FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 20

leave a comment »

fbtarih586

FENERBAHÇE STADI

Türk sporunun beşiği olan Fenerbahçe stadı bir tarih hazinesi hüviyetini taşırken, Fenerbahçe Kulübü için, çok üzücü olan, imar öyküsü de yılan hikâyesi gibi uzun, hem de pek uzundur.

İlk adı Şilihtarağa olan “PAPAZIN ÇAYIRI”, 1908 Temmuzunda Şehremini Cemil Topuzlu’nun Hürriyet Kahramanları Yararına verdiği bir gardenpartide tesadüfen alınan kararla, stat oldu.

Üçbin Reşat altını sarfiyle imar edilen ve etrafına tahta perde- çekilip bir de Lokal yapılan 36 bin m2 lik saha, önce UNION CLUB, 1. Dünya Savaşında da İTTİHATSPOR sahası adlarını alıp, 1922 ye kadar İstanbul’un işe yarar tek spor alanı oldu.

1922 de Taksim stadının açılması üzerine ihmale uğrayan İttihatspor sahası, 1929 yılında Fenerbahçe Kulübü tarafından Milli Emlâk idaresinden kiralandı ve “FENERBAHÇE STADI” adı altında 25 Eylül 1929 da yapılan törenle tekrar hizmete kondu. İşte, bu tarihten itibaren, Fenerbahçe Kulübü stadın imarı işine girişmiş, saha demir kazık ve borularla çevrelenmiş, atletizm pisti düzene konmuş ve 13 Mayıs 1932 de 150 Fenerbahçeli sporcunun katıldığı açılma töreninde, kordelayı Vali Muhittin Üstündağ kesmiştir.

STAD SATIN ALINIYOR…

Kuşdili’deki kulüp binası 5/6 Haziran 1932 gecesi yanınca, Fenerbahçe Kulübü, kiracısı olduğu stat ile içindeki Lokali satın almaya girişti. Yurdun en sevilmiş spor kulübünün, uğradığı felâket nedeniyle, bu girişimi olumlu ve hatta sempati ile karşılanmış ve dönemin sporsever Adliye Vekili Şükrü Saraçoğlu’nun delâletiyle, sahanın, (İstanbul Vilayeti İdare Heyetince takdir olunacak bedeli 10 taksitte alınmak üzere, 1080 sayılı kanun hükümlerine göre, menafii umûmiye ye hâ-dim müesseseler arasında bulunan Fenerbahçe’ye devri, Maliye Vekâletinin 6 Temmuz 1932 gün vç 1213 sayılı yazısıyla yapılan teklif üzerine, icra vekilleri heyetinin 13 Temmuz tarihli toplantısında uygun görülmüştür.)

Satınalma işi 10 ayda bitirildi ve takriri 27 Mayıs 1933 de verilerek, aynı tarihli tapu senediyle, stat 9 bin lira (1000 Reşat altını) ya Fenerbahçe kulübünün malı oldu.

Fenerbahçe, Türkiye de stat mülkiyetine sahip ilk ve tek spor kulübü olmak avantajı yanında, taşıdığı sorumluluğun da kavramı içinde idi. Bu nedenle, başta 500 lira (55 altın) bağışta bulunan Büyük Kurtarıcı olarak, Fenerbahçe’yi sevenlerin bağışları ve 50 kuruştan tertiplenip çekilişi 14 Temmuz 1933 de yapılan ilk (Fenerbahçe Eşya Piyangosu) nun gelirleriyle sağlanan 17 bin lira, hemen o yıl stadın onarımına harcandı. Tahta tribünler onarıldı ve uzatıldı. Harap bina restore edildi. Fenerbahçe Kulübü artık burada yıldönüm bayramları tertipliyor, ayrıca onu, İstanbul’un yegâne stadı olarak, 1940 Balkan Oyunları da dahil, uluslararası temaslarda ülkenin ve B.T.G.M. lüğünün emrine veriyordu. Fenerbahçe Kulübünün Fenerbahçe stadını, işe yarar yegane stad olarak, Beden Terbiyesinin emrine vermesi, Türkiye’mizi yabancılara karşı birkaç yıl utandırıcı durumdan kurtarmış olması bakımından, baha biçilmez bir hizmet olmuştur.

İkinci Dünya Savaşından sonra futbola ilginin artması, İstanbulda stat problemi yarattı. Yapımına 1937 de başlanan Dolmabahçe stadı yıllar geçmesine ve milyonlar harcanmasına karşın, bi-tirilemiyordu. Fenerbahçe Kulübü stadını beton olarak büyültmek istedi. Ancak, geliri yetersizdi. Beden Terbiyesi bu sıralarda Şeref, Vefa ve natemam Ali Sami Yen stadlarına yüzbinlerce lira verdiğinden, Fenerbahçe stadı için de yardım istendi. Bu istek, her defasında, “Mülkiyetinin Fenerbahçe’ye ait olması, mevzuat yönünden, yardımı engellediği” cevaplarıyla red edildi.

FENERBAHÇE İNŞAATA GİRİŞİYOR..

Fenerbahçe Kulübü yararın sadece kendinden gelebileceğinin kavramı io’nde, tarihin 2. eşya piyangosunu tertipledi. Üzerinde yılın şampiyonu futbolcularının resimleri bulunan birer liralık 300 bin bilet, 22.10.1947 de satışa çıkarıldı ve satılan 150 bin biletten 85 bin lira gelir sağlandı. 22 Şubat 1948 de yapılan çekiliş ve üye Hafız Fahri Tükel’in duasıyla ve kesilen kurbandan sonra, Kuzey yönündeki kale arkasında 27 basamaklı 7 bin kişilik beton tribünün ilk h rcı, (pek yakında 50 bin lira) yardım vaad eden Vali ve Belediye reisi Lütfü Kırdar tarafından atıldı. Bu tribünü, Amaç şirketi 70 bin liraya 3 ayda yapıp teslim etti. Yapım sırasında inşaatı gelip gören B.T.G.M. ü Vildan Aşır Savaşır da, takdirlerini belirtip, yapıma devamı önermiş ve (ilk hamlede), olarak, o da 50 bin lira yardım vaad etmiştir.

Bu ilk tribünün yapımı Mayıs 1948 de bitince, boş kısımlarda inşaata devam için, vaad edilen 50 şer bin lira yardımlar Fenerbahçe Kulübü tarafından resmen istendi. Tam bu sırada, 15 bin kişilik Dolmabahçe stadının da yetersizliği görülmüş ve Cumhurbaşkanı İnönü de bunu üzüntü ile belirtmiştir.

Fenerbahçe Kulübü, tahta tribünün tam karşısında 18 bin kişilik 2. beton tribün için, yine Amaç şirketiyle görüşmede idi. Ancak, söz verilen 50 şer bin lira yardımın bir türlü alınamaması karşısında Yapı-Kredi Bankasından, ipotek suretiyle 100 bin lira alınarak, 200 bin liralık bu tribünün de yapılmasını sağlamak mümkün olmuş ve Amaç sahiplerinden Razi Trak’ın gösterdiği Kulüpseverlik sayesinde, bakiye 100 bin liranın ödenmesinde, süre bakımından, Kulüp serbest bırakılmıştır.

6 Ağustos 1948 de 2 kurban kesilerek, 5-6 Fenerbahçeli önünde temeli atılan bu büyük tribün de 6 ayda tamamlandı ve açılma töreni 13 Şubat 1949 da, 4-2 kazanılan Viyana 2. si WACKER maçından önce, Vali Lütfü Kırdar tarafından yapıldı.

Fenerbahçe Kulübü 270 bin lira harcamış ve yurda 9 ayda 25 bin kişilik modern bir stat kazandırmıştı. Bu; hem süre, hem de ucuza malet-me yönlerinden, Türkiye sınırları içinde birer rekordu. Ankara 19 Mayıs stadı 12 bin kişi alabiliyor, yıllardır milyonlar harcanan Dolmabahçe stadı ise, sadece 15 bin kişilik kapasite ile hizmete sokulmuş bulunuyordu.

Fenerbahçe Kulübü, bu nedenle, Türkiye’nin en büyük stadının yapıcısı olmakla kalmıyor, aynı zamanda böyle muazzam bir esere, kimsenin en küçük bir yardımı olmadan, kendi emeğiyle sahip olmanın da gurur ve sevincini yaşıyordu. Kulübe her taraftan tebrikler yağıyordu….

Bu tarihsel 13 Şubat 1948 açılış günü ile ertesi günkü “CUMHURİYET” de Eşref Şefik’in 2 yazısından, bugün anlamları içler parçalıyıcı bazı bölümleri, ziyan olmuş gayretler olarak, aşağıya alıyoruz:

(Bugün Kadıköye geçen futbol meraklılarının Fener’in yeni stadına maçtan fazla önem verdiklerine eminim.

BİR KULÜBÜN KENDİ KAYNAKLARINA VE KİFAYETİNE DAYANARAK, DEVLET HAZİNESİNDEN YAPILAN STADLARDAN DAHA FAZLA SEYİRCİ ALABİLECEK BİR STADYUM YAPABİLMESİ KOLAY DEĞİLDİR. Bunun için, idari ehliyetten maada, teknik kabiliyet ve kulüpçüler arasında pratik bir anlaşma hassasının mevcut olması lâzımdır. Bizim Kuüplerin mali imkanlarına nazaran, AZAMETLİ SAYILABİLECEK BÖYLE İNŞAAT MEYDANA ÇIKARMIŞ OLMAKLA, TEMELLERİNİ DAHA SAĞLAMLAŞTIRMIŞ BULUNAN FENERBAHÇELİLERİ EVVELÂ TEBRİK ETMELİYİZ. Sporcu gençlik için asıl faaliyet sahası olaıı stadyumu, kendilerinin çalışacakları Kulüp binasından önce düşünen idarecilerin o büyük stadı verimli ve hayırlı bir tarzda idare edeceklerine şimdiden inanmak lâzımdır.

Kulübe bir kaynak olabilmesi bakımından, Sarı-Lâcivertlileri mütemadi bir çalışmaya sevk edecek olan yeni stat, kulüpçülük hayatımızda BİR DÖNÜM NOKTASI OLABİLİR.

KULÜP İDARECİLİĞİNDE AZ KONUŞUP ÇOK VE BİLEREK İŞ YAPANLARIN İTİBARLARI, HİSSİ VE PARLAK NUTUKLAR VERENLERDEN FAZLA OLUR. AVRUPANIN BİR ÇOK KULÜBÜNÜN İDARESİNDE KULÜP BİNASI KADAR ESKİMİŞ İDARECİLERE RASTLANMASININ NEDENİ, BU NOKTADA ARANAN VASIFLARIN BİZDEN BAMBAŞKA OLUŞUDUR.

KARTVİZİTİNDE ÜNVAN BULUNDURMAK VEYA YÜKSEK FARZETTİĞ1 MAKAMLARLA KOLAY TEMASLAR KURMAK ÜZERE, KULÜP İDARELERİNDE, GENEL KURULLARDA TÜRLÜ CEREYANLAR AÇANLARIN MAHİYETLERİ ÇABUK MEYDANA ÇIKAR. Bunları düşündüğümüzden, ETRAFI BETON BASAMAKLARLA ÇEVRİLMİŞ BİR STAD DEYİP GEÇEMİYORUZ BU FENERBAHÇE STADINA…. KENDİNE GÜVENEN DİĞER KULÜPLER DE ACELE BİRER ŞTAD YAPMAYA, Hem HALKIN RAĞBET EDECEĞİ YERLERDE VE TARZLARDA YAPMAYA MECBUR OLACAKLARDIR.)

(…. Her tarafı tamamlanmamış olduğu halde, AVRUPADAKİ KULÜP STADLARININ ÇOĞUNDAN DAHA DERLİ TOPLU BİR TESİR BIPAKAN FENERBAHÇE’NİN YENİ STADININ YENİ VE ESKİ TRİBÜNLERİ DÜN HINCAHINÇ DOLMUŞTU.

AÇILMA MERASİMİNİN, SPOR SAHALARINA UYACAK BİR TARZDA, KISA VE SAMİMİ TERTİP EDİLMİŞ OLMASINI FENER İDARECİLERİNİN BUNDAN SONRA DA AĞIRBAŞLI VE MÜTEVAZİ ÇALİŞMA İSTEKLERİNİN HAYIRLI BİR ALAMETİ OLARAK KABUL ETMELİYİZ.

SARAÇOĞLU, M.E.BAKANINDAN, CELÂL BAYARDAN……… GELEN TEBRİK

TELGRAFLARININ OKUNMASI VE halka söylenen teşekkür nutkunun devre arasına bırakılmasını da takdirle karşıladık. Bir spor sahasında halkın en fazla önem verdiği şeyin müsabaka olduğunu kavramış bulunan Fenerliler, merasimi sıkıcı nutuklarla uzatmamak drayetini göstermek suretiyle, yeni statlarıyla beraber, yeni bir idare çığırı açmak istediklerini göstermişlerdir.)

UTANÇ ANILARI : VAADLER !……

İstanbul Belediyesi ve “ŞİMDİLİK” kaydıyla da B.T.G.M. lüğünün 50 şer bin liralık yardım vaadleri, birer utanç anıları olarak suya düşmüşlerdi. Bununla beraber, faizi ile beraber 130 bini bankaya, 70 bini de Amaç şirketine olan 200 bin-lira borç, yardım ihtimallerini yaşatmaya zorluyor ve atlatma olaylarını yüzlere vuran yayınlar sürüyordu: İşte yönetim kurulundan R.Dağlaroğlu’nun bir yazısından bir bölüm:

(……..FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜNÜN,

YURDUN GELECEĞİ OLAN VE CUMHURİYETİN EMANET EDİLDİĞİ TÜRK GENÇLİĞİNE HEDİYE ETTİĞİ BİNBİR EMEK MAHSULU BU MUAZZAM ESERE İLGİLİLERİN, SÖZ DE VERMELERİNE KARŞIN, EN KÜÇÜK BİR YARDIM ELİNİ UZATMAMALARI ANCAK ESEFLE KARŞILANACAK ACI BİR DURUMDUR. GÖNÜL İSTERDİ Kİ, DURUM BÖYLE OLMASIN!.., BU SPOR ABİDESİNDE HÜKÜMETİMİZİN, BELEDİYE’-NİN ve BEDEN TERBİYESİ GENEL MÜ DÜRLÜĞÜNÜN DE HİSSELERİ BULUNSUN!… BİRER AVUÇ ÇİMENTO, BİRER ÇİVİLERİ OLSUN!… ÜMİT EDERİZ Kİ BU HAZİN VE ACAİP NOKSANLIK 1950 YILINDA KAVRANIR VE DAHA FAZLA GECİKİLMEZ!….)

BAYAR DA VAAD EDİYOR, AMA…..

Fenerbahçe kulübü 1950 yılına 180 bin lira borçla girmişti. Geliri 160 bin lira olduğuna göre, yükün ağırlığı ortada idi.

14 Mayıs 1950 de Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ve Fenerbahçe yönetiminde bulunmuş ve sıkıntılara şahit 4 zatın milletvekili seçilmiş olmaları bir ümitti.

fbtarih589

fbtarih590

fbtarih591

Milli Küme Şampiyonu Fenerbahçe futbol takımı, Türkiye birincisi Göztepeye karşı, dönemin en büyük mükafatı olan Başbakanlık Kupası maçini oynamak üzere, 17 Haziran 1950 de Ankarada idi. 2-1 kazanılan bu maçtan 2-3 saat önce, takımla beraber, Çankaya Köşküne Yeni Cumhurbaşkanını ziyaret ve tebrike giden Genelkaptan Rüştü Dağlaroğlu, Fenerbahçe’nin derdini Celâl Bayar’a açmak fırsatını kaçırmadı:

– Kulübümüz spor sahalarında çok başarılı ve mükemmel. Ancak, memlekete 25 bin kişilik en büyük stadı kazandırmış olmanın yükü altında ve borçludur. Tek müşkülümüz işte budur!… dedi. Ne kadar? sorusuna da:

– Yüzbin lira kadar bir şey… cevabını verdi ve ilâve etti:

– Bu miktar, doğruca, alacaklı banka olan Yapı Kredi’ye emir buyurulursa minnetar kalırız……

Bayar şu karşılığı verdi:

– Sizi bu müşkülden kurtarmayı vazife sayarız, pekâlâ,., müsterih olun…. Cumhurbaşkanının bu lütûfkâr vaadi, 8 gün sonra 25 Haziran 1950 Kongresinde seçilen ve içinde 2 de Milletvekili bulunan yeni yönetim kurulunca takip olunmadı ve bu vaad de, ne hazin ki, bu kez bizzat Fenerbahçelilerin ilgisizliklerinden gerçekleşemedi.

STAD HACZEDİLİYOR!….

Yeni Yönetim Kurulu 4 ay sonra, 15 Ekimde, istediği güven oylamasında kaybedince, seçilen 7 kişilik yeni kuruldan 5 inin ilk kez görev almaları bir kısım eski yöneticiyi hoşnutsuzluğa itmişti. Yapı Kredi Bankası da 77 bin liraya indirilen alacağı için, yine de 2. İcra’ya başvurdu. 760 bin lira değer biçilen stada 17.1.1951 de haciz koydurup 255 sayılı ihbarname ile kulübe bildirildi.

Adalet Kulübünün de bu durumdan yararlanıp, Fenerbahçeli futbolculara el attığı 1951 in bu bunalımlı günlerinde Kulüp Genel Sekreteri, (25 kuruş bile alamazsın!…) acı istihza ve uyarılarından yılmayıp, istanbul bölgesinden, çok zor da olsa, 25 bin lira yardım alarak Yapı Kredi’ye yatırmış ve bakiye borç taksitlere bağlanıp haciz kaldırılmıştır. İşaretlemek gerekir ki, bu 25 bin lira, Fenerbahçe Kulübüne, bu tarihe kadar, yarım yüz yılda, Devlet veya her hangi bir kuruluş tarafından yapılan en büyük yardımdır.

Yine bu yardım talebi Merkez Danışma kurulunca, red edilmek üzere iken, Sayıştay Başkanı ve Ankara Gençlerbirliği Kulübü Reisi Mümtaz Tarhan’ın, yerinden fırlayarak:

(— BEYLER, ACZE DÜŞÜP BU YARDIMI İSTEYEN BİR . . . KULÜBÜ DEĞİL, YURDUMUZUN MEDAR-I İFTAHARI BİR TÜRK KULÜBÜDÜR!….) diye Kükremesi üzerine, utanılıp kabul olunmuştur.

STAD 60 BİN KİŞİLİK OLUYORDU……..

Belediye’nin, kapasitesini 24.500 kişi olarak tes-bit ettiği stad, tribünler arasındaki boşluklar nedeniyle, rantabl çalıştırılamıyordu. Bu nedenle, 35 bin kişilik ek tribünlerle boşlukları tamamlanıp çevrelenmiş ve kapasitesi 60 bine yükselmiş stadın 600 bin liraya mal olacağının hesap ettirilmesi üzerine, stadın Bölgece yaptırılması düşünüldü. Bu borcun, halen 60 bine kiralanan pistin, stadın büyümesi nedeniyle, 120 bin liradan 5 yıl süre ile ve peşin olarak kiralanması suretiyle ödenmesi yolunda Yönetim Kurulunca hazırlanan, 18.12.1954 gün ve 54/186 sayılı bir teklifi, Genel Sekreter R.Dağlaroğlu aynı sabah Bölge Başkanı Fahrettin Kerim Gökay’a sundu. Teklif ve tamamlayıcı izahatı uygun bulan Gökay, bu iş üzerinde ciddiyetle durmuş ve bütün formaliteler kısa sürede tamamlanmıştır.

Fenerbahçe Kulübü, lokal davasını da düşünmüştü. Doğudaki küçük sahada, bir katı kapalı salon diğeri toplantı yeri ve müze olarak, 2 kat bina için gerekli 185 binlira, 135 bini bankada 50 bini de muhtelif-maçlar hasılatı olarak, bölgede tutuluyordu.

Bu çalışmalar sırasında, Kulüp, Ankara 19 Mayıs ve Dolmabahçe stadları mimarı Pr.Vietti Vi-oli ile temasta idi. 12 Şubatta yazılan mektupla, daha önce görüşüldüğü üzere, stadın azami sadelikte ve 60 bin kişiye ulaşacak surette yeni tribünlerle çevrelenmiş planlarının hazırlanması istenmişti. Profesör, Milano’dan 2 kez İstanbul’a gelip gerekli etüdlerde bulunmuş ve yardımcıları Şinasi Şahingiray ve Fazıl Aysu ile proje çalışmaları sürdürülmüş ve İtalya’da hazırlanan planlar, 31 Mart 1955 de, Violi tarafından Fenerbahçe Kulübüne teslim edilmiştir. Diğer taraftan, 600 bin lira tahsisat Merkez Danışma Kurulunun tasdikinden geçmiş ve ihale evrakı da tamamlanmıştır.

Fenerbahçe Kulübü, işin kül halinde ve süratle bitirilip inşa safhasına gelinmesi üzerine, bu konuda içtenlikle gayret harcayan Vali ve Belediye Başkanı Gökay’a 25.2.1955 de şükranlarını yazı ile sunarken, Gökay’da yaptığı basın toplantısında:

(— ANADOLU YAKASININ STAD DAVASINI FENERBAHÇE KULÜBÜYLE BERABER ARTIK HALLETTİK!….) demek suretiyle durumu kamuoyuna açıklamıştır.

Fenerbahçe’yi yıllar boyu üzen bir dava, programlı ve gayretli çalışma sonunda,-sessizce ve kulüp için en uygun şekilde hal yoluna sokulmuştu. Baştan sonra Genel Sekreter tarafından yürütülen ve kesinlikle de reklam konusu edilmeyen bütün bu işlerin, Profesör V.Violi’nin haftalarca çalışması, 2 kez Milano’dan İstanbul’a gelişi, buradaki masrafları ve çizilen bir yığın planlar dahil, Fenerbahçe Kulübünün kasasından bir kuruş bile çıkmadan bu tekâmül safhasına ulaştırılmış olduğunu işaretlemek lüzumsuz sayılmamak gerekir!….

ESEN TERS RÜZGAR!……

Ancak, 5.6.1955 Kongresi Fenerbahçe’nin kaderini olumsuz yönde etkilemiş ve grupçuluğun ilk zararları, çok acı şekilde, sineye çekilmiştir. İçinde, 2 milletvekilinin de bulunduğu ve ilk kez 7 den 9 kişiye çıkarılan Yönetim Kurulu’nun, lokma halindeki stat işini, bütün uyarılara karşın, akıl almaz bir ilgisizlikle, yüzüstü bırak ması ve başlıca iş olarak şahıslarla uğraşması Fenerbahçe Kulübüne telafisi olanaksız zararlar vermiştir. Fenerbahçe’nin tertemiz harim-i ismetine, ilk kez, kirli particilik entrikalarını çok aşan ölçülerde, (grupçuluk) sokulmuş, dedikodu, töhmet, iftira ve komplolarla geçirilen koca bir yaz ve kıştan sonra, 600 bin lira, Mart 1956 da diğer sahalara harcanıp gâfil Fenerbahçe açıkta kalmış, binbir emekle tasarruf edilen 185 bin lira da bir mevsimde eritilmiştir.

Fenerbahçe’yi ileriye güvenle bakacak ve sırtı yere gelmeyecek bir güce ulaştıracak 60 bin kişilik stat ile, kapalı salonlu bir lokale sahip kılmak amacıyla, Kulübün parasını kendi paralarından daha titizce koruyan ve kağıt liranın altın döneminde 200 bin lira borçtan 185 bin lira mevcuda geçip 600 bin lira da kira karşılığı avans sağlayan 1950-55 yılları arası 5 Kongrede seçilen Yönetim Kurulları huzur içinde övünmeye hak kazanmışlardır.

Fenerbahçe Kulübünün tarihinde, özel ve çok başarılı yer tutan bu 5 yılda, Yönetim Kurullarında 15 kişi, aşağıdaki süre ve sıfatlarla görev yaptı:

Osman Kavrakoğlu : 2 yıl reis, 1 yıl Genel Kaptan ve 2 yıl üye,
A.M.Hacıbekir : 2 yıl reis,
Bedi Yazıcı : 1 yıl reis,
Rüştü Dağlaroğlu : 5 yıl Genel Sekreter,
Raif Dönçkök ve Sedat Bayur : 1 er yıl Genel Kaptan,
Hayrullah Güvenir : 1 yıl Genel Kaptan ve 4 yıl üye,
Ethem Şahinoğlu : 4 yıl muhasip, 1 yıl üye,
Talat Ataman : 1 yıl muhasip,
Kamuran Tekil ve M.Sencer : 2 şer yıl üye,
Cihat Arman, Ertuğrul Akça, Salih Dinçmen ve Orhan Menemencioğlu : birer yıl üye.

Kulüplerimizde, özellikle Fenerbahçe Kulübünde, işlerin, hatta en hayati konuların, yöneticilerin fedâkârlık derece ve kabiliyet ölçüleriyle yürüdüğüne ve nihayet birgün kıskançlık, aksi görüş, kapris ve kişisel amaç gibi, türlü etkenler altında ve türlü davranışlarla tarumar edilebileceklerine Fenerbahçe stadı kadar canlı ve ibret verici başka bir örnek gösterilemez.

MENDERES EL UZATIYOR!..

Kaçırılan büyük fırsatın acısı bilenlerin yüreklerini dağlıyordu. Gelen, geçen Yönetim Kuralları hızla artan inşaat fiyatları karşısında artık stat sözünü ağızlarına alamaz olmuştular. 22 Ocak 1960 Cuma öğleden sonra idi. İçinde Meclis Başkan Vekili de dahil, bu kez 3 Milletvekili bulunan Yönetim Kurulu dışından 5-6 Fenerbahçeli, yine yönetim dışındaki R.Dağlaroğlu’na telefonla ve tepeden inme:

— BU AKŞAM ANKARAYA GİDİYORUZ. BAŞBAKAN’A STAT KONUSU AÇILACAK. SÖZCÜ SENSİN, MUTLAKA GELMELİSİN…….Denildi ve gidildi.

23 Ocak Cumartesi saat 15 idi. Başbakan Fenerbahçelileri, makam salonunun kapısı dışında karşıladı, onlar oturmadan masaya oturmadı ve: (— FENERBAHÇE, ŞEREF VE ŞÖHRETİ VE BÜYÜK BAŞARILARIYLA HER ZAMAN ÖVÜNDÜĞÜMÜZ BİR KULÜBÜMÜZDÜR. ONA HİZMET EN BÜYÜK MUTLULUKTUR, HOŞ GELDİNİZ…. EMİRLERİNİZ?!…..), dedikten sonra, sol tarafındaki Fenerbahçeli sözcünün 2 dilekten biri olan ve toplantıda hazır bulunan Devlet Bakanı Medeni Berk’in Fenerbahçe Kulübüne Reisliğine müsaade edilmesi isteğini hemen kendisine sorup, olumlu karşıladıktan sonra, stat konusu da çabuk sonuca bağlandı. Dağlaroğlu’nun:

(— Malûmu Alileridir ki, Fenerbahçe stadı Türk sporunun beşiğidir. İstanbul’un geniş Anadolu Yakasının da tek sahasıdır. Ancak, ihmal olunmuştur. İmarı kudretimizin dışındadır. YAPICI ELİNİZİN BU TARİHİ STADA DA UZANMASINI VE İHYASINI DİLİYORUZ. MİLYONLARCA FENERBAHÇELİ SİZE MİNNETTAR KALACAKTIR!….) sözlerine: (— HEM SEVİNDİM, HEM ÜZÜLDÜM. BÖYLE BİR STADIN İHMAL EDİLMİŞ OLMASI ACIDIR. BEN FENERBAHÇE’Yİ VARLIKLI VE ZENGİN BİR KULÜBÜMÜZ BİLİRDİM. BU SIKINTINIZI ŞİMDÎYE KADAR NEDEN BANA AKSETTİREN OLMADI. FENERBAHÇE STADININ İMAR VE İHYASI BÎR MEMLEKET VE GENÇLİK HİZMETİDİR. MEMNUNLUKLA KABUL EDİYORUM. YAPILMIŞ BİLİN VE CAMİANIZA DA MÜJDELEYİN. BU, BİZİM İÇİN VAZİFE VE EN YÜCE ŞEREFTİR. HEMEN BİR BALO, PİYANGO TERTİPLERİZ. İŞ OLUR…) yanıtını verdi.

Burada Fenerbahçeli sözcünün işin maddi portesine değinmesine Menderes’in verdiği cevap tarihseldir:

(- AF BUYURUN BEYEFENDİ, BU İŞ BİR BALO VEYA PİYANGOLUK İŞ DEĞİLDİR. 5-6 MİLYON LİRALIK İŞTİR).

– SİZ MÜSTERİH OLUNUZ EFENDİM… PARANIN DEĞERİMİ OLUR FENERBAHÇE-MİZ İÇİN!… BİZ, BİR TEK KÖYÜMÜZÜN İÇME SUYUNA 30 MİLYON LİRA HARCAR KEN, FENERBAHÇEMİZ İÇİN YAPACAĞI MIZ HİZMETE SINIR TANIRMIYIZ?. ME DENİ, Not al. Bu işi en kısa zamanda mutlaka yapacağız. BU GECE İSTANBUL’A GİDER KEN DE STADA UĞRAYALIM.)

Bu sözler Fenerbahçelilere şükranlarını beyandan başka yapacak iş bırakmamıştı.

Dağlaroğlu’nun; Efendim, kulübümüzün bir tarihini size sunmak bizler için büyük mutluluktur. 315. sayfada bize Kupa verişinizin resmi var. Başvekil olduktan sonra ilk Kupayı Fenerbahçe’ye vermiştiniz. Hatta, iktidara gelmenizden önce de mutlu bir anıyı unutamayız:

1949 Eylülünde İzmir Palas Otelinde sizi maçımıza davet etmiştim. Celâl Bayar’la önemli işleriniz olduğunu söylemenize karşın, yine de beraber gelip tribünde seyirciler arasında oturmuştunuz. Kazandığımız bu maçtan sonra Alsancak stadından, Bayarla beraber, eller üstünde çıkışınızı unutamayız: Stat, YA YA YA. ŞA ŞA ŞA. FENERBAHÇE, MENDERES, BAYAR tempolarıyla inlemişti!…. dediğinde Menderes 315. sayfayı açıp resme bakmış ve:

– NASIL HATIRLAMAM….. Başbakanlık

Kupası dediniz de…. O maçları şimdi de tekrarlasak!…. Ama, anti demokratik derler, değil mi?… Nemize gerek!…. görüşünü öne sürmüştür.

Menderes, o karlı gece, Medeni Berk ve Namık Gedik’le, İstanbul yolunu tutmuş ve 24 Ocak 1960 Pazar sabahı 6 da, 12 saat önce konuştuğu Fenerbahçeliler henüz Ankara’da ELHAMRA otelinde rahat ve mışıl mışıl uyurlarken, o İstanbul’a varıp stat bekçisi Mustafa Abacı’yı uyandırarak, sabah ayazında Fenerbahçe stat ve sahasını dolaşmıştır.

FENERBAHÇELİN KÖTÜ KADERİ…..

Belediye Başkanı Kemal Aygün öncülüğünde hemen o hafta işe başlanmış, Kulüp içi formaliteler gereği, önce olağanüstü Kongre ile 6 Martta Medeni Berk başkan seçilmiş ve mütehassıs raporlarına göre: mevcut stadın büyütülmesi veya Fİkir Tepesinde yeni stat inşası görüşlerinden üyelerin çoğunlukla mevcut stadın büyültülmesi doğrultusundaki arzulan üzerinde, iş hızlanmıştır. Ancak, Fenerbahçe Kulübün kötü kaderi kanatlarını çırpa çırpa uçup gelmiş ve bu SON ÜMİT ve GAYRETE DE (HAYIR, OLMAYACAK!….) demiştir. Bu seferki engel, 27 MAYIS 1960 İhtilâl ve darbesi oldu.

fbtarih595

fbtarih596

STAT ELDEN GİDİYOR!…

Fenerbahçe; stat konusunda Halk Partisi döneminde atlatılmış, Demokrat Parti zamanında da> ihtilâl ile vurulmuştur. Başkan Medeni Berk tam işi ele aldığı günlerde Yassıada’ya sürüldü. Artık Koalisyon dönemi yaşanıyordu. Stat kaderinin yeniden karanlığa gömüldüğü 1961-62 ler-de, Yönetim Kurulu, inşaatı hararetle süren Ali Sami Yen stadını gözönüne alıp, Beden Terbiyesiyle, sonunda, intifa hakkı karşılığı, sahanın yarısını bağış, yarısını da 2,5 milyon liraya satış suretiyle 40 bin kişilik stat inşası için, anlaşmaya girişti. 23 Eylül 1962 de varılan ön anlaşma 11 Mart 1964 de Ziya Dayıoğlu ile Başkan Dr.İsmet Uluğ arasındaki ferağ muamelesiyle gerçekleşti.

Ancak; bir Kadıköy çocuğu, hatta Fenerbahçeli olan Genel Müdür Fikret Altınel’in başka tesislere rüchan hakkı tanıyıp, Fenerbahçe stadı inşaasını sürekli yokuşa sürdüğü iddia ediliyordu. Nihayet Kulüp bu durumu şikayet konusu yapınca, yine bir Kadıköylü olan Devlet Bakanı Malik Yolaç işi üzerine aldı ve 17 Ocak 1965 de de temeli bizzat kendisi attı. Drenaj ve saha tanzimi 10.3.1966 da ihale edildi. Ancak, parasızlığı öne süren Beden Terbiyesi, işi kısa süre sonra, Bayındırlık Bakanlığına devretmiştir.

Devlet Planlama’nın programa almayı unutması, fiyat artışları, para alamayan müteahhitlerin inşaata haciz koydurmalanyla işlerin sürüncemede kalması Fenerbahçe Kulübünü hesapsız zararlara soktu. Bu nedenlerle 1972 ve 1977 yıllarında Genel Müdürlüğe protestolar çekilmiş, tazminat isteneceği tehdidinde bulunulmuşsada, kulüp hukukçularının toplantısında protestoların müeyyidesi olmadığı, tasfiye halinde,işlerin daha da karışacağı, arsanın geri alınmasının ise imkânsız olduğu sonucuna varılmıştır. Böylece Gençlik ve Spor Bakanlarının izanlarına başvurulmaktan başka çare görülmüyordu. Oysa, 1981 ortalarında Bakan, Fenerbahçe Kulübüne:

(— İŞİ İHMAL ETMİŞSİNİZ. DEVLET BUGÜNE KADAR 200 MİLYON LİRA HARCAMIŞ. BİZ DE, HERŞEYE RAĞMEN BİTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ……), demek suretiyle, suçu Fenerbahçe’nin sırtına yüklemeye kalkmıştır.

Yönetim Kurulunun 21.2.1982 Kongresine sunduğu rapordan:

(— 16-17 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN, STAT İNŞAATI BİTİRİLEMEMİŞ ve KULÜBÜMÜZ HESAPSIZ ZARARLARA UĞRATILMIŞTIR.

12 Eylül 1980 Barış Harekatından sonra genç ve çalışkan yeni Genel Müdürümüz ve değerli Bakanımız ve tüm Teşkilât, stadımızın inşaatına ağırlıklarını koymuşlar ve hızlı çalışma neticesi inşaat bitmiştir.

35 bin kişinin oturarak maç seyretme kapasitesine sahip olan stadımız, kapalı salonları, Basketbol, Voleybol, Güreş ve hatta atletizm ve her türlü antrenmanlara yeterli ünitelere sahip olmak bakımından, değer taşımaktadır. Ancak, 20. asırda derneklerle yönetilen spor kulüplerinin böylesine ağır masraflı ve zor bir işi üzerine alıp alamayacağını piyasada araştırıyoruz.)

Stadın işletme hakkının Beden Terbiyesine bırakılması uygun görülerek, 18.8.1982 de Ankara’da Gençlik ve Spor Bakanı Vecdi Özgül, Müsteşar İsmail Hakkı Güngör, Umum Müdür Yücel Seçkiner’le Fenerbahçe adına Başkan Ali Şen, mali işler sorumlusu Abdullah Acar ve Eyüp Karadayı .ırasında bir anlaşma imzalanmıştır. Buna göre, intifa hakkı 70 yıl Fenerbahçe Kulübüne ait olmakla beraber, stadın bakım ve personel masrafları Beden Terbiyesince ödenecek, saha hissesinin yarısı, çevredeki 10 dükkandan 7 si, 60 m2 reklam alanı, yılda 6 özel maç hakkı, kapalı salonlar, otopark işletme hakkı Fenerbahçe Kulübüne ait olacaktır. 70 yıl sonunda anlaşma yenilenecektir.

Bu anlaşma 21.8.1982 Olağanüstü Kongresinde 11 e karşı 136 oyla kabul edildi.

5.3.1983 Kongresi Yönetim Kurulu raporundan:

(20 SENEDİR BÜYÜK DÜŞ OLAN FENERBAHÇE STADIMIZ, TANRININ İZNİYLE VE BURADA İSMİNDEN BAHSETMEKTEN MUTLU OLDUĞUMUZ B.T.G.M. YÜCEL SEÇKİNER’İN BÜYÜK GAYRETİYLE, 19 EYLÜL 1982 TARİHİNDE FENERBAHÇE-ALTAY MAÇIYLA AÇILMIŞ VE BÜYÜK BİR SORUNUMUZ BÖYLECE HALOLMUŞTUR.)

Fenerbahçe’nin güçlü ve gayretli kadrosunun başarılı maçları arasında pek göze çarpmayan yahut hoşgörü ile karşılanan stadın natemam durumu, 40 yerine 32-33 bin kişilik kapasite, çatının çok küçük ve hemen hemen yararsız oluşu kısa sürede gözlere batmaya başlamış ve stadın artık Fenerbahçe’nin malı olmadığı düşünülünce de yüreklere oklar saplanır olmuştur.

12 EYLÜL 1980 İN SONUCU!……

İşte, Türk sporunun beşiği koca Fenerbahçe stadının 80 yıllık öyküsü ve işte yüce Fenerbahçe’nin uğradığı son büyük kayıp…. Fenerbahçe Kulübü, çeyrek yüz yıl önce 60 bin kişilik statla mükemmel bir lokalin sahibi olmak durum ve yolunda idi. Bugün, 32 bin kişilik bir stadın ücretsiz kiracısıdır.

Kayıp büyük ve çok büyüktür. Ancak, Fenerbahçe’nin kaderi bu!… ve felâketlere de alıştı artık!… Ancak, yine de gerçekçi olmakta yarar var. Bu nedenle; 1980 sonrası B.T.G.M. lüğünü, stadın kapılarını artık açabilmek için gösterdiği iyi niyet ve çabadan dolayı kutlamak gerek. Eğer 12 Eylül 1980 Barış harekatı olmayıp partiler devri sürseydi, belki bu iş hala sürüncemede kalmış veya memleketle birlikte toptan yok olmuş bu-luncaktı.

12 EYLÜL 1980 Barış harekatı bu kez, yurt gibi, Fenerbahçe Kulübü için de yararlı oldu ve çektiği acıya bir son verdi. Bu nedenle, çok değerli 2 asker B.T.G.M. ü Yücel Seçkiner’le, Gençlik ve Spor Bakanı Vecdi Özgül her türlü şükrana lâyıktırlar.

Fenerbahçe’nin 1981/82 Yönetim Kurulunu da, Başkan Ali Şen başta olarak, tüccarca bir görüşle, zararın neresinden dönülürse kârdır, deyip, bu yılan hikâyesine artık son vermek ve stadı, iyi-kötü, açtırmak için gösterdikleri dirayet ve gayretten dolayı kutlamak gerekir.

fbtarih598

SOSYAL TESİSLER

Fenerbahçe yarım adasının Kalamış koyuna bakan kısmı 1966 yılında, tastikli plan gereği, yelken sporunda faaliyet gösterilmek üzere, sportif bölge olarak ayrılmıştır. Belediyenin yelken sporuyla uğraşamayacağını göz önüne alan Galatasaray ve istanbul Yelken Kulüpleri, atik davranıp, 2500 metrekarelik bu kısmın Kuzey ve Güneyinden birer büyük parçaya elkoydular. Orta kısımda kalan balıkçı kulübelerinin bulunduğu 800 .metrekarelik yere de, daha sonra, geç uyanan Fenerbahçeliler bayrak dikip korunmasını sağladılar. Beden Terbiyesi İstanbul Bölgesinin Belediye’den kiraladığı bu saha, yine Belediyece, 3 kulübe kiralanmış bulunmaktadır.

Fenerbahçe Kulübü, yelken sporuyla beraber, burada bir sosyal lokal tesisi amacıyla ve Kongre kararıyla, girişimlere geçti. Stadın yarı hissesinin Beden Terbiyesine satışından sağlanan 2,5 milyon liranın 400 bininin dereağzına, 1 milyon liranın buraya, yarım milyon lirasının da yine buradaki kamp binasına harcanması kararını aldı ve 1967 de hemen uygulamaya koydu. Kulüp Başkanı Faruk Ilgaz’ın gayret ve çalışmalarıyla şunlar yapıldı:

Önce, 25 X 20 = 500 metre karelik yelken lokali yapımına girişildi. 2 katlı bu lokalin zemin katı kayıkhane, sporcu lokal ve soyunma odaları, mutfak, kiler, çamaşırhane…. Zeminden 3 metre yükseklikteki üst kat ise 10 X 20 metre büyüklükte oyun salonu, daha büyükçe lokanta ve küçük okuma odaları…. Bu 2. kat daha sonra 20 x 30 m2 büyüklükte ikinci bir yemek salonuyla genişletildi. Bu tesisat 1 milyon 400 bin liraya mal oldu.

Kamp binasına gelince; bu tesis 23 metre çapında ve civarın karakterine uygun olarak, daire şeklindedir. Zemin katta 2 şer kişilik 6 oda, bir doktor odası, tedavi salonu, sauna, banyo ve duşlarla 6 X 10 metre büyüklükte bilardo ve masa tenisi salonları vardır.

Üst katta ise, 2 şer kişilik 12 oda, 6 X 10 m2 salon, teras ve kütüphane bulunuyor.. Bu bina da 1968 yılında, mefruşatıyla beraber, yarım milyon liraya mal oldu. Hatırlatmak gerekir ki, Fenerbahçe Spor Kulübü lokali 1975 den beri bu kamp binasındadır.

Sosyal Lokal inşaatı 1968 sonbaharında bitince, aynı yılın Aralık ayındaki Divan toplantısında, talimatnamesi kabul edilip, üye kaydına başlandı. Fenerbahçe Kulübü mensupları için 1000, dışardan gelenler için 3.000 lira olan giriş aidatı zamanla değişti. Bugün, her Fenerbahçe üyesi, otomatik olarak tesislerin de üyesidir. Ancak kulübe giriş ücreti 3 milyon liradır.

Sosyal tesisler resmen 18.6.1969 da, bir kokteyl parti ile, Başbakan Süleyman Demirel tarafından hayırlı ve uğurlu olsun dilekleriyle açılmıştır.

Kulüp Yönetim Kurulunun sorumluluğu altında, eski yelkenci üyelerden İzzet Çintav başkanlığında kurulan bir komitenin idare ettiği sosyal tesisler ve lokantası, ilk yıllar, bu komite tarafından büyük başarı ile yönetildi. Ancak, daha sonraları durum değişti. Çok konuşup çarpık iş görenlerin beceriksizlikleri ve 80 e varan personel ile bir buçuk milyon lira borca girilince, işletme devredildi. Bu şekilde de, lokantaya rağbet büyük ölçüde düşünce, durum bir kaç yıl şikayet konusu oldu. Uzayan türlü söylentiler, tesislerin kesinlikle kulüp tarafından yönetilmesi şeklindeki kongre kararı üzerine, bu arada işletmeciye verilen 35 milyon lira tazminattan sonra, 1986 şubatından beri artık nihayet kesilmiş bulunuyor.

DEREAĞZI TESİSLERİ

Fenerbahçe stadının yeniden yapılması için 1965 yılında yıkılmasından sonra, futbol takımının çalışmaları înönü stadına naklonulmuş, 1966 da da Anadoluhisarı’na gidip gelinmiştir.

Bu zorluklar karşısında, Kurbağalıdere ağzında Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait 31 bin m2 lik bakımsız Kördere sahası yıllığı 6 bin liraya Fenerbahçe Kulübü tarafından kiralandı ve hemen onarımına geçildi. Toprak futbol sahası 75 x 105 metre olarak düzene sokulmuş, 200 m2 lik duş ve soyunma odalarını kapsayan bir tesis yapılmış, ayrıca, ıslah olunan ve Standard ölçülere uygun olarak yapılan koşu pisti ve atlama havuzları da gençliğin istifadesine konmuştur.

Fenerbahçe Kulübünün 2 ayda 100 bin lira (yaklaşık 9 bin dolar) harcayarak meydana getirdiği bu tesisler 2.9.1967 de, davetli Bulgar atlet-leriyle yapılan Türk-Bulgar yarışmalarından önce, Vali Vefa Poyraz tarafından hizmete açılmıştır. Saha ve pistin dikenli telle çevrilmesi ve ihâta di-varlarıyla güven altına alınmasına da 400 bin lira harcandı ve burada oldukça mükemmel bir spor sitesi meydana getirilmiş oldu. Hatta, 1968 de İstanbul Bölgesi’ne 3 bin kişilik portatif tribünler de yaptırıldı.

Dereağzı tesisleri gün geçtikçe daha da mükemmel hâle gelmiş, futbol sahası yeniden düzenlenmiş, bina alanı yeni eklerle genişletilmiş, sahile 250 metre rıhtım yapılmış, asfalt kaplama basketbol ve voleybol sahaları meydana getirilmiştir. Ayrıca, parke kaplamalı bir kapalı salon inşa edilerek, burada, futbolcu, güreşçi, boksör, halterci, kürekçi, yelkenci, masa tenisçisi ve her spor dalından gençler her türlü malzeme ve hocalarıyla günün her saatinde çalışma olanağına kavuşturulmuşlardır. Eski restaurant da restore edilip tefriş olunmuş ve sporculara maliyetine yemek yeme imkânı sağlanmıştır.

Bu tesislerin en mükemmeli hiç kuşkusuz futbol sahasıdır. 1981 yılında Asbaşkan Ömer Çavuşoğlu’nun ilgisi ve 26 milyon lira bağışıyla meydana getirilen çim saha, her tarafı yemyeşil ve bozulmamış durumuyla, yıllardanberi bütün Türkiye için örnek ve sözü edilen çim saha hüviyetini taşır ve korur bulunmaktadır.

Dereağzındaki tesisler, gerek binalarda yapılan esaslı onarımlar ve gerekse futbol antrenman sahasının mükemmel surette çimlenmiş olmasıyla, Fenerbahçe’nin şanına yaraşır duruma gelmişlerdir. Futbol sahasının doğusunda, asfalt yol kenarında yıllar önce inşaatı duran kapalı salonun 1987 sonbaharında tamamlanmasına başlanması Fenerbahçe’nin çok önemli bir ihtiyacını karşılamak üzeredir.

Bu iş için 130 milyon lira harcayan Başkan Tahsin Kaya her türlü övgüye hak kazanmış bulunuyor. Bu nedenle, bu salona (Tahsin Kaya Spor Salonu) adını vermek bir kadirşinaslık borcudur ve ayrıca da fedakârlıkların Fenerbahçe kulübünde artık lâyık oldukları gibi değerlendirileceklerinin de kanıtı olur.

İLGİSİZ BELEDİYE

Vakıflar, Belediye ve Milli Emlâk’a ait Dereağzı sahasının Fenerbahçe kulübüne mal edilmesi yolunda gereken gayreti kulüp son bir yıldır göstermeye ve olumlu sonuçlar almaya başladı. Kayışdağ sahasının Pendik; Pendik sahasının Dereağzı ile trampe edilmesi yolundaki işlemler olumlu yolda. Ancak, kulübün bu gayreti, günümüzün zor koşulları altında yeter mi ?.. Etrafımıza göz attığımızda, Fenerbahçe kulübünün, başta Kadıköy Belediyesi olarak, ilgililerce ne kadar yalnız ve desteksiz bırakıldığı hemen göze çarpar.

Fenerbahçe’nin kötü kaderi Belediye Başkanlığı konusunda 4 yıldır alarm çaldı!… 1983 Seçimlerinde Başkanlığa seçilen ve üyesi olduğu Fenerbahçe kulübünün, daha henüz çok küçük yaşta amigoluğuna bile özendiğini söyleyerek ümitler veren zat, hiç de umulduğu, söylendiği ve kendini tanıttığı gibi çrkmadı!..

Yeni Belediyeler Yasasıyle, başta Beşiktaş, Beyoğlu, Bakırköy ve Sarıyer olarak, İstanbul’un bütün Belediyeleri, sınırları içindeki spor kulüplerine hertürlü yardımı yağmur gibi yağdırırlarken’, Kadıköy semtine bir katrecik olsun düşmemiş ve 1987 yılı sonuna kadar bu tutumuyla Kadıköy Belediyesi istanbul’da ilgisizlik ve cimrilik damgaları yiyen tek belediye olmuştur.

Kadıköy Belediyesi bu ihmal, uykusundan uyanmalıdır, artık. Yarın huzur içinde olmak ve övgü ile anılmak istiyorsa diğer belediyelerin yürüdüğü yolda yürür ki sağduyu da bunu gerektirir.

fbtarih600

fbtarih601

fbtarih602

KUŞDİLİ LOKALİ

Fenerbahçelilerin hedefi Kuşdili de Hazine-i Hassâ ya ait bir köşktü. Bir tarafı Kurbağalıde-re’ye, diğer tarafı Kuşdili çayırına bitişik olan bu 2 katlı beyaz köşkte, sosyal bir kuruluş olan Kadıköy Uhuvvet Kulübü barınmakta idi. Her yönü top ağaçlı geniş bir bahçe içinde, çevrenin en güzel yapısı olmaktan başka, konumu da bir spor kulübü için idealdi. Fenerbahçeliler bu binada 2 oda kiralayarak Köprübaşı kurduktan sonra, tümünü ele geçirmek planını uygulamaya koydular. Reis Dr. Hamit Hüsnü ve Yönetim Kurulundan Zeki Mazlum beyler işi kovalayıp 2 odayı., yılda 20 altın lira karşılığı, Uhuvvet Kulübünden 1914 yılı başında kiraladılar. Binanın tümünü ele geçirmek de bir tesadüfle kolaylaştı:

Bir gün, Beyoğlundaki muayenehanesine gelen bir hastanın alelusul kimliğini soran Hamit Hüsnü bey;

— Hazine-i Hassa Hukuk Müşaviri Ahmet…. cevabını alınca, durumu ona açmış ve vaad almıştır. Nitekim kısa süre içinde bütün köşk, yıllığı 80 liraya Dr. Hamit Hüsnü bey adına kiralanmış ve direnen, kumarhane mahiyetindeki Uhuvvet Kulübü, biraz zor da olsa binadan uzaklaştırılmıştır. Ancak, kira bedeli kulübe ağır geliyordu. Başmabeyinci Tevfik bey aracılığıyla, o sırada prostat ameliyatı geçirmekte olan Sultan Reşat’-dan, seneliği 40 liradan 10 yıllık yeni bir mukavele için iradei seniye çıkarıldı.

Fenerbahçe Kulübü nihayet adına ve şanına lâyık bir Lokale kavuşmuştu. Üyelerinden toplanan 45 altın lira ile lokal mükemmel şekilde döşendi ve 20 Mart 1914 Cuma günü de muhteşem bir törenle açıldı.

Deniz bandosunun marşlar çaldığı törende, ilk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü ile Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hamit Hüsnü beylerin babaları Amiral Hüsnü Paşa, İstanbul Milletvekili Salah Cimcoz, Muharrir Ahmet Rasim, Hazine Hukuk Müşaviri Ahmet beyler, Milli Müdafaa, Belediye, Basın ve Kulüpler temsilcileri, Reji Whittall, 4 değerli havacımızın şehit olmalarıyla yarım kalan İstanbul-Kahire uçak seferini pek az sonra tamamlayacak olan, hava yüzbaşısı Salim (İLKUÇAN) bey ve daha bir çok tanınmış kişiler hazırdılar. Binanın dışı alay bayrakları, içi de Fenerbahçe Kulübünün uğraştığı spor dallarının araç ve gereçleriyle süslenmişti.

Tören, reis Hamit Hüsnü beyin Yönetim Kurulu Başkanı kalıp, kısa süre önce ihdas olunan, Genel başkanlığa getirilen Hicaz Demiryolları Umûm Müdürü Yüksek Mühendis Hulusi beyin şu kısa söyleviyle başladı:

(…..İhtimal benim gibi yaşlı ve zayıf bünyeli bir adamın spor kulübünde başkan olması garip görünür. Hiç kuşkusuz, benim gibi yaşı ve vakti müsait olmayanlar bilfiil spor yapamazlar. Fakat, AMACIMIZ, BÖYLE ÇALIŞKAN GENÇLER TOPLULUĞUNU TEŞVİK VE TERGİPLE, MEMLEKETTE GÜÇLÜ UNSUR YETİŞMESİNE ÇALIŞMAKTIR.

ASRIMIZ KUVVETİN HAK’KA GALEBE ÇALDIĞI BİR DEVİRDİR. OYSA, BİZ, YİNE GÜÇLÜ OLARAK, HAKKA GALEBE DEĞİL, AKSİNE, ONA YARDIMCI OLACAĞIZ.)

Bir çok konuşmacı Fenerbahçe kulübüne yeni çatısı altında da başarılar dilemiş, davetlilere limonata, çay, pasta ikram olunmuş ve bugün açılan Kulüp hatıra defterine ilk yazıyı Amiral Hüsnü Paşa yazmıştır. Yine bugün, davetlilerden Reji Whittoll tarafından hediye edilen spor malzemelerinden başka, kitaplarla Fenerbahçe Kulübü kütüphanesinin de açılması imkânı doğmuştur.

Fenerbahçe’nin yeni lokali Kuşdili ve çevrenin en güzel yapısı idi. Geniş salonu, jimnastikhane-si, Yönetim kurulu Odası, müzesi, kütüphanesi, temsil sahnesi, büfesi, soyunma odaları, duşları, çok muntazam tarh olunmuş, topağaçlarla gölgeli büyük bahçesi, sonraları tenis korduna çevrilen beton patinaj yeri, Debrelizade Fuat beyin bağışladığı bir mavna dolusu kereste ile bahçenin güneyinde dere kenarına yaptırılan büyük kayıkhane, daha sonra Kulüp lokaliyle futbol sahası arasında yapılan iki mükemmel toprak kortla Fenerbahçe Kulübünün bu yerleşim alanı, bütün bu zenginlik ve mükemmeliyetiyle yurdumuzun örnek bir spor sitesi oldu.

Fenerbahçe kulübü 240 metresi bina alanı olarak, bahçe, kayıkhane ve patinaj yeriyle beraber, 3 bin m2 bir sahayı kapsayan bu ferah lokalde 19 yıl barındı. Büyük şöhretini, aynı yıllarda büyük başarılarla uyguladığı 20 daldaki çalışmasıyla burada kazandı. Büyük ATA’sının ziyaret, takdir ve tebrik mutluluklarına burada ulaştı. Kurtuluş savaşma gerekli silah ve araçlarla personeli, kamufle edilmiş balıkçı tekneleriyle, bu binanın kıyısından Anadolu’ya kaçırdı. İşgal-Orduları takımlarını perişan ve milleti hoşnut eden büyük zaferler bu lokalde iken kazanıldı ve İşgal Orduları Başkomutanlığı Fenerbahçe Kulübünü yine bu binada iken kapatıp kapısına süngülü nübetçiler dikti.

Fenerbahçe Kulübünün ve bu lokalin büyük salonu dile gelse ne çeşitli anılar sunar!…

Bu salon 1. Dünya Savaşı yıllarında Kadıköy’ün tanınmış aileleri tarafından ordumuzun çamaşır dikimhanesi olarak kullanılmış, sahnesinde geceleri Kulüp üyesi amatörlerce tiyatro temsilleri, ses ve saz sanatçıları tarafından konserler verilmiş, aletli jimnastik çalışmalarından ayrı olarak, ringte boks ve güreş müsabakaları tertiplenmiş ve ünlü müdafiArif’in şehit olduğu haberi gelince, bütün spor çevrelerinin katıldıkları muhteşem mevlût bu salonda okunmuştur.

Türk Tarihinin en karanlık sayfaları olan Mütareke ve İşgal dönemine 24.11.1918 günü 3-1 lik galibiyetle ilk nurlu ışığını yansıtan Fenerbahçe, Dünyanın en büyük zaferini kazananlardan birinin futbolda bir saat önceki mağluplarını, ummadıkları gayet ince bir nezaketle, sıcak çay masası etrafında bu salonda toplayıp ağırlamış ve göğsü renk renk şerit ve nişanlarla süslü Fransız Albayı:

— BİZ TÜRKLERİ YANLIŞ ANLAMIŞIZ. BÖYLE MERT, BU DERECE MEDENİ VE BU KADAR SPORTMEN BİR ULUS KARŞISINDA SİLAH KULLANMIŞ VE KAN DÖKMÜŞ OLMAKTAN ŞİMDİ ÜZÜLÜYORUM. BU HATANIN TEKRARLANMAMASINI VE İKİ TARAFA DERS OLMASINI BÜTÜN KALBİMLE DİLERİM!… sözlerini yine bu salonda söylemişti. Aynı tarz itiraflarla Türklüğü öv’en sözler, birçok kez, yine Fenerbahçe karşısındaki hezimetlerden sonra, mağrur İngilizler tarafından da yine bu salonda tekrarlanmıştır. Bunlardan biri hakkındaki bir yorumdan bazı satırları, 8.12.1918 günlü TASVİR-İ EFKÂR Gazetesinden, son derecede tarihsel değeri bakımından aşağıya alıyoruz:

(……OYUNDAN SONRA FENERBAHÇELİLER İNGİLİZLERE BİR ÇAY ZİYAFETİ VERMİŞLER VE BU ZİYAFETTE İNGİLİZLERE KARŞI SAMİMİ VE DOSTANE NUTUKLAR İRAT EYLEMİŞLERDİR. BİLMUKABELE, İNGİLİZLER DE, 2 HAFTA ÖNCE FRANSIZLARIN YAPTIKLARI GİBİ, TAM BİR İÇTENLİK VE ÜZÜNTÜ İLE CEVAP VERMİŞLER, TÜRKLÜK VE TÜRKLERİ TAMAMIYLA YANLIŞ ANLAMIŞ OLDUKLARINI İTİRAF EDEREK, ÖTEDE BERİDE TÜRKLERE KARŞI VUKU BULAN KUSURLARININ AFFINI RİCA ETMİŞLERDİR…..

FENERBAHÇE KULÜBÜ, BU MÜSABAKALARLA TÜRK GENÇLİĞİNİ, TÜRK MİLLETİNİN NEZAKET VE KİBARLIĞINI SPOR SAHALARINDA İNGİLİZ VE FRANSIZLARA GÖSTERMEK VE ARADA İLİŞKİ VE BAĞLANTI KURMAK GİBİ MEŞKÛR BİR AMAÇ İZLEMEKTEDİR Kİ, BU, GERÇEKTEN TAKDİRE LÂYIKTIR.)

Büyük Kurtarıcının engin Fenerbahçe sevgisini açıkladığı bu salon Türk sporunun örgütlenme ve T.İ.C.İ. nın kuruluşu döneminde de birçok toplantılara sahne olmuştur.

STAT İÇİNDEKİ LOKAL

Kuşdili lokali 5/6 Haziran 1932 gecesi yanın-ca, Kulüp, kiracısı olduğu ve 25 Ekim 1929 da yapılan törenle, adı (FENERBAHÇE STADI)na çevrilen eski UNION CLUP lokalinde barınmaya başladı.

Sarı-Lâcivertli Kulüp, bir taraftan stadı Milli Emlâk’tan satın alma işine girişirken, bir taraftan da bakımsız saha ve harap lokalin imar, tamir ve tefrişi işlerine girişmiş ve 27.5.1933 de takrir muamelesi tamamlanan stat Fenerbahçe’nin malı olmuştur.

Fenerbahçe Kulübü stadın sahibi olunca, kollar sıvanmış, başta büyük taktirkârı Yüce Ata’-nın en büyük bağış olan 500 lirası ve diğer yardımlar ve (50) kuruştan tertiplenen eşya piyan-gosuyla sağlanan toplam 17 bin lira (yaklaşık 2000 Reşat altını) ile tahta tribünler sağlı-sollu uzatılırken, harap çatı da yıktırılıp yeniden yapılmış ve boyanmış, bina içinde de onarım ve ilâvelerle değişiklikler olmuştur. Ancak, bu çıra gibi tahta bina gerek konfor ve gerekse iç planı itibarıyla elverişsiz ve yetersizdi. Ayrıca, giderek değer ve zenginliği artan ve gözler kamaştırır hale gelen müze nedeniyle, yangın tehlike ve korkusu sürekli kaygı oluşturmuş ve 1953 den itibaren müzede bekçi yatırmak gereği duyulmuştur.

ÇARŞI LOKALİ

Fenerbahçe Kulübünün yıllardır çektiği en büyük sıkıntı, (kapalı salon) yokluğu ve 1932 deki yangından beri de uygun bir (Kulüp LokaIi)nden yoksun oluşu idi. Hele kapalı salonsuzluk Fenerbahçe’nin alnına, bir türlü silemediği, (Göçebelik) damgasını vurmuş bulunuyordu. Sporcuları, her şeye ve bu büyük handikapa rağmen, salon sporlarında fedakârane gayretlerle pek çok şampiyonluklar kazanırken, bir o kadarı da, salonsuzluk ve göçebeliğin yarattığı engeller sonucu şuna-buna kaptırılıyordu.

Bu nedenlerle, statta açık tribünün arkasındaki geniş boşlukta 2 kat ve jimnastik salonlu bir lokal inşası için, 1954 de girişilen çalışmalar, İtalyan mimarı Vietti Violi’nin, Kulübe bir kuruş masrafa mal olmadan Milano’da yaptığı planlar ve bu amaçla 2 yılda azami bir tasarrufla biriktirilen 185 bin lira, 1955 yılı yazında, hazır ve bankada idi. Ancak, bu tarihlerde Fenerbahçe Kulübü içinde başlayan grupçuluğun zararlarından olarak, tutarsız davranışlar arasında, 60 bin kişiliğe çıkarılacak stat gibi, Kulüp Lokali de 1956 da stattan Kadıköy çarşısında Muvakkithane Caddesi 21 sayılı dar ve eski 3 katlı binanın üst katına taşınmıştır.

Bu yanlış ve yararsız davranış, nakil sırasında veya.daha sonra, başta Ekrem Koçak’ııı Pakistan’da Asya Olimpiyatında kazandığı, bir metre boydaki, Türkiye’nin en büyük Kupası olarak, bazı değerli mükâfatın yok olmaları sonucunu da doğurmuştur.

Fenerbahçe Kulübü bu dar ve elverişsiz lokalde 3 yıl kaldıktan sonra, 1959 da 6 yıl için, yine Yoğurtçu’ya, stada döndü.

fbtarih605

fbtarih606

EFES LOKALİ

Fenerbahçe stadının, intifa hakkı karşılığında, yeni inşaat için, kısmen Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne devri, kısmen de 2,5 milyon liraya, yine B.T.G.M. lüğüne satılması üzerine, binanın boşaltılması sonucu, lokal 1965 de Kuşdili Caddesindeki yeni EFES işhanı binasına taşındı. Fenerbahçe Kulübü bu binanın birinci katındaki birkaç odada, 1975’e kadar 10 yıl barınmıştır.

SOSYAL TESİSLER

Kadıköy imar planında Yelken sporuna ayrılan Fenerbahçe burnunda Kalamış koyuna bakan arazinin Belediyece, ve Beden Terbiyesi kanalıyla, İstanbul Yelken, Fenerbahçe ve Galatasaray Kulüplerine kiralanması üzerine, Fenerbahçe Kulübünün stadın devrinde Beden Terbiyesinden aldığı 2,5 milyon lira ile burada yaptığı tesisler, 18.6.1969 da, Kurdelesi Başbakan Demirel tarafından kesilen bir törenle açılmıştır.

Efes binasının bölüm bölüm satışa çıkarılması üzerine, Fenerbahçe Kulübü, lokalini 1975 yılında bu tesislerden kamp binasına taşıdı. Şu yapıtın baskıya verildiği 1987 sonbaharında Kulüp lokali aynı yerdedir.

FENERBAHÇE BAYRAMLARI

Fenerbahçe Kulübü, düzenlediği sportif bayramlar bakımından, önceleri Türk kulüpleri arasında özel bir yer tutuyordu. Ancak, bu güzel gelenek zamanla unutulmuş gibidir.

Fenerbahçe kulübünde bu gibi organizasyonlara 1912 de başlanmış, daha sonra 1930 larda anane halini alıp, 1939 Bayramını 1946 daki 40. yıl, bunu da 50. yıl bayramları izlemiş ve nihayet 25 yıl sonra 1982 de 75. yıl törenleri yapılmıştır. Görülüyorki ihmal büyüktür.

Fenerbahçe, ilk bayramını 15.9.1912 de tertipledi. İstanbul Lig şampiyonluğunu kazanması, Union Club sahasında bir tatil günü ücretsiz yararlanmak hakkını vermişti. Bu nedenle, zengin bir program yapılmış, şampiyon takım futbolcularına ilk kez olarak hazırlanan kalp biçiminde ve üzerinde (Fenerbahçe Sporting Club) yazılı gümüş madalyalar armağan edilmiştir. Bu bayramdan sağlanan 41 altın lira ile (Altıyolağzı)ndaki lokal kiralandı.

İkinci bayram 26.10.1913 Pazar günü yine Union Club’de ve Maarif Nazırı Şükrü beyin himayesinde düzenlenmiş ve bir askeri bando da hazır bulunmuştur.

Bu bayramın programında sürat ve mukavemet koşuları, bisiklet yarışı, av müsabakaları ve 2 futbol maçı vardı. Müsabakalar Garnizon Komutanı Cafer Tayyar bey riyasetinde İst.Mebusu Salah Cimucoz, Dr. Hamit Hüsnü, Naci Ali, Salahad-din Ali, Ali Kemal, İbnürrefik Ahmet Nuri, Celâl Esat ve İzzettin Molla beylerden kurulu bir heyetin gözetiminde yapıldı. Futbol maçlarında STRUGGLERS Rum Kulübü ile RUMBLERŞ İngiliz Takımları berabere kalmış, G.S. ise F.B. yi 3-0 yenmiştir. Bu bayramdan elde edilen 30 altın lira ile Altıyol’daki lokalin mefruşatı tamamlandı.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında düşman uyrukluların gece sokağa çıkmaları yasaktı. Fenerbahçe Kulübü, bunlara özel izin aldığından Kulübün Hale sinemasında tertiplediği Eskrim ve Jimnastik ve diğer dallarla, lokaldeki konser ve eğlencelerde Moda ve Kadıköylü yabancı aileler görev almaya hevesle koşarlardı. Elkâtipzade Mustafa beyin rol aldığı bu organizasyonlar Mora, Gle-vati, Pepo ve Whittall ailelerinin katkılarıyla başarılı ve verimli olurdu.

Fenerbahçe, bu ailelerle 2 de çiçek bayramı düzenlemiştir. Bu bayramların biri Kızılay yararına yapıldı. 1916 daki ikincisinin başlıca özelliği Fenerbahçe Kulübünü temsil eden ve Kırmızı-Beyaz güllerden yapılmış bayraklı arabadır. Yine çiçekten elbiseli yabancı genç kızların yer aldıkları arabada, o zor dönem için teselli ve ümit olarak, (SABRIN SONU SELAMETTİR!..) yazılı idi.

Fenerbahçe Kulübü, Altınordu ile, 29.1.1915 olarak ilkisavaşta, 11 Nisan 1919 olarak da, ikincisi savaştan-hemen sonra 2 bayram tertip etti. Yapılan 2 maçın ilki berabere bitti. 2. yi 1-0 F.B. kazandı.

1921 kışında Tepebaşı tiyatrosundaki Fenerbahçe bayramı, Boks, Eskrim, ve Güreş dahil, bir çok daldaki müsabakalarla başarılı geçti.

İZMİR’İN ALINDIĞI GECE

Fenerbahçe’nin en parlak gece müsameresi 9 Eylül 1922 de Bel-Vu gazinosunda yaşandı. Ne büyük mutluluk ki, bir ay önceden kararlaşan gece İzmir’in Yunaıı’dan kurtarılacağı güne rastlamış ve büyük Gazi ile Türk ordusunun bu muazzam zaferi o gece, layık olduğu coşku içinde sabaha kadar kutlanmıştır…..Gecede F.B. li 2 Şehzade Ziyaeddin ve Ömer hilmi efendiler de hazırdılar.

Bu tarihsel gecenin pembe renkli giriş biletinin en üstünde Sarı-Lâcivert renkli Kulüp armasının altında aynen şöyle yazılıdır:

Devletlü necabetlu Ömer Faruk Efendi hazretlerinin tahtı riyaseti fahriyelerinde bulunmakla mübahi
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ MENFAATİNE
Polis Müdür’ü Umumisi Miralay Esat Beyefendinin himayei Âlilerinde Eylül’ün 9 uncu Cumartesi günü öğleden sonra saat dörtten gece yarısına kadar Fenerbahçe’de “Belle Vue” mesiresinde icra edilecek olan
BÜYÜK BALO VE MÜSAMERE BİLETİ -1 LİRAYI OSMANİ

Belvu bahçesinde, 14.8.1924 de, T.B.M.M. Başkanı Fethi Okyar bey himayesinde bir (FENERBAHÇELİLER GECESİ) daha yaşandı, Milli Oyunlar, Şadi beyin temsili ve Türk Musiki1 Cemiyeti reisi Ali Rıfat bey başkanlığındaki kon-ser’den ayrı olarak, denizde yarışlar tertiplendi.

Fenerbahçe’nin bundan sonraki bayramları şöyledir:

13.5.1932 : Fenerbahçe Stadı, bazı yeniliklerle ve törenle açıldı.
5.4.1933 : 200 sporcu ile 25. yıldönüm bayramı ve Boçkay maçı,
25.8.1933 : Şampiyon Futbol ve Voleybol takımlarıyla Yalova gezisi,
16.1934 : 26. yıldönüm bayramı. Gazi’nin Türkiye’de yalnız Fenerbahçe stadına konmasına izin verdiği büstü and içilerek açılmış, 4 Yunanlı atletle yarışılmış, 352. maçını F.C.Wien ile yapıp 470. golünü atan Zeki Sporel futbola veda etmiştir.
11.6.1935: 27. yıldönüm bayramında F.B. İsviçre şampiyonu Servette’i 5-2 yendi.
5.7.1936: Yağmura rağmen 28. yıldönüm bayramı 8 bin seyirci toplardı.
6.6.1937: 29. yıldönüm kutlaması 10 bin seyirci önünde 4-1 lik Rapid maçı ile yapıldı. 300 sporcu törene katıldı.
19.6.1938: 30. yıldönüm bayramında A.E.K.-Panathinaikos karmasına 12 bin seyirci önünde 2-0 galip gelindi.
11.6.1939: 31. yıldönüm bayramı Midlesex Wanderers İngiliz takımıyla beraber kutlandı. 14.000 bilet ve 8900 lira bu tarihe kadar rekordu.
9.6.1946 : 7 yıl savaş fasılasından sonra, 40. yıldönüm bayramı Mısır’ın National Club takımıyla beraber yapıldı ve 1-1 sonuçlandı. Bu maç kutlamaların en muhteşemi oldu ve 23.435 lira gelirle rekor kırıldı. Eski rekor 1.4.1945 de 14.700 lira getiren 3-3 lük Fenerbahçe-Beşiktaş maçıdır.

Bundan sonra 50. yıla kadar bayram tertiplenmedi. Ancak, 1945 yazında Belvü’de bir gece tertiplenmiş, 24.8.1950 de açıkhava tiyatrosunda Türk musikisi konseri verilmiştir. 13 Nisan 1951’de de Taksim gazinosunda.Bir yemekli gece yapıldı.

50. yıl bayramı hazırlık ve organizasyon bakımından, bütün bayramlardan daha şumullu bir anlam taşımıştır. 9 ay önceden kurulan ana ve bir çok tâli komitelerin çalışmaları acemi ellerde, ne yazık ki, başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Fenerbahçe Kulübü, hayal kırıklığı ile sonuçlanan bu 50. yıl töreninden sonra, 11.4.1964 de, gol yemeden şampiyon olan 1922/23 ün o ünlü kadrosuyla, 1964/65 in şampiyonlarına 31.8.1965 akşamı Hilton’da yemek verdi. Son, 75. yıla gelince, bu yıl-dönüm için oldukça bonkör davranıldı.

Bayram 18.6.1982 de Hilton balosu ile başladı. Dünya Karması futbolcularının imzalarını taşıyan top kulübe 12 milyon lira getirdi. 30.7.1982 de eski yöneticilerin kabirleri ziyaret edildi. 31 Temmuzda Atatürk, Şehit ve rahmetli Fenerbahçeliler için Osmanağa Camiinde mevlut okundu. Gece, Sosyal tesislerde üyelere 2 bin kişilik ziyafet verildi. 1 Ağustos’ta İnönü stadında deniz bandosu eşliğindeki sporcu ve yöneticiler geçit töreninden sonra, 75 beyaz güvercin uçuruldu ve futbolda Kocaelispor’la 1-1 berabere kalındı.

fbtarih609

fbtarih610

fbtarih611

HİÇ GOL YEMEYEN ŞAMPİYONLAR GECESİ

Cumhuriyet Gazetesi 26 Ekim 1963 Cumartesi akşamı Divan otelinde ilk milli futbol maçımızın 40 ıncı yıldönümü anısına kokteyl tertipledi.

O maçta yer alan 12 futbolcudan vefat eden Al-tınordu’lu Emin ile Feyzi Baron ve rahatsız bulunan G.S. lı Nihat Bekdik dışında 9 kişi (yani, kaleci eski Altınordu’lu Nedim Kaleci ile İbrahim Kelle ve şu 7 Fenerbahçeli: Hasan Kâmil Sporel (K), Cafer Çağatay, Dr. İsmet Uluğ, Alaaddin Baydar, Zeki Sporel, Sabih Arca ve Dr. Bedri Gürsoy) davete gelmişlerdi. O günün anıları yaşatıldı ve gazete sahibi Nadir Nadi futbolculara madalya ve şilt’ler sundu.

fbtarih612

Fenerbahçe Kulübü 58-0 gibi Dünya futbol tarihinde eşi görülmemiş bir skorla lig şampiyonluğunu kazanan 1922/23 mevsimi kadrosu için, yıllardır böyle bir gece tertibi amacında iken bu bir türlü gerçekleştirilememişti. Bunu hatırlamışlar ki, Fenerbahçe Başkanı Dr. İsmet Uluğ ile Zeki Sporel bir ara Genel Sekreter Rüştü Dağlaroğlu’na:

(— Böyle bir anma törenini bizim gol yemeyen takım için ilk defa sen düşünmüştün, Cumhuriyet üstün çıktı..) dediler.

Bu, gerçekti. Ve, Cumhuriyet Gazetesi tertiplediği bu kokteyl ile bu düşünceyi gerçekleştirmede Fenerbahçe’yi tahrik etmiş oldu. Nitekim, bu gibi organizasyonlarda durumu daha müsait olan (Fenerbahçeliler Cemiyeti) harekete geçirildi ve Dünya futbolunun bu eşsiz olayı 11 Nisan 1964 gecesi (Taksim Belediye Gazinosu) nda, târihsel önem ve anlamına yaraşır ihtişam içinde, anıldı.

Şekip Kulaksızoğlu-Hasan Kâmil Sporel (K), Cafer Çağatay-Kadri Göktulga, İsmet Uluğ, Fahir Yeniçay-Sabih Arca, Alaaddin Baydar, Zeki Sporel, Ömer Tanyeri ve Bedri Gürsoy’dan kurulu bu takım her maça aynı 11 ile çıkar ve basın kadroyu, isim yazmadan, (FENERBAHÇE HER ZAMANKİ TERTİPTE İDİ) diye tanıtırdı.

Hepsi de tabip doktor, eczacı, Y.Mühendis, veteriner Doktor, Y.Kimya Mühendisi, Muhasebe ve Ziraat Y.Mühendisi, Diş Tabibi gibi yüksek tahsilli idiler.

Hiç biri Sarı-Lâcivert renkler dışında forma taşımadan, futbolu Fenerbahçe Kulübünde bırakmışlardı.

En sevindirici taraf da, bu şampiyonların 41 yıl sonra hepsi sağ ve sağlıklı idiler.

İşte, yer yüzünde böyle bir futbol kadrosunun bir eşinin var olacağı düşünülebilirmi idi ?… Nitekim, yıllar boyu süren araştırmalar sonucu, 1862’de başlayan Dünya Lig şampiyonluğu tarihinde, 125 yıldır, yukardaki özellikleri taşıyan 2 inci bir futbol takımının yer yüzünde görülmediği kanıtlanmıştır.

Evet, 11 kişi yenilmeden ve lig’in 2 devresinde de hiç gol yemeden bir ülkenin lig şampiyonu olacak ve bu başarıyı 41 yıl sonra, gene aynı kulübün mensupları olarak, tam kadro, sağ ve sağlıklı kutlayacaklardı… Bu bir hayaldi.. Ama, işte bu hayal, 11 Nisan 1964 gecesi İstanbul’un göbeği Taksim’de, Belediye Gazinosunda ve yüzlerce taraftar huzurunda heyecanlar içinde yaşanıyor ve bu 11 mutlu futbolcu, Halit Kıvanç tarafından, genç kuşaklara sunulurken onlar da birer ikişer cümle ve tevazu içinde, anılarından söz ediyorlardı:

Gol yemeyen kaleci Şekip: kaleci Alman Subayı Körner, Mütareke olup da yurduna dönünce, birinci takım kalesine (tesadüfen) geçtim. İlk zamanlar, topları elle değil, ayakla karşılardım.

2 Bekler, (Çanakkale) ve (Dalga Kıran) Hasan Kâmil ile (Çeteleci) Cafer, hücum ve topa karşı nasıl set ve sert olduklarını; Kadri Kabadayılığın rakiplere korku vermesinin avantajlarını; Dr. İsmet, futboldan başka, ringlerdeki şöhreti nedeniyle takılan (Yavuz), lâkabından; Profesör ve Dekan Fahir, ilmin futbola üstünlüğüyle, futbo-le erken veda edişinden söz ettiler.

Takımın, kalecilik dışında, 10 yerinde aynı başarı ile oynayan Sabih, takılan (Keçi) lâkabının haksızlık ve kendisinin 10 yerde de oynamasının ne kadar uysal olduğunun kanıtı olduğundan söz ederken, Alaaddin, Galatasaray’a attığı tam 2 düzine golde, Hunter’den öğrendiği sol ayakla yapılan sayıların da rolü olduğunu anlattı. Üstat Zeki, bir soru üzerine, (Hayatta çok fırsat kaçırdım, ama gol kaçırmadım !..) dedi.

Top takipçiliği nedeniyle, yakaladığı fırsatlardan, (beleş) denen Ömer, tatlı esprilerle her kesi neşeye boğarken, takılan lâkabın nedenini şöyle anlattı:

— Ben rakip kale yakınlarında dururdum. Top, gelir bana çarpar ve kaleye girerdi. Hatta bir defasında başıma çarpıp, Nüzhet’in koruduğu Galatasaray kalesine girmişti de bir büyük kupa kazanmıştık.

Dr. Bedri Gürsoy, Halit Kıvanç’ın, kendisine (Ceylan) denmesinin ve görmeye gelen güzel bayanları, iyi görebilmek için taç çizgisinden ayrılmadiği söylentilerini hatırlatmasına:

Vallahi Öyle değil !.. Güzel hanımlar beni değil, hep Zeki beyi görmeye gelirlerdi.. Ben de bundan faydalanmaya çalışırdım !.. O kadar !… Cevabını verdi.

Bir eşinin yaşanmasına imkân olmayan gece, aynı ölçüde gurur ve neş’e içinde geçti,.

FENERBAHÇE HATIRA DEFTERÎ

Fenerbahçe Kulübü, Kuşdili’deki Lokalin açılma günü olan 20 Mart 1914 Cuma günü, 1 sayılı emektarı Elkatipzâde Mustafa beyin girişimiyle, bir hatıra defteri açtı.

Babıâlide Muhtar Halit Kitapevinden alınan 22 X 16 santimetre büyüklükte ve Kahverengi maroken kaplı bu deftere ilk yazıyı Fenerbahçe ve Türk Spor Tarihinin iki ünlü siması Olan ilk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü ve Dr. Hamit Hüsnü (KA-YACAN) beylerin babaları Bahriye Nazırı Amiral Hüsnü Paşa; 2. yazıyı da, o dönemde Dünya Çapında bir olay olan, ilk İSTANBUL-KAHİRE uçak seferini tamamlamak başarısını gösteren ilk pilotlarımızdan Yüzbaşı Salim (İLKUÇAN) bey yazmıştır.

Fenerbahçe hatıra defteri, zamanla birçok ünlü kişilerin Fenerbahçeyi öven yazılarıyla süslenip zenginleşti ve paha biçilmez değer kazandı. Bunların en kıymetlisi, hiç kuşkusuz, Büyük Kurtarıcı Atatürk’ün, bu kitabı da süsleyen, ilk sayfadaki yazılarıdır. Fenerbahçe Kulübü için tükenmez övünç kaynağı ve mutluluk olan bu yazı dışındaki, özellikle İşgal ve Kurtuluş Savaşı yıllarına ait görüş ve imalar o derece anlamlı ve yine o ölçüde kıymetlidirler ki, hepsini, ayrı ayrı buraya nakletmek çok iyi olurdu. Ancak, buna olanak yok!… Aralarında ayırım yapabilmek ise çok güç. Bununla beraber, yurdumuzun değişik alanlarda ün yapmış üç çok saygın ve değerli evladının Fenerbahçe Kulübü konusundaki görüş ve düşünüşlerini, birer örnek olarak, bu kitaba almak, aziz anılarını sonsuz rahmet, saygı ve şükranlarla yâd etmeye de olanak verecek….

Aşağıdaki yazı, Saruhan Milletvekili Vasıf (ÇINAR) beyindir. 1925 yılında Fenerbahçe Kulübünde Kurucu üye payesine lâyık görülen Milli Eğitim Bakanı ve daha sonraları da Moskova Büyükelçisi iken 1935 de orada vefat eden Vasıf bey, Fenerbahçe Kulübü için görüş, duygu ve dileklerini, bakınız, 601 aşan yıllar önce, daha 1925 1erde ne büyük isabet ve manaları engin sözlerle açıklıyor:

(— Azası olmakla DERİN BİR İFTİHAR VE SEVİNÇ DUYDUĞUM FENERBAHÇE KULÜBÜNÜ ziyaret ederken mühim tesirler altında kaldım.

Memleketimde bilimsel ve tutarlı temellere dayalı, gerçek bir spor terbiye ve yaşamını geliştiren bu kıymetli kulüp, beynelmilel müsabakalarda gösterdiği kudret ve yetenekle bütün milletin gönülden ilgi ve sevgisini kazandı. Türk Vatanı içinde yaptığı seyahatler, müsabakalar yaygın ve umumi birmuhabbet hâlesini kendi gençlerinin, azasının mütesanit çabalan ve tertemiz sevgileriyle kazandı. Bütün bunları, BU KIYMETLERİ KAZANAN BİR MÜESSESE, MENSUPLARINA MEFHARET VE ŞEREF KAZANDIRAN BİR VARLIKTIR.

Türk gençliği için, kuvvetle ümit ve temenni ettiğimiz, zinde, azimkâr bir ruh ve iradeyi yaratacak, payidar bırakacak bu gibi âmilleri taziz ve tergip etmek her duyan ve anlayan için vazifedir. Bu vazifeyi düşünerek Kulübe yardım edecek bütün müesseseler ve şahsiyetlerin kıymetli bir varlığa karşı esirgemeyeceklerine inandığım devamlı sevgileri, FENERBAHÇE’Yİ BÜTÜN MİLLETİN ÇOK SEVDİĞİ VE İCABINDA KISKANACAĞI BİR VARLIK HALİNE GETİRECEK TİR. BUNA EMİNİM. Bu derin emniyetle, Kulübüm için, daimi muvaffakiyet ve şuurlu mesâi beklerim. Azası için de sağlık ve mutluluklar dilerim. 22.5.1925

SARUHAN MEBUSU VASIF

Yine Milli Eğitim Bakanlarından Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Türkçülüğün öncülerindendi. 1930 Iarda bir talebelik seyahatimizde Romanyada Karaoğuz Türklerinin, Türklük ve anavatanla bağlarını koparmamaları için, olağanüstü çalışmalarına yerinde tanık olduğumuz bu çok değerli Bükreş Büyükelçimiz, dış temsilciliklerimiz için, yer yer ve zaman zaman özlenen bir hasletin fedakâr örnek ve öncüsü olarak, çok sevilmiştir. Bu büyük Türkün işte Fenerbahçe Kulübüne karşı duyguları:

(Türk Tarihi Cür’et tarihidir. Türk Tarihi mutavassıt şeylerin değil, fevkalâdeliklerin tarihidir. Dünya üzerinde eski ve büyük bir millet yoktur ki onun tarihi kısmen Türk tarihi olmasın.

Şimdi beynelmilel spor tarihine giriyoruz. Gençlerimize, savaş alanlarında olduğu gibi, bu yeni mücadele sahasında da milli şerefi emanet ettik. Kalbi ve iradesi büyük işlerin yeteneğine sahip gençlerimiz, çok kısa bir zaman içinde, bizi en parlak bir gelecekten ümitvar edecek başarılar gösterdiler (Bu sözlerle; İşgal yıllarında düşman takımlarını sürekli yenen Fenerbahçe ile, 7-8 elemanı Fenerbahçeli olan milli takımımızın ilk başarıları kastedilmiştir. O dönemde uluslararası yegane spor temasımız futboldu ve bu başarılar genç Cumhuriyet erkânını derinden etkiliyordu.)..

FENERBAHÇE KULÜBÜ, ÎSMİNİ SEVGİ VE GÜVENLE İŞİTTİĞİMİZ BİR MÜESSESEDİR. BEN ONUN HARİMİNDEN KALBİM MUHABBET VE ZİHNİM EN GÜZEL HAYALLERLE DOLU OLARAK ÇIKTIM). 23 HAZİRAN 1925

MAARİF VEKİLİ HAMDULLAH SUPHİ

Milli ozanlarımızdan Çanakkale Milletvekili ve Türk Dilini Tetkik Cemiyeti Başkanı Sâmih Rıfat (ATLIHAN), önceki kuşağın yurtseverlik sembolü ve çok sevilip sayılmış bir simasıdır. Kurtuluş Savaşı Anadolu’da zaferle sonuçlanmışken, henüz Yunan işgali altındaki Doğu Trakya topraklarımızı konu alan ve:

AÇILDI KALE YOLU, GÖRÜNDÜ GELİBOLU,
BIRAK DENİZ GİDEYİM, ORASI YASLA DOLU !….
YÜRÜ, EY ŞANLI GAZİ, KILICI KANLI GAZİ !….
SENİ, MERİÇ BEKLİYOR, BÜYÜK ÜNVANLI GAZİ !….

Diye haykıran bu büyük Türk, Fenerbahçe Kulübünü gezerken, onun eşsizlik ve ulviyetini veciz sözlerle ne kadar yürekten ve anlamlı ve ne kadar saygı ve övgü ile belirtmiştir:

(FENERBAHÇE KULÜBÜ, MADDİ TEŞEBBÜSLERİN DOĞURDUĞU BİR MÜESSESE DEĞİL, TÜRKÜN MANEVİYETİNİ TEMSİL EDEN BİR ÇOK KUVVETLERİN TOPLANDIĞI TABİİ BİR TAAZZUVDUR. TÜRK GÜCÜ, TÜRK GENÇLİĞİ VE TÜRKÜN NECİP AHLAKİ BURADA KENDİSİNİ BİRÇOK VESÂİTLE MEYDANA KOYUYOR.

BEN, FENERBAHÇE KULÜBÜNÜ GEZERKEN, İHTİYAR KALBİMDE GENÇLİĞİN YÜKSELMESİNE AİT BİRÇOK DİLEKLERİN GERÇEKLEŞMİŞ BİRER ÜMİT OLDUĞUNU GÖRMEKLE BAHTİYAR OLDUM. SAMİMİ HEYECANLARIMI BİR SELAM, BİR SAYGI VE BİR ŞÜKRAN HALİNDE BURAYA BIRAKIYORUM.) 9 TEMMUZ 1925

SÂMİH RİFAT

FENERBAHÇE MÜZESİ

Tam 35 dalda 80 yıllık çok başarılı bir çalışma dönemini geride bırakan ve yalnız yurdumuzda değil, Avrupa ve hatta Dünya sporunda da anılan Fenerbahçe’nin, bu seçkin durumuna paralel, değerli ödüllere de sahip olacağı tabiidir.

Fenerbahçe’nin İstanbul’un ünlü Rum Kulübü ve Balkan savaşı sıralarında Mavi-Beyaz çubuklu formasının rengini değiştirmesi ihtarlarına Ligi terk etmekle cevap veren, Strugglers’i 5 Haziran 1910 da 3-1 yenerek kazandığı kupa ile temeli atılan müzedeki mükafât sayısı 1912 de Altıyol ağzındaki lokaldeki ilk vitrinde 10 u bulmuştu.

Kuşdilideki lokale geçildikten sonra, 2. kattaki yönetim kurulu odası, kupaların da ilk sergilenme yeri oldu. Kazanılan mükafatlar için yeni yeni vitrinler yaptırıldı. 1926 da artık burası da ihtiyacı karşılamaya yetmez olmuş ve büyük kupa, şilt ve vazolar diğer odalara ve alt kattaki büyük salona da konmaya başlanmıştır. Ünlü avcı S.S.Cihanoğlu’nun Afrika’da Kenya’da avlayıp Londra’da tahnit ettirdiği 22 hayvan başı duvarlara asılmış ve Kulübe ayrı bir hava ve özellik kazandırmıştı. İşte, bu sıralarda, zenginlik ve ihtişamı dillere düşüp hırsızları da iştahlandıran müzeden bir gece 14 gümüş kupa çalınmıştır.

Fenerbahçe Kulübünün kupa sayısı 1932 yaz mevsimi başlarında 150 yi aşmıştı. Sportif, politik, askeri ve sosyal birçok kuruluşlardan, Osmanlı İmparatorluğu Sultan, Şehzade, Nazır ve hatta Padişahlarına; müteaddit yabancı ve düşman kuruluşlardan İşgal Orduları Başkomutanlığına kadar, türlü yüksek makam ve şahsiyetlerce konmuş ve zorlu mücadelelerle kazanılmış, manen olduğu kadar, maddeten de değeri yüksek ve tümüyle Avrupa mamulü bu çok zarif ve muhteşem sanat eserlerinin taşıdıkları mana ve göz kamaştıran görünümleri her gören ve kulübü ziyaret edenler üzerinde hayranlık uyandırırdı. Hele, 5 karanlık işgal ve mütareke yılının o paha biçilmez zafer nişaneleri her Türk için göğüs kabartıcı ve her Fenerbahçeli için sonsuz övünç hazineleri idiler.

Ancak, ilk 25 faaliyet yılının anıları olan ve 5/6 Haziran 1932 gecesi Kulüp binası ile beraber yanan bu 150 yi aşkın mükâfatın, ne acı ki, bir listesi bile yoktur.

Şurası her zaman göz önüne alınmalıdır ki, Fenerbahçe Kulübü bir kurul veya zümreye dayanılarak kurulmamıştır. Halkın içinden doğmuş ve genellikle dar ve nihayet orta halli üyelerden oluşmuş bir topluluktur. Böyle iken; gösterdiği büyük başarılar hayranlık uyandırdığından, varlıklı bir kulüp etkisi yaratmıştır. Oysa, 1932 yangınına kadar ihtiyar ve emektar bekçi Lambo dışında, personel kullanamamıştır. İdari ve teknik bütün faaliyetler, nihayet 1929 da 60 lira aylıkla angaje olunabilinen futbol antrenörü Necmettin Çakar dışında, üyeler tarafından tam amatörce ve imkân ölçüsünde yürütüldüğünden, maalesef, muntazam bir arşiv hiç bir zaman söz konusu olmadı. Bu nedenle, zengin müzenin kaydı tutulmamıştır.

Yangın sabahı üyelerden Nedim Kaleci’nin ağabeyi Hüseyin Serter ve bir gün önce gelen ilk yabancı antrenör Schveng ve bir kaç vatandaş tarafından dereden kovalarla su taşınarak ateş içinden çıkarılan ve top ağaçların altına yığılan kısmen erimiş, ezilmiş ve kırılmış bu hatıraların bu acı olaydan sonra olsun, kayd edilmemeleri büyük hata ve gaflet olmuştur. Bunlardan, ancak 120 kadarı yangından uzun yıllar sonra, şahsi çabalarla tesbit olundu ve 1957 de yayınlanan 50 yıllık Fenerbahçe tarihinde sunuldu.

Fenerbahçe müzesi 1932 yaz mevsiminde hemen ve yeniden doğdu. Çalışma dallarının genişleyip yayılması, kazanılan ödül sayısının da, yılda bazen 90 ı aşarak, artmasını doğurmuştur. Dolup taşan ve 1950 den beri de kaydı tutulan mükafat sayısı 1987 Haziranında 2500 ü aştı.

Fenerbahçe Avrupanın futbolda en çok şampiyonluk kazanan Kulüpleri arasında, milletlerarası istatistiklerin ilk sıralarında yer aldığına ve futbol dışı daha bir çok spor dalında da sayısız şampiyonluklar kazanmış ve kazanmakta devam ettiğine göre, bu görkemli hüviyetiyle, müzesinin de, yalnız yurdumuz için değil, Dünya Kulüpleri arasında seçkin bir yeri olduğunu öne sürmek yanlış olmaz.

fbtarih616

fbtarih616

fbtarih617

fbtarih618

fbtarih619

fbtarih620

fbtarih621

fbtarih622fbtarih623

fbtarih624

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 1

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 2

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 3

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 4

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 5

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 6

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 7

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 8

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 9

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 10

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 11

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 12

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 13

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 14

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 15

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 16

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 17

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 18

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 19

1907 – 1987 FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ – 21

Reklamlar

Written by kesinofsayt

03 Ocak 2013 14:24

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: