FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

MİLAT

leave a comment »

19 Nisan 2018 günü oynanan Fenerbahçe – Beşiktaş Türkiye Kupası yarı final ikinci karşılaşması yarıda kaldı. Şimdi herkes federasyonun kararını bekliyor. Ancak ortalık tartışma ve suçlamadan geçilmiyor.

Öncelikle şunu belirtelim ki herhangi bir spor dalında taraftarın sahaya fiziki müdahalesi hiç bir şartta kabul edilebilir bir durum değildir. Buna tahrik de araya sızmış başka kişiler de dahil. Karşılaşmanın güvenliği evsahibi kulübün sorumluluğundadır. Fenerbahçe özelinde şunu belirtmek lazım, sahaya müdahale eden bir taraftara Fenerbahçe taraftarının yaptığını Fenerbahçe Doğuş – Olympiakos maçından biliyoruz. Sahaya su dolu pet fırlatan bir şahıs bizzat tribündekiler tarafından belirlenip güvenliğe teslim edilmişti o maçta. Yani Beşiktaş maçında da tribünün sahaya madde fırlatanlara engel olması, en azından çaba göstermesi beklenmeliydi. Elbette ki bu durum tatsızlıklara yol açabilir. Kavgaya kadar varabilir ve bundan çekinmek de doğaldır. Ama, su ya da bu nedenle bu tacize engel olunamaması nedeniyle Fenerbahçe tribününün doğrudan ya da dolaylı olarak hatası vardır bu maçta. Gerekli cezalar da talimatlarda vardır.
Nasıl ki sahada bir futbolcunun rakibine kural dışı hareketi, hatta zaman zaman saldırması kural dışı ise ve ceza atışı veya kartla (hatta duruma göre sonrasında disiplin cezasıyla) karşılık buluyorsa tribünün kural dışı davranışının da cezası bellidir. Siz kafanıza göre “o zaman ben oynamıyorum” diyerek çekip gidemezsiniz. Giderseniz bunun karşılığı da talimatlarda bellidir.
Bunu bir tarafa koyalım.
Mete Kalkavan’ın “uygulaması” da çok alışkın olduğumuz bir şey değildi. Yıllardır Trabzon’da, Vodafone Arena’da, Telekom Arena’da, daha az bir zaman önce Bursa’da, Kayseri’de Fenerbahçeli futbolculara, özellikle de Volkan Demirel’e maddeler yağarken hiç bir hakem yardımcılarını orta sahada toplamamıştı. Hatta bazı hakemler Volkan’ın yanına gidip devam etmesini telkin etmişlerdi. Mete Kalkavan’ın daha atılan ilk maddelerde yardımcılarını orta sahaya toplaması kurallar göz önüne alındığında doğru bir uygulamaydı. Asıl sorun diğer maçlarda diğer hakemlerin bunu yapmaması. Hatta aynı ismin, Mete Kalkavan’ın farklı uygulamalarını da biliyoruz. 2015 yılında oynanan Trabzon – Sivas maçında kafası yarılan Sivas kalecisi Ertuğrul Taşkıran yüzünden maçı tatil etmemiş, tedaviden sonra karşılaşmayı devam ettirmişti.

ertugrul3_4JX29

Bu sezon oynanan Galatasaray – Fenerbahçe maçında yardımcı hakem Tarık Ongun’un başına isabet eden madde nedeniyle Cüneyt Çakır soyunma odasına gitmedi mesela. Yardımcısının tedavisini bekledi ve oyunu devam ettirdi. Hatta Tarık Ongun bulunduğu noktadan Fenerbahçeli oyuncular tarafından kurtarıldı.

IMG_20180419_213611

8 Aralık 2017’de Bursa’daki Bursaspor – Fenerbahçe maçında kaleci Volkan Demirel’e yüzlerce madde atılırken hakem Ali Palabıyık Volkan’a “devam et” diyordu.

2 Nisan tarihinde aynı sahneler bu kez hakem Ümit Öztürk ile izlendi. Yine ortaya toplanan hakem dörtlüsü görmedik.

25 Şubat 2018’de Vodafone Arena’da Mehmet Topal’ın başı yarıldığında hakem Cüneyt Çakır’dı. Her şey normal seyrinde devam etti.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Sahaya yağan maddeler yüzünden korner kullanamayan Emre Belözoğlu’na “senin yerine başkası kullansın atışı” diyen hakemler de gördü bu gözler.

Şimdi Nasreddin Hoca hikayesindeki gibi soralım; o hakem uygulamaları doğru idiyse son maçtaki Mete Kalkavan uygulaması nedir? Yok son maçta Mete Kalkavan doğruyu yaptıysa diğerleri nedir?

Şenol Güneş diyor ki “bu bir milat olsun”…
Neden?
Yani yukarıda saydığım (hatta saymadığım) birçok olayda aklına milat gelmeyen Güneş için şimdi değişen ne?
Daha da ötesi; Türkiye’deki futbolun içindeki, yönetici, sporcu, teknik adam, medya mensubu, taraftar, sempatizan vs, herkese soralım: 4 Nisan 2015 tarihinde Fenerbahçe takım otobüsü kurşunlandığı gün nerelerdeydiniz? Bir milat gerekiyorsa o gün milat olmalıydı. Hepiniz yanyana, dimdik durmalıydınız bu saldırıya karşı. Oysa hepiniz içten içe güldünüz, hoşunuza gitti. Bazılarınız hatıra tişortları yaptırdı, bazılarınız otobüs direksiyonuna geçti.

Her “milat”ı Fenerbahçe üzerinden yaratmaya çalışmaktan vazgeçelim artık. Ya da, samimiyseniz gerçekten, şöyle yapalım: Son on yılın tüm olaylarını araştıracak bir komisyon kuralım. O rapora göre herkes hakettiği cezaları alsın ve bundan böyle kimsenin göz yaşına bakılmayacağı temiz bir sayfa açılsın. Kabul mü?

Gelelim işin saha kısmına şimdi de…
Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki maçlarda son yıllarda ciddi bir gerilim oluştu. Normal karşılanabilecek rekabetin çok ötesinde bir gerilimden bahsediyorum. Bu karşılaşmada da aynı şeyler yaşandı.
Beşiktaş’tan Pepe’nin haklı bir kırmızı kartla ihracından sonra Beşiktaşlı oyuncular maçın ikinci devresine tamamen sayıyı eşitlemeye çıkmışlardı. Bahsettiğim şey skor değil, sahadaki oyuncu sayısı elbette. Talisca, Medel bunu denediler, başaramadılar. Yedek plan Tolga Zengin devreye girdi ve film koptu.
Tolga Zengin annesine küfür edildiğini ve tepki verdiğini söylüyor. Ancak şu anda formasını giydiği kulüp taraftarının vaktiyle annesine ettiği küfürleri hatırlamıyor muhtemelen. Ya da Fenerbahçe taraftarının şu pankartını:

FB_IMG_1524470404942

O karmaşada Şenol Güneş yere kapaklandı bir ara. Görüntülerde bunun nedeni pek anlaşılmıyor. Tolga mı farkına varmadan itti, ayağı mı takıldı, yoksa bir şey mi isabet etti belli değil. Ardından kulübeye geçti. Hakem Mete Kalkavan Beşiktaşlı oyuncuları sahaya davet ederken Şenol Güneş bir el hareketi ile sahaya dönmeyi reddederek koridora girdi. Ardından da Beşiktaş takımı.

Şimdi ne olacak belli değil. Bekliyoruz.
Üç ihtimal var:
– Hakem Mete Kalkavan saha olayları nedeniyle maçı tatil ettim derse Fenerbahçe 3-0 hükmen yenilerek elenir,
– Hakem Beşiktaş takımının kendisinden izinsiz sahayı terkettiğini söylerse bu kez Beşiktaş 3-0 hükmen mağlup olur (ve muhtemelen önümüzdeki yıl da ZTK’ndan men edilir),
– Üçüncü (ve bence en büyük) ihtimal de, özellikle Cumhurbaşkanı’nın kumpas/komplo açıklaması sonrasında bir eyyam kararı ile maçın kaldığı yerden devam etmesi olur.
Aslında bir de dördüncü olasılık var, ama gerçekleşme olasılığı sıfıra yakın; her iki kulüp de diskalifiye edilerek kupa Akhisar’a verilir.

İşler neden buraya geldi? Asıl sorun nedir?
Yanıtı net: sorun Şenol Güneş’tir.
Kulüpler arasındaki rekabetin zaman zaman sertleşmesi, gerilmesi, hatta bazı durumlarda süreklilik arzetmesi futbolun doğasında var. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın farklı ülkelerinde de bu gerilimli rekabetin çok örneği var. Ancak bu gerilimin düşmanlığa evrilmesi doğal ve sağlıklı değil. Buna en güzel örnek Fenerbahçe ile Trabzon arasında yaşananlardır. Fenerbahçe Trabzon’a her sene linç riskiyle gitmekte. Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki rekabette de gerilimler hep olmuştur, olacaktır da. Ancak birkaç yıldır Şenol Güneş (ve Tolga Zengin) Beşiktaş’ı Trabzonlaştırmaktalar. Fenerbahçe – Beşiktaş rekabeti Fenerbahçe Trabzon rekabetine dönüştürüldü. Kimse karnından konuşmasın. Açıkça söyleyelim, üç yılda Fenerbahçe ve Beşiktaş arasına kin ve nefret tohumlarını ektiler. Tohumlar büyüdü fidan oldu bile.
“Kavga mı? Hepsini yaparız, bir canımız var onu da veririz sorun değil” diyor Güneş. Daha ne desin?
Şenol Güneş’in Fenerbahçe takıntısını Ümit Özat birkaç hafta önce Beşiktaş ile oynadıkları maç sonrasında anlatmıştı. Beşiktaş Gençlerbirliği ile oynarken Şenol Güneş saha kenarında Fenerbahçe ile oynuyordu o gün.

Bir de yangına benzinle gidenler var. Spor medyasında kişisel nefret ve düşmanlıkları yüzünden gerilimi arttıranlar var. İsmini vermeye gerek olmayan fanatik bir spor gazetesi Şenol Güneş’in sedyeyle ambulansa götürülme videosunu “işte arbede görüntüleri” başlığıyla verdi mesela. Oysa hiç bir arbede yoktu görüntülerde. Sedyenin ambulansa aktarılma anında medyanın görüntü alma anları hariç.
Bir hakem ve doktor eskisinin (ve ekibinin) kişisel şovu için her hafta insanları birbirine düşürmesi, büyük bir gazetemizin photoshoplu fotoğrafla kafaya “yarık” eklemesi….
Saymakla bitmiyor.
Sonra da koro halinde “milat” isteniyor.
Hep sahtekarlık, hep riyakarlık…

Yetmiyor; topu görse bomba diye karakola götürecek kadar futboldan uzak yazar çizer, sanatçı, siyasetçi grubu var bir de. Sadece Beşiktaş ile ilgili her karmaşada akıllarına futbol geliyor. Bir üzülmeler, bir temenniler ki sormayın.
Fenerbahçe takımı kurşunlandığında bile sesi çıkmayan bu zevat da yaşananlardan dehşete düşmüş nasıl olmuşsa.

 

Sonuç olarak maalesef çözümsüz bir noktadayız. Hiç kimsenin samimi olmadığı, hep karnından konuştuğu bir ortamda maalesef bu gerilimle yaşamak mecburiyetindeyiz.

Sonunun nereye varacağını bilmeksizin…

Written by kesinofsayt

24 Nisan 2018 09:34

Genel kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: