FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

1907-1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 4

leave a comment »

1980-81 TÜRKİYE LİGİ

Lig 13 bölgeden 16 kulüp arasında 23.8.1980 de başladı.
Futbol kalitesinin sürekli düşüşü karşısında yabancı antrenör kullanma izni çıkmış, gençler şampiyonası bölgesel şekle dönüştürülmüş, maç fiyatları 100, 200 ve 300 liraya çıkarılmıştır. Fenerbah çe kulübü de galibiyet primlerini İstanbul 10, taşra 15 bin, beraberlikleri de 5 bin ve 7.500 e yükseltti.
Temmuzun ilk 15 gününe indirilen transfer süresinde, basına göre, 195 milyon lira harcayan kulüplerden Fenerbahçe 25 milyonla baş sırayı tutmuştur. Ancak, Fenerbahçe’nin rasyonel davranmadığı öne sürülmüş, kadronun da daraldığı görülmüştür. Nitekim, Sakaryaspor’a İbrahim Ejder’den sonra, verilen Fuat, Coşkun, Yenal, tuna, Zafer, Emin, Bahri ve Sanyere verilen Hayri’ye karşı, Fikret Kadıoğlu, Mehmet Hacıoğlu, Osman Günay, Esat Öksüzcük ve Suat Günal adlı amatörlerle Aydın’dan Sedat Karaoğlu, alındılar. Zonguldakla Beşiktaş arasındaki anlaşma nedeniyle, 10 milyona mal olan İsa Ertürk’ü, basın, (YILIN ASTRONOMİK TRANSFERİ), olarak adlandırdı.
Fenerbahçe mevsimi, (ünlü) olarak tanıtılan Alman FRİEDEL RAUSCH ve yardımcısı Arda Vural nezaretinde dereağzı sahasında 12 Temmuzda açtı. Takım aynı gün K.Hamam’a, 19 Temmuzda da 20 günlük hazırlık kampı için Almanya’ya uçmuştur.
Frankfurt’ta talebe ve işçilerin, çiçek yağmu-ruyla karşılanan ve DUİSBURG’da WEDAU spor okuluna yerleşen takım 9 hazırlık maçı yaptı. Bu arada HERTHA BERLİN, TENNIS BORUSSİA ve Yunan A.E.K. takımları arasında (ULUSLARARASI BERLİN FUTBOL TURNUVASI), nı kazandığı gibi, 3 Ağustosta OFFENBACH da, Bakırköy Akıl Hastanesi yararına tertiplenen yurt dışındaki ilk maçlarında Galatasaray’ı 3-2 yenip (VATAN KUPASI) nı aldı.
Fenerbahçe, Almanya dönüşü 16 Ağustos ta T.S.Y. kupasında olağanüstü güzel oyunla G.S. ı 5-0 yendi ve bir hafta sonra da Türkiye ligine 1-0 lık Ordu deplasman galibiyetiyle ve şampiyonluk ümitleri vererek girdi. Aşağıdaki tablo Fenerbahçe’nin 1980-81 Türkiye ligindeki rakiplerini ve aldığı sonuçlan gösterir:

Fenerbahçe 8. hafta lider Adanaspor’u İstanbul’da 1-0 yenip lider oldu. Ancak, 1 hafta sonra, 1-1 lik Mersin deplasmanı, bu ünvanı gol averajıyla Trabzonspor’a bırakmasına neden olurken, kasitli Rize deplasman yenilgisinden sonra, 5-0 lık Bolu galibiyetini takip eden 3-1 lik G.Antep yenilgisiyle görülmemiş boyutlara varan maddi ve manevi çöküş de başladı… Gerçekten, hızı kesilen ve bir kolej takımı görünümündeki Fenerbahçe kadrosunun, Türkiye koşullarındaki bir ligde, başa oynamasının olanak dışı olduğu, haftalar ilerledikçe, kendini göstermeye başlamıştır.
Düşülen bu kötü durum teknik kadro ile yönetimde huzursuzluk yaratmış ve ilk devreyi liderden 7 puan farkla 4. kapayan Fenerbahçe, ikinci devre, bu duruma rahmet okutarak, tarihinde ilk kez 10’uncu olmuştur.
Fenerbahçe 9 galibiyet, 11 beraberlik, 10 yenilgi almış ve 27 ye karşı 31 gol atmıştır. 16 galibiyet, 7 şer yenilgi ve beraberlik alan ve 21 e karşıda 41 gol atan Trabzonspor 39 puanla 5 inci kez şampiyon olurken, Adanaspor’la Galatasaray 34. er, G.Antep 33 ve Beşiktaş ta 31 puan aldı.
Küme düşmekten 29 puan ve gol averajıyla kurtulan Fenerbahçe, bu durumuyla 1971 den beri ilk kez olarak Avrupa kupaları dışında kalmıştır. Oysa 1981 yılı uluslararası istatistiklerde yine de çok şerefli bir yer tutmakta ve 17 kez katıldığı Avrupa kupalarının 411 kulübü arasında baştan 10 uncu sırada yer almaktadır.
Bir gerçektir ki, 1980-81 mevsimi Fenerbahçe futbolu, eşini yaşamadığı acı durum ve tutarsızlıklar arz eder. Bunda, kadronun yetersizliğiyle, işlenen idari ve teknik büyük hata ve gafların rolleri başta gelir. Gayret ve enerjileri daha lig öncesi tükenen futbolcular yenilgileri normal karşılar bir havaya girerlerken, zaten, çok dar olan kadro, zamansız ve hesapsız satışlarla iyice zayıf düşürülmüştür. Orta sahanın kilit adamı Önder’in, 15. haftadan sonra kadrodışı bırakılması ve 2 inci ligden Sakaryaspor’la Fenerbahçe arasında süren satış muamelelerinden çok kez Rausch ve yöneticilerden çoğunun haberdar dahi olmadıkları iddiaları, Fenerbahçe kulubünün bu mevsim de sürüp gelen talihsizlik ve gariplikleri arasındadır. Bu hal, olumsuz ve tutarsız davranışları birbirini kovalayan Alman teknik direktör için de bir savunma silâhı olmuş, her yenilgiden sonra, basında:
— Bu dar ve tecrübesiz kadro ile daha iyi bir sonuç beklenemez!… şeklinde demeçleri yayınlanmıştır.
Lige havlu atmak anlamındaki bu tutum ve demeçlerin ne büyük gaflet olduğu şu örneklerle görülecektir ki, 25. haftanın Adanaspor maçında, Raşit Çetiner’in 87. dakikada attığı golle beraberlik kurtarılmasaydı Fenerbahçe küme düşmüştü.
23 Mayıstaki son G.Antep maçı 1-0 yenilgi yerine, kazanılsaydı, Fenerbahçe 4 üncü olacaktı,
Ligin 4.4.1981 deki 24. haftasının 1-0 lık Eskişehirspor maçında Raşit’in 53. dakikada attığı gol, 18. haftanın Adana D.Spor maçında Mustafa’nın 82. inci dakikadaki golünden beri, Fenerbahçe’nin ligde 511 dakika süren ve tarihi boyunca eşi yaşanmamış gol kısırlığının basında vurgulanmasına neden olmuştur.
Birçok yanlış tutumlarla kendi içinden vurulan Fenerbahçe, bu mevsim, her zamanki gibi, dışardan da hançerlendi. Bu konuda Merkez Hakem komitesinin rol ve suçu büyüktür. Bu kurul Fenerbahçe maçlarında, adeta kasıtlı havasını yaratırcasına, isabetsiz tayinler yapmakta bu mevsim de ısrar etti. Özellikle Nihat Özbirgül’ün bu mevsim de süren (kin)i, nihayet, Fenerbahçe ile beraber, kendisi için de acı bir sonuçla noktalandı. Rize deplasmanında bu zatın Fenerbahçe’ye savurduğu en son silâh bu kez geri tepmiş ve hakemlik hayatının sonu olmuştur. Basındaki, 8 Aralık 1980 günlü, başlıklar, bazı idraksiz kişilerin hakemlik müessesesinin güvenirlik ve saygınlığını nasıl baltaladıklarına yeni örneklerdir:
HÜRRİYET: FENERBAHÇE’Yİ HAKEM YAKTI.. HAKEM FENERBAHÇENİN CİĞERİNİ SÖKTÜ.
MİLLİYET: REZALET…. FENERBAHÇEYİ RİZE’DE HAKEM ÖZBİRGÜL YIKTI.
Fenerbahçe kafile başkanı TALHA ALTINBAŞAK basında:
(— BU HAKEM FENERBAHÇE ALEYHİNE AYARLANAN BİR KOMPLONUN KAHRAMANLARINDANDIR!..) derken, Rausch’da: — HAKEM ÖZBİRGÜL CİNAYET İŞLEMİŞTİR. BEN BÖYLE ŞEY GÖRMEDİM. İKİ GÜZEL GOL ATIYORUZ İKİSİNİ DE VERMİYOR..) demiştir.
Nihat Özbirgül’ün, büyük cür’etle, (FENERBAHÇE’Yİ YAKACAĞIM!..), sözü üzerine, basın ateş püskürürken, Fenerbahçe kulübü, bu tehdidi de ele alıp görüş ve şikâyetlerini bir bildiri ile Teşkilât ve kamuoyuna açıklamıştır. Bu bildiri etkili oldu ve artık görev verilmeyen Özbirgül, bir kaç yakınmadan sonra, hakemliği bıraktığını ilân etmek zorunda kaldı.
Bu mevsim 1-0 la sonuçlanan 2 G.S. ve bir Beşiktaş yenilgisi ilginç anılar oldular. 28 Aralıkta G.S. ın kazandığı maçtan sonra:
HÜRRİYET: YILLARIN ÖZLEMİ. G.S. NİHAYET OH!… DEDİ.
MİLLİYET: SARI-KIRMIZILILAR ŞEYTANIN AYAĞINI KIRDILAR.
TERCÜMAN: 5 YIL SONRA GELEN MUTLULUK.
gibi anlamlı başlıklar atarken, diğer birer galibiyet için G.S. Çakıl gazinosunda “ÇILGINCA” eğlenmiş, Beşiktaş da rekor olan 40 ar bin lira prim dağıtmıştır.
Galatasaray ile Beşiktaş’ın bir Fenerbahçe galibiyetine, hem de Sarı-Lâcivertlilerin en kötü ve güçsüz dönemlerinde, ne kadar susamış ve ne derecede değer verir olduklarının bu işaretleri, 1980-81 mevsiminin ilginç anıları arasında yer almaya değer…

1981-82 TÜRKİYE LİGİ

İkinci lig grup şampiyonlarından başka, yeni uygulama ile, Federasyon kupası şampiyonu ANKARAGÜCÜ nün de alınmasıyle, 1981-82 Türkiye ligi, yine 13 bölgeden, fakat 17 takım arasında, 5 Eylül 1981 de başladı.
Genç takım deplasmanları, yabancı futbolcu ve hakem yasağı sürdürülmüş, stad giriş ücretleri de 150, 300 ve 500 liraya yükseltilmiştir. Transfer harcamaları kabarmış, Ankaragücü Boluspor’dan 28 milyon liraya aldığı Halil İbrahim ile transfer de ücret rekoru kırmıştır.
Fenerbahçe, G.Antep’ten kaleci Yaşar Duran, Adana D.Spor’dan Hüseyin Keskin, Rizespor’dan Osman Denizci, Arif Kocabıyık ve Zafer Dinçer, Bursaspor’dan Bahtiyar Yorulmaz, Mersin’den Özcan Kızıltan ve Edirnespor’dan kaleci Nurettin Yıldız’ı almış, 2 milli G.S. lı Güngör Tekin ve Erdoğan Arıca’yı, Raşit Çetiner’le takas yoluyla renklerine katmıştır. 2 devre arasında Standart Liege’li milli Erhan Önal ile de, mevsim sonuna kadar, 6 aylık anlaşma yapıldı.
Bunlara karşı, Galatasaray’a verilen Raşit’den başka, Ali Kemal Denizci ile kaleci Adem İbrahimoğlu Beşiktaş’a, Önder Mustafaoğlu ile Erol Togay Adana Demirspor’a, Yaşar Yiğit Zonguldak’a, İsmail Göksu Anadolu’ya, Suat Günal ve Esat Öksüzcük Mersin’e verilmişler, Şevki Şenlen de serbest bırakılmıştır. Ayrıca, Sedat Karaoğlu ve Hasan Yıldızeli de Göztepe’ye kiralandılar.
Görüldüğü gibi, takım köklü bir değişikliğe uğramıştır. Ancak, burada, Raşit, Önder ve Adem’in Fenerbahçe’den kopmamak için gösterdikleri çaba ve direnişi takdirle işaretlemek gerekir.
Fenerbahçe kulübünün mevsimbaşı durumunu aydınlatması bakımından ikibuçuk aylık yönetim kurulunun başkanı Ali Şen’in 4.7.1981 de basında yer alan sözlerini şuraya almakta yarar vardır:
(— 12 Nisan 1981 olağanüstü kongresinde sayın üyeler görevi bize verdiler. Arkadaşlarım çok yoğun işlerine rağmen, gece gündüz “GÜÇLÜ FENERBAHÇE” için çalışmaktalar. KISA SÜREDE, 2 YILDIR HEP SATILAN, AMA TAKVİYE EDİLMEYEN FUTBOL TAKIMINI YENİLEDİK. ANTRENMAN SAHASININ ÇİMLENDİRİLMESİNE ve soyunma odalarının çağdaş düzeye getirilmesine başladık. FENERBAHÇE SPOR VAKFINI KURUYORUZ.
GÖREVİ ALIRKEN BORÇ PARA VERMEYECEĞİMİZİ, FENERBAHÇE’NİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ KAYNAK OLARAK KULLANIP, bu büyüklüğe paralel büyük paralar sağlayacağımızı söylemiştik. 2,5 ayda toplanan 100 milyonun hepsi gelir olarak elde edilmiştir, bu gerçek, Fenerbahçe iyi yönetildiği takdirde neler yapılabileceğinin en güzel kanıtıdır.
FENERBAHÇE FUTBOL TAKIMI, NE YAZIK Kİ, SON YILLARDA BÜYÜKLÜĞÜNÜ kaybetmiş, büyüklük sadece TRİBÜNLERDEKt MUHTEŞEM TARAFTARLARIMIZDA KALMIŞTI. O büyük taraftarlarımıza kendilerine yaraşır bir takım vaadetmiştik. Zaten, Fenerbahçe’nin 2 yılda 60 gol yiyip AVERAJLA KÜMEDE KALABİLEN FUTBOLCULARINI YENİLEMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOKTU. 2 YILDA 20 YE YAKIN FUTBOLCU SATILIRKEN TAKIMIN İSKELETİ DE KAYBEDİLMİŞTİ. Biz, büyük bir yükün altına girerken, en az 4 yıl mükemmel hizmet verebilecek güçlü bir kadro oluşturduk. Futbol okulu çalışıyor. YILLARDIR, ADETA BİTKİSEL HAYATA GİREN AMATÖR BRANŞLARIMIZA DA, GÖRÜLMEMİŞ BİR HAREKET İÇİNDE YENİDEN HAYAT VERİYORUZ.
FENERBAHÇE’Yİ PRENSİPLERİN HÂKİM OLDUĞU BİR KULÜP YAPMAK EMELİMİZDİR. AVUÇLARINA MİLYONLAR SAYDIĞIMIZ, HERKESE KISMET OLMAYAN FENERBAHÇE FORMASINI TESLİM ETTİĞİMİZ FUTBOLCULARIMIZDAN O FORMAYA SAYGILI OLMALARINI İSTEMEK KAÇINILMAZ GÖREVİMİZDİR. HİÇ BİR SPORCU FENERBAHÇE FORMASINDAN DAHA BÜYÜK OLAMAZ.
BİZ NE GRUPÇULUĞU NE DE KONGREYİ DÜŞÜNÜYORUZ. SADECE BÜYÜK FENERBAHÇE’Yİ DÜŞÜNÜYOR VE ÇALIŞIYORUZ…)
Fenerbahçe, 1981-82 mevsimine 5 Temmuz günü A.S.Yen stadında 10 bin taraftarın sevinç ve (EN BÜYÜK FENERBAHÇE!..) tezahüratı arasında girdi. Fenerbahçe marşından sonra futbol okulu öğrencileri sahada F.B. yazmışlar ve kurban kesilmiştir, Ali Şen konuşmasında:
— GEÇEN YIL BAŞLARIMIZ EĞİKTİ. BU MEVSİM BAŞIMIZ DİK OLACAK!., demiş ve bu sözler genel görüşün de ifadesi olmuştur,
Fenerbahçe takımı 7 Temmuzda yönetim kurulundan Vedat Çolpan başkanlığında ve 31 kişi olarak, 2. kez Wedau spor okulundaki 3 haftalık kampa gitti. Yaptığı 9 hazırlık maçında ünlü Fransız takımı F.C. NANTES ile 2-2 berabere kalıp çok çetin geçen rövanşı 1-0 kazandı. 19 Temmuz 1981 de HERNE de Beşiktaş’la yurtdışında 8 bin seyirci önünde yaptığı ilk maçı 1-0 kazanıp WESTFALİA kupasını aldı. 26 Temmuzda ise OFFENBACH da, 3 bin kişi önünde 3-0 yenildi.
Hazırlığını İstanbulda 2 Ağustosta 1-1 lik ünlü Ajax maçıyla sürdüren Fenerbahçe, 5 Ağustosta geçen yıldan ertelenen, T.S.Y. kupası Beşiktaş maçını 1-0 kazanıp üstüste 3 üncü yıl şampiyon olunca, “Challenge Coupe” u da müzesine götürdü.
48 günlük hazırlık döneminde 17 maç yapıp 11 galibiyet, 4 beraberlik, 2 yenilgi alan ve 17 ye karşı 46 sayı yapan Fenerbahçe’nin, 5 Eylülde başlayan 32 maçlık uzun Türkiye ligi maratonuna, ne yazık ki, oldukça yorgun gireceği açıktır. Sarı-Lacivertli takımın 1981-82 Türkiye liginde 16 rakibine karşı aldığı sonuçlar aşağıdadır:

Fenerbahçe, henüz zinde iken, 7. hafta lider oldu. Ancak, 10. haftanın Beşiktaş yenilgisiyle beraber, kaderi ile dışardan da oynanma faslı başlıyordu. Bu maçta hakem Özer Kızıltan’la laynsmen Haşim Gökalp’in, Fenerbahçe’nin 84. dakikadaki beraberlik golünü FAVL-OFSAYT çelişkili görüşleriyle geçersiz saymaları, hem bu bayatlamış numaralardan artık herkesin tiksindiğini, hem de Fenerbahçe’nin, başta Futbol Federasyonu olarak, Beden Terbiyesi Teşkilâtı iç ve dışındaki bilinen mekanizma karşısında, bu mevsim de çok dikkatli olması gerektiğini gösteriyordu.
Nitekim kulüpçü bir foto muhabirinin, bir ara, kale arkasında tedavi gören Bahtiyar’a hakaretler savurması, maç sonrası da, koridorda saldırıya uğradığını iddia ile mahkemeye başvururken işe Rauch ile Güngör’ü de katınca, Federasyon Başkanının Güngör hakkındaki yersiz ve tehditkâr sözleri çok garip karşılanmıştır. Nitekim, mahkemenin ilk duruşmada Fenerbahçelilerin suçsuz oldukları kararma karşı, Yılmaz Tokatlı’nın Güngör’ü, tedbirli olarak ceza kuruluna göndermesi kendisi için olumsuz bir not olmuştur.
Başkan Ali Şen’in:
(— Güngör’ün Ankara deplasmanı arefesinde tedbirli olarak ceza kuruluna verilmesinin nedenini anlayamadık, sorduk. Cevap alamadık. Maçta sarı kart bile görmemiş, sahadan atılmamış bir futbolcu için alman bu karar görülmüş şey değildir. Bu, Fenerbahçe’ye karşı bir komplodur.
Fenerbahçe’yi darbelemek, hukukuna tecavüz etmek Türk futboluna hizmet değildir. FENERBAHÇE’NİN GÜZEL FUTBOL VE BAŞARISINDAN RAHATSIZ OLANLAR VAR Kİ BÖYLE TUTARSIZ KARAR ALINIYOR. FENERBAHÇE’NİN HAKKINI KİMSEYE YEDİRMEYİZ!..), sözleri, Fenerbahçe’nin tertipler karşısında uyanık; ancak, Türk sporu’nun yapısı ve de kaderi gereği, bu uyanıklığın, etkisiz ve yararsız kaldığını kanıtlaması bakımından ilginçtir.
Nitekim; hemen aynı hafta sonunda, 29 Kasımdaki Ankara deplasmanı, komplo’nun su yüzüne çıkmasını geciktirmedi. Tedbir kararı Fenerbahçe kulübüne, maçtan yarım saat önce, alelacele, 19 Mayıs stadının şeref tribünü merdiveninde iletildi. Kararın, Fed.Genel Sekreterince, o saatlerde, yani tatil günü ve usulsüz olarak hazırlanıp, tebliğ edildiği anlaşılmış, ancak, Fenerbahçe’nin canlı ve kararlı oyunla Ankaragücü’nü 3-1 yenmesi bu maksatlı ve usulsüz davranışın boyutlarının sınırlı kalmasını sağlamıştır.
Hatırlamak gerekirki, bu tarihte yurtta ne 27 Mayıs 1960 ihtilâli sonrası, ne de anarşik dönem yaşanıyordu. Aksine, 12 Eylül 1980 harekâtı memlekette yok olan huzur ve sadece kağıt üzerinde kalan hukuk düzenini de egemen kılmıştı. Bu nedenle, Fenerbahçe kulübü başkanının yukardaki haklı sızlanışının ilgili makamca hemen gözönüne alınması ve araştırılması gerekirdi. Ne çare ki, sporumuzdaki ezeli başıbozukluk, Fenerbahçe konusunda bu hukuk düzeni içinde de sürmüş ve sürdürülmüştür.
Fenerbahçe, Zonguldak’ta galibiyet golünün iptaline karşın, 13. hafta tekrar lider oldu. 3 Ocaktaki Trabzon deplasmanında ise, bir galibiyeti daha, 88. dakikada açık ofsayt golle çalınıp beraberliğe düşürülürken, Karadenizli rakibinin sürüp gelen şansı ve korumacılık bir kez daha yaşandı. Bu tarihsel gerçeği basındaki manşetler pek güzel kanıtladılar:

TERCÜMAN-(FENERBAHÇE TRABZONSPORA GALİP, HAKEME MAĞLUP: DÜN İŞLENEN HAKEM SUÇUYLA BİRLİKTE SARI-LÂCİVERTLİ TAKIMIN BU SEZON BEŞİKTAŞ, ZONGULDAKSPOR MAÇLARINDAN SONRA 3. PUANI DA DÜDÜK-BAYRAK MEGALOMANİSİNDE UÇUP GİTTİ.)
GÜNAYDIN-(FENERBAHÇE’Yİ HAKEM YAKTI. FUTBOL ADINA UTANÇ DUYULACAK BİR HAKEM ÜÇLÜSÜ İZLEDİK. TARTIŞMASIZ OFSAYT OLAN GOLE GÖZ YUMUP BİR TAKIMIN PUANINA KAN DOĞRAYAN BÖYLE BİR ÜÇLÜYE SÖYLENECEK, “ZAVALLILAR!..” DAN BAŞKA BİR SÖZCÜK OLAMAZ.)
HÜRRİYET-(HAYDİ BAKALIM. FENERBAHÇE, “DAVACI”, AMA DERDİNİ KİME ANLATACAK ŞİMDİ.
MAÇIN TV DEN NAKLİ İSTENDİ. BASKI, BASKI…. “TAMAM”, DENİLDİ. BİR YAĞMUR, BİR SOĞUK-EN AZ 3 MİLYON ZARAR ETTİ, FENERBAHÇE.. DİYELİM Kİ BU FENERBAHÇE’NİN İDARİ HATASI!.. YA HAKEMİN HATASI?… 1-0 GALİPTİ FENERBAHÇE ve MAÇIN BİTMESİNE 2 DAKİKA KALMIŞTI. TRABZONSPORLU MUSTAFA DEPAR YAPARKEN YAN HAKEM OFSAYT İŞARETİ VERİYORDU. YILMAZ ÖNEN ONA BAKMADI BİLE. BİR ORTA. FENERBAHÇE BİR PUAN VERMİŞTİ. EN AZINDAN 3 MİLYON ZARARA UĞRAMIŞTI. EVET, FENERBAHÇE “DAVACI” İDİ. ama, DAVASINI KİME ANLATACAKTI!…)

Bu kitapta basından bu çeşit nakillere sık sık rastlanıyor. İlginç nokta, bu gibi yayın ve eleştirilerde hakkı yenenin genellikle Fenerbahçe kulübü oluşudur.. Fenerbahçe ve Fenerbahçeli kimseyi kıskanmaz ama, onu kıskananlar çok… Spor ve spor ahlâkına uymayan bu durum ve tutum artık bir son bulsa, denir. Ama, işte 1982 de halâ sürüyor.
Fenerbahçe 1981-82 Türkiye liginin ilk devresini 4 üncü Galatasaraydan 3, beşinci ve 6 ncı Beşiktaşla Trabzonspor’dan 4 er puan ilerde ve averajı da çok üstün olarak, 23 puanla lider bitirdi.
Fenerbahçe’nin iki devre arasındaki bir buçuk ayda dinlenmesi sakatlarını tedavi ettirip 2. devreye zinde girmesi gerekirken, tamamen aksi bir tutum izlenmiş ve bu yanlışlık yıkım olmuştur:
Dördüncü kez, (BERLİN ULUSLARARASI SALON FUTBOL TURNUVASI) na gidilip 10 maç oynandı. Ardından, Kuzeyden Güney’e, Kıbrıs’a inilip 4 müsabaka yapıldı. 2-8 Şubat arası (Hürriyet) gazetesince yurdumuzda ilk kez ve F.B., G.S., Beşiktaş, Vefa, Anadolu ve Sarıyer olarak, 6 kulüp arasında tertiplenen (SALON FUTBOL TURNUVASI) nı 5 maçta yenilmeden kazandı. Bir hücumbotu inşası için 4 kulüp arasında tertiplenen turnuvada, 13 Şubatta Beşiktaş’ı 1-0, ertesi gün de Trabzonspor galibi G.S. ı 4-1 yenerek (DONANMA KUPASI) nı aldı.
Fenerbahçe’nin bu son G.S. maçına 8 sakatından ikisini oynatıp takım kurabilmiş olması, 2 inci devre için çok kötü işaretti. Nitekim, bu devre, 21 Şubatta 1-0 lık Bolu deplasman yenilgisiyle başladı ve bunu, penaltı golüyle kaybedilen, Sakaryaspor yenilgisi izledi. Ardından, çıkılan 4 bin km. lik deplasmanın ilk maçı olan G.Antep Federasyon kupası karşılaşmasını kaybeden Fenerbahçe, 20 Martta lig için gittiği Trabzonda da 1-0 yenilirken liderliği de, 1 puan farkla, İstanbul’da Zonguldakspor’la berabere kalan Beşiktaş’a bıraktı..
Liderlikten düşen Fenerbahçe, Trabzon dönüşü Necdet Niş’e yol vermiş, 7 Nisandaki 2-0 lık G.S. yenilgisi ise bardağı taşıran son damla olmuştur. Maçtan bir saat sonra, yönetim kurulu toplanmak üzere iken, eşofmanla odaya giren F.Rausch, hemen kabul olunan istifasını sundu.
Fenerbahçe 11 Nisanda Eskişehir’de berabere kalırken, Trabzonspor G.S. ı yenip liderliğe yükseliyor, 2 nci Fenerbahçe de, 100 er bin lira prim vaadine rağmen, 2 Mayısta G.Antep’de 2-0 yenilince şampiyonluğa kesin olarak veda ediyordu. Bu maçta, bütün topları rakiplerine kaptıran Erhan Önal’a ertesi gün yol verildi.
Lider Trabzonspor’dan 5 puan aşağı düşen Fenerbahçe’nin, 9 Mayısta 1-1 lik Beşiktaş maçıyla beraber toparlandığı görüldü. NECDET NİŞ, RAUSCH ve ERHAN gitmiş, Fenerbahçe de düzelmiştir. Ancak, artık çok geçti. Beşiktaş ile Trabzonspor, oltalarına takılan kocaman şampiyonluk balığını kaçırmamak için dikkatlerini arttırmışlardı. Şampiyonluk ve 2 cilik düğümü, 39 puanlı Fenerbahçe’ye karşı, 41 ve 42 şer puanlı Trabzonspor’la Beşiktaş arasındaki 6 Haziran maçıyla çözülecekti. Bu nedenle, futbolumuzda ilginç bir hafta yaşandı:
Beşiktaş’ın galibiyeti, 1967 denberi, 15 yıllık bir şampiyonluk özlemini giderecek, Trabzonspor’un kazanması ise, onu üst üste 4 şampiyonlukla rekor sahibi edecekti.
İki kulübün teknik adamları Dorde Miliç ve Ahmet Suat Özyazıcı’nın bu maç arefesinde basında birleştikleri şu sözleri Fenerbahçe’nin heba edilen şampiyonluğunun kanıtıdır:
(FENERBAHÇE İLK DEVREYİ 4 PUAN İLERİMİZDE VE AYRICA DA YÜKSEK AVERAJ FARKIYLE BİTİRDİĞİ ZAMAN BİZİM ŞAMPİYONLUKTA HİÇBİR İDDİAMIZ KALMAMIŞTI… BİZE BU GÜNÜ, BÜYÜK GAFLET VE İNANILMAZ YANLIŞLARIYLE, FENERBAHÇE İKRAM ETTİ…)
6 Haziran maçı golsüz bitince Beşiktaş 1 puan farkı korumuş oldu. Son haftanın olaylı Eskişehir maçını ise hükmen kazanarak, 4. kez şampiyon oldu. 14 galibiyet, 6 beraberlik, 2 yenilgi almış, 17 ye karşı 38 gol atıp 44 puan toplamıştır. Trabzon 43 puanla 2., aynı hafta Kocaelispor’u 5-1 yenen Fenerbahçe 41 puanla üçüncü olmuş, 4. Zonguldakspor da 37 puan almıştır.
Fenerbahçe, 15 galibiyet, 11 beraberlik, 6 yenilgi ve 26 ya karşı 48 golle ligin en çok kazanan ve en fazla gol atan takımıdır.. Onur 31, Selçuk 30 maça katılmış, yine Selçuk 16 golle mevsimin gol kralı olunca, bu yıl ilk kez konan 100 bin lira mükafatı almıştır.

1982-83 TÜRKİYE LİGİ ve F.B. NİN 10. TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU

‘Türkiye ligi 1982-83 şampiyonluğu, 25 yıllık tarihinde en yaygın olarak, 14 bölgeden 18 kulüp arasında 28 Ağustos 1982 de başladı.
Yabancı futbolcu ve hakem yasağına bu mevsim kamp ve hazırlık maçlarını yurt dışında yapma yasağı eklenmiş, maç giriş fiyatları da belediye ce 150, 400 ve 750 liraya yükseltilmiştir.
Temeli 17 Ocak 1965 de atılıp yapımı, 4 yerine 18 yıl süren Fenerbahçe stadı, artık Fenerbahçe kulübünün malı olarak değil, sadece 70 yıllık intifa hakkı ve bazı küçük avantajlarla, henüz tamamlanmamış olarak, 19 Eylül 1982 Altay maçıyla açıldı ve İstanbul ile Türk futbolu, en eski ve tarihi stadına yeniden kavuştu.
Fenerbahçe mevsimi 10 Temmuzda dereağzında, eski yönetici Ömer Çavuşoğlu’nun 25 milyon liraya yaptırdığı çim sahada ümitsiz 5 bin taraftar önünde kurban keserek açtı. Törenden sonra takım, angaje olanan 62 yaşındaki yeni Yugoslav teknik direktör BRANKO STANKOVİÇ ve yardımcısı Enver Kâtipoğlu ile beraber, 10 gün için Dragos’a kampa gitti.
Geçen mevsim sonu Fenerbahçe’nin 3 maçını izleyen Stankoviç yeni transferlere lüzum göstermemiş, sadece, önerdiği SEYDİÇ’i Galatasaray almıştır. İsa Ertürk’le Hüseyin Keskin’in 17 milyon liraya Mersin’e satılmalarına karşın, ağır İbrahim Begoviç dışında, sadece Adanaspor’un beğenmediği Zeyneloviç’i kiralamak ve hazırlık maçlarında da pek başarılı olamamak, neş’esizIiğe tüy dikmiştir. Ancak, 21 ve 22 Ağustosta Beşiktaş’ı 1-0, Galatasaray’ı da 2-1 yenerek 19. T.S.Y. kupasını 8 inci kez kazanmak süpriz oldu ve lige 29 Ağustosta ümitli bir hava içinde girildi.
Gerçi, Antalyaspor beraberliğiyle, Alpaslan’ın penaltı kaçırdığı Adanaspor yenilgisi, ilk 2 hafta da, ümitleri yeniden kırdı ise de, 19 Eylül’de 3. haftanın Altay maçıyla 18 yıl sonra açılan Fenerbahçe stadı takıma adeta uğur getirdi ve 2-0 kazandığı bu maç olağanüstü bir galibiyet serisine başlangıç oldu. Fenerbahçe bu üstüste galibiyetlerle G.S. in averajla elinde tuttuğu liderliğe son vermiş ve bu yere, 9. haftadan itibaren puan farkıyla yerleşmiştir. Gerçekten, üstüste 9 maç kazanmak, 25 yıllık Türkiye liginde, 1959 dan sonra 2. kez ve yine Fenerbahçe’nin ulaşabildiği bir başarı olarak futbol tarihimize geçmiştir.
Fenerbahçe, liderliği 2 kez G.S. ya kaptırdı ise de, birer hafta sonra tekrar yakalamış ve lig sonuna kadar koruyarak, 49 puanla ve 10. kez şampiyon olmuştur. İkinciliği 47 puanla Trabzonspor aldı. G.S. 44, Bolu 41 Beşiktaş da 39 puan topladılar..
Fenerbahçe 18 galibiyet, 13 beraberlik ve hepsi de birer gol farklı 3 yenilgi almış ve 20 ye karşı 43 gol atmıştır. Trabzonspor ise, 17 galibiyet, 13 beraberlik, 4 yenilgi almış ve 19 a karşı 40 sayı yapmıştır. Fenerbahçe den Cem 34 maçın hepsine katılmış, Selçuk da 19 sayı ile ligin gol krallığını kazanmıştır.
Aşağıdaki tablo, Fenerbahçe’nin 1982-83 mevsiminde 10. kez kazandığı Türkiye ligi şampiyonluğunun 34 maçında 17 rakibine karşı aldığı sonuçlan gösterir:

Fenerbahçe 5 Aralık Sakarya deplasmanını 1-1 sonuçlandırırken son 10 maçta 19 puan toplamıştı. Aynı başarıyı Avrupa’nın 32 ülkesinin 492 kulübü içinde yalnız ünlü BENFİCA göstermiş ve o da üstüste 9 galibiyetten sonra, 5 Aralık günü 10. maçta ALCOBACA ile 1-1 berabere kalmıştır. BENFİCA ile FENERBAHÇE’nin bu benzer başarılarını Avrupa basını (SON 5 YILDA AVRUPADA İLK KEZ YAŞANDI) diye vurgulamıştır.
Fenerbahçe’nin ilk kritik maçı 26 Aralıktaki Galatasaray karşılaşmasıdır. Sahalara çok kez yanlış sayılan tertiplerle ve formda futbolcular kadrodışı veya yedekte bırakılarak, tecrübesiz, hatta kalitesiz elemanlarla çıktığı ve çok maçı kötü oynadığı iddialarına karşı, Fenerbahçe yenilmiyor, liderliği bir puanla da olsa koruyordu. (DARPHANE) adı takılan stadı da, ortalama 15 milyon lira ile, İnönü ve A.S.Yen stadlarından % 30-35 fazla gelir sağlıyordu. Bu noktalar basında her gün ele alınıp türlü şekllerde yorumlanıyor, STANKOVİÇ ÇOK ŞANSLI!… diyenler yanında, eleştirenler ve tılsımın bozulmasına dua edenler de az yekun tutmuyordu.
İşte, 15. haftanın 26 Aralıktaki ezeli rakipler maçı bu nedenlerle olağanüstü bir önem kazandı. Fenerbahçe’nin çok sakatına karşı Galatasaray tam kadro ve formda ve maçı alacağına da inançlı idi. Ancak, sakat olarak oynatılan SELÇUK’un 6. dakika golüyle dava haloldu.
Mevsimin en güzel ve heyecanlı maçları 4-2 Trabzonspor karşılaşmasıyla, 4-1 yenilgiden 4-4 beraberliğe çıkılan, 5 Haziran 1983 G.S. müsabakası dır. 27 Kasımdaki ilk Trabzonspor maçında:
YAŞAR-ERDOĞAN, ONUR, ALPASLAN(K), CEM (SEDAT)-MEHMET (ÖZCAN), OSMAN, MÜJDAT-ARİF, SELÇUK VE ÖNDER’den kurulu Fenerbahçe rakibini sahadan silerken, Selçuk (3) ve özcan’ın bir birinden güzel golleri 15 milyon lira ödeyen 32 bin seyirciyi heyecanlara boğdu. 10 maçta 3 gol yiyen Trabzonspor’un bu 4-2 lik maçta yediği 4 gol, kalesi için bütün lig boyunca rekordur. Basın bu tarihsel maçı, “ŞAHANE FUTBOL” ve “MUHTEŞEM GOLLER” sözleriyle niteledi. İşte, bazı manşetler:
HÜRRİYET: BİR VURDULAR FENA VURDULAR. 31 BİN SEYİRCİ HOP OTORUP HOP KALKTI. BU NE MUHTEŞEM FENERBAHÇE…
TERCÜMAN: KORKUNÇ İNTİKAM.. F.B. RAKİBİNİ AKIL DOLU BİR FUTBOL VE ŞAHANE GOLLERLE BOZGUNA UĞRATTI….
MİLLİYET: FENERBAHÇE TRABZONU AĞIR YENİLGİYE UĞRATTI. HAFTALARDIR GALİP GELDİĞİ HALDE, İYİ BİR FUTBOL GÖSTERMİYEN FENERBAHÇE DÜN MÜKEMMEL FUTBOLLA KENDİNÎ AFFETTİRDİ….
GÜNEŞ: FENERBAHÇE’NİN ÖFKESİ: 4-2
İkinci devrenin 7 Mayıstaki Trabzon deplasman galibiyeti Fenerbahçe’ye şampiyonluk yolunda yeşil ışık oldu. (Karnaval yeri) olarak nitelendirilen, baştan sona Bordo-Mavi afiş ve pankartlarla süslü Trabzon şehrindeki heyecan fırtınasına Reis Ali Şen başkanlığında ve yer bulamayıp küçük bir otele sığınabilen Fenerbahçe takımı, 25.853 seyirci ile rekor kırılan maçı Selçuk’un 58. dakika golüyle kazandı.
Bu tarihe kadar Galatasaray ile Beşiktaş Trabzonda henüz lig maçı kazanamadıklarından, Fenerbahçe’nin bu şehirde 2 Şubat 1975 den sonraki bu 2. lig maçı galibiyeti, diğer etkenler dışında, bu yönden de değerlidir.

EN ÇOK GOLLÜ EZELİ RAKİPLER MAÇI
Galatasarayla Ali Sami Yen stadında yapılan 5.6.1983 maçı, ligin bitimine 2 hafta kala, Fenerbahçe’nin 1982-83 şampiyonluğuna bir çelme olacaktı. Bu maç, Fenerbahçe için “İPTEN DÖNÜŞ” mücadelesi oldu.
YAŞAR-ERDOĞAN (SEDAT), ONUR, ALPASLAN(K), CEM-MEHMET, OSMAN, MÜJDAT (MUSTAFA)-ARİF, SELÇUK, ÖZCAN tertibindeki takımın, 48. dakikada:
HAYDAR-RAŞİT, ALİ ÇOBAN, MUSTAFA, AHMET (AHMET KELOĞLU)-BÜLENT, CÜNEYT, CENGİZ (BAHATTİN)-SEYDİÇ, HOCİÇ VE SİNAN’dan kurulu G.S. a karşı 4-1 yenik durumdan, 22 dakika içinde, önce 30 metreden Onur, sonra Özcan ve nihayet Mehmet’in sayılarıyla, 4-4 beraberliği sağlaması ve bu 3 golü atarken çıkardığı son derecede güzel oyun ve yarattığı heyecan, ezeli rakipler tarihinde eşsiz bir maç olarak yer aldı. Gerçekten, 10-70. dakikalar arası, sırasıyla:
SEYDİÇ (10), ÖZCAN (13), BÜLENT (16), SİNAN (29), HOCİÇ (48), ONUR (59), yine ÖZCAN (66) ve MEHMET (70) tarafından çekilen 60 dakika ve 8 gollük ziyafete 75 yıllık rekabetin en güzel, en heyecanlı ve penaltısız en bol gollü maçı damgası vurulmuştur.

1982-83 ÜN ÇİFTE ŞAMPİYONLUĞUNDA ÖZELLİKLER

Fenerbahçe, mevsim sonu 3 ayda Türkiye ligi ile Federasyon kupası maçlarının iç içe girmesinden, Pazar-Çarşamba maçlarıyla zorluklar çekmiş ve bu iki şampiyonluğu kondisyon üstünlüğüyle kazanmıştır.
Fenerbahçe, mevsimin en kritik gününü 9 Haziranda yaşadı. 4-10 Haziran olarak ilân olunan iç transfer süresi, mevsim sonunda, uzayan müsabakaların içinde kaldı. Bu durum, ligde Trabzondan 2 puan önde lider, kupada da finalist ve 13 futbolcusuyla anlaşma yapmak zorundaki Fenerbahçe’yi 9 Haziranda, Bursa deplasmanı arefesinde tehlikeli bir durumla karşı karşıya bıraktı.
Osman Denizci Fenerbahçe ile sözleşmesini yenilemeye yanaşmıyor ve haftalardır, (SELÇUKLA OSMANA AÇIK BONO VERİYORUM, BUNLARI ALACAĞIM….) diye bağıran Trabzonspor’a, Türkiye için rekor olan, 50 milyon liraya gidiyordu. Osman’ı bir kaç futbolcusu izlese ve satışlarını isteseydiler, Fenerbahçe’nin lig ve kupa şampiyonlukları suya düşeceklerdi. Zamanında yapılan uyarılara Federasyonca kayıtsız kalınmasını, basın, “rezalet” olarak nitelerken, Osman, “BEN ŞEREFİMİ SATMAM. LİG SONUNA KADAR FENERBAHÇELİYİM!.” demiş ve diğer 12 futbolcu da, hiç itirazsız sözleşme imzalayıp Fenerbahçe’ye bağlılıklarını kanıtlamışlardır.
Fenerbahçe kulübü bu tutumu, basın yoluyla:
(Futbolcularımız bu kritik durumu avantaj olarak kullanmadılar, kendilerine teşekkür ederiz!..), sözleriyle övmüş, sansasyon yaratan Bursaspor maçı da 1-1 sürerken Osman’ın 86. dakika golüyle 2-1 kazanılmıştır. Böylece Fenerbahçe’nin 10 uncu şampiyonluğu, bir çok tehlikelerden sonra, 33. hafta Bursa’da tezahüratla çalkalanan Atatürk stadında kutlanmıştır.
Federasyon kupası şampiyonluğunu da 2 şer maçta Kocaeli, Samsun ve Beşiktaş’ı eledikten sonra, 15 Haziranda Mersin deplasman galibiyetiyle ilân eden Fenerbahçe’nin bu çifte başarısı 18 Haziranda 1-1 sonuçlanan Bolu maçı ve sonrasında bütün yurtta coşku ile kutlanmıştır.
Şampiyonluk kupasını Kaptan Alpaslan Federasyon başkanı Yılmaz Tokatlı’dan alırken, yer yerinden oynuyor, bu sırada yurdumuzda ilk kez olarak, bir TÜRKKUŞU uçağı sahanın ortasına bir Sarı-Lâcivert bayrak bırakıyordul
Cadde ve sokakları günlerdir Sarı-Lâcivert renklere bürünen İstanbul, 18 Haziran 1983 gecesi sabahlara kadar sevinçle çalkalanmış ve Fenerbahçe, adeta, koca İstanbul’a sığamamıştır.
Şampiyonluğun çok önemli özelliklerinden biri de etki ve tepkisinin benzerlerinden çok daha kapsamlı olmasıdır. O kadar ki, bütün yurt ve İstanbul’da günlerdenberi süren eşi yaşanmamış coşkun tezahürat yanında, başta Cumhurbaşkanı, Başbakan ve 12 Eylül 1980 den sonra kurulan siyasi partiler liderleri olarak, pek çok ünlü kişilere, (ÇOCUKLUKLARINDAN BERİ FENERBAHÇELİ OLDUKLARINI) gururla açıklamak fırsatı da vermiştir.
Stankoviç’in oldukça başarılı olması, otorite ve sağladığı kondisyon yanında yöneticilerin de kendisine her alanda destek olmaları ve uzun yıllardır ilk kez ve gurup halinde deplasmanlara katılmaları şampiyonluğun kazanılmasında büyük rol oynadı.
Bu mevsim seyirci ve hasılat rekorlarını yine elinde tutan Fenerbahçe, deplasmanlarda da, kırdığı seyirci ve hasılat rekorlarıyla rakiplerine de büyük yararlar sağladı. Ancak, yine de en haşin ve tekmeli oyunların Fenerbahçe’ye reva görülmekte oluşu garip bir çelişki olmuyor mu?!…

1983-84 TÜRKİYE LİGİ

Lig, 12 bölgeden yine 18 kulüp arasında 20 Ağustos’ta Fenerbahçe-Boluspor maçıyla başladı. Genç1er ligi, yabancı futbolcu ve hakem yasağı sürüyor. Stat giriş ücretleri, geçen mevsim gibi, 150, 400 ve 750 lira.
Fenerbahçe, futbolu bırakan kaptan Alpaslan, Trabzon’a transfer olan Osman Denizci, Denizli’ye kiralanan Zafer Dinçer ile Bahtiyar Yorulmaz’a karşı; Lille’den dönen Engin Verel, F.C.SHALKE 04 den milli İlyas Tüfekçi, Kızılyıldız’dan SREBRENKO REPÇİÇ, G.Antep’den milli İsmail Kartal ve Bursaspor’dan, Suat Karaliç’i transfer ederek, sezonu 14 Temmuzda Başkan Ali Şen’in:
(— GEÇEN SEZONDAN DAHA ZOR BİR MEVSİME GİRİYORUZ. KAZANDIĞINIZ İKİ KUPAYI KORUMANIZ GEREKİYOR…), sözleriyle açmıştır. Aynı gün takım kaptanlığına Onur Kayador getirilmiş, binlerce taraftarın yeri-göğü inleten şampiyon!.. Şampiyon!., tezahüratında en büyük ilgi ve sevgi İlyas’a gösterilmiştir.
Fenerbahçe 7 hazırlık maçından sonra, Boluspor’a karşı 2-0 galibiyetiyle başladığı ligde, 17 takıma karşı 2 devrede şu sonuçlan aldı:

Lig 27 Mayısta sonuçlanırken, F.B. 17 galibiyet, 11 beraberlik, 6 yenilgi ve 24 e karşı 46 gol ve 45 puanla 2. olmuş ve lâyık olduğu şampiyonluktan mahrum kalırken, bu ikincilikle 25 yılda 19. kez Avrupa kupalarına katılmayı sağlamıştır.. Şampiyonluğu, 18 galibiyet, 14 beraberlik, 2 yenilgi ve 14 e karşı 43 gol ve 50 puanla, 6. kez Trabzonspor kazandı. Galatasarayla Beşiktaş 44 er puanla 3. ve 4. oldular. Gol krallığını Selçuk ve İlyas’ın 23 ve 25. haftalardaki sakatlıklarından yararlanan G.S. lı Hoçiç 16 sayı ile kazandı.
Fenerbahçe’nin 11. Türkiye ligi şampiyonluğuna doğru tam bir güvenle yürürken, iç ve dış etkenlerle bundan nasıl uzaklaştığı, sezonun başlıca olaylarıyla beraber, aşağıda sunulmuştur:
Fenerbahçe 3. hafta liderliğe yükselmiş, ancak 2 Kasımda 10. haftanın 2-1 lik Galatasaray yenilgisiyle yerini, geçici olarak, ezeli rakibine bırakırken bu mağlubiyet beklenmedik çok önemli olaylara da neden olmuştur.
Ezeli rakibe 2-1 lik yenilgi, daha çok, koyu Galatasaraylı bilinen Yüksel Okçuoğlu adlı laynsmenle maçın hakeminin Galatasaray’a müşterek hediyeleri idi. Laysmen, Selçuk’un gollük hücumlarını ofsaytlarla keserek, birinci ligde 2 yıldır görülen Yusuf Namoğlu’na yardımcı olmuştur.
Böyle iken, yenilginin etkisi yine de büyük oldu. Eski bir başkanın maç sonrası, basındaki: (— BIRAKTIĞIMIZ MİRASI YİYİP BİTİRDİLER!..), sözü, bulanık suda balık avlamak itiyadında olanlara da yem olmuş ve bu durum yönetim kurulunun istifasına ve 10 Aralık olağanüstü kongresiyle görevden ayrılmalarına kadar varmıştır. Oysa, Fenerbahçe takımı, bu arada, haftalar ilerledikçe daha da düzeliyor, hatta 20 Kasım 1983 de Ankara’da ligin 12 haftadır yenilmemiş zinde Gençlerbirliği’ni güzel oyunla 3-0 ye-nerken, karşılaşmayı ilgi ile izleyen Cumhurbaşkanını da:
(— BU MAÇI KAZANDIĞINA GÖRE, BİZİM TAKIM ŞİMDİ KAÇINCI OLDU?!..) dedirtecek kadar da hoşnut ediyordu.
Ayrıca, 30 bin seyircinin dinmeyen coşkun tezahüratını gösterip; Fenerbahçe Başkanına:
(_ MADEM BU KADAR ÇOK SEVİLİYORSUNUZ, NEDEN BAŞKANLIĞI BIRAKIYORSUNUZ!..), sorusu da çok ilginç ve anlamlıdır.
Ligin hararetli bir dönemindeki bu hatalı (İSTİFA), bu mevsim Fenerbahçenin kaderine ilk darbe oldu. Nitekim, 12 inci haftadan itibaren yeni lider Beşiktaş’la klasmanda atbaşı giden Fenerbahçe, olağanüstü kongreden bir gün sonraki Ankaragücü deplasman maçını 1-0 kaybederken hem taraftarlarının her zamanki desteğinden yoksundu, hem de takım ve yeni yöneticiler seyircinin sürekli protestolarına uğradılar.
Fenerbahçe kulübündeki mevsimsiz ve içtenliksiz bir idâri değişikliğin taraftar üzerindeki bu olumsuz etkisi dikkate değer. 19 Mayıs stadı tribünlerinden Fenerbahçeli yeni yöneticilere karşı ilk kez gösterilen bu tarzda olumsuz tutum, bu yüce kulübün, hemen hemen bir asır boyu, nice gayretlerle sağlanan prestijinin bir kaç kişinin kaprislerine kurban olabileceğine acı bir uyarı idi.
Gol averajıyla G.S. in altında ve 3. Fenerbahçe’nin, lider Beşiktaşla 17 Aralıkta yaptığı çok önemli ve kritik maçın arefesinde eski ve yeni başkanların, akılcı bir davranışla, son antrenmanı beraber izlemeleri ve Fenerbahçeli futbolculara Beşiktaşlı taraftarlarca yapıldığı öne sürülen küçültücü telefonlar, takıma doping oldu ve Özcan Kızıltan’ın golü 36 bin seyircinin izlediği bu önemli ve çetin maçı Fenerbahçe’ye kazandırdı.
İlk devreyi 25 puanlı Galatasaray’dan sonra, Beşiktaş’ı averajla geçip, 24 puanla ikinci bitiren Fenerbahçe, iki devre arasındaki 5 haftalık tatilde sadece 3 maç yapıp, 3. Donanma Kupasını da öncekiler gibi kazandı ve zinde girdiği ikinci devrenin ilk 4 maçındaki galibiyetleriyle tekrar liderliğe yükseldi.

SELÇUK’UN AYAĞI KIRILINCA!…

Lider Fenerbahçe, bu ünvanını Trabzonspordan 2, G.S. dan da 3 puan ileride olarak, kuvvetle sürdürürken, 11 Mart 1984 de Luxemburg’daki, özel milli maçtan bir gün önceki çift kale antrenmanında, İsmail Demiriz’in arkadan salladığı sert bir tekme Selçuk’un sağ ayağını kırınca, Fenerbahçe, bu mevsim 2 inci büyük darbeyi yemiş oldu. Basında:
(— LİDER FENERBAHÇE, LİGİN HARARETLİ DÖNEMİNDE VE KUPA MAÇLARININ DA AREFESİNDE, TELÂFİSİNE İMKÂN OLMAYAN BİR KAYBA UĞRADI…), sözleriyle yayınladığı bu acı durum, (MİLLİ TAKIM UĞRUNDA SARI-LÂCİVERTLİ KULÜBÜN KAYBETTİĞİ ŞAMPİYONLUKLAR SERİSİNİN SON ÖRNEĞİ) olarak, herhangi bir yoruma gerek bırakmamaktadır.
Kocaeli maçında İlyas’ın lifi kopup takımın 10 kişi kalması ve son dakikalarda yediği golle ve 1 puan farkla liderliği Trabzonspor’a bırakıp 3 cülüğe düşmesi, kötü şanslar serisinin son halkası olmuştur.
Trabzonspor 1 Nisanda F.B. yi, görkemli şansının yardımıyla, yalnız SELÇUK ve İLYAS’sız değil, moralsiz de yakaladı ve son saniyelerde, Stankoviç’in, “babam bile yemezdi!..”, dediği golle maçı kazanıp bir puan öne geçti.
Selçuk ve İlyas ikilisi üzerine kurulu oyun düzeni artık yok olan Fenerbahçe, Galatasarayla giriştiği 2. lik mücadelesini nasılsa kazandı da, Trabzonspor’la Cumhurbaşkanlığı kupasını oynamak ve UEFA kupasına katılmak hakkını sağladı.
Şurasını işaretlemekte yarar vardır ki, Trabzonspor’un, Fenerbahçenin, milli takım uğruna, kolu kanadı kırık ve oyun düzeni yok olmuş durumundan, maddi ve manevi ne tür kazançlar mümkünse hepsinden yararlanmaya, hatta (eski hesaplar!..) dan söz etmeye koşmasını, yanlı bir tutumla ve hiç de hicap duymadan, TRT de desteklemiştir. Kolları sıvamış, normal bir lig maçı için, Türkiye’de ilk kez olarak, 3 gün önceden Trabzon’a kadar yolladığı ekiple, bütün futbolcuların yaşantılarını, evlerinden İstanbuldaki Fenerbahçe maçına uğurlanmalarına kadar, bütün yönleriyle ekrana aksettirip maç arefesi Cumartesi akşamı, uzun uzun yayınlamıştır.

Sormak yerinde olacak:
— BU MAÇ, 1 NİSAN YERİNE, SAKATLIKLARDAN ÖNCE, ÖRNEĞİN 1 MARTTA OYNANSAYDI, TRT BÜTÜN BUNLARI YAPMAYA CÜR’ET VE CESARET EDEBİLECEK Mİ İDİ?… Cumhuriyet gazetesi, TRT nin hayretle izlenen, kendine has bu acaip reklâm ve tutumunu; “Haçlı seferine hazırlanan ordulara benzetmek ve yanlı yayın yapmak”la suçlamıştır.

FENERBAHÇE’Yİ TANIMAYANLAR!…

Fenerbahçe’nin 1983-84 mevsimi Türkiye ligi şampiyonluğunu kaybetmesinde en büyük etken olan, “MİLLİ TAKIM” ve “MİLLİ TAKIMA EN ÇOK ELEMAN VERME DEZAVANTAJI”, üzerinde biraz durmak gerekecektir…
Yıllar süren başarısızlıktan sonra, 12 Ekim 1982 Kuzey İrlanda galibiyetiyle milli takım konusunda bir ümit ve başarı dönemi başladı. Bunda bu mevsim, gökten sanki Hızır gibi inen SELÇUK-İLYAS ikilisinin son derece etkili oyun ve uyumlarının rolü büyüktür. Hele, 16 Kasımda Avusturya karşısındaki 3-1 lik galibiyet, milli takımın 35 yıldır sürekli boyun eğdiği, hatta 6 maçta tek bir gol bile atamadığı bir rakibe çok sert bir cevap olarak, milleti yürekten mutlu kılmıştı. Yapılan 3 mükemmel golün de, maçta 5 futbolcusu oynayan Fenerbahçe’den, Selçuk (2) ve İlyas tarafından atılmış olmaları ayrı bir kıvanç ve heyecan kaynağı olmuştur.
İşte, bu galibiyetler F. Federasyonunu yeni yeni organizasyonlar peşinde koşmaya itti ve 12 Ekim 1983 – 11 Mart 1984 arası 5 ayda, 4 ü deplasmanda olarak, tam 7 milli maç yapılırken, takıma en çok eleman veren Fenerbahçe, büyük tehlikelerle karşı karşıya bırakılarak, nihayet korkulan durum yaratıldı.
Bu 7 maçta Fenerbahçe’den 27, G.S. dan 17., Beşiktaş’tan 10, Trabzonspordan da 9 oyuncu yer almış; atılan 10 golün de 4 ü İlyas 3 ü Selçuk biri Onur olarak, 8 ini Fenerbahçeliler, ikisini de Bursa’dan Sedat üç, Trabzon’dan Hasan kaydetmiştir.
Böylece, milli takımın hemen bütün yükünün Fenerbahçe’nin sırtına yüklenmiş olduğu açıkça görülüyor. Ayrıca, haftada 2, hatta 3 çalışmada, her an bir kaza ve sakatlıktan korkulurken, kulübün bu durumdan, nihayet ve çok da geç olarak yakınması ve alınan futbolcu sayısında Fenerbahçe’ye yüklenme yerine, kulüpler arasında, imkân ölçüsünde, eşitlik gözetilmesi gerektiğini öne sürmesi, Genel Müdürlükçe çok sert tepki ile karşılanmıştır. Fenerbahçe’nin bu tutumunun milli davaya ilgisizlik, hatta ihanet olarak yorumlanma tehdidiyle kulübün susturulması, çok garip, hatta büyük talihsizlik sayılmıştır.
Oysa; gerçek, gözler önündeydi. Sızlanan ve korktuğuna uğrayan Fenerbahçe’nin haklılığı kanıtlanmış, milli maçtan bir gün önceki, büyük hata olan, topla çalışmada, Selçuk’un ayağı kırılınca bütün ümitler bir anda yıkıldığı gibi, sonuçta, şampiyonluk da el değiştirmiştir… Mükafatı bu mu olacaktı?!.. Genel Müdürlüğe Fenerbahçe kulübünün sorması gerekirdi!..
Hem görülüyordu ki, Genel Müdürlüğün Fenerbahçe kulübü konusunda bilgisi yeterli değildi. Suskunluk yerine, Fenerbahçe’nin kim ve ne olduğunu ona ve daha da varsa, bilmeyenlere anlatmak gerekirdi. Bu nedenle, Fenerbahçe kulübü’nün, YAŞAMI BOYUNCA, MİLLİ DAVALARDA HİÇ BİR KURULUŞLA KIYASLANAMAYACAK DERECEDE DUYARLI DAVRANMAKLA TANINMIŞ, BU NEDENLE DÜŞMAN BAŞKOMUTANLIĞINCA KAPATILIP KAPISINDA 70 GÜN SİLÂH ÇATILMIŞ, BAŞKANI TUTUKLANIP MALTA ADASINA SÜRÜLMÜŞ, BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN, YİNE DE MİLLİ GÖREV VE FEDAKÂRLIKLARDAN ALIKONULAMAMIŞ BİR MİLLİ KURULUŞ OLDUĞU, BU NEDENLE DE BÜYÜK ATA’SININ DERİN SEVGİSİNİ KAZANIP, BU KONUDA BİRÇOK KANITLAR YANINDA, 10 AĞUSTOS 1928 DE DOLMABAHÇE SARAYINDAKİ BİR SOHBETTE KENDİSİNE, (BEN DE FENERBAHÇELİYİM!..) DEDİRTECEK KADAR YÜ-YÜCELMİŞ BULUNDUĞU VE DOLAYISIYLA HİÇ KİMSEDEN YURTSEVERLİK DERSİ ALMAYA İHTİYACI BULUNMADIĞI BİR BİLDİRİ İLE VE BASIN YOLUYLA KAMUOYUNA DUYURULMALI İDİ… Bu yolda pek mükemmel ve her zaman ele geçmez bir fırsat doğmuştu. Ancak, Fenerbahçe kulübü, her halde ihtiyacı olmadığından, bu gibi konularda propagandaya kamı tok bir tutum izliyor. Ama, dünyanın sürekli hareket halinde ve kuşakların da ard arda birbirlerini kovalamakta oldukları göz önüne alındığında, pasif tutumun yanlışlığı kabul olunmalıdır.

1984-85 TÜRKİYE LİGİ ve F.B. NİN. ON BİRİNCİ TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU

Şampiyona, 14 bölgeden yine 18 takım arasında, 25 Ağustosta başladı. Yabancı futbolcularda Türk asıllı olmak koşulu kaldırıldı. Maç fiyatları 300,750 ve 1500 liraya çıkarıldı. Spor-Toto isim hakkıyla hakem tazminatları bir kaç kat artırıldı.
Bu mevsim, 3 ü yurtdışından ve hemen hepsi milli, 8 futbolcu transfer eden ve F.Almanya milli takım teknik direktörü ünlü JUPP DERWALL’i angaje eden Galatasaray, yarattığı sansasyon yanında, 12 yıldır uzak kaldığı şampiyonluğa bu yıl artık kesin olarak ulaşmaya kararlı olduğu havasını yaymıştır.
Ezeli rakibinin bir milyar liraya varan rekor atılımına karşı, Fenerbahçe, G.Antepten HÜSEYİN ÇAKIROĞLU, TUĞRUL DURU, Karagümrükten ABDÜLKERİM DURMAZ, SAKARYASPOR’dan ŞENOL ÇORLU ile Hajduk’dan DUSAN PESlÇ’i transfer etti.
Maaşından büyük indirim yapıp, 250 bin liraya göreve devama razı olmasına rağmen, anlaşması yenilenmeyince Beşiktaş’la anlaşan STANKOVİÇ’in yerine, 18.3.1984 kongresinde yönetim kuruluna seçilen HÜSNÜ ÇİL’in büyük çabaları sonucu, Yugoslav milli takım antrenörü TODOR VESELİNOVlÇ antrenör olarak angaje olundu.
Fenerbahçe daha önce kiraladığı Bahtiyar ve Zafer’le Mehmet Hacıoğlu’nu Denizlispor’a, Mustafa Arabacıbaşı ile Özcan Kızıltan’ı da, Şenol’a karşı, Sakaryaspor’a vermiştir. Suat Karaliç de Edimespor’a satıldı.
Geçen mevsim sonunda F.Federasyonu değişmiş, emekli general Yılmaz Tokatlı’nın yerine Beşiktaşlı Kemal Ulusu getirilmiştir. O da yardımcılığına yine Beşiktaşlı eski futbolcu Nazmi Bilge’yi aldı. Merkez hakem ve ceza kurulları da yine tek bir Fenerbahçelisiz kuruldular.
Futbol federasyonu 6 Eylül Rusya maçları hazırlığına başlarken, Bursa kampına 8, maçlara da 9 Fenerbahçeli çağırdı. 26 Eylül Polonya maçına da 6 Sarı-Lâcivertli götürdü. Böylece, bu yılki milli takım faaliyetleri de Fenerbahçe için yeni problemlere gebe idi. Trabzonspor, Galatasaray, Beşiktaş gibi rakiplerden birer, nihayet ikişer futbolcu alınırken, Fenerbahçe’nin kontenjanının bu mevsim 9 a çıkarılması yönetim kurulunu nihayet çileden çıkarmış, ancak, çaresizlik içinde, Federasyonla pazarlığa oturup sayıyı azaltmıştır.
Fenerbahçe, mevsim başındaki T.S.Y.K. sm-da Beşiktaş ve G.S. ile golsüz berabere kaldı. Ancak, bu 2 rakip de 1-1 kalınca, gol atanlar arasındaki kurayı kazanan Beşiktaş bu kupaya 7. kez sahip oldu.
Fenerbahçe lige golsüz Malatya deplasmanıyla girerken hiç ümit vermiyor, SELÇUK-İLYAS ikilisinin etkili oyunu tatlı bir hayal olarak gerilerde kalmış bulunuyordu. Buna karşın, lig, 9 ay bir hafta sonra, 2 Haziran 1985 Pazar günü 3-1 lik Antalyaspor galibiyetiyle sona ererken, Fenerbahçe 2 devrede yaptığı aşağıdaki 34 maç sonunda, 11 inci kez Türkiye şampiyonluğuna ulaşıyordu:

Fenerbahçe 18 galibiyet, 14 beraberlik ve Sakarya ile Bursa deplasmanlarında 2 yenilgi almış, ligde 24 yıldır en büyük sayı olan 65 gole karşı 25 gol yiyerek 50 puan toplamıştır. Müjdat’la Pesiç 22 kişilik kadroda 33 er maçla en çok yer alanlar, 28 maça giren İlyas da 14 sayı ile en çok gol atandır. 18 maça katılan Selçuk’ta 10 gol attı. Fenerbahçe ligin en az yenilen ve en çok gol atan takımıdır. 19 galibiyet, 12 beraberlik ve 3 yenilgi alan Beşiktaş da 50 puan topladı. Ancak, 19 a karşı 49 gol attığından, Fenerbahçe’nin +40 averajına karşı, + 30 averajla 2. oldu. Trabzonspor 42, Ankaragücü 38, Galatasaray’la Sakaryaspor da 36 şar puan aldılar.
Antalya ve Burdur’daki Rusya A ve ümit maçlarına giden futbolculardan bir kısmı ancak 2 saat önce İstanbuldaki Kocaeli maçına yetişebildiler. Fenerbahçe’nin bunu gözönüne alıp, daha önceden maçın ertelenme isteğini Federasyonunun: — NEREDE GÖRÜLMÜŞTÜR!…, cevabı ile reddetmesi ilk sürtüşme oldu., oysa, böyle bir soruyu ancak Fenerbahçe kulübü sorabilirdi:
— MİLLt TAKIMA BİR KULÜPTEN 9 OYUNCU BİRDEN ALMAK NEREDE, HANGİ ÇAĞDAŞ ÜLKEDE GÖRÜLMÜŞTÜR!..), diye….
Bu Kocaeli maçı da, milli takım uğruna, berabere bitince, Altay galibiyeti Fenerbahçe’yi 8. hafta, ligin tek namağlup takımı olarak, liderliğe yükseltmiş, bu liderlik 12. haftadaki Sakarya deplasman yenilgisiyle beraber yine Beşiktaş’a geçmiştir. Beşiktaş, liderliği 31. hafta 1-1 berabere kaldığı Gençlerbirliği maçına kadar sürdürdü ve ünvanını o hafta Bolu’yu 3-0 yenen Fenerbahçe’ye bırakmak zorunda kaldı.
Beşiktaş’ın, liderlik süresince Fenerbahçe’yi ensesinde hissetmesi 1984-85 liginin başlıca özelliklerinden biridir. Lig genelde bir Beşiktaş-Fenerbahçe mücadelesi olarak sürmüş ve sona 3 hafta kala yakaladığı liderliği koruyan Fenerbahçe, şampiyonluğa 10 gollük averaj farkıyla ulaşmıştır.
Mevsimin ilginç olaylarından bir kaçını işaret etmekte yarar vardır:
Fenerbahçe Beşiktaşı çok yakından izlerken, bazı çelmelemelere uğradı. Özellikle, 25 Kasımdaki 12. haftanın Sakarya deplasmanında hakem Necmi Temizel’in attığı, çelme dikkate değer:
Açık ofsayttan 63. dakikada yediği golden başka, sürekli tahrikler sonucu topu 86. dakikada rakibin yüzüne atan kaleci Yaşar’ın bu gafleti, ağır ve usulsüz cezalara yol açtı… Penaltı cezasından başka, tek sağlam kalecisi de atılan Fenerbahçe ile FIFA kokartlı hakemler bu atılma kararını eleştirirlerken, Necmi Temizel’in:
— Yaşarı rakibine top attığı için değil, bana küfrettiği için attım, şeklindeki geç ve değişik ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı ve Yaşar’ın küfretmediği Merkez Ceza kurulunca kanıtlanmıştır.
Aynı maçta stada dışardan atıldığı öne sürülen taşların:
— Atanlar Fenerbahçe taraftarları olmalı!…. varsayımıyle, Fenerbahçe’nin İstanbuldaki Kocaeli maçının Bursa’ya aktarılması da, 24. madde karşısında, garip sayılmış ve Türk futbolunun kötü yönetimine örnek gösterilmiştir.
İki devre arasında yalnız 4. DONANMA KUPASI maçları yapılmış ve G.S. 12-1 yenip Beşiktaş’la 1-1 berabere kalarak kupayı alan Fenerbahçe, başka maç yapmadığından, 2. devreye zinde girmiştir.
3 Marttaki G.S. maçı ligin dönüm noktası oldu. 17. dakikada 2-0 yenik durumdaki Fenerbahçe’nin, Hasan’la Selçuk’un golleriyle, maçı 2-2 kurtarması şampiyonluk ümidini yaşattı.
Mevsimin en kritik maçı, 20 Mayıs 1985 Pazartesi günkü, Fenerbahçe-Beşiktaş maçıdır. Bu maç, (YILIN MAÇI), olarak nitelendi ve şampiyonluk da bu tarihsel maçla sahibini buldu.
Beşiktaş Dragos’da, Fenerbahçe de Ambarlı Baler Motel’de birer haftalık kamp yaptılar ve basına sürekli konu oldular.
Fenerbahçe’nin Beşiktaşı yakalamış ve averajla da geçmiş olması Siyah-Beyazlıların morallerini zedelemişti. Bu nedenle, Beşiktaş kulübü seferberdi… Bir kısım yöneticiler de kampa taşınmış ve takımın moralini yükseltmek için her fedakârlık ve zahmeti göze almışlardı. Bu çabalar yararlı da olmuyor değildi. Hemen herkes Fenerbahçe’nin mutlak bir yenilgisine inanır hale getirilmişti.
Maçtan bir gün önce, üzerinde FENERBAHÇE, yazılı büyük ve nefis bir pasta Beşiktaşlı futbolcularca bir hamlede yenip yutulmuş; çok eskilerde Rahmetli Başkanları Abdülkadir Karamürsel’in evinde, Fenerbahçe maçlarından önceki muz, hurma, badem ve fındık-üzümle, beslenme ve moral toplantıları hatırlatılmış ve yaşatılmıştır.
Antrenman sahasına 2 elinde birer topla gelen Şeref Başkanı Baba Hakkı:
— Çocuklar, bu topların her biri birer gol anlamını taşır. 2-0 kazanacağımıza alâmettir… derken, yeni ve genç yönetici ve basın sözcüsü Cenk Koray sözü kesip:
— 2 golle değil, bence 3-0 kazanacağız!… demiş, Baba Hakkı da:
— İnşallah!.. İnşallah!., dilekleriyle, genç yöneticinin görüş ve moralini desteklemiştir.
Beşiktaş semti ise, bir gün önceden Siyah-Beyaza bürünmüştü. Fenerbahçe’yi temsil eden Sarı-Lâcivert tabutlar hazırlandığından ve bunlarla maçtan sonra gösterilerde bulunulacağından söz ediliyordu.
İnönü stadını geceden kuşatan amigolar ve yandaşları, kalabalık gruplar halinde, daha az sayıdaki ve uzaklardan gelmiş Fenerbahçe taraftarlarını iyice benzetip, biçareleri sıra dışı bırakmışlar ve böylece stadda çoğunluğu sağlamaya çalışmışlardır…
Beşiktaş’ın, maçın önemine paralel, bütün bu hareketli hazırlık, tutum ve davranışlarına karşı, Fenerbahçe tarafında tam bir sessizlik hüküm sürüyordu.
ADEM-HÜSAMETTİN (ALİ), ULVİ, SAMET, KADİR-RIZA, ZİYA(HALÛK), METİN-NECDET, KOVAÇEVİÇ, ŞEKERBEGOVİÇ’den kurulu Beşiktaş’ın çok hırslı başladığı oyuna karşı:
YAŞAR-İSMAİL, HASAN, ABDÜLKERİM(CEM), ERDOĞAN-ÖNDER, MÜJDAT, PESİÇ-İLYAS, SELÇUK(ŞENOL) ve REPÇİÇ’den kurulu Fenerbahçe, uzun süre durgundu. Hele Siyah-Beyazlı 2 Yugoslav’ın 3 er yıldızlık oyunlarına karşı Fenerbahçedekiler ancak birer yıldızlıktılar… Hakem, Galatasaray sempatizanı Yusuf Namoğlu ise Fenerbahçelilere karşı dikkatli ve otoriter, Beşiktaşlılara ise müsamahâkardı. Laysmen Ergüder Yılmaz’ın uyarısına rağmen, Necdet’in açık ofsayttan golünü geçerli saydı. 2 inci gol normal bir sayı değildi. Yaşar, rahatça tuttuğu topu, şakadan; AL AT!.. der gibi, Kovaçeviç’in kafasına pas vermiş, o da bu anormal ikramı tepmemiştir.
Maçta 2 teknik direktör de hatalar yaptılar. VESELİNOVİÇ, Fenerbahçe’nin en bozukları 2 Yugoslav ile Selçuk’u değiştirmezken, STANKOVİÇ, Beşiktaş üstün ve 2-1 önde iken, en iyiler Hüsamettin ve Ziya’yı çıkararak oyun düzenlerinin bozulmasına ve Fenerbahçe’nin üstünlük kurup beraberliği sağlamasına yol açtı. Son haftaların en başarılısı İLYAS’ın zor pozisyonda attığı ve şampiyonluğun kaderini değiştiren bu beraberlik golü unutulmayacak kadar güzeldi.
2-2 beraberlik Beşiktaşı üzdü, Fenerbahçe’yi ise şampiyonluğa bir adım daha yaklaştırdı. Nitekim, Fenerbahçe deplasmanda Orduspor’u 2-0, Beşiktaş da Istanbulda Bursaspor’u 3-2 yenince ümit son hafta maçlarına kaldı. Fenerbahçe İstanbulda ANTALYASPOR’la berabere kalırsa Ankarada kazanacak Beşiktaş şampiyondu… Kazanırsa, bu takdirde Beşiktaş’ın Ankaragücü’ne 10 dan fazla gollü galibiyet sağlaması gerekiyordu. Bu nedenle, Türkiye ligi 27 yıllık tarihinin en kritik ve sinirbozucu haftasını yaşıyordu.
29 Mayıs akşamı Brükseldeki LİVERPOOL-JUVENTUS Avrupa Şampiyon Kulüpler final maçında İngiliz ve İtalyan seyirciler arasındaki çatışma 39 ölü ve 450 yaralıya mal olunca, Fenerbahçe kulübü sıkıyönetim komutanlığına başvurmuş ve F.B.-Antalya maçının kalabalık olacağını hatırlatıp, önlem konusunda uyarmıştır. Fenerbahçe kulübünün bu yerinde ve normal davranışına Beşiktaşlı yöneticilerin basına akseden aşağıdaki tepkileri, havanın ne ölçüde elektrikli ve sinirlerin ne kadar bozuk olduğuna ölçüdür: — (FENERBAHÇELİLER KENDİ TARAFTARLARININ ÇIKARACAKLARI OLAYLARA VE ALACAKLARI BAŞARISIZ SONUCA KILIF HAZIRLIYORLAR!..)
2 Haziran 1985 Pazar günü rekorlar kırılan Fenerbahçe stadı gelin gibi süslenmişti. Bir komando taburuyla her şey son derece de düzenli geçti. Maç Bulgaristan Türklerine yapılan insanlık dışı davranışları protestodan sonra başladı. İlyas’la Şenol’un 7 ve 16. dakika gollerinden sonra Ankara maçı bütün değerini kaybetmiş, 22. dakikadaki Antalya golüyle beliren Ümit, 41. dakikada yine Şenol’dan gelen 3. golle hayal olmuştur.
19 Mayıs stadındaki Beşiktaş maçını izlemeye gelen Başbakan:
(— KİMSE HEVESLENMESİN…. ŞAMPİYON FENERBAHÇE OLACAK!…), dedikten sonra, elindeki küçük radyodan duyduğu İlyas’ın golü üzerine de yine gazetecilere:
(— FENERBAHÇE’NİN ŞAMPİYON OLACAĞINI ZATEN BİLİYORDUM!…) demiştir.
İstanbul yeni bir Fenerbahçe şampiyonluğuyla sabaha kadar bayram yaptı. Her yer 2 yıl önceki gibi Sarı-Lâciverte büründü ve bu güzel dekor yaz boyu devam etti.
Fenerbahçe’nin Türkiye ligindeki bu 11. şampiyonluğu da, diğerleri gibi, normalin üstünde bir değer taşır. Zira, Fenerbahçe, bu şampiyonlukları yalnız saha içi değil, saha dışındaki rakiplere karşı da türlü mücadeleler vererek kazanıyor….
Bir gerçek ki, şampiyona boyu, yalnız Federasyon ve komiteleri değil, bazı hakemler, bazı kulüp ve futbolcuları da Beşiktaş’ı değişik şekillerde desteklediler. Beşiktaş kulübü ve yöneticileri de, insan üstü çabalar harcadılar. Ancak, Siyah-Beyazlı futbolcular bu avantajdan yararlanamadılar.
TRT nin Fenerbahçe’ye karşı tutumu malûm. Ancak işe ufak boy sayılar karıştımı, bu tutumun aynı pervasızlıkla yürütülemeyeceği açıktır. Nitekim bu 11. Türkiye ligi şampiyonluğunu da, sürekli olarak, 10. şampiyonluk diye ilân ederken kamuoyundan yağan iltifatları görüp duymalı idi!..
Fenerbahçe defansının genelde güçlü olması bu mevsim takımın ananesine uygun olarak, hücuma dönük futbol uygulamasına yardımcı oldu. Bu suretle, lıenı başarıya ulaşılmış, hem de atılan gol sayısı 65 gibi, Türkiye liglerinde 1961 denberi, 24 yıldır görülmemiş bir miktara çıkmıştır. Bu hücuma dönük oyunun, teknik direktör VESELİNOVİÇ’in kişisel tercihi olduğunu işaretlemek gerekir.
Futbolcuların büyük bölümünün gayretleri yanında, yönetim kurulunun da takımla yakından ilgilenmesi ve deplasmanlara da grup halinde gitmesi şampiyonluğun kazanılmasında etkili olmuştur.
Mevsimin gol krallığını 20 sayı ile Sakaryasporlu Aykut Yiğit kazanmış, yılın golü olarak da Ankaradaki 1-1 lik G.Birliği-F.B. maçında İsmail Kartal’ın 35 metreden yaptığı sayı seçilmiştir.
Bu 1984-85 liginin hemen başlarında yaşanan, şampiyonlukla ilgili bir anı, ilginçtir:
Türkiye’yi ziyaret eden Yugoslav Cumhurbaşkanı VESELİN DRANOVİÇ 28.10.1984 günü yurdumuzdan ayrılmak üzeredir… Misafir Cumhurbaşkanı kendisini uğurlamakta olan Cumhurbaşkanı KENAN EVREN’e:
(— EKSELANS!.. SİZİN FENERBAHÇE SEMPATİZANI OLDUĞUNUZU BİLİYORUM. SİZE, FUTBOLU SEVEN BİR KİŞİ OLARAK, DİYEBİLİRİMKİ, TÜRKİYEDE ŞAMPİYON OLACAK TAKIM FENERBAHÇE’DİR.)
DRANOVİÇ, BU KADARLA DA YETİNMİYOR. EVREN’İN ELİNİ SIKIP AYRILIRKEN DE SON SÖZ OLARAK;
HİÇ ŞÜPHENİZ OLMASIN, BU YIL TÜRKİYE DE FENERBAHÇE ŞAMPİYON OLACAKTIR!..” diyordu. (HÜRRİYETGAZETESİ, 29 EKİM 1984).

1985-86 TÜRKİYE LİGİ

Türkiye ligi 1985-86 mevsimi maçları, 15 bölgeden 19 takım arasında, 31 Ağustos 1985 de başladı ve 1 Haziran 1986 da sona erdi.
Geçen sezon sonunda ayrılan Federasyon Başkanı Kemal Ulusu yerine önce Erdoğan Ünver, daha sonra da eski atletlerden Erdenay Oflas getirilmiş, süren enflasyon nedeniyle, maç fiyatları 500, 1000 ve 1500 liraya çıkarıldığı gibi, hakemlere hakaretten olanlar dışındaki, Kırmızı kart cezalarının 500 bin lira nakte çevrilmesi usulü uygulanmaya konmuştur.
Futbolcular arasında klas farkı kalmaması hararetli bir transfer hareketini önlemiş, ancak, Fenerbahçe, 60 milyon lira gibi yüksek bir bedelle, Eskişehirspor’dan Zafer Ünlü ile, 7 milyon’a Almanya’dan Talat Üzüm’ü alırken, teknik ve milli Arif Kocabıyık’ı Galatasaray’a kaptırmıştır. Fenerbahçe’nin (disiplinsiz) damgasını vurduğu Arif, “G.Antep’e gidiyorum’…” diye Fenerbahçe’den 10 milyon lira gibi düşük bir bedelle serbest kalınca, soluğu, daha önce anlaştığı Galatasaray kulübünde aldı. Bu olay ve yukardaki 2 yeni elemandan birinin sakat, diğerinin de umulanı vermekten çok uzak kalışı, Fenerbahçe kulübünde futbol konusunda sürüp gelen sorumsuzluk ve düzensizliğe yeni örnekler oldular.
Fenerbahçe, ayrıca Repçiç’i 25 bin dolara Standard Liege’e vermiş, Sedat Karaoğlu’nu da Malatyaspor’a kiralamıştır. Futbolcu maaşları 40 binden 75 bin liraya yükseltilirken, primler de deplasman galibiyetleri 150, beraberlikler 75, istanbul maçlarında ise, yalnız galibiyetler, 100 bin liraya çıkarılmıştır.
Mevsim 15 Temmuzda Todor Veselinoviç nezaretinde açıldıktan sonra 18 Temmuzda Münih’e kampa gidildi ve 20-30 Temmuz arası 6 hazırlık maçı yapıldı.
Anlaşması bir yıl uzatılan başarılı VESELİNOVİÇ’in hatalı “hazırlık”ı kısa kesip İstanbul’a dönüşte ücretini arttırma isteği kabul olunmayınca, sözleşme bozulmuş ve yerine, 6 ay önce milli takım için getirilen Macar KALMAN MESZÖLY, ayrıca F.Federasyonuna 10 milyon lira tazminat ödenerek, 12 Ağustos’ta bir yıl süre ile angaje olunmuştur.
Fenerbahçe, 17 ve 21 Ağustosta G.S. yı 2-0 yenip Beşiktaşla golsüz berabere kalarak T.S.Y kupasını 9. kez kazandı ve liğe 1 Eylülde stadındaki 3-2 lik Kayserispor galibiyetiyle girdi. 31 Mayıs 1986 da yine Fenerbahçe stadındaki 36. ve son, 5-2 lik Denizlispor maç ve galibiyetiyle ligi 5. olarak bitirdi.
Aşağıdaki tablo Fenerbahçe’nin 1985-86 ligindeki 18 rakibini ve bu takımlarla 2 devrede yaptığı 36 maçın saha, gün ve sonuçlarını gösterir:

Fenerbahçe 36 maçta, 13 galibiyet, 16 beraberlik, 7 yenilgi ve 32 ye karşı 40 gol atarak, 42 puanla 5. olurken; Beşiktaş 22 galibiyet, 12 beraberlik, 2 mağlubiyet ve 21 e karşı 65 gol ve 56 puanla ve gol averajıyla 5. kez şampiyonluğu kazandı. 20 galibiyet, 16 beraberlik ve 20 ye karşı 57 gol atan Galatasaray, yenilmeden ve yine 56 puan ve averajla 2 nci, Samsun 48 puanla 3 üncü, Sarıyer’de 43 puanla 4. oldular.
Fenerbahçe, geçen yıl şampiyon olan kadrosunu aşağı yukarı korumuşken, bu mevsim ilk kez 5 nciliğe düşmekle futbol çevrelerini şaşırttı ve taraftarlarını da şoke etti ve çok üzdü. Oysa, mevsim başında Türkiye Spor Yazarları Kupasını kazandıktan sonra, olağanüstü başarı olan ünlü F.C.Bordeaux yu eleyerek futbol dünyasında sansasyon yaratmış ve Türkiye liginde de başı çeken tek takım olarak görünmüştü. Bu beklenmedik düşüş, Sarı-Lâcivertli takımı henüz ilk devre sonunda rakiplerinden, 4 puan ve kötü averaj ve formla, geri bıraktı ve dolayısıyla da, şampiyonluktan epeyce uzaklaştırdı.
Bu durumda Başkan Fikret Arıcan’ın, “KESİNLİKLE İNANIYORUM Kİ FARKI KAPATACAĞIZ!…”, güvenceleri, Fenerbahçe’nin 2 devre arasında hiç olmazsa sakatlarını tedavi ve göze batan noksanlarını telâfi gibi toparlanma gayretleri göstermesini gerektirirken, aksi bir tutum izlenmiştir. Mevsimbaşı anlaşması gereği, başarısız geçen, “Berlin kapalı salon futbol turnuvası” na gidilmiş, dönüşte de, üstüste 4 yıl kazanılan “Donanma Kupası”, bu 5. yılda sonun-culukla kaybedildiği gibi, takım bu 2. devre boyunca bir türlü düzelememiştir. Hatta, 6 Şubatta hiç değilse 3. lüğün korunması için, son bir ümitle Ziya Şengül’ün menajer olarak ve tam yetki ile görevlendirilmiş olmasına karşın…
Bu beklenmedik kötü durumun başlıca nedenleri şöyle özetlenebilir:
1— Avrupa kupası şampiyonu Fransa’nın lig şampiyonunu, kendi saha ve seyircisi önünde yenerek elemenin futbol dünyasında yarattığı son derecede büyük sansasyonun genç futbolcular üzerindeki olumsuz etkisi,
2— İsveçte, gümrük ve maçta yaşanan ve ileride,, (Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası) bahsında görülecek çok üzücü olay ve çirkin tertiplerden başka, başta Göteburg’u seyre gidip, (kolay eleriz!..), görüşüne varan Meszöly olmak üzere, rakibi küçümseme sonucu uğranılan ağır yenilginin doğurduğu etkin moral bozuklukları,
3— Erken ve üstüste maçların neden olduğu sakatlıklarla, bir türlü forma giremiyen Selçuk, İlyas ve amansız hastalıktan Amerika’ya tedaviye yollanan Hüseyin’den sonra, çoğu Dünya Kupası elemesi 6 maçta, Şenol’unda Londra’da sakatlanıp tek golcü elemandan bir süre yoksun kal.ş ve bu maçlarda 5 i Beşiktaş, 7 si Trabzonspor ve 18 i G.S. lı olarak, 3 başlıca rakibin toplam 30 elemanına karşı, Fenerbahçe’den tam 34 eleman oynatılarak, bazı çevrelerce sürdürülen (KIYIM) harekatına hâla, (YETER ARTIK) denememesi,
4— Kaleciler Yaşar’Ia Nurettin’in Türkiye liginin en az güvenilir kalecileri olmaları görünümünden kurtulamamaları,
5— Bütün bu olumsuzlukları aşan ve bunlara tüy diken ezeli dert: Fenerbahçe’nin bazı hakemlerce pervasızca boy hedefi seçilmesi…
Fenerbahçe’nin 23 puanına karşı, ikinci devreye 27 şer puanla başlayan G.S. ile Beşiktaş arasındaki mücadele averaj çekişmesi halinde sürerken, hakem konusu ve şike iddiaları ön plâna çıkmış ve hakemlik müessesesinin saygınlığına karşı içten ve dıştan indirilen darbeler, bu mevsim doruk noktasına varmıştır.
Birinci devre sonlarında hakemlerin mal beyanına çağrılmalarıyla gelişen konu, 2. devre ortalarında Milli Eğitim ve Spor Bakanını adeta isyan ettirdi. 4 Nisan 1986 günü basında sütunlar kapsayan aşağıdaki başlık ve yazılar durumu aydınlatıcıdır:
“— YETER ARTIK. YABANCI HAKEM GETİRİN”
(MİLLİ EĞİTİM GENÇLİK VE SPOR BAKANI METİN EMİROĞLU, SEZON BAŞINDAN BU YANA ARKASI KESİLMEYEN ŞİKAYETLER ÜZERİNE İSYAN ETTİ VE, “YETER ARTIK, NEDİR BU HAKEMLERDEN ÇEKTİĞİMİZ?!.. YABANCI HAKEM GETİRİN”, DEDİ.
BAKAN’IN, “BUGÜN, YARIN DÜZELİRLER DİYE BEKLİYORUZ. AMA, HAKEMLER DÜZELECEKLERİ YERDE GİDEREK KÖTÜLEŞİYORLAR. TAKIMLARIN KADERLERİYLE AÇIK SEÇİK OYNUYORLAR. BİTSİN BU SORUN.” DERKEN, BAKANLIK YETKİLİLERİ:
“GELEN ŞİKAYET MEKTUPLARINDA İLGİNÇ İDDİALAR VAR. ANLAŞILDIĞI KADARIYLA, BURASI BÎR NEVİ KOLAY PARA KAZANMA YERİ HALİNE GELMİŞ…..BİR ÇOK KULÜBÜN HAKKI ADETA GASPOLU-NUYOR. OLAYLAR, YABANCI HAKEM GETİRİLMESİNİ ADETA KÖRÜKLÜYOR”), GÖRÜŞÜNÜ BELİRTMİŞLERDİR.
Bu üzücü durumun ilginç yönü, Beşiktaş’la G.S. kulüplerinin, hatta teknik direktörleri BRANCO STANKOVİÇ ve JUPP DERWALL’-in, bu dedikodulu dönemde, birbirleriyle yarışırcasına hakemlerden memnun olduklarını tekrarlayıp durmalarıdır. Gerçekten, bir kısım hakemlerin bu 2 kulübe karşı ötedenberi fazla müsamahakâr tutumları bazen gözlere batar derecelere varmıştır. Ancak, bu taktik, bu mevsim 2 kez bozuldu:
Beşiktaş genelkaptanı Zekeriya Alp, 1 Marttaki G.S.-F.B. maçında, yanlı idaresiyle, üzerine şimşekler çeken Yusuf Namoğlu’nun bu tutumunu ele alıp; basın kanalıyla:
(HAKEM TEŞKİLÂTI G.S. ı ŞAMPİYON YAPMAK İÇİN KARAR ALMIŞ…), görüş ve inancını öne sürerken, Galatasaray kulübü de, 19 Nisanda hasan Ceylan’ın yönettiği, 2 penaltılı, 2-1 lik G.Birliği-Beşiktaş maçını kastedip, 22 Nisanda: (ÇARPİK DÜŞÜNCELİLERE SESLENİYORUZ. G.S. CAMİASI SİZLERİ DOLAŞTIĞINIZ EN KARANLIK KÖŞELERDEN BULUP ÇIKARABİLECEK DERECEDE GÜÇLÜDÜR.), deklarasyonuyla, karşılıklı ağır suçlamalardan da geri kalmamışlardır.
Nihayet su yüzüne çıkan bu, “HAKEM” sorunu için, yıllardır canı yanan Fenerbahçe’nin AHI MI TUTTU!..”, denebilir. Ancak, Sarı-Lâcivertli kulüp bu konuda, bu mevsim de nasibini almaktan yoksun bırakılmadı.
Fenerbahçe kulübünün, yıllardır büyük ihmalkârlıkla hakkını aramaması bazı hakemleri cesaretlendirmiş ve onları kendisine karşı açıkça yanlı ve yıkıcı bir tutum izlemeye itmiştir. Nihayet Bakanı da çileden çıkaran bu pervasızlık, bu mevsim daha da yaygınlaştı ve Sarı-Lâcivertli kulüp için felaket halini aldı.
Bu şahıslar, yarattıkları veya görmezlikten geldikleri penaltılar, göz yumdukları ofsayt goller, geçersiz saydıkları nizami goller ve değerini çok ucuzlattıkları kırmızı kartlarla yönetmelikleri, özellikle Fenerbahçe aleyhine pervasızca çiğnediler. İlk devrede 19 kulüp içinde en çok kırmızı kart görenin (5) ile Fenerbahçe, enaz penaltı çekenin de (1) ile yine Fenerbahçe olduğunu hatırlamak bir fikir verir.
Bu mevsim Fenerbahçe’ye karşı haksız tutumları basın tarafından ağır surette kınanan hakemlerin başlıcaları Coşkun Kutay, İhsan Türe, Yusuf Namoğlu ve özcan Oal’dır. Bu zevatın, Fenerbahçe’nin türlü nedenlerle zor olan durumuna, haksız kararlarla, nasıl tüy diktiklerini ve 7 puandan başka Federasyon kupasından da, ilk maçta, nasıl ekarte edildiğini basından kısaca alıyoruz: Denizli’de 5.1.1986 da 2-1 kaybedilen maçtan sonra “HÜRRİYET den:
(— F.BAHÇEYİ HAKEM YENDİ. COŞKUN KUTAY, “FENERBAHÇE YENİLECEK”, DEDİ VE SAHADA MAĞLUP ETTİ. HAKEM MÜESSESESİNE SON DERECE SAYGIMIZ VAR. HELE MAL VARLIKLARININ GÜNCEME GELDİĞİ BU GÜNLERDE. AMA DÜN COŞKUN KUTAY BU KUTSAL MÜESSESEYE LEKE DÜŞÜRDÜ…….NE DEMELİ. KUTAY TO-TO SUNDA BU MAÇA HERHALDE “BİR” VERMİŞTİ. VE DÜN F.BAHÇE’Yİ DENİZLİ DEĞİL, HAKEM YENDİ.)
Fenerbahçe kulübü’nün bu Denizli maçı için yayınladığı bildiriden:
(—…..HAKEM COŞKUN KUTAY GEREKSİZ PENALTILARLA FENERBAHÇE’NİN PUANLARINI GASBEDEN ADAM OLMUŞTUR.
TRT KAMERALARI KULÜBÜMÜZ ALEYHİNE OLAN HAREKETLERİ TEKRAR TEKRAR GÖSTERİRKEN, LEHİNE OLANLARI EKRANA DAHİ GETİRMEMEKTEDİR. TÜM BASIN ORGANLARINA DENİZLİSPOR MAÇI YAYINLARI NEDENİYLE TEŞEKKÜR EDERKEN, TRT NİN YAYIN ELEMANLARINI KINIYORUZ.)
İHSAN TÜRE’NİN 5.2.1986 da Adapazarın-da Fenerbahçe’yi Federasyon Kupasından eleyişini “HÜRRİYET” şöyle nakleder ve yorumlar: (HAKEM İHSAN TÜRE 3 METRE OFSAYT OLAN POZİSYONDA GOL VEREREK FENERBAHÇE’Yİ YAKTI. KOCA BİR KULÜBÜN GELECEĞİ İLE OYNADI),..
Böyle iken, 30 Mart TRABZON deplasmanına yine bu hakemin tayin edilmesine Fenerbahçe’nin ses çıkarmaması ve boyun eğmesi hayret edilecek bir sorumsuzluktu. Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor, nadir olarak uğradıkları, hatta hiç uğramadıkları “haksızlık” iddiasıyle, maçlardan önce kıyametler kopararak hakemleri etkiler ve baskı altına alırlarken, Fenerbahçe’nin şampiyonluklara mal olan gaddarlıklar karşısında susması bu şahıslara cesaret vermekte, bu da kulüp için yıkım olmaktadır. Nitekim, Trabzondaki akibet de, maç başındaki bir penaltı kararıyla, çıra gibi yanmak oldu….
Merkez hakem komitesinin buradaki suçunu kim yüzüne vurup cezalandıracak?… Futbolcuların, kendilerini yakan bir adamı kısa süre sonra yine tepelerinde görünce, morallerinin ne olacağını kavramak için psikolog olmak gerekmez. Eğer tayinlerde kasıt yoksa, M.H.K. nin bu kadar açık gerçekleri idrakten aciz kişilerden kurulmuş olması, Türk futbolunun zavallılığının kanıtlarındandır.
Haksızlık ve taraf tutmalar önceleri kültürü zayıf hakemlerin marifetleri idi. Hastalık zamanla kültürlü hakemlere de bulaştı. 1 Marttaki,ezeli rakipler maçı, özenilmiş gibi, 3 ü de G.S. sempatizanı bir triyoya yönettirilmiştir. 90 dakikanın izlenimi, G.S. kulübüne yaranabilmekte tam uyum içinde oluşlarıdır,
İslâm Çupi’nin, 4 Mart 1986 günlü “Milliyet” de, (LİGİN ÜSTÜNDEKİ TEK HAKLI…… HAKEMLER) başlıklı ilginç yazısından bazı pasajlar aşağıdadır:
(FENERBAHÇE’NİN LİGDEKİ RAKİPLERİNİN KİMLER OLDUĞU, DİPTEN DENİZİN YÜZÜNE AĞIR AĞIR ÇIKMAYA YÖNELMİŞ, TAM SAVAŞ DONATIMLI BİR DENİZALTI GİBİ BELLİ OLMADA.
FENERBAHÇE, ÖZRÜ BOL, EKSİK GEDİK BİR FUTBOLLA LİGDEKİ 18 RAKİBİYLE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDERKEN, “HER MAÇ BOYNU KAÇINCI DAKİKADA KOPACAK” ŞEKLİNDE BİR ÜRKÜNTÜ DEPREMİNİN İÇİNDE, BU MAĞLUP EDİLMEZ GÜCE BEYAZ BAYRAK SALLAMAKTADIR. BU MAĞLUP EDİLMEZ GÜCE FUTBOL SAHALARINDA “HAKEM VEYA HAKEMLER”, DENİLİYOR.
KİŞİLİĞİNE, BEYEFENDİLİĞİNE SON DERECE SAYGI VE SEVGİ BESLEDİĞİM YUSUF NAMOĞLU’NUN, TÜM BASINLA BİRLİKTE, TV GÖRÜNTÜLERİNİN SARMAŞ DOLAŞ OLDUĞU, FENERBAHÇE’NİN VERİLMEYEN PENALTISININ ATLANARAK BAŞLAYAN NİZAMİ GOLÜ İLE, MÜJDAT’IN HİÇBİR HAKLI NEDENE DAYANMAYAN KIRMIZI KARTI, ŞAYET BU SEZON SARI-LÂCİVERTLİ TAKIMIN BAŞINDA PATLAYAN, “İLK KABAK”, OLSAYDI, BUNU HOŞGÖRÜ TULUMUNA SARMAK VE İLK HAKYENİŞ OLARAK, PEKALA SİNENİN DERİNLİKLERİNE GÖMMEK MÜMKÜN OLABİLİRDİ. FAKAT, FENERBAHÇE VE HAKEMLERİ KOLKOLA SOKUP, GERİ TARİHLERE DOĞRU GİDERSENİZ FENERBAHÇE’YE İTİDAL, HAKEMLERE TAM GÜVEN SUNMAK OLASI DEĞİL….
FENERBAHÇE, SAKARYADA, YİNE BASIN ORGANLARIYLA GÖRÜNTÜ ORGANLARININ İTTİFAK ETTİKLERİ BİR BARİZ İLK OFSAYT GOLLE FEDERASYON KUPASINA VEDA ETTİ… AYNI FENERBAHÇE DENİZLİDE UYDURMA BİR PENALTI İLE LİGDE YAPTIĞI ŞAMPİYONLUK KOVALA-MACASINDA, İKİ AYAĞI BİRDEN KESİLDİ. BAK O MAÇIN PAZARTESİ SABAHI ÇIKAN KRİTİKLERİNE, BAK TV NİN ARŞİVİNDEKİ AĞIR ÇEKİM BANDLARINA…..
LİGİN 24. HAFTASINA VARMIŞIZ, F.B. TAKIMI “2” RAKKAMIYLA LİGİN EN AZ PENALTI ATAN EKİPLERİNDEN BİRİ OLMUŞ….
HAKEMLER LİG BOYU SADECE FENERBAHÇE’NİN BOYNUNDA ZİNCİRLİ BİR AĞIR KALASLA, ORTAÇAĞ İŞKENCECİLERİ PORTRESİ ÇİZMEKTELER……..)
İşaretlemek yerinde olur ki, bu ezeli rakipler maçı gözlemcisi, eski değerli hakemlerden emekli Dz. Albayı SEDAT ÖZÇELÇUK, raporunda F.B. li İsmail’e yapılan ve verilmeyen penaltıdan sonra, Selçuk’un nizami golünü iptal etmesi ve Erhan’ın dirsek darbesiyle yere yıkılan suçsuz Müjdat’a kırmızı kart göstermesi, nedenleriyle, Yusuf Namoğhı’na 100 üzerinden 63 not vermiştir.
Namoğlu, o günkü çok” gayretli ve etkili oyunuyla:
NURETTİN-İSMAİL, ABDÜLKERİM, ONUR, ERDOĞAN-HÜSEYİN, ENGİN, PESİÇ (İLYAS)-MÜJDAT, ŞENOL VE SELÇUK’tan kurulu Fenerbahçe’nin kesin galibiyetini önlemiş ve:
SİMOVİÇ-İSMAİL, RAŞİT, ERHAN, AHMET-YUSUF, PREKAZİ, ARİF (HASAN)-BÜLENT (H.İBRAHİM), CÜNEYT ve ERDAL’dan oluşan Galatasaray’ı da mutlak bir yenilgiden kurtarmıştır. Bu gerçeği saptırma veya başka bir kalıba sokmanın olanağı yoktur.
13 Nisandaki F.B.-Beşiktaş maçının hakemi Ergül Yücedağ iken Fed.Başkanı Oflas neden Özcan Oal ile değiştirdi?., maçın son derece başarısız yönetimi bu soruyu haklı kılar. İşte (GÜNEŞ) teki yazı:
(BEŞİKTAŞ F.B. yi 3-1 YENERKEN GEREK HAKEMLİK, GEREKSE TEKNİK YÖNETİM OLARAK BÜYÜK HATALAR SEYRETTİK. 2. golde YAN HAKEM SABRİ ÇELİK AÇIK OFSAYDI GÖRMEYEREK ÖZCAN OAL’I YANILTTI. Skor 2-0 olunca F.B. moralman çöktü. 3. golde de Feyyaz ofsayttı ve Yaşar’dan gelen topu ağlara attı ve bu da gol sayıldı. Nihayet, Kadir’in ceza sahasında İlyas’a yaptığı açık penaltıyı vermeyen Özcan Oal hatalarına bir tane daha ekledi.)
Görülüyor ki, 1985-86 mevsiminin açığa vurduğu gerçekler arasında hakem sorunu Fenerbahçe için yine en büyük handikap oldu. Hatta Fenerbahçe nin bu mevsim çöküşünü ve 5. oluşunu doğrudan doğruya Galatasaray maçında uğradığı büyük haksızlıklara bağlayanlar vardır. 4.6.1986 günlü (Milliyet) in spor ilâvesinde, (LİGDE BORDEAUX MAHKUMU BİR BÜYÜK: FENERBAHÇE), başlıklı yazı buna örnek gösterilebilir:
(ASLINDA FENERBAHÇE’NİN ÇÖKÜŞÜ SELÇUK’UN GOLÜNÜN HAKEMCE SAY1LMAYIŞIYLE, GOLSÜZ BİTEN G.S. MAÇINDA BAŞLAMIŞ, EZELİ RAKİBİNİ YENEMEYEN F.B., artık TÜM HIRS, İDDİA VE TAKIM ARMONİSİNİ KAYBEDEREK, LİGDE BAŞARISIZ GEÇEN BİR DÖNEMİN ÇUKURUNA DÜŞMESİ DRAMINA DOLU DİZGİN KOŞMUŞTUR.) Görülüyor ki, Yusuf Namoğlu’nun Fenerbahçe kulübüne neden olduğu zarar hadsiz ve hesapsızdır.

