FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

OLD SANTİ: SEVDAMIZA KİMSE ENGEL OLAMAZ

leave a comment »

oldsantiFenerbahçe Beko ve Real Madrid’in aralarında oynadığı maçlar her zaman çok özeldir. Karşılaşmanın öneminin tüm spor kamuoyu farkındaydı. Basın maçı haklı olarak “Euroleague’in Modern El Classico’su” şeklinde değerlendiriyordu. Biletler kapalı gişe satılmış, salon hınca hınç doluydu. Salonda seyirciyi heyecanlandıran bir de özel misafir vardı. Tüm Fenerbahçelilerin gönlünü fethetmiş, Fenerbahçe’nin kazandığı Euroleague Şampiyonluğunun mimarlarından eski oyuncumuz Pero Antic maçı izleyenler arasındaydı. O vardı, ama çok önemli biri yoktu. Kilit oyuncularımızdan Kostas Sloukas, arkadaşlarını bu akşam yalnız bırakmak zorunda kalmıştı. Taraftarlar Kostas’ın yine sakat olmasından korktular, çünkü önceki yıllarda onun olmadığı dönemde takım sahada bayağı zorlanmıştı. Yunan Guard’ın sakatlıktan değil de, yüksek ateşli boğaz enfeksiyonu sebebiyle sahada olmadığını öğrenince bir nebze rahatladık. Artık onsuz yeneceğiz Kralın Takımını. Sloukas’ın yerine Egehan Arna kadroda.

Takımımızın tanıtımı, her zamanki gibi Metallica’nın muhteşem “Wherever I May Roam” parçası ile yapıldı. Yılın bu son Eurolegue maçı, aynı zamanda Koç Obradovic’in Fenerbahçe Beko’nun başında çıktığı 400. maçı olacaktı. Karşılaşmanın hakemleri, Gran Canaria maçını yöneten Christodolu ve ekürisi Paternico ile Barcelona maçının hakemlerinden Nedovic’ti.

Sahaya Dixon, Guduric, Datome, Melli ve Vesely beşiyle çıktık. Taraftarlar maç öncesinde CSKA maçından daha bir coşkuluydu. Geri sayım sonrası başlayan mücadelede, jump ball’u Real Madrid kazandı. Karşılıklı top kayıpları ve boş şutlar sonrası, maçın ilk sayılarını rakip takım pota altından Randolph ile buldu. Ancak, skorda öne geçmemiz uzun sürmeyecekti. Guduric’in pasıyla Vesely smacı vuruverdi. Savunmada konsantrasyonumuz hücumda olduğu gibi çok yukarıdaydı. Bir sonraki atağımızda yine Guduric-Vesely ikilisi bu defa alley oop sayısıyla bizi öne geçirdi. 4-2. Rakip bizim sert ve kararlı savunmamıza aynı şekilde karşılık vermek istiyordu. Guduric, Ayon’dan çaldığımız bir top sonrası, geçiş oyunu denerken, Llull’un sportmenlik dışı faulüne maruz kaldı. Aynı şekilde, Llull da seyircinin protestosuna. Faul atışlarının ardından topu Bobby Dixon aldı. Hareketlerinden maçı çok istediği belliydi. Bobby, sahayı sağdan pota altına doğru katederek, topu dışarıda Melli’ye çıkardı. Ama o da ne? Bir sportmenlik daha mı? Randolph çok sert bir şekilde Melli’yi devirdi. Neyse ki sakatlık olmadı. Normal birinin böyle sert bir faulden sonra gidip rakibinden özür dilemesini beklersiniz. Rekabet o kadar üst düzeydeydi ki, Randolph sırtını dönüp gitti. Sanki aklınca bizimkilere bir mesaj vermek istemişti. İlk başta kazanımı sadece seyirci protestosu oldu. Karşımızda sanki yeni bir Derrick Williams vakası vardı. Hakemler bu sert faule rağmen sportmenlik dışı faulü vermedi. Faul sonrası kenardan başlayan hücumumuzda, ard arda verilen enfes bounce paslar sonrasında Vesely’nin asisti ile Melli’ye smacı yaptırdık. 8-2. Hücum sonrası savunmada, Datome vatandaşının intikamını itina ile aldı. Bu defa Randolph, Datome’nin darbesiyle yerlerdeydi. Mesajsa, al sana mesaj. Randolph’un ikinci kazanımı da bu oldu. Real buna karşın geri adım atmıyordu. En azından maçın başında. Randolph, Datome’ye cevabı onun marka sayısını kopya ederek verdi. 8-4. Baş belası Jaycee Carrol, bulduğu üçlükler ile Real Madrid’i ayağa kaldırmaya çalışsa da, Datome her şekilde cevaba hazırdı. İtalyan Yıldız, üçlükler, savunma, ribaunt, yapılması gereken ne varsa yaptı. Skor onun liderliği ile 15-10’a geldi. Madrid ekibi, sert savunmaya devam ediyordu. Llull, bu defa da Vessely’yi yıkıp neredeyse ikinci sportmenlik dışı faulü alıyordu ki, hakemler herhalde daha maçın ilk çeyreği olduğu için ona acıdı. Sadece normal faul çaldılar. Hücum sırası Real’e geldiğinde Randolph Fenerbahçe’yi ancak sertlikle sindirebileceğine inanmış olacak ki, Vesely’nin üzerinden sert bir smaç vurdu. Bir de bakış attı. Ama takımımızdan cevapların gelmesi hiç gecikmiyordu. Karşı atağımızda bu defa Vesely, Randolph’un üzerinden smacı vurdu. Çeyreğin son sayılarını yine Datome yaptı. 22-12. Sayı sonrası savunmada, Guduric Campazzo’ya bloğu çakınca taraftar iyice coştu. ,

İkinci çeyreğe Sinan ile başladık. Lauvergne ile dipten çok müsait bir üçlüğü bulamadık, ama onlar da ellerine geçen fırsatı Randolph ile teptiler. Akabinde, Lauvergne’ün pota altından kazandırdığı sayıyla maçtaki en farklı skoru yakaladık. 24-12. Fransız yıldız pota altından sayıyı bulmasına karşın müsait üçlükleri kaçırmaya devam ediyordu. Bu defa da faul çizgisinin gerisinden kaçırınca, Obradovic alkışlamak ile yetindi. Neyse ki Real’in hızlı hücumunda, Kalinic rakibi artık klasikleşen hücum faul tuzağına düşürdü. Aynı Kalinic daha sonra savunmada Rudy Fernandez’i unutunca, Rudy de eski günlerine nazire yaparcasına sağ çaprazdan çok temiz bir üçlük attı. 24-15. Obra çok kızdı. Guduric bu üçlüğe cevap vermek istedi. Genç Sırp forvet, şutu girmeyince, gidip bir de Campazzo’ya sportmenlik dışı faul yaptı. Campazzo ve Rudy ikinci çeyrekte maçın akışını tamamen değiştirdi. Rudy’nin attığı üçlük baskete Campazzo ve Trey Tomkins de bulduğu sayılar ile eşlik edince, Real farkı kapayarak skoru 27-25’e taşıdı. Bunun üzerine Obradovic çeyreğin bitmesine 4:45 dakika kala ilk molasını aldı. Mola sonrası iyi döndük. Vesely pota altından bulduğu skor ile Fenerbahçe’yi 29-25 öne geçirdi. Ancak, bu çeyrek işler istediğimiz gibi gitmiyordu. Campazzo-Rudy ikilisi bir üçlük daha çıkarınca fark artık sadece bir sayıya inmişti. 29-28. Obradovic çeyreğin bitmesine üç dakika kala ikinci molasını da almak zorunda kaldı. Mola sonrası yine iyi döndük. Bobby üçlüğü buldu ve fark dörde çıktı. 32-28. Green hücumda katkı veremese de savunmada iyi mücadele ediyordu. Green, Taylor’a bloğu yapınca, bu defa Pablo Laso mola aldı. Mola sonrası oyun sıkıştı, ama Real Madrid istediği sayıları buldu. Böylece, çeyrek sonuna doğru maça denge geldi. 32-32. Guduric son beş saniye kala pota altından kaçırınca ilk yarı da bu skor ile bitti.

İkinci yarıya Datome’nin el üstünden bulduğu sayılar ile başladık. Hemen ardından Ayon’a da hücum faul yaptırdık. Onun oyundan düşmesi çok önemli. Boş hücumlar sonrası Melli ve Bobby ile hücum ribauntlarını topladık, ama pozisyonları sayı ile bitiremedik. Savunma sertliği nedeniyle karşılıklı boş hücumların ardından Ayon, daha çeyreğin ikinci dakikasında, üçüncü faulünü de aldı. İşte bu harika bir haber diye düşündük. Bizde ise bu gece Guduric gününde değildi. Onun kaçırdığı şutların sonrasında, bazen topu tipliyor, bazen hücum ribauntlarını alıyor, ama bazen de faul yapmak zorunda kalıyoruz. Sonuçta takım ekstradan yoruluyor. İşte yine Gudu’nun kaçırdığı bir şut sonrası, Real Madrid, geçiş hücumunda Ayon ile skorda dengeyi yakaladı. 36-36. Rakip takım böylelikle oyunun ritmini de ele geçirdi. Melih oyuna girince hemen duruma müdahele etti. Kaptan bulduğu imkansız üçlükle Fenerbahçe’yi hayata döndürdü. Bu üçlüğün ardından Datome’den gelen sayılar ile skorda tekrar öne fırladık. 41-36. Buna karşılık, Campazzo, o kısacık boyu ile topu getiren oyuncularımızı pire gibi rahatsız etmeye devam ediyordu. Arjantinli oyun kurucu, Dixon’ın elinden kaptığı topla, Ayon’a alley oop yaptırdı ve takımına moral kazandırdı. Real Madrid, Llull ile bulduğu sayı sonrası neredeyse ilk defa öne geçirdi. 41-42. Ama günün yıldızı Datome’nin geri adım atmaya hiç niyeti yoktu. İtalyan forvet, Guduric ile birlikte Fenerbahçe’yi yine öne geçirdi. 45-42. Momentum böylelikle yine bize geçti. Melih’in sağ turnike ile potaya bıraktığı göz yaşı damlası çemberin içinden çıkınca güzel sayıya yazık oldu. Ama bu çeyreğin en güzel olayı Randolph’un aldığı hücum faule topu yere vurarak tepki gösteren Llull’un teknik faulle oyundan atılmasıydı. Çeyrek, Ayon’un pota altından bulduğu sayılara karşın 48-44 lehimize sona erdi.

Eflatun Beyazlılar dördüncü çeyreğe Randolp’un sol dipten buldukları sayılar ile başladılar. 48-47. Bu gece Kalinic’den katkı alamıyoruz. Daha çeyreğin başında ard arda yaptığı fauller ile dördüncü faulünü de yapmış oldu. Dixon ile Carrol’un karşılıklı sayılarının ardından skor 55-54’e geldi. Guduric bugece inisyatif alıyordu ama şimdi yaptığı gibi içeriye drive etse daha iyi olacaktı. 57-54. Bir sonraki hücumda Guduric topu ayağına dolayınca yine top kaybı oldu. Ardından Tavares ve Fernandez işbirliği, Real Madrid’i 57-61 öne geçirince molayı aldık. Real’li oyuncular maçın geldiğini düşünerek molaya hoplaya zıplaya gittiler. Mola sonrası Guduric ve Datome ile topları kullanamadık. Topu getirirken oyun kurucularımızı rahatsız eden atom karınca Campazzo hücumda da Vesely’nin el göstermesine karşın sayıyı buldu. Böylelikle maçın bitmesine 2:28 kala İspanyollar altı sayı fark ile öne geçtiler. 57-63.

Molaya giderken salonda bir çok taraftar “eyvah maç gitti, bu saatten sonra bu maçı alamayız” diyordu. Hoparlörde bile “Sevdamıza Kimse Engel Olamaz, Bazen Hüzün Vardır, Bazen Mutluluk” çalmaya başladı.

Üstüne üstlük mola sonrası Datome bir de steps yaptı. Böylece topu kaptırdık. Zaman iyice daraldı. Neyse ki, Pablo Laso her şey Real’in lehine gelişirken bir mola aldı. Mola sonrası rakibin oyun kurucusu Campazzo sayıyı yapamadı. Biz de Guduric’in attığı üçlükle tekrar ümitlendik. Bu sayılar ile maçın bitmesine 1:44 dakika kala skor 60-63’e gelmişti. Campazzo, bugün sanki Dixon gibi çıkmıştı sahaya. Maçı almayı çok istediğinden bütün topları kendisi kullanmak niyetindeydi. Topu yine o kullandı ve yine kaçırdı. Ancak, girmeyen şutunun ribauntunu Polis Akademisi filmlerindeki “High Tower” edasıyla Edy Tavares kaptı. 2.21 m’lik dev pivot, aldığı ribauntu sayı ile bitiremedi. Sahada sanki bir gerilim filmi oynanıyordu. Karşı hücumumuzda Guduric de üçlüğü sayıya çeviremedi, ama Vesely girmeyen topu smaç ile basket yapınca fark son 34 saniye kala bir sayıya kadar düştü. 62-63. Real artık baskıyı iyice hissediyordu. Guduric yerlere atlayarak Tomkins’in kaçırdığı şutun ribaundunu aldığında maçın bitmesine sadece 13 saniye kalmıştı.

İşte bu son hücumda topu faul çizgisinin gerisindeki Datome’ye çıkardık. Datome, top sağ elinde turnikeye girdi. Randolph, Datome’nin topunu tam “bloklayacağım” derken, İtalyan Ressam, ancak belli NBA oyuncularının yapabileceği bir zerafet ile, topu sağ elinden sol eline geçirerek bu turnikeyi basket ile tamamladı. Randolph üstüne üstlük Datome’ye bir de faul yapmış oldu. Şaşkınlık içindeki Pablo Laso molaya gitti. Mola sonrası Datome basket faulü atarken, biz hala niye hakları olduğu halde faul yapmadılar diye düşünüyorduk. Yine de maçı kazanmak için vakitleri vardı. Son 6.6 saniye kala Campazzo ile hücuma geldiler ama Arjantinli yine kaçırdı.

Kazandık. Kazandık. Kazandık. Muhteşem bir zafer daha kazandık.

Salon “O o o o Datome” tezahüratları ile inledi.

Helal bu mücadeleyi veren takıma.

En büyük oyuncular son topu kullanma yetisine sahip oyunculardır. Bogdanovic, geçen gece Lakers’a attığı o muhteşem son saniye üçlüğü ile ne kadar büyük bir yıldız olduğunu Amerikalılara gösterdi. Datome de aynı Bogi gibi attığı bu son basket ile bize yıllarca unutulmayacak büyük bir zafer kazandırdı.

Teşekkürler Datome,

Teşekkürler “Dünyanın En Güzel Takımı.”

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

29 Aralık 2018 04:28

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: