FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for Şubat 14th, 2020

KESİNOFSAYT PODCAST 79 – Hatır Şikesi & Medya Saldırısı

leave a comment »

Bu bölümde:

▶ Fenerbahçe ağır medya saldırısı altında
▶ Futbolda siyaset ve hatır şikesi

▶ E posta: kesinofsayt@gmail.com
▶ Twitter: twitter.com/kesinofsayt

Podcast yayınlarımızı
▶ Spotify  open.spotify.com/show/4esjFYIeOZeFJDF0JRlKAa
veya
▶ Spreaker  www.spreaker.com/show/kesinofsayt
veya
▶ ITunes  itunes.apple.com/tr/podcast/kesin…d1448305424?mt=2
veya
▶ Anchor https://anchor.fm/kesinofsayt
üzerinden dinleyebilirsiniz.

 

Podcast deşifresi:
Geçtiğimiz günlerde bir haber kanalı (ki bu oluşuma haber kanalı demek bile habere ayıp aslında) doğrudan Fenerbahçe’yi hedef alan bir yayın yaptı. Bildiğiniz, doğrudan hedefe koyarak, alenen saldırdı. Şaşırmadık, zira bu grubun kime ait olduğu, diğer mecralarındaki yayın politikalarını yakından biliyoruz. A Haber’den (Turkuvaz grubu) bahsettiğimi hepiniz biliyorsunuz. “Mesele sadece futbol değil”miş… Doğru, değil. Sizin meseleniz futbol değil. Futbol üzerinden kitleleri ayrıştırmak, birbirlerine düşürmek, sokağa dökmek, belli bir kesimi konsolide ederek oya tahvil etmek tek amacınız. Futbol da, o çok desteklediğiniz Trabzonspor da umurunuzda değil aslında. Biliyoruz, farkındayız…

Hep söylenen laftır “futbola siyaset karışmasın”…
Ya siyaset futbola karışıyorsa? “Karışıyorsa” ne kelime, siyaset futbolun hücrelerine kadar içine sızmış halde. Pençelerini geçirmiş ve bırakmıyor.
“Cemaat Fenerbahçe’yi niye ele geçirmek istesin” deniliyordu bir aralar. Şimdi de “devletin işi gücü yok, Trabzon’u mu şampiyon yapacak” deniliyor. Öncelikle şunu söyleyelim, hükümet devlet değildir. Ayrıca hükümet tek bir organizma da değildir. İçinde daha fazla güç elde etmek isteyen farklı yapılar, gruplar, insanlar olan bir oluşumdur ve ajandalarında kitleleri yakından ilgilendiren futbol da vardır.

Hedefte hep Fenerbahçe’nin olması da şaşırtıcı değil. Öncelikle Fenerbahçe, yönetimde kim olursa olsun, kendisini hep laik cumhuriyete bağlı bir kulüp olarak ortaya koyar. Diğer kulüpler farklıdır demiyorum burada, yanlış anlaşılmasın. Hemen hepsi böyledirler muhtemelen. Ancak Fenerbahçe bunu sadece 29 Ekim, 10 Kasım gibi günlerde değil, her an ortaya koymaktan çekinmeyen bir STK’dır. Bu anlamda hedeftir.
Hükümet & cemaat ortaklığının en güçlü olduğu dönemde diz çöktürülmesi de hem bu tavrı, hem de Türk sporunun en büyük lokomotifi olduğu için önemliydi. Kumpas kuruldu, itenle tutmayan ortaklığı var gücüyle üstüne geldi, ama o güne kadar hiç görmedikleri bir direnişle karşılaştılar. O mağlubiyet ortaklardan birisine intikam hissini, diğer ortağa da gücünün kesinlikle zayıflatılması gereken bir tehdit olduğu gerçeğini miras bıraktı. Bugün yaşananlar bu gerçeklerin sonucudur. Fenerbahçe yenmek zorunda oldukları bir semboldür en hafif deyimiyle. O yüzden de “falancanın işi gücü mü yok” söylemleri havada kalır, zırvalıktır.

Siyaset sadece Fenerbahçe konusunda içinde değil futbolun.

Mesela Guilherme transferinde Trabzon ile Malatya karşı karşıya geldi. Sert açıklamalar havada uçuştu. Geldiğimiz nokta Malatya başkanının “hatırı sayılan insanlar araya girince Trabzon ile olan kardeşliğimizi zedelememek adına bu transfere müsaade ettik” sözleri aslında çok kaygı verici. Kimdir bu hatırı sayılı kişiler? Aynı hatırı sayılı kişiler, mesela maçı kaybetmeleri gerektiğini telkin ederlerse bu da kabul edilecek midir? Neden ve nasıl güveneceğiz biz şimdi bu ülkedeki futbolu hatırı sayılı kişilerin dizayn etmediğine?

Biliyorsunuz Suat Aslanboğa’nın hakemlik sözleşmesi feshedilmişti. Orada da araya hatırı sayılı kişilerin girdiği ve Aslanboğa’nın hakemliğe bu şekilde döndüğü iddiaları var. Aslanboğa için araya giren hatırı sayılı kişiler kimler?

6 Mart 2017 tarihinde, o zaman Galatasaray 2. başkanı Nasuhi Sezgin “bizim takım da zaman zaman bazı puanları kaybetti. Bilerek kaybetti, bir takım yerlerden gelen telkinlerle kaybetti” demişti. Hiç üstüne gidilmemiş ve Sezgin istifa etmişti. Mesela bu telkinler kimlerden gelmişti? Hala böyle telkinler bazı kulüplere, hakemlere gitmeye devam ediyor mu, kimdir bunlar?

Bu işin bir tarafı. Bir diğer tarafı da hatır, gönül şikesi. Geçmişte mesela Ümit Karan’ın Trabzon’a karşı oynarken, Fenerbahçe şampiyon olmasın diye bilerek gollük pası vermediğini itiraf ettiğini biliyoruz.
Bazı kalecilerin kaleye atılan şutta uzattığı kolunu çektiğini biliyoruz. Maçtan sonra “bugün Trabzon için oynadık” dediklerini biliyoruz. Ve tüm bunların ne disiplin kurulu, ne de etik kurulu tarafından cezalandırılmadığını biliyoruz.

Son örneğini de bu hafta Fenerbahçe ile, 29. haftada da Trabzonspor ile karşılaşacak olan Ankaragücü teknik direktörü Reşit Akçay’ın konuşması ile yaşadık.
10 Şubat tarihinde Radyospor’a şunları söyledi Akçay:
“Trabzonspor için bence o sene bu sene! En fazla yaklaştığı sene bu sene. Umarım Trabzonspor şampiyon olur. Hüseyin Hoca’nın da bunu başaracak gücü var. Umarım Trabzonspor, Trabzon kentiyle bunu başarır. Kentin ve ülke futbolunun buna ihtiyacı var. Trabzonspor’un şampiyon olması sadece Trabzon kentinin şampiyonluğu değil, bence ülke futbolunun kazanması… Bursaspor’un şampiyonluğunda olduğu gibi… Bu durum çok az oluyor. Bu da dünyada Türk futbolunun kalitesinin artmasını sağlayacaktır. Ben fotoğrafa geniş bakıyorum. Açıklamalarım Trabzonlu olduğum için şovenist olarak yorumlanabilir. Bu açıklamaları şovenist olarak yapmadım, sadece fotoğrafa büyük baktım.”
Gelen tepkiler üzerine de “Yaptığım röportajda, Trabzonspor Kulübü ile ilgili sorulan soruya MKE Ankaragücü Teknik Direktörü olarak değil bir spor adamı olarak yorumda bulundum. Amacım birilerini başarılı ya da başarısız kılmak değil, Anadolu’dan da bir takımın Bursaspor örneğinde olduğu gibi Trabzonspor’un bu yıl şampiyon olabileceğini belirtmekti” dedi.
Şark kurnazlığının en güzel örneği bu sözümona özür. Öncelikle sizi o programa Ankaragücü teknik direktörü olarak almışlar, bir spor adamı, yorumcusu olarak değil. İkincisi, Anadolu’dan bir şampiyon çıkması isteği/önermesi ise amaç neden lider durumdaki Sivasspor veya Alanyaspor olmasın ki bu takım? Üstelik daha önce şampiyonluk yaşamamış, yepyeni bir ses olmaz mıydı Türk futbolu için? Hep riya, hep eyyam…
Bu teknik adamdan, kabaca 20-30 yaşları arasındaki gençler forma şansı bekliyor. Performanslarını bu yukarıdaki sözleri üzerine şekilllenmez mi bu çocukların? Bazen normalden daha hırslı, bazen daha isteksiz olmazlar mı teknik adamları bunu istiyor diye? Bu mudur adil oyun?

Karıştırdıkça onlarca örnek çıkıyor karşımıza. Hepsi alengirli, hepsi cezasız kalmış.
Ülkede siyaset şikesi, hatır şikesi her maça damgasını vururken, insanların hala bir kumpası referans alması da işin acı tarafı.

Written by kesinofsayt

14 Şubat 2020 at 13:01

Fenerbahçe, Genel, Siyaset kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,