FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

SİZ BU OLUP BİTENLERİ YENİ Mİ SANIYORSUNUZ? – 1

leave a comment »

Fenerbahçe’nin uğradığı haksızlıkların, ayak oyunlarının, ama tüm bunlara tek başına inatla direnmesinin yeni bir şey mi olduğunu sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz.

“Ah mirim, nerede o eski güzel günler. El ele, kol kola seyrederdik maçları.” Bir nezaket, bir efendilik halüsinasyonu ki sorma gitsin!

Tarihini bil, tarihine sahip çık. Yoksa bu günü anlayamazsın Fenerbahçeli!

1960-61 TÜRKİYE LİGİ ve F.B. NİN 2. TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU

Türkiye ligi 1960-61 mevsimi şampiyonası yine 20 kulüp arasında 27 Ağustosta başlamıştır.
İstanbul Valisi General Refik Tulga’nın emriyle Çarşamba maçları kaldırılmış, radyo-spor yayınları da yalnız Pazar akşamları ve 10 dakikaya indirilmiştir. 20 kulübün teknik adamları arasında ilk kez yapılan, (Bu mevsim hangi takım şampiyon olur?.), anketi, büyük çoğunlukla, (Fenerbahçe olur!…) sonucunu verdi.
Transfer ayında kadrosunu Karagümrük’ten Kadri Aytaç, Vefa’dan Hilmi Kiremitçi, Galatasaray’dan İsmail Kurt’la güçlendiren, ayrıca Bursa’dan Atilla Altaş ve Alpullu’dan Selçuk Hergül’ü de alan Fenerbahçe, sözleşmesi bir yıl uzatılan SZEKELY nin antrenörlüğünde, mevsimi 28 Temmuzda açtı ve lige de 27 Ağustosta 3-0 lık Vefa galibiyetiyle girdi. 10 ay sonra, 25 Haziran 1961 de 38 inci maçını tamamlarken 26 galibiyet, 9 beraberlik, 3 yenilgi ve 29 a karşı 81 gol atarak, 61 puanla 2 inci kez Türkiye ligi şampiyonu oldu. Galatasaray 60 puanla ikinci, Beşiktaş da 55 puanla üçüncü oldular. Fenerbahçe, ligde en az yenilen ve en çok gol atan takımdır. Şerefle Hilmi 35 er maçla takımda en çok yer alan; Lefter 17, Yüksel de 15 golle en çok sayı yapan futbolculardır. İşte mevsimin 38 maçının rakip ve sonuçları:

Fenerbahçe’nin 1960-61 mevsimi Türkiye Ligi şampiyonluğu kendisi için övünç, spor örgütlerimiz için de ne acı ki, utanç anısı olarak nitelenebilir. Bıı nedenle, futbol tarihimizde de özel bir yer tutar.
27 Mayıs ihtilâli üzerine, Futbol Federasyonu ve kurulları değişikliğe uğramış, Ekim ayında istifa eden Faik Gökay yerine Kurmay Albay Muhterem Özyurt federasyonu kurulmuştur. Hakem komitesi de Fed. Reisi başkanlığında, Asbaşkan Sulhi Garan, Genel Sekreter İbrahim Onuk ile Saim Kaur, Sâmih Duransoy, Halim Çorbalı ve Mustafa Çakar olarak, yine Fenerbahçesiz ve yine çoğunlukla Fenerbahçe antipatizanlarından oluşmuştur. Bu nedenle, görünüşte Fenerbahçe için durumda bir değişiklik söz konusu olmamak gerekirdi. Ancak, ligin başlamasıyla beraber, bazı çevrelerin ve belirli birkaç hakemin, (İhtilâl) havasına sığınıp, Fenerbahçe’yi daha yakından ve açıktan hedef aldıkları görülmüştür.
Fenerbahçe’nin, Türkiye liglerinde ilk kez yaşanan bir olay olarak, 19 kişilik kadrosunun tümüyle milli ve dolayısıyla çok güçlü olmasından; etkisiz kalan bu tutum, İzmir’de 19 ve 20 Kasım günleri Yüksel ile Hilmi’nin nihayet çileden çıkıp, Hakem Bedri Çakır’la Mustafa Gerçeker’e; 15 er gün ceza almalarına neden olan;
— Siz, Türk futbolunun katillerisiniz!., diye bağırmaya mecbur bırakmışlarına kadar varmıştır.
Ancak, uğradığı iddiasındaki açık haksızlıklar ve hışma rağmen, Fenerbahçe yine de ayaktadır ve ilk devreyi de G.S. dan sadece 1 puan geride ve 2. bitirmiştir.
Şampiyonada, 2. devre bir F.B-G.S. çekişmesi olarak sürüyordu. Fenerbahçe, 4 Mart 1961 Cumartesi günü, ligin 27. maçında Adana Demirsporu 5-0 yenerken, G.S. karşısında haftalardır sürüp gelen bir puanlık avantajını koruyor ve bu nedenle de her maçı ilgi ve heyecanla izleniyordu. Bu durumda, 24 saat sonra karşılaşacağı Gençlerbirliği’nin başkan ve genel kaptanı Orhan Şeref Apak’ın, bir hafta önce, Ankara’da basına:
(- YENİLİRSEK YAKAMA BİR AY FENERBAHÇE ROZETİ TAKARIM!…) demesi, maçın tansiyonunu arttırmıştı.
Karşılaşma, tıklım tıklım dolu İnönü stadında heyecanlar içinde, Gençlerbirliği’nin 3-2 üstünlüğünde sürerken, F.B. li Yüksel’in 83. dakikadaki beraberlik golünü, Laysmen Orhan Gönül’ün müdahalesiyle, sonradan geçersiz sayan Muzaffer Sarvan’la futbolcular arasında kısa bir tartışma oldu. Bu arada bölge hakemlerinden bir sivil Dz. Yarbayının sahaya girip Şerefle Yüksel’in boğazlarına sarılması ve, futbolcuların ifadelerine göre, görevli erlere:
— Ben yarbayım… alın, götürün şu edepsizleri!.. emrini vermesi gibi garip bir durum da yaşanmıştır. Fenerbahçeli yöneticilerle antrenörün sahaya koşmaları ve hakemin de duruma hakim olmasıyla, maç sürmüş ve 86. dakikada Şerefin attığı yeni bir 3. golle, 3-3 berabere bitmiştir. Ancak, aynı laysmenin, hiç bir neden yok iken, tekrar bayrak kaldırması ve bu golün de iptalini denemesi hayretle izlenmiş ve bu kasıtlı tutum seyirciden çok sert tepki görmüştür. Bu yüzden, maç sonrası piste atılan bir şişenin bir görevli eri hafifçe yaralaması, sık görülen olaylardan iken, 27 Mayıs havasına sığman kendini bilmezlerce, Fenerbahçe’yi vurmak amacıyla, abartılmış ve bir eşi yaşanmamış türlü kalıplara sokulmuştur.
Bu havanın öncülerinden İst. Hakem Kulübü Başkanı ve M.H.K. si Asbaşkanı Sulhi Garan, ertesi 6 Mart 1961 sabahı, bir kaç arkadaşıyla sıkıyönetim komutanı Cemal Tural’a gitmiş ve F.B. kulübüyle yöneticilerini son derecede ağır ve gerçek dışı suçlamalarla şikayet etmiş ve can güvenliklerinin sağlanmasına kadar, hakem arkadaşlarının İstanbul’da futbol maçı yönetmeyeceklerini bildirmiştir.
Cemal Tural, Sulhi Garan’ın, (Başta Rüştü Dağlaroğlu, olarak Faruk Ilgaz ve Fikret Arıcan) deyimiyle, adlarını sıraladığı 3 Fenerbahçelinin hemen komutanlığa getirilmeleri için kurmay albay Emin Alptekin’e emir vermiştir.

40 YIL SONRA

O günün akşam ve gecesi, ayrı ayrı yapılan çağrıların, kısmen ertesi 7 Mart 1961 Salı sabahı gerçekleşmesi sırasında, sözü edilen çok sert ve sinirli kurmay albaya muhatap olan ve o sırada yönetim kurulunda da bulunmayan R. Dağlaroğlu’na söylenenler özetle şunlardır:
(— SİZ VE KULÜBÜNÜZ ÇOK TEHLİKELİ BİR YOLDASINIZ. PAZAR GÜNKÜ SPOR VE KAMU DİSİPLİNİYLE ASLA BAĞDAŞMAZ OLAY VE TECAVÜZLERDEN SONRA, BU GİDİŞE KESİNLİKLE SON VERMEK İÇİN, SERT TEDBİRLER ALMAK ÜZERE İDİK. DUA EDİNKİ, SAYIN KORGENERAL DÜN GECE BU İŞİ SİVİLE HAVALE ETTİ. FAKAT, BİR ŞARTLA; SUÇLULAR CUMA GÜNÜNE KADAR MUTLAKA CEZALANACAKLARDIR. AKSİ HALDE, BÜTÜN SPOR FAALİYETLERİNİ 11 MARTTAN İTİBAREN YASAKLAYACAĞIMIZ GİBİ, KULÜBÜNÜZ VE SİZLERİ DE BİZ TECZİYE EDECEĞİZ.
KAMUOYUNDA ZATEN SEVİLMEYEN FENERBAHÇE KULÜBÜ, BU YASAKLARA DA SEBEP OLUNCA, ÇOK DAHA AĞIR BİR NEFRET VE SORUMLULUĞUN BASKISI ALTINDA EZİLECEK VE UYGULAYACAĞIMIZ CEZA YÖNTEMLERİYLE MUTLAKA YIKILACAKTIR… KOMUTANLIK BU KONUDA KESİN KARARLIDIR!.. BUNU BÖYLE BİLİN!…)
Bu acâip ve serapa haksız suçlamaları zaman zaman kesmek zorunda kalan R. Dağlaroğlu, eski bir anı ve olayı hatırlatarak, genç kurmay albayı yatıştırmaya çalıştı:
(— FENERBAHÇE KULÜBÜ 40 YIL ÖNCE DE SUÇLANMIŞ VE KAPATILMAK İSTENMİŞTİ. ANCAK, O SUÇLAMALAR BU GÜNKÜLER GİBİ İFTİRA DEĞİL, GERÇEKTİLER. FENERBAHÇE KULÜBÜ KURTULUŞ SAVAŞINA SİLAH VE PERSONEL ŞEVKİ ve İŞGAL KUVVETLERİNE DE DÜŞMANCA TUTUMDAN SUÇLU İDİ. KAPATMAK İÇİN BAHÇESİNDE SİLAH ÇATANLAR DA SÜNGÜ TAKMIŞ BİR İNGİLİZ BİRLİĞİ İDİ. ANCAK, FENERBAHÇEYİ HİÇ BİR BASKI ENGELLEYEMEMİŞ VE MİLLİ GÖREVİNİ DAHA BÜYÜK AZİMLE SÜRDÜRMÜŞTÜ. GENÇSİNİZ, SİZ BİLEMEZSİNİZ. FAKAT, SAYIN KORGENERALİMİZ BU TARİHSEL OLAYI PEKİYİ BİLİRLER.
DÜŞMAN ORDULARI BAŞKOMUTANI GL. HARRİNGTON’UN GİRİŞTİĞİ VE BAŞARAMADIĞI BİR DAVRANIŞIN, 40 YIL SONRA, SİZLERCE TEKRARLANACAĞINA KİMSE İNANMAZ. KALDI Kİ, FENERBAHÇE KULÜBÜ, ULU ATA’MIZ BAŞTA OLARAK, ULUSUNUN ENGİN SEVGİSİNİ KAZANMIŞ TEMİZ, MERT VE MİLLİYETÇİ BİR HALK KULÜBÜDÜR. DÜN BUNU BİR DEFA DAHA İSPAT ETTİ. YENEN HAKKINA SPORTMENCE DAYANDI VE HİÇBİR OLAYA NEDEN OLMADI. MAÇTAN SONRA SEYİRCİNİN PİSTE ÖTEBERİ ATMASININ SORUMLUSU İSE EHLİYETSİZ ELLERDEKİ SPOR TEŞKİLÂTIDIR. BU NEDENLE, UYGULANMAYA KONAN “YAVUZ HIRSIZ!..” ROLÜNE DEĞİL, SÖZLERİME İNANIN VE GÖRÜŞÜNÜZÜ GÖNÜL RAHATLIĞIYLA DÜZELTİN…)
Komutanlık anlayış göstermiş ve artık bu konu üzerinde durmamıştır. Ancak, Futbol Federasyonu ve kurulları Fenerbahçeli mutlaka vurmak özlemindeydiler. Hatta bu uğurda falsolar da yapıyor ve bunlar basın tarafından karikatürize ediliyordu. Nitekim, 2 laynsmenden Orhan Gönülün, istenen şekilde yazılı beyanı ve Nejat Şener’in de katılmasıyla toplanan merkez hakem komitesi, 6 Martta 3. bir rapor düzenlemiş, Futbol Federasyonu da bu usulsüz rapora dayanıp, Fenerbahçe Genel Sekreteri ve antrenörüyle 6 milli futbolcuyu, 3 ü tedbirli olarak, hemen Merkez Ceza Kuruluna göndermiştir.

F.B. BİR BİLDİRİ İLE İLGİLİLERİ UYARIYOR

Fenerbahçe kulübü, bu keyfi tutumu 9 Martta basın yoluyla protesto etti. Dönemin nezaketi nedeniyle, oldukça yumuşak bir üslupta yazılan ve aynı zamanda uyarı niteliğini de taşıyan bu bildiride:
Gençlerbirliği yöneticilerinin tahrikçi beyanlarıyla elektrikli bir havaya soktukları maçın, hakem ve laysmenlerce Fenerbahçe aleyhine yöneltilmesine rağmen, güzide taraftarlarımız ve centilmen futbolcularımızın haksızlıkları, sükunetle karşılaşmaları sonucu, maçın 83. dakikaya kadar olaysız geçtiği, bu dakikada kazanılan nizami golün, laynsmenin talimatname dışı ısrarıyla, sonradan iptal edilmesinin bir tahrik olduğu, buna karşın, kaptan ve futbolcuların dünyanın her yerinde olduğu gibi, iptalin nedenini sordukları, yöneticilerin muhtemel bir olayı önlemek amacıyla sahaya girdikleri ve hiç bir tecavüzün söz konusu olmadığı ve bu hususların hakem raporu ve basının yayınlarıyla da sabit bulunduğu halde, sporcu ve yöneticilerimizin suçlanmak istenmelerinin spor ahlâkı, hak ve adaletle kesinlikle bağdaşmadığı vurgulanarak, bildiri şu sözlerle son bulmuştur:
(FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ, TÜRKİYE’DE VE TÜRKİYE DIŞINDA SAHİP OLDUĞU SEVGİ VE ŞÖHRETİ, YARIM ASIRDIR GÖSTERDİĞİ SPORTMENCE TUTUMA BORÇLUDUR.
BU MÜSBET İDDİALARIMIZA RAĞMEN, ALINAN KARARLAR FENERBAHÇE KULÜBÜNÜ TELAFİSİ GAYRIMÜMKÜN ZARARLARA SÜRÜKLEYEBİLECEĞİ AŞİKÂR OLMAKLA BERABER, KULÜBÜMÜZ BÜTÜN BU HAKSIZLIKLARA RAĞMEN, MÜCADELESİNE DEVAM EDECEK VE FENERBAHÇE RUH VE AZMİNİN NE OLDUĞUNU SPOR UMUMİ EFKÂRINA GÖSTERECEKTİR. TARİH VE MAZİMİZ BUNU BİZE EMREDİYOR!.)
Bir taraftan bu bildiri yayınlanırken, kulüp başkanı Hasan Kâmil Sporel’de duruma şifahen itiraz için, aynı gün Ankarada idi. Sporel’in kendisiyle konuşmasından hemen sonra, Fed. Başkanı kurmay Albay Muhterem Özyurt’un, 10 Mart günü basında çıkan şu sözleri ilginçtir:
(- BİZ MEVZUAT NE İSE ONU TATBİKLE MÜKELLEFİZ. İNKİLÂP RUHUNA UYGUN HAREKET ETMEKTE DE KARARLIYIZ!..)
İlk cümledeki samimiyetsizlik açık.. Genel anlamda, sporla hiç ilgisi olmayan ikinci cümle ise, Fenerbahçe spor kulübünün kaderi yönünden hazindir!.. Sadece formalite gereği, ifade vermek için Ankara’ya çağrılan Fenerbahçeli yönetici ve futbolcular, vasıtalarının rotu kırıldığından, 21 Martta Düzce civarında mutlak bir felâketten mucize olarak kurtulmuşlardır.

CEZALAR ÖNCEDEN BELİRLENMİŞTİ!..

Merkez Ceza Kurulu, Fenerbahçe takımı Balkan kupası maçı için 27 Martta Atina’da iken, kararlarını açıkladı:
Şeref, Lefter, Hilmi birer; Yüksel ile Kadri 2 şer; kaptan Naci de 3 ay cezalandırılmış, antrenör Szekely bir, Genel Sekreter Faruk Ilgaz da 6 ay hak mahrumiyetine çarptırılmıştır.
Yunan basını olayı büyük başlıklarla yayınlarken, Türk kamuoyu, zaten haksız olan kararların, takım Atina’da iken ilânını ayrıca büyük anlayışsızlık saymış ve olumsuz etki böylece büyümüştür.
Ok yaydan çıkmıştı artık. Genel Müdürden itibaren, koca bir Teşkilat ve bütün kurullarıyla beraber Futbol Federasyonu, önceden tahmin edemedikleri fasit daire içinde gömülmeye başlamıştılar. Basında aynen:
(- DOSYAYI UZUNBOYLU İNCELEMEYE LÜZUM GÖRMEYEN CEZA KURULU ÜYELERİ VERECEKLERİ KARAR KONUSUNDA, ÖNCEDEN KARARLI İDİLER.). Şeklinde yorumlanan bu tutumun Fenerbahçeliler üzerindeki etkisini de, ajanslara dayanarak, basın şöyle yansıtmıştır:
(M.C.K. CA VERİLEN CEZALAR SARI-LÂCİVERTLİ KAFİLEDE BÜYÜK ÜZÜNTÜLER YARATMIŞTIR. BÜTÜN FUTBOLCU VE İDARECİLER CEZALARIN TERTİP OLDUĞUNU SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEMİŞLERDİR. GENEL SEKRETER FARUK ILGAZ:
BU CEZALAR KASITLI TUTUMLARINA ÖRNEKTİR. BİZİ ŞAMPİYONLUKTAN UZAKLAŞTIRMAK İSTİYORLAR. AMA AZMİMİZİ KAMÇILIYORLAR. 3 KİŞİ DE KALSAK GENÇ TAKIMLA SAHAYA ÇIKACAK VE MUTLAKA ŞAMPİYON OLUP LÂYIK OLDUKLARI CEVABI ONLARA VERECEĞİZ. TÜRK FUTBOLUNU UZUN BİR ARADAN SONRA, YUNANİSTANDA TEMSİL EDERKEN, BÖYLE BİR KOMPLO İLE KARŞILAŞMAMIZ HAZİNDİR.) demiştir.
CUMHURİYET gazetesi, 29 Martta (BEKLİYORUZ!..) başlıklı yazıda, Türk futbol tarihinde eşine ender rastlanan adet ve müddetteki bu cezaların, sahada sadece bir münakaşa geçmiş ve tek bir futbolcu oyundışı edilmemişken, neye dayanılarak verildiğini ısrarla sormuş, hakem ve gözlemci raporlarının mutlaka yayınlanmasını istemiş, aksi halde, sâbık zihniyeti sürdüren Federasyonun derhal istifa etmesi gerektiğini ağır bir dille belirtmiştir.
İhtilâl öncesi iktidara şiddetle karşı bir gazetenin bu ağır suçlamalarına kimse yanıt veremedi. Veremezdi. Çünkü, yurttaki olağanüstü hava siper alınıp, Fenerbahçe’yi vurmak için, (bu fırsattır, kaçırmayalım!..) denmiş, maşalar kullanılıp keyfi kararlar aldırılmış ve uygulanmıştır.

HAKEM M. SARVAN: CEZALAR TERTİPTİR!..
Bu apaçık gerçeği başka bir kalıba sokmak ve yorumlamak olanaksızdır. Nitekim, en yetkili kişi olan hakem Muzaffer Sarvan, 26 Martta İzmir’den Atina’ya gitmekte olan Fenerbahçe’lilere acı acı yakınmış ve 1 Nisan’da:
(— Federasyon, M.H.K. nin etkisi altındadır.. Cezalar haksız ve tertiplidir. Hiç bir F.B. li bana tecavüz veya hakaret etmedi..), diye gazetelerde çıkan beyanatından sonra da, 4 Nisanda basın toplantısı yapmıştır. Bu toplantıda:
(— CEZALARA ÇOK ÜZÜLDÜĞÜM İÇİN, GENEL MÜDÜR BEKİR SİLAHÇILAR’A BAŞVURUP, RAPORLARI TEKRAR TETKİK ETMESİNİ İSTEDİM. M.H.K. si ÜYESİ İBRAHİM ONUK, BANA, BU İŞİ KARIŞTIRMAMAMI SÖYLEDİ.
CEZA KARARLARININ HAKEM RAPORUNA DAYANDIĞI İDDİASINDAKİ TEŞKİLAT MENSUPLARI, SAMİMİYETSİZLİKTE DAHA DA İLERİ GİDEREK, MAÇI NEDEN FENERBAHÇE ALEYHİNE TATİL ETMEDİĞİMİ ÖNE SÜRÜP BENİ TECZİYE YOLUNA GİTTİLER. AYNEN:
“FENERBAHÇEYİ NEDEN HÜKMEN YENİK SAYMADIN?..
SON BERABERLİK GOLÜNÜ DE NİÇİN LAYSMENE UYUP İPTAL ETMEDİN?!.” SUÇLAMALARINA HEDEF OLDUM. BİZ HAKEMLERİ KUKLA GİBİ KULLANMAK İSTEYEN GAYRI SAMİMİ ZİHNİYET KARŞISINDA, ŞARTLAR DEĞİŞENE KADAR HAKEMLİĞİ BIRAKMAYA KARARLIYIM.)
Fenerbahçe kulübü basında yer alan bu açıklamadan sonra, cezaların kaldırılması için, Genel Müdürlüğün yetkisini kullanıp harekete geçmesini istemiştir. Ancak, Bekir Silahçılar:
(— Benim yetkim yok. Böyle bir müracaatı Danışma Kuruluna yollamaktan başka bir şey yapamam!..) demiştir. Oysa, talimatname, genel, müdüre:
(Cezaları 24 saatte M.C.K. na iade) yetkisi tanırken, Bekir Silahçılar bu yetkiyi, bilerek ve isteyerek, kullanmamış ve cezalar kesinleşmiştir.
Fenerbahçe kulübü, bilerek ve istenerek babalanmasının bu en son örneğinden sonra, son bir bildiri ile, B.T.G.M. lüğü teşkilatını yererken, her zaman şahit olunan küçük bir olayı kasten ve alabildiğine abartan Sulhi Garan’ı da ağır biçimde suçlamıştır.
Ankara hakemler kulübü 11 Nisanda yayınlanan bir bildiri ile:
“Mutlaka ceza vermek için, görülmemiş biçimde yeni raporlar düzenleyen” M.H.K. nin bu tutumunu:
(Türk sporu için kara bir leke!…) olarak nitelemiştir.

CEZALI 6 GOL 6!…

Fenerbahçe takımı, cezalı 6 futbolcusundan yoksun olarak, ilk maçını 16 Nisan 1961 de İstanbulspor’la yaptı. 6-2 kazanırken, onbinlerce seyircinin stadı inleten:
(Cezalı 6, gol 6!..) temposu, 1960-61 Türkiye liginin ilginç ve çok önemli anılarındandır..
Ankara’ya alınan 3 Mayıs Beşiktaş karşılaşmasında demir kapılar kırılmış, 32.525 biletli ile Türkiye için rekor bir kalabalık önünde yapılan bu gece maçını, Hilmi’nin 27. dakika golüyle, 1-0 Fenerbahçe kazanmıştır.
İzmirde 3 gün sonra Karşıyakayı 3-1 yenen Fenerbahçe, asker olan Özcan, Osman, Avni, Hüseyin ve Çan’ın da, çıkan yeni bir emirle oynayamamalarına karşın, Altay ve Vefa ile 1-1 berabere kalırken, Galatasaray İstanbulspor’a yenilmiş, San-Lâcivertlilerin ise az sonra, aynı sahada, Beykoz’u çok canlı ve çabuk oyunla, 5-2 yenmeleri şampiyonluklarını ilâna yetmiştir.
Fenerbahçe takımı bu tarihsel şampiyonluğu onbinlerce taraftarının her zamankinden daha coşkun ve gönülden alkış ve gösteriler arasında, 24 Haziran 1961 günü, İnönü stadında çok görkemli bir şeref turuyla kutladı.
Fenerbahçe’nin 1960/61 Türkiye ligi şampiyonluğu, spor ahlâkı ve hukuk dışı bütün tertipleri bileğinin gücüyle yenip kazanmış olması bakımından, futbol tarihimizde son derecede anlamlı bir başarıdır.
Bu şampiyonluğun unutulmayacak yönlerinden biri de, futbolculardaki kulüp sevgisi, onur kavramı ve yenmek azminin amatörlük dönemini bile aşan bir düzeye çıkışıdır.
Kulüp ve şahıslarının, hatta yöneticilerinin uğradıkları komploların ağırlığını kavrayan bu gençler, bütün çirkin tertiplerin üstesinden gelmeyi bir şeref ve vicdan borcu sayarak, mücadele edip başarıya ulaştılar. Zaten, ihtilâl rejiminde böyle çok sakıncalı ve kolayca kim vurduya gidilen iftira ve komplolara hedef oluşun takımda hırslı ve yürekli futbolcuların bol sayıda bulunduğu bir döneme rastlamasını, Fenerbahçe kulübü için, iyi bir şans olarak nitelemek yanlış olmayacaktır. Bütün bu nedenlerle, Fenerbahçe’nin 1960-61 şampiyonluğu, bu kulübün tarihinde, kulüp sevgisi ve spor haysiyet anlayışı bakımlarından da örnek alınmaya değer.

Rüştü Dağlaroğlu, 1907 – 1987 Fenerbahçe  Spor Kulübü Tarihi

Reklamlar

Written by kesinofsayt

06 Nisan 2012 10:44

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: