FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

HALUK ULUSOY DOSYASI – 3

leave a comment »

28 Mart 1998’de şampiyonlukta iddialı ekiplerden Trabzonspor, deplasmanda Altay ile 1-1 berabere kalırken en önemli kozlarından Tolunay, Galatasaray maçı öncesi 4. sarı kartını görerek cezalı duruma düşer. Sezon sonu Galatasaray’a transfer olacak olan Tolunay, kasıtlı olarak kart gördüğü şeklindeki iddialrı şiddetle yalanlar.

Galatasaray sahasında Samsunspor’u 2-1 yenerken hakem Metin Tokat, ilk dakikalarda Samsun lehine çok net bir penaltıyı vermez. Bu penaltıyla beraber Galatasaraylı Okan’a da kırmızı kart gerekmektedir.

2 Nisan 1998’de Trabzonspor maçı öncesi G.Saray Teknik Direktörü Fatih Terim, Disiplin Kurulu’na sevkedilir. Samsunspor maçında alan ihlali yaptığı belirtilen Terim, Trabzon’da sahaya çıkamayacaktır.

Başkan Faruk Süren,

“Okuma ve yazma bile bilmeyen gözlemcilerin raporlarıyla bizi yakmaya çalışıyorlar. Ama buna izin vermeyiz. Sadece korner çizgisine koşmuş. Onu da suya basmamak için yapmış. Böyle ucuz ve komik bir karar olmaz. Meğer Fatih hoca ne ağır bir suç işlemiş de bizim haberimiz yokmuş. Federasyon yanlış yapmış. Aksine kariyerini bitirmeleri gerekirdi. Hatta Ali Sami Yen Stadı’na O’nu asmalıydı. Böyle hafif ceza mı olur”.

3 Nisan 1998’de Futbol Federasyonu, G.Saray’ın hocası hakkındaki tedbir kararını kaldırır. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, yaptığı toplantıda G.Saray – Samsunspor maçının hakem, temsilci ve gözlemci raporlarını değerlendirir. PFDK, hukuk kurulu tarafından tedbirli olarak sevkedilen Fatih Terim’in tedbirinin kaldırılmasını ve soruşturmanın genişletilmesini kararlaştırır. Sarı – Kırmızılılar’ın teknik direktörü Trabzonspor maçında takımının başında sahaya çıkacaktır. Terim hakkındaki ceza dosyası önümüzdeki hafta içinde ele alınacaktır.

Faruk Süren’in iddia ettiği kadar basit bir olay için soruşturmanın neden genişletilmesi gerektiğini anlamak ise haliyle mümkün olmaz.

Beşiktaş Teknik Direktörü John Toshack’a ise basın yoluyla hakem Oğuz Sarvan’a hakaret ettiği belirlendiği için 30 gün hak mahrumiyeti ile cezası gelir. Toshack, Nisan ayı boyunca, G.Saray ile oynanacak kupa maçı dahil olmak üzere sahaya giremeyecektir.

Galatasaray deplasmanda Trabzonspor ile 1-1 berabere kalırken bitime 5 hafta kala Vanspor’u 4-1 yenen Fenerbahçe yeniden liderdir.

Galatasaray yönetimi Trabzonspor maçı hakemi Oğuz Sarvan’a büyük tepki göstermektedir. Galatasaray Basın Sözcüsü Ateş Ünal Erzen;

“Sarvan’a artık futbolcuların saygısı kalmadı. O’nun da futbolcuya saygısı yok. Giderek hırçınlaşıyor. Bütün televizyonlarda kadrolar dolmamışken kendine bir yer bulsun, yorumculuk yapsın. Hakemliği de hemen bıraksın”.

Kendisine bu sözlerden dolayı herhangi bir ceza gelmeyecektir.

Hakan Şükür;

“Sahada G.Saray ve Trabzonspor’un dışında, Fenerbahçe’yi de temsilen bir kişi vardı, o da Oğuz Sarvan’dı”.

Bu sözlere nasıl bir ceza geleceği merak konusudur.

Trabzonspor’a ise sahaya atılan davul tokmağı sebebiyle 500 milyon lira ceza gelmesi beklenmektedir.

Yeniden toplanan Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Galatasaray – Samsunspor maçında teknik alanı ihlal ettiği öne sürülen Fatih Terim’e ceza vermeye gerek duymaz.

11 Nisan 1998’de Çanakkale Dardanelspor’u 2-1 yenen Fenerbahçe’de kırmızı kart gören oyuncu bu kez Erol’dur. Sarı – Lacivertliler, Ç.Dardanelli Mapeza’nın, G.Saray’a karşı oynamamak için bilerek sarı kart gördüğünü ve cezalı duruma düştüğünü ileri sürerek tepki gösterirler.

Ertesi gün Altay’ı 6-1 yenen Galatasaray liderliği alır. Ali Aydın, maç golsüz berabere devam ederken 33 üncü dakika Altay’dan Serdar’ı, Hagi’nin kullandığı serbest atışta barajı bozması sebebilye oyundan atar.

Maçtan sonra hakem Ali Aydın’ın Hagi ve Hakan Şükür’ün formalarını aldığı iddiaları bu futbolcular tarafından yalanlanır.

Hakan Şükür, Altay maçından sonra formasını, karşılaşmanın orta hakemi Ali Aydın’a verdiği yönünde çıkan söylentilere sert tepki gösterir. “Resmen provokasyon yapılıyor. Hakemler Fenerbahçe’nin şampiyon olması için çalışıyor” diyen Hakan maç sonrası hakemin odasına gitmediğini ve forma vermediğini söyler.

Hakemlere yönelik demeçlerini içeren kasetlerin gönderilmesini talep eden Futbol Federasyonu, bu doğrultuda durum değerlendirmesi yapacak ve gerek duyduğu takdirde bu futbolcuyu Disiplin Kurulu’na sevkedebilecektir. Hakan Şükür’ün bu nedenle ceza alabileceği ve bunun en az 2 maç oynamama şeklinde olması beklenmektedir.

Galatasaray yönetimi ise futbolcusunun aksine, hakemin forma istemediğini net olarak reddetmez.

Faruk Süren;

“Dünyanın her yerinde yıldız futbolculardan forma istenir. Ne yani, hakem, Hakan ve Hagi’den forma istemeyecek de, boksör kılıklı Altaylı Orhan’dan mı isteyecek. Kaldı ki, Beşiktaş Teknik Direktörü Toshack da, Hagi’den formasını istedi. Dortmund maçını yöneten hakem bile Hagi’nin formasını aldı.”

Teknik Direktör Otto Bariç;

“Başka hiç bir ülkede hakemlerin maç sonuçlarını bu kadar etkilediği lig yok. Haksız yere alınan galibiyetler şampiyonluk yarışını etkiliyor. Bunun devamı gelmez”.

Fenerbahçe Genel Sekreteri Köksal Özbek;

“Sabrın da bir sınırı var. Hakemler bazı kulüplere sempati duyabilir ama maça çıktığında bunu bir kenara bırakmalı. Fenerbahçe camia olarak şampiyonluğa inanmış ve hazırdır. Başka yöntemlerle şampiyonluğu elimizden alamazlar. Merdivenleri teker teker çıkmak gerekir. Atlayarak çıkarsan tökezlersin. Ortada maddi – manevi doping olabilir. Federasyon bunu takibe almalı”.

Aziz Yıldırım;

“Göreve geldiğimiz günden bu yana spora anarşi bulaşmaması için çaba harcadık. Ama bizi pasifize etmek istediler. Fenerbahçe üzerine oyunlar oynanmaya başladı. Ankara’da Şekerspor maçıyla başlayan komedi Altay maçıyla devam etti. Şekerspor maçında G.Saray kalecisi oyundan atılmalıydı. Samsunspor maçında 5. dakikada Okan’ın atılması ve penaltı çalınması gerekirdi. Altay maçında Ali Aydın G.Saray lehine kararlar verdi. Ve üç maçta 9 puan kazandılar. Özellikle Altay karşılaşmasında G.Saray şaibeli bir galibiyet elde etmiştir.

Hakemler sahada adalet dağıtmak zorundalar. Geçmişe baksınlar. A.Gücü 8 – 0, Eskişehir 2 – 1 ve İstanbulspor 3 – 2 maçlarını hatırlasınlar. Ayhan Yücebilgiç ve Metin Tokat gibi hakemlerin G.Saray maçlarına verilmesini istemiyoruz. Maçlarda doping kontrolü yapılmalı. MHK Başkanı Hilmi Ok’a güvenimiz tamdır. Fenerbahçe’nin maçları mutlaka TV’den yayınlanmalıdır. Şampiyon olduğumuzda spekülasyon yapılmasını istemiyoruz. Çünkü G.Saray’ın gözü kararmış”.

Galatasaray yönetimi forma konusunda net bir yorum yapmaz, Hakan Şükür ise kesinlikle forma vermediğini iddia ederken yan hakemlerden gelen açıklama kafaları iyice karıştırır.

Sürhat Müniroğlu ve Burhan Mermer, G.Saray-Altay maçı sonrasında forma aldıklarını kabul ederlerken orta hakem Ali Aydın’ın forma istemediği ortaya çıkar. MHK üyeleri Talat Tokat ve Bülent Yavuz’un ortaklaşa yürüttükleri soruşturma sonucunda, iki yardımcı hakem G.Saray forması aldıklarını kabul ederler.

Karşılaşmanın bitiminde Hagi’nin yanına giden Burhan Mermer, bu oyuncudan formasını ister. Benzer bir talebi, diğer yardımcı hakem Müniroğlu, Hakan Şükür’e yapar. Ayrıca, karşılaşmanın gözlemcisi ve MHK üyesi Salih Türktunç ile maçın temsilcisi Hüdai Doğan da forma talebinde bulunurlar. Hakemler ve gözlemci ile temsilci soyunma odasına gittikten sonra, hakemlerin yanına gelen Hakan Şükür 9 numaralı formasını verir. Ardından 13 ve 18 numaralı formalar da hakemlerin odasına gelir. Bu formalardan birisini alan Türktunç, hakemlerin de aldığını görünce telaşa kapılıp, formaları top toplayıcı çocuklara verirken. Doğan ise aldığı formayı yanında götürür.

Her iki hakemin 3 ila 6 ay arasında hak mahrumiyeti cezası alması ve Müniroğlu’nun FIFA kokartının da sökülmesi beklenmektedir.

17 Nisan 1998’de Beşiktaş Teknik Direktörü Toshack, Fulya’da bir basın toplantısı yapar, ilginç ve çarpıcı açıklamalarda bulunur:

“G.Saray’ın 5 maçını izledim. Her nedense hiçbirinde rakipleri maçı 10 kişi tamamlayamadı. Bu ne tesadüf. Özellikle Altay maçı bir G.Saraylı adına utanç verici. Şahsen ben G.Saraylı olsaydım utanıp, maçı terk ederdim.
Bazı futbolcular hakemler tarafından kollanıyor. G.Saraylı futbolcular hakemin üzerine yürüyor, çıt yok. Rakip takımdan birine en ufak şeyde kırmızı kart çıkıyor. Hagi hakemlere karşı sürekli konuşuyor. Ama korunuyor.
Sezon başından bu yana herkes hakemlerden konuşuyor. Sürekli eleştiriler getiriliyor. Oysa ben iki kez konuştum, ikisinde de ceza aldım. Benden başkasına bir şey olmuyor. Nedenini anlayamadım. Bu durumda mağdurum.”

18 Nisan 1998’de Dardanelspor’u deplasmanda 2-1 yenen Galatasaray, ertesi gün oynanacak olan Fenerbahçe maçını beklemeye koyulur. Fenerbahçe’nin Antalya deplasmanında aldığı 1-1’lik beraberlik sonucu aradaki puan farkı 2’ye çıkmıştır.

22 Nisan 1998’de Galatasaray’da, Profesyonel Futbol Disilpin Kurulu tarafından, Altay maçındaki hareketleri nedeniyle Filipescu’ya iki maç oynamama cezası verilmesi büyük tepki alır.

Cezaya karşı çıkan Galatasaray Yönetimi Tahkim Kurulu’na başvururken, yönetici Mustafa Sarıgül “Filipescu’ya Altay maçındaki hareketleri gerekçesiyle iki maç ceza verenler Rumen futbolcunun aynı maçta dudağının patladığını görmediler mi? Kimse bunlara ses çıkarmıyor. Bize büyük bir haksızlık yapılıyor.”

Ertesi gün Filipescu’ya iki maç ceza veren Disiplin Kurulu, bu kez Hakan Şükür’ü gündeme alır. Sarı – Kırmızılı futbolcunun Trabzon maçı sonrası hakem Oğuz Sarvan’a yönelik “Fenerbahçe’nin şampiyon olmasını istiyor” şeklindeki sözlerinde suç unsuru bulan kurul, Hakan’a bir maç ceza verir

Karar, G.Saray’da büyük tepkiyle karşılanırken Başkan Faruk Süren, basın toplantısı düzenler;

“Çirkin bir olay. Disiplin Kurulu, at yarışlarındaki gibi Handikap Kurulu’na döndü. Hızlı koşmayalım diye ağırlık koyuyorlar”.

Asbaşkan Ergun Gürsoy;

“Federasyon ve kurulları kanunları uygulamazsa birilerinin uşaklığını yapmış olurlar. Oldu olacak Hagi’ye de, hatta bana da ceza versinler”.

Sarı – Kırmızılılar, bu arada karara itiraz ederler ve bunu aynı akşam Türker Aslan’ın başkanlık yaptığı Tahkim Kurulu’na yetiştirirler. Tahkim Kurulu, yaptığı toplantıda Türkiye’de bir ilki gerçekleştirir ve Hakan Şükür’ün konuşmalarında suç unsuru bulunmadığını belirterek 3’e karşı 2 oyla cezayı kaldırır. Kurul, ayrıca Filipescu için de yürütmeyi durdurma kararı alır. Buna göre her iki futbolcu da Kayserispor maçında forma giyebilecektir. Hakan’ın cezası tamamen kaldırılırken, Filipescu’nun durumu bir sonraki toplantıda ele alınacaktır.

Bu kez Fenerbahçe ateş püskürür. Başkan Aziz Yıldırım;

“Böyle rezalet görmedim. Türkiye’de hukuk falan bırakmadılar. Bari şampiyonu da ilan etsinler de herkes rahatlasın”.

Nisan 1998’de Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım naklen yayın kaosuna çözüm bulunabilmesi için Başbakanlık Teftiş Kurulu’na başvurur.

Medyadaki baş Ulusoy muhalifi Şeren 28 Nisan 1998 tarihli yazısında

Geçenlerde Haluk Ulusoy’un nasıl Futbol Federasyonu Başkanı olduğunu yaşmıştım, sonra yazdığım yazıyı defalarca okudum. Yazım şöyle bitiyordu: Haluk, Futbol Federasyonu Başkanlığı koltuğu sana bol geliyor. Kendi kendime “Acaba haksızlık mı ettim?” diye düşündüm. Ama bugün bakıyorum, az bile yazmışım.

demektedir. Şeren 7 Mayıs 1998 tarihli yazısında ise, sürekli muhalafet edeceği yabancı oyuncu sınırlamasını gündeme getirecektir. Profesyonel Futbolcular Derneği Başkanı Şeren’in, yabancı oyuncu sayısının kısıtlanmasını talep etmesi normaldi gerçi, ama Şeren Ulusoy’u her yönden eleştirmeye devam eder:

Gelelim ikinci konumuza… Şenes Erzik federasyonu giderayak şöyle bir karar aldı: Bu yıl dört yabancı oynayacak ve giderek bu dört yabancı azaltılacak. Yani 1998-99 yılı üçe inecek, daha sonra da kademe kademe imkan nisbetinde yabancı oyuncu kısıtlanacak. Şimdi Kulüpler Birliği bir karar aldı. ‘‘Yabancı oyuncu serbest bırakılsın’’ deniyor. Tabi bu hoşlarına gidiyor.

Başı çekenler yine aynı kulüp başkanları; İlhan Cavcav ve Celal Doğan. Gaziantepspor’da ben bu yıl dört yabancı oynadığına pek şahit olmadım. Bir veya iki oynamıştır. Gençlerbirliği’nde de öyle. Yabancı oyuncuyu savunan İlhan Cavcav’ın Gençlerbirliği, küme düşme potasından Kemalettin’in Şekerspor’a attığı son dakika golüyle kurtuldu. Bu mu yabancı futbolcuların katkısı Türk futboluna?

Bursaspor Baliç’in fiyatına 10 milyon dolar diyor. Ankaragücü Hasan Şaş için 4 milyon dolar istiyor. Bu fiyatları futbolcular mı artırıyor, yoksa kulüp yöneticileri mi? Şimdi bunları tartışalım. Yabancı oyuncu Popescu’nun G.Saray’a maliyeti 8.5 milyon dolar. Popescu’ya verilen yılda 2 milyon dolar. Şimdi, Hakan Şükür çıkıp da, ‘‘Ben 1 yıl için 2 milyon dolar istiyorum’’ derse haksız mı olur? Türk futbolcusu çok mu para istemiş olur? Liglerde bütün takımların kadrolarına bakın.

Dört futbolcu diye veryansın edenler, ön plana çıkanlar kadrolarında asla dört futbolcu bulundurmamışlardır.

Bir sürü yabancı; arap, beyaz gelmiş gitmiş, dolarları götürmüşlerdir. Lutu nerede? Letchkov nerede? Salenko nerede? Misse Misse nerede? Ve daha nice yabancı futbolcu nerede?

Haluk sen, tekrar edeyim, Türk Futbol Federasyonu’nun başkanısın, kulüplerin değil? Yani kulüpler, artı futbolcular, artı hakemler, artı antrenörler, artı amatör konfederasyon. Sakın ha unutma! Ve bu iki ihaneti Türk futbolunda gerçekleştirip, hain olma.

Kulüp yöneticileri gününü gün etmek istiyor, kendilerini düşünüyorlar Türk futbolunu değil. Artı sen, Türk futbolunun milyarlarını sokağa atamazsın, daha doğrusu atmamalısın. Atarsan Türk futbolu senin yakana sarılır.

30 Nisan 1998’de Başkan Haluk Ulusoy’un harabe halinde olmasına rağmen kiralattırdığı ve federasyonu 2 trilyonluk yükün altına soktuğu Riva’daki otel binasının bir bölümü yenilenmesi için ihaleye çıkarılır. Federasyon bunun için 185 milyar lira bedel saptar. Aynı yerde federasyonun mükemmel tesislerinin olmasına rağmen yapıldığı 8 yıldan bu yana çivi bile çakılmayan otel binası için trilyonlara ihtiyaç bulunmaktadır.

3 Mayıs 1998’de sahasında İstanbulspor’u 4-1 yenen Galatasaray, Fenerbahçe’nin ligin ilk yarısında 7-0 yendiği Şekerspor’la Ankara’da berabere kalması üzerine şampiyonluğa ulaşır.

7 Mayıs 1998’de Başbakanlık konutuna önceki gün Galatasaray bayrağı asan, Başbakan Mesut Yılmaz’ın küçük oğlu Hasan, takımı kupayı kazandıktan sonra havai fişekli kutlama yapacağını ve bayrağı kesinlikle indirtmeyeceğini söyler,

“Bu dinamitler gerçek gibi patlıyor. Ben de cimbomun şerefine dinamit atacağım. Ben köküne kadar Galatasaraylıyım. Şampiyonluğumuzdan büyük mutluluk duyuyorum. Babam da Galatasaraylı. Şampiyonluğumuzun şerefine dinamitleri patlatıp, havai fişek atacağım. Bayrağın asılmasına babam izin verdi. Galatasaray’ı o da seviyor.”

8 Mayıs 1998’de Futbol Federasyonu Basın Sözcüsü Hadi Türkmen, “Transfer statüsü ve yabancı oyuncu sayısını 14 Mayıs‘da Ankara’da yapacağımız toplantıda belirleyeceğiz. Kulüpler Birliği’nin görüşleri alınmıştı. Ankara’daki toplantıda kulüp başkanlarıyla da görüşeceğiz” açıklamasını yapar.

Aynı tarihte çiçeği burnunda tarafsız TFF Başkanı Haluk Ulusoy, bir yerel TV’de “Futbol Federasyonu başkanlığından ayrıldıktan sonra, kamuoyunun da isteği olursa, Trabzonspor’a başkan adayı olabilirim” demekle meşguldür.

Haziran 1998’deki TFF Olağan Mali Genel Kurulu da Şeren’in gündemindedir:

28 Mayıs 1998 – Haluk’un riyasetinde çirkin oyunlar (Turgay Şeren)

Haziran’ın ilk haftasında Türkiye Futbol Federasyonu’nun olağan mali genel kurulu var. Zira yasa öyle istiyor. Buna rağmen olağan genel kurula bir de olağanüstü eklendi. Yani olay şu; önce mali genel kurul yapılacak, ibra edilecek veya edilmeyecek, ki ibra edilmemesi dahi söz konusu olabilir. Çünkü bir taş yığınına, defalarca yazılmasına, defalarca çizilmesine ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun bir ‘‘otel onarıcı’’ kuruluş olmadığı izah edilmesine rağmen, Haluk bu onarımı başlatmış. İlk fırsatta 55 milyar gidiyor. Daha sonraları iddia ediyorum, 1 trilyondan fazlası gidecek. Artı buraya 100 ila 150 kişilik personel lazım. Artı bu tesisin ısıtılması için gökten hortumla mazot inmesi gerek. Dikkat Haluk, bu iş senin başını yakabilir.

Tahkim seçimi

Gelelim olağanüstü genel kurulun iki maddesine… Birincisi, Tahkim Kurulu’nun yenilenmesi. Bu Tahkim Kurulu’nu bugün Futbol Federasyonu’nun başında ve en sonunda olan kişiler seçti. Tahkim Kurulu, Futbol Federasyonu’nun her aldığı karara uymak zorunda olan kuruluş mudur? Rahmetli Turgut Özal’ın yanındaki kişilerden biri olarak isyan ediyorum. Profesyonel futbolu mahkemelerden kurtardık, şimdi beğenmiyoruz. Ve Haluk Ulusoy dolayı olarak imza toplatıp, Tahkim Kurulu nosyonunu yok etmek istiyor. Sen nasıl Futbol Federasyonu’sun Haluk?

MHK seçimi

Gelelim MHK seçimine… Şimdi ayaklarınızı sıkı basın. Bundan 10 gün önce Haluk Ulusoy imzalı Hilmi Ok’a bir teşekkür mektubu gelir. İçeriği şöyledir: “Sayın Hilmi Ok ve Sayın MHK üyeleri, sizleri bu yılki performansınızdan, hakemlerimizin sahada çaldığı düdüklerden dolayı tebrik ederiz. Önümüzdeki yıl da bu başarınızın devamını bekleriz.” Ve şimdi Tahkim Kurulu tek başına seçim konusu olmasın diye arkasına MHK’yi de ekliyorsun Haluk. Ve diyorsun ki: “Siz merak etmeyin MHK, Tahkim Kurulu seçimi yapılacak ama sizin seçim için gerekli oyu toplattırmayacağım.” Bu nasıl şey be Haluk? Bu nasıl Futbol Federasyonu yönetimi? Bir kahvedeki dernek böyle yönetilmez Haluk.

Lisans vizesi

Gelelim bu yılki lisans vizesinde olacak kepazeliklere… 1 Haziran’da başlayacak bu vizeler için federasyonun aldığı bir karar var. Antrenörlere ve futbolculara borçlu olan kulüpler lisans işlemlerini yaptıramazlar. Yaptırmaları için bu borçların futbolculara ve antrenörlere ödenmesi şarttır. Ama duyuyorum, Futbol Federasyonu’nun her bir üyesi bir kulübe yaranmak için borçlar ödenmeden bu vizelerin yapılması için çalışıyorlar. Bu ayıp. Haluk, içim yanarak doğrusunu söylüyorum. Sen ve senin kurulundaki tüm arkadaşların Türk futbolunu çok çirkin noktalara getirdiniz ve getirmekte de ısrarcısınız. Ama Türk futbol kamuoyu bu kadar duyarsız değildir. Bunu sakın unutma Haluk!

Naklen yayın konusunda Fenerbahçe’nin talebi doğrultusunda karar veren Tahkim Kurulu anlaşılan Ulusoy’u kızdırmıştır. Mali Kurul’da apar topar Tahkim’i değiştirmenin yollarını aramaktadır Haluk Ulusoy. Şeren de haklı olarak sorar “Tahkim Kurulu, Futbol Federasyonu’nun her aldığı karara uymak zorunda olan kuruluş mudur?

Haluk Ulusoy’un bünyesindeki kurumlara (PFDK, Tahkim, MHK vb) nasıl baktığının ve nereye kadar özgür bıraktığının ipuçlarıdır burada yaşanan.

Son günlerdeki (Ocak 2007) MHK açıklamalarını hatırlıyor musunuz? Çulcu iki günde bir “Haluk Bey bana karışamaz, ceketimi alır giderim” yollu açıklamalar yapıyor. İnanalım mı sayın Çulcu?

16 Mayıs 1998’de TFF Ankara’da 2.5 saat süren Yönetim Kurulu toplantısında yabancı oyuncu sayısının dört olarak devam etmesine karar verir.

G.Saray yönetimi, sayısız yabancının kabul edilmemesine büyük tepki göstermezken Trabzonspor Asbaşkanı Hikmet Onur ise “Bizim talebimiz de dört yabancıdan yanaydı. Sınırsız yabancı talebi Türk futbolu için ölüm olurdu” der. Beşiktaşlı yöneticiler “Bizim için fazla birşey farketmiyor. Dört yabancı olması yine de iyi bir uygulama. Bütün hakkımızı kullanacağız” şeklinde konuşurlerken karardan memnun olmayan Fenerbahçe Basın Sözcüsü Nuri Tuna, “Yanlış bir karar. Türkiye’deki bonservis fiyatları çıldırdı. Bizce tamamen serbest bırakılmalı” der.

22 Mayıs 1998’de Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Özerten’in, bu kez de kardeşi ve kendi işyerinde çalışan muhasebecisini federasyon temsilcisi yaptığı ortaya çıkar.
Ufuk Özerten’in, kardeşi ve işyerinde çalışan muhasebecisini federasyon temsilcisi yaptığı, sezonun en önemli iki maçı Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupasında görevlendirdiği belirlenir.
Federasyon tarafından temsilci atama yetkisi verilen Özerten, son olarak 14 Mayıs tarihinde Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında oynanan Başbakanlık Kupası maçında Orhan Turgutkan’ı görevlendirirken sezonun en anlamlı kupası olan Cumhurbaşkanlığı müsabakasına ise kardeşi Engin Özerten’i atamıştır.

İlgili yazılar:

Haluk Ulusoy Dosyası – 1

Haluk Ulusoy Dosyası – 2

Haluk Ulusoy Dosyası – 4

Haluk Ulusoy Dosyası – 5

Haluk Ulusoy Dosyası – 6

Haluk Ulusoy Dosyası – 7

Haluk Ulusoy Dosyası – 8

Haluk Ulusoy Dosyası – 9

Haluk Ulusoy Dosyası – 10

Haluk Ulusoy Dosyası – 11

Haluk Ulusoy Dosyası – 12

Haluk Ulusoy Dosyası – 13

Haluk Ulusoy Dosyası – 14

Haluk Ulusoy Dosyası – 15

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: