FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 18

leave a comment »

IMG_2902

FENERBAHÇE’DE HENTBOL

İlk kez 1915 de Almanya’da, uygulanan (HANDBAAL) sporu, önce kadınlar arasında 20 X 40 metre kapalı salonlarda başladı. 1919 dan sonra erkekler arası 40 X 50 metre sahalara ve 1934 den itibaren de, o yıl Almanyada kurulan ilk Federasyonu tarafından, nizami futbol sahalarına aktarılmıştır.

Yurdumuzda ilk kez 1923 de salonda oynanmaya başlanan (ELTOPU), 1932 den itibaren GAZİ TERBİYE ENSTİTÜSÜ BEDEN EĞİTİMİ Şubesi talebelerine öğretilmiş ve bu yoldan, önce okullar, sonra da spor kulüpleriyle bütün yurda yayılmıştır.

SPOR OYUNLARI FEDERASYONU’na bağlanan Hentbol sporunda ilk bölge birincilikleri 1942 de, İlk Türkiye şampiyonası da 1945 de tertiplenmiş ve maçlar nizami futbol sahalarında oynanmıştır.

Hentbol’de ilk İstanbul bölge şampiyonluğu 1942/43 mevsiminde yapıldı ve Defterdar Kulübü şampiyon oldu. Bunu, Fenerbahçe’nin 1943/44 ve 1944/45 de üstüste kazandığı iki İstanbul şampiyonluğu izlemiştir. Böylece, 1945 de Ankarada yapılan ilk Türkiye şampiyonasında İstanbul’u birinci Fenerbahçe ile ikinci Galatasaray temsil etmişler ve sonunda Ankara şampiyonu Harbokulu birinci, Fenerbahçe 2. Muhafızgücü 3., ve Galatasaray dördüncü olmuşlardır. Bu ilk Türkiye şampiyonasına katılan Fenerbahçe Hentbol Takımı:

Nuri Pekesen – Faruk Hızer, Sadi Sezen-Numan Uzun, İsmet Aldinç, Hulusi, Kemal Aksur, Sabri Kiraz, Halim Uluşahin (K), Recep ve Salahattin’den oluşmuştur.

Türkiye şampiyonasında en heyecanlı maç 30 Haziran 1945 günü oynanan Fenerbahçe-Muhafızgücü karşılaşması oldu. 3-3 ve 7-7 beraberliklerden sonra, durum uzatmada da 10-10 iken, Halim Uluşahin Fenerbahçe’yi finalist yapan 11. golü attı. Final maçını ise 5/7 Harbokulu kazandı.

Hentbol şubesi Fenerbahçe Kulübünde 1942 yılında Haydarpaşa lisesi öğrencileriyle birlikte kurulmuştur. Okulun beden eğitim öğretmeni Abdi Atamer’in o sırada Fenerbahçe stadı müdürü de olması, aynı okulda öğretmen muavini olan Muhtar Sencer’in girişimiyle, bu imkânı sağladı. Ancak, ilk yıllar mahrumiyetler içinde yüzen, hatta üstüste şampiyonlukları Haydarpaşa lisesinin Kırmızı-Beyaz formaları ile oynayıp kazanan Fenerbahçe Hentbol Şubesi, 1946 da da kazandığı İstanbul şampiyonluğundan çirkin bir tertiple ikinciliğe düşürülüp Türkiye birinciliğine katılmak hakkından mahrum bırakılınca, Hentbol şubesi bir daha açılmamak üzere kapatıldı.

Türk sporunun bugüne dek, ne tür yönetim ve kafalarla savaşmak zorunda kaldığına bir örnek olarak, daha niceleri yaşanmış çirkinliklerden biri olan bu olayı hatırlamak yararlı olur:

Fenerbahçe Hentbol takımının Çarşamba günü Galatasaray ile yapacağı son maçta berabere kalması dahi üstüste üçüncü İstanbul şampiyonluğunu kazanmasına yetecekti. Takım Mecidiye-köy stadına gitmiş, hakem gelmediğinden, Hentbol Ajanlığının talimatname gereği Iaysmen-lerden biri ile yaptırdığı maç 2-2 sonuçlanıp, Fenerbahçe 1945/46 İstanbul şampiyonluğunu da kazanmıştır. Ancak, Fenerbahçe, Hentbol şubesi Kaptanı Sabri Kiraz’a, 24 saat sonra, Perşembe günü aynı ajanlığın şu tebliği ulaştırıldı:

(— Çarşamba günü yapılan maç, evvelce tayin olunan hakemle Cuma günü aynı saha ve saatte tekrarlanacak ve şampiyon takım, Türkiye birinciliklerine katılmak üzere, Cuma günü Ankara’ya gidecektir.)

Haydarpaşa ve Boğaziçi liseleri öğrencilerinden oluşan Fenerbahçe takımını bir gün içinde toplama ve toparlamanın olanaksızlığı ve dolayısıyla da, şampiyonluğun oldu-bitti ile el değiştirilmek istendiği açıktı. Nitekim, yeniden sahaya gelmeyen, daha doğrusu, gelmesine olanak bulunmayan Fenerbahçe takımı, hükmen yenik sayılıp plan ve tertip başarıya ulaşmış ve Ankara’ya gerçek şampiyon değil, ajanlığın arzuladığı takım gönderilmiştir.

Hentbol sporunun İstanbul’da sevilmemesi ve gelişmemesi için herşey yapıldı. Başta ezeli hastalık olan Kulüpçülük olmak üzere, maçlar hafta ortası ve Mecidiyeköy’de seyircisiz oynatılmış ve hiç bir surette teşvik görmemeştir. Oysa, 8 Nisan 1945 de Kadıköydeki Fenerbahçe-Galatasaray futbol maçından önceki, aynı kulüplerin Hentbol karşılaşması, 10 bini aşan seyirciyi heyecanla coşturmuştu. Fenerbahçe’nin ezeli rakibini 7-4 yendiği 1944-45 liginin bu 2. devre maçı yurdumuzun en ilgi çeken ve kalabalık Hentbol maçı oldu. Bu maçın 2 ilginç anısı daha vardır: Birincisi, ligin ilk devresinde 6/5 yenilen Galatasarayın, rövanşı kazanmak amacıyla çok iyi hazırlanıp ilk haf-tayımı 4-1 önde kapamış olması, ikincisi de, kaleci Nuri Pekesen’in 2. haftayım 3 penaltı kurtararak, 4-7 lik galibiyet ve Fenerbahçe Hentbol takımının 1944-45 mevsimi şampiyonluğunu kazanmasında önemli rol oynamış bulnmasıdır.

İstanbul’da 1946 dan sonra, kırgın Fenerbah-çe’siz, daha da seyircisiz ve sönük geçen Hentbol oyunları, uzun aradan sonra, 1976 da Federasyon Kurulmasıyla, ciddi bir hüviyete büründü. 1977 de de Uluslararası Federasyona Şeref üyesi kabul olunması üzerine de, yeni uygulamalarla salonda oynanmaya başlandı.

Bugün 20 x 40 metrelik kapalı salonlarda, 7 si saha ve 5 i yedekte, 12 şer kişilik takımlarla uygulanmakta olan Hentbol, okullardan, kısa sürede kulüplere yayılınca, özellikle müessese kulüplerinde rağbet görür olmuştur. Birkaç yıldır, Türkiye çapında deplasmanlı şampiyona tertiplenmekte; ancak, yeterince salon ve seyirciye sahip olamamak başlıca noksan olarak gözlere çarpmaktadır.

Fenerbahçe ile G.S. ın ve yakın tarihlerdeki tecrübeden sonra da, Beşiktaş’ın rağbet etmedikleri bu sporda son senelerin sivrilen kulüpleri arasında başlıcaları Hortaş-Yenişehir, Tarsus İ.Y.-Erkutspor, Vefa-Simtel ve Kılıçoğlu-Toprakspor’dur. 1984/85 de Hortaş-Yenişehir’in elindeki şampiyonluk 1985/86 da Tarsus İdmanyurdu’na geçti, 1986/87 de ise birinciliği Halk Bankası kazandı.

fbtarih525

FENERBAHÇE’DE TENİS

Tenis, yurdumuzda, İngilizler tarafından oynanarak yayıldı. Istanbulda Moda ingiliz Tenis Kulübü, Mayak Kulübü ve Osmanbey Kordu ilk tenis tesisleri olup üyeleri genellikle lngilizdi.

Türk’ler arasında tenisi uygulayan ve çalışma alanına alan ilk Kulüp Fenerbahçe’dir ve bu spor dalında, yalnız İstanbul ve Türkiye değil, Balkan şampiyonluğu kazanacak derecede başarıya ulaşmıştır.

Şubenin kurulmasında Kulüp Başkanı Sabri (Toprak) beyin ilgi ve emeği büyük oldu. Şöyleki: Kuşdili lokalinin 1914 de Sabri bey tarafından yaptırılan patinaj sahasının bir süre sonra Tenis Korduna çevrilmesiyle bir çok Türk gencine bu sporda başarı göstermek olanağı yaratılmıştır. Umumi KaptanF. Hüsnü Kayacan beyin ingiltere’ deki görgü ve tecrübelerine dayanarak, bu kort üzerinde 1918 den itibaren Fenerbahçeli gençlere yaptığı hocalık, yurdumuzda, ilk hamlede, S.Sa-lahaddin Cihanoğlu, Galip Kulaksızoğlu, Zeki Sporel, İsmet Uluğ, Sabih Arca gibi değerli tenisçiler kazandırmıştır. Bu gençlere, esaretten dönen Tevfik Taşçı, Prens Muhsin Yeğen, Mehmet Karakaş, M.Reşat Pekelman, Edvard Ohanesyan, Ekrem Rüştü Akömer, Kerim Bükey ve İbrahim Cimcoz’da katıldılar.

Fenerbahçe tenisi ilk şöhretini Mütareke ve İşgal yılları (1919-23) yabancı galibiyetleriyle kazandı. Özellikle, 1920 de Osmanbey Kordu tenisçileriyle yaptığı ilk ciddi ve iddialı karşılaşmadan sonra, 31 Mart .1921 de Amerikalıları, 24 Haziranda İngilizleri ve 28.7.1922 de de Beyoğlu’nun en seçkin yabancı tenisçilerini yenen Fenerbahçeliler, 19.9.1922 de Beşiktaş Jandarma Okulu kortlarında tertiplenen ilk İstanbul bölgesi tenis şampiyonluğunu da tekte Zeki Sporel, Çiftlerde de Galip Kulaksızoğlu – Tevfik Taşçı ile kazandılar ve Sabiha Sultan’ın koyduğu kıymettar vazoyu Fenerbahçe müzesine mâl ettiler.

Fenerbahçe tenisinde beton kortun en hararetli dönemi 1923 den itibaren yaşanmıştır. O tarihe kadar İşgal Orduları subaylarının kendi malları gibi kullandıkları kort, o yıl özgürlüğe kavuşmuş ve yeni gençlerin yetişmelerine olanak doğmuştur.

fbtarih526

Bu beton kortun özelliklerinden biri de Türk hanımlarının modern sporlardaki ilk çalışmalarına zemin olmasıdır. Fenerbahçe Kulübünün tanınmış mensuplarının hemşire veya eşleri olan Vecihe Taşçı, Mediha Baydar, Adriyel Sadak ve Hidayet Karacan gibi bayanlar spor sahalarında ilk kez 1923 de bu kortta göründüler. Kadıköy’ün, yurdun en ileri görüşlü yöresi olmasına karşın, bu atılım yine de kolay olmamış, korta önce musevi bayan çıkarıldıktan sonradır ki, Türk hanımlar da cesaretlenip tenis oynamışlardır.

