FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Şubat 18th, 2012

KARTIM KIRMIZI, PENALTIM BADEM!

leave a comment »

G.Saray’ın maçlarında rakiplerinin eksik kalması ya da G.Saray’ın penaltı kazanması ile üç puana rahat ulaştığı kanısı çoğumuzda var. Aşağıda G.Saray maçlarının bir listesi var.
Rakiplerinin maçı 11 kişi tamamladığı ve/veya G.Saray’ın penaltıdan gol bulmadığı maç sayısı 17. Bu 17 maçta alınan 37 puan var. Ortalaması 2,1!
Rakiplerin eksik kaldığı ve/veya G.Saray’ın penaltıdan gol bulduğu maçların sayısı ise 9. Bu 9 maçta toplanan 23 puan var ve ortalaması 2,5!

Aşağıda maçların listesi var. Elbette subjektif bir değerlendirme, ama kartın/penaltının etki ettiğini tahmin ettiğim maçları (savcıdan esinlenerek) bold yaptım. Maçların çoğunu izlemediğim için bu çalışmanın ve çıkarılan sonuçların gerçeği ne kadar yansıttığını bilemiyorum. Daha net analiz yapabilecek olanlara ışık tutacağını düşünerek hazırlanmış bir taslak kabul edebilirsiniz.

1. Hafta İBB 2 – 0 G.Saray
Hakem: Özgür Yankaya
Maçlar sonunda GS 17. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 42 1- 0, dk 82 2-0

2. Hafta G.Saray 3 – 1 Samsunspor 
Hakem: Kuddusi Müftüoğlu
Maçlar sonunda GS 8. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 18 1-0, dk 54 1-1, dk 72 2-1, dk 73 Samsunspor kırmızı kart, dk 75 3-1 (GS golü penaltıdan)

3. Hafta Karabükspor 1 – 1 G.Saray
Hakem: Bünyamin Gezer (bu maçtan bir süre sonra maç alamadığı gerekçesiyle hakemliği bıraktı)
Maçlar sonunda GS 8. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 14 G.Saray kırmızı kart, dk 72 1-0, dk 82 1-1 (GS golü penaltıdan)

4.Hafta G.Saray 2 – 0 Eskişehirspor
Hakem: Tolga Özkalfa
Hafta sonunda GS 6. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 26 1-0, dk 51 2-0

5. Hafta Ankaragücü 0 – 3 G.Saray
Hakem: Fırat Aydınus
Maçlar sonunda GS 2. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 12 0 – 1,  dk 20 0 – 2, dk 85 0 – 3 (GS golü penaltıdan)

6.Hafta G.Saray 2 – 1 Bursaspor
Hakem: Hüseyin Göçek
Maçlar sonunda GS 3. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 21 1-0, dk 80 1-1, dk 87 2-1

7. Hafta Antalyaspor 0 – 0 G.Saray
Hakem: Yunus Yıldırım
Maçlar sonunda GS 2. sırada
Goller ve k.kartlar: Yok

8. Hafta G.Saray 2 – 4 Gaziantepspor
Hakem: Abdullah Yılmaz  (26 Ekim’den 8 Aralık’a kadar maç alamadı)
Maçlar sonunda GS 4. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 7 1 – 0, dk 33 1 – 1, dk 37 1 – 2, dk 44 GS kırmızı kart, dk 65 2 – 2, dk 68 2 – 3, dk 88 2 – 4

9. Hafta Kayserispor 0 – 2 G.Saray
Hakem: Cüneyt Çakır
Maçlar sonunda GS 2. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 39 0 – 1, dk 72 0 – 2

10. Hafta G.Saray 0 – 0 M.İdman Yurdu
Hakem: Fırat Aydınus
Maçlar sonunda GS 3. sırada
Goller ve k.kartlar:  Yok

11. Hafta Beşiktaş 0 – 0 G.Saray
Hakem: Cüneyt Çakır
Maçlar sonunda GS 3. sırada
Goller ve k.kartlar:  Yok

12. Hafta G.Saray 2 – 1 Sivasspor 
Hakem: Bülent Yıldırım
Maçlar sonunda GS 2. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 45 1 – 0, dk 59 2 – 0 (GS golü penaltıdan), dk 71 2 – 1, dk 82 ve dk 88 GS kırmızı kart

13. Hafta G.Birliği 0 – 1 G.Saray
Hakem: Tolga Özkalfa
Maçlar sonunda GS 2. sırada
Goller ve k.kartlar:  dk 71 0 – 1

14. Hafta G.Saray 3 – 1 Fenerbahçe
Hakem: Fırat Aydınus
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 33  1 – 0, dk 41 2 – 0,  dk 66 3 – 0,  dk 90  3 – 1

15. Hafta Trabzon 0 – 3 G.Saray
Hakem: Kuddusi Müftüoğlu
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 5 0 – 1, dk 44 0 – 2, dk 55 Trabzon kırmızı kart, dk 90 0 – 3

16. Hafta Ordu 0 – 2 G.Saray
Hakem: Halis Özkahya
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 22 0 – 1, dk 67 0 – 2

17. Hafta G.Saray 1 – 0 Manisaspor 
Hakem: Özgür Yankaya
Maçlar sonunda GS  1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 64 1 – 0, dk 69 Manisaspor kırmızı kart

18. Hafta G.Saray 4 – 1 İBB
Hakem: Halis Özkahya
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 7 1 – 0, dk 14 1 – 1, dk 42 İBB kırmızı kart, dk 51 2 – 1, dk 72 3 – 1, dk  89 4 – 1

19 Hafta Samsunspor 2 – 4 G.Saray
Hakem: Özgür Yankaya
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 22 1-0, dk 32 2-0, dk 51 2-1, dk 70 2-2, dk 78 2-3, dk 84 2-4

20. Hafta G.Saray 5 – 1 Karabükspor 
Hakem: M.Kamil Abitoğlu
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 2 1-0, dk 42 2-0, dk 45 Karabükspor kırmızı kart, dk 47 3-0 (GS golü penaltıdan), dk 66 3-1, dk 68 4-1, dk 87 5-1

21.Hafta Eskişehirspor 0 – 0 G.Saray
Hakem: Cüneyt Çakır
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: yok

22.Hafta G.Saray 4 – 0 A.Gücü
Hakem: Barış Şimşek
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 4 1-0, dk 9 2-0, dk 53 3-0, dk 76 4-0

23.Hafta G.Saray 1-0 Bursaspor
Hakem: Fırat Aydınus
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 50 1-0

24. Hafta G.Saray 1-1 Antalyaspor
Hakem: İlker Meral

Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 21 0-1, dk 35 1-1 (GS golü penaltıdan), dk 71 GS kırmızı kart, 89 Antalyaspor kırmızı kart

25.Hafta G.Antep 1-2 G.Saray
Hakem: Bülent Yıldırım
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 47 1-0, dk 53 1-1, dk 65 1-2

26.Hafta G.Saray 1- 0 Kayserispor
Hakem: Özgür Yankaya
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 32 1-0

27.Hafta Mersin İY 1-3 G.Saray
Hakem: Tolga Özkalfa
Maçlar sonunda GS 1. sırada
Goller ve k.kartlar: dk 29 0-1, dk 57 Mersin İY kırmızı kart, dk 76 1-1, dk 81 1-2 (GS golü penaltıdan)p, dk 89 1-3

Written by kesinofsayt

18 Şubat 2012 at 11:43

Galatasaray kategorisinde yayınlandı

Tagged with

BİR BAŞKA MEHMET ALİ: MEHMET ALİ YILMAZ

leave a comment »

TFF Başkanlığı kaosunda adı geçenlerden birisi de eski Trabzonspor Başkanı ve eski Spor Bakanı Mehmet Ali Yılmaz. Her seçimde olmasa da her iki TFF seçiminde adı gündeme gelen bir isim Yılmaz.

Kimdir Mehmet Ali Yılmaz?

Bir Mafya Tarafı Vardır

9 Haziran 2004 tarihli Hürriyet Gazetesi‘nden:
Türkiye Faal Futbol Hakemleri Derneği Rize şubesinin düzenlediği konferansa katılan Trabzon eski başkanı Özkan Sümer, Federasyon Başkanlığı’na soyunan M. Ali Yılmaz için ilginç ifadeler kullandı. Sümer soru bölümünde, “Siz başkan olmadan önce Yılmaz’ın karşısına kimse çıkmak istemiyordu. Siz başkan olduktan sonra yeni adaylar ortaya çıkmaya başladı. Ne diyorsunuz” şeklindeki soruya “Tabi M. Ali Yılmaz’ın, yani onursal başkanın bir gücü vardı. Bir caydırıcı tarafı vardı. Yani açıkçası böyle bir mafya tarafı vardı” yanıtını verdi.

Mehmet Ali Yılmaz’ın mafyöz ilişkileri hakkında birçok kaynak mevcut. Üstelik Yılmaz bu ilişkilerini saklamak ihtiyacı da duymuyor. Hatta zaman zaman övünç kaynağı olarak görüyor.

Mesela Ecevit Kılıç’ın Kirli Kramponlar‘ının bir bölümünde şunları görüyoruz:

Çakıcı’nın Ankara’da sahneye çıkması Yılmaz sayesinde oldu. Ankara Oteli’nin giriş katındaki restoranda dönemin bakanları Yılmaz, Ömer Barutçu, Mehmet Batatlı, Cavit Çağlar ve Yıldırım Aktuna oturuyordu. Bir süre sonra masaya bir kişi geliyordu. Yılmaz, bu kişiyi büyük bir samimiyetle karşılıyordu. Daha sonra masadaki bakanlara tanıştırıyordu: “Kendisi hemşerimdir, Alaattin Çakıcı” diyordu. Bu tanıştırmadan sonra Çakıcı artık mesken olarak Ankara’yı tutuyordu. Devlet görevlileriyle ilişkilerini gittikçe geliştirip, büyük ihalelerin istediği kişilere verilmesini sağlayacak düzeye getirdi.

Bunun basında yer alması üzerine Yılmaz, “Çakıcı delikanlı çocuktur. Konuşur da yemek de yerim. Üstelik Trabzonlu olması nedeniyle benim hemşerimdir. Alaattin’le konuşma yasağı mı var!” diye rest çekerek kendisini savunuyordu. Bu açıklaması üzerine kurucusu olduğu DYP, Yılmaz’ı kınayarak kendisinin partileriyle ilgisinin olmadığını açıkladı.

Daha sonra Yılmaz’ın yalnızca Çakıcı’yı ağırlamakla kalmadığı, gözaltına alındığında eziyet görmemesi için devreye girdiği de açığa çıktı. Çakıcı, 1992 yılında İstanbul Emniyeti tarafından gözaltına alınıyordu. Bunu haber alan ve o dönemde Devlet Bakanlığı yapan Yılmaz ile Ömer Barutçu, Çakıcı için hemen hareke geçiyordu. Gece yarısı harekete geçerek o dönemde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yeni atanan Necdet Menzir’in kıramayacağı bazı aracıları arıyordu. Aracılardan Necdet Menzir’e ulaşmalarını istiyordu. İsteği ise “Menzir adamlarına talimat versin, Çakıcı’yı içeride dövmesinler.” Ama bu sonucu değiştirmiyor, Çakıcı, emniyette bir güzel hırpalanıyordu. Menzir, yıllar sonra olayla ilgili şöyle konuşuyordu: “Hatırladığım kadarıyla o konu Çakıcı ile ilgili değil, eşi Uğur Kılıç ile ilgiliydi. Uğur Kılıç, yanında çalışan bir garsonun evine ateş açtırmış. Bu nedenle emniyetçe gözaltına alınmış. O dönemde bazı kişiler kıramayacağım bir arkadaşımı arayarak bana haber gönderdiler. Kadına eziyet edilmesin diye ricada bulundular.”

Yılmaz, yalnızca Çakıcı’ya mı sahip çıktı? Diğer ülkücü mafya liderleri öksüz mü kaldı? Tabii ki hayır. Çakıcı’ya sahip çıkan Yılmaz Sedat Peker’e de amcalık yaptı. Sedat Peker, Türk idealini temsilen dünyadaki bütün Türkleri internet aracılığıyla buluşturmak amacıyla www.ozturkler.com diye bir site açtı. Hilton’da yapılan gecede Yılmaz, Türk dünyasına hizmeti geçen Türkçülere birer plaket verdi. Yani ev sahipliğini Peker’in adına Yılmaz yaptı. Peker’le olan ilişkisi eleştirilen Yılmaz, ona da toz kondurmayarak “O da bizim yeğenimizdir. Onun daha genç olması sebebiyle yeğenimiz diyoruz. O da Karadenizlidir. İyi çocuktur. O da zaman zaman masamızda bulunmuştur. İnsan sevdiği insanlarla oturmaz mı!” diyordu. (Hürriyet, 24 Eylül 1998)

Yılmaz’ın mafya ile ilişkisi yalnızca bunlarla sınırlı değil. Yılmaz’ın adı 1995′te Bursa’da öldürülen tefeci Nesim Malki dosyasında da sıkça geçiyor. Malki, öldürülmeden bir süre önce 15 Haziran 1994′te İstanbul’daki evinin önünde Hasan Akdoğan ve Tuncay Şeker’in silahlı saldırısına uğradı. Malki’yi vurmayı başaramayan bu kişilere talimatı daha sonra Alaattin Çakıcı adına Futbol Federasyonu Başkanı adayı olan Mustafa Kefeli’nin verdiği ortaya çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yıllar sonra Kefeli’nin yakalanması üzerine olayla ilgili dava açtı. Davanın iddianamesinde en çok Mehmet Ali Yılmaz’ın adı geçiyor. Kefeli ifadesinde Malki’nin Kıbrıs’ta banka açmasını o dönemde Kıbrıs’tan Sorumlu Devlet Bakanlığı görevini yürüten Yılmaz’ın sağladığını belirtiyor.

Cavit Çağlar, Kıbrıs’ta banka açmak isteyen Malki’ye yardımcı olması için Kefeli’yi arıyor. Kefeli’de Mehmet Ali Yılmaz’ı arıyor. Yılmaz ile Kefeli çok eski arkadaşlar. Kefeli, konuyu Yılmaz’a açıyor. Bankanın açılması durumunda Malki’nin DYP’ye yüklü miktarda para yardımı yapacağını söylüyor. Yılmaz, Kıbrıs’ta bir bakanı arıyor ve bir süre sonra Malki’nin Tuncabank’ı faaliyete geçti. Ancak, Malki DYP’ye söz verdiği yardımı yapmadı. Yılmaz, sürekli Kefeli’yi arayıp, söz verilen yardımın yapılmasını istedi. Malki bir türlü yardımı yapmayınca, kendisine bir ceza verilmesi planlanıyordu. Bunun için Kefeli’nin adamları Hasan Akdoğan ve Tuncay Şeker Malki’ye yönelik silahlı saldırı düzenliyor ama Malki yaralanmadan kurtuluyor. (3 Ekim 2001 tarihli ifadesi)

Mehmet Ali Yılmaz’ın adalet anlayışı da hemşerilik boyutunda son derece güçlüdür (!).  Gökdeniz Karadeniz’in 2005’teki bahis şikesinden ceza alması konusunda, kendisi görevde olsa ceza almayacağını söyleyecek kadar cesurdur. Üstelik de federasyon başkanlığı değil bahsettiği konum, Trabzonspor Başkanlığı…

26 Ekim 2005 tarihli Hürriyet Gazetesi:

Ben Olsam Gökdeniz Ceza Almazdı
Trabzonspor’un onursal başkanı, Aktuğ yönetiminin kulübün haklarını koruyamadığını söyledi, ‘Gerekirse bu gidişe dur diyeceğim’ dedi.
Trabzonspor’un onursal başkanı Mehmet Ali Yılmaz, gündemdeki konulara ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. Uygun görüldüğü taktirde Futbol Federasyonu başkanı olabileceğini belirten Yılmaz, Trabzonspor’un da sıradan bir takım olduğunu söyledi. DHA’ya konuşan Yılmaz, şunları
söyledi:
‘Levent Bıçakçı’nın Futbol Federasyonu Başkanlığı’na getirilmesi, Başbakan’a yakın adamlar tarafından sağlandı. Şimdiki federasyon, oluşumundan itibaren biraz şüpheli bakılan bir federasyon olduğu için, oluşturdukları kurumların yaptıkları bakımından da Türk futbolunu güçlü, güvenilir bir şemsiye altına alamadıkları kesin.
Trabzonspor son 4 yıldır korku ile izlenen, küme düşmesin diye üfleyerek tutulan, küçük bir büyük olarak kalmaya başladı. Sıradan bir takım oldu. Böyle sürerse bu sıradanlığından kurtulması çok zor. O zaman yeniden gönlümüz razı olmayacak, dur, diyeceğiz. Başkan olsaydım, Gökdeniz olayı başka olurdu. Federasyon ceza veremezdi. Çünkü ben neye göre ceza verdiğinin hesabını sorarım. Ceza verilmesi, Trabzon için bir kara lekedir. Ben olsam Şenol Güneş’in gelmesini istemezdim. Ziya Doğan başarılıydı.’

Olası bir federasyon başkanlığında “adalete” nasıl bakacağı, kimlerden ne destek alacağı konusunda ufak ipuçları var yukarıdaki satırlarda. Gerisi hayal gücünüze kalmış.

Bir de UEFA / FIFA’ya bakış açısı için örnek verelim:

Prestijimiz ve ulusal itibarımız sarsılıyor. ‘Bu hükümet her şeyle başa çıkıyor, bir Haluk Ulusoy’la başa çıkamıyor’ görüntüsü, üzücü ve güvensiz. Bir yasa çıkmışsa tüm ülkeyi bağlar ve uygulanır. Nasıl bir saçmalıktır anlamadım. Hâlâ UEFA ve FIFA’dan bahsediliyor. Ülkenin bu zibidilerle ne işi var”

(…)

FIFA’nın Türkiye üzerinde yaptırımı yoktur. Bu kadar saçma bir ülkede yaşamak istemiyorum…

Written by kesinofsayt

18 Şubat 2012 at 00:01

Mehmet Ali Yılmaz, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,