FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 14

leave a comment »

FENERBAHÇE VE MİLLİ TAKIM

FİFA’ya kabul edilmemiz ve milli takım kurma yıllarının Fenerbahçe futbolunun güçlü ve üstün bir dönemine rastlaması Sarı-Lacivertli Kulüp ve Türk sporu için mutluluk olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu yeni çökmüş ve bunu Mütareke ve İşgal felaketleri izlemiştir. Sınırları “MİLLİ MİSAK” ile çizilen son yurt parçasını kurtarmak için, Büyük Ata’nın öncülüğünde “MİLLİ KAHRAMAN”larca girişilen “MİLLİ KURTULUŞ” savaşı, galeyan içindeki Türk ulusunun “MİLLİ DUYGU’Marını körükler ve Fenerbahçe futbolü de işgalci mağrur düşman takımlarını ard arda hezimetlere uğratırken, böyle bir dönemde ilk kez duyulan “MİLLİ TAKİM” sözü, kutsal anlamlar saçarak gönüllere yerleşiyordu…

Önce deney amacıyla Kulüplerce, sonra da T.İ.C.İ. tarafından resmen kurulan AY-YILDIZLI bakımların büyük çoğunlukla Fenerbahçeli gençlerden oluşması, halk arasında hoşnutluk yarattı. Futbol kısa sürede sevildi ve “MİLLİ TAKIM” denince, artık bu gönül okşayıcı sözürı yanı sıra, akla hemen Fenerbahçe gelmeye başladı. Bu nedenle MİLLİ TAKIM ve FENERBAHÇE kaderin 65 yıldır kaynaştırdığı öyle iki manevi kudrettir ki, bunları birbirinden ayırmak olanaksızdır.

Deney için, ilk milli takım aday kadroları 1922 yılı Nisan sonunda, Kulüpler tarafından seçilen Fenerbahçe ve Galatasaray genel kaptanları Hasan Kâmil (Sporel), Yusuf Ziya (Öniş) ve Anadolu Kulübü Reisi Burhanettin (Felek) beylerden kurulu bir komitece tesbit olunmuştur. Takımın antrenörü Ali Sami (Yen) beydir.

Bu heyetin kurduğu ilk aday kadro ilk maçını, 15 Haziran 1922 de Taksim stadında İşgal Ordusundan bir İngiliz takımı ile yapıp 3-1 kazandı. Bu ilk kadro:

Nedim KALECİ (Altınordu) – Hasan Kâmil Sporel (F.B.), Siret EKMEKÇİOĞLU (G.S.) -EDİP OSSA (G.S.) – İsmet Uluğ (F.B.) – Refik Osman Top (F.B.) – Sabih ARCA (F.B.), Nihat BEK-DİK (G.S.), Zeki SPOREL (F.B.), Arif (SLY), Sadi KARSAN (G.S.)dan oluşmuştur. İngiliz santrafo-run D.25 deki golüne Nihat’ın 10, Zeki’nin de 17 ve 68. dakika golleriyle cevap verildi.

Milli takım adayları, daha sonra 19 Haziraıı’-da yine İngilizleri 9/1, 22 Haziranda Ermeni karmasını 5/0, 2 Temmuzda yine İngilizleri 4-0 yenmişlerdir. Takımın forması, beyaz şort ile göğsü kırmızı bandlı beyaz faniladır.

Yukardaki maçlardan 9/1 ilk karşılaşmayı, ertesi 20.6.1922 günlü, yanı İstanbul’un düşman işgali altında olduğu ve Yunan ordusunun da Afyon ve Eskişehir yörelerinde bulunduğu bir dönemde, günlük ve politik AKŞAM Gazetisi: (STADYUMDA TÜRK’LERİN ŞEREFLİ BİR GALEBESİ), (MİLLİ TAKIM DÜN AKŞAM ECNEBİLERİ 9 GOLLE YENDİ), başlıkları altında şöyle yazmıştır:

(BU BİR MAÇ DEĞİL, TAHTA PARMAKLIKLARIN ARKASINDA DİZİLEREK SİNSİ SİNSİ GOL BEKLEYEN VE GOL OLMADIKÇA HEYECANDAN TIRNAKLARINI YİYEN “PERA VE TATAVLA” ŞAMPİYONLARI İÇİN ACI BİR DERS VE İBRETTİ.

DÜNKÜ MAÇTA, BİLHASSA ZEKİ VE ALAEDDİN BEYLER, AHENK VE TESANÜT-LERİYLE, DAİMA İSABETLİ PASLARI VE AKINLARIYLA, CESARET, AZİM VE BE-HEMHAL GALEBE ÇALMAK İÇİN GÖSTERDİKLERİ GAYRET, FEDAKÂRLIK VE İYİNİ-YETLERİYLE BİHAKKIN TEMAYÜZ ETTİLER. MİLLÎ SPORA ŞEREF VEREN BU TAKIMLA TÜRKLER İFTİHAR EDEBİLİR.

…..2.HAFTAYIMDA MİLLİ TAKIMIN HÜCUM HATTI BİR FUTBOL ŞAHESERİ YARATTI, DENİLECEK DERECEDE MÜKEMMELDİ. DİYEBİLİRİZ Kİ, TAKIMIMIZ BÜTÜN OYUN KABİLİYETİNİ, BÜTÜN MAHARETİNİ, TÜRK’LÜKTE FUTBOLUN NE OLr DUĞUNU VE OLABİLECEĞİNİ GÖSTERDİ. SANKİ O PARMAKLIKLAR ARASINA DİZİLİ RUMLARA, TÜRK FUTBOLCULUĞU HAKKINDA BİR FİKİR, HAYIR BİR FİKİR DEĞİL, BİR DERS VERME MAKSADIYLA ORAYA GELMİŞLER GİBİ, DİKKATLE, İTİNA İLE, KÂH ŞİDDET, KÂH HİLM İLE, BA-ZAN SERT, BAZAN MÜSTEHZİ HASIM GRUBA GÖZ AÇTIRMADI, NEFES ALDIRMADI. HEPSİNİ ADİ BİR KUKLA GİBİ OYNATTI, YORDU, BEZDİRDİ VE BİRBİRİ ARDI SIRA, KİMİSİNİ şiddetle* KİMİSİNİ KALENİN AĞLARINA KADAR İÇERİ GİREREK, KİMİSİNİ KAFA VURUŞLARIYLA bir birinden güzel 9 ŞAHANE GOL ATARAK, HASIM TAKIMIN O KENDİNE ÇOK GÜVENEN KALECİSİNİ İNİM İNİM İNLETTİ…)

Bu maçta İngiliz takımında PERA ve Ermeni karma takımının kaptanları da yer almışlardı. Milli takım aday kadrosu 6 sı Fenerbahçe ve 5 i de 5 değişik kulüpten olarak şöyle kurulmuştur:

Nedim (A.O.) – Orhan Öktem (Siy.), Sadi Çoban (HİLAL) – Ekrem BAŞARAN (ANADOLU), İsmet (F.B.), Refik Osman Top (F.B.) – Sabih (F.B.), Alaaddin (F.B.), Zeki (F.B.), Ömer Tanyeri (F.B.) ve Sadi (G.S.).

İngiliz golü ilk dakikalarda atılmış, 9 Türk golünden (5) ini Zeki kaydetmiştir.

Resmen milli takım kurmak için ise, T.İ.C.İ. tarihte ilk kez 18 Ocak 1923 de yurdun en seçkin 17 futbolcusunu basın aracılığıyla davet etmiştir. Bu 17 futbolcudan Nihat BEKDİK, Edip OSSA, Rüştü ERKUŞ (Galatasaray), Nedim KALECİ, Refik Osman Top, Badi Şükrü (Altınordu), Sadi ÇOBAN (Hilâl) ve Hüsnü ERCİYES (Süleyma-niye) olarak, 8 i dört kulübe mensupturlar. Geri kalan 9 futbolcunun tamamı ise Fenerbahçe’lidir. Bunlar da; Şekip KULAKSIZOĞLU, H.KÂMİL SPOREL, Cafer ÇAĞATAY, İsmet ULUĞ, Kadri GÖKTULGA, Bedri GÜRSOY, Zeki SPOREL, Alaaddin BAYDAR ve Sabih ARCA’dır. İşaretlemek gerekir ki, bu tarihsel çağrının, 9 Fenerbahçeli dışındaki, 8 elemandan Refik Osman ile Hüsnü de, bu çağrı tarihinden henüz birkaç ay önceye kadar, onlar da Fenerbahçe formasını taşıyorlardı.

T.İ.C.İ. tarafından resmen ilk kez kurulan milli takım aday kadrosu ilk hazırlık maçını 18 Mart 1923 Pazar günü Taksim stadında İşgal ordusundan İngiliz topçu birlikleri takımıyla yaptı. Çekoslovak Kratky’nin yönettiği maçı aday kadro beyaz pantalon ve yeşil forma ile, şu teritpte oynadı:

Nedim-Cafer, Refık-İbrahim Kelle, Dr. İsmet, Edip-Sabih, Alaaddin, Zeki (K), Necip Şahin, Bedri.

15. dakikada Aladdin’in, sevinçten yüzlerce fesi havalarda uçurtan ilk şahane golünden sonra, maç oldukça sertleşmiş ve milli takım Alaaddin (4), Zeki (2) ve Necip’in sayılarıyla sahadan 7-0 galip ayrılmıştır. Bu takında 6 futbolcu F.B.li, 3 Altınordu’lu, Edip ile Necip de G.S.lıdır.

Romanya ile karşılaşan ilk milli takımın 7, ilk olimpiyatlar 11 inin 6 futbolcusunun Fenerbahçeli olmaları, ilk milli galibiyetlerimiz olan Haziran 1924 deki Kuzey turnesinde 1987 de hala rekor olan tüm gollerin, başta Zeki Sporel olarak, Sarı-Lacivertlilerce atılmaları da Fenerbahçe’ye milli takım konusunda, daha kuruluş döneminde mutlu bir önderlik kazandırmıştır.

Fenerbahçe’nin ay-yıldızlı takımdaki bu öncülük ve üstünlüğü aralıksız sürüyor. Verdiği futbolcu ve takım kaptanı sayısı, atılan göllerdeki üstünlük ve hala kınlamayan sayı rekorları ve galibi-yetlerdeki oramlu etkileriyle, Fenerbahçe, milli takım konusundaki tarihsel üstünlüğünü 60 ı aşkın yıldır koruyor. Başlıca rakipleriyle mukayeseli olarak aşağıda sunulan rakamlar bu gerçeğin kanıtlarıdır:

Milli takım, ilk maçı olan 26.10.1923 deki 2-2 lik Romanya karşılaşmasından 12 Kasım 1986 daki 0-0 lık K.İrlanda beraberliğine kadar, 63 yılda 48 ülkeye karşı 235 maç yaptı. A kadrolarıyla yapılan ve 70 i galibiyet, 49 u beraberlik ve 116 sı da yenilgi ile sonuçlanan bu 235 maçta 429 a karşı da 276 gol kaydedildi.

Yapılan 235 maçta 54 kulübe mensup 394 futbolcu toplam 2913 kez yer aldılar. Bu 394 futbolcudan 103 ü Fenerbahçelidir ve toplam 818 kez Ay-Yıldızlı takımda yer almışlardır. Bu sayı Fenerbahçe’nin tek başına A milli takımına eleman verme payının % 36 olduğunu gösterir. 80 Galatasaraylı 752 kez, 68 Beşiktaşlı 356 kez ve 23 Trabzon-sporlu da 193 kez milli takımda yer aldılar. Şurasını kaydetmek gerekir ki, Fenerbahçe, 1924-80 yılları arasında, ya teşkilatla anlaşmazlıklara düştüğü veya o tarihlerde Avrupa kupalarında maçları bulunduğu için, 9 milli maça eleman vermemiştir. G.S.da 6 maça eleman vermedi. Görülüyor ki, A milli takımına en çok eleman veren Kulüp Fenerbahçe’dir. 103 F.B.li milli formayı, Fenerbahçe mensubu olarak, ilk giyiş yıllarıyla ve sıra ile şunlardır:

Hasan Kâmil Sporel, Zeki Sporel, Cafer Çağatay, Dr. İsmet Uluğ, Alaaddin Baydar, Sabih Arca ve Dr. Bedri Gürsoy (1923), Kadri Göktulga (1924), Hamit Akbay (1925), Bekir Rafet Teker, Cevat Sayit ve Sadi Çoban (1927), Fikret Arıcan, Muzaffer Çizer ve Niyazi Sel (1931), M.Reşat Nayır ve Hüsamettin Böke (1932), Yaşar Alpaslan (1936), Cihat Arman, Murat Alyüz, Fikret Kırcan, Salahaddin Torkal, Erol Keskin, Lefter Küçük, Halit Deringör ve Ahmet Erol (1948), Erdal Kocaçimen (1949), M.Ali Has ve Kâmil Ekin (1950), Müzdat Yetkiner (1951), Feridun Buğeker, Burhan Sargın, Akgün Kaçmaz (1953), Basri Dirimlili, Şükrü Ersoy, Naci Erdem ve Nedim Günar (1954), Necdet Çoruh, Can Bartu, Şeref Has, Ergün Öztuna (1956), Özcan Arkoç (1958), Mikro Mustafa Güven (1959), İsmail Kurt, Hilmi Kiremitçi ve Kadri Aytaç (1960), Osman Göktan (1961), Yüksel Gündüz, Selim Soydan ve Tuncay Becedek (1962), Özer Kanra, Nedim Doğan, Şenol Birol, Birol Pek el ve Aydın Yelken (1963), Şükrü Birand, Ziya Şengül, Ali İhsan Okçuoğlu, Ogün Altıparmak (1964), Özcan Köksoy, Ali Filibeli ve Yaşar Mumcu (1965), Ercan Aktuna ve Yılmaz Şen (1966), Abdullah Çevrim (1967), Yavuz Şimşek ve Osman Arpacıoğlu (1971), Fuat Saner (1972), Cemil Turan, Cevher Özer, Alpaslan Eratlı, Salahaddin Karasu ve Timuçin Çuğ (1973), Zafer Göncüler, Sabahaddin Erboğa ve Engin Verel (1975), Nevruz Şerif (1976), Aydın Çelik, Cem Pamiroğlu ve Önder Mustafa-oğlu (1977), Coşkun Demirbakan, Şevki Şenlen, Ali Kemal Denizci ve Raşit Çetiner (1978), Tuna Güneysu ve Erol Togay (1979), Onur Kayador, Sedat Karaoğlu ve Bahtiyar Yorulmaz (1980), Mustafa Arabacıbaşı, Yaşar Duran, Selçuk Yula ve İsa Ertürk (1981), Arif Kocabıyık, Osman Denizci ve Erdoğan Arıca (1982), îlyas Tüfekçi (1983), K.MÜZDAT YETKİNER, HÜSEYİN ÇAKIROGLU, İsmail Kartal ve Abdülkerim Durmaz (1984), Şenol Çorlu ve Hasan Özdemir (1985).

MADALYA KAZANAN FENERBAHÇELİLER

Futbol Federasyonu, 1960 yılında, 50 kez milli olan futbolcuyu (Altın), 25 kez milli olanı da (Gümüş) madalya ile ödüllendirme kararı aldı. Türk futbolunda 50 kez milli olup altın madalya kazanan ilk futbolcu Fenerbahçeli Lefter’dir ve bu büyük şerefe 1963 yılında ulaşmıştır. Lefter, aynı zamanda milli formayı en uzun süre giyen Türk fut-bolcusudur. Bu süre, onun ilk milli maçı olan ve ilk de gol attığı 23 Nisan 1948 de Atina’da 3-1 kazanılan Yunan maçından, Ankara da 9 Ekim 1963 de 0-0 beraberlikle sonuçlanan Romanya karşılaşmasına kadar 16 yıldır.

Lefter’den sonra altın madalya kazanan 2. Fenerbahçeli Cemil Turan’dır. Cemil ilk milli maçı olan 6.11.1967 deki Bulgar gençler maçından, 5.10.1978 de Ankaradaki Rusya maçına kadar 11 yılda 54 kez milli oldu. Cemil bu 54 maçtan 18 ini İstanbulsporda iken değişik kategorilerde oynamış, Fenerbahçe mensubu olarak da 36 A kategorisi maçında yer almıştır.

Fenerbahçe’nin acar futbolcusu Şeref Has, ne yazık ki 28.11.1967 de Kaptan olarak yer aldığı Dacca’da 7/4 kazanılan Pakistan maçında menis-küs olmuş ve uzun tedavi ve ameliyatta rağmen iyileşemeyip milli takıma 44 maçtan sonra veda-ya mecbur kalmıştır. Şeref bu maçlardan ilk 2 sini Beyoğluspor’da iken genç milli takımda, 42 maçı da, Fenerbahçeli olarak, 3 ü B, 39 u da A milli takımda yapmıştır. Bu nedenle, layık olduğu altın madalyaya kavuşamayan milli takım ve Fenerbahçe’nin kıymettar kaptanı Şeref Has gümüş madalya kazananların en başında yer alır.

Diğer gümüş madalya kazananlar, yine Fenerbahçe Kulübü mensubu iken katıldıkları milli maç sayılarıyla beraber şunlardır:

Naci Erdem 30, Ercan 27, Basri 25, Ogün 24, Can ve Cem 23 er, Alpaslan 22, Ziya ile Selçuk 21 er, Büyük Müzdat, Engin, Yılmaz ve Erdoğan 17 şer….. Bu sayılanlar arasında maç sayıları 25 den az olanların, diğer kulüpler veya kategorilerdeki maçlarıyla 25 limitini aşmış oldukları hatırlanmalıdır. Örneğin Cem, diğer kategoriler maçlarıyla beraber, Fenerbahçe de 45 kez milli olmuştur. Selçuk’un, diğer kategorilerle beraber millilik sayısı 42, Ogün’ün de 40 dır. 25 den fazla maç yapanlar listesinde de Ercan 32, Basri 30, Can 28 kez milli oldu. Bu nedenle, tekrarlamak gerekir ki, temel aldığımız sayılar, futbolcuların Fenerbahçe Kulübü mensubu iken ve sadece A milli takımında yaptıkları maçları göstermektedir.

Yukardakiler dışındaki futbolcuların, Fenerbahçeli olarak, katıldıkları A takımları milli maç sayıları şöyledir:

Zeki ve Alaaddin 16 şar, Mehmet Ali, Şükrü Bi-rant, 15 er, îlyas 14, Dr. Bedri 12, Dr. İsmet, Osman Arpacıoğlu ve Abdülkerim 11 er, Kadri Gök-tulga, Erol Keskin ve Kaleci Yaşar 10 ar, Sabih, Kaleci Cihat, İsmail Kurt ve Nedim Doğan 9 ar, Fikret Arıcan, Fikret Kırcan, Salahaddin Torkal, Burha, önder Mustafaoğlu ve Küçük Müzdat Yet-kiner 8 er, Cafer Çağatay 7, Aydın Yelkenci, Onur, Hüseyin Çakıroğlu, Arif ve Şenol Çorlu 6 şar, Ce-vat, Niyazi Sel, Ahmet, Halit, Feridun ve Sabahattin 5 şer, M.Reşat Nayır, Murat, Kaleci Özcan Arkoç, Hilmi Kiremitçi, Birol Pekel, Osman Gök-tan, Abdullah Çevrim ve İsmail Kartal 4 er, Kaleci Şükrü, Selim, Ali İhsan, Zafer Göncüler, Şenol Birol, Yaşar Mumcu, Tuna, Erol Togay, Fuat ve Hasan Özdemir 3 er, Bekir, Yaşar Alpaslan, Muzaffer, Kâmil, Nedin Günar, Kadri Aytaç, Necdet, Şevki, Ali Kemal, Coşkun ve Bahtiyar 2 şer, Hasan Kâmil, Hamit, Sadi, Hüsamettin, Erdal, Akgün, Mustafa Güven, Özcan Köksoy, Özer Kanra, Ali Filibeli, İsa, Ergun, Yüksel Gündüz, Tuncay, Timuçin, Kaleci Yavuz, Nevruz, Aydın Çelik, Cevher, Mustafa Arabacıbaşı, Raşit Çetiner, Salahattin Karasu, Osman Denizci ve Sedat Karaoğlu birer maç.

A MİLLİ TAKIM GOLCÜLERİ

milli takımının 26 Ekim 1923 den 1986 yılı sonuna kadar yaptığı 235 maçta attığı 275 golden 4 ünü serbest irlanda, Rusya, Bulgar ve Suudi Arabistan defansları kendi kalelerine, geri kalan 271 ini de 28 kulüpten 109 futbolcu kaydetti.

Bu 271 golden 108 i 27 Fenerbahçeli, 64 ü 26 Galatasaraylı 29 u 15 Beşiktaşlı, 7 si de 4 Trab-zonsporlu futbolcu tarafından atılmış, geri kalan 63 golü de 24 Kulüpten 27 futbolcu kaydetmiştir. Böylece, A milli takımının tüm gollerinden % 40 ı Fenerbahçeliler tarafından atılmış bulunuyor. Gol atmada G.S.ın payı % 23, Beşiktaş’ın % 11, Trab-zonspor’un % 3, 24 değişik kulübün de °/o 23 dür. Fenerbahçe’nin gol konusunda da baş sırayı tutması futboldaki golcülük vasfının açık kanıtıdır. A milli takımının 108 sayısını yapan 27 F.B.li, yaptıkları gollerle beraber şunlardır:

Lefter 21, Cemil 16, Zeki 15, Burhan ve Ogün 7 şer, Can ve İlyas 5 er, Selçuk 4, Sabih ve Osman Arpacıoğlu 3 er, Fikret Arıcan, Fikret Kırcan, Ha-lit, Aydın Yelken ve Ziya 2 şer, Bekir, Alaaddin, Bedri, Niyazi, Erol Keskin, Ergün, Şeref, Nedim Doğan, Alpaslan, Önder, Arif ve Onur birer gol…

Hatırlamak gerekir ki, bu 108 gol futbolcuların Fenerbahçe Kulübüne mensup iken ve yalnız A milli takımında attıkları gollerdir. Örneğin, Lefter 21 golü de Fenerbahçe mensubu olarak atarken, Cemil Turan, İstanbulsporda iken de A takımında 3 gol atmıştı ve yaptığı goller, 16 sı F.B. ve 3 ü de îstanbulspor da olarak, gerçekte 19 dur. Aynı surette, Fenerbahçe forması altında 5 gol atan Can, îtalyada oynarken de bir gol atmıştı. Bir gol atan Bekir’in de Almanya’nın Phönix takımında oynarken, Paris olimpiyatlarında çeklere attığı 2 golle milli takımda kaydettiği gol sayısı gerçekte 3 dür.

A milli takımında 21 golle rekortmen Lefter, 28.10.1950 de, İsrail’den ayrı olarak, aynı gün Ankara’da Mısır’a karşı çıkan bir diğer milli kadroda da bir gol atmıştır. Böylece, Lefter’in milli forma altında yaptığı gol sayısı 22 dir.

Lefter ve Cemil’den sonra milli takımda en çok gol atan 3. futbolcu G.S.lı Metin Oktay’dır. Metin, G.S. mensubu olarak 33 maça girip 17 gol atmıştır. Palermo takımında oynarken yaptığı 2 maç ve 2 golle, 35 kez yer almış ve 19 gol atmıştır…..

MİLLİ TAKIM KAPTANLARI

A milli takımında 1923 den 13 Kasım 1986 ya kadar, 63 yılda 45 kaptan görev aldı. Bunlardan Naci Erdem hem F.B., hemde G.S.da, Erdoğan Arıca da, yine Fenerbahçe’den sonra 1 kez de Di-yarbakırspor’da iken milli takımda kaptanlık ettiler.

Bu 45 kaptandan 18 i F.B., 16 sı G.S., 5 i B.J.K. ve 6 sı da 5 değişik kulüptendir. Fenerbahçeli Kaptanları

Hasan Kâmil, Zeki, Cihat, Fikret Kırcan, Müz-dat, Lefter, Naci Erdem, Şeref, Ogün, Ercan, Can, Ziya, Cemil, Onur, Cem, İlyâs, Selçuk ve Erdoğan Arıca dır.

Galatasaraylılar ise: Nihat Bekdik, Kemal Rıfat Kalpakçıoğlu, Gündüz Kılıç, Muzaffer Tokaç, Naci Özkaya, Hırgay Şeren, Ahmet Berman, Metin Oktay, Tklat Özkarslı, Ayhan Elmastaşoğlu, Muzaffer Sipahi, yasin Özdenak, Fatih Terim, Ra-şit Çetiner ve Yusuf Altıntaş’tır. 5 Beşiktaşlı, Hüsnü Savman, Dr. Vedii Tosuncuk, Özcan Arkoç, Sabri Dino ve Sanlı Sarıalioğlu, diğer 6 kaptan da PHÖNİX’li Bekir Teker, Göztepeli Ali Artuner, Eskişehirsporlu İsmail Arıca, Trabzonspor’lu Şenol Güneş ile Tuncay Soyak ve Bursasporlu Sedat Özden’dir.

F.B. NİN MİLLİ TAKIMDAKİ REKORLARI

Fenerbahçe futbolu, milli takım konusunda ulaşılması ve kırılması çok zor, hatta bir kısmı olanaksız rekor ve özelliklere sahiptir. Bunlardan hemen hatıra gelenleri şöyle sıralamak mümkündür.

1- Fenerbahçe Spor Kulübü Ay-Yıldızlı takıma 26 Ekim 1923 deki ilk maçta 7 futbolcu vererek futbol tarihimizde ölümsüz bir şerefin sahibi oldu. Bu futbolcular H. Kamil Sporel (K), Cafet Çağatay, Dr. İsmet Uluğ, Sabilı Arca, Alaaddin Bay-dar, Zeki Sporel ve Dr. Bedri Gürsoy’dur.

2- Katıldığımız ilk olimpiyatlarda, 25 Mayıs 1924 günü Paris’te milli maç yapan takımın 6 elemanı Fenerbahçelidir. Bunlar da Cafer, Kadri Göktulga, İsmet, Alaaddin, Zeki ve Bedri’dir.

3- Milli takımın 26.10.1923 deki yukarıdaki ilk maçın kaptanı Fenerbahçeli Hasan Kâmil Sporel’dir. Ayrıca, 1986 yılı sonuna kadar milli takıma en çok kaptan veren kulüp 18 ile yine Fenerbahçe’dir.

4- Milli takımın ilk golcüsü, ilk maçta Romanya’ya attığı 2 gol ile Fenerbahçeli Zeki Sporel’dir.

5- 63 yıldır, bir milli maçta en çok gol atan Türk futbolcusu 4 sayı ile Fenerbahçeli Zeki Sporel’dir. Zeki Sporel bu 4 golü 17 Haziran 1924 de Helsinki’de 4-2 kazanılan maçta Finlandiya milli takımına attı. Bu rekor 63 yıldır ne kırılmış ve ne de egale edilebilmiştir.

6- Katıldığı 16 milli maçta attığı 15 golle, Zeki Sporel her maçta ortalama 0.94 golle kırılması çok güç diğer bir rekorun da, yarım yüz yılı aşkın bir süredir, sahibi bulunuyor…. Bu nisbet 50 maçta 22 gol atan Lefter için 0.44, 45 A takımı maçında 19 sayı yapan Cemil Turan için 0.42 ve 37 maçta 19 gol kaydeden Metin Oktay için 0.51 dir.

7- Türk futbolunda 50 milli maç yaparak altın madalya kazanan ilk futbolcu Fenerbahçeli Lefter’dir.

8- Ay-Yıldızlı takımda en çok gol atan futbolcu 22 golle yine Lefter’dir.

9- Ay-Yıldızlı formayı en uzun süre taşıyan futbolcu 23.4.1948 den 9.10.1963 e kadar 16 yıl ile yine Lefter’dir.

10- Milli takıma 103 olarak en çok futbolcu veren ve 108 sayı ile de, elemanları en çok gol atan Kulüp Fenerbahçe’dir. Katılma payı, oyuncu sayısı bakımından % 36, gol atma bakımından da % 40 dır.

Fenerbahçe’nin milli takım konusunda yukarıda örnek olarak sunulan bazı rekor ve özelliklerin, futbolcuların sadece Fenerbahçe forması taşırken ve milli takımın A kadrosunda sağlandığını bir kez daha hatırlatmak yerinde olacak. Oysa, daha bir çok Fenerbahçeli futbolcu genç, (Jünyor), B, Amatör ve Ümit milli takımlarımızda sayısız kereler başarı ile yer almış, kaptanlık etmiş ve goller atmışlardır.

Şu önemli gerçek de vurgulanmadan geçilemez;

Fenerbahçe, spor teşkilatından her dönemde haksızlık görmüş bir kulüpken,en geçerli ölçü olan (Milli Takım) konusundaki açık üstünlük ve öncülüğünü 64 yıldır, her şeye rağmen korumakta ve yaşatmakta oluşu, bu yüce Kulübün başarılarının değerini kat kat yükselten nedenlerden sayılmak gerekir.

Konuya son vermeden önce, milli futbolcular bakımından göz önünde tutulması gereken bir noktayı hatırlatmak yerinde olacak. Şöyle ki;

F.I.F.A.ya 1923 yılında kabul olunmamız, ancak o tarihten sonra milli maç yapmamıza olana” verdi… Oysa, daha önce bu şerefe ulaşmak yeteneğine sahip pek çok değerli futbolcu yetişmiştir. Bunlar arasında, Fenerbahçeli olarak, Galip Ku-laksızoğlu, Arif Emiroğlu (Şehit), S.Salahaddin Cihanoğlu, Nuri (otomobil), Hikmet Topuz, Nüz-het Baba, Çerkez Sabri ve Kaleci Garbis Arslanyan başta gelirler.

İkinci Dünya Savaşından önce pek az uluslararası maç yapılırdı. Bu günkü gibi, ne Avrupa ve ne de Dünya şampiyonaları vardı. Ayrıca da bir tek milli takım bulunurdu. Junyor (Genç), amatör, B., Ümit gibi kadrolar 2. Dünya Savaşından sonra kurulmuş ve böylece futbolculara çok genç yaşta ve sık sık milli olmak imkanları doğmuştur. Hele 2. Dünya Savaşı dönemini de içeren 1937/48 arası tam 11 yılda Türkiye, bir tek olsun, maç yapmamıştır. Oysa, bu 11 yıllık uzun dönemde pek çok yetenekli futbolcu gelip geçmiş, ancak maç yapılmadığı için, milli olmak hak, şeref ve imkanından mahrum kalmışlardır. Bunlar arasında, Fenerbahçe’n olarak, özellikle Esat Kaner, Melih Kotanca, Naci Bastoncu, İbrahim lskeçe, Ömer Boncuk, Halil özyazıcı, Niyazi öztunç gibi zamanlarının yıldızlan çok değerli futbolcular başta gelir. Bu bakımdan, futbolcuları, sadece yaptıkları milli maç sayılarıyla değerlendirmemek, dönemlerini de gözönüne almak gerekir.

FENERBAHÇE -GALATASARAY REKABETİ

Türk sporunda en eski, kapsamlı ve verimli rekabet hiç kuşkusuz Fenerbahçe-Galatasaray rekabetidir.

Futbol ile başlayan bu rekabet zamanla yayılmış ve Hokey, Su sporları, Boks, Atletizm, Basketbol, Voleybol ve Masa Tenisi dallarını da kapsamı içine alıp Türk sporunun gelişmesine büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. O kadar ki, bazı dallarda, yurdumuzun, zaman zaman bu 2 kulüp elemanlarıyla temsil olunduğu görüldü.

İlginç nokta, Fenerbahçe-Galatasaray rekabetinin son derecede içtenlikle başlamış ve milli duygularla da yoğrulmuş olmasıdır.

Yurdun 2 Türk Kulübü olarak, yabancılara karşı birbirlerini koruma ve destekleme amacıyla, 27 Haziran 1908 de Ali Sami ve Galip imzalı, 17 maddeden oluşan anlaşma bu konuda ilk kanıttır. Hatta, 2 kulüp, beyaz zemin ve kalp üzerinde Kırmızı yıldızlı forma ile, Türkiye’yi temsil görevini de yüklenmek gereğini duymuşlardır:

İstanbul futbol ligini oluşturan kulüplerin çoğunlukla ve organizatörlerin ise, tümüyle yabancı oluşları, Türk kulüpleri için bir handikaptı. Nitekim, (sert oynuyor!..) suçlamasıyla, bek Adnan’ı kadro dışı etmesi isteğini taşıyan J. Lafontaine imzalı bir mektuba uymamak, G.S.ı 1911/12 liği dışında bırakıverdi.

Lig dışında kalmak G.S.yı tedirgin ederken, Fenerbahçe’yi de üzmüştü. Bu nedenle, Galatasaray Kulübünden gelen:

(Gerektiğinde yabancılara karşı birleşme) teklifine, seve seve (EVET..), dedi ve gerekli tüzük kısa sürede hazırlandı. Fenerbahçe ile Galatasaray artık Türk’ün ses ve gücünü daha etkin olarak duyurabileceklerdi. 26.8.1912 günlü, 2 Kulübün mühür ve başkanları Ali Sami ve Galip imzalı şu yazı ile iş resmiyete döküldü:

BEYNELMİLEL OLİMPİYAT CEMİYETİ MEMALİK-İ OSMANİYE ŞUBESİ RİYASET-İ ALİYESİNE

(ECNEBİYE KARŞI SPOR ALEMİNDE MİLLİ VARLIĞIMIZDAN BİR ESER GÖSTERMEK AMACI İLE, ŞEHRİMİZDE 1328 (1912) SENESİ FUTBOL MEVSİMİ BAŞINDAN İTİBAREN, ‘TÜRK FUTBOL KULÜBÜ” ADI ALTINDA VE OSMANLI EFRADINDAN OLUŞAN BİR KULÜP KURDUK.

GAYEYE VUSUL İÇİN, SAYIN HEYETİNİZİN BİZE EN GÜÇLÜ DAYANAK OLACAĞI VE ESASEN, YALNIZ AMATÖRLERE AİT OLAN KULÜBÜMÜZ ÜYELİKLERİYLE ÇALIŞMALARIMIZIN DA OLİMPİYAT CEMİYETİ GÖRÜŞLERİNE HİZMET DOĞRULTUSUNDA BULUNACAĞI NEDENİYLE, İLİŞİKTE SUNDUĞUMUZ TÜZÜĞÜMÜZÜN ONAYLANDIKTAN SONRA İADESİNİ İSTİRHAM VE BU GİRİŞİMDE BAŞARIYA ULAŞMAMIZ İÇİN YÜKSEK YARDIMLARINIZIN ESİRGENMEYECEĞİ ÜMİDİ İLE SAYGILARIMIZI SUNARIZ EFENDİM HAZRETLERİ….)

Bu başvuru lig heyetince öğrenildiğinde» telaş başlamış ve Galatasaray İstanbul ligine yeniden alınmıştır. Bu nedenle, yukarıdaki; ruh ve anlamına dokunulmadan sadeleştirilen vesika, ezeli rekabetin doğuş dönemindeki içtenliğin tarihsel ve paha biçilmez bir kanıtıdır.

Bu içtenliğin yarım yüzyıldır giderek gerilediği ve hatta artık soğuduğu bir gerçek. Bunu, yaşama ve gelişme güçlükleriyle, profesyonelliğin bir sonucu ve normal saymak gerek… Ancak, rekabetin saha içinden dışa taşarken hasmane ve yıkıcı bir düzeye çıkarılması çok acıdır.

Bilindiği gibi, saha içindeki 7 sinirli maç ve 1924 lig şampiyonası dışında, 2 kulüp tarihinde 4 önemli olay yaşandı. Başları fanatik kulüpçülerce çekilen, bu 4 hadise, ağırlıkları giderek artan birer yaradır ve artık bir beşincisinden, mutlak olarak, kaçınmak gerektiğinden, burada üzerlerine parmak basmak gerekecektir:

1933/34 lerde, tenkit yazılarından dolayı, Galatasaray’dan kaydı silinen Eşref Şefik ve onu destekleyenlerin kurdukları (Güneş) kulübü ile bazı Fenerbahçelilerin dostlukları iktidardaki bazı Galatasaraylıları kırmıştır.

Fenerbahçe’nin etkisi dışında, bir iç mesele olmasına ve 1938 sonunda Güneş’in kapanması ve ayrılanların eski kulüplerine dönmelerine rağmen, G.S. kulübü 1951 de F.B.den 7 futbolcu transfer eden Fabrika kulübü (Adalet) i bu cür’etkârane tutumunda (gizlice) destekleyen yegane kulüp olmuş ve deyim caiz ise, 15 yıl öncelerin acısı F.B.den fazlasıyla çıkarılmıştır. Bol keseden, bir deyimle, (ödeşme) sayılabilinecek bu hadise üzerinde hatta hiç durulmamış ve sözü bile edilmemiştir.

Ancak, bazı G.S.lılar, 1951 den bu yana, öyle 2 saldırı ile F.B.nin üzerine gittiler ki, bunların, değil dostluk hatt4 spor, sportmenlik ve mertlikle bağdaşabileceğini öne sürmek, en hafif deyimle, saflık olur.

Bunların ilki milli takım dünya kupası maçı için İsviçre’ye giderken 1953 de yaşandı. G.S. kulübü yönetim kurulunda başkaptan olan bir gümrük müfettişi, valizinde 5 Fenerbahçeli’ye ait, 100 dolar bulduğu Milli Takım Kaptanı F.B.li Fikret Kır-can’ı Yeşilköy gümrüğünde tutuklamaya kalktı. Milli Takım, 2 saat gecikme ve pasaportun Kır-can adına olması ve meydan Md.nün de kefaletiyle ancak gidebilmiştir.

Asliye Ceza Mahkemesinde görülen ve kısa süre önce Atina’dan galibiyet primi olarak alındığı ve deklare edilmesinin unutulduğu ispatlanıp karşılığı suçsuz Kırcan’a 283 lira Türk parası olarak iade edilen bu 100 dolar olayının en üzücü yönü, hadisenin, G.S.lı yöneticinin resmen izinli olduğu bir günde yaşandığı iddiasıdır ki; bu, 2 kulüp arasında derin yara açılmasına neden oldu.

Fenerbahçe Kulübünün bu konudaki dikkatine karşı, bazı yeni rakip yöneticinin San-Lacivertli Kulübe bayrak açmaları garip karşılanırken, bu tutum çok acı yeni bir olayla noktalandı:

1 Nisan 1987 Samsunspor Kupa maçı sonrası, çok tahrikçi 2 rakip futbolcunun, 3 gün sonraki maçlarını engellemeyecek şekilde, dövülmelerinin, G.S. ağırlıklı Federasyonun G.S.lı Başkanınca, (İnsanlık dışı ve görülmemiş bir facia…) kalıbına sokulması ve (en ağır şekilde cezalandırılacağını) ilan etmesi, hayret uyandırmıştır. Nitekim, verilen son derece ağır cezalar, genç takımla sahaya çıkan ve seyircisi 3 bine inen Fenerbahçe’nin son 9 maçının üstüste 8 inde galibiyet yüzü görmesine imkan vermemiştir. Eğer bu durum 5 hafta önce ya-şansaydı, Fenerbahçe küme de düşer ve 2 Kulüp arasında bir kan davası kaçınılmaz olurdu.

Görülüyor ki, G.S. toplumu içinde, fırsat bulunca, 80 yıllık ezeli rekabetin idam fermanına, göz kırpmadan, imza atabilecek fanatik kulüpçü-ler var. Aynı tutum, aklı başında hiç bir Fenerbahçeli’den beklenemez….

Bu son olayla, Fenerbahçe Kulübünün artık (ezeli dostluk) rüyasından uyanıp, gözünü dört açması ve ayağını da denk alması gerekiyor!..

FUTBOLDAKİ REKABET

2 Kulüp arasında en Önemli rekabet futbol dalınçladır ve heyecanını hiç bir dönemde kaybetmeden sürüyor.

G.S. bir büyük okul içinde ve çatı altında kolay kurulmuş iken, F.B., halk içinde, badireler atlatıp 1899 ile 1901 de 2 kez dağıtılarak, yersiz yurtsuz ve ayaküstü kuruldu. Bu durum, ilk yıllarda rekabet dengesinin G.S. tarafında olmasında tek etkendir. G.S. okul içinde birkaç takım kurabilme olanağına sahipken, Fenerbahçe, bazen 11 kişiyi biraraya getirmek imkanı bulamıyordu. Ancak 4 Ocak 1914 maçı iki takım arasında eşitlik doğduğunu göstermiş ve rekabet bu tarihle beraber önem ve değer kazanmıştır.

Bu rekabetin 1986/87 futbol mevsimi sonuna kadar bilançosu nedir?

Usul, A takımları maçlarının temel alınmasıdır. Bu da, amatörlük döneminde birinci, profesyonelliğin uygulanmaya konduğu 1 Ocak 1952 den sonra profesyonel kadro maçlarıdır.

Böyle iken, yayınlarda bazan 5 maç fark var. Bunların birincisi, 20.11.1910 daki 5-0 lık maçtır. Bu maçın, o yılın tek devreli liginde G.S.ın ikinci bir kadrosu tarafından kazanıldığı öne sürülmüştür. Oysa, araştırmalar şu sonucu verdi:

1910 yılında Aydınoğlu Raşit, çoğunluğunu kendisi gibi G.S. sultanisinden öğrencilerin oluşturduğu Progres-International Kulübünü kurup 1910/11 ligine girme talebinde bulunmuştur. Başkan HORBAS ARMİTAGE, 2. Başkan Ali Sami (Yen) ve sekreter JEANS MİSTİDES’den oluşan lig heyeti, başvuruyu kabul etti ve 12.11.1910 da imzalanan 37 maddelik 1910/11 sezonu lig statüsünde, katılan Kulüpler, aynen: Kadıköy, Fenerbahçe, Galatasaray, Progres ve Strugglers A.F.C. olarak gösterildi.

Bu açıklık karşısında, bir devreli 1910/11 liginde Fenerbahçe’nin 20.11.1910 maçındaki rakibinin (2.Galatasaray) değil, o sezon başında kurulan ve ismi 4 yıl sonra (ALTINORDU) ya çevrilen, (Progres) olduğu anlaşılır (1). Zaten bir Kulübün aynı mevsim, aynı ligde 2 takımla temsil edilmesi söz konusu olamaz.

Diğer 4 yanlışlık profesyonellik dönemi içinde 1953/54 de 3 ünü G.S. ve 1 ini de F.B.nin kazandığı 4 amatör küme maçının, sadece Kulüpçülük gayretiyle, A kategorisi sayılmasından doğuyor. Bu maçlar 29.4.1953 de G.S.ın 4-3, 6.5.1953 de F.B.nin 2-1,7.5.1953 de G.S.ın 3-1 ve 1.5.1954 de yine G.S.ın 2-1 kazandığı Amatör Lig karşılaşmalarıdır. Profesyonel Ligin uygulandığı bir dönemde bu amatör Küme maçlarını A takımı saymanın tutar tarafı olamaz, bu maçların sonuçları ait oldukları Amatör Küme Klasmanına yazılmıştır. Ayrıca, ilginç bir durum:

Yukarıdaki 4 maçtan, 1.5.1954 karşılaşmasında, G.S. Amatör Takımı F.Ö. stadında 200 kadar seyirci önünde F.B. amatör takımını 2-1 yenerken, Sarı-Lacivertil profesyonel takım da, aynı saatlerde İnönü stadında 20.000 meraklı önünde, 0-0 sonuçlanan Türkiye Profesyonel Ligi Adalet maçını yapıyor, Amatör, maçını bir, nihayet 2 sütunda veren basın, bu Adalet maçını 4 sütunda yayınlıyordu. Fenerbahçe’nin, aynı gün ve saatlerde, değişik sahalarda maç yapan bu iki kadrosundan hangisinin A takımı sayılması gerektiği mantıken de açıktır. Amatör maçların da Türkiye şampiyonasına kadar uzandığı söz konusu olursa, bunun da cevabı, şampiyonanın sınırları içinde ve kendi adı altında geçerli kalacağını hatırlatmak olur.

F.B. — G.S. MAÇLARINDA TAM VE DOĞRU SAYILAR……..

Fenerbahçe ile Galatasaray, 17.1.1909 daki ilk karşılaşmalarından, 8.8.1987 de Fenerbahçe sta-dındaki T.S.Y. Kupası maçına kadar, 78 yılda A takımlarında 285 maç yaptılar. Bu 285 maçın 106 sını Fenerbahçe, 89 unu Galatasaray kazanmış, 90 maç da berabere bitmiştir. Bu maçlarda G.S.ın 360 sayısına F.B. 391 golle cevap verdi.

İki rakip, 285 maçı, karşılaşma sayılarıyla beraber, 4 kentin şu 9 stadında oynadılar:

İnönü’de 124, Fenerbahçe’de 74, Taksim’de 37, Şerefte 19, A.S.Yen de 19, Ankara 19 Mayısta 9, Ankaragücü, İzmir Atatürk ve Almanya da Of-fenbach’ta birer maç. En açık farklı galibiyetler: G.S.ın 12.2.1911 de Fenerbahçe stadındaki 7-0 lık galibiyeti, 2 Kulüp A takımları arasında en farklı sonuçtur. Buna karşı Fenerbahçe’nin en farklı olarak 6-1 sonuçlu 2 galibiyeti vardır. Bunlar, 23.2.1936 lig ve 12.12.1976 da Ankara 19 Mayıs stadında ki Van Deprem Kupası maçlarıdır.

İki rakibin birbirlerini yenemedikleri en uzun süreler:

Fenerbahçe, 12.6.1925 de 1-0 kazandığı (Tayyare Cemeyeti Kupası) maçından sonra, 29.11.1929 a kadar, 53 aylık süre ve üstüste 8 maçta Galata-sarayı yenemedi. Buna karşı, Galatasaray’da, yine en uzun süre olarak, 17.5.1942 den 1.12.19461957 de yayınlanan (Fenerbahçe tarihi)nin 168. sayfasında kaleci Ali Sait’in D.25 de sakatlanıp çıktığı maç 12.2.1911 deki G.S. maçı değil, 20.11.1910 daki bu Progres maçıdır. Ali Sait 12.2.1911 G.S. maçında oynamadı.

ya kadar 55 ay ve üstüste 16 maçta Fenerbahçe’yi mağlup edememiştir. Aynı surette, Galatasaray 9.5.1976-19.1.1980 arası ve üstüste 14 maçta da Fenerbahçe’yi yenemedi.

GOLCÜLER:

İki rakipten birbirlerine en çok gol atan futbolcular Fenerbahçe’den ZEKİ SPOREL ile Galatasaray’dan METİN OKTAY’dır.

Zeki Sporcl, 1916-34 arası 18 yılda katıldığı 42 Galatasaray maçında rakip kaleye 27 gol attı.

Metin Oktay da 1955-69 arası 14 yılda yer aldığı 46 Fenerbahçe maçında rakip ağlara 18 sayı kaydetti.

Yine Fenerbahçelilerden Alaaddin Baydar 24, Lefter Küçük 18, Naci Bastoncu 15, Cemil Turan 14, Osman Arpacı 13, Selçuk Yula 9, Esat Kaner, Ogün Altıparmak ve Ömer Kanra Galatasaray’a 8 er gol atmış bulunuyorlar. G.S.dan da Emin Bülent Serdaroğlu ile Cemil Gürgen 12 şer, Celal İbrahim ve Gökmen Özdenak 10 ar, Gündüz Kılıç ve Muhtar Tuncaltan da F.B.ye 8 er sayı yaptılar.

Bir maçta rakip kaleye en fazla gol yapanlar da:

G.S.dan haf Celal İbrahim 12.2.1911 deki 7-0 lık, Metin Oktay da 18.12.1960 daki 5-0 lık maçlarda F.B.ye; Zeki Sporel de 19.9.1918 deki 4-0 lık maçta G.S.a 4 er sayı yaptılar.

Ezeli rakipler futbolcuları arasında 25 kadarı, karşılıklı olarak, Kulüp değiştirmişlerdir. Bunlar arasında F.B.den G.S.ya geçenler:

Armitage (1909), Necip Şahin (1915), Ekrem Mahmut (1932), Süleyman Tekil (1935), Orhan Ca-npolat (1940), Necdet Erdem (1945)-Niyazi Tama-kan (1960), Selçuk Hergül (1961), Naci Erdem (1963), Raşit Çetiner (1981), Arif Kocabıyık (1985) ve İlyas Tüfekçi (1986) dir.

Galatasaray’dan Fenerbahçe’ye geçenler de: Hasan Kâmil Sporel (1911), Dr. İsmet Uluğ (1919), Suat Subay (1922), Rebii Erkal ve Rasih Minkari (1939), Bülent Varol (1948), Ali Soydan (1959) Kadri Aytaç ve İsmail Kurt (1960), Engin Verel (1975), Şevki Şenlen (1977), Mehmet Oğuz (1979), Güngör Tekin ve Erdoğan Arıca (1981) dir.

G.S.ın en farklı galibiyeti olan 12.1.1911 deki 7-0 lık maçın zamanla abartılıp, (Ful F.B.yi 7 kişi ile yenme) kalıbına sokulması ve zaman zaman reklam konusu edilmesi karşısında, F.B. kurucularından ve ilk kalecilerden Sayın Hulki Kutluğ’un Mayıs 1973 tarih ve 77 sayılı Fenerbahçe Dergisinin 14. sayfasındaki sözleriyle bu olayı aydınlığa kavuşturmak mümkündür:

(- Ben St. Benoit lisesinde yatılı öğrenci idim. Karyolalarımız eskrimci Feyzi ile yanyana idi. Bir gece, yakınlardaki meşhur Galata meyhanelerinde laternalar çalarken, “İMDAT!…” diye bir feryat duyunca, Feyzi ile yataklarımızdan fırlayıp pencereye koştuk. Müdür Frere Prudance, bizim telaşla pencereden uzandığımızı, bir aşağı hatdan, görünce:

— Yarın izinsizsiniz!….. diye bağırdı!..

Ertesi gün pazardı. G.S. ile maç vardı. Ne yapacaktık!.. Enspektör General Mr. Dcscou fi’ye gidip, uzun uzun ricalar ettim, yalvardım, ancak, öğle yemeğinden sonra izin verdi… Kadıköy’e sahaya geldiğimde bizim takımın kalesinde haf Hüseyin İzzi’yi görünce hayret ettim. Bana;

— Çabuk soyun kaleye geç!… dediler. Meğer, asıl kalecimiz Ali Sait gelmemiş. Topçu Harbiye-sinde Mühendis Talebe idi. O zamanlar hafta tatili Cuma olduğundan, Pazar günü yapılan blı maça okul müdürü izin vermemiş ve gelememiş. Ben de gelemediğimden, haf İzzi’yi kaleye geçirerek 8 kişi ile maça başlamışlar. 2. devre 10 kişi olmuşlar… Hava soğuk… Yağışlı. Saha kaygan, etrafta da 40/50 seyirci vardı. Bana, -Çabuk kaleye geç…. dediler ama, vakit yoktu. 5-10 dakika kalmıştı.

Biz bu maçı anarken, hep, “Kalecisiz maç!…” sözünü kullanmışızdır. Takımı da, “Kalecisiz Takım!..” diye anarız.

Bir noktayı daha işaret edeyim, bu mühimdir:

Galatasaray’ın 7 kişi olduğu doğru değildir. Onların elemanı çoktu. Gerçi maça 7 kişi başlamışlar, sonra 10 kişi olmuşlardır. Bizimkiler 8 kişi başlayıp 10 olmuşlar… 2 takım sahadan 10 ar kişi olarak ayrıldılar.

O mevsim bizim takımın sahaya tam olarak çıktığı nadirdir. Oyuncumuz yoktu. Kulüp dağılmak üzere idi.. Çok defa takımı başka Kulüplerden, ödünç oyuncularla tamamlardık…)

Fenerbahçe ile Galatasaray arasında son yalların başlıca rekabet dalları FUTBOL, ATLETİZM, BAKSETBOL ve KÜREK’tir. Futbolde, (FAVO-RİLİK), ezeli rekabetin çok yanıltıcı özelliği olmakta devam ediyor.

Aşağıdaki liste, 78 yılda yapılan 285 F.B.-G.S. maçının yer, gün, tür ve sonuçlarıyla, bu maçlardan her birinin, rakiplerin kaçıncı galibiyet, beraberlik veya yenilgileri olduğunu da gösterir:

Galatasaray Kulübü; Beşiktaş’ın 2-2, Fenerbahçe’nin de 3-3 lük averajlarına karşı, 4-4 lük averajla sahip olduğu 1987 yılı Spor Yazarları Kupası dahil, yine Beşiktaş’ın 47, Fenerbahçe’nin de 71 resmi şampiyonluklarına mukabil futbolda 49 kez şampiyonluk kazandı. 10 isim altında toplanan bu birincilikler sıra ile şunlardır:

İstanbul Ligi 14, istanbul Şild’i 1, İstanbul Kupası 2, Milli Küme 1, Türkiye Amatör 1, Türkiye Ligi 7, Fed. Kupası 8, Cumhurbaşk.K.sı 5, Başbakanlık 3 ve Spor Y. Kupası 7 kez.

Sarı-Kırmızıh Kulüp, 1986/87 mevsimi sonuna kadar, AVRUPA Kupalarında Türkiye’yi 20 kez temsil eden Fenerbahçe’den sonra, 17 ile ikincidir.

G.S.Kulübü, Parmakkapı Lokali, Kuruçeşme Adası, Kalamış tesisleri ve Yüzme havuzu, Florya saha ve tesisleri ve Ağva’daki arazisi ile, Fenerbahçe’nin 1960 larda stadını Beden Terbiyesine kaptırmasından sonra, Türkiye’nin en varlıklı Kulübü durumuna yükseldi.

FENERBAHÇE —BEŞİKTAŞ REKABETİ

Fenerbahçe’nin Türkiye’de (3 büyükler) den biri olan Beşiktaş’la ilk sportif teması 1914 de atletizm alanında başladı. Bunu, 1915 de Çayır Hokeyi, 1924 de Futbol, 1927 de Voleybol ve 1956 da da Basketbol ve Boks dalları izlediler. Ancak, ilk çetin çekişme voleybol branşında oldu ve bu mücadele bir kaç yıl sürdükten sonra, sürekli gelişen futbol rekabeti, 60 yılı aşkın bir süreden beri aralıksız devam ediyor.

Fenerbahçe ile Galatasaray’ın birer futbol kulüpleri olarak kurulmalarına karşı, Beşiktaş’ın, “OSMANLI JİMNASTİK KULÜBÜ” adından da anlaşılacağı üzere, Jimnastik Kulübü olarak doğuşu futbol alanına diğer iki arkadaşından daha sonra gelmesi, geç tanınmasına neden olmuş ve futboldaki rekabet 1924 yılında başlamıştır. Gerçi 3 yıl daha önce, (Galatasaray Turnuvası) maçları için talih Fenerbahçe ile Beşiktaşı 22.4.1921 Cuma günü için karşı karşıya getirmişti. Ancak, bu mümkün olmadı.

Garip bir gerçektir ki, F.B.nin G.S. ile futboldaki ilk temasları normal geçmiş ve F.B. rakibinin bu ilk dönemdeki üstünlüğünü mertçe kabul etmişken, B.J.K. ile futbol tanışması böyle olmamıştır. Beşiktaş; rakibinin normal üstünlüğünü: kabul etmeyerek iddialı yola saptı ve dolayısıyla da ilk dönemde 2 rakip arasında kurulması gereken samimiyet de gecikti. Ancak, bu durumun pek yararlı olmadığını kavrayan ve F.B. dostluğuna önem veren Kurucu ve Başkan Şeref beyin uzak görüşlüğü sayesinde, bu gecikme kısa sürmüş ve 2 Kulüp arasında 1930 lu yılların başında başlayan yakınlık artık aralıksız sürmüştür.

Fenerbahçe’nin Beşiktaş’la futbol temasına 1921 de başlayamamasının nedenini, tarihsel değeri nedeniyle, 24.4.1921 günlü İKDAM gazetesinden alıyoruz:

(Çekilen kura gereği ilk oyun Beşiktaş’la Fenerbahçe arasında idi. Müsabakaların intizam içinde geçmesi için Galatasaray Kulübü hafta içinde turnuvaya katılan kulüplere birer tezkere yazarak, her takımın sahaya sadece kendi futbolcularıyla çıkabileceğini bildirmişti. Fakat, Beşiktaşlılar Ün-yon Kulüpten Bekir ve Refik beyleri takımlarına dahil ettiklerinden, Galatasaray Kulübü tabiatıyla buna itiraz etmiş ve neticede Beşiktaşlılar sahadan çekilerek, Fenerbahçe galip sayılmıştır.)

Siyah-Beyazlı takım, ilk istanbul şampiyonluğunu, Fenerbahçe’nin en güçlü dönemlerinden birine rastlayan 1924 yılında kazandı. İlk kitabımızın 205/211 inci sayfalarında ayrıntılı olarak sunulduğu gibi, 1924 yılı İstanbul ve o mevsim lik kez Ankara’da tertiplenen Türkiye futbol şampiyonlukları, sahadan masa başına aktarılmış ve Fenerbahçe türlü entrikalarla tasfiye ye uğratılmıştır.

Eliminasyon usulüyle 18 takım arasında 31 Temmuzda başlayan maçlar sonunda, 15 Ağustos Cuma günü yarı finalde Beşiktaş Süleymaniye’yi 3-1 yenerken, ezeli rakipler maçı, bitime 30 saniye kala, durum 2-2 iken, kavga nedeniyle yarım kaldı.

DÖNEN DOLAPLAR!..

Bir gerçektir ki, 1924 yılı İstanbul şampiyonluğu futbol tarihimizin, idari yönden, çok üzücü bir sayfasıdır. Fenerbahçe’nin bir mevsim önce gol bile yemeden 58/0 lık skorla kazandığı İstanbul şampiyonluğu ve bunu izleyen ilk Ay-Yıldızlı takıma 7 futbolcu vermesi ve ilk Olimpiyat 11 ine 6 elemanla katılışı, İşgal Yıllarında düşman takımları karşısındaki tarihsel galibiyetlerini taçlandıran başarılar olarak gönüllerdeki sevgi ve şöhretini arttırmıştı.

Fenerbahçe’nin bu durumdan tedirgin olanlar, yarı finalin son dakikasındaki olaydan yararlanmak için, akla gelen ve gelmeyen bütün nizamsızlıklara başvurdular. Bu acı gerçeği, futbolumuzun bazı anılarını da hatırlatmaya olanak verdiğinden, kısaca açıklamakta yarar vardır.

Fenerbahçe’yi normal koşullarda yenemeyeceklerinin bilinci içindeki G.S. teknik adamları, bir mevsim boyu hiç gol yemeyen F.B.nin kalecisi Şekip’i sinirlendirmek yoluyla maçı kazanmayı denediler.

Türk futboluna sertlik ve küfrü aşılayan Milli Tikim Antrenörü Hunter, 6 aylık anlaşması bitmek üzere olduğundan, o hafta içinde 200 lira aylığı Mısırlı Prens Ali Haydar tarafından ödenmek üzere, gizlice Galatasaray’a aktarılmıştı. Bu yarı final maçında laysman duran Hunter’in ilk devrede kaşla göz arasında yanma çağırıp birkaç saniye konuştuğu solaçık Muslih’in, bundan sonraki ilk G.S. akınında Şekip’e tekme sallaması, Şekip’in de karşılık vermesiyle F.B. penaltıdan ilk golü yedi. Zaten katı ve sinirli maç bundan sonra iyice sertleşmiş ve durum 89. dakikada 2-2 iken, topun G.S. kalesi yakınında olduğu sırada, Şekip’le sürekli cebelleşen Muslih’in, sağiç EDİP’le beraber Şekip’e son bir tekme savurması sert bir tokatla karşılık görünce, 3 futbolcu arasında kavga başlamıştır. Hakem Haçopulos olay yerine koşmuş, diğer laysmen Vefa’lı Necmi Çakar’dan durumu öğrenip Şekip’i oyundışı etmiştir. Seyirci sahaya girmiş, düzen sağlanamayınca, hakem de sahadan çekilmiştir. “İMPARATOR” ve “ESRARENGİZ ADAM” lakaplarıyla anılan F.F.Başkanı Yusuf Ziya’nın, sahadan çıkmakta olan Rum hakemin önünü kesip,

(— PENALTI VERMEN LAZIMDI!..), diye onu etkilemeye çalıştığı ve Haçopulos’tan (— NİÇİN!..) cevabını aldığı duyulmuştur.

Haçopulos maçtan sonra verdiği raporda, özetle:

(UZAKTA OLDUĞUNDAN GÖREMEDİĞİ OLAYI, LAYSMENDEN ÖĞRENİNCE, ŞEKİP’İ ÇIKARDIĞINI, ANCAK SEYİRCİNİN SAHAYA GİRMESİYLE OYUNU HAKEM ATIŞIYLA TEKRAR BAŞLATAMAYIP, 30 SANİYE KALA TATİLE MECBUR KALDIĞINI) yazmıştır.

Galatasaray Kulübünün, “HAKEMİN FENERBAHÇE ALEYHİNE PENALTI DA VERMESİ LAZIMDI….” yolundaki itirazını, Şeref beyin başkanlığındaki Futbol Heyeti kabul etmiş ve hakem raporunu red ederek, resen penaltı kararı almış ve kalecisi ihraç olunmuş Fenerbahçe kalesine penaltı atışı ile başlayacak yarım dakika için, takımları 19 Ağustos Salı akşamı, aynı kadrolarıyla, Taksim stadına davet etmiştir.

Fenerbahçe Kulübü, (NİZAMNAMEYİ ÇİĞNEYEN BU TEK TARAFLI VE KEYFİ DAVRANIŞ)! şiddetle protesto ve Bölge’ye itiraz etti. İtirazında: (HAKKINA VE GÜCÜNE GÜVENENLER ER MEYDANINDAN KAÇMAMALIDIRLAR. YARIM KALAN MAÇIN, HAKEM RAPORU GEREĞİ, NE ZAMAN YAPILACAĞININ TEBLİĞİNİ BEKLİYORUZ.

ŞUNUN BUNUN İHTİRASI İÇİN HAKSIZLIK VE KEYFİ DAVRANIŞLARDA ISRAR EDİLDİĞİ TAKDİRDE, TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ FUTBOL TAKIMINA SAHİP OLAN VE MİLLİ TAKIMIN TEMELİNİ TEŞKİL EDEREK MEMLEKET ŞEREFİNİ AVRUPA-NIN BİRÇOK BÖLGELERİNDE YÜKSELTMİŞ BULUNAN FENERBAHÇE KULÜBÜ, YUKARIDAKİ DAVETİ KEMALDİ NEFRET VE İSTİKRAH’LA REDDEDECEK ve TÜRK SPORUNU BU TARZDA YÖNETEN BİR TEŞKİLAT İÇİNDE KALMAKTAN UTANÇ DUYACAĞINI BİR BEYANNAME İLE KAMUOYU, HÜKÜMET, HALK ve BASIN NEZDİNDE PROTESTO EDECEKTİR.) demiştir.

Bölge heyeti Fenerbahçe’yi haklı buldu ve hakem kararının aynen uygulanmasını 18.8.1924 akşamı Futbol Heyetine bildirdi. Bu karara uymak zorundaki Futbol heyeti, kurnazca, daha çarpık bir yola sapmış ve bir taraftan 19.8.1924 Salı saat 18 için takımlar bir hakem atışı ile 30 saniyeyi tamamlamaya yeniden çağırılırken, öteden Rum hakem Haçopulos’u tehdit yoluyla razı edip, maç öncesi stadın müdüriyet odasında Fenerbahçe kap-tanıyla karşı karşıya getirmiştir. Çok ustaca hazırlanmış bu planı kapsayan ve 19 Ağustos sabahı basında yayınlanan Futbol heyetinin bu bildirisi, Fenerbahçe’nin, Teşkilatın daha kuruluş yılında ne tür cambazlıklarına hedef oluşunun tarihsel bir vesikası olarak aşağıdadır:

(-15 Ağustosta neticelenemiyen G.S. – F.B. yarı final maçının, hakemin tesbit ve kararı gereğince, F.B. kalecisi Şekip Bey ihraç edilmiş olarak, bugün saat 18 de Taksim stadında bir hakem atışı veya suver-i muhtelife ile, aynı eşhas ve aynı hakem tarafından yarım dakika müddetle icra edilmesi ve bir sonuç alınmazsa, yeniden para atılmak üzere, 15 er dakikadan 2 kısımlık bir müsabakanın yapılması kararlaştırılmıştır. Bu husus hakkında 2 taraf kaptanlarının hakemle temas için , bugün saat 17 de stadyumda bulunmaları bildirilir.)

Stadın müdüriyet odasında Fenerbahçe kaptanına sokulan yüzü sapsarı; heyecan içindeki Haçopulos, titrek bir sesle:

” Zeki Beyciğim, kusura bakma, ben Cuma akşamı Şeref Beye raporumu verirken noksan yazmışım. Sonradan ecnebi nizamnamelerini, Fran-sızcalarını okuyunca hata ettiğimi anladım. Şimdi sahaya çıkınca sizin kaleye penaltı attıracağım. Buna mecburum!..” demiştir….

Bütün olay, tertip ve tehditlerden haberdar olan Fenerbahçe Kaptanı, ona:

— Sus be adam, bari yalan söyleme…. Sen 1,5, 2 saat önce Futbol heyeti reisinden aldığın emirleri tatbik ediyorsun. Biz, bütün bunları biliyoruz… diyor ve:

— Nasıl öğrenmişler?., telaşı içine gömülen Haçopulos’u büsbütün şaşkına çeviriyordu….

Fenerbahçe kaptanının istediği, ”RAPORUMDAN NÜKÛL EDİYORUM!..” diye yazdığı bir vesikayı imzalayıp vermekten de hiç çekinmedi. Çünkü, o günlere kadar başarı ile sürdürdüğü, “DÜRÜST ve CENTİLMEN ADAM!…” rolüne son vermesinin hiç bir sakıncası kalmamıştı artık. O 3. penaltıyı vermeye boyun eğdiği andanberi!.. Nitekim, kararını da vermişti: Atinaya kaçacaktı!……

Telaşlı telaşlı sahaya yürüdü… Topu Fenerbahçe kalesi önüne, penaltı noktasına koydu ve Mithat Ertuğ’un boş kaleye attığı bu 3. penaltı ile Galatasaray 3/2 galip sayıldı.

DRAMDAN SONRA KOMEDİ…

Türk futbolu için tek perdelik dram sona ermişti. Şimdi de 1924 yılı Ağustos ayında yaşanan bu olayın Komedi Kısmı Galatasarayla Beşiktaş arasındaki final maçıyla beraber başlayacak ve çok kısa sürecekti.

Beşiktaş durumdan memnundu. Çünkü, çekindiği yegane takım olan teknik Fenerbahçe, ezeli rakibi tarafından elenmiş ve önünde, bütün değeri vücut gücü ve sertliğe dayanan Galatasaray kalmıştı. Siyah-Beyazh gürbüz gençler için onları sahadan silmek hiç de güç olmayacak ve ilk İstanbul şampiyonluğu ile gittikleri Ankara’dan, Türkiye şampiyonu olarak döneceklerdi. Görüşleri bu idi.

Galatasaray daha çok memnundu. Çünkü, ezeli ve korkunç rakibi Fenerbahçe’yi elemiş ve hayal gerçek olmuştu. Artık önünde tecrübesiz ve yenilip yutulması kolay bir lokma kalmıştı. Bu, Beşiktaş idi. Yorulmadan hakkından gelecek ve açılan Ankara yollarını pür neş’e aşıp, genç Cumhuriyetin başkentinde zayıf Anadolu takımlarını da sıraya dizip, Türkiye’nin ilk şampiyonu olarak, tarihini süsleyecekti.

Böylece, 2 tarafın da hesapları tamamdı. Ama, ne çare ki çarşıya uymadı. Gerçi, Beşiktaş, hiç beklemediği 2 şamarla Galatasaray’a dersini verip; basma iri puntolarla:

“Beşiktaş sırtlarından esen hafif bir akşam rüzgarı İspanya şatosunu yıktı!…”, manşetleri attırdı. Ancak, o da, genç Harbiyelilerden yediği 2 golle hayal kırıklığına uğradı…. Olan, Fenerbahçe ve dolayısıyla İstanbul’a olmuş ve ilk Türkiye Şampiyonluğu İstanbul’dan kaçırılmıştı.

İLK FB – BJK MAÇI

Beşiktaş’ın 1924 de eleme usulüyle yapılıp Or-taköy, Beykoz, Süleymaniye ve Galatasaray’ı yenerek ilk İstanbul şampiyonluğunu kazanan kadrosu çoğunlukla dinamik gençlerdi. Fenerbahçe’nin bu takımla yapacağı bir maçın çok ilginç olacağında görüş birliği vardı. Ancak, bu maç hemen ve pek kolay olmadı.

Fenerbahçe Kulübü, dürüst ellerde olmadığını öne sürdüğü spor teşkilatı ile ilişkisini kesmişti. Teşkilatta görevli F.B.liler istifa etmişler, Türkiye birinciliklerinde türlü dallarda başarılı olup ödüllendirilenler bu mükafatları geri vermişler, futbol takımı da 1924-25 ligine katılmamıştır. Ayrıca, davranışlarında özgürlük ilan etmesi ve gerek İstanbul ve gerekse İzmirde maçlar yapmaya başlaması Futbol Federasyonunu ceza kararları almaya yöneltiyor, ancak bu çeşitli cezalar Fenarbah-çe kulübünce tanınmıyordu. Bir defasında İfestos adlı bir Rum kulübünü 8-2 yendikten sonra F.Federasyonunun aldığı 5 lira ceza kararını basın garip karşılarken, Fenerbahçe Kulübü onu da ödemeyeceğini deklare etmiştir.

Fenerbahçe, Kulübü, yenen hakkının büyüklüğünü sporla ilgilenmeye vakitleri olmayan Devlet ileri gelenlerine de kanıtlamak istiyordu. Bu maksatla, Türkiye birinci ve ikincileriyle İstanbul şampiyonu ve ikincisini basın yoluyla maçlara çağırıyordu. Türkiye 1. ve 2.1eri Harbiye ile Bahriye bu davetleri mertçe kabul ve Fenerbahçe’nin üs.-tünlüğüne sahada sportmence boyun eğdiler.. Ancak, İstanbul birinci ve ikincileri bu davetlere sürekli mazeretler öne sürdüler. O kadar ki, Maarif Vekaletinin F.B. ile G.S.ı barıştırmak için koyduğu Kupa, Fenerbahçe’nin bir yılı aşan başvurularına rağmen, bazen söz verilip günü de belirlendiği halde, bir türlü oynanamazken, Beşiktaş Kulübü altta kalmadı ve bir süre çalışıp, forma girdiğine ve tecrübe kazandığına kanaat getirdikten sonra, genç yöneticisi Nazmi Öktem’in verdiği söz üzerine, 28 Kasım 1924 Cuma günü Taksim de Fenerbahçe’nin karşısına çıktı. İşte, bu maç tarihin ilk F.B. – B.J.K. maçıdır ve Siyah-Beyazlı takımın İstanbul şampiyonu, Sarı-Lacivertlilerin ise Spor Teşkilatına küskün ve ilişkilerini kopardığı bir dönemde oynanmıştır.

İngiliz Allen’i yönettiği ve Beşiktaş’ın: SADRİ-REFİK OSMAN, TEVFİK-ŞAHAP, CA-VİT, BAHAEDDİN-NÂFİ, FERCANİ, EDİP, HASAN, VE SAADET’ten kurulu takımına karşı: SEKİP-CAFER, KADRİ-FAHİR, İSMET, RAGIP-SEYFİ, ÖMER, ZEKİ, ALAEDDİN ve SABİH’den oluşan Fenerbahçe’nin 4-0 kazandığı karşılaşma oldukça sinirli geçmiş ve takımlar sahadan 9 ar kişi olarak ayrılmışlardır. Bu ilk maçın gollerini Cafer (5), Zeki (20 ve 77) ve Alaed-din (26.d.) attılar.

İki Kulübün A takımları, bu 28 Kasım 1924 maçından 9.8.1987’deki 1-0 lık Türkiye S.Y. Kupası karşılaşmasına kadar 63 yılda 245 maç yaptılar. Bunların 96 sını Fenerbahçe, 82 sini Beşiktaş kazanmış, 67 müsabaka beraberlikle sonuçlanmıştır. Beşiktaş’ın 286 sayısına Fenerbahçe 333 golle karşılık verdi.

Bu 245 maç, 4 ü Türkiye, 2 si Almanya’da olarak, 6 şehrin, sıra ile, şu 12 sahasında oynandılar:

Taksim stadında 19, Fenerbahçe’de _42, Şerefte 29, Ankara 19 Mayısta 7, inönü de 128, Adana da 1, İzmir Alsancak ta 1, A.Sami Yen’de 12, İzmir Atatürk’te 3, Ankara Cebeci» Almanya’da Herne ve Offenbach’da birer maç.

Beşiktaş Fenerbahçe’yi en farklı olarak 23.3.1941 de Şeref stadındaki özel maçta 6 gol farkıyla 7-1 yendi. Fenerbahçe’de Beşiktaş’ı, yine en farklı olarak 6.12.1958 de İnönü stadındaki yine özel maçta 7 gol farkıyla, 7-0 mağlup etmiştir. Bunlardan sonra, en farklı olarak Beşiktaş Fenerbahçe’yi 3 kez 4-0, Fenerbahçe ise Siyah-Beyazlı rakibini birer kez 5-0, 5-1, 6-2 ve 3 kez de 4-0 yendi.

Fenerbahçe, en uzun süre olarak, 15.1.1984 den 17.8.1986 ya kadar tam 31 ay ve üstüste 11 maçta Beşiktaş’ı yenemedi. Buna karşı, Beşiktaş ta, 29.11.1953 den 3.1.1960 a kadar, tam 74 ay ve üstüste 17 maçta Fenerbahçe’yi mağlup edememiştir.

İki rakibin 1 sayılı golcüleri takım kaptanları Zeki Sporel (ÜSTAT) ile Hakkı Yeten (BABA) dır.

Hakkı Yeten, 23.12.1932 -18.5.1947 arası, 15 yılda Fenerbahçe’ye karşı yer aldığı 56 maçta, 5 i penaltıdan, 32 gol attı. Böylece Baba Hakkı her Fenerbahçe maçında, ortalama 0.57 gol kaydetmiştir. Üstat Zeki ise, 28.11.1924-12.1.1934 arası 9 yılda oynadığı 13 Beşiktaş maçında, penaltısız, 15 gol kaydetti. Maç başına, yine ortalama 1.16 sayı eder. Bunların dışında, Beşiktaş’tan Şeref Görkey 56 maçta 14, Ahmet Özacar 48 maçta 11, Şükrü Gülesin 10, Sabri Gençsoy ve Şevket Yorulmaz 9 ar gol attılar. Fenerbahçe’den de 7 yıl ve 31 maçta Cemil ibran 18, 50 maçta Naci Bastoncu 15, 24 maçta Melih Kotanca 13, Osman Arpacı yine 13, Fikret Arıcan ile Lefter 10 ar, Niyazi Sel, Müzdat Yetkiner ve Burhan Sargın 9 ar sayı yaptılar.

Bir maçta en çok gol atanlara gelince; Beşiktaş’tan Hakkı, Sabri, Ahmet ve Sinan’ın 3 er sayılarına karşı Fenerbahçe’den Zeki Sporel’in 18.6.1926 daki 4-1 lik maçta tek başına attığı 4 gol iki kulüp futbolcuları arasında rekordur. Bundan sonra, Fenerbahçe’den yine Zeki (2 kez), Naci Bastoncu, Suphi Ural, Burhan Sargın ve Cemil Turan birer maçta 3 er gol attılar… Görülüyor ki, Zeki Sporel’in rekorları 63 yıldır kınlamıyor.

İki ezeli rakibin birbirlerinden yaptıkları futbolcu transferlerine gelince: Fenerbahçeli 4 futbolcu 62 yılda Beşiktaş’a geçti. Bunlar, ilk 2 si kaleci olan Özcan Arkoç (1962) ve Adem İbrahimoğlu (1981) ile Mikro Mustafa Güven (1964) ve A. Kemal Denizci (1981) dir. Bunlara karşı da şu 7 Beşiktaşlı Fenerbahçe’ye geçtiler:

Saadet Tokcan (1925), Taci Ece (1940), Halil Köksalan (1942), Gürcan Berk (1959), Selim Soydan (1961) ve Şenol ile Birol (1963) dür.

BEŞİKTAŞ’IN ŞAMPİYONLUKLARI

Beşiktaş Jimnastik Kulübü bir çok spor dalında başarılar gösterip sivrilmiş ve Ay-Yıldızlı formalara değerli gençler vererek Türk sporunun kalkınmasında yararlı olmuştur.

Beşiktaş semtinde 1903 yılında kurulduğunun anlaşılması üzerine, Kuruluş Tarihi bu yolda düzeltilen Siyah-Beyazlı Kulübün en büyük başarısı futbol dalında yaşanmış ve bunda da 1934 yılında açılan Şeref Stadı’nm etkisi büyük olmuştur.

Çırağan Sarayı ve arsasının turistik otel inşasına ayrılması nedeniyle, 1986 da Şeref stadını terk eden Beşiktaş Kulübü, Beden Terbiyesinin yaptırdığı ve Beşiktaş Belediyesinin de ek sahalar vererek takviye ettiği Fulya Tarlası Tesisleri ve Aka-retlerdeki kendi malı yeni ve mükemmel bina ve 7 bin m2 lik arsa ile, geleceğini güvence altına almayı başarmış bulunmaktadır.

Beşiktaş’ın 1986/87 mevsimi sonuna kadar kazandığı resmi futbol şampiyonluklarının sayısı 47 olup, şunlardır:

İstanbul Lig şampiyonluğu 13, İstanbul Şilt şampiyonluğu 1, İstanbul Kupası ve Türkiye Amaör Şampiyonluğu 2 şer, Milli Küme 3, Başbakanlık Kupası 4, Federasyon Kupası 3, Türkiye Ligi 5, Cumhurbaşkanlığı Kupası ile Spor-Toto Kupası 3 er, Türkiye S.Y.Kupası 7 ve Deniz Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Kupası 1 kez.

İki Kulüp arasında 28.11.1924 den 9.8.1987 ye kadar 63 yılda yapılan 245 maçın yer, gün, tür ve sonuçları aşağıda tam ve doğru olarak sunulmuşlardır.

Hatırlatmak gerekir ki, bu 245 maç, usûl ve uluslararası teamüle uygun olarak, yalnız A takımları arasında yapılan karşılaşmalardır. Bu nedenle, daha önce, F.B. – G.S. rekabeti bahsinde söz edildiği üzere, 7.11.1953 ve 22.5.1954 de yapılan ve ilki 0-0, ikincisi 3-1 Fenerbahçe’nin galibiyetiyle sonuçlanan profesyonellik dönemindeki 2 Amatör lig maçı tabloya alınmamışlardır.

Ayrıca; bu tablo, yine uluslararası usule uygun olarak, sahaya çıkılıp fiilen oynanan maçları gösterir. Hayali veya sahaya çıkılmadan, hatta gün, hakem ve sahası belirlenmemiş maçlar için masa başlarında alınmış yenilgi veya galibiyetleri kapsamaz.. Sağdaki 3 sütun, 2 rakibin kaçıncı galibi yet, beraberlik ve mağlubiyeti olduğunu gösterir.

Futboldaki Fenerbahçe-Beşiktaş rekabetinin en ilginç ve övünce layık olan tarafı, 63 yılda yapılan 245 maçın hiç birinde iizücü bir olay yaşanmamış ve futbolcuların en çetin maçlarda bile terbiye ve sportmenlikten ayrılmamış olmalarıdır. 245 karşılaşmadan yalnız 4.3.1930 daki özel maç; Fenerbahçe takım kaptanı Alaaddiıı Baydar’la kısa bir tartışmadan sonra, hakem Beşiktaş Kulübü Başkanı Şeref bey tarafından 80. dakikada ve Siyah-Beyazlı takım 2-1 galip iken, tatil edildi, o kadar. Bu durumun, bütün takımlarımız için, örnek olması dilenir.

Yukarıdaki tablo, 1987/88 Türkiye Ligine girerken, Fenerbahçe’nin Beşiktaşa karşı 14 galibiyet ve 47 gol üstünlüğü olduğunu gösteriyor. Fenerbahçe’nin bu üstünlüğü Galatasaraya karşı maç sayısında 17, atılan gollerde de 31 dir.

Beşiktaş kulübünün yükselmesinde emeği geçen Başkan ve yöneticiler arasında Ahmet Fetge-ri Aseni, Ahmet Şerafeddin, Abdülkadir Karamürsel, Şevket Belgin, Aptullah Pozan, Hayri İrdelp, Nazmi Öktem, Şekip Okçuoğlu, Dr. Salahaddin Akel adları özellikle anılmaya lâyık değerli şahsiyetlerdir.

3 KULÜP TARAFTARLARININ SEVGİ ANKETİ

Fenerbahçe çok sevilen bir kulüptür. Çok sevildiği için de çok kıskanılır. Bu tabiat kanunudur.

Bir Fenerbahçeli, bıı G.S. veya Beşiktaş başarısı karşısında çok fazla üzülmezken, bu rakiplerin Fenerbahçe’nin başarılarına karşı alerjik tutumları her zaman ve her alanda gözlere çarpmıştır.

Bu ilginç konu ve şaşmayan gerçek, 1983 yılı Ağustos ayında, Cumhuriyet gazetesinin 300 vatandaş arasında yaptığı araştırma ile kanıtlanmış ve aydınlığa kavuşturulmuştur. Şöyleki:

Taraftarların, kendi kulüplerinden sonra, 2. olarak sevdikleri kulüpler:

BEŞİKTAŞLILARIN % 47 si G.S.i, % 39 u TRBZ.u, % 5 i F.B.’yi, G.S.lıların % 54 ü B.J.K.ı, % 19 u TRZ.u, % 3 ü F.B.yi, F.B.lilerin % 34 ü G.S.ı, % 23 ü B.J.K.ı, % 6 sı TRZ.u 2. kulüp olarak tutmaktalar.

Taraftarların en az sevdikleri kulübe gelince:

Beşiktaşlıların % 81 i F.B.yi, % 13 ü Trz.u, % 2 si G.S.ı en az seviyorlar.

G.S.lıların % 80 i, F.B., % 3 ü B.J.K.yi % 2 si Trabzonspor’u, F.B.lilerin ise sadece % 34 ü Beşiktaş’ı, % 30 u G.S.ı, % 24 ü Trabzonsporu en az seviyorlar. Yâni:

Beşiktaşlıların % 81 i, G.S.lıların % 80 i en az Fenerbahçe’yi severlerken Fenerbahçelilerin % 34 ü Beşiktaş’ı, % 30 u G.S.ı en az sevilen kulüp olarak görüyorlar.

Bu çok ilginç ve yararlı anket, Fenerbahçe kulübü için her zaman ve her alanda UYARI olmalıdır. Muhtemel zararlarını önleme çaresinin de, GÜÇLÜ FENERBAHÇE OLDUĞU UNUTULMAMALIDIR.

AMATÖR DALLAR

Fenerbahçe’nin Futbol Kulübü olarak kurulduğu malum. 1899 yılında bu işe girişenler; (Ah!.. Biz de İngiliz ve Rumlar gibi bir kulüp kurup top oynayabilsek…) özleminde idiler. Ancak, takibata uğrayıp dağıldıktan 2 yıl sonra, bu kez de, Kadıköy Futbol Kulübü adı altındaki, aynı özlemin hüsrana uğramasını takiben, 1907’deki girişim bu kez sürekli oldu ve kulüp gelişme yoluna girdi.

Yıllar ilerleyip Fenerbahçe’ye kaydolanlar arasında değişik spor dallarında başarı gösterenler olduğu görülünce, “Fenerbahçe Futbol Kulübü” adı, “Fenerbahçe Spor Kulübü”ne çevrilmiş ve çalışma dallarının sayısı da özellikle 1913 den sonra, süratle artmaya başlamıştır.

Şube sayısı, ilgisizlik veya rakipsizlik nedenleriyle, kısa sürede kapananlarla beraber, 1987 ye kadar 35’i buldu – Fenerbahçe Kulübünün, futbol dışında ki 34 amatör spor dalında göstermiş olduğu çalışmalar, ana spor Atletizm’den başlamak üzere, aşağıda sunulmuşlardır.

ATLETİZM

Ana spor Atletizm, Fenerbahçe Spor Kulübünün tarihinde, kazandığı sayısız şampiyonluk derece ve başarıları yanında, Türk Atletizmini temsil gücü itibarıyla da önemli bir branş olarak sivrilir.

Fenerbahçe Kulübü pistlere sürdüğü 200 ü aşkın milli ve 50 ye yakın Balkan ve Akdeniz şampiyonu atletleriyle, bu ana sporda en başarılı dönemini 1939-65 yıllarında yaşadı ve bu çeyrek yüz yıllık sürede Türk Atletizmine tam anlamıyla öncülük etti. Yurdumuz atletizminin övünmeye değer başarıları da zâten bu dönemde yaşanmıştır.

Olimpiyatlar tarihinde 1984 yılına kadar, güreş dışı yegane derecemiz olan, 1948 Londra Olimpi-yatlarındaki 3 adım atlama 3. lüğüyle, 1950 Avrupa üçüncülüğü ve Avrupa karmasına seçilen ilk ve yegane Türk atleti olmak şerefi Fenerbahçeli Ruhi Sarıalp tarafından kazanıldığı gibi, yine Ruhi, Mustafa Batman, Ekrem Koçak ve Osman Coşgül’ün Ordulararası Dünya Şampiyonluklarıyla, muhtelif Balkan ve Akdeniz Olimpiyat şampiyonluk ve dercelerimiz ve başarılı birçok International karşılaşmalar da hep bu dönemde ve Fenerbahçeli atletlerce veya onların büyük katkılarıyla sağlanmıştır. Aşağıda sunulan bilgiler, Fenerbahçe’nin Türk Atletizmindeki tarihsel öncülüğünü kanıtlayan daha pek çok mutlu olayları göz önüne serecektir.

FENERBAHÇE ATLETİZMİ

Yurdumuz ve Fenerbahçe Kulübünde 1913’den itibaren kişisel çalışmalar halinde doğan atletizm, toplu ve planlı spor hüviyetini, Sarı-Lacivertli Kulüpte, 1928 den itibaren kazandı ve kulübün gösterdiği ilgiye paralel başarı dönemleri yaşadı. Bu bakımdan, Fenerbahçe atletizmini:

DOĞUŞ : 1913-28

TOPARLANMA : 1929-38

YÜKSELİŞ : 1939-65

DÜŞÜŞ : 1966-83

YENİDEN KALKINMA : 1984-87

olarak, 5 döneme bölerek incelemek gerekecektir.

50 yıllık ilk kitapta ayrıntılı olarak sunulan 1913-57 arası özet olarak sunulacaktır.

1913 – 28 DÖNEMİ

Fenerbahçe Atletizmi 1913-28 döneminin büyük kısmında, yurt faaliyetlerine paralel olarak, ferdi bir görünüm içindedir. Nitekim Maarif Nazırı Şükrü beyin himayesinde Fenerbahçe Kulübünün 21.10.1913 de Kadıköyde tertiplediği spor bayramına, atletizm olarak, sadece 100 ve 800 metre koşular yer almıştır. Bu yarışları Fenerbahçe Kulübünden Bedri Yıldırım ile futbol takımından Robert College’li TRİPO kazandılar.

Bu müsabakaları, Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar, birkaç organizasyon izlemiş ve çalışmalar 1918’den itibaren biraz daha genişlemiştir. Bu dönemdeki Fenerbahçeli atletler:

Gülleci Mahmut, 3 adımcı Anoraki, Turhan Nazıkioğlu, 800 ve 1500 cü Cevdet, Dr. Orhan Toros, Hayri, Yüksek ve Ciritçi Nubar, 400 cü Hançeris, Osman Nuri, sonraları Hv. Korgenerali Asım Uçar ve uzun mesafeci Salahaddin Türsen ile Dr. Nureddin Otmar Savcı’dır. Bu gençlere Fenerbahçe ve hatta Türk Atletizminin öncüleri demek yerinde olur.

Bu dönemin en önemli olayı, 21 Ekim 1923 günü Fenerbahçe Kulübünün kendi atletleri arasında ilk kez derece tesbiti amacıyla yaptığı yarışlardır. Başlıcaları, futbol takımından Zeki, Alaaddin, Bedri, Ragıp, Suat, Haydar, Hakkı ile İlhami, Sadık, Hayrettin, Muzaffer, İsmail, Nejat, Tarık, Sait, Hüseyin Sermet, Salahattin, Nureddin olarak, 30’u aşkın atletle tesbit olunan dereceler, o günler ve koşullar altında, başarılı sayılmıştır. Ancak, resmi veya uluslararası müsabaka henüz söz konusu olmadığına göre, Fenerbahçe Kulübünün Cumhuriyet’in ilanından 8 gün önceki bu hararetli girişimi gerçekte her hangi doğru bir ölçüye vurulamaz. Ancak, hemen ardından, 1924 Paris Olimpiyatlarına Mister TOBİ nezaretindeki bir aylık Kadıköy kampından sonra,Türkiye’yi temsilen gönderilen (TARIK, SAİT ODYAK, ŞEKİP ENGİNERÎ ve RAUF HASAĞASI)ndan kurulu 4 x 100 bayrak takımımızın ilk 2 elemanı Fenerbahçeli, diğer 2 si de Galatasaraylıdır.

Türk Atletizm tarihinde ilk doğru ve geçerli rekorlar bıı olimpiyat seçmeleriyle, Paris dönüşü yapılan 1924 yılı İstanbul birinciliklerinde tesbit edilmiştir. Bu ilk resmi yarışlarda 3 Fenerbahçeli atlet İstanbul birincilikleri kazandılar. Bunlar 5 bin metreyi 19.45 dakikada koşan futbolcu Hakkı Gürtay, 1.60 yüksek atlayan Hüseyin Sermet ve sırıkla 2.84 atlayan Sadık Ceylan’dır.

Bu resmi 1.liği izleyen müsabakalarda futbolcu Haydar Aşan, yüksek ve sırıkla atlamada; Faysal Targan, uzun ve 3 adım atlama da; Hüseyin Sermet 100, Sami 400 metrelerde, sonraları Londra B.B.C. radyosunda 25 yıl spikerlik yapan Mübeccel Argun da, ilk Türk bayan atleti olarak tek başına girdiği 50 metrede Fenerbahçe’ye birincilikler kazandırdılar. Ancak, Haydar’ın futbol oynamayacağı sözüyle Galatasaray’a verilmesi, Hüseyin Sermet’in de 6.09 uzun atladıktan sonra, 100 metreyi 11.3/5 ve göğüs farkıyla Semih Türkdo-ğan’a kaptırdığı yarıştan sonra, tahsil için Amerika’ya gitmesi Fenerbahçe atletizmini 1927 yılında atalete sürüklemiştir.

1929-38 DÖNEMİ

Atletizm Federasyonundan Sv. Uteg. Edip BERKMAN’ın 1928 Eylül ayında Fenerbahçe Kulübünde 20 kadar gençle giriştiği ve o tarihe kadar en ciddi olarak yorumlanması gereken çalışmalar, bir yılda olumlu sonuç verdi. Nitekim, 7 Haziran 1929 da yapılan Fenerbahçe Atletizm bayramında göğüsleri F.B. yazılı 45 atlet bu verimli girişimin kanıtı ve Sarı-Lacivertli Kulüp atletizminin artık sürekli ve başarılı varlığının müjdecileri olarak alkışlandılar. Bu gençler arasında şu isimler sayılabilir;

Sprinterler: Saki ve Baki Zorlu, Karaali, Suat, Sait, Sıtkı Salur, sonraları Donanma Komutanı ve Tümamiral Haydar Olcay Noyan, orta mesafe koşucuları: Muhtar Bedi, Bedi Nazlı ve sonraları HV. Tümgeneral Şerafeddin Urul ve uzun mesafeci Ahmet Tulga, Nuri Erer ve Reşat Erte. Atlamalarda; Necdet Erdem, Sadri, Nuri Hiçler, Tahsin Arduman, İhsan ve Celal Balkır Kardeşler, disk ve güllede Burhan, İhsan, Ciritte de, aynı zamanda süratçi olan İsmail Kuşu.

Bu atletlerle o yıl 20 Haziranda Vali, “ÜSTÜNDAĞ KUPASI” kazanılmış, 11 Ekimde İLK KEZ PUANLI YAPILAN ŞAMPİYONADA, 1. Beşiktaştan sonra, İstanbul Bölge 2.si olunmuş, 100 ve 200 de SAKİ, 400 de SAİT, tek ve 3 adımda TAHSİN, sırıkta NECDET, 4 x 400 de SAİT, SAKİ, SUAT ve MUHTAR BEDİ Fenerbahçe’ye 7 İstanbul birinciliği kazandırmışlardır.

Artık her dalıyla gelişen Fenerbahçe atletizmi, ilk kulüp temasını 25 Ekim 1929 da Taksim Yeni Yıldız (eski adı NEOS ASTR) Rum Kulübü ile yapıp 60/66 puanla kazandı. Bunu, 8.8.1930 da yine Rum Kurtuluş (eski adı TATAVLA-HERAK-LİS) ve diğer gaUbiyetler izledi ve 10.7.1931 de Bursa’da yaptığı takım halindeki ilk yurtiçi müsabakada 11 yarışın hepsini l.ci bitirdi.

Şurasını hatırlamak gerekir ki, bütün İstanbul müsabakalarının yapıldığı Fenerbahçe stadında-ki düzensiz toprak pist, 1931 Haziranında onarılmış ve yurdumuz ilk kez 7.20 x 100 metrelik düzenli bir piste kavuşup, bu tarihten sonra rekorlarda birbirlerini kovalamaya başlamıştır. Tevfik Böke’nin 29.7.1932 de uzun atlamada 6.61 iik rekoru, ertesi gün İsmail Kuşu, Fikret Sever, Saki Zorlu ve Furuzan Tekil 4 x 200 bayrak takımının 1.36 lık yeni Türkiye rekoru izlemiştir. Nihayet, 28.7.1933 de de galibine bir şilt konan iddialı karşılaşmada Fenerbahçeli atletler, Beyoğluspor (eski adı PERA S.C.) gibi en güçlü Rum Kulübünü de 40/70 puanla yendiler. Bu karşılaşmada 110 en-gelli’yi 16.1, ile koşan, tek adımda 6.79, üç adımda da 13.19 atlayan Fenerbahçe’n Tevfik Böke bir günde 3 Türkiye rekoru birden kırmıştır. Bu rekorları, kısa aralıklarla süratçı Hilmi Alemdar, Müfahham, Yazıcı, Raif Emergen, 800 cü Ziya, Abdullah Karaca, Manol, Ekrem, Niyazi, Yüksekçi Cihat Renda, 3 adımcı Pulios Pulat, Gülleci Eseyan’ın rekorları izledi.

Bu dönemde genellikle ferdi yapılan İstanbul ve Türkiye birinciliklerinde en önemli ve ilgi çeken olay, Fenerbahçe’nin genç ve yetenekli 800 cüsü Ziya ATLET’in G.S.lı ünlü ömer Besim Koşalay’ı hem İstanbul ve hem de Türkiye şampiyonasında mağlup etmesidir.

Yine bu dönemin üzücü bir olayı da, aynı Ziya Atlet’in, (Niçin alındı?!.. Yenileceğiz!…), diye itirazla karşıladığı, ancak Fenerbahçe’nin kazandığı yukardaki Beyoluspor yarışlarına gelmemesi sonucu, Kulüple ilgisinin kesilişidir. Fenerbahçe Kulübü bu konuda yayınladığı bildiride: (FENERBAHÇE’YE ZAYIF RAKİP ARAYAN DEĞİL. GÜÇLÜ VE ÇETİN RAKİPLERDEN ÇEKİNMEYEN YARIŞÇILAR YARAŞIR) denmiştir.

Türk atletizminde 2 çok ilginç gün bu dönemde yaşandılar. Bunlardan ilki 14.7.1933’dür. Tarihte, F.B. ile G.S. ilk kez takım halinde bugün karşılaştılar. Bu yarışı 52-56 Galatasaray kazandı.

İkinci ilginç gün, 13.6.1936 dır. Yukardaki tarihsel karşılaşmanın rövanşını Fenerbahçeli atletler 50-54 aldılar.

Fenerbahçe’nin atletizm şubesine bu yıllarda, daha sonraları Kocaeli Milletvekili olan, Sezai Mümtaz Kavalcıoğlu kaptanlık etmiştir.

1939 – 65 DÖNEMİ

Fenerbahçe Kulübü, atletizmde resmi şampiyonluklarını 1939 yılından itibaren kazanmaya başlamıştır. O sene hem (İSTANBUL BÖLGE ŞAMPİYONLUĞU), hem de aynı mahiyette resmi ve sürekli organizasyon olan (GÜL KUPASI ŞAMPİYONLUĞU) Fenerbahçe tarafından kazanıldı.

İstanbul birinciliğinde 21 yarıştan 10’unu Fenerbahçe, 7’sini G.S., 3’ünü Beşiktaş ve birini de Şişli Kulübü birincilikle bitirmiş, 81 puan alan Fenerbahçe’yi 55 puanla Galatasaray ve 25 puanla da Beşiktaş izlemiştir.

Fenerbahçe’ye 10 birincilikten 5’ini 400 sürat, 200 ve 400 engelli, uzun atlama ve cirit atma olarak ve 52.6 – 27.2 – 60.8 saniye ve 6.32 – 54 m. derecelerle Meliiı Kotanca; 4 birinciliği 800, 1500, 5 ve 10 bin metrelerde 2.02 – 4.26.4 – 16.10.4 ve 36.38 ilk derecelerle Rıza Maksut İşman ve 3 adımda 13.96 metre ile Abdurrahman kazandırdılar. Füruzan ve Neriman Tekil kardeşlerle Müfahham Yazıcı sürat yarışlarında; Sudi Saka cirite, Pilitas Üçtek de 3 adım atlamada ikincilikler sağladılar. Yılın dekatlon şampiyonluğunu Melih, Füruzan ve Sudi kazandılar.

1907-57 dönemi çalışmalarını kapsayan ilk kitapta, yurdumuzda organize edilen ve İstanbul, Gül Kupası ve Türkiye şampiyonlukları olarak adlanan 3 tür puanlı yarışlarda kulüplerimizin 1957 ye kadar aldıkları birincilikler, aşağıdaki gibi, tablo halinde sunulmuşlardır:

Bu ilginç tablo, Fenerbahe’nin 1957 yılına kadar Türk atletizmindeki görkemli gücünü kanıtlayan paha biçilmez bir başarı simgesidir.

Fenerbahçe atletizmi, 1939’dan itibaren kazanmaya başladığı şampiyonlukları 1965’e kadar hemen hemen aralıksız sürdürdü. İstanbul birinciliklerinde 1939’daki ilk şampiyonluğu, 1964’e kadar, 18 kez yinelemiştir. 1964’den sonra ise, 1984’e kadar şampiyon olmadığına göre, 1939-65 arası çeyrek yüz yıllık dönemin Fenerbahçe atletizm tarihindeki büyük önemi kendini açıkça gösterir. Bu süre içinde, Fenerbahçe ayrıca 17 kez de Gül Kupası, her yıl puanlı yapılmamakla beraber, 8 kez de puanlı Türkiye şampiyonu olmuştur.

İstanbul, Gül Kupası ve Türkiye birinciliklerinde, çeyrek yüz yılda A takımlarındaki bu 43 resmi şampiyonluk dışında; GENÇ ve YILDIZ kategoriler birincilikleriyle diğer resmi ve özel karşılaşmaların büyük çoğunluğunda ve ayrıca ferdi ve takım halinde kros birincilikleriyle büyük ATATÜRK koşularında, Pentatlon ve dekatlon yarışlarıyla tekmil bayanlar müsabakalarında kazandığı sayısız birincilikler ve bütün bunların simgeleri olarak müzeyi süsleyen ve zengilleştiren yüzlerce mükafat Fenerbahçe’nin Türk atletizmindeki tarihsel güç ve öncülüğünün kanıtlarıdır.

Fenerbahçe’nin 1939/65 dönemi atletizmindeki görkemli durumunu simgelemeye yetecek bir çok olaylar arasında bir anı’yı burada anmak yersiz olmayacak:

1947 yılı İstanbul Bölge Şampiyonası 9/10 Ağus-tos’ta 3 Kategori üzerinde ve ilk kez DOLMABAHÇE stadında yapılıyordu. Yeni ve modern stat, futbol maçlarına açılmadan 3 ay önce İstanbul Atletizm Şampiyonasına açılmıştı.

Fenerbahçeli atletler stadın mükemmel pistinde rakipleriyle 2 gün yarışmışlar ve 3 kategoride de büyük puan farklarıyla bir kez daha istanbul şampjyr~u olmuşlardı. Başarılarını yeni Ttrkiye rekorlarıyla da süsleyen şampiyon atletler, yarışmalar sonuda, kazandıkları 29 birinciliğin uyandırdığı takdir duyguları arasında tribünlerdeki taraftarlarda coşku ile kutlanıyorlardı.

Bu unutulmaz 10 Ağustos 1947 akşamının gölgeler! Yemyeşil stada inerken, Atletizm Federasyonu Başkanı Naili Moran, henüz futbol ayakkabısı değmemiş zümrüt gibi çayırın hemen kenarındaki pistte mükafat dağıtmaktadır. Çeşit çeşit ödüllerle dolu masa etrafındaki ilgililer arasından, birden ileri fırlayan 100 metre rekortmeni, eski ajan ve Galatasaraylı atletlerin hocası Semih Türkdoğan, Federasyon Başkanından mükafat alan her 6 atletten 5’inin Fenerbahçeli olması ve adı okunan her Sarı-Lacivertlinin tribünlerden kopan alkış ve tezahüratla kutlanması karşısında, dayanamamış ve takdirlerle karışık gıpta ve hayranlıklarını şu sözlerle haykırarak açıklamıştır:

(— Bu, İSTANBUL ATLETİZM ŞAMPİYONASI DEĞİL, ADETA BİR FENERBAHÇE ATLETİZM BAYRAMI!…)

Sarı-Lacivertli Kulüp için bu dönemin en büyük övünç nedeni, hiç kuşkusuz, uluslararası başarılarıdır. O kadar ki, Fenerbahçe atletizmi 1939-65 arası, tam çeyrek yüzyıl, Türk atletizmini geniş ölçüde temsil etmek görevini tam olarak ve dörtbaşı mamur şekilde başarmıştır. Milli temaslar, Balkan ve Doğu Akdeniz şampiyonlukları ve sayısız uluslararası diğer organizasyonlar, hatta Avrupa ve Olimpiyat derecelerimiz Fenerbahçe atletizminin yüceliğini simgeleyen anılardır. Bunları birer birer saymaya sayfalar yetmez. Ancak, 25-30 kadarını daha ileride kaydetmekle yetineceğiz.

Bu dönemin Fenerbahçeli atletlerimin başlıca-Iarını, büyük çoğunluğu International ve (M) harfiyle işaretlenmiş olarak, şöyle sıralamak mümkündür:

Sprinterler:

ALEMDAR HİLMİ (M), AKSUR KEMAL (M), AYDIN ORHAN (M), AYTAN SEZAİ (M), ACARBAY DOĞAN (M), AKDALAY ŞEVKET, AKSOY SEHA (M), AYYILD1Z TURAN, BARIŞ FERHAT, BALOĞLU MUZAFFER (M), ÇAKARCAN SABAHADDİN (M), COŞAR SONAY (M), CENGİZ BURHAN (M), ERBAŞ MUSTAFA, EKREM, KARABELEN ERDOĞAN (M), EMRE ENGİN, EKİCİ VASFİ (M), GÜNEŞ ALAADDİN (M), GÜÇ FİKRET (M), HAMDİ GÜRBÜZTÜRK (M), GÖZEN AYHAN, GÜVENÇ LÜTFÜ (Sonraları Tümgeneral), GÖRE ÇETİN (M), GÜRSOY YILMAZ, İÇTEN ENİS, KOTANCA MELİH (M), KAYMAK OSMAN (M), KANDEĞDİ HİKMET (M), Dr. LAKAY KEMAL (M), LAKAY ATİLLA, NAZLI BÜMİN, ONUR AYDIN (M), OVALİ ENDER, ÖLÇEN ADNAN (M), ÖZGÜVENÇ KENAN (M), PALİS İHSAN, REMAN HALUK (M), SELVİ MUZAFFER (M), SAMİ, TÜKEL TURHAN (M), TEZGÖREN ÖZDEN (M), TUNALI AYDIN (M), TEKİL KÂMRAN, TAMOKAN GÜNAY (M), TEKİL FÜRUZAN (M), TEKİL NERİMAN (M), PLİTAS ÜÇTEK (M), ÜNER UĞUR (M), ÜNSAL YALÇIN (M), URAL SUPHİ (M), UYGUR FERRUH (M), YAZICI MUFAHHAM (M), YÜCESOY REBİİ, YORDANİDİS TODORİ (M), YÜZER HAMDİ, ZEREN ORHAN, ZEVYER CEVDET (M), BATMAN MUSTAFA (M),

Uzun Mesafe Koşucuları :

ALTINIŞIK NAZIM (M), AKINCI BÜLENT (M), ALBAYRAK HÜSEYİN (M), AYDIN EŞREF (M), AVAKYAN VARTAN, COŞGÜL OSMAN (M), DİNÇTÜRK ŞEYDİ (M), DALKILIÇ MUHARREM (M), DEVELİ RAİF, GÜRSU YILMAZ, HALİL, İŞMAN RIZA MAKSUT (M), KOŞAR RECEP (M), KOÇAK EKREM (M), GÖKER TURHAN (M), P.LAMBRİDİS, ÖZARALLI İRFAN, ÖZCAN MUSTAFA (M), POLAT ALİ (M), PAKEL FEVZİ (M), ŞEN HİKMET (M), SABAN ŞÜKRÜ (M), SOKULLU YAVUZ, TARIM ESAT (M), TUNCAY CİHAT (M), YILMAZ AHMET, YALIRGAV EDİP (M), ŞAHİN TURHAN (M), HAYRETTİN CAN, YÜCEL SADIK, DİRİMEN SELÇUK (M), DİNÇER ÇAKIRLI (M), GÖKTÜRK MACİT (M), UYGUÇ ÜNAL (M), ŞENSOY OKTAY (M).

Mızrakçılar:

ZIRAMAN HALİL (M), ÇETİN YILMAZ NUREDDİN (M), KIRLI AHMET (M), KÖKSAL KEMAL (M),

DİSK ve Gülleciler:

BERKOK JEBAĞ (M), BEYAZIT MEHMET, BORA METİN, EMRE VEYSİ (M), KÖSEOĞ-LU SABRİ (M), GÜLERİ SEMİH, GÜRAN NECATİ, HÜSEYİNOĞLU MEHMET (M), İLMEN TALAT, ÖNUÇAR İBRAHİM (M), OKTAY YIL. MAZ (M), ÖRKİ ERCAN, ÖZKENT AKBİLEK, OKTAY MEHMET, MAVİENGİN MUSTAFA (M), REYMOND RE AD (M), TÜLAY EROL.

Çekiççiler:

MÜHÜRDAROĞLU İZZET (M), ALPDOĞAN NUREDDİN, AYHAN, ALAADDİN, ÜNYAY ÖZTEKİN (M).

Tek ve 3 Adım Atlayıcılar:

AKGÜN AVNİ (M), APA ÖMER (M), AKDOĞAN ALAADDİN, ATAÇ ATEŞ, DEVEKUŞU-OĞLU FERHAN (M), EGE VAHİT (M), GÖKTÜRK MACİT, KÖKSAL ATİLLA (M), KURD TURGAY (M), KURDBAY AHSEN (M), MERİÇ TURGUT, SARIALP RUHİ (M), ÜNSAL YALÇIN (M), BÖKE TEVFİK (M).

Yüksek Atlayıcılar:

AKKAN ERDAL (M), AKIN MUHİDDİN (M), ARAR SÜREYYA (M), ARAS MAHİR (M), ARSEVER HAMİT (M), ARYAK YÜKSEL (M), ATAKAN OSMAN, BÜYÜKDOĞAN TAHSİN (M), ÇAĞDAŞ ARMAĞAN (M), GERÇİN MERDOL (M), HANSOY BEYDUN, SAKA SUDİ (M), ÜNÜVAR ZİYA (M), YALIN SELİM (M) ve ZAİM CELADET (M).

1966-83 DÖNEMİ…

Fenerbahçe atletizmi 1963 de bir sarsıntı geçirirken, 1964 İstanbul şampiyonluğunu 8/9 Ağustos günleri İnönü stadında büyük gayretle kazandı. Aynı yılın Türkiye şampiyonasında ise 2. oldu. 1965 de Bölge 2.si iken, yeni ve son bir gayretle Türkiye şampiyonluğunu İzmir Karantina Kulübünün 23.604 puanına karşı. 23.953 puanla kurtardıysa da düştüğü krizi artık atlatamadı ve bunalım sürdü. Yönetim Kurulu, yalnız Fenerbahçe için değil, Türk atletizmi için de bir çöküntü olan bu olayı, 29.3.1964 Kongre raporunda özetle şöyle açıklamıştır:

(FENERBAHÇE KULÜBÜNÜN 1938 DEN BERİ, ÇEYREK YÜZ YILDIR TÜRK ATLETİZMİNİ ÖZENLE YAŞATTIĞI ve bu SPORUN TÜRKİYE’DE 1 SAYILI KORUYUCUSU OLDUĞU MUHTEREM HEY’ETİNİZCE VE HERKESÇE BİLİNİR. BÜTÜN ULUSLARARASİ ORGANİZASYONLARDA KADRONUN % 80 İNİ FENERBAHÇELİ ATLETLERİN OLUŞTURMASI KULÜBÜMÜZÜN BU SPORU BEDEN TERBİYESİNİN İLGİLİ ORGANLARINDAN DAHA CİDDİ ŞEKİLDE KORUDUĞUNU GÖSTERİR.

FENERBAHÇE’NİN FUTBOLDA HENÜZ AMATÖR VE GELİRİ DE ÇOK SINIRLI İKEN, ATLETİZM SPORUNA GÖSTERDİĞİ BU YÜKSEK İLGİ VE KORUMACILIK, GEREK ATLETİZM VE GEREKSE KULÜBÜMÜZ TARİHİNDE İNKÂR VE UNUTULMASI OLANAKSIZ FEDAKÂRLIK HATIRALARI TEŞKİL EDER.

KULÜBÜMÜZ, BU AĞIR YÜKE İLÂNİHAYE KATLANAMAYACAĞINI VE İLGİLİLERİN BU FEDAKÂRLIĞI DESTEKLENMELERİ GEREKTİĞİNİ HAYKIRMIŞ, FAKAT KİMSE BU UYARILARA KULAK VERMEMİŞTİR… MUKADDER AKIBET İŞTE NİHAYAT YAŞANMIŞ BULUNUYOR. FENERP\HÇE KULÜBÜ GEÇEN YIL, MALİ ZORLUK NEDENİYLE, ŞUBEYE İLGİYİ AZALTINCA 8 BİRİNCİ SINIF ATLETİNİ KAYBETTİ. ŞUBENİN PİST ELEMANLARI DAĞILIRKEN, TÜRK ATLETİZMİ DE, BUNA PARALEL OLARAK, ULUSLARARASI DERECE ve GÜCÜNÜ KAYBETMİŞ BULUNMAKTADIR!..)

Fenerbahçe’nin yerinin doldurulamaması, Atletizm Federasyonu’nu telaşlandırdı. Antrenör Şevki Koruyu Kulüp emrine verdiği gibi, 5 bin lira da yardım yaptı. Ancak, bu destek çok yetersizdi.

A kategorisinde 1984 e kadar 20 yıl İstanbul, 19 yıl da Türkiye birinciliklerinden uzak kalan Fenerbahçe’nin bıraktığı boşluk bir türlü dolduru-lamadığından, Türk atletizminin çöküş hali sürmüş ve artık ne international bir birincilik, ne Balkan ve ne de Akdeniz Olimpiyat şampiyonlukları söz konusu olmuştur.

Bu durumda Fenerbahçe’nin tek tesellisi, kros ve uzun mesafe yarışlarındaki başarısını sürdürmesi oldu. Sıra ile, MÜSLİM ŞENTÜRK, HİKMET ŞEN, TURHAN ŞAHİN, MUHARREM DALKILIÇ, HASAN ERTEK, BÜLENT AKINCI, ŞÜKRÜ SABAN, MEHMET TÜMKAN, SERMET TİMURLENK ve ZEKİ ATLI bu alanda FENERBAHÇE adını zirvede tutmakta devam ettiler.

Fenerbahçe stadının, yeni inşaat için, 1965 de yıkılması üzerine pist de kullanılamaz olmuştu. 1967 de Dereağzındaki pist onarılmış ve Vali Vefa Poyraz tarafından Türk-Bulgar yarışlarıyla açılmıştır. Bu açılışla atletizm biraz canlılık kazandı ve bu yıllarda Sarı-Lacivertli atletler yine de Türkiye’nin en iyi derecelerini yapmaktan uzak kalmadılar.

17 yaşındaki Fenerbahçe’n Orhan Aydın’ın, 15 yıllık 200 metre rekorunu, 21.8 ile yinelemesi, 800 de Ali Erte (M), 1500 de Mehmet Tümkan (M), Gülle de Ahmet ölçen (M), 3 bin engellide Turhan Şahin, Krosta Muharrem Dalkılıç, Yüksekte Merdol Gerçin, 400 Engellide Cengiz Akıncı (M), Sırıkta Tamer Aydemir (M), Atilla Darılmaz, Murat Ayata (M), İlhan Ökten Türkiye Şeref Listesi’nin başında yer aldılar. Ancak, Dünya Atletizmindeki hızlı kalkınma karşısında aradaki mesafe, Türk atletizmi aleyhine sürekli büyümüştür.

Fenerbahçe Kulübünde hiç bir spor dalında, hatta hiç bir konuda plan ve programla çalışıldığı iddia olunamaz. Herhangi bir dalda başarı, yönetim kurulunun tutumu ile, şube kaptanının ilgi ve becerisine bağlıdır. Nitekim, 1971 de, bu branşta yetişmiş şube kaptanının değişmesi, 22 istifa ile sonuçlandı ve Fenerbahçe Türkiye birinciliklerinde ilk kez 4lüge düştü.

1968 Meksika’dan sonra, 1972 Münich Olimpiyatları döneminde Türk atletizminde yaşanan hareketsizlik, artık ilk kez, eleştirilere neden olmakta ve basın: (TÜRK ATLETİZMİNİ BU DURUMA DÜŞÜRENLER UTANSIN!..) başlıkları atmaktadır.

Yönetim Kurulunun, Mart 1973 Kongresine sunduğu çalışma raporunda atletizmin genel durumu kısaca şöyle belirtilmiştir.

ATLETİZMDE BÜYÜK paralarla DEĞİL, KULÜP SEVGİSİ PEKLEŞTİRİLMİŞ GENÇLERDEN TAKIM KURMA ÇABALARIMIZ SÜRÜYOR. GEÇEN MEVSİM İSTANBUL 2.Sİ OLDUK….)

Bir kaç yıl süren bu çabalan 22.2.1976 Kongre raporundan izleyelim:

(ATLETİZM ÇALIŞMALARIMIZIN KAPSAMINI BELİRLEMEK İÇİN BU SPORUN TÜRKİYE’DEKİ DURUMUNU GÖZÖNÜNDE TUTMAK ZORUNLUDUR. ESEFLE BELİRTMEK GEREKİR Kİ, ATLATİZM YURDUMUZDA GELİŞECEĞİNE GERİLEMEKTEDİR.

1974 AKDENİZ OLİMPİYATLARINDA TÜM ATLETLERİMİZ KULVARLARDA YOKOLUP GİDERLERKEN, SADECE DEKATLONCU NURULLAH CANDAN TÜRKİYE REKORU KIRARAK BRONZ MADALYA ALIYORDU.

GÜNÜN ŞARTLARI İÇİNDE, FENERBAHÇEMİZ, BU SPORU AYAKTA TUTABİLMEK VE TAMAMEN SİLİNMESİNİ ÖNLEMEK BAKIMINDAN KALİTELİ ORGANİZASYONLARA DEVAM ETMİŞ ve 1975’İN EN ÇEKİCİ YARIŞLARINI (FENERBAHÇE ATLETİZM BAYRAMI) OLARAK SPORSEVERLERE SUNMUŞTUR.

BU ÇABALAR SONUCU 1974 ve 1975’de TÜRKİYE’DE KIRILAN REKORLARIN ÇOĞUNU FENERBAHÇELİ ATLETLER GERÇEKLEŞTİRDİLER.

Nitekim, emektar diskçimiz Mehmet Hüseyinoğlu 48.48 lik, 16 yıllık rekoru kırmış, Ekrem Öz-damar (M), Yüksekte, Timurlenk gençlerde F.B. formasıyla yeni rekorlara ulaşmışlardır. Mehmet Tümkan 3 bin metrede, Servet Kural Gençler disk atmada rekortmen olmuşlar, Yüksekte 2 metreyi aşan Erol Şişko (M), Ciritte Mehmet Temel (M), ve Niyazi Erdoğan (M), uzun mesafelerde Ömer Akkaya ve Fikret Çetinkaya, süratte Fazıl Üstünel (M) ve Mahir Başoğlu (M), 400 Engellide Faruk Girgin (M) ve Salih Natur, 3 adımda Ramazan Özdemir sırıkla atlamada İlhan öktem (M) ve Hüseyin Demir Türkiye Şeref listelerinin baş sıralarında yer almak başarısını göstermişlerdir.

PUANLI MÜSABAKALARDA 1974 TÜRKİYE 3.SÜ OLAN TAKIMIMIZ, 1975 DE TÜRKİYE 2.Sİ OLDU. DAHA DA GÜÇLENMEK İÇİN ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR. FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ, TÜRKİYE’DE SÖNMEYE BAŞLAYAN ATLETİZM MEŞALESİNİ ATEŞLİ TUTMAKTA KARARLIDIR.)

Gerçekten, bu kararlılık lafta kalmadı. Yönetim Kurulu 25.2.1979 Kongre raporunda:

(PİSTLERDE YENİDEN İDDİALI BİR FENERBAHÇE GÖRECEĞİMİZ İÇİN SEVİNÇLİYİZ…) müjdesini vermiştir. Nitekim, 1979 çalışmalarını yansıtan 10.2.1980 Kongre raporu şöyledir:

İstanbul ve Türkiye Kros şampiyonluklarını Fenerbahçe kazandı.

Ömer Besim yarışını Zeki Atlı kazanmış, takım l.liği ve kupayı da F.B kazanmıştır.

Ezeli rakipler maçı devre arasındaki 4 x 400 F.B. G.S. bayrak yarışı mevsimin en heyacanlı müsabakası oldu ve takımımız kazandı.

Türkiye şampiyonasında G.S.ın az gerisinde 2.olduk. Ancak, rakibimiz, 500 bin lira harcayarak, bu müsabaka için Amerika’dan bir atlet getirdi.

Atletlerimizden Zeki Atlı ve Mehmet Salman Avrupa şampiyonasında yurdumuzu temsil etmişler, ayrıca Bülent Ataseven, Osman Nuri Karabıyık, İsmail Türkan, Erol Kaplan, Ömer Şakar ve Ömer Remzi Tülek de milli takım seviyesine yükselmişlerdir.)

Ancak, 12.4.1981 çalışma raporunda bazı önemli dertlerden yakınılıyor:

(- 1979 da İstanbul ve Türkiye 2.si olan atletlerimiz, çoğu İstanbul dışında olduklarından, düzenli çalışamamalardır. Her branşta ayrı antrenöre ihtiyaç gösteren bu spor dalı için yurdumuz henüz bu düzeye ulaşmamıştır. KIŞ ÇALIŞMALARI İÇİN DE HALA BİR KAPALI SALON YOKTUR.

Okullarla ortak çalışmalara başladık. 1981-82 yıllarında (Fenerbahçe Lisesi) ile kurulan yakın ilişki sonucu, 40-50 talebeden oluşan yıldız ve genç takımlar bütün İstanbul Kros yarışlarını kazandılar. Atatürk Koşusunda da İBRAHİM DAĞDELEN birinci oldu.)

1981 de bütçesi 600 bin liraya ç;karılan Fenerbahçe Atletizm Şubesi Ankara’da 1982 Atatürk Kupasında da MEHMET TERZİ (M) – SER-MENT TİMURLENK (M) VE İBRAHİM DAĞDELEN (M) ekibi ile hem ferden, hem takım halinde birinci gelip kupayı 9 puanla kazandı.

Yönetim Kurulunun 5.3.1983 raporu Fenerbahçe’nin Kros yarışlarındaki iç ve dış başarılarının tarihsel değerini vurguluyor:

(ANKARADAKİ ANANEVİ BÜYÜK ATATÜRK KUPASINDA KARSLI VE GALATASARAYLI ATLETLER KARŞISINDA BAŞARILI OLDUK. KROS TAKIMIMIZIN SÜREKLİ BAŞARILARI BATI DÜNYASININ DA İLGİSİNİ ÇEKMİŞ VE TAKIMIMIZ 29.1.1983 DE YAPILAN AVRUPA KROS ŞAMPİYONASINA DAVET EDİLMİŞTİR. ANCAK, YARIŞLARIN YAPILACAĞI FRANSA’NIN TAKIMIMIZ İÇİN YETERLİ KORUNMA GÜVENCESİ VERMEMESİ KATILMAMIZI ENGELLEDİ..

BAZI ATLETLERİMİZ YURT İÇ VE DIŞINDA BAŞARILI OLDULAR. SERMETTİMUR-LENK’İN 800 ve 1500 METRELER ULUSLARARASI YARIŞLARDA KAZANDIĞI 4 ALTIN, 3 GÜMÜŞ VE BİR BRONZ MADALYA ULUSÇA ÖVÜNÇ KAYNAĞI OLDUĞU GİBİ, KULÜBÜMÜZ İÇİN DE BİR SEVİNÇ VESİLESİDİR. AYRICA, FAS’TA YAPILAN AKDENİZ OYUNLARINDA ÜLKEMİZİN KAZANDIĞI TEK ALTIN MADALYAYI MARATONDA MEHMET TERZİ’NİN KAZANMIŞ OLMASI KULÜBÜMÜZ ADINA AYRICA BİR KIVANÇ KAYNAĞI OLMUŞTUR.

1982 SENESİ SONLARINDA BAŞLAYAN BÜYÜK ATLETİZM HAMLEMİZ 1983 DE DAHA BÜYÜK HIZLA DEVAM EDECEKTİR. KROSTA GERİDE BIRAKTIĞIMIZ G.S.YI TÜRKİYE ŞAMPİYONASINDA DA YENMEK HEDEFİMİZDİR. BU NEDENLE, PİST TAKIMIMIZI DA KROS TAKIMIMIZ DÜZEYİNE GETİRMEK VE UZUN SÜREDİR CAMİAMIZDA ÖZLEMİ DUYULAN KULÜPLER ARASI PUANLI TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞUNU KAZANMAK AMACIMIZDIR.)

21 Şubat 1982 Kongresinde yönetim görevini yüklenirken, amatör branşları da kalkındıracağı vaadine programlarında yer veren Ali Şen başkanlığındaki yönetim kurulu, gerçekten büyük gayretlerle sözünü tutma yolunda idi. Atletizm bütçesi ilk kez tatminkâr bir düzeye çıkarılıp 5 milyon liraya yükseltilmiş ve kadro, 61 i lisansiye ve 110 u da lisansiye adayı olarak, 171 kişilik bir mevcutla görkemli bir hüviyet kazanmıştır. Şubenin başındaki eski milli atletler Turhan Şahin ve Ali Ergenç’in fedakârane ve metodlu gayretleriyle Fenerbahçe atletizmine, sürekli olarak, adı duyulmamış gençler kazandırılıyor ve bir bölümü aşağıda sunulan bu elemanlar kısa sürede branşlarında sivriliyorlardı.

Sprinterler: AKSU ALİ (M), AKSEK TANJU, AKSU HİMMET (M), ALAÇAM EROL (M), ATALAY NADİR (M), BOYNUİNCE SEVEN, EĞİLMEZBAŞ BİROL, ERGENÇ ALİ (M), ERKMEN CEM, KARA ALİ (M), KAPLAN EROL (M), OĞULBULAN ERTUĞRUL (M), SOLMAZ MEHMET (M), ÖZÜNAL KENAN, TULUMTAŞ FİKRET (M), YAYLALI SERDAR.

Uzun mesafeciler: AKYÜREK İHSAN, APAYDIN MÜÇTEBA (M), ATLI ZEKİ (M), BAĞCI NİHAT (M), BİLGİÇ MUHLİS, CANDAN SÜLEYMAN, DİRİMEN SÜLEYMAN, ERYURT MUZAFFER, HET SAFA (M), KARAÇUHALI METİN, TERZİ MEHMET (M), TİMURLENK SERMET (M), YURDADÖN MEHMET (M).

Disk ve Gülleciler: ALBAYRAK TAHSİN (M), AY EKREM (M), ERYURT MUZAFFER, TOLUN MUZAFFER (M),

Çekiççiler: ATİLLA DARILMAZ (M), TAPAN BATTİN, TERZİ YÜKSEL (M), UYBAT ALTAN (M).

Ciritçiler: BAYRAM KAYA (M), YAMAÇ ATİLLA (M).

Yüksekçiler: SEHA BAŞER (M), ERTEK CAN (M), GERÇİN MERDOL (M), PEHLİVAN OSMAN (M), ŞENTÜRK KAYA.

Uzun atlayıcılar: BAYTÜRK METİN, BİROL ERTUĞRUL, KAHRAMAN MUSTAFA, GELDİŞEN UFUK (M), SİVRİ ATİLLA (M), YUMURTACI FARUK.

Sırıkla atlayıcılar: İLHAN DEMİR, GÜRBÜZ YAVAN (M), VACİP YAVAN (M).

İHTİŞAMLI GÜNLERE DÖNÜŞ…

Yeniden açılan Fenerbahçe stadında, 7-8 Mayıs 1983 de yapılan, (FB Atletizm bayramı), taraftarların yıllar sonra yüzlerini yeniden güldüren ve eski günleri hatırlatan bir ihtişam ve intizam içinde geçti. Fenerbahçe kulübü güçlü bir kadro yetiştirmiş, hele kros takımı, tarihinin en görkemli hüviyetiyle kulübün uluslararası eski şöhretini canlandırmıştır.

Bir gerçektir ki, Mehmet Terzi, Mehmet Yur-dadön, Sermet Timurlenk, Zeki Atlı, Safa Het ve Müçteba Apaydın gibi milli elemanlardan oluşan 1980 li yılların Fenerbahçe Kros takımı, başarının doruğuna yükselirken, Türk atletizminde uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek çok mutlu anıların yaratıcısı olmuştur.Yönetim Kurulunun 10.12.1983 günlü raporu, gayretinin özetini , gönül rahatlığıyla şöyle açıklıyor:

(ASIL HEDEF OLAN ALTYAPI ÇALIŞMALARI BİTMEMEKLE BERABER, TARAFTARLARIMIZI SEVİNDİRECEK SONUÇLAR ALMAYA BAŞLAYAN GÜÇLÜ BİR KADRO KURULMUŞTUR. ÖZELLİKLE KROS TAKIMIMIZ 2 YILDIR BÜYÜK ATATÜRK YARIŞLARINDA, TEKRARI KOLAY OLMAYAN DERECE İLE, HEM FERDEN, HEM TAKIM HALİNDE ŞAMPİYONDUR.

M.YURDADÖN VE S.TİMURLENK’İN ULUSLARARASI BAŞARILARI HEPİMİZİN MALUMUDUR. FAS’DAKİ AKDENİZ OYUNLARINDA ÜLKEMİZİN KAZANDIĞI TEK ALTIN MADALYAYI 18.9.1983 GÜNÜ MARATONDA MEHMET TERZİ’NİN KAZANMIŞ OLMASI, KULÜBÜMÜZ İÇİN KIVANÇ KAYNAĞI OLDU.

KULÜBÜMÜZ, BU BRANŞA GÖNÜL VEREN 2 ATLETİMİZİN BİRARAYA GELEREK HİZMET YARIŞINA GİRMELERİ, ŞUBENİN SÜRATLE KALKINMASI YOLUNDA SEVİNDİRİCİ BİR GÜVENCE OLMAKTADIR. İSTANBUL’UN BU BRANŞ İÇİN YETERLİ ÇALIŞMA OLANAKLARINA SAHİP OLAMAMASINDAN, GENÇ VE YENİ SPORCULARI BU BRANŞA ÇEKMEK KOLAY OLMAMAKTADIR. KROS’TA GERİ BIRAKTIĞIMIZ EZELİ RAKİMİBİZ GALATASARAY’I TÜRKİYE ŞAMPİYONASINDA DA GERİDE BIRAKMAK MÜMKÜN OLACAKTIR.)

Ankara’da 27.12.1983 Büyük Atatürk Kupası Yarışını ferden ve takım halinde kazanan M.YURDADÖN, M. TERZİ, S. TİMURLENK ve ZEKİ ATLI’yı Yönetim Kurulu 16 Ocak 1984 toplantısına davet ederek kutlamış ve 15 er bin lira mükafatla ödüllendirmiştir.

M. Yurdadön 1983 Büyük Atatürk Yarışını 8. kez ferden kazanırken, aynı yarışta 1960/70 arası yine 8 kez birincilik kazanan diğer Fenerbahçeli Şükrü Saban’ın rekorunu da egale etmiş oluyordu.

Kazablanka’daki Akdeniz Oyunlarında 18.9.1983 günü Altın madalya kazanan, Los Angeles Olimpiyatlarında 12.8.1984 günü Dünya’nın en güçlü 102 atleti arasında (2.14.19) ile, 16. gelmeyi başaran ve bir ay sonra Atinadaki Balkan Yarışlarında Türkiye adına yegane altın madalya kazanan M. Terzi’nin Maraton birinciliği, Fenerbahçe atletizmine, ölümsüzlük aşılayan olay ve anılardandır. 9 Eylül 1984 kapanış gününün bu en son yarışında, ünlü Averof Stadına ilk giren göğsü Ay-Yıldızlı atlet Fenerbahçeli Mehmet Terzi, staddaki 60 bin seyirci tarafından ayakta alkışlanırken, TV ekranlarındaki milyonlarca Türk’e de son anda teselli oldu….

1984 – 1987 DÖNEMİ ve YENİ ŞAMPİYONLUKLAR…..

Fenerbahçe Kulübü, 1982 de hedef aldığı puanlı, resmi atletizm birinciliklerine 1984 de hem İstanbul ve hem de Türkiye şampiyonluklarıyla erişmiştir.

İnönü stadında 4/5 Ağustos 1984 günleri ezeli rakibi Galatasaray’ı 29.896 ya karşı 29.921 puanla yenerek İstanbul şampiyonluğunu 20 yıl aradan sonra tekrar kazanmayı başaran Fenerbahçe’nin birinci gelen elemanları şunlardır:

Engelli 110 da Ali Aksu, 400 serbestte Fikret Tu-lumtaş, 800 ve 1500 de Muçteba Apaydın, 5 ve 10 bin metrelerdeki Zeki Atlı, sırıkla atlama’da Gürbüz Yavan, Güllede Ekrem Ay, Yüksekte Osman Pehlivan, Disk atmada Muzaffer Tolun ve 3.26.1 le koşan Nadir Atalay, Muçteba Apaydın, Fikret Tulumtaş ve Himmet Aksu’dan oluşan 4 x 400 bayrak takımı.

Yine İnönü stadında 22/23.9.1984 günleri, yine ezeli rakibi Galatasaray’ı, 2 kademeli yarışmalar sonunda, 63.095 e karşı, rekor olan 63.211 puanla yenip 1965 den ve 19 yıl aradan sonra, tekrar Türkiye Atletizm Şampiyonu olan Sarı-Lacivertli takımın birincilik kazanan elemanları da şunlardır:

Engelli 110 da yine Ali Aksu, 800 ve 1500 de Muçteba Apaydın, 3 bin engellide Safa Het, 5 ve 10 binde Mehmet Yurdadön, yüksekte Süha Ba-şer, Cirtte İbrahim Kabal ile M. Yurdadön’ün birinciliklerinde onu izleyen M. Terzi ve Z. Atlı….

Yönetim Kurul 24 Şubat 1985 Kongresinde, 1984 de yeniden ulaşılan İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarını şöyle özetlemiştir:

(ATLETİZM DALINDA KULÜBÜMÜZ, CAMİAMIZIN UZUN YILLARDIR ARZULADIĞI BÜYÜK ATILIMLA BERABER, 1984 DE BÜYÜK BAŞARILARIN DA SAHİBİ OLDU. KROS DALINDAKİ SÜPER BAŞARILARINA İLAVETEN, PİSTLERDE DE TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜĞÜ OLDUĞUNU EZELİ RAKİBİMİZ G.S.YI HEM İSTANBUL, HEM DE TÜRKİYE ŞAMPİYONASINDA ARDARDA GEÇEREK KANITLADI.

……BU BAŞARI İLE TAKIMIMIZ LONDRA-

DA YAPILACAK 1985 AVRUPA ŞAM.K.LER MÜSABAKALARINDA ÜLKEMİZİ TEMSİL EDECEKTİR.

HÂLEN BÜYÜK ERKEKLERDE 48, GENÇ ERKEKLERDE 65, YILDIZ ERKEKLERDE 58 OLARAK, 171 LİSANSİYE ve 200 KİŞİLİK Lİ-SANSİYE ADAYI İLE BİRLİKTE 371 KİŞİLİK ATLETİZM GURUBUMUZ FENERBAHÇE VE İNÖNÜ STADLARINDA ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR.

BÜTÜN BU BAŞARILARA İLAVETEN, BASIN, VE TRT TARAFINDAN 1984 DE “YILIN SPORCUSU” OLAN ATLETİMİZ MEHMET TERZİ’NİN SEÇİLMİŞ OLMASI CAMİA VE KULÜBÜMÜZ İÇİN BÜYÜK KIVANÇ KAYNAĞI OLMUŞTUR. ATLETİZM YÖNETİM KOMİTESİNE BAŞARILI ÇALIŞMALARINDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİZ.)

ATATÜRK YARIŞLARININ EN MUHTEŞEMİ…

Büyük Atatürk yarışlarından 27.12.1983 deki 49. müsabaka, bir çok özellikler taşıması bakımından, çok ilginçtir. Bu yarıştâ stard, tarihte ilk kez, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Vehbi Dinçerler tarafından verildi. Galibine Başbakan, Gençlik ve Spor Bakanı, Ankara Belediyesi ve Atleziın Federasyonu tarafından 4 kıymettar gümüş Kupa konan bu yarışı Mehmet Terzi, Zeki Atlı ve Safa Het’den kurulu Fenerbahçe kros takımı 1,3 ve 4.1iiklerle, 8 puan ve 31.21.4 dakikada kazandı.

Fenerbahçe’nin bir kısım krosçuları, Fenerbahçe forması altında yurt içindeki son koşularını 17 Şubat 1985 de Konya’daki 12 bin metrelik Türkiye Kros Şampiyonasında yaptılar. Mehmet Yurdadön 38.53.03 dakikada birinci, M. Terzi de 3. oldular.

Portekizdeki Avrupa Kros Şampiyonasından döner dönmez yapılan bu yarışta takım 1. ligini de M. Yurdadön, M. Terzi ve Zeki Atlı’dan kurulu Fenerbahçe takımı kazanmıştır.

ŞİŞE-CAM DARBESİ….

Fenerbahçe atletizmi Temmuz 1985 transferinde bir darbe yedi. Paşabahçe Şişe-Cam fabrikasının spor kulübü, Atletizm Fed. Başkanının yardımıyla, Fenerbahçe’nin Yurdadön, Terzi ve Timurlenk gibi 3 büyük şöhretine el attı. Böylece hem oturmuş Kros Takımı parçalanmış, hem de gelecek şampiyonluklar baltalanmış oldu.

Fenerbahçe’nin bu gençlerle Yurtiç ve dışında sağladığı başarıların, bundan böyle, milletin bu milyarlık ve atletizme Temmuz 1985 transferi veya bütçesi olarak, 60 milyon lira ayıran kuruluşça, daha verimli olarak sürdürülmesi beklenmiş ve temenni olunmuştur. Nitekim, 15.12.1985 Atatürk Koşusu bu kuruluşun henüz Temmuz 1985’e kadar Fenerbahçeli olan yeni takımı tarafından kazanılırken, M. Apaydın, M. Sirel ve N. Bağcı’dan kurulu F.B. 2., G.S.’da 3. oldular.

Ancak, bir gerçek var ortada.. Amatör branşlarda önüne gelen Fenerbahçe’yi rahatça tırpanlıyor. Bunun nedenini Yönetimin pasif tutumunda aramak gerek. Fenerbahçe, şu veya bu kuruluşun dilediği gibi davranışlarına hedef olacak bir kulüp haline düşürülmelimi?. Yukardaki 3 gencin geleceklerinin garanti edildiği ve Fenerbahçe’nin de bu nedenle zorluk çıkarmadığı gerçeği bir tesellidir..

ŞAMPİYONLUK 1985 DE DE SÜRDÜ, 1986 DA DURDU!…

Fenerbahçe 17/18.8.1985 de İnönü stadında yapılan puanlı İstanbul Atletizm Şampiyonasını, 9 kulüp arasında ve 29.200 puanla, 20. kez kazandı. Şampiyonaya katılan diğer 8 kulüp şunlardır:

Galatasaray, İst. Tek. Üniversite, Yeşildirek, Karagücü, İst. Üniversitesi, Paşabahçe Şişe-Cam, Yeşilyurt ve Boğaziçi Üniversitesi.

İnönü stadında 7/8.9.1985 de, İzmir’de de 28/29 Eylül de 2 kademede yapılan puanlı birincilikte de, yeni rekor olan 63.330 puanla yine Fenerbahçe ve 10. kez puanlı Türkiye Şampiyonu oldu. İzmir Yu-Pi Atletizm Kulübü 62.292 puanla 2., Galatasaray da 62.221 puanla 3.1üğü kazandılar. Galatasaray’ın, 1985 şampiyonluğunu kazanmak için, Amerika’dan sporcu getirmiş ve Dünya listelerinde yer alan bir atleti transfer etmiş olduğunu ilginç bir anı olarak burada işaret etmek yersiz olmasa gerektir.

İstanbul 1985 yılı şampiyonluğunu 11, Türkiye şampiyonluğunu da 8 birincilik ve 10 ikincilikle kazanan Fenerbahçe’nin bu yarışmalarda birincilik ve ikincilik alan atletleri şunlardır:

ALİ AKSU 110 engellide 14.8 le, MÜÇTEBA APAYDİN 800 de 1.53.5 ve 1500 de 3.54.6 ile, 4 x 100 Bayrak 42.9 la, EKREM AY gülle de 15.45 metre ile hem İstanbul, hem de Türkiye şampiyonu oldular.

ALPASLAN ÇETİN 100 metrede 10.9 la İstanbul birincisi ve Türkiye ikincisi, HİKMET AKSU 400 de 51.4 le İstanbul şampiyonu ve 200 de 22.6 ile Türkiye ikincisi, GÜRBÜZ YAVAN sırıkla atlamada 4.80 metre ile İstanbul l.si ve Türkiye 2.si, TANJU YURTSEVER 3 adımda 14.13 ile, MEHMET SİREL 3 bin engellide 9.15 dakika ile İstanbul şampiyonu oldular.

MUZAFFER TOLUN diskte 44.42 ile İst. l.si ve Türkiye 2.si, ALPASLAN ÇETİN 200 m.de 22.5 ile Türkiye şampiyonu, Nihat Bağcı 3 bin engellide 8.58.8 dakika ile Türkiye l.si ve 5000 m.de de 14.48.4 dakika ile Türkiye 2.si, Önder SERDAR 3 adımda 15.01 metre İV Türkiye şampiyonu oldular. HİMMET TULUMTAŞ 400 de 49.4, M.Sİ-REL 1500 de 3.55.4, TURGAY KANAT 10 binde 31.04 dakika, ÇETİN ALTINTAŞ Ciritte 60,54 metre ve 4 x 400 bayrak takımı da 3.20.1 dakika ile Türkiye ikinciliklerini aldılar.

1985 yılı (ATATÜRK) ve (BÜYÜK ATATÜRK) Kros Koşuları 15 ve 27 Aralıkta, beklendiği gibi, artık Şişe-Cam fabrikası tarafından kazanılırken, Fenerbahçe takımı MUÇTEBA APAYDIN, MEHMET SİREL ve NİHAT BAĞCI kadrosuyla ikinci, G.S.da 3.oldular.

1986 da: Uzun mesafe koşucularının Şişe-Cam müessesesi’ne transfer olmaları nedeniyle, Fenerbahçe 1986 da İstanbul ve Türkiye Atletizm şampiyonluklarını ezeli rakibi G.S.a bırakmaya mecbur kalıp 2. oldu.

24 ve 25 Mayıs 1986 da yapılan İst. birinciliği 30.053 e karşı 28.099 puanla, 2-3 Ağustosta İzmir-de yapılan Türkiye Şampiyonluğu da 64.140 puana karşı 63.506 puanla kaydedildi. Dağılan İzmir YUPİ nin 4 milli elemanının G.S. tarafından transfer edilmeleri de sonucu etkilemiştir.

1987 DE YİNE FENERBAHÇE ŞAMPİYON

Fenerbahçe, son dönemin 2 yıl süren İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarından sonra, 1986 da bu 2 ünvanı Galatasaray’a bırakmak zorunda kaldı ise de, 1987 de, fevkaladeden olarak, 3 şampiyonluk birden kazandı ve bir mevsim önceki kaybı unutturdu. Bunlar, İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarda, 1987 İlkbahar ve yaz aylarında yapılıp 5 Eylülde Ankarada sonuçlanan ilk (DEPLASMANLI TÜRKİYE ATLETİZM BİRİNCİLİĞİ) dir.

1987 İSTANBUL ŞAMPİYONLUĞU:

F.B., B.J.K., Tekel, Yeşilyurt, Enka, Boğaziçi, Sarıyer, T. Üniver., Deniz, Kara ve Hava güçleri arasında 27/28 Haziranda yapılan müsabakalarda F.B. (29.251) puanla İstanbul Şampiyonu, Yeşilyurt da (19.453) puanla ikinci oldular.

1987 TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU:

Fenerbahçe 1987 yılı Kulüpler arası puanlı Türkiye Atletizm şampiyonluğunu, 21-22 Ağustos 1987 günleri Ankara da 3. Çimentaş’ın 30.499 ve ikinci Galatasaray’ın 31.518 puanlarına karşı, 32.283 puanla ve 11 inci kez olarak kazandı. Bu suretle, LİZBON’da yapılacak 1987/88 mevsimi Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında Türkiye’yi temsil etmek hakkını da Fenerbahçe elde etti.

Deplasmanlı Türkiye Şampiyonluğuna gelince;

1988 den itibaren Kulüpler arası puanlı Türkiye birinciliği yerine yapılması düşünülen bu şampiyonanın deneme mahiyetindeki bu ilk organizasyonunda, 4 ü İstanbul, 3 ü Bursa ve 8.si 5 Eylül 1987 de Ankara’ya yapılan deplasmanlar sonunda, Fenerbahçe 10.072 puanla şampiyonluğu kazanmaya muvaffak oldu. G.S. 9600 puanla ikinci, 2 yıl önce kapanan YU-Pİ ile birleşerek çok büyük para ve güçlü elemanlarla atletizme atılan Çimentaş 9397 puanla üçüncü oldular.

F.B., G.S., Çimentaş, Silahlı Kuvvetler Gücü, Eskişehir Havagücü, B.J.K., ENKA, SARIYER, İ.T.Ü., Boğaziçi Üniversitesi, Şekerbank ve Yeşilyurt olarak, 12 Kulübün iştirakıyla yapılan 1987 nin 3 şampiyonluğunda derece alan Fenerbahçeli atletler şunlardır:

100 m.; Suha Başer (M), Alpaslan Çetin (M), Kürşat Doğru (M).

200 M – Alpaslan Çetin, M.Emin Kurt (M). ORHAN ASLAN

400 M – Fikret Tulumtaş (M), Mehmet Dulkan (M).

400 Engelli – Fikret Tulumtaş, Kürşat Doğru.

800 M – Müçteba APAYDIN (M), TURAN POLAT (M). ÇENK GÜR

1.500 M – Müçteba ALPAYDIN, Turan POLAT.

3.000 M – Turgay KANAT (M). 5.000 M – Turgay KANAT, Süleyman SILACI (M), Safa HET (M).

10.000 M – Süleyman SILACI, Safa HET. UZUN – Erim MAY (M), M. Emin KURT. 3 ADIM – Alper AŞÇI (M), Tanju YURTSEVER (M), METİN BAYTÜRK YÜKSEK – Bülent ADAY (M), Suha BAŞER GÜLLE – Ekrem AY (M), Mehmet YARDIMCI (M). CİRİT – Metin ALTINTAŞ (M), İbrahim KOBAL (M). BAYRAM PEHLİVAN ÇEKİÇ – Murat ELÇİN (M), Artun TALAY (M).

SIRIKLA AT. – Gürbüz YAVAN (M), Taner AÇIKADA (M).

DİSK – Muzaffer TOLUMTAŞ (M), Göksel DOLGUN (M). 4 x 100 ve 4 x 400 Bayrak.

Fenerbahçe Kulübü 1987 atletizm sezonunu Türk atletizmine 3 büyük armağan vererek kapadı. Bunlar uzun yıllardan beri kınlamayan Çekiç, Çirit ve gülle atma rekorlarıdır. Murat Elçin çe-kiçi 61.22 m.fırlatıp yeni rekor tesis ederken, Metin Altıntaş ciriti 67.88 Ekrem Ay da gülleyi 16.10 metreye atmış ve türk atletizmine rekorlar armağan etmeyi başaran en son Fenerbahçeliler olmuşlardır. Bu arada Murat’la Metin Haziran 1987 de Atina’da yapılan Avrupa Milletler Kupası müsabakalarında Çekiç ve Cirit atma üçüncülüklerini kazanmayı başardılar.

FENERBAHÇE ATLETİZMİNDE TURNELER

Fenerbahçe atletizm takımı 1987 yılı sonuna kadar, takım halinde 7 iç ve 6 dış seyahat yaptı. Ana sporun yurdumuzda layık olduğu ilgiyi görmemesi, şehir ve bölgeler arası rekabetin doğmasına olanak vermemiştir. Ayrıca, yeterince pist olmayışı da bu spor dalının gelişmesini engelleyen nedenler arasındadır. Dikkate değer olan nokta, iç ve dışta yapılan bu 13 deplasmanın, krostaki 1985 Portekiz ve Viyanadışı, tamamının, 1931-56 yılları arasında gerçekleşmiş ve 30 yıl hareketsiz kalınmış olmasıdır.

ATLETİZMDE İÇ SEYAHATLER

Fenerbahçe atletleri ilk yurtiçi seyahatlerini 10.7.1931 de Şube Kaptanı Mümtaz Kavalcıoğlu başkanlığında Bursa’ya yaptılar. (SANATKÂ-RANGÜCÜ) nün davetiyle yapılan bu seyahate katılan SAKİ ZORLU, FİKRET SESVER, FÜRU-ZAN TEKİL, MUFAHHAM YAZICI, TEVFİK BÖKE, NİHAT, NECDET ve ŞEKİP’den kurulu takım, girdikleri 11 yarışın tamamını birincilikle bitirdiler.

MERSİN SEYAHATİ – 2. seyahat MERSİN İDMAN YURDU’nun daveti üzerine, 1942’de Umumi Kaptan Füruzan Tekil başkanlığında, futbol takımıyla beraber Mersin’e yapıldı. 10 Fenerbahçeli atlet 12-14 Ekim 1942 günlerinde girdikleri 12 yarıştan 8 ini birinci bitirdiler.

ZONGULDAK SEYAHATİ – 3. seyahat 23 Haziran 1946’da Zonguldak’a yapıldı. Kömür İşletmeleri Spor Kolu’nun 6. Kuruluş Yıldönümü Töreni nedeniyle, Salahaddin Manço başkanlığındaki futbolcu ve atletlerden kurulu kafile, girdikleri bütün yarışları birinci bitirdiler.

ANKARA SEYAHATİ – 4. seyahat Şube Kaptanı Kâmuran Tekil başkanlığında (Federasyon Şildi) için, İ.E.T.T. ile karşılaşmak üzere, Temmuz 1947 de Ankara’ya yapıldı. Fenerbahçe Atletleri rakipleri Elektrik’i 50 ye karşı 69,5 puanla yenip şildi kazandılar.BURSA SEYAHATİ – Fenerbahçe’n atletler 5. Yurtiçi seyahatlerini (AKINSPOR) Kulübünün davetiyle 4.6.1950’de 2. kez Bursa’ya yaptılar ve girdikleri tüm yarışlarda birinci geldiler.

İZMİT DEPLASMANI – Fenerbahçe’li atletler Yurtiçinde takım halinde 6. müsabakalarını, Kağıtspor’ım davetlisi olarak, 3.7.1950’de İzmit’te yapılar ve bütün yarışlarda birinci oldular.

2. ZONGULDAK SEYAHATİ – Fenerbahçe, 1987 yılı sonuna kadar Atletizmde 7. ve sonuncu Yurtiçi seyahatini, KÖMÜRSPOR’un 10. kuruluş yıldönümü bayramı nedeniyle, 1950 Haziranında 2. kez Zonguldak’a yapmış ve tekmil müsabakaları birincilikle sonuçlandırmıştır.

ATLETİZMDE DIŞ SEYAHATLER

Atletizmde takım halinde yurtdışına ilk çıkan ve müsabaka yapan Kulüp Fenerbahçe’dir. Fenerbahçe, atletizmde, biri kros takımıyla olmak üzere, 6 dış seyahat yaptı. Bunlar, 1951’de Atina, 1952 de Tel-Aviv, 1956’da Sofya, yine 1956’da Bükreş ve 1985’de de Portekiz ve Viyana seyahatleridir.

ATİNA SEYAHATİ – Yunan Atletizm şampiyonu PANATHİNAİKOS ve ikincisi PANİONİOS Kulüpleri, milli bayramlarında yapacakları müsabakalar için, 1951 Nisanında, dönemin en güçlü Türk Kulübü Fenerbahçe’yi de Atina’daki bu karşılaşmalara davet ettiler.

Yurdumuz için henüz mevsimbaşı ve atletlerin formdan uzak olmaları dezavantajına rağmen, davetin kabul edilmesiyle, 19 kişilik Fenerbahçe kafilesi, 20 Nisan 1951 günü bir İsviçre uçağıyla Atina’ya uçarken, atletizm tarihinde, Kulüp olarak, yurtdışında müsabaka yapmaya giden ilk Türk atletizm takımı olmak özelliğini kazanıyordu:

Kafile Başkanı, Genel Sekreter RÜŞTÜ DAĞ-LAROĞLU, idareci Yönetim Kurulundan KÂM-RAN TEKİL, ilk atletlerden Dr. NURETTİN OTMAR SAVCI, Süratçiler; TURHAN TÜKER, HALUK REMAN, DOĞAN ACARBAY ve ADNAN ÖLÇEN, Mukavemetçiler; OSMAN COŞ-GÜL, EKREM KOÇAK, TURHAN GÖKER ve CİHAT TUNCAY, Engelciler; MUSTAFA BATMAN, BURHAN CENGİZ ve ÇETİN GÖRE. Tek adımcı SUPHİ URAL, 3 adımcılar; RUHİ SARIALP ve FERHAN DEVEKUŞUOĞLU, Yüksekçi MAHİR ARAS ve Mızrakçı HALİL ZRAMAN.

Atina’nın mermer Averof stadında 22 Nisan 1951 günü 40 bin seyirci önünde, Türk-Yunan milli marşlarından ve geçit töreninden sonra, 14 Yunan Kulübüne mensup 200’ün üstünde atletle, Fenerbahçeli 16 atlet arasında başlayan ve 2 gün süren müsabakalar Fenerbahçe için övünç dolu başarı ve anılarla sonuçlanmıştır.

Fenerbahçeli atletler 13 yarışta 7 birincilik, 6 ikincilik ve 4 üçüncülük almışlar ve 67 puanla birinci olmuşlardır. Yunanistan şampiyonu PANATHİNAİKOS 39 puanla ikinci, PANİONİOS’da 32 puanla üçüncü oldular.

Fenerbahçelilerin kazandıkları müsabakalar 400 manialıda Doğan, 1500 de Ekrem, 3 ve 5 binde Osman, mızrakta Halil, 4 x 100 Bayrakta Halil, Doğan, Turhan Tüker, Mustafa; 4 x 400 de de Doğan, Turhan Göker, Burhan ve Ekrem’dir……Mustafa 110 Engelli, Doğan 400, Ekrem 800, Turhan Göker 1500, Cihat Tuncay 3000 Engelli ve Ruhi Sa-rıalp’de 3 adımda 2’cilik; Haluk 100, Burhan 400 Engelli, Turhan Göker 800 ve Cihat Hıncay da 5000 metrede 3.1ük aldılar.

Müsabakalardan sonra Yunanlı Bakanlarla Büyükelçimiz Ruşen Eşref Ünaydın’ın da’bulunduk-ları mükafat masasında Fenerbahçe’lilerin Atina ve Adalar Garnizon Komutanı General VASİLAS’in elinden 7 birincilik Kupalarını alışları Fenerbahçe Atletizm Tarihi için övünç sahneleri yaşatmıştır.

Yunan Kulüplerinin 24 Nisanda Pantheon gazinosunda Fenerbahçeli atletler şerefine verdikleri ziyafet, Fenerbahçe Kulübünün yüceliğini kanıtlayan ayrı bir anı ile süslüdür:

İki bayrak yarışı birincilik diplomalarıyla, genel birincilik ödülü olarak Yunan Atletizm mabudunun büsbütünü Fenerbahçelilere sunan Pa-nathinaikos Kulübü Reisi ve Yunan Atletizm Federasyonu Başkanı A.NİKOLAİDİS’in yaptığı konuşmada:

(— SEVGİLİ FENERBAHÇELİLER; SİZLERİ YALNIZ PANATHİNAİKOS KULÜBÜ BAŞKANI VE ATLETİZM FEDERASYONU REİSİ OLARAK KUTLAMIYORUM. AYNI ZAMANDA, İSTANBUL ROBERT COLLEGE’İNDE 1915-17 YILLARINDA TALEBE İKEN, SARI-LACİVERT FORMAYI 3 YIL TAŞIMIŞ BİR FENERBAHÇELİ FUTBOLCU AĞABEYİMİZ OLARAK DA KALBİME BASIYORUM…) demesi mutlu bir sürpriz olmuştur.

Büyükelçimiz, 11 sayılı ünlü Galatasaraylı, RUŞEN EŞREF ÜNAYDIN’da, olağanüstü mennu-niyet ve övünçten dolayı, 25 Nisanda Büyükelçilikte, Fenerbahçe kafilesine verdiği kokteylde:

(ATİNA’DA BAYRAĞIMIZIN ZAFER KUDRETİNİN TAM VE ŞEREFLİ BİR TİMSALİ OLDUNUZ…. BU BÜYÜK BAŞARINIZLA, BİLİNİZ Kİ, BÜYÜK ATAMIZIN DA RUHU ŞADOLMUŞTUR!..), dedikten sonra; atletlere, ebedi Önderin 10.8.1928 Cuma akşamı, Dolmabahçe Sarayında, 5 misafiri ile sohbet ederken, “BEN DE FENERBAHÇELİYİM!…”, dediği anıyı anlatmıştır:

Ulu Önder, Ogün yapılan ezeli rakipler maçının 3-3 berabere sonuçlandığını G.S. Kulübü Başkanı Necmettin Sadak’a sorup öğrendikten sonra, 2 Fenerbahçeli, Sabri Toprak’la Vasıf Çınar’a yaklaşmış ve salondaki 3 G.S.li, Necmeddin Sadak, Ruşen Eşref ve Maarif Vekili Mustafa Necati’ye hitaben:

(_ YA, ÖYLEMİ!… ZATEN BURADA DA (3) E (3) LE BERABEREYİZ.. BEN DE FENERBAHÇELİ’YİM!….), demiştir.

Fenerbahçe’nin atletizmdeki bu ilk yurtdışı seyahatinde takımı oluşturan 16 atletin tamamının da International oluşları, bu tarihsel karşılaşmanın Fenerbahçe Kulübü yönünden değerini arttıran bir diğer husustur.

Fenerbahçeli atletler, 26 Nisan gecesi, Yeşilköyde coşku ile karşılanmışlar ve Atina yarışlarının yurtta uyandırdığı takdir ve sevince ölçü ve örnek olmak üzere, Atletizm Federasyonu’nun 2.5.1951 gün ve 27/2421 sayılı şu yazısını almışlardır:

SAYIN RÜŞTÜ DAĞLAROĞLU;

21-22 Nisan 1951 tarihlerinde Atinada yapılan atletizm yarışmalarına idareniz altında katılan FENERBAHÇE ATLETİZM TAKIMIMIZIN ELDE ETMİŞ OLDUĞU NETİCE HER TÜRLÜ TAKDİRİN FEVKİNDEDİR. ATLETİZM TARİHİMİZE İLAVE ETMİŞ OLDUĞUNUZ BU YENİ ZAFERDEN DOLAYI SİZİ VE ŞAHSINIZDA İDARECİ ARKADAŞLARLA ATLETLERİMİZİ TEBRİK EDER, YENİ BAŞARILARINIZI DİLERİM. Saygılarımla…….

ATLETİZM FEDERASYONU BAŞKANI NAİLİ MORAN TEL-AVİV SEYAHATİ – Fenerbahçeli atletlerin 2. yurtdışı seyahatleri 9 Nisan 1952’de, “TELr AVİV” International yarışları için, lsraile yapıldı. Hapoel Kulübü 25. kuruluş yıldönüm bayramı için atlet, basketbol ve futbolcu olarak 50 kişilik bir Fenerbahçe gurubunu, 12/19 Nisan 1952 günleri için, Tel-Aviv’e davet etti. Bu davete, ancak 9 atletle gidildi.

Yönetim Kurulundan Kâmran Tekil başkanlığında giden atletler 30 bin seyirci önünde girdikleri 11 İnternational yarışta 8 birincilik kazandılar. Bu 9 atlet şunlardır:

Muzaffer SELVİ, Uğur ÜNEL, Doğan ACAR-BAY, TUrhan GÖKER, Osman COŞGÜL, Halil ZRAMAN, Avni AKGÜN, Ferhan DEVEKUŞUOĞLU ve Erdal AKKAN.

SOFYA SEYAHATİ – Fenerbahçeli atletlerin 3. yurtdışı seyahati 1956 Haziranında yine Kâmran Tekil başkanlığında Sofya’ya yapıldı.

Fenerbahçe Kulübünün organize ettiği 3. international atletizm bayramına davet edilen Bulgarların bu ziyaretlerini iade için gidilen Sofya’daki international karşılaşmalarda Doğu Almanya, Poonya, Çekoslovakya, Macaristan, Yugoslavia, Rumen ve Bulgar atletleriyle başarılı yarışlar yapıldı. 2 ikincilik ve 2 de üçüncülük alındı.

BÜKREŞ SEYAHATİ – Fenerbahçe, atletizmdeki 4. yurtdışı seyahatini 1956 Eylülünde Bükreş’e yaptı ve 20 ye yakın ülkenin ünlü atletleriyle başarılı yarışlar çıkardı.

PORTEKİZ SEYAHATİ – 5. yurtdışı atletizm seyahati, (AVRUPA ŞAMYİYON KULÜPLER 1985 KROS ŞAMPİYONASI) na katılmak üzere Portekiz’e yapıldı.

Şube kaptanı Ali Ergenç ile M. Terzi, M. Yur-dadön, Z. Atlı, S. Het ve M. Apaydın’dan oluşan Türkiye Şampiyonu Fenerbahçe Kros Takımı, yönetim Kurulundan Turhan Şahin Başkanlığında ve yönetici Turgut Meriç ile, uçakla Portekiz’e gitmiş ve 3.2.1985 de ALGERVA şehrinde yapılan yarışa katılmıştır.

Avrupanın 19 ülkesinin şampiyon takımlarına mensup 215 atletin katıldığı müsabakada Türkiye 8. olmak başarısını gösterdi. Yarışı Türkiye’nin önünde bitiren 7 ülke şunlardır:

Portekiz, İtalya, İspanya, İngiltere, Fransa, Gal-ler ve İrlanda. Yarışın ferdi birinciliğini ise ünlü İspanyol Carlos Lopez kazandı.

VİYANA SEYAHATİ – Fenerbahçe atletizm takımı 6. yurtdışı seyahatini, yine 1985 yılında ve özel olarak Viyana’ya yaptı. Türkiye şampiyonluğunu kazanan takım, Londrada yapılacak 1986 yılı Avrupa Şampiyon Kulüpler Atletizm müsabakalarına giriş hakkını, geç müracaatta bulunmak nedeniyle, kaybedince, Viyana 7. Uluslararası Spor Festivali programına dahil 10 atletizm yarışına katılmak üzere, 8 Temmuzda Viyana’ya gitmiştir.

Eski milli atlet Fikret Çetinkaya Başkanlığında, yönetici Neriman Tekil ve 15 atlet olarak, 17 kişilik kafiledeki, ilk 10’u milli, 15 atlet şunlardır: Nâdir ATALAY, Seha BAŞER, İbrahim KO-BAN, Muçteba APAYDIN, Zeki ATLI, Nihat BAĞCI, Ali AKSU, Gürbüz YAVAN, Turgay KANAT ve Mehmet SİREL ile Önder SERDAR, Ahmet EMEK, Levent ERBERKSOY, Metin BAYTÜRK ve Birol EĞRİLMEZBAŞ.

Otobüsle 10 Temmuzda Viyana’ya varan takım, ertesi gün yarışmış ve M. Apaydın ile M. Sirel birinci, S. önder ikincilik almışlar ve bunların dışında 4 er 3. ve 4.1ük elde edilmiştir.

Otobüsle yapılan yolculuğun doğurduğu yorgunluk Viyana’da derecelerin düşük olmasına neden oldu. Zâten, müessese teşekkülleri dışındaki Türk spor kulüpleri için Amatör dallarda bu gibi dış temaslar artık imkânsızlaşıyor. Türk parasının sürekli olarak değer kaybetmesinden doğan bu engelleyici durumun özellikle, Amatör spor dallarımız için talihsizlik olduğu aşikârdır.

ATLETİZMDE ULUSLARARASI BAŞARILAR

Fenerbahçe’nin atletizmdeki önem ve şöhreti, sadece kazandığı ve rekorlar teşkil eden resmi şampiyonlukların ve milli takıma verdiği atlet sayısının çokluğundan kaynaklanmamaktadır. Fenerbahçe’nin ana spor dalındaki şöhretinin nedeni uluslararası alanda sağladığı sayısız başarılarıdır.

Fenerbahçe Kulübü, milli takıma verdiği 200 ü aşkın atletten sonra, Melih Kotanca, Rıza İşman ve Muzaffer Baloğlu ile 1940 dan itibaren, Türk atletizmine 50 ye yakın Balkan ve Akdeniz şampi-yonlarıyla Olimpiyat ve Avrupa 3.1eri ve Ordula-rarası Dünya Şampiyon ve rekortmenleri de kazandırmış ve atletizm tarihine armağan etmiştir.

Spor tarihimiz boyunca, olimpiyatlarda 1987 yılına kadar, bayrağınızı şeref direğinde dalgalandıran ilk ve yegâne atlet Fenerbahçeli 3 adımcı RUHİ SARIALP’tir. Aynı atletimiz, 1949 Martında, Birleşik Amerika’ya karşı, Avrupa karmasına seçilmiş ve Brüksel’deki 1950 Avrupa şampiyonasında da 3. olmuş ve bayrağımızı yine şeref direğinde alkışlatmıştır. Yine bu atletimiz, 1951 de Roma, 1952 de de Kopenhag’da Ordulararası Dünya 3 adım atlama birinciliklerini kazandı. Kopenhag’da şampiyon olurken, 14.88 gibi bir derece ile, Ordulararası Dünya rekortmenliğini de kazanmıştır. Aynı surette, 800 ve 1500 de Ekrem Koçak, 5 ve 10 bin metrelerde de Osman Coşgül ve 110 engellide Mustafa Batman müteaddit Ordulararası Dünya şampiyonlukları kazandılar.

Bir özet tablo çizilirse; Türkiye, 1940 da ilk kez Balkan Şampiyonu olurken, aldığı 6 birincilikten 4 ünü Melih Kotanca ile Rıza İşman kazandılar. Savaş sonrası 1947 de Atina’daki 1. Akdeniz Şampiyonasında 17 atletten kurulu milli takımın 12 elemanı Fenerbahçelidir. Yunanistan’ın 193 puanını aşıp bu şampiyonayı 197 sayı ile kazanan Türkiye’nin bu başarısında Kemal Aksur, Suphi Ural, Melih Kotanca, Doğan Acarbay, Adnan ölçen, Şeydi Dinçtürk, Hapıdi Gürbüztürk, Mustafa Batman, Mustafa Özcan, Ahmet Kırlı, Sabri Kö-seoğlu ve Ruhi Sarıalp’ten oluşan bu 12 Fenerbahçeli atletin payı büyüktür.

1948 Haziranındaki 2. Doğu Akdeniz Oyunlarında 184 puanlı Yunanistan’ı tekrar 200 sayı ile geçen yukardaki Kemal, Doğan, Şeydi, Sabri ve Ruhi’den başka Haluk Reman, Burhan Cengiz, Halil Zıraman, Mahir Aras, Muhiddin Akın ve Avni Akgün olarak, 11 Fenerbahçeli atletin bu galibiyette de etkileri büyük oldu.

7/8 Temmuz 1951 de Yunanistanla yapılan milli temasta kazanılan 8 birincilikten 6’smı Fenerbahçeli, 2’sini de G.S. ve Karagüçlü atletler kazandılar. 26/27 Temmuzda Atinadaki rövanşta alınan 7 birinciliğin hepsini Fenerbahçeliler elde ettiler. Özellikle 5 ve 10 bin metrelerle, rekor kırarak da, 3 bin metre engellide, 3 birincilikle 3 Kupa kazanan Osman Coşgül’u, stadı dolduran Yunanlı seyirci ayakta alkışladı.

Barselona’da 1955 Temmuzundaki 2. Akdeniz Olimpiyatlarından sonra L’Equipe gazetesinin ilk sayfasında, 800 ve 1500 metreler şampiyonu Ekrem Koçak’ın resmi altındaki:

(TÜRK KOÇAK. İKİNCİ AKDENİZ OLİMPİYATLARININ EN MÜKEMMEL ATLETİ!…) yazısı, Fenerbahçe Atletizminin tarihsel kudretinin görkemli bir kanıtıdır. Bu büyük atlet, kısa sürede 6 sı Ordulararası Dünya, 5 i Bal kan ve 2 si Akdeniz Olimpiyat şampiyonluklarından, 13 altın madalya kazandığı gibi, sayısız Kupalara da sahip olmuştur. Pakistandaki Asya Olimpiyatlarında kazandığı kupa, pek çok ülkede yoktur, denebilir.

Ekremm 15 Eylül 1961 deki Balkan Oyunlarıyla, aynı yılın Ekim ayında ki (Türkiye-Fransa-Yunanistan) karşılaşmasında yegâne birinciliklerimiz olan 800 ve 1500 metreler şampiyonlukları unutulur anılar değildir.

Osman Coşgiil, Şükrü Saban ve Muharrem Dal-kılıç’ın bu 60 lı yıllardaki uluslararası ve Balkan yarışlarında sayısız birincilik ve rekorları, bu arada Muharrem Dalkılıç’ın Temmuz 1963 deki Balkan-Skandinave Karmaları yarışında 14.02 lik 5 bin metre yarışı ve kazandığı (FİNLANDİYA CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI) Fenerbahçe atletizminin ölümsüz arılarındandır. Yine Muharrem, 1964 de Balkan 5.000 metre, 1965 de de Balkan Kros Şampiyonu oldu.

Fenerbahçe’nin 1951 Nisan ayındaki Atina karşılaşmaları da Sarı-Lacivertli Kulübün uluslararası başarılarından sayılmaya değer. Çünkü, budalda bizden üstün bir rakibin tüm gücüne karşı kazanıldı.

Fenerbahçe, pistlerdeki bu uluslararası başarılarını, kriz döneminden sonra, 1982 den itibaren Kros ve Maraton yarışlarında sağladığı başarılarla yaşatmıştır. Altın’la Yurdadön’ün Mayıs 1983 Frankfurt maratonundaki birinci ve ikincilikleri, yine Yurdadön’ün 1983 Balkan Kros şampiyonluğu, aynı atletin İngiltere’de 228 atlet arasında yapılan Dünya Kros Şampuyonasındaki 12.1iği, Mehmet Terzi’nin Amsterdam, Los Angeles ve , Nevv-York maratonlarındaki başarıları, 18.9.1983 de Kazablanka’daki Akdeniz oyunları kapanış günündeki Maraton şampiyonluğu, yine Terzi’nin 1983 İzmir ve 1984 de Atina’da yegâne birinciliklerimiz olan Balkan Maraton Şampiyonluklanyla 19 Mayıs 1985 deki Uluslararası Frankfurt Maraton yarışında 38 ülkeden 8706 atlet arasındaki 6 ncılığı, kötü bir dönemdeki Türk Atletizmi’nin Fenerbahçeli krosçuların gayretleriyle yüzünü güldüren başarılar oldular. İşte, atletizme hemen hemen hiç yer vermeyen basınımızdan bu konuda 2 yorum;

Hürriyet’in 31.12.1983 sayısında bir başlık: (ATLETİZMDE 1983 DE YURDADÖN VE TERZİ İLE YÜZÜMÜZ GÜLDÜ!….) Milliyet’in 31.10.1984 sayısından: (ROTTERDAM, LOS ANGELES ve ATİNADAN SONRA; NEW-YORK DA ÇOK BAŞARILI ATLETLER ARASINA GİREN TERZİ, DÜNYANIN DÖRT BUCAĞINDAN YENİ DAVETLER ALDI..)

Bu tarihlerde Sermet Timurlenk’in Uluslararası 800 ve 1500 metre müsabakalarında kazandığı 4 altın, 3 gümüş ve 2 bronz madalya, yönetim kurulu raporunda:

(ULUSÇA ÖVÜNÇ KAYNAĞI, FENERBAHÇE İÇİN DE SEVİNÇ VESİLESİ) olarak yorumlanıp vurgulanmıştır.

Mehmet Yurdadön’ün 27.6.1984 de davet edildiği ve Cup da Franco olarak bilinen 7. DARM-STADT maratonunda 546 atlet arasında, son turda ünlü Alman Boschmann’ı geçerek birinci gelmesi, aynı yarışta Terzi’nin 5.1iği övünç anılarıdır.

M. Terzi 18.6.1985 de Rottenburg’da saate karşı 19.775 metre koşarak birinci geldi ve 1967 de 18.401 metre ile yine Fenerbahçe’li Şükrü Saban’m tesis etmiş olduğu rekoru 18 yıl sonra kırdı. M. Terzi’nin 23 Haziran 1985 de F.Almanya-nın TRİER şehrindeki 21.200 metrelik geleneksel yol koşusunda 18 ülkeden 2300 atlet arasında birinciliği 1.03.39 la kazanan Alman S. Herbert’e karşı, 1.03.51 saatte 2. geldiği yarış, bu değerli atletin Fenerbahçe forması altında son yarışı olmuştur.

GENÇ KATEGORİLER

Fenerbahçe Kulübü, atletizmde 1. Kategorideki erişilmez mevkiini 3. (GENÇ) ve 4. (YILDIZ) Kategorilerinde de yaşatmış ve bir çok İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarını, bu genç kategorilerin de katılmalarıyla, birer Fenerbahçe atletizm bayramı durumuna sokmuştur.

Sarı-Lacivert forma ve eşofmanlı boy boy genç-‘ lerin 1946 yılındanberi pistlerde oluşturdukları görkemli manzaralara, okullarla işbirliği yapılarak, süreklilik kazandırılmıştır. Bu suretle, yurda yüzlerce genç hediye eden Fenerbahçe Kulübü, Türk atletizmine yaptığı bu çok büyük hizmet konusunda ilk ve tek kulüp olarak sivrilmiş bulunmaktadır.

Fenerbahçe’nin bu genç kategorilerde 40 yıldır aralıksız sürdürdüğü başarı ve şampiyonluklar o kadar çoktur ki, bunları şu kitaba yansıtmak çok güç, hatta olanaksızdır, denebilir. Bir fikir vermek için Gençler 1985 ve 86 yılları İstanbul ve Türkiye birinciliklerinin sonuçları aşağıda sunulmuştur:

İstanbul şampiyonasının 1985 müsabakaları, İnönü stadında 30 Haziranda, Beşiktaş’ın 9122 –

G.S.ın 21.607 ve Yeşildirek’in 21.746 puanlarına karşı 22531 puanla Fenerbahçeli gençler tarafından kazanıldığı gibi, yılın Türkiye şampiyonluğunu da 13/15 Temmuzda Konya’da, İzmir Yu-Pi nin 24,076 puanına karşı, 25.132 puanla yine Fenerbahçe kazanmıştır.

1986 da (İstanbul Gençler Şampiyonası) nı tekrar kazanan Fenerbahçe, bu kez de, 13/14 Eylül 1986 günleri Ankara’da yapılan Türkiye Şampiyonasını, Eskişehir TEK’in 18.700, İzmir Yu-Pi’nin 22.288 puanlarına karşı, 24.094 puanla bir kez daha kazanmayı başarmıştır.

Şurası işaretlenmeye değer ki, 1920 lerden 1950 li yılların sonuna kadar Atletizm dalının Gençler Kategorisinde Fenerbahçe’nin rakipleri Beyoğlu-spor (Pera Spor Club), Kurtuluş (Tatavla-Heraklis), ve Yeniyıldız (Neos-Astr) olarak, hep Rum Kulüpleri idiler. Hiç bir Türk Kulübü Gençler kategorisinde Fenerbahçe ile rekabete girişmemiştir. Koskoca bir okulu arkasına alan Galatasaray’ın bile bu alandaki pasif tutumu üzücüdür.

Fenerbahçe atletizmi 1924 de TARIK, 1927 de HÜSEYİN SERMET ve İLHAMİ POLATER, 1947 de EŞREF AYDIN, 1953 de OSMAN COŞ-GÜL ve 1954 de de HALİL ZRAMAN gibi atletlerin Birleşik Amerika’daki başarılarıyla övünür. Ayrıca, 7 kez tertiplediği (ULUSLARARASI FENERBAHÇE ATLETİZM BAYRAMI), bu alanda kazandığı şöhret ve itibarın internasyonal değerine de mükemmel kanıttır.

Konuyu noktalarken, hatırlatılmadan geçilemeyecek önemli bir nokta var:

Atletizmde yurdumuzun en başarılı dönemi 1940-65 yıllarıdır. Türkiye, pistlerde en iyi dereceleri bu dönemde almış, Balkan ve Akdeniz şampiyonlukları kazanmış, elemanı Avrupa Karmasına seçilmiş, Olimpiyatlar ve Avrupa şampiyonlarında dereceye girip bayrağımızı şeref direklerine çektirmiş ve sık sık adından söz ettirmiştir. Bu mutlu durum Fenerbahçe’nin pistlerde öncülük ettiği dönemdir ve başarıların tümüne yakınını Sarı-Lacivertli atletler sağlamışlardır. Fenerbahçe 1965 den sonra öncülükten uzaklaşınca, yeri dolduru-lamadı ve Türk Atletizmi pistlerde kayboldu. 20 yıl süren bu durumun sonucu olarak, diğer ülkelerle aradaki mesafe açılmış bulunuyor.

Bugün inkârı mümkün olmayan bir gerçektir ki, Fenerbahçe Kulübü pistlerden uzaklaştıktan sonra, adını Kros’ta duyururken, ülkenin atletizmdeki itibarını korumuşsa da, büyüyen pist açığının, çeyrek yüzyıl önceler düzeyine indirilmesi artık çok zorlaşmıştır. Bununla beraber, zorluğun çözümünü yine Fenerbahçe Kulübü yüklendi. 1987 Yılı sonunda kurulmasına başlanan (FENERBAHÇE MİNİKLER ATLETİZM TAKIMI) bu amaçla atılmış yeni bir adımdır. Bu suretle, amaca temelden yönelinirken, Sarı-Lacivert forma altında Fenerbahçe ruh ve sevgisiyle yetişecek bu gençlerle, ayrıca Kulübün Atletizmdeki önderlik ve şampiyonlukları da korunup garanti altına alınmış ve transfer problemi de hal olmuş bulunacaktır.

Atletizm tarihimizde ilk kez yaşanan bu çok yararlı ve isabetli girişimde kulübün eski ve değerli Milli atleti Fikret Çetinkaya’nın gösterdiği bitmez tükenmez çabalar, tekrar tekrar, övgülerle yâda lâyıktır.

KIZ TAKIMI

Türk atletizminde ilk bayan atlet Fenerbahçeli Mübeccal Argun’dur ve 1926 yılı İstanbul şampiyonasında tek başına koşmuş ve o tarihte, bayanlar için 50 metre olarak tesbit olunan Sur’at yarışında “İstanbul Şampiyonu” olmuştur.

Taksim stadında 19.5.1936 daki ilk (Gençlik ve Spor Bayramı)nda 2000 erkek ve 1500 kız öğrencinin jimnastik hareketlerini hoparlörle yöneten ve Londra BBC radyosu Türkçe spikerliğinden emekli olan bu ilk ve ünlü kız sporcuyu, 1940 larda yine Fenerbahçeli Nedret Coşan ve gülleci Hegi-na Tekyan gibi atletler izlediler. Genç yaştaki hastalığında, (MEZARIM FENERBAHÇE AMBLEM VE RENKLERİYLE SÜSLENSİN!…) vasiyeti, Fenerbahçe Kulübü tarafından titizlikle Karacaahmet’te yerine getirilmiş bulunan Nedret Coşan, her yönden örnek, temiz bir karaktere sahipti.

Fenerbahçe Kulübünde genç bayanların bu ferdi çalışmaları 1957 de büyük bir atılıma dönüştü ve Türk atletizmine güçlü ve silinmez izler bıraktı.

İstanbul 10 km. yürüme şampiyonu milli atlet Fenerbahçeli Ünal Uyguç’un girişim ve gayretleri sonucu, genellikle Nişantaş ve Çamlıca Kız Liseleri öğrencilerinden kurulan Fenerbahçe Kız atletizm takımı, ciddi ve planlı çalışmalarla hemen siv-rilmiş ve 1958 den itibaren 9 yıl, sürekli olarak İstanbul ve Türkiye şampiyonluklanyla İstanbul Gül Kupası’nı üstüste kazanmıştır. Bu arada, 2.9.1961 de Bursa da Yunanlılarla yapılan ilk milli karşılaşmada Ay-Yıldızlı takıma 8 eleman vermiştir.

Fenerbahçe’nin 9 yıl, üstüste şampiyonluk kazanan ve çoğu milli olan bu ünlü takımın başlıca elemanları şunlardır:

Süratçi ; Ülkü Okay, Ayten Ayaz, Nuran Ateş ve İncibay.

Maniacı; Münevver Musalla, Sezer Baştek ve Müjgân Albay.

Uzun mesafeci; Gülnihal, Yurdagül Yapıcı, Tomris Ak, Nihal Filiz, Lale Bayhan, Nermin Bulut ve Kamile Faraz.

Yüksek atlayıcı;, Canel Konvur ve Nedret Çelikoğlu.

Uzun atlayıcı; Adile Sarıkaya, İ. Dizdaroğlu ve M. Özgen.

Disk ve Gülleci; Yücel Özkaraca, Kaptan

Perihan Tangür (ÖZBİLGİN), Karin İşcaner, Semiha Uçar ve S. Bağcıoğlu.

Fenerbahçe’ye 1958/66, tam 9 yıl hem pist, hem de, başta ATATÜRK yarışları olarak, sayısız Kros şampiyonlukları kazandıran bu takımın başlıca rakipleri Beyoğluspor’la Kurtuluş Rum Kulüpleri olmuşlar, ancak, bütün müsabaka ve mücadeleler Fenerbahçe’nin üstünlüğüyle sonuçlanmıştır. 1958 de F.B. 124, Beyoğluspor 65 puanla 1. ve 2. oldular.

Fenerbahçeli kız atletlerin en çekişmeli müsabakaları 1959 yılı İstanbul şampiyonasında yine Beyoğluspor’la geçti ve Sarı-Lacivertliler 67/59 yine kazandılar. 1-2 Ağustos günlerindeki bu şampiyonada Kulüplerine puan kazandıran Fenerbahçeli atletler, daha sonraları çok daha iyileşen dereceleriyle, şunlardır:

100 m : Ülkü Okay 14.6 ile 2., 400 m : Mürüvvet Kandeğdi 1.13.1 le 2., Malka Elbas 3.f

1500 m : Nermin Bulut 6.12.6 ile birinci, Kâmile Faraz 3.,

Gülle : Anna Zeldu 8.10 ile birinci, Münevver Musalla 2., Disk : Karin Swuek 26.90 ile birinci, Cirit : Karin Svvuek 24.97 ile birinci, M. Işıkan

2., M. Kandeğdi 3., Yüksek : Canel Konvur 1.50 (sonra 1.60) ile birinci.

Fenerbahçe’nin bu takımı 9 yıllık başarılı bir dönemden sonra, 1968 yılı başlarında Takipsizlikten dağıldı. En son başarısı 27 Aralık 1967’deki Büyük Atatürk Kros Yarışı birinciliği olmuştur. Fenerbahçe Kulübü bu anlamlı başarıyı 17 Mart 1968 kongresine, diğerleriyle beraber, tek bir cümle ile şöyle sunmuştur:

(KIŞ YARIŞLARININ EN BÜYÜĞÜ SAYILAN BÜYÜK ATATÜRK KOŞUSU FERDEN VE TAKIM HALİNDE BÜYÜKLER, YILDIZLAR VE KIZLARDA KULÜBÜMÜZÜN ŞAMPİYONLUĞU İLE SONUÇLANMIŞTIR.)

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 1

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 2

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 3

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 4

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 5

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 6

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 7

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 8

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 9

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 10

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 11

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 12

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 13

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 15

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 16

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 17

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 18

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 19

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 20

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 21

Written by kesinofsayt

25 Eylül 2012 14:25

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: