FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Kasım 16th, 2018

OLD SANTİ – KOÇLAR SAVAŞI

leave a comment »

oldsantiOlympiacos, geçtiğimiz sene Euroleague’de Final Four yapamayıp, lig finalini de Panathinaikos’a kaybedince, Angelopoulos Kardeşler, Yunan Koç Sfairopoulos’u kovup, yerine yakından tanıdığımız David Blatt’ı getirdiler.

Blatt, Amerikalı olmasına karşın, Avrupa basketboluna uyan oyun tarzıyla kıtamızda büyük başarılar kazanmış bir koç. Yahudi asıllı hocanın Avrupa Basketbolundaki bu başarısının sırrı Princeton Üniversitesi ekolünden gelmesinde yatıyor. Pivot oyuncusu hariç tüm oyuncuların neredeyse aynı görevi üstlendiği bu sistemde, hücum eden takımın oyuncuları sabırlı bir şekilde sekiz, dokuz pas yaparak, rakibin kafasını karıştırıyor. Hedef, bu paslaşmalar ve içeriye katlar ile yakalanacak bir eşleşme hatası sonucu boş oyuncuyu bularak cezayı kesmek. Ceza şutları için herkesin şutör olması gerekiyor. Eşleşme hatasını sağlamak için ilave olarak yüksek düzeyde rotasyon yapılıyor. Takımda hemen hemen herkes süre buluyor. Maçlar da düşük skorlu oluyor.

Blatt, aslında NBA’de de başarıyı yakaladı. Cleveland Cavaliers, onunla yıllar sonra ilk defa bir NBA finalinde sahne aldı. Bu başarıya rağmen, Lebron James gibi maç skorunu tek başına taşıyan bir süperstara sahip olan Cleveland, onun bu yavaş sistemini sevemedi. Kulübün yöneticileri bir sonraki sezon kendisine teşekkür etti. O sezon Cavaliers, belki de onun attığı tohumlar sayesinde, yegane NBA şampiyonluğunu elde ederken, Blatt da kürkçü dükkanı Avrupa’ya dönerek Daçka ile anlaştı.

Avrupa’da “Sihirbaz” lakabıyla tanınan hoca, bu kıtada kulüpler düzeyinde Euroleague ve Eurochallange Cup şampiyonlukları, milli takımlar düzeyinde de Rusya ile Avrupa Şampiyonluğu kazanmıştı. Darüşşafaka ile yine çok başarılı bir sezon geçirdi. Eurocup şampiyonu olarak Euroleague’de oynama hakkı elde etti. Bu başarıya rağmen Daçka, bu sezon başında hedefi iyice küçültünce Blatt ile anlaşmadı. Olympiacos da, bu fırsatı değerlendirip kendisi için en iyi koçu kaptı. Spanoulis yaşlanmıştı. Bütçe sıkıntısı nedeniyle yerine çok pahalı oyuncular alamayacaklardı. Antrenör takımı olmayı tercih ettiler.

Bazı yönleri ile Obradovic basketboluna yakın basketbol oynatan Blatt’ın belki de Obra’dan en büyük farkı maymun iştahlı olması. Hemen hemen her sezon takım değiştiren Amerikalı koçun Olympiacos macerası bakalım nasıl evrilecek? Bakalım bizim maç ne olacak?

İşte maç öncesi bu duygu ve düşünceler içindeyken, yeni baba olan Vessely’nin takım kafilesiyle Atina’ya gitmemesi nedeniyle biraz endişelendik. Maçın hakeminin geçen sene Real Madrid ile oynadığımız Final Four finalinde sıkıntılı bir maç yöneten Ukraynalı Borys Ryzhyk olması bizi daha da bir karamsarlığa itti. Ama inancımızı yitirmedik. Görünen o ki, Obradovic, kafası hazır olmayan Vessely ile bu zorlu deplasmanda oynamak yerine, onun baba olmasını diğer oyuncular üstünde motivasyon unsuru olarak kullanmayı tercih etmişti.

Maça Sloukas, Melih, Kalinic, Melli ve Ahmet beşiyle başladık. Tribünlerde Paşalimanı ve Preveze 7.kapı gibi taraftar grupları yerlerini almıştı. Buna rağmen maçın başında seyircinin temposu düşüktü. Melih, Sponoulis’e top kaybı yaptırınca ilk hücum sırasını biz aldık. Karşılıklı boş atakların ardından Melli’nin asisti ve Kalinic’in basketi ile ilk basketimizi bulduk. Maçın başında 4 sayı farkla öne geçmemize karşın, kaptan rakibin şutunda dalgın kalınca Olympiacos, Goss ile beraberliği yakaladı. Hemen ardından Sloukas’ın top kaybı sonucu Printezis smacı vurunca rakip öne geçti. Seyirci hareketlenir gibi oldu. Kaptanın ilk üçlük sayısı bu ivmeyi durdurdu. Blatt’a da ilk molasını aldırdı. Mola sonrası, Melli topu kaparak çizdikleri oyunu bozdu. Sloukas’ın basketi ile farkı üçe çıkardık. Şiir gibi oynamaya başladık. Kalinic üçlüğü buldu ama maalesef sonrasında ikinci faulünü aldı. Kaptan Melih tüm oyuncularımız gibi savunmada savaşıyordu. O da Militunevic’e ikinci faulü aldırıp onu kenara gönderdi. Melli, kendi hücum ribauntunu almasına rağmen iki kere üst üste sayıyı bulamayınca, Printezis affetmedi ve Euro fast break adımları ile kazandırdığı sayısı ile bizi cezalandırdı. 16-18. Çeyreğin bitmesine yaklaşık bir dakika kala Sinan ve Datome oyuna girdi. Datome, Bogris’e akıllıca faul yaptırıp faul çizgisinden bir sayı daha bulunca çeyrek skoru belli oldu.18-21.

İkinci çeyreğe Olympiacos, Spanoulis’in üçlüğü ile başlayarak beraberliği yakaladı. Bu çeyrek başlangıcında Guduric ilk beşteydi. Onun ard arda yaptığı top kaybı ve hücum faul ile momentumu kaybeder gibi olduk. Ancak, aynı Guduric kaptırdığı top sonrası biraz da şansının yardımıyla pota altında topun Lades’dan çıkmasını sağladı. Atağımızda Datome’nin orta mesafe şutu ile yine öne geçtik. Karşılıklı sayılar devam ediyordu. Lades garip şut stili ile beraberliği yakaladı. Seyirci yine hareketlendi. Printezis de onların desteği ile üç denemede Sinan’a faulü aldırmayı başardı. Bundan faydalanan Spanoulis üçlüğü bularak seyirciyi iyice coşturdu. Fark beş sayıya çıktı. Molayı biz aldık bu defa.

Sloukas kenara geldiği anlarda takım zorlanmaya başlıyor. Bu gece, geçen maçın aksine Sinan ilaç olamadı. Umarım bir an evvel Erick Green devreye girer. Bütün sezon bu yükü Sloukas nasıl taşıyacak bilemiyorum.

Aldığımız mola sonrası Datome kendisine hazırlanan boş şutu kaçırınca Toupane yeri olan sağ dipten üçlüğü buldu. Fark sekize çıktı. İşte o an kaptan bir defa daha devreye girdi. Bir üçlük bir üçlük daha. Fark bir anda eridi. Skoru neredeyse yakaladık. 35-33. Maçın kırılma anı buydu işte. Oyun bize döndü. Topu kaptık. Sloukas’ın sayısı ile sekiz sayılık fark sıfırlandı. 35-35. Salonda sessizliğe büründü. Blatt yine molayı aldı. Mola sonrası Toupane’ye sol dipten bir üçlük çizildi. Ama soldan sağdaki gibi atamadı. Dönüşünde aynı basketi Datome da atamadı. Maç içinde başka bir maç da Melli ile Printezis arasında yaşanıyordu. Melli’nin Printezis’e aldırdığı hücum faul sonrası Sloukas sayıyı buldu. Böylece, 35-27 geriye düştüğümüz skor sonrası 10-0’lık bir seri ile öne geçmiş olduk. 35-37. Harika beşi bulduk dedik ama son 1.5 dakika kala yine Sinan oyuna girdi. Girer girmez yakaladığı ikiye biri bitireceğine topu Ahmet’e çıkarınca Obra kızardı. Dışarı çıkan topu Kalina beş saniye içinde oyuna sokamayınca, Obra belli ki salonu inletti. Bu motivasyonla oyuncular pota altından savaşa devam ettiler. Toupane üçlüğü kaçırdı, ama Melih ribaunda çıkarken Printezis’e faul yapmak zorunda kaldı. Maçın birinci devresi onun faulden bulduğu sayılar ile berabere bitti. 39-39.

İkinci yarıya rakip, alan savunması ile başladı. Bunu değerlendirerek Melih ile doğru şutu bulduk ama maalesef kaçırdık. Seyircinin coşkusu ile Printezis Sloukas’a bloğu yaptı, akabinde yaptıkları hücumda pota altından sayıyı buldu. Bu atağa klasik bir Fenerbahçe hücumu ile cevap verdik. Süratli bir şekilde çevrilen pasların ardından, Melli pota altında bomboş pozisyonda topu Ahmet ile buluşturdu. Ahmet de kolayca sayıyı buldu. Bir sonraki Olympiakos hücumunda ise Lauvergne ve Ahmet ile pota altını bayağı bir kararttık. Ahmet’in bloğuna seyirci faul bekledi, alamayınca da gürültü ve baskıyı arttırdı. Spanoulis bu fırsatı değerlendirerek Melli’ye sportmenlik dışı faul çaldırmak için hakemlere rol kesti. Hakemler bunu yemedi. Devamında ise Kalinic, Olympiakos’lulara Goss karşısında sportmenlik dışı faul nasıl çaldırılır diye adeta ders verdi . İşler iyi gitmeye başladı ama hala skorda öndeydiler. 45-43. Çeyreğin bitmesine 4.50 kala Obradovic Dixon kartını açtı. Dixon girince “Yeter artık, hadi maçı kazanalım” moduna girip acele toplar kullanmaya başladık. Dixon’a pozisyon hazırlayamadık. Neyse ki kaçan şutlar sonrası dönüşlerde onlar da sonuç alamadı. En sonunda Dixon, turnike sonrası göz yaşı damlasına benzer bir atışla sayıyı bularak kilidi açtı. Ama keskin şutör Strelnieks bu çeyrek oyundaydı ve bulduğu üçlükle kendini gösterdi. Ayağı çizgide olduğu için hakemler attığı bir sayıyı geri aldılar. İki ileri bir geri derken, Melli ile çok önemli bir üçlük bulduk. Lanet çeyrek az hasarla 53-50 bitti.

Dördüncü çeyrek başında dikkat eksikliğinden yediğimiz sayıya önce Dixon’ın sonra da Datome’nin üçlüğü ile cevap verince bir anda beraberliği yakaladık. 55-55. Blatt yine mola aldı. Mola sonrası maalesef Melli üçledi. Neyse ki hücumda sayıyı bulamadılar. Biz de süreyi iyi kullanamadık ve top baseline’da Datome’nin elinde kaldı. Datome ne yapacak derken, çok akıllıca bir hamle ile topun kaybedilmemesi için bilerek rakibinden blok yedi. Top rakipten dışarı çıkınca topun yine bizde kalmasını sağladı. Sonraki hücumda Melli ile üçlüğü bulduk ama ikinci yarı sayı atmaya başlayan Papanikolau ile hemen cevabı yedik. Mulitinov’un alley-oopu ile tribünler yine havaya girdi. Skor eşitlendi. 60-60. Dixon, Sloukas, Kalinic herkes savunmada ve hücumda savaşıyordu. Geçen haftaki Baskonia maçı gibi bir maç oynanıyordu. Melih’in üçlüğü yine hızır gibi yetişti ve 62-65 öne geçtik. Kaptan, Blatt’a bir mola daha aldırdı. Mola sonrası son kozlarını oynadılar. Nigel Goss ölümcül bir üçlük attı, ardından bir alley-oop daha gelince hem öne geçtiler hem de momentum ellerine geçti. Kazanıyoruz sandılar ama maçın yıldızlarından Sloukas zor pozisyonda üçlüğü atarken tecrübesiyle faulü almayı başardı. Kazandığımız faullerin üçünü de sayıya çevirince düellonun sonunda yine biz öne geçtik. 69-70. En nihayet, Sloukas attığı son üçlükle farkı dörde çıkararak bizi rahatlattı. Ama rakip hemen attığı üçlükle bu gece rahat yok dedi. 72-73. Yedi saniye kala son hücum onlardaydı. Çok iyi savunduk. Nefesimizi tuttuk. Ribaundu çektiğimizde maç bitti.

Liam Vessely, ilk doğum günü hediyesini Fenerbahçe’den almış oldu.

Written by kesinofsayt

16 Kasım 2018 at 09:49

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı