FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Şubat 2014

MAZİNDE BİR TARİH YATAR

leave a comment »

Fenerbahçe yönetiminin birkaç yıldır belli fasılalarla tekrarladığı bir söylemi var: “bu oyunda yokuz demesini biliriz”…
Ancak bu ifadenin bir sonuca varmadan sıkça tekrarlanması ciddiyetini ve inanırlığını azaltıyor. Peki yayın havuzundan çıkmak, ligden çekilmek gibi, bugünkü kokuşmuş sistemi çökertecek bir hamlenin yapılabilirliği gerçekten de var mı?

Yanıtı net bir şekilde “bedeli göze alınırsa evet”…

Bu bedelin ağır olacağını hepimiz biliyoruz; maddi yönden ciddi bir darbe, alt liglere dönüş ya da yeni bir lig organizasyonu oluşturulursa UEFA tarafından tanınmayacağı için -en azından uzuncana bir süre – yerele hapsolma…
Sistemin iplerini elinde tutanlar da bunu bildiklerinden Fenerbahçe yönetiminin söylemlerini çok ciddi bir tehdit olarak algılamıyorlar.

Peki Fenerbahçe bu bedeli göze alabilir mi?
Yanıtı zor bir soru.
Ancak günü değil, Fenerbahçe’nin tarihiyle birlikte geniş bir zaman dilimini göz önüne getirenlerce yanıtı bence çok net: evet!

Onurunuzu zedeleyecek kadar itilip kakılmaya başlamışsanız, legal hiçbir girişiminiz sonuç vermiyorsa ve daha da önemlisi sizi itip kakanlar salt yarattığınız maddi değerin peşindeyse yapılacak tek şey “ben yokum” demektir.

Bugün futbolda dönen paralar inanılmaz boyutlarda. Bunun farkındayım. Dolayısı ile geçmişe dönük örnekler bugünü açıklayamayabilir. Ancak o günlerin de siyasi ve sosyal yapısının bugüne oranla çok daha ağır olduğu, o günlerdeki kararların ve başkaldırıların bugüne göre çok daha büyük cesaret gerektirdiği de açıktır.

Mütareke (kuruluş) yıllarını çok da anlatmaya çok gerek olduğunu sanmıyorum. Zira herkes tarafından bilindiğine inanıyorum.

Aşağıda sayın Rüştü Dağlaroğlu’nun Fenerbahçe Spor Kulübü Tarihi eserinden bazı alıntıları paylaşmak istiyorum. Kişisel ve/veya camia olarak gösterilen fedakarlıklara ve kararlılıklara güzel örneklerdir:

Ayetullah Bey:

Reis Ziya beyin istifasından sonra düşülen bunalım içinde, 22 yaşındaki Ayetullah bey, sahaya 11 kişi çıkaramayacak durumdaki Fenerbahçe’nin yaşayabilmesini civardaki semt kulüpleriyle birleşmekte görmüştü. Bu amaçla temasa geçtiği Üsküdar ve Pazaryolu kulüpleriyle prensip kararma varıldı. Ancak, yeni üyelerin eskilerle bağdaşmaları mümkün olamıyordu. Yeni bir düzen, tüzük ve güçlü bir yönetime ihtiyaç duyuluyordu. Bu amaçla, 1910 yılı Eylül ayında Mühürdar gazinosunda bir genel toplantı yapıldı. Bu toplantıda eskilerle yeniler ayrı ayrı oturduklarından, yenilerin çoğunlukta oldukları hemen göze çarptı.
Yeniler, yalnız sayıca değil, kültürce de üstündüler. Sûreti hakkan görünüp, müsait bir hava yaratarak yönetimi ele geçirmek ve Fenerbahçe isim ve renklerinin, şimdilik Fenerbahçe-Üsküdar veya Fenerbahçe-Pazaryolu olarak değiştirmek amacına ulaşmaktı.
Tehlikeyi gören Ayetullah bey, toplantının, bir karar alınmadan, hemen dağıtılması lüzumunu kavrayıp, her görüş ve öneriye karşı çıkınca, sözcülerinin:
(- Burada makul düşünen bir çok Fenerbahçeli arkadaş varken, siz kim oluyorsunuz da, en önemsiz konularda bile, çoğunluğun isabetli görüşlerine muhalefet etmek hakkını kendinizde görüyorsunuz?…) demesi üzerine, kükreyen bir sesle:
(- FRANSA KRALI 14.LUİ, “LA LOİ C’EST MOÜ…” DEMİŞ!… BEN’DE, “FENERBAHÇE BEN’İM!” DİYOR VE İŞTE BUNUN İÇİN MUHALEFET EDİYORUM.” deyip onlara kapıyı gösterince, bu hareketin Fenerbahçelilerce de tasvip edildiğini gören Üsküdar ve Pazaryolu mensupları hemen salonu terk ettiler. Yalnız Pazaryolundan Yahya Berki ile Hüseyin İzzi yerlerinde kalıp Fenerbahçeye katıldılar.

Emirzade Arif Bey:

1911 yılında, Şehremini Hastane Çayırında zayıf bir gencin top alış ve vuruşlarındaki incelik ve tatlılığı hayran hayran seyreden Mustafa Katipoğlu, gencin yanma sokulup Fenerbahçe’ye girmesini teklif etmiştir.
Bu teklifi tereddütsüz kabul eden bu soluk benizli, çok zayıf genç, o sıralarda Mühendis mektebi öğrencisi ve daha sonra da, Galiple beraber, tam 7 yıl Türk futbolunun en güçlü defans hattını oluşturan, ünlü (ŞEHİT ARİF) dir.
Arif, yalnız kıvrak bir futbolcu değildi. Aynı zamanda çok ciddi, sağlam karakterli ve saygın bir gençti. Bu nedenle, Reis Ayetullah bey, idari sahada çok yorulduğunu öne sürüp ayrılırken, Yönetim Kurulu Başkanlığını, gözü arkada kalmadan, seve seve mühendis Emirzade Arif’e bırakmıştır. Fenerbançe, hiç yenilmeden kazandığı 1911/12 deki ilk İstanbul Lig şampiyonluğunu işte, bu Arif’in hem futbolcu, hem de reisliği zamanında kazandı.
Arif, Fenerbahçe A takımında 1911-18 arası 128 maç yaptı. Birinci Dünya Savaşında Uzunköprü-Keşan demiryolu inşaatında Şube Fen Heyetinde Yedek Teğmen olarak görev yaparken, Keşan’dan Uzunköprü’ye kadar 40 km. yi atla kateder ve trene binip F.B.’nin maçlarına gelirdi.
1919 Haziranında Toros demiryolu inşaatında çalışırken, Bor Ovasında hain bir çetenin saldırısına uğramış ve kalbini delen bir kurşunla Şehit olmuştur.

Galip Kulaksızoğlu:

Futbolun bütün sanat ve incelikleri bakımından süper yıldız olan Galip’in feragat ve kulüpseverliği özellikle anılmaya değer. Fenerbahçe’nin lige yeni girdiği dönemde bu eşsiz yıldıza bütün kulüpler taliptiler. O derecede ki, yüksek klasının zayıf Fenerbahçe kadrosu içinde er veya geç düşeceği belirtiliyor ve bu müstesna yaratılışın göz göre göre ziyan olmaması için, güçlü İngiliz ve Rum Kulüplerinden birine transfer olması lüzumu öne sürülüyordu….
Görüş ve iddialar yanlış değildi. Ancak; Galip, bütün bunlara, feragat ve kulüpseverliğin şaheser örneğiyle karşılık veriyordu:
(— ZARARI YOK!… ZAYIF TAKIMIMIZ BU SENE DE YİNE 5 İNCİ OLUR VE BU ACILARA ARKADAŞLARIMLA BERABER KATLANIRIM. AMA, EVVEL ALLAH, ELBET BİR GÜN, BÜTÜN RAKİPLERİ YENECEK KUDRETE ERİŞİR VE O ZAMAN YİNE ARKADAŞLARIMLA BERABER ÖVÜNÜR MUTLULUK DUYARIM!..)

Yahya Berki Karagözoğlu:

Yahya Berki’nin 1911 de yaşanan bir hatırası hizmet ve değerine ölçü alınabilir:
İlk girdiği ligde, 2 yıl üstüste 5 nci ve sonuncu olmak ümitsizlik doğrup kendisi ve Galip’ten başka herkes istifa etmişti. Fenerbahçe Kulübü yokluk ve bunalım içinde artık çöküyor ve tarihe karışıyordu. Bir yaz akşamı Şifa’da Yervant’ın kahvehanesinde dalgın ve üzgünken, Galip’in gelişi ile başını kaldırdı. Bir iyi haber getirdiği ümidiyle gözleri parladı ve Galip’in uzattığı kağıdı okudu. Bu, bir istifaname idi. Gözleri doldu!., ve bir noktaya dikilip kaldı!… Bir süre sonra, titreyen dudaklarından şu sözler, birer inilti gibi, tane tane döküldüler:
– YA BEN İSTİFAMI ARTIK KİME VEREYİM?!….
Galip, o kaya gibi genç, o da bunalım içinde, ufalmış ve perişandı. Derin bir iç çekti… ve, belirli belirsiz:
– SEN DE ALLAH’A VER!… diyebildi!…
Ancak; Fenerbahçe idi, bu!… Gülecek ve kahırlar çekecek ulusunu da çoook güldürecekti!… Nitekim, aynı Galip’le Yahya o yaz, o dağılan Fenerbahçelileri toparlamışlar ve yeni bir ruhla girilen o 1911/12 liginde, hem de hiç yenilmeden kazanılan İstanbul şampiyonluğu ile, gelişme ve yücelme dönemi başlamıştır.

Rüştü Dağlaroğlu:

O günün akşam ve gecesi, ayrı ayrı yapılan çağrıların, kısmen ertesi 7 Mart 1961 Salı sabahı gerçekleşmesi sırasında, sözü edilen çok sert ve sinirli kurmay albaya muhatap olan ve o sırada yönetim kurulunda da bulunmayan R. Dağlaroğlu’na söylenenler özetle şunlardır:
(— SİZ VE KULÜBÜNÜZ ÇOK TEHLİKELİ BİR YOLDASINIZ. PAZAR GÜNKÜ SPOR VE KAMU DİSİPLİNİYLE ASLA BAĞDAŞMAZ OLAY VE TECAVÜZLERDEN SONRA, BU GİDİŞE KESİNLİKLE SON VERMEK İÇİN, SERT TEDBİRLER ALMAK ÜZERE İDİK. DUA EDİNKİ, SAYIN KORGENERAL DÜN GECE BU İŞİ SİVİLE HAVALE ETTİ. FAKAT, BİR ŞARTLA; SUÇLULAR CUMA GÜNÜNE KADAR MUTLAKA CEZALANACAKLARDIR. AKSİ HALDE, BÜTÜN SPOR FAALİYETLERİNİ 11 MARTTAN İTİBAREN YASAKLAYACAĞIMIZ GİBİ, KULÜBÜNÜZ VE SİZLERİ DE BİZ TECZİYE EDECEĞİZ.
KAMUOYUNDA ZATEN SEVİLMEYEN FENERBAHÇE KULÜBÜ, BU YASAKLARA DA SEBEP OLUNCA, ÇOK DAHA AĞIR BİR NEFRET VE SORUMLULUĞUN BASKISI ALTINDA EZİLECEK VE UYGULAYACAĞIMIZ CEZA YÖNTEMLERİYLE MUTLAKA YIKILACAKTIR… KOMUTANLIK BU KONUDA KESİN KARARLIDIR!.. BUNU BÖYLE BİLİN!…)
Bu acâip ve serapa haksız suçlamaları zaman zaman kesmek zorunda kalan R. Dağlaroğlu, eski bir anı ve olayı hatırlatarak, genç kurmay albayı yatıştırmaya çalıştı:
(— FENERBAHÇE KULÜBÜ 40 YIL ÖNCE DE SUÇLANMIŞ VE KAPATILMAK İSTENMİŞTİ. ANCAK, O SUÇLAMALAR BU GÜNKÜLER GİBİ İFTİRA DEĞİL, GERÇEKTİLER. FENERBAHÇE KULÜBÜ KURTULUŞ SAVAŞINA SİLAH VE PERSONEL ŞEVKİ ve İŞGAL KUVVETLERİNE DE DÜŞMANCA TUTUMDAN SUÇLU İDİ. KAPATMAK İÇİN BAHÇESİNDE SİLAH ÇATANLAR DA SÜNGÜ TAKMIŞ BİR İNGİLİZ BİRLİĞİ İDİ. ANCAK, FENERBAHÇEYİ HİÇ BİR BASKI ENGELLEYEMEMİŞ VE MİLLİ GÖREVİNİ DAHA BÜYÜK AZİMLE SÜRDÜRMÜŞTÜ. GENÇSİNİZ, SİZ BİLEMEZSİNİZ. FAKAT, SAYIN KORGENERALİMİZ BU TARİHSEL OLAYI PEKİYİ BİLİRLER.
DÜŞMAN ORDULARI BAŞKOMUTANI GL. HARRİNGTON’UN GİRİŞTİĞİ VE BAŞARAMADIĞI BİR DAVRANIŞIN, 40 YIL SONRA, SİZLERCE TEKRARLANACAĞINA KİMSE İNANMAZ. KALDI Kİ, FENERBAHÇE KULÜBÜ, ULU ATA’MIZ BAŞTA OLARAK, ULUSUNUN ENGİN SEVGİSİNİ KAZANMIŞ TEMİZ, MERT VE MİLLİYETÇİ BİR HALK KULÜBÜDÜR. DÜN BUNU BİR DEFA DAHA İSPAT ETTİ. YENEN HAKKINA SPORTMENCE DAYANDI VE HİÇBİR OLAYA NEDEN OLMADI. MAÇTAN SONRA SEYİRCİNİN PİSTE ÖTEBERİ ATMASININ SORUMLUSU İSE EHLİYETSİZ ELLERDEKİ SPOR TEŞKİLÂTIDIR. BU NEDENLE, UYGULANMAYA KONAN “YAVUZ HIRSIZ!..” ROLÜNE DEĞİL, SÖZLERİME İNANIN VE GÖRÜŞÜNÜZÜ GÖNÜL RAHATLIĞIYLA DÜZELTİN…)

Sonuç olarak Galip Kulaksızoğlu’nun dediklerini biraz uyarlarsak:
“Zararı yok. Yine 5. olur, çekilecek acılara arkadaşlarla beraber katlanırız. Ama evellallah elbet bir gün bütün rakipleri yenecek kudrete erişir ve o zaman yine arkadaşlarla beraber övünür, mutluluk duyarız”…

Bozuk sistemin figüranı olmaktansa yenisini kurar Fenerbahçe…

***

Şimdi yazacaklarım kimilerinize ütopik gelebilir, uygulanamaz bulabilirsiniz. Ancak her şekilde tartışılması gerektiğine inanıyorum.
Bugünkü yapının düzeltilemeyecek derecede bozulduğu konusunda çoğunuzla hemfikir olduğumuzu sanıyorum. Dolayısıyla sayın Mahmut Uslu’nun 28 Şubat 2014 tarihli basın toplantısında söylediği “gerekirse, tüzük için yapılacak genel kurula koyacağımız bir ek gündem maddesiyle ligden çekilme dahil her türlü kararı alabiliriz” sözleri için itirazımı belirtmeliyim. “Gerekirse” değil, şu anda genel kurula bu gündemin duyurulması gerektiğini düşünüyorum. Türk Futbolu’nun başlangıç yıllarındaki “Cuma ve Pazar ligleri” gibi, yepyeni bir oluşuma yelken açmak gerekiyor bence.

Bugün yayıncı kuruluşa da, TFF’ye de en büyük maddi kaynağı Fenerbahçe sağlıyor. Yanına alacağı, mesela İzmir, Adana takımları ve Anadolu’dan muhtelif takımlarla yepyeni bir ligin oluşturulması dahi tartışılabilir bu ortamda. Elbette ki UEFA’nın bu oluşumu tanımayacağını, uzun bir süre yerel kalınacağını biliyorum. Ancak Fenerbahçe’nin olduğu yere sponsorların ve yayıncıların ilgi göstereceği de yadsınamaz.
Tahmin edilenden de kısa bir sürede, şu an varolan kirli sistemin iflası, bu yeni oluşumun uluslararası meşruiyetini sağlayabilir.

Elbette ki bunlar sadece tahmin.
Elbette büyük riskler taşıyor.
Ancak tartışılmayı hakediyor.

Fenerbahçe’nin 115 yıllık tarihinde yaptıkları, üstesinden geldikleri unutulmamalı.
Fenerbahçe asla itilip kakılan bir figüran değildir, olamaz. Bedeli ne olursa olsun…

Rahmetli Rüştü Dağlaroğlu’nun Fenerbahçe Spor Kulübü Tarihi kitabında yazdığı gibi:
“İşte Fenerbahçe’nin eşsizlik ve yüceliği buradadır. Yarattığı tarihin zenginlik ve görkemindedir!…”

Reklamlar

Written by kesinofsayt

28 Şubat 2014 at 16:32

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with

BU DÜZENİ YIKMANIN VAKTİ GELMEDİ Mİ?

leave a comment »

Son haftalarda üstüste gelen ve artık hata olarak nitelendirilmekten çok uzak olan hakem hataları ligde puan durumunu oldukça dengeledi. Bu durum aslında sadece bu sezona özgün değil. Yıllardır en ciddi rakibiniz gerek tesis, gerek maddi, gerekse saha içinde kollanırken mücadele etmeye çalışıyorsunuz. Üstelik mücadeleniz saha içinde ve dışında sürekli engellenmeye çalışılıyor.

Fenerbahçe’nin tarihinden gelen büyüklüğü bu figüran muamelesine razı olmamalı…
Geçmişte bugünkünden çok daha zor koşullarda ve çok daha büyük bedeller ödeyerek ayakta kalmış bir camia Fenerbahçe.
Bugünkü çarpık düzeni değiştirmek de bazı bedeller göze alındığında imkansız değil.

Resmi siteden yapılan açıklamalar, TFF ziyaretleri filan bu sorunu çözmez, çözmeyecektir.
Sistemi tümüyle yıkmadıkça bu haramiler saltanatında bir figüran olarak kalırsınız.
Sistemi çökertmek de parayı kesmekle olur ancak!

Sistemin gerek maddi olarak, gerekse yaptığı manipülasyonlarla en önemli ayağı da LigTV’dir. Yayınladığından çok yayınlamadığı görüntülerle ligi doğrudan etkilemektedir yayıncı kuruluş. Üstelik de bu yapılanlar yeni değil, yıllardır uyguladıkları bir taktiktir. Ve işin asıl acı yanı, bu kuruma en çok parayı Fenerbahçe taraftarının kazandırıyor olmasıdır.

Taraftar defalarca boykot denemeleri yapmışsa da organizasyon yetersizliğinden başarılı olamamıştır.
Fenerbahçe yönetiminin yapması gereken – bence – resmi bir açıklama ile bir boykota yol vermesi olacaktır. Doğrudan iptal talebini birtakım hukuki sorunlar nedeniyle gerçekleştiremeyebilir yönetim. Ancak, mesela “taraftarımızdan LigTV aboneliklerini gözden geçirmesini rica ediyoruz” gibi bir açıklama bile yeterli etkiyi sağlayacaktır diye düşünüyorum. Fenerbahçeli abonelerden yarısı bile buna destek verirse ne LigTV kalır, ne de oradan gelen paralarla sistemin çarklarını oluşturan diğer kulüpler, TFF ve bağlı kurulları…

Bunun Fenerbahçe’ye maddi bedeli olur mu? Elbette…
Olmaması düşünülemez. Ancak bu kulübün onuru ve bağımsızlığı için tarihinde ödediği bedellerle kıyaslandığında bunu göze almak gerekir.
Sonuçta Fenerbahçe’nin “sen sokakta oyna, kaldırımları tribün yaparız” diyen ve muhtelif durumlarda da sözünün ciddiyetini ispatlamış bir taraftar kitlesi vardır.

Böylesi bir hareket Türk Futbolu’nun çöküşü anlamına geliyorsa bu kokuşmuş futbol düzeni çökmelidir zaten.

Fenerbahçe bu kirli düzende figüranlık yapmak istemiyorsa, tarihinden aldığı güçle, tarihine yakışır bir hamle yapmalıdır artık. Hele ki mahpusluğu göze alacak cesarette bir başkanı varken!

Written by kesinofsayt

26 Şubat 2014 at 11:46

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,