FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 12

with one comment

FENERBAHÇE MAÇLARINDAN İLGİNÇ BİLGİLER

Fenerbahçe Türk futbolundaki üstün durumunu kazandığı şampiyonluklar dışında, bir çok olaylarla da ispat etmiştir. Öyle dönemler yaşandı ki, Fenerbahçe’yi yenmek bir tarafa, ona sayı yapabilmek bile çok önemli bir problem oldu ve takım uzun aylar ve hatta yıl boyu yenilgi yüzü görmedi. Bu ve buna benzeyen konularda aşağıda bir çok ilginç bilgi sunulacaktır.

FENERBAHÇE MAÇLARININ SONUÇLARI

Fenerbahçe’nin 80 faaliyet yılında yaptığı toplam 3353 maçın 2041 ‘i 49 değişik sonuçla galibiyet, 702’si 6 sonuçla beraberlik ve 610’u da, gene 24 değişik sonuçla, yenilgi ile nihayettendi.

49 DEĞİŞİK SONUÇLU 2041 GALİBİYET

Fenerbahçe’nin A takımlarında 80 yılda sağladığı 49 değişik sonuçlu 2041 galibiyet tablo halinde, aşağıdadır:

Görülüyor ki, Fenerbahçe 80 yılda 374 maçı 5 ve daha fazla sayı farkıyla kazanmıştır. Buna karşı 5 ve daha fazla sayı farkıyla kaybettiği maç sayısı ise, aşağıda görüleceği gibi, sadece 14’dür.

24 DEĞİŞİK SONUÇLU 610 YENİLGİ

Fenerbahçe A takımının 80 yılda yaptığı 3353 maçta uğradığı yenilgi sayısı 610 olup, aşağıdaki tabloda görüleceği üzere, bunlar 24 değişik sonuçludur:

Fenerbahçe’nin en ağır yenilgileri, bir kaç kez sözünü ettiğimiz üzere, 17 Temmuz 1923’de Orta Avrupa Şampiyonu SLAVİA PRAG’a 10-1, 1911’de G.S.’a, 1949’da AUSTRİA WİEN’e ve 1975’de de Portekiz’in BENFİCA takımına karşı 7-0 ve bir kez de Beşiktaş’a 1941’de, özel maçta, 7-1’dir.

Bunlara karşı Fenerbahçe’nin 19-0’a kadar uzanan yüzlerce açık farklı galibeyetini saymaya sayfalar yetmez. Bu maçlardan zaten konularında söz edilmiş bulunuyor. Burada işaretlenmesi gereken husus, galibiyetlerde görülen 6-5 ve yenilgilerde-ki 5-6 ve 7-8’lik maçlardır. Bu çok gollü maçların 1970-71 mevsiminden itibaren uygulanan 5’er penaltı atışlarından doğduğunu hatırlatmak yerinde olur.

Bunlardan 6-5’lik Fenerbahçe galibiyeti, 26.7.1980’de Uluslararası Berlin Futbol Turnuvasında 0-0 sonuçlanan yarı final Yunan A.E.K. maçı uzatmasından sonraki penaltı atışlarıyla sağlanmış ve Hertha Berlin’i de yenen Fenerbahçe kupayı kazanmıştır.. 5-6’lık yenilgi 20.6.1982’de G.S. ile normal süresi 2-2 sonuçlanan Polis Vakfı Kupası; 7-8’lik yenilgi de 6.6.1976’da, yine 2-2 berabere biten, Trabzonspor Başbakanlık Kupası maçında penaltı atışlarıyla kaybedildi. 4-7 Iik 2 yenilgi ise, 1953 Ekiminde İngilterede çok heyecanlı “Lutan Tovvn” ve “Bristol City” maçlarında ve 90 dakika sonunda alındı.

6 DEĞİŞİK SONUÇLU 702 BERABERLİK

Fenerbahçe’nin 80 yılın 3353 maçında aldığı 702 beraberlik, aşağıdaki tabloda sunulduğu üzere, 6 değişik sonuçludur:

Bu 702 beraberlikten 4-4 ve 5-5 likler üzerinde durursak; 4-4 lük 5 beraberlikten ilki 3.6.1934 de Fenerbahçe’nin 26. yıl dönüm bayramı için gelen F.C.Wien takımıyla yapıldı. F.B. nin çok üstün oynadığı ve gollerden 3 ünü Şaban, birini de penaltıdan bek Yaşar’ın attığı bu maç için Türkspor dergisi şöyle yazmıştır:

(…. Viyanalılar teknik ve taktikleri kuvvetli ve profesyonel kelimesine lâyık bir takım. Bunların karşısında amatörlüğü şerefle müdafaa eden Fenerbahçelileri bu güzel oyun ve neticeden dolayı tebrik ederiz…)

İkinci 4-4 lük maç 14.12.1952 de Viyana’nın Rapid takımı ile, 3 üncü 4-4 lük müsabaka da 19.5.1955 de Dolmabahçe de Beşiktaşla oynandı.. Bu maçın galibine Büyük Ata’nın büstü verilecekti. Maçı Cumhurbaşkanı Celâl Bayar da izledi…. 27. dakikada F.B. 3-0 yenik, iken Burhan Sargın’ın 57-70. dakikalar arası üstüste 3 golü ile, beraberliğe yükselmiş, Beşiktaş’ın d.79 daki 4. golüne de D.85 de Fikret Kırcan mükabele edince büst ortada kalmıştır.

Dördüncü 4-4 beraberlik, 21.6.1959 da, Brezilya’nın America F.C. takımına karşıdır. F.B. 4-2 yenik iken toparlanmış, Lefter’in üçüncü golünden sonra, Şerefin 4. sayısına itiraz eden Brezilyalılar sahanın kenarına çekilince, hakem Sulhi Garan da maçı 10 dakika önce tatil etti.

Fenerbahçe’nin 80 yıldaki 5 inci 4-4 beraberliği 5.6.1983 de A.S.Yen stadında Galatasaray’a karşıdır. Bu maç ezeli rakiplerin en gollü maçıdır. Rekor 7 iken 8 oldu.

Dakika 59 da durum 4-1 F.B. aleyhine ve şampiyonluk ümidi de artık sönmüş iken, beklenmedik bir şahlanışla beraberlik kurtarılmış ve 10. Türkiye Ligi şampiyonluğuna yeşil ışık olmuştur.

Bu çok ilginç beraberlik maçından İSLÂM ÇUPİ şöyle söz eder:

(…ÖZKAN SÜMER’İN EN ÇOK KIZDIĞI 2 ADAM, SEYDİÇ VE HOÇÎÇ FENERBAHÇE’NİN BAŞINDA PATLAYAN 4-1 lik MÜTHİŞ ŞOKUN 2 GERİLİM USTASI İDİ. MAÇ ÖNCESİ HEYKELLEŞMİŞ STANKOVİÇ’İN PİSTTEKİ DURUŞUNU ZİYARET EDİP, YUGOSLAV HOCANIN MUHABBETLE ELİNİ SİKAN G.S. İN BU İKİ YUGOSLAVI, MAÇIN İLK YARISINDA F.B. YE O KADAR HAİN GOL POZİSYONLARI HAZIRLADILAR Kİ, F.B. TARAFTARLARI STANKOVİÇ’E BAĞIRDILAR: — GİT DE ELLERİNİ YIKA!….

STANKOVİÇ NE ELLERİNİ YIKADI, NE DE FENERBAHÇE’Yİ G.S. KARŞISINDA FELÂKETE SÜRÜKLEYEN ADAM ADAMA MARKAJ İNADIYLA BEYNİNE YERLEŞMİŞ BİR YANLIŞI TEMİZLEDİ.)

Fenerbahçe’nin SEYDİÇ (10), BÜLENT (16), SİNAN (29) ve HOCİÇ (48) in 4 golüne karşı, so-laçık Özcan’ın 13. dakikadaki golü ile, 4-1 yenik ve ümitsiz durumunu yine İslâm Çupi şöyle yorumluyor:

(….BU TÜRKİYE DE, BU TAKIMLARLA 4-1 YENİLGİYİ TAMİR ETMEK MÜMKÜN MÜ?.. SON 15 YILA BAKINIZ. BÖYLE BİR TAMİR USTALIĞI GÖSTERİP, YIRTILMIŞ ELBİSEYİ TAKIM DİYE GÖSTEREN EKİP VARMI?….

STANKOVİÇ HİÇ DENENMEMİŞ BİR OLAYI 18 İN ÜZERİNE GETİRİNCE ERDOĞAN, CEM, ONUR VE ALPASLAN İLK DEFA KONTRPİYEDE KALIP 4 GOLÜ SEYRETTİLER, STANKOVİÇ ADAM ADAMA MARKAJDA DOMUZCA ISRAR ETTİĞİ İÇİN, DÜN APOLETLERİ SÖKÜLECEK VE DİVANIHARB’E GİDECEK BİR KUMANDANDI. 4-1 DEN SONRA NİAÇI 4-4 YAPAN STANKOVİÇ DEĞİL, ASKERLERİDİR. O MUHTEŞEM GOLLERİ ATAN ONUR (59), ÖZCAN (13 ve 66) ve MEHMET(70) E, BELKİ DE, OTURDUĞU KULÜBEDEN İSTAVROZ ÇIKARMIŞ OLMALI….)

Fenerbahçe’nin 80 yılda yaptığı 3353 maçtaki 5-5 lik yegane beraberliği 1.5.1938 de Ankara da Ankaragücü-Gençlerbirliği karmasına karşıdır. Maçın ilk devresini F.B. 4-0 üstün bitirmişti. Milli sağaçık Niyazi Sel’in ayağının kırılıp futbolu bıraktığı bu maçtan sonra, bu yere, “KÜÇÜK” lâkabı ile anılan, Fikret Kırcan yerleşti.

FENERBAHÇE’NİN YENİLMEDİĞİ DÖNEMLER

Fenerbahçe 2.10.1914 den 12 Kasım 1915 e kadar 14 ay ve bu sürede yaptığı üstüste 15 maçta hiç yenilmedi. Bu, yenilgisiz en uzun süredir.

Fenerbahçe, yine 22.6.1958 den 10.6.1959 a kadar bir yılda yaptığı 54 maçta mağlubiyet yüzü görmemiştir. Bu da üstüste yenilgisiz maç sayısı bakımından rekordur. Antrenör Molnar’ın 2. gelişine rastlayan bu dönemin bu 54 yenilgisiz maçından 7 si G.S. ve Beşiktaş’ladır.

FENERBAHÇE’NİN GOL YEMEDİĞİ DÖNEMLER

Fenerbahçe, forvetinin golcülüğü yanında, defansının sağlamlığı ve gol yememekteki şöhreti ile de ün yaptı. 1922-23 şampiyonluğunun 58/0 lık skoru, 1862 de başlayan Dünya Lig Maçlarının tarihinde 125 yıldır hâlâ kırılmamış bir rekor olarak parıldıyor. J 936-37 liginin 47/1 lik sonucu da belki eşsizdir.

Daha sonraları, 1967-68 şampiyonasmdaki 38/12 lik durum, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında, yılın rekoru olarak, bütün Avrupa basınında Fenerbahçe’den övgü ile söz edilmeye neden olmuşken, 1969-70 şampiyonasmdaki 31/6 lık skor bunu da geride bırakmış ve Sarı-Lâcivertli kulüp Avrupa’da 2 yıl, defansının gücü ile sürekli olarak, adından söz ettirmiştir.

Bu tarihsel örneklere paralel olarak, Fenerbahçe’nin kalesine gol yapılamamış ve güçlükle 1 sayı yapılabilmiş dönemler çoktur. Fenerbahçe 19 Mayıs 1943 den 24 Ekime kadar 5 ay ve 5 günde hiç gol yemedi. Süre içindeki maç sayısı 8 ve averaj da 26/0 dır. Üstüste maç sayısı bakımından ise, rekor 9 maçtır. Fenerbahçe 22.3.1970 den 31 Mayısa kadar 9 hafta ve üstüste 9 Türkiye Ligi maçında gol yemedi.

KIRILMASI HEMEN HEMEN İMKÂNSIZ REKORLAR

Fenerbahçe futbolunda bir eşi 125 yıldır henüz görülmemiş ve kırılması hemen hemen imkânsız olan 58/0 lık rekor, bir başka rekorun içindedir. Şöyle ki; 19 Mayıs 1922’de 4-1 kazandığı Anadolu Lig maçından 15 Ağustos 1924 deki olaylı ve 3 ü de penaltı golleriyle kaybedilen 3-2 lik G.S. maçına kadar tam 27 ay ve hiç bir resmi maçta Fenerbahçe kalesine gol girmemiştir.

Son dönemlerden de bir örnek gerekirse; 24.12.1967 de İzmir’ deki Altınordu maçından, 21.4.1968 de yine izmir’deki Göztepe karşılaşmasına kadar üstiiste 13 Türkiye ligi maçında hiç bir rakip Fenerbahçe kalesine sayı yapamamıştır.

SADECE 1 GOL YENEN DÖNEMLER

Fenerbahçe defansının uzun sürede sadece bir tek kez aşılabildiği dönemler pek çoktur. Dunlardan bir kaç örnek aşağıda sunulmuştur:

Fenerbahçe takımı 24 Aralık 1911 den 1 Kasım 1912 ye kadar 11 ayda yaptığı 17 maçta 1 den fazla gol yemedi.

1919 da 19 Ocakla 31 Ekim arası 10 ayda yaptığı 23 maçta kalesine, yine 1 den fazla sayı yaptırmadı. Daha sonraları da: 7 Ekim 1945 ile 12 Mayıs 1946 arası üstüste 31, 4 Eylül 1955 ile 29 Ocak 1956 arası üstüste 25, 2 Kasım 1958 ile 19 Nisan 1959 arası üstüste 29, 21 Haziran 1969 ile 8 Şubat 1970 arası üstüste 28, 2 Nisan 1978 ile 27 Eylül 1978 arası üstüste 23 ve 27 Kasım 1982 ile 18 Mayıs 1983 arası üstüste 28 maçta hiç bir yerli veya yabancı rakip Fenerbahçe kalesine (1) den fazla sayı kaydetmeyi başaramamıştır.

FENERBAHÇE’NİN GALİBİYET SERİLERİ

Fenerbahçe’nin yalnız yenilgisiz değil, berabere de kalmadan seri halinde galibiyet dönemleri de vardır ve çoktur.

Fenerbahçe’nin sahalardan seri halinde üstüste galibiyetlerle ayrıldığı en uzun dönem 12 Nisan 1912-23 Mart 1913 arası 11 aydır. Kısmen Balkan Savaşına rastlayan bu dönemde sahaya 11 kez çıkan F.B. takımı 11 galibiyet aldı. bunlar birer kez Moda, Kadıköy, ARMSTRONG, STROGGLERS ve RUMBLERS’e, 3’er kezde İngiliz Telefoncular kulübü ile, sonraları Altınordu adını alan, PROGRES-İNTERNATİNAL’e karşı kazanıldı ve 7’ye karşı 42 gol atıldı.

Süre bakımından değilde, maç sayısı yönünden galibiyetler serisine gelince; ilk göze çarpacak dönem 8 Aralık 1918’den-31 Ekim 1919’a kadar uzayan 11 aydır. Bu DÖNEMDE Fenerbahçe Takımı, hepsi de galibiyetlerle sonuçlanan, 29 maç yapmıştır. Mütareke ve İstanbul’un işgali dönemine rastlayan bu aralıksız 29 galibiyet, birer kez ingiliz Ligihtning, Altınordu, Bahriye, Ermeni karması, G.S., Siileymaniye, Rum Olimpiya, Aneyanis, Nea Yenea; 2 şer kez Fransız garnizonu, Fransız Patrie diretnolü, İngiliz Misivalidis, İngiliz deniz karması; 3’er defa İrlanda muhafızları; 4 kez İskoçlar ve 5 kez de İngiliz işgal güçlerinden değişik takımlara karşı kazanıldı… Fenerbahçe, bu üstüste’29 galibiyette 19’a karşı 133 gol atmıştır.

Bu 29 maçlık üstüste galibiyetler serisinden sonra, en uzun ve aralıksız galibiyetler dönemi 8.9.1929’dan – 4.3.1930’a kadar sürer. Bu 7 aylık dönemde 27 maç yapan ve kazanan Fenerbahçe’nin yendiği takımlar, birer kez Bursa Sanatkâran, Moda, Süleyrrc niye, G.S., Muhafız-gücü, Beykoz, Üsküdar, Yeniyıldız rum, Beşiktaş ve 2’şer kez olarak Vefa, îstanbulspor, Gençlerbirliği, Kurtuluş; 3’er defa Beyoğluspor’la Makabı ve 4 defa da İstanbul Rum Karmasıdır. Fenerbahçe takımı bu 27 maçta 23 sayıya 158 golle cevap verdi.

Bunlardan ayrı, F.B. 25.8.1935-29.3.1936 arası, gene üstüste 23 maçı seri halinde galibiyetlerle bitirmiştir. Bu maçlar Türkiye Amatör Şampiyonluğu dolayısıyla Çanakkale Türkgücü, Balıkesir Idmrı Yurdu, Torosspor ve İzmir Altınordu’su ile Bulgar Levisky, İstanbulspor, Topkapı, Beykoz, Anadolu, Vefa, Güneş, Beşiktaş, G.S., Altay, Çankaya ve 2’şer kez olarak Eyüp ile Süleymaniye ve 4 kez de Hilâl’e karşı sağlandı ve Sarı-Lâcivertliler 9’a karşı 114 gol attılar.

Bunların dışında Fenerbahçe, 1948’de üstüste 13, 1952’de 19, 1956, 1958, 1959 ve 1961 yıllarında üstüste 12’şer; 1912, 1922, 1931, 1941, 1943 ve 1947’de üstüste 11’er; 1920, 23, 39, 49, 53, 54 ve 58’de üstüste 10’ar; 1960 ve 1965’de üstüste 9’ar maçta galip gelmiştir.

Görülüyor ki; son yıllarda üstüste seri halinde galibiyetler güçleşiyor. Nitekim, 1984 yılına kadar 6-7’nin üstüne çıktığı görülmedi. 19.9.1982-14.11.1982 arası 2 aylık sürede ligde, Altay, Samsunspor, Kocaeli, Beşiktaş, Ankara-gücü, G.Antep ve Sarıyer’e karşı üstüste 7 maçta sağlanan 7 galibiyet Fenerbahçe için basın ve kamuoyunda büyük başarı olarak vurgulanmıştır. Fenerbahçe bu 7 maçta 2’ye karşı 11 gol attı.

1987’ye yaklaştıkça durum daha da çetinleşti ve en çok olarak 14.4.1985-20.5.1985 arası 5 haftada sadece bir kez üstüste 6 maç kazanıldı ve 3’ü özel, 3’ü de Türkiye ligi olan, bu 6 galibiyette Galata, Sakaryaspor, Anadolu, Vardar, Eskişehirspor ve Boluspor’a 3’e karşı 26 gol atıldı.

ÜSTÜSTE GOLLÜ MAÇLAR

Fenerbahçe futbolu genellikle golcü bir karakter taşımıştır. Onun bu vasfi bir çok örneklerle sahalarda kanıtlanmış bulunuyor.

Fenerbahçe takımı, 22.2.1918’dcn 9.1.1921’e kadar üstüste 64 maçta gol atmadan sahaları terk etmedi. Bu, süre bakımından Türkiye için rekordur. Fenerbahçe, bu 64 maçın 56’sını galibiyet, 3’ünü berabere ve 5’ini de yenilgi ile bitirmiş ve 59’a karşı 275 gol atmıştır.

Maç sayısı bakımından, sahalardan gol atmadan ayrılmadığı uzun dönemlere gelince:

Fenerbahçe takımı, 16.11.1928’dcn 13.3.193l’e kadar 28 ay ve üstüste tam 80 maçta rakiplerine mutlak olarak gol atmıştır. BUNUN BİR AVRUPA HATTA DÜNYA REKORU OLMASI ÇOK MUHTEMELDİR. Bu; şu demektir ki, birinci sınıf bir çok Türk Kulübü ile, tanınmış Avrupa takımlarının defansları Fenerbahçe forvetine sayı yaptırmamak çabasında başarısız kalmışlardır.

Gene bu 80 maç içinde 8 yabancı, 6 G.S., 5 Beşiktaş maçı bulunduğunu ve 8 yabancı maçından 6’sının o dönemin ünlü Avusturya ve Macar takımlarıyla yapıldığı göz önüne alındığında başarının büyüklüğü daha iyi anlaşılır. İşaretleyelim ki, Fenerbahçe, gol atmadan sahadan ayrılmadığı bu 80 maçından 67’sini kazanmış, 7’sinde berabere kalmış, 6’sında yenilmiş ve 86’ya karşı da 394 gol atmıştır.

Bundan başka, Fenerbahçe takımı, 8.3.1935-31.10.1936 arası üstüste 46 maçta ve 1.1.1956-7.10.1956 arası 42 . maçta, 5.10.1947-14.9.1948 arası üstüste 35 maçta mutlak olarak rakiplerine sayı yapmış bulunuyor.

Fenerbahçe, son yıllarda üstüste seri halinde galibiyetler gibi, üstüste maçlarda mutlak surette gol atmakta da zorluk çekmeye başladı. Bu da, rakiplerin güçlendiğine ve Fenerbahçe’nin eski golcülük vasfının azaldığına örnektir. Nitekim, San-Lâcivertli takım 1970 ve 1980’ler de, en çok olarak, 29.1.1978-25.5.1978 arası üstüste sadece 20; 10.3.1985-30.7.1985 arası, gene üstüste yalnızca 19 maçta mutlak olarak gol atmıştır.

F.B. NİN MAÇ KAZANAMADIĞI EN UZUN DÖNEMLER

Golcü Fenerbahçe futbolu, formsuz veya güçsüz dönemler de yaşamış ve sahalardan galibiyet özlemi içinde ayrılmıştır. Fenerbahçe’nin galibiyete hasret kaldığı dönemler 5 kez üstüste 8 ve bir kezde 10 maçlık dönemlerdir.

8 maçlık ilk dönem 20 Şubat-23 Mart 1965’de 37 gündür. F.B. bu süre içinde İzmirspor, İz.Al-tınordu, Ankara D.Spor, Ankaragücü ve G.S. Türkiye ligi maçlarıyla Karşıyaka Federasyon Kupası maçında berabere kalmış, ligde İstanbul-spor’a 1-0, özel maçta da Levvsky’ye 2-1 yenilmiştir.

Diğer dönemler 14 Mayıs-5 Ağustos 1978; 19 Nisan-23 Mayıs 1981; 25 Nisan-27 Mayıs 1984; ve 12 Nisan-31 Mayıs 1987 dönemleridir. Bu son dönemin 1.4.1987’de 0-0’lık Samsunspor Fed. Kupası maçı sonrasındaki olayı fırsat bilip F.B.’yi enağır şekilde cezalandırmak için paçaları sıvayan G.S. ağırlıklı Futbol Federasyonunun olayı abartması ve zaten çok dar kadrolu Fenerbahçe’den 6 milli futbolcuyu 3 ve 4’er ay cezaya çarptırıp, kulübün 2 İstanbul maçını da taşrada oynatmak nedenlerinden ve A takımının ümit takımı gençleriyle tamamlanarak sahaya çıkarılmasından doğduğu hatırlanmalıdır.

Galibiyetsiz 10 maça gelince, bu da 5 Ocak-1 Mart 1986 arası yaşandı ve Fenerbahçe bu 55 günde Denizlispor, Sarıyer, Beşiktaş, Sakaryaspor’a 4 yenilgi, G.S., Kayserispor, Malatyaspor, gene Sakaryaspor (Fed.K.), Gençlerbirliği, Orduspor ve yine G.S. maçlarında 6 beraberlik aldı.

ÜSTÜSTE BERABERLİKLER

Fenerbahçe A takımı, araya galibiyet ve yenilgi girmeden, rakipleriyle sürekli berabere kaldığı biri 5, dördü de 4 maçlı 5 dönem yaşamıştır. Bunlardan üstüste 5 maçta berabere kaldığı dönem 22 Ekim-20 Kasım 1960 arasıdır. Fenerbahçe, bu bir ayda yaptığı 5 maçta Beykoz, İzmir’de Altı-nordu ve İzmirspor ile 0-0, İstanbulspor ve Ankara’da Demirspor’la 2-2 berabere kaldı.

Fenerbahçe’nin üstüste 4’er beraberlikle sahalardan ayrıldığı 4 dönem ise Kasım 1970, Ekim-Kasım 1976, Şubat-Mart 1980 ve Eylül-Ekim 1985’dir.

ÜSTÜSTE YENİLGİLER

Fenerbahçe’nin üstüste yenilgilerle sahadan çekildiği dönemler de oldu. Sarı-Lâcivertli takımın 80 yılda üstüste en çok yenilgiye uğradığı maç ve dönemler, 4’er maçlı olarak, 5’dir ve şöyledir:

Fenerbahçe üstüste 4 yenilgiye ilk kez 1953 yılında uğradı: 2 Mayıs-13 Haziran arasındaki bu maçların galipleri Brezilya’nın America, İngiliz Luton Tovvn, Beşiktaş ve Ankara D.Spor udur ve sonuçlar da, sıra ile 2-3, 2-6,1-2 ve gene 1-2’dir.

İkinci 4 yenilgi, 26 Kasım 1961 ile 1 Ocak 1962 arasında 0-1 ‘lik Beşiktaş, gene 0-1 ‘lik Nurnberg, 1-2’lik Fiorentina ve 0-1’lik Galatasaray yenilgileridir.

Üçüncü dönem 2/13 Haziran 1962, dördüncü dönem 13 Ocak-3 Şubat 1974, 5’inci ve son dönem de 27 Mayıs-1 Ağustos 1979’dadır. bu sonuncuda 4 yenilgiye de deplasmanlar da uğranıldı.

ÜSTÜSTE GOL ATAMADIĞI DÖNEMLER

Golcü Fenerbahçe futbolu, 80 yılı bulan sürekli faaliyetinde kısır dönemler de yaşadı ve üstüste gol atamadığı maçlar oldu. Ancak, bunlar kısa süreli olmuş ve yalnız bir kez 5 ve 4 kez de 4 maçla sınırlı kalmıştır. Fenerbahçe’nin üstüste gol atamadığı 5 maçlık dönem ve rakipleri şunlardır: 28 Mayıs-3 Ağustos 1978 arasında Trabzonspor’a 2 kez 1-0 yenilgi; Göztepe, Zonguldakspor ve Yugoslavya’da SUMADİA takımlarıyla 0-0 berabere…

4’er maçlık 4 dönem ve sonuçları ise şöyledir:

Fenerbahçe takımı 24 Kasım-21 Aralık 1963 arasında Kasımpaşa, G.S. ve İzmirspor’Ia 0-0 berabere kalmış, Belfasta Kuzey İrlanda şampiyonu LİNFİELD’e 2-0 yenilmiştir.

10 Mayıs-25 Haziran 1967’de Samsunspor ve Beşiktaş’la 0-0 berabere kalmış, Vefa’ya 2-0 ve Beşiktaş’a 1-0 yenilmiştir.

3 ve 16 Eylül 1969 arası 13 günde G.S., Samsun ve Rumen Farul ile 0-0 berabere kalmış ve gene Farul’a 1-0 yenilmiştir.

Nihayet, son olarak, 22 Şubat-8 Mart 1981 döneminde, 2 haftada Giresun, Trabzon ve Kocaeli ile 0-0 yenişemedi, G.S.’yadal-O yenildi.

F.B.’NİN ATTIĞI ve YEDİĞİ EN ÇABUK GOLLER

Attıkları: 12.9.1948’de Alsancak stadında Fenerbahçe, Altay, Göztepe ve İzmir Dcmirspor’u arasında Fenerbahçe’nin kazandığı 2 devreli (Fuar Kupası) maçlarından Beşiktaşlı Sıtkı Eryar yönetimindeki Altay maçının başlama düdüğü ile topu sağaçık Erol Keskin’c aktaran F.B. santrforu Necmi Onarıcı, Erol’un süratle akıp ortaladığı topu 15 adımdan sert vole ile Altay kalesine attı. Necini ile Erol arasında tek bir paslaşmadan sonra ve top hiç bir Altaylıya temas etmeden (15) inci saniyede yapılan bu şahane gol Fenerbahçe’nin 80 yıllık futbol faaliyetinin en çabuk golüdür.

— (Sporcuları Koruma Derneğinin) 30 Ağustos 1961’de tertipleyip Fenerbahçe’nin 2-0 kazandığı G.S. maçında, hakem Faruk Talu’nun başlama düdüğü ile hücuma geçen Fenerbahçe’nin bu atağını kesen Candemir’in, telaşla, kalecisi Bülent Gürbüz’e vermek istediği geri pasını yakalayan F.B. santrforu Yüksel Gündüz (20) inci saniyede ilk golü attı.Bu gol ezeli rakipler tarihinin en çabuk golüdür.

Yedikleri: Fenerbahçe, tarihinin en çabuk golünü Ankara’da F.B., Beşiktaş, Ankara şampiyonu Demirspor ve Gençlerbirliği arasında tertiplenen ve F.B.’nin kazandığı (VALİ DİLAVER ARGUN KUPASI) maçlarından 2 Mayıs 1959 günü Cezmi Başar’ın yönettiği 5-1’lik Demirspor karşılaşmasının 25. saniyesinde Demirspor sağaçığı VEDAT ÖZDEMİR’den yedi.

Sarı-Lâcivertli takımın bundan sonra yediği en çabuk goller, 13 Eylül 1959 Avrupa Ş.Kulüpler Kupası CSEPELmaçında sağiç KUSUTZY’nin sağdan gelen topu 6 adımdan ve kaleci Özcan’ın başı üstünden, vole şutla 30. saniyede yaptığı sayı ile:

13 Haziran 1956’da Leningrad’daki 2-1 kazanılan ZENİTH maçının 35. saniyesinde Rus sant-rfor’un attığı goldür.

F.B.’NİN KISA SÜREDE ATTIĞI GOLLER

Golcü Fenerbahçe bir çok maçta kısa sürelere bir çok goller sığdırmıştır.Bunlardan bir kaç örnek aşağıdadır:

1— 30 Kasım 1913’deki STRUGGLERS A.F.C. lig maçında Fenerbahçe 6 ile 20 inci dakikalar arası, 6 gol atınca ünlü rum kulübü sahadan kaçmıştı. 4.12.1913 günlü IDMAN dergisi bu olayı şöyle yazmıştır:

(HAVA YAĞMURLU VE Çayır da berbat bir halde idi. Galatasarayla 2-2 berabere kaldığından beri epey mağrur olan STRUGLERS Kulübü, FENERBAHÇELİLERİN, ŞEDİT, SERT, YAĞMUR VE ÇAMURA EHEMMİYET VERMEZ HÜCUMLARI KARŞISINDA ANCAK 20 DAKİKA DAYANABİLDİLER VE HASIMLARININ BU MÜDDET İÇİNDE 6 SAYI YAPTI ĞINI GÖRÜNCE, ŞİMDİYE KADAR EMSA Lİ GÖRÜLMEMİŞ ŞEKİLDE, MÜSABAKA MEYDANINI TERK İLE KAÇIP GİTTİLER. İDMAN MERAKLILARI DA, BİTTABİ, STRUGGLERS’in BU KAHRAMAN OYUNCULARINI, ESNAYİ FİRARLARINDA, LÂZIM GELDİĞİ ŞEKİLDE UĞURLAMAYI UNUTMADILAR.)

2— Fenerbahçe, 16 Haziran 1935’deki 27. yıl-dönüm bayramında, İsviçre Milli küme şampiyonu F.C.SERVETTE’i 5-2 yenerken, 59, 65 inci dakikalar arası 4 gol attı. Şazi Tezcan hakemliğinde; Naci Bastoncu, Ali Rıza Tansu, Şaban Topkanl ve Niyazi Sel’in 6 dakika içinde son derece güzel ve fırtına gibi bir oyunla attıkları bu gollerin yarattığı coşku ve heyecan tarif olunamaz.

Bu maç Fenerbahçe’nin 80 yıllık futbol faaliyetinde İsviçrelilerle yaptığı yegâne karşılaşmadır ve bir çok anılara da neden olmuştur. Örneğin; takviyeli Galatasaray takımı büyük Avrupa turnesinde 2. maçında 2 Eylül 1921 günü, Cenevrede (Servette)’e 10-0 yenilmişti. Maçtan sonra G.S. lı yönetici Tahir Yahya ile Ogün 6 gol atan Servette santrforu meşhur Jean Bar arasında şu görüşme geçti:

Tahir Yahya : Futbolumuzu nasıl buldunuz?

Jean Bar: Avrupa’da daha kaç maç yapacaksınız ?..

Tahir Yahya : Oniki kadar !..

Jean Bar : Eh… Türkiye’ye dönene kadar futbol konusunda az çok bir bilgiye sahip olabileceksiniz !..

Bu ağır röportaj Galatasaray’lı yöneticileri haklı olarak üzmüş ve sinirlendirmişti.

16 Haziran 1935 günü Tahir Yahya kefkep, Fenerbahçe maçından hemen sonra, SERVETTE antrenörü Jean Bar’ı Fenerbahçe stadının soyunma odasında yakaladı. Ona, 14 yıl önce GENEVE’de Chermilles stadında geçen görüşmelerini hatırlattıktan sonra, sözlerini şöyle bitirdi:

— Eh !.. ümit ederim ki, İsviçre’ye dönerayak, Türk futbolu hakkında yeterince bilgi edinmişsi-nizdir !..

— Haklısınız {..sürprizle karşılaştık. Mükemmel, gerçekten çok mükemmel, FENERBAHÇE !..

3-8 Haziran 1951’de Milli takım Almanya ve İsVeç’e gidince, geri’ kalan oyuncular: ve yeni transferlerle Suriye’ye giden Fenerbahçe Şam’da (SURİYE ORDU KARMASI) nı 6-2 yendiği maçın ilk 3 golünü 3, 6 ve Vinci dakikalarda Abdullah Matay, Burhan Sargın ve Şevket Yorulmaz (Beşiktaş)’ın ayaklarıyla kaydetmiştir. Maç sonrası Suriye Ordu komutanı, sahada, Fenerbahçelilere Türkçe olarak şöyle konuştu:

(— SİZİN TARLANIZ DA BİZİM TARLA GİBİ ÇİMEN OLDUĞUNDAN BURADA ZORLUK ÇEKMEDİNİZ VE GÜZEL OYNADINIZ. FAKAT, GALİBİYETİNİZİN ASIL SEBEBİ SİZİN FIRKANIN BİZİM FIRKADAN ÇOK KUVVETLİ OLMASIDIR… BU KUVVETİNİZİ BİZE 6 HAŞARAT YAPARAK İSPAT ETTİNİZ VE BİZİ HAKLI OLARAK YENDİNİZ. TEBRİK EDERİM.)

Suriyeliler; tahmin ettiğimiz gibi, TARLA, FIRKA VE HASARAT’ın SAHA, TAKIM VE GOL anlamına geldiğini hatırlattılar.

F.B.’NİN KISA SÜREDE YEDİĞİ GOLLER

Fenerbahçe’nin yukarıda sözü edildiği gibi, kısa sürede attığı gollere karşı, gene kısa sürede 3 kez 3 gol yediği görülmüştür. Bu ilginç maçlar aşağıdadır.

1— Fenerbahçe, 21.10.1953 gecesi Manchester’ de, İngiliz hakem G.Gırson’un, özel maç olduğu için oynattığı, çok kesif sis tabakası altındaki 5-1’lik Manchester City karşılaşmasının ilk 3 golünü ilk 7 dakikada yedi. Bu 3 sayıdan 2’si, ilerdeki arkadaşlarını göremeyen defansın geri paslarıyla olmuştur.

2— Brezilya’nın America F.C. takımı, 21.6.1959’da S.Garan hakemliğindeki 4-4 lük maçın 4 golünü de 37, 46. dakikalar arasında) 2-0 yenik iken, 9. dakikada kaydetti. Ancak, 3 gol kaydeden Şeref Has’ın, Lefter’in ortasından, kafa ile attığı beraberlik golüne itiraz edip saha kenarına çekilmeleri üzerine, S.Garan 60. dakika da maçı tatil etti.

3— Tarihte Türk-Arnavut futbolunda ilk temas olan 20.8.1961’deki Balkan kupasında, Nedim Doğan’ın 13. dakika golüyle Partizan takımını Dol mabahçe’de 145 bin lira (16.000 Dolar) ödeyen 22 bin seyirci önünde ve Rumen Toth Alexandru hakemliğinde, 1-0 yenen Fenerbahçe, 3 gün sonra aynı takımla bir de özel maç yaptı.

Gene Rumen Mataizer yönetimindeki bu maçın 39, 44. dakikaları arasında Arnavut takımı 3 gol atmıştır. Yüksel Gündüz’ün 6. dakika golüyle galip durumundaki Fenerbahçe, 5 dakika içinde 1-3 yenik duruma düşmüş ve Bülent Tanyeri’nin 86. dakika golüyle sahadan 2-3 yenik ayrılmıştır.

8 GÜNDE 6 MAÇ REKORU

Futbol takımlarımızın 1950 ve 1960’li yıllarda, Cumartesi-Pazar ve gene, Cumartesi-Pazar olarak, 8 günde 4 maç yaptıkları olurdu. Hatta, nâdir olarak, araya bir Çarşamba maçı sokularak, 8 günde 5 maç oynandığı görülmüştür. Ancak bu 5 maçlık rekor, 1-8 Ağustos 1976’da Fenerbahçe tarafından kırıldı ve Sarı-Lâcivertli takım 6 maçla kırılması çok güç bir rekora sahip oldu. Nitekim, futbol tarihimizde bu 1-8 Ağustos 1976 dönemi dışında 8 günde 6 maç yapıldığı ne görülmüş ve ne de işitilmiştir.

Bir kez yaşanan bu çok yorucu dönemde Fenerbahçe, 3’ü Spor Yazarları Derneği kupası, 3’ü de zorunlu olarak yaptığı özel maçla beraber 6 karşılaşmanın 2’sini galibiyet, 4’ünü de yenilgi ile tamamladı ve 7’ye karşı 8 gol attı. Şöyle ki:

1-8-1976’da Beşiktaş, Trabzon ve Adanaspor arasındaki Spor Yazarları Kupası’nda, Adanaspor’u 6-1 yenen Fenerbahçe; ertesi gün, daha önceki angajman nedeniyle, Çek Bratislava ile oynayıp 0-2 yenilmiş, 4 Ağustostaki Trabzonspor Spor Yazarları maçını da 0-1 kaybetmiştir. 5 Ağustosta gene Spor Yazarları kupasında (Aydın Çelik)’in 30’uncu dakika golüyle Beşiktaş 1-0 yenen F.B., 13’üncü Spor Yazarları kupasını gol averajıyla kazandı, Trabzonspor 2. oldu.

İşte, yukardaki S.Y.Kupası şampiyonluğu Fenerbahçe’nin başını sıkıntıya sokmuştur. Şöyle ki; Türkiye S.Y.Derneği Sovyet DİNYEPER takımı ile bir maçlık bir angajmana girişmiş ve bu maçın S.Y.Kupası şampiyonu He oynanması daha önceden kararlaştırılmıştır. İşte, Fenerbahçe bu zoraki maçı 7 Ağustos, ertesi günü de, 2 futbolcusunu almak amacıyla bağlantı yaptığı DİNAMO BÜKREŞ maçını 1-2 kaybedince, kırılması pek güç olan bu (8 GÜNDE 6 MAÇ) rekorunun sahibi olmuştur. Görüldüğü gibi, maçların çetinlikleri de caba…

Fenerbahçe, 27-30 Mayıs 1944’de, 4 günde Ankara’da 3 maç yapıp HARBOKULU’nu 2-1, GÖZTEPE’yi 5-1, MERSİN İD.Y.’nu da 4-2 yenerek, 1944 yılı TÜRKİYE ŞAMPİYONU olmuştur.

Gene Fenerbahçe, 28 Ekim-1 Kasım 1959 arası ligde ADALET’i 3-1, özel maçta ADAP AZAR GÜNEŞSPOR’u 8-0, Dolmabahçe’de, gene lig maçlarında ŞEKER-HİLÂL’i 6-1 ve ANKARAGÜCÜ’nü 5-1 yendiği maçlarla 5 günde 4 maç yapmıştır.

Aslına bakılırsa, 8 günde 6 maçın.zamana nis-beti 1.33 gün iken, 5 günde 4 maçın zamana nis-beti 1.25 gün olduğuna göre, gerçek rekorun bu 5 günde 4 maç olması gerekirse de, maç sayısı arttıkça, insanın dayanma gücünün azaldığı gözö-nüne alınarak, (8 GÜNDE 6 MAÇ) rekor kabul edilmek gerekir.

Bu 6 maçtan Rus Dinyeper’le Dinamo Bükreş karşılaşmalarında Fenerbahçe’de 1968-71’de 91 kez maç yapan İON NUNWEILLER’in kardeşi milli Rado ve gene Dinyeper maçında gene milli LUCESCU da, tecrübe için, yer almışlarsada, Rumen Futbol Federasyonu o sırada yürürlüğe konan yeni yönetmelikleri öne sürerek, Ekim ayma kadar beklenmesine rağmen, ne bu 2 futbolcu ve ne de angaje olunan ünlü antrenör Georg Constantin’in Fenerbahçe’ye transferlerine izin vermiştir.

REKOR İÇİNDE REKOR !..

Fenerbahçe’nin, (KİSA SÜREDE ÇOK MAÇ REKORU) uzun bir konudur. Sarı-Lâcivertliler 6 Ağustos-3 Ekim 1961 arası 58 günde 21; tüm 1962-63 mevsiminde de 72 maç yaptılar. Bunlar da birer rekordur. Ancak, bu sayılarda maçların Türk gençlerinin yaşam ve beslenme koşullarına göre, fazla olduğu açıktır. Kaldı ki; Fenerbahçe, 6 Ağustos-3 Ekim 1961 döneminde 58 günde 21 maç yaparak rekor tesis ederken, aslında rekor içinde rekor kırıyordu. Şöyle ki; Fenerbahçe 16 Eylülden-3 Ekime kadar, 18 günde 9 çetin maç yapmıştır. Bu maçlardan 3’ü Ankara, 2’si Selanik, 2’si Tiran ve sadece 2’si İstanbul’da oynandı.

Bu durum, tepki ve eleştirilere yol açmıştır. 12.9.1961 günlü (HÜRRİYET) gazetesi; değişik puntolarla, 3 büyük başlık atarak:

— (BİZİM GİBİ FRANSIZLAR DA FUTBOLCULARINDAN ŞİKÂYETÇİ !!.)

— (BAŞARISIZLIK SEBEBİ OYUNCULARA 8 HAFTADA 11 MAÇ YAPTIRILMASI!..)

— (HALBUKİ FENERBAHÇE’Lİ FUTBOLCULAR AYNI SÜRE İÇİNDE 21 KARŞILAŞMA YAPMIŞ BULUNUYORLAR !..), diye

yazdıktan sonra, şu görüşleri savunuyor:

“Fransız gazetelerinin futbolcularının düşme sebebi olarak gösterdikleri 8 haftada 11 maç esasında bizim durumumuza benziyor. Şu farkla ki; BİZİM FUTBOLCULARIMIZ DAHA ACINACAK HALDEDİRLER. NİTEKİM MİLLİ TAKIMIMIZIN ESASINI TEŞKİL EDEN FENERBAHÇELİ FUTBOLCULAR 8 HAFTADA 21 MAÇ YAPMIŞLARDIR. HEM DE 6 GÜNDE, İKİSİ UÇAKTAN İNİP DOĞRUCA SAHAYA GİDEREK 4 MAÇ YAPTIKTAN SONRA, YURDA DÖNMÜŞLERDİR. BU OYUNCULARDAN 7’Sİ İSE GECE UÇAKLA İSTANBUL’A GELMİŞ VE ERTESİ SABAH OTOBÜSLE 2 GÜN YOLCULUKTAN SONRA MİLLÎ MAÇ İÇİN BÜKREŞ’E VARMIŞTIR.

MİLLİ TAKIMIN ESASINI TEŞKİL EDEN FENERBAHÇE TAKIMI CUMARTESİ VE PAZAR ANKARA’DA, ÇARŞAMBA GÜNÜ AVRUPA ŞAMPİYON KULÜPLER KUPASI İÇİN İSTANBUL’DA OYNAYACAK, PERŞEMBE GÜNÜ OTOBÜSLE YOLA KOYULACAK, PAZAR GÜNÜ, BALKAN KUPASI MAÇINI YAPMAK ÜZERE BÜKREŞE GİDECEKTİR.”

Bu örnekler Türk futbolcularının yaşayış ve bünyelerinin gözönüne alınmamasının hata ve sonuçlarının da olumsuz olacağını ispat etmiştir. Nitekim, Fenerbahçe, 58 günde yaptığı 21 maçın sadece 10’unu kazanmıştır. 8 maç yenilgi, 3 maçta beraberlikle bitmiş ve 38 sayıya karşı 23 gol yemiştir. Daha önce sözünü ettiğimiz ve Fenerbahçe’nin tarihinde 5 dakikada 3 gol yiyerek (KİSA SÜREDE YEDİĞİ EN ÇOK GOL)’ün yaşandığı 23.8.1961’deki 3-2’lik PARTİZAN mağlubiyeti işte bu döneme rastlar.

F.B.’İN MAÇ YAPMADIĞI EN UZUN SÜRE

Fenerbahçe’nin kısa sürede anormal sayılacak miktarda maç yapmış olmasına karşı, uzun süre hiç maç yapmadığı dönemler de var. Bunlar, genellikle sahasızlık, savaş ve Olimpiyat hazırlıkları gibi umumi mahiyetteki engellerden doğmuş dönemlerdir ve yüz yılımızın ilk yarısında yaşanmışlardır.

Ancak; gene ilk yarım yüzyılımıza rastlayan ve 21 Mayıs’tan-1 Ekim 1920’ye kadar süren, 133 günlük bir dönem vardır ki, mahiyet ve tarihsel nedeni dolayısıyla, çok şerefli bir anıdır. Şöyle ki; Fenerbahçe 21 Mayıs 1920 Cuma günü, Kadıköy’de:

SUAT KESKİN – NAHİT ÇOKBAŞARAN, ETHEM BELLİSAN – FEYZİ BARON, Dr.İS-MET ULUĞ, KÂMİL RONA – SABİH ARCA, ALAADDİN BAYDAR, ZEKİ SPOREL, Dr.REFİK KUNTOL ve HİKMET TOPUZ kadrosu ve sırasıyla, Zeki, Refik, gene Zeki ve Alaaddin’in golleriyle:

ADİL GÎRAY – HÜSEYİN USTURUMCALI, AHMET CEVAT – SAİM, KEMAL NEJAT KAVUR, EDİP OSSA – SABİT CİNOL, FAZIL ÖZİŞ, NİHAT BEKDİK, SUAT SUBAY ve SADİ KARSAN’dan oluşan ezeli rakibini 4-0 yendikten sonra, bir İngiliz subayın hakemliğinde ve Sabilı Arcâ’nın golüyle 1-0 kazanılan, 1 Ekim 1920, rum PERA SPOR CLÜB (Beyoğluspor) maçına kadar sahalarda görülmedi.

İşte, 133 günlük bu uzaklaşmanın nedeni, Fenerbahçe’nin Kurtuluş savaşına silah ve personel kaçırmasının İngilizler tarafından öğrenilmesi üzerine, kulübün basılıp işgal edilmesi ve 70 gün kapatılmasıdır. Bu nedenle, Fenerbahçe’nin, genel değil, özel nedenlere dayanan engellemeden doğan maçsız en uzun dönemi bir ingiliz birliğinin işgali altında kapalı kaldığı 70 günü de kapsayan bu 133 gündür.

FENERBAHÇE’NİN 5 KUPALI ŞAMPİYONLUK YILI

Fenerbahçe Kulübü 1967-68 mevsiminde 5 resmi futbol şampiyonluğu kazandı. Her birinin değeri birbirinden yüksek olan bu şampiyonlukların, hepsi de gümüşten mamûl büyük kupaları için dillerde ve basında dolaşıp çalkalanan; “5 Kupalı Şampiyon” ve “5 Kupalı Şampiyonluk Yılı” deyimleri, futbol tarihimizdeki:

MİLLİ TAKIMA 7 FUTBOLCU VEREN FENERBAHÇE

YABANCILARA KARŞI YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜREN FENERBAHÇE

FENERBAHÇE TÜRK FUTBOLUNUN ÜNİVERSİTESİDİR darbı mesellerine:

BİR MEVSİMDE 5 RESMİ KUPA KAZANAN FENERBAHÇE sözünü de katmış bulunuyor.

Fenerbahçe’nin bu büyük başarısı için, (EŞSİZ) olduğu iddiası karşısında pek çok ilgili ve meraklı araştırmalarda bulundular. O tarihten bu yana tam 20 yıl geçti ve bugüne kadar dünyada hiç bir ülke takımının bir mevsimde, 5 değil, 4 resmi Kupa kazandığı bile kanıtlanamadı……Bu kupalar:

1— Birinci Türkiye Ligi Şampiyonluğu Kupası,

2— SPOR-TOTO Kupası Şampiyonluğu,

3— Balkan Kupası

4— Federasyon Kupası

5— Cumhurbaşkanlığı Kupasıdır. Türkiye Ligi şampiyonu ile Federasyon Kupası şampiyonu arasında oynanması gereken Cumhurbaşkanlığı Kupası, statü gereğince, o mevsim 2 Kupanın da şampiyonu olan Fenerbahçe tarafından otomatikman kazanıldı. 23 Haziranda İz-mirde kazanılan ve 4. cü Kupa olan (Federasyon Kupası)ndan sonra, 24 Haziran günlü basından alınan bazı ilginç yorumlar aşağıdadır:

Cumhuriyet’ten:

(— Fenerbahçeliler, soyunma odalarında sevinç ve gurur içinde idiler. Herkes gülüyor, yüzlerde mutluluk okunuyordu. İlk konuşan Molnar oldu. Takımına altın bir yıl yaşatan Macar hoca şunları söyledi:

“Dünya Futbol Tarihinde ilk defa bir takım 4 Kupayı aynı sezonda kazanıyor. Bir beşinci şampiyonluk olsaydı onu da kazanırdık. İşte; Fenerbahçe, futbolun en ileri olduğu İngiltere, Brezilya ve İtalya’daki takımların yapamayacağını yaptı. Yaşasın şampiyonlar şampiyonu Fenerbahçe…”) Milliyet’de Esen Kaftan: (Sarı-Lâcivertliler Türkiye Ligini alırken Ankarada, Mersin’de ve İstanbul’da Şeref Turu yapmışlardı. Federasyon Kupasını aldıktan sonra, İzmirli’lere de verdikleri sözü tuttular.)

Yine Milliyet’de Beşiktaşlı milli solaçık Şükrü Gülesin’in “Macar’ın fendi Konfiçyus’u yendi” başlıklı yazısından:

(Fenerbahçe fırtmasını ne Çin seddi, ne de Konfiçyus’un felsefesi yolundan alakoydu.

Dile kolay bu…. Sarı-Lâcivertliler 4 Kupayı bir futbol sezonunda aldılar. Hem de hepsi birbirinden kıymetli Kupalardı bunlar. Bu, bir Kulüp için büyük başarıdır. Daha doğrusu 24 ayar bir altın yılıdır. Kısacası, Fenerbahçe bu yıl, bizim futbolculuk devrimiz de dahil, hepimize parmak ısırtacak, daha doğrusu, gıpta ettirecek bir zafer kazandı……)

Namık Sevik’ten:

(Fenerbahçe şu anda, bileğinin hakkı ile, 4 kupayı omuzlamış durumda…. Bu başarıya beraberce yönelen idareci, teknik yönetici ve futbolcuları, hangi kulübe gönül vermiş olursa olsun, her kesin vazifesi şapka çıkartıp selamlamak olmalıdır.

En kötümser gözle aransa dahi, bu başarıda su kaçan ne bir bit yeniği var, ne de zaferi gölgeliyecek bir üzücü olay.

Molnar geçen yıl, “Versinler bu takımı bana, onu Balkanların en iyi takımı yaparım” demişti. Sözü doğru çıktı ihtiyar hocanın. Mevsim sonu olmasına rağmen, hâlâ taş gibi takım Fenerbahçe. Diri, canlı ve hırslı. Hani, bir sezon daha hiç dinlenmeden bu sürükleyici hızla tozu dumana katar desek, sanırız ki garip bir iddiada bulunmuş sayılmayız…. Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim ediyor ve BRAVO FENERBAHÇE diyoruz.)

Takım Kaptanı Can Bartu’nun “İlk maçtan son maça” başlıklı yazısından:

(Futbol hayatımda ilk defa olarak 4 kupayı bir mevsimde kazanan bir takımın kaptanı olarak sahaya çıkmaktan büyük sevinç duydum. Ancak, bu başarı, benden çok arkadaşlarıma aittir. İtalya dönüşü, bu mevsim benim için sakatlıklarla dolu geçti. Fakat, arkadaşlarım büyük gayretler göstererek, gerçekten dünyada görülmemiş bir başarıya ulaştılar. Hepsini alkışlamak gerek…)

5 KUPALI ŞAMPİYONLUĞUN BİLANÇOSU

Fenerbahçe, bir mevsimde bu 5 kupalı eşsiz şampiyonluğa nasıl ulaştı ?.. Bu tarihsel büyük başarının bilançosu ve bu uğurda ter döküp, kulüpleriyle beraber, futbolculuk hayatlarını da eşsiz bir şeref ve mutlulukla taçlandıran Fenerbahçeli bu gençler kimlerdir ?..

Fenerbahçe 5 kupayı toplam 56 maçla kazandı. Bu maçların, her kupaya göre, sonuçlan şöyledir:

Bu 56 maçta, yaptıkları maç sayılarıyla beraber, aşağıdaki 31 futbolcu yer aldı:

Ercan Aktuna 51, Selim Soydan 49, Yaşar Mumcu 47, Yılmaz Şen 45, Nedim Doğan 44, Ogün Altıparmak ile Levent Engineri 43 er, Abdullah Çevrim 40, Kaleci Yavuz Şimşek 40, Şükrü Birant 39, Fuat Saner 38, Ziya Şengül 33, Numan Okumuş 30, Özcan Koksal 28, Birol Pe-ker 16, Erdinç Sandalcı 15, Can Bartu ve Kaleci Hazım Cantçz 14 er, Raşit Karasu 10, Şeref Has 9, Özer Kanra ve Canan Açıkgöz 7 şer, Lemiç 6, Serkan Acar’la Kaleci Radoviç 5 er, Yakup Kaz-dal, Tezer Ünalan ve Caner Taranca 3 er, Ali İlisan Okçuoğlu, Kaleci Ali Filibeli ve Cengiz Arslan 2 şer maç yaptılar, 77 golü de şu 15 futbolcu kaydetti: Ogün ve Yaşar 17 şer, Nedim 9, Abdullah 7, Ercan 6, Fuat 5, Can 4, Selim 3, Erdinç’le Caner 2 şer, Yılmaz, Ziya ve Canan ile, kendi kalelerine olarak, Partizan’lı Ragazin ile Mersin İdman Yurdu defansı 1 er gol.

FUTBOLDA FENERBAHÇE’NİN YURTİÇİ DEPLASMANLARI

Fenerbahçe A futbol takımı yurtiçinde ilk deplasmanını 1925 yılı Mart ayında (Karşıyaka) kulübünün daveti üzerine İzmir’e yaptı. O tarihten, 2.8.1987 de Adana’da 3/1 Sarı-Lacivertli takımın kazandığı özel Adanaspor maçına kadar iç deplasmanların sayısı, resmi ve özel olarak 653 e var-maştır. Fenerbahçe A takımı, bu 653 deplasmanda 796 maç yapmış, bunların 385 ini kazanmış, 254 ünde berabere kalmış ve 157 sini de kaybetmiştir. Kalesine yapılan 735 sayıya 1396 golle karşılık vermiş bulunuyor.

Fenerbahçe’nin 1925 yılındaki bu izmir deplasmanı Türkiyede kulüpler arasında bu alanda yapılan ilk anlaşmadır ve temeli, yine Fenerbahçe’nin Genç takımının İzmir’de Eylül 1924 de yaptığı ve 29 a karşı hiç gol yemeden kazandığı 4 maça dayanır. Şöyle ki:

Ağustos 1924 de İzmir Halk Partisi müfettişi Sadreddin bey, İzmir Deniz Üs Komutanı ve ilk Türk futbolcusu Fenerbahçeli Binbaşı Fuat Hüsnü (Kayacan) beye baş vurup Fenerbahçe A takımını İzmir’e getirmeye delalet etmesini rica etmiştir. Fuat Hüsnü bey:

— Birinci takımın İzmir’e gelmesi zor olur. Fakat, geçen yıl benim çalıştırdığım üçüncü takım da sizleri tatmin eder.. Deyince, Sadreddin beyden şu cevabı alır:

— Aman, çoluk çocuk getirelim!… demeyin. Bizimkiler onları çiy çiy yerler, ha!….

Eylül 1924 ün 17 inci günü İzmir Basmahane İstasyonunda merakla beklenip şüphe ve tereddütle karşılanan Fenerbahçe 3. takımı, Türkiye Genç takımlar tarihinde ilk deplasman olan bu temasta 19/26 Eylül arası Altay, Altınordu, Karşıyaka ikinci takımlariyle Hilâl birinci takımına 4 maçta sıra ile 8/0, 6/0, 11/0 ve 4/0 sonuçlarla, sıfıra karşı toplam 29 gol atmış ve uyandırdığı hayranlıkla Ege bölgesinde bugün hala egemenliğini yaşatıp sürdüren Fenerbahçe sevgisinin tohumlarını atmıştır.

Hüsnü – Füruzan (Şansal), Ziya (Atabey) – Ulvi (Örel), Hayri (Başol), Hakkı (Gürtay) – Suat (Belgin), Ferruh (Örel), Sedat (Taylan), Şahap (Moltay), Haydar (Aşan) ve 2 yedek Nihat (Sa yar) ile Şevki (Onat) dan oluşan bu üçüncü takımın 19 Eylülde Altay’ı 8-0 yenmesinden sonra, 21 Eylül 1924 günlü ANADOLU gazetesinin yorumu:

(Altaylı gençler bu yenilgiyi bir galibiyet kadar neş’e ile karşıladılar. Rakiplerine karşı dikkat, itina, gıpte ve takdirle oynadılar. Bu, Fenerbahçelilerin görevlerini şerefle yaptıklarına kanıttır.

Memleket sporculuğundaki daima müstesna mevkiini muhafaza eden Fenerbahçe Spor Kulu-bü, dün Ankara’da irtikâp edilen hataları , spor yoliyle yüzlere vurur şekilde, bugün İzmir’e bir takımını göndermiştir.)

6-0 lık Altınordu maçından sonra 25 Eylül günlü Yeni Asır’dan:

(Yurdumuzun en güçlü teşkilatına malikiyetlc-ri ve ciddiyetleriyle Türklüğü her zaman yabancılara tanıtmak şerefini taşıyan Fenerbahçe kulübümüzün sevimli küçükleri, ağabeylerinin kıymet ve şereflerini yansıtan meziyetlcriylc, İzmir’in spor hayatında inkilap yaptılar.)

11/0 lık Karşıyaka maçından sonra yine Yeni Asır’dan:

(Bugün herkes bir haftadır meclup olduğu Fenerbahçe’nin oyununu daha ziyade takdir etti. Fenni oyun karşısında gelişigüzel oynamanın hiçbir yarar sağlamayacağını bir kez daha gösteren sevimli misafirlerimiz her bakımdan tebrike lâyıktırlar.)

Bu takımın kalecisi ve Soyadı kanunundan önce vefat eden Kızıltopraklı Rahmetli Hüsnü, Fenerbahçe futbolunun ilk yurtiçi deplasman maçı olan yukardaki 19 Eylül 1924 Altay karşılaşmasını özel anılarında şöyle yazmıştır:

(Hakem Altay kulübünden ve milli futbolcu Ha-mit beydi. Hücum haltımızın ahenk ve kombinezonu ile daha ilk dakikalarda hakimiyeti elde ettik, Sedat 3. dakikada ilk golü lehimize kazandırdı. Bunu 2 ve 3 üncüler takip etti. Üçüncü sayıdan sonra Altay’ın hücümları görünmeye başladı. Bu esnalarda kaleye gelen iki-üç şutu kurtardım ve ilk haftaym bu suretle hitama erdi… 5 Dakika istıra-hatten sonra tekrar sahaya geldik. Hakimiyet te-mamen bizde. Arasıra Altay’ın da münferit hücumları gözüküyor. Bu esnalarda Sedat’ın şahane ceza vuruşuyle 4. sayı yapıldı. Oyunun sonlarına doğru sayılar birbirini takip ederek sıfıra karşı 8 golle galip ve İzmir halkı ile sporcularına takımımızın fenni ve ilmi oyununu gösterdik. Kaldığımız Fuat beyin evinde giyindikten sonra Altay kulübünde şerefimize bir ziyafet verildi. Samimi hasbıhaller ve müsafahalardan sonra bu şerefli geceye nihayet verildi.)

Rahmetli kalecinin GÜLNİHAL vapuruyleve Dr. Hâmit Hüsnü beyin başkanlığındaki seyahat notlarından bazı ilginç konular:

(Çantamı alıp güverteye çıktığımda yangın yerinden başka birşey göremedim. Yeni yapılmış 2/3 ev dışında bir harabe… Sandallara binip iskeleye çıktık. Çarşısı iki üç dükkândan ibaret bir köydü Bandırma.

Harap, tenha kasaba ve şehirlerden geçiyorduk. Kırkağaç’ta sporcu gençler bizi çok samimi karşıladılar ve hepimize ayrı ayrı kavun hediye ettiler.

Karşıyaka’da Sami (Coşar) bey, Basmahanede de Fuat Hüsnü beyle İzmirliler karşıladılar. Arabalarla Sanatler okuluna götürüldük. İlk gece tah-takurularından uyuyamadık. Ertesi günden itibaren Fuat beyin Kordon’daki evine taşındık, yemeklerimizi de onbeş dakika uzakta Ferah lokantasında yedik.

…. Büyük bir seyirci kitlesi önünde yaptığımız II/O lık Karşıyaka maçından sonra eve gelip giyindik ve bize tahsis edilen motörle, yarım saatte davetli olduğumuz Karşıyaka kulübüne gittik. Şereflerine, 3 defa Yaşa… diye bağırdıktan ve kulüp te biraz oturduktan sonra, bu gece açılan büyük bir lokantadaki ziyafete gittik. Dışarda cazbant çalıyor, birkaç ecnebi dans ediyor, kendimizi Beyoğlunun dans salonlarında sanıyorduk.

Ziyafet iki saat sürdü. Nutuklar söylendi. Haydar ile Nihat’ın dansları çok alkışlandı. Sonra yine Karşıyaka kulübüne geldik ve 12 de bekleyen motörle Kordon’a dönüp, fazla yorgun olduğumuzdan hemen yattık. Bu şerefli akşamımıza da bu suretle nihayet verdik.)

FENERBAHÇE İLK KEZ İZMİR’DE

Fenerbahçe 3. takımı, tam anlamiyle, Egeliler’in gönüllerini fethetmişti. “FENERBAHÇE” sözü İzmir ve bütün Ege’de sevgi saçan bir ışıktı artık. Karşıyaka, bu durumdan yararlanmakta beceri gösteren kulüp oldu ve gerçekten büyük yarar sağladı. Şöyle ki:

Fenerbahçe’nin Şckip (Kulaksızoğlu) den önce, 1920/21 yıllarındaki kalecisi Kenan (Or), Sakarya Savaşından hemen önce, 4 takım arkadaşı Şehit Nâhit (Çokbaşaran), Kâmil (Rona), Ethem (Bellisan), ve Dr. Refik (Kuntol) ile beraber gizlice Anadolu’ya geçip Milli Orduya katılmış ve büyük zaferden sonra İzmir’e yerleşmişti. Hatta, kalesini koruduğu Karşıyaka’nın 1923/24 mevsimi İzmir şampiyonluğunu kazanmasında da etkisi büyük olmuştu. Genç takımın İzmir’de yarattığı hayranlığı içinde yaşayan Üstg. Kenan (Or) 1925 Şubatında, Karşıyaka adına, Fenerbahçe’nin İzmir’e getirilmesini Akdeniz Üs Komutanı Fenerbahçeli Fuat Hüsnü beyden rica etmiştir.

Fenerbahçe kulübü 1924 yılı İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarında uğradığı çirkin tertip ve haksızlıklar nedenleriyle, Futbol Federasyonu ile anlaşmazlık hâlinde olduğundan, resmi maçlara girmiyordu. Daveti olumlu karşıladı ve anlaşma gereği 20 kişilik kafile, bütün masrafları yüklenen Karşıyaka Spor Kulübü adına 4 maç yapmak üzere, 17 Mart 1925 salı günü GÜLNİHAL vapuru ve Bandırma yoliylc İstanbul’dan hareketle 18 Mart’ta İzmir’e vardı.

Fenerbahçe bu ilk yurtiçi deplasmanında gemilikle:

Şekip (Kulaksızoğlu) – Cafer (Çağatay), Kadri (Göktulga) – Fahir (Yeniçay), İsmet (Uluğ), Ulvi (Örel) – Bedri (Gürsoy), Saadet (Tokcan), Zeki (Sporel), Alaaddin (Baydar) ve Sabih (Arca) tertibinde oynadı.

Futbolu yeni bırakan Hasan Kâmil (Sporel) ve Ömer (Tanyeri) den yoksun bu takım, Dünya futbolunda eşsiz bir başarı olarak yaşayan 1922/23 mevsimi İstanbul Lig şampiyonluğunu gol yemeden 58/0 lık skorla kazanan ünlü kadrodur.

Fenerbahçe’nin bu İzmir deplasmanı Türkiye’de Kulüpler arası yapılan ilk sözleşmedir ve mali yönden, ne olacağı belirsiz sonucu, Karşıyakalı Yöneticilere haftalarca heyecan ve korku geçirtmiştir. Hatta genç takımın 6 ay önce yarattığı hayranlık, İzmir Caddeleriyle atlı Tramvayları süsli-yen (MİLLİ TAKIMA 7 OYUNCU VEREN MEŞHUR FENERBAHÇE İZMİR’DE!..) afişleri bile bu korkuyu giderememişti. Ancak, Karşılama törenindeki coşku ve şehrin adeta yerinden oynayışı, telaşın yersiz olduğunu kanıtladığı gibi yüzleri de güldürdü. O kadar ki, 50 ve 100 Kuruş olarak ilân edilen fiyatlar, birinci maçtan sonra 100 ve 250 Kuruşa çıkarıldıkları gibi maç sayısı da, sonuncunun geliri bölüşülmek üzere, 5 e yükseltildi.

Fenerbahçe’nin bu ilk İzmir deplasmanı 14 bin lira (2 bin Reşat altını) net kârla, borç içindeki Karşıyaka kulübünü feraha çıkarmıştır. Ayrıca, İtalya’ya 4 yarış teknesi ısmarlamış, yaptırdığı kortlarla da tenis şubesi açmıştır.

Seyahat, futbol yönünden de olağanüstü etkiler yarattı. Punta (Alsancak) sahası 5 maçta dolup taştı ve (l)e karşı (25) gol atılırken de İzmir ve bütün Ege yerinden oynadı. 27 ve 29 mart 1925 de 7-0 ve 8-0 kazanılan İzmir Karmasiyle Garıbaldi maçlarını Galip Zâde Mehmet Ali imzasiyle Cumhuriyet gazetesi şöyle yazmaştır :

(FENERBAHÇE-İZMİR KARMASI MAÇI PEK BÜYÜK BİR KALABALIK ÖNÜNDE YAPILDI. FENERBAHÇE’NİN İZMİR SEYAHATİ İZMİRDE SPOR VE ÖZELLİKLE FUTBOLA KARŞI DAHA CİDDİ BİR İLGİ UYANDIRMIŞTIR. FUTBOL OYUNUNUN NE OLDUĞUNU BİLMEYENLER BİLE BÜYÜK BİR MERAKLA PUNTA SAHASINA KOŞUYORDU. TRİBÜNLER, MEYDANIN HER TARAFI DOLMUŞTU.)

(DÜN SAHA YİNE KALABALIKTI. SEYİRCİLER ARASINDA YÜZLERCE ECNEBİ AİLE YER ALMIŞTI. FENERBAHÇE DÜN DE ÇOK BAŞARILI İDİ. HAYRETLER UYANDIRAN KOMBİNEZONLARIYLE İLK DAKİKADAN İTİBAREN GARİBALDİ KALESİNE TEHLİKELİ AKINLAR YAPMAYA BAŞLADILAR……

FENERBAHÇELİLER HER ZAMANKİ GİBİ MUVAFFAK OLDULAR. KESİN VE ŞEREFLİ BİR GALİBİYET KAZANDILAR. HEMEN HEMEN BÜTÜN İZMİR YABANCILARININ HAZIR BULUNDUKLARI MÜSABAKADA FENERBAHÇELİLERİN GÖSTERDİĞİ BAŞARI CİDDEN TAKDİRE LÂYIKTIR.)

Bu Fenerbahçe-Garibaldi maçı İzmir spor tarihinde çok önemli ve unutulmaz bir olaydır. Uzun yıllar hafızalardan silinmemiş ve görenlerin görmiyenlere anlatmalariyle kuşaktan kuşağa naklolunarak yaşamıştır.

Fenerbahçe’nin teknik oyun ve parlak başarılarının Garibaldi’li futbolcular karşısında sönmeye mahkum bulunduğu iddiasındaki yabancılar maça bir çok buketle gelmiştiler. Maç sonunda Garibaldi’nin yıllardır İzmir’de yerleşmiş, hatta doğup büyümüş İtalyan, İngiliz ve Yugoslav asıllı galip futbolcularına saha ortasında törenle sunacaklardı. Ancak, Alaaddin’in üstüste 4 golünün daha ilk devre içinde kalelerini delik deşik etmesi karşısında, nadide çiçeklerden yapılmış o güzelim buketler tribün aralarından gizlice aşağı atılmışlardır…

FENERBAHÇE İLK KEZ ANKARA’DA…

Fenerbahçe, İzmir’den sonra 2. Yurtiçi deplasmanını Türkiye şampiyonu Muhafızgücü’ntin davetiyle, 192u yılı Haziranında, 2 maç için Ankara’ya yaptı

Kurban bayramının 1. gününe rastlayan 21 Haziran sabahı trenle yola çıkan takım, 28 saat sonra, 22 Haziran salı günü 12 de Ankara istasyonunda, başta Muhafızgücü bandosu olarak, büyük bir kalabalık tarafından coşkun sevgi gösterileriyle karşılandı. Muhafızgücü bandosiyle beraber, yürüyerek varılan Anadolu Lokantasındaki öğle yemeğinden sonra GAZİ PAŞA okulunda dinlenen ve hazırlanan takım, aynı gün saat 17 de İstiklal Spor alanındaki maça gelmiştir. Sahayı çevreliyen kesif kalabalık arasında birçok hükümet erkanı da yer almıştı. Muhafız Alayı Komutanı İsmail Hakkı Tekçe, Fenerbahçe takımına hitaben:

(TÜRK SPORUNU İÇERDE VE D İŞAR DA YABANCILARA KARŞI ŞEREFLE TEMSİL EDEN ÜSTAD FENERBAHÇE TAKIMINI ARAMIZDA GÖRMEKLE BAHTİYARIZ. MUHTEREM MİSAFİRLERİNİ SABIRSIZLIK VE HEYECANLA BEKLİYEN ANKARA GENÇLİĞİ BUGÜN İNCE VE FENNİ FUTBOLUNUZDAN ÇOK YARARLANACAKTIR. HER 2 TARAFA BAŞARILAR DİLER, ŞU NAÇİZ HEDİYEMİZİ TAKDİM EDERİM..) sözleriyle Muhafızgücü bayrağını Fenerbahçe Genel Sekreteri Muvaffak Menemencioğlu’na sunmuş, bilmukabele, çok muhterem ve değerli Komutana da Fenerbahçe bayrağı takdim edilmiştir.

Çok kötü toprak sahada Ankara’nın ünlü hakemi İbrahim Turgut’un yönettiği maçı 6 ve 75. dakikalarda Sedat’la Alaattin’in sayılariyle 2-0 Fenerbahçe kazandı. Ankara’da bu ilk maçı yapan kadro şöyledir :

HAMİT AKBAY – KADRİ GÖKTULGA, SABİM ARCA – ULVİ ÖREL, CEVAT SAYI T, FAZIL ERDEM – HAYDAR AŞAN, ALAADDİN BAYDAR, ZEKİ SPOREL, SEDAT TAYLAN, BEDRİ GÜRSOY.

SARI-LACİVERTLİ takım 2. maçını Kurban Bayramının 4. günü olan 24 Haziranda aynı kadro ile Kâmil Rona hakemliğinde Ankara karma-siyle yaptı ve yine Sedat (2) ile Alaaddin’in golleriyle 3-0 kazandı.

O tarihte 40-50 bin nüfuslu Küçük bir şelıircik olan Ankara, Fenerbahçe’nin bu tarihsel ziyaretiyle bayram içinde bayram yaşamış ve yine bu ziyaretle Başkente ilk Fenerbahçe sevgi tohumlan atılmıştır.

İzmir ve Ankara’dan sonra Bursa, Balıkesir ve Mersin’le devam eden Fenerbahçe’nin Yurtiçi deplasmanları aşağıdaki tabloda görüleceği üzere, 1986/87 mevsimi sonuna kadar 46 şehri kapsamış bulunuyor. Bu şehirler, Fenerbahçe A takımının ilk ziyaret tarihlerine göre sıralanmışlardır.

Hatırlatmak yerinde olur ki, tablo, Fenerbahçe’nin aldığı sonuçlara göre tertiplenmiş bulunuyor. Yani, şehirlerin hizalarındaki sayılar Fenerbahçe takımının aldığı sonuçlardır. Örneğin;

İlk Yurtiçi deplasmanını 1925 yılında İzmir’e yapan Fenerbahçe A takımı, 1986/87 mevsimi sonuna kadar bu şehrimize yaptığı 134 deplasmanda 183 maç oynamıştır. Bu 183 maçtan 88 ini kazanan Fenerbahçe 55 iııde berabere kalmış 40 kez de yenilmiştir. İzmir’de attığı 325 gole karşı da 179 gol yemiştir.

Aşağıdaki tablo Fenerbahçe’nin 62 yılda 46 şehrimize yaptığı deplasmanlarda, her şehirde aldığı sonuçları ayrı ayrı gösteriyor:

F.B.NIN YURTİÇİ DEPLASMAN TÜRLERİ

Fenerbahçe’nin 1925 de özel maçlar için İzmir’le başlayan Yurtiçi deplasmanları, 1933 den itibaren Türkiye Amatör şampiyonası ile resmiyete de döküldü ve hatta Balkan ve İzmir’de yapılan Benfika maçı gibi, Avrupa Şampiyon kulüpler kupasına kadar da uzandı.

Aşağıdaki tablo, sayısı 1986/87 sezonu sonunda 653 ü bulan Fenerbahçenin bu deplasmanlarının türleri ile sonuçlarını gösteriyor :

1 ve 2- bir Başbakanlık Kupası maçı Türkiye Amatör Ş.luğu ve bir Cumhurbaşkanlığı kupası maçı da Başbakanlık Kupası deplasmanında oynandı.

3- 1974’de Ruch Chorzow maçında sahaya öteberi atılmasından dolayı, U.E.F.A., F.B.yi 15 bin İsviçre frangı ile ilk kupa maçını İst. dışında oynama cezasına çarptırdığından, Benfika rövanş maçı 1 Ekim 1975 de İzmir’de oynandı.

FUTBOLDA F.B.NİN YURTDIŞI DEPLASMANLARI

Türkiye’nin en popüler, Teknik ve en çok şampiyonluk kazanan kulübü Fenerbahçe, bu şöhret ve özellikleri nedenleriyle, yurtiçinde olduğu kadar, yurtdışında da en çok aranan kulübümüz oldu. Böyle iken, Fenerbahçe dış temaslarda çekingen davranmakla uzun yıllar yanlış bir yol izlemiştir. Ancak, 1948 yılı, Atina’ya yapılan 3. seyahat ve değişmeye başlayan görüş açısıyle, bu alanda reform yılı olmuş, 1959 dan itibaren de Avrupa ve Balkan Kupaları maçlariyle artan deplasman sayısı, 1986 yılı sonunda 65 i bulmuştur. 26 ülkeye yapılan bu 65 özel ve resmi deplasmanda Fenerbahçe 127 maç yaptı. 50 maçı kazandı, 15 inde berabere kaldı, 62 karşılaşmayı da kaybedip 241 e karşı da 254 gol attı.

Fenerbahçe Kulübü, 1914 de Rusya ve 1925 de de Bulgaristan’a 2 seyahat yaptıktan sonra, dış deplasmanlara büsbütün sırt çevirmiştir. Kulübün 1950 lere kadar belirli kişilerce yönetilmesi ve bu zevatın dış deplasmanlardan kaçınmaları Fener-bahçeyi bir kaç uygun olanaktan mahrum bırakmıştır. Oysa, dış seyahat ve turnelerin futbolun gelişmesi yönünden olduğu kadar, bizim gibi kasten yanlış tanınmış ve tanıtılmış bir ülke için, propaganda bakımından da, büyük yararlan kuşkusuzdur.

İLK DEPLASMAN : 1914 DE 5 MAÇ İÇİN RUSYA’YA

Fenerbahçe, ilk yurtdışı deplasmanını 1914 de Güney Rusya’ya yaptı. Güney Rusya şampiyonu SPORTİNG CLUB ODESA, Mayıs 1914 de Cablot Sterne şirketi aracılığıyle İstanbul şampiyonu Fenerbahçeyi, bütün masrafları üstlenerek, 3 maç için Odesa’ya davet etti.

Fenerbahçe kafilesi, 5 i yönetici, 14 de futbolcu olarak, şu 19 kişiden oluşmuştur : Kafile Başkanı, Reis Dr. Hamit Hüsnü (Kayacan), idareciler : Zeki Mazlum (Saltık), Yahya Berki (Karagö-zoğlu), Şakir (Beşe), Salahaddin (Manço) ile futbolcular:

Garbis Arslanyan, Emirzade Arif, Galip, Sabri, Süreyya, Miço, Nuri, Nüzhet, Sait Salahaddin, Hikmet, Hasan, Hüseyin ve ikinci takımdan Jean ve Konstantin Boris kardeşler.

Fenerbahçe’nin bu ilk yurtdışı deplasman haberi İKDAM gazetesinin 8 Haziran 1914 gün ve 6213 sayısında şöyle yayınlanmıştır :

(Yapılan davet üzerine Odesa’ya gideceklerini dün yazdığımız Fenerliler, şehrimizde mevcut spor klüpleri heyetleri tarafından mutantan surette uğurlanaçaklardır. 2 senedir İstanbul şampiyonluğunu muhafaza edeıı ve her müsabakada şayanı hayret maharetler göstermiş bulunan Fenerbahçeye selametler ve muvaffakiyetler temenni ederiz.)

Galata rıhtımından 8 Haziran 1914 Pazar günü (KOCA PETRO) vapuriyle yola çıkan Fenerbahçe, yüzlerce taraftar ve bir çok müessese ve kulüpler tarafından uğurlanmış ve 10 Haziran sabahı Odesa’da Sporting Club Yöneticileriyle kalabalık bir meraklı kitlesi tarafından karşılanmıştır. Brik arabalariyle şehrin en büyük oteli olan BALŞAİ MOSKOVİSKAYA = BÜYÜK MOSKOVA SARAYI’na misafir edilen Fenerbahçe’lilere Odesa Müslüman Cemaati reisi ve Otel hissedarlarından Kırımlı Safarof ef. ile birer İtalyan ve Rus, mihmandar olarak verildiler.

Odesa ikincisi Schaka (Şaka) Kulübüyle 12 Haziranda yapılıp, “HURRA TURKO!..” sesleri ve alkışlar arasında 1-1 berabere kalınan ilk maçta göze garip gelen 2 durumdan biri sahanın süvarilerle çevrelenmiş olması, 2. si de tribünlerdeki kadın çokluğudur. Oysa, otarihlerde dünyanın her yerinde futbol maçlarına giden kadınların parmakla sayılacak kadar az olduğu öne sürülmüştür.

Yabancı sahada tarihinin ilk maçını, F.B. şu tertiple oynadı :

ARSLANYAN – ARİF, GALİP – SABRİ. HASAN, SÜREYYA – MİÇO, NURİ, NÜZHET, SAİT, HİKMET.

İlk devrede Hikmet’in penaltı golüne Ruslar 2. devre karşılık vermişler ve maç 1-1 sonuçlanmıştır.

Fenerbahçe 2. maçını Odesa şampiyonu SPORTİNG CLUB ile 14 Haziran pazar günü yine bir Rus hakem yönetiminde yaptı ve tarihinin Yurtdışındaki ilk galibiyetini 1-0 kazandı.

İlk maçtaki kadro ile oynayan Fenerbahçe, canlı ve güzel oynamış ve 10 bin seyircinin sürekli al-kışlariyle desteklenmiştir. Sert oynayan Rus takımı bütün çabasına karşın, Hikmet’in ilk devre sonlarındaki penaltı golüne karşılık verememiş ve alandan yenik ayrılmıştır. Arslanyan’ın lastik top gibi plonjonlarmı Rus seyirci çılgınca alkışlarla karşıladı. Rusların bu maçta Fenerbahçe’yi coşku ile desteklemelerinin nedeninin, Odesa şampiyonunda bir kaç İngiliz futbolcunun yer almış olmasından ileri geldiği sonra öğrenilmiştir.

Fenerbahçe 3. maçını 16 Haziran 1914 de Odesa Karmasiyla yaptı. Bek Arif’le Ortahaf Sabrinin Mühendis Mektebindeki imtihanları nedeniyle bir gün önce İstanbul’a gitmelerinden zayıflayan defans, 4 İngiliz forvetiyle, civa gibi ve çok çabuk Rus solaçığı tutmakta zorluk çekmiş ve maç 3-0 kaybedilmiştir. O gece ALEXANDRE PARK da verilen 120 kişilik ziyafette, Ruslar Fenerbahçelilere bir çok hediyeler sunmuşlar, avcı olduğunu öğrendikleri Sait Salahattin Cihanoğlu’na da cins bir av köpeği hediye etmişlerdir.

NİKOLAYEF GALİBİYETLERİ

Fenerbahçe adlı bir Türk takımının Odesa’da başarılı maçlar yapması ve Rus basının bu konudaki olumlu yayınları Fenerbahçe’ye Rusya’nın her tarafından davet mektupları gelmesine neden oldu. Bunlardan Nikolajef’den gelen 2 maçlık davete giden Fenerbahçe, 19 Haziranda Hüseyin’in goliyle Nikolayef Club’u 1-0, 21 Haziranda da, yine Hüseyin (2) ve Sait Salahaddin’in golleriyle, Nikolayef şehir karmasını 3-0 yenmeye muvaffak oldu.

Takımın 12 kişi kalmış olmasına karşın, KİEV den yapılan ısrarlı öneriler de olumlu karşılanmışken, Başkonsolos Şakir Paşazade Tahir Beyin politik durum’un çok kötü olduğu yolundaki uyarısı üzerine, Fenerbahçe kafilesi 28 Haziran 1914 Pazar günü, yani Boğazların kapanması ye 1. Dünya Savaşının başlamasından kısa süre önce İstanbul’a döndü.

Fenerbahçe bu ilk Yurtdışı deplasmanda 5 maçta 3 galibiyet, birer beraberlik ve yenilgi almış, 4 e karşı da 6 gol atmıştır. Ruslar Fenerbahçe’nin sırım gibi ve yağız delikanlılarını hayranlıkla seyretmişler ve takımın antrenörsüz olduğuna bir türlü inanmamışlardır. Odesa’da bir gazetede yayınlanan karikatürde ise, bir Rus çocuğu mükemmel yapılı Fenerbahçelileri annesine gösterip soruyor ve cevap alıyordu:

— Anne!.. TÜRKLER İNSAN YERLER DENİYOR; OYSA, BAK ONLAR DA BİZİM GİBİ!..

YAVRUM!.. BUNLAR O TÜRKLER DEĞİL… BUNLAR JÖN TÜRKLER!…..

Fenerbahçe’nin bu ilk Rusya Turnesi Çarlık Rus-yası ile OSMANLI İmparatorluğu arasında ilk ve yegane sportif temas olmak bakımından olağanüstü tarihsel bir değer taşır.

BULGARİSTAN TURNESİ

Fenerbahçe, 2. Yurtdışı deplasmanını, birinciden 11 yıl sonra, 1925 de 3 maç için Bulgaristan’a yaptı. Sofya Slavia’sı ile 1924 de imzalanan karşılıklı anlaşma gereği, Bulgarlar Ekim 1924 de İstanbul’a gelip 2 maçtan ilkini 2-1 kazanmış, rövanşı ise 2-0 kaybetmişlerdi.

Seyahat sırası Fenerbahçe’ye gelince işin tadı kaçmıştı, Sarı-Lacivertli kulüp için.. Askerlik işleri, izinler ve pasaport, büyük külfetti.. Kim uğraşacaktı bunlarla… Fenerbahçe işi sallarken, Bulgarlar sabırsızlanıyor, telgraf üstüne telgraf yollı-yorlardı… Nihayet Genel Sekreter Ali Naci Karacan başkanlığındaki kafile 21.8.1925 Cuma günü alelacele, yasaksavar gibi yola çıktı. İsmet, Fahir ve Kaleci Hamit’e izin alınamamış, Bedri ile Bur-sada olan Alaattin daha sonra Sofya’ya gelmişlerdir.

Türk ve Bulgar bayraklariyle donatılan istasyonda, elçilik temsilcileri ve binlerce karşılayıcı arasında, başta general Lazarof olduğu holde, Süvari birliği, izci ve mektepliler ve bir askeri bando vardı. General Lazarof Fenerbahçelilere “hoş geldiniz!..” demiş, iki ülke arasındaki dostluktan söz edip Büyük Ata’mızı hararetle övdükten sonra, Sofya’nın en büyük oteli olan Splandite Palace’a kadar takımla beraber gelmiştir.

Bulgarlar takımlarına çok güveniyor, Fenerbahçe’nin galibiyet alamadan döneceği görüşünü öne sürüyorlardı. Bununla beraber, Fenerbahçe’ye karşı her fırsatta gösterdikleri, misafirperverlik sınırlarını aşan, son derece sevgi ve saygı ve ziyafetlerde söyledikleri Türkiye ve Atatürk’ü öven nutuklar yurdumuzda iyi karşılanmıştır.

İlk maç 23 Ağustos Pazar günü ağır bir havada oynandı ve Bekir’in 36. dakikadaki golüne karşı Bulgar’lar 60 ve 80. dakika golleriyle 2-1 kazandılar. İki gün sonraki rövanşı ise, bu kez, daha güçlü bir tertiple ve rakibin 23. dakikadaki sayısına 35 ve 80. dakikalarda Zeki ve Sadi’nin golleriyle, 2-1 Fenerbahçe kazandı.

Fenerbahçe 31 Ağustosda Filibe’de angajman dışı 3 üncü bir maç yaptı. Askeri bando ile karşılanan Fenerbahçe, şampiyon “BOTEV’i Alaet-tin (3), Zeki (2) ve Sadi’nin golleriyle 6-2 yendi.

Bu maçta 2 özellik yaşanmıştır. Birincisi, seyirciler arasında çarşaflı Türk kadınlarının çokluğu, ikincisi de yapılan her golü bando’nun gürültülü şekilde kutlayışıdır.

Filibe Türklerinin, kadınlara kadar, anayurda bağlılıklarını Fenerbahçe’nin şahsında, isbata koşmaları, Sarı-Lacivertlileri bu seyahatte en fazla duygulandıran olay olmuştur.

3. DEPLASMAN : 24 YIL SONRA ATİNA’YA

Fenerbahçe A Futbol takımı 1925 de Bulgaristan’a yaptığı 2. Yurtdışı deplasmanından sonra, 1948 yılı Aralık ayına kadar, 24 yıl yurtdışına çıkmadı. Bunun nedeni, Fenerbahçe’de dış deplasmanlara karşı bu yıllarda duyulan ilgisizliktir. Zaten, Kulüp, futbolcuların her dönemde pürüzlerle dolu askerlik ve pasaport işleriyle uğraşacak bir elemana da sahip değildi. Amatör olarak çalışan menejer rolündeki Kemal Onan (Con) dışında, Fenerbahçe de ücretli olarak, sadece bir tek malzeme ve saha bakımcısı vardı. Buna, 1940 dan sonra, akşamları gelip 1-2 saat çalışan bir kâtip katılmıştır. Ancak, 1946 da, Gazi Terbiye Enstitüsü mezunu eski atlet Reşat Erte’nin, B.T.G.M. lüğün-den alınan izin ve 60 lira maaşla, Edirne’den Fenerbahçe Stadı müdürlüğüne getirilmesiyle bu imkân sağlandı. Fakat, bu kez de başka engeller doğmuştur:

(FORMALİTELER) ağırlıklı yukardaki çekingenliği, zamanla (SORUMLULUK) korkusu devralmış ve zaten alışılmamış bir konuya girmek ve girişmekte kimsede cesaret kalmamıştır. O kadar ki, 1945 den sonraki her dış deplasman konusu eski ve yeni yöneticiler arasında uzun süre tartışılmış ve sonunda, (vazgeçmek) mukadder akibeti, futbolcular arasında, (BİZİM TAKIM YURTDIŞINA ÇIKAMAZ!..), görüş ve sözünün yer etmesine ve şampiyonluğa yükselmiş amatör gençlerin zaman zaman kırılmalarına neden olmuştur. Karşılıklı anlaşmalara dayalı ve rakiplerin İstanbul’a gelmeleriyle yürürlüğe giren, masrafsız Kahire, Prag, Budapeşte ve Tahran deplasman imkânları bu şekilde heba oldular.

İkinciden 24 yıl sonraki 1948 Atina deplasmanını hazırlayan yönetim kurulundan Rüştü Dağ-laroğlu’nun seyahatin 5 bin lira olan net gelirini, henüz Yunan Kulübünden almadan ve deplasmana da çıkmadan, peşin olarak ortaya koymasına ve bu paranın çok da işe yaramasına (1) karşın zorluk bitmemiş, sürmüştür. Nitekim, kafileye dahil 3. yöneticinin, bir süre önce Beşiktaş’ın aldığı kötü sonucu öne sürerek, uzun ve ağır bir muhalefet raporiyle, biletini de geri verip son anda kafileden ayrılması 3. dış deplasmanın maddi ve manevi ne büyük sorumluluklar bahasına yapılabildiğine örnektir.

Fenerbahçe kulübünde, aslında çok sakıncalı ve huzur kaçırıcı bu mücadelelerin, çok şükür, başarılı ve verimli sonuçları, bir gerçek ki, çok yararlı bir (Reform) niteliği taşır. 41 yılda 2 kez yurtdışına çıkabilen Fenerbahçe takımının, 1948/53 arası, 5 yılda çok başarılı 5 deplasman yapması bu sayede mümkün olmuştur. Daha sonraki Avrupa ve Balkan Kupaları maçlarıyla, bu deplasmanların zorunlu hale dönüşmesi ise, bu müca-deleli girişimin aslında Fenerbahçe Kulübü ve futbolu için ne kadar isabetli ve yararlı bir davranış olduğunu da kanıtlamış ve gözler önüne sermiştir.

1948 yılındaki 4 maçlık bu deplasman Fenerbahçe Kulübünün yaşamında bir (Reform) başlangıcı olarak, tarihsel değeri nedeniyle, üzerinde durulmak gerekir. Aşağıdaki satırlar 1957 de yayınlanan ilk “Fenerbahçe Tarihi”nin 377. sayfasından alınmıştır :

(…. Bu seyahat yönetim kurulunun çoğunlukla aldığı kararla, Apollon Kulübü ile imzalandı. Yunan Kulübü, Atina’daki yeni stadının açılışını 1948 Nisanında ve Yunan Kralının huzurunda Fenerbahçe ile yapacaktı. Bütün masraflar dışında Fenerbahçe ayrıca 5 bin lira da alacaktı. Fakat, Atina’da maç kazanmanın zorluğunu ileri süren bazı yöneticilerin tereddütleri yüzünden, seyahat, belirlenen tarihten 8 ay sonra yapılabilmiştir. Kârın seyahate çıkmadan ödenmesinden başka, şu farkla ki, anlaşma tarihi olan Nisanda Fenerbahçe; antrenör Molnar nezaretinde, İstanbul şampiyonu olur ve parlak bir dönem yaşarken, Aralık ayında antrenörsüz ve formdan düşmüş halde ancak 3. durumda bulunuyor ve yolculuğa, lig maçında Beykoz’a 1-0 yenildiğinin ertesi günü çıkıyordu. Kafileye dahil ve bileti de alınmış üçüncü idarecinin hareket arefesinde :

(Bu takımla Atina’da yapılacak 4 maçın 4 mağlubiyet ve Fenerbahçe’nin büyük prestijinin yıkılmasına mal olacağının şüphesiz bulunduğu…) nu ileri süren uzun bir raporla muhalefet ve kafileden ayrılması da, ikinciden 24 yıl sonra yapılan

(1)- Fenerbahçe Kulübü, 1947 de tertipleyip 85 bin lira olan net geliriyle 27 basamaklı ilk beton tribünü yaptırdığı piyan-go’ya en büyük ikramiye olarak, Bahçelievler semtinde bir Villa koymuştu. Benzerleri 12.500 liradan satılan bu Villayı firma sahibi Fikret Yüzatlı, 2500 lirası peşin alarak, Fenerbahçe’ye 7500 liraya vermişti. İşte; bu 5 bin lira ile villa’nın geciken borcu kapanmıştır. Bu 3. dış deplasmanın güçlüğünü gösterir.

Yönetim Kurlundan Rüştü Dağlaroğlu ile Füruzan Tekil ve Masör Reşac Erte’nin ve 20 futbolcunun oluşturuduğu Fenerbahçe kafilesi, 3.12.1948 Cuma günü İstanbul vapuru ile Pire’ye hareket etmiştir.

B.T.G.M.’ üile Futbol Federasyonu Başkan ve Asbaşkanları, Bölge Md.ü ve Kulüp umûmi kâtibi Zeki Sporel ve pekçok taraftarın başarı dilekleriyle Galata rıhtımından ayrılan Fenerbahçe takımı ile beraber 29 üye de seyahate kendi hesaplarına katılmışlardır. Bu suretle 52 ye yükselen kafile memleketimiz futbolunun bütün dış seyahatleri için bir rekor teşkil eder.

Fenerbahçeliler 4.12.1948 Cumartesi günü Pire limanında büyük tezahüratla karşılandılar. Türk-Yunan bayraklariyle donatılmış 3 otobüsle önce yine bayraklarla süslü Pire Belediye dairesine gelindi ve Şehir bandosu Fenerbahçe’yi bina içinde Türk-Yunan milli marşlariyle karşıladı. Aynı suretle etraf ve içi mahşer gibi dolu Atina Belediye binasında da Şehir bandosu ve Milli marşlarla karşılandı. İki Belediyede yapılan tören, milli marş ve hararetli nutuklarla hazırlanan zengin büfeler Fenerbahçe’ye verilen büyük değerin mükemmel ölçüleridir. O kadar ki, birkaç ay önceki Türk Milli takımının Atina seyahatinde bu seremonilerin hiç biri yapılmamıştır.

ATİNA’DA İLK MAÇ VE İLK GALİBİYET

Atina’nın kalabalık Caddelerinde iki sıra olmuş halkın hararetli alkışları ve Fenerbahçeli futbolcuların isimleri bağrılarak yapılan tezahürat, çok muhtemeldi ki, Yunan topraklarında başka hiç bir yabancı takıma gösterilmemiş bir saygı tezahürü olarak ayrıca kayda değer bir hatıradır.

Minerva Oteline yerleşen Fenerbahçe takımı, ilk maçını ertesi 5 Aralık Pazar günü yeni APOLLON stadında Apollon takımı ile yapmıştır. Birkaç ay önce açılan stat ilk yabancı maçını yaşarken, Atina’da seyirci ve hasılat rekorlarıda bir Fenerbahçe maçı ile kırılmış oluyordu.

Mahşeri kalabalığı bando sesleri arasında yarıp sahaya çıkan takım halka buketler attı ve şiddetle alkışlandı. Fenerbahçe’nin bu hareretini basın Atina’da ilk defa görülen güzel bir jest olarak kaydetmiştir.

Çizgileri dört taraftan aşan ve kale içlerine kadar dolan halkı biraz geri sürebilmek için 45 dakika geç başlanan maçta:

CİHAT ARMAN-ERDOĞAN DAĞDELEN-AHMET EROL-SALAH ADDİN TORKAL (SA-MİM VAR), GALİP HAKTANIR, KÂMİL EKİN (MÜZDAT YETKİNER)-EROL KESKİN, İBRAHİM İSKEÇE, SUPHİ URAL, LEFTER KÜÇÜK, ve HALİT DERİNGÖR’DEN kurulu Fenerbahçe, Lefter’le Suphi’nin güzel gollerinden sonra, santrfordan 27. dakikada bir gol yemiş ve yine Lefter’in 50. dakikada vole şutla yaptığı golden sonra sahadan 3-1 galip ayrılmıştır.

OLİMPİAKOS MAÇI VE MEŞHUR PENALTI

Fenerbahçe Atina’da 2. maçını 24 saat sonra PANATHİNAİKOS stadında Yunanistan Şampiyonu Olimpiakos’la yaptı.

Yukardaki kadrodan yalnız Kâmil yerine Müz-dat’la başlayan ve çok sert geçen maçın 2. devre başında yenen gole, Halit 10 dakika sonra cevap vermiştir. Son derece hırçın ve çekişmeli devam eden maçın berabere biteceği ümit edilir, heyecan ve gürültüler de yatışmış bulunurken 85. dakikada ve oyunun Yunan yarısahasında oynandığı sırada, hakemin oyunu durdurup Fenerbahçe yarısahasındaki laysmene doğru ilerlediği görüldü. Birkaç saniye sonra da penaltı noktasını işaret etti. İşte bu anda sessizlik içindeki statta bir (Penaltı!..) vaveylası kopmuştur.

Takım kaptanı olarak, Cihat’ın itirazına ve ne oldu ki?., demesine, Yunanlı hakem, az önce Fenerbahçe kalesine şut atan futbolcuya ayak konduğunu ve Laysmenin uyarısiyle bunu penaltı ile cezalandırmak zorunda olduğunu söyliyordu. Tartışma uzadı ve olaylar yaşandı. Hakem, Halit, Müzdat, ve Galip’in boğazlarını sıkmış, Lefterede bir tokat atmıştır. Fenerbahçe Kaptanı, bu hareketlerin sporda yeri olmamak gerektiği ve Atina’da anormal bir hakemle maç yapmaktan duyduğu üzüntüyü, tercüman aracılığıyle, gerek hakem ve gerekse sahaya giren ilgililere bildirmiş ve protesto amaciyle boş bıraktığı kaleye Olimpiakos, yaratılan bu penaltı ile 2 inci sayıyı yapmıştır.

Olaya tanık olan Cumhuriyet gazetesi muhabiri Galatasaraylı Ömer Besim Koşalay’ın (EFENDİLİK BİZDE KALDI!..) başlıklı bir telgraf yazısı Yunan spor çevrelerini ağır zan ve suçlamalar altında bırakmıştır. Gerçekten, Olimpiakos maçının hakem konusu yakışıksız bir davranış oldu. Şöyleki, bu maçın hakemi olarak Beynelmilel Costas Çiçis ilan edilmişken, müsabaka sabahı gazetelerde ASPROYERAKAS adı okunmuştur. Bazı uyarılar da olduğundan, Yunanlı otoritelere bu değişikliğin nedeni soruldu:

— Çiçis mazeret beyan etti!., dediler. Öğleye doğru Çiçis’i Atina’ya 14 Km. uzaktaki evinde bulup durumu soruşturan Rüştü Dağlaroğlu’ııa ise, Çiçis,

— Ben mazeret beyan etmedim. Aksine, dünkü maçtan çıkarken, seni değiştirdik!., dediler. Ben de peki!., dedim, o kadar., demiştir.

Durum açıklığa kavuşmuştu. Yine de, Fenerbahçeli yöneticiler, maç öncesi hakem odasına girip, Asproyerakos’ı uyardılar. Bu zat gerçi güvence verdi. Ancak, samimi olmadığı, hazırladığı ortamla kanıtlandı ise de, Fenerbahçelilerin ananevi sportmenlik ve olgunlukları, her hangi tatsız bir olayın çıkmasını önlemiştir.

BERABERLİK VE SON GALİBİYET!..

Atina’da 3. maç 3 Aralıkta PANİONİOS takımı ile yapıldı. Fenerbahçe, 16. dakikada Müzdat’ın ayağından kazandığı gole, 55. dakikada Milli Santrfor ÇULYAS’dan karşılık görerek, berabere kaldı.

Son maç 12 Aralık 1948 Pazar günü Yunanistan’ın en eski ve popüler kulübü PANATHİNAİKOS’la kendi sahasında yapıldı.

Yunanlılar, Fenerbahçe’nin bu maçta yenileceğini, (HEM DE ÖYLE PENALTI GOLÜ ÎLE DEĞİL, AÇIK FARKLA!..) diyorlardı.. Maçın önemi biliniyordu.. Bu nedenle gezme programında büyük kısıntı yapıldı ve takım 3 gün dinlendi.

Fenerbahçe bu maça çıkarken Yunanistan’da yeniden seyirci ve hasılat rekorlarının kırıldıkları ilân edilmiştir. Gerçekten de görüntü eşsiz, acaip ve hazindi. Halk yığınları, tribünlerden sonra, maniaları da aşmış; pisti doldurup taç çizgilerine sokulmuş, önlerine de, girişleri ücretsiz olan binlerce harb ve iç savaş sakatları oturmuşlardı. Manzara hem korkunç hem de hazin; heyecan da çok büyüktü.

CİHAT-ERDOĞAN, AHMET-SAMIM (KÂMİL), GALİP, MÜZDAT-EROL (İBRAHİM), SALAHADDİN (AYDEMİR NEMLİ), SUPHİ, LEFTER VE HALİT tertibinde ki Fenerbahçe, çok çetin geçen ilk devrenin bitimine 20 saniye kala bir gol yedi. Bir serbest vuruş cezasını Milli PE-ÇENAS bir kafa şutiyle direğe vurdurup Fenerbahçe ağlarına takmış ve yer yerinden oynamıştır.

İkinci devreye; Hilmi Ardağ sol beke, tekme ve yumruklarla iyice hırpalanan Lefter’in yerine de, Ahmet soliçe getirilerek başlandı. 64. dakikada Aydemir, 2 dakika sonra da Suphi 2 gol yaptılar. Yunan takımının kısa sürede galibiyetten yenilgiye düşmesi seyirci yığınları arasında şaşkınlık yarattı ve takımlarına yapılan teşçi patırdıları arasında da bu çetin maç Fenerbahçe’nin 2-1 galibiyetiyle sonuçlandı. Dürüst bir hakem olan international DİAMANDOPULOS’un yönettiği bu önemli maçta Fenerbahçe’nin çıkardığı canlı ve ruhlu futbol takdire lâyıktır.

Fenerbahçe takımı üzgün seyirci yığınları arasından çok zor geçebilip soyunma odalarına girdiler. Futbolcuların gerisinde kalan ve iniltili feryatları soyunma odasından duyulan gazeteci Ömer Besim, koridorda kendisini tekme, sille âdeta linç etmekte olan bir kaç Yunan askerinden zor kurtarıldı.

Gece bütün Fenerbahçeliler, Devlet temsilcilerimizin de davetli oldukları bir tavernada, 24 yıl aradan sonra yapılan bir dış deplasmanın mutlu sonucunu kutladılar. Özellikle son galibiyet o derecede şumullû ve etkindi ki, ertesi sabah Yunan basını :

(- SON 10 YILDA ATİNADA EN BAŞARILI OLAN VE ENİYİ SONUÇ ALAN YABANCI TAKIM FENERBAHÇEDİR!) diye yazmıştır.

Birinci Atina seyahatinin 4 maçında 2 galibiyet, bir beraberlik ve kasti bir yenilgi alan ve 5 e karşı 7 gol atan Fenerbahçe takımı 15 Aralık Çarşamba günü, gene İstanbul vapuruyla Pire’den ayrıldı ve ertesi gün kar tipisi altında Galata rıhtımına varınca, bayraklı ve bir yığın buketli kalabalık bir taraftar kitlesinin çoşkun gösterileriyle karşılandı.

Birkaç ay önce Beşiktaş’ın aynı takımlar karşısında uğradığı 3 yenilginin de etkisiyle, bu seyahatin sonuçları memlekette o derece genel bir hoşnutluk yaratmıştır ki, Cumhuriyet gibi gazeteler bile, Fenerbahçe takımı için, bir süre “ATİNA KAHRAMANLARI!..” deyimini kullanmışlardır.)

DİĞER ÖZEL DEPLASMANLAR

Fenerbahçe, 1948 deki Atina deplasmanından sonra, 5 özel deplasman daha yaptı ve 1959 dan itibaren de Avrupa Kupalarının resmi deplasmanlar dönemi başladı. Bunu 1961 de Balkan Kupası deplasmanları izlemiştir. Ancak, bu arada mevsim başı hazırlık kamp ve maçları için Almanya ve Yugoslavya’ya olduğu gibi, bazı Özel maçlarla, resmi deplasmanlar sırasında yapılan özel karşılaşmalar da vardır. Bütün bunların en önemlileri hiç kuşkusuz Avrupa ve Balkan Kupaları deplasmanlarıdır ki bunlar da daha önce konularında sunuldular.

İSRAİL TURNESİ

Fenerbahçe’nin 1948 de Atina’ya yaptığı 3. den sonraki 4 üncü deplasman 9-22 Mart 1950 de 4 maç için İsrail’e yapıldı. Fenerbahçe Kulübü, mali yönden dar bir zamanında, bu turnenin verimli olacağını göz önüne almış ve sağlanan 23 bin lira (8300 Dolar) net gelir Türk futbolunda bütün kulüpler için bir rekor oluşturmuştur.

Umumi Kaptan Rüştü Dağlaroğlu başkanlığında uçakla yapılan turnenin 4 maçı Tel-Aviv, Petah-Tıkva ve Hayfa’da yapılmış, Tel-Aviv’de kalabalıktan stat duvarlarının yıkıldığı 11 Mart 1950 Cumartesi günü şampiyon Hapoel’i 3-0 yenen Fenerbahçe takımı sahadan eller üstünde ve etrafı inleten, Ya.. Ya.. Ya… ŞA.. ŞA.. ŞA… FE… FE..NER.. BAH..ÇE… ÇOK.YA.ŞAAAA… sesleri arasında çıkmıştır.

Saha içine dolan mahşeri kalabalığı İsrail güçleri, halatlarla bir saatlik uğraşıya rağmen, taç çizgilerine süremeyince, bu iş Fenerbahçe takımından rica edildi. Yayılan Sarı-Lacivertliler hemen işi becerdiler. Bu nedenle geç başlayan maç 60 dakika oynana bildi. CİHAT-HİLMİ, AHMET-SALAHADDİN, KÂMİL, MÜZDAT-FİKRET, EROL, CEMAL UZKES, LEFTER VE HALİT-dcn kurulu Fenerbahçe’nin gollerini Halit, Fikret ve Cemal attılar.

Maçtan sonra İsrail’in sesi radyosuyle yurda hi-tab eden kafile yurtdışından yabancı radyo ile ülkesine seslenen ilkTürkspor kafilesi olmak özelliğini kazandı. Aynı akşam İsrail Dışişleri Bakanlığı Fenerbahçe şerefine muhteşem bir yemek verdi. Başta SEYFULLAH ESİN ve eşi olarak bütün Elçilik mensuplarının bulunduğu ziyafette, Türkiye-den göç eden Musevi vatandaşlar Fenerbahçe’ye çok güzel bir gümüş kupa sundular. Elçimiz de, duygularını :

— Bu günkü maç ve ceryan tarzından övünç duydum…. sözleriyle açıklamıştır.

Petak-Tikvoil’da da 5/3 kazanan Fenerbahçe, Hayfa’da 3-1, Tel-Aviv karmasına’da 1/0 yenildi ve 7 ye karşı 9 gol attı.

Fenerbahçe İsrail’de son derecede büyük ilgi ve itibar gördü. Gerek halk ve gerekse Devlet erkânı ve kuruluşların propaganda amaçlı çaba ve konukseverlikleri tahminlerin çok üstünde oldu. (LA VERDAD = GERÇEK), adlı politik gazetenin Fenerbahçe’nin geliş günü Sarı-Lacivert renkte çıkması ve sayfa boyu, Türkçe olarak, (HOŞ GELDİN FENERBAHÇE!..) başlığıyla yayınlanması, her yerde gözlere çarpan Türkçe, Fransızca ve İb-ranice, (İSRAİL’E HOŞ GELDİNİZ) afişleri, Fenerbahçe’nin emrindeki 6 otonun, sürekli olarak üniformalı görevlilerce kontrol ve gidiş gelişlerde refakatte bulundurulmaları gösterilen ilgiden örneklerdir.

SURİYE DEPLASMANI

Fenerbahçe 5. seyahatini Haziran 1951 de Suriye’ye yaptı. Başkonsolos’un, İsrail dönüşü Konsolosluğa davet etliği Rüştü Dağlaroğlu’na; Fenerbahçe’nin Suriye dururken İsrail’e gitmesinden duyduğu üzüntüyü ima etmesi üzerine, Dağlaroğ-lu’nun :

— FENERBAHÇE DAVET EDİLDİĞİ YERE GİDER!… demesi, nihayet masraflar dışı, kulübe 5 bin lira bırakan 4-22 Haziran 1951 de biri Şam, 2 si de Halepte oynanmak için, yapılan 3 maçlık anlaşma, 2 si galibiyet, biri de beraberlikle sonuçlanmış ve Fenerbahçe 6 ya karşı 14 gol atmıştır.

Seyahat, Müzdat, Mehmet Ali, Erol, Lefter ve Orhan’ın Milli Takımın İsveç-Almanya turnesine gitmelerinden, Vefa’dan Galip Haktanır ve Beşik-taş’dan Şevket Yorulmaz alınarak, Yeni ve genç transferlerin eskilerle kaynaşması amacıyle tertiplenmiş ve Genelsekreter Rüştü Dağlaroğlu başkanlığında trenle yola çıkan kafile 6 Haziranda Halep de Klariç Palace’a yerleştikten sonra, Ertesi gün Şam’da Emevi Otcl’e inmiştir. Burada 8.6.1951 Cuma günü Ordu takımiyle yapılan maç ilginç bir anıdır.

Askeri bandonun çaldığı Türk ve Suriye milli marşlarından sonra Burhan, Şevket ve Abdullah’ın 2 şer goliyle kazanılan maçtan sonra, Fenerbahçe takımı tribün önüne davet edilmiştir. Burada, Suriye Ordu Komutanı Fenerbahçelileri Türkçe ayrı ayrı kutladıktan sonra;

— SİZİN TARLA DA BİZİM TARLA GİBİ ÇİMEN OLDUĞUNDAN ZORLUK ÇEKMEDİNİZ. FAKAT, GALİBİYETİNİZİN ESAS SEBEBİ SİZİN FIRKANIN ÇOK KUVVETLİ OLMASIDIR. BU KUVVETİNİZİ 6 HAŞARAT İLE İS-BAT ETTİNİZ VE BİZİ HAKLI OLARAK YENDİNİZ. TEKRAR tebrik ederim.) demiştir.

9 Haziran’da Halcp’e dönen takım 10 Haziranda kendini davet eden CERCLE kulübiyle 2-2 berabere kalmaya (PEKALA!..) demek suretiyle, maçın yarım kalması ve dolayısiyle de istenen (anlaşmazlığın yaratılmasını önledikten sonra, 12 Haziranda Suriye Milli Ligi şampiyonu Ermeni VASBURAGAN takımını Burhan (3), Şevket (2) ve Abdullah’ın sayılarıyle 6-2 yendi.

Angajmanını bitiren fakat 5 bin liranın 3 binini henüz alamayan Fenerbahçe, 13 Haziranda Beyrut’a gitmiş ve beraber yola çıktığı 15 kişilik F.B. turist kafilesiyle birleşmiştir. Bu kafilenin Racing Kulüple hazırladığı ve ilanları duvarlara yapıştırılmış olan maç, 3 bin lira borçlu Cercle Kulübünün, yazılı onay göndermekte, samimi olmaması yüzünden yapılmadı ve Savoy otelde 3 gün kaldıktan sonra 16 Haziran’da İstanbul istikametinde Halep’e dönüldü.

Bakiye 3 bin lira Cercle. Kulübünden zorlukla alındıktan sonra, başta (yeniyol) gazetesi olarak, Hatay’dan gelen kalabalık heyetle, 17 Haziranda “CİLVEGÖZÜ” mevkiinde coşkunlukla karşılanıp, Sarı-Lacivert’e bürünen Antakya’ya Konvoy halinde girildi.

Fenerbahçe, Kurtuluş Spor Başkanı Ali Muhsin beyin davetlisi ve misafiri olarak, 2 gün Harbiye de Şelale yanındaki Defne otelde kaldı. Son derecede sevgi ve itibar gördü. Kurtuluştan sonra Hatayımızı ziyaret edip maç yapan ilk İstanbul kulübü oldu ve 17 Haziranda Abdullah ve Burhanın ilk 20 dakikada attıkları gollerle 2-0 kazandığı maçın tüm hasılatını l4KurtuIuşspor”a bıraktı. 19 Haziranda İskenderunluların davetiyle bir gün Şehir Palas da misafir edilen Fenerbahçeliler tirenle 22 Haziranda İstanbul’a döndüler.

2. ATİNA SEYAHATİ

Fenerbahçe, Yurtdışına 6. deplasmanını 31 Mart-7 Nisan 1953 de 3 maç için 2. kez Atina’ya yaptı. Masraflar dışı 9 bin lira karşılığında yapılan seyahate Genel Sekreter R. Dağlaroğlu başkanlığında Mısır uçağıyla çıkan Fenerbahçe’yi, herkese birer kilo Hacıbekir şekeriyle Bölge Md. S.S. Cihanoğlu ve bir buketle de G.S. Kulübü ve taraftarlar uğurladılar.

Atina’da Kulüpler yöneticileri ve çiçeklerle karşılanan Fenerbahçe, Kifissia sayfiye yerindeki Teoxenia oteline yerleşti.

Fenerbahçe’nin 1952/53 mevsimi İstanbul şampiyonluğunu, hem de yenilmeden kazanması kimsenin aklından geçirmediği bir başarı idi. Çünkü, bir mevsimde 10 milli futbolcusunun birden kaybetmiş ve kurduğu yeni ve genç kadro ile uzun yıllar toparlanamıyacağı sanılmıştı. “FENERBAHÇE ÖLDÜ!..”, “FENERBAHÇE 2. KÜMEYE!..” görüşlerine kendi içinden de inananlar çoktu. Oysa durum, tam anlamiyle aksi olmuş ve isimsizler kadrosu, sanki bir mucize yaratır gibi, galibiyetten galibiyete koşup, herkesi kendine hayran kılmış ve yenilmeden şampiyon olmuştu.

Bu büyük başarıyı gösterenleri uzun ve güzel bir seyehatle ödüllendirmek gerektiği aşikârdı. Ancak, dış deplasman düşmanlığı Fenerbahçe’de hâla sürüyordu. Buna rağmen, böyle ilginç bir seyahat yine de vaad edilmiş, hatta daha önce yakın ve kısa bir seyahate de girişilerek, ilk baharda Atina için 3 maçlık bu angajman, yönetim kurulunda 3 e karşı 4 le onaylanmıştır.

Atina’ya gelişin ertesi 1 Nisan sabahı ziyaret edilen Başkonsolos Recep Yazgan, son yıllarda gerek Milli ve gerekse Ordu futbol takımlarının başarısızlıklarından üzgün olduklarını ve Türk futbolunun kaybolan itibarının iadesinin artık Fenerbahçe’ye düşen bir görev olduğunu uyarması durumiyle karşılaşıldı.. Zaten, Atina’ya giden Türk kafilelerine temsilcilerimizin ilgisiz kalmaları da alınan bu kötü sonuçlardan doğuyordu.

Aynı gün Panathinaikos stadına Yunan şampi-yonuyla karşılaşmaya gelen Fenerbahçe, Yurtdışındaki bu 20. maça, omuzlarına yüklenen yeni ve ağır sorumluluğun etkisinde çıkıyordu.

SALAHADDİN – KÂMİL, BASRİ – NEDÎM, MELİH, MÜZHAT (MUAMMER) – FİKRET, NACİ, FERİDUN, BURHAN (HÜSAM.) ve NİYAZİ tertibindeki takım, 10. dakikadan itibaren kurduğu üstünlük ve çıkardığı kombine oyunla 32, 35 ve 63. dakikalarda Burhan, Niyazi ve Feridun’un birbirinden güzel golleriyle 3-0 galip geldi.

Fenerbahçelileri soyunma odasında ziyaret elen Yunan Futbol Fed. Başkanı:

(YUNAN HALKINA MÜKEMMEL BÎR FUTBOL ZİYAFETİ ÇEKEN TAKIMINIZI HARARETLE KUTLARIM, BRAVO!…) demiştir. Az sonra, caddelerden onbinlerce Yunanlının sürekli alkışları arasında geçip Otellerine gelen Fenerbahçe takımını, Başkonsolos da dahil, bütün Konsolosluk erkânı toplu halde ziyaret edip gönülden kutladılar… Bugünkü şampiyonlar maçı galibine Atina Belediyesince konan Yunan Milli müzesinden kabartma bir kıymetli tablo modeli Fenerbahçe’nin zengin müzesine yakışır bir mana taşıyordu.

Fenerbahçe’nin Atina’daki bu 1 Nisan 1953 galibiyeti Yunanistanda büyük şaşkınlık yarattı. ATHLETİCO gazetesindeki şu fıkra ilginçtir:

(BÜTÜN MERAKLILAR MAÇI HEYECANLA BEKLİYORLAR. YUNAN HALKI HER NE KADAR TAKIMLARININ GALİBİYETİNİ İSTİYORSA DA SAHADA SADECE TÜRK TAKIMININ GÜZEL VE AKILLI OYUNUNU ALKIŞLAMAK ZORUNDA KALMAKTADIR… Hatta, Panathinaikos’un SAHADAN SİLİNMESİ KARŞISINDA verdikleri 15 er bin Drahmilerine de acıyacaklar. Fakat, Türk takımı güzel oyu-niylc bu acıya teselli oluyor. Bir seyirci:

— BEREKETVERSİN TÜRKLER OYNİ-YORLAR DA FUTBOL SEYREDİYORUZ!… diye bağırdı.. Biz de bu seyircinin gürüşüne katılıyoruz.

Şu röportajı yazarken itiraf edelim ki keyifsiziz. Zira, kendi takımımızda görmek istediğimiz teknik futbolu Türk takımında görüyoruz. Dün stadda şöyle bir telefon görüşmesi oldu:

— ALLO! PANATHİNAİKOS STADIMI?..

— EVET!..

— MAÇIN SONUCU?..

— 3-0 FENERBAHÇE GALİP…

— A!.. POİSSON d’AVRİL OLMASIN?..

— HAYIR!.. NE ÇAREKİ HAYIR!… BU BİR GERÇEKTİR…

EVET HALKIMIZ BUNUN BİR POİSSON D’AVRİL VE SONUÇUN DA TERS OLMASINI ÇOK İSTERDİ.. İSTERDİ AMMA NE ÇARE?..)

Fenerbahçe Atina’da 2. maçım, 5 Nisanda A.E.K. önünde, 2-2 sürerken, Szekely’nin hatası ve bundan doğan son 5 dakikaki 2 açık ofsayt golle 4-2 kaybetti. 3. maçını ise, 4 yıl önce uydurma penaltı ile kaybedilen maçın rövanşı olarak, Oli-mpiyakosla yaptı. 27 bin biletli ile Yunan seyirci ve hasılat rekorlarının kırıldığı bu maç Hüsamettin’in 73. dakikada 18 dışından vole şutla yaptığı şahane golle 1-0 kazanıldı. Kendi takımlarını alkışlamaya davul zurna ile gelen Pire’li seyircilerin Fenerbançe’yi alkışlamak zorunda kalmaları övünçle karşılandı.

Yunan milli takımında da yer alan 4 forvet DARİVAS, YUVANO, BEBİS ve DROSOS’un yenilgiden kurtulmak için Fenerbahçe defansiyle giriştikleri son 15 dakikalık amansız mücadele çok çetin olmuş, ancak başarısız kalmıştır.

İNGİLTERE TURNESİ

Fenerbahçe’nin 1952/53 liğinde yenilmeden şampiyon olması üzerine, futbolculara vaadedilen, (Büyük Seyahat) ingiltere olarak yerine getirildi.

Mayıs 1951 deki Londra Festi validolayısiyle, İngiltere Futbol Federasyonu’nun Fenerbahçe ve Galatasaray’ı Londra’ya daveti, bu 2 takımın 2 maçta alacakları % 50 hasılatın masraflarını karşılamaktan uzak kalacağı hesabı ile, kulüplerimizce kabul olunmamıştı. Buna karşın, 1950 de G.S. Kulübünün, S. Carouana adlı bir İngiliz vatandaşı delaletiyle 6 maç için giriştiği angajmanın 5. maçından ve 5 yenilgiden sonra masrafını karşılaya-mama yüzünden yurda dönmesi, işin ciddiyet ve güçlüğüne ölçü iken, Fenerbahçe Kulübü aynı zatla bütün masraflar karşılığı 5 maçlık İngiltere turnesi için anlaştı.

İngiltere ajans ve gazeteleri 1953 Ağustosu sonunda turneyi ilân ve Fenerbahçeyi öven yayınlara başladılar. Nafen ajansı Evening Nevs gazetesinin uzun bir yazısını yayınlarken, 5 Eylülde de ASSOCİATİON PRESS’in Londra çıkışlı şu yazısı bütün basında yer aldı:

(15 Gün sürecek ve pek hararetli geçeceği tahmin edilen bir turne için Türkiye Profesyonel Şampiyonu Fenerbançe’nin Londra’da beklendiği haber veriliyor.

Türkler büyük bir şöhreti hâiz olarak gelmekte olup, İngiliz rakipleri çetin maçlarla karşılaşacaklarını bilmektedirler. Charlton, Burnley, Sun-derland ve Luton gibi birçok İngiliz takımları Türk Futbolunun değerini yerinde görmüşlerdir. Hepsi Türkiye’deki futbolun yüksek standardını överek dönmüşlerdir.

Fenerbahçe, dikkate sayan bir rekorla İngiltere’ye gelmektedir. Bu takım 1952/53 mevsiminde Viyana’nın Rapid Kulübünü, Austria’yı, Yugos-lavia’nın Dinamo ve Hajduk’unu, Arjantin şampiyonu Lanus’u ve Fransa şampiyonu Lile’i yere sermiştir. Rapid’iıı geçen mevsim İngiliz şampiyonu Arsenal’i 6-1 yenmiş olması Türk futbolu’nun standardı hakkında bir fikir vermektedir.

Fenerbahçe takımında 7 enternasyonal oyuncu bulunacağı bildiriliyor. Bu itibarla, Fenerbahçe’nin turnesi muhtemelen bu mevsim yabancı takımların İngiltereye yapacakları ziyaretin en ilgi uyandırıcılarından biri olacaktır.)

Fenerbahçe, 3 Ekim 1953 de, bu 7. Yurtdışı deplasmanına B.A.E. uçağıyle çıkarken, çok büyük bir kalabalık ve 20 den fazla buketle ad ve hüviyetine yaraşır bir ihtişamla uğurlandı. Genel Sekreter Rüştü Dağlaroğlu başkanlığındaki kafile, yönetim kurulundan Sedat Bayur, Hayrullah Güvenir ve Ethem Şahinoğlu ve şu 16 futbolcu ile, 20 kişiden oluşmuştur:

Salahaddin Ünlü, İsmail Candil, Müzdat Yetkiner, Nedim Günar, Melih İlgaz, Naci Erdem, Basri Dirimlili, Akgün Kaçmaz, M. Ali Has, Fikret Kırcan (K), Lefter Küçük, Feridun Bugeker, Burhan Sargın, Niyazi Tamakan, Fâhir Ülgür ve Hüsamettin Poyrazoğlu… Szekely’ye yol verildikten sonra, beklenen yeni antrenör Z. Mihailoviç yetişememiş ve turneye antrenör ve masörsüz çıkılmıştır.

Londra’da başta Kıbrıslı soydaşlarımız olarak, Başkonsolosluk ve kulüpler tarafından karşılanan Fenerbahçeliler, Bayswater Road da Embassy Hotel’e yerleştiler.

Fenerbahçe İngiltere de 20 günde 5 yerine, ısrarlar ve Büyük Elçiliğin ricasiyle, 6 maç yaptı. 6 şehirde ve ilk kez olarak, hepsi de gece oynandı. Birer galibiyet ve beraberlikle 4 yenilgi aldı. 27 ye karşı 14 mükemmel gol attı. Takım 6 maçta da güzel oynamış, maçları, genellikle galip götürürken, son dakikalarda kaybetmiş ve bu 6 maçta kendini 149 bin İngilize alkışlattıktan sonra, yurda dönüşünde eşi görülmemiş, coşku ile karşılanmıştır.

FENERBAHÇE İNGİLTERE’DE KAZANAN İLK TÜRK KULÜBÜ

Ekim’in 6. günü, kalkan tirene 20 kişi, malzeme hurçlariyle beraber, koşup atlayarak, 400 Km. Kuzeydeki Hull Şehrinin New-York oteline varıştan kısa süre sonra BOOTHFERRY PARK stadında, Türkiye’de yenilmeyen HULL-City’ye karşı sahaya çıkılırken, ışıklar altındaki stadda 30 bin seyircinin uğultusu korkunçtu.

Bandonun çaldığı Türk-İngiliz milli marşlarından sonra, L.HOV/ARTH idaresinde başlayan maçın 12. dakikasında, Lefter’in 2 çalımdan sonra girdiği ceza sahasından savurduğu top İngiliz ağlarını bulunca, Fenerbahçe’nin İngiltere adalarındaki bu ilk ve nefis golünü 30 bin İngiliz, stadı inletircesine, şiddetle alkışladı.

İki devre arasında futbolculara taktik falan verilmedi. Antrenör yoktu ki. Sadece moralleri güçlendirildi.

(— Çocuklar, unutmayın ki bu maçın sonucunu merak ve heyecanla bekliyen milyonlarca Türk var. Yurda zafer müjdelemek en mutlu görev!.. İngilîere adalarında galip gelen ilk Türk Kulübü olacağız.. Bu hepimiz ve Fenerbahçemiz için, İnşallah, ebedi bir şeref olacaktır.. Bugün için doğmuşsunuz gibi. sonuna kadar mücadele edin, kaza-naçaksınız!) dendi.

Bizde bu tarihlerdeki gibi, saate bakarak değil de, çalan tiz zil sesiyle sahaya çıkınca, 2. devreye Hull City’nin de, teşci gürültüleri arasında, sıkı başladığı görüldü. Saldırıları fedakârane kurtarışlarla önleyen Salahaddin çok alkışlandı. Seyircilerin, “Lig maçından hiç farkı yok!..” diye konuştukları karşılaşmanın 77. dakikasında kaptan Fikret, uğultular arasında, 18 dışından Ok gbii bir şut savurdu. Top, plonion yapan kaleci Forgan’m sağından ve üst köşeden 2. gol olarak İngiliz ağlarına takıldı. Fenerbahçe’nin İngiltere adalarındaki bu ikinci golü de o kadar şahane idi ki, 30 bin İngilizin ayakta alkışlariyle karşılandı. Bir tereddüt anı sagiç Murray’a, 83. dakikada, bir gol atmak fırsatı verince stat yerinden oynamış, ancak iş işten geçmişti. Faydasız yırtınmalar ve Lefterin de üstüste üç şutundan sonra aynı seyirci, kendilerini sportmence selamlıyan galip Türk takımını sürekli alkışlarla uğurlamaktan başka bir şey yapamıyordu. Maçı nakleden spikerin son sözü:

(FENERBAHÇE TAKIMI BUGÜNKÜ OYUNİYLE İNGİLTEREDEKİ BÜTÜN MAÇLARINI KAZANABİLİR VE 1. LİGİMİZDE OYNAYACAK GÜÇTEDİR…), olmuştur.

BU TARİHSEL GALİBİYETİ KAZANAN Fenerbahçe takımı şudur:

SALAHADDİN – NEDİM, MÜZDAT – NACİ, BASRÎ, M. ALİ – FİKRET (K), LEFTER, FERİDUN, BURHAN, NİYAZİ…

İNGİLİZ BASIN VE AJANSLARI FENERBAHÇE’Yİ ÖVÜYOR

Yalnız radyo spikeri değil, bütün İngiliz ajans ve gazeteleri de Fenerbahçe ve futbolundan övgü ile söz ettiler. Bazı örnekler :

Londra, 5 Ekim, Nafen Ajansı – İngiltere’ye gelen Türk futbol takımı Fenerbahçe ilk maçını yarın Hull City takımiyle yapacaktır. Maç gece projektör ışığı altında oynanacaktır.

Geldiklerindenberi bir kaç futbol karşılaşmasına giden Fenerbahçeliler bugün yaptıkları son toplantıda, yarınki oyunlarının ana hatlarını kararlaştırdılar. Daha sonra da Arsenal ile O.P. Rangers gece maçını izlediler.

Nafen’e beyanatta bulanan Dr. Rüştü Dağlaroğ-lu, Fenerbahçe’nin oyununa güvendiğini, futbolcuların çok yüksek maneviyata sahip olduklarını söylemiş ve karşılaşmaların Türk futbolunda meydana gelen gelişmeler hakkında kesin bir Fikir edinilmeye yaraya bileceğini de ilave etmiştir.

Maçtan sonra Anadolu Ajansı’nın YORKSHİRE çıkışlı ve 6 Ekim günlü haberi:

(İÇİNDE 8 MİLLİ FUTBOLCU BULUNAN FENERBAHÇE TAKIMI TOP KONTROLÜ VE SÜRATLİ OYUNU İLE SON DERECE TAKDİR EDİLMİŞ, HER FIRSATTA ŞUT ÇEKMELERİ DE BÜYÜK İLGİ UYANDIRMIŞTIR. ÖZELLİKLE TAKIM KAPTANI FİKRETİN 18 DIŞINDAN ATTIĞI NEFİS GOL ÇOK ALKIŞLANMIŞTIR.)

NAFEN AJANSINDAN : (Türk futbol takımı Fenerbahçe’nin dün gece 2-1 galibiyetiyle biten maç hakkında Hull City idarecilerinden biri Nafen muhabirine şöyle konuşmuştur:

Fenerbahçe oyuna başladığı hızı 90 dakika devam,ettirebilmiştir. Yenilmemizde bunun etkisi büyüktür. Bu maç Türk futbol standardının bir kaç yıl içinde tahminlerin üstünde yükseldiğini göstermeye yeter.

Yalnız hızlı futbol görmedik. Aynı zamanda stil gördük. Türk takımının iki golü de birbirinden güzeldi. Bu hususuitiraf etmeliyiz. Esasen, İngiliz seyircisi yaptıkları nümayişlerle bunu isbat etmişlerdir. Diğer taraftan, Fenerbahçe’nin hem müdafaa, hem de hücumlarda stilli oynadığı kadar temiz de oynaması İngiliz spor severleri üzerinde gayet iyi bir tesir bırakmıştır.

İngiliz gazetelerinin spor yazarları bu Fcnerbahçe-Hull City maçı hakkında tafsilat vermektedirler. Yorkshire Post gazetesi yazısına TURKİSH-DELİGHT başlığını koymuştur ki, umumiyetle İngilizler beğendikleri Türk lokumunu bu kelimelerle ifade ederler. Gazete, Fenerbahçe’nin, bu maçı ile seyircilere bir ziyafet çekmek istediğini anlatmak istiyor ve diyor ki, Fenerbahçe’nin kısa ve gayet süratli olduğu kadar, yerini de bulan pasları, topun gayet iyi kontrol altında bulundurulması İngiliz takımına nefes aldırmamıştır.

İlk maçtan hemen 24 saat ve bin Km. Yolculuktan sonra, 8 Ekim akşamı Lutoıı’lu hakemlerin yönettiği ve beklenmez haksızlıklarla son bir kaç dakikada 4/3 galibiyetten 4/7 yenilgiye düşülen maç sonrası kokteyde Başkan Mr. Jeyes’in sözleri.

(SÖZÜME FENERBAHÇE’Yİ KUTLAMAKLA BAŞLAYACAĞIM. FUTBOLUNUZDAN SEYİRCİMİZ SON DERECEDE MEMNUN KALMIŞTIR. TAKIMINIZ LEHİNE YAPILAN COŞKUN GÖSTERİLER BUNU KANITLAR.. BİZ BUGÜN ŞANSLI YD1K.TALİH SİZE KÜS-KÜNMÜŞ. PENALTI VE OFSAYT GOLLER İÇİN ÖZÜR DİLERİM.. BİZ, TAKIMIMIZ HESABINA KAZANMAK ZORUNDA İDİK!..)

NAFEN’DEN, (ANADOLU AJANSI), S Ekim:

(LUTON TAWN KULÜBÜ TEMSİLCİLERİ, DÜN GECEKİ MAÇ İÇİN; BU SAHADA MEVSİMİN EN HEYECANLI MAÇI BU OLDU DEMİŞLERDİR. MENEJER MİSTER DURCAN, MAÇ GAYET GÜZEL OLMUŞ, HALKI SÜRÜKLEMİŞTİR. BU SENENİN BAŞINDA KARŞILAŞTIĞIMIZ FENERBAHÇE İLE ŞİMDİKİ ARASINDA KLAS FARKI GÖRDÜK. 4 GOL ATABİLMESİ DE BUNU GÖSTERMİŞTİR. FENERBAHÇE FORVETİ DÜN GAYET KUVVETLİ VE İSABETLİ ŞUTLAR ÇEKTİ. TAKIMIN GÖSTERDİĞİ SPORTMENLİK UNUTULMAYACAKTIR.

İngiliz muhalefet partisinin Organı DAİLY HERALD: DÜN BİRBİRİNDEN GÜZEL GOLLER GÖRDÜK, diye yazdıktan sonra şunları ilave etmiştir:

DÜNKÜ AKILLI, ZEVKLİ VE PASLI OYUNDA DAHA ÇOK TÜRKLERİN ETKİSİ OLDUĞUNU GÖRDÜK. ÖZELLİKLE TÜRK SOLHAFI MEHMET ALİ VE SANTRHAF BASRİ, KENDİLERİNİ GÖSTERMİŞLER VE PARLAK BİR OYUN ÇIKARMIŞLARDIR.

Daily Herald Lefteri de methetmekte ve şöyle demektedir :

— BU ENTERNASYONAL OYUNCU SANKİ YANINDA BİR ”NUMARA KUTUSU” taşıyor ve gözlerimizin önüne durmadan bir şeyler çıkarıyordu.

NEWS CHRONİCLE gazetesi Türk takımının Luton’da oynadığı dünkü maça gelenlerin, verdikleri paranın karşılığını “FUTBOL ZİYAFETİ” olarak aldıklarını yazmaktadır.

THE LUTON NEWS gazetesi bu maça ait makalesini şu cümle ile bitirmiştir: DÜN GECE BÜYÜK BİR KALABALIĞIN İZLEDİĞİ BU TARİHSEL MAÇ LOTON SAHASINDA ŞİMDİYE KADAR YAPILAN MÜSABAKALAR İÇİNDE, TASAVVUR OLUNABİLİNECEK, EN GÜZEL VE İLGİNÇ KARŞILAŞMA OLARAK KABUL EDİLMİŞTİR.)

LONDRA’DA “FENERBAHÇE GECESİ”

Turne tarihinde, yani Ekim 1953 de İngiltere yönetimindeki Kıbrıs’da Türk ve Rum toplumları arasında görünürde henüz bir anlaşmazlık yoktu. Ancak, yakın gelecekteki değişiklik ve olaylar hissedilmeye başlanmış ki Kıbrıslı Türkler Londra’da “KIBRIS TÜRK BİRLİĞİ”ni kurmuşlar ve 4 bin Türk bu çatı ve birlik altında varlıklarını ve Ana Vatanla bağlarını korumaya girişmişlerdi.

Fenerbahçe’nin Londra’ya geleceği haberinin duyulduğu günden itibaren, bu seyahatle çok yakından ilgilenen ve kafileye her alanda yardımcı olmak istiyen Birlik 11 Ekimde muhteşem bir “FENERBAHÇE GECESİ” düzenledi.

Kafile önce, Birlik’in malı olan, DEAM sokağındaki 4 katlı binayı gezdikten sonra, gecenin tertiplendiği NEW VAUDVİLL Lokaline gitti. Burada Fenerbahçe kulübü şerefine tertiplenen şölen ve gece, İngiltere turnesinin en güzel anılarını taşır. Birliğin Başkanı olan Londra’da İDEAL PRESS matbaası sahibi Sayın Necati Sağer, Fenerbahçelilere söylediği çok ilginç ve uzun söylevini şu sözlerle bitirmiştir :

(…… BU GÜN ARAMIZA KATILMAKLA BİZLERE ANAVATANIN O HÜR VE MUKADDES TOPRAKLARININ MİS KOKULARINI GETİRDİNİZ. SİZLERE KARŞI SEVGİMİZ ÇOK ENGİN, BAĞLILIĞIMIZ EBEDİDİR. BUNLARI ANLATABİLECEK KELİME BULMAKTAN ACİZİM.

SİZE BAĞLILIK VE ZİYARETİNİZİN EBEDİ HATIRASI OLARAK, BİRLİĞİMİZ ARMASINI TAŞİYAN BİR BAYRAK VE YAPTIĞINIZ BAŞARILI MAÇLARIN YADİGARI OLARAK BİR KUPA HEDİYE EDİYORUZ. BUNLARI PEK DEĞERLİ BAŞKANINIZA SUNARKEN, İNGİLTEREYİ ZİYARETİNİZİN ÇOK KIYMETLİ hatıralarının kalplerimizde edebiyen yaşayacağını bir defa daha tekrarlamaktan saadet duyarım. Yaşasın milletimiz, yaşasın anavatanımız!..)

Coşkunlukla alkışlanan bu duygulara Fenerbahçe kafilesi teşekkürlerle karşılık vermiş ve bu idealist gençler yuvasına MİLLİ VE KUTSAL AMAÇLARINDA gönülden başarılar dileyerek bir Fenerbahçe bayrağı hediye etmiştir. Fenerbahçe kafilesi, kendilerine İngiltere’de yabancılık çektirmeyen KIBRIS TÜRK BİRLİĞİ’niıı bu nazik ve candan ilgisinin seyahatin en mutlu tarafını teşkil ettiğini vurguladıktan sonra, ANAVATANIN TABİİ BİR PARÇASI OLAN YEŞİLADA KONUSUNDAKİ MİLLİ AMAÇ VE GAYRETLERİ NE 25 MİLYON TÜRKÜN BÜTÜN VAR’LIK-LARİYLE YARDIMCI OLDUKLARINDA HİÇ KİMSENİN KUŞKUSU OLMAMASI GEREKTİĞİ DE ŞİDDETLİ VE SÜREKLİ ALKIŞLAR ARASINDA, ÖZELLİKLE HATIRLATMIŞTIR.

MUHAKKAK OLAN ŞUDUR Kİ, KIBRISLILARIN LONDRA’DA TERTİPLEDİKLERİ FENERBAHÇE GECESİ, 4 BİN ÜYELİ BİRLİĞİN ÇALIŞMALARINI TERGİP VE TEŞVİK BAKIMLARINDAN, FENERBAHÇE KULÜBÜNÜN İNGİLTERE TURNESİNDE MEMLEKET HESABINA BAŞARDIĞI BÜYÜK HİZMET VE SAĞLADIĞI KAZANÇLAR ARASINDA YER ALIR.

Fenerbahçe’nin Luton maçı için yeni sabah muhabiri Galatasaraylı Safter Yılmaz’ın gazetenin 13 Ekim sayısında çıkan mektubunda aşağıdaki satırlar ilginçtir :

(… Bugün Londra sefaretimizin Fenerbahçe’ye Londra’da ısrarla bir maç oynatmak istemesi Sarı-Lacivertli kadronun ne derece muvaffak olduğunu izah edebilir. Hull ve Luton şehirlerinden sonra, Londra da, Rangers maçı dolayısiyle, Fenerbahçe’yi görecek ve bu suretle binlerce mil uzaktaki bir memleketin çocukları hakkında bir fikir edinecektir. İşte, İngiltere’nin başkentinde Fenerbahçe’yi oynatmak için sefaretimiz bu bakımdan israr etmiştir.)

Son dakikalarda, yine 7/4, kaybedilen Bristol City maçından sonra Nafen Ajansından :

Bristol Şehrine bu senenin en heyecanlı maçım Fenerbahçe takdim etmiştir. Karşılaşma baştan sona ayakta izlendi. Spor yazarlarına göre, Fenerbahçe gayet zevkli ve çabuk oynamış, top kontro-lunda çok usta olduğunu bir kere daha isbat etmiştir. Fakat, müdafaası, çok dağınık oynadığından, Bristol forvetinin kısa ve çok çabuk paslarına dayanamamıştır. Elde ettikleri 4 gol hak ettiklerini tamamen göstermemektedir.

Diğer tarafdan, Fenerbahçe müdafaa ve haf hattının, uzun yıllardanberi İngiltere futbolunda kaybolmuş bir “HÜNER” olarak bilinen, Ortadan uzun pasla forveti destekleme sistemini başarı ile uygulaması ve bunda sonuç alması, zaman zaman eski futbol meraklılarını coşturmuştur. Muhakkak ki, Fenerbahçe-Bristol City maçının Yıldız ve kahramanı Soliç Burhan’dır. Burhan, top kontrolü ve Bristol City müdafaasını allak bullak eden sürüşü ve attığı 3 golle bir çok İngiliz eleştiricisini şaşırtmış ve büyük hayranlık uyandırmıştır.

Bu sabahki Daily Press gazetesi, (Güzel futbol ve çok gol), başlıklı yazısında; (Elektrik ışıkları altındaki bu çok süratli maç sihirli bir kalite taşıyordu. Bu mevsim Bristol’da bu derece zevkli bir maç oynanmadı. Eğer Türkler makul bir müdafaa uygulasalardı yenilmezlerdi. Buna karşı Bristol, mevsimin en iyi ve en enerjik oyununu çıkardı ve böylece, iki takım bize şimdiye kadar görmediğimiz pek zevkli bir maç seyrettirdiler.

TÜRKLERİN 4-3 GALİPKEN BIKMIŞ BİR HALDE VE AÇIK OYNAMALARI VE DEFANSIN SERİ HALİNDEKİ HATALARI BRİS-TOL’E MAÇI KAZANMAK İMKANI VERDİ… Bristol City EĞER BRİSTOL FUTBOLUNA HİZMET ETMEK İSTİYORSA, BU STADA TÜRKİYE ŞAMPİYONU GİBİ, ZEVKLE SEYREDİLECEK MAÇLAR ÇIKARMAK KUDRETİNDE OLAN TAKIMLAR GETİRMELİDİR.)

BRİSTOL, gazetesi ise, Fenerbahçe forveti zaman zaman elektrikle idare ediliyormuş gibi hızlanıyor ve topu, sanki kundralarının bir tarafına bağlamış gibi emin bir kontolle sürüyorlardı. Bunlar sanki, meşhur NİJINSKY den jimnastik dersi almışlardı., diye yazmıştır.

Başkonsolus’ıın, Büyük elçi’ye tercüman olarak programdışı yapılmasını rica ettiği Q.P. Rangers maçı 14 Ekimde oynandı. Bristol’den 300 Km. lık otobüs yolculuğundan dönüş gecesi, soğuk, yağmur ve fırtınalı havada rahatsız Fikretle Müz-dat ve omuzu sakat Basri’den yoksun takımla ve bandonun çaldığı milli marşlardan sonra, çok sert başlayan maçın ilk devresi 1-1 bitti. 23. dakikada plonjonla topu tutan Salahaddin’in kafasına vurulan tekme ile sökülen toptan yenen gole, Lefter 37. dakika da cevap verdi.

Devre arasında Rangers’in Fenerbahçe emrine verdiği menejer Jimmie ve Fenerbahçe’nin eski antrenörleri MOLLEY VE ELLİOTT yara bere içindeki futbolcuların tedavileriyle uğraştılar. Burhan’ın 62. dakikadaki 2. golünden sonra Rangers, 87. dakikada yedek kaleci İsmail’in rahat pozisyonda bloke edemiyip, göğsünden santrfora yuvarlanan topla beraberliği sağladı.

Rangers, Türkiye de yalnız Fenerbahçe’yi yenememiş, 1948 ve 1949 da 2 kez 1-1 berabere kalmıştı. Bu 3. maçta kendi sahasında yenilmekten, son dakikalarda iyi şansiyle kurtuldu.. Bu maçta hastaneye kaldırılan Salahaddin’in başına 7 dikiş atıldı.

THE WEST LONDON gazetesi, (FENERBAHÇE GALİBİYETİ HAK ETMİŞTİ..), ve (RANGERS, TÜRK MİSAFİRLERLE IŞIKLAR ALTINA FEVKALADE İYİ TALİHİ SAYESİNDE BERABERE KALABİLMİŞTİR), başlıkları altında 3 sütun tahsis etmiştir.

Bir milyon tirajlı bu Londra gazetesinin önemli spor olaylarına birkaç satır yer verirken, Fenerbahçe maçlarına gösterdiği bu ilgi, Türk takımının İngilterede uyandırdığı çok büyük ilgiye bağlanıyor. Bunun da nedeni Fenerbahçe’nin çıkardığı futbolun son derecede temiz, güzel, çabuk, zevkli ve bol gollü oluşudur. Ayrıca, yaptığı 4 maçın hepsinde de son dakikalara kadar galip durumda oluşu İngiltere adalarında hiçbir yabancı takımın erişemediği bir başarı olarak basında vurgulanmış ve Fenerbahçe futbolu bu bakımdan da övülmüştür.

Nafen Ajansı 18 Ekimde Londa çıkışlı bülteninde şöyle demektedir:

Haftalık SPORT NEWS dergisi Fenerbahçe’den uzun boylu sözetmekte ve bu Türk takımına (Hoş geldiniz!..) demektedir. Sport Nevvs’in başyazarları, 1. sayfadan başlıyan yazılarında Fenerbahçe’yi İngiliz halkına takdim etmektedir. Bu İngiliz spor gazetesi şöyle demektedir :

İNGİLTEREDE SEYRETTİĞİMİZ YABANCI FUTBOL TAKIMLARI ARASINDA EN ZEVKLİ VE İNCE OYUN GÖSTEREN TAKIMLARDAN BİRİ MUHAKKAK İKİ TÜRK TAKIMI FENERBAHÇE OLMUŞTUR.

BU TÜRK TAKIMI, OYUNUNDA KOZUNU YÜZDEYÜZ HÜCUMA VERMEKTE VE BU DA SEYİRCİYİ HEYECANA SÜRÜKLEMEKTEDİR. LUTON TAWN a KARŞI YAPTIĞI MAÇTA FENERBAHÇE FORVETİNİN ATTIĞI 4 Gol ve İNTERNATİONAL SAĞ AÇIKLARI FİKRET KIRCANIN DİREĞİ SARSAN İKİ ŞUTU İNGİLİZ 1. KÜME TAKIMLARINDAN HER HANGİ BİRİNE ŞEREF VEREN BİR OYUN TEŞKİL ETMİŞTİR.

FENERBAHÇE’NİN TÜRKİYE’NİN ARSE-NAL’I OLDUĞU SÖYLENMİŞ ve YAZILMIŞTIR. FAKAT BU YANLIŞTIR. FENERBAHÇE BİZE GÖRE, DAHA ÇOK, “HERŞEY GOL İÇİN” PRENSİBİNE SADIK BİR SCHEFİELD UNİTED BİR. FAKAT, İNGİLTERE LİGİNİN GAYET SIKI MAÇLARINDA FENERBAHÇE^ NİN YAPTIĞI GİBİ, SCHEFİELD UNİTED 2 BEKİNİN DEVAMLI SURETTE İLERİ FIRLAYIP FORVET HATTINI TAM BİR ŞEKİLDE DESTEKLİYECEK KUDRETİ KENDİLERİNDE BULABİLECEKLERİNİ PEK ZANNETMİYORUZ.

SPORT NEWS GAZETESİ FENERBAHÇE FORVETİNİ GÖRDÜKTEN SONRA TÜRKİYE’NİN ALMANYA VE İSVİÇREYE KARŞI ELDE ETTİĞİ ZAFERLERİ SÜRPRİZ OLARAK KARŞILAMAKTAN VAZ GEÇİLDİĞİNİ AÇIKLAMAKTA VE FENERBAHÇE FORVETİNİN HEMEN HEPSİNİN DE İNTERNATİONAL OLDUKLARINI KAYDETMEKTEDİR.)

B.B.C. Radyosu 16 Ekim Akşamı Fenerbahçe Futbol kafilesinin İngiltere ihtisaslarını Türkçe yayınlarında sunmak üzere banda aldı.

Fenerbahçe’nin 19 Ekim de SV/İNDON şehrinde SVVİNDON TOWN ile yaptığı 5. maçtan sonra Nafen Ajansından :

Fenerbahçe’nin son maçı hakkında eleştiriciler bir çok yazılar yazmakta devam ediyorlar. Bu yazılarda Fenerbahçe’nin Avrupayı ziyaret eden takımlar arasında temayüz etmekte olduğu ve yeni profesyonel olmuş bir takım için “ŞAHANE” oyunlar çıkardığını müttefiken yazmaktadırlar. Aynı tenkitçiler, Fenerbahçenin yegane zayıf noktasının müdafaa olduğunu belirtmekte ve bundan dolayı bir çok defa almış oldukları avantajlı durumu koruyamadıklarına işaret etmektedirler. Svvindon Başkanı H.V.Slade:

— Fenerbahçe çok güzel ve çabuk oynadı. Kaleci hariç hepsi bekleneni yaptılar. Ancak, bir kişi 10 kişinin hak ettiği galibiyeti mağlubiyete çevirdi, demiştir).

Svvindon’dan sabaha karşı Londra’ya gelen takım, 21 Ekim sabahı trenle 400 Km. Kuzeybatıdaki Manchester de Voodlande Courts oteline inip Avrupa Karması-İngiltere maçını TV de izledikten sonra, son maçını oynamaya stada gitti.

Sisten göz gözü görmeyen sahaya, başındaki dikişler bugün alınan Salahattin’le çıkıldı. Bu maçta Fenerbahçe’nin rakibi CLARKE, PAUL, BROOADİS, LİTTLE, HART ve eski Alman milli takım kalecisi TRAUTMANN lı çok güçlü Manchester-City değildi. Sadece ve sadece sisti. Nitekim ilk 10 dakikada, ilerdeki arkadaşlarını göremiyen defansın geri paslarından 3 gol yendi. Sis yükselip çimenlerin yeşil rengi görülünce Fener-bahçede kendine geldi 40 ve 44. dakikalarda Bro-adis ve Burhan birer gol yaptılar.

İkinci devre Fenerbahçe tek kale oynadı. Bu son 45 dakikanın 2 özelliği daha vardır. Biri, zaten ofsayt pozisyondaki sagiç topu el ile düzeltip sürerken, laysmenin bayrak sallamasına bakmayan hakemi protesto için Salahaddin’in boş bıraktığı kaleye atılan topu hakem G.GİBSON’un geçerli sayması, diğeri de bu devrede Fenerbahçe kalesine tek bir korner atılmamasına karşın Manchester City-ye tam 11 köşe vuruşu çekilmesidir.

Maç sonrası bütün İngiliz Kulüpleri gibi, Manchester City de Kokteyl verdi. Kulüp Başkanı R. Smith :

(FENERBAHÇE’NİN BÜYÜK ŞÖHRETİNİ DUYUYOR VE MERAK EDİYORUM. BUGÜN ÇOK SÜRATLİ VE ZARİF FUTBOLUNUZU GÖRDÜKTEN SONRA MERAKIM, YERİNİ HAYRET VE TAKDİRE BIRAKMIŞTIR. SİZİNLE MAÇ YAPMAK BİZİM İÇİN ŞEREF OLMUŞTUR. BEN BİR İNGİLİZ SEYİRCİSİ GİBİ, SONUCA DEĞİL, KALİTEYE BAKARIM. BU GECE GÖRDÜĞÜNÜZ KALABALIK MAÇIN KALİTESİNDEN ÇOK MEMNUN KALMIŞTIR “HERKES ÇOK GÜZEL OYUN!!’ DİYEREK STADDAN AYRILMIŞTIR. YABANCI TEMASLARDA SEYİRCİMİZİN BU DERECE MEMNUN KALDIĞI MAÇ PEKAZDIR. SİSİN, SİZİN İÇİN TALİHSİZLİK OLDUĞUNU İLK DAKİKALARDA ANLADIM. BU MAÇ DÜN GECEKİ GİBİ GÜZEL HAVADA OY-NANSAYDI, BELKİ YİNE KAZANIRDIK. FAKAT, BUGÜNKÜNDEN DAHA ZOR OLARAK. FENERBAHÇEYİ TEKRAR MANCHESTER’DE GÖRMEYİ TEMENNİ EDERİM.) demiştir.

MANCHESTER, 22 Ekim, Nafen: (Fenerbahçe İngiltere turnesini tamamlamıştır. Bu mevsim İngiltere statlarında maç yapan takımlar arasında güzel ve temiz oyuniyle kendini gösterenlerin başında Fenerbahçe bulunmaktadır.

Manchester Daily Despartch gazetesinin spor yazarı Fenerbahçe’nin ilk defa Manchester’in kalın sisi içinde maç yaptığını, bunun onun için, bir handikap teşkil ettiğini yazmaktadır… Gazetenin spor yazarı, bilhassa Salahaddin, Naci ve Nedimin son derece güzel oynadıklarını ve maç sonunda Salahaddin’e nümayiş bile yapıldığını kaydetmektedir.)

Fenerbahçe, 23 Ekim 1953 de Londra’dan B.E.A. uçağıyle ayrılıp 2 gün Geneve de HOTEL METROPOL’da kaldı ve 25 Ekim akşamı Yeşil-köyde coşku ile karşılandı.

26 Ekim günlü SON SAAT DEN :

Futbolun Anavatanına 22 günlük bir seyahat yapan Sarı-Lacivetliler dün gece bir İsviçre uçağiy-le yurda döndüler. Semt Semt Fenerbahçelilerin süsledikleri otobüsleri, taksileri dolduran yüzlerce taraftar Yeşilköy Hava meydanına akın ediyordu..

……önce kafile Başkanı Rüştü Dağlaroğlu ile konuştuk. Seyahatleri hakkında şunları söyledi: Biliyorsunuz ki, futbolun anavatanıma iddialı olarak gitmedik. Maksadımız şampiyon olmuş gençlerimize evvela vaadedilen bir seyahati yerine getirmek, eski ve yeni futbolcularımız arasında arkadaşlık bağlarını güçlendirmek ve mümkün olan teknik istifadeyi sağlamaktı. Bu arada Türk futbolu ve yurdumuz lehinde azami propaganda da bulunacağımıza da inanıyorduk. 22 Gün sonra aziz vatana döndüğümüz şu anda size cesaret ve övünçle söyleyebilirim ki Fenerbahçe amacına ulaşmıştır.

Futbolun anavatanında maç kazanan Fenerbahçe, bu şerefe ulaşan ilk Türk Kulübü olmakla kalmadı, çocukların nazik tutum ve sportmence oyunlariyle yurdumuz adına da genel bir sempati yarattı. Fenerbahçe’yi İngiltere de 149 bin biletli seyirci izlemiştir. Bir Türk takımının dış ülkelerde her maça ortalama 25 bin seyirci toplaması da bir rekordur. En önemli maçlarına ancak bir kaç satırlık yer ayıran İngiliz gazeteleri, Fenerbahçe maçlarına sütunlar tahsis ettiler. İngiltere kulüpleri ve Futbol Federasyoniyle Kıbrıs Türk Birliğine, Fenerbahçe’ye gösterdikleri ilgiden dolayı kulübüm adına teşekkür etmeyi borç bilirim.

Tkkım kaptanı Fikret, enbüyük kazancımız gör-gümüzdür. Temenni ederim ki ben ve arkadaşlarım bunlardan bir şeyler kapmış olalım., demiştir. Emektar Müzdat ise, İngiliz yemeklerinden şikayet etti.

Memleketimizde topladığı sevgi inkar edilemi-yecek kadar büyük olan kulübümüze hoş geldiniz, der ve başarılarının devamını dileriz.)

Fenerbahçe’nin bu tarihsel İngiltere turnesi, 1987 sonuna kadar yaptığı 65 dış seyahatte, değer, önem ve mutluluğunu korumuş bulunuyor. Bu özellikte, kadronun çok değerli, anlayışlı ve fedakâr elemanlardan oluşmasının etkisi hiç kuşkusuz büyüktür. Zira bu nokta, seyahatte bazı handikapların zararlarını enaza indirdi. Kafile Antrenör, masör ve doktorsuzdu. Bütün maçlar O tarihte yabancısı olduğumuz geceleri oynandı. Her etli yemekteki (domuz şüphesi) kilo ve güç kaybına neden oldu. 6 Maçın değişik 6 kentte yapılması da bu konuda bir tedbir almaya imkân bırakmadı. Bu güçsüzlük nedeniyle, kaybedilen maçların golleri genellikle son dakikalarda yendi.

Ancak, bir gerçek ki, bir iki daha fazla galibiyetin bu turnenin manevi kazancı üzerinde pek etkisi olmayacaktı. Türk spor kamuoyu, sonucu gereken yönleriyle değerlendirmiştir. Galatasaraylı spor yazarı değerli Tcvfik Ünsi’nin 23.10.1953 günlü Son Saat gazetesinde, (FENERBAHÇE’NİN İNGİLTEREDE TÜRK FUTBOLUNA HİZMETLERİ) başlıklı yazısında, sadece şu bir tek cümle başka söze gerek bırakmaz:

(ASIL MÜHİM NOKTA, SARI-LACİVERTLİ TAKIMIN BÜTÜN İNGİLİZ TENKİTÇİLERİNİ HAYRAN VE HAYRETLER İÇİNDE BIRAKAN OYUNUNA DAİR METHİYELERİNİ AJANSLARDAN YABANCI AJANSLARDAN VE İNGİLİZ GAZETELERİNDEN OKUMAKLA, TÜRK OLARAK İFTİHAR ETTİK!..)

2. RUSYA DEPLASMANI

Moskova 3.sü DİNAMO ile karşılıklı anlaşma gereği yapılan 8. dış seyahat Genel Sekreter Er-tuğrul Akça başkanlığında 2. kez Rusya’ya oldu. 9 u yönetici, 17 si de futbolcu 26 kişilik kafile, 5 Haziran 1956 da uçakla ve Viyana yoliyle Moskovaya gitmiştir.

6 Haziranda MOSKOVA Oteline misafir edilen Fenerbahçe 8 Haziranda Dinamo stadında, ilki pe-naltılan, 22, 59 ve 76. dakikalarda yediği 3 gole karşı 87. dakikada Basri’nin penaltı goliyle karşılık verip Dinamo’ya 3-1 yenildi.

Fenerbahçe 2. maçını Leningrad da KRİOF stadında ZENİTH’le yaptı. 9 Haziranda Moskova’dan gelip ASTORİA oteline yerleşen Fenerbahçe, 13 Haziranda Finlandiyalı Karni hakemliğindeki maçın ilk dakikasında yediği gole karşı 13. dakikada Mehmet Ali, 23. dakikada da Fikret’in golleriyle sahadan 2-1 galip ayrıldı.

Leningrad’da galip gelen Fenerbahçe; şu tertipledir:

SALAHADDİN-NEDİM, BASRİ-M.ALİ, NACİ, NECDET-FİKRET (NEDİM YÖNEY), HÜSAM. (AKGÜN), ŞEREF, ERGUN, NİYAZİ..

2. Rusya seyahatinde birer galibiyet ve yenilgi alınmış ve 4 e karşı 3 gol atılmıştır.

BERLİN — ROUEN SEYAHATİ

Fenerbahçe 9. yurtdışı seyahatini 17/29.6.1957 de Genel Sekreter Ertuğrul Akça başkanlığında Batı Berlin ve Fransada Rouen’e yaptı.

K.L.M. uçağiyle 17.6.1957 de Batı Berline gelen kafile, 19 Haziranda Blau-Weisse ile yaptığı maçı Lefter’le Erguıı’un 2 şer ve Çan’ın da bir goliyle ve ŞÜKRÜ-SARAC., NEDİM-NACİ, BASRİ, AVNİ-ERGUN, LEFTER, ŞEREF, CAN, NİYAZİ kadrosiyle 5-3 kazandı.

Berlindeki 2. maçını da 23 Haziranda Blau-Weiss/Tosmania karmasına karşı Lefter’le Şırzatın 2 şer goliyle 4-3 alan Fenerbahçe, 26 Haziranda Rouen deki gece maçında Fransız Rouen takımına Şirzat’ın bir kafa goline karşı 2 sayı ile 2-1 yenildi.

29 Haziranda İstanbul’a dönen takım 3 maçta 2 galibiyet 1 Yenilgi almış ve 8 e karşı 10 gol atmıştır.

KIBRIS SEYAHATİ

Fenerbahçe’nin futbolda 10. Yurtdışı seyahati 1959 da Kıbrıs’a yapıldı. Bu tarihte henüz İngiliz idaresindeki Kıbrıs’ın Lefkoşe şehrinde kurulu ve ilk San-Lacivert forması Fenerbahçe Kulübünce hediye edilen (DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ) nin daveti üzerine, bir maç için yapılan bu seyahate, yönetim kurulundan Müslim Bağcılar başkanlığında 1.6.1959 da uçakla gidildi. Candan bir ilgi ve sevgi ile karşılanıp ağırlanan ve Ankara Palas oteline yerleşen Fenerbahçe, 3 Haziranda Ahmet Sami yönetimindeki maçı Lefkoşe’nin Taksim stadında yaptı.

Lefter’in 4, şeref ve penaltıdan kaleci Şükrünün birer golleriyle 6-0 sona eren maçın 2. devresinde Doğan Türk Birliği kalesini Özcan Arkoç korumuş ve kaleci Şükrü, penaltılan 5. golü D. 60 da Özcan’a atmıştır. Fenerbahçe bu ilk Kıbrıs seyahati maçını şu tertipte oynadı:

ÖZCAN (ŞÜKRÜ) – SARACETTİN, BASRİ-AVNİ, OSMAN, AKGÜN-MUSTAFA, NACİ, ŞEREF, LEFTER ve ERGUN.

Fenerbahçe’nin özel olarak yaptığı yukardaki 10 Yurtdışı seyahatinden sonra artık resmi dış deplasmanlar dönemi başladı. Nitekim, Yurtdışına 11. çıkış olan Eylül 1959 da Umumi Kaptan Dr. İsmet Uluğ başkanlığındaki Budapeşte deplasmanı, “AVRUPA ŞAMPİYON KULÜPLER KUPASI” içindir. Avrupa ve Balkan kupalarında 1987 sonuna kadar yapılan ve sayısı 41 i bulan bu resmi deplasmanlardan daha önce konularında söz edilmiştir.

Yukarda ayrıntılı olarak sunulan ilk 10 seyahat dışında Fenerbahçe’nin 1987 sonuna kadar daha 14 özel dış deplasmanı vardır. Aşağıdaki listede görüleceği üzere, bunların 5 i Yugoslavya ve Almanya hazırlık kampları, 2 şeri Kıbrıs, Tahran ve Batı Berlin’e, bireri de, 6. kez olarak Atina, Köstence ve Essen’e yapıldı. Ayrıca, resmi deplasmanlar sırasında oynanmış bir kaç özel maç vardır. Bütün bunların önemlilerinden FENERBAHÇE-YABANCI MAÇLAR bahsinde söz edilmiş bulunuyor.

Aşağıdaki tablo Fenerbahçe’nin 1914 den 1987 sonuna kadar yaptığı dış deplasmanların tam ve doğru listesi dir. Fenerbahçe, 65 deplasmanda 127 maç yapmış, bunların 50 sini kazanmış, 15 inde berabere kalıp 62 sini kaybetmiş ve yine Yurtdışında rakip ağlara taktığı 254 gole karşı, kalesinde 241 sayı görmüştür.

26 YABANCI ÜLKEYE YAPILAN 65 DEPLASMANIN TÜRLERİ:

FENERBAHÇE’nin 1914 den 1987 sonuna kadar 26 ülkeye yaptığı yukarıdaki 65 deplasmanın 24 ü özel, 41 i de resmidir. Bu 41 resmi deplasman, yapılan maçların organizasyonları bakımından, 5 türe bölünürler. Aşağıdaki tablo yabancı ülkelere yapılan bu 65 deplasmanı ve bu deplasmanlarda, türlere göre alınan sonuçları gösteriyor:

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 1

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 2

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 3

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 4

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 5

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 6

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 7

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 8

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 9

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 10

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 11

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 13

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 14

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 15

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 16

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 17

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 18

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 19

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 20

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 21

Written by kesinofsayt

07 Eylül 2012 14:02

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Bir Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. Selam
    Siten cok guzel ellerine saglik. Ozelliklede Rahmetli Rustu Daglaroglunun kitabini buraya aktarman
    benim ve benim gibi bu kitaba ulasamayanlar icin define bulmak gibi birsey inan.Devamini sabirsizlikla
    bekliyorum.Iyi gunler dilegimle.

    Alper

    24 Eylül 2012 at 04:32


Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: