FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 10

leave a comment »

FENERBAHÇE – YABANCI MAÇLARI

Fenerbahçe – yabancı takımlar maçları Sarı-Lâcivertli Kulübün tarihinde övünç veren bir bölümdür. “YABANCILARA KARŞI YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜREN FENERBAHÇE!..” sözü, Türk futbolunda atasözü oldu.
Bu sözü kanıtlayan bir çok olay ve başarıları resmi organizasyonlar olan AVRUPA ve BALKAN Kupaları konusunda gördük. Şimdi, yabancı maçlarını genel olarak, topluca sunduğumuz şu bölümde, daha büyük başarılarla karşılaşıp, övünç ve mutluluk duygularımız kat kat artacaktır.
Tarihsel bir gerçektir ki, Fenerbahçe futbolu, genelde, kendine özgü gözokşayıcı, zarif,temiz, teknik ve çabuk stiliyle, iç ve dışarda ün salmış, özellikle Mütareke ve îşgal döneminden başlayan, sürekli yabancı galibiyetleriyle de bu sporun yurdumuzda sevilip yayılmasında başlıca etken olmuştur.
Genellikle, taraftarları heyecanla peşinden sürükleyen F.B.-Yabancı maçları 1913 yılında başladı ve 1987 sonunda 457 ye vardı. Fenerbahçe 335 i yurtiçinde 9 ve 122 si de yurtdışında 78 değişik statta ve dünyanın 38 ülkesinin 243 takımıyla yaptığı bu 457 maçın 207 sini kazanıp 174 ünü kaybetmiş ve 76 smda da berabere kalıp, rakiplerinin 727 sayısına 944 golle cevap vermiştir.
Bu bilanço’nun büyük başarı olduğu açıktır… Rakipler arasında Avrupa ve Güney Amerika’nın bir çok ülkesinin ünlü şampiyonlarıyla Avrupa Karması, Avrupa ve Süper kupalar birincileri ve Dünya Şampiyonlar Şampiyonu gibi en güçlü takımların bulunması da bilançonun değerini yükselten nedenler arasındadır.
Fenerbahçe – Yabancı maçları özel nitelikte başlayıp sürerken, 1959 danberi, 4 Avrupa ve Balkan Kupaları şampiyonluklarıyla, resmi nitelik de kazandı. Böylece, Fenerbahçe, Avrupa Kupaları konusunda sunduğumuz gibi, bir çok Avrupa ülkesinin şampiyon takımlarını resmi maçlarda da yenmek olanağını bulmuştur. Fenerbahçe’nin bu mağlupları arasında, futbolun anayurdu, İngiltere başta olarak, Fransa, Hollanda, Polonya, Macaristan, Portekiz, Romanya, Kuzey İrlanda, Lüxemburg, İsveç, Bulgar ve Yunan şampiyonları sayılabilir.
Bu 38 ülke takımları, Fenerbahçe ile yaptıkları ilk maç tarihlerine göre sıralanıp, tablo halinde, aşağıda sunulmuşlardır. Burada dikkat edilecek husus; Tablodaki sayıların, hizalarındaki ülkelerin değil, Fenerbahçe’nin aldığı sonuçları göstermesidir, örneğin; Fenerbahçe, yabancılardan ilk kez karşılaştığı İngilizlerin toplam 41 takımıyla 1913-81 yılları arasında 67 maç yapmıştır. Fenerbahçe, bu 67 maçın 33 ünü kazanmış, 12 sinde berabere kalmış, 22 sini de kaybetmiş bulunuyor. Bu 67 maçta Fenerbahçe takımı İngiliz rakiplerine 176 sayı yapmış, buna karşı 114 gol yemiştir.

Bu 457 maçın oynandığı saha ve günlerle, takım ve ülke adları ve maçların tür ve sonuçlan aşağıdaki tabloda ayrı ayrı gösterilmiştir:

Hemen hatırlatmak gerekir ki, Fenerbahçe-Yabancı maçlarını basit ve normal bir futbol müsabakaları serisi olarak düşünmek yanlıştır. ÜÇ kıtada yüzlerce yıl egemen olan görkemli Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü ve onun yıkıntıları içinden fışkıran gencecik bir ulusun koca bir “HUSUMET DÜNYASI” na karşı, genci ihtiyarı, kadını ve çocuğuyla, yıllarca ve tek başına ölüm-kalım savaşı vermesi ve özgürlüğünü kanıyla kurtarışı dönemlerini de kapsayan bu Fenerbahçe-Yabancı maçları, Dünya Futbol Tarihinde nevi şahsına özgü bir bölüm oluşturmuştur. Bu nedenle, bu maçların, yaşandığı dönemler gözönüne alınarak değerlendirilmeleri zorunludur.

Tablonun incelenmesinde ilginç sonuçlar çıkar.

İlk yabancı maçını 23 Mart 1913 de, Balkan Savaşı nedeniyle İstanbul limanında bulunan İngiliz Akdeniz Filosu Amiral gemisi NEOZELAND diretnotu takımıyla yapan Fenerbahçe, yabancılarla en çok 1923 yılında karşılaşmıştır. O yıl, toplam 33 maçtan 20 sini yabancılarlayapan Sarı-Lâcivertliler 13 maçı kazanmış, 4 ünü kaybetmiş ve 3 karşılaşmada da berabere kalıp 30 a karşı 58 gol atmışlardır. Fenerbahçe’nin tarih boyu en farklı yenilgisi olan 10-1 sonuçlu Orta Avrupa Kupası şampiyonu Slavia Prag maçı bu yıl yapıldı.

Fenerbahçe’nin 1923 den sonra, yabancılarla en çok temasta bulunduğu yıllar 19 maçla 1961 ve 17 maçla da 1919 dur. 1919 da 33 maç yaptığına göre, Fenerbahçe, yine yarıdan fazla karşılaşmayı yabancılarla yapmış bulunuyor. Burada göze çarpan en önemli nokta, Fenerbahçe’nin bu 17 yabancı maçında hiç yenilmemesi ve berabere bile kalmamış olmasıdır. Sarı-Lâcivertli kulüp bu maçlarda 10 a karşı 79 gol attı. Yani, Fenerbahçe takımı 1919 daki yabancı maçlarında kalesine yapılan her gole 8 golle karşılık vermek olağanüstü başarısını göstermiş bulunuyor. Böyle bir nisbet Dünya futbolunda her halde pek azdır.

Tam 5 yıl süren mütareke ve işgal döneminin politik yönden bu en karanlık ve mutsuz yılı, görüldüğü gibi, Fenerbahçe Kulübü için büyük başarı yılı olarak sivriliyor ve tarihini süslüyor.

Takımlar arasında büyük ölçüde klas farkı söz konusu olmadığına göre, sağlanan ezici üstünlüğün tek nedeni, Dünya Savaşı gibi tarihin en büyük askeri zaferini kazanan uluslara mensup rakip takımların, zafer sarhoşluğuna gömülmüş bulunmalarına karşın, dönemin en değerli ve tümü yüksek kültürlü futbolcularından oluşan Fenerbahçe takımının, sahalara mutlaka yenmek azmiyle çıkmakta ve bunun milli görev olduğu inancını taşır olmalarıdır.

Tablonun incelenmesinde, Fenerbahçe’nin 1921 de yabancılarla yalnız bir maç yaptığı, 1928, 1943 ve 1944 de ise hiç karşılaşmadığı görülür.

1921 deki durgunluk, emperyalist Yunanistan’ın destekleyicisi İngiltere ile İstiklâl savaşı öncüleri arasındaki gerginlikten ötürü, Başkomutan HARRİNGTON’un uyguladığı toplantı yasağıdır. 1928 de Amsterdam olimpiyatlarına hazırlık ve kamplar, 1943 ve 1944 de de 2. Dünya Savaşı’-nın artan şiddeti yabancı maçlarına olanak vermemiştir.

ÜNLÜ AVUSTURYALILAR:

Fenerbahçe-yabancı maçlarında ilginç anılar yaşatanlar çoktur. Bunları ayrı ayrı sunmak ciltler tutar. Bu nedenle, âit oldukları bölümlerde sözü edilen resmi Avrupa ve Balkan Kupaları dışında, burada sâdece bir kaç özel maçı ele almakla yetinmek gerekecek.
Bunlardan ilki, 1916-17 yıllarında Avusturya Askeri Gücüyle yapılan maçlardır. 1915 Kasımında Avusturya’dan Uzunköprü’ye gelen 24 sm’lik son sistem bir ağır topçu birliği Martta Anafar-talar, sonra da Seddülbahr’de mevziye girmiştir. Mayıs 1916’da İstanbul’a yerleşen bu Avusturyalılar arasında milli futbolcular da vardı. Forst Vi-enna’dan bek WEİBER, B.A.C.’den yine bek NEMETZ.Slavia Prag’dan santrhaf ANTONİN KRATKY ve kaleci Beneş gibi.
Bu şöhretli futbolcuların yer aldığı Avusturya takımıyla, Fenerbahçe bir kaç maç yapmıştır.
Bu futbolculardan Kratky, 1918 Kasımında İstanbul’dan kaçıp Selanik’deki Çek lejyonuna katılmış, oradan Prag’a gittikten sonra, 1920’de tekrar İstanbul’a gelerek Sultan Hamam Havuzlu Han’da ticaretle uğraşmıştır. 1950’lcrdeki ölümüne kadar İstanbul’da bir çok önemli maç yöneten Kratky, bu arada ilk milli maçımız olan, 26.10.1923’deki Türkiye-Romanya maçının da hakemliğini yaptı.

İŞGAL DÖNEMİNİN İLK MAÇI:

Fenerbahçe, mütareke ve işgal yılları yabancı maçlarının ilkini, düşman güçlerinin İstanbul’a girişinden sadece 11 gün sonra, 24 Kasım 1918 Pazar günü Fransız Garnizon takımıyla yapmış ve 3-1 kazanmıştır.
Fenerbahçe kulübü, Dünya Savaş Tarihinin en büyük zaferini kazananlardan Faransa’nın, yarım saat önceki yenik futbolcularına Kuşdilin’deki lokalin salonunda çay ikram ederken, göğsü renk renk şerit ve madalyalarla süslü bir Fransız Albay’ı, Türkler ve Fenerbahçe’yi öven demecini şu sözlerle noktaladı;
(— AÇIKÇA TEKRARLAMAK ZORUNDAYIM Kİ BİZ TÜRKLERİ YANLIŞ ANLAMIŞIZ. BÖYLE UYGAR, MERT VE SPORTMEN BİR ULUS KARŞISINDA SİLAH KULLANMIŞ VE KAN DÖKMÜŞ OLMAKTAN ŞİMDİ ÜZÜNTÜ DUYUYORUM. BU HATANIN İKİ TARAFA DA DERS OLMASINI BÜTÜN KALBİMLE DİLERİM.)
Bir Fransız yüzbaşı da Pierre Loti’nin o günlerde, günlük TASVİR-İ EFKÂR gazetesinde yayınlanan, Türkler hakkındaki güzel bir yazısını okumuş ve bir Fransız olarak bu görüş ve duygulara tamamen katıldığını haykırmıştır.
Ancak, bu sözlerden 76 gün sonra, düşman Şark Orduları Başkomutanı Mareşal FRANCHET d’ESPEREY, Selanik’ten PATRÎE zırhlısıyla 8 Şubat 1919 sabahı Galata rıhtımına çıktığında, yer yerinden oynamış, küstah bir kalabalık Mareşal’ın beyaz atının ayaklarına Ay-Yıldız’Iı sancak serer, fesler yırtılıp Türklere hakaretlerin en pespayeleri reva görülürken, o, bütün bunları onaylar bir görünüm içinde ve bir Fâtih tavriyle Bankalar Caddesine doğru ilerlemiştir.
Özgürlük ve Uygarlığın kalesi rolündeki Fransa’nın, bu ünlü Mareşal’inin bu tutumu, gören ve duyan her Türk’ün yüreğinde yara açmış, kirli gövdesiyle Boğaziçi’nin tertemiz sularında leke gibi duran Patrie Ve d’Esperey nefret yaratmışlardır.
Fenerbahçe 21 Şubatta İngilizlerle karşılaşırken, Fransızlarla Patrie zırhlı takımı arasında kararlaştırılan 16 Mart 1919 maçını F.B. 5-1 kazandı. Ancak, gafil avlandığını öne süren süvari’nin teklifiyle yapılan 23 Mart rövanş maçı da 7-0 kazanıldı.
Bir kaç yüz fesliye karşı, 2 bin şapkalı ve bir o kadar da, Lacivert bere ve kırmızı pomponlu Fransız denizcinin taşkın gürültüleri arasında geçen maçın ilk devresinin golsüz sonuçlanması Fransızları ümitlendirdi ise de, 2. devrenin başlamasıyla açılan gol kapısı seslerini kısmış ve iğrenç Patrie’nin defteri de böylece dürülmüştür.

İNGİLİZLERLE MAÇLAR:

Fenerbahçe’nin mütareke ve işgal dönemindeki ilk İngiliz maçı Fransızlarla yapılan karşılaşmadan 5 gün sonra, 29 Kasım 1918 Cuma günü Misivalidis takımı iledir. 2-1 İngilizlerin kazandığı bu maçın diğer Özellikleri:
İngilizlerin isteğiyle devrelerin yarımşar saat oluşu, maç saatlerinde çıkan yangında kaleci Ars-lanyan’ın evinin yanması, bazı futbolcuların yardıma gitmelerinden sahaya zayıf çıkılması ve düşman takıma karşı ilk kez oynamaktan doğan çekingenlik..
8 Aralık 1918’de yine İngilizlerle yapılan maç da ilginçtir:
Yine bir İngiliz subayının yönettiği mütareke döneminin bu 3. maçı, üstün oyuna karşı 3-2 kaybedildi. Bu maçın en büyük özelliği, Fenerbahçe’nin bu günden itibaren, tam 4 yıl ve 3 ay, düşman takımlar karşısındaki 31 maçta hiç yenilmemiş olmasıdır. Bazı anı ve olayları da anmaya olanak verdiğinden, bu 8 Aralık maçı hakkında 9 Aralık 1918 günlü Tasvir-i Efkâr gazetesindeki yorumdan bazı ilginç satırlar aşağıdadır:
(.. İngilizler yegan yegan iyi oyuncular. Bilhassa sol müdafi, orta muavin ve orta muhacim mükemmeldiler. Fenerbahçe hücum hattı gayet iyi ve İngilizlere üstündü. Muhacimler topu son derecede çabuk ve ustaca kullanmışlar ve oyun tamamen ingiliz kalesi önünde oynanmıştır. Fakat, Fener muhacimlerinin vücutça küçüklüğü ve bazılarının da çekingenlikleri yüzünden hücumlar bir türlü gayeye erişemiyordu. Bu suretle Fenerbahçe ancak 2 sayı yapabilmiş, İngilizler ise yalnız 3-4 defa Fener kalesine akın yaptıkları halde, üçünde sayı yapmaya muvaffak olmuşlardır. Fenerbahçe’den Zeki bey fevkalâde, Galip bey ise pekiyi oynamışlardır.
Maçtan sonra Fenerbahçeliler İngilizlere bir çay ziyafeti keşide etmişler ve bu ziyafette İngilizlere karşı samimi ve dostane nutuklar irad eylemişlerdir. Bilmukabele, İngilizler de, 2 hafta önce Fransızların yaptıkları gibi Kemali samimiyet ve teessürle cevap vermişler, Türklük ve Türkleri ta-mamıyle yanlış anlamış olduklarını itiraf ederek, ötede beride Türklere karşı yapılan kusurların affını rica etmişlerdir. Aynı şekilde, iki hafta evvel Fransızlara çekilen çay ziyafetinde Fransızlardan biri Pierre Loti’nin gazetemizde çıkan yazısını okumuş ve alkışlanmıştı.
Fenerbahçe Kulübü bu müsabakalarla Türk gençliğini, Türk milletinin nezaket ve kibarlığını spor sahasında İngiliz ve Fransızlara göstermek ve arada münasebet ve temaslar hasıl eylemek gibi meşkur bir gaye takip eylemektedir ki, bu hakikatten şayanı takdirdir.
Gelecek pazar günü de yine İngilizlerle Fenerbahçe arasında bir maç daha yapılacaktır.)
Fenerbahçe, 5 yıl süren Mütareke ve İşgal döneminde düşman takımlarıyla tam 50 maç yaptı. 41’ini kazandı, 5’ini kaybetti ve 4’ünde berabere kalıp 47’ye karşı 193 gol attı. Bu maçların en çetin ve önemlisi (GENERAL HARRİNGTON) kupası maçıdır ki olağanüstü önem ve değerinden ötürü ayrı bir konu olarak ele alınmıştır.

SLAVİA PRAG’IN İLK GELİŞİ:

7’si SLAVİA’Iı Çek milli takımı, 1923 Temmuzunda Bükreş’te Rumen milli takımıyla karşılaşmış ve 6-0 kazanmıştı.
Türk külüpleri, İstanbul’da yerleşmiş bulunan eski Avusturya milli takım kaptanı Çek asıllı Kratky’den Slavia’yi 4 maç için İstanbul’a getirmeye aracılık etmesini rica ettiler.
Slavia, bütün masraflar kendine, 4 bin lira istedi. Kulüpler 1500 lira verdiler. Nihayet, Kratky’-nin tavsiyesiyle 2500 lira farkı, Çekoslavakya Propaganda nezareti ödedi ve Slavia İstanbul’a geldi.
Slavia’nın İstanbul’a gelişi büyük olay oidu. 13 ve 15 Temmuz 1923’de Altınordu ile G.S.’i sıfıra karşı 7’şer golle yendiler. 17 Temmuzda F.B. ile karşılaşacak olan Slavia 16 Temmuzda Fahri-başkan Şehzade Ömer Faruk Ef. tarafından karşılandığı Fenerbahçe Kulübünü gezmiş oradan Kalamış BELVU gazinosundaki Fenerbahçe’nin çay ziyafetine Sarı-Lâcivert forslu 13 futa ile denizden gidilmiştir.
Belvu de ilginç bir olay yaşandı. Slavi geldiğinden beri Türkiye’de gol yemeyeceğini iddia ediyordu. Kaleci CHANA, Belvu’de de Basın mensupları ve F.B.’li futbolcu ve davetliler önünde portföyünü çıkarıp masaya koymuş ve
(— Sözüm söz. İşte portföyüm. İçinde az sayılmayacak para var. Bunu bana gol atacak Türk futbolcusuna hediye edeceğim!..) demiştir. Zaten, bu iddia İstanbul halkınca çok sevilen Slavia’nın tek antipatik yönü oldu ve pek açığa vurulmayan üzüntüler doğurdu.
17 Temmuz 1923 Salı günü Taksim stadını dolduran kalabalığın tek müşterek dileği Slavia kalesinde bir “Türk Golü” görebilmekti. Herkes bu özlem içinde kıvranıyordu…
Maç, Slavia yöneticilerinden FATTA’nın hakemliğinde başladı. Altınordu maçını G.S.’lı Yusuf Ziya Öniş, Galatasaray maçını da Altınordu’lu Hamdi Emin Çap yönetmişler, ancak Slavia’lılar her ikisinden de memnun kalmadıklarını öne sürüp, F.B. maçını kendilerinden birinin idare etmesini istemişlerdir. Fenerbahçe bunu kabul etmiştir.
Maç başında kasığına çok sert bir tekme yiyen santrhaf İsmet Uluğ’un sahayı terk etme zorunda kalışı Fenerbahçe için talihsizlik olmuş ve durum 75. dakikada Sarı-Lâcivertli takım için de, biri penaltıdan 7-0’a yükselmiştir.. Ancak, 2 dakika sonra mucize gerçekleşti ve soliç Ömer Tanyeri, günlerdir beklenen, “NAMUS GOLÜ” nü attı. Slavia sinirlenip 3 gol daha kaydetti ise de kimse gam yemedi.. İddia başarılamamış, şeref kurtarılmıştı ya !..
Bu tarihsel golü SPOR ALEMİ şöyle yazmıştır:
(Alaattin bey sağdan topu sürerek karşısında-kileri geçti ve topu yakından kaleye havale etti. Kaleci bunu iâde etmek üzere iken, husule gelen ufak bir kargaşalığı müteakip, Zeki ve Ömer beylerin de yardımlarıyla içeri atıldı.. 3 GÜNÜN 3 MÜSABAKASI ESNASINDA BOĞAZLARDA DÜĞÜMLENİP KALAN GOL KELİMESİ BİNLERCE SİNENİN VAR KUVVETLERİYLE STADYOMU İNLETTİ… PEK PAHALIYA MAL OLMAKLA BERABER ŞEREF KURTULMUŞTU…)
İşte, Fenerbahçe futbolunun bu en ağır yenilgisi bile, böyle bir mutlu anı ile süslüdür.
Slavia Türk futbolunda devrim yarattı. Bu kadro şöyledir:
CHANA – RATZA, NİETEL – PLODER, BURGER, SAYFERD – KUZEL, ÇAPEK, VANİK, ŞTAPEL, KRATOCWİL.
17 Temmuz 1923’de Slavia’nın yukardaki görkemli kadrosuna karşı, Fenerbahçe, o dönemde hiç değişmeyen ve basının, isim yazmadan (Fenerbahçe her zamanki kadrosuyla) deyimini kullandığı, şu tertipte idi:
ŞEKİP – HASAN KÂMİL, CAFER – KADRİ, İSMET (SUAT SUBAY), FAHİR – SABİH, ALAETTİN, ZEKİ, ÖMER, BEDRİ

POLONIA’YI YALNIZ F.B. YENEBİLDİ:

Fenerbahçe’nin yukardaki ünlü İŞGAL YILLARI kadrosu ve İstanbul Şampiyonluğunu hiç yenilgisiz ve hatta gol de yemeden 58-0 gibi görülmemiş bir skorla kazanan U’i, gücünü bütün görkemiyle sürdürürken, POLONYA DEVLETİ, Tophane rıhtımında kurduğu Sanayi Sergisine paralel propaganda amacıyla, şampiyon futbol takımı POLONİA’yı da İstanbul’a göndermiştir. Polonia İstanbul’da yaptığı 4 maçta tek yenilgiyi 19 Eylül 1924’de 4-3 sonuçla F.B.’den aldı. Hatırlatmak” gerekir ki, Fenerbahçe’nin bu başarısı, 19 Mayıs 1957’deki 1-0’lık milli maça kadar, 33 yılda Polonyalılara karşı Türk futbolunun sağladığı yegane galibiyet olarak da değer taşır.

F.B. SLAVİA’YI YENİYOR:

Türk futbolu 1927’de gelişip iyice kalkmıyordu. Bunda, F.B.’nin “BEKİR, ZEKİ, ALAADDİN” ileri 3 ortasının rolü büyüktü. Türk futbolunun gelmiş geçmiş en değerli bu 3 orta hücumcusunu yabancılar bile 1927-28’lerde, (AVRUPADA EŞSİZ) olarak değerlendirmekteydiler.
Prag’ın, 1923’deki ilk gelişiyle, Türk futbolunda devrim yaratan ünlü Slavia’sı 5 Ağustos 1927’de F.B. ile 3. kez karşılaşıyordu. Maç, yine rekor kalabalık önünde Bekir’in 18. dakikadaki kafa golüyle kazanılmış ve Fenerbahçe’nin bu büyük başarısı, yalnız yurdumuzu değil Avrupa’yı da yerinden oynatmıştı. Zamanın 1 sayılı politik ve ciddi gazetesi (CUMHURİYET)’in birinci sayfasında 3 sütunu kaplayan iri puntolu şu başlık, bu büyük başarının önem ve değerini kanıtlar:
FENERBAHÇE’NİN MENENDSİZ ARSLANI BEKİR YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRDÜ:
MEŞHUR ALEM SLAVYA TAKIMI BİRE KARŞI SIFIRLA MAĞLUP OLDU !..

HİTLER’İN ADMİRASI:

Fenerbahçe’nin 31 Mayıs 1942’deki 2-1’lik AD-MİRA galibiyeti gizli kalmış büyük başarıları arasındadır.
Hitler, Avusturya’yı ülkesine kattıktan sonra, Alman ve Avusturya’nın en değerli futbolcuları ADMİRA ismi altında toplandılar. Milli maç yapmaya da yetkili olan ADMİRA, Hitler Almanya’sının propaganda takımı olarak görevini başarı ile sürdürüyordu.
Ünlü KARL DİEM başkanlığında, 3 maç için Mayıs 1942 sonunda Türkiye’ye gelen Admira, Beşiktaşı 3-2, Galatasarayı’da 3-0 yendikten sonra, Naci Bastoncu ve Halit Deringör’ün golleriyle Fenerbahçe’ye 2-1 yenilmekten kurtulamadı. Fenerbahçe’nin yüksek ve kaliteli futbolu Admi-ra’nın yenilmemek için harcadığı bütün çabaları sonuçsuz bıraktı.

YUNAN NANKÖRLÜĞÜ:

Fenerbahçe’nin Aralık 1948’deki 4 maçlık Atina deplasmanı, çok ilginç olay ve anılarla, son derecede başarılı geçmiştir. Bu anılar arasında, özellikle Sarı-Lâcivertli takıma gösterilen saygı ve itibar başta gelir.
Nisan, ayında Milli takımı sadece bir buketle karşılayan yunan spor teşkilâtı, 8 ay sonra Fenerbahçe’yi 2 bando mızıka ve yollarda 2 sıra olmuş binlerce halk ve futbolcuların adları bağrılarak karşılamıştır.
Gösterilen bu sevgi ve saygı 8 günlük ikâmet süresinde hiç eksilmedi. Bu arada, bir resepsiyonda Sisam Millet Vekili Rosides’in şu sözleri ilginçtir:
(— KENDİ HALKININ RIZKINDAN KESİP YUNAN ULUSUNA GÖNDEREN ASİL KOMŞUMUZ DOST TÜRKİYE’NİN BU YÜCE JESTİNİ, ELEN MİLLETİ HİÇ BİR ZAMAN UNUTMAYACAKTIR !.)
Gerçekten, Türk milleti, günde 150 gram ekmekle yetinmek zorunda bırakılırken, Türk gemileri uzun süre Pire ve Selanik limanlarına buğday taşımıştır. Ancak, zamanla, Türk düşmanlığı iliklerine işlemiş Megale-İdea’cı nankörlerin ne kadar da sahtekâr oldukları meydana çıkmıştır.
Yunanlı idarecilerle 7 Aralık 1948 günü akşama doğru bir pastahanede çay içerken, sohbet sırasında Apollon Kulübü Genel Sekreteri Jean Malichas’ın 2 sözü dikkate değerdi:
Birincisi, seyahate kendi hesaplarına katılanlardan İstanbul Bölgesi muhasebe müdürü Arif Güran’ın Fenerbahçeli oluşunu öğrenince:
— Türk spor teşkilâtında bir Fenerbahçeli bulunduğunu ilk kez duyuyorum !.. demesi,
İkincisi de, Yunan iç savaşından söz ederken:
— Yunanlı kominist önce Yunanlı, sonra ko-ministtir. Türk koministi ise, önce kominist sonra Türk’tür, görüşünde bulunmasıdır.

F.B. AUSTRİA’YI YENEN TEK KULÜP:

Avusturya şampiyonu, “AUSTRİA WİEN” Aralık 1948 ‘de 2’şer kez, G.S.’i 2-1 ve 3-2, Beşiktaş’ı da 6-2 ve 4-2 yendikten sonra kamuoyu maçlık çok başarılı Atina deplasmanından dönmekte olan Fenerbahçe ile yapacağı 2 maçı merakla bekliyordu.
19 Aralıktaki ilk maç 1-1 beraberlikle bitti. Fenerbahçe’nin lig maçlarında ceza alan, fakat bu cezaya itiraz ettiği Fikret Kırcan’ı bu maçta oynatması hakem Sulki Garan, Fikret ve yönetici Rüştü Dağlaroğlu’nun ceza kuruluna verilmelerine neden olmuş ve tutum F.B. Kulübünün sert tepkisiyle karşılanmıştı. Bu nedenle, 23 Aralıktaki rövanş maçına ilgi çok arttı.
Taraflı ve F.B.’ye haksız davranmakla suçlanan Beden Terbiyesinin, Fikret’in 2. maçta tekrar oynatılmasını önlemek için, Fenerbahçe Kulübüne, Fikret’e, maçın hakemine, sahaya çıkarılmaması için stad müdürlüğüne ve nihayet Emniyet Müdürlüğüne başvurmalarına rağmen Fenerbahçe Kulübü, bir tertiple Fikret’i 2. dakikada maça soktu. Böylece, olaylardan zaten etkilenmiş takım, ayrıca tahrik olunan halkın da coşkun teşçi ve gösterilerinden şahlanıp olağanüstü canlı ve güzel bir oyunla ünlü rakibini sürkla-se etmiş ve Austria, 2’si Fikret, biri de Erol’un attığı gollerle 3-1 mağlup edilerek Viyana’ya gönderilmiştir.

CİHAT – ERDOĞAN, AHMET – SALAHAD-DİN, SAMİM, KÂMİL – EROL, AYDEMİR (FİKRET), SUPHİ, MÜJDAT ve HALİT’den kurulu Fenerbahçe takımının bu başarısı, Avru-panın en ünlü futbolcularından oluşan çok güçlü bir takıma karşı sağlanmış olmak bakımından büyük değer taşır.
RAPİD, şöhret ve formunun zirvesinde iken, 22 Aralık 1951’de Galatasaray’ı 6-1 yendikten sonra, Fenerbahçe maçı için yorum ve tahminler hiç de iç açıcı değildi. Basın:
(Yakın markaj ve uzun paslı bir taktikle, Fenerliler mücadeleyi elden bırakmazlarsa, “YABANCILARA KARŞI EN BAŞARILI TAKIM” sıfatını bir kere daha kanıtlayabilir. Aksi ise, Fenerlilere bir hezimet kapısı açar.) yorumuyla kamuoyunun görüşünü yansıtmıştır.
Kazanması söz konusu olmayan Fenerbahçe olağanüstü bir maç çıkardı ve Fahir Ülgür’ün 7. dakika golüyle, yenilmez rakibini mağlubiyete uğrattı. Futbol Fed.Başkanlarından Sadi Karsan YENİ İSTANBUL’da şu yorumu yaptı:
(DÜNKÜ FENERBAHÇE, RAPİD MAÇI, MÜBALAĞASIZ, MİLLİ MAÇLAR DA DAHİL, SON YILLARDA YAPILAN MÜSABAKALARIN EN ÜSTÜNÜ OLMUŞTUR. SARI-LÂCİVERTLİLER, TÜRK FUTBOLUNUN İTİBARINI BİR KERE DAHA YÜKSELTEN BU PARLAK VE ŞEREFLİ GALİBİ YETLERİNİ, YILMAK BİLMEYEN, AZİMKAR VE GAYRETLİ OYUNLARİNA BORÇLUDURLAR.
FENERBAHÇE, UZUN SÜREDİR, BU DERECE GÜZEL, CANLI VE TEKNİK BİR OYUN GÖSTERMEMİŞTİR. GALATASARAY’IN AĞIR YENİLGİSİNDEN SONRA HEPİMİZİN YÜZÜNÜ AĞARTAN FENERBAHÇELİLERİN BU GÜZEL GALİBİYETLERİNİ CANDAN TEBRİK EDERİZ.)
Ünlü yazar G.S.’lı Haluk San’da “Akşam” da şöyle yazmıştır:
(FENERBAHÇE DÜN ŞEREFLİ TARİHİNE ALTIN BİR SAYFA EKLEDİ. DÜNKÜ TAHMİN YAZIMIZDA F.B.’NİN RAPİD’İ YENMESİNİ BEKLEMEK HAYAL OLUR, DE MİŞTİK. EVET, BU HAYAL HAKİKAT OLDU. FENERBAHÇELİLER, ECNEBİLERE KARŞI HER ZAMAN GÖSTERDİKLERİ EŞSİZ OYUNLARINDAN BİRİNİ DAHA TEKRARLAYARAK AVUSTURYA’NIN BU YA MAN TAKIMINI 1-0 YENMEK GİBİ ŞEREFLİ MAZİLERİNE LÂYIK BÜYÜK BİR BAŞARI SAĞLADILAR. ŞEREFLİ TARİHLERİNE ALTIN HARFLERLE YAZILACAK BİR SAYFA DAHA EKLEYEN FENERBAHÇELİLERİ HARARETLE TEBRİK EDERİZ.)

FENERBAHÇE İNGİLTERE’DE GALİP:

İngiltcreye 1950’de ilk giden Türk kulübü Galatasaray, 5 maçlık angajmanda 5 yenilgi ile dönerken, Fenerbahçe aynı deneyi, yine 5 maçlık bir angajmanda başarı ile sonuçlandırmış, hatta büyük elçimizin, (LONDRA’DAKİ BU MAÇINIZ, YURDUMUZ İÇİN MİLYONLARCA LİRA SARFIYLA SAĞLANAMAYACAK PROPAGANDA OLACAKTIR !..), rica ve ısrarlarıyla, Q.P.Rangers’le angajman dışı 2-2’Iik maç da yapmıştır.
İşte; Fenerbahçe, bu tarihsel turnenin ilk maçını 6 Ekim 1953 akşamı LONDRA’DAN 460 km.’lik tren yolculuğundan bir kaç saat sonra, HULL şehrinde HULL CİTY takımıyla yaptı ve 2-1 kazandı. Bu galibiyet bir Türk Kulübünün İngiltere adalarında ilk galibiyetidir.
Hayatlarında ilk kez gece maçı yapan Fenerbahçelilerin BOOTHFERREY PARK stadında Türk ve İngiliz milli marşlarından sonra çıkardıkları mükemmel oyun stadı dolduran İngiliz seyircisini hayran bırakmış ve Lefter’le Fikret’in sert şutlarıyla yapılan goller ayakta alkışlandığı gibi, İngiliz Basınında da uzun ve övücü yazılara konu olmuştur.

BREZİLYA GALİBİYETLERİ:

Brezilya ile futbol temasımız 195 Pde PORTU GUEZA DE DESPORTOS takımıyla başladı ve bunu diğer takımlarla yapılan maçlar izledi. Fenerbahçe’nin bu takımlara karşı, tabloda görüldüğü gibi, müteaddit galibiyetleri vardır. Bunlar arasında 8 Nisan 1956’daki VASCO DE GAMA galibiyeti küçümsenemez. (KARALARIN VE DENİZLERİN FATİHİ) ve (GÜNEY AMERİKA’NIN SEVGİLİSİ) olarak anılan ve tanınan bu ünlü takım, Türkiye ye yaptığı tek seyahatinde G.S. ile Beşiktaş’ı2-1 ve 2-0 yenmiş, Fenerbahçe’ye ise 2-0 yenilmiştir.
Zamanın en gözde futbolcuları ADEMİR ve PİNGA’lı kadrosuyla büyük ilgi toplayan bu takımın Fenerbahçe ile yaptığı maç, (BİR FUTBOL ZİYAFETİ) olarak tanımlandı. Yalnız Brezilyanın değil, Dünyanın da bu ünlü takımı, Fenerbahçe’nin olağanüstü güzel ve teknik oyunu karşısında acze düşmüş ve ilk golü kendi kalesine atmıştır. Sağiç Can Bartu’nun yaptığı 2. gol ise, Fenerbahçe’nin yetiştirdiği bu yıldız futbolcunun o mevsim yerleştiği A takımında ilk golüdür.

RUMEN MİLLİ TAKIMINI YENİŞ:

Dünya kupasında İngiltere ile Londra’da 1-1 berabere kalan Rumen milli takımını davet eden Fenerbahçe’nin bu takımı 2.4.1969 Çarşamba gecesi İnönü stadında YAŞAR ve FUAT’m golleriyle 2-1 yenmesi ilginç bir anıdır.
İçişleri Bakanlığının izin vermemesine karşın, Rumen Devlet Başkanı Çavuşescu’nun Mart 1969’daki Türkiye ziyareti bu engeli ortadan kaldırmış ve Fenerbahçe, Rumen Milli takımıyla 46 yıl sonra 2. kez karşılaşmıştır. Fenerbahçe bu maçı 90 dakikalık olağanüstü gayret ve çok güzel bir oyun sonucu kazandı. Fenerbahçe kulübü Rumenlere büyük konukseverlik gösterdiği gibi, 18 futbolcuya birer altın saat ve 9 yöneticiye de birer kostümlük kumaş hediye etmiştir.
Fenerbahçe, bu maçtan sonra Rumen Milli Takım adaylarıyla 1986 sonuna kadar 4 maç daha yaptı. Bunlardan 2-1 kazandığı 9.8.1977 karşılaşması ilginçtir. 23 Mart Balkan Kupası maçında Bükreş’te son olarak Türkiye’yi 4-0 yenen Ro-manyayı Tuna’nın 2 nefis golüyle yendi.

BOTAFOGO GALİBİYETİ:

Dünya kupası şampiyonu Brezilya’nın yıldızlarının toplandığı BOTAFOGO takımı, Türkiye S.Y.Derneğince 2 maç 20 bin dolara angaje olununca, 3 Şubat 1972’de Fenerbahçe ile karşılaştı ve 3-1 yenildi.
Fenerbahçe, ligdeki dağınık ve kısır oyununun aksine; canlı, akıllı ve son derecede uyumlu oynamış ve ünlü rakibine ezici bir üstünlük kurup, Osman, Cezmi ve Ostejiç’in gollerinden sonra yediği bir sayı ile sahadan 3-1 galip ayrılmıştır.
Fenerbahçe’nin güzel oyununu Hürriyet gazetesi sayfa boyu: (SELAM SANA FENERBAHÇE 3-1) Başlığı ile vermiş ve başlık altında şöyle devam etmiştir:
— DAHA 3 GÜN ÖNCE YUNANLILARA, “TOP SAHADA KAYBOLDU” dedirten siyahi futbol cambazlarının aklına nereden gelirdi, Türkiye’de karşılarına FENERBAHÇE DİYE BİR TAKIM ÇIKACAK VE EVİRE ÇEVİRE 3-1 GALİP GELECEK…
Eşfak Aykaç: (FENERBAHÇE, DÜN BÜYÜYEN ve Brezilyalıları seyretmeye gelen İSTANBUL HALKINA HAYRANLIKLA KENDİNİ SEYRETTİREN FENERBAHÇE, RAKİBİNE ORANLA, DAHA YÜKSEK FUTBOL DEĞERİ TAŞIYAN BİR OYUNLA, DAİMA İFTİHARLA HATIRLANACAK BİR GALİBİYET KAZANDI. HEPSİNİ TEBRİK EDERİZ.)
GÜNDÜZ KILIÇ (MİLLİYET) — (FENERBAHÇE BOTAFOGO’YU DİZE GETİRİP DI-ŞARLARA KADAR AKSEDECEK BİR ZAFER KAZANDIRDI TÜRK FUTBOLUNA. KISACASI, DÜN FENERBAHÇENİN KUDRETİ BOTAFOGO’NUN MAHARETİNİ TUŞA GETİRDİ…)
ORHAN AYHAN (TERCÜMAN) — (FENERBAHÇE BREZİLYA’YA “FUTBOL” SATTI. ÖNCE BİR KOCAMAN “BRAVO” DİYELİM FENERBAHÇE’YE, ÇÜNKÜ:
BİLEĞİNİN VE FUTBOLUNUN HAKKIYLA TARİHİNE ŞAHANE BİR GALİBİYET DAHA GEÇİRDİ DÜN)
Kafile Başkanı Wilhelm Knopf’in Hürriyete demeci:
(F.B. RİO LİGİNDE BOTAFOGO, AMERICA, FLUMİNANCE, FLAMENGO ve VASCO DA GAMA İLE BAŞABAŞ MÜCADELE EDECEK VE İLK 5’E GİRECEK GÜÇTEDİR. ŞUURLU FUTBOL OYNUYOR. TEKNİK VE TAKDİĞİ MÜKEMMELE YAKIN… DÜNYA KUPASINDA RAKİP DEFANSLARI HARABE HALİNE GETİREN BÜYÜK KOZUMUZ JAURZİNHO’YU GAYET İYİ GÖLGELEDİLER. 4 NU. (ZİYA) TAKIMIN BEYNİ. BU FUTBOLCUNUN ZARİF HAREKETLERİNE HAYRAN KALDIM.)

SAĞOL FENERBAHÇE:

1971-72 Dünya şampiyonlar şampiyonu NACİONAL CLUB DE FOOTBALL Türkiye ye gelen ilk Uruguay takımıdır. Bu ziyareti (1 maç 15 bin dolar ve Tarabya otelinde ikâmet), şartıyla Fenerbahçe Kulübüyle anlaşarak yaptı ve 21 Mart 1972’de gelip ertesi gece oynadıktan sonra, 23 Martta gitti.
27.218 seyircinin 446.650 lira (yaklaşık 50 bin dolar) ödeyerek izlediği bu maç, sakatlıklar nedeniyle sahaya zayıf çıkan F.B.’nin başarılı oyunuyla başa baş geçmiştir.
HÜRRİYET: (FENERBAHÇE GENE SÜKSE YAPTI !..)
F.B. ile NACİONAL DÜN GECE İSTANBUL SEYİRCİSİNE HEYECANLI, KALİTELİ, TEMAŞA ZEVKİ ÜSTÜN BİR FUTBOL MAÇI SEYRETTİRDİLER.
F.B. DÜN GECE NACİONAL KARŞISINDA BÜYÜDÜ VE HİÇ BİR AN, HİÇ BİR MANASIYLA GÜNEY AMERİKALILARINKİNDEN EKSİK OLMAYAN BİR OYUNLA MAÇI SE-VİYELENDİRDİ, RENKLENDİRDİ. GOLLER FEVKÂLÂDE GÜZELDİ. O KADAR FEVKALÂDE İDİLER Kİ, GÜZELLİKLERİNİ DOL-MABAHÇE’NİN UTANILACAK HALE GELMİŞ IŞIKLANDIRMA TERTİBATI BİLE HALKIN GÖZÜNDEN GİZLEYEMEDİ.)
ARJANTİNLİ ÜNLÜ ARTİME maçtan sonra Basına şöyle konuştu:
– (ZİYA ile aynı forma altında oynamak isterdim. Bu klas elemanları ve oyunuyla Fenerbahçe’nin Avrupa’da çok büyük isim yapmış olması gerekirdi. Böyle olmayışına şaştım !..)

ONASİS VE CEMİL

Ünlü Macar Puskas’ın çalıştırdığı PANATHİNAİKOS takımı 1971’den beri başarıdan başarıya koşuyor, şampiyon kulüpler de finalist, Kıtalararası şampiyonada da ikincilikler kazanıyordu.
Fenerbahçe bu Yunan şampiyonunu 23.8.1973 gecesi İnönü stadında 35 bin seyirci önünde 4-1 yenerken en güzel ve teknik maçlarından birini çıkarmış ve İnönü stadıyla çevresi coşku içinde çalkalanmıştır.
Necmi Tanyolaç’ın, bu maç nedeniyle yaptığı, ONASİS ve CEMİL başlıklı yorum ilginçtir:
(FENERBAHÇE, PANATHİNAİKOS’U İSTANBULA GELDİĞİNE PİŞMAN ETTİ. AVRUPA KUPASINDA FİNAL GÖRMÜŞ, DÜNYA ŞAMPİYONASINDA 2.’LİK TUTMUŞ BİR TAKIMA KARŞI FENERBAHÇE’NİN ALDIĞI FARKLI SONUÇ HOŞA GİDİCİ, ÜMİT VE GURUR VERİCİDİR. FENERBAHÇE’ DÜN GECE PARLAK FUTBOLUYLA COŞUP COŞUP GOLE GİDERKEN, YUNAN TAKIMLARINA KARŞI ÇOK HASSAS OLAN TÜRK SEYİRCİSİNE BİR ŞEYLER DEMEK İSTEMİŞTİR.
— “BEN KENDİM İÇİN DEĞİL, SENİN İÇİN OYNADIM !..”
Dostça, fakat erkekçe bir futbol mücadelesi halinde geçen maçtan şunlar kaldı: Skor levhasında 5 gol, Fenerbahçe ve Cemil. Hele Cemil, hele Cemil… Bir zıpkın gibi Yunan defansının her yanında, her yerine batıp batıp çıkan CEMİL Fenerbahçe’yi büyük galibiyete götürmüş, “Osmanla yanyana oynamaz” iddialarına, Osman’a iki gol attırarak son vermiştir.
Dün geceki CEMİL’İ Yunan futbolunun patronları görseydi!.. Ne olurdu?., diyeceksiniz. Panathinaikos’lulara 1971 finalinde:
AJAX’I YENİN, BENDEN BİR TANKER…” diyen milyarder, dün geceki Cemil’e, Bayan Jacqueline’e hediye ettiği SKORPİON Adası’nı teklif ederdi. ÖYLESİNE BÜYÜK, ÖYLESİNE GÖZ KAMAŞTIRICI İDİ Kİ CEMİL…”
Fenerbahçe futbolunun ünlü yıldızlarından 1947 de İstanbul’da doğan Cemil T uran Sarı-Lâcivertli A takımda 1972-80 arası 8 yıl top oynayıp 366 maça katıldı ve 194 gol attı. Milli formayı ise 54 kez giymiş, 14 kez kaptanlığını yapmış ve 20 de gol atmıştır. Ay-Yıldızlı forma altında 22 golle rekortmen Lefterden sonra ikinciliği koruyor.
Cemil, hazırlayıcı ve bitirici olma meziyetleriyle Türkiye’nin gelmiş geçmiş golcülerinin en değer-lilerindendir. Teknik ve şutörlüğü dışında, ârıi depar ve demarke kalmadaki maharetlerinde eşsizdir. Fenerbahçe forması altında Beşiktaş’a 31 maçta 18, Galatasaraya da 30 maçta 14 gol attı. 7.3.1976 daki 3-0 lık lig maçında Beşiktaş’a, 12.12.1976 da Ankara’da 6-1 lik Van Deprem Kupası maçında da Galatasaray’a 3 er golü vardır.

PELE FENERBAHÇE’Yİ ÖVÜYOR

Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü futbolcusu olan “PELE” yi Türk seyircisi Fenerbahçe kulübü sayesinde görebildi. Pele’li SANTOS, 25 bin Dolar ve ikâmet masrafı karşılığında bir maç için gelmiş ve 2 Mayıs 1972 de, mahşer gibi kalabalıktan, yola devam edemeyip, Bakırköy’den Ye-niköy’deki Chaıiton oteline denizden motörle götürülmüştür.
“Tercüman” da Atillâ Gökçe’den:
(…Dün geceki olay, alelâde bir maç değil, bunca yıldır hep üzüntü ve iç sıkıntısı ile yaşadığımız karanlık futbolumuzda, yıldızları yağı bitmiş kandiller gibi küçülten çok ama çok parlak bir efsaneydi.
Ölümsüz Pele’nin Dolmabahçe’de binbir maç izlesek, coşkusundan zerre kaybetmiyecek karek-terini, ölümsüz golünü gördük… Böyle bir geceyi efsanesiyle birlikte ölümsüzleşen Homeros’lar, Yunus’lar, Mevlâna’lar yazmalıydı. Çünkü biliyor ve idda ediyorum ki Pele yazılmaz, yaşanır.
… Bir de Fenerbahçe’si var maçın.. Ligdeki an-laşılmazlığını bırakmış, katı, sert ve verimsiz markajı defterinden silmiş, temiz, tertemiz, efendi ve dürüst bir Fenerbahçe’si var. Bakın bunu hiç unutmamalıyız.
… Sizler de büyüdünüz Mithatpaşa’dakiler. 1971 Temmuzunda MARACANA’yı inim inim inleten Pele’ye hiç aratmadınız kendi stadını. Pele atakta iken alkışladınız. Fenerbahçe atağı kesip kontratağa kalktığı zaman da sustunuz. Bir bü-yüke bu kadar büyük davranmak ancak size yakışırdı. Ve sizler de efsanenin kahramanıydınız. İşte efsanenin sonu:
“Telesafir’ler öldü, yaşasın Pelesafir’ler…”
Dolmabahçe stadı 3 Mayıs 1972 çarşamba gecesi oynanan F.B.-Santos F.C. maçındaki kalabalığı ancak bir kez yaşamıştır denebilir. 43.275 biletli seyirci ve 892 bin lira hasılatla Türkiyede rekorlar kırıldı.
Pele giderken basına şöyle konuştu:
(FENERBAHÇE İYİ TAKIM. EKSİĞİ, OYUN ARMONİSİNDEKİ ZAYIFLIĞIDIR. GÖRDÜĞÜM MİSAFİRPERVERLİĞİ ÖMRÜMCE UNUTAMAYACAĞIM. BUNU DÜNYANIN HİÇ BİR YERİNDE GÖRMEDİM…. BENİ RAHATSİZ ETMEYEN YUMUŞAK VE CENTİLMEN OYUNLARINDAN DOLAYI F.B.’LİLP.RE SONSUZ SEVGİ VE TEŞEKKÜRLER. BENİ RAHAT BIRAKIP, GERÇEK OYUNUMU GÖSTERMEM İÇİN, HELE DEFANS OYUNCULARIN BANA VURMAMAK HUSUSUNDAKİ GAYRETLERİ GERÇEKTEN SAYGIDEĞER DAVRANIŞLARDI…)

“DİNAMO KİEV”, YENİLMEKTEN KURTULUYOR:

Fenerbahçe’nin 1975’in AVRUPA ve SÜPER KUPA şampiyonu ünlü DİNAMO KİEV’İ yellememesine ve 2-2’lik sonuca üzülmemek olanaksızdır. Fenerbahçe bu ünlü takımı, 27 Kasım 1975 Perşembe gecesi, elinden kaçırdı.
“HÜRRİYET” maçı şöyle yazdı:
(… EVET İSİM OLARAK DİNAMO KİEV’Dİ AMA, ESASINDA O BİLDİĞİMİZ GÜÇLÜ HEYBETLİ RUS MİLLİ TAKIMI TAM KADROSUYLA SAHADA İDİ.
MAÇ İÇİN SÖYLENECEK TEK SÖZ: ŞANSSIZLIK. SARl-LÂCİVERTLİLER HER İKİ YARIDA RAKİPLERİNİ ADETA BUNALTTILAR. EN AZINDAN BİR DÜZİNE FIRSATI HOVARDACA HARCADIKTAN SONRA, SAHADAN HİÇ DE LÂYIK OLMADIKLARI BİR SKORLA 2-2 ayrıldılar.

F.B., ANDERLECHT’İ YENİYOR:

Fenerbahçe’nin yurdumuz ve Avrupa’da sansasyon yaratan bir çok önemli galibiyetlerinden biri de çok ünlü ANDERLECHT karşısında sağlandı.
AVRUPA KUPA GALİPLERİ 1977-78 mevsimi şampiyonu Anderlecht mevsimin süper kupa şampiyonluğunu kazanmadan kısa süre önce, 7.8.1978’de Fenerbahçe’ye 3-0 yenilmiştir. Basın’dan bazı başlıklar:
HÜRRİYET : FENERBAHÇE MEST ETTİ…
MİLLİYET ; FENERBAHÇE ANDERLECHT’İ BOZGUNA UĞRATTI…
TERCÜMAN : VAY BE… FENERBAHÇE’YE BAK…
NECMİ TANYOLAÇ — (Görenler görmeyenlere anlatmalı bu unutulmaz geceyi ve büyük Fenerbahçe’yi- SİLDİ ATTI FENERBAHÇE KOCA ANDERLECHT’i… FUTBOLUMUZA KAÇ YILDA DÜŞER ?… Bunu da hesaplıyalım ve zafer mutluluğunu yudumluyalım… YENMEK !.. AMA BÖYLE YENMEK… GURURLA, ŞANLA, ŞEREFLE, FUTBOL VE GOLLE…)
İSLÂM ÇUPİ’nin (FENERBAHÇE MUCİZESİ) başlıklı yorumundan:
(FENERBAHÇE’NİN DÜN GECE 3-0 YENDİĞİ ANDERLECHT, YARISI YENİKAPI, YARISI ÇARŞIKAPI MİNİBÜSÜ MÜŞTERİSİ DEĞİL, YARISI BELÇİKA YARISI HOLLANDA MİLLÎ TAKIMININ OLUŞTURDU ĞU, DÜNYANIN 5 BÜYÜK EKİBİNDEN BİRİ İDİ.)
Evet, Hürriyet’in yazdığı gibi, (Süper Kupa finalini oynamaya hazırlanan Avrupa şampiyonu ünlü Anderlecht, İnönü stadına Fenerbahçe ile dalga geçmek ve seyircilere futbol göstermek için çıkmıştı ama, yanıldılar. Fenerbahçe’nin büyük futbolu karşısında ezildiler, büzüldüler ve çekilip gittiler.)
Anderlecht maçının Fenerbahçe’nin son yıllardaki sayılı maçlarından biri olduğunu öne sürmek yanlış olmaz. Fenerbahçe, kimsenin beklemediği çok yüksek klasta bir maç çıkarmıştı.
Nitekim, Ünlü kaptan VANDERELST, Basın mensuplarına:
(FENERBAHÇE’Yİ BU KADAR GÜÇLÜ TAHMİN ETMEMİŞTİK.. ŞAHSEN, BU TAKIMA HAYRAN KALDIM…) derken, Teknik direktör Goethals da Brüksel’de Basına:
— F.B. SAVAŞIR GİBİ SERT OYNADI, BİZ DE SERT İDİK, AMA BAŞLATAN ONLARDI… diye saçmaladıktan sonra; bununla beraber, Fenerbahçe çok iyi bir ekipti. Enaz 2 elemanı Avrupa’nın her takımında oynar, demiştir. Bu büyük zaferi kazanan F.B.: İVANÇEVİÇ – ONUR, COŞKUN, EROL, CEM – ENGİN (BAHRİ), ÖNDER, ŞEVKİ -A.KEMAL, RAŞİT, CEMİL (K) ve TUNA, golleri, Cemil (10), Raşit (30) ve Engin (75) attılar.

AVRUPA KARMASI DA MAĞLUPLAR ARASINDA:

Fenerbahçe futbolunun övünç kaynağı başarı larından biri de “AVRUPA KARMASI” nı 3-0 yenmesidir. Büyük ATA’mızın 100. doğum yılı nedeniyle çok önceden kararlaşan bu 2 Haziran 1981 FENERBAHÇE-AVRUPA KARMASI maçı her yönüyle sansasyon yaratmıştır.
Başta Dünya ve Avrupa karmaları tek seçicisi BRANKO PEROVANOVİÇ, Avrupa karması kaptanı CRUYFF, Alman ve Yugoslav Milli takım kaptanları DİETZ ve STOJKOVİÇ, olarak, Avrupa’nın bütün ünlü futbolcu ve yöneticileri Atatürk adına yapılacak bu maç için, DUYDUKLARI ŞEREF’İN SONSUZLUĞUNU ayrı ayrı basına açıkladılar.
Avrupa karması sahaya dev bir Atatürk pankartıyla çıkarken, Fenerbahçelilerin taşıdığı dövizi de Ulu Önderin portresi süslüyordu. Bu görkemli manzara ayakta alkışlanmış, “ATATÜRK ÖLMEZ” temposu ve söylenen İstiklâl Marşı A.Sami Yen stadını yerinden oynatmıştır.
Fenerbahçeli Kız voleybolcuların Avrupa’nın ünlü futbolcularına çiçekler sunmalarından sonra başlayan tarihsel maç, Sarı-Lâcivertli futbolcuların liglerde pek seyrek görülen canlı, gayretli ve güzel oyunlarıyla 3-0 kazanıldı.
Bu görkemli zaferi Fenerbahçe şu kadro ile oynamıştır:
SİNAN (NURETTİN) – ONUR, EROL, CEM, SEDAT – MEHMET (MUSTAFA), VOLKAN, ENGİN – SELÇUK, ÖZER (HASAN), İSA.
Golleri, 24 ve 82. dakikalarda Aralık ayında Dünya karmasında yer alan İsa ERTÜRK ile 75. dakikada penaltıdan Erol Togay kaydettiler.

ŞIMARIK NANTES:

Fenerbahçe Almanya’da kampta iken Fransa ikincisi F.C.Nantes ile 2 maç yapma olanağı buldu.
Duisburg, Herne stadında 15.7.1981’de 2-2 biten ilk maçtan 2 gün sonraki rövanşı, Bahtiyar’-ın kafa golüyle, 1-0 Fenerbahçe kazanmıştır.
Bu maçların başlıca özellikleri, aynı tarihte Türkiye veya Fransa’da yapılmalarının olanaksız oluşudur. Fransa’nın bir süredir Türkiye’ye karşı izlediği düşmanca tutum ve başta ASALA olarak Ermeni terör örgütlerini koruması Türk kamuoyunda bu ülkeye karşı nefret uyandırmıştır. Bu maçı “Milliyet” gazetesi şöyle yorumlamıştır.
(Fransızların geleneksel Türk düşmanlığı ne yazık ki futbol sahasınada sıçradı. Fenerbahçe karşısında yenilgi kabul etmeyen Fransız takımı, işi tekme ve silleye dökünce Fenerbahçeli İsa ve nu-reddin hastanelik oldular. Ancak, aynı Fransızlar Fenerbahçe ve Türk seyircisinin sert tepkisi karşısında çareyi kaçmakta buldular.
Fenerbahçe’yi kutlamak gerek. Galibiyetten çok mücadele gücünü bırakmadığı için. Avrupa’da gerçek bir isim yapan Nantes’in şımarık futbolcularına gereken dersi verdiği için. Türk takımlarının da futbol oynadığını kanıtladığı için…)

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 1

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 2

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 3

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 4

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 5

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 6

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 7

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 8

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 9

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 11

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 12

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 13

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 14

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 15

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 16

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 17

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 18

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 19

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 20

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 21

Written by kesinofsayt

08 Ağustos 2012 08:00

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: