FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

TARİHİ İHANET MODELİ VE “ATEŞ ÜZERİNE BENZİN ATARAK DA SÖNMEZ”!

leave a comment »

3 Temmuz 2011 tarihinde Fenerbahçe’ye yapılan darbenin ardından, o zamanlar “ezeli dost” bilinen Galatasaray’ın ilk açıklaması şaşırtıcı bir memnuniyet uyandırmıştı:

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal imzalı bildiride

Hukuka ve genel ahlak anlayışına aykırı herhangi bir davranış gerçekleştiyse – ki bunu düşünmek bile istemem – bunu kanıtlamak adalet sistemine düşer, bizlere değil.

Konuyla ilgili yayınlar hususunda Fenerbahçe Kulübü’nün hassasiyetini göz önünde tutarak Galatasaray TV başta olmak üzere Kulübümüzün tüm mecralarında konu ile ilgili program ve yayın yapılmaması kararını almış bulunuyoruz. Aynı hassasiyetin tüm Galatasaray camiası tarafından da gösterileceğine eminim.

deniyordu. Yani iddiaları kanıtlamanın adalet sistemine düştüğünü Galatasaray SK en yetkili ağzından dile getiriyordu. Aynı zamanda “Fenerbahçe Kulübü’nün hassasiyetini göz önünde tutarak” konu ile ilgili program ve yayın yapmayacaklarını açıklıyordu sayın Aysal. İlerleyen günlerde ne değiştiyse Galatasaray SK yöneticileri adaleti sağlama işini kendileri ele almaya kalkışacaklardı ve hassasiyet filan tanımayacaklarını tüm Türkiye’ye ve Avrupa’ya göstereceklerdi.

Galatasaray ve Aysal’ın “hassasiyeti” sadece 4 (yazıyla dört) gün sürecekti. 9 Temmuz 2011 tarihindeki Galatasaray Olağanüstü Genel Kurulu’nda sayın Aysal’ın ilk taciz atışı gelecekti:

”Kulüp saygınlığımız her şeyin üzerinde tutulmaya ve korunmaya devam edilecektir, müsterih olunuz. Galatasaray’ın böyle bir durumda hiçbir leke almamasını sağlayan geçmiş tüm başkan, yönetici ve sporcularımıza buradan şükranlarımızı sunuyorum”

Türkiye Futbol Federasyonu’nun 11 Temmuz 2011 tarihinde “Liglerin planlandığı gibi 5 Ağustos tarihinde başlayacağı”nı açıklaması üzerine savaşın fitili ateşlendi. Sözümona “adalet sisteminin kanıtlamasını bekleyecek” olanlar belki de ezeli düşmanlık fitilini ateşleyecek bildiriyi yayınladılar:

Bu Ateş Üfleyerek Sönmez, Çözüm Zamana Yayılamaz

Türk futbolu çok ağır bir şaibe altında. Toplumumuzu sadece sportif açıdan değil sosyal açıdan da alt üst edecek kadar derin ve yaygın olduğu anlaşılan büyük bir sorunla karşı karşıyayız.

Göreve yeni başlamış olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun ne denli ağır bir sorumluluk altında olduğunun bilincindeyiz. Kararların geciktirildiği her gün Türk sporuna zarar vermektedir. Bilelim ki dünyanın saygın bir gücü olmaya soyunmuş bir ülkesi olarak asıl verdiğimiz sınav etik değerlere sahip çıkma konusundaki kararlılığımızdır.

Galatasaray olarak biz, Türk futbolunun içine düştüğü bu karanlıktan bir an önce çıkarılması için tüm mercilerin, gerekirse liglerin bir süre ertelenmesi kararı dahil, üzerlerine düşen tüm görevleri zaman kaybetmeden yerine getireceklerine ve kararın verilmesi için gerekli bilgi ve delillerin Federasyon’umuza ivedilikle iletilerek sürecin hızlandırılacağına inanıyoruz.

Galatasaray camiası olarak alınacak her karar ve uygulamanın en yakın takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Ünal Aysal
Başkan
Galatasaray Spor Kulübü

Aynı tarihte Külüpler Birliği Vakfı toplantısının ardından en yaşlı üye sıfatıyla İlhan Cavcav “tek ses, tek yürek” olarak medyadaki yargısız infazı kabul etmediklerini açıklıyordu.

Cavcav, bütün kulüplerin temsilcilerinin de hazır bulunduğu sırada yaptığı açıklamada, bugün TFF’nin davetiyle toplantı yaptıklarını kaydederek, “Kulüplerin başkanları olarak tek ses, tek yürek durumundayız. Birlik ve beraberlik içinde en ufak çatlak ses bulunmamakta, herkes ortak mutabakat ve yüzde yüz beraberlik içindedir” dedi.

Gerçekleştirdikleri toplantıda ana konunun 8 gündür kamuoyunun gündeminde olan gelişmelerden oluştuğunu kaydeden İlhan Cavcav, şunları söyledi:

“Bu konuyu Futbol Federasyonu başkanı ve yöneticileriyle paylaştık. Tüm kulüp başkanları ve yöneticileri de görüşlerini belirtti. Türk futbolunun en değerli markası olanSpor Toto Süper Lig’i oluşturan kulüplerin başkanları olarak tek ses, tek yürek durumundayız. Tüm gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Birlik içinde en ufak çatlak ses bulunmamakta. Herkes ortak mutabakat ve yüzde yüz beraberlik içindedir. Tabii son kararı Futbol Federasyonu verecektir. Daha bundan sonra da görüş alışverişi olacaktır. Kulüplere karşı bazı basın yayın organları tarafından yapılan yargısız infazı kabul etmemiz mümkün değildir. Gelişmelerle ilgili Futbol Federasyonu gerekli bilgilendirmeyi yapacaktır. Kulüplerimiz, Kulüpler Birliği başkanı olarak arkadaşımın adına en yaşlı üye sıfatıyla bu açıklamayı bana verdiler. Bu açıklamayı 18 kulüp adına yapmaktayım.”

Kulüpler Birliği Vakfı’nın toplantısında Galatasaray’ı temsilen ikinci başkan Ali Dürüst yer almıştı ve Cavcav’ın açıklamasına göre “tek ses, tek yürek” olarak karar alınmıştı. Oysa Galatasaray’ın açıklamaları durumun, en azından Galatasaray açısından, hiç de böyle olmadığını gösteriyordu.

İlhan Söyler Hürriyet Gazetesi’nde bu duruma dikkat çekiyordu:

Ünal Aysal Hızlı Çıkış Yaptı

Türk futbolu zaten bir kaos içinde…

Tüm sayfalar şike soruşturması ile çalkanıyor…

Takımların ne durumda olan bilen yok. Spor muhabirleri kamplarda yaptıkları söyleşiler, bir kenarda…

Böyle bir akım varken, bir de ortaya pat diye düşen “Ateş üfleyerek sönmez” sözü ateşi alevlendirdi…

Sayın Aysal acaba bunu çok iyi düşündü de mi, yoksa  bu gidişe çok rahatsız olduğu için mi söyledi…

Galatasaray Yönetimi  Kulüplerbirliği toplantısı olacak , Galatasaray Yönetimi’nde kim gitsin ne bir kararlara evet diyeceksin  diye bir fikir birliği oluşturuldu mu?

Toplantıya katılmadan önce seçilen Ali Dürüst’e Kulüplerbirliği’nin aldığı kararlara evet derken, bir gün sonra Ünal Aysal’ın bu sözleri  tabiki ortalığı karıştırır. Ali Dürüst o toplantıda tüm görüşleri benimsemiş, TFF’nin tüm kararlarını da destekleyeceklerini de  belirtmişti.

Burada  ne derseniz deyin önce Galatasaray Başkanı  Ünal Aysal ne kadar büyük iş adamı olursa olsun, futbolun içinde yıllarca olmayışı, alışık olduğu iş adamlığının dışına çıkması normal ama, burada futbolun içinde olan dostları arkadaşları var, acaba böyle bir açıklamayı yaparken, kimsenin haberi var mıydı?

Kendisine yakın olan bir kişi bu sözleri bilseydi kesin olarak  yayına koymazdı…

Başkan Ünal Aysal  dün yapılan Galatasaray Divan kurulu toplantısında  ise “Biz adaletin yanındayız bizim için Fenerbahçe’nin durumu ne ise tüm takımların da aynıdır.” Ali Dürüst “TFF’in arkasında olacağımızı söyledik o da bunu yaptı.” dedi.

Ali Dürüst yıllarca futboldan uzak, yıllar önce yaptığı yöneticiliği geride kaldığı için o daha akıllı bir şekilde Federasyonun arkasında olduğunu söylerken çekinmedi, oda yanlış bir söz kullansaydı Ali  Dürüst  biraz hassas olduğu için belki de yönetime ısınmadan çekilebilirdi.

Ne olursa olsun  Türk futbolu büyük bir darbeyi yemiş,  devamı da olacak, bir darbede Ünal Aysal’ın ağızından geldi bence söylenmeyecek  sözlerdi bunlar  şimdi, futbolseverler özledikleri takımların transferlerini, durumlarını, çalışmalarını merak eder dursunlar, her önüne gelen, ama hergün ne olacak bu hal sözleri ile karşılaşıyoruz…

Abi maçlar oynanacak mı, abi Aziz Yıldırım’ın durum ne olacak, şimdi de Beşiktaş tarafı başladı abi, Tayfur beyefendi biri böyle işlere karışır mı? Serdar Adalı da içeri alırlar mı? Bir anda yanıt veremediğimizden  kısa yoldan ben savcı değilim diyerek tek bir kelime  kullanıp yarını bekliyoruz…

14 Temmuz 2011 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ziyareti sonrasında açıklama yapan Aysal, sanki birkaç gün önce “çabuk çabuk” mealindeki sözleri söyleyen kendileri değilmiş gibi şunları söylemekte beis görmüyordu:

“Şunu kabul edelim, lütfen burada anlayışlı olalım; federasyon başkanımız çok ciddi ve zor bir dönemde iş başına geldiler. Üstlerine düşen görev şu anda oldukça ağır. Onlar da bunun bilinci içinde son derece dikkatli ve her adımlarını iki defa, üç defa atıyorlar ve bunu biz anlayışla karşılamak durumundayız. Aceleci olmayacağız. Federasyona güveniyoruz ama burada federasyonun elini kuvvetlendirmek için adliyenin ve savcılığın elindeki bilgileri süratle federasyona iletmeleri konusunda da ısrarlıyız”

Aynı gün Galatasaray Divan Kurulu Başkanı İrfan Aktar Radyospor’da şunları ifade ediyordu:

Sayın Başkan, şike soruşturmasında adı geçen takımlarla ilgili Futbol Federasyonu’nun yapacağı uygulamalara iştirak edeceğini beyan etmişti, ancak bundan 2 saat sonra gerçekleştirilen federasyon yönetim kurulu toplantısından sonra Mehmet Ali Aydınlar’ın yaptığı açıklama bir önceki açıklamasından 180 derece farklıdır. Bütün Türk toplumunu ilgilendiren bir konuda bunu uzun vadeye yaymanın sakıncalarını kulüp başkanımız hatırlatıyor.  Bunu da en tabî görev olarak adleddiyor. ‘Gerekirse ligleri 1 ay sonra başlatalım’ diyor. Herhangi bir kulübü karşısına almıyor. ‘Gerekeni yapalım ve konuyu zaman kaybetmeden çözelim. Konunun beklemeye tahammülü yok’ diyor. Bunu son derece doğru buluyorum.

Ortada ciddi bir sorun var. Bu şaibenin Türk sporunun öncü branşı olan futbolun üzerinden kaldırılması gerekir. Bu kaldırılmadan yapılacak işler, yayın ihalesi, Avrupa Kupası maçları vs. sıkıntıya girecektir. Başkan ve ben dahil hepimiz spordan gelen insanlarız. Fair-play uygulamasının en önemli uygulama olduğunu hepimiz biliriz. Spor ahlâkına dair aykırı olabilecek en ufak bir şüphe varsa çok ciddi yaklaşılmalı. Bu nedenle bu konuyu sürüncemede bırakacak davranışımızın olmaması gerekir. Federasyon’un da bu konuda hassas olması gerekir. Camiaların da hassa davranması gerekir. Belki Fenerbahçe’nin de hiçbir dahli olmadığı ortaya çıkacaktır. Bir işin söylenmeye başlanması gerçeğe dönüşmesinden daha beter sonuçlar çıkarır.

Burada kendisini ele veren ifade, önce “herhangi bir kulübü karşısına almıyor” dedikten az sonra, soruşturmada birçok kulüp varken “belki Fenerbahçe’nin de hiçbir dahli olmadığı ortaya çıkacaktır” demesi oluyordu. Sadece Fenerbahçe adını zikretmesi dahi Galatasaray’ın açıklamalarını yaparken kimi hedef aldığının net bir göstergesiydi.

İlerleyen süreçte Fenerbahçe’nin ceza alması için UEFA nezdinde kulis yaptığı, UEFA Hukuk Başmüşaviri Pierre Cornu’yu (yine bir Galatasaraylı olan İlhan Helvacı ile birlikte) doğrudan etkileyerek UEFA’ya tek yanlı bilgi akışı sağladığı ortaya çıkacak olan ve ödül olarak Galatasaray Sportif AŞ Genel Müdürlüğü ve Galatasaray Kulübü İcra Kurulu Başkanı yapılan Lütfi Arıboğan ise 15 Temmuz 2011 tarihinde

Sayın Yıldırım Demirören dün Sayın Aydınlar’ı ziyaret etti. Orada sayın başkanımıza kupayı aklanana kadar iade kararı aldıklarını bildirmişler. Bunu açıkçası son derece etik buluyorum. Bu süreçteki en etik davranış olarak görüyorum.

diyerek dolaylı göndermelerinden ilkini gerçekleştiriyordu.

Galatasaray ikinci başkanı Ali Dürüst 15 Temmuz 2011’de Galatasaray TV’de şöyle konuşuyordu:

Katılan değerli temsilcilerin özellikle ortaya koydukları olay; bir kaos ortamı var, bu kaos ortamından çıkmamız lazım… Sebepler ne olursa olsun onlar bizi ilgilendirmiyor, ama sonuçlar hepimizi etkileyecek. Yetkili olan federasyondur, ivedilikle buna çözüm bulunması lazım. Bu anlamda bir bildiri yapıp oradan ayrıldık. Toplantıda federasyonun ne karar alacağı tabii ki konuşulmadı.

Sonra federasyon, toplantısının ardından liglerin başlaması ve alınacak tedbirlerin nasıl olacağıyla ilgili bir açıklama yaptı. Bunu da iddianameye bağladı. Buna karşı da bizim esasında deklarasyonumuz federasyonu destekler mahiyetteydi. Yani bunu çabuklaştırmak için, otoritelerin bir an önce federasyona yardımcı olması açısından bir deklarasyonumuz oldu. Tamam birazcık kamuoyunda belki de yanlış anlaşıldı. Bunu açıkça söylemek lazım ki biz Galatasaray Kulübü olarak bu olayların bir an önce sonuçlanmasını bekliyoruz. Bizim temennimiz, bu işte suçlanan insan ve iddiaların asılsız çıkması. En büyük temennimiz bu yarışa hep beraber başlamamız.

Bizim, Galatasaray açısından kendi aramızda bir sıkıntı yok. Koordinasyon içinde bu iş devam ediyor. Yönetimde hem demokratik, hem hiyerarşik olarak gerekli tedbirleri alıyoruz. Biz de federasyona yardımcı olarak, başkanımızın açıkladığı gibi olayların takipçisiyiz. Nedenlerinden ziyade sonuçlarıyla ilgileniyoruz. Temiz bir sayfa açılıp bu yarışın devam etmesini istiyoruz.

Birazcık yanlış anlaşıldı” ifadesi bile Galatasaray’ın bu “hassasiyete” ne ciddiyetle yaklaştığının ispatı oluyordu.

15 Ağustos 2011 tarihinde TFF’nin kararın mahkeme süreci sonrasına ertelendiği açıklaması üzerine Galatasaray’dan bir deklarasyon gelmekte gecikmiyordu. O güne kadar gerek TFF içindeki unsurları (Lütfi Arıboğan, İlhan Helvacı, Ebru Köksal), gerekse kulüp destekli sanal taraftar örgütlenmesi tarafından UEFA’da lobi yapan Galatasaray, “UEFA Sopası” kartını açıkça masaya koyuyordu:

(…)

Gelişmelerin ilk gününden beri son derece açıklıkla belirttik: Hiç kimsenin üzüntüsü, acısı bizim sevincimiz olamaz. Hepimiz aynı gemideyiz ve geminin adı Türk Futbolu’dur. Gerçek şudur ki gemimiz ağır bir yara almış, futbolumuz mahkemelere düşmüş, kişisel ve toplumsal dramlar ortaya çıkmıştır. Ancak alınan bu yara, her gün biraz daha büyürken, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak daha büyük maliyetlere yol açacaktır. Gün dövünme, tartışma, kavga günü değildir. Hep beraber oturup ortak bir akıl ve strateji oluşturma günüdür.

Bu strateji  “zaman kazanma”ya dayandırılamaz. Kendimizi yönetme becerisi ve erkine sahip olduğumuzu kanıtlamamız için atılması gerekli adımlar bellidir. Geciktikçe bedel daha da ağırlaşacaktır. En kötüsü bu adımları biz zamanında atmazsak, başkalarının bizim adımıza atması kaçınılmazdır. Kurallar çerçevesinde hatalarımızla yüzleşip gereğini biz yapmazsak dünyada bunu üst kuruluşlar yapar. Kendi kangrenli parmağımızı kendimiz kesmezsek, birileri gelir kolumuzu keser. “Biz yapamadık, onlar yaptı” diyemeyiz. Uygar dünyanın saygın bir üyesi olmak, öncelikle hatalarımızla yüzleşip, kendimize karşı dürüst olmaktan geçer.

(…)

Galatasaray’ ın bu tavrına TFF kayıtsız kalamayacak ve “özellikle bugün bir Süper Lig kulübümüzün yaptığı açıklama ile federasyonumuz adeta Avrupa’ya, UEFA’ya ve FIFA’ya şikayet edilmektedir. Belirtmek isteriz ki, Türkiye Futbol Federasyonu; şeffaf, açık ve yasalarla yönetilen bir kurumdur. Federasyonumuzu hukuka aykırı davranan bir kurum olarak lanse eden ve yurtdışına şikayet etme gibi tarihi yanılgıya düşenleri, Türk futbol tarihimiz affetmeyecektir” diyerek tepki verecekti.

Galatasaray bir kez daha “yanlış anlaşıldık” iddiasında bulundu. Ama bu kez “birazcık” demiyorlardı çok şükür:

Aysal, Galatasaraylılar Derneği’nin 103. kuruluş yıl dönümü ve “Başkanları Anma Günü” etkinliği nedeniyle Levent’teki dernek binasında gerçekleştirilen organizasyona katıldı.

Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Aysal, TFF’nin şike ve teşvik iddialarına yönelik soruşturmayla ilgili olarak etik kurulun raporu doğrultusunda, savcılık iddianamesinin beklenmesi yönünde aldığı karar sonrası sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklamaya değinerek, “Bizim açıklamamız daha faydalı ve daha koruyucu tedbirlerin alınmasına dönük bir tavsiyeden ibaretti. Ama bu yanlış anlaşıldı veya tam olarak okunamadı” dedi.

Bu arada UEFA’nın mektubu ile, özellikle Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne gidememesinin asıl sorumlularının TFF’nin Galatasaraylı iki üyesinin olduğu ortaya çıkıyordu. Lütfi Arıboğan (ki bugün Galatasaray Sportif AŞ Genel Müdürü ve Galatasaray İcra Kurulu Başkanı’dır) ve İlhan Helvacı “Fenerbahçe’nin şikeye karıştığına dair hiç bir şüphenin olmadığını” UEFA Hukuk Başmüşaviri’ne söylemişlerdi.

“Ezeli dost” Galatasaray, Avrupa’ya gidemediği bir sezonda, TFF’deki temsilcileri aracılığı ile Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi kapısını kapatmış ve buradan gelecek geliri engellemeyi başarmıştı. Fenerbahçe’nin yurt içi ve dışındaki prestij kaybından bahsetmiyoruz bile…

Galatasaray Divan Kurulu üyesi Hayri Kozak dahi Galatasaray’ın UEFA’ya şikayette bulunduğunu itiraf ederek eleştiriyordu. Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Aysal buna da yanıt vermekte gecikmiyordu:

(…)

Bütün spor camiasının şunu bilmesini isterim; biz Galatasaray Spor Kulübü olarak, ne Fenerbahçe’nin ne başka bir kulübün ne de herhangi bir kişinin suçu kanıtlanmamış iken suçlu muamelesi görmesini istemeyiz ve yasaların bize verdiği izin içinde buna karşı çıkarız. Bu olaylar rakiplerimizin değil de bizim başımıza gelseydi, onların da böyle düşüneceğine inanırız. Biz, futbol dünyamıza üyesi olduğumuz ailemiz olarak bakıyoruz. Kim olursa olsun ailemizin bir üyesinin çektiği acı ve üzüntü, uğradıkları haksızlık bizi büyütmez. Zaman ezeli rakiplerimizin, aynı zamanda ebedi dostu olduğumuzu da gösterecektir.

Eğer Sayın Kozak’ın bize karşı eleştirileri “fazla yumuşaksınız, daha dik durun” şeklinde olsaydı, duruşumuzu gözden geçirme gereğini duyardım ama bu duruş yüzünden Kozak’ın ifadesiyle “Türkiye Liglerinin doğal lideri olma fırsatını kaçırıyorsak” etik anlayışımızdan taviz vereceğimize “doğal liderliği” kaçıralım gitsin derim.

Sayın Kozak söyleşisinde Galatasaray’ın da bir zamanlar şike olayına karışmış olabileceğini ima etmiş. Doğrusu işlerimin yoğunluğu nedeniyle ve henüz o tarihlerde kulüp üyesi olmadığım için gelişmeleri yakından takip etmemiştim. Ama bu konuda bilgisi ya da belgesi olan varsa hemen ortaya çıksın diyebilecek kadar kendimize karşı da dürüst olduğumu belirtmek isterim.

(…)

Aysal “ne Fenerbahçe’nin ne başka bir kulübün ne de herhangi bir kişinin suçu kanıtlanmamış iken suçlu muamelesi görmesini istemeyiz” dese de söylem ve eylemleriyle sürekli aksini yapmaktadır bu arada.

11 Kasım 2011 tarihinde TT Arena’da oynanan Türkiye – Hırvatistan maçında tribünlerin milli takım kalecisi Volkan Demirel’e yaptığı küfürlü tazahüratlar yeni bir gerilim yaratıyordu. Aysal burada da yapanları eleştirmekten çok topu taca atmayı tercih ediyordu:

GALATASARAY Başkanı Ünal Aysal, Türk Telekom Arena Stadı’nda oynanan Hırvatistan maçında, tribünler ile Volkan Demirel arasında yaşanan gerginliğin sarı kırmızılı taraftarlara maledilmemesi gerektiğini söyledi. Aysal, “Maç Galatasaray’ın stadında oynandı ancak orası aynı zamanda federasyonun stadıydı. Oraya gelen de Türk Milli Takımı seyircisi idi. Bunu karıştırmayalım. Stada gelenler Galatasaray biletleri ile gelmedi. Tribünlerde Galatasaraylı’sı, Fenerli’si, Beşiktaşlı’sı da vardı” dedi.

Fenerbahçe Asbaşkanı Ali Koç 29 Kasım 2011 tarihinde TFF’nin Galatasaraylı üyeleri Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı’yı açıkça suçluyor ve istifalarını istiyordu:

“Bugün bir basın toplantısı düzenleyerek de ifade ettiğimiz üzere TFF yöneticileri Sayın Lütfi Arıboğan ve Sayın İlhan Helvacı, UEFA müfettişi Sayın Pierre Cornu ile yaptıkları görüşmede, kulübümüzün yüzde yüz şike yaptığını kendisine söylemişlerdir.

Henüz iddianamesi dahi açıklanmamış, üzerinde gizlilik kararı olan bir soruşturma hakkında iki TFF yetkilisinin, UEFA müfettişini bu şekilde yönlendirmeleri tarafımızca kabul edilemez. Sayın Cornu, Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’nde (CAS) devam eden davamız ile ilgili olarak verdiği savunmasında Arıboğan ve Helvacı’ya ‘Fenerbahçe’nin yüzde 1 dahi şike yapmamış olma ihtimali yok mu?’ diye sorduğunu, bu soruya Arıboğan ve Helvacı’nın ‘Hayır Fenerbahçe yüzde yüz şike yapmıştır’ diye yanıt verdiğini söylemiştir.

CAS’a sunulan dilekçeye göre; Ancak bu iddialı ve yönlendirme içeren yorumlarına rağmen kendilerinin Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermeme kararını alamayacaklarını, aksi takdirde güvenliklerinin tehlikeye gireceğini söyleyen ikili, UEFA müfettişine kendilerine bir mektup gönderilmesini ve bu mektubu kullanarak, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne gönderilemeyeceğini söyledi.

Mektubun gönderilmesinin ardından da TFF kulübümüzü Şampiyonlar Ligi’ne göndermeme kararı almıştır. Gerek ülkemizi gerekse kulübümüzü uluslararası alanda küçük duruma düşüren ve haklarını savunmak yerine adeta bir oyun derleyen Arıboğan ve Helvacı’nın, TFF’deki görevlerinden istifa etmesi tüm camiamız ve spor kamuoyunun beklentisidir.”

6 Aralık 2011 tarihinde Galatasaray Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk “Trabzonspor, Fenerbahçe, G.Saray, Beşiktaş, Sivasspor ve Eskişehirspor’un bir daha aynı ligde sorunsuz mücadele etmesinin mümkün olmadığını” söyleyerek “üfleyerek sönmeyen” ateşe bir bidon benzin daha atıyordu. Üstelik de derbiye bir gün kala!

Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk, Türk futbolunun çıkışı için gençlere yatırımın şart olduğunu ifade etti. “Türk futbolu tükenmiştir” diyerek cesur bir itirafa imza atan G.Saray Kulübü Başkan Yardımcısı Öztürk, Haberortak.com’a özel açıklamalar yaptı.

Her zaman açıksözlülüğü ile tanınan Adnan Öztürk, G.Saray Kulübü adına tüm kulüplere çağrıda bulundu ve “ Süper Lig kalmadı, artık A2 Ligi’ne yatırım yapılsın. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un şu anda aynı ligde sorunsuz mücadele etmesi mümkün mü? Tertemiz bir lig varken, onlara yatırım yapılsın” dedi.

İDDİANAMENİN DETAYLARINI HERKES 1 HAFTA SONRA ÖĞRENECEK

Haberortak.com’a verdiği röportajda Adnan Öztürk, tüm Türkiye ve kulüplerede önemli bir çağrıda bulundu.

Öncelikle sohbetimizde Adnan Öztürk, “İddianamenin asıl detayları 1 hafta sonra ortaya çıkacak. Şu anda iddianame mahkemeye verildi ve 1 hafta sonra bütün Türkiye herşeyi öğrenecek” dedi.

ŞAİBE OLMAYAN TEK BİR LİG VAR

G.Saray’ın başarılı yöneticisi daha sonra sözlerine şöyle devam etti: “Sizce birkaç yıl Trabzonspor, Fenerbahçe, G.Saray, Beşiktaş, Sivasspor ve Eskişehirspor’un bir daha aynı ligde sorunsuz mücadele etmesi mümkün görünüyor mu? Hayır görünmüyor.

Bunların hepsinin pırıl pırıl mücadele ettiği, hiçbir şaibe olmayan ve ekonomik hiçbir sorunu olmayan, Türkiye’de bir lig var mı? Evet, A2 Ligi”

ŞİKE DAVASI BİTENE DEK A2’Yİ İZLEYELİM TÜRK FUTBOLUNUN BAŞKA ŞANSI YOK

Bu noktada tüm kulüplere çağrıda bulunan G.Saray Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk, “Türk futbolunun sizce başka bir şansı var mı? Bir de A2 liginde 2 yabancı ve 2 profesyonel futbolcu oynatma şansınız da var. 7 tane 25 yaş altı Türk futbolcu, 2 profesyonel oyuncu ve 2 tane de yabancı oyuncu oynatabiliyorsunuz.

Alın size şike iddianamesi ve dava sonuçlanana kadar tertemiz bir lig. 2 sene dava sürene dek buna yatarım yapılsın ve süre bittiğinde ortalaması 21 yaşında olan yetenekli oyuncularımız ve takımlarımız olsun.

Artık bu takımlarımızın maçlarını yayıncı kuruluş ve TV kanalları Türkiye’nin geleceği için canlı olarak vermeli.

SÜPER LİG KALMADI Kİ…YÖNETİCİLER DE PIRIL PIRIL YETİŞSİN

Süper Lig orası olsun…Zaten Süper Lig kalmadı ki. Bari o tarafa yatırıma sıfırdan başlayalım ki, 1.5 milyar dolar borç ve hesapsız kitapsız iş yapmadan…Yöneticilerde, futbolcular gibi pırıl pırıl yetişsinler. Bence Türk futbolunun başka bir şansı kalmadı” dedi.

Aynı Öztürk 13 Aralık’ta katıldığı bir radyo programında “UEFA Sopası”nı kullanıyordu bu kez:

Kulüpler Birliği, küme düşme kalksın diye bir toplantı organize edecekse Galatasaray’ı davet etmeye bile gerek yok. Böyle bir sisteme Galatasaray’ın imza atması mümkün değildir.  Küme düşme cezasının kaldırılması bizi uluslararası kurullar düzeyinde zor duruma düşürür. UEFA’nın dünkü açıklaması kaygımızı azaltmaz ya da bu konudaki gerçeği değiştirmez.  Biz olayları son derece sakin, akılcı, evrensel hukuku düşünerek ortaya koyduk. Galatasaray’ın duruşu çok nettir. Türk futbolunun geleceği Avrupa’dadır. Ekonomik olarak da Avrupa’dadır. Türk futbolunu Avrupa’da zor durumda bırakacak, izole edecek en ufak risk alınmasına Galatasaray olarak karşıyız.

Bir iki kulübü kurtaralım diye Türk futbolunu riske etmeye kimsenin hakkı yoktur. Küme düşmenin kalkması için tüm kulüpler imza verir, Galatasaray tek başına kalırsa, kalır. Bundan en ufak bir rahatsızlık duymayız.

Yukarıda sayılan örnekler ortadayken 29 Aralık 2011 tarihinde resmi siteden yapılan açıklamada şu ifade bulunmaktaydı (elbette UEFA Sopası’na değinmeyi ihmal etmeden):

3 Temmuz’dan bu yana Türk futboluna hakim olan kargaşa içerisinde Türk sporunun en önemli ve köklü camiası olarak sürekli yapıcı, uluslararası kurallara uygunluğa, ahlaka, etik kurallar ve prensiplere davet edici anlayışımızı, gerek kamuoyu önünde gerekse kapalı toplantılarda ısrarla dile getirdik. Tabii bu arada hiçbir şahıs veya camiayı kırıcı, rencide edici, suçlayıcı bir söylemde bulunmamaya hassasiyet ve titizlik gösterdik. Kulübümüzün adı, tasvip edemeyeceğimiz şekilde suçlamalara, söylemlere karıştırılsa da Türk Spor Tarihi’nin en karanlık günlerinin yaşandığı bu donemde, sükûnetimizi korumasını bildik.

Sükunetini korumuş Galatasaray buysa demekten başka birşey gelmiyor elden…

UEFA Sopası ve TFF’ye Fenerbahçe üzerinden dolaylı yüklenme çalışmaları, “Liseliler”de doğal bir yapılanma olan “topyekün hareket”i de beraberinde getirir. UEFA’ya jurnalleme çalışmalarının TFF ayaklarından İlhan Helvacı’nın ağabeyi (kardeşi?) Mehmet Helvacı da Radyospor’a açıklama yapıyordu:

UEFA yaptırım uygular kaygısıyla maddenin değiştirilmesine karşı çıkılıyorsa, bu büyük bir utanç. Bu durumda biz bu işlerle hiç uğraşmayalım, kapatalım gidelim. Bu kendi ahlâk anlayışımızla ilgilidir. UEFA tabii ki yaptırım uygulayıp, bu kararı alanlar hakkında davalar açacaktır. Ayrıca UEFA yaptırımı uygulamasa bile bizim maddenin değiştirilmemesini istememiz konusunda bir sebep mi var! Şikeyi kim yaparsa yapsın cezalandırılması gerekir. Bu konuda şu ya da bu veya bir kurum bir şey der diye karar alamayız. Biz kendi değerlerimiz, ahlâk anlayışımız açısından bunu yapmak zorundayız. Dışarıdan gelecek bir zorlamayla değil.

Benzer bir tepki de Alp Yalman döneminin 2. başkanı Doğan Hasol’dan geliyordu:

Doğan Hasol, 3 Temmuz’dan beri yaşanan süreçte Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar ve yönetiminin tutarlı bir çizgi izleyemediklerini ve her geçen gün kendileriyle de çelişen kararlar alarak, Türk Futbolu’nun geleceğini bir bilinmeze doğru süreklediklerini öne sürdü. Son olarak Futbol Federasyonu’nun karar verme yetkisinin kendisinde olmasına rağmen 58 maddenin değişimi ile ilgili olağanüstü genel kurul kararı alması ve kararın kulüplere bırakılmasının son derece yanlış olduğunu vurgulayan Doğan Hasol, TFF’ye yönelik eleştirisini şöyle sürdürdü. “Biz futbol dünyasında yalnız değiliz. Tüm Avrupa ve UEFA bizim bu konuda alacağımız karar ve yaptırımları dikkatle bekliyor. Ne demek şike bu defaya mahsus affedilsin, küme düşme kalksın. Bir sene sonra ne olacak? Bir başka kulüp daha şike yaparsa o zaman ne yapacaksınız? Oldu olacak, her kulübün bir defeya mahsus şike yapma hakkı olsun!..”

G.Saray’ın eski ikinci başkanı Hasol, 3 Temmuz’wdan beri yaşanan süreçte Galatasaray Yönetimi’nin izlediği tutumu takdirle takip ettiklerini belirtti ve sözlerini Başkanımız Ünal Aysal ve yönetimine bu konudaki tutarlı, ilkeli duruşları için teşekkür ediyorum. Sadece ben değil, camiamızın tamamı gelişmelere karşı kulübümüzün takındığı tavrı takdir ediyor. Ancak Türk Futbolu bu kaostan çıkışı sadece Galatasaray’ın çabası ile bir yere varamaz. Diğer kulüplerimizin de günü kurtarmak değil futbolun geleceğini kurtarmak adına hareket etmeleri gerekiyor.”

Adnan Öztürk 20 Ocak 2012 tarihinde yine sahne alır (zaten pek de inmez sahneden). İstanbul Aydın Üniversitesi’ndeki bir panelde konuşuyordu. UEFA Sopası elindedir yine, ama bu kez şikeyi de tescilli gördüğü yolunda laflar ediyordu:

Kamu vicdanındaki rahatsızlığı, şike olduğunun tescili olarak gördüğünü dile getiren Adnan Öztürk, “Birileri bu konuda harekete geçtiyse, kamu vicdanını rahatsız edici boyutlara ulaştığı içindir. UEFA Başkanı Platini bir demecinde (Şike cinayettir) diyor ve elinde çantayla ülke ülke gezerek yöneticilerin bu konuda ciddi hamleler yapmasını istiyor. Zamanlaması enteresan oldu. Tam da UEFA’nın mücadelesiyle aynı zamana denk geldi. Cezaların uluslararası standartlara getirilmesi ve insanların çok uzun süre hapiste kalmaması lazım. Biraz kantarın topuzu kaçmıştı. O konuda belli bir noktaya gelindi. Hapiste insanların gereğinden fazla kalması kimseyi mutlu etmemeli. Suçlular cezasını görmeli ama abartılmamalı. Bir an önce sonuca gidilmeli. Ancak biz Futbol Disiplin Talimatnamesi’nin 58. maddesine dokunulmasına müsaade etmeyiz” diye konuştu.

Aynı panelde ilginç bir ipucu da veriyordu:

Adnan Öztürk ayrıca, şike dışında tüm dünyada yasa dışı bahise yönelik bir soruşturmanın da yürütüldüğünü ve bunun Türkiye ayağının da yakında çıkacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Nihat Özdemir’in Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu’nda Fenerbahçe hisse senetlerini diğer kulüplerle karşılaştırmasıyla ilgili bir soruya Galatasaray ikinci başkanı Ali Dürüst “Halka açık şirketlerin değerlerini konuşmak ne kadar doğru bilemiyorum. Ama o değerler hiçbir zaman kurallara uymamayı gerektirmez” şeklideki yanıtı Galatasaray’ın sürece nasıl baktığını net bir şekilde ortaya koyuyordu.

Lütfi Arıboğan 23 Ocak 2012 tarihinde Sports TV’de Fenerbahçe avukatı Emin Özkurt’u yalancılıkla suçluyordu.

Lütfi Arıboğan, CAS’ın Cornu’un raporunun yerine iddianemeyi ve TFF Etik Kurulu raporunu koyduğunu belirterek, “CAS bizden iddianamenin yanı sıra ilk Etik Kurulu raporunu da talep etti. Bunları da bu dava dosyasına koydu. Bu konuda da avukat arkadaşımız yine kamoyunu yalan beyanlarıyla yanlış bilgilendiriyor. Bunların belgeleri bizlerde de mevcutken, göz göre göre yalan beyanlara başvurmasına akıl erdiremiyorum” dedi. Arıboğan son olarak, “Özkurt benim Cornu’ye dava açacağımı ve neden hala açmadığımı söyleyip duruyor. Bir kere ben dava açacağım demedim. Kendisi çıkıp “O zaman Lutfi bey Cornu’ye dava açsın” demişti. Burada da yalan konuşuyor” yorumunu yaptı.

Oysa 4 Aralık 2011 tarihinde bağlandığı Telegol Programı’nda Serhat Ulueren’in   Cornu’yu kasdederek sorduğu “kendisine dava açmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna net bir şekilde “evet, düşünüyorum. Bir seri dava olacak önümüzdeki günlerde” yanıtını veriyordu.

Ünal Aysal 26 Ocak 2012 tarihinde 58. maddenin değişip değişmemesi ile ilgili TFF Genel Kurulu’nda, oylamanın ardından gazetecilere

“Ben 7-8 takımın düşeceğine inanmıyorum. Düşecek takım sayısı 1 ya da 2 olur. Çok kısa sürede Futbol Federasyonu, umarım yetkilerini kullanarak kararını verir ve biz de sıkıntılarımızı gideririz”

diyordu. Bu “1 ya da 2 takım”dan kastının ne olduğu çok açıktı, ama bunun tahmini mi yoksa temennisi mi olduğu tartışmalıydı.

Aynı toplantıda Aysal’ın söylediği “Aydınlar istifası kurguyu bozarsözü dervişin fikri ile zikrine örnek olmasına rağmen mümtaz Türk medyası tarafından çok da önemsenmiyordu.

29 Ocak 2012’de Galatasaray USA Derneği’nin New York’ta düzenlediği baloda Ünal Aysal UEFA Sopası’nı bir daha gündeme getiriyordu:

Aysal, Federasyonun (şike ve teşvik iddialarıyla ilgili olarak) kendi inisiyatifiyle karar alması gerektiği, aksi halde UEFA’nın gelecek günlerde daha sert davranışlar içinde olacağı yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine “UEFA, futbolun bir disiplin içinde yürümesini isteyen, düzenleyici bir kuruluş. Kendisinin koymuş olduğu kurallara uyulmaması halinde bazı yaptırımları var. İnşallah bu yaptırımları Türkiye için uygulamaz. Fakat böyle bir uygulamanın olmaması için de bizim dikkatli olmamız lazım” diye konuştu.

Federasyonun ve kulüplerin bu konuda gerekenleri yapmasının önemine işaret eden Aysal, UEFA’nın elinde başka yaptırımların da bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
“Mali kurallar var, politik kurallar var. Bizim bunların hepsine kulüpler olarak uymamız gerekiyor ve hepimiz de uymaya çalışıyoruz zaten. Fakat geçmişe dönük bazı hatalar olduysa, onların da muayyen disiplin cezalarıyla cezalandırılmaları gerekiyor. Bu konuda federasyonumuz yetkili. Sanıyorum federasyonumuz gerekeni yapacaktır önümüzdeki günlerde. Hiç endişeniz olmasın. Benim de yok zaten.”

31 Ocak 2012 tarihinde Mehmet Ali Aydınlar federasyonu istifa ediyordu. Aydınlar’ın istifa gerekçesi çok ilginçti:

30 Ocak 2012 tarihinde yapmış olduğumuz TFF Yönetim Kurulu toplantısında, Spor Toto Süper Lig’de yer alan 17 kulübün ısrarları ve talepleri ve kamuoyundan gelen yoğun destek mesajları ile futboldaki kaos ortamının daha da derinleşmemesi için yönetime devam kararı almıştık.

Ancak aynı gün akşamında, bazı spor programlarındaki yorumcuların şahsıma hakarete varan söylemlerinin dozunu artırarak seviyesiz saldırıları, devam etmem konusunda yeniden düşünmeye sevk etti.

Ayrıca dün akşam bir haber kanalında, CAS Hakimi Sayın Av.Kısmet Erkiner’in açıklamalarını hayretler içerisinde izledim. Derhal bu açıklamaların doğruluğunu araştırdım ve ilgili raporun maalesef Federasyonumuza 6 Eylül ve 3 Kasım tarihlerinde ulaştığını bugün öğrendim. Böylece Sayın Erkiner’in ifadelerinin doğruluğunu tespit etmiş oldum. Kendisine uyarıları nedeniyle teşekkür ederim.

Doğrudan isim vermese de belgelerin TFF başkanına ulaştırılmasında -en hafif tabiriyle- ihmali olan birim TFF Hukuk Müşavirliği’dir. Dolayısıyla bölümün başkanı İlhan Helvacı… Şaşırdınız değil mi?

Adnan Öztürk ve Ulusoy’lu yılların Tahkim Kurulu Başkanı (aynı zamanda Galatasaray Divan Kurulu eski başkanı) Türker Aslan 7 Mart 2012 tarihinde Galatasaray Üniversitesi’ndeki bir panelde belaltı vuruşlarına devam ediyorlardı:

Şike davasının Galatasaray’a ciddi faydası olduğunu ifade eden Öztürk, “Son senelerde Galatasaray’ı sıradanlaştırmaya çalışan zihniyetler, Galatasaray’ın hiçbir zaman sıradanlaşmayacağını anladılar. Biz yalnız kaldık, ama rahatsız olmadık. Tam tersine sıradan olmaya devam etseydik, bu Galatasaray’ın sonu olurdu. Fırsatçılık yapmadık. Kimseye göre hareket etmeyiz. Duruşumuz var. Bu duruşla bugüne kadar geldik. Bu süreçte sadece eleştirmedik. Mesaj vermekle yetinmedik. Kapalı kapılar ardından konuşmalara saygı duyduk. Ama kapalı kapılar ardından şov yapmak isteyenlere izin vermedik. Problemin çözümünde Galatasaray’ın aradan sıyrılmaması için çaba gösterenler oldu. Kulübü aklımız ve yüreğimizle yönetiyoruz. Burada akıl kazanacaktır. Palyatif tuzak kurmak isteyenlerin hiçbir zaman kazanacaklarına inanmıyorum. Şike uzmanı değilim. Süreç içinde Türk futbolunun durumunu anlatmaya çalıştım. Ekonomik, sistem ve etik anlamında Türk futbolunun durumu içler acısı. Futbolun içinde şikenin olması Türk futbolunun yönetim tarzından kaynaklı. Türk futbolunu boğazdaki yalı çocuklarının oyuncağı olmaktan kurtaramazsak bundan kurtulamayız. Kendisine reklam yapıp, toplumda yer edinip, bunu da dönem içinde kişisel maddi ve manevi kazanca çevirme isteği futbol yöneticiliğin en önemli motivasyonu” diye konuştu.

“ŞİKE İTİBAR HIRSIZLIĞIDIR”

Şikenin sportif amaçlarla yapıldığına inanmadığını belirten Adnan Öztürk, “Şike hırsızlıktır. Şike itibar hırsızlığıdır. O koltuklarda oturup itibar peşinde koşanlar, güç sarhoşluğuna kapılıyorlar. Kendilerine yarattıkları sahte itibarlarına halel gelmesin diye buna başvuruyorlar” dedi.

Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk, şike sürecinin bir diğer faydasının Türkiye’deki spor kulüplerinin duruşlarının ve söylemlerinin ortaya çıkması olduğunu vurgulayarak, “Türkiye Futbol Federasyonu’nun yeni yönetiminden umutlu değilim. Yeni federasyon yönetim, Türkiye’deki futbol sektörünün yönetim tarzından çıktı. Yeni yönetim futbolun bir türevi olarak ortaya çıkmıştır. Ben seçimde oy kullanmaya bile gitmedim. Böyle bir seçimde oy kullanmak ‘Zul gelir’ diye düşündüm. UEFA’ya gitmişlerdir. Ne konuşulduğunu biliyorum. UEFA, ‘İç işlerinize karışmayız. Cezalara siz karar verirsiniz. Ama zamanı geldiğinde biz ne yapacağımızı biliriz’ dedi. Türkiye gibi Avrupa’nın futbol sektöründe en fazla potansiyele sahip ülkesinde, birkaç takımın örtbas etme çabaları yüzünden adı geçmeyen Galatasaray ve diğer takımlara yaptırımlar uygulanması, UEFA açısından mantıklı değil. Bu Galatasaray’a zarar verecek. Türk futboluna zarar verecek eylem ve söylem içinde olunursa, biz de Galatasaray entellektüelleri ve yönetim olarak gereğini yaparız” ifadesini kullandı.

“KANAYAN PARMAK KESİLMEZ”

Öztürk, TFF’nin yeni başkanı Yıldırım Demirören’in “Kanayan parmağı keseceğiz” sözünü hatırlatarak, “Başkan ‘kanayan parmağı keseceğim’ diye geldi. Benim bildiğim kanayan parmak kesilmez, pansuman yapılır. Kanayan parmakların kesileceği bir kurgu oynanıyor” dedi. Konuşurken dikkat etmesi gerektiğini ve yeni federasyon kurullarının ilk icraatının kendisine hak mahrumiyeti cezası vermesini olmasını istemediğini kaydeden Adnan Öztürk, bir kurgunun oynandığını ifade etti.

58. madde ile ilgili gerçekleştirilen toplantının ilk bölümüne davet edilmediklerine dikkat çeken başkan yardımcısı Öztürk, “Bu toplantıda kararlaştırılmış kurgular var. Yaşanan süreç bu kurgunun devamıdır. UEFA’nın kesinlikle play-off’tan önce karar verilmesi yönündeki talimatını biliyorum. Şu anda play-off’a kadar karar verilmesi söz konusu olamaz” diye konuştu.

Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener’in kupasını kim verirse onu destekleyeceği yönündeki sözünün hatırlatılması üzerine Adnan Öztürk, şunları söyledi:

“Federasyonda bir kupa trafiği yaşanacak. O kupayı istiyor, şimdiki başkan kupayı verdi mi, aldı mı? Sadri Başkan kupanın verilmeyeceğini biliyor. Son anda seçim yapmak zorunda kaldı. Trabzonspor, bu konuda küçük bir ceza alırsa bile ağır meblağların altına girecek. Amacımız hem Galatasaray’ın, hem de Türk futbolunun toplam ceza içinde yer almaması için çalışmalar yapmak. uruşumuzla Galatasaray camiasının ne demek olduğunu Türk ve Avrupa kamuoyuna gösterdiğimizi düşünüyorum.”

TFF Tahkim Kurulu’nun eski başkanlarından Türker Aslan ise uzun yıllar yöneticilik yapmış biri olarak şike olaylarıyla ilgili gelişmeler kadar futbolda olumsuz sonuçlar yaratan ve Türk futboluna çok büyük zararlar veren bir olay yaşamadığını söyledi.

Aslan, 3 Temmuz’da başlayan kaosun halen sürdüğüne dikkat çekerek, “Yeni gelen yönetimin de bu işin üstesinden geleceğine inanmıyorum. Tutumunu onaylamadığım Mehmet Ali Aydınlar’ın Türk futboluna 7-8 ay kaybettirmesinden sonra UEFA’nın tokadını üzülerek bekliyorum. ‘Ceza vermeyelim, puan silmeyelim, nasihat edelim’ gibi hayallerle Türk futbolu hiçbir yere varamaz. Aydınlar döneminde mevcut kurallar uygulansaydı bu sorun ortadan kalkmıştı” diye konuştu.

6 Mayıs’ı 7 Mayıs’a bağlayan geceyarısı PFDK 3 Temmuz Darbesi hakkındaki cezaları açıklıyordu:

1- AZİZ YILDIRIM hakkında, 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor, 26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa, 06.03.2011 günü oynanan Bursaspor- Büyükşehir Belediyespor, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe (oyçokluğu), 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor, 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe, 17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor-Bursaspor, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor, 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor (oyçokluğu), 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü, 15.05.2011 günü oynanan Trabzonspor- Büyükşehir Belediyespor, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe, 06.03.2011 günü oynanan Beşiktaş-Trabzonspor, 24.04.2011 günü oynanan Bucaspor-Fenerbahçe, 10.04.2011 günü oynanan Galatasaray-Trabzonspor, 04.03.2011 günü oynanan Kayserispor-Manisaspor, 18.03.2011 günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe, 13.03.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Konyaspor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

2- MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU hakkında, 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe (oyçokluğu), 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü,10.04.2011 günü oynanan Galatasaray-Trabzonspor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU’nun 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)

3- İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU hakkında, 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor, 26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa, 06.03.2011 günü oynanan Bursaspor- Büyükşehir Belediyespor, 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor, 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe, 17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor-Bursaspor, 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor, 15.05.2011 günü oynanan Trabzonspor- Büyükşehir Belediyespor, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe, 06.03.2011 günü oynanan Beşiktaş-Trabzonspor, 24.04.2011 tarihinde oynanan Bucaspor- Fenerbahçe, 18.03.2011 günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe, 13.03.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Konyaspor, 04.03.2011 günü oynanan Kayserispor-Manisaspor müsabakalarında müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU’nun, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor- Trabzonspor, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca takdiren 3 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,

4- TAMER YELKOVAN hakkında, 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor, 26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe, 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor, 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor, 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakalarında müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

5- CEMİL TURHAN hakkında; 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor, 26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa, 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe, 24.04.2011 günü oynanan Bucaspor-Fenerbahçe, 13.03.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Konyaspor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

CEMİL TURHAN’ın, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,

6- SERDAL ADALI hakkında, 11.05.2011 günü oynanan Beşiktaş- Büyükşehir Belediyespor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

7- TAYFUR HAVUTÇU hakkında, 11.05.2011 günü oynanan Beşiktaş- Büyükşehir Belediyespor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

8- AHMET ATEŞ hakkında, 11.05.2011 günü oynanan Beşiktaş- Büyükşehir Belediyespor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

9- İBRAHİM AKIN hakkında, 15.05.2011 günü oynanan Trabzonspor- Büyükşehir Belediyespor, 11.05.2011 günü oynanan Beşiktaş- Büyükşehir Belediyespor, 06.03.2011 günü oynanan Bursaspor- Büyükşehir Belediyespor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

İBRAHİM AKIN’ın 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabaka sonucunu etkilemekten eski FDT’nin 58/1. maddesi uyarınca 3 YIL MÜSABAKALARDAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,

10- İSKENDER ALIN hakkında, 15.05.2011 günü oynanan Trabzonspor- Büyükşehir Belediyespor, 11.05.2011 günü oynanan Beşiktaş- Büyükşehir Belediyespor, 06.03.2011 günü oynanan Bursaspor- Büyükşehir Belediyespor, 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

11- MECNUN ODYAKMAZ hakkında, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe, 24.04.2011 tarihinde oynanan Bucaspor- Fenerbahçemüsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

12- AHMET ÇELEBİ hakkında; 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe,

24.04.2011 tarihinde oynanan Bucaspor- Fenerbahçe müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

AHMET ÇELEBİ’nin 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı eski FDT’nin 58/1. maddesi uyarınca 2 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,

13- KORCAN ÇELİKAY hakkında, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

14- BÜLENT UYGUN hakkında, 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe, 24.04.2011 günü oynanan Bucaspor-Fenerbahçe müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

15- ÜMİT KARAN hakkında; 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

ÜMİT KARAN’ın, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca 2 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,

16- SERDAR KULBİLGE hakkında, 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

SERDAR KULBİLGE’nin, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca takdiren 2 YIL MÜSABAKALARDAN MEN CEZASI ile cezalandırılmasına,

17- CENGİZ DEMİREL hakkında; 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

CENGİZ DEMİREL’in 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,

18- ERDEM KONYAR hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA, (oyçokluğu)

19- YAVUZ AĞIRGÖL’ün ,15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,

20- MEHMET ŞEN hakkında; 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

MEHMET ŞEN’in, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,

21- HİKMET KARAMAN hakkında, 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

22- SERKAN ACAR hakkında, 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor, 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor, 13.03.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Konyaspor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

23- ZAFER ÖNDER İPEK hakkında, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe, 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

24- ALEADDİN YILDIRIM hakkında, 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe, 17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor-Bursaspor, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe, 18.03.2011 günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

25- HASAN ÇETİNKAYA hakkında, 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor, 17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor-Bursaspor, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor – Fenerbahçe müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

26- GÖKÇEK VEDERSON hakkında, 17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor-Bursaspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

27- GÜDE FADIL ÖZDEMİR hakkında, 24.04.2011 tarihinde oynanan Bucaspor- Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

28- ZAFER TÜZÜN hakkında, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

29- YILMAZ VURAL hakkında, 13.03.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Konyaspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

30- SEZER ÖZTÜRK hakkında, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor, 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

31- EMANUEL EMENİKE hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor – Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

32- MAHMUT BOZ hakkında, 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

33- MEHMET YILDIZ hakkında, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

34- SADRİ ŞENER hakkında, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

35- RECEP DENİZER hakkında, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

36- CAN ARAT hakkında, 06.03.2011 günü oynanan Bursaspor – Büyükşehir Belediyespor, 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

37- ÖNDER TURACI hakkında, 04.03.2011 günü oynanan Kayserispor-Manisaspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

38- NEVZAT ŞAKAR hakkında, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe, 22.05.2011 günü oynanan Karabükspor- Trabzonspor, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor-Fenerbahçe müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

39- OSMAN MURAT ÖZAYDINLI hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

40- EKREM OKUMUŞ hakkında, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

41- SADRETTİN FIRAT KOCAOĞLU hakkında, 26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

42- ZAFER DEMİRAY hakkında, 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

43- FARUK TAŞSETEN hakkında, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

44- MEHMET OFLAZ hakkında, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

45- MURAT ÖZTÜRK hakkında, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

46- SEMİH ŞENTÜRK hakkında, 22.04.2011 tarihli Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

47- İLHAN ÇELİKAY hakkında, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

48- KENAN YARALI hakkında, 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

49- MİTHAT HALİS hakkında, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

50- SAMET GÜZEL hakkında, 17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor – Bursaspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

51- ŞÜKRÜ ONGAN hakkında, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor , 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

52- ÜMİT AYDIN hakkında, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

53- SERCAN YILDIRIM hakkında, 17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor-Bursaspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

54- MURAT ŞAHİN hakkında, 26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

55- GÖKSEL GÜMÜŞDAĞ hakkında, 10.04.2011 günü oynanan Büyükşehir Belediyespor – Sivasspor, 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe – Büyükşehir Belediyespor müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

56- MANİSASPOR Kulübü hakkında, 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor – Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

57- BEŞİKTAŞ A.Ş. hakkında, 06.03.2011 günü oynanan Beşiktaş A.Ş. – Trabzonspor A.Ş., 11.05.2011 günü oynanan Beşiktaş A.Ş. – İstanbul BBSK müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

58- BUCASPOR Kulübü hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Bucaspor- Trabzonspor A.Ş., 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- MKE Ankaragücü, 24.04.2011 günü oynanan Bucaspor – Fenerbahçe A.Ş. müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

59- BURSASPOR Kulübü hakkında, 17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor A.Ş.- Bursaspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

60- ESKİŞEHİRSPOR Kulübü hakkında, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş., 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor – Fenerbahçe A.Ş. müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

61- GALATASARAY A.Ş. hakkında, 10.04.2011 günü oynanan Galatasaray A.Ş. – Trabzonspor A.Ş., 18.03.2011 günü oynanan Galatasaray A.Ş. – Fenerbahçe A.Ş. müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

62- GENÇLERBİRLİĞİ SPOR Kulübü hakkında, 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği – Trabzonspor A.Ş., 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği – Fenerbahçe A.Ş. müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

63- İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SPOR Kulübü hakkında, 11.05.2011 günü oynanan Beşiktaş A.Ş.- İstanbul BBSK, 15.05.2011 günü oynanan Trabzonspor A.Ş.- İstanbul BBSK, 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- İstanbul BBSK, 06.03.2011 günü oynanan Bursaspor – İstanbul BBSK müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

64- KARDEMİR D.Ç. KARABÜKSPOR Kulübü hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Kardemir D.Ç. Karabükspor – Fenerbahçe A.Ş, 22.05.2011 günü oynanan Kardemir D.Ç. Karabükspor – Trabzonspor A.Ş. müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

65- KASIMPAŞA A.Ş. hakkında, 26.02.2011günü oynanan Fenerbahçe A.Ş. – Kasımpaşa müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

66- KAYSERİSPOR Kulübü hakkında, 04.03.2011 günü oynanan Kayserispor – Manisaspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

67- KONYASPOR Kulübü hakkında, 13.03.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş. – Konyaspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

68- MKE ANKARAGÜCÜ SPOR Kulübü hakkında, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- MKE Ankaragücü müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemektendolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

69- SİVASSPOR Kulübü hakkında, 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

70- TRABZONSPOR A.Ş. hakkında, 22.05.2011 günü oynanan Kardemir D.Ç. Karabükspor – Trabzonspor A.Ş., 08.05.2011 günü oynanan Bucaspor- Trabzonspor A.Ş., 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş., 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- MKE Ankaragücü, 08.05.2011 günü oynanan Kardemir D.Ç. Karabükspor – Fenerbahçe A.Ş., 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş., 06.03.2011 günü oynanan Beşiktaş A.Ş. – Trabzonspor A.Ş.müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

71- FENERBAHÇE A.Ş. hakkında, 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor – Trabzonspor, 26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş. – Kasımpaşa, 04.03.2011 günü oynanan Kayserispor – Manisaspor, 06.03.2011 günü oynanan Bursaspor – İstanbul BBSK, 06.03.2011 günü oynanan Beşiktaş A.Ş. – Trabzonspor A.Ş., 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği – Fenerbahçe A.Ş.(oyçokluğu), 13.03.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş. – Konyaspor, 18.03.2011 günü oynanan Galatasaray A.Ş. – Fenerbahçe A.Ş., 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği – Trabzonspor A.Ş., 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor – Fenerbahçe A.Ş., 10.04.2011 günü oynanan Galatasaray A.Ş. – Trabzonspor A.Ş., 17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor A.Ş.- Bursaspor, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (oyçokluğu), 24.04.2011 günü oynanan Bucaspor – Fenerbahçe A.Ş., 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- İstanbul BBSK (oyçokluğu), 08.05.2011 günü oynanan Kardemir D.Ç. Karabükspor – Fenerbahçe A.Ş., 15.05.2011 günü oynanan Trabzonspor A.Ş.- İstanbul BBSK, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- MKE Ankaragücü(oyçokluğu), 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

Karar verilmiştir.

Halit Fahri GÜLTEKİN

PFDK Başkanı

Aradan aylar geçtikten sonra, 28 Temmuz 2012 tarihinde Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada “bir TFF yönetcisi”nin (eşiyle birlikte) kararları etkilemek için otel odalarında lobi yaptığını öğrenecektik:

Zira halen görevlerinin başında olan bu 3 Temmuz zihniyeti uzantılarının  en iyi yaptığı şeyin yargıyı etkilemek olduğu, bizler tarafından yakından bilinmektedir.
Etik Kurul ve  Disiplin Kurulu kararlarını etkilemek için bu kurulların kaldıkları  otellere karar aşamasında hem de eşleriyle gidip “Ceza kararı çıkması için tehdit ve asılsız mesajlar taşıyarak” yargıyı etkilemeye kalkanlar şimdi de UEFA ve FİFA’da aynı role soyunmaktadırlar.

O dönemlerde TFF yetkilisi olan, bu kulüp yöneticileri, bu iddialarımı yalanladığı anda; gereği tarafımdan hemen yapılacaktır. Ya da Tahkim Kurulu’nun karar günü soruşturma  savcısı  ile TFF’yi ziyaret eden bazı kulüp yöneticileri ile Türkiye Futbol Federasyonu’ndaki görevlerinden şuanda görev yaptıkları kulüplerine transferlerinde, yanlarında hangi gizli bilgileri götürdükleri ve bunları nerelerde kullandıkları hep bilgimiz dahilindedir.

Elbette bu “yöneticinin” Galatasaraylı olduğunu eklemeye gerek yok.

Lig Şampiyonu’nun belirleneceği maçtan önce Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen söyleşiye katılan Aysal “şampiyonluk Kupası’nın kurallara göre normal olarak en son maçın oynandığı sahada alındığını anımsatır“. Bunun yine bir gerilim için söylendiği çok açıktır, zira böyle bir kural bulunmamaktadır. Hatta Ulusoy’lu yıllarda Fenerbahçe’nin şampiyonluk kupasını ertesi sezonun başında almışlığı bile vakidir.

Aysal Habertürk’te katıldığı bir programda ise şunları söylüyordu:

Ünal Aysal, sezon içinde, “Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarlarının standardı farklı” şeklindeki açıklamasının hatırlatılması üzerine ise şunları söyledi:
“Ben hiç bir zaman, taraftarlar arasında bir ‘kalite farkından’ söz etmedim. Böyle bir niyetim hiç bir zaman olamaz. Kendi taraftarıma olan saygım kadar, diğer kulüplerin taraftarlarına da saygım var. Özellikle Fenerbahçe taraftarlarına böyle bir şeyin olmadığını tekrar belirtmek istiyorum. ‘Fenerbahçe taraftarıyla, Galatasaray taraftarlarının standardı farklı’ dedim. Ne ahlaktan ne kaliteden bahsettim. Bu benim izlenimim. Yanlış da olabilir. Fenerbahçe taraftarı 12. adam psikolojisiyle, sahaya direkt müdahale etmeyi kendisinde hak olarak görüyor. Galatasaray taraftarı ise sahasını korumayı görev biliyor. Bunun ahlakla ilgisi yok. Bu bir politika meselesi. Bir disiplin meselesi. Onlar öyle düşünmüşler, bizimkiler böyle düşünüyorlar. Bu sebepten benim saham 1 kez bile kapatılmadı. Kulübüm zarar görmedi. Para kaybına uğramadım. Bunun için de kendi taraftarıma son derece müteşekkirim. Onlar bu politikayı izlediler. Bu standardı tutturdular. Fenerbahçe taraftarı başka bir standardı uyguladı. Dün akşam gördüğümüz maç sonrası örnekleri, aslında ne demek istediğimi çok açık şekilde izah ediyor.
Dün akşam gördüğüm olay, orada 50 bin kişilik toplum varsa, bunun 3-4 bin kişisi holigan ekibiydi. Tüm sorunu yaratan onlardı. Bu arada bizzat Fenerbahçe taraftarı da zarar gördü. Oraya sporsever Fenerbahçeliler iyi bir maç izlemek için geldiler, bizden çok onlar sıkıntıya uğradılar. Bizim en büyük üzüntümüz sporseverlerin bir gün spor sahalarından kaçma riskinin doğması. Onların biz maçlara gelmelerini teşvik edeceğimize caydırıyoruz. Bunun önlenmesi lazım. Tüm kulüplerin son derece duyarlı ve itidalli davranması gerektiğine inanıyorum.”

Daha birkaç gün önce kupanın kurallara göre son maçın oynandığı sahada verildiğini iddia eden Aysal, birkaç gün sonra nedense farklı bir söylemdedir:

Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Ali Dürüst’ün “Federasyon kupasına sahip çıkamadı” şeklindeki açıklamasına katıldığını ifade eden Aysal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Federasyon kendi gücünü kullanıp istediği takıma istediği yaptırımı uygulayıp, kupayı istediği yerde verme lüksüne sahip. Soyunma odasında şampiyonluk kupasını almak, bırakın Galatasaray’ı Federasyon’un kendi kendisine hakarettir. Böyle bir ortamda soyunma odasında kupayı kabul etmemiz, Federasyon’a bizim hakaret etmemiz anlamına da gelir. Dışarıda bir kaba güç var, bu kaba güce karşı 2 bin tane polis eli kolu bağlı bekliyor. Böyle bir durumu kim kabul edebilir ki? Neticede herkes yapması gereken görevi yaptığı vakit, her şey yolunda gidiyor. Dün sonunda böyle oldu ama biraz tereddütle oldu. Bizi üzen de bu tereddüttür. Neden 3 saatlik bir tereddütle oldu bu iş. Halbuki usulüne uygun anında uygulanması gereken kurallar vardı. Onlar uygulanıp bu iş çok daha temiz şekilde halledilebilirdi. Polis gücünün ne demek olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Polis isterse 15 dakika içinde, bilemedin yarım saat içinde bir toplumu kontrol altına alabilir. Özellikle Türk polisi bu konuda son derece güçlü, son derece deneyimli. Dün akşam da netice olarak başarılıydılar.”

Ayrıca genç, yaşlı, kadın, çocuk demeden insanları biber gazı terörüne boğan polisi de “başarılı” buluyordu. Herhalde polisin şiddeti Fenerbahçe taraftarı üzerinde uygulamış olmasıdır Aysal’ı bu görüşe götüren…

15 Haziran 2012 tarihinde Galatasaray Lütfi Arıboğan’ın 20 Haziran 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Galatasaray Sportif AŞ Genel Müdürü ve Galatasaray Spor Kulübü İcra Kurulu Başkanlığı’na atandığını açıklıyordu.

Aysal’ın tacizleri kronikleşmiştir. 24 Haziran 2012 tarihinde Akdeniz Galatasaraylılar Derneği’ndeki şampiyonluk kutlamasındaki konuşmasında bile başkalarına sataşmadan duramıyordu:

Galatasaray diğer kulüpler gibi gücünü hiçbir organizasyondan ve hiçbir suni güçten almamaktadır.

İşte 3 Temmuz 2011’den 3 Temmuz 2012’ye “ezeli dostluğun” öyküsü…
“Ezeli dost”u hala dost bilen varsa diye kayda alalım istedik…

Reklamlar

Written by kesinofsayt

03 Ağustos 2012 13:15

Genel kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: