FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘Hüseyin Gülerce’ Category

3 TEMMUZ MANİPÜLASYONLARININ SONU YOK

leave a comment »

Fenerbahçelilerin yıllardır haykırdığı Cemaat’in gerçek yüzü ortaya çıkınca herkes itirafçılığa soyunmaya başladı. Ne var ki Cemaat kumpaslarındaki kendi rollerini unutturmaya çalışanlar itiraflarında bile saptırma ve manipülasyon yapmaya devam ediyorlar.

3 Temmuz Kumpası ile ilgili ilk önemli açıklama kumpasın medya ayağının başını çeken Hüseyin Gülerce’den geldi. Fenerbahçe’ye operasyonun nedeni sözümona Aziz Yıldırım’ın Cemaat’e yakın bir isme “ne işin var o adamın yanında” demesiymiş. Gülerce’nin bu açıklamadısına ex-Cemaatçi isimlerin bazılarından da dolaylı destek geldi. Zira işi şahsi boyuta indirgemek kendilerini sıyırmanın en kolay yoluydu.

Aynı Gülerce 6 Temmuz 2011 tarihinde Futbolun Dokunulmazları başlıklı yazısında;

Artık futboldaki Ergenekon’a da neşter vuruluyor. “Futbolda Ergenekon olur mu?” sorusu bugün anlamsız bir sorudur. Vesayet varsa, darbecileri vardır. Darbeciler varsa, medyaları, işadamları, çeteleri, kozmik adamları vardır. Vesayet, hukuk dışı örgütlenmelerle ayakta durur. Bu ülkede yüzyıldan beri vesayet rejimi var. Onun için hukuk dışılık her sosyal grubun, devlet aygıtının, anayasal kurumların içinde hükümferma olmuştur. Mücadele, vesayet ile demokratikleşme arasındadır. Bugün inisiyatif sivil iradenin elindedir. Vesayetin bütün ağaları, bu arada futbolun ağaları da kaybetmeye mahkumdur.

diyordu.

13 Temmuz 2011 tarihindeki konuyla ilgili ikinci yazısında ise “mesele Aziz Yıldırım meselesi değil” dediğini ise bugünlerde unutmuş görünüyor;

Mesele futbolda şike, çete meselesi değil. Mesele Aziz Yıldırım meselesi değil, Fenerbahçe meselesi hiç değil. Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor meselesi de değil. Kimse, sorumluluğunu unutup, taraftarı tahrik etmesin. Ergenekon davasını, Cumhuriyet mitingleri ile özünden saptırmak isteyenler nasıl umduklarını bulamadılarsa, futbol takımlarının taraftarlarını sokağa dökmeye çalışanlar da başarısız olacaklardır. Referandumdaki yüzde 58 ile seçimlerdeki yüzde 50’yi, iyi anlamak lazım. Ortada, demokratikleşme için sivil siyasete, AK Parti iktidarının reform ve özgürlüklerin genişletilmesi hamlelerine destek veren bir irade var. Başbakan Erdoğan, bu iradenin hakkını vermede kararlı görünüyor.

15 Temmuz 2011’de de doğrudan TFF’yi tehdit ediyordu;

Ergenekon Surundaki İkinci Gedik “Futbolda şike ve çete soruşturması, göreceksiniz daha neleri ortaya serecek. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’dan sonra, Beşiktaş Kulübü Teknik Direktörü Tayfur Havutçu’nun ve iki futbolcunun daha tutuklanması, büyük depremin de habercisi. Hepimiz hazır olalım, kelimenin tam anlamıyla futbolda yer yerinden oynayacak.Bazıları, depremin büyüklüğünü tahmin edemedikleri için ayağında top dolaştırıyor. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tavrı böyle. “Savcının iddianamesini bekleyeceğiz.” diyor. Diyor ama futbolcuların bazılarının şikeyi itiraf ettikleri manşetlere çekilirken, Federasyon’un o beklemenin altında kalmayacağını kim söyleyebilir? Dağdan bir kartopu yuvarlandı ve giderek çığa dönüşüyor. Yeni TFF, galiba kucağında bulduğu kor ateşin farkında değil. Şu anda liglerin zamanında başlaması bile tehlikede. Katılacak takımlar UEFA’ya bildirildi ama yer yerinden oynamaya başladığında o bildirimin ne hükmü olur?”

Şimdi sözcülüğünü yaptığı yapının güç kaybettiğini görerek saf değiştiren bu zatın dediklerine neden inanalım? O gün başka bir şeyin sözcülüğünü yapan, bugün kendisiyle yüzde yüz çelişen birisinin bugün kimin sözcülüğünü yaptığını nereden bilebiliriz ki?

11 Ağustos 2016 tarihinde Cemaat’in eski ‘futbol imamı’ olarak bilinen Said Alpsoy Fotomaç gazetesine bir röportaj vermiş. Artık ‘hayali röportajlara’ alışkın olduğumuzdan belli bir çekinceyle yaklaştığımız söyleşide şu sözler yer alıyor:

“Ben Paralel yapıdan ayrıldıktan sonra Pensilvanya’dan futbolculara talimat gelmiş: ‘Onun yüzüne hakaret edin, onunla görüşmeyin. Sen çok kötü biriymişsin diye söyleyin, hatta bunu hep beraber topluca yapın diye…’ Bunu bana Arif Erdem anlattı. Tabii ki böyle bir şey yapmadılar. Bu saydıklarımın hiçbiri kötü insanlar değildi. Bu yapının neler planladığını hiçbirimiz bilmiyorduk. Zaman geçtikçe ekonomik talepler artınca, jübile yapanların telefonları çalmaz olunca Gülencilerin de maskeleri düştü. Bu futbolculardan kimileri zamanla koptu, yollarını ayırdı. Kimi ayırmadı, ayıramadı. Kim samimi kim değil, nasıl anlarsınız? 15 Temmuz’daki kalkışmaya değil, 17-25 Aralık’taki darbe girişimi olduğu zamanki tavırlarına, sosyal medya paylaşımlarına bakarsınız.”

“2002 Dünya Kupası’nda Türkiye’nin dünya üçüncüsü olduğu dönemde benim de yönlendirmemle milli takımdaki bu yapıya mensup futbolcular aralarında şampiyona primlerini topladılar. Emre Belözoğlu, Okan Buruk, Hakan Şükür, Hakan Ünsal, Arif Erdem’in aralarında topladıkları 250-500 bin dolar civarında idi sanırım, 14 sene oldu tam hatırlamıyorum. Bu miktarı Arif Erdem, Pensilvanya’ya götürdü. Gülen önce almak istememiş ancak Arif parayı Cevdet Türkyolu’na vermişti. Gülen de daha sonra Arif’e methiyeler düzmüştü. Fatih Akyel’i de duyardım ama benden önceymiş. Sonrasında cemaatle bağı kopmuş sanırım. Benim dönemimde yoktu.”

“Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı kazanan kadrosundan bazı isimler cemaate bağlıydı: Arif Erdem, Hakan Ünsal, Hakan Şükür, Okan Buruk, Emre Belözoğlu. Bunlar hep el üstünde tutulurdu. Hepsi beni sayar severlerdi. Genellikle sabah namazlarında bir araya gelir, daha sonra futbolcuların evlerinde gider, dini sohbetler yapardık. Emre’nin o zaman yaşı küçüktü ama adı çok öne çıkıyordu. O dönemde şöyle bir olay olmuştu. Fatih Terim birkaç kez Emre’yi Florya’da odasına çağırıp biraz da tehdit eder bir üslupla “Fetullahçılarla ilişkini kes! Bunlar senin kariyerini bitirir, geleceğini karartırlar. Ben takımımda böyle bir yapılanmaya asla ve katiyetle izin vermem” diyerek uyarmış. Bunu bana yine futbolcular anlatmıştı. Emre de “Tamam hocam, peki falan” demiş.”

“İsmail Demiriz ile Uğur Tütüneker, bir işadamı ile konfeksiyon işine girmişti. Vatan Caddesi’ndeki işyeri daha sonra kebapçı oldu. Bu kebapçının Florya’da da bir şubesi açılmıştı. Bu kebapçıdaki yemekte şu an kaçak olan Ahmet Kara’nın yardımcısı olan Soner diye biri, ‘Pamuk eller cebe’ der gibi yapıyor ve ayaküstü bugünün parasıyla 40 bin TL topladı, ki bu miktar Cemaat için çerez parası gibi kalır.”

“Futbolda şike döneminde FETÖ’nün içerisinde yoktum ama aklımda kalan şuydu: Cemaat’te Hacı Kemal Erimez adında önemli bir isim vardı. Zaman Gazetesi’nin ilk alındığı dönemde yani 1987’lerde maddi sıkıntılar yaşanırken her ay onun elinden gazeteye 10 milyon TL civarında sübvanse yapılırdı. Bunu çok iyi biliyorum, çünkü kuryeliği birkaç kez ben yapmıştım. Hacı Kemal Erimez ölümünden sonra Cemaat tarafından aşağıdan gelenleri motive etmek için sistematik olarak efsaneleştirildi. O yıllarda Cemaat onun Fenerbahçe yönetimine girmesini istemişti. Sonrasını bilmiyorum ama Gülen böyle büyük bir kulüpte olunmasını istiyordu. Tabii ki sonrasında ne olacak, türlü yollardan ekonomik çıkar sağlanacak. O dönemin Fenerbahçe yönetimine birini soktular mı, bilmiyorum. Araştırılması gerekir.”

Bu sözlerden en ilgimi çeken “Fatih Terim birkaç kez Emre’yi Florya’da odasına çağırıp biraz da tehdit eder bir üslupla ‘Fetullahçılarla ilişkini kes! Bunlar senin kariyerini bitirir, geleceğini karartırlar. Ben takımımda böyle bir yapılanmaya asla ve katiyetle izin vermem’ diyerek uyarmış.” sözleri.

Bir zamanlar Cemaat’in baş sözcüsü, Aziz Yıldırım’ın bir sözü üzerine koca Fenerbahçe camiasına operasyon yapacak bir gözü dönmüşlükten bahsediyor. Bir zamanlar Cemaat’in ‘futbol imamı’ olan kişi de benzeri sözleri Fatih Terim’in de söylediğini belirtiyor. Ancak bahis konusu ‘kindar’ zat bu laflara kılını kıpırdatmıyor. Terim her devirde el üstünde tutulmaya devam ediliyor ‘futbol paydaşları’ arasında.

Ve bizlerden de bu hikayelere inanmamız bekleniyor.

İnanmıyoruz…

3 Temmuz sürecinin dirayetli lideri Aykut Kocaman’ın dediği gibi “gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır”.

Bizler ilk günde ne olduğunu biliyorduk. Şimdi de biliyoruz. Kimse yalanlarıyla kendini aklamaya çalışmasın. Hepiniz oradaydınız!

Ve hepiniz hesap vereceksiniz!

 

Written by kesinofsayt

11 Ağustos 2016 at 10:16

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 1 – (TEMMUZ 2011)

leave a comment »

Temmuz – Eylül 2011

Ekim – Aralık 2011

Not: Yukarıdaki iki çizelge Gökçen Yıldız ( @HipiLangstrumpf ) tarafından hazırlanmıştır. Kullanılmasına izin verdiği için teşekkür ederiz.

3 Temmuz 2011 – Pazar

Liglerin bitişinin ardından transfer heyecanı yaşanacak derken 3 Temmuz 2011 sabahı başta Aziz Yıldırım olmak üzere birçok kulüp yöneticisi ve futbolcu şike soruşturması nedeniyle gözaltına alındı.

Operasyonda Aziz Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, Tamer Yelkovan, Mecnun Odyakmaz, Bülent Uygun, Emenike, Sezer Öztürk, Korcan Çelikay, Serkan Çalık, Mehmet Yıldız, Serdar Kulbilge, Mahmut Boz, Ümit Karan’ın da aralarında bulunduğu 40’a yakın kişi gözaltına alınarak Vatan Caddesi’ndeki emniyete getirildi.

Yedi aydır süren operasyonun Aralık 2010 tarihinde savcı Zekeriya Öz tarafından başlatıldığı, Öz’ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine terfi ettirilmesinin ardından soruşturma dosyasının Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk’e devredildiği açıklandı.

Soruşturmayı başlatan Zekeriya Öz kamuoyunda Ergenekon savcısı olarak tanınıyordu.  Bigadiç Cumhuriyet Savcısı olduğu dönemde “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında Adil Karar Adil Yargılanma Hakkı” adlı bir çalışmaya imza atmış, “yasaları uygulamak zorunda olan adalet mensuplarının da hassasiyetleri iyice kavrayıp yargılamalarda ve devletin yaptığı tüm işlemlerde kanunlara uygun, kişilerin haklarını zayi etmeyecek şekilde eşit ve adil uygulama içinde olmaları zarurettir” yazmıştı.
Savcı Öz, gözaltına alınmalardan yaklaşık dört ay önce Adnan Polat tarafından Galatasaray’a üye yapılmıştı (aynı gün Lütfi Arıboğan’ın eşi Deniz Ülkü Arıboğan da kulübe üye kaydedildi).

Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay operasyon ile ilgili yaptığı açıklamada, ”Çirkin bir olay, bunu buradan söyleyebilirim. Bu polis devleti. Hiç bir mahsur yok bunu söylemekte. Çünkü olay çirkin. Ne şike oldu ki araştırma yapıyorlar” dedi.

4 Temmuz 2011 – Pazartesi

  • Fenerbahçe Spor Kulübü şike operasyonuyla ilgili yayın yasağı konmasını istedi.
  • Emenike’nin para sayarken görüntüleri olduğu haberleri tüm medyada yer aldı.
  • Tahir Kıran şike ihbarını kendisinin yapmadığını açıkladı.

Siyasilerden ilk tepkiler şöyleydi:
Başbakan Erdoğan: Değerlendirme yapmam doğru olmaz. Ancak detay bilgiler elimde olduğu zaman ben de bir değerlendirme yapma şansı bulabilirim. Yargı bir karar vermiş, karar neticesinde de güvenlik güçleri de böyle bir operasyonu yapmışlar. Temenni ederim ki herhangi bir sıkıntılı durum çıkmaz.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Türkiye’de her sosyal kesime bir operasyon uygulaması var. Sanıyorum sıra spora geldi
AK Partili Milletvekili Hakan Şükür: İddialar ciddi. Umarım aklanırlar. Şampiyonluğa giden yolda çeşitli imalarda bulunmuşlardı. Bunlar tabii hemen hemen her dönemde çok konuşulur. Ama en son çıkan kanunla biraz daha üzerine gidilen soruşturulan bir boyuta geleceği söylenmişti. Bugün bunu yaşıyoruz. Tabii henüz bir suç isnadı oluşmadı. Ben de herkes gibi umuyorum ki çok değerli başkanlarımızın, futbolcu arkadaşlarımızın ve menajerlerin bu durumdan sağ salim çıkması ama başlı başına bu şekilde içeri gitmeleri bile bundan sonra bu işin ne kadar ciddi yapılacağı konusunda en ufak şaka yollu konuşmaların bile değerlendirmeye tabi tutulacağını gösteriyor.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: İsimlerin içinde kulüp yöneticileri, futbolcular, federasyon, Merkez Hakem Kurulu’ndan kişiler var. Önemli bir yargı operasyonu olarak görülüyor. Arama, gözaltına alınma kararı, kapsamlı inceleme yapıldığını gösteriyor. Yargı sürecini hepimiz merakla bekleyeceğiz. Merakla takip edeceğiz. Belki de futbol spor camiasında birtakım olayların ortaya çıkarılması, varsa sorumlularının da yargı sürecinde aklanmaları ve yargılanmaları mümkün olacak. Bu, Türkiye’nin gerçek hukuk devleti olmaya doğru hızla yol aldığını gösteriyor. Türkiye’de hukuk, yargı güçleniyor. Türkiye’de hukuka, nizamlara aykırı işler yapmak isteyenlerin önünde engeller var. Yargı sonucunu merakla bekleyeceğiz. Sonucunda inşallah Türkiye için önemli sonuç ortaya çıkar.
Eski TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin: Benim dönemimde de işaretler vardı ama yasa yoktu. Üzüntüyle izliyorum. Türk futbolunun geçmişi için üzüntü verici, geleceği için umut verici.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik: Ben bu işlerden çok anlamam ama yüzde 5’i bile doğruysa çok vahim. Türk sporu adına çok vahim. İnşallah temizlenmeye yol açar. Bütün memlekette herkes temiz iş yapmalı. Temiz siyaset, temiz spor, temiz gazetecilik…

5 Temmuz 2011 – Salı

  • UEFA basın sözcüsü soruşturma sürüyor da olsa Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılabileceğini açıkladı.
  • Fenerbahçe yönetimi TFF ile bir toplantı gerçekleştirdi.
  • Ünal Aysal yazılı bir açıklama ile “Fenerbahçe Kulübü’nün hassasiyetini göz önünde tutarak Galatasaray TV başta olmak üzere Kulübümüzün tüm mecralarında konu ile ilgili program ve yayın yapılmaması kararını almış bulunuyoruz. Aynı hassasiyetin tüm Galatasaray camiası tarafından da gösterileceğine eminim” dedi.
  • Aykut Kocaman ve Alex operasyon konusunda açıklama yaptılar. Kocaman “futbol bir bataklık ve kurutulmak isteniyorsa 1958 yılına kadar gidilmelidir” dedi.
  • TFF Başkanı Aydınlar “delillere göre hareket edeceğiz” dedi.
  • Fenerbahçe’nin yayın yasağı talebi reddedildi.
  • “İşte şikenin fotoğrafları” haberleri başladı.

6 Temmuz 2011 – Çarşamba

  • Yıldırım Demirören de şüpheli sıfatıyla ifade verecek.
  • Aykut Kocaman Cüneyt Tanman’ın maçları izleyip karar vermesini istedi.
  • Emniyetten yapılan açıklamada 19 maçta şike ve teşvik faaliyeti belirlendiği bildirildi.
  • Hüseyin Gülerce “Futbolun Dokunulmazları”nı yazdı.
    “Artık futboldaki Ergenekon’a da neşter vuruluyor. “Futbolda Ergenekon olur mu?” sorusu bugün anlamsız bir sorudur. Vesayet varsa, darbecileri vardır. Darbeciler varsa, medyaları, işadamları, çeteleri, kozmik adamları vardır. Vesayet, hukuk dışı örgütlenmelerle ayakta durur. Bu ülkede yüzyıldan beri vesayet rejimi var. Onun için hukuk dışılık her sosyal grubun, devlet aygıtının, anayasal kurumların içinde hükümferma olmuştur. Mücadele, vesayet ile demokratikleşme arasındadır. Bugün inisiyatif sivil iradenin elindedir. Vesayetin bütün ağaları, bu arada futbolun ağaları da kaybetmeye mahkumdur.”

7 Temmuz 2011 – Perşembe

  • Aziz Yıldırım HSYK, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve TBMM’ye yargı mensuplarını şikayet etti.
  • Aziz Yıldırım’ın eşkal tesbit fotoğrafları yayınlandı.
  • Şekip Mosturoğlu ve 14 kişi tutuklandı.
  • Cüneyt Tanman Aykut Kocaman’a cevap verdi: Burası muz cumhuriyeti değil.
  • İstanbul Emniyet Müdürü Çapkın, Demirören’i ifadeye çağırmadıklarını söyledi.
  • Gençlik ve Spor Bakanlığı’na Suat Kılıç getirildi.
  • UEFA’dan yeni açıklama: “Şikeye sıfır tolerans”

8 Temmuz 2011 – Cuma

9 Temmuz 2011 Cumartesi

  • Fenerbahçe Yönetim Kurulu ilk basın toplantısını yaptı ve sert mesajlar verdi.
  • Ünal Aysal: “Galatasaray’ın böyle bir durumda hiçbir leke almamasını sağlayan geçmiş tüm başkan, yönetici ve sporcularımıza buradan şükranlarımızı sunuyorum.”
  • Savcı Mehmet Berk tarafından sorgulanan Aziz Yıldırım’ı sürpriz bir isim, bir dönem Başbakan Erdoğan’ın da avukatlığını yapan Faik Işık savundu.

10 Temmuz 2011 Pazar

  • Fenerbahçe taraftarı önce Topuk Yaylası’na çıkıp takımla buluştu, sonra 100 bini aşkın kişi Bağdat Caddesi’nden Kadıköy’e yürüdü. Yürüyüş sonunda köprüye yönelen taraftara polis biber gazıyla karşılık verdi. Videoda polis müdürünün “gerekirse mermi kullanabilirsiniz” demesi infial uyandırdı.
  • Aziz Yıldırım tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderildi.
  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: Yargının vermiş olduğu bir karar. Bu karar üzerinde herhangi bir yoruma girmem doğru olmaz.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

  • TFF’den açıklama: Lig planlandığı şekilde 5 Ağustos tarihinde başlayacaktır. 31 Temmuz tarihinde Süper Kupa Finali Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanacaktır. Lig planlandığı şekilde devam edecektir. Daha önceki fikstür çekim tarihi aynen geçerlidir.
  • Külüpler Birliği adına İlhan Cavcav açıklama yaptı: Kulüplerin başkanları olarak tek ses, tek yürek durumundayız. Birlik ve beraberlik içinde en ufak çatlak ses bulunmamakta, herkes ortak mutabakat ve yüzde yüz beraberlik içindedir.
  • Futbolda şike soruşturmasının 2. dalgasında Mahmut Özgener, Sadri Şener, Levent Kızıl’ın da aralarında bulunduğu toplam 22 şüpheli gözaltına alındı.

12 Temmuz 2011 Salı

  • Aziz Yıldırım: Sevk belgemde adresim Metris Cezaevi yazılmış.
  • Galatasaray’dan açıklama: “Ateş üfleyerek sönmez”.
  • Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), şu anki bilgiler doğrultusunda, soruşturmada adı geçen kulüplerin kupalara katılmasının reddedilmesini gerektirecek bir şey olmadığını belirtti.
  • Sadri Şener yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldı.
  • Mahmut Özgener serbest bırakıldı.
  • Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu gözaltına alındı.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

  • UEFA’dan resmi siteden açıklama: Şike ispatlanırsa sonradan ihraç da mümkün.
  • Serdal Adalı, Tayfur Havutçu, İbrahim Akın, İskender Alın tutuklandı.
  • İbrahim Akın ve İskender Alın’ın iddiaları kabul ettiği iddia edildi.
  • Galatasaray’da çatlak: Ali Dürüst’ün katıldığı Kulüpler Birliği açıklamasından sonra Aysal’ın açıklaması ortamı gerdi.
  • Çarşı’dan manifesto: Aklanın da gelin!
  • Hüseyin Gülerce’nin konu hakkında ikinci yazısı geldi:
    “Mesele futbolda şike, çete meselesi değil. Mesele Aziz Yıldırım meselesi değil, Fenerbahçe meselesi hiç değil. Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor meselesi de değil. Kimse, sorumluluğunu unutup, taraftarı tahrik etmesin. Ergenekon davasını, Cumhuriyet mitingleri ile özünden saptırmak isteyenler nasıl umduklarını bulamadılarsa, futbol takımlarının taraftarlarını sokağa dökmeye çalışanlar da başarısız olacaklardır. Referandumdaki yüzde 58 ile seçimlerdeki yüzde 50’yi, iyi anlamak lazım. Ortada, demokratikleşme için sivil siyasete, AK Parti iktidarının reform ve özgürlüklerin genişletilmesi hamlelerine destek veren bir irade var. Başbakan Erdoğan, bu iradenin hakkını vermede kararlı görünüyor.”

14 Temmuz 2011 Perşembe

  • Beşiktaş aklanana kadar kupayı iade ettiğini açıkladı.

15 Temmuz 2011 Cuma

  • Lütfi Arıboğan: Akla gelecek her ihtimal üzerinde çalışıyoruz.
  • Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırılan Trabzonspor Asbaşkanı Nevzat Şakar, taburcu edildi.
  • Hüseyin Gülerce’nin üçüncü yazısı: Ergenekon Surundaki İkinci Gedik “Futbolda şike ve çete soruşturması, göreceksiniz daha neleri ortaya serecek. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’dan sonra, Beşiktaş Kulübü Teknik Direktörü Tayfur Havutçu’nun ve iki futbolcunun daha tutuklanması, büyük depremin de habercisi. Hepimiz hazır olalım, kelimenin tam anlamıyla futbolda yer yerinden oynayacak.Bazıları, depremin büyüklüğünü tahmin edemedikleri için ayağında top dolaştırıyor. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tavrı böyle. “Savcının iddianamesini bekleyeceğiz.” diyor. Diyor ama futbolcuların bazılarının şikeyi itiraf ettikleri manşetlere çekilirken, Federasyon’un o beklemenin altında kalmayacağını kim söyleyebilir? Dağdan bir kartopu yuvarlandı ve giderek çığa dönüşüyor. Yeni TFF, galiba kucağında bulduğu kor ateşin farkında değil. Şu anda liglerin zamanında başlaması bile tehlikede. Katılacak takımlar UEFA’ya bildirildi ama yer yerinden oynamaya başladığında o bildirimin ne hükmü olur?”

17 Temmuz 2011 Cumartesi

Ebru Köksaldı: Daha Yeni Başlıyor

18 Temmuz 2011 Pazar

  • UEFA – TFF toplantısı sona erdi. Lütfi Arıboğan: UEFA TFF’ye olan güvenini belirtti.
  • Savcı Mehmet Berk tatile çıktı.

19 Temmuz 2011 Pazar

  • Dünya Fenerbahçeliler günü
  • M.A. Aydınlar TFF kararlarını açıkladı: Süper Kupa ileri bir tarihe ertelendi. Yarından itibaren savcılıktan belgeler gelmeye başlayacak. TFF’de kozmik oda kuruluyor.
  • Fenerbahçe futbol takımı antrenmana “en büyük delilimiz alın terimiz” pankartıyla çıktı.
  • İbrahim Akın’ın avukatı Hakkı Kurtuluş, müvekkilinin, hakkında çıkan ”şikeyi itiraf etti” şeklindeki iddiaları reddettiğini bildirdi.
  • Trabzonspor’dan açıklama: 17’de 16 nerede görülmüş.

21 Temmuz 2011 Salı

22 Temmuz 2011 Çarşamba

  • TFF’den Fenerbahçe’ye cevap: Fenerbahçe’nin açıklaması hukuki süreci etkilemeye yöneliktir.
  • İhsan Kalkavan, “Türkiye’de şike ve teşvik primi varsa, bundan dolayı en fazla mağdur olan takım Beşiktaş’tır” dedi. İhsan Kalkavan, Galatasaray’ın bu olaylardan kendini tecrit etme şansı olmadığını iddia ederek, “Galatasaray’ın âdeta kendisini tecrit ederek, “sütten çıkmış ak kaşığım, benim tarihimde de bu yoktur” deme şansı yok…
  • Hüseyin Gülerce’den bir yazı daha: TSK – Futbol / Adiyet – Hukuk
    “Genelkurmay ve TFF, süreci neden yanlış yönetiyorlar? En önemli sebep, Türkiye’deki değişimin/demokratikleşmenin okunamamasıdır. İkincisi de, yeni durumu bir türlü kabullenememedir. Kurumlar içindeki vesayetçi zihniyet sahipleri ise kabullenememeden de öte, bu durumu bir türlü hazmedemiyorlar Düştükleri duruma bir türlü inanamıyorlar. Vesayetçilerin gafleti, bir gün kendilerinin de yargıda ifade vereceklerini hiç hesaba katmamış olmaları. İçine düştükleri durumun geçici olduğunu zannettiler. Kaybolan kontrollerini yeniden  kazanabileceklerine inandılar, inandırıldılar. Askerden daha askerci “siviller” onları, “biz de sizi bir şey zannediyorduk, yazıklar olsun” diye sürekli tahrik ettiler. Ama yargı yılmadı. Böyle olunca da her geçen gün, sürecin yanlış yönetilmesinin faturası ağırlaştı.”

23 Temmuz 2011 Perşembe

24 Temmuz 2011 Cuma

25 Temmuz 2011 Cumartesi

  • Mehmet Ali Aydınlar savcı Mehmet Berk ile görüştü.
  • Mehmet Ali Aydınlar beklenen açıklamayı yaptı: Süper Lig 9 Eylül’de, Bank Asya 10 Eylül’de başlayacak.

26 Temmuz 2011 Pazar

27 Temmuz 2011 Pazartesi

  • Fenerbahçe’ye Shaktar Donetsk maçındaki olaylar nedeniyle 2 maç saha kapatma cezası geldi.
  • Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı Başkanı Aziz Yılmaz: “Aziz Yıldırım’ın heykeli dikilecekmiş. Yıldırım geldiğinden beri şike yaptı, yapıyor.”
  • UEFA’dan Beşiktaş’a mektup: Kupayı iade ettiğiniz için teşekkür ederiz.
  • TFF, LigTV, TRT yöneticileri bir araya geldi.

28 Temmuz 2011 Salı

  • Emenike “bu ortamda burada olmak istemiyorum” dedi. Fenerbahçe ile Spartak Moskova anlaştı.
  • MHP Milletvekili Lütfü Türkkan twitter hesabından Fenerbahçe, Sivasspor ve Mersin İ.Yurdu’nun düşeceğini açıkladı.

29 Temmuz 2011 Çarşamba

  • Nevzat Şakar serbest bırakıldı.
  • Balıkesir’in Edremit ilçesinde dinlenen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cuma namazı sonrası Fenerbahçe’nin küme düşmemesi için dua etti.

31 Temmuz 2011 Cuma

  • Kemal Kılıçdaroğlu: Ben de Fenerbahçeliyim, ama…
  • Serdal Adalı: Yıldırım Demirören bir daha buraya sakın gelmesin. Çok büyük vefasızlık var. Biz bu yola beraber çıktık ancak yalnız bırakıldık. Hem haksız yere burada olmamıza üzülüyoruz hem de yol arkadaşlarımızın tavırlarına…

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 2 (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 3 (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 4 (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 5 (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 6 (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 7 (Ocak 2012)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

MEÇHULE GİDEN BİR LİG KALKAR BU FEDERASYONDAN

leave a comment »

Türkiye’nin derdi çok. Askerî vesayet ile ilgili davalar (Ergenekon, Balyoz, İnternet Andıcı, Amirallere Suikast) devam ederken; başımızda Suriye gailesi, Ramazan’da artan PKK terörü, birilerinin Güneydoğu’da özerklik ilan etme kabadayılığı derken, bir de futbolda şike soruşturması var.

3 Temmuz’daki ilk gözaltılardan beri gündemdeki bu son konuyla ilgili olarak, önceki gün Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) beklenen “tarihî açıklama”sını yaptı. Tam bir “Eski Türkiye” uyanıklığı… Ne şiş yansın ne kebap çabaları… Dağ nasıl fare doğurur bilmeyenlere, canlı yayında allanıp pullanarak sergilenen “tarihî” bir örnek… Topu, ayaklarda dolaştırdıktan sonra yargının ayağına atmak… Hâlbuki TFF özerk bir kuruluş. Neden özerk? Kanaat belirtmek, kararlarını bağımsız verebilmek için. Madem yargıya göre hareket ediliyor, bundan önce küme düşürülen takımlar için niye yargı kararı istemediniz? Madem, TFF yargıya göre karar veriyor, bundan sonra gol mü değil mi, ona da hâkimler karar versin. Golü yiyen takım, bölge idare mahkemesine gitsin, çıkan karara göre siz de puan verirsiniz… Ancak itirazı falan var o işlerin. Gelmez ayın son perşembesine de ligleri devam ettirirsiniz…
Ne diyor şimdi Federasyon? “Ortada henüz iddianame yok. Deliller, şüpheliler ve kulüplerle paylaşılmadan ceza verilmesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hükümlerine ve adil yargılamaya aykırı. Şüphelilerin dosyaları görememesi, disiplin cezası verilmesini engellemektedir. Bu aşamada vicdanî bir karara ulaşılamamıştır. Soruşturmanın tarafımızdan adil biçimde yapılması için gizlilik kararının kaldırılması gerekmekte. Bunun için iddianame beklenecektir. İddianame açıklandıktan sonra tüm deliller elimize ulaşacak, ilgili kişi ve kurumların savunması alınacak, ardından karar verilecektir.”
Ne anladınız? Yargıya saygılı gibi görünüp işin içinden sıyrılma… Ama sıyrılamıyorsun ki. Ligler 9 Eylül’de başlıyor. Yöneticisi, futbolcusu, seyircisi herkes havaya girmiş. O sırada pat iddianame açıklanıyor. Ne yapacaksın? Ayıkla bakalım pirincin taşını. TFF aldığı, daha doğrusu alamadığı bir kararla, Türkiye’de futbolu bir meçhulün içine atmıştır. En tahkimli mahalle olan “futbol mahallesi”nin dediği olmuştur.
Aslında istedikleri olamayacaktır. Çünkü bir, “Eski Türkiye”ye göre iş tutmak artık bir anlam taşımıyor. Yakında görürüz…
İki, Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) henüz sözünü söylemedi. İşin sonunda Yunanistan gibi rezil olmak da var. Onlar da, küme düşen takımı yeniden kurtardılar ama UEFA o takımı 5 yıl kupalara katılmaktan men etti. Yani “git kumda oyna” dedi…
TFF son kararıyla nasıl bir tezat içinde olduğunu öyle bir ilan etti ki, asıl manşet orada. Sayın Başkan diyor ki: “Eğer kendilerini şüpheli görenler varsa, Avrupa kupalarına katılmayabilirler. Olumsuz bir durum ortaya çıkarsa UEFA ceza verecektir.”
Dünya tarihinde, bakın iddialı bir laf ediyorum, futbolun tarihinde böyle bir karar var mı? Kim çıkar da “ben katılmıyorum” der ve suçlu olduğunu ilan eder? Sen 26 klasöre, 14 bin belgeye bakıp, kanaat oluşturamıyorsun, şüphelenmiyorsun, ama kulüplere dönüp “hadi aslanım, ne yaptığınız malum, üstlenin şu suçu” diyorsun… Yani, “biz mahalle baskısıyla, kulüplerin kazanç hesaplarıyla, maçları yayınlayan kuruluşun menfaatleri nedeniyle bir karar veremiyoruz. Ama siz kendinizi biliyorsunuz, ona göre davranın…” diyorsun. Günler, saatler süren toplantılardan sonra onca insanın birlikte verdiği karar böyle mi olur?
Daha önce de yazdım. Nasıl Genelkurmay karargâhı, Ergenekon dava sürecini yönetemediyse, TFF da şike soruşturması krizini yönetemiyor. Ne oldu? Askerler hangi noktaya geldi? O koskoca generaller ne diyor şimdi: “Biz yapmadık K yaptı…” Yani “Komutan”da bütün kabahat… Emir-komuta içinde ne yaptıysak, Genelkurmay Başkanı’nın emri ile yaptık… TFF’yi bekleyen de aynı akıbet. Acaba o mahallede komutan kim?

Hüseyin Gülerce, Zaman, 17 Ağustos 2011

Written by kesinofsayt

17 Ağustos 2011 at 06:00

Ergenekon, Fenerbahçe, Hüseyin Gülerce, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

TSK-FUTBOL: AİDİYET VE HUKUK

leave a comment »

Ağustos sıcaklarını ilk defa hatırlayan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), nihayet liglerin ertelenmesinin işaretini verdi.

Günlerdir ayağında top dolaştıran Federasyon, nihayet dümen kırmanın bir bahanesini de bulmuş oldu. Genelkurmay’ın, Ergenekon ve Balyoz davalarında yaptığı hatayı, TFF de yapıyor; süreci yanlış yönetiyorlar. İşte en son tutuklu Albay Dursun Çiçek, kendi isteği ile verdiği ifadede, internet andıcı konusunda dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ dâhil, üstlerini işaret etti. Daha önce de vurguladım; davalar uzuyorsa, kurumlar, yargıya yardımcı olmadıkları içindir. Bir belgedeki imza ıslak mı, değil mi diye kaç tane kriminal laboratuvar dolaştırıldı. Yetmedi, dönemin koskoca Genelkurmay Başkanı elinde sallayarak “bu bir kâğıt parçası” dedi. Aynı komutan, Beykoz’da dolu LAW silahları bulunmuşken, eline boş olanı alıp, arkasında TSK’nın bütün generalleri oturuyorken, “işte boru” deyip şov yaptı. Hâlbuki bir belgenin, asıl mı, sahte mi olduğunu, en iyi kurum içindekiler bilir. Yargıya yardımcı olunsa, uzayan davalar şimdiye kadar çoktan biterdi.
Genelkurmay ve TFF, süreci neden yanlış yönetiyorlar? En önemli sebep, Türkiye’deki değişimin/demokratikleşmenin okunamamasıdır. İkincisi de, yeni durumu bir türlü kabullenememedir. Kurumlar içindeki vesayetçi zihniyet sahipleri ise kabullenememeden de öte, bu durumu bir türlü hazmedemiyorlar. Düştükleri duruma bir türlü inanamıyorlar. Vesayetçilerin gafleti, bir gün kendilerinin de yargıda ifade vereceklerini hiç hesaba katmamış olmaları. İçine düştükleri durumun geçici olduğunu zannettiler. Kaybolan kontrollerini yeniden kazanabileceklerine inandılar, inandırıldılar. Askerden daha askerci “siviller” onları, “biz de sizi bir şey zannediyorduk, yazıklar olsun” diye sürekli tahrik ettiler. Ama yargı yılmadı. Böyle olunca da her geçen gün, sürecin yanlış yönetilmesinin faturası ağırlaştı.
Karargâh’taki komutanların, meslekî aidiyet duygusunun tesirinde kaldıkları, bunun da insanî bir durum olduğu söylenebilir. Doğrudur da. Yıllarca birlikte çalıştığınız, çoluk çocuk tanıştığınız insanlarla aranızda bir yakınlık olur. Ayrıca koskoca bir silahlı kuvvetler camiası… Bu yüzden gelinen kavşaktaki soru çok ağır: Aidiyet mi, hukuk mu?
Aynı soru, futbol camiası için de geçerli. Üstelik milyonlarca taraftar, karda kışta, zor günde, iyi günde takımlarına sahip çıkıyor ve destek veriyor. Onun için soru onlar için de zor: Takım mı, aidiyet duygusu mu, yoksa hukuk mu?
Hukuk, yanlış yapanın adalete boyun eğmesidir. Adalet, kirden, yanlıştan arınmayı, utançla yaşama yerine açık alınla yürümeyi sağlar. Kim yanlış yaptıysa yanına kâr kalmamalıdır. Onun için de vicdanlar devreye girmelidir. Aidiyetin getirdiği duygusallığı bir kenara bırakıp, yüreklere taş basıp, adaletten yana, hukuktan yana tavır konulmalıdır. Hangi vicdanlı, insaflı taraftar; hile ve şike sayesinde kazanılmış bir kupa ile gurur duyabilir? Böyle bir durumu sineye çekebilir? Doğrusu, artık hukuk devreye girmişse, herkesin aidiyet yerine ahlakî zemini korumaya çalışmasıdır. Toplum dürüst ve temiz olmadıkça, yukarıdakilerden adalet istemenin anlamı olabilir mi?
***
Fenerbahçelilere zaruri bir açıklama:
Eski bir Fenerbahçeli futbolcu, bir televizyon programında, benim Zaman’da çıkan yazımdaki ifadelerimi çarpıtarak, yazmadıklarımı yazmış gibi anlatarak, üstelik hakarete varan bir kışkırtıcılıkla, Fenerbahçe camiasını tahrik ederek ileri geri laflar etti. Programın moderatörü kendisini sık sık ikaz etmek zorunda kaldı, “cevap hakkı doğuyor” dedi. Eski bir tanıdığım olduğu için mesele yapmak istemedim. Ancak dost çevremdeki Fenerbahçelilerden gördüm ki, aleyhte bir hava estiriliyor. Herkesle gönül köprüleri kurmak için çabalayan bizler gibi insanların, milyonlarca Fenerbahçeliyi karşısına alması asla söz konusu olamaz.

Hüseyin Gülerce, Zaman, 22 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

22 Temmuz 2011 at 06:20

Ergenekon, Fenerbahçe, Hüseyin Gülerce, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

ERGENEKON SURUNDA İKİNCİ GEDİK

leave a comment »

Fenerbahçe şampiyon olunca, Trabzon’dan, şahsen de tanıdığım bir okuyucumuz, bana e-mail attı.

“Ergenekon’u pek güzel yazıyorsunuz ama Başbakan’ın Fenerbahçe’yi şampiyon yapmasını yazmaya cesaretiniz yok.” dedi. Şaşırdım kaldım. Bir de, Trabzon’da AK Parti aleyhinde büyük bir hava estiğini, Trabzonluların AK Parti’yi cezalandıracaklarını yazmaz mı? Böyle bir şey olamayacağını dilim döndüğünce anlatmaya çalıştıktan sonra, biraz da kızgınlıkla, “Kardeşim siz de Eskişehir’le berabere kalmasaydınız.” dedim. Şimdi öğreniyoruz ki, bazı Trabzonsporlu yöneticiler, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve futbolcu Alex ile 19 Nisan 2011′de yaptığı görüşmenin ardından, Başbakan’ı siyaseten zor durumda bırakmak için CHP ve MHP teşkilatlarını da kullanarak, Trabzon halkını galeyana getirme planları yapmışlar.
Futbolda şike ve çete soruşturması, göreceksiniz daha neleri ortaya serecek. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’dan sonra, Beşiktaş Kulübü Teknik Direktörü Tayfur Havutçu’nun ve iki futbolcunun daha tutuklanması, büyük depremin de habercisi. Hepimiz hazır olalım, kelimenin tam anlamıyla futbolda yer yerinden oynayacak.
Bazıları, depremin büyüklüğünü tahmin edemedikleri için ayağında top dolaştırıyor. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tavrı böyle. “Savcının iddianamesini bekleyeceğiz.” diyor. Diyor ama futbolcuların bazılarının şikeyi itiraf ettikleri manşetlere çekilirken, Federasyon’un o beklemenin altında kalmayacağını kim söyleyebilir? Dağdan bir kartopu yuvarlandı ve giderek çığa dönüşüyor. Yeni TFF, galiba kucağında bulduğu kor ateşin farkında değil. Şu anda liglerin zamanında başlaması bile tehlikede. Katılacak takımlar UEFA’ya bildirildi ama yer yerinden oynamaya başladığında o bildirimin ne hükmü olur?
Futboldaki kirlilik, futbol yöneticileri ile siyaset ilişkileri, fakat en önemlisi vesayet sisteminde futbol yönetiminin işlevi, bundan böyle yargıda sorgulanacak. Türkiye’nin bütün kirli alanlarını, evet artık yargı temizleyecek. Vesayetin baskısından, hegemonyasından, ideolojik odaklardan kurtulan yargı, bugüne kadar dokunulmayan, dokunulamayan hangi alan varsa, kim varsa hepsine dokunacak. Tabii bu durum, siyasetteki, yargıdaki, medyadaki, bir kısım barolardaki zevatı rahatsız edecek, ediyor da… Eski Türkiye’nin alışkanlıkları kolay değişmeyecek, direnmeler olacak. Hatta tehdit falan da savrulacak. Fakat bunların o zevata faydası olmayacağı gibi, yaptıkları ters tepecek. CHP’nin “yemin etmeyeceğiz” diye tutturması bunun en açık örneği. İnatları ters tepti ve geldiler, kuzu kuzu yemin ettiler. Etmeselerdi, daha beter bir duruma düşeceklerdi.
Futboldaki soruşturmanın sarsıntıları, vesayetin surlarında, Ergenekon davasından sonra ikinci büyük gediği açabilir. Ben bu olayı, Danıştay saldırısının Ergenekon davasına bağlanması kadar önemli görüyorum. Devlet içindeki hukuk dışı yapılarla mücadelede ilk dönüm noktası, Danıştay saldırısının Ergenekon davası ile birleştirilmesi olmuştur. Laik kesimin ezberlerinin ilk bozulduğu yerdir bu bağlantı. Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılmasının, Gazi olaylarının, Alevi kesiminin önde gelenlerine suikast planlarının, Ergenekon davası içinde yer alması da Alevi kesimin ezberlerini bozmuştur. Vesayetin tutunduğu zemin birden kaymaya başlamıştır. CHP’de bir kaset olayı ile lider değişimi ve Ergenekon sanıklarının CHP tarafından aday yapılmaları; aslında, Alevi ve laik kesimlerin yeniden kazanılması, kayan zemine yeniden tutunma çabalarıdır. Futboldaki deprem, bu çabaları da berhava edecektir. Bu kadar net söylüyorum.
Zorda olan, futbolun ağaları değil, asıl vesayetin ağalarıdır. Direnmelerinin anlamsız olduğunu kabul etmedikleri için daha hızlı tasfiye olacaklardır. Futbolun dokunulmazlarına dokunulunca, bir kısım medyada da telaş başladı. Ama pek çok arkadaş, “sıra medyaya da gelecek” demişlerdi. Galiba haklı çıkacaklar…

Hüseyin Gülerce, Zaman, 15 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

15 Temmuz 2011 at 06:25

Ergenekon, Fenerbahçe, Hüseyin Gülerce kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

TAHTA BAŞINDA TEK AYAK ÜSTÜNDE

leave a comment »

Futboldaki şike ve çete operasyonunun hedefinde, Fenerbahçe’nin olduğunu söylemek, alınganlık ve taraftarlık psikolojisi ile belki hoş görülebilir. Ama işin aslının öyle olmadığı besbelli.

Trabzonspor ve Beşiktaş yöneticileri, eski Futbol Federasyonu başkanı da ifade veriyor. Yargılama safhasına gelindiğinde daha büyük dalgalarla da karşılaşabiliriz.
Bazıları, bu son operasyona “Futbolun Ergenekon’u” denmesinden rahatsız oldular. Hâlbuki “Ergenekon” sembol bir isim. Anlatılmak istenen, devlet içindeki hukuk dışı yapıların varlığı. “Ergenekon davası”nın önemsenmesinin sebebi de, bu ülkede yüzyıldır, darbecilerden, cuntacılardan ve onları himaye eden vesayetçi yapıdan ilk defa hesap sorulmaya başlanması. Türkiye; kirli ve karanlık ilişkiler ağının tutsak aldığı bir ülke olarak, Avrupa Birliği’ne üye kabul edilebilir mi? Vesayetin kurduğu statüko ile Türkiye, demokrasinin ve özgürlüklerin evrensel standartları ile buluşabilir mi? Bazılarının anlamamakta direndiği asıl nokta burası. Konu yerel değil, küresel… Yeni Türkiye’de artık askeri bürokrasiye yaslanıp, kendinde güç vehmeden kibirli, kasıntı, küçük dağları ben yarattım diyen vesayet ağalarına yer yok.
Vesayetle bağlantılı hiçbir kişinin, kurumun artık gücü yok. İşte CHP… Ne dediler; “Silivri’deki iki arkadaşımız yemin etmedikçe, biz de yemin etmeyeceğiz…” Ama sonunda yemin ettiler… Ben, yemin eden CHP’lilerin hiçbirinin yüzünde, milletvekili olma heyecan ve neşesini göremedim. Tam tersine, “biz ne ettik böyle” burukluğu vardı… Tahta başında disiplin cezası alıp tek ayak üzerinde duran öğrencilerin mahcubiyeti, yüzlerinden okunuyordu… Çünkü anlamsız, mesnetsiz, desteksiz bir tavır almışlardı. Koskoca CHP’yi vesayete rehin bırakmayı, kendi partililerine bile izah edemediler. Aklı olan, vesayete rehin olmaktan kurtulur, yüzünü halka ve demokratikleşmeye döner.
Türkiye, yüzyıllık bir temizlik yapıyor. Çünkü bu ülkede bir asırdır bütün renkler kirlendi. Darbeler, bütün değerleri yozlaştırdı, bütün kurumları yıprattı, öne çıkan insanların şahsiyetleri ile oynandı. Yivi seti olmayan, beli düz durmayan tiplerin işgaline uğradık. Vesayetin kozmik adamları her yanımızı sardı. Siyaset, yargı, medya, üniversiteler, iş dünyası, sendikalar, barolar, futbol, sanat, edebiyat, hepsi vesayetin görünmez kılınması için el ele tutuştular. Zincirlerle birbirine bağlanmış bir yapıdan söz ediyoruz. Türkiye şimdi o zincirleri kırıyor.
Mesele futbolda şike, çete meselesi değil. Mesele Aziz Yıldırım meselesi değil, Fenerbahçe meselesi hiç değil. Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor meselesi de değil. Kimse, sorumluluğunu unutup, taraftarı tahrik etmesin. Ergenekon davasını, Cumhuriyet mitingleri ile özünden saptırmak isteyenler nasıl umduklarını bulamadılarsa, futbol takımlarının taraftarlarını sokağa dökmeye çalışanlar da başarısız olacaklardır. Referandumdaki yüzde 58 ile seçimlerdeki yüzde 50′yi, iyi anlamak lazım. Ortada, demokratikleşme için sivil siyasete, AK Parti iktidarının reform ve özgürlüklerin genişletilmesi hamlelerine destek veren bir irade var. Başbakan Erdoğan, bu iradenin hakkını vermede kararlı görünüyor. Kendisinden beklenen ve kendisine yakışan da odur.
Yeni Türkiye’nin, hukukun üstünlüğüne kilitlenen yeni yargısını da unutmayalım. Darbecilerden, cuntacı zihniyetin sahiplerinden millet adına hesap sormakta kararlı savcılara ve yargıçlara ne kadar ihtiyacımız varmış… Asıl onların yüreğini alkışlamalı, onların cesaretini övmeliyiz. Hatırlayınız, “Susurluk davası” sırasında, özellikle laik-solcu kesimler; “İtalya’daki Gladio davasının savcı ve yargıçları gibi bizde niye cesur ve dürüst savcılar, yargıçlar yok” diye haykırmışlardı. Şimdi tam tersi davranıyorlar. Bu hukuk adamlarını yıpratmaya, karalamaya çalışıyorlar. Ama nafile. Bütün renkler kirlerinden arınıyor..

Hüseyin Gülerce, Zaman, 13 Temmuz 2011

Written by kesinofsayt

13 Temmuz 2011 at 06:29

FUTBOLUN DOKUNULMAZLARI

leave a comment »

Futbolda ilk defa şike ve örgütlü suçlarla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı.

Aralarında Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın da bulunduğu 60’tan fazla kişi gözaltına alındı. Öyle şaşkınlık falan da yok. Ve herkesin aklına ilk gelen, Ergenekon oldu. Birden “futbolun Ergenekonu” lafı konuşulmaya başlandı. Futboldaki kirlilik için neden bu kadar gecikildiği sorgulanır oldu. Çünkü tıpkı Susurluk gibi, futboldaki hukuk dışı yapıların üzerine, bugüne kadar hep gidiliyor gibi yapılıp gidilmedi. Rantın, kara para aklamanın, şikenin, çetelerin cirit attığı bir alana nihayet sıra geldi.

Pekiyi şimdi ne oldu da, futbolda da, “dokunulmaz” denilenlere dokunuluyor, girilemez denilen alanlara giriliyor? Çünkü Ergenekon ve Balyoz davaları gösterdi ki, bu ülkede artık dokunulmazlar kalmadı. Görevdeki orgeneral rütbeli komutanların tutuklandığı bir Türkiye’de, futbolun ağalarına da dokunmanın yolu açıldı. Çünkü hükümet yeni Türkiye için büyük onay aldı. 12 Eylül referandumu ve 12 Haziran seçimleri gösterdi ki, toplumun yarısı, büyük bir kararlılıkla demokratikleşmeye destek veriyor. Yargı da, Meclis de, hükümet de, medya da, bu desteğin gereğini yapmak zorundadır.

Meselenin özü şu: Türkiye, artık eski Türkiye değil. Eski çamlar bardak oldu. Bazıları bu gerçeği hâlâ kabullenmek istemiyor. Hâlâ eskiye, vesayetin kol gezdiği o karanlık günlere dönmeye dair bir umutları var. Sanki bir sabah uyandıklarında bir şey olacakmış, bir şeyler değişecekmiş havasındalar. Hâlâ, kendilerine yeniden gün doğacağını düşlüyorlar… Düşününüz, bu rüya ile CHP’nin oylarının son seçimde yüzde 40’ın üzerine çıkacağı beklentisine girenler oldu. Hâlâ neye tosladıklarını anlamadıkları ise şuradan belli; yüzde 26 oy almalarına rağmen CHP yöneticileri hâlâ kendilerinde bir güç vehmediyorlar. Hâlbuki “Yeni CHP” falan yok, “Yeni Türkiye” var. Gitmekte inat ettikleri yolun üzerinde, kocaman bir kaya duruyor. Üzerinde de “Yeni Türkiye” yazıyor. Çarpıp durdukları kaya, bu kayadır…

Halkın sandığa yansıyan yüzde 50’lik iradesini hâlâ okuyamıyorlar. Bu güçlü iradenin, bu demokratikleşme ikliminin, Başbakan Erdoğan’a ve AK Parti hükümetine nasıl bir cesaret ve kararlılık verdiğini göremiyorlar. CHP’nin yemin etmeme inadında da bu körlük var. Tamam, Sayın Başbakan, “tükürdüklerini yalayacaklar” derken ağır konuştu, ama söylemek istediği, CHP’nin bu kafayla bir yere varamayacağıdır. Çok açık ki, CHP rehin alınmış gibi davranıyor.

Pekiyi, artık herkesten hesap sorulduğu ortada iken futbol ağaları nasıl böylesine pervasız olabilmişlerdir? Çünkü güç aldıkları odaklar, tıpkı yüzde 40 için iddiaya giren işadamını inandırdıkları gibi, onlara da “merak etmeyin, tekrar geleceğiz” telkini yapmışlardır. Silahlı Kuvvetler içindeki cuntacı zihniyetin, pes etmeyişindeki haleti ruhiye de budur.

Artık futboldaki Ergenekon’a da neşter vuruluyor. “Futbolda Ergenekon olur mu?” sorusu bugün anlamsız bir sorudur. Vesayet varsa, darbecileri vardır. Darbeciler varsa, medyaları, işadamları, çeteleri, kozmik adamları vardır. Vesayet, hukuk dışı örgütlenmelerle ayakta durur. Bu ülkede yüzyıldan beri vesayet rejimi var. Onun için hukuk dışılık her sosyal grubun, devlet ygıtının, anayasal kurumların içinde hükümferma olmuştur. Mücadele, vesayet ile demokratikleşme arasındadır. Bugün inisiyatif sivil iradenin elindedir. Vesayetin bütün ağaları, bu arada futbolun ağaları da kaybetmeye mahkûmdur.

Hüzeyin Gülerce, Zaman

Written by kesinofsayt

06 Temmuz 2011 at 01:47

Ergenekon, Gazeteciler, Hüseyin Gülerce kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,