Tenis’in gördüğü büyük ilgi Fenerbahçe Kulübünü 1926 da toprak korta çıkmaya zorladı. Başta Osman Mısırlı olarak, İstanbul yakası Fenerbahçelilerin Gedikpaşa’da kurdukları korttan sonra, Kulüp de, aynı yıl stadın kuzeyindeki bostanı kiralayıp burada 2 kort yapmış ve Fenerbahçe tenisi tarihin en parlak dönemini bu 2 mükemmel kortta yaşamıştır. Yurdumuzun en değerli tenisçileri Sedat Erkoğlu, Suat Subay ve Şirin bu kortlarda yetiştiler. İkinci tenis kuşağı da burada doğdu ve yetişti. Bunların başlıcaları Danyal Subay, Celâl Uluğ, Ziya Sofu, Necdet Erdem, Vecihi ve Bedi Yazıcı, İzzet Mühürdaroğlu, Ahmet Tandoğan, Müs-lihiddin Tunca, Mücap Ofluoğlu, Lütfü İzer, Alaaddin ve Şahap Taluy, Melih Kutay, Ercüment Karacan, Fikret Gürbüz, Faruk Hızer, Mahmut Dikerdem, Orhan Bayramlıoğlu, Reşat Cihanoğlu, Sedat Atıkkan, Necdet Dalay, Behzat, İlhami ve Tarık Eğrilmezdir. Yine bu kortlar pek çok resmi ve özel karşılaşmalara, hatta 1932 yılı Balkan Tenis Şampiyonluklarına sahne olmuştur.

fbtarih527

fbtarih527

fbtarih528

F.B. TENİSTE BALKAN ŞAMPİYONU

Fenerbahçe tenisinin en büyük başarısı, hiç kuşkusuz, kazandığı 1930 yılı Balkan Şampiyonluğudur. Bu şampiyonada yurdumuzu 3 Fenerbahçeli: Suat Subay, Sedat Erkoğlu ve Şirin temsil ettiler.

TENNİSE CLUB D’ATHENNE de yapılan müsabakalarda önce Suat-Sedat çifti Yunanlı KAİDİS-BALLY çiftini 6/4, 6/3, 4/6 ve 7/5 olarak, 3-1 yendi.

Daha sonra, Sedat ile Şirin BULGAR YORDANOFF-SURÎCİEFF çiftini 6/2, 6/1 ve 6/4 olarak 3-0 mağlup edip Rumenlerle finale kaldı.

Final maçı 5 set ve 2,5 saat sürmüş ve Büyükelçi Enis Akaygen ile bir çok kordiplomatik ve meraklının heyecanlarla izlediği karşılaşmayı Sedat’la Şirin 6/1, 6/4, 5/7, 1/6 ve 4/6 olarak 3-2 almış ve Balkan Şampiyonluğunu Atina da Fenerbahçe’ye kazandırmışlardır.

TENİS’DE DIŞ SEYAHATLER

Fenerbahçe Kulübü teniste 3 dış seyahat yaptı. İlk seyahat 1927 Nisanında Atina’daki başarıl (Doğu Akdeniz Şampiyonluğundan sonra, Roma’ya yapılmış ve Mehmet KarakaşMa Şirin Roma İnternational karşılaşmalarında İspanya çift şampiyonunu 6/2 ve 6/4 yenmişlerdir.

2. seyahat 1930 da Balkan Şampiyonluğu için Atina’ya yapıldı.

3. seyahat de SPORTİNG CLUB BULGARİE’nin daveti üzerine, 1932 Temmuzunda Suat, Sedat ve Şirin tarafından Sofya’ya yapılmış ve Fenerbahçeliler bütün müsabakaları 9/0 gibi sonuçla kazanmak başarısını göstermişlerdir.

FENERBAHÇE TENİS’E VEDA EDİYOR

Fenerbahçe Kulübü’nün mali durumu 1936 da futbol dışı şubelere para tahsisine pek olanak vermediğinden, tenis, yıllık 200 lira tahsisatla ihmal, daha doğru deyimle, kapanma dönemine girdi.

Nitekim, 1940 ve 1941 yıllarına ait, aşağıdaki 2 yönetim kurulu raporu bu görkemli şubenin hazin sonucunu yeterince açığa vuruyor:

25 Şubat 1940 Kongresi raporundan:

(Tenis şubemize ehemmiyet vermek lâzımdır.

Türkiye şampiyonlukları kazanan eski arkadaşlar bu işi ihmal etmekle hataya düşmüşlerdir. Talebelerin çekilişleri de bu sporu sarsmıştır. Şubenin eski canlı ve iyi duruma geçmesini arzularız.)

26 Ocak 1941 Kongre raporundan:

(Tenis şubemiz eski arkadaşlar çekildikten sonra, seneden seneye daha kötü duruma düşüyor. Geçen mevsim 3-5 gençten fazla ilgi gösteren olmadı. Bu güne kadar bu şubeden Kulübe bir irat sağlamak fikri güdülmemiştir. Fakat, 3/5 kişi için de senede dört-beşyüz lira sarfını bu zamanda uygun görmüyoruz. Bu mevsim bu şubeden yararlanmak isteyen Fenerbahçelilerin Moda Deniz Kulübü kortlarından istifadelerini temine çalışalım.)

İşte, bunlar yurdumuza Balkan Şampiyonlukları kazandıran ünlü Fenerbahçe tenisinin ölümünü ilân eden vesikalardır. Fenerbahçe kortları 1940 larda öldü. Zaten, yeni stat ve çevrenin yeni düzeni nedenleriyle er veya geç yok olmaya mahkumdu. Ancak, tenisçileri Hasan Akev – Fehmi Kızıl’lar, Enes Talay – Nazmi Bari’ler, Engin Balaş’lar, Mualla Grodetski ve Kris Uncu’lar, daha uzun yıllar, çeşitli kortlarda Fenerbahçeli olarak şampiyonluklar kazandılar. Bugün, 3. bir kuşak da, yine değişik kortlarda, onların yerlerini almış durumda…

fbtarih529

FENERBAHÇE’DE MASA TENİSİ

Önceleri Ping-Pong adıyla bilinen masa tenisi, yurdumuzda ilk kez 1929 yılında Robert Col-lege okulunda oynandı. Aynı yıl, Ortaköy Kültür Merkezi ile Rum Arnavutköy Kulübünde de uygulanan bu spor, 1939 dan sonra yayılmış ve F.B., G.S. Beyoğluspor, İstanbulspor, Vefa, Şişli, Rum Tarabya ve Kurtuluş Kulüplerinde de gençlerin uğraşısı olmuştur.

Bu sporun ilk uygulayıcılarından Fenerbahçeli Kosta Mavridis’in uzun gayretleri sonucu, Masa tenisi 1948 de B.T.G.M. lüğü resmi faaliyet programına alındı ve Spor Oyunları Federasyonuna dahi edildi. Ancak, burada gelişme imkânı bulamadığından, bir süre sonra Tenis Federasyonuna bağlanmış ve 1954 de de, kurulan İstanbul Ajanlığının başına Mavridis getirilmiştir. Masa tenisi, 1966 yılından beri müstakil bir Federasyonca yönetiliyor.

Masa tenisi Fenerbahçe Kulübünde 1.7.1947 den itibaren resmen ve bir şube olarak faaliyet programına alındı ve 1985 yılına kadar Türkiye’de bu sporun tam anlamıyla öncülüğünü yaptı. Bu uzun dönemde Türkiye’nin en ünlü masa tenisçileri, sıra ile, Güneri Artunkal, Mahir Özbayrak, Cem Avunduk, Tuğrul Aras, Heysan Demirci, Gürcan Karadede ve nihayet Gürhan Yaldız ile Oktay Çimen hep Fenerbahçe’de yetişip yıldız olmuşlardır. Ancak; 1947 den çok önce de bu sporda temayüz eden Fenerbahçeliler vardı. Nitekim, Türkiye’de ilk kez 1930 da İstanbul Altınordu Kulübü tarafından Kadıköyde tertiplenen (ALTINORDU PİNG-PONG TURNUVA KUPASİ), kısa süre sonra, genç yaşta vefat eden, Fenerbahçeli Raşit tarafından kazanılmıştır. F.B., G.S., A.O. ve İst.Spor Kulüplerinden 16 genç arasında 7.2.1930 daki bu ilk şampiyonada Fenerbahçeli boksör, kürekçi ve yüzücü Raşit ile İstanbulspor’ lu futbolcu (sonraları futbol hakemi) Sâmih Duransoy finale kaldılar. 14 Şubatti-ka finali 21/17, 21/14 ve 21/10 Raşit kazanmış ve Kupayı almıştır.

Bu ilk ve tarihsel turnuvadan sonra, en ilginç girişim 1946 da tertiplenen ferdi İstanbul şampi-yonluğu’dur. Bu şampiyonayı kazanan Fenerbahçeli Güneri Artunkal yıllarca İstanbul ve Türkiye şampiyonu oldu ve bu sporun memleketimizde gelişme yıllarının yıldızı olarak sivrildi.

Fenerbahçe, masa tenisini çalışma programına aldıktan sonra, kısa sürede büyük başarılar sağladı. Uzun süre hiç yenilmedi. Ezeli rakip Galatasarayı da, ilk karşılaşmalarında, 15 Ocak 1948 günü 4-1 yendi.

Spor Oyunları Federasyonunca, resmi olarak, ilk kez 1948/49 da tertiplenen İstanbul şampiyonasında, Fenerbahçe Kulübü; Beyoğluspor, Galatasaray, Şişle, Ortaköy, Tarabya ve Kurtuluş’tan oluşan ligde 6 rakibini de yenerek 18 puanla şampiyonluğu kazanırken ezeli rakibini tekrar 6/3 yendi.

Fenerbahçe, 1948/49 dan sonra şampiyonluklarını 1949/50, 1950/51, 1951/52 ve 1952/53 mevsimlerinde de sürdürdü. Tertiplenen bütün özel organizasyonlar, teşvik turnuvaları ve ilk yurtiçi teması olan 1.10.1948 deki 4/1 sonuçla Kocaeli karması maçı ve 1948/53 dönemi centilmenlik mükafatları tümüyle Fenerbahçeli masa tenisçilerince kazanıldı. Bu ilk dönemin nağmağlup Sarı-Lâcivertli masa tenisçileri şunlardır:

Güneri Artunkal, Hamit Pişkin, Aleko Mori-sis, Ojen Raad, Huber, Nejat Tulgar, Niko Magulas, Stefo Halaris, Hannanel ve Marulidis.

MASA TENİSİNDE DE EZELİ REKABET

Hemen her spor dalında olduğu gibi, masa tenisinde de gelişme yıllarında 9 maçlık F.B.-G.S. rekabet dönemi yaşandı. 8 ini Fenerbahçe, birini de Galatasaray’ın kazandığı 9 maç ve 1948/53 arası, 5 yıllık bu dönemi, uzunca bir duraklamadan sonra, 10 yıllık F.B.- Beyoğluspor ve 1985’e kadar yine 10 yıllık Fenerbahçe-Eczacıbaşı rekabet dönemleri izlemiş ve 1985 den sonra bu dalda da, meydan; artık, Türkiye Şampiyonu Fenerbahçeli gençleri transfer eden müessese kulüplerine kalmıştır.

Fenerbahçe Kulübü masa tenisinin gelişip yayılmasında büyük çaba harcadı. 1950 de yurdumuzda ilk kez kız takımı kurdu. Bu spor dalını yaşatmak için bünyesinden diğer kulüplere elemanlar dağıttı. Ancak, bütün bunlara rağmen, Beden Terbiyesinin ilgisizliği yüzünden, 1953 den itibaren bu dalda bir duraklama dönemine girilmesini Önleyemedi. Şubenin Kurucusu Mavridis’in Yunanistana göç etmesi, bir kısım elemanların sporu bırakmaları duraklamayı uzatan nedenler oldular. Bu hareketsizlik sonucu, şube, Istinyedeki Kürek Lokaline sığınır oldu.

FENERBAHÇE-BEYOĞLUSPOR REKABETİ

Fenerbahçe’nin bu tarihlerdeki 1 sayılı rakibi artık Beyoğluspor’dur ve Sarı-Lâcivertliler 1960 larda bu kulüple çetin bir rekabete girişmişlerdir, îlk müsabakalar 1960/61 mevsiminde oldu. Fenerbahçe İstanbul şampiyonu olduğu gibi, bölgeler arası birinciliği de takım halinde istanbul’a kazandırdı. Sarı-Lâcivertli şampiyon ekip, Nâzım Arpacı, Kâzım Osmanlı ve Ümit Paker’den kuruludur.

Fenerbahçe, masa tenisindeki önderlik ve şampiyonluklarını önce 1965 e kadar aralıksız sürdürdü. Hatta 1964 de yeni kurulan Genç ve Yıldızlar da dahil, bütün kategorilerin 1 den 4 e kadar, derecelerini toplarken gerek kıyafet ve gerekse sportmenlikleri, ayrıca, Teşkilât tarafından yazılı olarak övülüp kutlanmıştır.

fbtarih530

İnşaat için Beden Terbiyesine devredilen Fenerbahçe stadının 1965 de yıkılması ve İstinye Denizcilik Lokalinin de Belediyece istimlâki nedenleriyle, San-Lâcivertli 8 erkek ve 3 kızdan oluşan kadro çalışma imkânı bulamadı ve Fenerbahçe üstüste 2 yıl Beyoğluspordan sonra 2. oldu.

fbtarih531

MASA TENİSİNDE FEDERASYON KURULUYOR

Masa tenisinde, 1966 da, Federasyon kurulması bu spor dalındaki çalışmaları daha aktif kılmış ve hızlandırmıştır. Ancak, 2 yıldır düşülen ikincilikten Fenerbahçe’nin kurtulması 1967 de mümkün oldu ve çift bayanlar dışında, bütün kategorilerin birinciliklerini yeniden Fenerbahçeliler topladılar ve Sarı-Lâcivertli müzeye bir çok Kupalar kazandırdılar. Yönetim Kurulunun 19.3.1967 Kongresine sunduğu rapor bunu kanıtlıyor:

(MÜTEVAZİ ŞUBEMİZİN ALDIĞI SONUÇLAR GÖĞÜS KABARTICIDIR. İSTANBUL BİRİNCİLİKLERİNDE, ÇİFT BAYANLAR DIŞINDA, BÜTÜN MÜSABAKALARI KAZANAN GENÇLERİMİZ ŞAMPİYON OLARAK, MÜZEMİZE KUPALAR VE TARİHİMİZE ŞEREFLER KATMIŞLARDIR. KENDİLERİNİ TEBRİK ETMEYİ BORÇ BİLİRİZ.)

Büyüklerde Kâzım Osmanlı, Şaban Salahaddin ve Osman Vardar, ayrıca, Balkan Şampiyonasında milli takımda yer alırlarken Ümit Paker büyüklerde, Haldun Siral gençlerde, Remzi Sarıoğlu da Yıldızlarda şampiyon oldular. Martta Aydın’-daki Türkiye birinciliklerinde 3 ü de Fenerbahçeli olan Şaban, Osman ve Ümit’ten kurulu İstanbul takımı Ankara ve İzmir karmalarını yenerek Türkiye şampiyonu oldu.

1969 da İstanbul şampiyonu olan Fenerbahçe, Türkiye şampiyonluğu bu yıl da Bölgelerarası tertiplendiğinden, birinciliği yine İstanbul’a kazandırdı.

İstanbul 1970 ve 1971 şampiyonluklarını kazanan Fenerbahçe, Ankara ve Konyada yapılan Türkiye şampiyonluklarını da kazandığı gibi, 1971 de yine Konyada yapılan Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupasını da müzesine götürdü. Bu yıllarda Perihan Güllüoğlu bayanlar birinciliklerini sürekli olarak kazanmaktadır.

1972 de İstanbul birincisi Fenerbahçe, İzmir-de 4 gün süren müsabakalar sonunda, 2.4.1972 günü finalde Eczacıbaşı’nı 5/4 yenerek Türkiye şampiyonu oldu.

1973 de Perihan Güllüoğlu’nun ayrılması, Şaban Salahaddin’in de sporu bırakmasından dolayı A takımı biraz sarsılmıştır. Bununla beraber, çift erkek, çift bayan ve karma takımlar birincilik Kııpalarıyla takım şampiyonluğu Kupasını yine Fenerbahçe kazanudığı gibi Cumhuriyetin 50.yıl Kupası maçlarında da Sarı-Lâcivertli Kulüp birinci gelip Kupayı aldı.

Toplam 18 elemandan oluşan Fenerbahçe masa tenisi takımları 1974 ve 1975 yılları İstanbul birinciliklerinden sonra, Balıkesir ve Edirne’de yapılan Türkiye şampiyonluklarını da kazanırlarken, erkeklerde Mahir Özbayı ak ile Cem Avunduk, bayanlarda da Gülçin ve Zuhal Erkman Kardeşler temayüz etmeye başladılar.

Fenerbahçe’nin en büyük sıkıntısı olan kapalı salonsuzluk 1976 da masa tenisini de etkilemeye başladı. Şube, 26 ya varan elemanıyla bayanlarda şampiyon olurken, erkekler İstanbul ikincisi oldular. Adanadaki Federasyon Kupası ile Van-daki Türkiye şampiyonasında ise, bayanlar ve karma takımlardaki birinciliklere karşı, erkekler, genel tasnifte Beyoğluspor ve Eczacıbaşından sonra üçüncülüğe düştü,

İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarını 1977 de de Beyoğluspor kazandı, Eczacıbaşı 2. oldu. Çift erkek ve bayanlar birinciliklerine karşın, Fenerbahçe yine 3. olunca, ilk kez A dan B grubuna düştü ise de G.Antepteki Federasyon Kupasını kazanınca tekrar A kategorisine yükseldi.

F.B. ELEMANINI KENDİ YEŞİTİRİYOR….

Fenerbahçe’nin Masa Tenisinde başlıca avantajı elemanlarım kendi bünyesinde yetiştirmesidir. Bir zamanlar olduğu gibi, futbolda da yeniden yaşanması gönülden arzulanan bu uygulama, masa tenisinde Fenerbahçe’ye çok değerli elemanlar kazandırmaktadır. Nitekim 1978 de erkek A takımı 6 Mayısta Bolu’da Türkiye, 29 Ekimde Ço-rum’da Federasyon Kupası ve 29 Aralıkta da Konya’da Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupalarını kazanırken Türk masa tenisinde, başta GÜLHAN YALDİZ olarak, yeni yeni yıldızlar parlamaya başlıyordu.

Bu dönemde bayanlar şampiyonluklarını da, sürekli olarak, Fenerbahçeli Gülçin ve Derya Erk-men Kardeşlerle Filiz Selam kazanmaktadırlar. Çorum’da yapılan yılın Fed.Kupasında Tuğrul Akas, Heysan Demirci ve Gürcan Karadede ekibi şampiyon oldu. Bu gençlerden Tuğrul, Gürcan, Heysan ve Gürhan, İstanbul birinciliğinden sonra, A takımlar 1979 Türkiye şampiyonluğunu 28 Mayısta büyük başarılarla kazanırlarken, aynı kadro 1 Kasımda Hatay’da Federasyon Kupasını da aldı.

ECZACIBAŞI RAKİP OLUYOR

Fenerbahçe 1980 de takım halinde İstanbul ve Türkiye ikincisi oldu. Birincilikleri, yeni transferlerle kadrosunu güçlendiren Eczacıbaşı kazandı. Daha önce 2 teşvik kupasıyla Federasyon Kupasını Fenerbahçe kazanmıştı. Tek ve çift erkekler ile karma birinciliklerini hep Fenerbahçeliler kazandılar. Gürhan Yaldız Avrupa Şampiyonasında Türkiye’nin en başarılı elemanı olarak sivrildi.

Eskişehir’de yılın tek erkekler şampiyonluğunu kazanan Gürhan Yaldız, Gürcan Karadede ile çift erkek; Demet ile de karma şampiyonu oldu. Böylece, Türkiye’de ilk kez Masa Tenisinde aynı sporcu, aynı gün 3 şampiyonluk birden almıştır.

Fenerbahçe 1981 de İstanbul şampiyonu oldu. Türkiye şampiyonluğunu ise Eczacıbaşı kazandı. Fenerbahçe 2 nci, bu sporda yeni yeni başarılı olan Şekerspor da 3. oldular. 1 Aralık’la Denizli’de tertiplenen Fed.Kupasını ise Eczacıbaşı, M.T.A. ve Taçspor’u aynı sonuçlarla 5/0, Şckcrspor’u da 5/2 yenen Fenerbahçe kazandı. Sarı-Lâcivertli takım Gürcan Karadede, (K). Gürhan Yaldız, Can Ergir ve Turgay Altınok’dan kuruludur. İzmitte yapılan Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupasını da yine Sarı-Lâcivertliler kazandılar. Bu tarihte 20 sporcudan oluşan şubenin bütçesi 625 bin liradır.

FENERBAHÇE BALKAN 2. Sİ

Fenerbahçe’nin 1982 yılı Masa Tenisi faaliyeti, 5 Mart. 1983 genel kuruluna sunulan Yönetim Kurulu Çalışına Raporunda şöyle dile getirilmiştir:

(Fenerbahçe, masa tenisinde son yıllardaki atılımı ile, ÜLKEMİZİN EN BÜYÜĞÜ OLDUĞUNU KANITLADIĞI GİBİ, BALKAN ÜLKE LERİNDE DE ADINDAN SÖZ ETTİREN BİR GÜÇ HALİNE GELMİŞTİR. ÖZELLİK LE, GENÇ SPORCUMUZ GÜRHAN YALDIZ KULÜBÜMÜZE KAZANDIRDIĞI İSTAN BUL ve TÜRKİYE ŞAMPİYONLUKLARININ YANISIRA, İLK DEFA BALKAN 2. Sİ OL MAK ŞEREFİNİ FENERBAHÇE’YE TAŞIMIŞTIR.

BU YILKİ BAŞARILARIMIZ ŞÖYLEDİR:

1— 29 EYLÜL – 2 EKİM 1982 DE İZMİRDE YAPILAN 19. BALKAN ŞAMPİYONASINDA 19 YILDA İLK DEFA OLARAK GÜRHAN YALDIZ 2. OLUP GÜMÜŞ MADALYA KAZANDI.

2— 25 OCAK – 1 ŞUBATTA KOCAELİNDE ECZACIBAŞI, MOGAN, ŞEKERSPOR VE TAÇSPOR’U YENEN TAKIMIMIZ SPOR VE GENÇLİK BAKANLIĞI KUPASI’NI KAZANDI.

3— ERKEK TAKIMI MAYISTA İSTANBUL ŞAMPİYONU OLDU. ÇİFT ERKEKLERDE GÜRHAN YALDIZ – GÜRCAN KARADEDE, KARMADA DA GÜRHAN YALDIZ – SİBEL YİĞİT ŞAMPİYONLUĞU KAZANDILAR.

4— MAYISTA BURSA’DA YAPILAN TÜRKİYE ŞAMPİYONASINDA, FENERBAHÇE TEK VE ÇİFTLERDE 1., KARMADA 2. OLDU.

5— AĞUSTOSTA PLEVNE’DE 7 ÜLKE ARASINDAKİ ULUSLARARASI MÜSABAKADA FENERBAHÇE 3. OLDU.

6— (TÜRKİYE’NİN EN İYİ MASA TENİSÇİSİ ÜNVANINI, 12 ÜNLÜDEN G.YALDIZ KAZANDI.

7— ARALIKTAKİ AYDIN VE BALIKESİR MÜSABAKALARINI YENİLMEDEN F.B. KAZANDI.

8— BEYOĞLUSPOR’UN ÜNLÜ ELEMANI VASİL ALEKSANDİRİS’I GÜRHAN YALDIZ BU MEVSİM 3 KEZ YENDİ…. ŞUBENİN BÜTÇESİ 2,5 MİLYON LİRADIR.)

Fenerbahçe, 1983 de İstanbul ve Türkiye erkekler tek, çift ve karma şampiyonluklarını kazandı ve şampiyonlar G.Yaldız, G.Karadede, Can Ergir ve Sibel Yiğit Kulüpçe kutlandılar.

fbtarih533

Bu mevsim İstanbul şampiyonluğu 7 kulüp arasında yapıldı. Fenerbahçe’nin Eczacıbaşı’nı 5/4 yenerek kazandığı şampiyona sonunda 7 takım şöyle sıralandılar:

Fenerbahçe, Eczacıbaşı, İ.E.T.T., G.S., Simtel, İ.T.Ü. ve Profilo.

Mayısta 72 takım arasında yapılan Türkiye şampiyonasında ise Fenerbahçe Eczacıbaşı’ndan sonra 2. oldu.

Fenerbahçe 1984 İstanbul birinciliğini Nisanda, Türkiye şampiyonluğunu da Mayısta kazandı. Teklerde şampiyonluğu Gürhan Yaldız almakta devam ederken, çiftler bu yıl ilk kez İstanbul şampiyonası finalinde Beyoğluspor’u 5/2 yenerlerken görülen GÜRHAN YALDIZ – OKTAY ÇİMEN çifti hayranlıkla izlendi.

MÜESSESE KULÜPLERİ F.B.’YE HASIM !..

Fenerbahçe’nin masa tenisinde müessese kulüplerine karşı mücadelesi 1985 yılında artık katlanılmaz bir hal aldı. Geçen yıl istifa eden Sibel Yiğit’den sonra, bu yıl da yurdumuzun en iyilerinden Gürhan Yaldız, Ferhat Erduran, Gürhan Karadede, Can Ergin ve Süleyman Şimşek 27 Temmuzda istifa ettiler. Fenerbahçe’de yetişen bu gençlerin Sarı-Lâcivert forma altında son başarıları şöyledir: Nisan’da Eczacıbaşı, T.E.D., En-ka, Profilo, G.S. ve Bakırköyü geride bırakarak kazanılan İstanbul şampiyonluğu, Mayısta Balı-kesirde 15 takım arasında Tuborg’dan sonra Türkiye 2 nciliği…

fbtarih533

Türkiye’nin 1 sayılı masa tenisçisi Gürhan Yaldız Nisanda İstanbul, Mayıs’ta Balıkesir’de tek erkek, ve Ferhat Erduran ile çift erkek şampiyonluklarını kazandıktan sonra M.A.N. a transfer oldu. Oktay Çimen de Eczacıbaşı’ya gitti. Bu 2 gençten oluşan milli takım, Fenerbahçe’den ayrılmadan önce, son milli maçlarını Mart 1985 de İsveç’in Göteburg şehrindeki Dünya Şampiyonasında yaptılar ve birçok ülkeyi yendiler.

Bir gerçek ki, amatör spor dallarında, özellikle müessese kulüpleri, Fenerbahçe’ye karşı amansız birer hasım durumundalar. Yıllar süren emeklerle yetiştirilen ve popüler olan şampiyon gençlerin, açılan kucaklara ve gösterilen imkânlara koşmalarına engel olmak mümkün değil !..

Türkiye’nin en iyi 12 masa tenisçisi arasındaki geleneksel şampiyonluk, Fenerbahçe’nin 1986 dan itibaren durumuna ölçü olabilir. 1985 e kadar şampiyonluğu mutlaka bir Fenerbahçeli kazanırdı. 1986 da genç Ömer Aksoy 4., Tayfun Erbil de 6. oldular.

1986 nın Türkiye Ligi müsabakalarında Galatasaray ile Sakarya’yı 5/1 sonuçlarla yenen Fenerbahçe, Eczacıbaşı’na 5/3 yenilerek 2. oldu.

Masa tenisinde 1986 yılının en önemli olayı grup birincisi Türkiye’nin diğer grup birincisi İsviçre’yi 26 Martta İstanbul’da 5/2, 2 Nisanda Thune da 4/3 yenerek birinci lige yükselmesidir. Bu maçlarda Türkiye’yi 2 eski F.B. li Gürhan ile Oktay temsil ettiler.

FENERBAHÇE YURT DIŞINDA

Fenerbahçe, masa tenisinde yurt dışına çıkan ilk ve yegane Türk kulübüdür. Ve 2 seyahat yapmıştır. İkisi de 1981 ve 1982 de Bulgaristan’ın Varna ve Plevne şehirlerindeki uluslararası müsabakalara davet şeklinde olan bu seyahatlerde kayde değer nokta, bu milletlerarası karşılaşmalara kulüp olarak yalnız Fenerbahçe’nin çağrılmasıdır.

Varna turnuvası 20.6.1981 de Rusya, Romanya, Yugoslavya, Çekoslavakya, Polonya, Macaristan, Cezayir, Yunanistan, Avusturya ve Bulgar A.B.C. olarak, 13 takımın katılmalarıyla yapıldı. Antrenör Reşat Aydın yönetimindeki Gürhan Yaldız, Turgay Altıok ve Can Ergir kadrolu Fenerbahçe, 4 grup halindeki şampiyonada, grubundaki Bulgar A, Yunan ve Polonya’yı yenip grup şampiyonu olarak final grubuna yükseldi. Fenerbahçe bu grupta Romanya’yı, çiftlerde 3/1 yenip finale kaldı. Finalde Rusya’yı da 3/1 yenmeyi başaran sarı-Lâcivertliler Altın madalya kazandılar.

Teklerde ise Rumen rakibine 2/1 yenilen Gürhan Yaldız Gümüş madalya aldı.

Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu engellemek isteyen Bulgarların bütün çabaları boşa çıkmış; geceki ziyafete de, Rus antrenör Gomoskof, Fenerbahçe’ye yenilen sporcularının katılmalarını yasaklamıştır.

PLEVNE Turnuvası 7 ülke sporcuları arasında yapıldı ve Fenerbahçe 3. oldu.

Bu tür uluslararası müsabakalara bir kulüp takımının davet edilmiş ve katılmış olması, 1981 yılında ilk kez görülmüştür. Bu özellik, Fenerbahçe’nin yüksek değer ve şölıretiyle, şube kaptanı Kâmil Dinçay’ın kişiliğinden doğmuştur.

MASA TENİSİNDE F.B. Lİ MİLLİLER

Her amatör dalda olduğu gibi, masa tenisinde de milli olan Fenerbahçelilerin listesini sağlamak mümkün değil.. Araştırmalar sonucu belirlenen 27 F.B. li aşağıdadır:

A.Edizlıun, Abdurrahman Devletoğlu, Can Ergin, Can Taşçıoğlu, Cem Avunduk, Feyza ve Ferda Güvener, Gürcan Karadede, Gürçin Erkman, Gürhan Yaldız, Heysan Demirci, İ.Özeren, Kâzım Osmanlı, Mahir Özbayrak, Meram Bıçakçı, Nazım Arpacı, Oktay Çimen, Osman Vardar, Perihan Güllüoğlu, Remzi Sadıkoğlu, Serpil Ayas, Sibel Yiğit, Tayfun Erbil, Tuğrul Akas, Şaban Salahattin, Ümit Tüker ve Zülâl Erkman.

fbtarih534

FENERBAHÇE’DE BOKS

Boks sporu Milat’tan 684 yıl önce yapılan 23. Olimpiyatlarda uygulanmaya kondu. Türk’lerin özellikle Semerkant yöresinde bu sporla geniş ölçüde meşgul oldukları tarihçilerce kanıtlanmıştır.

Modern anlamda Boks, 18. yüzyıl başlarında, önce İngiltere de uygulanmış ve ilk tüzük 1892 de yayınlanıp eldiven bu tarihten sonra kullanılmıştır.

Yeni metod ve koşullarıyla boks, yurdumuzda Mütareke ve işgal yıllarında, yani 1919/23 de gelişip yayıldı. Özellikle ingiliz ve Amerikalıların 1919 dan itibaren Beyoğlu’nun SKATİNG, CHANTE CLAÎRE, VARIETE, Tepebaşı Tiyatrosu, WİNTHER PALACE, SPRİNG FİELD ve 1922 den itibaren de Taksim stadı salonlarında yaptıkları müsabakalara azınlık ve bu arada Türk gençleri de katıldılar.

Musevi Adil Akşıyot, 1919/20 kışında, Fransız Boks Federasyonu himayesinde olarak, İstanbul’da topladığı bir grupla Taksim çeşmesi yanında Clıant’e Claire salonunu kiraladı ve ilk kez müsabakalar tertipledi. Görülen büyük ilgi, boksun istanbul’da yayılmasını ve bu sporla bir süredir meşgul olan Fenerbahçe’den sonra, Beşiktaş, Galatasaray, Kumkapı ve Vefa Kulüplerinde başlayan çalışmaların semt kulüplerine de sıçramasını sağladı.

Boks sporunun Türkiye’de yayılmasını sağlayan ilk şahıs Fransız antrenör FRANKİ MARTİN dir. Bu zat Hamalbaşı’daki salonunda ders vermiş, boks’un inceliklerini öğretmiş ve masaj yapmıştır.

LORENZO, YORGO TAGAR, Beyaz Rus KİRPİT, SARANGA, Küçük SELAMI, PETRO MAZLUMİDİS, Küçük KEMAL, ZEYNEL, MELİH AÇBA, PAKRAT, AMERİKALI BETLİNG, KEMAL BEKOF ve aşağıda adlarını sıraladığımız Fenerbahçeli boksörler Mütareke ve işgal döneminin en tanınmış boksörleridir.

Fenerbahçe Kulübü, başta Tıbbiyeli Ali Sami olarak, 1913 den itibaren boks dalında gösterdiği ferdi çalışmaları, 1914 de geçtiği KuşdiliMeki lokalin büyük’salonundaki ringde kalabalık bir kadro ile genişletmiştir. Bu köklü atılım sonucu, zamanla sivrilen gençler arasında Mısırlı Mazlıar, Eczacı Ziya Boyer, Nuri Kadıköylü, Dr.İsmet Uluğ, Sıtkı Pıran, “İngiliz Kemal” takma adlı Esat Tomruk (İleride, İNGİLİZ KEMAL adı ile, ayrıca ele alınmıştır.), Büyük Selami, Hayri, Hikmet, Orhan, Sermet, Feyzi, Remzi, İzzet, Raşit, Hafız Hüseyin ve Aleksandr adları anılmaya lâyık ilk Fenerbahçe’li boksörlerdir. Bu gençlerin büyük çoğunluğunun antrenörlüğünü ve Nuri Kadıköylü’nün menajerliğini Fenerbahçe’nin komple sporcularından (Tcdi belâ’) Fahri Ayad yapmıştır.

fbtarih535

Boks sporu Türkiye’de en büyük ilgi ve heyecanı, doğuşundan 1987 ye kadar, Mütareke ve İstanbul’un işgal yıllarında gördü ve yaşadı. 1919/23 arası bu 5 yıllık dönemde düşman takım-larıyla Fenerbahçe arasındaki futbol maçlarında yaşanan büyük heyecan ve coşkunluk, bazan daha fazlasıyla ve taşkınlıklar içinde, ringlere de yansımış ve bu spor, tarif edilemez bir coşku ve taassupla, kitleleri peşinden sürüklemiştir.

Bu coşkunun “Milli” hüviyete bürtinmesi ayrıca dikkate değer.. Bir boks maçı, tarafların ırk ve inançlarına göre, Milli Şeref konusu sayılmıştır. 18 Aralık 1921 akşamı Chante Claire tiyatrosunda, 18 Eylül 1921 de ünlü Pakrat’ın öldüğü maçın galibi Amerikalı Betling Kelley, Rum Petro Mazlumidis tarafından mağlup edilmişti. 20.12.1921 günlü TEVHİD-Î EFKÂR gazetesi bu konu ile ilgili olarak şöyle yazar:

(Dün, bu müsabakanın galibine veya doğrudan doğruya “Mazlumidis’e meydan okuyanlar çoktu. Gençlerimize bir noktayı unutmamalarını tavsiye edeceğiz: İyi bir tecrübe devresi geçirmeden Mazlumidis gibi 6 senelik bir boksöre meydan okumak milli şeref namına bir hatadır. Spora milliyet hisleri karışmamak icap ederken, dün Taksim Meydanı heyecanlara boğulmuştu ve, artık bizim memlekette sporda milliyet, önüne geçilemiyen bir vakia olduğu için, ona göre çalışmak icabeder.

Diğer taraftan, göğsümüz kabararak, derin sevinçlerle kayda mecburuz ki, dün muhtelif müsabakalarda meydan okuyan 7-8 Türk genci gördük. Türk sporculuğunda yeniden yeniye doğan bu hayat, İstikbâl için pek büyük bir müjdedir. BOKSTA TÜRK’LÜĞÜN ŞEREFİNİ KORUMAK, İNŞALLAH, BU GENÇLERE NASİP OLACAKTIR. Yalnız, usul dahilinde, intizam ve sabırla çalışmak lâzımdır.)

Bu yazının, İstanbul basınının, çok sıkı İngiliz İşgal Kumandanlığı Kontrol ve sansürü altında yazıldığı gözönüne alınmalıdır.

Mazlumidis Rumlarca milli kahraman sayılıyordu. 21.5.1922 de Sketing Palace’da İngiliz HOVZ’u 10. rauntta bayıltınca, Beyoğlu yerinden oynamış, yaygaracı Rumlar Mavi-Beyaz yüzlerce balonu küme küme İstanbul göklerinde uçurmuşlar, Taksim’de uzun süre trafiği felce uğratmışlardır.

İşte, böyle bir dönem ve elektrikli hava içinde, Fenerbahçe’li boksörlerden, özellikle Ziya, İsmet, Nuri, Esat ve Büyük Selami adları yukarıda yazılı ringlerde, bazan Kırmızı-Beyaz, bazan da Sarı-Lâcivert kemerler takarak, yabancılara karşı sağladıkları zaferlerin düşman çizmeleri altında inleyen İstanbul’un Türk halkına yaşattıkları sevinç gözyaşları, Türk boks’unun unutulması olanaksız mutlu anılarıdır.

Beş yıl süren Mütareke ve düşman işgali döneminin sona ermesi ile beraber, Türk boksunun da 1924 den itibaren, duraklama devri başladı. Bu arada, Fenerbahçe’li boksörler çoğunlukla bu spor bıraktılar. Yalnız Nuri Kadıköylü’nün Çin-kograf tahsili için gittiği Paris’de Sale de Wagram da başarılarım sürdürdüğünü ve bu nedenle de Fransız boks meraklılarının kendisine DARDANELLES = ÇANAKKALE adını taktıklarını işaretlemek gerekir.

BOKS’DA FEDERASYON

Eşref Şefik başkanlığında 1924 de kurulan Türkiye boks Federasyonu, 1928 deki ilk Rusya seyahati dışında bir hareket gösteremediğinden, 1930 larda Güreş Federasyonuna bağlandı.

Boks’da ilk milli temasımız Kasım 1928 de Moskova’da Rus ve Baku’da Azerbeycan milli takımlarıyla oldu. 5 boksörle yapılan seyahatte, yurdumuzu: En hafif siklette G.S. dan Necmi, hafifte Beşiktaş’tan Rauf, yarı ortada F.B. den kaleci Rıza Nemlioğlu, orta siklette yine Fenerbahçeden Sıtkı Piran, ağır da da Büyük Selami temsil ettiler. Moskovada yalnız Rauf berabere kalıp diğerleri yenildi, Baku’da ise hepsi kazandı.

Boks sporunda atalet sürerken, 1945 de, Federasyon Raşit Serdengeçti başkanlığında tekrar müstakil olunca, canlandırma çabalarına girişildi. Ancak, başarı hep çok uzaklarda kaldı.

fbtarih536

fbtarih537

SARI-LÂCİVERT RENKLER YENİDEN RİNGLERDE

Boks sporu, yurt faaliyetine paralel olarak, Fenerbahçe Kulübünde de sönük geçerken, bazı ünlü boksörlerin, (KALPLERİNDEKİ FENERBAHÇE SEVGİSİNİ RİNGLERDE DE GÖSTERMEK) arzusunu belirtmeleri üzerine, Yönetim Kurulu 16.10.1947 de şubenin yeniden faaliyete geçmesi kararını almış ve Rüştü Dağlaroğlu ile Asaf Çınar’dan oluşan bir komiteyi bu şube için görevlendirmiştir.

Yorgo Tagar antrenörlüğünde başlayan çalışmalarla Fenerbahçe ismi çeyrek yüzyıl sonra Boks sporunda tekrar duyuluyor ve 30.10.1947 günü Kadıköy Halkevi salonunda bin kadar meraklı, Sarı-Lâcivert formalı Fahir, Erol Toktamış, Erol Börtücebe, Celâl Akıncı, Recep Özkutlu, Ali Rıza, Abdullah Tomba, Şerafettin, Halit ve Ahmet Ergönül kardeşler, Halil Çakmur ve Cevdet Özçentek gibi ünlü boksörlerin müsabaka ve gösterilerini ilgi ile izliyordu.

Şubenin açılışı ve ilk müsabakalar nedeniyle 3,11.1947 tarihli FENER dergisinin orta sayfasında, (YILLARCA AYRILIKTAN SONRA SARI-LÂCİVERT RENKLER TEKRAR RİNGTE!..) başlıklı ve R.DAĞLAROĞLU imzalı yazı:

(FENERBAHÇE ve BOKS !.. BU 2 KELİMENİN BİRBİRİNE YAKINLIĞINI, TÜRK YURDUNDA BİRBİRİNDEN AYRILAMAZ OLU ŞUNU BU GÜNKÜ NESLİN BU SPORLA YAKINDAN ALAKASI OLMAYANLAR PEK BİLEMEZLER. BUNU NORMAL KARŞILA MAK GEREK.. ZİRA, MEŞHUR NURİLER, ZİYALAR, YAVUZ İSMETLER VE SITKI LARDAN SONRA, YILLARDIR RİNGTE BİR SARI-LÂCİVERTLİ BOKSÖR GÖRÜLMEMİŞTİR.

BU, YOKLUKTAN DOĞMUYORDU. SADECE İLGİSİZLİKTEN İLERİ GELİYORDU. GERÇEKTE, RİNGLERDE BAŞKA BAŞKA FORMALAR ALTINDA DÖVÜŞEN BOKSÖRLERİN YÜZDE 90 İNİN İÇİ SARI-LÂCİ VERTTİ. KALPLERİNDE FENERBAHÇE SEVGİSİ YAŞIYORDU.

SADECE KENDİ GAYRETİYLE YETİŞEN VE YETİŞMEYE ÇALIŞAN BU TEMİZ ÇOCUKLARLA BERABER, GENİŞ FENERBAHÇE MUHİTİNİ DE ÜZEN BU GARİP DURUM ELBETTEKİ DEVAM EDEMEZDİ. NİTEKİM ARTIK SONA ERMİŞ BULUNUYOR. FENERBAHÇE KULÜBÜ BOKS ŞUBESİNİ YENİDEN VE ESASLI SURETTE FAALİYETE GEÇİRMİŞ, KIYMETLİ BİR ANTRENÖR TEMİN ETMİŞ VE KENDİSİNDEN OLANLARA SİNE SİNİ TEKRAR AÇMIŞTIR. İŞTE, 30 EKİM 1947 GÜNÜ KADIKÖY HALKEVİ SALONUNU DOLDURAN BİNİ AŞKIN MERAKLI BU TEMİZ ve GÖNÜLDEN SARI-LÂCİVERTLİ ÇOCUKLARI UZUN UZUN ALKIŞLAMAK FIRSATINI BULDU….)

Mütareke ve İşgal yıllarından sonra ilk Fenerbahçe-Yabancı boks maçları 7.12.1947 gecesi açıkhava tiyatrosunda 3 bin seyirci önünde 2 Yunanlı ile yapjldı. İngiliz hakem yönetiminde, 66 kiloda Halil, BARTALAMEOS’a; 72 de de Cevdet, ANDERİCİNAPULOS’a sayı ile galip geldiler.

F.B. NİN BOKS ŞAMPİYONLUKLARI

Fenerbahçe Kulübü boks çalışmalarını 1947 den beri artık aralıksız sürdürüyor. Ancak, Boks Federasyonumun istikrarsız tutumu, şampiyonluklardaki düzensizlik ve belirli bir yöntem uygulanmaması sonuçların da düzensiz olmasını doğurmakta ve kulüpler arası bir kıyaslama yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu düzensizlik son yıllara kadar sürdü..

Fenerbahçe ilk puanlı boks birinciliğini 1957 de (İSTANBUL BÖLGE ŞAMPİYONU) olarak kazandı. Bunu, yukarıda belirtildiği üzere, değişik yöntemler nedenleriyle, fasılalı olarak, yine puanlı 1965, 1966, 1967, 1969, 1970, 1972, 1985, 1986 ve 1987 Bölge şampiyonlukları izlemiştir.

Fenerbahçe, takım halinde ilk puanlı birincilik olan 1957 İstanbul şampiyonluğunu Vural İnan ve Bülent Sümer’in antrenörlüklerinde:

Nurhan Şenaksel, Muammer Sevinti, Yeter Sevimli, David Akyüdız, Yaşar Süslü, Oktay Sevinti, Şahin Muratoğlu, Cemal Tozdemir, Vedat Kara-kurum, Arif Günizi ve Burhan Türer kadrosu ile, Beşiktaş’ın 5, Galatasaray’ın 9 ve İ.E.T.T. nin 20 puanına karşı, 24 puanla kazandı.

Fenerbahçe’nin boks sporundaki bu ilk başarısını, daha sonra Deniz Gücü sürdürdü ise de bu çalışmalar çok sınırlı olmuştur.

1962 de 51 kiloda Ahmet Lokman, 54 de Sö-zeri Ünaldı ve Rıza Çetin, 57 de Muammer Sevinti ve Muhiddin Karataş, 60 da Davit Akyıldız, 63,5 da Salih Çullu, 67 de İlhami Evrensel, 71 de Şahin Gençoğlu ve Erol Semiz, 75 de Gültekin Yalçınkaya ve İsmet Yıldırım, 81 de Yılmaz Tek, ağırda da Aydın Demir ve Ali Şan’dan kurulu Fenerbahçe kadrosu, dönemin en güçlü takımı iken, şubede beliren anlaşmazlık 1963 de şampiyonluğun Agaspor’a geçmesine neden oldu. Fenerbahçe’nin 4 boksörle katıldığı müsabakalarda sağladığı 2 birincilikten Aydın Demir’in 81 kilo birinciliği mevsimin istanbullu boksörlerce kazanılan yegane Türkiye şampiyonluğudur. Bundan anlaşılır ki, bu tarihlerde Türkiye boksu İstanbul dışında daha ileridir.

1964 İstanbul şampiyonluğunu 67 kiloda Zeki İlkyaz’ın maçta kolunun kırılması nedeniyle, 5 birincilik aldığı halde, 2 birincilik olan Feriköy’e kaptıran Fenerbahçe, 9 Ağustosta Küçük Kemal Kupasını 5 birincilikle kazandı. 5 boksörünün 5 birinciliği ile Bölgeler arası Batı Türkiye Kupasını İstanbula kazandırdı. İst.-Tel-Aviv maçında 5 boksörü 5 birincilikle İstanbul’u galip çıkardı. Ağustos’ta Almanya’daki Türkiye-Almanya maçında kazanılan 2 birinciliği Fenerbahçeli İsmet Atıcı ile Hüseyin Çolakoğlu sağladı. 30.8.1964 deki (Fenerbahçe Kupası) müsabakalarını da 17 puanla Fenerbahçe kazandı, Feriköy 14 puanla 2. oldu.

fbtarih539

ÜSTÜSTE ŞAMPİYONLUKLAR

Görülüyorki, Fenerbahçe boksu 1964 de dikkate değer bir hamle yaptı. Bunun sonucu 1965 de puanlı İstanbul şampiyonluğunu 21 sayı ile Fenerbahçe kazandı. Gençler birinciliği de 4 şampiyonlukla F.B. nin oldu.

Bu mevsim Aralık ayında Şube Kaptanı Erol Barbarosoğlu başkanlığında yapılan Adana maçlarını 5/2 ve 6/2 Fenerbahçe kazandı.

Fenerbahçe, İstanbul 1966 şampiyonasını da 6 birincilik ve 24 puanla kazandı. Fenerbahçe’nin şampiyon boksörleri:

Ali Nacaroğlu, Mehmet Çolakoğlu, İsa Çekinmezer, Hüseyin Çolakoğlu, Namık Seyhan ve Hikmet Coşkunoğlu’dur. Bunlardan İsa, Hüseyin ve Hikmet Türkiye birinciliklerini de kazandılar. Gençler Teşvik Turnuvasına Fenerbahçe 9 boksörle katıldı, hepsi birinci oldular.

İstanbul 1966 birinciliğini Rükneddin Figen, Hakkı Sözen, Hasan Ünal, Hüseyin Çolakoğlu, Cemal Kamacı, Hikmet Coşkunoğlu ve Namık Seyhan’ın 7 birincilikleriyle kazanan Fenerbahçe, Türkiye şampiyonasında da 4 birincilik aldı.

Ferdi şampiyonada da 51 de Selim Koyunoğlu, 60 da Hasan Ünal, 63,5 da Hakkı Sözen, 81 de Mustafa Atasoy birinci oldular.

Fenerbahçe 1967 de başarısızdır. Sadece, Ço-lakoğlu ve Coşkuner milli takımda yer aldılar. 3 Marttaki F.B.-DİNAMO karşılaşmasını 6/2 Rumenler kazandılar. Birinci gelen Fenerbahçeliler Burhan Yeşilbağ ile Hüseyin Çolakoğlu’dur.

Kulüpler arası 1968 İstanbul şampiyonluğunu 7 birincilik ve 27 puanla kazanan Fenerbahçe, Türkiye birinci liginde 3 üncü oldu. Gençler İst.şa-mpiyonluğunu yine Fenerbahçe kazandı. Galati.’-deki Balkan Şampiyonasında Hakkı Sözen 2. oldu. 1971 de de 54 de Ahmet Tavukçu, 71 de Hüseyin Değirmenci, 81 de Ayhan Önhan ve ağırda İsmail Yücel ile 4 İstanbul birinciliği aldılar. Beylerbeyi 18 puanla birinci F.B. 15 puanla 2. oldular.

Fenerbahçe Boks şubesinin 1970 li yıllardaki şanssız dönemi birkaç yıl sürdü. 2 başarılı ve gayretli kaptan Erol Barbarosoğlu ve İsmet Atıcı’-dan sonra, büyük ümitlerle şubenin başına gelen Öztürk Serengil umulanı veremediği gibi Libya’ya gitmekle de şubeyi bunalıma itti. Bu sıralarda 63,5 kiloda Fenerbahçeli milli Cemal Kamacı’nın 1964/65 de, ve 71 kilo olarak da 1966/67 deki İstanbul ve Türkiye şampiyonlukları gibi kayda değer başarıları dışında, Türk boks’u da çok düşmüş, Katoviçe’deki Avrupa şampiyonasında hiç bir dereceye ulaşılamamıştır.

‘Fenerbahçe Kulübünde 40 kadar gence dönük çalışmalarda, 1974 Kasımında İzmir’deki (Batı Anadolu Kupası) 24 puanla kazanıldı. Bu gençler arasında, başta Faruk Karatop olarak, yeni yıldızlar sivrilirken, büyüklerde de rekabet lst.Tekel, Büyükdere-Boronkay, Mersin Amatör ve Ankara Emniyet arasında sürüyordu. Mersin Amatör’-den sonra İst. Tekel’in 1977 ve 1978 bölge ve Türkiye birinciliklerine karşı Fenerbahçe, Gençlerde B. Boronkay ile sıkı bir çekişme içinde bulunuyordu. Bu arada 57 de Faruk Karatop, 60 da Orhan Gönülalan, 63,5 da Ayhan Erengüç, 80 de de Kemal Kanıkaya Fenerbahçe’ye 1979 İst.Gençler birinciliğini kazandılar.

fbtarih540

BOKS DA DA MÜESSESE KULÜPLERİ

Fenerbahçe’nin Büyüklerde Müessese Kulüplerinden gördüğü zarar ve yetiştirdiği elemanların sürekli kapılması, 25.2.1979 Kongresine sunulan raporda nihayet dile getirilmiştir:

(Müessese Kulüpleri Boks dalını da amatör olmaktan çıkardılar. Yetiştirdiğimiz boksörleri muhafaza edemiyoruz. Gençlerde 4 birincilikle İst.şampiyonu olduk. Amacımız, gençleri Fenerbahçe ruhu ile yetiştirip kategorilerinde başarıya ulaştırmaktır.)

Fenerbahçe, 1980 de 67 kiloda Abdülkadir Güler, 81 de de İbrahim Arslan’la sadece 2 birincilik alıp, müessese kulüpleri yüzünden istikrarlı bir takıma sahip olamamanın sıkıtısı karşısında, 1981 de yeni bir çalışma düzeni kurdu. Şubenin başına İsmet Atıcı, antrenörlüğüne de Bülent Sümer’i getirdi. A kadrosunu kurdu. Bütçe 500 bin liraya çıkarıldı ve Dereağzındaki salonda, çalışmalar yoğunlaştı.

Gürel Fıçı, Ali Çukur ve Faruk Karatop’tan sonra, gençlerde Hüseyin Kumbaracı, İbrahim Yıldırım, Şenol Çörekçi, Zeki Çavraz, Bülent Sa-kalıbüyük ve Sabri Kalyoncu İstanbul şampiyonlukları kazandılar. En başarılı takım olarak Kupa aldılar. Faruk Karatop, Ömer Lütfü Bilir ve Arif Atağ Uluslararası Atatürk Kupasında milli oldular.

1982 de Yıldızlarda Hanefi Değirmenci, Erkan Temel ve Recep Topçu sikletlerinde İstanbul şampiyonu oldular. Ali Çıtak 60 kiloda hem İstanbul hem de Türkiye şampiyonluğunu kazandı.

Gençlerde Sabri Kalyoncu 81 kiloda İst. 1. ve Türkiye 2. si oldu. Büyüklerde ise, 57 de Abbas Arslan, 81 de Eyüp Çiftçi, Süper siklette Orhan Ölçen İstanbul şampiyonu oldular.

Fenerbahçe’nin 1981 de başlayan yeni çalışma düzeni meyvelerini veriyordu. 1983 de Yıldız, Genç ve Büyüklerde 12 şampiyonluk ve 8 de ikincilik kazanıldı. Türkiye şampiyonasında 48 de Osman Dak birinci, Cumhur Özlen, Nesim Padak, Turgay Şensoy ve Sabrı Kalyoncu da Türkiye ikincisi oldular. Yönetim Kurulunun 10.12.1983 raporu Boks şubesindeki bu hızlı kalkınmada yardım ve emeği geçenler haklı olarak övülüyor:

(Yıllardır tesis sıkıntısı çeken boksörlerimizin bu büyük sorunu, Mete Has’ın şahsi girişimleriyle, stat altındaki kapalı salonda modern bir ring yapılması ve soyunma odalarının onarılmasıyla kısmen giderildi. Şube kaptanları İsmet Atıcı ve Metin Özgül ile, şubeye emek harcayan Durak Varol, Vezir Sel ve Veysel Orhan’a teşekkür ederiz.)

Atina’da Panathinaikos stadında yapılan ve 10 ulustan 118 boksörün katıldığı Akropolis turnuvasında F.Karatop altın madalya kazandı. “HÜRRİYET” te Z.AKÇAPAR bu olayı, 23.6.1983 günü, şöyle yazıyor:

(Dün gece ilk finali 57 kiloda Yunanlı KOLET-HERAS ile FARUK KARATOP yaptı. 24 saatlik radyosu ile, TV si ile, irili ufaklı gazeteleriyle Türk’ler aleyhine savaş naralarının atıldığı siyasi ortamda, stattaki 30 bine yakın seyirci bu spor karşılaşmasını adeta bir meydan muharebesi gibi izliyordu.

Kulakları sağır eden aleyhte tezahüratla çekinerek ringe çıktı Faruk Karatop. İlk yumruğu yediğinde stat alkıştan inliyordu. Bir an durdu ringde. Bir tribünlere, bir ringdeki rakibine baktı. Gülümsedi ve saldırdı. Vurdu…. Vurdu… Sayı hakemleri çok zor durumda idiler ve sonuç Faruk’un 3/2 lik zaferi olarak ilân edilirken stat yıkılacak gibi idi.

Faruk Yunanlı’nın elini havaya kaldırdı. Kucakladı. Öptü. İşte, o anda Yunanlı seyirci spor adına en büyük jesti yaptı. Az önce yuhaladığı Fa-ruğu alkışladı…. Alkışladı…. Antrenör Bülent Sümer hıçkıra hıçkıra ağlıyor, antrenör Ali Kılıçlıoğlu da heyecandan bembeyaz kesilmiş ve şoke olmuş bulunuyordu.)

Sivas 1960 doğumlu ve boksa 1974 yılında Fenerbahçe’de başlayan ve 57 kiloda Balkan Şampiyonluğuna kadar yükselen Faruk Karatop, Atina’dan döndükten sonra, Temmuz 1983 de Fenerbahçe’den ayrılmış ve Tekel Kulübüne girmiştir.

fbtarih541

F.B. BOKSTA ALTIN DEVRİNİ YAŞIYOR

Balkan Şampiyonu KARATOP’da 14 yaşın-danberi yetiştiği Fenerbahçe’den koptu, gitti ama, Fenerbahçe ocağı, yurda yeni Karatop’lar yetiştirmekten bıkmıyor, aksine övünç duyuyordu.

Yıldızlarda 57 kiloda Yılmaz Demirci, 60 da Levent Tiryaki, 63,5 ta Şenol Özkan, 75 de Metin Kartal ve 91 de Salih Durmuş, 5 birincilikle İstanbul şampiyonluğunu Fenerbahçe’ye kazandırmakta devam ettiler.

Gençlerde 51 de Tuncay Varol, 54 de Kibar Tatar, 63,5 ta Ali Çıtak, 67 de Recep Topçu ve 71 de Ekrem Yusufoğlu, yine 5 birincilikle, Gençler İstanbul şampiyonluğunu da Fenerbahçe’ye kazandırdılar. Kibar Tatar’la Ali Çıtak Türkiye birincisi de oldular ve Recep Topçu, ile beraber 3 ü, Genç Milli Takım aday kadrosuna alındılar. Bunlarla beraber, Osman, Cumhur, Yener, M.Canbakış ve Yıldız kısa sürede ve muhtelif turnuvalarla milli oldular.

Yönetim Kurulu’nun mali yıl raporundan 1984 çalışmaları şöyle özetlenmiştir:

(İstanbul’da toplam 12 birincilik, 10 ikincilik, gruplarda 7 birincilik, 6 ikincilik, Türkiye şampiyonalarında 4 birincilik, 2 ikincilik ve 6 üçüncülük elde edilerek 47 madalya kazanılmıştır. 7 boksörümüz daha bu yıl milli oldular. Şube kaptanı Aziz Yılmaz’ı başarılarından dolayı tebrik ederiz.)

Bu yılın Venedik International turnuvasında Osman Dak ile Cumhur Özlem gümüş madalya kazandılar.

Son yıllarda değişik spor dallarında gençler için okullar açmak moda oldu. Bu, çok yararlı bir hareket…. Oysa, Fenerbahçe Kulübü kuruluşundan beri bu yolu izleyen bir müessesedir. Her dalda grup grup gençler yetiştirip Türk sporuna hediye etti, durdu. Bu dallardan biri de bokstur. Fenerbahçe 20-30 gençle, temeli sürekli canlı ve hareketli tutmuştur. Ama, o yetiştirmiş ve gelişen boksör, çoğu geçim derdinden, soluğu müessese kulüplerinde almıştır. Böylece, Yıldız ve Gençler’de sürekli şampiyon olan Fenerbahçe, Büyüklerde, çok kez gerektiği gibi temsil olunamamıştır.

Çeyrek yüz yıldır sürüp gelen bu sistem, öyle görülüyor ki, 1985 den itibaren artık değişti. Fenerbahçe, Gençlerde şampiyonlukları sürdürür ve büyüklerde tekrar birinci olurken, hem ferdi hem de takım birinciliğini artık 3 yıldır korumayı başarıyor ve bu suretle boks sporunda, yurt iç ve dışında altın devrini yaşıyor.

Fenerbahçe 1985 de Ferdi Türkiye Birinciliklerinde 9 şampiyonluk kazandı. Bu, Türkiye Boks sporu tarihinde rekordur. Bu 4 birincilik şunlardır: Yıldızlar 91 kiloda Salih Durmuş, Gençler 48 de Ramazan Gül, 57 de Kibar Tatar, 63,5 da Ali Çıtak ve 71 de Recep Topçu, Büyükler 54 de Osman Dak, 75 de Lütfü Canbakış, 81 de Eyüp Çiftçi ve 91 de Hacı Yıldız.

Ocak 1985 de 9 ülkeden 70 boksörün katıldığı ve birinci olduğumuz Uluslararası Stokholm turnuvasında 51 kiloda Osman Dak ile 75 de Lütfü Canbakış’ın altın madalya kazanmaları Türk Boks Tarihinde en mutlu başarılar olarak, Fenerbahçe Kulübüne onur kattılar. Türk Kamuoyunda sansasyon yaratan bu başarıların sahiplerine Fenerbahçe Kulübü, Boks Federasyonu, müessese ve sporseverlerce yapılan yüzbinlerce lira mükafatla çeşitli ödüller birer rekor düzeyinde oldukları gibi, çok. da yerinde davranışlar olarak, ulusça; (Helâl olsuh; az bile…) şeklinde nitelendi.

Gençler 1986 İstanbul şampiyonluğunu Yılmaz Kesmen, Yücel Çetin, Şenol Özkan, Cemal Dağlayan, Salih Durmuş ve Hasan Ezer’in 6 birinciliği ile kazanan Fenerbahçe; Büyükler şampiyonluğunu 9 birincilikle almak gibi ezici bir üstünlük gösterdi. Bu boksörler; Cemal Sarak, Ramazan Gül, Tuncay Varol, Cumhur özlen, Ali Çıtak, Fikret Kaman, Lütfü Canbakış, Ahmet Canbakış ve Hacı Yıldız’dır. Tekel 3 birincilikle 2. oldu.

Ankara’daki 1986 yılı Türkiye şampiyonasında finale kalan 7 Fenerbahçeli’den Kibar Tatar, Fikret Kaman, Recep Topçu, Lütfü ve Ahmet Canbakış olarak 5 i Türkiye birincisi, Ali Çıtak ve Naci Tunalı da Türkiye ikincisi oldular. 1986 da Fenerbahçeli boksörler 29 u altın, 16 sı gümüş ve 8 i bronz olarak 53 madalya kazandılar. Yine 1986 da Büyükler ve Gençlerde 10 Fenerbahçeli boksör milli oldu.

fbtarih542

fbtarih543

Fenerbahçe 1987 İstanbul Boks şampiyonluğunu Haziranda Burhan Felek salonunda yine 6 birincilikle kazandı. Tekel yine 3 birincilikle 2. oldu. Birinci gelen 6 Fenerbahçeli şunlardır: 51 de Cemal Şarak, 57 de Cumhur Özlen, 60 da Tun-cer Varol, 71 de Recep Topçu, 91 de Ekrem Yu-sufoğlu ve ağırda Mahir Özmeral. Şu 6 Fenerbahçeli boksör de ikincilik kazandılar: Metin Abış, Şaban İlseven, Fuat Seyhan, Erkan Temel, Erktuğrul Yeğen ve Cemal Dağlayan.

39 YIL SONRAKİ ORGANİZASYON

Fenerbahçe Kulübü, 1947 den 39 yıl sonra yeni bir yabancı Boks Organizasyonu olarak, 20.2.1986 akşamı Spor ve Sergi Sarayında Danimarka Karması ile 8 siklette bir maç, yaptı.

Danimarka milli takımının 51 kilo elemanı Milli Eyüp Çan’ın da Fenerbahçe formasıyla dövüştüğü bu organizasyonda:

Eyüp Can, Ramazan Gül, Kibar Tatar ve Ahmet Canbakış kazandılar. Ertuğrul Yeğen, Ali Çıtak ve Recep Topçu ise kaybettiler.

Aynı gece, Aksaray Luna Parktaki Kadıköy grubu yemeği ne amaçla tertiplenir? sorulmaya değer.

1987 Yılı Türkiye şampiyonası Fenerbahçe’nin boks sporundaki tarihsel şöhretine lâyık başarılarla, (ALTIN DÖNEM) in sürmekte olduğunu gösterdi. Yıldızlar 48 kiloda Bedir Tulgar ile 81 de Ufuk Aydın, Gençler 51 de Metin Abış ile 54 de Turan Palancı, Büyüklerde de 60 kiloda Kibar Tatar, 63,5 da Ali Çıtak, 71 de Fikret Kaman, 75 kiloda da Lütfü Canbakış Türkiye şampiyonu olarlarken, Recep Demircan, Ramazan Gül ve Mahir Özmeral Türkiye ikinciliklerini, Yener Naci Tarhan, Tuncay Varol ve Ekrem Yusufoğlu da üçüncülükleri kazandılar. Kibar Tatar Türkiye’nin en teknik, Tuncay Varol da Türkiye’nin en döğüşken boksörü seçilmiş ve konan kupaları almışlardır.

1987 de Cengiz Gökkaya ile Salih Durmuş gençlerde, Ramazan Gül, Kibar Tatar, Tuncay Varol, Ali Çıtak, Fikret Kaman, Reçep Topçu, Lütfü Canbakış, Ahmet Canbakış ile Ekrem Yusufoğlu da büyüklerde olmak üzere, 11 Fenerbahçeli boksör Milli takımda yer almak suretiyle kulüplerini kırılması çok güç bir rekorla onurlandırdılar. Ayrıca, bu mevsim içinde kazandıkları 31 Altın, 15 Gümüş ve 12 Bronz madalya Sarı-Lâcivertli boksörlerin olağanüstü başarılarına ölçü alınabilir.

Fenerbahçe’nin boks dalında yıllardır sürdürmeyi başardığı bu ALTIN DÖNEM de yönetici Aziz Yılmaz ve Başantrenör ismet Atıcı ile Teknik komitenin emek ve gayretleri şükranla anılmaya. lâyıktır. Bu kadronun aynı gayret ve başarıyı sürdürmekte devam etmesinin her Fenerbahçeli’nin gönülden dileği olduğundan, şüphe edilemez.

FENERBAHÇE BOKS’DA YURTDIŞINDA

Fenerbahçe, Boks dalında takım halinde ilk yurtdışı deplasmanını, 1986 Kasımında İsviçre’ye yaptı. BOXCLUB WlNTERTHUR’un daveti üzerine yapılan bir maçlık angajmanda, 1 Kasım akşamı Fenerbahçe rakibini 3-2 yendi.

67 kilo’da Fikret Kaman, LORRY TOBBİS’i hakem kararı ile,

71’de Recep Topçu Freddie Schmidt’i sayı ile,

60’da Cumhur Demir Tunuslu Bahamani’yi diskalifiye ile yendi,

91’de Peter Zurcher Salim Durmuş’u hakem kararıyla,

57’de İsviçre şampiyonu Engin Köseoğlu, Tuncay Varol’u sayı ile yendi,

63,5’da Ali Çıtak ile rakibi Fransız Americo, çok çetin ve zevkli geçen maç sonunda berabere kaldılar.

Bu temas, Boks sporunda bir Türk Kulübünün takım halinde yurtdışına ilk çıkışıdır.

Fenerbahçe’nin Boks dalındaki planlı ve kararlı tutumu ve çalışmaları sürdüğüne göre, şampiyonluğun Sarı-Lâcivertli boksörlerden koparıp alınabilmesi artık biraz zordur.

Uluslararası sahadaki başarılar ise Fenerbahçe için övünç verici olmakta devam ediyor.

Torino’da 1987 Haziranının ilk haftasında 25 ulus arasında yapılan ve ilksıraları Rusya, D.Almanya ve Bulgaristan’ca paylaşılan Avrupa şampiyonasına 9 boksörle katılan ülkemize Ahmet Can-bakış bir bronz madalya kazandırdı.

Yine 1987 nin Haziran sonunda Priştina-da yapılan Balkan şampiyonasında 63,5 kilo’da Ali Çıtak, şahane dövüşlerle bulgar STEFANOF ve finalde de Balkan Şampiyonu Yugoslav PUZOVİÇ’i yenerek Türkiye’ye tek şampiyonluk ve altın madalya kazandıran boksör oldu.

fbtarih544

FENERBAHÇELİ MİLLİ BOKSÖRLER

Fenerbahçe kulübü Boks sporunda da Milli takıma pek çok eleman verdi. 1928 Kasımında Rus-ya’daki ilk milli temasta 5 boksörden 3 ü Fenerbahçeli idi. 1987 de de durum aynıdır ve Milli takımımızın çoğunluğunu, 60 yıl sonra da Sarı-Lâcivertli boksörler oluşturuyor. Bu olay, Fenerbahçe Kulübünün Türk Sporundaki muhteşem varlığının sayısız kanıtlarından olarak onur vericidir.

Fenerbahçe, Boks Milli takımına günümüze kadar kimleri verdi?. Bunların tam listesi nedir?.. Bu soruya kesin bir rakamla cevap vermek, ne çare ki, olanaksızdır. Çünki, bütün federasyonlarımız gibi, Boks dalında da arşiv yoktur. Ancak, rahatlıkla iddia olunur ki, milli takıma en çok boksörü Fenerbahçe Kulübü verdi. Emekler mah-sulu olan, ancak, noksansız olduğu öne sürüle-miyecek 150 civarındaki Fenerbahçeli Milli Boksörler tablosu aşağıda sunulmuştur.

fbtarih545

BOKSÖR ESAT TOMRUK (İNGİLİZ KEMAL)

Fenerbahçe’nin ünlü boksörlerinden ESAT TOMRUK’un MÜTAREKE VE İŞGAL yıllarında, ülkenin düşman istilâsından kurtarılması uğrunda giriştiği ve başardığı olağanüstü fedekârane hizmetler Sarı-Lâcivertli kulübün boks sporundaki seçkin durumunu yücelten olayların en ön safında yer almıştır.

1894 Yılında İstanbul’da doğan ve İNGİLİZ KEMAL adıyla ün salan ESAT, iyi bir âilenin haşarı mizaçlı çocuğu ve Ruşen Eşref Ünaydın’ın Galatasaray Sultanisinde sınıf arkadaşı iken, bir sergüzeşte atılmış ve küçük yaşta kömürcü çırağı kıyafetiyle girdiği bir İngiliz gemisi ile yurttan ayrılınca, cesaret ve zekâsına hayran kalan İngiliz kaptan tarafından Londra’da Navi College de okutulmuştur.

Esat, İngilterede boksa heves etti. Yalnız Londra’da değil, Paris ve hatta Amerika’da maçlar yaptı. Bu sırada ilk Dünya Savaşı başladığından, özlemini çektiği yurduna döndü.

İstanbul’a gelince hemen Fenerbahçe Kulübüne yazılıp boksa devam eden ESAT, amacını 1924 yılında yayınladığı 176 sayfalık kitabında, (Nam-dar “ünlü” BİR TÜRK BOKSÖRÜ OLMAK YEGANE EMELİMDİ) diye yazmıştır.(İşgal ve Mücadele Senelerinde BİR İSTANBUL GENCİNİN YAPTIKLARI – İstanbul – 1340 (1924), Kanaat Kitapevi.)

İstanbul işgal edilip boks; futbol gibi heyecan, hatta taşkınlıklar yaratan bir spor dalı olunca; düşman, azınlık ve yabancı sporcular arasındaki çetin karşılaşmalara Türk gençleri de katıldıklarından, Beyoğlunda WİNTHER PALACE’da tereddütsüz kabul ettiği bir Defi maçını, ESAT, kitabının 11 inci sayfasında şöyle naklediyor:

(İngiliz askerleri ve hepsi de şapkalı olan tatlısu frenkleriyle dolu salonda, rakibim İşgal kuvvetlerinden bir İngiliz askerdi. Voher adlı yine bir İngiliz çavuşun hakemliğinde maça başladık. Vurduğum yumruklar sessizlikle karşılanıyor, İngilizin bana vurdukları ise şiddetle alkışlanıyordu. Bilhassa Rum delikanlıları yediğim her yumruğa bir çığlık koparıyorlardı. Nihayet, 6. rauntta bir sağ kroşe ile İngilizi ayaklarımın altına yuvarladım.

Türk’ün zaferi.’.. Ah, görseniz, seyircilerin yüzleri nasıl mâtemengiz bir hal almıştı!.. Bir Türk, bir İngilizi yere vursun!.. Bu nasıl mümkün olabilirdi.. Mamafih, işte mümkün olmuştu!..

Ben, akıllarını kaçıracak kadar sersemleşen İngilizlerle Rumların şaşkın bakışları arasında, mu-zafferane rigden çıkarken tek tebrik eden Paris’ten arkadaşım Mısırlı Prens Ali idi. Soyunma odama gelen İngiliz hakem:

— Tebrik ederim, Azizim… Dedi. Teşekkür ederim., cevabını verince:

— Ne kadar güzel İngilizce konuşuyorsunuz, yoksa valdeniz İngilizmi?. Diye sordu.

— Hayır. Anam da, babam da Türktür. Çocukluğum Amerika ve İngiltere’de geçti de ondan.. Dedim. Beni Santral lokantasına yemeğe çağırdı, gittim. Maharetimi beğendiğini, Avrupa’ya gidersem çok başarılı olacağımı söyledi. Menejerim olmak teklifinde bulundu… Bu, benim canıma minnetti. Zira, geleceğimi boksta görüyordum.)

Ancak, geç vakit eve döndüğünde, eniştesinin azönce iki İngiliz tarafından, evden alınıp götürülmesi ve:

— Babamızı kurtar…. diye feryatlarla ağlayan yeğenleriyle, evlerinin düştüğü perişanlık, çok şeyleri değiştirip altüst etmiştir. Esat, şöyle devam ediyor:

(Aileme Avrupa’ya gideceğimi söyledim. Çantamı aldım? Hepsiyle vedalaştım. O geceyi Kadıköy’de arkadaşım Arif Hikmet beyin evinde geçirdim. Bir aralık FENERBAHÇE kulübüne giderek arkadaşlara veda ettim ve boks için Avrupa’ya gitmek üzere olduğumu söyledim. Hatta son boks idnanını idmancım Fahri beyle “FAHRİ AYAD” yaptım.)

Esat, İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Yunan-cayı çok iyi bildiğinden, Erkânı harbiye-i Umumiye İstihbarat Şubesinde görev aldı. İngiliz subayı veya sinema ajanı, yahut Chicago-Tribun muhabiri Kimlikleriyle İşgal orduları ve Yunan saflarında harekât plânlarını elde ederken ölümlerden kurtuldu. Hapislere atıldı, kaçtı. Yine yakalandı, yine kurtuldu. Ancak, gerçek kimliği bir tüTlü öğrerlilemediğinden, son tutuklanmasında da, yine idam yerine, 5 Yıla mahkum olup Atina’nın PARA PİGMATA askeri cezaevi’nde yatarken oradan da kaçmayı başardı.

Büyük ATA’nın alnından öpüp, İSTİKLÂL madalyasını bizzat taktiği ve ayrıca da 14.2.1966 daki ölümüne kadar, HİZEMATI VATANİYE TERTİBİNDEN, en yüksek maaşla ödüllendirdiği bu FENERBAHÇELİ boksörün, tarifi olanaksız büyük hizmet ve menkibelerinden bazıları (İNGİLİZ KEMAL) ve (İZMİR ATEŞLER İÇİNDE) gibi filmlerde de canlandırılmış bulunuyor.

Milli bayram gecelerinde TV de gösterilen bu filmlerden 30 Ağustos 1984 gecesi ekrana gelen (İNGİLİZ KEMAL) filmi için, ogiin basında yeralan yorumu, Fenerbahçeli Büyük Boksörün ölümsüz anısına saygı nişanesi olarak alıyoruz:

(Hürriyet, 30 Ağustos 1984 – Yeşilçam yapımcıları tarafından pek çok kez konu edilen ünlü Türk ajanı (İNGİLİZ KEMAL), bu gece de TV ekranında görülecek. Tarihimizde önemli yeri olan Kemal’in 1968 de beyaz perdeye aktarılmış olanını izleyeceğiz.

Bilindiği gibi, İngiliz Kemal bir roman kahramanı olmayıp, gerçekten yaşamış ve Türk Devletine büyük yararlıklar göstermiş gerçek bir kahramandır. Bu gece ekrana gelecek film, bu ünlü kahramanın nefesleri kesen maceralarından biridir.)

fbtarih547

fbtarih547

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 1

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 2

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 3

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 4

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 5

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 6

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 7

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 8

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 9

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 10

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 11

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 12

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 13

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 14

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 15

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 16

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 17

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 19

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 20

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 21

Written by kesinofsayt

18 Aralık 2012 14:24

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: