FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

HALUK ULUSOY DOSYASI – 2

leave a comment »

18 Şubat 1998 tarihindeki bir haberde Ulusoy’un ilk yolsuzluk sinyalleri vardır:

Haluk Ulusoy’un Federasyon Genel Kurulu’nda kendi adına kalan dokuz kişinin faturasını devlete ödettiği ortaya çıktı.
Ankara Sheraton Oteli tarafından federasyona gönderilen faturanın toplam bedeli 10 milyar 914 milyon 289 bin 640 lira!..
007247 nolu fatura dökümü ise hayli ilginç.. Çünkü sadece federasyon başkanı Haluk Ulusoy için 9 ayrı özel oda kiralanmış! Ulusoy adına tutulan bu özel odalar için harcanan para ise tam 2 milyar 279 milyon 703 bin lira..
Genel kurul sırasında toplam 141 oda kullanılırken 104 delege birer gece konakladı. Otelin verdiği ücret kişi başı tam pansiyon 12 milyon 505 bin lira.. 104 delegenin bir gece konaklaması sonucu otele ödenmesi gereken miktar 1 milyar 300 milyon lira..
Delege olmayanların odaları da eklendiğinde ödenmesi gereken rakam 1 milyar 762 milyona çıkıyor.. Ancak federasyon devletin malı deniz mantığı ile tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı olduğu, halkın parasını çarçur edince bu fatura bir anda 10 milyar 914 milyon liraya fırladı.
Bu arada federasyonun bir işgüzarlığı daha ortaya çıktı.. Federasyon ikinci lig maçlarını hiçbir ihale açmadan TRT’ye vererek büyük bir usulsüzlük yaptı.

19 Şubat 1998 tarihinde Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner, federasyondan konunun incelenmesini istediğini açıklar. Ayrıca federasyon, üzerinden iki ay geçmesine rağmen, Sheraton Oteli’ne ekstra harcamaların delegelere fatura edilmesi için talimatını yeni yollamıştır. Otel’in yazıya tarih atılması talebi “Lütfen bu yazıyı tarihsiz kabul edin” sözleriyle geri çevrilir.

İsrail’de bulunan Başkan Haluk Ulusoy ile gün boyu telefon trafiğine girişen Futbol Federasyonu, acil olarak Ankara’ya bir muhasebe elemanını da gönderir.

“Ekstra rezaletiyle” ilgili bir başka gerçek daha ortaya çıkar. Federasyonun Genel Kurul öncesi yayınladığı ve tüm üyelere gönderdiği genelgede, otelde kimlerin kalabileceği, ekstra ödemelerin delegeler tarafından yapılacağının açıklanmasına rağmen, Başkan Ulusoy dahil pekçok delegenin bu uyarılara kulak asmadığı belirlenir.

Öte yandan Futbol federasyonunun 1997 – 98 yılı bütçesinde genel kurul harcamaları için öngörülen 22 milyar liranın şimdiden tüketilmiştir.

Bu dönemde Ulusoy’a en ciddi muhalefeti Turgay Şeren yapmaktadır.  Bakalım Şeren 20 Şubat 1998 tarihli yazısında neler demiş:

Ulusoy nasıl başkan oldu?

Futbol Federasyonu uygulamaları ile toplumun her kesiminden büyük tepki alıyor. İşte bu federasyonun başkanı Haluk Ulusoy’un göreve gelişinin perde arkasını yazarımız Turgay Şeren araladı.

5 BEDEN BÜYÜK
Haluk Ulusoy, rüyanda bile göremeyeceğin federasyon başkanlığı apoletli bir elbise giydin. Aynaya bak, bu elbisenin sana 5 beden büyük geldiğini göreceksin.

RİCACILAR KİMDİ
Mete Kılıç istifa ettiği zaman, ‘‘Mete Bey istifanı geri al. Haluk iki aylık geçici başkan kalsın. Genel Kurul’da seni destekleriz’’ sözü nerede verildi? Ricacılar kimdi?

ODADA NELER OLDU
Alp Yalman, Kaya Çilingiroğlu başkanlık için yarışırken Özkan Sümer, sen, Cengiz Eltutar ve İsmail Dilber, Sheraton Oteli’ndeki odanızdan niçin çıkmadınız?

TAYİNLE BAŞKAN OLMAM!
Federasyon toplantısı sırasında bas bas bağırıp, ‘‘Ben Özkan Olcay gibi tayinle federasyon başkanı olacak insan değilim’’ diyen sen değil miydin?

Uzun zamandır Türkiye Futbol Federasyonu ile ilgili konuları gündeme getirmek istemedim. Zira, boyutlar değişikti. Konu Türk Futbolu değildi. Gereksiz ve amaçsız bir kavganın içinde olmak bana ters geldi. Ancaaak, bugünlerde Türkiye Futbol Federasyonu’nun yapısı, tavrı, futbolumuzu nereye götürür tartışması, Türkiye Futbol Federasyonu var mı yok mu diye endişeler duyulması ve büyük ölçüde silik kalışı, beni bu yazıyı yazmak mecburiyetine itti.

Biraz gerilere gitmek istiyorum. Alp Yalman ve Kaya Çilingiroğlu’nun yarıştığı bir federasyon seçimi var. Hatırlayın bu seçim 152 kişinin toplanamaması nedeniyle yapılamadı. Otel paraları, ekstralar, delegelerin geliş gidişleri, çekilen manevi eziyetler, seçim öncesi çalışmalar, hepsi sıfır oldu. Neden? Onu da anlatayım. Futbol Federasyonumuzun o günkü 4 üyesi seçim salonuna girmedi. Hepsi de Ankara’daydı. Hepsi de Sheraton otelindeydiler. Kimdi bunlar? Asbaşkan Özkan Sümer, Federasyon üyeleri Cengiz Eltutar, İsmail Dilber ve şimdiki Federasyon Başkanımız 130 küsür oy farkla başkan oldum diyerek kasılan ve bununla iftihar eden Haluk Ulusoy kardeş. O gün Türk Futboluna bu ihaneti yapan bu 4 kişi bugün Türk Futbolunu yönetiyorlar. Özkan Sümer, belki federasyonda değil. Ama federasyonunun oluşturduğu 3-4 tane kurulun içinde Özkan Sümer de var. Yani o da olayın içinde.

Bu hatırlatmayı niye yaptım, zaman zaman Türk futbolunda liderlik vasfına sahibiz diye ortaya çıkanların, o gün neler yaptığını ve Türk Futboluna maddi, manevi ne kadar zarar verdiklerini hatırlatmak için. Şimdi bu arkadaşlar ve diğerleri etraflarına harbi kazanmış kumandan gibi tepedan bakabiliyorlar. Belki de alkışlanıyorlar. Ama aklı başında Türk Futbolunu düşünenler için bir utanç tablosunu hatırlatıyorlar. Bugünkü Futbol Federasyonu Başkanımız Haluk Ulusoy bu göreve nasıl geldi? Şimdi biraz da onu deşelim.

Yapılan normal seçimde Abdullah Kiğılı kardeşimiz Alp Yalman’ı geçti. Herkes biliyor. Ben ve arkadaşlarım reylerimizi Alp Yalman’a verdik. Galatasaray da başkanlık yapmış, yıllar yılı yönetiminde bulunmuş bir Galatasaraylı’nın dışında bir isme rey vermemiz mümkün değildi. Kiğılı da kardeşimizdir. Ama Faruk Süren ve arkadaşlarının dışladığı Alp Yalman’a bizim sahip çıkmamız kadar doğal bir şey yoktu.

Kiğılı seçimi kazandı. Onu kucakladım. Türk Futbolu’na büyük şeyler verebileceğine inancım vardı. Hala da var. Ama ne oldu? Tahkim Kurulu’nun aldığı bir karar, Fenerbahçe- Kocaelispor maçında yaşanan naklen yayın olayları, Televizyon ekranının bir kararması, bir açılması, güvenlik kuvvetleri ile stad görevlilerinin adeta çatışması, Kiğılı’yı istifa noktasına getirdi.

Kiğılı dört dörtlük bir insandır ve Futbol Federasyonunda Şenes Erzik’in yanında tam 7 yıl görev yapmıştır. Hem de çok hassas bir konu olan Mali İşler Direktörü olarak. Bu süre içinde en ufak bir sorun çıkmamıştır. Hani bugün gazeteler yazıyor. Genel Kurul üyelerinin, özellikle bugünkü Federasyon Başkanımız Haluk Ulusoy’un yaptığı harcamaların federasyon tarafından ödendiğini apaçık ortaya koyuyorlar. Ben şahidim, Erzik Federasyonu devrinde 1 tek kuruş, bu tip fazla ekstra para Sheraton oteline ödenmemiştir. Ekstra yok mudur? Elbette o zaman da vardır. Ama bu ekstralar, federasyonun içindeki üyeler tarafından kapatılmıştır. Ve bu kapatma işleminde de Şenes Erzik, Abdullah Kiğılı ve Ayhan Bermek başı çekmişlerdir.

Gelelim Abdullah Kiğılı’nın istifasına. Kiğılı, Futbol Federasyonu’ndaki arkadaşlarıyla yaptığı toplantıda ‘‘Beyler, bu naklen yayın olayı ve Tahkim Kurulu kararları bizleri çok zor duruma soktu. UEFA bir taraftan, havuza dahil Anadolu Kulüpleri diğer taraftan, başka bir naklen yayın kuruluşu ile mukavele yapan Beşiktaş ve özellikle Fenerbahçe başka bir taraftan bizleri paramparça ediyor ve işin içinden çıkılmaz durumlara sokuyorlar. Ben istifa edeceğim. Biz bir grup olarak geldik. Sizleri bilmem’’ deyip Mete Kılıç’a şu soruyu sorar ‘‘Siz ne düşünüyor sunuz Mete bey?’’ Kılıç’ın cevabı kesindir ‘‘Ben de istifa ederim’’ Mete Kılıç sözünü bitirmeden diğer Asbaşkan Haluk Ulusoy atlar ve der ki, ‘‘Ben Özkan Olcay gibi tayinle Federasyon Başkanı olacak insan değilim. Siz istifa ederseniz, benim de istifam uygulanmaya geçer.’’

Abdullah Kiğılı bildiğimiz gibi istifa etti. Ama ne yazık ki, beraber geldiği arkadaşları ona ihanet ettiler. Hepsi Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu sandalyelerine sıkı sıkı yapıştı. Önemli olan o sandalyede oturmaktı. Türk Futboluna hizmet etmek ne demekti. Ve işin en acısı neydi biliyor musunuz? Abdullah Kiğılı listesinden seçilenlerin hiçbirisi aradan aylar geçmesine rağmen, Abdullah Kiğılı’yı kerhen dahi aramadılar. Şimdi bu vefasız, sevgi ve saygıdan yoksun kişiler Türkiye Futbol Federasyonu’nun yönetimindedirler. Bunu anlamak mümkün değildir.

Kiğılı’nın istifa ettiği dönemde Spor Bakanı Yücel Seçkiner Küba’dadır. Yerine eskiden Spor Bakanlığı yapmış, doğrusu benim de çok takdirimi kazanmış, çok sevdiğim, şu andaki Tarım Bakanı Ersin Taranoğlu Spor Bakanlığı’na vekalet ediyordu. Ne olduysa oldu. Kiğılı’nın istifası 1 saat içinde kabul edildi. Aynı zaman içerisinde Haluk Ulusoy’un Federasyon Başkanlığı’na atandığı Ersin Taranoğlu, imzasıyla futbol kamuoyuna duyuruldu. Şimdi ben Haluk Ulusoy’a sormak isterim. Hani sen tayinle Futbol Federasyonu Başkanı olmazdın? Kiğılı’ya bu yanlışı nasıl yaptın Ulusoy? Sen ve arkadaşların Kiğılı’nın ekibisiniz. Demek ki, sizler için Kiğılı Mığılı mühim değilmiş. Mühim olan Futbol Federasyonu Binası kapısından içeri girmekmiş. Ondan sonrası Allah Kerimmiş.

Birinci Başkan Vekili Mete Kılıç, bunu hazmedemiyor tabi istifa ediyor. Araya ricacılar giriyor. ‘‘Mete bey Allahını seversen istifanı geri al. Haluk 2 aylık geçici başkan kalsın. Yeni genel kurulda seni destekleyeceğiz’’ deniyor. Bu sözlerin bir aile meclisinde söylendiği ve Mete Kılıç’a garanti verildiği yalan mıdır Ulusoy?

Bu sözler yalan değilse neden gerçekleşmedi? Tabii aynı soruyu Mete Kılıç’a da sormak lazım. Sana verilmiş sözler yerine getirilmediği halde neden hala Asbaşkanlık koltuğunda oturuyorsun?. Neler değişti, ne gibi olaylar oldu da tam siper oldun.

Mustafa Kefeli ile birlikte çıktığı yarışta Ulusoy için tüm Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri yolllara düştü. Hem de Futbol Federasyonu’nun resmi ve antetli kağıtlarıyla, tüm delegelere (Ben de dahil) içlerinden biri olan Haluk Ulusoy’u başkan olarak destekledikleri ve bu uğurda çalışma yaptıklarını içeren mektup gönderdiler. Bu hiç olacak bir şey değil. Alışılmış da değil. Acaba, Ulusoy kazanmasaydı da Mustafa Kefeli başkan olsaydı da Ulusoy’un arkadaşları istifa ederler miydi? Hiç sanmıyorum. Tıpkı Abdullah Kiğılı’daki senaryo tekrarlanıyordu. Mustafa Kefeli ile birlikte el bebek gül bebek federasyon koltuklarında otururlardı. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Ulusoy devri Futbol Federasyonu’nda bir ulufe dağıtma devri olarak hatırlanacak. Seçimlerde büyük destek olan ve 150 delegeli yarım kalan seçimin yapılmamasında başrolü oynayan Özkan Sümer, Futbol Federasyonu’nun çeşitli komitelerinde var. Tabii ki, bir diyet ödenecek. İsmail Dilber ile birlikte, Yurtdışı Teşkilatlandırma Kurulu’nda isimleri var. Kendilerinin futbol bilgilerine diyeceğim yok. Benim merak ettiğim hangi lisanda konuşacaklarıdır. Abdullah Kiğılı’nın başına gelen vefasızlık örneğini Şenes Erzik de yaşamıştır. Erzik Futbol Federasyonu’ndan ayrıldıktan sonra onu bir kez aramak ne Ulusoy’un aklına gelmiştir, ne de ekibinin. Ama, UEFA söz konusu olunca UEFA’nın yayınla ilgili konuları gündeme gelince Erzik, apar topar aranmış ve destek beklenmiş. Herhalde, Ulusoy’un tercümanlığını da Erzik yapmış olmalı.

Son Trabzon – Fenerbahçe olayına şöyle Ulusoy ile birlikte bir göz atalım. Federasyon başkanımız daha olaylar tetkik halindeyken ‘‘Bariç’i magnumla mı vurdular ki, 3 metre ileriye düştü’’ diyor. Bu olmadı Ulusoy. Bir Federasyon Başkanı kendisine yakışmayacak kabadayı edasıyla bu konuşmayı yapmaz. Televizyondaki o görüntün ve ses tonun gözümün önünde ve kulaklarımda hala çınlıyor. Futbol Federasyonu’nun bu konuda verdiği karara ben de uyuyorum. Fenerbahçe’nin sahadan çekilmesi yanlıştır. Bu yanlışa benim tanıdığım Ali Şen nasıl düşmüştür, doğrusu hayret.

Kulüpler Birliği’nin aldığı kararı İsmail Uyanık açıklarken de tüylerim diken diken oldu ‘‘Fenerbahçe’nin İstanbul’da yapacağı maçları 14.00’de oynarız’’ dedi. Ya aynı şeyi Fenerbahçe isterse ne olmacak. ‘‘Ben de Samsun ve diğer Anadolu kulüpleri ile yapacağım maçları 14.00’te oynamak istiyorum’’ derse ne olacak? Bu kaosu kim çözecek? Benim bildiğim kadar yayın yetki belgesi ve maç saatleri uygulaması Futbol Federasyonu’nun denetiminde değil midir Ulusoy? Sen uzaktan kumandalı bir başkan mısın yoksa?

Ulusoy, rüyanda bile göremeyeceğin Federasyon Başkanlığı apoletli bir elbise giydin. Aynaya bak, bu elbisenin sana 5 beden büyük geldiğini göreceksin. Benim sana bir ağabey olarak tavsiyem, arkadaşlarınla birlikte hemen istifa edip, Türk Futbolunu çok daha ehil ellere teslim etmendir.

Bir zamanlar genel kurula girmeyip seçim yaptırmayan ve futbolumuza ihanet eden, Özkan Sümer, Cengiz Eltutar, İsmail Dilber ve Haluk Ulusoy şimdi Türk futbolunu yönetiyorlar.

Ulusoy devri Futbol Federasyonu’nda bir ulufe dağıtma devri olarak anılacak. Seçimlerde büyük destek olan ve yarım kalan seçimin yapılmamasında başrol oynayan Sümer federasyonun çeşitli komitelerinde var.

Haluk Ulusoy, benim sana bir ağabey olarak tavsiyem, arkadaşlarınla birlikte hemen istifa edip, Türk Futbolunu çok daha ehil ellere teslim etmendir.

Dikkatinizi çekerim, daha Şubat 1998’de, yani otel, çanta vs usulsüz harcamaları, paye dağıtmalar, diyet ödemeler ayyuka çıkmadan önce “Ulusoy devri Futbol Federasyonu’nda bir ulufe dağıtma devri olarak hatırlanacak” yazmış Turgay Şeren.

20 Şubat 1998’de İkinci Lig Play – Off maçlarının naklen yayın hakkını ihale açmadan 750 milyar liraya TRT’ye veren federasyon, yüzde 10’luk hisse ödenmediği gerekçesiyle yayın yetki belgesini vermeme kararı alır. Federasyon, gönderdiği yazıda yetki belgesinin verilmeyeceğini belirtir.

TRT ise Futbol Federasyonu’na rest çekerken, bu haftaki maçlar için her türlü hazırlığın yapılacağını ve karşılaşmaların ekrana getirilememesinin nedeninin canlı yayında açıklanacağını bildirir.

Kamuoyundan gizli, ihale açılmadan TRT’ye verilen karşılaşmaların yayın hakkı, 6 hafta sonra krize dönüşürken, olaya Başbakan Yılmaz’ın müdahale etmesi beklenmektedir.

CHP Sivas Milletvekili Mahmut Işık, Futbol Federasyonu olağanüstü genel kurulunda yapılan aşırı harcamalar nedeni ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bir soru önergesi verir;

1 – Başkan Haluk Ulusoy’un 9 ayrı oda tutması nedeniyle federasyonun, Sheraton oteline 2 milyor 279 milyon lira borçlu kaldığı doğru mudur?
2 – Otelde tam pansiyon ücretin 12 milyon lira olduğu, ancak çok sayıda delegenin 300 milyon lirayı aşkın harcama yaptığı doğru mudur?
3 – Haluk Ulusoy’un koruması Kurban Yazoğlu’nun, 274 milyon liralık harcamalarının federasyonun borcu olarak kayıtlara geçtiği doğru mudur?
4 – Federasyon, genel kurul öncesi “Ekstralarını delegeler kendileri ödeyecek” duyurusunu yapmış mıdır? Eğer alınmadıysa niçin bugüne kadar beklenildi?
5 – Olayın çıkartılmasından sonra otele, ekstraların delegelere fatura edilmesi konusunda tarihsiz bir talimat yazısı verilmiş midir?

22 Şubat 1998’de sahasında şok bir şekilde Kayserispor’a 2-1 yenilen Fenerbahçe, 18 hafta sonra liderliği devreder. Galatasaray ise deplasmanda Antalyaspor’u 3-1 yenerek Trabzonspor’un arkasından ikinciliğe çıkarken Hakan’ın çizgiden çevrilen topunu Sadık İlhan gol olarak değerlendirir.

24 Şubat 1998’de Futbol Federasyonu, sarı kart cezalısı olduğu halde Beşiktaş karşılaşmasında forma giyen G.Birliğili Tolga’yı, yönetmeliğe göre en az 5 maçla cezalandırması gerekirken, naklen yayınlar konusunda kolkola girdiği Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav’ın talimatıyla affederek bir anlamda da diyet öder.

Yönetim Kurulu’nun 14 Şubat tarihinde yaptığı toplantıda cezalı oyuncu oynattığı gerekçesiyle Gençlerbirliği’nin hükmen yenilgisine karar verilir.

Adıyamanspor formasını giyerken, 14 Aralık 1997 tarihinde yapılan PTT maçında rakibine yumruk atan Tolga’ya Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu 18 Aralık 1997 tarihinde iki resmi maçta oynamama cezası verilmiştir. Tolga takımının 21 Aralık 1997 tarihindeki Batman Petrolspor maçında forma giymedi ve cezanın bir maçlık bölümünü çeker. Ardından Gençlerbirliği’ne transfer olan bu oyuncunun 22 Ocak‘ta lisansı çıkarılır. 24 Ocak tarihinde ise Tolga bir maçlık cezası kalmasına karşın, Gençlerbirliği’nin Beşiktaş maçında oynar.

Bu durumun saptanmasının ardından federasyon ile yakın ilişkiler içerisinde bulunan Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav devreye girer.14 Şubat‘taki toplantıda “Lisans çıkarılması prosedürüne müdahale imkanı olmadığı gerekçesiyle” Tolga affedilirken, Gençlerbirliği yöneticisi Cem Onuk disiplin kuruluna sevkedilir.

Bu durumun tam tersi olarak Disiplin Kurulu 8 Mayıs 1997 tarihinde yaptığı toplantıda cezalıyken oynayan Tarsus İdmanyurdu oyuncusu Cihat Metin, Erciyesspor futbolcusu Tolgahan Kayıran’ı 5’er, Nevşehirspor futbolcusu Yıldırım Eroğlu’nu 6, 26 Ağustos 1997 tarihindeki toplantıda ise, Gaziantepsporlu Francisco Lima Gouvınho’yu 5 maçla cezalandırmıştır.

28 Şubat 1998’de Fenerbahçe, İbrahim Aksoy’un yönettiği ve bir penaltısının verilmediği maçta İstanbulspor’u son dakika golüyle yenerken bu kez oyundan atılan oyuncu İlker’dir. Son haftalarda artan kartlarla birlikte Fenerbahçe’de bir sezonda kırmızı kart gören oyuncu sayısı 7’ye yükselmiştir. Yeni lider, Beşiktaş’ı 3-2 yenen Galatasaray’dır.

Aziz Yıldırım İstanbulspor maçından sonra Futbol Federasyonu ve hakemlere çatar. Yıldırım, göreve geldikleri ilk anda herkese el uzatıp uzlaşma teklif ettiklerini ancak her maçta bir oyuncularının haksız yere kart görerek atıldığı belirterek şunları söyler:

“Şunu açıkça söyleyeyim sahada bir kişi de kalsa bu takım şampiyon olacak. Bu haksızlıklar devam ederse sessizliğimizi bozarız. İsim vermeyeceğim ama bazı futbolcuların hakemlere yaptıkları hareketler görmemezlikten geliniyor. Biz öyle bir camiayız ki karşımızda olanlar bu kükremenin altında ezilirler. 10 maçı da kazanıp şampiyon olacağız.”

Sarı – Lacivertli yönetim kurulu, son haftalarda hakemlerin kendileri aleyhine haksız kararlar verdikleri gerekçesiyle hesap sorma kararı alır. Yönetim, Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Komitesi üyeleriyle görüşme yapmayı kararlaştırır.

7 Mart 1998’de Galatasaray, Ankara’da Şekerspor karşılaşmasında ilk yarısını 2-1 geride kapadığı maçı 4-2 kazanırken hakem Ünsal Çimen Şekerspor’un kazandığı penaltıda rakip futbolcuyu gole giderken düşüren Galatasaray kalecisi Mehmet’e kırmızı kartını çıkartmaz.

Fenerbahçe Kadıköy’de Karabükspor’u 2-0 yenerken taraftarlar Karabükspor maçı öncesi federasyona öfke kusarlar. Görevliler tarafından altında Futbol Federasyonu’nun imzası bulunan “spor kardeşlik, barış ve centilmenliktir” şeklindeki pankartın açılması üzerine tribünler ayağa kalkan taraftarlar uzun süre federasyon aleyhinde sloganlar atarlar.

11 Mart 1998’de Galatasaray, Türkiye Kupasında Trabzonspor’u 4-2 yenerek finale çıkar.

Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz:

“Galatasaray’ın aleyhine çalınan her düdükten sonra 3 – 4 futbolcu hakemin yanına koşup, haklı ya da haksız, mutlaka itiraz ediyor. Hakem de bundan sonraki pozisyonlar için etkileniyor. Fatih Terim futbolculuğu döneminde bunu çok sık yapardı, şimdi de futbolcularına yaptırıyor. Hakemleri bu konuda uyarıyorum”.

12 Mart 1998 tarihinde İzmir Bağımsız Milletvekili Hasan Denizkurdu, TBMM Başkanlığı’na, Devlet Bakanı Yücel Seçkiner tarafından cevaplanması talebiyle bir soru önergesi verir:

Futbol maçlarının televizyonlardan yayınlanması konusunda bir kaos yaşanmaktadır. Hükümetin bazı bakanlarınca yapılan girişimlerine rağmen konu çözülememiştir. Spor kulüpleri tarafından basına yapılan açıklamada, “Tahkim Kurulu”nun derhal istifa etmesi, aksi halde olağanüstü ve tek maddelik gündemle “Tahkim Kurulu”nun değiştirileceği ifade edilmiştir.

Tahkim Kurulu’nun kararı bağlayıcı nitelikte olmasına rağmen uygulanmamaktadır.

Fenerbahçe Kulübü’nün havuza dahil olmadığı yargı (Tahkim) kararı ile subuta ermesine rağmen Fenerbahçe Kulübü’nün hakları Federasyon’ca engellenmektedir.

Yargı’yı yok sayan, “Tahkim Kurulu”nu değiştiririz diye tehdit eden bir anlayıın yakın gelecekte Türk futbolunu bir çıkmaza sokacağı şimdiden belli olmuştur.

Bu nedenle; denetim yetkisine sahip olan Bakanlığınızın bu yetkisini kullanıp kullanmadığını, Tahkim Kurulu kararlarına uymayan Federasyon hakkında varsa ne gibi işlem yapıldığının, ayrıca ilgili yasanın bu çıkmazdan kurtarılabilmesi için yeniden düzenlenmesi konusunda hazırlığınızın bildirilmesi konusunda görüşleriniz.

14 Mart 1998’de Beşiktaş, İstanbulspor’u 2-1’le geçerken kupadaki Galatasaray maçı öncesi kimsenin anlamadığı bir sebeple Amokachi’ye gösterilen kart bütün keyifleri kaçırmıştır. Yönetici Yılmaz Ekergil Oğuz Sarvan’ın soyunma odasına giderek bu kararının gerekçesini sorar. Ekergil daha sonra da, “Hakem, küfür edildiğini duyduğunu söyledi. Böyle duymayla futbolcu atılmaz. Tam rahatlamışken, son dakikalarda Amokachi’nin atılması ağır bir karar. Galatasaray maçı öncesi bizi yıpratmak istiyorlar. Böyle şeylerle Türk futboluna yazık ediyorlar”.

Kaptan Recep;

“Onun şaibeli bir hakem olduğunu herkes biliyor. Bizi yönettiği her maçta yaktı. Bu tür hakemler nasıl maç yönetiyor?”.

Amokachi;

“Bana Türkçe olarak küfür ettiler. Ben de İngilizce karşılığını verdim. Bu hakeme yapılmış bir hareket değil. Ben kesinlikle hakeme küfür etmedim. O zaman rakip futbolcuya da kırmızı kart gösterseydi. Böylesine önemli maçlar öncesi bu kart beni yıktı. Böylesini de görmedim”.

Toshack;

“Galatasaraylı Hagi her maçta hem hakemlerle, hem de rakipleriyle sürekli uğraşıyor. Bugüne kadar atılmadı. Bizim ise en iyi futbolcumuz önemli bir maç öncesi atılıyor. Bunda bir şeyler aranmalı. Amokachi’nin kırmızı kart görmesi çok saçma. Federasyona itiraz edeceğiz, ama büyük bir ihtimalle bu futbolcumuz iki maç ceza alacak. Dolayısıyla bu ceza Galatasaray maçına da denk gelecek. Kişiliği ve karakteri yok. Böyle bir adama saygı duymam. Ben de Onun cezalandırılmasını istiyorum.”

Galatasaray, sahasında Gençlerbirliği’ni 3-1 yenerken herkes hakem Kadir Tozlu’dan şikayetçidir. Faruk Süren, “Biz maçlarımızı onbir değil, ondört kişiye karşı oynuyoruz. Rakiplere üç de hakem ekleniyor. Böylesine ne yaptığı anlaşılmayan kötü hakemler görmedim. Ama herşeye rağmen hem ligde hem de kupada şampiyon olacağız.”

Yönetici Ergun Gürsoy ise tribünden sahaya bira kutusu atılmasına büyük tepki gösterir ve bundan böyle VIP barında kutu içeceklerin satılmaması konusunda karar alacaklarını söyler.

Gençlerbirliği futbolcuları da hakemlere isyan etmektedirler. Konuk ekibin tek golünü atan Ümit Özat, “Böyle olması çok normal. Çünkü hakemler üzerinde anormal bir baskı var”.

Beşiktaş Kulübü Başkanı Süleyman Seba, İstanbulspor maçında kırmızı kart gören Amokachi’nin 2 maç ceza almaması ve Galatasaray kupa maçında oynayabilmesi için Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy ile görüşme kararındadır.

19 Mart 1998, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım,

“Yabancı transferi, Avrupa’da olduğu gibi serbest bırakılmalı. Türkiye’de rakamlar çok yükseldi. Real Madridli Mijatoviç’in fiyatı 8 milyon dolar. Türkiye’de bu kalitede bir oyuncuyu bu fiyata almak çok zor. Uche ve Okocha yeni sezonda Türk vatandaşı olarak oynamalı. Bu hakkı kazandılar. Federasyonun anlayış göstereceğine inanıyorum. Moshoeu, kesin olarak kalacak. Fenerbahçe Stadı’nın kapasitesini 40 bine çıkartıp, tamamen kapatmayı düşünüyoruz. Samandıra Tesisleri için Davut Dişli ve Ahmet Eraslan yoğun bir şekilde çalışıyor. Dereağzı, ya Fenerland ya da benim düşündüğüm gibi tamamen sportif tesisler olacak.

Federasyon naklen yayına çözüm bulmalı. Tahkim Kurulu kararları uygulanmalı. Fenerbahçe’nin maçlarını BİMAŞ kanalları vermeli. Anadolu’da Fenerbahçe izlenemiyor. Küçük çocuklar da Fenerbahçe’yi seyretmeli. Aksi takdirde taraftar sayımızın çoğalması zor olur.”

Beşiktaş’ın İstanbulspor ile oynadığı maçta rakip oyuncuya küfür ettiği gerekçesiyle doğrudan kırmızı kart gören ve Disiplin Kurulu’na verilen Amokachi’ye bir maç ceza verilir.

İlgili yazılar:

Haluk Ulusoy Dosyası – 1

Haluk Ulusoy Dosyası – 3

Haluk Ulusoy Dosyası – 4

Haluk Ulusoy Dosyası – 5

Haluk Ulusoy Dosyası – 6

Haluk Ulusoy Dosyası – 7

Haluk Ulusoy Dosyası – 8

Haluk Ulusoy Dosyası – 9

Haluk Ulusoy Dosyası – 10

Haluk Ulusoy Dosyası – 11

Haluk Ulusoy Dosyası – 12

Haluk Ulusoy Dosyası – 13

Haluk Ulusoy Dosyası – 14

Haluk Ulusoy Dosyası – 15

Reklamlar

Written by kesinofsayt

30 Ocak 2012 12:05

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: