FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Kasım 10th, 2018

KONUK YAZAR: OLD SANTİ – DEPLASMAN SERİSİNE MORALLİ BAŞLANGIÇ

leave a comment »

oldsantiAslında çok zorlu bir deplasman olmasına karşın Euroleague’in Zalgiris Kaunas ile beraber en sempatik takımlarının başında geliyor Kirolbet Saski Baskonia. Belki de, futbol kulüplerinin, “El Turco” lakabıyla anılan ve maçlarında Türk bayrakları sallanan, Deportivo La Coruna olması dolayısıyla bana öyle geliyor.

Baskonia, 1959 yılında, Deportiva La Coruna’nın basketbol branşı olarak kurulmuş çok köklü bir basketbol kulübü. Defalarca sponsor değiştirmesi dolayısıyla adını da değiştirmiş olan Bask bölgesi temsilcisini Caja Laboral ve Tau Ceramica gibi isimleriyle hatırlıyoruz. İlk kazandıkları kupa olan İspanya Kral Kupasını 1995 yılında şu anki Real Madrid Koçu Pablo Laso ve Perosovic’in basketbol oynadıkları takımları ile kazanan Baskonia, bir sene sonra da Saporta kupasını kazananarak Avrupa arenasındaki ilk önemli başarılarını elde etti. Euroleague kurulduğundan beri sahip olduğu A lisansı ile her zaman bu kupanın favorileri arasında yer aldı. Şampiyon olamamasına karşın ikibinli yıllarda Euroleague’de tam beş defa Final Four oynadı. 2001 yılında efsane basketbolcu Stombergas’ın da oynadığı takımla finalde Kinder Bologna’ya yenilerek ikinci oldu. Birçok Fenerbahçe taraftarının hayran olduğu Splitter, Tomasevic, Scola ve hatta Kalinic’e çok benzettiğim süperman Pit Mickeal gibi bir çok yıldız hep bu takımda yıldızlaştılar. Fenerbahçeli sporseverlerin çok sevdiği Nocioni’nin yıldızlaştığı takımın da Baskonia olduğunu hatırlatalım.

Kadınlı erkekli hiç susmayan gürültülü taraftarı, özellikle şişman cırtlak kadın, maçlarını oynadıkları 15.500 kişilik dev Fernando Buesa Arena’da rakiplerinin korkulu rüyası. Taraftarlar, “Not in my home” yani bizi evimizde yenemezsiniz iddiasındalar. Bu sene Final Four organizasyonuna ev sahipliği yapacakları için daha bir iddialılar.

İddiasına karşın önemli skorerleri Beaubois ve Timma’yı kaybeden Bask temsilcisi, Euroleague’in en önemli dört numaralarından Shengelia liderliğinde tempolu basketbol oynamayı ve baskılı savunma yapmayı seviyor. Avrupa’nın en iyi uzun rotasyonuna sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Ancak, en iyi ribauntçular burada. Euroleague ortalamaları maç başına 36 ribaunt ve 4 blok.

Baskonia’lıların bizi en çok hatırladıkları maç, 2015-2016 yılında Final Four yarı finalinde meşhur Bourousis’li kadroya karşı 88-77 ile kazandığımız zafer ve final yollarını kesmemiz. O hışımla ertesi sene evlerinde normal sezonda oynadığımız maçta bizi 86-52 gibi farklı bir skorla sürklase ettiler. Ama o sene de biz şampiyon olduk. Dolayısıyla, bizi çok iyi hatırlar ve severler.

Dün geceki maç, neredeyse bir Final Four maçı tanıtımıyla müthiş bir atmosferde başladı. Yeni transfer Green ile birlikte Dixon, Datome, Melli ve Lauvergne gibi çok dengeli bir beşle maça çıktık. Savunmalar daha maçın başında oldukça sertti. Buna karşın Lauvergne maça hemen ağırlığını koydu. Önce nefis bir post up hareketi ile basket faulü aldı. Ardından bir de blok yaptı. Thompson sonrası Mercedes sahibi olduk anlaşılan. Bence Lauvergne de efsane isimler arasına girecek. Hiç şüphe yok.

Dixon ve henüz hazır olmayan Green’in boş şutları sonrası ribaunt, blok ve sayıları ile Senegal asıllı, Fransız isimli,İspanyol pivot Diop sahneye çıktı. Poirier, Voigtman, Shengelia ve Diop ile aynı hücumda üç dört defa hücum ribaundu almaya başladılar. Baskı altında attığımız şutlarda şanssızlıklar yaşamaya başladık. Datome’nin, Melli’nin üçlükleri potanın içinden çıktı. Çekişmeli geçen çeyreğin sonunda ise Melli, attığı üçlükle neredeyse çeyreğin skorunu belirliyordu ki, Mendoza, orta sahadan attığı üçlükle birinci çeyreği Baskonia’nın lehine 20-18 tamamlandı. Seyirci bu basket ile tamamen havaya girdi. İlk çeyrek sonunda Baskonia’nın aldığı ribaunt sayısı 10’a ulaşmıştı.

İkinci çeyreğe Kalina ve Guduric ile başladık. Daha doğrusu Guduric’in top kaybı ile başladık. Pota altındaki savaş hemen başladı. Rakip, en basit pozisyonda bile faul yapmaktan ve mesaj vermekten kaçınmıyordu. Çeyrek başında tepe ikili oyunlar ile sayılar buldular. Coşarak tempoyu yukarı çıkarmak istiyorlardı. Guduric baskı karşısında bir top kaybı daha yaptı. Allahtan sert savunma nedeniyle ikramlar karşılıklı oluyordu. Bu dönemde Ahmet de savaşa dahil oldu. Ancak, topu aşağı indirme hastalığı nüksedince bol bol top kaybı yaşattı. Çeyrek ortasına geldiğimizde hala sayımız yoktu ve skor 23-18’e takıldı. Neyse ki iyi günündeki Datome sahne aldı ve üçlüğü buldu. Kendisini Diop da farketti. Diop, Datome smaca gitmek üzereyken ona spektekular bir blok yaptı. Bu rüzgarla fark bir anda beşe çıktı. Akabinde, gecenin yıldızı Kalinic devlerin arasından aldığı ribaunt ile Sloukas’a bir geçiş oyunu sağlayarak şova başladı. Sloukas’ın üçlüğü ile öne geçtik. Onlarda Diop’un pota altı sayıları ile karşılık verdiler. Ama, sayı sonrası Diop saygıda kusur edince teknik faulü aldı. Üçledi. Tam rahatladık derken Vessely de karşılık verdi. O da faullerde üçledi. Çeyrek sonunda sakatlıktan yeni çıkan Granger kısalarımızı çok rahatsız etmeye başladı. Sloukas da üçledi. Çeyrek sonunda bayağı bir faul problemine girdik. İlk yarı skoru savunmalar nedeniyle kadın basketbolü seviyesinde kaldı.33-33.

İkinci yarının ilk çeyreğinde Obra’nın menüsünde bu sefer Melih vardı. Bu çeyrekte de Ahmet’in pota altı sıkıntıları devam etti ve top kayıpları sonucu bir anda rakip 38-33 öne fırladı. Ancak, önce Sloukas’ın üçlüğü, sonra da Lauvergne’in Pourier üstünden “Big Game James”-James Worthy smacıyla beraberliği yakaladık. Karşılıklı top kayıpları, yerlere atlamalar, müthiş bir mücadeleye sahne olan maçta rakip faul atışlarından buldukları sayılarla öne geçer gibi oluyordu. Her seferinde bir cevabımız vardı ama. Bu sefer de Lauvergne base line’dan üçlükle onlara karşılık verdi. Pota altındaki savaş sonunda her iki taraf da yıpranıyordu. Kaptan, sebep olduğu teknik faul sonrası attığı müthiş üçlükle yine beraberliği sağladı. Öne geçmek için istediğimiz pozisyonları bulmamıza karşın ardarda boş üçlükleri atamadık. Dixon’ın oyuna girmesiyle saha içi yerleşimimiz düzelmeye başladı ama son çeyreğe de yedi sayı geride girdik. 55-48.

Son çeyreğe yine Dixon direksiyonda başladı. Biri Datome biri de Kalinic’den iki üçlüğün asistini yaptı. Skoru yakaladık. 59-58. Bu dakikada Granger şanssız bir şekilde ayağını burkarak kenara gelince içimiz acıdı. Ama yılmadılar. Datome sportmenlik dışı faulü aldı. Seyirci baskısıyla 63-58 geriye düştük yine. Seyirci herhalde takımına “Vur, Kır Parçala , Bu Maçı Kazan” diye bağırıyordu.

İşte bu dakikada Datome hücum süresi biterken Kalinic’e pası verdi. Kalinic, topu şutumsu bir şekilde potaya göndererek sayıyı aldı. İşte bu maçın kırılma anlarından biriydi. Moraller fora oldu. Pedro Martinez tekniği aldı ve beraberliği yine yakaladık. Datome dönerek yaptığı marka atışlarından iki defa sayıyla döndü. Özellikle faul atışlarından buldukları sayılar ile geri döndüler. Her iki taraf da müthiş savunma yapıyordu. Baskımızla topu kenardan çıkarırken beş saniye yaptırdık. Akabinde Kalina’nın Mendoza’ya akıllıca aldırğırdığı hücum faul ibreyi iyice bize döndürdü. Bu sefer de kısmetleri yardım etti. Pota altı savaşı sonrası Diop kazanılan faul atışlarından birini kaçırdığında Shengelia topu tokatlayarak hücumdan üç sayı çıkarmalarını sağladı.70-69 öne geçtiler. Kalinic’in mücadelesi savunma hücum her yerdeydi. Önce savunma ribaundunu aldı sonra da faullerden bizi öne geçirdi. Mat Jannings’in Slouklas’a yaptığı sportmenlık dışı faulle maçı garantiledik. 70-74. Pedro Martinez yerine oturdu.

Attıkları son saniye basketi sadece skoru belirledi. “Şişman Cırtlak Kadın” son sözü söyleyemeden opera bitti. 72-74.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

10 Kasım 2018 at 20:14

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

SARI MI LACİVERT Mİ BÖLÜM 021

leave a comment »

Written by kesinofsayt

10 Kasım 2018 at 20:12