FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Kasım 2018

27 KASIM 2018 – CRI TÜRK YAYINI

leave a comment »

cri

Written by kesinofsayt

27 Kasım 2018 at 16:20

OLD SANTİ – YUMUŞAK SEYİRCİ – SERT TAKIM: BARCA

leave a comment »

oldsanti

Biz daha bu işlere girişmemişken, Euroleague Final Four’larının gediklisiydi Barcelona. Kadrolarında ancak rüyalarımızda görebileceğimiz oyuncular vardı. Hangi birini saysak bilemiyorum, ama İkibinlerin başında Dejan Bodiroga ve Pau Gasol, 2010’lu yıllarda da Ricky Rubio, Pete Mickael, Joe Ingles ve Erazem Lorbek ile yenilmez bir görüntüleri vardı. Süratle çevirdikleri paslarla futbol takımı gibi rakiplerinin başını döndürürlerdi. Ama kulüp tarihine damgayı vuran oyuncu, geçtiğimiz günlerde 38 yaşında emekli olan efsane oyun kurucuları Juan Carlos Navarro oldu. Tam 14 defa Euroleague Final Four’unda yer alan Barca, bunların ikisinde mutlu sona ulaşabildi. Yedi sene arayla kazanılan bu şampiyonlukların ikisinde de Navarro vardı. “La Bomba” lakaplı oyuncu, Barcelona’daki 20 yıllık kariyerinde tam 35 şampiyonluk yaşadı. Barcelona Pazarlama Uzmanları, Navarro’nun emekliliğini bile “imza günleri, partiler ve diğer aktiviteler” ile bir şova çevirdiler.

Son yıllarda, Euroleague’de artık Final Four’larda hatta play off’larda bile göremediğimiz Barcelona, bu sene bir çıkış peşinde. En son bizim Final Four serimizin başladığı 2014-2015 sezonu öncesinde Final Four’da boy gösterip üçüncü olabilen Kırmızı-Mavi-Sarılılar, 2015 sezonu sonunda Satoransky’i de NBA yolunda kaybedince, sıradan bir Euroleague takımı haline gelmişlerdi. Kulüp, o sene basketbol isim sponsorunu da değiştirdi. Regal’den vazgeçip, Lassa ile anlaşan Barcelona’ya yeni sponsoru şimdilik şans getirmedi.

Barca, geçtiğimiz Şubat ayında, gelen başarısız sonuçların ardından Koç Sito Alanso’yu göndererek, kendilerine 2002-2004 yılları arasında hem Euroleague, hem de İspanya Lig kupasını kazandırmış olan eski koçları Svetislav Pesic ile anlaştı. Veteran hocanın gelmesiyle birlikte ciddi bir düzelme gösteren Katalan ekibinin aldığı galibiyetler, Euroleague’de play off ve lig şampiyonluğuna yetmedi. Ancak, deneyimli hoca yine de elinden geleni yaparak, Barcelona’nın Copa Del Rey yani İspanya Kupası ve Süper Kupa’yı kazanmasını sağladı.

Bu sezon başında, geçtiğimiz senenin en yüksek asist ortalamasına sahip oyuncularından Thomas Heutel’in yanına yine asist canavarı Kevin Pangos’u monte eden Barcelona, Kyle Kuric gibi bir çelik bilek ve Melli öncesinde Fenerbahçe’lilerin “ah bizde olsa” dediği Chris Singleton’u transfer etti. Pesic’in elinin değmesi ile eski günlerini hatırlayan Katalanlar, bu sene 10 maçta 9 galibiyet bir yenilgi ile İspanya ACB liginde lider durumdalar. Geçtiğimiz hafta sonu oynanan ve Llull’un sakatlığı yüzünden oynamadığı olaylı maçta Real Madrid’i 86-69 gibi bir skorla sirkülase ettiler. Euroleague’de ise ilk iki hafta alınan iki deplasman mağlubiyetinin ardından kazandıkları seri galibiyetler sonucu dokuz maçta 6/3’lük bir performans yakalamış durumdalar. Yani işler iyi gitmeye başladı.

Maçlarını 7.500 kişilik Palau Blaugrana’da oynayan Barcelona takımının seyircisi diğer İspanyol taraftarlara nazaran daha yumuşak. Bunda maçlara bir nevi turist aktivitesi olarak bakan bir kısım yabancı seyirci de etkili oluyor. Elbette “Cules” lakaplı daha fakir ve fanatik bir taraftar grubu mevcut. Ama hiç bir zaman bir Baskonia atmosferi yaratamıyorlar. Bu arada, “Cules” taraftar grubunun orjininin, kulübün futbol stadının daha küçük olduğu dönemlerde, tribünün en arkasında duvar üzerinden maçları takip etmeye çalışan ve sadece önündeki seyircilerin arkalarını görebilen taraftarlar olduğunu not düşelim.

Yorgunluk nedeniyle son Tofaş maçında verdiğimiz üç sakat Melih, Datome ve Sloukas, makina gibi işleyen Fenerbahçe çarklarında sıkıntı yaratabilir. Melih onbeş gün yok. Datome’nin oynayabileceğini düşünüyoruz. Ama Sloukas’ın durumu hala net değil. Bakalım Obradovic şapkadan bu sefer hangi tavşanı çıkaracak? Adayımız Erick Green.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

27 Kasım 2018 at 14:47

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

FOOTBALL LEAKS – MODERN KÖLELİK

leave a comment »

football-leaks-gencafrikalılar

 

Keçi ve tavuklarla dolu çamurlu bir yolda Old Akrade sakinleri öğrencilerin okula gidişlerini izlemektedir. Herhangi bir okul değildir bu. Right to Dream Akademisi sekiz sahaya sahip, ki kaleleri filelidir, bir futbolcu okuludur. Bazılarının ışıklandırması bile mevcuttur.

Gana’da Volta Nehrinin kıyısında bulunan bu seyrek yerleşimli alanda akademinin ve onu çevreleyen yoksulluğun tezatı müthiştir. Fakat akademi öğrencileri futbol yıldızı olma, muhteşem goller atma, tezahürat yapan taraftarlar ve banka hesaplarında milyonlarca avro hayal etme hakkına sahiptirler. Her şeyden öte seçilmişlerdir ve Avrupa’ya giden yoldaki genç yeteneklerdir. Hepsi bilmektedir ki tümü başaramayacaktır, ama hepsinin isteği vardır.

The Right to Dream Akademisi Afrika kıtasındaki futbol okullarının tipik bir örneğidir. Bunların hepsi, oyuncu aileleri ve Avrupa’daki ortak kulüpleri için büyük vaadlerde bulunurlar. Gelişmekte olan yetenekleri hedef alarak, binlerce futbol çılgını gencin potansiyelini sömürmeyi ve onları profesyonel bir pazara hazırlamayı amaçlıyorlar. Bazı çocuklar ebeveynlerinin evlerini on yaşından itibaren bu tür akademiler için terk ediyorlar.

Acımasız Bir Ağ

Avrupa’ya kapağı atabilen az sayıdaki yetenekli oyuncu da kendini sık sık değiştirilebilir bir mal gibi gören bir ağın içinde bulur. The Right to Dream Akademisi Premier League şampiyonu Manchester City tarafından finanse edilmektedir. Bu nedenle geçmişte profesyonel bir sözleşme imzalayan mezunların çoğu İngiltere’de bir üst düzey kulüpte oynama hayallerine sahiptiler. Oysa gerçekte Avrupa’nın başka yerlerinde, mesela Norveç’teki Stromsgodset, Hollanda’daki Breda veya İsveç’te Örebro gibi daha önemsiz liglere, iradeleri dışında kiralanırlar.

Football Leaks belgelerine göre Manchester City 2010’dan beri akademiye yılda bir milyon eurodan fazla yatırım yapıyor. Futbol eğitiminin yanı sıra Gana, Fildişi Sahili, Nijerya ve diğer Batı Afrika’dan 90 kadar öğrenci ayrıca nispeten kaliteli bir eğitim alıyorlar. The Right to Dream Akademisi yöneticileri 70’in üzerinde öğrencisi için İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki okullara burs sağlandığını söylüyorlar. Mezunlarının yüzde kırk sekizinin profesyonel futbolcu olduğu belirtiliyor.

“Gana Hükümeti dışında, Gana’da hiçbir spor kuruluşunun spor tesislerine fazla yatırım yapmadığından emindik” diyor The Right to Dream Akademisi kurucusu Tom Vernon. İrlandalı bir petrol şirketi hem malzeme hem de personel için okula sponsorluk yapıyor.

Tevazu ve Minnettarlık

Yerleşim yerlerinden eğitim tesisine giden yol, genç oyunculara tevazu ve minnettarlık kazandırmayı amaçlamaktadır. 17 yaşındaki Ebu Francis, “buradan geçiyoruz, buradaki insanlarla iletişim kurabiliyoruz ve nereden geldiğimizi hatırlıyoruz” diyor. Avrupa Araştırma İşbirliği (EIC) gazetecilik ağının bir parçası olarak Football Leaks projesi üzerinde çalışan Danimarkalı Politiken gazetecileri Francis ve sınıf arkadaşlarını ziyaret etti.

Akademiye katılanlar ergenliklerinden fedakarlık etmek durumundalar. Bu The Right to Dream Akademisi scoutlarınca keşfedildikten ve birkaç denemeden sonra okula getirilmelerinin ardından başlayan bir süreç.

Ekim ayı başlarında Alman kamu yayıncısı NDR’den bir kamera ekibi tarafından The Right to Dream Akademisi’nde röportaj yapılan 10 yaşındaki bir çocuk “annemi özlüyorum” diyor. Haftada bir kez ailesini arayabildiğini eklemeden önce yutkunuyor. Sınıf arkadaşları haftasonlarında sadece telefonda konuşmak için zamanları olduğunu söylüyorlar. Hafta boyunca programları hazırdır, zira profesyonel bir futbolcunun hayatında eğitim tam zamanlı bir iştir. Sonuçta 5000 kilometre kuzeyde akademinin birincil sponsoru sonuç beklemektedir.

Manchester City Gana’daki akademisinin Afrikalı yetenekli futbolculara ayrıcalıklı erişim sağlayacağını umuyor. The Right to Dream Akademisi geleceğin tek bir süperstarını, tek bir Samuel Eto’o’yu veya Didier Drogba’yı keşfedebilirse bütün bu çabaya değecek.

Ancak takımın Batı Afrika akademisini yönetme tarzından da anlaşılacağı gibi, Manchester City sadece Premier Lig takımı için oyuncular aramıyor. Ayrıca yetenek havuzunun en tepesine çıkamayanlardan para kazanmanın mümkün olduğunu da fark etmiş durumda.

Football Leaks belgeleri, Manchester City’nin genç oyuncuları değerlendirme stratejisini ortaya koyuyor. Bu makalelerde, 16 ila 20 yaşındakilere yatırılan paraya “risk sermayesi” deniliyor. Bir iç sunuma göre oyuncular farklı kategorilere ayrılıyor.

Karlı Ticaret

Bazı sporcular “değer oyuncuları” olarak adlandırılırlar. Yani gelecekte kulüp için “oynayarak ya da başkaları aracılığıyla” kazanç sağlayabilirler. Diğer bir deyişle, bir oyuncunun transfer değeri kulüpte bir dakika oynamamış olsa bile “itibarlı” Manchester City sistemine kabul edilmesiyle artabilir.

2015 yılında Manchester City genç futbolculara sadece makul yatırımlarla önemli kârlar yapılabileceğini hesapladı. Buna göre kulüp 13 ve 18 yaşları arasında 26 futbol yeteneği için 9.6 milyon pound harcadı. İç yazışma belgelerine göre bu oyuncuların sadece dördünün satışı oldukça karlı oldu; “genç oyunculara yapılan yatırımdan 13.2 milyon sterlin elde edildi.”

Bu inanılmaz rakamların ardında bu gençlerin yaşadığı sayısız bireysel yazgı vardır, Divine Naah gibi oyuncuların mesela. Yüzünde geniş bir gülümseme olan 22 yaşındaki genç oyuncu hayatının rüyasını gerçekleştirerek son dört yıldır Avrupa’da oynamış. “Ben fakir bir bölgedenim. Fakat o zamanlar bunu göremiyordum, çünkü herkes fakirdi.”

Dünyanın en büyük altın madenlerinden birine ev sahipliği yaptığı bilinen Gana’daki Obuasi’den olan Naah’ın babası madenlerde çalışıyor. Bir okul çocuğuyken bile Divine profesyonel bir futbol oyuncusu olmak istediğinden emindi. Right to Dream gözlemcilerinin kendisini keşfettiği Gana’nın başkenti Accra’ya taşındı. Naah “Beni Akra’da sokaklarda oynarken bulmuşlar” diyor, “The Right to Dream’a katıldığımda 11 yaşındaydım.”

Yaşamında olağanüstü bir nimet, belirleyici bir an gibi görünüyordu ve o andan itibaren profesyonel bir futbolcu olma hedefine odaklanmıştı. Naah’ın favori takımı her zaman FC Barcelona’ydı. En sevdiği oyuncu ise Brezilyalı Ronaldinho’ydu. 18 yaşına geldiğinde Gana’dan Manchester’a taşındı. Bu onu akademi tarafından mükemmel bir poster çocuğu haline getirdi: derin yoksulluktan dünyanın en zengin takımlarından birine katılma…

Yazgının üstüne kulüp çıkarlarını koymak

İngiliz kulüpleri düzinelerce oyuncuyla kontrat imzalamaları ve daha sonra Avrupa’daki takımlara, bazen her sene farklı takıma, kiralamalarıyla tanınıyor. Bu model çok sayıda yeteneğin gelişimini kontrol etmelerini sağlıyor ve en az doğru bir tanesini bulabilme şansını arttırıyor. Kalanlar? Defolu mallar!

Naah “sesiniz duyulmuyor” diyor, “sadece kiralık birçok oyuncudan birisisiniz”. Naah Manchster City için bir kez bile sahaya çıkamadı. Bunun yerine Norveç’e, oradan da Hollanda’ya, daha sonra Danimarka’ya ve İsveç’e kiralık gönderildi. Bazen bir yerde yarım sezon bile kalamadı. Genç orta saha oyuncusu “değişiklik zor” diyor, “tam alışmaya başlıyorsun, ayrılıyorsun.”

Bazı yerlerde gerçekten yalnız bırakılmış gibi hissettmiş Naah, hatta bazı antrenörler onu istememişler bile. Ancak Manchester City yetkilileri İngiltere’de sahay çıkamayacağını söylemişler. “Başka seçeneğim yoktu” diyor, “buna gerçekten sinirlenmiştim, hayatımın en zor anlarından biriydi.”

Naah geçen yaz Manchester City sisteminden ayrıldı ve şimdi Belçika ikinci lig kulübü AFC Tubize için oynuyor. Artık Manchester City için kontratlı olduğu kadar kazanmıyor. Fakat “nereye gideceğine karar vermekte özgür olmak istiyorum” diyor, “bu şimdi benim hayatım.”

Genç Ganalı’nın kaderine isyan etmesi Right to Dream Kurucu kurucusu Vernon’un birkaç yıl önce hayal bile edemeyeceği bir şeydi. “Naah basitçe söylemek gerekirse önerilerimizi sorgulayabilecek bir genç değil” diye yazar Temmuz 2014’te Manchester City’ye, “başkaları da bizi sorgulayacaktır.”

Vernon bu e-postasını uyarı olarak düşünüyordu. Football Leaks belgeleri akademi kurucusunun kontrolü kaybedebileceklerinden korktuğunu ortaya koymaktadır. Özellikle Manchester’da bazı Right to Dream mezunlarının “kalkınması” göz önünde bulundurulmaktaydı. Kiralama sisteminin olumlu yönleri vardı. Vernon “ Right to Dream oyuncularını Manchester City için imzalamaya zorlayamayız” diye uyardı.

Right to Dream Akademisi Der Spiegel’e tüm oyuncularının kendi kaderlerini kontrol edebilme hakları olduğu konusunda ısrar etti. Akademi “hiçbir mezun, kendi geleceği ile ilgili herhangi bir seçim ya da karar vermeye zorlanmadı ve asla zorlanmayacaktır” dedi.

Yeni Kurallar

FIFA son birkaç yıldır reşit olmayanların transferlerini düzenleyen ve onları sömürü ve insan ticaretinden koruyan sıkı yönetmelikler uygulamaktadır. Bu yüzden büyük kulüpler bu yeni kurallara yanıt olarak iş modellerinde değişiklik yapmak zorunda kaldılar. Ne de olsa Manchester City gibi takımlar için, ümit verici bir yeteneğe özel erişim hakkının olması hayati önem taşımaktadır.

Manchester City ve Right to Dream Akademisi 2016’da sistemlerinde değişiklikler yaptı ve sözleşmelerini değiştirdi. Akademi lideri Vernon Danimarkalı birinci lig takımı olan Nordsjaelland’ın kontrolünü ele geçirdi. Burası Vernon için akademi mezunlarına ikinci bir Avrupa varış noktası sağladı. Nordsjaelland’ın Manchester City ile bir anlaşması var, bu da onları sistemin üçüncü bir tarafı haline getiriyor.

İki kulüp arasında yapılan bir anlaşma, Nordsjaelland’ın Right to Dream Akademisi oyuncularını sadece Manchester City’nin izniyle satabileceğini ve İngiliz kulübünün transfer ücretinin yüzde 25’ini alacağını belirliyor. Manchester City Danimarkalılar’ın bir Right to Dream mezunu ile ilgilenirse, Nordsjaelland “oyuncunun bonservisini Manchester City’e devretmek için en iyi şartları sağlamaya mecbur”. Bunun karşılığında İngiliz kulübü Nordsjaelland’a performansa dayalı teşvikler ödemeyi vaat ediyor.

EIC ağından muhabirler tarafından sözleşmenin gösterildiği birkaç uzman şartların sorunlu olduğuna inanıyor. İngiliz spor avukatı Dan Chapman “veto hakkı büyük kulübün oyuncunun statüsüne, kaydına ve kariyer beklentilerine karşı yasadışı bir üçüncü taraf etkisine sahip olduğu anlamına gelmektedir” diyor. Ayrıca FIFA kuralları kulüplerin istihdam ve transferle ilgili konularda diğer kulüpleri “etkilemesine” izin verilmediğini açıkça belirtmekte.

Chapman, Nordsjaelland’ın Right to Dream Akademisi’nden bir oyuncunun herhangi bir transfer ücretinin yüzde 25’ini Manchester City’nin almasının üçüncü taraf sahipliğinin (TPO) “açık bir göstergesi” olarak görülmesi gerektini düşünüyor. TPO uygulaması yatırımcıların, bir futbolcunun fiyatının değer kazanacağı beklentisiyle hisselerini satın almasını içeriyor. Bu nedenle birkaç yıl boyunca spekülatörler çok sayıda oyuncunun bonservisini satın aldılar ve daha sonra yatırımlarını geri almak için transfere zorladılar. Bu yüzden TPO bazılarınca “modern kölelik” olarak nitelendirildi ve Mayıs 2015’te FIFA tarafından yasaklandı.

Zengin Kulüplere Daha Fazla Güç

Manchester City, Nordsjaelland ve Right to Dream Akademisi arasındaki sözleşmeler bu yasaktan bir yıl sonra imzalandı. Bir yorum talebine cevap olarak Tom Vernon, “ Right to Dream Akademisi ve Nordsjaelland’ın işbirliğinin tüm ilgili futbol yönetmeliklerine uygun olduğundan emin olduklarını” söyledi.

Ancak bu makalenin yayınlanmasından sadece birkaç gün önce EIC araştırmasına güncellenmiş bir yanıt gönderdi: Sözleşmemiz “soruşturmanızla bağlantısı olmayan nedenlerden dolayı bir süredir yürürlükte değildir.”

Manchester City yorum için ayrıntılarıyla sunulan sorulara cevap vermedi ve sadece “kulübün itibarına zarar verme teşebbüsünün organize ve net olduğunu” belirtti.

Gana’dan Danimarka’ya belirlenen yol, Manchester City’nin doğrudan etkileme potansiyeli, eski Right to Dream Akademisi öğrencilerinin düzinelerce kiralanma anlaşmasıyla şekillenen kariyerleri: Tüm bunlar yetenekli genç oyuncuların hayalleri ile oynayan ve onları malları gibi ele alan bir futbol endüstrisinin işaretleri. Uluslararası oyuncu sendikası FIFPro’dan Wil van Megen “oyuncuların hareket özgürlüğünü kesinlikle kabul edilemez bir şekilde sınırlıyor” diyor, “sonunda da oyunu yok ediyor ve eğer genel bir uygulama haline geliyorsa, bu sadece zengin kulüplere daha fazla güç verecektir.”

Son zamanlarda FIFA uygulamayı kontrol altına almak için tek bir takım için oynayabilecek kiralık oyuncuların sayısını sınırlamak için harekete geçti. Ancak bu Afrika’daki futbol akademilerinin iş modellerini değiştirmeyi sağlamayacak. Futbolda kariyer yapma hayallerini gerçekleştirme fırsatı arayan binlerce çocuğu eğitim tesislerine çekmeye devam edecekler.

Başarı şansları ise hiç iyi değil. Scouting ve transfer sistemine rağmen hala Right to Dream Akademisi mezunlarından birisinin Manchester City için bir dakika bile oynadığı görülmedi.

http://www.spiegel.de/international/business/venture-capital-how-clubs-maximize-profits-by-exploiting-young-african-talent-a-1237618.html adresinden özetlenerek çevrilmiştir.

Written by kesinofsayt

25 Kasım 2018 at 23:14

FootballLeaks, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

FOOTBALL LEAKS – FIFA ŞEFFAFLIK DERKEN NEYİ KASDEDER?

leave a comment »

football-leaks-transperancy

“Sevgili meslektaşlarım, FIFA TMS’nin (Transfer Matching System) uluslararası futbol transfer pazarına şeffaflık kazandırmak için yaratıldığını biliyor muydunuz? Paul Pogba’nın Juventus’tan Manchester United’a transferinin ardında neler olduğunu merak ediyor musunuz? Bilgilerimizi sizlerle paylaşacağız.”

Bu satırlar bir FIFA çalışanının Mart 2017’de Kimberly Morris’e gönderdiği taslak davetti. Morris FIFA’da Transfer Eşleştirme Sistemi’nde (TMS) bütünlük ve uyumluluktan görevliydi. Bir öğle yemeği sunumunda Morris ve ekibi kendilerini diğer FIFA çalışanlarına tanıtmak ve gerçekte ne yaptıklarını açıklayacaklardı.

Sunumunun vurucu noktası Fransız yıldız Paul Pogba’nın transferiydi. 2016 yazında, 105 milyon euro karşılığında birkaç yıl önce oynadığı Manchester United’a geri dönmüştü ve bu onu dünyanın en pahalı oyuncusu haline getirmişti. Bugün, bu rakam Paris Saint-Germain’in Neymar için ödediği 222 milyon avronun yarısı bile değil. Ama iki yıl önce, böyle bir transfer ücreti inanılmazdı.

TMS şeffaflığı artırmak için başlatıldı, ama kimler için? Öğle yemeğindeki FIFA çalışanlarından başka kimler perde arkasında olup bitene göz atabilirdi ki?

Der Spiegel ve Avrupa Araştırmacı İşbirliği (EIC) gazeteciler ağı tarafından açıklanan Football Leaks belgelerinde menajer Mino Raiola’nın Pogba transferinde yer alan üç tarafa da danışmanlık yaptığı ve faturalandırdığı ortaya çıktı: Juventus, Manchester United ve Paul Pogba. Anlaşmanın içeriğine göre Raiola 49 milyon avroluk bir ödemeye kavuştu. FIFA’nın bir çıkar çatışması soruşturması başlattığı ve Juventus’un cezalandırılmasını tavsiye ettiği ortaya çıktı. Gelgelelim FIFA Disiplin Kurulu davayı reddetti.

FIFA Ekim 2017’de sunulan kanıtların kural ihlali belirlemek için yetersiz olduğunu belirten bir açıklama yayınladı. Ama bu gerçekten doğru mu?

Football Leaks’taki yeni belgeler farklı bir resim çiziyor. Öğle yemeği dahil olmasa da herkes için perdenin arkasına bakma şansı şimdi. Veriler araştırmacıların çalışmalarını ve Disiplin Komitesi’nin kararıyla ilgili hayal kırıklıklarını belgelemekte. Aynı zamanda da iş para kazanmaya geldiğinde menajer Mino Raiola’nın yeteneklerini göstermekte.

2012’den 2016’ya kadar Pogba Juventus için iyi bir ilk onbir oyuncusu oldu. Juventus’a transfer edilmeden önce, Manchester United’da bir türlü ilk onbire giremiyordu. 2016 yazında Pogba’nın dünyanın en pahalı oyuncusu haline gelmesi büyük bir sürpriz oldu.

Bir ‘İhale Savaşı’

20 Temmuz 2016’da imzalanan Juventus ve Raiola’nın Topscore Sports Limited şirketi arasındaki temsil sözleşmesi 2015 yılında Pogba’yı Juventus’un beklediği fiyattan satmanın mümkün olmadığını gösteriyor. Ama oyuncu için piyasa 2016’da değişti. Raiola çabalarıyla Pogba’yı medyada potansiyeli yüksek bir oyuncu olarak göstermeyi başardı ve böylece bir “teklif savaşı” tetiklemeye çalıştı.

Raiola bu savaşı başlatmak için kabul edilebilir teklif bekliyordu. Sözleşmeye göre Pogba için asgari tutar 90 milyon euro idi. Ve Raiola hizmetleri için sabit bir miktar olarak 18 milyon euro alacaktı. Bununla birlikte bu minimumu geçen her 5 milyon euroda 3 milyon euro daha kazanacaktı. Sonuçta Juventus’tan 27 milyon euro kazanacaktı.

Ancak Raiola sadece Juventus için bir temsilci olarak hareket etmedi.

8 Ağustos 2016 tarihinde, Pogba’nın Manchester’a geri dönüşünden bir gün önce, Raiola, Pogba ve Manchester United, Raiola’nın uygun şartlarda bir Pogba transferinin yolunu açmak için Juventus ile müzakere etmekle görevlendirildiği bir sözleşme imzaladı.

Diğer bir deyişle Raiola, Manchester United ve Pogba’nın çıkarlarını korurken Juventus için mümkün olan en yüksek transfer ücretini üretecekti. Açık bir çıkar çatışmasını kimse görmemiş miydi?

Bir TPO (üçüncü parti ortaklığı) örneği mi?

Oyuncu, menajer ve Manchester United arasındaki sözleşme ödemenin daha önce tahmin edilenden çok daha fazla olabileceğini gösteriyordu. Sözleşme uzatılırsa Raiola ekstra olarak 4.5 milyon euroya kadar bir bonus alacaktı.

FIFA’da şeffaflıktan sorumlu olanlar Ağustos 2016’nın sonlarında bunu soruşturmaya başladı. Soruşturmanın odak noktası, 2015 yılında üçüncü tarafın transfer ücretlerinden yararlandığı Üçüncü Taraf Mülkiyeti’ne (TPO) getirilen yasağın olası bir ihlali üzerineydi.

Olanlara genel bir bakış için, Kimberly Morris ilgili kulüplerle temasa geçti ve sözleşmelerin raporlarını, bilgileri ve kopyalarını sunmalarını istedi. Karşılıklı birkaç mesajlaşmadan sonra İngiltere Futbol Birliği ile de temas kurdu. Beş ay sonra, Şubat 2017’de rapor tamamlandı ve Disiplin Kuruluna sunuldu.

Vaka Transfer Raporu üç kısma ayrılmıştır: olgular, yasal arka plan ve önerilen yaptırımlar.

Müfettişler, Juventus’un FIFA düzenlemelerine ilişkin bir maddeyi ihlal ettiğine karar verdiler. Özellikle, yasaklanmış bir TPO anlaşmasından şüphe ettiler. Metin ne kulüplerin ne de oyuncuların üçüncü tarafların gelecekteki bir oyuncu transferinin paylarına sahip olmalarına izin verimemesi gerektiğini savunmaktaydı.

Müfettişlere göre Juventus Raiola’nın Pogba’nın gelecekteki bir transferi için prim ödemesine izin vererek hükmü ihlal etmişti.

Manchester United Neyi Bilmiyordu

Juventus’un herhangi bir zorlanma yaşamadan ödeyebileceği 65.000 İsviçre frangı gibi mütevazi bir ceza önerdiler. Rapor, Şubat 2017’nin başında davadan sorumlu Disiplin Kurulu’na gönderildi

Ancak, başlangıçta komiteden herhangi bir cevap gelmedi.

2015’in başına kadar, FIFA menajerlerle ilgili meseleleri ele aldı, ancak o yetkiyi ulusal kurumlara devretti. İngiltere’de ilgili tarafların bilgisi ve onayı olduğu sürece menajerlerin her üç tarafı da bir transferde temsil etmelerine izin veriliyor. Ancak Football Leaks belgeleri Manchester United’ın Raiola’nın Juventus adına da çalıştığından habersiz olduğunu gösteriyor.

Şeffaflık?

Raporun Disiplin Komitesi’ne gönderilmesinden yarım yıldan fazla bir süre sonra, 3 Ekim 2017’de Morris komitenin kararı hakkında bilgilendirildi. Bir FIFA çalışanı tarafından Morris’e gönderilen mesaj, davanın 28 Eylül 2017’de komiteye sunulduğuna ve elindeki tüm bilgileri analiz edildikten sonra mevcut kurallar çerçevesinde takipsizlik kararı verildiğini belirtti. Morris’e gönderilen mesaja göre, komite bu tür transferlerin “yeniden olabileceğini” ve “hoşgörülmemesi” gerektiği görüşüyle oybirliğiyle kabul edildi. Bu nedenle, gelecekteki durumlarda ceza uygulanabilmesi için mevcut kuralların gözden geçirilmesini tavsiye edilmişti.

Mesajda bir basın bülteninin de hazırlanacağını belirtiliyordu – üç hafta sonra nihayet tamamlandı. Ve Morris’e gönderilen mesajda belirtilmiş açıklamadan açık bir şekilde farklıydı. “Açık bir yasal dayanaktan yoksun” ya da “tolere edilmemesi gereken” “tekrarlanabilir” gibi ifadelerden söz edilmiyordu. Bunun yerine açıklama sadece mevcut kanıtların kural ihlali oluşturulmasında yetersiz kaldığını belirtmişti. Gelecekte bu tür işlemlerin cezalandırılması için kuralların değerlendirileceği belirtilmemişti.

Juventus Raiola ile yaptığı sözleşmenin içeriği veya FIFA soruşturmaları konusunda yorum yapmamayı seçti. Manchester United ve İngiliz Futbol Federasyonu’nun da aynı şekilde söyleyecek hiçbir şeyleri yoktu. Raiola’nın Manchester’daki hukuk bürosu menajerin Pogba transferinde oynadığı rolle ilgili iftira iddiaları için yasal haklarını saklı tuttuğunu bildirdi. FIFA yorum isteğine yanıt dahi vermedi.

TMS, transfer piyasasında şeffaflığı artırmak için başlatılmıştı. Sonunda, futbol taraftarlarına sunulan tek şey sulandırılmış bir basın açıklamasıydı. Ve bu FIFA’nın görünüşe göre hazırladığı maksimum şeydi. Zira genellikle hiç bir şey duymazsınız onlardan.

Bu şeffaflık mı?

Sonrasında, bir çalışma arkadaşı Morris’e, komitenin bir TPO vakasında ilgili olayı değerlendirmediğinden dolayı hayal kırıklığına uğradığını yazdı. Yine de Disiplin Kurulunun bunun tekrarlanabileceğini tespit etmesi ve kuralların gözden geçirilmesi gerektiğini düşünmesinin cesaret verici olduğunu yazdı.

http://www.spiegel.de/international/world/football-transfer-market-fifa-and-transparency-a-1239587.html adresinden özetlenerek çevrilmiştir.

Written by kesinofsayt

25 Kasım 2018 at 11:41

FootballLeaks, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , ,

FOOTBALL LEAKS – FIFA’NIN DOPİNG SORUŞTURMASINI BALTALAMASI

leave a comment »

football-leaks-doping-fifa

Kanadalı avukat ve doping uzmanı Richard McLaren, Ağustos 2017’nin sonunda İsviçre’ye iki günlük bir gezi planlıyordu. Gündemde, Zürih’teki FIFA genel merkezinde bir toplantı vardı ve burada María Claudia Rojas ile görüşmeyi umuyordu.

Kolombiyalı Mayıs 2017’den bu yana küresel futbol örgütünde bir tür başsavcı olmuştu. FIFA’nın Etik Komitesi bünyesindeki Araştırma Komisyonunun başkanıydı ve görevi organizasyonu kanserli bir tümör gibi saran yolsuzlukla mücadele etmekti. İşi FIFA Etik Kurallarını ihlal etmiş olabilecek FIFA görevlileri hakkında potansiyel suçlayıcı delillerin toplanmasıydı.

Ve bu tam olarak da McLaren’in sunacağı şeydi: potansiyel suçlayıcı belgeler…

Zürih’teki buluşmada hedeflerden birisi uluslararası spor politikalarında ağırlığı olan Vitaly Mutko idi. Mutko geçmişte Rusya spor bakanı ve FIFA Yürütme Komitesi üyesi olarak görev yapmıştı. Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in sırdaşlarındandı. 2017 yazında Rusya Futbol Birliği’nin başkanı olmasının yanı sıra 2018 Dünya Kupası Organizasyon Komitesi başkanıydı.

McLaren Zürih’te FIFA baş araştırmacısı Rojas ile anahtar belgeleri paylaşmayı umuyordu. Belgeler Mutko’yu Rusya’da devlet tarafından yönetilen sistemli dopingin arkasındaki kişilerden birisi olarak işaret ediyordu.

Ancak İsviçre’deki ilk gizli toplantıdan kısa bir süre önce, FIFA araştırmacısı özürlerini gönderdi. McLaren’e buluşmadan iki gün önce FIFA sekreteryasından gönderilen bir e-postada “Bayan María Claudia Rojas bu hafta Zürih’e seyahat için uygun değil” deniliyordu. Departmanından üç ast elemanı toplantıya gönderiyordu.

Bu hikaye dönen entrikalardan sadece biridir. Bu, FIFA’nın organizasyon içindeki sorunların kanıtlarını araştırmak için ne kadar az ilgi gösterdiğini ve bunlardan sorumlu üst düzey görevlileri koruduğunu göstermektedir.

Hikayenin bir tarafında María Claudia Rojas bulunmaktadır. Güney Amerikalı yargıç beklenmedik bir şekilde Mayıs 2017’de FIFA’nın Etik Komitesi Araştırma Ofisi başkanı seçildi. FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun kendisine yardım etmeye istekli olduğu düşünüldü ve beyaz yakalı suç uzmanı İsviçreli ceza avukatı Cornel Borbély’nin yerini aldı. Infantino’nun muhalifi olan Borbély, FIFA soruşturmalarını gayretle sürdürmüş, sonuçta çok sayıda yozlaşmış resmi görevliyi örgüt dışına çıkartmış birisiydi.

Diğer tarafta, potansiyel sorunları ortaya çıkarma arzusuyla tanımlanan Richard McLaren bulunmaktadır. Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA) için özel bir araştırmacı olarak Rus hükümetinin bir spor doping programı yürütmekte olduğuna dair şüpheler uyandıran Soçi’deki 2014 Kış Olimpiyatları’nı takip etmesinin üstünden yarım yıldan uzun bir süre geçti. Şimdi, 2017 yazının sonunda, FIFA adına Rus futbol sahnesine daha yakından bakmaya hazırdı.

McLaren ve araştırmacılar ekibi, Vitaly Mutko’nun başrol oynadığı bozuk bir sistemi anlattılar. WADA için hazırladığı raporlarında McLaren, Mutko’nun Rusya’daki pozitif doping testlerinin manipülasyonunu yönlendirdiğini, kontrol ettiğini ve denetlediğini yazdı. Buna profesyonel futbolcular da dahildi.

İddiaları Batı’nın karalama kampanyası diyerek reddeden Mutko’nun pozisyonu FIFA açısından gelecek yıl Rusya’da gerçekleşecek Dünya Kupası nedeniyle son derece hassastı. Fakat tam olarak da bu nedenle Rojas, ilgili kişinin isminin ya da mevkiisinin ne olduğuna bakmaksızın kanıtları araştırmalıydı. Pozisyonu ona gerekli bağımsızlığı ve hareket alanını garanti ediyordu.

Ama Rojas tam tersine taktik manevralarla kaçamak davrandı.

McLaren ile olan ilk etkileşimlerinde, Rojas, onunla görüşmesini iptal etmiş olmasına rağmen, onu dışarıdan bir araştırmacı olarak görevlendirmek istediğini gösterdi. Ancak sürekli oyalanmak McLaren’i rahatsız ediyordu.

Asıl tiyatro Eylül ayının ortalarında yaşandı. Rojas McLaren’e kendisini FIFA’nın Etik Komitesi için özel bir araştırmacı olarak görevlendirmek istediğini yazan bir bir e-posta gönderdi. Bu işbirliğinin ne şekilde olabileceğiyle ilgili somut önerilerini talep etti. McLaren kendisi ve soruşturma ekibinin ay sonuna kadar bir öneriler paketi hazırlayacağını yazarak mesajını şöyle bitirdi: “Bize ilgi duyduğunuz için teşekkür ederiz.”

McLaren önerisini 29 Eylül’de Etik Komitesine gönderdi. Ancak 10 Ekim’e kadar hala bir cevap alamayınca “Size bir teklif vermemin üstünden bir haftadan fazla bir süre geçti” yazdı ve ek bilgi gerekip gerekmediğini sordu.

Yine cevap gelmedi. Haftalar geçti.

23 Kasım’da McLaren gözden geçirilmiş yeni bir öneri sundu. Üzerinde pazarlık edilemeyecek olduğunu düşündüğü birkaç adımda ısrar etti. Bunların içinde Rus laboratuvarından şüpheli örneklerin yeni bir analizinin yanı sıra, muhbirlerle ve tanıklarla röportajlar vardı.

Rojas 28 Kasım’da teklifi reddetti. Soruşturmaya olan yaklaşımı, McLaren ve ekibi için çok geniş görünüyordu. McLaren hemen cevap verdi ve geri adım atmadı. Soruşturma çalışmalarında herhangi bir dış müdahaleyi kabul etmeyi reddettiğini yazdı. Rojas’a Rusya’daki devlet kontrollü doping sistemi üzerinden analiz etmenin yetersiz olacağını bildirdi. Bilgi sahibi ve tanıklarla yapılan görüşmeler de dahil olmak üzere daha derin bir soruşturmanın vazgeçilmez olduğu konusunda ısrar etti.

Rojas hemen geri dönüş yaptı. 12 Aralık’ta McLaren’e yeşil ışık yaktı ve ofisi onun adına bir mektup yazdı. Başlığı “Gizli – McLaren Bağımsız Araştırma Raporu” idi.

“Yukarıda belirtilen açıklamaların ışığında dikkatli bir şekilde yeniden analiz edildikten sonra Bayan María Claudia Rojas, gözden geçirilmiş önerinizle hemfikirdir.” Mektubun belirttiği tek şey bir sözleşme hazırlamaktı; “tasarıyı kısa bir süre için gözden geçireceğiz.”

Ancak bu da zamana oynamaktan başka bir şey değildi. 20 Aralık’ta McLaren Rojas’a işbirlikleri için hala bir sözleşmeleri olmadığını hatırlatmak için yazdı. Rojas’ın sekreteryasını “zaman baskısı artıyor” diye uyardı, “çok yakında başlamazsak, bu işi yapmak gittikçe zorlaşacak”. Zamanın geçmesiyle işbirliği hakkında fikirlerini değiştirebilecek önemli tanıklardan endişe duyduğunu belirtti.

McLaren en önemli tanıkla temasa geçmeye istekliydi: Moskova ve Soçi’deki doping laboratuvarlarının eski başkanı Grigory Rodchenkov. Rodchenkov, Rus doping programının içindeki ana unsurlardan biriydi. Fakat 2015’te, hayatının tehlikede olabileceğinden korktu ve ABD’ye kaçtı, bütün bildiklerini açıkladı ve Rusya’da bir halk düşmanı oldu. McLaren Rodchenkov’a erişimi olan çok az insandan biriydi.

Rojas’ın ofisi Noel tatili öncesinde tekrar temas kurdu. Sekreteryadan McLaren’e taslak sözleşmenin Ocak 2018’de hazır olacağını bildiren kısa bir mesajdı. Noel ya da Yılbaşı kutlaması yoktu.

Dünya Kupası yılına girildi ve Ocak ortasına gelindi. McLaren hala Zürih’ten bir mesaj bekliyordu. 16 Ocak’ta bir kez daha Rojas’ın sekreteryasına başvurdu.

Yine Rojas kişisel olarak cevap vermedi, işi sekreteryaya bıraktı. Mc Laren’e FIFA baş araştırmacısı ile telefon ya da video konferans için zamanı olup olmadığı soruldu. İngilizce bilmediği için müzakerelerin İspanyolca olmasını istedi. Bu da McLaren’in bir tercümana ihtiyacı olduğu anlamına geliyordu. 22 Ocak’ta saat 15.30’da görüşme konusunda fikir birliğine varıldı.

Bu telekonferanstan sonra McLaren’i zayıflatma çabaları arttı. Üç gün sonra Rojas’ın ofisi WADA genel müdürü Olivier Niggli’ye ismiyle bir mektup yazdı. Mektupta küresel anti-doping ajansının “dopingle mücadelede kapsamlı deneyime sahip olduğu ve Niggli’nin üç bağımsız şirket veya uzmanı tavsiye etmesininin mümkün olup olmadığı” soruluyordu.

Mektup, McLaren’e karşı bir hakaretten başka bir şey değildi. Son yıllarda, Ontario’dan hukukçu olarak dopingle mücadelede küresel çapta ün kazanmış başka kimse yoktu. McLaren dünyanın en iyi anti-doping araştırmacısı olarak kabul edilmekteydi.

Bu pusudan sonra McLaren artık Rojas’a ulaşamadı. Şubat ayının sonunda Rojas’ın sekreteryasına “bana neler olduğunu bildirir misiniz?” diye yazdı. FIFA baş araştırmacısı bu e-postaya yine şahsen cevap vermedi.

Bunun yerine personeli aracılığıyla McLaren’e kendisinin doğru iletişim kişisi olmadığını ve Etik Komisyonu’nun FIFA’daki doping soruşturmalarından sorumlu olmadığını bildirdi.

Bu mektupla Rojas’ın engelleme stratejisi istenen etkiye ulaştı. Rusya’daki Dünya Kupası öncesinde ev sahibi ülke hakkında rahatsız edici gerçekleri ortaya çıkarabilecek bağımsız bir soruşturma önlenmiş oldu. Aylar süren engellemelerden sonra soruşturmanın sorumluluğunu, doğruca FIFA’dan emir alan Dopingle Mücadele Birimi’ne itti. Bağımsız soruşturma yapılması engellenmiş oldu.

Bu klasik FIFA’ydı; sürekli şeffaflıktan bahsederken arka planda bunu engellemek için her şey yapılıyordu.

***

McKenzie Lake Avukatlar Hukuk Bürosu Ontario’da bir binanın 18. katındadır. Soğuk ve yağmurlu bir Ekim günü Richard McLaren Almanya’dan gelen konuğunu konferans salonuna aldı.

McLaren Football Leaks belgelerini inceledikten sonra “Artık neden onlardan bu kadar uzun bir haber alamadığımı anladım” diyor, “perde arkasında farkında olmadığım şeyler oluyormuş.” Özellikle bir anı hafızasından çıkmıyor: 22 Ocak’ta Rojas ile telefon konferansı. McLaren, Colorado Vail’de bir kayak tatilindeydi ve saatinin alarmını sabah saat 7.30’da FIFA araştırmacısı ile görüşmek üzere ayarladı. Bu onların ilk doğrudan etkileşimleriydi ve sonuncusu da oldu. McLaren, “İspanyolca konuştu ve tercüman tercüme etti” diyor, “bütün görüşmenin 10 dakikadan fazla sürdüğünü sanmıyorum.”

Görüşmede McLaren, üç önemli ayı daha önce kaybettiklerini açıkça belirtiyor. İlk planda doping soruşturmasının Dünya Kupası’nın Haziran ayındaki başlangıcından önce, 2018 Mart ayı sonuna kadar tamamlanmasını öngörmüştü. Rojas telekonferansta işbirliğine istekli olduğunu ve yakında bir sözleşme yapacağını tekrarlamıştı.

Ve sonra McLaren Rojas’ın 2018 Şubat sonlarında Zürih’teki sekreteryasına gönderdiği e-postayı ilk kez okudu. Rojas “telefon görüşmesi sırasında McLaren’ın teklifini hiçbir zaman kabul etmediğini” yazmaktaydı. “Şimdi geriye baktığımda hiç bir zaman bir araştırma yapmak istemediklerini düşünüyorum ve yapmadılar da” dedi McLaren.

Rojas, EIC tarafından doping müfettişi McLaren ile olan etkileşimleri hakkında sunulan sorulara ayrıntılı bir cevap vermedi.

13 Şubat 2018’de gözden geçirilen ve güncellenen bir FIFA belgesi var. Doping, Rusya ve Dünya Kupası ile ilgili potansiyel olarak rahatsız edici sorulara önceden hazırlanmış cevaplar içeriyor.

Mesaj açık: FIFA Anti-Doping Ünitesi her şeyi kontrol altında tutuyor. “Bugüne kadar attığımız her adımdan haberdar olan WADA ile yakın işbirliği içinde çalışıyoruz”. Evet belgede “FIFA geniş kapsamlı soruşturmalar yürütmüştür”, ve hayır, “soruşturmamızda herhangi bir gecikme yaşanmamıştır. FIFA ilk andan itibaren futbolcuların dahil olup olmadığını belirlemek için kapsamlı araştırmalar yapmıştır”.

Rus futbolunda bir şeylerin doğru olmadığıyla ilgili ciddi işaretler vardı. Bunu Football Leaks belgelerinde görebilmekteyiz.

Rus Futbol Birliği, FIFA’ya Rusya’daki kulüplerde oynayan ve doping şüphelisi onbir profesyonel oyuncunun isimlerini içeren bir liste göndermişti. FIFA’nın alamadığı ise söz konusu doping testlerine ait kayıtlardı. Rus Futbol Birliği genel sekreteri “Moskova’daki anti-doping laboratuvarı ne yazık ki gizlilik nedeniyle onları vermedi” diye FIFA’ya bir mektup yazdı, “doping kontrol protokollerinin kopyaları sadece sporcuların yazılı onayını aldıktan sonra sağlanabilir. Ne yazık ki, tatildeyken ya da Rusya topraklarında ikamet etmediği için artık sporculardan izin almak imkansız.”

Şaka gibi.

Dünya Kupası’nın başlamasından sadece üç hafta önce, 22 Mayıs 2018’de FIFA, “yetersiz kanıt” nedeniyle Rus milli takım oyuncularının dopingle yaptığından şüphelenilen tüm soruşturmaların kapatıldığını açıklayan bir basın açıklaması yaptı.

FIFA, söz konusu oyuncuların isimlerini vermedi. Ancak Gianni Infantino onbir isim içeren listenin farkındaydı ve asistanı Ocak ayı başında onu bilgilendirdi. Listede yer alan iki kişi takımlarında ilk onbirde başladılar: Sergei Ignashevich ve Mário Fernandes. Her ikisi de CSKA Moskova oyuncusu.

Kendileriyle görüşüldüğünde ne Fernandes ne de Ignashevich doping şüpheleri hakkında yorum yapmadılar. Rus anti-doping ajansı ise sadece gizliliği sürdürmek zorunda olduğunu belirtti. Rus Futbol Birliği, FIFA’ya 11 isim verdiğini doğruladı, ancak Ignashevich ve Fernandes davalarında askıya alınma nedeni olmadığını söyledi.

 

http://www.spiegel.de/international/world/football-leaks-fifa-anti-doping-foot-dragging-a-1240037-amp.html adresinden özetlenerek çevrilmiştir. 

Written by kesinofsayt

24 Kasım 2018 at 16:26

FOOTBALL LEAKS – DOPİNG; RAMOS, RONALDO, KONTROLLER

leave a comment »

football-leaks-doping

4 Haziran 2017 Pazar günü, Viyana’nın güneyindeki Avusturya’da bulunan Seibersdorf’taki doping laboratuvarına bir örnek geldi. 3324822 kod numarasını taşıyordu ve Galler’den gelmişti. Mühürlü şişenin içinde, Cardiff Millennium Stadium’da Juventus’la Şampiyonlar Ligi finalinde karşılaşan Real Madrid’li bir oyuncudan alınan 110 mililitre idrar vardı.

Yaklaşık bir ay sonra, 5 Temmuz’da Seibersdorf laboratuvarının başkan yardımcısı Cenevre Gölü kıyılarında UEFA olarak bilinen Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’nin genel merkezine bir rapor gönderdi. Avusturyalılar numuneyi analiz etmişler ve ağrıyı gidermeye ek olarak bir anti-enflamatuar etkiye sahip bir kortizon preparasyonu olan deksametazon izleri içerdiğini bulmuşlardı. Ayrıca konsantrasyonu arttırıyor ve öforik (enerji verici) bir etkiye sahip. Bu madde Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA) tarafından tutulan yarışmalarda yasaklı maddelerin bulunduğu listede yer almaktadır.

UEFA’nın sağlık ünitesinin, Cardiff’teki Şampiyonlar Ligi finalini takip eden 3324822 numaralı örnek için hangi oyuncunun imza attığını belirlemek zor değildi. Her şeyden önce, örnek kodlarla oyuncuları eşleştiren belgelere sahiplerdi.

Bu örnek, hem Real Madrid hem de İspanyol milli takımının kaptanı Sergio Ramos’a, bir kez Dünya Kupası’nı kazanmış olan, iki kez Avrupa şampiyonluğunu kazanan ve üç kez Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan bir oyuncuya aitti. O dünyanın en iyi futbolcularından birisiydi.

Deksametazon vakası daha önce kamuya açıklanmamış ve dosya UEFA’da kilitli dolaplarda kalmıştır. Davayla ilgili tüm anormalliklere rağmen ne oyuncuya ne de Real Madrid takımına karşı disiplin cezası verilmemiştir. Gerçekten de, UEFA’nın davanın olayı halının altına süpürmesi üst düzey Avrupa futbolunda anti-doping savaşına oldukça umutsuz bir ışık tutuyor.

Raporun Avusturya’dan gelmesinden iki gün sonra, UEFA’nın anti-doping biriminin bir üyesi, bir açıklama için Ramos ile temasa geçti. Oyuncu, 10 Temmuz’da UEFA çalışanına ilk adıyla hitap ederek dört satırlık kısa bir ifadeyle yanıt verdi. Yazdığına göre Real Madrid takım doktoru onu maçtan önceki gün tedavi etmişti. Tüm gerekli ek ayrıntılar doktorun hazırladığı “sağlık raporunda” yere almaktaydı. “Umarım bu, durumu tam olarak açıklığa kavuşturur” diye bitiriyordu Ramos yanıtını.

WADA deksametazon kullanımı için net kurallar koymuştur. Maç öncesinde tedavi amaçlı ilaç kullanımına izin verilir. Ancak böyle bir uygulamanın doping testi sırasında takım doktoru tarafından rapor edilmesi zorunludur. Doktorun bunu yapmayı ihmal etmesi ve bir sporcunun kanında deksametazon izleri bulunması ise doping şüphesi olarak kabul edilir. Bir sonraki zorunlu adım da doping soruşturmasının başlatılmasıdır.

Ramos’un kendini yüz yüze bulduğu problem buydu. Numune 3324822’ye ekli formda, son yedi gün içinde alınan ilaçların listelenmesi gereken alanda, deksametazondan hiçbir şekilde söz edilmemektedir.

Formda Real Madrid savunmacısının sadece eklem içi bir iğne aldığı belirtiliyordu: Celestone Chronodose. Omzuna 1.2 mililitre ve dizine de aynı dozda başka bir enjeksiyon yapılmıştı. Deksametazon gibi, Celestone Chronodose, daha iyi bilinen adıyla betametazon, bir glukokortikoiddir ve ayrıca bir anti-enflamatuar etkiye sahiptir. Ayrıca WADA yasaklı maddeler listesindedir.

UEFA raporunda Ramos’un ödül töreninin hemen ardından, 3 Haziran’da saat 22.38’te Cardiff’teki doping kontrol istasyonuna geldiği belirtiliyor. Kan örneği ve idrar örneğinin alınması iki saat sürüyor ve Ramos gece yarısından sonra 00: 26’da ayrılıyor. Aynı zamanda İspanyol ragbi takımının da doktoru olan Dr A. kendisine tüm bu işlem boyunca refakat ediyor. Ramos ile birlikte doping kontrol formunu imzalıyor.

Deksametazon bulgusunun ardından Dr. A. günah keçisi rolünü üstleniyor. Mesaj çok açıktır: Ramos masumdur işi batıran doktordur.

Ramos sol dizinde ve sol omzunda “kronik patolojiler”den dolayı acı çektiği için doktor, Şampiyonlar Ligi finalinden iki gün önce oyuncuya iki doz deksametazon vermiştir. Maçtan sonraki doping raporunda yanlış ilaçları yazmış olması kupa zaferinin sarhoşluğundan ve “doping kontrolünün gerçekleştiği özel koşullardan” kaynaklanmaktaydı.

Karışıklıkla aynı kriterlere tabi iki benzer maddeyi karıştırmakla insani bir hata yapmıştı. Dr A. “asla bir dopingle mücadele yönetmeliğini ihlal etmeyi amaçlamadığını” yazmaktadır.

Doktorun ifadesi UEFA’nın anti-doping biriminde makul bulunur. Sergio Ramos ve Real Madrid’e gönderilen cevaba göre organizasyon 1,2 mililitre deksametazonun iki intravenöz enjeksiyonunun, oyuncunun idrar örneğinde bulunan deksametazon konsantrasyonunun kaba eşdeğerini üreteceğini doğrulayan bir uzmana başvurmuştur. Oyuncu ve doktorun idari bir hata yaptığı “çok muhtemel”dir.

UEFA böylece davasını kapatır. “Gelecekte sizden ve ekibinizin doktorundan doping kontrol formunu doldururken ve ilaç beyanını tamamlarken daha ihtiyatlı olmalarını rica ediyoruz” denilir kulübe yollanan mektupta.

Soruşturma sonucuna göre UEFA kararın WADA kodlarına “uygun” olarak alındığını belirtir. Kararın Lozan’daki Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) taşınmasının yolu açıktı. Ne Ramos ne de takım doktoru ve Real Madrid karar hakkında yorum yapmadı.

Yine de Ramos deksametazon vakasında, sporcunun şöhreti ve takımın aurasının büyüklüğünün testlerin nasıl uygulandığı üzerinde etkisi olduğu görülebilmektedir.

Yine Real Madrid’i içeren bir uyuşturucu testi vakasına bakalım.

Cardiff’teki Şampiyonlar Ligi finalinden dört ay önce, 1 Şubat 2017’de, UEFA’dan iki doping kontrol memuru antranmanda on Real Madrid oyuncusu üzerinde habersiz testler yapmak için Madrid’e gitti. Ancak UEFA çalışanları denetimin kontrolünü kısmen kaybettiler. Bunu iki hafta sonra Real Madrid’e gönderilen bir raporda ana hatlarıyla belirttiler. Takımın genel direktörü José Ángel Sánchez’e ve Cristiano Ronaldo’ya birer mektup gönderildi.

Rapora göre, Ronaldo “test için her zaman seçildiğini” iddia etti. UEFA kontrolörleri iğneyi ikinci kez yerleştirdikten sonra süperstar bir kez daha “memnuniyetsizliğini gösterdi”. UEFA yetkilileri bu olayın “doping kontrol istasyonunda çok fazla gerilime neden olduğunu” yazdılar.

Durum giderek daha da tatsızlaştı. Ronaldo ve Alman milli takım oyuncusu Toni Kroos’tan kan alındıktan sonra, Real Madrid’in sağlık personeli aniden gelerek kalan sekiz oyuncuya iğneleri uyguluyor. UEFA denetçileri bunu “istisnai olarak” kabul ediyorlar, zira “doping kontrol istasyonundaki gerginlik çok yüksekti”.

Habersiz testler için net kurallar ve yöntemler vardır. Kulüpler doping kontrol memurlarının işlerini bağımsız olarak ve hiçbir müdahale olmadan yapabileceklerini garanti etmelidir. Ayrıca oyuncuların onlarla idrar örneği almak için tuvalete kimin eşlik edeceği ya da kanlarını kimin alacağı konularında söz hakları yoktur. Doping kontrol memurları gerekirse damar aramak için bir oyuncuya üç kez iğne takabilir. Ancak bir kulüp UEFA memurlarının çalışmalarını devralmak için kendi doktorlarını gönderdiğinde işler daha da kötüleşir.

Yaşananların ardından UEFA Real Madrid’den “geri bildirim” talep etti. Cevap netti. Genel Direktör Sánchez iki UEFA memurunu yetersizlikle suçladı. Testler sırasında durumun kontrolden çıkmasını bu elemanların “profesyonel yetenek, beceri veya uzmanlık” eksikliğine bağladı. Ronaldo’yu savunurken, “saygılı bir şekilde durumdan yakındı” dedi. Bunu sürekli test için seçildiğinden değil, anti doping memurunun damarı bulamayıp iğneyi tekrar batırmasından kaynaklandığını söyledi.

Real Madrid’i ve en iyi oyuncularından birinin itibarına zarar verebilecek bir başka dosya daha var. Bu sefer söz konusu dosya UEFA’nın elinde değil, İspanyol anti-doping ajansı AEPSAD’ın elinde. Ve yine odak Sergio Ramos.

Bu yıl Nisan 15’te bir Pazar gecesi Real Madrid deplasmanda FC Malaga’ya karşı bir lig maçı oynadı ve 2-1 kazandı. Son düdüğü takiben anti-doping yapan bir memur Ramos’a yaklaştı ve doping testine girmesini istedi. Daha sonra olanları 21 Eylül 2018’de Real Madrid’in tıbbi şefine gönderilen iki sayfalık bir mektupta İspanyol anti-doping ajansının Doping Kontrol Birimi başkanı açıklıyor.

Anti doping memurunun raporuna göre Ramos memura idrar örneğini vermeden önce duş alıp alamayacağını sordu. Takım arkadaşlarının onu beklediğini ve en kısa zamanda Madrid’e geri uçmak istediklerini söyledi. Memur raporunda Ramos’a bu izni vermediğini, zira Ramos’un ve kendisine refakat eden takım doktorunun “hoşnutsuzluklarını” dile getirdiklerini belirtti. Rapora göre her ikisi de maçlardan sonra duş alınmasına izin verildiğinde ısrar ettiler. Ama anti-doping subayı geri adım atmadığını ve Ramos’un test edilmeden önce duş almasına izin vermemekte ısrarcı olduğunu belirtti.

Ama Sergio Ramos memuru görmezden gelerek onun önünde duş aldı. Anti-doping memuru raporunda “tüm uyarılarıma rağmen” yazdı. Memurun ikazlarına rağmen buna uymamanın ciddi sonuçlara yol açabileceği uyarısına rağmen yaptığını belirtti. Sıkı prosedürlerin için iyi nedenleri vardır. Bunlar sporcuların idrar testinin sonuçlarını manipüle etmelerini önlemek için tasarlanmıştır.

Bu yüzden böyle açık düzenlemeler vardır. İspanya’da bir sporcunun idrar örneği vermeden önce duş alması veya banyo yapması ülkenin anti-doping yasalarının ihlali anlamına gelebilir. İspanya parlamentosu son yıllarda ülkenin doping yasasını güçlendirdi. Ramos’un suçlandığı transgresyon, paragraf 22.1.e altında bulunabilir. Şöyle demektedir: “Doping kontrol prosedürlerinin bir kısmına engel olunması.”

Muhtemel cezaları oldukça ağır. Bir kulüp 300.000 Euro’ya kadar para cezasına çarptırılabilir, puanı silinebilir, hatta alt lige gönderilebilir. Bir takım doktoru dört yıla kadar askıya alınabilir ve bir oyuncu dört yıllık spordan men edilebilir.

İspanyol anti-doping ajansının Sergio Ramos’a karşı yaptığı suçlamaların öğrenilmesinin ardından, ekibin baş hukuk danışmanı 30 Eylül 2018’de Real Madrid Genel Direktörü Sánchez’e gönderilen bir e-postada bu korku senaryosunu özetledi. Avukat, “Cezalar son derece sert” diye yazdı.

Eylül 2018’in sonlarında İspanyol anti-doping ajansından gelen mektubu aldıktan sonra Ramos’un suçlamalara cevap vermek için 10 günü vardı.

Hem o hem de Real Madrid, gazetecilik ağı EIC’in yoruma yönelik talebine cevap vermeyi reddettiler. İspanyol anti-doping ajansı, “mevcut davada soruşturma sonucunun, bir anti-doping ihlali oluşturan bir durumun var olduğuna karar verebilecek yeterli delili oluşmadığından” kapandığını belirtti.

İspanyol anti-doping ajansının Ramosla ilgili soruştumada resmi bildirimin neden beş aydan fazla sürdüğü ile ilgili olarak sorulan sorular yanıtsız kaldı.

http://www.spiegel.de/international/world/football-leaks-doping-tests-and-real-madrid-a-1240035.html adresinden özetlenerek çevrilmiştir. 

Bu yayının ardından Real Madrid kulübü resmi sitesinden bir açıklama yayınladı:

Der Spiegel’in kaptanımız Sergio Ramos ile ilgili olarak yayınladığı raporlarla ilgili olarak, kulüp aşağıdakileri ifade etmek istemektedir:

1. Sergio Ramos, anti-doping düzenlemelerini asla ihlal etmemiştir.

2. UEFA, Dünya Dopingle Mücadele Derneği (WADA) ve UEFA’nın kendi uzmanları tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, bu tür durumlarda alışılageldiği üzere, özel bilgi talebinde bulundu ve söz konusu olayı kapatmıştır.

3. Söz konusu yayın tarafından yayımlanan içeriğin geri kalanı açısından, raporların açıkça yetersiz kaldığı düşünüldüğünden kulüp herhangi bir yorumda bulunmayacaktır

Written by kesinofsayt

23 Kasım 2018 at 22:46

FOOTBALL LEAKS – SÖZLEŞMELERDE CİNSİYET AYRIMCILIĞI

leave a comment »

football-leaks-ws

2016 yazında, Alman milli takım oyuncusu İlkay Gündogan, Borussia Dortmund’dan Manchester City’ye transfer oldu. Gündogan, dünyaca ünlü antrenör Pep Guardiola’nın çok istediği, FC Bayern Münih’e antrenörlük yaptığı sırada almak istediği bir oyuncuydu. Diz sakatlığına rağmen Gündogan, İngiltere’ye taşındı ve Eylül 2016’da, Borussia Mönchengladbach’a karşı Şampiyonlar Ligi maçında geri dönüş yaptı. Ama sonra, Aralık ayında, Gündoğan, Pep ve Man City taraftarları için bir sonraki şok geldi: yırtık bir bağ.

Bağ yırtılması futboldaki en yaygın sakatlanmalardan birisi ve mutlaka temasa bağlı olması gerekmiyor. Yanlış bir hareket veya talihsiz bir burkulma bazen yeterli olabiliyor. İyileşmesi ise oldukça zaman alıyor.

Gündogan sekiz ay sonra yeniden yeşil sahalardaydı.

Sakatlığı esnasında da kulüpte kalacağını ve tam maaşını almaya devam edeceğini bilerek güvende idi. Sakatlıktan öndüğünde hala Manchester City’nin parçası olacaktı.

Ancak bu güvence herkesi kapsamıyor ve cinsiyet ayrımcılığına takılmakta. İngiltere’nin en üst kadınlar ligi olan Women’s Super League’de (WSL) bir oyuncuya mümkün olduğunca sakatlıktan kaçınmaları için tavsiye edilir. Çünkü İngiliz Futbol Birliği’nden gelen standart sözleşmelerde kadın sporcuların sakatlıkları erkek meslektaşlarından farklı değerlendiriliyor. Erkek Premier League oyuncularına kıyasla, kadın WSL oyuncuları ciddi olarak dezavantajlı durumdalar. Bu fark Der Spiegel tarafından elde edilen ve Avrupa Araştırmacı İşbirliği (EIC) gazetecilik ağı üyeleriyle birlikte incelenmiş olan Football Leaks’in belgeleriyle ortaya çıkıyor.

Sözleşmeler profesyonel futbolda kadın ve erkeklerin farklı muameleye tabii tutulduğunu ortaya koyuyor. Kadın futbolunun çok daha az para getirmesi ve oyuncuların her zaman erkek meslektaşlarının maaşlarının cüzi bir miktarını kazanabildikleri gerçeği doğal kabul ediliyordu. Diğer endüstrilerden farklı olarak bu sektörde neredeyse hiç kimse bu durumu eleştirmiyordu. Ancak kadınların yapısal olarak sözleşmelere bağlı eşitsizliklerle yüz yüze kalması da yeni ortaya çıktı.

Kadın futbolcuların standart sözleşmelerinde 38 ila 41. maddeler, “uzun süreli sakatlanmalarda fesih”i düzenliyor. Uzun süreli sakatlanma, bir oyuncunun bir sakatlanma veya hastalık nedeniyle ardı ardına üç ay boyunca oynayamayacağı veya antrenman yapamayacağı bir duruma işaret eder. Bir kadın oyuncunun böyle bir sakatlığı varsa kulüp sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir.

DD/ Football Leaks / Frauenfußball / Ausrisse

DD/ Football Leaks / Frauenfußball / Ausrisse

DD/ Football Leaks / Frauenfußball / Ausrisse

DD/ Football Leaks / Frauenfußball / Ausrisse

Gündogan ise aksine, sakatlanma durumunda işinden hiç endişe duymak zorunda kalmamakta. Zira her şeyden önce bir erkek takımında. Sözleşmesinin sona ermesinden 18 ay önce bir sebeple takımdan ayrı düşebilir. Yani kadın meslektaşlarına göre iyileşmek ve yeniden spora dönmek için altı kat daha fazla zamanı vardır.

İngiltere’deki bir kadın oyuncu yırtık bir bağ nedeniyle asla kovulmamış olsa da, mevcut sözleşmeler göz önüne alındığında teorik olarak bu mümkündür. Bu durum sorulduğunda Chelsea’de oynayan ve Norveç milli takımının kaptanı olan Maren Mjelde, “bence bunun sözleşmelerde olması korkunç ve mutlaka bunun kaldırması gerektiğini düşünüyorum” diyor. Chelsea’de uzun süreli bir sakatlanma sonucu işini kaybeden birisine şahit olmadığını söylüyor.

Ancak kadın oyuncuların mevcut kulüplerinle kalmasına izin verilse bile, eninde sonunda banka hesapları bu sakatlıktan etkilenecektir. Sözleşmelerdeki diğer pasajlar da kadınlar için erkeklerden daha kötüdür. WSL’nin standart sözleşmesinin 34-37. maddelerinde, oyuncuların “sakatlık veya hastalık tarihinden itibaren en fazla altı ay boyunca temel ücretlerini alacaklarını” belirtiyor. Bundan sonra sözleşmede geçerli maddelere göre sadece yasal hastalık ödemeleri alacaklarını söylüyor.

Diğer taraftan Premier Lig’deki oyuncular temel maaşlarını “ilk 18 ay boyunca” alırlar ve kalan sürede de yarısı ödenir.

Standart sözleşmelerden sorumlu olan İngiltere Futbol Birliği bu yapılandırmanın toplumsal cinsiyet ayrımcılığını oluşturup oluşturmadığı sorusuna cevap vermedi. Bir FA sözcüsü sözleşmelerin “kadın futbol piramidinin kendine has gereklerini” karşılamak üzere hazırlandığını söyledi. Sözcü birliğin 2019’da bir Kadın Futbol Danışmanlığı Grubu kuracağını ve sözleşmeleri düzenli olarak gözden geçireceğini söyledi.

 

Bu yazı http://www.spiegel.de/international/world/football-leaks-unfair-contracts-for-women-players-a-1240038.html adresindeki metinden çevrilmiştir.

Written by kesinofsayt

23 Kasım 2018 at 17:49

FootballLeaks, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

FOOTBALL LEAKS -ŞİKELİ MAÇ ÇETESİ

leave a comment »

football-leaks-sike

Football Leaks belgelerinde sadece transfer yolsuzlukları, offshore hesaplara aktarılarak vergiden kaçırılan paralar yok. Sporun kangreni olan bahis şikesi de belgelerde yer alıyor.

Eski bir Romen futbolcu olan Alin Stocia da bu konuda açıklamalar yapıyor.

2015 yılında eski arkadaşı, Yunanlı futbol ajanı Gavriil Papanastasatos’tan bir telefon geliyor Stocia’ya. Papanastasatos Stoica’nın telefon numarasını kendisini Igor adıyla tanıtan bir Ukraynalı’ya veriyor. Igor Stoica’dan Kıbrıs’ta oynanacak özel maçlar için Romanya’dan hakem ayarlamasını istiyor ve hakem başına 500 euro sözü veriyor. Stoica alt liglerden Alex-Daniel Tunaru ve Valentin George Erghelie adlı hakemleri ayarlıyor. 1000 eurosunu istediğinde Igor onu da hakemlerle Kıbrıs’a davet ediyor.

Igor Letonyalı futbolcu Kirils Grigorovs aracılığı ile 1000 euroyu veriyor. Ancak Letonyalı Stoica’ya Kıbrıs’ta kazanılacak daha çok para olduğunu, bir 500 euro daha isterse ertesi gün bir maçta yardımcı hakemlik yapabileceğini söylüyor.

Stoica “paraya çok ihtiyacım vardı. Babam Türkiye’de kanser tedavisi görüyordu ve bu 40.000 euroya mal oluyordu” diyor.

Karşılaşmayı tam hatırlamasa da “bir Rus ve bir Sırp takımının maçıydı sanırım” diyor Stoica, “hiç bir şey yanlış gitmedi ve paramı aldım”.

Letonyalı daha çok maç olduğunu ve dilerse kalabileceğini söylüyor. Hakem olmadığını söyleyerek itiraz eden Stoica’ya, “gerek de yok zaten. Sadece bazı pozisyonlarda ofsaytsa bayrağı kaldırmaman, ya da ofsayt değilken bayrağı çekmen gerekecek. Gözlerini kapatacaksın yani” diyor.

EIC’in araştırmasına göre Stoica yedisinde orta hakem olmak üzere ondört karşılaşma yönetiyor.

“Maçlardan önce Kirils ve bir Kıbrıslıdan ne yapmamız gerektiği hakkında talimat alıyorduk” diyor Stoica, “zaten anladığım kadarıyla takımlar da ayarlamanın farkındaydılar. Dolayısıyla bir sorun yaşamadık. Hatta bir maçta Sırp bir oyuncu ‘hey dostum, skor ne olacak? 0-0 mı?’ diye sormuştu gülerek”.

Stoica hakemlik yaptığı maçlardan 5000 euro kazandığını söylüyor. Babasıyla parayı bu şekilde kazandığı için problem yaşadığını da aktarıyor.

2016 başından beridir Romanya, Portekiz ve Letonya’dan en az sekiz kişi Kıbrıs’ta özel maçlar organizasyonunda görev alıyor. Bu maçlar Kıbrıs’ta yerleşik Androsports adlı bir şirket tarafından organize ediliyor.

EIC bu çete tarafından 2016, 2017 ve 2018 kış aylarında organize edilmiş en az 32 karşılaşma tesbit etti. Bu sezon dışı dönemlerde Rusya’dan onbeş, Polonya ve Kıbrıs’tan üçer, Sırbistan ve Çekya’dan ikişer, İsviçre, Belarus, Slovakya, Moldova, Romanya, Ukrayna, Bulgaristan, Letonya ve Macaristan’dan birer takım buraya geldi.

Androsports’un Eric Mao ile bağlantısı olduğundan kuvvetle şüpheleniliyor. Mao 36 yaşında Çinli bir FIFA temsilcisi ve kulüp yatırımcısı. Kıbrıs’taki maçlarda “hakemlik” yapan futbolcuların çoğu onun bağlantılı olduğu kulüplerde oynamışlar. Dört yıldır Anping adlı şirketi üzerinden Avrupa’da alt liglerden küçük kulüplere yatırım yapıyor. Yakın çevresinde birçok kişi İrlanda, Letonya, Çekya ve Romanya’daki maç ayarlama skandallarına karışmış isimler. Mao bir Singapur şikeli maç ayarlama örgütünün lideri ve organizatörü olarak görülüyor.

Bu operasyonun ardında kimler var?

Sahte hakem ayarlayanlardan birisi Yunanlı Gavriil Papanastasatos. 1970 doğumlu Papanastasatos Kıbrıs ve Yunan liglerinde icraat gösteriyor. Peru, Kosta Rika, Azerbaycan ve Guatemala liglerinden oyuncu getiriyor. Aynı zamanda Letonya’dan Jurmala, Çekya’dan Vitkoviçe’nin yatırımcılarından. Anping ve Eric Mao’ya yakın bir kişi ve iş ortağı. ICSS (International Center for Sports Security) 2014 yılında Mao’nun şirketi Anping ve Papanastasatos’un şirketi Football Planet Association tarafından organize edilen HJK Helsinki – Jurmala karşılaşmasını şikeli maç olarak işaretlemişti.

Papanastasatos Alin Stoica 2016’da Eric Mao’nun Anping’ine ait Academia Clinceni’ye transfer olurken onun menajeriydi. Takımla kısa süreli birlikteliğinde Stoica takım oyuncularını yine Anping’e ait Lisbon kulübü Atletico Clube de Portugal’e imza atmaya teşvik ediyordu. Stoica bunu kendisinden Papanastasatos’un istediğini söylüyordu.

Androsports Kıbrıs’ta seyahat, lojistik, konaklama, çeviri hizmetleri veriyor. Paralimni merkezli şirket bu sene Danimarka U19, Litvanya U21, Ural Ekaterinburg, Wisla Plock, Ruch Churzow gibi takımlara antrenman sahası hizmeti sundu.

Eric Mao ve arkadaşı Bruce Ji Slovak ekibi Nitra ve Çek ekibi Karvina’ya Androsports üzerinden maskelenmiş sponsorluklarla ücretsiz sezon kampları öneriyorlar. Kulüpleri ele geçirmenin ilk adımı bu ücretsiz kamplar. Elbette sadece Kıbrıs’ta…

EIC’in incelediği Androsports ve Nitra arasındaki kontratta 26 kişilik kafilenin 14 odada 10 gece için ödeyeceği rakam sıfır! Ancak anlaşmaya göre Androsports dört hazırlık maçı organize ediyor. Bu karşılaşmalardan ikisi Polonya ekipleri Slask Wroclaw ve Wisla Plock. Slask – Nitra maçı kulüp direktörünün istememesi nedeniyle kulüp televizyonundan yayınlanmıyor. Hakemler Polonya ekibi lehine iki penaltı veriyor ve maç 3-2 Slask lehine bitiyor.

Androsports’un müdürü Pantelis Andronikou Kıbrıs ikinci lig kulüplerinden Karmiotissa’nın eski başkan yardımcısı. Kulüp 2017 yılında şikeden ceza almış.

EIC 2016 yılına ait bir mektupta Kıbrıs Futbolcular Derneği başkanı Sypros Neophytides’in Aris Limassol ve Karmiotissa’nın Slovenya’daki antrenman kamplarını FIFA’ya ihbar ettiğini buluyor. Kamp 18-28 Temmuz 2016 tarihleri arasında Slovenya Maribor’da Kıbrıs ve Rus takımlarının katılımıyla gerçekleşiyor. Neophytides bunu ilginç buluyor, zira bu kulüplerin böyle bir seyahati karşılayabilecek bütçeleri bulunmuyor. Ayrıca Aris Limassol’lü bazı oyuncuların şikeye karıştıklarını söylediklerini aktarıyor.

BAZI KARŞILAŞMALAR:

26 Ocak 2016

Kuban (Rusya) – Enisey (Rusya) 0-1 (0-0)

Hakemler: Alex Tunaru, Kirils Grigorovs, Alin Stoica

Özet: 68. dakikada Tunaru penaltı veriyor. Oyuncu kaçırıyor. 89’daki ikinci penaltı gol oluyor.

31 Ocak 2016

Ural (Rusya) – Rad Belgrade (Sırbistan) 1-0 (0-0)

Hakemler: Alex Tunaru, Alin Stoica, Kirils Grigorovs

Özet: İlk devrede Ural futbolcusunun kendi kalesine attığı gol Kirils Grigorovs tarafından ofsayt diye iptal ediliyor. İkinci devrede Tunaru Ural lehine penaltı çalıyor.

5 Şubat 2016

Spartak-2 (Rusya) – Tosno (Rusya) 1-3 (0-1)

Hakemler: Alex Tunaru, Silviu Posteucă, Alin Stoica

Özet: Tunaru iki penaltı veriyor. Stoica bayrağı ile Spartak’a penaltı verdiriyor. Spartak’ın internet sitesinde hakemin adı Carlos Motto olarak geçiyor. Bu uygulamaya sahte hakemlerin kimliğini gizlemek için zaman zaman başvuruluyor.

8 Şubat 2016

Sheriff Tiraspol (Moldova) – Kuban (Rusya) 2-1 (1-1)

Hakemler: Alex Tunaru, Alin Stoica, Valentin George Erghelie

Özet: Sheriff’in ilk golünde kaleci saçma bir hata yapıyor. Erghelie Sheriff’in bir golünü iptal ediyor. Tunaru Kuban lehine iki penaltı çalıyor, ki ikincisi ceza sahası dışındaki bir elle oynama ve Kuban oyuncusu dışarı atıyor, Sheriff golünde Tunaru Erghelie’nin ofsayt bayrağını görmezden geliyor.

 

https://theblacksea.eu/stories/football-leaks/cypriot-deception/  adresindeki yazıdan özetlenerek çevrilmiştir.

Written by kesinofsayt

23 Kasım 2018 at 13:10

FootballLeaks, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

OLD SANTİ – HOŞ GELDİN GUDURİÇ

leave a comment »

oldsantiDeplasman serisindeki üçüncü maç. Her şehir, her salon farklı bir atmosfer. Maç öncesi Menora Mivtachim Arena’da tüm seyirciler milli marşlarını söyleyerek iyice havaya girdiler. Atmosfer geçtiğimiz yıllardaki gibi yukarıda. Yine bizim maçı beklemişler sanki. Onlarda bıyık bırakmış Michael Roll, bizde ise Sinan Güler sakatlıkları dolayısıyla oynamayacak. Yunanlı Şampiyon Koç Sfairopoulos çok beğendiğim bir koç. Ancak takımın başına daha yeni geldiği için setlerini oturtacağı yeterli zamanı olmadı. Kaos basketbolu, ikili oyunlar ve baskıyla maçı kazanmaktan başka çaresi yok.

İspanyol hakem, bu sezon Khimki maçından sonra ikinci maçımızı yönetecek. Bunu avantaj olarak görüyorum, zira maçımızı yönetmiş hakemlerin bize daha fazla saygısı oluyor.

Her maç farklı bir beşten oluşan “İlk Beşimiz” bu maç başlangıcında, Sloukas, Melih, Guduric, Melli ve Ahmet şeklinde. Ahmet ile Tarık Black’in çıktığı Jump Ball’u Black çok rahat çeldi ama topu Melih yakalayınca ilk hücum sırası bize geldi. Melli, faul çizgisinden sırtı potaya dönük Ahmet’e topu indirdi, ancak Ahmet, belki de Black’ten daha yeni mesajı aldığı için pozisyonu sayıyla bitiremedi. Dönüşünde boş atışlar yapmalarına karşın, aldıkları hücum ribauntları sonucu ilk sayılarını Caloiaro ile buldular. Oyun kalitesi anlamında maçın daha başında ağır bastığımız belli, ama seyirci baskısından stres yapmış vaziyetteyiz. Önce Guduric saçma atışını sayıya çeviremedi ardından Melih’in kaçırdığı üçlüğü ile kilidi açamadık. İlk üç dakikayı 2-0 önde geçtiler. Bizim savunmamız da üst düzeydeydi. Neticesinde, Wilbekin sekiz metre gerisinden üçlük atmak zorunda kaldı. Sayısız geçen ataklar sonrası sol çaprazdan Melli’nin orta mesafe şutu ile 2-2’yi yakaladık. Ancak, seyirci sanki sahada ve bu maçı ölüm kalım maçı olarak görüyor. Yarattıkları stres sonucu oyuncularımıza top kayıpları yaptırdılar ve skorda 6-2 geri düştük. Bizi yenmek için sert savunma yapmak zorunda olduklarını düşünüyorlar. Ama buna çok alışık olmadıkları için faul sayıları artmaya başladı. Wilbekin ikiledi. Baskı korkunç düzeydeydi. Böyle ne kadar devam edebilirler, hakemler ne kadar müsaade eder diye düşünüyordum. 8-2 olunca Koç molayı aldı. Mola sonrası Melli, Black’ten bloğu yedi ama hücum ribauntunu alarak dışarı çıkan Sloukas ile üçlüğü bulduk. Dönüşünde oyuna giren Vessely de Black’e bloğu çaktı. Vessely, sonrasında da Kaptan’a ikili oyunla sayıyı yaptırdı.10-7. Lauvergne de oyuna girince pota altında iyice güçlendik. Tam vites arttıracağız derken Guduric’ten saçma sapan bir boş atış daha geldi. Kaptırdığı topla saç baş yoldurdu. Top kayıpları neredeyse daha ilk çeyrekte dördü bulmuştu. Kalinic oyuna girdi. Ama bu seferde Sloukas topu kaybedince skoru 16-9’a kadar getirdiler. Neyse ki Uzunlar ve Kalinic ile savunma iyice oturdu. Melih ile set oyunu sonrası turnikeyi bulunca çeyrek skorunu 16-13’e getirdik.

İkinci çeyreğe Dixon ile başladık. Hücumda sıkıştık ama Melih faulü aldırtmayı başardı. Kenardan pota altında Lauvergne’i bulduk ama başına üç Maccabi’li geldi. Bir sağa döndü, bir sola,sonra bir daha sağa ama topu çıkaramadı. Dönüşündeki hücumda top tam çıktı derken Tyus şanslı bir şekilde pota arkasından verdiği pasla genç yıldız adayı Zoosman’a sayıyı yaptırdı. 18-13. Obra fırçayı kaydı. Kalinic üçlüğü kaçırdı. Ama karşı ataklarında Lauvergne de Zoosman’ın sol turnikesini başına geçirdi. Mücadelemiz üst düzeyde ama geçiş hücumlarında organize olamıyorduk. Kalinic tamamlayamadı bu kez turnikeyi. Sonunda Lauvergne genç oyuncu Avdija’nın önünden smacı yaparak sayıyı yaptı. Bu sefer de dönüşünde uyuduk ve Avdija’dan turnike basketi yedik. Baskı rakibin faul sayılarını arttırıyordu. Daha üç dakikada faul haklarını doldurdular. Vessely çizgide otomatiğe başladı. Dixon, Lauvergne’e bir turnike basket daha attırınca fark da bir sayıya indi. Yunan Koç mola aldı. 20-19. Bu maçı alacağımızı hissetmeye başladık. Mola sonrası topu beş saniyede çıkaramadılar ve sonunda Datome ile öne geçtik. 20-22. Wilbekin’in üçlüğüne Dixon ile karşılık verdik. Datome ilk faulümüzü akıllı bir şekilde pota altında Black’e yaptığında çeyrek sonuna dört dakika kalmıştı. Kenardan topu çıkardılar. Hazırlanan oyunda Johny O’Bryant, Vessely’nin uçarak gelmesine ve zıplayarak el göstermesine karşın üçlüğü bulunca seyirci çıldırdı. Obra da molayı aldı. İnşallah kimse ölmez.

Mola sonrası Datome ile üçlüğü bulduk. Wilbekin cevap verdi. Yine Wilbekin bir sonraki hücumda şuta kalkıp havada fikir değiştirerek pota altından sayıyı yaptırdı. Hızlı hücuma çıkmak istedik ama Guduric her zamanki gibi inanılmaz saçma bir turnikeyle herkese saç baş yoldurdu. Dışarı çıktı. Ama “karşı takım bizim sikletimizde değil bir an evvel sayıyı yapmalıyız” diyen basketbolcularımızın saçmalıkları bitmedi. Bu sefer Vessely kendisini bir numara zannedince top kaybı yaptı. Fark sekiz sayıya çıkınca Obra’nın efsane molası geldi. 38-30. Koç, “ All the life, all the life” diye molada fırçayı basınca sadece oyuncular, yedekler, teknik kadro, spikerler değil herkesin ağzı açık kaldı. Ben bile ağlayacaktım. Mola sonrası toparladık. Vessely’nin faulden bulduğu sayılar ve Kalinic’in orta mesafe şutu ile farkı kapattık. Son sözü Sloukas ile söyledik. Devre skoru kabul edilebilir bir yere geldi. 40-36.

İkinci yarıda kurduğumuz güzelim seti Datome basel line’dan bitiremeyince, Caloiaro ile üçlüğü buldular. Ama Dixon’ın kendine has sitiliyle hemen cevap verdik. 44-39. Bu sayılar Dixon’un Euroleague’de attığı 1000. Sayılardı. Hücumda, savunmada takımı ayağa kaldırmaya çalışıyordu. Sloukas pota altında Black’e faulü yapınca seyirci yine ayağa kalktı. Ama akabinde Lauvergne güzel ayak hareketleri ile Black’in ismini “Purple” diye değiştirdi. 45-41. Lauvergne baş role geçti. Tam işler yoluna giriyor derken savunmada uyuyunca bu defa DeAndre Kane smacı vurdu. Fark yediye çıktı. Ama sonra iyi reaksiyon verdik. Sloukas ve Dixon’ın basketleriyle maçı 45-45’e getirmeyi başardık. Güzel dakikalar başladı. Sloukas sportmenliği aldırdı. Vessely alley oop yaptı. Bir anda öne geçtik. 47-49. Ama rahatlamak yok. Hemen üçlüğü buldular. Spikerin haberi yok. Yorumcuya yaptığı kahvaltıyı anlatarak beni gıcık ediyor. Neyse ki Sloukas göz yaşı damlasını attı. Vessely bir alley oop daha yaptı. Mola geldi.50-53. Mola sonrası Melli saçma bir şekilde üçledi. Hala tam olmadı. Allahtan atamadılar faulleri yoksa momentum dönebilirdi. Dixon ve Sloukas savunmadaki gayretleriyle De Andre Kane’e faulü birlikte aldırdılar. Faulden skoru 52-55 yaptık. Son topu Dixon doğru kullanamadı ve süre biterken Sloukas’a bombayı bıraktı. Haliyle skor bulamadık. Üçüncü çeyrek skoru 53-55.

Son çeyreğe rakip faul sayısı problemleriyle başladı. Bir de hücum faulü yaptılar. Fauller ile bizi durdurmaya çalışıyorlardı. İşte bu faullerden biri O’Bryant Vessely’ye bloğu yapınca çalındı. Bloğun temiz olduğunu düşünen seyirci delirdi. Vessely’ye Nocioni muamelesi yapmaya kalktılar. Ama Vessely çizgide hata yapmadı. Onlar da yürekli bir şekilde mücadele ediyorlardı. Tyus ile alley oop yaparak geri geldiler. 57-57. Seyircinin tezahüratları ile gaza gelen Vessely Kalina’nın topunu çeldi ama gereksiz zorladı. Vessely işi şahsi hale getirmemeli. Yunan Koç kaos basketbolu ile skoru başabaş buralara kadar getirdi. Ama işte o an Guduric şov başladı. Önce sol dipten Kane’e bir fake attı sonra da üçlüğü attı. Yunan Koç fark açılır gibi olunca teknik faul alarak seyirciyi oyunda tutmak istedi. 57-61. Ama bir işe yaramadı çünkü Guduric durmadı. İlk basketinin hemen ardından Melli’nin asisti ile sol çaprazdan bir üçlük daha attı. 59-64. Hemen ardından bir de ikilik geldi. 62-66. Artık karşılık veremediler. Guduric’in içine Bogdan kaçınca sol dipten bir üçlük daha attı. 62-69. Herkes şoka girdi. Ambale olan Black topu Melli’ye kaptırdı. Ama Dixon öldüremedi. Faulden bir sayı aldılar. Alev alan Guduric, bu seferde set oyununda sağ taraftan topu sol eline çekti ve Black’in önünden sol turnikeyi attı. Maçta bir çok güzel hareket vardı ama bence bu maçın hakkı Obra’nın mola şovu dışında bu basketti. Guduric bu çeyrek transa geçmiş gibi sanki. 63-71. Seyirci de arenada sakinleşen boğa gibiydi artık. Molayı aldı Yunan Koç. Moladan çok iyi geldiler. Wilbekin ile buldukları üçlükle yine ümitlendiler. Biz durduk. Onlar attıkları sayılar ile yine bizi yakaladılar. Maçın bitimine 1.15 kala son fırça molasını aldık.70-73. Savunmalar iyice sertleşti. Onlar da mola aldı. Faulden sayıyı bulduk. Fark iki atağa çıktı. Amerikan futbolu değişiklikleri başladı. Maçı kilitledik ve kazandık. 70-74.

Harikasınız çocuklar. Harikasını Patron.

Maccabi’nin koç transferi orta vadede çok faydalı olacak. Ancak basketbolda uzun süreli birliktelikler transferler kadar önemli. Eskiden gıpta ile baktığımız ve önemli oyuncularını kaybeden Yunan takımları koç ve oyuncu birlikteliğini sağladıkları için bir ekol oluşturmuşlardı. Şimdi biz o seviyedeyiz. Hatta daha yukarıda. Bu sezon her zamankinden daha ümitliyim.

Written by kesinofsayt

23 Kasım 2018 at 09:34

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

OLD SANTİ – BİR MACCABI HİKAYESİ

leave a comment »

oldsantiMaccabi Tel Aviv deyince Fenerbahçe’li basketbolseverlerin aklına bir çok şey gelebilir, ama herhalde bunların en başında 2014-2015 sezonundaki Final Four öncesi Maccabi ile oynanan play off maçları gelir. Obradovic liderliğindeki Fenerbahçe, tecrübeli Maccabi karşısında ikisi deplasman üç maçı da kazanarak yıllarca hedeflenip ulaşılamayan Final Four’a kaldığında tüm taraftarlar bayram yapmıştı.

Halbuki, Maccabi, daha bir sene önce Final Four finalini kazanarak Euroleague Şampiyonu olmuştu. Koçları David Blatt ve üç skorer ama kel Amerikalı, Tyrese Rice, beğenmeyip gönderdiğimiz Devin Smith ve sonradan bize gelecek olan Ricky Hickman ile uzatma sonunda yıldızlar topluluğu Real Madrid karşısında zafere ulaşmışlardı. Gerçekten büyük bir zaferdi, zira Real Madrid, Fernandez, Rodriguez, Mirotic, Llull ve Bourousis ile tam bir yıldızlar topluluğuydu ve sezon içinde Maccabi’yi iki kez yenmişti. Maccabi, mütevazi kadrosu ile sezon başında hiç favori gösterilmiyordu. Ancak, finallerin gediklisi Tel Aviv takımı on ikinci final four mücadelesinde altıncı şampiyonluğunu da kazanmayı bildi. Elbette, bu başarının ardında yılların birikimi sonucu oluşan, kazanma alışkanlığı ve bir ekol vardı.

İsrail takımları, ülkelerinin Asya ve Afrika kıtasının kesiştiği bir Asya Ülkesi olmasına karşın, Batılılar tarafından medeniyetlerinin bir parçası olarak görülmesi nedeniyle 1958 yılından beri Avrupa kupalarında yer alıyor. Ancak, Maccabi’nin Avrupa çapında tanınmasının en önemli hikayesi Soğuk Savaş’ın sıcak şekilde sürdüğü 1970’li yıllara dayanıyor. Soğuk Savaş döneminde Orta Doğu, şimdi olduğu gibi ABD ile Sovyetlerin başlıca oyun alanıydı. ABD haliyle İsrail, Sovyetler de Arap Ülkelerini destekliyordu. Sovyetler, o dönem İsrail ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmiş durumdaydı. Buna rağmen, Avrupa Kupasında efsane koç Ralph Klein liderliğinde yarı finale kadar gelen Maccabi, Avrupa basketbolunu domine eden CSKA Moskova ile 1977 yılında eşleşti. CSKA Moskova takımı politik durumdan dolayı İsrail’e gitmeyi reddetti. Maç, arabulucuların bulduğu formülle Belçika’da oynandı ve Maccabi, CSKA’ya karşı büyük bir zafer kazandı. Zafer, İsrail kamuoyunda, dolayısıyla dünya kamuoyunda hayli sansasyon yarattı. Maccabi, finalde de dönemin en önemli takımlarından Meneghin’li Mobilgirgi Varese’yi yenerek ilk Euroleague şampiyonluğunu elde etti. İsrail’liler bu başarıyı bir destan haline getirdi.

Bu başarının anlatıldığı 2011 yapımı bir filmi siz basketbolseverlere de taviye ederim. Filmin adı “Play Off”. Film, Koç Ralph Klein’ın Almanya’dan İsrail’e gelerek Maccabi’nin başına nasıl geçtiğini, İsrail’de yaşadığı zorlukları aşık olduğu Türk kadın Deniz ile birlikte nasıl aştıklarını ve Avrupa Şampiyonluğuna gidilen yolu belgesel tadında aktarıyor. Şampiyon takımda oynayan Miki Berkovich, Yunan Gallis ile birlikte o dönem en beğendiğim skorer guardlardandı.

Bu zaferin ardından basketbol İsrail’in en sevilen spor dalı oldu. Maccabi Tel Aviv’de İsrail takımlarının Amiral Gemisi oldu. Tam 52 Lig şampiyonluğu bulunan Maccabi,sonraki dönemlerde Anthony Parker, Sarunas Jasikevicus, Derrick Sharp gibi sayısız efsane basketbolcunun evi oldu.

1990’ların Maccabi’li yıldızı Henefeld’in bende ayrı bir yeri vardır. ABD’de yüksek lisans yaptığım 1990’lı yıllarda Big East şampiyonu olan ve çıplak gözle izlediğim UCON takımının başarılı pivotunun NBA yapmasını beklerken, Avrupa’ya gelmesi benim için sürpriz olmuştu. Henefeld, 12 sene Maccabi’de oynadı ve dört defa Euroleague Final Four oynadı. Bir kere kazandı.

Bu başarılarına karşın 2014 yılından beri Final Four’a kalamayarak bir miktar geride kalan Sarı Mavililer hemen her sene eski günlerine dönmek telaşındalar. Bu sene de kadrolarına yakından tanıdığımız Wilbekin ve NBA patentli önemli pivot Tarık Black’i transfer ettiler. Fenerbahçe’nin eski koçu Spahija ile başladıkları sezonda , Euroleague’de sadece bir galibiyette kalınca geçtiğimiz hafta Efes maçı öncesi hocanın görevine son verdiler. Takımın başına Olympiakos ile şampiyonluk yaşamış Yunan Koç Sfairopoulas’u getirdiler. Koç, bilindiği gibi İstanbul’da şampiyon olduğumuz Final four finalinde sirkülase ettiğimiz Olympiakos’un başındaydı. Hem Maccabi’nin hem de Sfairopulas’ın intikam duygularıyla çıkacağı maçta Fenerbahçe’nin son iki deplasman maçındaki görüntüsüyle başarılı olacağını düşünüyoruz. Yine de önceki iki senedir kaybettiğimiz ve 11.000 ateşli taraftarın yer alacağı Menora Mivtachim Arena’da (Eski adıyla Nokia Arena) işimizin kolay olmayacağı kesin.

Written by kesinofsayt

22 Kasım 2018 at 12:59

basketbol, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,