FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘Ergenekon’ Category

TSK-FUTBOL: AİDİYET VE HUKUK

leave a comment »

Ağustos sıcaklarını ilk defa hatırlayan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), nihayet liglerin ertelenmesinin işaretini verdi.

Günlerdir ayağında top dolaştıran Federasyon, nihayet dümen kırmanın bir bahanesini de bulmuş oldu. Genelkurmay’ın, Ergenekon ve Balyoz davalarında yaptığı hatayı, TFF de yapıyor; süreci yanlış yönetiyorlar. İşte en son tutuklu Albay Dursun Çiçek, kendi isteği ile verdiği ifadede, internet andıcı konusunda dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ dâhil, üstlerini işaret etti. Daha önce de vurguladım; davalar uzuyorsa, kurumlar, yargıya yardımcı olmadıkları içindir. Bir belgedeki imza ıslak mı, değil mi diye kaç tane kriminal laboratuvar dolaştırıldı. Yetmedi, dönemin koskoca Genelkurmay Başkanı elinde sallayarak “bu bir kâğıt parçası” dedi. Aynı komutan, Beykoz’da dolu LAW silahları bulunmuşken, eline boş olanı alıp, arkasında TSK’nın bütün generalleri oturuyorken, “işte boru” deyip şov yaptı. Hâlbuki bir belgenin, asıl mı, sahte mi olduğunu, en iyi kurum içindekiler bilir. Yargıya yardımcı olunsa, uzayan davalar şimdiye kadar çoktan biterdi.
Genelkurmay ve TFF, süreci neden yanlış yönetiyorlar? En önemli sebep, Türkiye’deki değişimin/demokratikleşmenin okunamamasıdır. İkincisi de, yeni durumu bir türlü kabullenememedir. Kurumlar içindeki vesayetçi zihniyet sahipleri ise kabullenememeden de öte, bu durumu bir türlü hazmedemiyorlar. Düştükleri duruma bir türlü inanamıyorlar. Vesayetçilerin gafleti, bir gün kendilerinin de yargıda ifade vereceklerini hiç hesaba katmamış olmaları. İçine düştükleri durumun geçici olduğunu zannettiler. Kaybolan kontrollerini yeniden kazanabileceklerine inandılar, inandırıldılar. Askerden daha askerci “siviller” onları, “biz de sizi bir şey zannediyorduk, yazıklar olsun” diye sürekli tahrik ettiler. Ama yargı yılmadı. Böyle olunca da her geçen gün, sürecin yanlış yönetilmesinin faturası ağırlaştı.
Karargâh’taki komutanların, meslekî aidiyet duygusunun tesirinde kaldıkları, bunun da insanî bir durum olduğu söylenebilir. Doğrudur da. Yıllarca birlikte çalıştığınız, çoluk çocuk tanıştığınız insanlarla aranızda bir yakınlık olur. Ayrıca koskoca bir silahlı kuvvetler camiası… Bu yüzden gelinen kavşaktaki soru çok ağır: Aidiyet mi, hukuk mu?
Aynı soru, futbol camiası için de geçerli. Üstelik milyonlarca taraftar, karda kışta, zor günde, iyi günde takımlarına sahip çıkıyor ve destek veriyor. Onun için soru onlar için de zor: Takım mı, aidiyet duygusu mu, yoksa hukuk mu?
Hukuk, yanlış yapanın adalete boyun eğmesidir. Adalet, kirden, yanlıştan arınmayı, utançla yaşama yerine açık alınla yürümeyi sağlar. Kim yanlış yaptıysa yanına kâr kalmamalıdır. Onun için de vicdanlar devreye girmelidir. Aidiyetin getirdiği duygusallığı bir kenara bırakıp, yüreklere taş basıp, adaletten yana, hukuktan yana tavır konulmalıdır. Hangi vicdanlı, insaflı taraftar; hile ve şike sayesinde kazanılmış bir kupa ile gurur duyabilir? Böyle bir durumu sineye çekebilir? Doğrusu, artık hukuk devreye girmişse, herkesin aidiyet yerine ahlakî zemini korumaya çalışmasıdır. Toplum dürüst ve temiz olmadıkça, yukarıdakilerden adalet istemenin anlamı olabilir mi?
***
Fenerbahçelilere zaruri bir açıklama:
Eski bir Fenerbahçeli futbolcu, bir televizyon programında, benim Zaman’da çıkan yazımdaki ifadelerimi çarpıtarak, yazmadıklarımı yazmış gibi anlatarak, üstelik hakarete varan bir kışkırtıcılıkla, Fenerbahçe camiasını tahrik ederek ileri geri laflar etti. Programın moderatörü kendisini sık sık ikaz etmek zorunda kaldı, “cevap hakkı doğuyor” dedi. Eski bir tanıdığım olduğu için mesele yapmak istemedim. Ancak dost çevremdeki Fenerbahçelilerden gördüm ki, aleyhte bir hava estiriliyor. Herkesle gönül köprüleri kurmak için çabalayan bizler gibi insanların, milyonlarca Fenerbahçeliyi karşısına alması asla söz konusu olamaz.

Hüseyin Gülerce, Zaman, 22 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

22 Temmuz 2011 at 06:20

Ergenekon, Fenerbahçe, Hüseyin Gülerce, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

ERGENEKON SURUNDA İKİNCİ GEDİK

leave a comment »

Fenerbahçe şampiyon olunca, Trabzon’dan, şahsen de tanıdığım bir okuyucumuz, bana e-mail attı.

“Ergenekon’u pek güzel yazıyorsunuz ama Başbakan’ın Fenerbahçe’yi şampiyon yapmasını yazmaya cesaretiniz yok.” dedi. Şaşırdım kaldım. Bir de, Trabzon’da AK Parti aleyhinde büyük bir hava estiğini, Trabzonluların AK Parti’yi cezalandıracaklarını yazmaz mı? Böyle bir şey olamayacağını dilim döndüğünce anlatmaya çalıştıktan sonra, biraz da kızgınlıkla, “Kardeşim siz de Eskişehir’le berabere kalmasaydınız.” dedim. Şimdi öğreniyoruz ki, bazı Trabzonsporlu yöneticiler, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve futbolcu Alex ile 19 Nisan 2011′de yaptığı görüşmenin ardından, Başbakan’ı siyaseten zor durumda bırakmak için CHP ve MHP teşkilatlarını da kullanarak, Trabzon halkını galeyana getirme planları yapmışlar.
Futbolda şike ve çete soruşturması, göreceksiniz daha neleri ortaya serecek. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’dan sonra, Beşiktaş Kulübü Teknik Direktörü Tayfur Havutçu’nun ve iki futbolcunun daha tutuklanması, büyük depremin de habercisi. Hepimiz hazır olalım, kelimenin tam anlamıyla futbolda yer yerinden oynayacak.
Bazıları, depremin büyüklüğünü tahmin edemedikleri için ayağında top dolaştırıyor. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tavrı böyle. “Savcının iddianamesini bekleyeceğiz.” diyor. Diyor ama futbolcuların bazılarının şikeyi itiraf ettikleri manşetlere çekilirken, Federasyon’un o beklemenin altında kalmayacağını kim söyleyebilir? Dağdan bir kartopu yuvarlandı ve giderek çığa dönüşüyor. Yeni TFF, galiba kucağında bulduğu kor ateşin farkında değil. Şu anda liglerin zamanında başlaması bile tehlikede. Katılacak takımlar UEFA’ya bildirildi ama yer yerinden oynamaya başladığında o bildirimin ne hükmü olur?
Futboldaki kirlilik, futbol yöneticileri ile siyaset ilişkileri, fakat en önemlisi vesayet sisteminde futbol yönetiminin işlevi, bundan böyle yargıda sorgulanacak. Türkiye’nin bütün kirli alanlarını, evet artık yargı temizleyecek. Vesayetin baskısından, hegemonyasından, ideolojik odaklardan kurtulan yargı, bugüne kadar dokunulmayan, dokunulamayan hangi alan varsa, kim varsa hepsine dokunacak. Tabii bu durum, siyasetteki, yargıdaki, medyadaki, bir kısım barolardaki zevatı rahatsız edecek, ediyor da… Eski Türkiye’nin alışkanlıkları kolay değişmeyecek, direnmeler olacak. Hatta tehdit falan da savrulacak. Fakat bunların o zevata faydası olmayacağı gibi, yaptıkları ters tepecek. CHP’nin “yemin etmeyeceğiz” diye tutturması bunun en açık örneği. İnatları ters tepti ve geldiler, kuzu kuzu yemin ettiler. Etmeselerdi, daha beter bir duruma düşeceklerdi.
Futboldaki soruşturmanın sarsıntıları, vesayetin surlarında, Ergenekon davasından sonra ikinci büyük gediği açabilir. Ben bu olayı, Danıştay saldırısının Ergenekon davasına bağlanması kadar önemli görüyorum. Devlet içindeki hukuk dışı yapılarla mücadelede ilk dönüm noktası, Danıştay saldırısının Ergenekon davası ile birleştirilmesi olmuştur. Laik kesimin ezberlerinin ilk bozulduğu yerdir bu bağlantı. Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılmasının, Gazi olaylarının, Alevi kesiminin önde gelenlerine suikast planlarının, Ergenekon davası içinde yer alması da Alevi kesimin ezberlerini bozmuştur. Vesayetin tutunduğu zemin birden kaymaya başlamıştır. CHP’de bir kaset olayı ile lider değişimi ve Ergenekon sanıklarının CHP tarafından aday yapılmaları; aslında, Alevi ve laik kesimlerin yeniden kazanılması, kayan zemine yeniden tutunma çabalarıdır. Futboldaki deprem, bu çabaları da berhava edecektir. Bu kadar net söylüyorum.
Zorda olan, futbolun ağaları değil, asıl vesayetin ağalarıdır. Direnmelerinin anlamsız olduğunu kabul etmedikleri için daha hızlı tasfiye olacaklardır. Futbolun dokunulmazlarına dokunulunca, bir kısım medyada da telaş başladı. Ama pek çok arkadaş, “sıra medyaya da gelecek” demişlerdi. Galiba haklı çıkacaklar…

Hüseyin Gülerce, Zaman, 15 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

15 Temmuz 2011 at 06:25

Ergenekon, Fenerbahçe, Hüseyin Gülerce kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

TAHTA BAŞINDA TEK AYAK ÜSTÜNDE

leave a comment »

Futboldaki şike ve çete operasyonunun hedefinde, Fenerbahçe’nin olduğunu söylemek, alınganlık ve taraftarlık psikolojisi ile belki hoş görülebilir. Ama işin aslının öyle olmadığı besbelli.

Trabzonspor ve Beşiktaş yöneticileri, eski Futbol Federasyonu başkanı da ifade veriyor. Yargılama safhasına gelindiğinde daha büyük dalgalarla da karşılaşabiliriz.
Bazıları, bu son operasyona “Futbolun Ergenekon’u” denmesinden rahatsız oldular. Hâlbuki “Ergenekon” sembol bir isim. Anlatılmak istenen, devlet içindeki hukuk dışı yapıların varlığı. “Ergenekon davası”nın önemsenmesinin sebebi de, bu ülkede yüzyıldır, darbecilerden, cuntacılardan ve onları himaye eden vesayetçi yapıdan ilk defa hesap sorulmaya başlanması. Türkiye; kirli ve karanlık ilişkiler ağının tutsak aldığı bir ülke olarak, Avrupa Birliği’ne üye kabul edilebilir mi? Vesayetin kurduğu statüko ile Türkiye, demokrasinin ve özgürlüklerin evrensel standartları ile buluşabilir mi? Bazılarının anlamamakta direndiği asıl nokta burası. Konu yerel değil, küresel… Yeni Türkiye’de artık askeri bürokrasiye yaslanıp, kendinde güç vehmeden kibirli, kasıntı, küçük dağları ben yarattım diyen vesayet ağalarına yer yok.
Vesayetle bağlantılı hiçbir kişinin, kurumun artık gücü yok. İşte CHP… Ne dediler; “Silivri’deki iki arkadaşımız yemin etmedikçe, biz de yemin etmeyeceğiz…” Ama sonunda yemin ettiler… Ben, yemin eden CHP’lilerin hiçbirinin yüzünde, milletvekili olma heyecan ve neşesini göremedim. Tam tersine, “biz ne ettik böyle” burukluğu vardı… Tahta başında disiplin cezası alıp tek ayak üzerinde duran öğrencilerin mahcubiyeti, yüzlerinden okunuyordu… Çünkü anlamsız, mesnetsiz, desteksiz bir tavır almışlardı. Koskoca CHP’yi vesayete rehin bırakmayı, kendi partililerine bile izah edemediler. Aklı olan, vesayete rehin olmaktan kurtulur, yüzünü halka ve demokratikleşmeye döner.
Türkiye, yüzyıllık bir temizlik yapıyor. Çünkü bu ülkede bir asırdır bütün renkler kirlendi. Darbeler, bütün değerleri yozlaştırdı, bütün kurumları yıprattı, öne çıkan insanların şahsiyetleri ile oynandı. Yivi seti olmayan, beli düz durmayan tiplerin işgaline uğradık. Vesayetin kozmik adamları her yanımızı sardı. Siyaset, yargı, medya, üniversiteler, iş dünyası, sendikalar, barolar, futbol, sanat, edebiyat, hepsi vesayetin görünmez kılınması için el ele tutuştular. Zincirlerle birbirine bağlanmış bir yapıdan söz ediyoruz. Türkiye şimdi o zincirleri kırıyor.
Mesele futbolda şike, çete meselesi değil. Mesele Aziz Yıldırım meselesi değil, Fenerbahçe meselesi hiç değil. Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor meselesi de değil. Kimse, sorumluluğunu unutup, taraftarı tahrik etmesin. Ergenekon davasını, Cumhuriyet mitingleri ile özünden saptırmak isteyenler nasıl umduklarını bulamadılarsa, futbol takımlarının taraftarlarını sokağa dökmeye çalışanlar da başarısız olacaklardır. Referandumdaki yüzde 58 ile seçimlerdeki yüzde 50′yi, iyi anlamak lazım. Ortada, demokratikleşme için sivil siyasete, AK Parti iktidarının reform ve özgürlüklerin genişletilmesi hamlelerine destek veren bir irade var. Başbakan Erdoğan, bu iradenin hakkını vermede kararlı görünüyor. Kendisinden beklenen ve kendisine yakışan da odur.
Yeni Türkiye’nin, hukukun üstünlüğüne kilitlenen yeni yargısını da unutmayalım. Darbecilerden, cuntacı zihniyetin sahiplerinden millet adına hesap sormakta kararlı savcılara ve yargıçlara ne kadar ihtiyacımız varmış… Asıl onların yüreğini alkışlamalı, onların cesaretini övmeliyiz. Hatırlayınız, “Susurluk davası” sırasında, özellikle laik-solcu kesimler; “İtalya’daki Gladio davasının savcı ve yargıçları gibi bizde niye cesur ve dürüst savcılar, yargıçlar yok” diye haykırmışlardı. Şimdi tam tersi davranıyorlar. Bu hukuk adamlarını yıpratmaya, karalamaya çalışıyorlar. Ama nafile. Bütün renkler kirlerinden arınıyor..

Hüseyin Gülerce, Zaman, 13 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

13 Temmuz 2011 at 06:29

ERGENEKON HAKİMİNİN TAYİNİ ÇIKTI

leave a comment »

Ergenekon davası hakimlerinden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Köksal Şengün, Bolu’ya atandı.

SELAHATTİN GÜNDAY
Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün Bolu hakimliğine atandı.Karar oy çokluğu ile alınırken Şengün’ün bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazının aleyhte neticelenmesi durumunda ise Şengün 1. bölge olarak tabir edilen şehirlerde görev yapamayacak.

DHA’nın telefonla ulaştığı Köksal Şengün, tayinin kendisine bildirildiğini belirterek, “Bolu hakimliğine atandım. Herhangi bir tayin talebim yoktu” dedi. Köksal Şengün, milletvekili seçilen Ergenekon davası sanığı Prof. Dr. Mehmet Haberal ile gazeteci Mustafa Balbay’ın tahliye taleplerinin reddedilmesi kararına da muhalefet etmişti. Şengün, “TBMM üyeliğine yasal bir seçim sonucu ve demokratik yollardan seçilen bu kişilerin kazanmış oldukları bu nitelikleri sebebiyle kaçma, saklanma ve delilleri karartma ihtimalleri de kalmamıştır” diyerek Balbay ve Haberal’ın tahliye edilmesini istemişti.

ADİL YARGILAMAYI ETKİLEME SORUŞTURMASINDA İSMİ GEÇTİ 
Başkan Şengün’ün ismi Ergenekon soruşturması kapsamında yürütülen ‘Adil Yargılamayı Etkileme Soruşturması’ nda da geçmişti. Soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra serbest bırakılan avukat Tülay Bekar ile Köksal Şengün’ün telefon görüşmeleri ortaya çıkmıştı. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, bu telefon dinlemeleri üzerine o zaman soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Zekeriya Öz’ü, HSYK’ya şikayet etmişti. (DHA)

Radikal, 13 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

13 Temmuz 2011 at 06:28

Ergenekon kategorisinde yayınlandı

Tagged with

SIRADA BASKETBOL VE 6′LI GANYAN VAR

leave a comment »

Futbol’daki şike operasyonu basketbol ve 6’lı ganyana uzanıyor. Şike operasyonlarında Olgun Aydın Peker’in adı ‘bir numara’ olarak geçiyor.

Türkiye, futboldaki şike operasyonu ile çalkalanıyor. Ancak operasyonun sadece futbol ile ilgili olmadığı, bütün spor dallarında temizlik için düğmeye basıldığı belirtiliyor. Tabii ki bunun en popüler ve büyük ayağını futbol oluşturuyor. İddialara göre futbolda şike ile ilgili 350 kişinin adı geçiyor. Bunlar tanık, suçlu ve mağdur sıfatıyla dinlenecek.
Alınan bilgilere göre, şike olayı sadece futbol ile sınırlı kalmayacak. Şike basketbol başta olmak üzere birçok spor dalına uzanmış durumda. Burada da aynı isimler ön plana çıkıyor. Şikenin en büyük vurgunu ise 6’lı ganyanda yapılıyor. ‘Hipodromda eşek oyunu’ şifresi ile irtibata geçtikleri kişiler, kazanmayacak atları tehdit ve şantajla birinci yaparak büyük vurgun yapıyor. Olgun Peker ve ekibinin ismi buraya kadar uzanıyor.
Türkiye gündemine bomba gibi düşen şike soruşturmasında eski bir savcının da şüpheli olduğu ortaya çıktı: Eski Giresun Savcısı Avukat Nihat Nuri Akar.
İddiaya göre Akar, futbol dünyasının önemli isimlerinin gözaltına alınmasıyla birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne geldi. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde bazı zanlıların avukatlığını üstlenmek istedi; ancak soruşturmada adı geçtiği için izin verilmedi.
Eski Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün Ergenekon davalarını manipüle etmeye çalıştıkları gerekçesiyle bazı avukatlar hakkında açtığı soruşturmada da Nihat Nuri Akar’ın adı geçmişti. Giresun Savcısı olduğu dönemde Akar’ın büyük bir kente tayin edilmesi için önce bir süre tutuklu kalan sanık Avukat Ali Hadi Emre ile irtibata geçtiği belirlenmişti. Emre’nin, bu talebi, eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’a aktardığı tespit edildi. Savcı Akar ile Avukat Emre arasında 14 Aralık 2009 tarihli telefon görüşmesinde ise tayin işinin Seyfi Oktay ve HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’le yemekli bir toplantıda görüşüldüğü belirlendi. Savcı Akar’ın tayini yaptırmak için ayrıca HSYK üyesi Ali Suat Ertosun’la görüşmek amacıyla Ertosun’un yakınlarıyla temasa geçtiği ve randevu ayarlamaya çalıştığı da ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında mahkeme kararıyla yapılan telefon dinlemelerinde, tutuklanan şüphelilerin ‘Dede’ diye hitap ettiği Seyfi Oktay’ın başını çektiği yapılanmanın, yüksek yargıya atama ve tayin işlerinde HSYK’daki bağlantılarını kullanması dikkat çekmişti.

Haşim Söylemez, Aksiyon, 11 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

11 Temmuz 2011 at 06:33

Ergenekon kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

FUTBOLUN DOKUNULMAZLARI

leave a comment »

Futbolda ilk defa şike ve örgütlü suçlarla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı.

Aralarında Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın da bulunduğu 60’tan fazla kişi gözaltına alındı. Öyle şaşkınlık falan da yok. Ve herkesin aklına ilk gelen, Ergenekon oldu. Birden “futbolun Ergenekonu” lafı konuşulmaya başlandı. Futboldaki kirlilik için neden bu kadar gecikildiği sorgulanır oldu. Çünkü tıpkı Susurluk gibi, futboldaki hukuk dışı yapıların üzerine, bugüne kadar hep gidiliyor gibi yapılıp gidilmedi. Rantın, kara para aklamanın, şikenin, çetelerin cirit attığı bir alana nihayet sıra geldi.

Pekiyi şimdi ne oldu da, futbolda da, “dokunulmaz” denilenlere dokunuluyor, girilemez denilen alanlara giriliyor? Çünkü Ergenekon ve Balyoz davaları gösterdi ki, bu ülkede artık dokunulmazlar kalmadı. Görevdeki orgeneral rütbeli komutanların tutuklandığı bir Türkiye’de, futbolun ağalarına da dokunmanın yolu açıldı. Çünkü hükümet yeni Türkiye için büyük onay aldı. 12 Eylül referandumu ve 12 Haziran seçimleri gösterdi ki, toplumun yarısı, büyük bir kararlılıkla demokratikleşmeye destek veriyor. Yargı da, Meclis de, hükümet de, medya da, bu desteğin gereğini yapmak zorundadır.

Meselenin özü şu: Türkiye, artık eski Türkiye değil. Eski çamlar bardak oldu. Bazıları bu gerçeği hâlâ kabullenmek istemiyor. Hâlâ eskiye, vesayetin kol gezdiği o karanlık günlere dönmeye dair bir umutları var. Sanki bir sabah uyandıklarında bir şey olacakmış, bir şeyler değişecekmiş havasındalar. Hâlâ, kendilerine yeniden gün doğacağını düşlüyorlar… Düşününüz, bu rüya ile CHP’nin oylarının son seçimde yüzde 40’ın üzerine çıkacağı beklentisine girenler oldu. Hâlâ neye tosladıklarını anlamadıkları ise şuradan belli; yüzde 26 oy almalarına rağmen CHP yöneticileri hâlâ kendilerinde bir güç vehmediyorlar. Hâlbuki “Yeni CHP” falan yok, “Yeni Türkiye” var. Gitmekte inat ettikleri yolun üzerinde, kocaman bir kaya duruyor. Üzerinde de “Yeni Türkiye” yazıyor. Çarpıp durdukları kaya, bu kayadır…

Halkın sandığa yansıyan yüzde 50’lik iradesini hâlâ okuyamıyorlar. Bu güçlü iradenin, bu demokratikleşme ikliminin, Başbakan Erdoğan’a ve AK Parti hükümetine nasıl bir cesaret ve kararlılık verdiğini göremiyorlar. CHP’nin yemin etmeme inadında da bu körlük var. Tamam, Sayın Başbakan, “tükürdüklerini yalayacaklar” derken ağır konuştu, ama söylemek istediği, CHP’nin bu kafayla bir yere varamayacağıdır. Çok açık ki, CHP rehin alınmış gibi davranıyor.

Pekiyi, artık herkesten hesap sorulduğu ortada iken futbol ağaları nasıl böylesine pervasız olabilmişlerdir? Çünkü güç aldıkları odaklar, tıpkı yüzde 40 için iddiaya giren işadamını inandırdıkları gibi, onlara da “merak etmeyin, tekrar geleceğiz” telkini yapmışlardır. Silahlı Kuvvetler içindeki cuntacı zihniyetin, pes etmeyişindeki haleti ruhiye de budur.

Artık futboldaki Ergenekon’a da neşter vuruluyor. “Futbolda Ergenekon olur mu?” sorusu bugün anlamsız bir sorudur. Vesayet varsa, darbecileri vardır. Darbeciler varsa, medyaları, işadamları, çeteleri, kozmik adamları vardır. Vesayet, hukuk dışı örgütlenmelerle ayakta durur. Bu ülkede yüzyıldan beri vesayet rejimi var. Onun için hukuk dışılık her sosyal grubun, devlet ygıtının, anayasal kurumların içinde hükümferma olmuştur. Mücadele, vesayet ile demokratikleşme arasındadır. Bugün inisiyatif sivil iradenin elindedir. Vesayetin bütün ağaları, bu arada futbolun ağaları da kaybetmeye mahkûmdur.

Hüzeyin Gülerce, Zaman

Written by kesinofsayt

06 Temmuz 2011 at 01:47

Ergenekon, Gazeteciler, Hüseyin Gülerce kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,