FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Şubat 6th, 2012

KURTLAR VADİSİ’NE GİRİŞ: İBRAHİM HACIOSMANOĞLU

leave a comment »

Kötü bir sezon geçiren Trabzonspor’da Atay Aktuğ yönetimi 2005 yılı sonlarına doğru kongreye gitti. 18 Aralık 2005 tarihinde yapılan seçimi Nuri Albayrak kazandı.

Trabzonspor’un başkanlık seçiminde bin 223 oy toplayan Nuri Albayrak ipi önde göğüsledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Albayrak, İskender Önal (688) ve Özkan Sümer’in (529) toplamından daha fazla oy aldı.

Albayrak’ın listesinde İbrahim Hacıosmanoğlu ismi de bulunuyordu. Hacıosmanoğlu ilk zamanlarda pek ön plana çıkmazken geçen süre içerisinde medyada daha fazla yer bulmaya başladı. İlk ciddi çıkışını 2006 Nisan ayında yaptı:

Galatasaray ve Fenerbahçe arasında derbiden sonra yaşanan polemiklere Trabzonspor da ortak oldu.
Galatasaray Başkan Yardımcısı Adnan Polat, Fenerbahçeliler’in Trabzonspor’u aşağılayıcı kelimeler sarf ettiklerini ifade edip, “Buna gerekli cevabı sahada vereceklerdir” demişti.
Fenerbahçe yönetimi ise bunu yalanlayıp, Polat’ı iki kulüp arasında nifak tohumu ekmekle suçlamıştı. Ancak yapılan resmi açıklamada yer alan “Bu güne kadar Trabzonspor’un başta yayın hakkı payının korunması konusu olmak üzere en yakın dostu ve destekçisi Fenerbahçe’dir. O vakit Galatasaray, Trabzonspor’un maddi haklarının küçültülmesi için mücadele verirken, kulübümüz bu anlayışın karşısında durmuştur” ifadeleri yönetimi kızdırdı.
Önceki akşam Habertürk’teki “Şeref Tribünü” programına telefonla bağlanan Başkan Yardımcısı İbrahim Hacıosmanoğlu, “Bu kişiler başka kapıya gitsinler. Entrikalarına bizi alet etmesinler, işin içine bizi çekmeye çalışmasınlar. Bu tür kişiler, nasıl oluyor da böyle güzide bir kulüpte yöneticilik yapıyor. Yöneticilik vasfı için sosyal sorumluluk ve hazırlık gerekir” diye konuştu.
Hacıosmanoğlu, kimseye minnet borçları bulunmadığını belirtip, “Biz kazandığımız payeleri 6 şampiyonluk için aldık. Kimsenin yardımına ihtiyacımız yok. Bize kimse gaz veremez, gaz alamaz. Bizi kör mü sanıyorlar?” yorumunu yaptı.

Anı yılın ekim ayında ise Bursaspor Kulübü Başkanı Levent Kızıl ile tartıştı. Levent Kızıl’ın Trabzon’un havuzdan çok pay aldığını söylemesi üzerine Hacıosmanoğlu “Havuz sistemi bugün ortadan kalksa biz maçlarımızın yayın haklarını satarak şimdi elde ettiğimiz gelirin aynısını alabiliriz. Oysa şimdiki gelirlerinden tatmin olmayıp tartışma çıkaranlar, şimdi havuz sisteminden kazandıklarının yüzde 10’unu bile alamayacaklarını bilip öyle konuşmalılar” dedi.

2007 Nisan sonundaki Fenerbahçe – Beşiktaş Türkiye Kupası yarı final maçı sonrasında Ali Koç’un federasyon ve hakemlerle ilgili açıklamaları üzerine sert bir demeç verdi:

“Koç Holdingin veliahtlarından genç biri çıkıyor öyle bir konuşuyor ki şu ana kadar görülmemiş bir manzara sergiliyor.
Herhalde burayı tüpgaz satmakla, buzdolabı satmakla karıştırıyor. Bu köklü ailenin herkes nasıl büyüdüğünü biliyor; milletin kanını emerek büyüdüler. Bu ülke için kanını verenler var ama susuyor. Biz de onlardanız. Sporu ahlaklı ve ilkeli bir şekilde bir yere taşımalıyız. Tabi bu çığırtkanlığın sebebi önlerindeki 4 tane zor maç”

Trabzonspor yönetimi “Bilindiği üzere kulübümüz Yönetim Kurulu Üyesi Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu, bu hafta sonu oynanan Antalyaspor-Trabzonspor maçı sonrası bazı açıklamalarda bulunmuştur. Yapılan açıklamanın, oynanan müsabakayla alakalı olmayan ve Türkiye’de yatırımları bulunan saygın bir aileyi hedef alan bölümlerini tasvip etmemiz mümkün değildir” diyerek özür diledi.

Hacıosmanoğlu bu kez kendi yönetimi ile çatışmaya girmekten çekinmedi:

“Dün ne söylediysem, bugün ne söylediysem, yarın da aynı şeyleri söyleyeceğim. Büyük takımı sessiz durma politikasıyla yönetemezsin. Sen rakiplerinin kullandığı üslupları bertaraf etmek zorundasın. Biz onların çirkinliklerini kamuoyunun önüne seriyoruz”

Diğer kulüplerle olan gerginliği sadece dışarıya dönük değildi. Trabzonspor yönetimi içerisinde de sürekli birileriyle tartışma ve kavga halindeydi. Özellikle teknik direktör Ziya Doğan konusunda yönetimde ciddi fikir ayrılıkları vardı. 5 Mayıs 2007’de başkan Albayrak, yeni dağılım yapacaklarını belirterek, toplantıya katılmayan İbrahim Hacıosmanoğlu’ndan görevini bırakmasını istedi.
Hacıosmanoğlu Trabzonspor yönetimine istifasını vermedi ama, ertesi gün Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav’ın kendisine başkanlık teklif ettiğini açıkladı:

Hacıosmanoğlu, Sivasspor maçı öncesi İlhan Cavcav’ın kendisini aradağını ve Gençlerbirliği başkanlığı önerisinde bulunduğunu söyledi. Hacıosmanoğlu, Cavcav ile cuma günü görüştüğünü belirterek, “Bana, ‘Ben 60 yaşındayım ve kulübün yükünü kaldıramıyorum. Gençlerbirliği’nin başına senin geçmeni istiyorum. Bugüne kadar yaptığın ve yapacağın açıklamaları bana gönder, hepsinin altına imzamı atıp yayınlayayım’ dedi. Ben de kendisine teşekkür ettim ve Trabzonsporlu doğdumu ve Trabzonsporlu öleceğimi söyledim. O da her zaman arkamda olduğunu söyledi” diye konuştu.

İlhan Cavcav böyle bir teklifte bulunduğu iddiasını reddetti.

8 Mayıs 2007 tarihinde yeni açıklamalarıyla gündeme gelen Hacıosmanoğlu, kendisinin de içinde bulunduğu yönetimi kongreye davet etti:

 Kulüp içinde yaşanan ve bugüne kadar hiç gündeme gelmemiş olayların perde arkasını açıklayan Hacıosmanoğlu, “Trabzonspor’un miladı bugün” diye konuştu.
Bordo – mavili yönetici, geçen sezon Ankaraspor maçında basın sözcüsünün futbolculara, “Siz hoca kalacak, diye sanmayın, maçı alamamazlık yapmayın, hoca gidecek, bu maçı alın” dediğini belirterek, “Bunu da bana Fatih Tekke utanarak söyledi. Bu zihniyetin Trabzonspor’a hizmet etme ve başarı getirme şansı yok. Zaten o maçtan sonra teknik direktör Vahit Halilhodziç, bunları duydu ve koridorda hüngür hüngür ağladı. Bana da (Burada çalışamam. Trabzonspor’a hizmet mi edeceğim, yoksa arkadan beni kim gammazlayacak, onu mu takip edeceğim) diyerek görevini bıraktı” dedi. İbrahim Hacıosmanoğlu, buna benzer kulislerin, Ziya Doğan için de yapıldığını ileri sürdü.
Hacıosmanoğlu, “Böyle bir yönetim kurulunda başkanın hâlâ bu yöneticilerle nasıl yola devam ettiğine ben anlam veremiyorum. Kongreye gidilmeli” yorumunda bulundu.

İbrahim Hacıosmanoğlu 14 Mayıs 2007 tarihinde Trabzonspor yönetiminden istifa etti ve kongrede başkanlığa aday olacağını açıkladı.

11 Şubat 2008’deki kongrede Sadri Şener’le girdiği seçimi kaybetti.

Sürekli birileriyle kavga eden bir imaj çizen Hacısalihoğlu 16 Mayıs 2011 tarihinde Kanaltürk’te Reha Muhtar’ın “Çok Farklı” programına konuştu. Aziz Yıldırım’ı “futbolu satın almış” diye tanımlayan Hacısalihoğlu Ali Şen ve Aziz Yıldırım’ı Trabzonspor’un şampiyonluklarını çalmakla suçladı.
Programın videosu için bölüm 1   bölüm 2

28 Temmuz 2011 tarihinde ise TRT Spor’daki Basın Tribünü programında benzer söylemlerde bulundu.

10 Ocak 2012 tarihli Sabah Gazetesi’ndeki bir haber ise Hacıosmanoğlu’nun UEFA ve UEFA’nın tartışmalı ismi Infantino ilişkisi açısından ipuçları içeriyordu:

Trabzonspor’un eski yöneticisi İbrahim Hacıosmanoğlu, ocak ayı sonunda UEFA’nın Nyon’daki merkezine gidip bazı görüşmeler yapacağını söyledi. Şike soruşturmasında Futbol Federasyonu’nun üzerine düşeni yapmadığını söyleyen Hacıosmanoğlu, “Yabancı ortağım, UEFA Genel Sekreteri İnfantino’yu yakından tanıyor. ‘Gelsin bize belgeleriyle iddialarını anlatsın’ demiş. Gidip olanı biteni aktaracağım” dedi.

İşte bu Hacıosmanoğlu 6 Şubat 2012 tarihinde TFF başkanlığı için resmi başvuruda bulundu. Seçilir, seçilmez başka konu. Ancak taraflılığı, önyargıları ve bu önyargılardan doğan kesin kanaatleri, hemen herkesle kavgası ile bu kaotik ortamın başkan adaylığına kendisini layık görmesi ilginç bir vaka…

Written by kesinofsayt

06 Şubat 2012 at 21:04

BURSASPOR NİYE SUSTU?

leave a comment »

2003-2004 sezonunun son haftasına dört takım küme düşme korkusuyla girdiler. Elazığspor ve Adanaspor çok önceden küme düşmeyi garantilemişti. 16. sıradaki Bursaspor’un 37, 15. İstanbulspor’un 38, 14. Rizespor ve 13. A.Sebatspor’un 39’ar puanı bulunuyordu. Son haftada bu dört takımın da maçlarını kazanmasıyla (Bursaspor 1-0 Samsunspor, Konyaspor 0-2 İstanbulspor, A.Sebatspor 3-2 Ankaragücü, Ç.Rizespor 1-0 Beşiktaş) Bursaspor 40 puanla son takım olarak küme düştü. Bursaspor böylece lig tarihinin en yüksek puan ve en iyi averajla (0) küme düşen takımı oldu. Beşiktaş bir hafta önce de kendi sahasında A.Sebatspor’a 2-0 mağlup olmuştu.

Son hafta karşılaşmalarında Beşiktaş Ç.Rizespor’a yenilmese Bursaspor ligde kalacaktı. Beşiktaş’ın o maçı bilerek kaybettiği iddiaları, en azından bazı futbolcuların işin içinde olduğu iddiaları çok konuşuldu. Son haftada Ankaragücü kaybetmeseydi Bursaspor yine kümede kalacaktı. Ancak öfkenin Ankaragücü’ne dönmemesinin nedenleri vardı: Öncelikle Bursaspor ve Ankaragücü taraftarı arasındaki yakınlık, sonra da Ankaragücü’nün maç sonrasındaki şikayetleri. Ankaragücü yöneticileri maçın devre arasında koridorlarda tehdit edildiklerini, silah çekildiğini iddia ettiler, ama hiç bir işlem yapılmadı. Kulüpler Birliği ve Ankaragücü başkanı Cemal Aydın içişleri bakanına şikayet edeceklerini söyledi:

Kulüpler Birliği ve Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın, Akçaabat Sebat maçında yaşanan olaylarla ilgili olarak İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya gideceklerini söyledi. Maçın devre arasında koridorlarda yaşanan olaylardan, İlçe Emniyet Emniyet Müdürlüğü’nü sorumlu tutan Cemal Aydın, “Olaylar çok çirkin ve futbola yakışmıyor. Mülki amirler amigo olamaz” dedi.

Devlet Bakanı M. Ali Şahin, A.Gücü Başkanı Cemal Aydın’ı arayıp ‘Geçmiş olsun’ der ve olaylar hakkında bilgi alır. Şahin, bu ve benzeri olaylara asla müsamaha etmeyeceğini belirterek, ‘Gereğini yapacaklarını’ söyler. Bakan Şahin, A.Gücü yöneticisi M.Kemal Ünsal, doktor yönetici Salim Sırrı Türker ve futbolcularının da bilgisine başvurulacağını sözlerine ekler. Bu arada A.Gücü Başkanı Cemal Aydın, Akçaabat’ta olaylara seyirci kaldığını belirttiği emniyet güçlerini İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya şikayet edeceğini söyler.

A. Sebatspor’a hem yenildiklerini, hem de tekmeli-tokatlı saldırıya uğradıklarını belirten A.Gücü’nün kaptanı Hakan Kutlu, “Koridordaki 35-40 kişilik saldırganlar arasında yumruk yumruğa çarpışmalar yaşandı” der ve konuyla igili şunları söyler:

“Her futbolcu bir-iki kişi yıkıp, soyunma odasına ulaşabildi. Soyunma odasının kapı dillerini bantlayıp kapatılmasını önlediler. Biz futbolcu olarak dürüstçe mücadele ettik. Formamızın onuru için dimdik durduk. Bize hep ‘Korkmayın, kimse sahada kalmaz’ derlerdi. Bunun gerçek olmadığını Akçaabat’ta gördüm.”

A.Sebatspor Kulübü Başkan Yardımcısı Baki Eyüboğlu, Ankaragücülülerin iddialarını, ‘Saçma’ ve ‘Kabul edilemez’ şeklinde yorumlarken, “Bizi bırakıp Sakarya’daki olaylara baksınlar” der.

Bu olaylar yüzünden Bursaspor’un tüm nefreti Beşiktaş’a döner. 2006 yılında Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Örtbas Edilen Şike Belgeleri (Lube Ayar) yazı dizisinde şunlar yazılmaktadır:

 Mayıs 2004. İddiasını kaybeden Beşiktaş’ta başkan Serdar Bilgili, teknik direktörü Mircea Lucescu. Beşiktaş, son maçında kümede kalmak için mutlaka 3 puana ihtiyacı olan Rizespor’la oynamaya hazırlanıyor. 15 Mayıs’taki maç için Rizespor son kozlarını oynuyor. O günlerdeki telefon konuşmaları, Sedat Peker’e yönelik “Kelebek operasyonu” için yapılan teknik takibe takılıyor. Telefon kayıtlarında “evladımız” sıfatıyla anılan Sergen, maça çıkmıyor. Emre Aşık, kötü oynuyor, Tümer 78. dakikada oyundan alınıyor. Serdar Topraktepe, “müsait” bir pozisyonda geri dönerek olası bir golün önüne geçiyor! Ve Beşiktaş, Rize’ye verilen “ilginç” bir penaltıyla maçı 1 – 0 kaybediyor. Sonuçta Rizespor 42 puanla 1. Lig’de kalıyor. 40 puanlı Bursaspor ise küme düşüyor.

(…)

Rizespor Futbol Şube Sorumlusu Peker, maç günü 0543 334 34.. numaralı hattı arıyor. Dosyada hattın sahibi belirtilmiyor. Aldığımız bilgilere göre, numara o tarihte Sergen’e aitti.
15 Mayıs 2004 (Saat 12.37)
VP: Sen oynamayacakmışsın, haberin olsun!
X: Tamam abi. Merak etme abi.
VP: Aman gözünün yağını … seyirci var ya! Var ya kalbim durmaya başladı ya!
X: Yok be, bir şey olmaz ya. Sen kafanı takma.

18 Mayıs 2004’de Bursaspor Kulübü, Birinci Süper Futbol Ligi’nin tescil edilmemesi için UEFA’ya başvurur. Kulüp Başkanı Fikret Üstenci, “Türkiye’de şu anda Futbol Federasyonu kalmadığı gibi, masa başı oyunlar, kurulan bölge birliği, kaba kuvvet, silah dayamalar ve şaibelerle lig bu hale gelmiştir. Kulübümüzün haklarını korumak için UEFA ve Şike Tahkik Komisyonu’na başvurduk. Bizim burada temennimiz bu şaibeli ligin tescil edilmemesidir” der.

Tüm bu yaşananlar, söylentiler, iddialar nedeniyle Bursaspor taraftarı ile Beşiktaş arasında ciddi bir gerilim başlar. Bursaspor’un Süper Lig’e dönüşünden sonra karşılıklı olarak deplasmana seyirci götürülmez.

2010-2011 sezonunun 32 haftasında 7 Mayıs 2011 tarihinde Beşiktaş Bursa’ya misafir olacaktı. Bu kez olaylar stadda çıkmadı. Maç öncesinde şehir savaş alanına döndü. Bursaspor taraftarının polisle çatışması üzerine Beşiktaş kafilesi stada dahi giremedi ve maç  “iptaledildi.

Futbol Federasyonunun Hukuk İşlerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Egemenoğlu, LigTV’ye yaptığı açıklamada, maçın iptaline ilişkin kararın Bursa Valiliği, emniyet müdürlüğü, maç temsilcisi ve hakemlerle yapılan bilgi akışı sonrası alındığını söyledi.
“Bütün bu gördüklerimizden sonra müsabaka talimatı uyarınca maç güvenliğiyle ilgili olaylar ve seyirci olayları nedeniyle müsabaka talimatının verdiği yetkiyle bu maçın oynanmamasına karar verdik” diyen Egemenoğlu, şunları kaydetti:
“Bu karar tehir, erteleme değildir. Bu karar maçın oynanmaması yönündeki bir karardır. Müsabaka talimatı gereğince Yönetim kurulumuz maçın akıbetiyle ilgili ivedi olarak toplanarak bir karar verecektir. Yönetim kurulumuzun aldığı karar doğrultusunda da hem açıklama, hem de gerekenler yapılacaktır. Kararı alan merci maçın hakemi değil, futbol federasyonu yönetim kuruludur. Bu karar erteleme değildir. Maçın oynanmaması yönünde verilmiş bir tedbir kararıdır.”

Olaylarda 25’i polis 34 kişi yaralandı, 100’ün üzerinde gözaltı vardı.

12 Mayıs 2011’de TFF Bursaspor’un 3-0 hükmen mağlubiyetine karar verir. Ayrıca Bursaspor beş maç saha kapatma ve üç deplasman maçına taraftar götürmeme cezasına çarptırır.

Bursaspor’un Tahkim Kurulu’na yaptığı itiraz 26 Mayıs 2011 tarihinde reddedildi.

İlginçtir, Tahkim Kurulu Talimatnamesi madde 14 şunu der:

KARARLARIN KESİNLİĞİ:
Madde 14 – Kurul kararları kesindir; idari veya yargısal mercilerin onayına tabi olmadığı gibi, bu kararlara karşı idari veya yargısal mercilere de başvurulamaz. Bununla birlikte Kurul’un, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun ihtiyari hakem sıfatıyla incelediği ihtilaflar hakkında vereceği kararlara karşı kanuni müracaat yolları saklıdır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun kararların açıklanması, maddi hataların düzeltilmesi ve yargılamanın yenilenmesi hakkındaki hükümleri saklıdır.

Tahkim Kurulu kararının kesin nihai hüküm olduğu gerçeği ortadayken TFF Yönetim Kurulu 24 Ağustos 2011 tarihinde Bursaspor’un saha kapatma cezasını kaldırdı:

12 Mayıs’ta verilen tedbir kararının üzerinden geçen 3.5 aylık süreçte, Bursaspor’un oynadığı 2 Spor Toto Süper Lig maçları ve FC Gomel ve RSC Anderlecht UEFA Avrupa Ligi maçları incelendiğinde Bursaspor taraftarlarının herhangi bir saha olayı gerçekleştirmediği belirlendi.

Bununla birlikte tedbir kararının verilmesinin hukuki dayanağı olan Futbol Müsabaka Talimatı’nın 17. maddesinde;

“TFF Yönetim Kurulu, tedbir niteliğinde olmak üzere, müsabaka güvenliğinin yerel idareler tarafından sağlanamadığına, sağlanamayacağına veya seyirciler tarafından bozulduğuna kanaat getirdiği illerde müsabakaları oynatmamaya ve bu illerde oynanması gereken müsabakaların bir kısmını veya tamamını başka bir ilde oynatmaya yetkilidir.” ifadesi yer almaktadır.

Bu çerçevede Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, Bursaspor’un 2011-2012 sezonunda sahasında oynayacağı Spor Toto Süper Lig maçlarında, Bursaspor taraftarlarının olay çıkartma riskinin bulunup bulunmadığı, emniyet görevlilerince rakip takım kafilelerinin ve müsabakaların güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağının sorulmasına, verilecek yanıtın olumlu olması şartına bağlı olarak, Bursaspor’un sahasında oynayacağı müsabakalara dair verilen tarafsız sahada seyircisiz oynamaya ilişkin tedbir kararının kaldırılmasına, bununla birlikte Bursaspor Kulübü’nün Spor Toto Süper Lig’de rakip sahada oynayacağı 3 resmi müsabakaya taraftarlarının alınmamasına ilişkin tedbir kararının aynen devamına” karar verildi. Buna göre Bursaspor’un yeni sezonda oynayacağı ilk 2 deplasman maçına taraftar alınmayacak.

TFF aynı gün Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiğini açıkladı

(BİLGİ NOTU: TFF Yönetim Kurulu’nun Bursaspor’un cezasını Tahkim Kurulu kararı sonrasında kaldırması konusunda bilgi aldığımız bir spor hukuku avukat dostumuz bu işlemin Tahkim Kurulu kararının iptali değil, TFF Yönetim Kurulu’nun “yeni” bir kararı olarak algılanması gerektiğini belirtti.)

Bursaspor Kulübü 25 Ağustos 2011 tarihinde “Bursaspor’un UEFA nezdindeki konumu” hakkında bir bildiri yayınladı:

Dün alınan karar doğrultusunda UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılacak takımlar ile ilgili tespit yapılırken, bu tespit kriterleri göz önünde bulundurulduğunda  2010-2011 sezonunu 3. Sırada tamamlayan Bursaspor Kulübünün UEFA nezdindeki konumunda herhangi bir değişikliğin gündeme gelmemesine anlam veremiyoruz. Lig sıralamasındaki değişikliklerin belirli dayanakları olması gerekliliği ile Bursaspor’un durumunun yeniden incelenmesi konusunda haklarımızın sonuna kadar aranacağından kimsenin şüphesi olmasın. Söz konusu durum sonrası maddi ve manevi kayıplarımızn telafisi konusunda hukuki açıdan girşimlerimiz başlatılacaktır.

Bursaspor’un UEFA’ya Trabzonspor yerine kendilerinin gitmesi yolundaki itirazı da reddedildi.

UEFA, Bursaspor’un Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden çıkartılarak Trabzonspor’un dahil edilmesine yönelik yaptığı itirazına cevap verdi ve bu kararın Türkiye Futbol Federasyonu’na ait olduğunu bildirdi.

Bursaspor’un UEFA’dan beklediği yazı kulübe ulaştı. UEFA, Yeşil-beyazlı kulübün Şampiyonlar Ligi organizasyonuna Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor’un lig ikincisi sıfatıyla dahil edilmesine yönelik itirazı değerlendirdi. Buna göre UEFA’dan gelen yazıda, konunun muhattabının UEFA olmadığı ve kararı Türkiye Futbol Federasyonu’nun aldığı belirtildi.

Bursaspor Hukuk Kurulu, aynı itirazı eş zamanlı olarak Futbol Federasyonu’na yaptığı için güzünü federasyona çevirdi. Federasyondan da cevap bekleyen Yeşil-beyazlı kulüp, istediği sonucu alamazsa bu kez Tahkim Kurulu’na başvuracak.

Bursaspor’un ayrıca CAS yolunu da araştırdığı öğrenildi. Bursaspor, Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne dahil edilmesi kararını UEFA’nın verdiğini öne sürerek CAS’da hakkını arayacak, bu görüşü kabul edilmediği takdirde tazminat yolunu denemeye çalışacak.

Ardından ne olduysa oldu, Bursaspor’un gerek TFF, gerekse UEFA nezdindeki girişimleri sona erdi.

Cezaların kaldırılmasından kısa süre sonra Bursaspor’un Şampiyonlar Ligi konusundaki itirazının son bulması doğal olarak akla bazı sorular getiriyor. Ne yazık ki Türkiye’de bazı soruların yanıtlarını bulabilmek, ancak öküz ölüp ortaklık bozulduğunda birileri konuşmaya başlayınca mümkün oluyor.

(NOT: Bu arada Bursa’daki olaylarda tutuklanan taraftarların “seyir yasakları” da kaldırıldı.)

Written by kesinofsayt

06 Şubat 2012 at 11:40

Bursaspor, Genel, TFF, UEFA, Şampiyonlar Ligi kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,