futbolcular, 15 Şubat‘ta görev süresi dolacak olan Başkan Ali Şen’e Çapari Restoran’da 5 Şubat 1998’de bir veda yemeği verirler. Başkan Şen konuşmasında federasyona çatarak şöyle konuşur:

“Görevi bıraksam dahi bu federasyonun ipini çekeceğim. Erzik nasıl gittiyse Ulusoy’da öyle gidecek.
Haluk Ulusoy sadece bana değil, Abdullah Kiğılı’ya da yalan söyledi. O da Ulusoy’a yalancı diyor. Erzik nasıl gittiyse Ulusoy da gidecek. Ben, adam yerine koyduklarıma savunma gönderirim. Disiplin Kurulu’nun kararlarına değer vermiyorum. Onlara savunma göndermeyeceğim”.

Şen, aynı gün TFF Başkanı Haluk Ulusoy’a basın ve yayın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle, tedbirli olarak disiplin kuruluna sevkedilir. 10 Şubat tarihinde Disiplin Kurulu Ali Şen’e 6 ay hak mahrumiyeti cezası verir.

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Ali Şen’in kendisi hakkında yaptığı eleştirilere karşı sert bir açıklama yapar. ‘‘Yönetim Kurulu ile uyum içinde çalışıyoruz. Birileri istiyor diye istifa etmem’’ diyen Haluk Ulusoy, ‘‘Ali Şen’e cevap vermeye tenezzül etmiyorum, o benim muhatabım değil. Kimseden korkmam, çekinmem. Bir takım tutuyorum, o da Milli Takım’’ diye konuşur.

7 Şubat 1998’de Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner, Tahkim Kurulu’nun Fenerbahçe’nin maçlarını BİMAŞ kanalları yayınlar şeklindeki kararına rağmen buna izin vermeyen Futbol Federasyonu yönetimini uyarır.

Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy’a bir mektup yazarak bilgi isteyen Seçkiner, Tahkim Kurulu kararlarının uygulanması gerektiğini söyler.

Fenerbahçe başkanı olarak son kez Fenerbahçe’nin 2-0 galibiyetiyle biten ve Muhittin Boşat’ın kötü bir yönetim gösterdiği Altay maçını izleyen ve maç sonrası federasyona ateş püskürüren Ali Şen, Haluk Ulusoy’un istifa etmesi gerektiğini söyler:

“Ali Şen gidiyor diye oyunlara başlamayı düşünenler avucunu yalar. Göreve gelen başkan benim gibi Fenerbahçe’nin haklarını sonuna kadar savunacaktır. Bunu herkes böyle bilsin. G.Saraylı Haluk Ulusoy’un Fenerbahçe’ye gücü yetmez. İlk maçımızı ATV yayınlayacak. Gücü varsa yayın belgesini vermesin.”

10 Şubat 1998 tarihinde Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan Türkiye Kupası çeyrek final rövanş karşılaşması, tribünden atılan bir taşın Teknik Direktör Otto Bariç’in sırtına gelmesi yüzünden bitime 17 dakika kala tatil edilir. Bordo – Mavili takımın Vugrinec’in golüyle 1 – 0 önde götürdüğü maçta Uche’nin kırmızı kart görmesinden sonra saha içindeki gergin durum, tribünlere yansır. Oyunun durduğu bir anda futbolcularıyla konuşmak için saha kenarına gelen Bariç, sırtına gelen bir taş yüzünden yere yığılır.

Bir süre yerde kalan Hırvat teknik adam, daha sonra ambülansla hastaneye kaldırılır. Bu arada ortam daha da gerginleşince sarı – lacivertli futbolcular da kaçarcasına soyunma odasına giderler. Bir süre sahada futbolcuların dönmesini bekleyen hakem Murat Ilgaz, yardımcıları ile birlikte soyunma odasına inerek Fenerbahçeli yöneticilerle görüşür ve takımın sahaya çıkmasını ister.

Hakem Murat Ilgaz’ın bu isteğine rağmen Sarı – Lacivertliler, can güvenliklerinin olmadığını ileri sürerek, sahaya çıkmayacaklarını söylerler. Murat Ilgaz’ın ısrarları ve “Eğer sahaya gelmezseniz 3 – 0 hükmen yenik sayılırsınız” şeklindeki sözlerine rağmen Fenerbahçeliler dönmeyeceklerini belirtince Murat Ilgaz, karşılaşmayı tatil ettiğini açıklar ve Sarı – Lacivertli kafile Avni Aker Stadı’nı geniş güvenlik önlemleri altında terk ederler.

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Trabzon’daki olayların çok çirkin olduğunu belirterek şunları söyler:

“65 milyon insan gibi ben de üzüntüden kahroldum. Fenerbahçe’nin içişlerine karışmak düşüncesinde değilim ancak sahadan çekilmeleri son derece yanlış. Bariç’ de olayı fazla abarttı, o nasıl taştır ki, saha kenarındaki antrenörü 3.5 metre ileri uzatabiliyor? Bunu Magnum mermisi bile yapamaz. Avrupalı bir hocanın bu olayı, bu kadar büyütmeye ve ajite etmeye neden gerek duyduğunu anlamak mümkün değil”

Karşılaşmanın hakemi Murat Ilgaz’ın Federasyona ulaşacak raporunda “Fenerbahçeli futbolcular yaptığım uyarılara rağmen sahaya dönmeyince maçı tatil ettim” diye yazdığı öğrenilir.
Ilgaz’ın raporu:

“Maçın 74. dakikasında Bariç’in yerde yattığını gördüm. Yanına gittim, sahanın dışına alınmasını ve ortalığın yatışmasını bekledim. Bu bekleyişim 15 dakika sürdü. Daha sonra Bariç’i ambulansla dışarı çıkardılar. Bu arada Fenerbahçeli futbolcular da sahayı terk etmek istedi. Kaptan Rüştü ve Menacer Serkan Acar’a kurallara göre maçın devam edeceğini söyledim. Ancak onlar soyunma odasına gitti. Bir süre sahada bekledim ve arkadaşlarımla birlikte soyunma odasına indim. Kendilerini tekrar kurallara göre sahaya davet Orada da sahaya dönmeyeceklerini bildirince maçı tatil ettim”.

Fenerbahçe Teknik Direktörü Bariç’in tribünlerden atılan taşla birlikte yere yığılması ve sahayı sedye ile terk etmesinden sonra Sarı – Lacivertliler’in sahaya çıkmaması sebebiyle, futbol Müsabaka Talimatı’nın 25. maddesinin 2. bendinin a fıkrasına göre Sarı – Lacivertli takımın hükmen mağlup ilan edilmesi beklenmektedir. Trabzonspor ise olay münferit bir hareket olduğu için en fazla para cezası alacaktır. Aynı maddenin b fıkrasına göre de Fenerbahçe, bir sonraki sezon Türkiye Kupası müsabakalarına alınmayacaktır.

Ali Şen;

“Gün çok güzel başlamıştı. Trabzonsporlu taraftarların arasında sevgi dolu dakikalar geçiriyorduk. Ta ki, o taş atılana kadar. Soyunma odasına indiğimde takımı sahaya çıkarmak istedim, ancak futbolcular yaşadıkları atmosfer nedeniyle maçı oynamak istemediler. Bunun üzerine toplantı yapıldı ve sahaya çıkılmayacağını hakeme bildirdik”.

Asbaşkan Vefa Küçük;

“Vahşet yaşadık. Otto Bariç’e atılan taş ikiye bölündü. Birini polis cebine attı. Kale arkasında Trabzonlular kartopunun içine taş koyup Rüştü’ye attılar. Hakem maç boyunca acizdi”.

Kaptan Rüştü;

”Hocamıza yapılan olaydan sonra can güvenliğimiz olmadığı için soyunma odasına gittik. Teknik Direktör de bir oyuncudur. Onsuz devam edemezdik. Eğer o taş hakeme gelseydi ne karar verecekti”.

Kulüp Doktoru Cengiz Dinç;

“Atılan taş Bariç’in belkemiğinin sağ tarafına kaburgaların hizasına gelmiş. Bu nedenle Bariç nefes alırken, batma ve hareketleri sırasında ise ağrı hissediyor. Röntgenler çekildikten sonra kırık olup olmadığını anlayacağız”.

Sarı – Lacivertli oyuncuları taşıyan otobüs yolda taşlanmaya devam edildi ve camları kırıldı.

Trabzon dönüşü İstanbul’da Florance Nihgtingale Hastanesi’nde müşahade altına alına Bariç için tutulan raporda ise şu görüşlere yer verilir: “Muayenesinde 11’inci sol kaburga kemiği hizasında kızarıklık ve yumuşak doku zedelenmesi görüldü. Bunun dışında herhangi bir kırık ya da patolojik bulguya rastlanmadı”.

TFF 14 Şubat tarihinde, 3813 sayılı kanunla ilgili madde gereğince Fenerbahçe’nin 3-0 hükmen mağlup sayılması ve bir yıl kupalardan men edilmesine, Fenerbahçeli idareci Serkan Acar’ın takımı sahadan çektiği için ve Trabzonspor Kulübü’nün de sahaya atılan taşlar nedeniyle disiplin kuruluna sevk edilmesine karar verir.

Ertesi gün Fenerbahçe’nin tarihini değiştirecek olan, ancak o günlerde henüz bilinmeyen bir olay gerçekleşir: kongrede Aziz Yıldırım, Vefa Küçük’ü bir oy farkla geçip Fenerbahçe’nin 38. başkanı olur.

İlgili yazılar:

Haluk Ulusoy Dosyası – 2 

Haluk Ulusoy Dosyası – 3

Haluk Ulusoy Dosyası – 4

Haluk Ulusoy Dosyası – 5

Haluk Ulusoy Dosyası – 6

Haluk Ulusoy Dosyası – 7

Haluk Ulusoy Dosyası – 8

Haluk Ulusoy Dosyası – 9

Haluk Ulusoy Dosyası – 10

Haluk Ulusoy Dosyası – 11

Haluk Ulusoy Dosyası – 12

Haluk Ulusoy Dosyası – 13

Haluk Ulusoy Dosyası – 14

Haluk Ulusoy Dosyası – 15

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ 5 – (KASIM 2011)

leave a comment »

1 Kasım 2011 – Salı

2 Kasım 2011 – Çarşamba
  • Galatasaray – Fenerbahçe derbisinin oynanmayacağı, hatta birkaç sezon oynanamayacağı iddiaları ortaya atıldı.

3 Kasım 2011 – Perşembe

  • ING Bank Kobi ve Ticaret Bankacılığı tarafından düzenlenen ’Ing Bank Bizbize Sohbetler’ toplantısı Trabzon’da yapıldı. Toplantıya katılan spor yorumcusu Ahmet Çakar, merakla beklenen futbolda şike iddialarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunup, “İddianame tamamlanmak üzere. Artık çok net söylüyorum, normal şartlar altında Trabzonspor geçtiğimiz yılın şampiyonudur” dedi.

4 Kasım 2011 – Cuma

7 Kasım 2011 – Pazartesi

  • Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç 81 ilden 76’sının Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürleri’ni değiştirdi.

8 Kasım 2011 – Salı

  • Cumhuriyet Savcılığı şike ve teşvik konusunda iddianameyi açıklayıp gizlilik kararı kalktıktan sonra, Futbol Federasyonu idari yönden düğmeye basacak. Olağanüstü yapılacak yönetim kurulu toplantısında bir heyet oluşturulacak. Türkiye Futbol Federasyonu, Etik Kurulu’nun daha önce hazırladığı raporu isteyecek. Etik Kurulu da gizlilik kararı kalkan iddianamenin ışığı altında ek bir rapor daha hazırlayıp mütalaasını Türkiye Futbol Federasyonu’na verecek. TFF, Etik Kurulu’nun raporunu görüştükten sonra şike ve teşvik konusunda ismi geçen takımlar hakkında karar verebileceği gibi istediği takdirde Profesyonel Disiplin Kurulu’na sevk edecek. TFF daha önce şike ve teşvik olayında adı geçen kişileri PFDK’ya sevk etmiş, ancak savunmaları alınamadığı için karar verilememişti.

10 Kasım 2011 – Perşembe

  • Fenerbahçe Spor Kulübü Cemal Ersel’in tribünlerin doluluk oramıyla ilgili haberine yanıt verdi.
  • Türkiye Kupası’nda statü değişikliği yapıldı. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Türkiye Kupası Statüsü’nü değiştirerek, bu sezon çeyrek ve yarı final karşılaşmaları ile final karşılaşmasının tarafsız sahada tek maç üzerinden oynanmasını kararlaştırdı.

11 Kasım 2011 – Cuma

  • A Milli Takım Hırvatistan’a İstanbul’da 3-0 yenildi. TT Arena tribünleri Hiddink ve yardımcısı Çetin’i istifaya davet etti. Tribünler, kaleci Volkan’ı da ıslıkladı, milli kaleci de buna karşılık verince ortam iyice gerildi.

12 Kasım 2011 – Cumartesi

  • Fenerbahçe Kulübü, resmi internet sitesinde, A Milli Futbol Takımı’nın Hırvatistan’a 3-0 mağlup olduğu müsabakada taraftarların, milli futbolcuları protesto etmeleriyle alakalı bir açıklama yayınladı.

15 Kasım 2011 – Salı

  • Futbolda Şike iddialarına yönelik soruşturmayı yürüten özel yetkili İstanbul Cumhuriyet SavcılığıFenerbahçe Spor Kulübü’ne yazı yazarak, kulübün mali hesaplara ilişkin bilgi istedi.

16 Kasım 2011 – Çarşamba

  • TFF Guus Hiddink’in sözleşmesini karşılıklı feshettiklerini açıkladı.

17 Kasım 2011 – Perşembe

  • Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor kulüplerinin, 2011-2012 sezonunda birbirleriyle yapacakları tüm müsabakalarda, deplasman takım taraftarları alınmayacak.

18 Kasım 2011 – Cuma

  • Balkan Ligi kurulması için çalışmalar yürütüldüğü iddia ediliyor.

19 Kasım 2011 – Cumartesi

  • Fenerbahçe 1 – 0 Eskişehirspor
  • Şike soruşturması kapsamında Türkiye Futbol Federasyonu’nda (TFF) yapılan arama tamamlandı. TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ’ın şüpheli sıfatıyla gözaltına alındığı bildirildi.

20 Kasım 2011 – Pazar 

  • Şike soruşturması kapsamında dün gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ serbest bırakılmasının ardından, “En ufak bir emare olsa Türk futbolundan çekilmeye hazır olduğumu kayıtlara da geçtim” dedi.

21 Kasım 2011 – Pazartesi

  • Fenerbahçe Spor Kulübü avuatlarından Emin Özkurt, Ahmet Hakan’ın hazırlayıp sunduğu, CNN Türk ekranlarında yayınlanan Tarafsız Bölge’ye katıldı.

22 Kasım 2011 – Salı

  • Adalet Komisyonu’na TBMM’de grubu bulunan 4 siyasi parti grup başkan vekilinin imzasıyla gelen Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi 2 madde değişikliği ile TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçti.

24 Kasım 2011 – Perşembe

  • Türkiye Futbol Federasyonu kırmızı siyahlıların Avrupa lisansını iptal etti. Karar, UEFA kriterleri gereği alındı.

25 Kasım 2011 – Cuma

  • Gençlerbirliği 0 – 0 Fenerbahçe
  • Fenerbahçe ile Manisaspor arasında 20 Eylül 2011 tarihinde oynanan müsabakada tribünleri dolduren 46 bin kadın ve çocuk taraftar UEFA tarafından Fair Play Ödülü’ne aday gösterildi.
  • CAS, UEFA’dan savunma istedi. Başmüfettiş Cornu, “TFF’den bilgi aldık, uyguladık” dedi. TFF, Cornu’nun ifadesini yalanladı, düzeltme istedi.

29 Kasım 2011 – Salı

  • Fenerbahçe Spor Kulübü asbaşkanlarından Ali Koç ve Abdullah Kığılı ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Yıldırım ve kulüp avukatı Emin Özkurt, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu 1907 Tribünü’nde düzenledikleri basın toplantısında resmi belgelere dayanarak yaptıkları açıklamalarla, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilme kararının TFF’ce UEFA’ye telkin edildiğini ispatladı.
  • TFF, Beyaz TV’de yayınlanan “Derin Futbol” adlı programının yorumcusu Ahmet Çakar’ın, Türkiye Futbol Federasyonu ve Başkanvekili Lutfi Arıboğan ile ilgili ortaya attığı iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
  • Açıklamada şunlara yer verildi: TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan ve Baş Hukuk Müşaviri Prof.Dr. İlhan Helvacı ile UEFA Disiplin Müfettişi Pierre Cornu arasında yurtiçinde ya da yurtdışında hiçbir özel görüşme olmamıştır. Taraflar arasında tek resmi görüşme, şike soruşturmasının başlamasını takiben 18 Temmuz 2011’de UEFA’nın Nyon’da geniş katılımlı bir toplantıda yapılmıştır.
  • TFF Genel Sekreter Vekili Ali Parlak, UEFA tarafından delege olarak görevlendirildi. Parlak’ın adı menajerlik sorularının sızdırılmasında sıkça yer alıyor.

30 Kasım 2011 – Çarşamba

  • Türkiye Futbol Federasyonu Fenerbahçe’nin CAS – Cornu – TFF üçgenindeki açıklamalarına bir basın toplantısı ile yanıt verdi.
  • Fenerbahçe Spor Kulübü TFF – UEFA – Cornu ilişkileri ile ilgili olarak “Belgelerle Hukuki Gerçekler” başlıklı bir açıklama yaptı.
  • Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın avukatlarından Faik Işık, futbolda şike ve teşvik iddialarına yönelik soruşturmayla ilgili olarak, “Türkiye’de şikeye bulaşanlar arasında bir puan cetveli yapılsa, Fenerbahçe inanın dereceye bile giremez” dedi.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 1 (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 2 (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 3 (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 4 (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 6 (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 7 (Ocak 2012)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)