1986-87 TÜRKİYE LİGİ

Türkiye liginin 1986-87 şampiyonası 15 bölgeden 19 kulüp arasında 24 Ağustosta başladı ve 7 Haziran 1987 de son buldu.
Fenerbahçe’de, mevsim öncelerinde bazı gariplikler yaşanmıştır:
İki yıl önce sözleşmesinin yenilenmemesini büyük çoğunluğun olumlu karşıladığı STANKOVİÇ, büyük transfer ücreti ve maaşla, yeniden angaje olunmuş, ancak ligin bitimine 5 hafta kala kendisine yeniden yol verilmiştir.
Sakaryaspor’dan transfer olunan Aykut Yiğit’le Düzce’den alınan Cihan Işık Fenerbahçe’de oynamak yerine, hemen aynı mevsim Bakırköy ve Sakarya’ya kiralandılar. 3 yıl önce Trabzonspor’a giden Osman Denizci yeniden alındı. Kaleci JIVAN LUKOVCAN da, başkan Tahsin Kaya’nm 2 ayağı bir pabuca sokulup, tatil günü banka açtırılarak ve çok da pahalı olarak transfer olundu.
Denilebilir ki, bu yıl sadece Adanasporlu Kayhan Kaynak isabetli transfer olmuştur.
Buna karşı, amansız hastalığı süren milli Hüseyin Çakır’dan ümit kesilmiş, Selçuk Yula Blau-Weiss’e transfer olmuş, kulüple takışmalara yeltenen İlyas Tüfekçi’ye G.S. ya gitme izni verilmiştir. Kaleci Yaşar Malatya, Erdoğan Arıca Diyarbakır, Cem Pamiroğlu da Sarıyer’e kiralandılar. Kaleci Nurettin’e talip çıkmamıştır.
Görülüyorki Fenerbahçe’nin kadrosu çok daralmış ve muhtemel hastalık, sakatlık ve cezalar için ümit takımına bel bağlanmıştır.
Fenerbahçe lige, 2-2 berabere kaldığı G.S. maçından sonra, Beşiktaşı 3-0 yenip T.S.Y. kupasını 10. kez kazanarak girdi.
Türk futbolunun, her halde kaderi olacak, geçen mevsimin bunca olayları sanki yaşanmamış gibi, bu mevsim de, daha ilk adımda, hakem densizlikleriyle karşılaşılmıştır. Bu yeni kahraman Kemal Yeşeren adlı, tanınmamış biri idi ve Spor Yazarları Kupasında F.B. nin G.S. karşısındaki galibiyetini, 13 Ağustos 1986 günü Ali Sami Yen stadında, kılı kıpırdamadan çalıp, beraberliğe çevirdi. İşte Milliyet de Ergun Emek’in görüşü:
(Fenerbahçe’nin, ilk devresini bariz üstünlükle 2-0 kapadığı maçın kaderinde en büyük rolü oynayan kişi, 64. dakikada çok ucuz bir penaltı veren, hakem Kemal Yeşeren oldu. Karyerini yapamamış olan Yeşeren, maçın büyüklüğü altında ezilip kaldı. Yusuf, kendi kendine yere düştüğü halde, penaltı icatçısı olan hakem Yeşeren ağır bir cezanın yaratıcısı oldu.

Fenerbahçe penaltı golü ile adeta afallarken Galatasaray’da bir ümit belirdi. Nitekim, Uğur kafa ile beraberliği sağladı. Müjdat’ın çıkarılması F.B. için ikinci süpriz olmuştur.)
Başkan Tahsin Kaya’nın 15 Ağustosta basındaki ilginç sözleri:
(GALATASARAY’I ŞİMDİDEN HAKEMLER KORUYOR. SPOR AHLÂKI OLMAYAN FUTBOLCU VE FUTBOL KATİLİ HAKEMLER YÜZÜNDEN TARAFTAR KİTLELER DÜŞMAN KAMPLARA BÖLÜNDÜLER. BAZI KİRLİ ELLERİN SPORDAN ARINDIRILMASI GEREKİYOR. YEŞEREN 30 BİN KİŞİ ÖNÜNDE GALİBİYETİMİZİ ÇALDI.
HAKEMLERİN FENERBAHÇE KULÜBÜNDEN NE İSTEDİKLERİNİ ANLAYAMIYORUM. TARAFTARLARIMIZ RESMEN TAHRİK OLUNUYORLAR. SOKAĞA DÖKÜLÜRLERSE SORUMLUSU KİM OLACAK?. F.B. GÜCÜNÜ GÖSTERDİ. G.S. İLE 10 MAÇ YAPSAK HEPSİNİ KAZANIRIZ.)
Fenerbahçe kulübünün bildirisi:
(Lig maçlarının başlayacağı bu günlerde T.S.Y. Kupası maçındaki hakem olayına değinmek zorunda kaldığımız için üzgünüz. Penaltı olayı ve 2. golden önceki bariz faulü görmemek, takdir hakkını böyle kullanmak, izahı mümkün değildir.
ULUDAĞ’DA YAPILAN HAKEMLER SEMİNERİNDEKİ OYLAMADA BU MEVSİM ŞAMPİYONUN G.S. OLACAĞININ İLÂN EDİLMESİ BİZLERİ DÜŞÜNCEYE SEVKEDİYOR. DEMEK Kİ GEÇEN SENEKİ G.S. MAÇINI HATIRLAMAMIZ BU MÜESSESEYİ GÖTÜRÜR, BİLEMEYİZ. ANCAK, NEREDE BAŞLANIRSA ORAYA KADAR GİDERİZ. FENERBAHÇE, ŞAMPİYONLUKLARA TESİR EDECEK BU OLAYI EN CİDDİ ŞEKİLDE TAKİP EDECEKTİR. Temennimiz, gündemde olan yabancı hakem konusunun ele alınmamasıdır.)
Ligin başlamasından bir hafta önceki bu olay, Fenerbahçe için bulunmaz bir uyarı idi. Galatasaray ağırlıklı yeni Federasyon, Fenerbahçe’nin bu yıl da çok çekeceğini gösteriyordu. Tek teselli, bu durumun kulüpçe kavranmış olmasıdır.
Lige 2-0 lık Antalyaspor galibiyetiyle başlayan F.B., 5. hafta Galatasaray’a 2-1 yenildi. 18. dakikada Şenol’un golü ile galibiyete geçince, Stan-koviç’in belirgin taktiği olan defansa çekilmek, 64 ve 87. dakika golleriyle ödendi. Transferde girdiği bir milyar lira borç nedeniyle karma karışık durumdaki Galatasaray kulübü, yaşanmış bir çok örneği gibi, bu Fenerbahçe galibiyeti ile durulmuş ve toparlanmıştır.
Mevsimin şampiyonluğunu 36 maçta 23 galibiyet, 8 beraberlik, 5 yenilgi, 24 e karşı 55 gol ve 54 puanla 7. kez G.S. kazandı. Son iki haftaya kadar lider olan Beşiktaş 53 puanla.ikinci, Samsunspor’la Trabzonspor’un 49 ar puanlarından sonra, 39 puanla Fenerbahçe, geçen yılki gibi, 5. oldu. Bu mevsim de saldırılara hedef olan ve 6 milli futbolcusu 3 er, 4 er ay gibi ağır cezalara çarptırılan Fenerbahçe, 13 er galibiyet ve beraberlik ve 10 yenilgi almış ve attığı 46 sayıya karşı da kalesinde 39 gol görmüştür. Fenerbahçe’yi bu anormal sonuca götüren 36 maçın dökümü ile, yaşanan başlıca olaylar aşağıdadır:

Fenerbahçe’nin bahtsız cocuğu Milli Hüseyin Çakıroğlu’nun Amerika’ya gönderilmesi fayda etmeyip 26.10.1986 da kaybedilmesinden sonra, ligin ilginç olaylarından biri 2 Kasımda Samsun’da yaşandı. Stankoviç, sabah 10.30 da (midem kaldırmıyor, yiyemem!..) diyen Abdülkerim’i, bonfile yemediği için, kadrodışı bıraktı ve maç 4-0 kaybedildi.
Fenerbahçe’yi klasmarda 8. liğe düşüren bu yenilgiden sonra, belini büken 2. olay, 7 Aralıkta 15. haftanın 1-0 lık Beşiktaş yenilgisidir. Bu maç beklenmedik şekilde, yeniden sahneye çıkan Yusuf Namoğlu’nun 24. dakikada F.B. aleyhine verdiği sudan bir penaltı ile kaybedildi.
Bütün uyarılara karşın, Namoğlu’nun bu maçı yönetmesini Başkan Tahsin Kaya, kısa süre sonraki Divan toplantısında şöyle açıkladı:
— Maçtan önce çok telefon aldım. Bu zat Fenerbahçe düşmanıdır. Bizi yakar!., denildi. Ankara’da işim vardı. Gitmedim. Hakemlerin gecesine gittim. Ona dedim ki:
— Fenerbahçe’ye çok kötülükler etmişsin. Sana Fenerbahçe hainidir, diyorlar. Fenerbahçe’den istediğin nedir?!… bana, şerefi üzerine yeminler edince inandım!… Hata benim!…
Bir Beşiktaş-Galatasaray çekişmesi halinde; ancak Beşiktaş’ın averaj üstünlüğünde geçen mücadelenin 35. hafta maçında Beşiktaş’ın Denizlispor’dan 85. dakikada yediği, beraberlik golü, bir hafta sonra G.S. ı bir puan farkla 7. kez Türkiye ligi şampiyonu yaptı. Adeta, gökten inen bu şampiyonluk Sarı-Kırmızılı toplumu görülmemiş derecede mutlu kılmış ve sayılarının da, 14 yıllık uzun bir özlem dönemine karşın, azalma-yıp, çoğaldığını göstermiştir. Nitekim bu mevsim, maç hasılatında Fenerbahçe’nin 3. sıraya düşmesine karşı baş sırayı tutmaları bunu kanıtlar. 23.5.1987 de 2-0 yenilgiden 2-2 beraberliği kurtardığı Altay maçını Fenerbahçe’nin kendi sahasında 3492 seyirci gibi, çok uzun yallardanberi görülmemiş tenha tribünler önünde oynadığı gözardı edilmeyecek bir olaydır.
Bu mevsim, yaygın bir hal alan (teşvik primi), özellikle haftalar süren puan eşitlikleri sırasında, G.S., ile Beşiktaş arasında çok sert suçlamalara konu olurken, (şike) ihbar ve iddiaları da bütün yurtta aldı yürüdü. Teşvik primlerinin futbolcu başına 5 milyon liraya ulaştığı basında yer almış ve ilgililerin:
— Muhakkak ki şike yapılıyor. Ancak, isbatı mümkün değil. İhbar sahiplerinden isbatta bulunamayacakları mahkemeye vereceğiz!., şeklinde, basındaki demeçleri, düşülen aczin itirafı olarak, üzüntüler yaratmıştır.

“EZELİ RAKÎP” TEN BİR DOSTLUK!

Fenerbahçe, 26. hafta liderden 5 puan geride ve 5. iken, sahasında 0-0 sonuçla elendiği Sam-sunspor Fed.Kupası çeyrek final rövanş maçından sonra çıkan dövüşme sonucu Federasyonca, ligin bitimine 9 hafta kala şampiyonluktan uzaklaştırıldı. Ligi, lider ümit takımı elemanlarıyla tamamlarken, son 9 maçın sadece sonuncusunu 6.6.1987 de Kocaelispor’a karşı 2-1 kazanabilip, hem ümit takımının şampiyonluğu heba oldu, hem de artık toparlanamayıp, G.S., B. J.K., Samsun ve Trabzondan sonra, ancak 5. liği kurtarabildi.
Kupa maçı sonunda F.B. li futbolcuların bulunduğu yönde ve tribünlere doğru hareketlerle koşan Samsun kalecisi Fatih’le tekmeci Rıfat, maç boyunca tahrik ettikleri bazı rakipleri tarafından dövülmekle karşılık gördüler. Bu yakışıksız ve akılsızca davranış, F.B. li futbolcularla kulüplerine çok pahalıya mâl oldu.
Galatasaray ağırlıklı Futbol Federasyonu, bu fırsattan azami ölçüde yararlanmaya koşmuş ve seferber ettiği bütün teşkilâtını alarma geçirip, Fenerbahçeli 6 milli futbolcu, birkaç tokat ve tekmenin bedeli olarak, (Cinayet ve Facia) ithamları da dahil, son derece ağır suçlamalara hedef olmuşlardır. Sonuçta, ismail, Sedat ve Zafer (3) er, kaptan Müjdat ve Hasan ile, tam anlamıyla suçsuz Abdülkerim (4) er ay cezalandırılmışlar, statda 2 maç kapatılmış ve F.B. bu mevsim 3 İstanbul maçını dışarlarda oynamak zorunda bırakılmıştır.
Sahalarda çok görülen, ancak, bu derece abartılıp şişirildiği hiç görülmemiş ve hakem raporuna da geçmemiş saha dışı bir olayda Federasyonun takındığı tutum ve gösterdiği olağanüstü hassasiyet bir çok makûl düşünenleri çok üzmüş ve ezeli rekabetin kolay giderilemiyecek bir yara aldığı görüşü egemen olmuştur.
Muhakkak olan şudur ki, G.S. ağırlıklı Federasyonun isteyerek aldığı ve aldırdığı bu nisbetsiz ve karakuşi kararlar 80 yıllık Fenerbahçe’yi yıkabilirdi. Eğer bu olay birkaç hafta önce yaşansaydı, Fenerbahçe küme bile düşer ve bu durum bazı kimseleri, belki de, memnun ederdi. Bu gerçek, ne çare ki, başka bir kalıba sokulamaz!.. Bu takdirde, bu işlerde yeterince bilgiye sahip olmayan ve kamuoyunca tefe konan bir haksız davranışı görülmemiş bir duyarlık ve telâşla, gözü kapalı destekler beyanatta bulunmak talihsizliğini gösteren Başbakan ile M.E.G. ve Spor Bakanının, bu kez, nasıl bir tavır takınacakları merak edilirdi. Bu hata ve gafletin doğuracağı vahim akibetin hesabı hiç mi sorulmazdı?!..
Bu olaydan ezeli rekabet konusunda yine de ders almak gerekiyor. Şampiyonlukta iddiasız bir Fenerbahçe’yi bile, “Zayıf bir anında”, “ölüme itebilecek kadar fanatik” kimseler de bulunabileceği akıl ve gözönünden uzak tutulmamalıdır.

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 1

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 2

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 3

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 5

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 6

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 7

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 8

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 9

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 10

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 11

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 12

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 13

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 14

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 15

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 16

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 17

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 18

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 19

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 20

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 21

Reklamlar

Written by kesinofsayt

13 Nisan 2012 12:18

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: