FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘Fenerbahçe’ Category

SİNA AFRA OLAYI

leave a comment »

Tarih 24 Ağustos 2011…
Fenerbahçe TFF tarafından Şampiyonlar Ligi’nden men ediliyor.
Zaten 3 Temmuz 2011 tarihinden beridir bir onur ve varoluş savaşı veren Fenerbahçeliler kızgın, öfkeli, isyanda.
Aynı gün sosyal medyaya o günlerde pek de dikkat çekmeyen bir tvit düşüyor

Sina Afra - 24 Agustos 2011 ilk tvit (Nevzat Aydın mentionlu)

O günlerde pek de üzerinde durulmayan bu mesaj Mayıs 2018’de bir anda gündem oluyor. Nedeni mesaj sahibinin Fenerbahçe Spor Kulübü başkan adayı Ali Koç’un yönetim kurulu listesinde isminin olduğu iddiası. Bu ismin listede olup olmadığını 2 Haziran tarihine kadar net bir şekilde öğrenemiyoruz. Ancak o tarihte Ali Koç’un kongrede yaptığı konuşmada Sina Afra’nın YK listesinde olmadığını öğrenebiliyoruz.

Bir ay sonra, tam da 3 Temmuz’un yıldönümünde Sina Afra Fenerbahçe Futbol AŞ’nin bağımsız YK üyeliğine atanıyor.

Dönelim 2 Haziran gününe. Ali Koç konuşmasında eski yönetime hitap ederek “Sina Afra Bey listemizde yok. Çamur atarken bilgilerinizi iyi toplayın” diyor ve ekliyor “çok istediniz biliyorum. Belki de onun için tedbiri kaldırdınız”.
Şimdi soru şu: Sina Afra üzerinden size çamur nasıl atılıyor? “Çamur”dan kasdedilen nedir? Rakipleriniz Sina Bey’in listenizde olmasını neden istemiş olabilirler?
Bu sorular yanıtlanmadıkça ne o günkü konuşma, ne de bir ay sonraki atama anlam kazanamayacaktır.

5 Haziran 2018 tarihinde Sina Afra sosyal medya üzerinden bir dizi açıklama yapıyor:

sina-afra-aciklama-01sina-afra-aciklama-02sina-afra-aciklama-03sina-afra-aciklama-05sina-afra-aciklama-06sina-afra-aciklama-07sina-afra-aciklama-08sina-afra-aciklama-09sina-afra-aciklama-10sina-afra-aciklama-11sina-afra-aciklama-12sina-afra-aciklama-15sina-afra-aciklama-16sina-afra-aciklama-17

Gayet güzel bir üslupla yapılan bir açıklama ve bir hata yüzünden özür dilenmiş. Acaba öyle mi?
Tekrar 24 Ağustos 2011’e dönelim ve o tvite bir daha bakalım

Sina Afra - 24 Agustos 2011 ilk tvit (Nevzat Aydın mentionlu)

Bütün Fenerbahçelilerin ayağa kalktığı gün, sıcağı sıcağına (en hafif tabirle “duyarsızca”) atılan bu tvit sadece genel bir Avrupa’daki Türk takımlarına destek mesajı değil, @zagortenay76 adresine mention veren bir mesaj. Peki bu adres kime ait?

na-twitter-account

Peki Nevzat Aydın kim?
O günlerin Trabzonspor yöneticisi.

–  16 Temmuz 2011’de “Trabzonspor yöneticisi Nevzat Aydın, geçen sezon Fenerbahçe’nin kazandığı şampiyonluğun kendilerine verilmesi gerektiğini söyledi. Dünyaca ünlü haber ajansı Associated Press’e demeç veren Aydın, “Fenerbahçe yöneticileri tutuklu. Bu şampiyonluğun bize verilmesi lazım” diye konuştu. Yaşanan sürecin uzamasından rahatsızlığını dile getiren Aydın, “Yaşanan şike skandalı hem gelirlerimizde büyük kayba hem de saygınlığımıza çok büyük zarar veriyor” ifadesini kullandı.”

– 19 Temmuz 2011’de “Bizimle ilgili herhangi bir şike ya da teşvik ispat edilirse, biz ligden çekiliriz. Eğer edilmez ise şampiyonluk kupasını bir an önce bekliyoruz”

Elbette ki Trabzonspor’un yöneticisi olarak bunları söylemesi doğal. Hatta bu beklentisinin hala sürdüğünü biraz Google araştırması yaparsanız bulabilirsiniz. Ancak garip olan, Fenerbahçe haksız bir kumpasa uğramışken, milyonlarca Fenerbahçeli bunun mücadelesini verirken, kendisini Fenerbahçeli olarak isimlendiren birisinin doğrudan sizin alınterinize el uzatan bir başkasına bu mesajı yollaması.
Arkadaş olabilirler, iş ortağı olabilirler. O kadar detayını bilemiyorum. Zaten çok önemli de değil. Sina Bey sade bir Fenerbahçeli olarak bir dostuna iyi niyetle bunu yazmış da olabilir, hatta bugün de yazabilir. Bu da en tabii hakkıdır. Ancak “Fenerbahçe’yi yönetmeye aday” birisi bunu yapamaz. Ya da tersinden söyleyelim, bunu yapan Fenerbahçe’yi yönetmeye talip olamaz.

Bu işin bir tarafı… Önemli bir tarafı!

Diğer tarafı da göreve getirilme biçimi.
Ali Koç büyük umutlarla ve büyük bir destekle göreve geldi. Şu anda bu eleştiriyi yazan bendenizin dahi hala büyük güvenine sahip. Ancak desteklediğimiz kişilere gerektiği zamanlarda gereken eleştiriyi getirmezsek geçmişin hatasına saplanıp kalırız yeniden. Dolayısı ile yukarıda sorduğum sorulara hala yanıt arıyorum.

– “Çamur atmak”tan kasıt nedir?
– Eski yönetim neden Sina Bey’in Ali Koç’un listesinde olmasını istemiştir?

Ali Koç eğer ki o seçimde inandığı, güvendiği birisi olarak, tüm eleştirilere rağmen Sina Afra’yı yönetim listesine alsa, arkasında dursa ve seçtirse, her türlü çekinceme rağmen anlayabilirdim.
Ancak “bir nedenle” o gün Sina Afra’yı saklayıp, bir ay sonra “hülle” yoluyla Fenerbahçe yönetimine almak ben dahil birçok Fenerbahçelinin kalbini kırmıştır.

Umarım bu olay Fenerbahçemize daha büyük zarar vermez.

Son notum da Sina Afra eleştirilerine “Fenerbahçe’nin çok daha büyük sorunları -maddi boyut- varken yedi yıl önceki bir olayın büyütülmemesi, hatta gündem olmamasını” isteyenlere olsun.
Dostlar, Fenerbahçe çok büyük bir camiadır. Büyük sorunlarla uğraşırken küçükleriyle de başa çıkabilir. Bir sorunun öncelikli olması diğerlerini görmezden gelmeyi gerektirmez.
Hem ayrıca büyütülen olay “yedi yıl önceki bir tvit” değil, yedi yıl önceki bir zihniyetin bugün Fenerbahçe yönetiminde koltuk sahibi olmasıdır.

 

İlgili yazı: ÜNLÜ TÜRK YALANLARI – 2: FENERBAHÇE’Yİ ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDEN UEFA MEN ETTİ!

 

Reklamlar

Written by kesinofsayt

06 Temmuz 2018 at 21:05

Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

TEBRİKLER ALİ KOÇ

leave a comment »

ali-koc-1

( Fotoğraf Cenk Başlamış @djcenk )

Öncelikle şunu belirtmek lazım, ülke tarihinde ilk kez bir kulüp başkanlığı seçimi sadece kongreye sıkışmayıp bütün yurda yayılarak bu kadar ön plana çıktı. Adaylar il il gezip kongre üyeleri ve taraftarlala buluştular, konuşmalar yapıldı. Son iki haftada ise televizyon kanallarında boy göstererek birkaç haftalığına da olsa genel seçimleri dahi gölgede bıraktılar. Bu olağanüstü bir durum ve Fenerbahçe Cumhuriyeti tanımlamasının tam bir sağlaması oldu.

Ali Koç’un kazanması sürpriz olmadı. Ancak ezici oy farkı büyük sürprizdi. Bunda kongrenin ilk günü Aziz Yıldırım’ın yine sinirlenerek ve kongre üyelerinin de aslında taraftar olduğunu unutarak yaptığı çıkışların ve azarlamaların, yani kibirinin payı olduğunu düşünüyorum. Son gün konuşmalarını bekleyen ortadaki oyların, hatta bir vefa borcu olarak Aziz Yıldırım’ı bir kez daha seçmeye niyetli üyelerin bu azarlamalardan sonra tercihlerinin Ali Koç’a döndüğünü düşünüyorum. Aziz Yıldırım ilk gün hiç konuşma yapmasa muhtemelen daha fazla oy alırdı. Ancak gözüken o ki seçimi Ali Koç günler öncesinden kazanmıştı yine de.

Şimdi herkes mutlu, umutlu. Enteresan bir şekilde rakip takım taraftarı olan birçok insan da Ali Koç’un seçilmesini memnuniyetle karşılayıp Fenerbahçeli dostlarını kutladı. Bu biraz da ülkede düzeyli, işinin ehli insanların göreve gelmesine duyulan özlemi gösteriyor. Elbette yıkılmaz denilen bir figürün demokratik yollarla devrilmesi 24 Haziran seçimleri için de büyük bir umut aşıladı birçok insana.

Asıl zorluk ise şimdi başlıyor.

Ali Koç’a bindirilen yük haddinden fazla. “Türk sporu için de çok iyi” sözünü çok gördüm Pazar günü. Hayır arkadaşlar, değil. Ali Koç spor bakanı, federasyon başkanı filan olmadı, Fenerbahçe’ye başkan seçildi. İşi Fenerbahçe’nin bozulan yapısını düzeltmek. Türk sporunun sorunu çok daha derin ve bambaşka. Türk sporunda siyaset ve siyasiler sporun içinde oldukça hiç kimsenin bunu düzeltmesinin yolu yok. Siyasi “atamalarla” gelen federasyon başkanları, kulüp başkanları ve hatta “gazeteciler”le Türk sporunun ilerlemesi mümkün değil. Liyakat yerine borazanlık yapacak “spor figürleri” çözümün değil sorunun kaynağı olabilirler ancak.

Ali Koç’un birincil görevi Fenerbahçe camiasında tükenmiş olan sevgi, saygı ve hoşgörüyü yeniden tesis etmek ve bütün dinamiklerini harekete geçirerek öncelikle mali yapıyı düzeltmek. Transfer, şampiyonluk vs tali şeyler. Elbette ki taraftar bunu isteyecek, ama öncelikleri belirlemek geleceği kurtarmak için daha da önemli.

İkincisi, sırtını yasladığı taraftarı iyice işin içine katmak. Yıllardır Aziz Yıldırım tarafından dışlanan taraftar artık bunu bekliyor. Şeffaf bir yönetim anlayışı, sevinçlerin olduğu kadar olumsuzlukların da paylaşıldığı bir yönetim modeli bekleniyor. Taraftar artık karanlıkta bırakılmak istemiyor. Çözümün bir parçası olmak istiyor.

Ali Koç’un işi hiç kolay değil, ama zorun altından kalkabilecek vizyonu ve yeteneği olduğu için seçildi zaten. Başarılar diliyor ve kolay gelsin diyorum.

Written by kesinofsayt

04 Haziran 2018 at 15:24

Ali Koç, Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

HAKEM MAAŞLARINI KİM FİNANSE EDİYOR?

with one comment

hakemlira

Bir önceki yazımda hakemlerin gelirlerini ele almıştım. Türkiye şartları için çok büyük rakamlardı. Peki bu rakamlar nereden finanse ediliyor? Elbette sponsorluklar, Spor Toto, İddaa gibi şans oyunları payları, yayın hakları vb kalemler TFF bütçesinde büyük gelir kalemleri. Ancak PFDK’nın bazı kulüpler için adeta haraca çevirdiği cezalar da yabana atılmamalı. Bahis konusu yazıdaki hakem gelirleri toplamı 4.086.750.-TL idi (elbette tüm hakemler yoktu listede). Sezonun son sekiz haftasına girerken ödenmiş cezalar göz önüne alındığında Fenerbahçe tek başına yarıdan fazlasını ödemiş hakem ücretlerinin. İlginçtir ki hakem hatalarından en çok canı yanan ve şikayet eden kulüp Fenerbahçe, TFF’ye en büyük cezayı ödeyen yine Fenerbahçe…

Sezon başlangıcından beridir (22 Mart 2018 tarihine kadar) kulüplerin ödediği para cezaları (taraftar olayları, sporcu, kulüp ya da yöneticiler dahildir)

Toplam ceza miktarı: 8.471.200.-TL
Fenerbahçe: 2.723.500.-TL (%32)
Beşiktaş: 1.457.000.-TL (%17) / (224.500’ü Fenerbahçe maçlarından)
Trabzonspor: 809.000.-TL
Galatasaray: 745.350.-TL
Konyaspor: 535.000.-TL
Bursaspor: 517.500.-TL (215.000’i Beşiktaş, 125.000’i Fenerbahçe, 75.000’i Galatasaray maçlarından)
Kayserispor: 353.000.-TL
Yeni Malatyaspor: 319.000.-TL
Göztepe: 295.000.-TL
Sivasspor 169.500.-TL
Osmanlıspor: 126.000.-TL
Alanyaspor 118.000.-TL
Karabükspor 70.000.-TL
Kasımpaşa: 66.000.-TL
Gençlerbirliği: 58.000.-TL
Akhisar 57.350.-TL
Antalyaspor 37.000.-TL
Başakşehir: 15.000.-TL

Detaylar için: 

17.08.2017

Trabzonspor: 15.000.-TL,

24.08.2017

Fenerbahçe: 45.000.-TL,

14.08.2017

Fenerbahçe: 100.000.-TL,

21.09.2017

Fenerbahçe: 20.000.-TL,

26.09.2017

Beşiktaş: 150.000.-TL + 50.000.-TL,

28.09.2017

Fenerbahçe: 30.000.-TL + 15.000.-TL + 12.000.-TL + 100.000.-TL + 30.000.-TL
Beşiktaş: 15.000.-TL + 16.500.-TL + 13.000.-TL

05.10.2017

Trabzonspor: 20.000.-TL,
Fenerbahçe: 45.000.-TL + 13.000.-TL,
Galatasaray: 30.000.-TL,

19.10.2017

Beşiktaş: 20.000.-TL,
Fenerbahçe: 50.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL,

26.10.2017

Beşiktaş: 15.000.-TL + 26.000.-TL + 17.500.-TL,
Trabzonspor: 45.000.-TL,
Galatasaray: 30.000.-TL,
Fenerbahçe: 15.000.-TL + 75.000.-TL,

31.10.2017

Trabzonspor: 13.000.-TL,

02.11.2017

Trabzonspor: 30.000.-TL + 13.000.-TL,
Galatasaray: 13.000.-TL,
Fenerbahçe: 100.000.-TL + 15.000.-TL,

09.11.2017

Beşiktaş: 45.000.-TL + 15.000.-TL,

23.11.2017

Trabzonspor: 15.000.-TL,

30.11.2017

Fenerbahçe: 15.000.-TL,
Beşiktaş: 45.000.-TL,
Trabzonspor: 75.000.-TL + 30.000.-TL,

07.12.2017

Fenerbahçe: 25.000.-TL,

14.12.2017

Fenerbahçe:  30.000.-TL, 110.000.-TL,
Beşiktaş: 30.000.-TL, 110.000.-TL,
Galatasaray: 4.350.-TL + 13.000.-TL,

19.12.2017

Beşiktaş: 15.000.-TL,

21.12.2017

Beşiktaş: 50.000.-TL + 15.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL,
Fenerbahçe: 15.000.-TL + 35.000.-TL,

28.12.2017

Fenerbahçe: 140.000.-TL,
Beşiktaş: 15.000.-TL,
Trabzonspor: 15.000.-TL + 110.000.-TL,

02.01.2018

Beşiktaş: 30.000.-TL,

25.01.2018

Trabzonspor: 30.000.-TL + 140.000.-TL + 13.000.-TL,
Fenerbahçe: 150.000.-TL + 45.000.-TL + 15.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL + 15.000.-TL,
Beşiktaş: 15.000.-TL,

01.02.2018

Beşiktaş: 100.000.-TL,
Trabzonspor: 15.000.-TL + 15.000.-TL,

06.02.2018

Galatasaray: 15.000.-TL,

08.02.2018

Fenerbahçe: 200.000.-TL + 100.000.-TL + 30.000.-TL + 13.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL,

15.02.2018

Galatasaray: 25.000.-TL,
Trabzonspor: 170.000.-TL,

22.02.2018

Beşiktaş: 9.000.-TL + 13.000.-TL,
Fenerbahçe: 250.000.-TL,
Galatasaray: 100.000.-TL,

27.02.2018

Fenerbahçe: 50.000.-TL,
Beşiktaş: 50.000.-TL

28.02.2018

Fenerbahçe: 13.000.-TL,

01.03.2018

Beşiktaş: 100.000.-TL + 25.000.-TL,
Fenerbahçe: 22.500.-TL + 170.000.-TL,

06.03.2018

Beşiktaş: 30.000.-TL + 22.000.-TL,
Fenerbahçe: 15.000.-TL,

08.03.2018

Trabzonspor: 30.000.-TL,
Beşiktaş: 140.000.-TL + 15.000.-TL,
Galatasaray: 30.000.-TL,

15.03.2018

Galatasaray: 60.000.-TL,
Fenerbahçe: 200.000.-TL + 15.000.-TL,

22.03.2017

Beşiktaş 170.000.-TL
Fenerbahçe 400.000.-TL
Galatasaray 70.000.-TL

Written by kesinofsayt

20 Mart 2018 at 18:05

Fenerbahçe, Genel, MHK, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,

ALİ KOÇ “BÖLÜCÜ” MÜ?

leave a comment »

d8acb9adf2c5471bacebdf2d055858f0.jpgFenerbahçe Spor Kulübü başkanı Aziz Yıldırım 19 Mart 2018’de başkan adayı Ali Koç hakkında şunları söyledi:

“Geçen sezonun ortasında, Konya maçımıza 1-2 saat kala Ali Koç başkan adaylığını ‘Her şartta adayım’ diyerek açıkladı. O günden bu güne, tüm camianın dikkati artık kongredeydi. Herkes başta futbol takımımız olmak üzere takımlarımızı 2. plana itti ve kongre konuşmaya başladı. (…) Taraftarlar ikiye bölündü, sosyal medyada uzun süredir güdümlü hesaplar sayesinde başlamış olan gerginlik artık sokağa yansımaya başladı. Tebrik ediyorum kendisini, 3 Temmuz’da başarılamayan ayrışma şimdi başarıldı.”

Gerçekten durum bu mu? Yoksa bu söylem de Aziz Yıldırım’ım “düşman yaratma” alışkanlığının yeni bir örneği mi? Bakalım…

Fenerbahçe’yi bölmek için hiç mi faaliyet olmamış bugüne kadar? Olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Yakın geçmişte değil, çok daha eskilerde, grupların güçlü olduğu dönemlerde de benzeri olaylar yaşanmıştı. Büyük camiaları güçsüzleştirmek için dışarıdan, yönetimlerini ya da kontrollerini ele geçirmek için içeride birçok girişim yapılması şaşılacak bir durum değildir. Ancak Ali Koç’un adaylık açıklamasını böylesi bir faaliyet olarak değerlendirmek büyük bir hatadır.
Öncelikle günümüz itibarıyla Fenerbahçe Spor Kulübü lideri Aziz Yıldırım’dır ve liderin görevi birlikteliği sağlamaktır. Oysa Aziz Yıldırım ne yazık ki tam tersine, ayrıştırıcı bir söylem ve eylem içindedir bir süredir.

2010 yılında tıp dergisi Brain’de İngiliz psikiyatrisler David Owen ve Jonathan Davidson Hubris Sendromu diye bir rahatsızlığı açıkladılar. Yunanca hubris (kibir) kelimesinden gelen adıyla Kibir Sendromu. Makale aslen siyasetçileri temel alıyordu. Ancak anafikri uzun süreli iktidar (güç) sahibi olmakla ilgili olduğundan bizim alanımıza da girdiğini düşünüyorum.

Farklı birçok kriteri arasında “kendisiyle kurumu özdeşleştirmek, kendi bakışı ve çıkarlarıyla (ulusun) kurumunkini özdeşleştirmek”, “kendi yargılarına aşırı güven ve başkalarının öneri ve eleştirilerini küçümsemek”, “her şeyi kişisel olarak başarabileceğine dair kadiri mutlaklık hissi ve abartılmış kendine inanç” gibi özellikler bulunuyor. Tanıdık geldi mi?
Aziz Yıldırım’da “betondan da futboldan da ben anlarım” ifadesiyle vücut buluyor bu durum. Oysa Fenerbahçe’nin futbolda -saha içi ve mali anlamda- geldiği nokta ortada.

Şunu baştan ortaya koyayım; Aziz Yıldırım bir şeytan ya da kötü bir başkan değil. Fenerbahçe’ye büyük hizmetleri geçmiş bir insan. Bunu inkar etmek tarihi inkar etmek olur. Ancak uzun bir süredir yaşadığı “güç (iktidar) zehirlenmesi” kendisini Fenerbahçe ile özdeşleştirmesine, Fenerbahçe için tek doğruyu kendisinin bildiğine, karşı çıkan herkesin düşman ve hain olduğuna inanmasına neden oluyor.

Fenerbahçe 4 Temmuz 2011 günü hiç olmadığı kadar kenetlenmişti. 3 Temmuz 2012’de Aziz Yıldırım’ın tahliyesinden bugüne bu birlik ne yazık ki sürekli erimekte. Bu noktada başkalarını suçlamak yerine başkanın kendisini sorgulaması lazım.
Siz şeffaflıktan uzak bir yönetim tarzında ısrar eder, “aslında ben neler neler biliyorum, vakti gelince konuşurum” ya da “bir konuşsam var ya” şeklinde bazı mesajlar verirseniz – ki bu mesajların adresinin taraftar olmadığı açıktır – taraftar da giderek dışlanmış hisseder. Bir kez belki sesi çıkmaz, ama üç, beş, on kez tekrarlanırsa güven de kalmaz. Hele ki bu “mesajlardan” sonuç da alamıyorsanız.
Ardından bazı eleştiriler gelmeye başladığında eleştirenleri dinlemek yerine doğrudan hedef gösterip hain ilan ederseniz çözülme büyür. 3 Temmuz sürecinde Şişli Etfal’de, Metris’te, Çağlayan’da, Ankara’da, Silivri’de her yerde gördüğüm, omuz omuza olduğum ve bugün o bulundukları noktadan zerre sapmamış insanları hain olarak niteliyorsanız kendi bulunduğunuz noktaya dönüp bakacaksınız. Mehmet Ali Aydınlar ile el sıkışıyor ve çubukluyu bu şahsa teslim ediyorsanız kendinize bakacaksınız.
Ne yapmış Ali Koç da bölüyormuş camiayı? Adaylığını açıklamış.
Tarih 22 Ekim 2016. Aziz Yıldırım “başkan adayı olan çıksın erkek gibi adayım desin” diyor.
Tarih 24 Ekim 2016. Ali Koç “şartlar ne olursa olsun adayım”
E başkanım, sen istemişsin, Ali Koç da davete icabet etmiş. Problem nedir? Hatta ben Aziz Bey’den de bir an önce “erkek gibi” adayım demesini bekliyorum. Zira Fenerbahçe’de an itibarıyla tek adaylı bir seçim kampanyası var. Henüz ikinci bir aday yok. Gözden kaçmasın.

Ali Koç 19 Mart 2018’de Wow Otel’de kongre üyelerine düzenlediği toplantıda 6800 kongre üyesinin kendileri için imza verdiğini söyledi. Bu çok ciddi bir rakam. Hatta çok “psikolojik” bir rakam.
Fenerbahçe’nin son iki başkanlık seçiminde oy sayıları:
-Aziz Yıldırım: 5504
-Hulusi Belgü: 1144

-Aziz Yıldırım: 6821
-M.Ali Aydınlar: 2386

Aziz Yıldırım’ın son seçimdeki 6821 oyu ile 6800 imza yanyana çok manidar duruyor. Elbette bu seçimde hem yeni katılan üyeler, hem de çok daha yoğun bir katılım beklendiğinden başkanlık için gereken oy sayısı daha yüksek olacaktır.

Bu sayılar bazında tırnak içinde bir “bölünme” söz konusu olabilir. Oy verecek kongre üyeleri arasında bir bölünme. Negatif anlamda söylemiyorum bunu. Oyların dağılımını kasdediyorum. Bu seçim -eğer Aziz Yıldırım aday olursa- Fenerbahçe’nin yirmi yıldır en çekişmeli seçimi olacaktır. Belki de bir oyla gelen Aziz Yıldırım bir oyla gidecektir.

Aziz Bey’in bahsettiği, camianın bölünmüşlüğüne pek katılmıyorum. Evet sosyal medyada, sokakta, maç çıkışlarında yaşanan bazı gerginlikler var. Bu da ciddi iki adaylı bir seçim süreci için (ki adaylardan birisi hala resmen aday değil, ama gayrıresmi seçim faaliyetinde) normal bir durum. Ben tersine tabanda ileriye dönük bir birleşme başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir kulüpte böylesi tabandan bir seçim kampanyası hatırlamıyorum. Kulüp seçimleri genellikle bir ya da iki adayın ortaya çıkması, kongre gününe kadar medya aracılığı ile bazı vaadlerini yaymaları, kongre günü birkaç konuşma ve oylama şeklinde yürür. Oysa Ali Koç adaylığını aylar öncesinden açıklamış, sadece İstanbul’da değil, birçok kentte kongre üyeleri, temsilci üyeler, taraftarlarla toplantılar yaparak, projelerini anlatarak değişik ve tabandan örgütlenen bir modelle yürüyor.

Taraftarlığı ticarete dökmüş bazı gruplar haricinde, münferit bazda Ali Koç’a ciddi bir teveccüh var. Bunu hepimiz görüyoruz. Şiddetle reddedenler bile bunun farkında. Ancak taraftar nezdindeki teveccüh kongreye yansır mı bilemiyorum. Kongre dinamikleri çok daha farklı işler her kulüpte. Hele ki seçime iktidarda giren her zaman bir adım önde olur.

Fenerbahçe’nin asıl problemi Ali Koç’un adaylığı değil, “ikinci” bir adayın henüz ortaya çıkıp kendi projelerini sunuyor olmaması.

Written by kesinofsayt

20 Mart 2018 at 08:38

Ali Koç, Aziz Yıldırım, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

BİR ŞEHİR EFSANESİ: FUTBOLUN MARKA DEĞERİ (KÖRLER, SAĞIRLAR)

leave a comment »

Değişik bir ülkede yaşıyoruz.

sgkufurBir kulübün teknik direktörü karşılaşma hakemine galiz küfürler edip sadece bir maç ceza alabiliyor ve bu ceza hakemleri rahatsız etmeyebiliyor. Buna karşılık bir başka kulübün teknik direktörünün, içinde hiç bir hakaret barındırmayan eleştirileri “tedbirli” olarak PFDK’ya sevk gerekçesi olabiliyor, ki pratikte bu en az bir maç ceza anlamına geliyor. Yani küfür etseniz de etmeseniz de aynı kefeye konuluyorsunuz.

Mesela bir kulübün bağlı olduğu federasyonun başkanına 100 milyon lira borcu olabiliyor ve bu kimseyi rahatsız etmeyebiliyor. Bu borcun ödenebilmesi için kulübün başarılı olması, Avrupa’da yer alması ve gelirlerini arttırması gerekiyor.  Ancak bu alacak verecek ilişkisi çok normal karşılanabiliyor.

IMG_20180207_230036Bir televizyon kanalında bir yorumcu bahis konusu kulüp başkanı ve federasyon başkanı arasındaki garip ilişkilerle ilgili ağır bir ithamda bulunuyor.
Diyor ki “Fikret Orman bana, elindeki belgeleri açıklarsa Yıldırım Demirören’in hapse gireceğini söyledi.”
İddia çok vahim. Hapisten bahsediliyor. Yorumcu pek de muteber birisi değil. Dolayısı ile iddiasının doğruluğu tartışmalı. Ancak iddiadaki isimlerin her ikisi de kerli ferli işadamları. Birisi ülkenin üçüncü büyük kulübünün başkanı, diğer aynı kulübün eski, futbol federasyonunun şimdiki başkanı. İnsan bekliyor ki aynı gün mahkemeye başvurarak bu “iftirayı” yargıya taşısınlar.
Taşımıyorlar.
Borçlu kulübün başkanının elinde borçlu olduğu federasyon başkanı hakkında belgeler olduğu iddiası kimseyi irkiltmiyor, rahatsız etmiyor.
Her şey normalmiş gibi yaşam devam ediyor.

Bir eski hakem, eski MHK başkanı, MHK hakkında çok ciddi iddialarda bulunuyor.

Normalde Bursaspor – Beşiktaş maçına Mete Kalkavan, Fenerbahçe – Gençlerbirliği maçına Halil Umut Meler verildi. Tebligattan birkaç saat sonra değişmiş. Hatta Mete Kalkavan Bursa’da otel rezervasyonunu bile yaptırmış. MHK’nın çıkıp açıklaması lazım. Bunlar çok ciddi iddialar ve hakem camiasında biliniyor bu iddialar.

Bir başka hakem de bambaşka bir skandal iddiasında bulunuyor.

WhatsApp Image 2018-02-07 at 11.38.57

Rıdvan-DilmenHepsinden vahimi, ülkenin en çok izlenen yorumcularından birisi TFF’nin sahte rapor hazırlattığını ekranlardan dile getiriyor, “beni mahkemeye versinler” diyor, ama mahkeme filan olmuyor. Zira iki günde unutulacağını biliyorlar.

 

Çünkü çok iddialı konuşuyorum; her türlü yalan yanlış iftirayı atıyorlar. Hatta yalan belge bile düzenliyorlar. Savcı çağırabilir bu söylediklerimden sonra.
Herhangi bir şahısla ilgili “Terör örgütü üyesi” bile diyebiliyorlar.

* Federasyon’un içinde mi atılıyor bu iftiralar?

Evet, federasyondaki bazı kurumlar atıyor bu iftirayı.

* Böyle iftiraların atıldığı kişiler var mı?

Birkaç kişi için atıldı. Hem de önemli insanlardı. Federasyondan uzaklaştırıldılar o raporlarla.

Ben bunlara “sahte raporlar” diyorum. Federasyon, “Hayır, bunlar devletin raporlarıdır” diyorsa beni savcılığa şikayet etsinler. Eğer savcı bunu ciddiye alıyorsa beni çağırsın.

Tüm bunlar normal karşılanıyor. Spor medyasında bir teknik direktörün doğru/yanlış tercihleri kadar bile yer bulmuyor, konuşulmuyor, eleştirilip araştırılmıyor.

Sonra bütün bu itham edilen beyefendiler çıkıp her konuşmalarında “futbolun marka değerinden” bahsediyorlar.

Bütün bu rezillik içinde de her fatura taraftara kesiliyor. Her türlü cezayı taraftar alıyor.

Written by kesinofsayt

07 Şubat 2018 at 11:57

Beşiktaş, Fenerbahçe, Genel, MHK, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , ,

KOCAMAN BİLMECE

with one comment

kocaman

Fenerbahçe’nin teknik direktörü Aykut Kocaman sezon başından beri çok tartışılıyor. Kimileri korkaklık ve beceriksizlikle suçlarken kimileri de kayıtsız şartsız destek veriyor. Aykut Kocaman’ın son zamanlardaki demeçleri ve vücut dili de bu eleştirilerden/saldırılardan çok bunaldığını işaret ediyor.

Peki Kocaman kötü bir teknik direktör mü? Sanmam / belki…
Sorunun yanıtı nereden baktığınıza göre değişiyor.

Öncelikle şunu belirtmek lazım; Aykut Kocaman yıllarca futbol oynamış, Fenerbahçe’nin efsane golcüsü olmuş, ardından yıllarca kulüp çalıştırmış bir isim. Dolayısıyla “futboldan anlamıyor” gibi saçma bir suçlama havada kalıyor. Futbolu, “izleyici” milyonlarca kişiden kat kat fazla bildiği tartışma götürmez. Ancak “beklentilere” göre eleştiri alması da kaçınılmaz. Açayım;
Kocaman’ı savunanların en büyük argümanı birtakım istatistikler ve dereceler. Bu rakamlara baktığınız zaman tartışılacak hiçbir şey yok. Fenerbahçe ile bir lig, iki kupa şampiyonluğu, Konyaspor ile bir kupa şampiyonluğu var.
Sorun oynatılmak istenirken oynanamayan futbolda. Sürekli bir rakibi kontrol etmek, skoru tutmak üzerine temellenen anlayışta.

Öncelikle rakibi kontrol eden, açık vermemeyi amaçlarken olabildiği kadar gol aramayı hedefleyen futbol Konyaspor için doğru olabilir. Hatta getirdiği sonuçlar taraftarı mutlu da edebilir. Zira sezona şampiyonluk, kupa vb hedeflerle başlanmamıştır, başlanamaz. Dolayısı ile alınan her galibiyet (hatta bazen beraberlik), sıralamada elde edilen her bir üst basamak başarıdır ve mutlu eder.

Oysa Fenerbahçe gibi her sezonun otomatik şampiyonluk adayında sadece skor değil, rakibe baskı kurmak, bol gollü galibiyetler ve baskılı futbol da taraftarın doğal beklentisi ve alışkanlığıdır. Taraftar kontrollü oynanması gereken bazı maçları tolere eder. Derbi karşılaşmalar, Avrupa maçları bu anlamda sıkıntı yaratmayabilir. Ancak özellikle sahanızda, kadro kalitesi sizden çok düşük takımlara karşı kontrol, riskten kaçınma, skoru elde edince aşırı kontrollü bir oyuna dönerseniz homurdanmaları da kabul etmek zorundasınız. Üstelik de o aşırı kontrol genellikle işe yaramaz ve skoru da koruyamazsanız eleştiri düzeyi de artar. Üstelik de sezona Avrupa kupası ön elemesinde Vardar gibi bir takıma iki maçta da yenilerek elenmiş ve kredinizi sıfırlamış olarak başlamışsanız ekstra işler yapmanız gerekir.

Nacizane fikrim Aykut Kocaman’ın Konyaspor vb takımlar için çok çok iyi ve değerli bir teknik adam olduğu, ancak Fenerbahçe için maalesef beklentilerin çok uzağında kalacağıdır (Fenerbahçe bu sezon şampiyon olsa dahi).

İşin bir de “adamlık ve futbol adamlığı” kısmı var ki Aykut Kocaman tartışmasız alkışı hakediyor. 3 Temmuz sürecinde de, günümüzde de Fenerbahçe yönetiminin yapması gereken çıkışları da üstlenmekten kaçınmaması hem sorumluluk almaktan korkmadığını, hem de iyi bir Fenerbahçeli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca düzgün konuşma ve kendini ifade etme biçimi ile de futbol alemindeki çoğu figürden net bir şekilde ayrılıyor.

Acaba Fenerbahçe teknik direktörü değil de yöneticisi olsa daha mı iyi olurdu diye düşünmeden edemiyorum.

Written by kesinofsayt

02 Şubat 2018 at 10:55

Aykut Kocaman, Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

BİR SPONSORLUKTAN ÖTESİ

leave a comment »

19 Ocak 2018 günü Fenerbahçe Spor Kulübü resmi sitesinden futbol takımının forma göğüs sponsorunun Acıbadem Sağlık Grubu olduğunu açıkladı.  Aşağıdaki fotoğrafın kullanıldığı haber Fenerbahçeliler arasında büyük tartışmaları da beraberinde getirdi.

Bu sponsorluk Fenerbahçelileri en sıkı kenetlendikleri (10 Temmuz 2011’de köprüden önce sola dönenler hariç) 3 Temmuz süreci daha tümüyle bitmeden en fazla bölündükleri günlere getirmiş oldu. Aziz Yıldırım’ın taraftarla ilgili bazı uygulamaları, 3 Temmuz sürecinde Fenerbahçe’yi ve kendisini itham eden yorumlar yapan bazı medya mensuplarıyla sıkı fıkı görüntüleri gibi nedenlerle muhtelif kamplara ayrılmış olan taraftar, Mehmet Ali Aydınlar’ın elini sıkan Aziz Yıldırım görüntüsüyle çok sert tartışmalara girdi. 3 Temmuz’un biber gazlı, kovalamacalı günlerinde bir arada duran isimler bile keskin şekilde ikiye bölündü:

  • Kulübün paraya ihtiyacı var ve MAA “zararı cebimden karşılarım” sözünü tutuyor diye anlaşmayı normalleştirenler
  • 3 Temmuz’un önde gelen aktörlerinden birisi olan MAA’nın çubuklu ile bir araya gelmesini 3 Temmuz ruhuna aykırı bularak hiçbir şekilde kabul etmeyenler

Bu satırların yazarı olan bendeniz de ikinci gruba dahilim. Sadece o günlerdeki sözleri, davranışları, suçlamaları ve icraatları bile MAA’yla çubuklunun bir araya gelmemesi için yeterli. Üstelik bugün bu sponsorluk anlaşmasını savunanlar bile “peki MAA neden hala o günlerdeki eylemleri için kamuoyu önünde basit bir özür dilemiyor” sorusuna yanıt veremiyorlar.

Şimdi gelelim paylaşmak istediğim asıl düşüncelere. Spoiler alert: bir miktar komplo teorisi içerir!

Mehmet Ali Aydınlar 9 Şubat’ı 10 Şubat’a (2012) bağlayan gece 00:30’da Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programına konuk oldu. O programda şunları söyledi:

Ben uygulamalarımla şayet Fenerbahçe’ye bir zarar verdiysem, bu zararı şahsen tazmin etmeye hazırım. Bedeli ne olursa olsun.

Fenerbahçe – Acıbadem sponsorluk anlaşmasının bir anlamda Aydınlar’ın bu sözünü tutması olarak yorumlanması gerektiğini öne sürenler var. Savlarında da Aydınlar’ın bu parayı doğrudan ödemesinin hukuki problemler yaratacağı, dolayısıyla böyle dolaylı bir yol izlendiği yer alıyor.

içeriği kulüp tarafından henüz açıklanmadığı gibi KAP’a da hala bildirilmiş değil. Medya üzerinden tartışılan rakamlar dışında bilgimiz yok. Rivayet üç yıl için peşin ödenmek kaydıyla 55m US$ gibi bir rakam olduğu yolunda. Bunun dışında kurulması planlanan Fenerbahçe Üniversitesi’ne, voleybol şubesine kaynak aktarımları gibi ek ödemeler mevcut. 

Ancak hala resmi bir açıklama ve KAP bildirimi gelmemiş durumda.
Güdümlü medyada da hemen hemen yukarıdaki savlarla (bir sözün tutulması) ciddi bir Aydınlar güzellemesi ve PR’ı yapılmakta.

Gelelim itirazlarıma…

Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki bu “operasyon” asla ve asla sadece bir sponsorluk anlaşması değil. Ciddi etkileri olacak, geleceği etkileyecek bir hamle.

Anlaşma lehtarı kişilerin argümanlarından birisi firmaların iktidardan çekindiği için Fenerbahçe’ye göğüs reklamı vermedikleri idi. Oysa ne olduysa, birdenbire iktidara en yakın gruplardan biri tarihi bir anlaşmayla Fenerbahçe’nin kapısını çaldı.
Türkiye’de bu çaptaki bir sermaye aktarımının, hele ki iktidara yakın bir gruptan geliyorsa, birtakım “telkin, icazet ya da emir” olmadan yapılmayacağını biliyoruz.
Aziz Yıldırım ile Mehmet Ali Aydınlar arasındaki söz düellolarını, karşılıklı suçlamaları ve kavgaları da biliyoruz.
Demem o ki, böylesi bir gerilimin birkaç haftada el sıkışma noktasına gelebilmesi, 3 Temmuz davalarının meşhur mahkeme lakırdılarından “hayatın akışına” ters. Tahminim odur ki ayları bulan bir arabuluculuk ve ikna süreci (dolaylı ya da dolaysız) yaşanmış olmalı. Yani sezonun başlamasından çok daha önce “ilk temas”ın kurulmuş olması çok muhtemel.

Gelelim “komplo teorime”…
Fenerbahçe gibi bir camianın, iktidarın sermaye üzerindeki gücü ne olursa olsun forma reklamı bulamaması çok inandırıcı değil. Bu ya Fenerbahçe yönetiminin beceriksizliği, ya da “isteksizliği” idi bence. Yani tahminim odur ki Aziz Bey ile MAA teması çok önceleri başladı ve bu ihtimal nedeniyle Fenerbahçe “tercihen” yarım sezon forma göğüs reklamı olmadan oynamak durumunda kaldı.

Aydınlar’ın verdiği “söz”ü tuttuğu iddiasına gelince…
Hala icazet/telkin/emir konusunda iddialıyım. Bu operasyon bir sözün tutulmasından çok daha öte bir şey. Dolayısıyla bu iddiayı asla ciddiye almıyorum.
Öncelikle bu bir “söz”ün tutulması olsaydı dolambaçlı bir yol izleneceğine doğrudan gerçekleştirilebilirdi. Hukuki porblemler gerekçesi hiç inandırıcı değil. Olası birçok farklı alternatif sosyal medyada konunun uzmanlarınca paylaşıldı, tartışıldı. İstenseydi bir çıkar yol bulunurdu.
İşin daha da anlamsızlaştığı nokta şu; para Mehmet Ali Aydınlar’dan değil, Acıbadem Sağlık Grubu’ndan çıkıyor. Mehmet Ali Aydınlar ise bu grubun %100 sahibi değil. 2011 sonundaki satış ile Aydınlar Ailesi’nin Acıbadem’deki hissesi %25.

Malezya’nın yatırım fonu Khazanah Nasional’ın sağlık birimi Integrated Healthcare, Acıbadem Sağlık’ta yüzde 60 hisse almak üzere anlaşma imzaladı. Aynı zamanda, Khazanah’ın da Acıbadem  Sağlık’tan yüzde 15 hisse alacağı açıklandı.
Khazanah’ın yüzde 70 hisseye sahip olduğu Integrated Healthcare Holdings (IHH) tarafından yapılan açıklamada, satın alma ile Acıbadem Sağlık’ın değerlemesinin 1.68 milyar dolar olduğu belirtildi.

Aydınlar’ın hissesi % 25
Aydınlar ailesi Acıbadem’in geri kalan yüzde 25 hissesine sahip olacak. Acıbadem Sağlık Hizmetleri tarafından KAP’a yapılan açıklamada, “Yüzde 50 oranında Aydınlar ailesi ve yüzde 50 oranında Almond Holding’in hissesi bulunan Acıbadem Sağlık Yatırımları Holding’in (ASYH) devir sonrası ortaklık yapısı yüzde 60 IHH, yüzde 25 Aydınlar ailesi ve yüzde 15 Bagan Lalang olarak değişecektir. Almond Holding Cooperatie UA’nın ise şirkette payı kalmayacaktır” denildi.
Açıklamada, işlem dahilinde, satış bedelinin kısmen nakit, kısmen de yeni ihraç edilecek IHH hisselerinden oluşacağı belirtilerek, “Aydınlar ailesi ASYH’deki yüzde 10 hissesini nakit karşılığı devredecek olup yüzde 15 hissesine karşılık takas yoluyla IHH hissesi alarak bahsi geçen şirkette hissedar olacaktır. Mehmet Ali Aydınlar ASYH ve Acıbadem Sağlık’ı yönetim kurulu başkanı ve CEO olarak yönetmeye devam edecek olup aynı zamanda IHH’de yönetim kurulu uyesi olacaktır” denildi.

Bu bir…
Ayrıca “2004 yılı içinde gelir ve kurumlar vergisi kanununa eklenen hükümlerle, sponsorluk harcamalarının amatör spor dallarında tamamının, profesyonel spor dallarında ise yüzde 50’sinin vergi matrahından indirilmesine olanak sağlandı“…

Yani Aydınlar bahis konusu sponsorluk rakamının %25’ini, hatta onun da %50’sini vergiden düşerek %12,5’unu veriyor. Kalan kısımları Acıbadem’in diğer ortakları ve vergi yoluyla sen,ben, biz ödüyoruz.

Maliyeci değilim. Bu düz mantık hesabımdaki rakamlarda mutlaka ki mevzuat gereği farklılıklar vardır. Ancak “Aydınlar sözünü tutuyor, parayı cebinden ödüyor” savındaki hata, hatta daha da ileri gideyim, yalan kadar bir fark olmadığı kesin.

Zaten anlaşma içeriği henüz KAP’a bildirilmemesine, anlaşmanın mürekkebi kurumadan güdümlü medya algı operasyonuna bakılırsa gerçeğin ne olduğu çok da önemli değil. Asıl hedeflenen bir algı yaratarak Mehmet Ali Aydınlar’a yeniden “muteber Fenerbahçeli” imajının kazandırılması.

“Yüksek mevki”nin hiçbir işi yarıda bırakmadığı, sabırla istediği sonuca yürüme alışkanlığı düşünülürse -belki bu seçimde değil ama- bir sonraki seçimde Aydınlar’ın yeniden Fenerbahçe başkanlığına talip olması şaşırtmayacak beni artık.

Bu yazdıklarımı -dediğim gibi- komplo teorisi olarak göreniniz olacaktır mutlaka. Elbette elimde delilim de yok. Sadece düşüncelerim bunlar. Komplo ya da değil, hepsinin gerçek olma ihtimali var ve hepsi üzerinde düşünülmeye değer.

Fenerbahçelilerin artık her ihtimali düşünmesi ve ihtiyatlı olması gerekiyor.
Ama kongre üyelerinin omzundaki yük çok daha ağır. Mayıs ayında muhtemelen kulüp tarihinin sonuçları ve gelecek açısından en önemli seçimi yapılacak.

İlkeler mi mideler mi daha önemli göreceğiz…

 

İlginizi çekebilecek, konuyla bağlantılı diğer yazılar:

Sözümüz Sanadır

Tutarsızlıklar Prensi

Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti

Ünlü Türk Yalanları 5

TFF Güven Tazelemelidir

Written by kesinofsayt

24 Ocak 2018 at 19:48