FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

HALUK ULUSOY DOSYASI – 4

leave a comment »

1 Haziran 1998’de Sheraton Oteli, Genel Kurulu için rezervasyon isteyen Futbol Federasyonu’na “Yerim yok” yanıtını verir. 1997 yılının aralık ayında düzenlenen Genel Kurul sonrası ekstra harcamaları iki ay sonra tahsil eden ve bu ödemeyle ilgili çıkan skandaldan rahatsız olan otel yetkilileri federasyonun talebini geri çevirirler.

Federasyon, konaklama ve yemek dışındaki tüm ekstralarının delegeler otelden ayrılırken tahsil edilmesi konusunda uyarıda bulunur.

Şimdi de Turgay Şeren’in 2 Haziran 1998 tarihli yazısına da bir göz atalım. Şeren yazısında TFF’nin Riva’da kiraladığı tesisi ve maliyetini eleştirmektedir. Yahu sayın Şeren, adamcağız Galatasaray’ın Riva’sına komşu olmuş, biraz değer kazandırmış, yapma, etme… Sonuçta Türk Futbolu’na hizmet değil mi amaç? Kimbilir?

02 Haziran 1998 – Futbolumuzun genel kurulu (Turgay Şeren)

Ayın dördünde Ankara’da futbolumuzun genel kurulu toplanacak. Bir bakıma Türk futbolunun Büyük Millet Meclisi bu. Yani, Türk futboluna yön verecek kişilerden oluşan bir kurul. Bu kurulun içinde bulunmak tabii ki beni de mutlu ediyor. Ancak benim iddiam şu; kurul üyelerinin böyle bir şerefi taşımalarının yanı sıra, büyük sorumluluklarının olduğu da kesin. Yani, dün dündür, bugün bugündür, yarın yarındır felsefesiyle değil, Türk futbolunun temel taşlarıyla ilgili kararların verilmesi lazım ve Türk futbolunun geleceğini karanlık emellerden kurtarmak şart.

Bir kaç kez yazdım, Riva’da 8 yıl önce Özel İdare’nin yaptırdığı ve sonradan ‘‘Eyvah ben bu tesisi nasıl yaptım’’ diyerek eli yanarcasına kaçtığı devasa tesis kendi haline bırakılmıştı. Sonra Futbol Federasyonu’muza bu tesisi kiralamak için öneriler geldi. Önce Şenes Erzik, daha sonra Abdullah Kiğılı gelen teklifleri enine boyuna araştırdılar. Bu tesisin hiçbir bakımdan uygun olmadığı kararına varıldı ve gelen teklifler geri çevrildi. Ve bu geri çevrilişler sırasında bugünkü federasyonun üyelerinin büyük bir kısmı o kurulda vardı. Ne hayrettir ve ne acıdır ki, Haluk Ulusoy ve arkadaşları bu gerçekleri bildiği halde, Riva tesislerinin bir para kuyusu olduğunu tesbit ettikleri halde, buraya Türk futbolunun milyarlarını, hatta trilyonlarını gömmek için kolları sıvadılar. Nedenini bilmiyorum, herhalde onlara göre bir gerekçeleri olması lazım.

TURGAN AĞABEYİ DİNLE

Geçenlerde Turgan Ece ağabeyim beni aradı. ‘‘Turgay’’ dedi, ‘‘Ben o zaman İl İdare Meclisi Başkan Vekili’ydim. Özel İdarece yaptırılması düşünülen bu tesise karşı çıktım. Ne yazık ki, Vali Hayri Kozakcıoğlu bastırdı ve bu tesis yapıldı. Amaa yarım kaldı. Çünkü hatanın büyük olduğu onlar tarafından da anlaşıldı. Şimdi 8 yıldır bu tesis bir çivi çakılmadan duruyor. Yapılanlar da çürüdü sanıyorum. Ama ne yazıktır ve ne hayrettir, Türkiye Futbol Federasyonu senede yapacağı 8-10 tane seminer ve panel için bu tesisi kiralamış. Bu Türk futboluna bir ihanettir. Türk futbolunun paralarını çar çur etmektir. Ben aynı zamanda Galatasaray’ın Genel Kurul üyesiyim. Bu konuda bildiğim bütün gerçekleri, mali kongrede genel kurula anlatacağım.’’ Buyurun bakalım Haluk bey. Şimdii Turgan ağabeye siz cevap verin. Bu biiir.

FEDERASYONA YAKIŞMIYOR

Gelelim Tahkim Kurulu’nun seçimine. Geçenlerde 3813 sayılı yasanın ikinci aşamasını gerçekleştiren Mehmet Ali Yılmaz ile uzun uzun konuştuk. Mehmet Ali beyin söyledikleri aynen şöyle: ‘‘Turgay, 5 kişiden kurulu Tahkim Kurulu’nun haysiyeti ile oynamak hiç kimsenin, hatta genel kurulun bile haddi ve hakkı değildir. Bu insanların evde aileleri vardır. Dışarıda camiaları vardır. Onlara sormazlar mı, sizler ne gibi bir yolsuzluk yaptınız da, Tahkim Kurulu’dan çıkarıldınız? Bu olacak şey değil Turgay. Eğer seçim olacaksa, Futbol Federasyonu da dahil tüm kurullar bu seçime dahil olmalıdır. Biz Trabzonspor olarak tek başlarına Tahkim Kurulu ve Merkez Hakem Kurulu’nun seçimine karşıyız.’’ Hadi bakalım Haluk, seni Futbol Federasyonu Başkanlık koltuğuna oturtan ve 3813 sayılı yasayı Türk futboluna armağan eden Mehmet Ali Yılmaz’a sen cevap ver bakalım. Genel Kurul üyelerinin böyle bir tasarrufu yok, ama sen ve arkadaşların Genel Kurul üyelerinden imza toplatırsan ve bu olayı Genel kurul istiyor gibi bir hava yaratmaya çalışırsan, bu Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı ve Yönetim Kurulu’na yakışmaz. Ne olmalı yani, senin aldığın her kararı Tahkim Kurulu onaylamalı mı? Yani hak deyicinin huk deyicisi mi, olmalı? Diyelim ki, bunu gerçekleştirdin -mümkün değil ama bir varsayım- ya bu Tahkim Kurulu’nu da beğenmezsen ne olacak? Haydi, yine telefonlar, yine olağanüstü seçim ve o seçilen Tahkim Kurulu üyelerini karalamalar. Ayıp Haluk, ayıp. Seni demek ki, iyi tanıyamamışım. Bu da iki.

MHK’nin seçimi ise tam bir çorap söküğü. Önce mektupla kutla, sonra Tahkim Kurulu’nun yalnız seçimi olmasın diye peşine MHK’yi de ekle. Bunu da yine imzaları veren Genel Kurul’a yükle. Haluk bu imzaları sen attırttın. Bunu sakın haa inkar etme. Bu da üç.

4 Haziran 1998’de Haluk Ulusoy başkanlığındaki Futbol Federasyonu’nun UEFA kurullarına bildirilecek isimler konusunda yarattığı kriz, UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik’i de sinirlendirir.

Erzik:

“Müslümanlığın şartı beştir. Altıncısı da haddini bilmek. Beni yakın arkadaşlarım iyi tanır. Bir yere kadar sabrederim, ondan sonra gözüm hiçbir şeyi görmez. UEFA kurullarında yer alacak adaylar için Avrupa’nın hemen her ülkesinin bana içerisinde detaylı bilgiler ve adayların niteliklerinin bulunduğu dosyalar sundu. Bizim federasyonumuzdan ise şu ana kadar bana hiçbir şey gelmedi. Ne bilgi, ne de evrak. Unutmasınlar ki o listeler benim önüme gelecek. Öyle herkes her istediği ismi bildirip kurula sokamaz. Kiminle ve hangi nitelikteki insanlarla çalışacağımıza biz karar veririz”.

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, UEFA kurullarında yeralan Süheyl Önen ve Levent Bıçakçı için “Onlarla çalışmam” demesine rağmen, İngilizce olarak bildirilen listeyi hazırlayan Asbaşkan Hadi Türkmen’in, isim belirtmeden “Daha önce kurullarda yeralan arkadaşlarımız da adaydır” ifadelerini Ulusoy’a imzalattığı ortaya çıkar.

İngilizce bilmeyen Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy, kendisinden gizlenen olayın ortaya çıkmasından sonra Hadi Türkmen’e ve listenin hazırlanmasında rol oynayan diğer federasyon yetkililerine büyük tepki gösterdiği öğrenilir.

Futbol Federasyonu’nun olağanüstü toplantısında, sadece yönetim kurulu üyeleri ile Kulüpler Birliği temsilcilerinin fikirlerine ters düşen MHK ve Tahkim Kurulu’nun bazı üyeleri değiştirilir. Olağan Mali Genel Kurul’da kendilerini aklatan federasyon üyeleri, toplantının olağanüstü bölümünde, Fenerbahçe, G.Saray ve Beşiktaşlı delegelerin uyarılarına rağmen, ilginç kararlar aldırırlar.

Tüm hakemler ile bazı kulüplerin karşı çıkmasına rağmen, federasyon kongresinin gündemine 36’ya karşı 75 oyla MHK seçimini koyduran Özerten ve arkadaşları, büyük eleştirilere hedef olurlar.

Yapılan göstermelik seçimde, eski üyeler Hilmi Ok, Erkan Göksel, Bülent Yavuz, Necmi Temizel, Erdoğdu Diyadin, Abdurrahman Arıcı ve Salih Türktunç’un yanına eklenen Sabri Çelik ile Mevlüt Güzel’den oluşan 9 kişilik yeni MHK listesi onaylanır.

Bütün eski hakem hocaları, faal hakemler, bu alınan seçim kararı ile Türk hakemliğinin dibine dinamit konulduğunu söylerler ve “Bizlere aba altından sopa gösteriliyor. Türk hakemliği ağır bir yara aldı. Futbol Federasyonu bu kararı ile kendi kendini idama mahkum etti” derler.

Tahkim Kurulu için de aynı olaylar yaşanır. Kulüpler Birliği adına konuşan Samsunspor Başkanı İsmail Uyanık, “Ekmeğimizi, yemeğimizi çalan kişiler” diye nitelendirdiği Tahkim Kurulu üyelerinin bazılarının değiştirilmesini ister. Bu istek de onaylanır.

Yapılan seçimde, Kulüpler Birliği destekli federasyon üyelerinin dediği olur ve Sait Güran, Haluk Burcuoğlu, Orhan Çobanoğlu kuruldan çıkarılarak, yerlerine Erkan Vardar, Suat Cavit Vulaş ve Sabri Ersavaş eklenir. Türker Arslan ile Celil Demircioğlu yerlerinde kalırlar.

Fenerbahçe’yi yakından ilgilendiren, “1997’de verilen cezaların affedilmesi” şeklindeki önerge reddedilir.

Ceza Hukuk ve Ceza Usulu Hukuku Profesörü Erdener Yurtcan;

“Mali Genel Kurul, federasyon yönetiminden kaynaklanarak,olağanüstü genel kurul havasına dönüştürüldü. Tahkim Kurulu’nun icraatı ve verdiği kararlar beğenilmediği ve bir takım kişi ve kulüplerin hoşuna gitmediği için, kurul içinde bazı kişiler cımbızla ayıklanarak dışarı atıldı. Onların yerine istenen kararları verebilecek kişiler atandı.
Bu şuna benzer; kurulmuş bir mahkeme bazı kişiler için istenmeyen, işine gelmeyen kararları verdiği zaman, siz o mahkemeyi iptal ediyorsunuz, içindeki hakimleri bir kenara atıyorsunuz. Kendize uygun kararlar verebilecek mahkemeyi kurup yeniden oraya hakimleri yerleştiriyorsunuz. Bu orta çağların zihniyetidir. Federasyon yönetiminin istediğimiz kalır, istemediğimizi atarız düşüncesinin uygulaması.”

6 Haziran 1998’de tarihli Sabah Gazetesi’nde Profesör Erdenay Yurtcan şunları söylemektedir:

“Futbol Federasyonu, Türk Futbolu’nu çözümsüzlüğe doğru sürüklüyor. Mali Genel Kurul ile Olağanüstü Genel Kurul’u keyfi olarak birleştirmek çok yanlış. Haluk Ulusoy ve ekibi, görevini her zamanki gibi kendi çıkarları için yapıyor. Merkez Hakem Komitesi ile Tahkim Kurulu’nu yenileyeceklerini söylüyorlar. Sonra kendi çıkarları doğrultusunda karar vermeyen kişileri, devre dışı bırakıyorlar. Yani, istemediğimi atarım, istediğimi kurullara alırım mantığıyla hareket ediyorlar. Bu tarz bir uygulama ancak ortaçağ mahkemelerinde vardır.
Bütün kurulların aynı anda seçimle yenilenmesi şartır. Bu 3813 sayılı kanunda açıktır. Federasyonda başkan vekilliği, vekaleten yürütülüyor. Niye başkan vekili seçilmiyor da, MHK ve Tahkim Kurulu seçimleri yapılıyor? Tahkim Kurulu ve MHK’den devre dışı bırakılan kişiler, Yargı’ya itiraz başvurusu yaparlarsa, bu seçimler kesinlikle iptal edilir.”

14 Haziran 1998 tarihinde Fenerbahçe Kulübü’nün olağanüstü kongresinde tek aday olarak seçime giren Aziz Yıldırım yeniden başkanlığa seçildi. Yıldırım kongreye katılan 655 üyenin tamamının oyunu alırken, yönetim kurulu da 653 oy aldı.

18 Haziran 1998’de Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, 2.Futbol Ligi’nde de havuz sistemi uygulamayı düşündüklerini açıklar. Ulusoy, “TRT’nin katılımıyla gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bu projeyle, 50 kulübümüze en az 35’er milyar kaynak sağlayacağımıza inanıyorum. Sayın Başbakan da konuya sıcak bakıyor. Anlaşma sağlanırsa, 2.Lig için havuz sistemi projesi gerçekleşecek” der.

19 Haziran 1998’de Galatasaray’ın eski yöneticisi Adnan Polat, Federasyon’un A’dan Z’ye değişmesi gerektiğini söyleyerek yabancı oyuncu sayısının serbest bırakılmasını ister.

TFF 2 Temmuz 1998 tarihindeki toplantısında, kulüplerin yabancı futbolcu sayısının arttırılması isteğine olumsuz yanıt verir ve ligde sezona 4 yabancı ile devam edilmesini kararlaştırır. Kulüplerin yaptığı 4+2 (4 sahada, 2 kulübede) isteği ise kabul edilmez.

24 Temmuz 1998’de UEFA’da birlikte çalışacağı isimlerin belirlenmesi sırasında kendisine görüş sorulmadığı için sinirlenen Erzik, Ulusoy federasyonunun bildirdiği 7 adayın 6’sını reddeder.

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy’un bildirdiği listede yer alan Hadi Türkmen, Metin Kazancıoğlu, Yılmaz Yücetürk, Adnan Sezgin, Kemal Kapulluoğlu ve Orhan Şahin’e UEFA’dan vize çıkmazken, sadece Şenes Erzik’e yakınlığı ile tanınan FIFA kokartlı eski hakemlerimizden Hasan Ceylan’a onay verilir.

Rekabet Kurulu 13 Ağustos 1998 tarihli toplantısında maç yayınları ile ilgili prensipleri belirler. Rekabet Kurulu Başkanı Aydın Ayaydın imzasıyla yayınlanan açıklama şöyledir:

Rekabet kurulu 13.08.1998 tarihli toplantısında BİMAŞ’ın Profesyonel Birinci Futbol Ligi müsabakalarının naklen yayını ile ilgili Türkiye Futbol Federasyonu ile CİNE5 filmcilik ve yapımcılık AŞ arasında imzalanan sözleşmenin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkında kanunun hükümlerine aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı müraacat üzerine yürütülen soruşturmayı görüşmüş ve bazı konularda tedbir konulmasına karar vermiştir.

1.-) 3 yıl süreyle tek yayıncı ihdas etmek, havuz dışında bulunan kulüplerin diğer yayın kuruluşlarıyla anlaşmalarını engellemek konusundaki tedbir talebinin reddine,

2.-) Haftada naklen 3 maç yayınlama sınırlamasıyla tekrar arza ilişkin şartlar ileri sürmek konusundaki tedbir talebinin reddine,

3.-) Diğer televizyon yayın kuruluşlarının maçların yeniden yayını pazarına girişlerini engellemek konusundaki tedbir talebinin reddine,

4.-) Naklen yayın devir yasağı getirmek konusundaki tedbir talebinin reddine,

5.-) Sözleşmenin alıcı konumundaki tarafı olan yayın kuruluşunun sponsor belirleme özgürlüğünü kısıtlamak ve TFF’nin sponsorluk sözleşmesi akdettiği teşebbüslerin rakibi olan teşebbüslerin yukarıda sözü edilen piyasaya girişlerini engellemek konusundaki tedbir talebinin reddine,

6.-) Şikayetçi ve diğer televizyon yayın kuruluşlarının kameralarının maç öncesi ve maç sonrasında görüntü almak ve röportaj yapmak için stadyumlara girmeleri ve bu süre içinde her türlü yayını yapabilmelerine imkan vermek üzere, Türkiye Futbol Federasyonu ve CİNE5 filmcilik ve Yapımcılık AŞ aleyhine 4054 sayılı rekabetin korunması hakkında kurulun 9’uncu maddesi uyarınca tedbir kararı alınmasına,

7.-) Şikayetçi ve diğer televizyon yayın kuruluşlarının her hafta CİNE5 filmcilik ve yapımcılık AŞ tarafından canlı yayınlanan 3 adet birinci lig maçının birinci ve doksanıncı dakikaları arasındaki bölümünden dilediği 90 saniyelik bölümü haber niteliğini geçmemek kaydıyla, ücretsiz yayınlama hakkının bulunduğu görüşünden hareketle, aksine bir davranışın rekabete aykırı sözleşmeye dayanılarak rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırmaya yönelik sayılacağından bu konuda tedbir kararı alınmasına,

8.-) Şikayetçi ve diğer televizyon yayın kuruluşlarının gerek canlı yayınlanan haftada 3 maçın, gerekse bant kaydı yapılan diğer maçların görüntülerinden 90 saniye dışındaki ücreti mukabili satın alma taleplerinde eşit durumdaki alıcılara eşit olmayan koşulların ileri sürülmesinin 4054 sayılı rekabetin korunması hakkında kanununun 6 (b) maddesine açıkca aykırı olduğu göz önüne alınarak, CİNE5 filmcilik ve yapımcılık AŞ’nin şikayetçi veya başka bir rakip televizyon yayın kuruluşunun satın alma başvurusunda eşit durumdaki alıcılara eşit olmayan ücret ve sair koşullar öngörmemesi konusunda tedbir kararı alınmasına, karar verilmiştir.

20 Ağustos 1998’de K.İrlanda ile 5 Eylül’de oynanacak maç öncesinde Mustafa Denizli ile Futbol Federasyonu arasında soğuk savaş yaşanmaktadır. Sözleşmesinde çalışacağı kişileri kendisinin seçeceği doğrultusunda bir madde bulunan Denizli aynı kadro ile çalışmak istemektedir.

Futbol Federasyonu’nun son toplantısında Mustafa Denizli’nin 3 yardımcısı Rıza Çalımbay, Cem Pamiroğlu ve Erdal Keser’in sözleşmelerinin yenilenmemesi doğrultusunda aldığı karara Denizli tepki gösterir.

Yaklaşık 3 ay önce Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy’la görüşen Mustafa Denizli, Ümit Milli Takım antrenörü Rıza Çalımbay’ı A Milli Takım antrenörlüğüne getireceğini, Ümit Milli Takım çalıştırıcısı Cem Pamiroğlu’nu da yardımcı olarak alacağını bildirmiştir. Teknik Direktör Denizli ayrıca, Başkan Ulusoy’dan Almanya’da bir büro açılmasını istemekte ve oradaki Türk futbolcularını koordine etmek amacı ile Erdal Keser’i görevlendireceğini söylemektedir.

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy ise, Denizli’ye çalışma arkadaşlarını seçme hakkına sahip olduğunu söylemekte ve konuyu Federasyon toplantısına götürerek karara bağlayacaklarını ifade etmektedir.

21 Ağustos 1998’de sabah “Denizli kendisine yeni yardımcı bulsun. Karardan dönüş yok” diyen Futbol Federasyonu Başkanı, Denizli ile konuştuktan sonra “Hocamız rica etti. Rıza Çalımbay’ın durumu yönetimde bir daha gözden geçirilecek” açıklamasını yapar. Ulusoy, sabah yaptığı açıklamada “Rıza Çalımbay ve Cem Pamiroğlu, başarısız oldukları gerekçesiyle yönetim kurulumuzca görevden alındı. Geri dönmeleri mümkün değildir. Konu Denizli’ye iletilmişti. Sonuçta bir soğuk savaşın olması da mümkün değildir. Türkiye’de 7-8 bin civarında antrenör bulunuyor. Denizli bunlar arasından yeni yardımcılar bulsun. Denizli’nin sözleşmesinde, yardımcılarını kendisinin seçeceği yazıyor. Doğru, ama onları onaylamak da bizim görevimiz. O seçer, federasyon onaylar” diye konuşur.

Ulusoy ve Denizli öğleden sonra ise federasyonda biraraya gelip bir görüşme yaparlar. Ulusoy, görüşme sonrası yaptığı açıklamadı ise bu kez Çalımbay konusuna ılımlı yaklaşarak “Hocamız sayın Denizli rica etti. Rıza Çalımbay’ın durumunu yönetim kurulu toplantımızda bir kez daha gözden geçireceğiz” diye konuşur.

22 Ağustos 1998’de Galatasaray, Ali Sami Yen’de Kocaelispor’u 3-1 yenerken sahada Hagi terörü esmektedir. Hagi 33. dakikada penaltıdan attığı gol sonrası Kocaelispor santra yapmaya hazırlanırken, orta yuvarlağın içinde Orhan’ın yüzüne el hareketi yapar. Hakem Kadir Tozlu, Hagi’den santra yapılması için orta yuvarlağın dışına çıkmasını ister. Rumen futbolcu yeniden el hareketleriyle Orhan’ın üzerine gitmeye çalışınca bu kez Tozlu’dan sarı kart görür. Oyunun başlamasının ardından yine sinirle Orhan’ın üzerine giden Hagi rakibine kasten tekme atınca, önce 2. sarı kartı ardından kırmızı kartı görüp oyundan atılır.

Ertesi günü Beşiktaş sahasında Gaziantepspor’la 1-1 berabere kalırken Ali Uluyol’un yönettiği maçı 9 kişi tamamlar. Sahaya giren 3 taraftarın hakemi tartaklaması sebebiyle maç 10 dakika duraklar. Beşiktaşlılar, 3 penaltılarının verilmediği iddiasındadırlar.

Uluyol;

“Alpay, Preko’yu düşürdüğü için faul düdüğü çaldım. Alpay üzerime koşup, iki ayağıma birden basarak, (Maçın içine ettin. G…. yiyorsa beni de at) diyerek küfür etmeye başladı. Bunun üzerine kırmızı kartımı çıkardım. Bu kez aileme, anneme yönelik küfürler etti. Yetkililerin tüm ikazına rağmen sahayı terketmemekte direndi”.

Beşiktaş Basın Sözcüsü Cenk Koray;

“Biz hakemlerden bir şey istemiyoruz. G.Antep maçında göz göre göre üç penaltımız verilmedi. Beşiktaş sezon sonunda lig şampiyonluğunu 1 puanla kaybederse hakem Ali Uluyol bunun bedelini nasıl ödeyecek. Uluyol, değil hakemlik, şoförlük bile yapamaz”.

Cenk Koray’a bu sözlerinden sonra 20 gün hak mahrumiyeti cezası verilir.

29 Ağustos 1998’de Fenerbahçe sahasında Samsunspor’u 6-2 yenmesine rağmen hakem Metin Tokat’a büyük tepki vardır. Tokat’ın skoru 1-1’e gelmesine neden olan Samsunspor lehine verdiği penaltı kararı çok hatalıdır.

1 Eylül 1998’de Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Kocaelispor maçında kırmızı kart gören Galatasaraylı Hagi’ye 2 maç ceza verir. Sarı kırmızılı yönetim, Tahkim Kurulu’na başvurarak, Hagi’ye verilen cezaya itiraz etmek üzere hazırlıklara başlar.

Ateş Ünal Erzen;

“Hagi İstanbulspor maçında oynamadı. Bu hafta lig maçı yok. Şimdi bir de Erzurum karşısında oynamayacak. Üç hafta sahalardan uzak kalan bir oyuncu üç gün sonraki Juventus maçında ne yapacak? Acaba federasyon Juventus’u mu tutuyor? Alpay’a herhalde 22 maç ceza verecekler”.

3 Eylül 1998’de İstanbulspor’un maçlarını Beşiktaş İnönü Stadı’nda oynatma kararı üzerine Beşiktaş yönetimi olağanüstü bir toplantı yapar. Dört saatlik toplantıdan sonra konuşan Başkan Süleyman Seba şunları söyler:

“Federasyon haklarımıza tecavüz eden bir karar almıştır. Bu konuda sessiz kalmayacağız. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Beşiktaş Kulübü arasında özel hukuka ait sözleşmeye haksız bir şekilde müdahele edilmiştir. Hakkımızı arayacağız. En kısa zamanda bu mesele çözülücektir. İstanbulspor, belirlediğimiz bedeli ödemek zorundadır”.

5 Eylül 1998’de Futbol Federasyonu’nun 75. kuruluş yıldönümü nedeniyle Fenerbahçe Kulübü’nün yanı sıra Hagi ve Alpay’ın cezalarını affetmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. Futbol Federasyonu’nun bir hafta sonra yapacağı toplantıda Türkiye Kupası’nda cezalı olan Fenerbahçe ile kart cezalısı Hagi ve ceza alması beklenen Alpay’a 75. kuruluş yıldönümü nedeniyle affın gündeme gelmesi beklenmektedir.

Başkan Haluk Ulusoy, Fenerbahçe Kulübü’nün Türkiye Kupası’na katılabilmek için yaptığı başvurunun yanısıra, futbolda genel af konusunu da gündeme getirip, oylayacaklarını söyler. Görüş birliğine varılması durumunda yüz kızartıcı suçların dışındaki tüm cezaların affedilebileceğini belirten Ulusoy, “Federasyonumuzun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 75. kuruluş yıldönümü nedeniyle, tüm cezalara af sözkonusu olabilir” der.

Fenerbahçe Genel Sekreteri Köksal Özbek, “Bu konuyu Federasyon gündeme getirdi. Camiamız yeniden Türkiye Kupası’na katılmanın heyecanını yakaladı. Umud ediyoruz ki, Fenerbahçe yeniden kupaya katılacaktır”.

6 Eylül 1998’de Beşiktaş Yönetim Kurulu İnönü Stadı konusunun çözümü için Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’den yardım isterler:

“Futbol Federasyonu haklarımızı hiçe sayarak dengesiz bir karar vermiştir. Beşiktaş İnönü Stadyumu’nu 49 yıllığına kiralayan biziz. Bu stadda maç oynayacak takım, bizim belirlediğimiz bedeli ödemek zorundadır. Daha önce Futbol Federasyonu’nun aldığı karar gereği İstanbulspor’un maçları üç stada eşit bir biçimde dağıtılmıştı. Nasıl oldu da, bu karar değişti. Bu sorunun bir an önce açığa kavuşması için sizin görüşleriniz ve olaya biran önce el koymanızı arz ederiz.”

7 Eylül 1998’de Türkiye Futbol Federasyonu, cumhuriyetin ve federasyonun 75. kuruluş yıldönümü nedeniyle gerçekleştirilecek etkinliklere KKTC Futbol Federasyonu Başkanı Mahir Çolay’ı önce davet eder, ardından da “gelme” der.

Türkiye Futbol Federasyonu’nun gerçekleştirdiği etkinliklere FIFA Başkanının da katılması sebebiyle Kıbrıs Futbol Federasyonu’nun davetini iptal etmiştir.

Kıbrıs Federasyonu oldukça tepkilidir. Yönetim Kurulu adına Asbaşkan Olgun Üstün

“Federasyonumuza karşı alınan bu karar, aslında Kuzey Kıbrıs Türk halkına ve onun gençliğine karşı alınmış haksız bir karardır. Ambargo altında ezilen Kıbrıs Türk gençliğine büyük olanak yaratacak olan katılımımızı engelleyen tutumunuz, Yönetim Kurulumuzca skandal olarak karşılanmıştır. Bu tutumunuzu şiddetle protesto ediyoruz.”

8 Eylül 1998’de Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, olaylı Gaziantepspor maçında çıkan olaylar nedeniyle Beşiktaş’a 2 maç saha kapatma, kırmızı kart gören Alpay’a da 5 maç ceza verir. Kurul ayrıca, olaylı Ankaragücü maçı nedeniyle Gaziantepspor’a 1 maç ve 500 milyon lira, Karabük maçında çizgiyi ihlal ettiği gerekçesiyle Erzurumspor Teknik Direktörü Hikmet Karaman’a da 1 ay hak mahrumiyeti ile cezalandırır. Fatih Terim’e bir önceki sene aynı sebeple verilen 1 maçlık ceza daha sonra iptal edilmiştir.

7 kişiden oluşan PFDK, Başkan Talay Şenol ve üyeler Ömer Remzi Arıkan, Serdar Özersin ve Temel Çağlayan’dan oluşan dört kişiyle toplanır. Toplantı sonrasında kurul, Beşiktaş Kulübü’ne 2 maç saha kapatma, Alpay’a da 5 maç ceza vermeyi kararlaştırır. Kurul, toplantının ardından bu kararları Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy ve yöneticilere onaylatmaya çalışır. PFDK Başkanı Talay Şenol’la görüşen Haluk Ulusoy, Cumhuriyet’in ve Futbol Federasyonu’nun 75. kuruluş yıldönümü kutlamaları dikkate alınarak bu cezaların bir iki gün sonra açıklanmasını ister. Bu görüşmenin ardından bir basın açıklaması yapan Talay Şenol, çoğunluk sağlanamadığı için PFDK toplantısının çarşamba ya da perşembe gününe ertelendiğini belirtir.

9 Eylül 1998’de UEFA Kupası ilk tur maçı öncesinde Galatasaray, tesislerini ve Ali Sami Yen Stadı’nı Fenerbahçe’nin rakibi Parma’nın emrine verir.

Önceki hafta içinde İstanbul’a gelerek Fenerbahçeli yöneticilerle görüşen Parma genel sekreteriyle yapılan toplantı sonunda, İtalyan kulübüne Fulya tesisleri ve İstanbulspor’un Ataköy’deki tesisleri ayarlanmıştır. Ancak İtalyanlar, Galatasaray’ı arayarak, kendilerine saha verilmesini isterler. Sarı – Kırmızılı kulübün “Ali Sami Yen Stadı veya Florya Tesisleri’nden birinde çalışmalarınızı yapabilirsiniz” yanıtını aldıktan sonra, Fenerbahçeli yöneticileri arayarak daha önceki programı iptal ettirirler.

Galatasaray başkanı Faruk Süren ise Parma ile geçen yıl Şampiyonlar Ligi’nde karşılaşmalarından dolayı olayın geliştiğini belirterek, “Kendileri spor direktörümüz Mete Razlıklı’yı arayarak tesislerimizden yararlanmak istedikleri söylemişler. Biz de kabul ettik. Burada hiç bir artniyetimiz yok”.

10 Eylül 1998’de Birinci Lig Kulüpler Birliği İstanbul’da yaptığı toplantıda özellikle Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı yakından ilgilendiren önemli kararlar alır. Beşiktaş ve Gaziantepspor’un temsilci göndermediği toplantı sonrasında bir açıklama yapan Kulüpler Birliği Başkanı İlhan Cavcav, Fenerbahçe’nin Türkiye Kupası’nda oynamasını istediklerini söyler.

Cavcav, “Toplantıya katılan kulüplerin hepsi Fenerbahçe’nin affedilmesi düşüncesinde. Fenerbahçe’nin affedilmesi için Futbol Federasyonu’na başvuracağız” diye konuşur.

İlhan Cavcav’ın Fenerbahçe ile ilgili açıklamalarına Trabzonspor, Erzurumspor ve Samsunspor kulüplerinden tepki gelir. Trabzonspor temsilcisi Asbaşkan Nurettin Aydın, Erzurumspor Başkanı Cemal Polat ve toplantıya telefonla katılan Samsunspor Başkanı İsmail Uyanık, Fenerbahçe’nin affedilmesini istemediklerini belirterek, İlhan Cavcav’ın farklı açıklama yaptığını söylerler.

Federasyon ile arasındaki gerginlik devam eden Beşiktaş, Federasyonun 75. yıl nedeniyle yapılan balosuna davet edilmez. Beşiktaşlı derneklerin federasyona protesto faksı yollamaya devam ederlerken, Beşiktaşlılar Cemiyeti de federasyonun 4. Levent’teki binasına siyah çelenk koyar.

11 Eylül 1998’de Futbol Federasyonu, Türk bayrağına hakaret ettiği gerekçesiyle Teknik Direktör Toshack hakkında soruşturma açar. Toshack’ın özel bir televizyon kanalında Türk bayrağını matadorların pelerini gibi kullanmasına tepki gelir.

Olayı Kuşadası’na giderken öğrenen Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy, basın danışmanı Orhan Şahin’den tüm görüntülerin toplanmasını ister. Ulusoy, “Tüm belgeler toplandıktan sonra yönetim kurulunu toplayıp, konuyu görüşeceğiz. Gereken neyse yapılır”.

12 Eylül 1998’de Galatasaray sahasında, son 10 dakikada 3 gol birden attığı karşılaşmada Erzurumspor’u 5-0 yenerken, müsabakanın 1-0 devam ettiği sırada hakem Murat Ilgaz, Galatasaray’lı Ümit’İn ceza sahası içinde topu eliyle düzelttiği pozisyonda Erzurumspor’un net bir penaltısını vermez.

13 Eylül 1998’de Beşiktaş cezası sebebiyle İzmir’de oynadığı karşılaşmada Bursaspor’la son 3 dakikada 2 gol atarak 3-3 berabere kalırken yaklaşık 15 bin Beşiktaş taraftarı takımlarına verilen ceza nedeniyle Futbol Federasyonu’na tepki gösterip, maç öncesi sahaya sırtını döner.

Beşiktaşlı taraftarlar maç öncesi kulüplerine verilen 2 maç saha kapama cezası nedeniyle Futbol Federasyonu’nu ve karşılaşmanın hakemi Bülent Uzun’u protesto ederler. Taraftarlar, “Şampiyon olmamız engellenemez”, “Ulusoy istifa” şeklindeki sloganlarla Futbol Federasyonu’na tepkilerini dile getirirler.

18 Eylül 1998’de genel af konusunu görüşen Futbol Federasyonu yönetimi, oybirliğiyle bu teklifin reddine karar verir. Buna göre Fenerbahçe’nin bu sezon Türkiye Kupası’nda oynamaması kesinleşir. Haluk Ulusoy başkanlığında toplanan Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şöyle denilir;

“Genel af konusu Genel Kurul’da oybirliğine yakın bir çoğunlukla reddedildiğinden, Yönetim Kurulumuz da, bu konuda aksine bir karar almanın mümkün olmadığına oybirliği ile karar verdi.”

20 Eylül 1998’de Fenerbahçe, 15 dakikada bulduğu 2-0’lık skoru koruyamadığı maçta Galasataray’la 2-2 berabere kalır. Fenerbahçe’den Erol, 20 inci dakikada sebebiyet verdiği penaltı sonrası hakem Erol Ersoy’dan kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bırakır. Galatasaray’da ise Vedat 9 uncu dakikada kırmızı kartla oyundan atılır.

Maç öncesinde yapılan meşale gösterisi sahaya yansır ve Maraton Tribünü’nün üstünden düşen ateşler konfetileri tutuşturunca 1. dakikada oyun durur. Yangını itfaiye önler. Söndürme çalışmaları nedeniyle oyun 9 dakika durur.

Stada eski model bir otobüsle gelen Galatasaray kafilesine Fenerbahçeli taraftarlar Stad Sineması önünde taş ve pet şişe atarlarken futbolculardan yaralanan olmaz. 100 civarında taraftar da gözaltına alınır.

25 Eylül 1998’de Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, üst üste maçlar oynadıklarını belirterek, yetkililerden anlayış istemektedir. Lig fikstüründe, özel durumlar sözkonusu olduğunda değişiklik yapılmasını isteyen Terim,

“Şampiyonlar Ligi maçları sonrasında oynayacağımız lig karşılaşmalarında değişiklik yapılabilir. Özellikle Pazar ve hafta arası oynanan maçlarda 24 saat çok önemli. Geçen seneden yediğimiz darbeler var. Bunlar ayarlanırken fikstür çekilmediği için, bazı ricalarımız olacak”.

1 Ekim 1998’de Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Beşiktaş Kulübü’nün İnönü Stadı ile ilgili yaptığı itirazı görüşür. Kurul, toplantı sonucunda İstanbulspor’un maçlarını İnönü’de oynayacağına, ancak Beşiktaş’ın istediği bedeli ödemesi gerektiğine karar verir.

2 Ekim 1998’de Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, yaptığı toplantı sonrası Fenerbahçe Kulübü’ne iki maç saha kapatma cezası verir. Kurul, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle sarı lacivertli kulübe 2 maç saha kapatma yanında 1 milyar lira da para cezası keser.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım TFF aleyhine zehir zemberek açıklamalarda bulunur:

“Galatasaray Kulübü’nün idare ettiği bu Haluk Ulusoy Federasyonu’nu istifaya davet ediyoruz. Anarşi için çanak tutan bu insanlarla futbolumuz fazla ileriye gidemeyecektir! Galatasaray Başkanı Faruk Süren, aleyhimize demeç veriyor. Federasyon hemen bize ceza kesiyor. Böyle şey olur mu? Bu işler bu kadar basit mi? Bizi engellemek isteyen gizli güçler var. Bunu biliyoruz.

Galatasaraylı taraftarlar bin 300 koltuğu kırdı. Geçen sezon Galatasaray’a para cezası verenler, bizim sahamızı kapatıyor. Spor Bakanı Seçkiner’i göreve davet ediyorum”

4 Ekim 1998’de Fenerbahçe Yönetim Kurulu, PFDK’nın verdiği 1 milyar lira para ve 2 maç saha kapatma cezası için Tahkim Kurulu’na itirazda bulunmaya hazırlanmaktadır. Sarı lacivertlilerin savunmalarında, geçen sezonun ikinci yarısında G.Saray’la Ali Sami Yen Stadı’nda oynadıkları ve aynı türden olayların yaşandığı karşılaşmayı örnek gösterilecektir. PFDK, geçen sezon Ali Sami Yen Stadı’nda saha kenarında çıkan yangın ve taraftarların tutumu nedeniyle G.Saray’a 400, Fenerbahçe’ye ise 100 milyon lira para cezası vermiştir.

Fenerbahçe Kulübü bir de basın bildirisi yayınlar;

“Kulübümüz davayı Tahkim Kurulu’na götürecektir. Tek tip renkli oluşturulmak için genel kurul yapılarak teşekkülle tamamlanan Tahkim Kurulu’nun bu haksız cezayı kaldıracağından umudumuz olmamakla birlikte hukuk düzenine olan inancımız ve arzumuz dolayısı ile bu başvuruyu yapacağız.

Haksız cezaya gösterdiğimiz tepkiyi seviyesizlik, bilgisizlik ve akıl dışı olarak nitelemek ancak suçluların telaşı olarak yorumlanabilir. Bunları söyleyenler daha ağır fiillerin kendi statlarında yaşandığını ve bu fiillere PFDK’nin tercih hakkını kullanarak sadece tavanın altında para cezası verdiğini ya bilmiyorlar veya bilmezlik yapıyorlar.

Kendi sorunlarını örtmek için gündem yaratanlara, ‘G.Saray’a rakip takımları önceden imha etmeye hazır olanlara’ tepkimiz devam edecektir. Gayri ciddi, fakat ustaca ve sinsi bir şekilde Fenerbahçe camiasının kendi camialarıyla olan dostluğunu tahrip etmeye uğraşanları, tarih önünde uyarıyor, sağduyuya ve ciddiyete davet ediyoruz.”

6 Ekim 1998’de Fenerbahçeli dernekler de bir basın bildirisi yayınlayarak Futbol Federasyonu’nun tutumunun taraflı olarak niteleyip kınarlar. 1907 Fenerbahçe Derneği, Sarı-Lacivert Derneği, Fenerbahçe Altyapı Derneği ve Fenerbahçeliler Derneği, “Haluk Ulusoy ve Çetesini istemiyoruz” başlığı altında yayınladıkları bildiride özetle şu görüşleri savunurlar:

“Galatasaray maçında meydana gelen olanlar nedeniyle Fenerbahçe’ye verilen 2 maç saha kapatma cezası kimseyi şaşırtmamıştır! Çünkü Haluk Ulusoy başkanlığındaki federasyon bugüne kadarki taraflı, ayırımcı ve fanatik tavrını aldığı bu kararla bir kez daha göstermiştir. Federasyon geçen seneki Galatasaray-Fenerbahçe ve Trabzonspor – Fenerbahçe maçlarındaki olaylar nedeniyle rakiplerimize ciddi bir ceza vermemiştir. Bu da çifte standartı gözler önüne seriyor. Haluk Ulusoy işgal ettiği makamı sürekli Fenerbahçe’ye karşı kullanmaktadır. Bunlar Türk Futbolu adına kötü sonuçlar doğurabilecek, taraftarı gergin ortamlara itecek, statlara anrşinin yerleşmesine yol açacak şeylerdir. Bunun önüne geçilmesi için Ulusoy ve çetesi istifa etmelidir.”

8 Ekim 1998’de Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, Fenerbahçe’nin 2 maçlık saha kapatma cezasını bire indirir. Sarı lacivertli kulübün, Galatasaray maçında çıkan olaylar nedeniyle Disiplin Kurulu’nca verilen 2 maç saha kapatma ve 1 milyar liralık para cezasına itirazını inceleyen kurul, dört saatlik bir toplantıdan sonra kararını açıklar.

Fenerbahçe’nin itirazını kısmen haklı bulan kurul, üyelerden Sabri Ersavaş’ın sadece 1 milyar lira para cezası verilmesi, saha kapatılma cezasının ise kaldırılması yönündeki karşı oyuna rağmen, talimatın 14. maddesi uyarınca cezanın 1 maç saha kapatma ve 1 milyar lira para cezası şeklinde değiştirilmesi kararını alır.

Fenerbahçe’nin tepkisi devam etmektedir:

Fenerbahçe Başkan Vekili Gürbüz Refioğlu;

“Bizim için farketmez. Önemli olan çifte standardın ortadan kalkmasıdır. Bu federasyonun acilen istifa etmesi gerek.”

9 Ekim 1998’de Şampiyonlar Ligi’nde 21 Ekim’de Rosenborg’da oynayacak olan G.Saray’ın, Adanaspor Lig maçı için yaptığı başvuruyu kabul eden Futbol Federasyonu G.Saray maçını cumartesiye alırken Fenerbahçe’nin de cuma günü Sakaryaspor ile yapacağı karşılaşmanın pazar günü oynanmasına karar verir.

Fenerbahçe, 10 Ekim 1998’de Sakaryaspor maçının gününün değiştirilmesine tepki verir. Asbaşkan Abdullah Kiğılı bugüne kadar maç gününün değişmesi için üç kere başvuruda bulunduklarını, ancak üçünde de “hayır” yanıtı aldıklarını belirterek şöyle der;

“Ne zaman ki, Galatasaray maç gününün değiştirilmesini istedi – ki bunu istemekte son derece haklılar – o zaman Federasyon mecburen bizim günü de değiştirdi. Bu olay Federasyon’un tutarsızlığından başka bir şey değil”.

Aynı gün, lehlerindeki fikstür oynamalarını yeterli bulmayan Faruk Süren veryansın etmektedir:

“Adanaspor maçı pazara alındı. Tamam.. Ama Rosenborg dönüşü Samsunspor maçımız hala cumartesi günü gözüküyor. Bu karşılaşmanın da pazar gününe alınmasını istiyoruz. Bu federasyon kulüplerin federasyonu değil mi? Eğer kulüplerin federasyonu ise bizim çıkarlarımızı korumalı. Ben bu kadar kötü ayarlanmış bir fikstürü bugüne kadar görmedim”

15 Ekim 1998’de Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner, Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’e “Üstün hizmet madalyası” verilmesi için Bakanlar Kurulu’na getirdiği yasa önerisini savunur;

“Fatih Terim, 25 yıldır sporcu ve teknik adam olarak Türk sporuna yaptığı hizmetlerle bunu fazlasıyla hak etti”.

17 Ekim 1998’de Galatasaray, Adana deplasmanından 2-0 yenilgiden kurtulup 2-2’lik beraberlikle dönerken skoru 2-1’e getiren penaltı atışında Ümit topa ağlara gönderir, ancak hakem Galatasaraylı futbolcuların vuruş öncesi sahaya girdiğini belirterek atışı tekrarlatır. Bu kez Ümit’in vuruşunda kaleci Yavuz başarılıdır, ancak hakem Yılnur Önen bu kez kalecinin kural ihlali yaptığı belirtir. Tekrarlanan atışı Tugay kullanır ve 45 inci dakikada ilk yarının skorunu belirler: 2-1.
Hakem Yılnur Önen ayrıca, Galatasaraylı K.Hakan’ın rakibini sedyeyle hastaneye yolladığı pozisyonda kırmızı kartını kullanmaz.

24 Ekim 1998’de Galatasaray, Ali Sami Yen’de 1-0 geride götürdüğü karşılaşmayı son 10 dakikada attığı 3 golle 3-1 kazanırken Rumen defans oyuncusu Filipescu, karşılaşmanın 17. dakikası oynanırken, topsuz alanda Samsunspor’un golcüsü Cenk’in yüzüne tükürür. Pozisyonun uzağında kalan hakem Mustafa Çulcu, Filipescu’yu cezasız bırakır.

Filipescu’ya maç sonunda Samsunsporlu futbolcular büyük tepki gösterirler. Cenk ile Filipescu tartışırken, yedek kaleci Göksel, Rumen futbolcuya kafa atmaya çalışır. Futbolcuların arasına Antrenör Müfit Erkasap ile Samsunspor Teknik Direktörü Metin Türel girer ancak bu kez de iki teknik adam tartışırlar. Galatasaraylı taraftarlar da Samsunsporlu futbolcuları pet şişe ve bozuk para yağmuruna tutarlar.

Staddan ayrılırken iki takım futbolcuları arasında da küfürleşmeler yaşanır. Galatasaraylı futbolcular Göksel’i çıkış kapısında beklerken, Samsunsporlu yöneticiler Göksel’i gizlice otobüse götürürler. Hasan Şaş ile Serkan da bu arada birbirleriyle küfürleşirler.

Kendisini savunan Filipescu;

“Tek suçum yabancı olmak. Onun için üzerime fazla geliyorlar. Futbol erkek oyunudur. Birbirimize girip mücadele edeceğiz. Bunlar futbolun kaideleridir. Her futbolcu bunu yapıyor. Cenk Rumence küfür öğrenmiş, maç içinde bana sürekli küfür etti. Saha içinde de iki kez tükürdü. Vural, Ercan ve Cenk gibi adamlar devamlı tekme, küfürlerle beni yıldırdı. Ancak bir noktayla geldi ben de patladım. Bana vurdu diye kızmam. Hakeret etse de kızmam. Ama patlama noktasına gelince sabrım taştı. Daha sonra ‘Samsun’a gelme’ diyerek tehdit etti. Adam mı vurdum ki, bana böyle kötü davranıyorlar.”

Faruk Süren;

“Filipescu’nun Cenk’e tükürmesinin gerektiğinden fazla büyütüldü. Şampiyonluğumuza engel olmak için bir bardak suda fırtınalar kopartıyorlar. Hakem raporunda olmayan bu olay, belli kumpanyalar tarafından baskıyla, gözlemci raporlarına konuyor.”

25 Ekim 1998’de Fenerbahçe, Orhan Erdemir’in yönettiği karşılaşmada İnönü stadında Beşiktaş’a 3-2 yenilirken skoru Beşiktaş lehine 2-1’e getiren goldeki penaltı kararı oldukça ağırdır. Mehmet’in son saniyelerde skoru belirleyen golünde ise ofsayt tartışması yapılmaktadır.

Fenerbahçeli futbolcuları taşıyan otobüs, Maçka’dan Dolmabahçe’ye doğru inerken, eskortluk yapan polis arabasının dar sokaklardan geçmesi nedeniyle zaman zaman duracak kadar yavaşlar. Yol üstündeki Beşiktaş taraftarları, bu anlarda otobüsü taş yağmuruna tutarlar. Kapalı tribünün arkasındaki yola gelindiğinde yeni açık tribünlerden de başlayan taş yağmuru otobüsün soyunma odalarının kapısına gelene kadar sürer.

Benzer olaylar Fenerbahçe’nin 1 maç saha kapama cezası aldığı Galatasaray karşılaşmasında da yaşanmıştır.

31 Ekim 1998’de Fenerbahçe, Ankaragücü karşısında zorlanmasına karşın 2-1 galip gelirken hakem Bülent Uzun, verdiği tartışmalı penaltı kararıyla maçın berabere duruma gelmesine neden olur. Bitime dört dakika kala Balic skoru belirler.

A.Gücü karşısında galibiyeti güçlükle bulan Sarı – Lacivertli ekip, kalesinde gördüğü 10 golün 4’ünü penaltıdan yemiştir. Samsun, G.Saray, Beşiktaş ve A.Gücü maçlarında penaltı vuruşundan ağları havalanan Fenerbahçe’nin henüz penaltı kullanmaması da ilginç bir nottur.

Hadi Türkmen ve Mete Kılıç’ın istifasıyla yaklaşık dört aydır asbaşkansız faaliyetlerini sürdüren Futbol Federasyonu, seçim tarihini belirlemek üzere toplandığı Tatvan’da yasal bir engelle karşı karşıya kalır, Aralık ayında yapılması düşünülen asbaşkanlık seçiminin belirsiz bir tarihe ertelenmesi zorunluluğu ortaya çıkar.

3814 sayılı yasaya göre asbaşkanlık seçiminin, başkanlık seçimi ile birlikte yapılması gerektiğini hatırlatan hukukçular, Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun seçim yapılması için çağrıda bulunma yetkisinin olmadığını açıklarlar.

Bunun üzerine Haluk Ulusoy başkanlığındaki Yönetim Kurulu, önce ana statüde bir değişiklik yapılması, bunun için de olağanüstü genel kurula gidilmesi gerektiği görüşünde birleşir.

Ancak bu kez ortaya olağanüstü genel kurul yapılabilme şartlarının Spordan Sorumlu Devlet Bakanı’nın çağrısı veya 85 delegenin imzası gerekliliği engeli çıkar. Yönetim Kurulu, konuyla ilgili Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’den yardım istenmesi benimsenir.

İlgili yazılar:

Haluk Ulusoy Dosyası – 1

Haluk Ulusoy Dosyası – 2

Haluk Ulusoy Dosyası – 3

Haluk Ulusoy Dosyası – 5

Haluk Ulusoy Dosyası – 6

Haluk Ulusoy Dosyası – 7

Haluk Ulusoy Dosyası – 8

Haluk Ulusoy Dosyası – 9

Haluk Ulusoy Dosyası – 10

Haluk Ulusoy Dosyası – 11

Haluk Ulusoy Dosyası – 12

Haluk Ulusoy Dosyası – 13

Haluk Ulusoy Dosyası – 14

Haluk Ulusoy Dosyası – 15

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: