FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Nisan 2012

FIRILDAK İŞ BAŞINDA

leave a comment »

Mehmet Ali Aydınlar beyefendi buyurmuşlar:

UEFA 58. madde değişikliğini kabul etmez. Biz 58. maddenin değişikliğini önermiştik ama UEFA kabul etmemişti. TFF’nin kararı tam bir komedi.

E, peki! 26 Ocak tarihinde federasyonunuzun 58. madde değişikliğini görüşmek ve oylatmak üzere yaptığı genel kurul ne idi? Neden yapılmıştı? Ve dahi “UEFA’ya rağmen” mi yapılmıştı?

Mesela 20 Ocak tarihindeki şu ifadeler UEFA’nın değişikliği kabul etmeyeceği gerçeğine rağmen miydi?

“Sayın Federasyon Başkanımız, UEFA yetkilileriyle yaptığı görüşmeler neticesinde, müsabakanın sonucunu etkilemeye yönelik yapılan fiillerle ilgili olarak minimum, fiilin ağırlığına göre, 12 puandan başlamak üzere, puan silinmesine, ayrıca bu eylemlere karışanların para cezası ile cezalandırılmasına, diğer taraftan suç unsurunu işlemiş olan kulüplerin UEFA müsabakalarına katılmamalarıyla ilgili 26 Ocak’ta yapılacak Genel Kurul’da bir önerge verileceğini belirtti. UEFA yetkililerinin, bu kararların alınarak içerisinde bulunulan durumdan çıkılması konusuna, olumlu baktığı izleniminin edinildiği söylendi. Dolayısıyla bu yönde uygulama yapılacak. Federasyon Başkanımız gerekli görürse, bu konuyla ilgili detaylı açıklamalar yapacaktır.”

Mesela Lütfi Arıboğan’ın 24 Ocak 2012 tarihindeki şu sözleri UEFA’ya rağmen miydi?

Lutfi Arıboğan, UEFA’dan onay geldi haberlerine yanıt verirken, “UEFA dün itibariyle böyle bir yazı gönderdi. Türk futbolunun geldiği noktada, TFF genel kurulunun bu yönde bir karar olursa, bu kararın UEFFA’nın talimat ve prensiplerine aykırı olmayacağını bildirdiler” dedi.
Küme düşme konusunda alınacak karara uyacağını UEFA yazılı olarak bize ifade etti diye konuşan Arıboğan şöyle devam etti, “UEFA yazılı olarak bunu bize ifade ettiler. Küme düşme cezası olmazsa buna uyacaklar. Ancak aynı yazı sadece cezasızlığı kasteden bir terminoloji değil. Bunun dışında etkin bir şekilde karar verilmesini bekliyorlar.”

Uzatmak, başka örnekler bulmak mümkün. Siz yapınca UEFA kabul ediyor, başkası yapınca komedi oluyor öyle mi? Yoksa her zamanki tavrınızla dünki kararınızla bugünkü kararınızın tutarsızlığı mı bu sözleri ettiren?

Written by kesinofsayt

30 Nisan 2012 at 11:33

Mehmet Ali Aydınlar, TFF, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 8 (ŞUBAT 2012)

leave a comment »

1 Şubat 2012 – Çarşamba

  • Fenerbahçe Spor Kulübü TFF Hukuk Kurulu Başkanı İlhan Helvacı’yı istifaya davet etti.
  • Türkiye Futbol Federasyonu Hukuk Kurulu Başkanı İlhan Helvacı, “Hukuka aykırı birşey yaptığımı düşünmediğimden istifa etmeyi de düşünmüyorum” dedi.
  • Kulüpler Birliği Başkanı Yıldırım Demirören, Süper Lig kulüp başkanlarını 7 Şubat Salı günü özel gündem maddesiyle toplantıya çağırdı.

2 Şubat 2012 – Perşembe

3 Şubat 2012 – Cuma

  • Samsun dönüşü Fenerbahçe kafilesini havaalanında karşılayanlar arasında Beşiktaşlı bir taraftar pankart açtı.

5 Şubat 2012 – Pazar

6 Şubat 2012 – Pazartesi

7 Şubat 2012 – Salı

  • Kulüpler Birliği TFF seçimi gündemiyle toplandı.
  • Ünal Aysal Cihan Kamer’in “transferde etik davranılmadığı” açıklamasına yanıt verdi.

8 Şubat 2012 – Çarşamba

  • Fenerbahçe Spor Kulübü Külüpler Birliği toplantısında Yıldırım Demirören’i TFF başkanlığına önerdiği yolundaki haberleri yalanladı.

9 Şubat 2012 – Perşembe

  • Mehmet Ali Aydınlar 32. Gün programına katıldı.
  • PFDK Beşiktaş maçındaki olaylar nedeniyle Fenerbahçe’ye 1 maç seyircisiz oynama cezası verdi.

10 Şubat 2012 – Cuma

  • Fenerbahçe Spor Külübü M. Ali Aydınlar’ın 32.Gün programındaki ifadelerini “acz içinde” diye yanıtladı.
  • Futbol Disiplin Kurulu Ocak ayı sonunda soruşturmada adı geçen isimlere 30 bin sayfalık iddianameleri gönderdi. 20 gün süre içinde savunmalarını talep etti.
  • CAS yargıcı Kısmet Erkiner Mehmet Ali Aydınlar’a cevap verdi.

11 Şubat 2012 – Cumartesi

  • Aralarında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın da bulunduğu 23’ü tutuklu 93 sanık hakkında açılan dava, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki salonunda görülecek. Şike davasına bakacak 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Ekinci, sevgililer gününe denk gelen ilk duruşma öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı: “Takımları yargılamıyoruz”.

12 Şubat 2012 – Pazar

13 Şubat 2012 – Pazartesi

14 Şubat 2012 – Salı

  • Aziz Yıldırım Mehmet Ali Aydınlar’a hitaben bir mektup gönderdi: “Sözümüz sanadır!”
  • Tarihi dava Silivri’de başladı. Çok sayıda Fenerbahçe taraftarı Silivri’deydi.
  • Fenerbahçe Spor Kulübü’nin 327 sicil numaralı Yüksek Divan Genel Kurul üyesi ve basketbol şubesinin kurucularından, spor tarihçisi Cem Atabeyoğlu vefat etti.
  • Aziz Yıldırım: “Ne şikesi? Memleket elden gidiyor.”

15 Şubat 2012 – Çarşamba

  • “Futbolda şike” iddiaları üzerine aralarında Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın da bulunduğu 23’ü tutuklu 93 sanık için açılan ve Silivri’de görülen davanın ikinci günü sona erdi. Aziz Yıldırım’ın dilekçe vermesine rağmen İsveç’te yaşayan yanlış Hasan Çetinkaya’nın tapeleri iddianameden çıkartılmaması nedeniyle Mahkemede buna tepki gösterildi.
  • Aziz Yıldırım’dan Silivri’deki taraftarlara: “Bu soğukta üşümesinler, evlerine gitsinler. Çağlayan’a bekliyorum.”

16 Şubat 2012 – Perşembe

17 Şubat 2012 – Cuma

18 Şubat 2012 – Cumartesi

20 Şubat 2012 – Pazartesi

  • Çağlayan’da birinci gün
  • TFF başkanlığı için 21 aday başvurdu.
  • Galatasaray Demirören’in adaylığına tepki gösterdi.
  • İbrahim Akın’dan açıklama: “Savcıya yalan söyledim.”

21 Şubat 2012 – Salı

23 Şubat 2012 – Perşembe

  • Tarihi savunmadan notlar: “Bunu yapanları tarih yargılayacaktır.”
  • Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu, futbolcu Serdar Kulbilge ve antrenör Cengiz Demirel’in, şike ve teşvik primi eylemlerinde bulundukları şüphesiyle PFDK’nın verdiği idari tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine dair kararına karşı yaptıkları itirazı reddetti.
  • Galatasaray Kulübü’nün, Türkiye Futbol Federasyonu’nun 27 Şubat Pazartesi günü yapılacak Seçimli Olağanüstü Genel Kurulu’nda başkan adaylarından Ata Aksu’yu destekleyeceği öğrenildi.
  • Fenerbahçe Spor Kulübü Habertürk’e bağlı kişilerin tesislerine girişini yasakladı.
  • Yasemin Merçil: “Şikenin tarafları sonucu etkileyebilecek kişiler olmalı, Transfer şikesi diye bir kavram yok ”
  • Vatan Gazetesi Aziz Yıldırım’ın eşkal fotoğrafı için özür diledi.

24 Şubat 2012 – Cuma

  • Şekip Mosturoğlu ve Cemil Turan tahliye edildi. Diğer yöneticilerin tutukluluk hali devam ediyor.
  • Kararın ardından Çağlayan’daki Fenerbahçe taraftarına polis tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti.

25 Şubat 2012 – Cumartesi

  • Eskişehirspor 2 – 1 Fenerbahçe
  • Trabzonspor, şike davası kapsamında tutuklu bulunan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve dün gece tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz’ın iddialarına internet sitesinden yayınladığı açıklama ile çok sert cevap verdi.

27 Şubat 2012 – Pazartesi

  • Yıldırım Demirören TFF başkanlığına seçildi.
  • Lig TV Muhabiri Ömer Güvenç; TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Fenerbahçe’ye “Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nde (CAS) UEFA’ya açtığınız davayı geri çekin, 45 milyon Euro’yu Türkiye Futbol Federasyonu olarak biz karşılayalım” dediğini iddia etti. Ömer Güvenç bu sözünün de arkasında olduğunu söyledi.

28 Şubat 2012 – Salı

  • Fenerbahçe Spor Kulübü Fatih Altaylı’yı yalanladı.
  • Fenerbahçe Asbaşkanı Ali Koç CNBC-E canlı yayınına katıldı.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 1 – (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 2 – (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 3 – (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 4 – (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 5 – (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 6 – (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 7 – (Ocak 2012)

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 6

leave a comment »

BAŞBAKANLIK KUPASI MAÇLARI

Başbakanlık Kupası Maçları» her yıl Türkiye birincisiyle Milli Küme şampiyonu arasında, Ankara’da ve mevsimin kapanış maçı olarak, 1944 yılında düzenlenmeye başlanmış olup, 5 kez oynandıktan sonra, Milli Küme maçlarıyla beraber, 1950 de son bulmuştur. Başbakanlık Kupası bu 5 yılda, bugünkü Cumhurbaşkanlığı Kupası gibi, en büyük kupa hüviyetini taşımış ve bu durumuna paralel olarak, en büyük ilgiyi toplamıştır.
Kupa, 16 yıl aradan sonra, Türkiye 1. Ligi ve Türkiye (Federasyon) Kupası şampiyonları arasında, Cumhurbaşkanlığı Kupasının ihdasından sonra 1966 da, bu kez 2. Türkiye Ligi ile Türkiye Amatör şampiyonları arasında düzenlenmeye başlandı ve 5 yıl sonra da, 1971 den itibaren, Türkiye 1. Lig ikincisiyle Türkiye (Federasyon) kupası finalisti arasında devam etti. Ancak, bu kupa maçları 1982-85 arası, 4 yıl yine oynanmadı ve 1986 da, muhtemelen, lig ikincisi Galatasaray’ın girişimiyle, kupa tekrar sahneye çıkarıldı.
Başbakanlık Kupası maçları, 1944-87 yılları arasında, 3 kez değiştirilip, 23 defa tertiplenmiş olup, aşağıda görüleceği gibi, Kupayı Fenerbahçe 5, Beşiktaş, 4 G.S. ve Eskişehir 3 er, Bolu ve Trabzon-spor 2 şer, Mersin idman Yurdu, izmir • Demirspor, Ankaragücü ve Bursaspor da birer kez kazandılar:

BAŞBAKANLIK KUPASI NASIL TERTİPLENDİ VE FENERBAHÇE’NİN 5 GALİBİYETİ

Başbakanlık Kupası maçları 1544 yılında bir tesadüf sonucu tertiplenmiştir. İstanbul Bölgesi 1943-44 mevsimi şampiyonu Fenerbahçe takımı 1944 yılı Türkiye futbol şampiyonluğu final maçları için Ankara’da bulunurken mevsimin Milli Küme şampiyonu Beşiktaş’da Ankara Karmasıyla özel bir maç için Başkentte bulunuyordu.
İki güçlü İstanbul takımının kentlerinde bulunmalarından yararlanmak isteyen Başkentin spor çevreleri, bir Fenerbahçe-Beşiktaş maçı üzerinde durdular.
Fenerbahçe takımı 27 Mayısta Fehmi Eriş hakemliğinde Ankara şampiyonu Harbokulu’nu 2-1, 28 Mayısta da Refik Güven idaresinde izmir şampiyonu Göztepe’yi 5-1 yenmiştir. 30 Mayısta Gruplar arası şampiyonu Mersin İdman Yurdu nu da yenerse Türkiye şampiyonu olacaktı. Dilek Başvekilce de olumlu karşılandı
Nihayet, 19 Mayıs stadında Fenerbahçe’nin 4-2 kazandığı Mersin maçı devre arasında, Başbakan,
İki Kulüp Yöneticileri Muvaffak Menemencioğ-lu ve Kemal Onan ile Sadri Usuğlu arasında anlaşmaya varıldı. Müsabakanın, (BAŞBAKANLIK KUPASI) adı altında oynanması ve her yıl Ankara’da Türkiye ve Milli Küme şampiyonları arasında mevsimin son maçı olarak tekrarlanması kararlaştırıldı. Teknik ve idari yönlerin Futbol Federasyonunca ve yürürlükteki resmi maçlar hükümleri çerçevesinde düzenleneceği, yalnız, 2 futbolcu değiştirilebileceği belirtilip, bir protokol imzalandı.
Büyük bir kalabalık önünde, 3 Haziranda Tarık Özerengin’in yönettiği maçın ilk devresi 1-1 bitmiştir. Beşiktaş, 2. devreye, o sıralarda askerlik görevlerini Süvarigücü ve Ankaragücü takımlarında yapan Hristo Kostando ile Şükrü Gülesin’i kadrosuna almış ve maçı 4-1 kazanmıştır.
Bu maç, Fenerbahçe Kulübü için, teknik ve idari yönden bir gaf örneği oldu. 4 günde 3 çetin Türkiye şampiyonluğu maçı yapan yorgun ve noksan takımı taze bir rakiple karşılaştırmak ve dışardan takviye almasını da müsamaha ile karşılamak, ilk Başbakanlık kupasının kaybına mâl olmuştur.

1945 BAŞBAKANLIK KUPASI GALİBİYETİ

Fenerbahçe, 1945 yılı Başbakanlık Kupasını Milli Küme şampiyonu olarak; 2 Haziranda Türkiye şampiyonu Harbokulu’na karşı yaptı ve 3-2 kazandı. Şazi Tezcan hakemliğindeki maçı: CİHAT ARMAN – NUMAN UZUN, HALİL KÖK-SALAN (ŞEVKET DEMİRTEPE) -SALAHATTİN TORKAL, HALİL ÖZYAZICI, ÖMER BONCUK – EROL KESKİN, ADNAN TUNÇAY (SAMİM VAR), MELİH KOTANCI, NACİ BASTONCU (K) ve HALİT DERİNGÖR tertibinde oynayan Fenerbahçe, 8 ve 86. dakikalar da kalesine yapılan gollere, 42-47 ve 82. dakikalarda Melih, Halit ve Samim’in sayılarıyla cevap verip, kupayı 3-2 kazandı. Maç sonrası sahaya inen Başbakan Şükrü Saraçoğlu Kupayı takım kaptanı Naci Bastoncu’ya vermiştir.

1946 BAŞBAKANLIK KUPASI GALİBİYETİ

Başbakanlık Kupası 1946 maçı, 1 Haziranda, Milli küme şampiyonu Fenerbahçe ile Türkiye şampiyonu Ankara Gençlerbirliği arasında oynandı.
Fenerbahçe takımı 31 Mayıs sabahı Ankara istasyonunda coşku ile karşılandı. Bu arada, Gençlerbirliğine 2-1 yenilerek hafta içinde Türkiye şampiyonluğunu kaybeden Beşiktaş Kulübü yöneticileri de karşılaşmada bulunmak centilmenliğini göstermişlerdir.
Harcanan gayretle, yandan çoğu öğrenci olan F.B. takımı, imtihan dönemine rastlayan bu Başbakanlık kupası maçlarına ilk kez tam kadro ile çıkıyordu:
CİHAT – MURAT ALYÜZ, AHMET EROL – Salahattin, Halil Özyazıcı, Ömer – FİKRET, (Halil KÖKSALAN), NACİ (K), MELİH, MÜZDAT YETKİNER ve HALİT.
Bu muhteşem kadro, muazzam kalabalığa verdiği kesin güvence nedeniyle, uzun uzun alkışlandı.
Milli Eğitim Bakanı Ali Yücel’in Milli Küme şampiyonluğu kupasını Kaptan Naci’ye vermesinden hemen sonra maç başlamış, 11, 56, 70 ve 83. dakikalarda, Naci, Müzdat, H.Köksalan ve yine Müzdat’ın golleriyle, maçı 4-0 Fenerbahçe kazanmıştır. Sahaya inen Saraçoğlu, futbolcuları ayrı ayrı kutladı ve Kupayı Kaptan Naci Bastoncu’ya verdi.
Zülbakar Sağnak’ın yönettiği maçta Fenerbahçe’nin çıkardığı çok mükemmel futbol ankara ve yakınlardan gelen taraftarları coşturmuş ve binlerce halk, Ankara Palas önünde toplanarak, coşkun gösterilerde bulunmuştur.
Bu maçta ilk kez karaborsa görüldü ve 1 liralık kapalı tribün bileti 4 liraya satıldı. Ayrıca, yıllarca aradan sonra, bir futbol maçı yeniden ve, Sait Çelebi ile Eşref Şefik’ten sonra, üçüncü olarak, radyodan, Muhteşem Öksözcü tarafından yayınlanmıştır.

Kırmızı-Beyaz Spor dergisinin 3 Haziran sayısında Kahraman Bapçum’un yorumu:
(… 2. DEVRE YİNE F.B. LEHİNE AYYUKA ÇIKAN TEŞCİ SESLERİ MUHTEŞEM’İN SESİNİ BİR HAYLİ BASTIRDI. SARl-LÂCİ-VERTLİLERİN BUKADAR POPÜLER OLMASI OYNADIĞI TEMİZ OYUN VE GÖSTERDİĞİ YÜKSEK TEKNİĞİN BİR MÜKÂFATI DEĞİLMİDİR?.)

1950 BAŞBAKANLIK KUPASI GALİBİYETİ

Son Milli Küme şampiyonluğunu, çok zor koşullar altında, 7 Mayıs 1950 günü İzmir’de 90. dakikanın son saniyelerinde ALTAY’a attığı 4. gol ve averajla Galatasaray’dan koparıp alan Fenerbahçe takımı, 17 Haziranda Türkiye şampiyonu GÖZTEPE ile yapacağı Başbakanlık Kupası maçına, 15 ve 16 Haziran da 2 gurup halinde, tren ve uçakla gitti.
Maç günü, öğleyedoğru Anıtkabir ziyaret edilip çelenk kondu. Yeni Cumhurbaşkanı Celâl Bayar Çankaya’da ziyaret edilip kutlandı. Kulübe kıymettar bir model uçak hediye eden Hava kuvvetlerimiz kurmay başkanı Fenerbahçe’li Korgeneral Fevzi Uçaner’e makamında teşekkür edildi ve saat 15 de de yeni Başbakan ADNAN MENDERES tarafından kabul olundu.
Fenerbahçe takımının bu arada Başkan Şükrü Saraçoğlu’na yapmak istedikleri ziyaret, muhterem Başkan’ın, evinden telefonla verdiği cevap: (— ARTIK, BEN SİZLERİ ZİYARET ETMELİYİM!..), olmuş ve BELVÜPALAS’a gelmiştir.
Bu çeşitli seremonilerden sonra, 17 de stada gelen takım, hazırlanıp Muzaffer Ertuğ idaresindeki maçı şu tertipte oynamıştır:
CİHAT (K) – SALAHATTİN, AHMET -M.ALİ HAS, KÂMİL EKİN, MÜZDAT – FİKRET, EROL, CEMAL UZKES, LEFTER ve HALİT.
Canlı ve sert Göztepe ile çetin geçen maçın 26. dakikasında Lefter’in attığı gole 72. dakikada karşılık görülmüş ve uzatılan maçın 113. dakikasında Erol’un kafa golüyle Fenerbahçe 3. kez Başbakanlık Kupasını kazanmıştır.
Müsabakadan sonra, bugüne kadarkilerden daha büyük olan 80 santim boydaki Başbakanlık ku-pasiyla, Gümüş Milli Küme şampiyonluk Kupası, sahaya inen yeni Başbakan ADNAN MENDERES tarafından, sürekli tezahürat arasında F.B takım kaptanı Cihat Arman’a verildi.

1973 BAŞBAKANLIK KUPASI GALİBİYETİ

Fenerbahçe, Başbakanlık Kupasındaki 4. şampiyonluğunu 1973 Türkiye Ligi 2. si olarak, Fed.Kupası finalisti Ankaragücü’yle yapıp 5-2 kazandı. Otobüsle 4 Haziranda K.Hamam’a giden takım, 6 Haziran’daki maçı şu tertiple oynadı:
DATCU – TİMUÇİN (ERCAN), YILMAZ, NİYAZİ, SERKAN – ZİYA, ERSOY, FUAT -NEDİM (K) (YAŞAR), CEMİL ve CEVHER.
FEHMİ PAZARCI’nm yönettiği maçın normal süresi, 2-1 galipken 88. dakikada yenen golle, 2-2 sonuçlanmış, uzatmada Cemil, Ersoy ve Yaşar’ın 3 golüyle F.B. Kupayı 5-2 alıp 9 Haziranda (2-1 kazanılan) Cumhurbaşkanlığı Kupası maçını G.S.’ile oynamak olanağını elde etmiştir.
Ankaragücü, maçın kesin favorisi idi. Teknik-direktör DİDİ bile: (— Yaşlı ve yorgun F.B. nin zinde ve güçlü rakibini yenmesi beklenemez!.) diyordu.
Bu, bir taktik değildi… Ancak; iyi çalışmamış, fizik ve moralman çökük futbolcular, Lig ve Kupanın kaçırılması sorumluluğunun kavramı içinde, kendilerini af ettirmeye ve onurlarını kurtamaya yemin etmişlerdir.
G.S. antrenörü Brian Birch, yine yüksekten konuşup (BENİM TAKIMIM EN BÜYÜKTÜR!..), derken, Ankaragüçlü’ler de, Fenerbahçe’yi küçümseyip, (CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASINI, G.S. İLE, BİZ OYNAYACAĞIZ!.) deyip, duruyorlardı.
İşte; dış görünüş yüzdeyüz Fenerbahçe aleyhine ve ümitsiz olmsına karşı, takım içinde, herkesten, hatta Didi’den bile gizlenmiş, (KAZANMANIN NAMUS VE VİCDAN BORCU OLDUĞU!..) havası egemendi ve sahaya böyle bir azimle, çıkıldı ve amaca ulaşıldı.
Fenerbahçe’nin bu tarihsel şahlanışına “HÜRRİYET”, sayfa boyu, (FENERBAHÇE FENA ÖFKELENDİ: 5-2) başlığını atmıştır. Maçtan sonra, Başbakan Naim Talu Kupayı Kaptan Nedim Doğan’a verdi.

1980 BAŞBAKANLIK KUPASI GALİBİYETİ

Fenerbahçe, 5. Başbakanlık Kupasını, Türkiye Ligi 2. si olarak 1 Haziran 1980 de Fed.Kupası finalisti Galatasaray’ı 1-0 yenerek kazandı.
F.B. nin: ADEM – MÜZDAT, EROL, ALPASLAN, CEM – ÖNDER, İBRAHİM, CEMİL-MUSTAFA, RAŞİT (SELÇUK), TUNA (EMİN), tertibine karşı, Galatasaray:
ESER – ERDOĞAN, CÜNEYT, FATİH, HASAN – GÜRCAN, ORHAN (GÖKMEN), B.METİN – K.METİN, TURGAY, KEMAL (MUSTAFA) kadrosuyla oynadı.
FİFA kokartlı Talât Tokat’ın yönettiği ve 22.417 seyircinin 3 milyon 305 bin lira ödediği maçın normal süresi golsüz bitmiş, uzatmada, Selçuk’un 103. dakika goliyle kazanılan kupayı Gençlik ve Spor Bakanı Talât Asal, F.B. Takım Kaptanı Cemil Turan’a vermiştir.

CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI MAÇLARI

Cumhurbaşkanlığı Kupası maçları 1965-66 mevsimi başında Federasyonca alınan kararla düzenlendi. Bu karara göre, Türkiye futbol sezonu, her mevsim sonunda Türkiye ligi ile Türkiye (Federasyon) Kupası şampiyonları arasında Ankara’da yapılacak (Cumhurbaşkanlığı Kupası) maçıyle kapanacaktır. Her iki şampiyonluğun aynı kulüp tarafından kazanılması halinde ise, kupa otomatik olarak bu kulübe verilecektir.
Ancak, aşağıda görülecektir ki, uygulamada zaman zaman değişiklik yapılmış ve kupada, Türkiye Ligi ve Federasyon Kupası şampiyonları dışında, Başbakanlık Kupası galibi ve Türkiye Ligi 2. si takımlar da mücadele etmişlerdir.
Cumhurbaşkanlığı Kupası maçları kurulduğundanberi düzenli olarak sürüyor. 1966 dan 1987 ye kadar, aralıksız olarak, 22 kez yapılan maçlarda Trabzonspor 6, Fenerbahçe ile Galatasaray 5 er, Beşiktaş 3, Göztepe, Eskişehirspor ve Ankaragücü birer kez kazandılar.
Cumhurbaşkanlığı Kupasını oynamak hakkını kazanan 9 kulüpten, kazanan yukardaki 7 kulübün kupaya sahip oldukları yıllarla, rakipleri ve sağladıkları sonuçlar aşağıdadır:

Fenerbahçe, Cumhurbaşkanlığı Kupasını, 9 Kulüp arasında, ençok oynamak hakkını kazanan ve oynayan Kulüptür. 4 kez Türkiye ligi şampiyonu, 3 kez. aynı yıl, hem Türkiye Ligi, hem de Federasyon Kupaları şampiyonu, 2 kez Federasyon Kupası şampiyonu, birer kez de Başbakanlık Kupası galibi ve Türkiye Ligi ikincisi sıfatlarıyle, 11 kez oynadı ve 5 defa kazandı.
Trabzonspor, 6 kez Türkiye Ligi şampiyonu ve birer kez de Başbakanlık Kupası galibi ve Türkiye ikincisi olarak, 8 kez oynadı ve 6 defa kazandı.
Galatasaray, 5’i Türkiye Ligi ve 4’ü de Fed.Kupası şampiyonu olarak yaptığı 9 maçta kupaya 5 kez sahip oldu. Beşiktaş, 4’ü Türkiye Ligi, 2 si Fed.Kupası şampiyonlukları ve biri de Başbakanlık Kupası galibi olarak yer aldığı 7 maçın 3’ünü, Göztepe ile Ankaragücü 2 şer maçtan birerini, Eskişehirspor’da bir kez katıldığı maçı kazanmışlar, Altay, Bursaspor ve ANK.G.Birliği birer defa yeralıp yenilmişlerdir.
Başlangıç yılı olan 1966 dan 1987 yılı sonuna kadar, 22 kez yapılan Cumhurbaşkanlığı Kupası maçlarından, özellikle Fenerbahçe’yi ilgilendiren konu ve maçlardan özet bilgiler sunmak yararsız olmaz:
1966 Kupası : Federasyon Kupası şampiyonu G.S. Türkiye Ligi şampiyonu Beşiktaş’ı 2-0 yenince, kupayı Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay verdi.
1967 Kupası : Federasyon Kupası şampiyonu Altay’ı uzatmada 1-0 yenen Beşiktaş’a Kupa, Senato Başkanı İbrahim Şevki Atasagun tarafından verildi.
1968 Kupası: Mevsimin hem Türkiye Ligi, hem de Fed. Kupası şampiyonluklarını kazanan Fenerbahçe, Talimatname gereği, Kupayı otomatik olarak kazanmış ve Çankaya Köşkünde Cumhurbaşkanı C.Sunay’dan özel törenle almıştır.
Fenerbahçe takımı, 28 Haziran 1968 de Ankara’ya gitmiş, önce Muhafızgücü’nün, onuruna verdiği kokteylde bulunduktan sonra, Cumhurbaşkanı tarafından Çankaya köşkünde kabul olunmuştur. Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak’ın:
(— SAYIN BAŞKANIMIZ, FENERBAHÇE TAKIMI BU MEVSİM LİG, KUPA VE BALKAN KUPASI ŞAMPİYONLUKLARINDAN SONRA- BUGÜN LÜTUF BUYURACAĞINIZ KUPA İLE BERABER, BU MEVSİM 5 RESMİ ŞAMPİYONLUK BİRDEN KAZANMAK BAŞARISINI GÖSTERDİ… BÖYLE BİR BAŞARI, YALNIZ ÜLKEMİZ İÇİN DEĞİL, DÜNYA FUTBOLU İÇİN DE BİR REKORDUR. BU BAKIMDAN FENERBAHÇELİLERİN BAŞARILARI ÇOK BÜYÜK VE EŞSİZ’DİR…), deyince, Cumhurbaşkanı birkaç adım atıp futbolculara yaklaşmış, ve:
(— İFTİHAR ETTİM.. AFERİN SİZLERE… BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM!) diyerek, büyük gümüş kupayı kaptan Nedim Do-ğan’a verdikten sonra, ayrıca da bir şilt hediye etmiştir.
Fenerbahçe takımı, büyük ve eşsiz kurtarıcı ATATÜRK’ün Çankaya’daki eski köşkünü de ziyaretten sonra, Mulıafızgücü bandosunun çaldığı selâm marşiyle uğurlandı.
Fenerbahçe’nin 1967-68 Kupalarındaki esas kadrosu, hepsi de milli, şöyledir:
YAVUZ ŞİMŞEK – ŞÜKRÜ BİRANT, YILMAZ ŞEN, ERCAN AKTUNA, LEVENT ENGİNERİ – SELİM SOYDAN, ZİYA ŞENGÜL, FUAT SANER – OGÜN ALTIPARMAK, NEDİM DOĞAN, ABDULLAH ÇEVRİM, CAN BARTU, YAŞAR MUMCU.
1969 Kupası : Federasyon Kupası şampiyonu Göztepe’yi 2-0 yenen Türkiye Ligi şampiyonu Galatasaray tarafından kazanıldı.
1970 Kupası: Türkiye Ligi şampiyonu Fenerbahçe’yi 28 Haziranda 3-1 yenen Federasyon Kupası şampiyonu Göztepe tarafından kazanıldı.
Önce lig ve kupa maçlarının uzaması, sonra da aşırı solcu (DİSK) in yarattığı kanlı olaylardan, 16 Haziranda sıkı yönetim ilânı nedeniyle 2 haftalık duraklama, yaş ortalaması 30. olan F.B. nin formunu bozdu.. Merkez Hakem Komitesi de, sanki F.B. ye azizlik!., olsun diye şu triyoyu seçmiştir : Cezmi Başar, Orhan Gönül ve Nejat Şener.
Bu maçı Fenerbahçe şu tertiple oynadı: DAT-ÇU – ŞÜKRÜ, NUMAN, ERCAN, LEVENT, CAN (K), ZİYA NEDİM – YAŞAR, ABDULLAH (ZEKİ), OGÜN.
1971 Kupası: Türkiye Ligi şampiyonu G.S. yi 3-2 yenen Federasyon Kupası şampiyonu Eskişehirspor tarafından kazanıldı.
1972 Kupası: Fed.Kupası şampiyonu Ankara-gücü’nü 3-0 yenen lig şampiyonu G.S. tarafından 2. kez kazanıldı.
1973 Kupası: Lig ve Kupa şampiyonluklarının ikisinin de G.S. tarafından kazanılmış olmasından, maç, yeni uygulama ile bu kulüple Başbakanlık kupası galibi arasında yapılacaktı.
Başbakanlık Kupasını, 6 Hazirandaki uzatmadaki maçta, Fed.Kupası finalisti Ankaragücü’nü 5-2 yenerek kazanan Türkiye Ligi 2. si Fenerbahçe 9 Haziranda lig şampiyonu G.S. yi 2-1 yenip Kupayı 2. kez aldı.
YASİN ÖZDENAK – EKREM GÜN ALP, MUZAFFER SİPAHİ (K), TUNCAY TEMELLER, AYDIN GÜLEŞ – BÜLENT ÜNDER, OLCAY BAŞARIR, KORHAN (TARİK KUTVER) – METİN KURT, MEHMET ÖZGÜL VE MEHMET OGUZ’dan kurulu rakibine karşı, Fenerbahçe:
İLİE DATCU – TİMUÇİN ÇUĞ, YILMAZ ŞEN, NİYAZİ GÜLSEVER, SERKAN ACAR – FUAT SANER, ZİYA ŞENGÜL, ERSOY SANDALCI – NEDİM DOĞAN (K) (YAŞAR MUMCU), CEMİL TURAN ve CEVHER ÖZER tertibiyle oynamıştır.
Ezeli rakipler tarihindeki bu ilk Cumhurbaşkanlığı Kupası maçını FİFA Kokartlı Doğan Babacan yönetmiş ve Metin’in attığı gole Fenerbahçe, Cemil ve penaltıdan Fuat’ın golleriyle karşılık vermiştir.
(AİLECE ÖTEDENBERİ FENERBAHÇE’Lİ (1) OLMAKLA ÖVÜNDÜĞÜNÜ) söyleyen Cumhurbaşkanı Emekli Oramiral FAHRİ KORUTÜRK, Kupayı galip Fenerbahçe takımı Kaptanı Nedim Doğan’a verirken, 19 Mayıs stadı coşku içinde çalkalanıyor ve ısrarlı istekler üzerine şerefturu atılıyordu. Stadın erken saatlerde dolması üzerine maç TV den de yayınlandı.
1974 Kupası: Lig ve Fed.Kupası şampiyonluklarının ikisinin de sahibi ve maçın favorisi Fenerbahçe ile, uzatmada Bursaspor’u 3-2 yenip Başbakanlık Kupasını kazanan Beşiktaş arasında, 8 Haziran’da FİFA Kokartlı Ertuğrul Dilek yönetimindeki maçı 3-0 kazanan Siyah-Beyazhlar Kupayı Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’den aldılar.

(1) – Fahri Korutürk, gelişme dönemindeki Fenerbahçe Kulübüne maddi ve manevi yardımla-rıyle tanınmış Osmanlı dönemi son İstanbul Milletvekillerinden Salah Cimcoz’un damadı ve yine F.B. li ünlü tenisçi ve yelkenci İbrahim Cimcoz’un eniştesi’dir.

Beşiktaş, 22 aydır ve 10 maçta yenemediği Fenerbahçe’yi 558 bin lira ödeyen 25 bin seyirci önünde, tam anlamıyle, gafil avladı ve çok hırslı oyun, Ahmet II, Lütfü ve Mesut’un golleriyle, haklı bir galibiyete ulaştı.
1975 Kupası : Bu 10. Cumhurbaşkanlığı Kupası Türkiye Ligi şampiyonu Fenerbahçe ile Federasyon Kupası şampiyonu Beşiktaş arasında oynandı.
Beşiktaş’ın, 8 yıl aradan sonra, kazandığı Federasyon Kupası şampiyonluğu ve geçen yılki Cumhurbaşkanlığı kupası galibiyetiyle, güveni, arttığından, bu maç, bugüne kadarkiler arasında en çok konuşulan ve iddialı Kupa maçı oldu. Ayrıca da, 2 takımın kaptanları Ziya ve Sanlı’-nın son maçları idi.
Karşılaşma öncesi soyunma odasına gelen Deniz Kuvvetleri Komutanı Fenerbahçeli Oramiral Hilmi Fırat, futbolculara başarılar diledikten sonra, iki takım sahada şu tertiplerle yer aldılar:
Beşiktaş : METE – AHMET, LÜTFÜ, VEDAT, ZEKERİYA (SUAT MAMAT) – AHMET, SANLI (K), KAHRAMAN – NİKOKOVİ (HALUK SERENLİ), SİNAN ve TUĞRUL.
Fenerbahçe : YAVUZ ŞİMŞEK – ENDER GONCA, EMİN İLHAN, ZİYA ŞENGÜL (K), ALPASLAN ERATLI (SERKAN ACAR) – ZAFER GÖNCÜLER, ERSOY SANDALCI, SALAHATTİN KARASU – AYDIN ÇELİK, OSMAN ARPACIOĞLU ve CEMİL TURAN.
Yine FİFA kokartlı Ertuğrul Dilek’in yönettiği maçta iki takım da canlı oynamış, ancak rakibine oranla daha soğukkanlı ve etkili Fenerbahçe, Osmanla Cemil’in golleri ve 2-0 sonuçla Kupayı 3. kez kazanmıştır.
Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk Kupayı Ziya Şengül’e verirken:
(— BEN DE ÇOK ESKİ FENERBAHÇELİYİM… CUMHURBAŞKANI OLARAK ,FENERBAHÇELİ OLARAK SENİ VE TAKIM ARKADAŞLARINI GÖNÜLDEN TEBRİK EDERİM!.,
FUTBOLA BAŞARILI ŞEKİLDE VEDA EDİYORSUN. BU BAŞARINI İNŞALLAH İŞ HAYATINDA DA SÜRDÜRÜRSÜN!..), sözleriyle iltifatta bulunmuş, foto muhabirlerine de, eşi ve Ziya ile, fotoğraflarının çekilmesine izin vermiştir.
1976 Kupası : Federasyon Kupası şampiyonu Galatasarayı, uzatmadan sonra, 1971 de uygulamaya konan, penaltı atışlarıyle 6-4 yenen Türkiye Ligi şampiyonu Trabzonspor kazandı ve ilk kez sahibi olduğu kupayı GENÇLİK ve SPOR BAKANI Ali Şevki Erek’ten aldı.

1977 Kupası : Başbakanlık Kupası galibi Beşiktaş’ı, uzatmalı maçtan sonra (1-1), penaltılarla 4-2 yenen Türkiye Ligi şampiyonu Trabzonspor tarafından 2. kez kazanıldı ve kupayı C.başkanlığı Genelsekreteri Fuat Bayramoğlu’ndan aldı.
1978 Kupası: Başbakanlık Kupası galibi Trabzonspor 13 Haziran günü Türkiye Ligi şampiyonu Fenerbahçe’yi 1-0 yendi ve Kupa, Cumhurbaşkanı F.Korutürk tarafından Kaptan Şenol’a verildi.
FİFA kokartlı hakem Doğan Babacan’ın yönettiği ve 13.550 kişinin izlediği bu en tenha Cumhurbaşkanlığı Kupası maçını Fenerbahçe, ruhsuz, amaçsız ve dağınık bir oyunla, noksan ve ümitsiz Trabzonspor’a adeta ikram etti. İlk devre ürkek ve geri oynayan Karadeniz takımı, rakibinin aczini görünce, ikinci devre atağa kalkmış ve 53. dakikada, kümelenmiş defansın savamadığı bir topu gerilerden koşup gelen Yaşar, Fenerbahçe kalesine atarak takımını 3. kez kupaya ulaştırmıştır.
Fenerbahçe’nin tam bir umursamazlık içinde, 1978 Cumhurbaşkanlığı Kupasını Trabzonspor’a bağışlayan kadrosu şudur:
İVANÇEVÎÇ (FUAT) – YENAL, ALPASLAN (TUNA), ONUR, CEM – COŞKUN, ANTİÇ, ÖNDER – ENGİN, CEMİL (K) ve ŞEVKİ.
1979 Kupası : Türkiye Ligi şampiyonu Trabzonspor, Federasyon Kupası şampiyonu Fenerbahçe’yi 17 Haziranda 23 bin seyirci önünde 2-1 yenerek 4. kez kazandığı kupayı Fahri Korutürk’ten aldı.
Bu 14. Kupa karşılaşması, Cumhurbaşkanlığı Kupalarına gölge düşüren bir maç oldu.. Fenerbahçe çok iyi hazırlanmıştı. Gayet iyi, canlı ve hırslı idi… O halde, engellenmesi gerekirdi ve bu yapıldı: 11. dakikada penaltı!., çılgına döndürüldü takım ve itirazlar.. Ivançeviç kurtarınca, çıkarılan 3 sarı kart yetmedi.. Yarım dakika içinde, bu kez de, ceza alanında bir teknik çift vuruş ve gol.. Bunlar ve sırıtan niyet yenilir, yutulur mu?.. Ama, 2 dakika içinde Fenerbahçe beraberliğe ulaşınca, bu kez Trabzonspor kırıcılığa yöneldi. Hakem hoş görüyor, sertlik sürüyordu.. Normal süre 1-1 bitince maç uzadı. 108. dakika., soldan Fenerbahçe kalesine paralel bir orta. Fenerbahçe defansına çarpan top, kaleciyi kontrpiyede bırakarak, köşeden ağlara yuvarlanıyor!..
‘TERCÜMAN” da “7 Sarı kart ve Orhan Cebe” başlık ve “Yusuf Yalkın” imzalı yazı şu görüşleri yansıtıyor:
(Bu önemli Kupa maçı, belki spor tarihimize “HAKEM FACİASI” diye geçecektir. Orhan Cebe’nin “HAKEMLİĞE VEDA KARŞILAŞMASI”nda ortaya koyduğu yönetim tarzına biz isim bulmakta güçlük çekiyoruz.
Cebe’ye, “Onore edilmek üzere”, bu maç verilmiş. Neden?!, madem ki sezonun “SÜPER KUPASI” bu. Yılın eniyi hakemi niye tayin edilmiyor?..
Fenerbahçe maçlarının “İSTENMİYEN ADAM”ı Cebe’yi karşılaşmaya vermekle, Merkez Hakem Komitesi, “BÜYÜK SUÇ” işlemiş, hem Orhan Cebe “OLUMSUZ SÖYLENTİLER”den kurtulamamış, hem de karşılaşmanın ciddiyetine “GÖLGE” düşmüştür.)
Oysa, Fenerbahçe başkanı sezon başında, (GEÇMİŞİ UNUTUP ORHAN CEBE’YE DOST ELİMİZİ UZATIYORUZ!..) demişti. İyi niyet de cezalandırılmış oldu!..
Çok yazık olan maç sonrası törende, tribüne 3 kişi ile giden takım kaptanı Önder’e, Cumhurbaşkanının:
(— TALİHSİZ, FAKAT CENTİLMENCE BİR MAÇ ÇIKARDINIZ!..SİZLERİ DE TEBRİK EDERİM!..) demesindeki, (TALİHSİZ) ve (CENTİLMENCE), sözleri, beylik lâflardan olmayıp, futbolumuzun bir yarasına, imâli olarak, değinmek olmuştur. Ama, anlayanlar için, tabii!..
Fenerbahçe, bu maçı şu tertipte oynadı:
İVANÇEVİÇ – ONUR, CEM, EROL, YENAL – ÖNDER (K), TUNA, RAŞİT (ZAFER) – ALİ KEMAL (BAHRİ), ENGİN, ŞEVKİ.
1980 Kupası : Fedarasyon kupası şampiyonu Altay’ı 3-0 yenen Lig birincisi Trabzon tarafından 5. kez kazanılmış ve Kupa Cumhurbaşkanı vekili İhsan Sabri Çağlayangil tarafından takım kaptanı Şenol Güneş’e verilmiştir.
1981 Kupası: Türkiye ligi şampiyonu Trabzonspor’u 1-0 yenen 2. lig üçüncüsü ve Federasyon Kupası şampiyonu Ankaragücü’ne kupa, Devletbaşkanı, Orgeneral Kenan Evren tarafından verilmiştir.
1982 Kupası: Türkiye ligi şampiyonu Beşiktaş’ı 2-0yenen Fed.Kupası şampiyonu G.S. tarafından 4. kez kazanıldı.
1983 Kupası: Fenerbahçe, 2 ay boyunca haftada 2 final oynar gibi, çetin mücadeleler sonunda, 15 Haziranda mersin’de Federasyon Kupası, 18 Haziranda da İstanbul’da Türkiye Ligi şampiyonluklarını kazandı.
Böylesine yorgun Fenerbahçe’ye karşı, rakibi Türkiye Ligi 2. si Trabzonspor bileylenmiş, ful ve zinde kadrosiyle, 22 Haziranda Ankara’daki maçı 7 ve 83. dakika golleriyle 2-0 kazanıp, Kupaya 6. kez sahip oldu.

Bu yılın kupasının Devlet Başkanından, alışılmışın aksine, Trabzonspor reisi M.Ali Yılmaz tarafından alınırken, Paşa’nın Trabzonlu Turgay’ı:
(— SERT OYNUYORSUN, DAHA YUMUŞAK OL!..) sözleriyle uyarması da törenin 2 özelliği oldular.
FİFA Kokartlı Erkan Göksel’in yönettiği bu maçtaki 2 olayı “TERCÜMAN” şöyle yorumladı:
(Kaptan Alpaslan’ın “İKRAM ETTİĞİ” golle “ŞOK” olan yorgun Fenerbahçe, golcüsü Selçuk’un 2 metreden şutunda top direkte patlayınca iyice su koyuverdi.)
1984 Kupası: Cumhurbaşkanlığı kupası, 1 Haziran 1984 de, türkiye Ligi ve Federasyon Kupası şampiyonu Trabzonspor’la Türkiye Ligi 2. si Fenerbahçe arasında 19. kez oynandı.
Aslında, bu mevsimin de Lig ve Kupa şampiyonlukları, geçen yıl olduğu gibi, Fenerbahçe’nin hakkı idi. Ne var ki, çok sık ve yorucu milli maçlar, rakiplerinin birer, bazen 2 oyuncu vermelerine karşı, her maça ortalama 5 eleman veren Fenerbahçe’yi sarsmış, Selçuk’la İlyas’ın sakatlanmaları da, oyun düzeni bu iki futbolcu üzerine kurulu, Sarı-Lâcivertli kulübü zor durumlara düşürüp şampiyonluklardan ederken, Trabzonspor’a da yeşil ışık olmuştur.
Fenerbahçe, mevsimin 1 Hazirandaki bu son maçında olağanüstü gayretli idi. Yenmek için oynadı ve yenip 4. kez Kupanın sahibi oldu.
YAŞAR DURAN – ERDOĞAN ARICA (SUAT KARALİÇ), CEM PAMİROĞLU (K), HASAN ÖZDEMİR, SEDAT KARAOĞLU – ARİF KOCABIYIK, İSMAİL KARTAL, ÖNDER ÇAKAR – İLYAS TÜFEKÇİ (ÖZCAN KIZILTAN), SREBRENK REPÇİÇ ve MUSTAFA ARABACIBAŞI tertibindeki Sarı-Lâcivertli takım, baskılı ve tekmelerden yılmayan cesur oyunu süresince, sayısız gol kaçırmış ve galibiyete 81. dakikada îlyas’m penaltı goliyle ulaşırken, çıkardığı güzel ve fedâkârane oyunla taraftarlarını tatmin etmiştir.
Trabzonspor, 1976 danberi bazı hakemlerin gözyumma ve yarattıkları penaltılara alışık olmanın zararını gördü bu maçta. Sinirlendi ve maçın sonu yaklaştıkça da futbolcular ne yaptıklarını bilmez oldular. Baş vurdukları sertlik ve açık penaltıya bile şiddetle itirazları bu kötü alışkanlığın sonucudur. Aşağıdaki yorumlar bu noktayı mükemmelen kanıtlıyorlar:
“HÜRRİYET” den:
(Kim ne derse desin, kupa bu oyuniyle Fenerbahçe’nin hakkı idi. Hakem Namoğlu’nun verdiği en doğru ve net karar Bahattin’in Önderi ceza sahasında düşürmesine verdiği penaltı idi… Sertlik vardı sahada. Sinirler gergindi.. Zaman zaman kemik sesi geldi, tribünlere kadar… Fırtına gibi idi Fenerbahçe… Oynadı ve bileğinin hakkıyla kazandı. En çok taktir ettiğimiz yönleri de, okadar gol kaçırmalarına karşı, moral olarak çökmeme-leri ve oyunu bırakmamaları idi..) “SANLI SARIALİOĞLU” dan: (Cumhurbaşkanlığı Kupası hak edenin oldu. Fenerbahçe’nin galibiyetine en ufak leke sürülemez. Penaltı yerinde bir karardı. Trabzonspor’un itiraz ve öfkesi yersizdi. Aslında, Trabzon’un öfkesi Fenerbahçe karşısında mahkum oluşu ve çaresizliğin doğal sonucu idi. Fenerbahçe’nin şanssızlığı ve kaleci Şenol’un becerisi olmasaydı Trabzonspor, daha maçın başında, sahaya havlu atardı.)
Ankara’da 20 Kasım 1983 günii, Türkiye Liginin 12. hafta maçında henüz namağlup Gençlerbirliği’ni çok güzel oyunla 3-0 yenen Fenerbahçe’nin başkanına, sonuçtan memnun bir tavırla:
(— BİZİM TAKIM ŞİMDİ KAÇINCI OLDU?..), demek suretiyle Fenerbahçeliliğini bir kez daha belirtmiş olan Cumhurbaşkanı KENAN EVREN, Kupayı kaptan Cem’e verirken:
(— GEÇEN YIL KAYBETMİŞTİNİZ. BU KEZ KAZANDINIZ. TEBRİK EDERİM!..) demiş, Cem’de:
(— BİZ ELİNİZİ GEÇEN YIL DA ÖPMEK İSTEMİŞTİK, AMA NASİP BU SENE İMİŞ!..) cevabını vermiştir.
1985 Kupası: Bu 20. Kupa, Cumhurbaşkanlığı Kupalarının en önemli ve ilginci dir, denebilir. Türkiye Ligi şampiyonu Fenerbahçe, şansının da yardımıyle, Federasyon Kupasını 8. kez kazanan, ünlü DERWALL’in çalıştırdığı Galatasaray’la karşılaşacak ve maç TV den naklen verilecekti. G.S. Kaptanı Fatih’in de son maçı idi. 12 Haziran 1985 Çarşamba günü, 19 Mayıs stadında, 9 milyon lira ödeyen 19 bin seyircinin izlediği maçı, ezeli rakipler, Sadık Deda hakemliğinde şu kadrolarla yaptılar:
G.S.: ZORAN SİMOVİÇ – CÜNEYT TAN-MAN, RAŞİT ÇETİNER, FATİH TERİM (K) – SEFER KARABEY (H.İBRAHİM AKÇAY), İSMAİL DERİNİZ, SEMİH ÇALIŞKAN (BURAK DİLMEN) – RUDİGER ABRAMCZİK, ADNAN ESEN ve BÜLENT ALKILIÇ
F.B.: YAŞAR DURAN – İSMAİL KARTAL, HASAN ÖZDEMİR (HÜSEYİN ÇAKIROĞLU), CEM PAMİROĞLU (K), ERDOĞAN ARICA – ÖNDER ÇAKAR, DUSAN PESİÇ, MÜJDAT YETKİNER – İLYAS TÜFEKÇİ, ŞENOL ÇORLU (SELÇUK YULA) ve SBEREN-KOREPÇİÇ.
Bülent’in 36. dakika golüne Hüseyin dakika 79 da sert şutla karşılık verdi ve bu sonuç 120. dakika nihayetinde de değişmediğinden, penaltılara başvuruldu. Bu başvuru, Fenerbahçe’nin penaltılarla sonuca varılan 12. maçı idi.
Kendine özgü metod ve çarelerle Federasyon Kupasındaki çok ustaca başarısından sonra Jupp DERWALL, kazanacağından yine emin olduğu bu en büyük kupa maçının 120 dakikasında emeline ulaşamayınca, yepyeni bir kozunu oynamaya girişti. Bu koz, ilk penaltıyı kaleci Simoviç’e attırmak, böylece de Kaleci Yaşar’ı daha ilk atışta demoralize edip kupayı almaktı. Ancak, Yaşar penaltıyı kurtarınca plân altüst oldu.
Yaşar, G.S. dan Simoviç ve son maçını yapan kaptan Fatih’in penaltılarını kurtarırken, sadece Abramczik ve Raşit sayı yapmışlar, buna karşı Simoviç, Fenerbahçe’den İsmail, İlyas, Hüseyin, Önder ve Selçuk’un vuruşlarından yalnız Önder’inkini kurtarabilmiş ve en büyük Kupa 5-3 lük sonuçla, 5. kez Fenerbahçe tarafından kazanılmıştır.
Maçtan sonra mevsimin Türkiye Ligi Kupasının Milli Eğitim ve Spor Bakanı Vehbi Dinçerler, Cumhurbaşkanlığı kupasını da, Kenan Evren Romanyada olduğundan, T.B.M.M. Başkanı Necmettin Karaduman Fenerbahçe takım Kaptanı Cem’e verdiler.
1986 Kupası : Federasyon Kupası şampiyonu Bursaspor’u 15 Haziran 1986 da, 2-1 yenen Türkiye Ligi şampiyonu Beşiktaş tarafından 3. kez kazanıldı ve kupayı Cumhurbaşkanı Kenan Evren Siyah-Beyazlı takımın kaptanı Samet Aybaba’ya verdi.
1987 Kupası : Federasyon Kupası Şampiyonu Gençlerbirliği’ni 14 Haziran 1987 Pazar günü 2-2 den sonra, uzatmada 3-2 yenen Lig şampiyonu Galatasaray tarafından 5. kez kazanılmıştır.
Hakem Özcan Oal’ın 40. dakikada Gençlerbirliği aleyhine verdiği penaltı kararına yapılan sert ve küfürlü protestolar üzerine Cumhurbaşkanı stadı terk ettiğinden, Kupa G.S. Kaptanı Cüneyt Tanman’a Başbakan Turgut Özal tarafından verildi.

TÜRKİYE SPOR YAZARLARI KUPASI MAÇLARI

Tek devreli lig usulüyle ve resmi maçlar statüsüne uygun olarak düzenlenen Türkiye spor yazarları derneği maçları 1963 denberi sürüyor. Yalnız 1968 de yapılmayan ve 1987 yılında 24. kez tertiplenen maçlara, ilk yıl, tarihler üzerindeki anlaşmazlık nedeniyle, Fenerbahçe girmemiş ve yerine Beykoz’la Beyoğluspor alınarak, o mevsim maçları 4 takım arasında oynanmıştır.
Ayrıca, Fenerbahçe’nin şampiyonluklarıyle sonuçlanan 1975 yılı maçlanna Trabzonspor ve 1976 şampiyonasına da, girmeyen Galatasaray’a karşın, yine Trabzonspor ve Adanaspor’la, yine 4 takım katıldılar.
Bu şekilde, 1963-87 yılları arasında 24 kez tertiplenen (Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası) şampiyonalarında Fenerbahçe 10, Beşiktaş ile Galatasaray da 7 şer kez kupayı kazandılar.
Aşağıda tablo bu 24 Organizasyonun şampiyonlarını gösteriyor:

Türkiye Spor Yazarları Derneği kupasında, 1975 denberi, ayrıca (Challenge Coupe) usulü uygulanıyor. Buna göre, her 5 yıl içinde 3 kez .şampiyon olan kulüp, ayrıca (Challenge Coupe) ı da kazanıyor. Bu kupayı 1987 ye kadar, yalnız Fenerbahçe ve 2 kez, 1978 ve 1982 yıllarında, kazanmak başarısını göstermiştir.
T.S.Y. Kupa şampiyonluklarının, yıl yıl, özetleri şöyledir.
1963 — G.S., B.J.K., Beykoz ve Beyoğluspor arasında averajla G.S.’ kazandı.
1964 — F.B.’yi 1-0 yenip G.S.’ ile 1-1 berabere kalan Beşiktaş, F.B.-G.S. ın 1-1 berabere kalmaları üzerine kupayı aldı.
1965 — F.B. G.S. yi 1-0 yendi, Beşiktaşla 2-2 berabere kaldı. G.S. ı 3-1 yenen Beşiktaş averajla Kupanın 2. kez sahibi oldu.
1966 — Fenerbahçe ve Beşiktaşı 1-0 sonuçlarla yenen G.S. Kupayı 2. kez kazandı.
1967 — Fenerbahçe’yi 2-1, Beşiktaş’ı da 1-0 yenen G.S. Kupaya 3. kez sahip oldu.
1968 — oynanmadı.
1969 — Numveiller’in goliyle Beşiktaşı 1-0 yenen, G.S. ile 0-0 berabere kalan Fenerbahçe, iki rakibinin 1-1 beraberliklerinden kupayı ilk kez ka-andı. 30.8.1969 da İnönü Stadındaki beşiktaş maçı şu kadro ile kazanıldı: DATÇU – NUMAN, LEVENT – NUNWEİLLER, ERCAN, YILMAZ -YAŞAR, FUAT, OGÜN, ZEKİ, CAN (K).

1970 — Fenerbahçe’yi 3-0 yenen ve Beşiktaş’la 1-1 berabere kalan G.S., Beşiktaş’ın F.B. ile de 0-0 berabere kalmasiyle Kupayı 4. kez kazandı.
1971 — F.B. ile 0-0 berabere kalan ve G.S. ı 1-0 yenen Beşiktaş Fenerbahçe’nin G.S. a 1-0 yenilmesi üzerine 3. kez kupayı aldı.
1972 Kupası — G.S. ile 0-0 berabere kalan ve F.B. yi 2-1 yenen Siyah-Beyazlılar, F.B.-G.S. maçının 0-0 sonuçlanmasıyle, Kupanın 4. kez sahibi oldular.
1973 Kupası — Beşiktaş’ı 3-1 yenip G.S. ile 2-2 berabere kalan Fenerbahçe, daha önce Beşiktaş G.S.ı 2-1 yenmiş olduğundan, Kupayı 2. kez kazandı. 11 Ağustos gecesi 23.356 kişinin izlediği, Ertuğrul Dilek yönetimindeki, G.S. maçı çok sert geçti. Cemil ve Alpaslan’ın sayılarıyla 2-0 yenik G.S., son 15 dakikada beraberliği kurtardı.
Ertesi gece, Hilmi Ok yönetiminde ve 42.425 seyirci önünde, Ersoy, İbrahim ve Serkan’ın golleriyle, Beşiktaş’ı 3-1 yenen Fenerbahçe kadrosu:
DATCU – TİMUÇİN (ŞÜKRÜ), ZİYA (K), YILMAZ, ALPASLAN (SERKAN) – ERSOY, MUSTAFA, CEMİL – İBRAHİM, OSMAN, CEVHER tertibinde oynadı.
1974 Kupası — G.S. yı 1-0, F.B. yi de 5-4 yenen Beşiktaş Kupayı 5. kez kazandı.
1975 Kupası — 4 kulüp arasında oynandı, iddialı Trabzonspor’da alınarak. Ancak, kupa, sırasıyla, Trabzonspor’u 1-0, G.S. yı 3-1 ve Beşiktaş’ı da 2-0 yenen Fenerbahçe tarafından 3. kez kazanıldı. Golleri, Trabzon’a Alpaslan, Galatasaray’a Ömer (2) ve Osman, Beşiktaş’a da Ömer’le Engin kaydettiler.
6 Ağustos gecesi 42 bin seyirci önünde Erkan Göksel yönetiminde Trabzonspor’u 1-0 yenen Fenerbahçe: YAVUZ (ADİL) – SABAHATTİN, ALPASLAN, YILMAZ, YENAL – RAŞİT, ENGİN, NEVRUZ (AYDIN) – CEMİL, ÖMER, OSMAN TERTİBİNDE OYNADI.
Bu maçta, Alpaslan’ın geri 4 lüden verkaç’larla yaptığı çok güzel golü, Basın, (Avrupa’da bile nadir görülen bir gol), olarak nitelemiştir.
1976 Kupası — F.B., Beşiktaş, Trabzonspor ve Adanaspor olarak, yine 4 takım arasında oynandı. Fenerbahçe Adanaspor’u 6-1, Beşiktaş’ı 1-0 yendi. Trabzon’a 1-0 yenildi. Trabzonspor, Beşiktaş ve Adanaspor’la 0-0 berabere kaldığından kupa averajla ve 4. kez F.B. nin oldu.
1977 Kupası — G.S. Beşiktaş’ı 4-0 yendi. 14 Ağusutos gecesi 41.243 seyirci önünde Fenerbahçe’ye 2-1 yenilen Galatasaray; Sarı-Lâcivertlilerin Beşiktaş’a 2-0 yenilmeleri üzerine Kupayı 5. kez kazandı.
1978 Kupası — Fenerbahçe 1-0 Galatasaray’ı yendi, Beşiktaşla 0-0 berabere kaldı. G.S. Beşiktaş’ı 1-0 yendiğinden, Kupayı 5. kez F.B. aldı.
9 Ağustos gecesi 34.370 seyirci önünde, Cemil’in golüyle G.S. i yenen F.B.; İVANÇEVİÇ -ONUR, EROL, COŞKUN, CEM – ENGİN, ÖNDER (BAHRİ), ŞEVKİ (TUNA) – A.KEMAL, RAŞİT VE CEMİL den kuruludur. G.S. bu maç için Partizan Kulübünden getirdiği PEJOVİÇ ve LERİNÇ’Ie süpriz yapmak istemiştir.
1979 Kupası — Fenerbahçe 17 Ağustos gecesi 40.439 seyirci önünde ve Raşit Çetiner’in 70. dakika golüyle G.S.’ı 1-0 yendi ve Beşiktaşla 0-0 berabere kaldı.
Galatasaray da Beşiktaş’ı 2-1 yendiğinden Kupa 6. kez F.B. nin oldu.
1980 Kupası — Fenerbahçe Galatasarayı 5-0, Beşiktaş’ı da 1-0 yenip Kupayı 7. kez kazandı. 16 Ağustosta 28.696 seyirci önündeki maçı, Fenerbahçe Sarı-Kırmızılı rakibine karşı:
ADEM (FİKRET) – ONUR, EROL, CEM, MÜJDAT – YAŞAR, TUNA, HASAN – A.KEMAL (MUSTAFA), RAŞİT (SELÇUK), İSA tertibinde oynadı ve sayıları Selçuk (2), Raşit, A.Kemal ve Mustafa yapmışlardır.
1981 Kupası — Beşiktaş’ı 2-0 yenip, F.B. ile 12 Ağustos gecesi 40.062 seyirci önünde 2-2 berabere kalan Galatasaray; F.B. 9 Ağustosta 33.222 biletli karşısında, Beşiktaş’a 1-0 yenildiğinden, Kupayı 6. Kez kazandı.
1982 Kupası — Arif’in goliyle Beşiktaş’ı 1-0, Begoviç ve Selçuk’un sayılarıyle de Galatasaray’ı 2-1 yenen Fenerbahçe Kupayı 8. Kez aldı.
21 Ağustos’da İnönü stadında 34.053 seyirci önünde Beşiktaş’ı yenen Fenerbahçe: YAŞAR -ERDOĞAN, ONUR, ALPASLAN (K), CEM -MEHMET (MÜJDAT), NURCAN, OSMAN -ARİF, BEGOVİÇ (ZAFER) ve SELÇUK’dan kuruludur.
24 saat sonra, çok güzel ve canlı bir oyun ve 36 bin seyirci önünde G.S. ı da yenen takım için Basındaki manşetler:
TERCÜMAN : BRAVO FENERBAHÇE
HÜRRİYET : ALKIŞLAYIN FENERBAHÇEYİ…
MİLLİYET : FENERBAHÇE G.S. YI KOLAY AVLADI…
GÜNEŞ : KUPA FENERBAHÇE’YE YAKIŞTI…
1983 Kupası — Fenerbahçe’yi 14 Ağustosda, 26.456 biletli önünde, 3-2, Galatasaray’ı da 3-1 yenen Beşiktaş Kupayı 6. kez sahip oldu. Ezeli rakiplerde 1-1 berabere kaldılar.
1984 Kupası — Beşiktaş-Galatasaray 1-1, F.B.Beşiktaş ve F.B.-G.S., 0-0 berabere kaldılar ve 3 Kulüp de 2 şer puan aldılar. Ancak, gol atarak berabere kalanlar arasında çekilen kur’a yı kazanan Beşiktaş 7. kez kupanın sahibi oldu.
1985 Kupası — Fenerbahçe Galatasaray’ı 2-0 yendi, Beşiktaş’la 0-0 berabere kaldı. Beşiktaş’la da G.S. 2-2 berabere kaldıklarından, Kupa bir puan farkla 9. kez Fenerbahçe’nin oldu.
Fenerbahçe stadında 17 Ağustos günü 26.726 seyirci önünde Şenol ve Önder’in sayılarıyle Galatasaray’ı 2-0 yenen Sarı-Lâcivertli takım: YAŞAR – İSMAİL, ONUR, ABDÜLKERİM, ERDOĞAN – ÖNDER, MÜJDAT, PESİÇ -TUĞRUL, ŞENOL ve ZAFER tertibindedir.
1986 Kupası — Galatasarayla 2-2 berabere kalıp, Beşiktaş’ı 3-0 yenen Fenerbahçe, 2 rakibi 2-2 berabere kaldıklarından, Kupayı puan farkiyle ve 10. kez müzesine götürdü.
Sarı-Lâcivertliler 13 ve 17 Ağustos’ta A.S.Yen’-le F.B. stadlanndaki bu 2 maçı:
LUKOVCAN – İSMAİL, ABDÜLKERİM, HASAN, SEDAT, CEM – PESİÇ, MÜJDAT (K), AYKUT, TALÂT – KAYHAN, ŞENOL, ZAFER, YÜKSEL, BİROL ve ERDOĞAN YALMAN kadrosiyle oynadılar. Sayıları, G.S. a Şenol, Beşiktaş’a Kayhan, Zafer ve Erdoğan kaydettiler.
1987 Kupası — 5.8.1987 de Beşiktaş G.S. yı 2-1, 8 Ağustosta kadıköyde G.S.-F.B. yi 3-2, 9 Ağustosta F.B. Beşiktaş’ı Ali S.Yen’de 1-0 yendi. 3 kulübün puan ve averajları eşit iken Kupa Milli Eğitim Bakanı Metin Emiroğlu tarafından averajı 4/4 olan G.S. ya verildi. Averajı 3/3 olan F.B. de 2. lik Kupasını aldı.
Beşiktaşı yenen F.B. yeni transferlerle şu tertipte oynadı:
LUKOVCAN – İSMAİL, NEZİHİ TOSUNCUK, ABDÜLKERİM – CİHAN IŞIK, ÖNDER, PESİÇ – DURMUŞ ALİ ÇOLAK (BİROL), NECDET, RIDVAN DİLMEN (BİLÂL), ERDİ NUSRET, golü Erdi attı. G.S. a da Kayhan ve Nezihi kaydettiler.
İbrahim Aksoy’un G.S. maçında 84. dakikada yarattığı penaltı ile F.B. yi yendirmesi tipik bir tarafgirlik örneği oldu.

SPOR-TOTO KUPASI

“SPOR-TOTO TEŞKİLÂT MÜDÜRLÜĞÜ”, Lig maçlarına hazırlık, Toto gelirlerini arttırmak ve kulüplere de gelir sağlamak amaçlarını öne sürüp, Futbol Federasyonu’nun da onayı ile, Haziran 1964 de Milli Ligi oluşturan 16 takım arasında 2 devreli ve deplasmanlı maçlar tertibine girişti.
Oysa, Türkiye Ligi, Federasyon Kupası ve Türkiye Spor Yazarları Kupası zaten kulüplere nefes aldırmazken, bu yeni girişim, bir koyundan 4 post çıkarmak hayali gibi, Türk futbolunu büsbütün kabuğuna itmekten başka bir anlam taşımıyor ve Federasyon’un bu girişimi nasıl onayladığına şaşılıyordu.
İstanbul Kulüplerinin sert tepkileri üzerine, organizasyon biraz yumuşatıldı ve yalnız final maçlarının deplasmanlı olması kararlaştırıldı. Ayrıca da, uygulamada karşılaşılan zorluktan, büyük kulüpler arasındaki maçların hem Spor Yazarları Kupası, hem de Spor-Toto Kupası olarak, çift maç sayılması gibi garip bir durum da kabul olunmuş ve bu 3 maçın hasılatından sadece % 25’inin S.Y.Derneğine verilmesi kararlaştırılmıştır.
1964 KUPASI : 15 Ağustos da başlayan maçlar, 1965 Ocak ayında Ankara P.T.T. nin şampiyonluğuyla sonuçlandı.
1965/66 KUPASI: 5 er puan alan F.B. ile Be-şiktaştan, Siyah-Beyazlı takım averajla gurup birincisi oldu ve diğer gurup birincileri İstanbulspor, Şekerspor ve Altay arasındaki finalde 2 galibiyet ve bir beraberlikle şampiyon oldu.
1966/67 KUPASI: İstanbul Kulüplerinin (F.B., G.S., Feriköy) ve (Beşiktaş, Vefa, İstanbulspor) olarak, 2 gurupla girdikleri maçlarda F.B., B.J.K., Hacettepe ve A.Ordu finale kaldılar. Finaller 11 Haziran 1967 ye kadar uzadı. F.B., Be-şiktaşa 1-0 yenilip Hacettepe ve Altınordu’yu 3-0 larla yendi. Beşiktaş ise bu takımlarla 0-0 berabere kaldığından averajla Fenerbahçe Şampiyon oldu.
1967/68 KUPASI : SPOR-TOTO maçlarının gereksiz, yararsız ve hatta yük olduğuna inanan Fenerbahçe Kulübü, bu 4. şampiyonaya girmedi. Beşiktaş 1. oldu.
1968/69 KUPASI: Bu mevsim Galatasaray da çekildi ve organizasyondan vaz geçildi.

DENİZ KUV. GÜÇ VAKFI (DONANMA KUPASI) MAÇLARI

Donanmamıza “GURBET” adlı bir hücum botu kazandırmak amacıyle (Deniz Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Tarafından) 1982 Şubat ayında, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor kulüpleri arasında inönü stadında, eleme usulüyle, (DONANMA KUPASI) maçları yaplımış ve müsabakalar, resmi maçlar statüsü çerçevesinde, her yıl 4 İstanbul kulübü arasında tekrarlanmıştır. 3 (SİLAHLI KUV. GÜÇLENDİRME VAKFI) nın 1987 de birleştirilmeleri nedeniyle, 1986 da son ve 5. kez tertiplenen bu kupa organizasyonunun ilk 4 ünü Fenerbahçe, son 1986 kupasını da Beşiktaş kazandılar.. Maçların sonuçları kısaca şöyledir;
1982 KUPASI: Donanma kupasmın bu ilk yıl organizasyonu muhteşem oldu. Stat mükemmel şekilde dekore edilmiştir. 13.2.1982 de Trabzon-spor’u 1-0 yenen Galatasaray, aynı gün 25.300 seyirci Önünde ve Onur’un golüyle Beşiktaş’ı 1-0 yenen Fenerbahçe ile finale kaldı.
Ertesi gün 28.648 biletli seyirci karşısında yapılan final maçı, 120 dakika golsüz sonuçlanınca, penaltılara başvuruldu. Fenerbahçe’den Bahtiyar, Zafer, Kaleci Yaşar ve Hüseyin, atışları sayıya çevirirlerken Galatasaray’dan Raşit direğe, büyük Metin avuta atmışlar, yalnız Ayhan’ın vuruşu gol olduğundan, Fenerbahçe, maçı ve kupayı 4-1 kazandı.
Donanma Kupası, galip Fenerbahçe takımına, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Doğan Toktamış tarafından verilmiştir. Hürriyet, bu kupa törenini şöyle yansıtır:
(Fenerbahçe Kupaya doğru yürürken askeri bando zafer marşı çalıyordu!..)
Fenerbahçe, ilk donanma kupasını şu kadro ile kazandı: YAŞAR DURAN – MÜJDAT YETKİNER, ERDOĞAN ARICA, GÜNGÖR TEKİN, HÜSEYİN ÇAKIROĞLU – MEHMET HACIOĞLU, ARİF KOCABIYIK, İSA ERTÜRK -MUSTAFA ARABACIBAŞI, BAHTİYAR YORULMAZ ve ZAFER DİNÇER.
1983 KUPASI: Fenerbahçe 2 Şubatta Sarıyer’i 3-1 yenmiş, 5 Şubatta Beşiktaş ve ertesi gün de Galatasaray’la 1-1 berabere kalarak kupayı 2. kez kazanmıştır.
Beşiktaş’la G.S. 2-2 berabere kaldılar. Beşiktaş’ın 1-0 yendiği Sarıyer’i 2-0 yenen G.S. averajla 2. oldu.
2. Donanma Kupasını, 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı Oramiral Haydar Saltık, İnönü stadında yapılan maçlar sonunda, Fenerbahçe Kaptanı Cem Pamiroğlu’na alkışlar arasında verdi.
1984 KUPASI : Fenerbahçe 14 Ocakt 1984 de Fenerbahçe stadında Karagümrük’ü 3-1 yenerken, Galatasaray da Beşiktaş’ı 3-1 mağlûp etti. Ertesi gün, yine Fenerbahçe stadında, Sarı-Lâcivertliler, Engin ve İlyas’ın golleriyle, Beşiktaşı 2-0 yendiler.
Fenerbahçe, 22 Ocaktaki son maçında, aynı statta 19.653 seyirci önünde Engin’in golüyle Galatasaray’ı yenmek üzere iken, Erdoğan’ın son saniyelerde kendi kalesine attığı golle 1-1 berabere kalmasına karşın Kupayı 3. kez kazandı. G.S. Beşiktaşı, Beşiktaş Karagümrük’ü, Karagümrükde G.S. ı, aynı sonuçlarla 2-1 yendiler.
3. Donanma Kupası Fenerbahçe’ye Kuzey Saha Komutanı Koramiral Karabulut tarafından sunuldu.
1985 KUPASI : Yine 4 İstanbul Kulübü arasında yapılan Donanma Kupası 4. yıl maçlarında, Fenerbahçe 9 Ocak’da İnönü stadında, Şenol Çorlu’nun golüyle Sarıyer’i 1-0 yendikten sonra Galatasaray’la Beşiktaş golsüz berabere kaldılar.
Fenerbahçe stadında 12 Ocak Cumartesi günü , kar altında, üstün oyundan sonra Fenerbahçe, Raşit Çetiner’in 63. dakika golüne karşı Tuğrul’un 15 ve İlyas’ın 51. dakika sayılarıyle Galatasaray’ı 2-1 yendi. Bu maçın devre arasında Fenerbahçe’nin eski kalecilerinden ünlü antrenör SABRİ KİRAZ, geçirdiği kriz sonucu vefat etmiştir.
Ertesi gün, İnönü stadında, 8 milyon lira ödeyen 13 bin seyirci önünde, Metin ve Pesiç’in karşılıklı golleriyle, Beşiktaş’la 1-1 berabere kalan Fenerbahçe, 5 puanla, Donanma Kupasına 4. kez sahip oldu. Sarıyer’le Beşiktaş 3 er puanla 2. ve 3. oldular.
Bu 4. kupayı 1. Ordu Komutanı Orgeneral Necip Tamurtay, Fenerbahçe kaptanı Cem’e verdi…
1986 KUPASI: İnönü stadmdaki 5. Donanma Kupası maçlarında 16 Ocak günü Sarıyer Fenerbahçe’yi 1-0 yendi. Kazanmak için hiçbir gayret göstermeyen futbolculara, taraftarların, tribünlerden:
(— Fenerbahçe forması size yakışmıyor… çıkarın o formayı da öyle oynayın!…), diye bağrışmalar ilginçtir.
18 Ocakta 1-1 lik Sarıyer-Beşiktaş maçından sonra, 8995 seyirci önünde ve 2. devresi kar altında oynanan Galatasaray maçı, Bülent ve Hakan’ın gollerine karşı, Tuğrul ve İlyas’ın sayılarıyla 2-2 sonuçlandı.

19 Ocakta Fenerbahçe stadındaki son gün maçlarında 0-0 lık G.S.-Sarıyer karşılaşmasından sonra, Beşiktaş, 6763 seyirci önünde, çok kötü oynayan Fenerbahçe’yi, Fikret’in 15. dakika golüyle 1-0 yenip Donanma Kupası’nı ilk kez kazanmıştır.

FENERBAHÇENİN KAZANDIĞI RESMİ FUTBOL ŞAMPİYONLUKLARI TABLOSU

Fenerbahçe’nin ilk şampiyonluk mevsimi olan 1911/12 den 1986/87 sonuna kadar kazandığı resmi futbol şampiyonluklarını ayrıntılı olarak gördük. İlerde (AVRUPA KUPALARI) bölümünde sözünü edeceğimiz (BALKAN KUPALARİ) şampiyonluğu ile beraber, bunların sayısı 71 dir. 14 Ad altında toplanan bu 71 resmi şampiyonluk, kazanıldıkları yıl veya futbol mevsimlerine göre sıra ve adlarıyle beraber, aşağıda tablo halinde sunulmuşlardır. Bu arada, Spor-Toto, T.S.Y.D. ve Silâhlı Kuvvetler Vakfı maçlarının resmiliklerinin zaman zaman tartışıldığını belirtmek gerekir:
Hatırlatmak gerekir ki, yukardaki 71 resmi şampiyonluk, sürekli olarak tertiplenen birinciliklerdir. Fenerbahçe’nin bunlar dışında periyodik veya bir defa için tertiplenen 19 Mayıs Stadı Açılış Turnuva Kupası, Çanakkele Şehitleri Abide Kupası, Cemal Gürsel Kupası, İzmir Fuar Kupası, Basın Kupası, Atatürk Kupası, A.Sami Yen Galip Kupası ilah… gibi kazandığı şampiyonluklar da vardır. Gene resmi maçlar koşulları altında düzenlenen bu kupa şampiyonluklarından ileride (Özel Kupa Şampiyonlukları) bölümünde söz edilecektir.

FENERBAHÇE DÜNYADA DÖRDÜNCÜ

FENERBAHÇE, Avrupada zaman zaman yayınlanan istatistiklerde Dünyanın en çok şampiyonluk kazanan kulüpleri arasında daima ilk sıralarda yer alır. İtalya’nın ünlü günlük La Gazetta Della Sport’dan naklen, 26.1.1963 tarihli (HÜRRİYET) de:
(DÜNYANIN EN FAZLA ŞAMPİYONLUK KAZANAN TAKIMLARI AÇIKLANDI: BU KLASMANA GÖRE: FENERBAHÇE DÖRDÜNCÜ) Başlığı altında 3 sütunda verilen bilgilere göre, Fenerbahçe Kulübü o tarihte 22 şampiyonlukla 4 üncü sırada Dünya 5 incisidir. Galatasaray da 14 şampiyonlukla 9 uncu sıradaki 6 Kulübün en başında sayılırsa, Dünya da 15. durumdadır.
Bu klasmanda hangi şampiyonlukların ele alındıkları belli değildir. Ancak, Fenerbahçe’nin o tarihten, yani 1962-63 lerden bu yana çok mesafe aldığı ve rakipleriyle arayı daha da açtığı bilinir.
İskoçya’nın Glasgow Rangers Kulübü 31 şampiyonlukla klasmanın ilk sırasında ve Dünya’nın, en çok şampiyon olan kulübüdür. K.İrlanda’dan Linfeld ile Uruguay’ın Penerol takımları 26 şar şampiyonlukla 2., gene Uruguay’ın Nacional’i 25 ile üçüncü, Türkiye’den Fenerbahçe de 22 şampiyonlukla, tek kulüp olarak 4 üncü sıradadır.
Avusturya’nın Rapid’i 21 le 5 inci, İskoçya’nın Celtic’i 20 ile altıncı, Macar M.T.K.’ile Frençvaroş Kulüpleri 18 erle yedinci, Brezilya’nın Fluminense ve Corinthians, Çek Sparta, İspanyol A.Bilbao ve Barcelona Kulüpleri 15 er şampiyonlukla sekizinci, Türkiye’den Galatasaray, Arjantin’den Racıng ile Boca Juniors, Brezilya’dan Palmerias, İsviçre’den Grasshoppers ve K.İrlanda’dan Belfast City de 14 er şampiyonlukla dokuzuncu sırada yer alıyorlar.
Fenerbahçe’nin yukardaki tabloda belirtilen 71 resmi şampiyonluğu, bidayetten 1986-87 futbol mevsimi sonuna kadar uzayan bir dönemin ilginç anılarıyle dolu bir hazinedir. Bunlar içinde öyle leri var ki, ülkenin karanlık dönemlerinde yurtta yaptığı etki ve taşıdıkları anlam bakımlarından değerleri ölçüsüzdür. Örneğin, yegane Müslüman Türk Kulübü olarak, İngiliz ve Rumlara karşı, yer aldığı ve yenilmeden kazandığı 1911-12 mevsimindeki ilk İstanbul şampiyonluğu, 1963 de başlayan Dünya Lig maçları tarihinde, 125 yıldır bir eşi olmayan ve yalnız yenilmemekle kalmayıp, gol yemeden 58-0 lık skorla kazandığı 1922-23 Ligi şampiyonluğu, gene yenilmeden ve silme galibiyetler ve kalesinde sadece bir tek gol görerek, 47-1 le ulaştığı 1936-37 Lig birinciliği, 8 Balkan takımı arasında ve ulaslararası resmi organizasyonlarda günümüze kadar yegane övüncümüz olan Balkan Kupası Şampiyonluğu, Dünya futbolunda gene eşi duyulmamış ve yaşanmamış olan 5 Ku-palı 1967-68 şampiyonluklar yılı ve daha niceleri Fenerbahçe’nin futboldaki şöhret ve (EN BÜYÜK) lüğünü ölümsüzleştiren mutlu olay ve anılar arasındadır.

“ÜÇ BÜYÜKLER” İN RESMİ ŞAMPİYONLUKLARI TABLOSU

İstanbul, hatta Türkiye’mizin 3 Büyük Kulübü olarak adlanan FENERBAHÇE, GALATASARAY ve BEŞİKTAŞ’ın, her üçünün de yer aldıkları resmi futbol organizasyonlarının sayısı ilk şampiyonluğun başlama yılı olan 1904 den 1986-87 futbol sezonu sonuna kadar 14 dür.
Bu 14 ad altında tertiplenmiş olan sürekli organizasyonlara her 3 kulüp te katıldıklarından, aldıkları dereceler, başarıları ve dolayısıyle de güçleri hakkında, bir mukayese yapmak için, hiç kuşkusuz en doğru ve mükemmel ölçüdür.
Adları geçen kulüpler, 1904 den 1986-87 futbol sezonu sonuna kadar, aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere, toplam 167 şampiyonluk aldılar. Bu 167 şampiyonluğun 71 ini Fenerbahçe, 49 unu Galatasaray ve 47 sini de Beşiktaş sağladı. Bu sonuç Fenerbahçe Kulübünün Türk futbolundaki önderlik vasfını, hiç bir yoruma gerek bırakmadan, kanıtlıyor:

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 1

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 2

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 3

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 4

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 5

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 7

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 8

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 9

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 10

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 11

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 12

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 13

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 14

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 15

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 16

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 17

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 18

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 19

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 20

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 21

Written by kesinofsayt

19 Nisan 2012 at 11:15

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

1907-1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 5

leave a comment »

FENERBAHÇE FUTBOLUNDA SORUNLAR

Türkiye liginin 1986-87 mevsimi maçları, Fenerbahçe kulübünün (Hakem) ve (Teşkilatla ilişki) handikapları dışında, bazı ana problemleri üzerine bir kez daha ve ciddiyetle parmak basmayı gerektirir.
Bu problemlerden ilki, kulübün yaşamını sağlayan futbol şubesinin bir an önce ve ciddiyetle ıslâhı, dış müdaheleler ve sürüp gelen yanlış tutumlardan kurtarılıp, ehil ellere bırakılmasıdır, özellikle, son 3-4 yıldaki sevk ve idare büyük yanlışlar yaptı. Yeterince yararlanılmayan ve türlü şekillerde kulüpten uzaklaştırılan 4 milli futbolcu, Raşit Çetiner, Erhan Önal, Arif Kocabıyık ve İlyas Tüfekçi’nin bu mevsim Galatasaray’ı şampiyonluğa yükselten başlıca teknik ve hırslı futbolcular olmaları karşısında, idari ve teknik alanlardaki yanlışların ne dereceye vardığı kolay anlaşılır. Galatasaray kulübü, Fenerbahçe’nin ünlü ve sevilgen futboluna tevarüs etmeyi hedef almıştır. Fenerbahçe kulübü hâla bu sinsi planın farkına varamadı. Kapıya gelen tehlike artık görülüp toparlanılmalı ve karşı tedbirler alınmalıdır.
İkinci önemli problem transfer yöntem ve politikasıdır. Fenerbahçe kulübü ihtiyacı olan mevkilere futbolcu almak yerine, genellikle plân ve programsız, rastgele ve pahalı transfer yapmak gafletine saplanmıştır. Bu nedenledir ki, beklenen randıman alınamıyor. Ayrıca, alman futbolcu da Fenerbahçe’ye ısındınlamıyor.
Acar bir futbolcunun Fenerbahçe’ye gelince isteksiz, hatta küskün bir tutuma bürünmesinin nedenlerinden biri, hiç kuşkusuz, bu ısmdıramamak keyfiyetidir. Yukarda sözü edilen 4 futbolcunun G.S. ve hatta milli takıma yararlı olmalarının nedenleri araştırılsa, Fenerbahçe’nin bu önemli davasını çözmek çok kolaylaşır.
Yeni transferlerin çok kez, gelir gelmez askere gitmeleri veya hemen evlenip form tutamamaları da bir başka dava ve idari zaaf örneğidir. Bu sorumsuzluk ve zaaf artık giderilmelidir.
Alınan değersiz bir futbolcudan bazen yönetim kurulundan tek bir ferdin bile bilgi sahibi olmadığı iddiaları da yaşandı. Bu transferleri yapan yetkisiz kim veya kimlerdir?.. Bu soru da yıllardanberi cevapsızdır.
Türkiye’de futbol kabuk değiştirmekte ve (Yaşam kavgası) hüviyetine bürünmüş bulunmaktadır. Sahalarda artık Büyük-küçük ayırımı kalmamış, her kulüp kazanmak için ölesiye mücadeleyi göze almıştır. Şiddeti her yıl daha da artacağı kesin olan bu çetin savaşta Fenerbahçe bu yılki gibi yaya kalırsa yazık olur.
1986-87 maçları bir kez daha gösterdi ki, Fenerbahçe kulübü hâla haşin ve kinci bir kıskançlığın hedefi olmakta devam ediyor. İşin düşündürücü yanı, bu kulübü hedef alanların izledikleri Bizans oyunlarında en umulmadık kişi ve makamların da desteklerini sağlamakta gösterdikleri ustalıktır.
Fenerbahçe kulübü, genellikle, kendini savunmada etkisiz ve pasif kalmakta ve bu tutum aleyhine olmaktadır. Artık silkinip toparlanmak zorunda.. Beşiktaşın 15, Galatasaray’ın 14 yıl süren şampiyonluk özlemleri, maazallah Fenerbahçe’nin başına gelseydi; ne olurdu?!.. Düşünmesi bile ürpertici!… Bu nedenle, grupçuluk ve bölünmenin yıkıcı zararları gözönüne alınıp, her Fenerbahçeli için tek amaç, (Fenerbahçe’nin yararı) olmalı ve bütün toplum tek bir kitle halinde bu amaca yönelmelidir.
Ayrıca; Fenerbahçe kulübü, işlenen yanlışlar, uğradığı haksızlıklar ve hedef alındığı hasmane davranışlara karşı, aciz nedeni veya kurulu düzen bozulmasın kaygısıyle ve bilmeyerek felaketlere açık kapı bırakacak uysal ve pasif kişilere değil; uyanık, bilinçli ve biraz da gözü pek, genç yöneticilere ihtiyaç gösteriyor.

TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLARININ 29 YILDA ALDIKLARI SONUÇLAR

Türkiye 1. liginin oynandığı 29 mevsimde şampiyonluk kazanan 4 kulübün birincilikten on-birinciliğe kadar aldıkları dereceler toplu halde aşağıda sunulmuştur:

Görülüyor ki, Fenerbahçe 29 mevsimde kazandığı 20 birincilik ve ikincilikle, 1. Türkiye liginde başa oynayan tek kulüp olarak sivrilmiştir.

TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLARININ 29 YILLIK PUAN CETVELLERİ

4 şampiyonun 1986-87 sonuna kadar 29 yılda sağladıkları sonuçların toplamı şöyledir:

Görülüyorki, Fenerbahçe Türkiye liginin 29 yılında rakiplerine karşı her yönden üstünlük sağlamış durumdadır. Bütün birinciliklere katılan 3 ezeli rakip arasında en çok maç kazanan, en az yenilen, en çok gol atan, en az gol yiyen ve en fazla puan toplayan kulüp Fenerbahçe’dir.

1— Beşiktaş’ın 1959 şampiyonasında bir de grup 2 nciliği vardır.
2— Trabzonspor Türkiye 1. ligine 1974-75 mevsiminde geçti.
3— 2 maçlık fark 1959 şampiyonasının 2 grup halinde yapılması ve grup birincileri F.B. ile G.S. ın ayrıca 2 final maçı oynamalarından ileri gelmiştir.

TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONASINDAN İLGİNÇ BİLGİLER

Türkiye 1. liginde 1959-87 arası 29 yılda, 23 ilden, 46 takım yer aldı. Bu takımlar, lige katılış yıllarıyla beraber, şunlardır;
Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş 29 ar, Altay 28, Ankaragücü 24, Göztepe 21, Eskişehirsporla Bursaspor 19 ar, Gençlerbirliği ile Boluspor 15 er, Adanaspor 14, Ank. D.Spor, Trabzonspor ve Zonguldakspor 13 er, lstanbulspor ve Samsunspor 12 şer, Ad.D.Spor, Mersin İd.Y. ve Ank.PTT 11 er, Vefa ve İzmirspor 10 ar, Karşıyaka, Altınordu ve Ordu 9 ar, Beykoz, Hacettepe, Şekerspor 8 er, Feriköy’le Kocaelispor 7 şer, Giresunspor 6, Kasımpaşa, Karagümrük, Şekerspor, Diyarbakırspor ve Sarıyer 5 er, G.Antepspor, Kayserispor, Rizespor, Denizlispor ve Malatyaspor 4 er, Antalyaspor 3, Adalet, Yeşil-direk, Beyoğluspor, Balıkesirspor ve Kırıkkalespor 1 er yıl.
Görüldüğü gibi, Türkiye ligine İstanbul’dan 13, AnkaraOdan 7, izmir’den 5, Adanadan 2 ve diğer 19 ilden de birer kulüp katılmışlardır.

TÜRKİYE LİGİNDE FENERBAHÇENİN YIL YIL ALDIĞI SONUÇLAR:

Fenerbahçe’nin, Türkiye liginin başladığı 1959 dan 1986-87 mevsimi sonuna kadar, 29 yılda klasmanda sağladığı dereceler, yaptığı maç sayıları, aldığı sonuçlar, attığı ve yediği goller ve topladığı puanlarla mevsimin 1 sayılı golcüsü, aşağıda tablo halinde sunulmuştur:

Fenerbahçe 29 yılda 11 şampiyonluk, 9 ikincilik, 4 üçüncülük, 2 şer 4. ve 5. lik ve bir de 10. luk almıştır.
Takımın gol krallıklarını da OGÜN 5, Lefter’le Cemil 4 er, Osman Arpacıoğlu 3, Raşit Çetiner, Selçuk ve llyas 2 şer, Aydın Yelken, Ziya ŞengÜl, Selim Görür, Erol Togay, Şenol Çorlu ve Kayhan Kaynak 1 er kez kazandılar. Gene Lefter’le Nedim Doğan ve Selim Soydan 1962-63 mevsimi krallığını aynı sayılarla kazandılar.

TÜRKİYE LİGİNİN YIL YIL ŞAMPİYONLARI

Türkiye ligi’nin, 1959-1986/87 arası, 29 yılında Fenerbahçe 11, Galatasaray 7, Trabzonspor 6, Beşiktaş ta 5 kez şampiyonluk kazandılar. Aşağıdaki tablo bu 4 kulübün şampiyonluk yıllarıyla, bu şampiyonluklarda aldıkları sonuçlan gösterir:

Tablonun incelenmesinde, Fenerbahçe futbolunun rakiplerine her yönden üstünlüğünü kanıtlayan bir çok hususlar görülür:
— Beşiktaş’ın sürekli 15 yıl, Galatasaray’ın da yine sürekli 14 yıl şampiyonluk hasreti çekmelerine karşın, Fenerbahçe en çok 4 mevsim şampiyonluktan uzak kaldı.
— Türkiye ligini 29 yılda en az puan kaybıyla veya diğer bir deyimle, en yüksek puan yüzdesiyle kazanan kulüp Fenerbahçe’dir ve 1959 şampiyonluğunu sadece 4 puan kaybıyla kazandı. Bunun yüzdesi 87,5 dur.
Bu sayı Beşiktaş için, enaz puan farklı mevsim olan 1959-60 da % 85,5, Galatasaray için, 1962-63 de % 79,5, Trabzonspor için de 1975-76 ve 1976-77 mevsimlerinde % 71.7 dir.
— Şampiyonluğu 2. den en çok puan farkıyla kazanan kulüp de Fenerbahçe’dir. 1967-68 de 2. Beşiktaş’tan 7, 1969-70 de de 2 nci Eskişehirspor’-dan yine 7 puan önde şampiyon oldu. (Galip 2, bera. 1, yenilgi 0 puan olarak.)
— Şampiyonluklarda gol atma rekoru da yine Fenerbahçededir. Trabzonspor’un 1983-84 deki 46, Galatasaray’ın 1986-87 deki 55, Beşiktaş’ın da 1959-60 daki 68 golüne karşı; Fenerbahçe 1960-61 de 81 gol atarak şampiyon oldu. Fenerbahçe futbolunun ananevi golcülük meziyetini kanıtlayan bu (81) gollü şampiyonluğun golcüleri şunlardır:
Lefter Küçük. 17, Yüksel Gündüz 15, Naci Erdem (kaptan) 9, Mustafa Güven 7, Şeref Has, Ergun Öztuna ve Kadri Aytaç 6 şar, Can Bartu ve Hilmi Kiremitçi 5 er, Selçuk Hergül 3, Hüseyin Yazıcı ve Bülent Tanyeri 1 er gol
Belirtmek yerinde olur ki, Fenerbahçe 1959-60 liginde 2. olurken 88 gol attı. Bu 88 gol Türkiye liginin 29 yıllık tarihinde şampiyonaya katılan 46 kulüp ve bütün dereceler için rekordur. Fenerbahçe’den başka hiç bir kulüp ligde ve bir mevsimde 88 sayı yapamadı.
— Bu 29 şampiyonlukta, lig süresince, bir mevsimde enaz gol yeme rekoru da yine Fenerbahçe’ye aittir. Fenerbahçe 1969-70 Türkiye ligini 30 maçta yanlız 6 gol yiyerek kazanırken, aynı zamanda Avrupa’nın bütün şampiyon kulüpleri arasında da, en az gol yiyen takım olarak, adından sürekli söz ettirdi. Hatırlatmak gerekir ki, kalesini kaptan Şenol Güneş’in koruduğu Trabzon’un Fenerbahçe’nin bu tarihsel rekorunu kırabilmek için 1976-79 daki 3 yıllık büyük çaba ve gayretleri boşa çıkmıştır.
— Yalnız 2 şampiyonluk gol averajıyla belirlendi. Birincisini 1984-85 de Fenerbahçe, Beşiktaş’a karşı + 10 gol farkıyla, ikincisini de 1985-86 da Beşiktaş, Galatasaray’a karşı + 7 gol averajıyla kazandılar.

FEDERASYON KUPASI ŞAMPİYONLUKLARI

Türkiye Futbol Federasyonu, 1955-56 mevsiminde başlayan (Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonası) na katılacak Türk takımını belirlemek üzere, 1956 Yılı Ekim ayında, eliminasyon usulüyle, “FEDERASYON KUPASI” maçlarını tertipledi. Dört yıl devam eden bu maçların ilk iki yılına, yani 1956-57 ve 1957-58 şampiyonalarına Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’nın mahalli profesyonel lig takımları alınmış, son ikisi ise, 1959 Şubat ayında başlayan “TÜRKİYE LİGİ” ne dahil olmayan takımlar arasında oynanmıştır. İlk 2 şampiyonluğu Beşiktaş, diğerlerini Kasımpaşa ve Göztepe kazandılar.
Futbol Federasyonu, 1962-63 mevsiminde, bu kez de U.E.F.A. nın 1960-61 danberi organize ettiği, (AVRUPA KUPA GALİPLERİ ŞAMPİYONASI) na katılacakTürk takımını seçmek üzere, 1962-63 mevsiminden itibaren her yıl, yine eleme usulüyle, (TÜRKİYE KUPASI) maçları tertipledi. İşte, bu Türkiye kupası maçlarının adı da, 1981-82 den itibaren, (FEDERASYON KUPASI) olarak değiştirilmiştir. Bu nedenle, 1956-57 de başlayan ilk Federasyon kupası maçlanyle 1962-63 de tertiplenen Türkiye Kupasını, benzer amaç ve mahiyette ve her ikisi de eleme usuliyle yapıldıkları için, aynı ad altında ve (Federasyon Kupası) olarak tanımlamak gerekir.
Kazanana Avrupa Kupa Galipleri Şampiyonasına katılma hakkı veren (FEDERASYON KUPASI), 1956-57 ve 1957-58 şampiyonluklarından sonra, 1962-63 denberi düzenli olarak sürmekte ve fikstüriyle uygulama usulleri her mevsim başında yayınlanmaktadır.
Fenerbahçenin, 1956-57 den beri mahalli Lig ve Türkiye Ligine daha büyük önem vermesinden ve bu şampiyonlukları en çok kazanan kulüp olmasından dolayı, gerektiği gibi sıkı sarılmadığı Federasyon Kupası maçları, son 1986-87 mevsimi nihayetine kadar, 27 kez tertiplendi ve 10 kulüp bu kupayı kazandı. Bunlar, Galatasaray (8), Fenerbahçe (4), Beşiktaş’la Trabzonspor (3 er), Altay, Ankaragücü ve Göztepe (2 şer), Eskişehir, Bursaspor ve Gençlerbirliği (1 er) dir. Bu 27 şampiyonada Fenerbahçe’nin yaptığı maçlarla kupayı kazananlar yıl yıl aşağıda gösterilmiştir.

1956-57 FEDERASYON KUPASI

İlk Federasyon Kupası maçını 21 Ekim 1956 da Kasımpaşa’ya karşı 6-0 kazanan Fenerbahçe, 1 Aralık’ta Galatasaray’a 3-2 yenildi ve final gurubuna giremedi. Beşiktaş, Galatasaray, Altay, Gençlerbirliği, izmir Kültürspor ve Adana Milli Mensucat’dan oluşan bu final gurubunda birinciliği kazanan Beşiktaş 1956-57 kupasının sahibi oldu.

1957-58 FEDERASYON KUPASI

Federasyon Kupasının ikinci yıl maçları 1957-58’de 3 bölge arasında yapıldı. Fenerbahçe 17 Kasım 1957 deki ilk turda Galatasaray’ı 3-0 yendi. 6 Nisandaki ikinci tur maçında, İzmir’de 4-0 yendiği Ülküspor’u İstanbul maçında da 7-2 mağlup ederek, G.S., Vefa, Güneşspor ve kendisinden oluşan Beyaz guruba yükseldi. Bu gurupta Güneşspor’la Ankara’da 1-1 berabere kalıp rövanşı 2-0 ve iki Vefa maçını da 1-0 sonuçlarla kazandıktan sonra, 7 Haziran 195§ de 3-2 yendiği G.S.’a 14 Haziranda 2-1 yenilince Beyaz gurup birinciliğini, gol averajıyle, ezeli rakibine kaptırdı.
Beykoz, İstanbulspor ve İzmir Demirspor’la kendisinden oluşan Kırmızı gurup bipncisi Beşiktaş, 2 final maçında G.S. ı 2-1 sonuçlarla yenerek Federasyon Kupasını ikinci kez kazandı.

1962-63 FEDERASYON KUPASI

Bütün liglerde yer alan 66 Takımın katıldığı 1962-63 Federasyon Kupasının ilk maçını, Fenerbahçe 30 Eylül 1962 de Adana’da Adanaspor’la yaptı ve 2-1 kazanıp üçüncü tura geçti.
F.B., 5 Aralıkta Altmordu’yu 2-0 la eledi. Çeyrek finalin ilk maçında Göztepe’yi 3-2 yendi, izmir rövanşında da 2-2 berabere kalıp yarıfınale çıktı. Rakibi Gençlerbirilği’ni 19 Mayıs Stadında 2-0, istanbul’da da 2-1 yenerek Galatasaray’la finale kaldı.
Bu final maçları, santrfor Nedim Doğan’ın 22 Mayısta 3-0 kazanılan Kasımpaşa lig maçında Laysmenle tartışıp 21 gün ceza almasından dolayı, elektrikli bir hava yaratmıştır. Bu 21 günün, biri Türkiye Ligi, diğer ikisi Federasyon Kupası finalleri olarak, 3 Galatasaray maçını içermesi, cezanın, ince hesaplara dayalı, bir (ayarlama) olduğu inancını yaratmıştır.
Zaten, Merkez Ceza Kurulu bir süredenberi tarafsız olmadığı havasım yaratmış bulunduğundan, bu son karar, bardağı taşıran son damla oldu ve basında da olumsuz yorum ve sert tepkilerle karşılandı. Ayrıca, Fenerbahçe Kulübü de, (rengini artık iyice belli eden), Merkez Ceza Kurulu’nun taraflı tutumunu, örneklerle ve bir deklarasyonla açıklamış ve (11 leri takviye eden bir zümre ile de mücadele etmek zorunda bırakıldığını) kamuoyuna ilân etmiştir.
Gerçekten, aylarca önce Ceza Kuruluna verilen rakip Kulüp futbolcularının dosyaları raflarda tozlanmış uyutulurken, Fenerbahçe’nin güçlü ve dinamik santrfor u Nedim’e yıldırım süratiyle verilen Cezada kasit aramamak ve bunu teşhir etmemek saflık olurdu. Ancak, Türk futbolunda bu ceza kurulunun keyfi ve taraflı davranış ve yanlış tutumunu cezalandıracak bir üst ceza makamı bulunmadığından, her yakınma ve sızlanma gibi, bu da etkisiz kalmış ve imam, bildiğini okumakta devam etmiştir.
En etkin ve golcü elemanı bu biçimde ekarte olunan Fenerbahçe 29 ve 30 Haziran günlerindeki, bu 2 finali 2-1 sonuçlarla kaybetti ve Kupayı G.S. Aldı.

1963-64 FEDERASYON KUPASI

İlk maçını 25 Mart 1964 gecesi Ankara 19 Mayıs Stadında Ankaragücü ile yapan Fenerbahçe, kötü oyun ve 2-0 sonuçla Kupadan elendi. Bu mevsimin Kupasını da, ilk maçta 0-0 berabere kaldığı, ikinci maçta ise, gün değiştirilmesine itiraz edip sahaya çıkmayan Altay’a hükmen galip sayılan G.S. aldı.

1964-65 FEDERASYON KUPASI

Bu mevsim şampiyonasına 2 yenilikle girildi:
1: Finalistler aynı bölgeden olursa yalnız bir final maçı oynanacak.
2: Maç gelirinin % 75 i deplasman yapan kulübün olacak.
Fenerbahçe ilk maçını 28 Mart 1965 de izmir de Karşıyaka ile yaptı ve uzatmaya rağmen 1-1 berabere kaldı. Tekrar maçını ise 4-0 kazanıp çeyrek finale yükseldi, Çeyrek finalde Gençlerbirliği’ni 5-1 ve 2-1; yarı finalde de İstanbulsporu 1-1 ve 1-0 sonuçlarla eleyen Fenerbahçe, G.S. ile finale kaldı.
5 Forveti, (Ogün, Birol, Nedim, Selim ve Şenol) asker ve Ordu takımıyle ispanyada olduklarından; Şükrü, Ali ihsan, Ziya ve Hüseyin gibi defans oyuncularından kurulu hücum hattıyla oynamak zorunda kalan Fenerbahçe, 27 Haziran 1965 gecesi ezeli rakibiyle uzatmaya rağmen 0-0 berabere kaldı ve yeni bir maç gerekti. Bu tekrar maçı müteakip mevsimde, 1 Eylül gecesi Nejat Şener hakemliğinde oynamış ve Kupa bir penaltı golüyle Galatasaray’ın olmuştur.

1965-66 FEDERASYON KUPASI

Kupaya çeyrek finalde Katılan ve tarihte ilk kez Denizli’ye giden Fenerbahçe, 4 Mayıs 1966 da, Muzaffer Sarvan yönetiminde, Nedim ve Ercan’ın golleriyle, Denizli Karagücü’nü 2-0 yendi. Fenerbahçe, büyük taraftar kitlesine sahip olduğu Denizli’de bayram havası yaratmış ve maçta 40.280 Lira ile hasılat rekoru kırılmıştır. Rövanşı da, 14 Mayısta Selim’in golleriyle 4-0 kazanan Sarı-Lâcivertli takım yan finale yükseldi.
Yarı final maçı 4 Haziran 1966 da canlı ve üstün F.B. ye rağmen, G.S. ile 0-0 sonuçlandığından, yeni bir maç gerekmişti. Bu tekrar maçı 12 Haziranda Fenerbahçe 1-0 önde olarak sürerken, D.80 de defansa çarpan topa kaleci Hazım Kont-rpiyede kalmış ve uzatma süresinde ilki penaltıdan 2 gol atan G.S. finale yükselmiştir. Finalde Beşiktaşı’da 1-0 yenen G.S. kupayı 4. kez kazandı.

1966-67 FEDERASYON KUPASI

Ali Sami Yen stadında 1 Mart 1967 de Feriköy’ü 3-0 yenip 3. tura geçen Fenerbahçe, aynı sahada 8 Martta Altınordu (İZMİR) ile 120 dakikalık maçta 0-0 berabere kaldı ve kur’a ile tur atladı.
Fenerbahçe’nin çeyrek final maçı 26 Nisan 1967 günü deplasmanda Samsunspor’la idi. Noksan Fenerbahçe, Ogün’ün bir golüne karşı 2-1 yenildi.
Samsun şehri F.B. nin bu ikinci ziyareti nedeniyle donanmış, ancak; güçsüz kadro beklenen oyunu çıkarıp taraftarlarını sevindirememiştir. Rövanş da A.S.Yen de 0-0 bitince F.B. elendi.
Final maçı, G.S. ile Beşiktaşı eleyen, Altay’la Göztepe arasında 2-2 berabere sonuçlanınca, Altay Kur’a ile şampiyon oldu.

1967-68 FEDERASYON KUPASI

Fenerbahçe, Kupanın ilk turunda, 13 Aralık 1967 günü, deplasmanda çok gayretli Zonguldakspor’u, yağmur altında, Ogün’ün golüyle 1-0, rövanşta da 27 Aralık’ta Fuat (2) ve Yaşar’m sayılarıyle 3-0 yenip eledi. 26 yıl sonra ikinci kez gittiği Mersin’de, 21 Ocak 1968 günü, Tevfik Sırrı Gür stadında 0-0 berabere kaldığı Mersin İdman Yurdu’nu, 28 Ocakta İnönü stadında, Nedim ve Fuat’ın golleriyle, 2-1 yenip çeyrek finale yükseldi.
Fenerbahçe, çeyrek finalin ilk maçını 27 Martta Ankara’da Çan’ın golüyle 1-0, rövanşı da, 17 Nisan’da Yaşar (2) ve Ogün’ün golleriyle 3-2 kazanmış ve kendisine karşı çetin mücadele vermeyi âdet edinen Ankara Demirsporu’nu eleyip yarıfinale yükselmiştir.
Mevsim’in Türkiye Ligi ve Balkan Kupası şampiyonluklarını kazamp şimdi de Federasyon Kupasını kazanma yolundaki Fenerbahçe’nin, 5 Haziran 1968 daki, bu yarifinal maçı deplasmanda Eskişehirspor’Ia idi. Saha içinde gözlere hemen çarpan, misafir Kulüp ve Ogün’ü yeren, dövizlerden anlaşılacağı üzere, karşılaşma sinirli bir hava içinde oldukça sert geçti. Ancak, Alman hakem BIWERSI’nin otoriter yönetimi ve nefesli Fenerbahçe’nin de azimli ve şuurlu oyunu, bütün bu ilkel tutum ve çabalan boşa çıkardı. San-Lâciverdiler, özel izin ve uçakla ve 9. kez yaptıkları bu Eskişehir deplasmanında, Erdinç ve Ogün’ün golleriyle, 2-0 galip geldiler. 9 Haziranda İnönü stadındaki rövanş 1-1 sonuçlanınca, Fenerbahçe aynı gün Galatasarayı İzmir’de 2-0 yenen Altay’la finale kaldı.
Final maçları 16 ve 23 Haziranda oynanmıştır. Altay Kulübü Kupayı alabilmek için, çok çaba harcadı. Ege’de “GÜÇ BİRLİĞİ” ilan olunmuş, cezalı kaleci Varol Ürkmez af olunmuş ve F.B. den gol yememesi hâlinde Galatasaray’a bedelsiz transferine söz verilmiştir.
Alman OTT’un yönettiği İstanbul maçını, Ogün ve Nedim’in golleriyle, 2-0 kazanan, İsviçre’n OTMAR HUBER’in idaresindeki Alsancak rövanşını ise 1-0 kaybeden Fenerbahçe, böylece, Federasyon Kupasını ilk kez aldı.
Fenerbahçe final maçlarını şu tertip ile oynayıp 1967-68 sezonunun 3. büyük ve resmi kupasını kazanmıştır:
YAVUZ-ŞÜKRÜ, ERCAN, YILMAZ, LEVENT-CAN(K) “FUAT”, ZİYA, SELİM-OGÜN, NEDİM, YAŞAR “ERDİNÇ”.

1968-69 FEDERASYON KUPASI

Fenerbahçe, 1968-69 Kupasında 7 Mayıs 1969 gecesi, çetin maçtan sonra, Abdullah Çevrim’in golleriyle İstanbulspor’u 2-1 yenip yarıfinale çıktı ve bu yarı final maçı 6 Haziran gecesi G.S. ın 2-1 galibiyetiyle sonuçlandı.
Alman KREİTLEIN’ın yönettiği bu maç için G.S. m alışılmamış biçimde emin konuşması hem garip karşılanmış, hem de F.B. li futbolcuları kamçılamıştır. O derecede ki, futbolcular İstanbulspor galibiyet maçı primlerini bile almamışlar ve:
— Bu prime ancak G.S. ı yendikten sonra hak kazanmış olacağız!., demişlerdir.
Ogün’ün 15. dakikada attığı gole Galatasaray, 6 dakika sonra, geri dörtlüden Ergun’un çok uzaktan vuruşuyle karşılık vermiş, ikinci devre iyice yorulan ve tüm defans yapan G.S., 78. dakikada Metinin 20 adımdan yumuşak vuruşunu rahatça bloke eden kaleci YAVUZ’un, nasıl olduysa, topu içeri atması sonucu, 2-1 öne geçmiştir. Kaleye genç takımdan Rasim’in geçmesinden ve son dakikalarda da kaleye giden bir şutu elle çelen Ergun’un açık penaltısına seyirci kalan hakeme yapılan toplu itirazlardan sonra, maç 2-1 kaybedildi.
Fenerbahçe, hakkı olan maçı böyle verince, ba sından ilginç bazı yorumlar aşağıdadır:
Hürriyet — F.B. baskılı oynamasına rağmen kalecsine Kurban gitti. Lig şampiyonu olanlar F.B. den hırslarıyla değil, şanslarıyla intikam aldılar.
Akşam — Bunaltıcı bir F.B. baskısında geçen maçta forvetin milyoner hovardalığına Yavuz’un da mirasyediliği eklenince, F.B. Kalbinden vuruluverdi.
Haber ajansı — Tek kale temposuna soktuğu maçta, F.B. 2 bedava golle kupa sahnesinden çekilip gitti.
Bu 6 Haziran 1969 yarıfinal maçı, ezeli rakipler tarihinde yaşanmış, ters sonuçlu maçlardan ilginç bir örnektir.
Kupayı finalde Galatasaray’ı 1-1 ve 1-0 sonuçlarla eleyen Göztepe kazandı..

1969-70 FEDERASYON KUPASI

Bu mevsimin Kupa yönetmeliğinde şu yenilikler olmuştur:
1— Rakip sahada atılan goller, eşitlik halinde, çift sayılmaya başlandı.
2— Ayrı bölgeler takımları arasındaki maçlarda tüm hasılat ev sahibi kulübe bırakıldı.
İlk maçını 8 Ekimde İstanbulspor’la yapacak iken, 9. Dünya Kupası elemelerinden, 15 Ekim 1969 Rusya maçı dolayısıyle, niüsabakanın 29 Ekime ertelenmesi, bu aradaki sakatlık ve cezalar nedeniyle, Fenerbahçe’nin aleyhine olmuş ve Ogün’ün golüne, İstanbulspor’lu Cemil Turan’ın karşılık vermesiyle, maç 1-1 sonuçlanmıştır. 25 Kasımdaki rövanşı ise 1-0 kaybeden F.B. ilk turda elendi.
Bu mevsimin Kupasını da finalde yine 1-1 ve 1-0 sonuçlarla G.S. \ eleyen Göztepe 2. kez kazandı.

1970-71 FEDERASYON KUPASI

Alsancak’da, 17 Ocak 1971 de, 0-0 berabere kaldığı Altay’ı 24 Ocaktaki rövanşta, Ogün (2) ve Yaşar’ın golleriyle 3-2 yenen, 31 Ocakta 0-0 berabere kaldığı Istanbulspor’u da 6 Şubatta Yaşar (2) ve Fuat’ın golleriyle 3-0 eleyen Fenerbahçe, Boluspor’la karşılaşmak üzere, çeyrek finale yükselmiştir.
Fenerbahçe, 3 Marttaki bu ilk Bolu maçını şu kadro ile 1-0 kazandı.
DATÇU-SERKAN, ERCAN, YILMAZ, LEVENT-SELÎM, ZİYA, FUAT-OGÜN, NEDİM(K) ve ZEKİ..
Bu maçın 17 Mart rövanşı, sorumsuzluk örneği olmak bakımından ilginçtir:
Bu önemli maçın A.S.Yen’de yapılacağı ilânı Fenerbahçe Kulübünde haklı bir tepki yarattı. F.B. Kupada kalan yegane İstanbul Kulübü idi. Hele Çarşamba günü yapılacak bir maçın, bakla tarlasını andıran, Mecidiyeköy stadına alınmasındaki iyiniyetsizlik açıktı. Kulüp, başvurduğu Federasyondan olumlu sonuç alamayınca, durumu Spor Bakanı İsmet Sezgin’e aksettirmek zorunda kaldı. Ancak, aldığı cevap ilginçti:
— Federasyon, maçı A.S.Yen’e Fenerbahçe’nin muvafakitiyle aldık diyor. Hem böyle nazik bir .dönemde bana tepeden inme emir verdirmeyin!..
Aldatılan Spor Bakanına yüklenmek yersiz olacaktı. Maç A.S.Yen’in balçık sahasında oynandı ve F.B. Ogün’ün 44. dakika golüyle bu çirkin Komployu savuşturup yarıfinale yükseldi.
Yarıfinal maçları, Beşiktaş’ı eleyen Bursaspor’-la Göztepe ve Galatasaray’ı eleyen Eskişehirspor’la F.B. arasındaydı.
Eskişehirspor çok yorgun ve eksik F.B. yı İstanbulda 3-0 yendi. 19 Mayıs günü kendi sahasındaki rövanşta ise, Nedim’den yediği golle 1-0 yenilmesine karşın, averajla finale yükseldi. Finalde Bursaspor’u 0-1 ve 2-0 eleyen Eskişehirspor Kupayı ilk kez kazanmıştır.

1971-72 FEDERASYON KUPASI

İlk maçında, 17 Ekim 1971 günü İnönü stadında Cezmi, Osman ve Ostojiç’in golleriyle Boluspor’u 3-0 yenen Fenerbahçe, 15 Kasım rövanşını da Bolu’da Ostojiç ve Osman’ın golleriyle 2-1 kazanıp tur atladı.
Balıkesir’deki 0-0 lık 29 Aralık maçının rövanşını, 23 Şubatta Nedim’in golüyle, 1-0 alan F.B., sürekli yağmur altında ve batak sahadaki bu maçta kazanmak için büyük gayret harcamıştır.
Eskişehirspor’la 30 Mart 1972 deki çeyrek finalin ilk maçını Canan ve Osman’ın sayılarıyle 2-1 kazanan Sarı-Lâcivertli takım, 19 Nisandaki deplasmanı da Osman ve Fuat’ın golleriyle alıp yarıfinale yükseldi.
Fenerbahçe, yarıfinalin ilk maçını 26 Nisanda Alsancak’ta 1-0 Altay’a kaptırdı. 10 Mayıs rövanş maçında ise çok gol kaçırdı ve Nedim’in golüne karşılık gördüğünden, finale kalamadı.
Federasyon Kupası 1971-72 şampiyonluğunu, finalde Altay’ı 0-0 ve 3-0 sonuçlarla eleyen, Ankaragücü kazanmıştır.

1972-73 FEDERASYON KUPASI

Bu mevsim Fenerbahçe’nin ilk rakibi Altay’dı. Yeni Atatürk stadımn yemyeşil sahasında 2 Kasım 1972 gecesi Osman’ın golüyle 1-0 kazanan Fenerbahçe, 15 Kasımdaki rövanşta 0-0 berabere kaldı ve tur atladı.
Beykoz’u 13 ve 26 Aralıkta 3-0 ve 5-1 sonuçlarla eleyip çeyrek finale yükselen Sarı-Lâcivertli takım, 28 Ocak 1973 deplasmanında Adanaspor’a Cemil’in golüne karşı, 2-1 yenilmiş, rövanşı ise 28 Şubatta Osman ve Cemil’in golleriyle 2-0 kazanıp yarıfinale yükselmiştir. Ankaragücüyle yapılan yarıfinal maçlarının ilkini, 15 Martta İstanbul’da Yılmaz’ın golüne karşı 2-1 kaybeden Fenerbahçe, 4 Nisanda Ankara’da Fuat’ın golüyle ancak 1-0 galip geldiğinden elendi ve Kupayı, finalde Ankaragücü’nü 3-1 ve 1-1 eleyen, G.S., 5. kez kazandı.
1972-73 Kupasının yarıfinal maçları artık usanç duyulan Fenerbahçe aleyhatarı davranışlar serisine yeni örnekler katmıştır.
İlk maçta tedbirli olarak ceza kuruluna verilen Ankaragüçlü Erman’la Metin ve F.B. den de Yıl-maz’dan, iki Ankaralının tedbirlerinin rövanş maçından önce kaldırılması, Yılmaz’ın kinin ise sürdürülmesi, Merkez Ceza Kurulu aleyhinde, çok sert tepkilere neden oldu.
HÜRRİYET Gazetesi 30 Martta Tahsin Öztin imzalı ve (FENERBAHÇE DÜŞMANLIĞI) başlığı altında çok ağır kınamada bulunurken, 31 mart günlü MİLLİ YET’de Eski milli solaçık Şükrü Gülesin imzalı ve:
(CEZA HEYETİ FENERBAHÇE’YE KARŞI ALERJİK SALDIRIYA GEÇTİ!..) başlıklı ithamlar, futbol işlerimizdeki pespayelikleri kanıtlayan acı anılardır.
4 Nisan rövanş maçındaki başka tür bir yarayı ise İslâm Çupi TERCÜMAN gazetesinde şöyle deşer:
(Orhan Cebe böyle bir maçın hakemi değildi. Ne Taraf, ne tarafsız, ne de hakemdi. Kupada, bir tarafın kulağından tutulup kapı dışarı edilmesi için hazırlanan senaryonun en cılız kahramanlığını Orhan Cebe yaptı. Veya yapmaya çalıştı da ağzına burnuna bulaştırdı.)
Aynı gazetede, (SERTLİK VE HAKEM) başlıklı yazıda, F.B. Başkanının tertipler hususundaki görüşü de yer alıyor:
(F.B. soyunma odasında büyük üzüntüyle Faruk Ilgaz: “— lütfen bakın şu çocukların hâline, tekme yemekten çetele haline geldiler” diyor ve dizlerinden aşağıları yara ve kan içindeki futbolcuları gösteriyordu. Devam etti!
“Ceza heyeti vazifesini gayet güzel becerdi. Kaybetmemiz için gereken mizanseni büyük başarıyla hazırladı ve bize sundu—” Futbolcular üzüntüden duvarları yumrukluyor, hakemden şikayet ediyorlardı..
Tertipleri CUMHURİYET’te A.Yücelman, (CEZA HEYETİ KUPADA FİNALİST!.) başlığı altında şöyle özetlemiş ve yorumlamıştır:
(…. Yerinde olmayan bu karar F.B. Camiasını galeyana getirdi. Ama, yapılacak birşey yoktu. Ancak Veryansın ettiler. Ceza heyeti kulaklarını tıkayanlarla dolu idi. Ankara’da OYNANAN BU KOMEDİ’YE Teşkilât ses dahi çıkaramadı. NE YAZIK Kİ, ÜLKEMİZDE CEZA HEYETİNİN DE VERİLECEĞİ BİR ÜST CEZA HEYETİ YOKTU!..)
DÜŞMANLIK, ALERJİK SALDIRI, Ne de hakemdi, Senaryo, cılız kahraman, Ağzına burnuna bulaştırdı, çetele, yara ve kan, mizansen, galeyan, veryansın, komedi ilâh… gibi sporla bağdaşmaz deyimlerin, hiç kuşkusuz, kahrolarak yer verildiği yukarıdaki yazıları acılar duyarak naklettik. İlgili Teşkilât ve yaratıcıları adına utanarak ve sadece ibret olur ümit ve dilekleriyle!..

1973-74 FEDERASYON KUPASI

Kupada ilk maçını 28 Kasım 1973 de Ankara-gücü’ne karış başkentte penaltı golüyle 1-0 kaybeden Fenerbahçe, rövanşı 12 Aralıkta Ender ve Cemil’in golleriyle 2-0 kazanıp tur atladı.
Fenerbahçe, 27 Aralıkta Kayserispor’la İstanbulda yapacağı ikinci turun ilk maçını, İsmet İnönü’nün Vefatı nedeniyle, 9 Ocak 1974 de yaptı ve Mustafa (2), Osman (2) ve Cemil’in golleriyle 5-0 kazandı. Rövanşı ise, 3 Şubatta rakip defans ve Cemil’in ilk 7 dakikadaki 2 golüne karşı 3 golle kaybetti ve çeyrek finale yükseldi. Bu, F.B. nin Kayseride ilk yenilgisidir.
Fenerbahçe’nin çeyrek final rakibi Trabzonspor’du. 13 Şubat 1974 de tarihte ilk kez Trabzon’da görünen Fenerbahçe’nin aşağıdaki kadro ile, 15 bini aşan rekor seyirci önünde ki maçı 0-0 sonuçlandı:
DATCU-TÎMUÇİN, NİYAZİ, ZİYA(K), SERKAN-ÖNDER (KÂMİL), ERSOY, ALPASLAN-MUSTAFA, OSMAN VE CEMİL.
Bu maçın 27 Şubattaki rövanşı İnönü stadında Cemil (2) ve Osman’ın golleriyle 3-2 kazanılıp finale kalındı. Fenerbahçe bu maçta kötü oynamış, son 15 dakikada gayret edip maçı alabilmiştir.
G.S. ile F.B. arasındaki yarıfinalin ilk maçı 20 Martta, 694 bin lira ödeyen 43.442 biletli önünde, çok isteksiz oynandı ve seyircinin şike!., feryatları arasında golsüz sonuçlandı. 17 Nisandaki rövanşı ise, Cemil (2) ve Alpaslan’ın golleriyle 3-0 F.B. kazanıp Beşiktaş’ı yenen Bursaspor’la finale kaldı.
Sedat Özselçuk’un yönettiği maçı G.S. ın: YASİN(K)-EKREM, ENVER, TUNCAY, AYDIN-TARIK, B.MEHMET, AHMET-METİN, K.MEHMET, ENGİN (ŞEVKİ) tertibine karşı, F.B. şu takımla oynamıştır: DATÇU-NİYAZİ, YILMAZ, ZİYA(K), ALP-SELAHATTİN (İSMET), KÂMİL, ÖNDER (SERKAN)-CEMİL, OSMAN, MUSTAFA.
Çok canlı ve akıllı Fenerbahçe’ye karşı, Galatasaray hırslı fakat sinirli idi. O kadar ki, aleyhlerine gösteri yapan seyirciye kızıp tribünlere atlamışlardır. Bu yüzden, antrenör Birch ile masör Kubilây, K. ve B.Mehmet’ler, Gökmen, Şevki ve Nihat ceza aldılar.
Bursa’da 1 Mayıs 1974 deki ilk final maçını, Mustafa’nın ilk dakikada kaptırdığı top ve karşı atakla, santrfor Özcan’dan yediği gol ve kötü futbolle 1-0 kaybeden Fenerbahçe, 22 Mayıstaki rövanşı diri ve güzel oyun, Cemil, Selahattin ve Osman’ın golleriyle 3-0 kazanmış ve ikinci kez Federasyon kupasını almıştır. Fenerbahçe’nin bu son finali kazanan kadrosu şöyledir:
DATCU-NİYAZİ GÜLSEVER, ZİYA ŞEN-GÜL, ALPASLAN ERATLI, SERKAN ACAR-ÖNDER MUSTAFAOĞLU, KÂMİL GÜVENAL, SALAHADDİN KARASU-MUSTAFA KAPLAKASLAN (ENDER GONCA), OSMAN ARPACIOĞLU, CEMİL TURAN.
(Milliyet) de Kahraman Bapçum, Fenerbahçe’nin, oyununu şöyle yorumluyor:
(Birkaç ası vardı ki Fenerbahçe’nin, böyle bir kupa finalinde onların elinden bir galibiyet almak kimse için kolay olamazdı. Bir tatlı hırsı vardı ki Fenerbahçe’nin, bir kupa finalinde onu çökertmek kimse için olanaklar sınırı içinde değildi. Sahaya bir güzel yayılışı, ikili ve üçlü eşlemelerle rakibi bir dağıtışı vardı ki Fenerbahçe’nin, kimse onları bu final maçmda rahatlıkla teslim alamazdı.
Fenerbahçe kupayı almak için sahaya çıkmıştı. Hak etti ve aldı. Avrupalı bir finalist gibi oynadı Fenerbahçe…)

1974-75 FEDERASYON KUPASI

Kupaya çeyrek finalde katılan Fenerbahçe, rakibi Trabzonspor’Ia 29 Ocak 1975 de İnönü stadında, sürekli yağmur altında, Alpaslan’ın penaltı sayısına karşın yediği golle berabere kaldı. Rövanşı ise, 12 Şubatta Trabzon’un balçık sahasında Cemil’in golüne karşı iki golle kaybedip elendi. Kupayı, finalde Trabzonspor’u 1-1 ve 0-1 eleyen Beşiktaş 3. kez kazanmıştır.

1975-76 FEDERASYON KUPASI

Kupanın 3. turunda 24.12.1975 günü 1-1 berabere kaldığı Balıkesirspor’u 7 Ocak 1976 da Ömer (2), Cemil ve Osman’ın sayılarıyle deplasmanda yenip tur atlayan Fenerbahçe, 18 Şubatta Cemil’in golüyle 1-1 kaldığı Göztepe maçı rövanşını, bir hafta sonra Atatürk stadında Hnder’in golüne karşı, 2. si penaltıdan, 2-1 kaybedince elendi.
Görülüyor ki, Fenerbahçe bazı yıllar Fed. Kupasından çok kolay eleniyor. Bu kolay denişlerin, bu yılki gibi, Türkiye Liginde liderken yaşanması dikkate değer.
Türkiye Ligi, 30-38 maçlık çok yorucu maratonları gerektirirken, Fenerbahçe’nin 6-10 maçlık kupa şampiyonluklarını ihmal etmesini yanlış bir tutum olarak karşılamak gerekir. Gerçi, Türkiye Ligi şampiyonluğu, değer bakımından, Federasyon kupası birinciliğinden daha üstün ve Avrupa kupalarında da daha ünlü rakiplerle karşılaşmak olanağını vermekte ise de, hem kazanma zorluğunu, hem de kupalarda tur atlama şans ve olanağının oldukça azaldığını gözönünde tutmayı gerektirmektedir.
Bu mevsimin Kupasını, finalde 1-0 ve penaltılarla 5-4 Trabzonsporu eleyen, G.S. 6. kez kazandı.

1976-77 FEDERASYON KUPASI

Cemil’in ilk dakika golüyle, kupaya 1 Aralık 1976 Altay beraberliğiyle başlayan Fenerbahçe, rövanşı 15 Aralıkta izmir de, Ender ve Ömer’in golleriyle 2-1 kazanıp 3. tura çıktı. 29 Ocak 1977 deki 0-0 lık deplasman beraberliğinden sonra da, 6 Şubatta Engin’in golleriyle Adanaspor’u istanbul’da 2-1 eleyip çeyrek finale yükseldi.
Fenerbahçe’nin çeyrek finaldeki rakibi Trabzonspordu. 9 Martta ilk maçı deplasmanda 73. ve 80. dakika golleriyle 2-0 kaybeden Sarı-Lâcivertli takım, 30 Mart 1977 deki rövanşı da 1-0 verince, elendi.
Bu mevsimin Federasyon Kupasını, finalde 1-0 ve 0-0 sonuçlarla Beşiktaş’ı eleyen Trabzonspor ilk kez olarak kazandı.

1977-78 FEDERASYON KUPASI

İlk maçı 7.12.1977 de Bolu da yapıp 0-0 berabere kalan Fenerbahçe bu 3. kademe karşılaşmasının rövanşını, 21.12.1977 de İnönü stadında, 3-0 kazanıp 2. etaba yükseldi.
Fenerbahçe, bu etapta, 12.2.1978 günü, Beşiktaş’ı 2-1 yenmiş ve çeyrek finale yükselmiştir. 42.052 seyircinin 1.874.800 lira gibi rekor hasılatla izlediği maç, Cemil’in 8. dakikadaki golüne D. 84’de Paunuviç karşılık verince uzatılmış, Engin’in 105, dakikadaki golü Fenerbahçe’ye tur atlatmıştır.
Fenerbahçe çeyrek finalin ilk maçında, 15.3.1978 günü, Bursaspor’a 2-1 yenildi. İhsan Türe yönetimindeki karşılaşmada Fenerbahçe takımı yenilgi golünü 89. dakikada penaltıdan yedi. Zaten, İhsan Türe’nin bir Bursaspor maçında, yendirmeden Fenerbahçe’nin yakasını bıraktığı pek görülmemiştir.
Bu maçın 29.3.1978’de, 22 bin seyirci ve 810 bin lira hasılatla, Bursa’da rekorlar kırılan rövanşı 1-1 sonuçlandı ve F.B. elendi.
FEDERASYON KUPASI’nı finalde Adana Demirspor’u 3-0 ve 0-0 eleyen Trabzonspor 2. kez kazandı.

1978-79 FEDERASYON KUPASI

Toplam 123 Kulüp arasında tertiplenen 1978-79 Federasyon Kupasına Fenerbahçe, diğer Türkiye Ligi Kulüpleri gibi, 5. turda ve 26 Ekim 1978’deki 5-1’lik İstanbulspor galibiyetiyle başlamış, 7 Kasımdaki rövanşı genç bir kadro ile 1-0 kaybedip, Eskişehirsporla karşılaşmak üzere tur atlamıştır.
Eskişehirspor maçlarının ilkini 13 Aralıkta 1-0 kazanan Fenerbahçe, 4 Şubat 1979’daki rövanşı deplasmanda 2-1 kaybetti. Eskişehirspor’un, çok yavaş davranışından doğan bir dakikalık uzatmada Coşkun’un attığı gol Fenerbahçe’yi çeyrek finale yükseltmiştir. Aynı gün Trabzonspor’un Diyarbakır da, G.S’ın da Kırıkkalede elenmeleri Fenerbahçe için ümit işaretleri oldular.
Çeyrek finalin ilk maçı 21 Şubatta Beşiktaşla 0-0 sonuçlandı. 7 Marttaki rövanşı ise, 4. dakikada Kemal Batmaz’ın kendi kalesine attığı golle 1-0 kazanan F.B., Kocaelisporla karşılaşmak üzere yarıfinale çıktı. Bu yarıfinalin ilkinde, 11 Nisan günü İzmitte golsüz berabere kalan Fenerbahçe, 25 Nisandaki İstanbul maçını 5-1 kazandı ve Altayla finale kaldı.
İlk final 9 Mayısta Alsancak stadında 2-1 kaybedildi. Ankara bölgesinden Talat Tokat ve Nihat Özbirgül mazeret öne sürdüklerinden, maçı İzmir bölgesinden İhsan Türe yönetmiş ve Altay galibiyet gölünü Fenerbahçe kalecisine yapılan açık bir faulle kazanmıştır.
Rövanş maçını 23 Mayısta İnönü stadında bu kez İstanbul bölgesinden Hilmi Ok yönetti.
IVANÇEVİÇ- Onur, Erol, Cem, Yenal-Önder, Şevki, A.Kemal – Raşit, Cemil (K) ve Engin tertibindeki Sarı-Lacivertli takım, gayretli ve üstün oyun ve Raşit’le önder’in golleriyle maçı 2-0 kazandı ve Şampiyonluk Kupasını Federasyon başkanı Cemal Saltık’tan alıp şeref turu attı.

1979-80 FEDERASYON KUPASI

Geçen mevsimin şampiyonu olduğundan, kupaya 6, turda katılan Fenerbahçe, 28 Ocak 1980 günü deplasmanda 5-2 yendiği Denizlispor’la rövanşta 1-1 berabere kaldı ve Lüleburgazspor’la karşılaşmak üzere çeyrek finale yükseldi.
Fenerbahçe’nin bu çeyrek final maçları ilginç olaylardır. Lüleburgaz’a ilk kez giden Fenerbahçe, 5 Mart 1980’de 0-0 berabere kaldığı maçın 20 Marttaki rövanşında da 1-1 kalınca tarihinde ilk kez bir ikinci lig takımı tarafından elenmiş oldu.
Lüleburgaz’ı küçümsemek ve hele, daha önce Beşiktaşı elemiş olmasını gözönüne almamak, Fenerbahçe’ye pahalıya malolmuş bir gaflet olarak nitelenmeye değer.
Federasyon Kupasını, yarıfinalde Lüleburgaz ve finalde de Galatasaray’ı 1-0 ve 1-1 sonuçlarla eleyen Altay 2. kez kazandı.

1980-81 FEDERASYON KUPASI

Şampiyonaya 5. turda başlayan Fenerbahçe’nin ilk rakibi Rizespor’du. Sonraları Yüce Divan’ca mahkum edilen, dönemin Rize’li Gümrük ve Tekel Bakanından, Çay ürünü yoluyla, büyük avantaj sağlamış bulunan Rizespor’un bu maçta futbolcularına 50’şer bin lira prim adaması futbolumuzda rekordu.
Fenerbahçe, 13 Kasımdaki ilk maçı İnönü de 2-0 kazanırken çok güzel oynamıştır. Hürriyet gazetesinde, “NEFESLERİ KESEN FUTBOL” başlıklı yorum ilginçtir:
(BU MAÇI SEYRETMİYENLERE DOĞRUSU YAZIK OLDU. FENERBAHÇE O KADAR GÜZEL FUTBOL OYNADI Kİ HANİ TV DE SEYRETTİĞİMİZ AVRUPA MAÇLARI HAL. TETMİŞTİR. ÖZELLİKLE 2. PARTİNİN BAŞINDA 20 DAKİKALIK NEFESLERİ KESEN FUTBOL GÖSTERİSİ SON SENELERDE SAHALARIMIZDA GÖREMEDİĞİMİZ CİNSTENDİ.)
Bu maç: ADEM – ONUR, EROL, ALP. (K), CEM – MÜJDAT, ÖNDER, SEDAT, ALİ KEMAL (İSA), SUAT, SELÇUK kadrosuyla oynanmış ve sayıları Erol ile Suat atmıştır.
Fenerbahçe, 17 Aralıkta rövanşı 1-0 kaybederek yükseldiği 5. turda Giresunspor’u 0-0 ve 3-0, çeyrek finalde de Mersin İd. Yurdu’nu 2-0 ve yine 2-0 eleyerek yarı finale çıktı. Ancak, Rize, Giresun ve Mersin deplasmanlarından hiç birinde beklenen, şanına lâyık maçlar çıkaramamıştır.
Fenerbahçe’nin 1980-81 mevsimi Kupa yarıfinal maçları bir çok yönden ilginçtir:
15 gün önce Beşiktaşı da 3-0 eleyerek moral kazanan 2. ligden Ankaragücü ile yapılıp, ilki açık ofsayt golle 1-0 kaybedilip, ikincisinde 1-1 berabere kalınarak elenilen bu maçlar da, Fenerbahçe, kendi gafletiyle beraber, teşkilatın da bir tertibine kurban gitmiştir. “HÜRRİYET”, 22 Nisanda İstanbul’daki 1-0’lık maçtan sonra, bu gerçeği şöyle yansıtmıştır:
(Ankaragücü maç boyunca 2 akın yaptı, birini gole çevirdi. Fenerbahçe ise, yakaladığı 10 gol pozisyonundan bir tekini değerlendiremedi. Böylesine beceriksiz bir takım elbette galibiyet yüzü göremez.
Sahada enaz Fenerbahçe kadar başarısız bir de hakem, “İHSAN TÜRE” vardı. F.B.NİN MUTLAK PENALTISINI vermemesi için, o hakemin ya “BİLGİSİZ”, ya da “KASITLI” olması gerekirdi. Gole ofsayt vermemesi af edilir cinsten değildi. Hakem Komitesi son yılların bu “GÖZDE” hakemine “TOZ KONDURMADIĞINA” göre, insanın aklına ister istemez kuşkulu kuşkulu ihtimaller geliyor.)
Başkent takımının Teşkilâtça korunmasına karşın, Fenerbahçe’nin, işi sıkı tuttuğu taktirde, bir hafta sonraki rövanşı yine de alması beklenirdi. Ayrıca, yenilgiden sonra, taraftarın gösterdiği büyük tepki, bu maça bir onur havası verdirecek kadar da ağır olmuştu.
Bir deplasman handikapı da söz konusu değildi. Çünkü Ankara, başkent olalı, İstanbul’dan fazla Fenerbahçeli idi. Hele ve hele, kaybedilen lig birinci ve ikincilikleriyle beraber, Avrupa Şampiyon Kulüpler ve U.E.F.A. Kupalarına katılma hakkı yokolmuş, tek imkân olarak Kupa Galipleri Şampiyonası kalmıştı. Bu da kaybedilirse, Fenerbahçe 12 yıldır ilk kez Avrupa Kupaları dışında kalacaktı.
Bütün bunlar Ankaragücünü başkentte yenmeye yeter nedenlerdi. Ancak ve ne acı ki, bu dönemdeki takımın, adeta, hiçbir yönden Fenerbahçe ile ilişkisi kalmamıştı. Nitekim, 7 milyon lira hasılatla rekor kırılan maç 1-1 bitti ve Fenerbahçe elendi.
Bir gerçek ki, hiç bir takım bu derece ağır yükümlülük ve bu kadar yüksek unvanları bu yılki Fenerbahçe takımı kadar sorumsuzca ve ucuzca feda etmezdi ve etmemiştir de!..
“Tercüman” da Yusuf Yalkın:
(Dün Raşit, Ali Kemal ve Erol’un kaçırdıkları golleri görünce kendilerine acıdık. Bu acıdıklarımız arasında Dünya karmasında oynayan İsa da vardı. Ama, sonra attığı golle kendini bağışlattı. Dün Fenerbahçe enaz 5 gollü ve hem de yüzde yüz durumdan yararlanamadı.)
“Hürriyet” de Alaettin Metin:
(… Fenerbahçe yıllardır ilk kez Edirne’den öteye çıkamayacak. Kulübün zararı enaz 20 milyon… Başkan Ali Şen, “Acımız çok büyük. Ayağımıza kadar gelen kısmeti kaçırdık. Kapasite meselesi. Bu takımı biz kurmadık. Bu hâle de biz getirmedik. Süper bir takım kuracağız. Ama, ne yazık ki gelecek sene Avrupa Kupalarında olmayacağız. Çok korkunç bir şey!.” dedi)
Fenerbahçe’nin Ankaragücü tarafından elenen kadrosu şudur:
ADEM – ONUR, CEM, EROL, ALPASLAN (K) – MÜJDAT, İSA, SEDAT – ALİ KEMAL, RAŞİT, SELÇUK.
Ankaragücü finalde Boluspor’u da 0-0 ve 2-1 eledi ve Kupayı 2. kez kazandığı gibi, 2. Ligden 1. Türkiye Ligine de yükseldi.

1981-82 FEDERASYON KUPASI

Fenerbahçe, ilk rakibi Denizlispor’u 25 Mart 1982 de 4-0 yendi, 3 Marttaki rövanşı ise, Denizli’de 2-0 kaybetmekle beraber turu atladı. Gaziantep’i de, 17 Martta deplasmandaki 1-0 yenilgiye karşın, bir hafta sonraki rövanşta 4-0 la eleyip Galatasarayla çeyrek finale yükseldi.
Galatasaray, önem verdiği ve çekindiği maçlar öncesinde, ananesi gereği, her zaman türlü taktikler kullanır. Bu kez de öyle oldu. 7 Nisan’da 2-0 yenilen Fenerbahçe, 14 Nisanda da 2-2 berabere kalınca elendi.
Fenerbahçe’nin bu sıralarda teknik ve idari bünyesindeki karışıklık bu maça eğilmesini büsbütün engellemiş, başkanın istifası ve teknik direktörün ayrılışı Kulübü bunalıma itmiştir.. Rövanş maçı sabahı basındaki, “FENERBAHÇE KARIŞTI!..” başlıklı yazılarla, G.S. Kulübü sözcüsünün, “YAVUZ HIRSIZ” misali, hakemi etkileme taktiği hep bir araya gelmişlerdir. Gerçi:
NURETTİN – HÜSEYİN, ONUR, ALPASLAN (K), CEM – MÜJDAT, ARİF, İSA – OSMAN, BAHTİYAR VE SELÇUK Kadrosuyle, Fenerbahçe, Rövanşı kazanacak hırslı, üstün ve hatta bunaltıcı bir oyun çıkardı. Ancak, zayıf hakem Cumhur Demir, Hürriyet’in yazdığı gibi, (TAKIMIN KOLUNU KANADINI KIRIP), beraberlikte etkili oldu.
Osman’ın golünü Fatih kale içinden çıkardı.
F.B. 2-1 galipken gol pozisyonundaki Bahtiyar’ın kaleci Eser tarafından yaka-paça yere indirilmesine seyirci kaldı. Oysa, 25 Aralık 1979 da, Adem degaj yaparken, (dirseğiyle Gökmen’i iteledi) görüşiyle, penaltı yaratan sanki o değildi!. Bu 3. golü engelledikten sonra, Galatasaray’ın beraberlik golünü hazırladı. Fenerbahçe’ye 5 sarı, kaptan Alpaslan’a da kırmızı kart gösterip rengini bir kez daha belli etti. Tarafsız bir yönetimle çok rahat kazanılacak maçtı.
Finalde Ankaragücü’nü 3-0 yenen G.S. Kupaya 7. kez sahip oldu.

1982-83 FEDERASYON KUPASI

Kupanın 1982-83 maçları, 91 ‘i amatör, 98’i de profesyonel, 189 Kulüb arasında yapıldı.
Fenerbahçe, 3 Mart 1983 de 2-0 kazandığı Kocaeli maçının Izmitteki rövanşında 0-0 berabere kalıp tur atlamış, Samsunspor’u da 23 Mart deplasman ve 6 Nisan İstanbul maçlarında 1-0 sonuçlarla yenerek çeyrek finale yükselmiştir.
Fenerbahçe, çeyrek finalin 4 Mayıstaki ilk maçında, Beşiktaş’la 1-1 berabere kaldı. Ancak, Beşiktaş’ın son Kupa maçlarında Boluspor’a karşı üstüste 2 kez sarı kart gören kaptan Mehmet Ekşi’yi dalgınlıkla oynatması, 3-0 yenik sayılmasına neden oldu ve 18 Mayısta A.S.Yendeki rövnaşı 2-1 kazanmasına karşın, averajla elendi.
Yarıfinal rakibi Ankaragücüyle 25 Mayıstaki ilk maçı bir sondakika penaltısıyle, 1-0 kaybeden Fenerbahçe, 1 Haziranda 30 bin seyirci önünde Kadıköyde’ki zor rövanşı, Osman ve Onur’un golleriyle, 2-0 alıp finale yükselmiştir. F.B. bu galibiyeti şu kadro ile kazandı:
YAŞAR – ERDOĞAN (SEDAT), ONUR, ALPASLAN (K), CEM – MEHMET, OSMAN, ARİF – MÜJDAT, MUSTAFA (ÖZCAN), SELÇUK.
Trabzonspor’u 1-1 ve 0-1 sonçlarla eleyen rakibi Mersin İdman Yurduyla yaptığı final maçları, Fenerbahçe için yorucu oldu, fakat güç olmadı. 8 Haziranda F.B. stadında 2-0, 15 Haziranda da Mersin’de 2-1 kazanan Sarı-Lâcivertli takım, 3 gün önce, 12 Haziran’da Bursa’da 10. kez kutladığı Türkiye Ligi şampiyonluğundan sonra, Mersin’de de 4. kez kazandığı Federasyon Kupası şampiyonluğuyla taraftarlarını mutlu kılıyordu.

1983-84 FEDERASYON KUPASI

Geçen mevsimin şampiyonu olması nedeniyle, kupaya 6. turda katılan Fenerbahçe, rakibi Karagümrük’ü 28 Martta 2-0,11 Nisanda da 1-0 yenerek çeyrek finale, çıktı. Çeyrek finalde, 18 Nisan günü, Bursasporu 2-0 yendi. Rövanş, Bursa da uzatmaya rağmen 2-0 yenik bitince, eşitliğin bozulması için penaltılara baş vuruldu. Sonuç 3-3 olunca Fenerbahçe, ilk maçtaki 2-0 lık galibiyeti nedeniyle, yarıfinale yükseldi. Bu penaltı atışları sırasında Yaşar 2 mükemmel kurtarış yapmış, Repçiç de 65. dakikada kırmızı kart görmüştür.
Fenerbahçe, yarıfinali, tek maç olarak, 16 Mayısta Beşiktaş’a 4-2 kaybetti. Zafer – Ulvi, Arnavutoviç, B.Hasan, Kadir – Rıza, Samet, Fikret (Ziya, Kenan) – Şeker Begoviç, Necdet ve Metin’den oluşan Beşiktaş’a karşı Fenerbahçe:
Yaşar – İsmail, Cem (k), Karaliç, Erdoğan, Müjdat, (B.Mehmet), Arif (Hasan), İlyas – Mustafa, Engin ve Repçiç tertibiyle oynadı. Lüxemburg Milli maçından bir gün önceki çalışmada, Selçuk’un ayağının kırılması nedeniyle, oyun düzeni bozulan Fenerbahçe’nin durumu bu tarihlerde kötü idi.
Sadık Deda da, son derecede bozuk idaresiyle, kötü oyuna tüy dikmiştir. Nitekim, Laysmenle tartışan Engin’i çıkarmış, bir favlu ceza alam dışından penaltıya çevirmiş, durum 2-2 iken, son dakikada Beşiktaş’ın nizami golünü geçersiz saydıktan sonra, uzatmada bu kez Fenerbahçe’nin 2 ofsayt gol yemesine ve 4-2 yenilmesine yardımcı olmuştur.
Final maçını, 30 Mayıs 1984 de îzmirde Beşiktaş’ı 2-0 yenen Trabzonspor kazandı ve 3. kez kupaya sahip oldu.

1984-85 FEDERASYON KUPASI

Fenerbahçe, 1984-85 mevsimi Federasyon kupasına, 5. turda 3. ligden KIRKLARELİSPOR maçıyle girdi. 21.8.1949 daki 8-0 lık BAŞAK-SPOR maçından 35 yıl sonra, 11 Kasım 1984 günü ikinci kez Kırklareli de görülen Fenerbahçe, yine coşku ile karşılanmış ve 7 bin biletli huzurunda müsabakayı 4-2 kazanmıştır. Sarı-Lâcivertliler, rövanşı da 5.12.1984 de Fenerbahçe stadında 4-0 aldılar.
Fenerbahçe, 6. turdaki rakibi 2. Ligden K.MARAŞSPOR’la, istanbul maçını, sahasının bir maç cezalı olmasından, 12 Aralıkta Ankara’da yapıt, 4-0 kazandı. Rövanşı, ilk kez gittiği Kahraman Maraş’da, Pesiç ve Şenol’un golleriyle, 2-0 alıp çeyrek finale yükseldi. Büyük sevgi gördüğü K.Maraş’taki bu ilk maçını Fenerbahçe, 26 Aralık 1984 de rekor olan 7500 seyirci önünde şu kadro ile oynamıştır: YAŞAR – İSMAİL, HASAN, ABDÜLKERİM, SEDAT – HÜSEYİN (ARİF), TUĞRUL, ÖNDER (BİROL) – CEM (K), ŞENOL, PESİÇ.
Fenerbahçe’nin çeyrek finaldeki rakibi Ligden bu yıl da ümidini kesmiş olan, Galatasaray’dı. 6 Şubat 1985 Çarşamba günü, 20 milyon 925 bin 400 Lira ödeyen, 29.569 biletli seyirci önünde Fenerbahçe stadında oynanan ilk maç, Fenerbahçe’nin ezici üstünlüğüne karşın, Galatasarayın 2-1 galibiyetiyle sonuçlandı.
Bu tarihlerde gerek Futbol Federasyonu ve gerekse Merkez Hakem Komitesi Beşiktaşlılarca işgal edilmiş durumdaydı. Bu nedenle, bu maça Yalçın Darıcı gibi zayıf bir hakemin atanmış olmasında iyi niyet yoksunluğu sezenler çoktu. Nitekim bu zat, kararlarında açıkça Galatasaray’ı tutmuş, bu arada, aynı pozisyonda ellerine top çarpan Cem ile Yusuf’dan birincisini, durum 1-1 iken, penaltı ile cezalandırmak suretiyle, Fenerbahçe’yi yakmıştır. Gösterilen genel tepki üzerine, zaten görevinin son demlerini yaşayan Darıca dinlendirilmeye çekildi.
Bu maçın 12 Şubattaki rövanşı ancak 28 Şubatta ve Yusuf Namoğlu hakemliğinde oynanabildi. Şiddetli kış ve sürekli kar, maçın 3 kez ertelenmesini gerektirmiş ve bu durum şansın Galatasaray’a güldüğüne âlamet sayılmıştır. Nitekim, 31.638 seyircinin 14 milyon 808 bin elli lira ödeyerek izlediği ve İnönü’nün balçık zemininde yapılan mücadelenin 30. dakikasında, favl yapan Raşit’e kafa atmak gafletinde bulunan Repçiç kırmızı kart görünce, fiziği üstün ve kararlı rakibi karşısında, 60 dakika 10 kişi kalan Fenerbahçe, 60. dakikada Adnan’dan yediği golle kupadan elenmiştir. Bu arada, sallanmakta olan Federasyon da, bütün Komiteleriyle istifa etti, veya etmek zorunda kaldı.
Her ne bahasına olursa olsun, Kupayı almayı amaçlamış bulunan Galatasaray, önce Beşiktaş’ı 0-0 ve 0-1, sonra da Trabzonspor’u 2-1 ve 0-0 eledi ve Kupayı 8. kez kazanarak bir iç bunalımdan da kurtuldu.

1985-86 FEDERASYON KUPASI

Bu mevsim kupa statüsünde bir değişiklik yapılmış ve Türkiye 1. Lig Kulüplerinin şampiyonaya katıldıkları 5. turdan itibaren tek maç usulü uygulanmaya konmuştur. Ancak, beraberlik halinde 2. maç yapılacaktır.
Fenerbahçe’nin 5. tur maçı Sakarya’da idi. 5 Şubat 1986 daki bu maç hakem, antrenör ve futbolcuların elbirliğiyle, 2-0 kaybedilmiş ve Fenerbahçe daha ilk maçta, lig klasmanında sonuncu durumdaki Sakaryaspor tarafından Kupadan elenmiştir.
Maçın hakemi İhsan Türe, bütün basının sözbirliği halinde vurguladıkları üzere, Fenerbahçe’yi bir kez daha yaktı. “HÜRRİYET’in şu tek cümlesi bu elenişin mahiyetini aydınlatıcıdır: (HAKEM İHSAN TÜRE 3 METRE OFSAYT OLAN POZİSYONDA GOLÜ VEREREK FENERBAHÇE’Yİ YAKTI. KOCA BİR KULÜBÜN GELECEĞİ İLE OYNADI..)
En hayati maçlarda Fenerbahçe’yi sürekli olarak vuran bu adama yönetim kurulunun bir tepki göstermemesi son derece de büyük gaflet ve sorumsuzluk örneğidir. Bu, İhsan Türe’nin Fenerbahçe’yi kaçıncı hançerleyişi idi?..
Bu mevsimin kupasını tek final maçında Altay’ı 2-0 eleyen Bursaspor kazandı ve Ligde Küme düşmekten kurtuldu.
Kupa şampiyonlarının, 1980-81 denberi, Ligde alt kümede ise 1. ye geçmesi, 1. Ligde ise, bu mevsim olduğu gibi, küme düşmekten kurtulması usulü, 1985-86 da uygulamaya konan tek maç sistemiyle, daha da sırıtınca, Futbol Federasyonu mevsim sonunda, yani 1986 Haziranında aldığı kararla, 5. turdan sonraki (tek maç) sisteminden vazgeçti. Yâni, bir sakat karar, büyük denen kulüpler aleyhine bir yıl geçerli kaldıktan sonra, kaldırıldı.

1986-87 FEDERASYON KUPASI

Fenerbahçe 5. turdan başladığı kupanın ilk maçını 29.1.1987 de Muğlaspor’la yaptı ve İsmail Kartal, Önder Çakar, ve Pesiç’in golleriyle sahasında 3-1 kazandığı maçın 4 Şubattaki rövanşını, 2. kez gittiği Muğla’da 0-0 berabere kalarak 6. tura geçti. Bu turda rakibi Denizlispor’idi.
Fenerbahçe, 18 Şubatta Denizli’deki ilk maçı, 30. dakikada yediği gole karşı, Abdülkerim ve Pesiç’in sayılarıyle 2-1 kazandı. Rövanşı da 25 Şubatta Osman Denizci ve Zafer Ünlü (2) nün golleriyle 3-2 alıp çeyrek finale geçti.
Çeyrek finalde rakip Lig liderliği heyecan ve yenme kararlığı içindeki Samsunspor’du. Samsundaki ilk maç, iyi oyuna karşın, 77. dakikada yenen golle 1-0 kaybedildi. 1 Nisanda Sadık Deda yönetiminde Fenerbahçe stadındaki rövanş ise, Sarı-Lâcivertlilerin çok baskılı oyunlarına karşın, Samsunspor’un türlü taktikleriyle, 0-0 sonuçlanınca Fenerbahçe elendi.
Maç sonrası bazı Fenerbahçeli futbolcuların, oyun süresince kendilerine (son derece ağır) küfürler ettiğini öne sürdükleri ve seyirciye el-kol işaretleri yaparak sahadan çıkan kaleci Fatih ile, sürekli tekme atan Rıfat’ı büyük bir gafletle dövmeleri Fenerbahçe’ye çok ağıra patladı.
Olayı ve gözlemci raporunu son derecede abartıp, birkaç tokat ve yumruğu, (Görülmemiş facia), kalıbına sokan G.S. ağırlıklı Federasyon’un gayretiyle, kaptan Müjdat, Abdülkerim ve Ha-san’a 4 er, İsmail, Sedat ve Zafer de 3 er ay ceza aldılar. Gene gözlemci raporunda, (2 seyirci sahaya atladı), kaydına dayanılarak, Fenerbahçe’nin 2 İstanbul maçı taşraya verildi.
Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor’un daha önce elenmiş olmaları avantajından Fenerbahçe yararlanmadığı gibi, üstelik Türkiye liginde de, cezalar nedeniyle, son 9 maçın sonuncusunda tek bir galibiyet alabilmiştir.
Federasyon Kupasının 1986-87 yarı finalinde Gençlerbirliği Malatyayı, Eskişehirspor’da Samsunspor’u elediler ve kupa 5-0 ve 1-2 Eskişehiri yenen Gençlerbirliği’nin oldu.

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 1

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 2

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 3

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 4

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 6

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 7

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 8

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 9

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 10

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 11,

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 12

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 13

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 14

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 15

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 16

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 17

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 18

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 19

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 20

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 21

Written by kesinofsayt

18 Nisan 2012 at 11:16

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

SANDIKTA GÖRÜŞÜR(MÜY)ÜZ!

leave a comment »

Bu yazıyı yazmadan oldukça düşündüm, zira çok ince bir zemin. Ancak yazılmalıydı ve yazıldı…

Fenerbahçe Spor Kulübü’ne yapılan 3 Temmuz darbesinden sonra Fenerbahçe taraftarı (bazı küçük aykırılıklar dışında) müthiş bir birliktelik gösterdi, gösteriyor. Operasyonu yapanlara karşı tepkisini demokratik yollarla her ortamda, bıkmadan, usanmadan sürekli gösteriyor. Kafasında şüphesi olanlar bile iddialar yığını ve savunmalardan sonra şüphesinden arındı ve yöneticilerine bağlılığı, inancı tazelendi. 3 Temmuz öncesinde, art niyetli olmadan Aziz Yıldırım’a muhalif olanlar bile tümüyle başkanın yanındalar şu anda.

İlk toz dumandan sonra operasyonun cemaatin devlette konumlandırılan birimleri tarafından ve hükümetin onayıyla yapıldığı kanısı iyice yerleşti birçok Fenerbahçelinin kafasında. Gösterilerde, yürüyüşlerde her siyasi kesimden, her dini inançtan, her toplumsal katmandan insan sevdasının yanında saf tutuyor. Ve hemen her gösteride cemaat ve hükümet aleyhinde sloganlar atılıyor, “sandıkta görüşürüz” tezahüratı dinmiyor. Gerçekten de böyle bir gücü var mı Fenerbahçe’nin, Fenerbahçelinin? “Var” diyenler bir daha düşünsünler. Mesela Trabzon kentindeki oy potansiyeli nedeniyle, onları küstürmemek adına Trabzonspor’un her türlü şımarıklığına göz yuman siyasiler Fenerbahçe’ye neden aynı yakınlığı, anlayışı göstermiyorlar sizce? Evet, Fenerbahçeliler çok daha büyük bir oy potansiyeline sahip. Hem de tek bir kentte değil, tüm ülkede. Ama sandığa gidildiğinde işler hiç de öyle olmadı, olmuyor… Oysa Fenerbahçelilerin siyasi parti / Fenerbahçe tercihi farklı yapılsa, yapılabilse belki de herşey bir anda değişecek.

Bu yazı aslen AKP’ye oy veren Fenerbahçeliler için yazıldı. Sadece nacizane bir ricadır, daha ötesi değil. Olamaz da… Zira bizim “başkaları” gibi insanların siyasi iradesine ipotek koymak gibi bir misyonumuz yok.

Lütfen önceliklerinizi düşününün; sevdanız mı, siyasi görüşünüz mü? Sevdanıza el uzatanlara sessiz kalmak mıdır doğrusu, yoksa sevdanıza sahip çıkmak mı? Mutlaka karşı bir görüşe meyletmek mecbur değil. Sandığa gitmemek, hatta daha da güzeli, sarı laci çubukluyla gidip “boş oy” vermek de bir tercihi, bir tepkiyi belirtir. “Sizler, hepiniz bana sahip çıkmadınız, ben de sizi istemiyorum” demektir bu…

Lütfen, ilk seçimlere kadar düşününün. Ama iyi düşünün…

Sevdanız mı, onu parçalamaya, elinizden almaya çalışanlar mı?

NOT: Bu satırların yazarı AKP’ye oy vermemiştir. Diğer kitle partilerine de güvenmemektedir ve onlara da oy vermeyecektir. Sözün özü; bu yazı “başka” bir siyasi partinin “çaktırmadan” propagandası değildir. 

Written by kesinofsayt

17 Nisan 2012 at 11:12

AKP, Fenerbahçe, Siyaset, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

IRKÇILIK… VE SOS OLARAK İKİYÜZLÜLÜK!

leave a comment »

15 Nisan 2012 Pazar günü Fenerbahçeliler için son derece güzel ve keyifli bir gündü. Önce güzel bir havada haksızlığa ve adaletsizliğe karşı anlamlı bir yürüyüş yapıldı. Yürüyüşün sonunda da aylardır anlamsız talepleriyle Fenerbahçe’yi tahrik etmeye çabalayanlara karşı hiç bir taşkınlık, hiç bir küfür, hakaret içermeyen bir maçta ezici bir oyunla futbol dersi verildi. Staddaki herkes mutlu bir günün keyfiyle evlerine döndüğünde yeni bir gündemle karşılaştılar. Trabzonsporlu futbolcu Zokora maç esnasında Emre’nin kendisine ırkçı söylemde bulunduğundan bahsediyordu ve “mümtaz ve duyarlı” Türk medyasının birinci gündem maddesi bu olmuştu. Aylardır “masumiyet karinesi” diye birşey olduğunu, bir kimsenin suçu ispatlanmadıkça masum olduğunu anlatamadığımız değerli medya mensuplarımız darağaçlarını kurmuş, pek de alışkın olmadığımız şekilde ilgili talimat maddelerini ortaya dökmüş, Emre’nin acil infazını istiyorlardı. Hoş, “istiyorlardı” lafı biraz hafif kaçıyor aslında. İstiyorlardı değil de infazı gerçekleştiriyorlardı demek daha doğru olacak sanırım.

Gelelim işin teorisine… Irkçılık TDK tarafından “insanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti, rasizm” olarak tanımlanıyor. Yani aslen hayata ve insanlara ideolojik bir bakış ve yaşam tarzı ırkçılık. Neredeyse tüm futbol hayatında farklı din ve ırktan futbolcu ile bir arada oynamış bir oyuncunun ilginç bir zamanlama ile bu suçlamayla karşılaşması oldukça kafa karıştırıcı. Emre’nin yayıncı kuruluşa bağlanarak lafı evelemesi de kendisi adına olumsuz bir durum elbette. Ola ki bu sözleri sarf ettiyse dahi bunu ırkçı olduğundan değil de haddini fazlasıyla aşan bir hakaret amacıyla yaptığını düşünüyorum. Elbette bu düşünce varsayılan söylem gerçekleştiyse onu hafifletmez. Irkçı söylem, gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemez bir durumdur. Forma rengine göre de hafifletilemez.

Ancak bugün çığlıklar atarak cadı avına çıkanların samimiyetsizliği de bu söylemin kendisi kadar değilse bile sadece bir kademe altındadır. Bugün Emre’nin varsayılan lafına karşı “insanlık adına” savaş açanların şu aşağıdakiler için neler düşündüklerini çok merak ediyorum:

  • 1996-97 sezonu. İstanbulspor ile oynanan maç sonrasında Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim rakip takımın teknik direktörü Saffe Susic için ‘‘Benim ülkemde hele bir Sırp bana hiç böyle laf edemez’’ dedi.
  • 1998-99’da Trabzonspor başkanı Mehmet Ali Yılmaz takımın İngiliz oyuncusu Kevin Campbell için ‘‘Golcü diye aldık yamyam çıktı’’ yorumunu yaptı.
  • 2000-01’de Fenerbahçe iki Yugoslav oyuncu Lazetic ve Mirkovic’i kadrosuna dahil edince başta Kazım Kanat olmak üzere bazı spor yazarlarından ‘‘bu Sırpların burada işi ne?’’ sesleri yükseldi.
  • 2002’nin mayıs ayında İsrail-Filistin sorunu alevlendiğinde İstanbul’da ve Konya’daki protesto gösterilerinde Revivo’ya yönelik ‘‘Hitler şimdi seni daha iyi anlıyorum’’ sloganı atıldı.
  • 17 Aralık 2008: Trabzonsporlu taraftarlar TFF’ye yürüyorlar. Atılan slogan “Ermeni Oğuz’a (kasdedilen MHK başkanı Oğuz Sarvan) soykırım”!
  • 27 Ocak 2011 tarihinde oynanan Galatasaray – Sivasspor Türkiye Kupası maçında Galatasaray tribünlerinden Pini Balili’ye ırkçı tezahüratlar yapıldı.
  • 10 Haziran 2011 tarihinde NTV’de başbakan R.T.Erdoğan: “Ne Ermeniliğimiz kaldı, ne Rumluğumuz“.
  • 20 Kasım 2011: İnönü Stadı’nda oynanan Beşiktaş – Galatasaray maçında trübünler Eboue’ye maymun dedi.
  • 21 Kasım 2011 tarihinde BJK TV yorumcusu Burhan Akdağ Eboue için “bu görüntüler National Geographic TV’de her gün veriliyor” dedi.
  • 1 Nisan 2012 tarihinde Trabzon’da oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçında tribünlerde açılan pankart:

Bu yukarıdakiler kısa bir araştırma ile bulunan bazı örnekler. Ermeni / Rum tohumu lafının ne kadar sık kullanıldığını hepimiz biliyoruz. Irkçılığın (ayrımcılığın) bir başka türü de kadına yönelik ayrımcılık. Yine başbakana ait olan “kadın mı kız mı bilmiyorum” en önde gelen örneklerden.

Bir kez daha soruyorum şimdi: Emre’yi infaz edenler bu yukarıdakilere karşı en ufak bir itirazda bulundular mı? Unutmayalım, haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Ama haksızlığı işine geldiği gibi bazen görmezden gelen, bazen ucuz kahramanlık yapan daha da beterdir.

Tamam, bu sözleri söylediyse Emre’yi asalım. Ama darağacına yalnız mı gidecek?

Written by kesinofsayt

16 Nisan 2012 at 08:45

BAĞDAT CADDESİ SENİ BEKLİYOR!

leave a comment »

Written by kesinofsayt

13 Nisan 2012 at 13:25

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with