FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘Genel’ Category

FOOTBALL LEAKS – AHMET BULUT

leave a comment »

football-leaks-bulut.jpg

Galatasaray’ın eski kalecilerinden olan Ahmet Bulut Türkiye’nin en tanınmış futbolcu menajeri. Emre Belözoğlu, Arda Turan gibi isimlerin temsilciliğini yapan Bulut’un dünyanın en bilinen menajerleri olan Pini Zahavi, Fali Ramadani ve Jorge Mendes’le de yakın ilişkileri bulunuyor.

Football Leaks belgelerine göre Bulut, en az iki kere FIFA’nın menfaat çatışması kurallarına aykırı bir şekilde transfer ve sözleşme yenileme sırasında hem kulüplerden hem de oyunculardan komisyon almış. Bu işlem genellikle vergi kaçırmak için yapılıyor.

Bazı ülkelerde futbolcular kulüplerin çalışanları olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla futbolcu menajerine ödeme yaptığında, ki doğrusu bu, vergilendiriliyor. Ancak kulüpler şirket statüsünde olduklarından ödenen komisyonlar masrafa geçiyor ve vergiden tasarruf ediliyor. Bu yüzden birçok anlaşmada menajerler futbolcunun değil, kulübün temsilcisi gibi imza atıyorlar. Böylece hem kulüp hem de futbolcu ciddi bir mali avantaj sağlıyor.

Arda Turan’ın Atletico Madrid’e transferi sırasında da böyle bir işlem yapılmış. Footballeaks belgelerindeki dört yıllık sözleşmeye göre Arda A.Madrid’den yıllık 2,5 m Euro alıyor. Ancak bunun %15’i ve bonuslar vergiden muaf olarak ismi bilinmeyen bir imaj hakları şirketine ödeniyor.

Bu şirketler ülke dışına para çıkarmakta kullanılıyor. Messi, Neymar, Mascherano gibi futbolcular bu işlemler yüzünden yargılanmış, paraya çevrilen hapis cezalarına kadar farklı yaptırımlara çarptırılmışladı.

Christiano Ronaldo ve Mourinho’nun da offshore hesapları Football Leaks belgelerinde yer alıyor. Mesut Özil’in de başı bu konularla ilgili olarak oldukça ağrımış, para cezası ile kurtulmuştu.

Arda’nın A.Madrid ile sözleşmesinde FIFA kurallarına aykırı işlemler gözüküyor. Ahmet Bulut Arda’nın menajeri olmasına karşın A.Madrid’ten de “müzakareleri yönetme ve destekleme” adıyla Dubai Mashreq Bank’taki Foot & Ball Sport International FZE offshore hesabına 1,5m Euro para alıyor. Bu şirketin menajerlik faaliyetleri için lisansı bulunmuyor, ama Dubai’deki bu serbest bölgelerdeki şirketlere üst düzey gizlilik ve vergi muafiyeti tanınıyor.

FIFA kurallarına göre menajerler bir işlemde sadece bir tarafı temsil edebiliyor (2015 yılında değiştirilerek “tüm tarafların yapılan görüşmelerden haberi varsa ve bu görüşmelere tüm taraflar izin verdiklerini yazılı olarak beyan ederse” bu tür işlemlere izin verildi)

Usulsüzlükler bitmiyor. A.Madrid’le imzalanan anlaşmada Bulut’un bir sonraki transferden yüzde on pay alacağı maddesi bulunuyor. Oysa 2008’de yürürlüğe giren FIFA Futbolcu Menajeleri Yönetmeliği’ne göre menajerlerin “bir futbolcunun gelecek transferlerinden ya da tazminatından elde edilecek gelirde pay sahibi olmaları” yasaklanmış durumda.

Eski Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım’ın menajerlere sıcak bakmadığı bilinen bir olay. Ahmet Bulut da bunlardan birisi. Ozan, Alper, Emenike transferlerinden ciddi rakamlar kazandığı biliniyor. Ancak özellikle Gökhan Gönül transferindeki rolü nedeniyle Aziz Yıldırım’ın hedefi haline geliyor Bulut. Buraya kadar anlatılanlar Football Leaks belgelerinden değil Bulut – Fenerbahçe ilişkisinde. Bundan sonrası ise belgelerden…

2013 yılında Zenit’ten Fenerbahçe’ye transfer olan Bruno Alves için de Jorge Mendes’in Gestifute şirketiyle anlaşıyor Ahmet Bulut. Transfer komisyonunu paylaşıyorlar.

Fernandao’nun Brezilyalı Clube Atletico Paranaense’den (CAP) Fenerbahçe’ye transferinde Ahmet Bulut oyuncunun resmi temsilcisi olmamasına rağmen birden çok taraftan para alıyor. Belgelere göre hem CAP hem de Fernandao tarafından Bulut’a ödeme yapılıyor. Fernandao’nun ödemesi Bulut’un Dubai’deki offshore hesabına yapılıyor. CAP ise Bulut’un Türkiye’deki firması olan Futbol Enternasyonel Men. Tur. Ins. Teks. Ltd’ye ödeme yapıyor. Bu arada Brezilyalı menajer Uram da aynı transfer üzerinden Fenerbahçe’den bir milyon euro alıyor.

Gelelim Bulut – Beşiktaş, daha doğrusu Bulut – Demirören ilişkilerine…
Mendes Demirören’in başkanlığı döneminde Beşiktaş’a birçok Portekizli oyuncu getiriyor. Dünyanın en tanınmış menajerlerinden Jorge Mendes ile Ahmet Bulut’un yakın ilişkileri var. İsmi sözleşmelerde geçmiyor da olsa Ahmet Bulut tüm bu transferlerde aktif rol alıyor.

Bu transferlerin birçoğunda usulsüzlükler bulunuyor.

İlk transfer Quaresma oluyor ve sözleşme Mendes’in Portekiz’de kurulu şirketi Gestifute ile yapılıyor. Ancak TFF yönetmeliklerine göre 2015 yılından önceki aracı anlaşmalarında sözleşmeler yalnızca gerçek kişi ile kulüp ya da oyuncu arasında olması gerekiyordu. Yani tüzel kişi ile menajerlik sözleşmesi yapılamıyordu. TFF’nin kendi yönetmeliğin neden ve nasıl çiğnediği konusunda elimizde bir bilgi bulunmuyor.

Quaresma transferi sonrasında 2011 ilk yarısında bu ikili yedi transfer anlaşması daha yapıyorlar. Football Leaks belgelerinde birçok e-posta ve fatura Ahmet Bulut’un işlemlerdeki ana isim olduğunu işaret ediyor.
Simao Sabrosa, Atletico Madrid’ten, Hugo Almeida Werder Bremen’den, Manuel Fernandes Valencia’dan, Sidnei Benfica’dan, Bebe Manchester United’dan ve Julio Alves Beşiktaş’a geliyordu. Ayrıca Carlos Carvalhal da teknik direktörlüğe getiriliyordu.

Mendes, Almeida transferinde kendisinin danışmanı olduğu bir fonun kullanılmasını öneriyordu. Dublin’de kurulu Quality Football Ireland Limited futbolcunun bonservisini alıyor ve Beşiktaş’a getiriyordu. Demirören transfer için Beşiktaş’ın kasasından hiç para çıkmamasıyla, yeni bir modeli Türkiye’ye getirmiş olmakla övünüyordu. Ancak işin öyle olmadığı, oyuncunun kontratı döneminde başka bir takıma satılamaması halinde Beşiktaş’ın ilk bonservis bedeli üzerinden her yıl yüzde on faizle bu parayı fona ödemesi gerektiği ortaya çıkıyordu.

Yıldırım Demirören – Jorge Mendes – Ahmet Bulut üçgeninde Beşiktaş ciddi zarara uğruyordu. Bedelinin üzerinde paralar ödenen oyuncular, offshore şirketlere havale edilen komisyonlar kulübü batma noktasına taşıyordu.

https://theblacksea.eu/stories/football-leaks-2018-tr/mendes-besiktas/

https://theblacksea.eu/stories/football-leaks-2018-tr/ahmet-bulut-offshore/

https://theblacksea.eu/stories/football-leaks-2018-tr/mendes-fon-besiktas-almeida/

Written by kesinofsayt

19 Kasım 2018 at 20:39

OLD SANTİ – DAÇKA VE BATUR ABİ

leave a comment »

oldsantiHem ülke tarihinin eğitim alanındaki ilk sivil toplum örgütlenmesi olması, hem de basketbola yaptığı katkılar ile Darüşşafaka çok özel bir kurum. Son derece kaliteli eğitimin verildiği okul mezunlarının okullarına bağlılıkları da çok güçlü. Yıllar evvel Amerika’da yüksek Lisans yaparken bu kurumdan mezun olmuş üç dört üstün zekalı genç ile tanışmıştım. Meğer Amerika’da yaşayan hayırsever bir Darüşşafakalı her sene Drexel Üniversitesi’nde okutmak üzere bir mezuna burs verirmiş.

Okul adının kısa söylenişinin Daçka olmasının hikayesi ise muhtelif. Kız Meslek Lisesi öğrencilerinin , okul takımına her nedense Daçka diye destek vermesi mi, yoksa okul hocalarının iddia ettiği gibi “Darüşşafaka Öğrencileri Kardeştir” sözünün kısaltılmışı mı bilemiyoruz.

Türkiye’nin basketbol kilometre taşlarında arasında da Daçka’nın çok önemli bir yeri var. Yeşil Siyahlı Kulüp, üç büyükler dışında, aynı Tarsus Amerikan Koleji, TED Ankara Koleji, İTÜ, Karşıyaka, Eczacıbaşı gibi önemli bir basketbol geleneğinden geliyor. Spor kulübünün geçmişi 1914’lere kadar uzanıyor.

Bir çok milli basketbolcu yetiştiren Daçka’da bizim açımızdan en önemli isim Fenerbahçe tarihine de altın harflerle geçen Mehmet Baturalp. Kısa bir dönem benim de okul takımda antrenörlüğümü yapma şerefine ulaştığım namı diğer Batur Abi, Daçka’nın lise takımında oynarken parladı ve 1954 yılında Fenerbahçe’ye transfer oldu. Bu tarihten basketbolu bırakacağı 1967’yılına kadar sadece Fenerbahçe’de oynadı. Aynı futbolda olduğu gibi 1966 yılı öncesi kazanılan ama sayılmayan İstanbul ve Federasyon kupalarının yanı sıra 1957, 1959 ve 1965 yıllarında Fenerbahçe’nin Türkiye Şampiyonu olmasında önemli katkı verdi. Yine ilk Türkiye Kupasının 1967 yılında Fenerbahçe tarafından kazanılmasında büyük pay sahibi oldu.

Köklü Basketbol kulübü, geçtiğimiz senelerde Doğuş Grubunun sponsor olmasıyla tekrar bir ivme yakaladı. Aslında Doğuş’un sponsor olduğu ilk sene Euroleague şampiyonluğu hedefiyle Wannamaker, Wilbekin, Clyburn, Moerman, Bertans, Harangody ve James Anderson’ın da bulunduğu spektekülar kadronun bütçesi çok daha yukarıdaydı, ama unutulmaz başarı geçtiğimiz sene, Wilbekin dışında diğer oyuncuların kaybedilmesine karşın, Koç Blatt ile geldi ve takım Eurocup şampiyonluğuna ulaştı. Bu sene başında Doğuş’un sponsorluğu bırakmasıyla bütçesini bir miktar daha düşürmek zorunda kalan Daçka, kadrosundan Türk pasaportlu yıldız guard Scottie Wilbekin ve Koç David Blatt’ı da kaybetti. Wilbekin ile birlikte Ja Juan Johnson, Sant- Roos gibi bazı oyuncular da kadrodan ayrıldı, ancak bu basketbolcuar yerleri dolmayacak yabancı oyuncular değildi. Nitekim onların yerine Ray Mac Callum, Jon Diebler, Peiners geldi. Beraberinde Oğuz Savaş da bu sene kelimenin tam anlamıyla basketbola geri döndü. Ahmet Çakı ile yeniden yapılanmaya giden Daçka, sene içinde mutlaka oyununu oturtacaktır. Ancak, şu ana kadar, geçen seneki o iddialı, ne yaptığını bilen ve başarılı takımı gitmiş, yerine hedefsiz ve mücadele gücü eksik bir takım gelmiş sanki. İzleyenlere iyi basketbol oynayalım gerisi önemli değil hissiyatıyla kırılgan bir görüntü veriyorlar.

Maç sahada oynanır, ancak iki maçın oynanacağı bu Euroleague haftasında Salı günkü Daçka maçı Fenerbahçe’nin rotasyon oyuncuları açısından önemli bir şans olacak. Umarım sene başı hazırlık fırsatı bulamayan Erick Green de sahada olur. Zira, bu maç kendisini göstermesi ve takıma arkadaşlarını tanıması için bulunmaz bir fırsat. Temennimiz Fenerbahçe taraftarının maç seçmeyip, Obradovic’in Fenerbahçe ile 300. Zaferinde hocayı yalnız bırakmaması.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

19 Kasım 2018 at 13:57

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with

FOOTBALL LEAKS – AVRUPA SÜPER LİGİ

leave a comment »

football-leaks-süper-lig

Avrupa futbolunun geleceğini şekillendirecek kadar önemli bir yapılanma önde gelen birkaç kulüp tarafından uygulamaya geçirilme aşamasına kadar getirilmiş durumda.

Avrupa’nın en önemli kulüplerinden onbiri tarafından imzalandığı düşünülen gizli sözleşmenin tarihi 22 Ekim 2018. 2021-22 sezonu için Avrupa Süper Ligi adı altında bir hazırlık yapıldığı gözüküyor.

Avrupa Süper Ligi fikri neredeyse otuz yıldır tartışılan bir konu. 2016 yılında Bayern, Real Madrid, Barcelona gibi önde gelen kulüpler yine bu fikri ısıtarak UEFA’ya baskı yapmış, kendi lehlerine bazı düzenlemeler yapılmasını sağlamışlardı. Ancak UEFA’dan gelen tavizler bu “büyüklerin” para hırsını tatmin etmiyordu bir türlü. Bütün sponsorluk ve reklam gelirlerini kendilerine istiyorlardı.

avrupa süler ligi belgesi

Real Madrid başkanı Florentino Perez 22 Ekim tarihinde Key Capital Partners’dan bir e-posta aldı. Ekteki onüç sayfalık belgede Avrupa Süper Ligi’ni kuracak takımların imzası için bir ön protokol bulunuyordu. Protokolde kurucu olarak adlandırılan onbir kulüp bulunuyordu. Real Madrid, Barcelona, Manchester United, Manchester City, Chelsea, Arsenal, Liverpool, Paris Saint-Germain, Juventus, AC Milan ve Bayern Münih. Buna göre Avrupa Süper Ligi 2021-22 sezonunda başlayacak ve ilk etapta yirmi yıl sürecekti. Gelirlerin dağılımı bile belirlenmişti: Real Madrid %18.77 paya sahip olacak, Barcelona %17.61, Manchester United %12.58, Bayern %8.29, Chelsea %8.19, Arsenal %6.48, Juventus %6.16, PSG %6.11, Man City %6.05, Liverpool %5.50 ve AC Milan %4.27.

Beş kulüp de “davetli kulüpler” olarak adlandırılıyordu. Bunlar Atletico Madrid, AS Roma, Borussia Dortmund, AS Roma ve Olympique Marseille idi ve belgeye göre daveti kabul etmişlerdi.

Aslında bu plan 2015 tarihinden beridir işletiliyordu. 17 Aralık 2015 tarihinde Amerikalı organizatör Charlie Stillitano Real Madrid’in iki üst yöneticisine, genel direktör Jose Angel Sanchez ve pazarlama müdürüne bir e posta gönderiyor.

Kısa bir ara vererek Stillitano’ya bir göz atalım. Kimdir, necidir?

Stillitano 1990’larda ABD profesyonel futbol ligi kurulduğunda New York/New Jersey Metro Stars genel menaeri oluyor. 2014 yılında Michigan Stadı’nda Manchester United ve Real Madrid arasında organize ettiği karşılaşma 109,318 izleyici ile ABD seyirci rekoru kırıyor. Bundan sonra sıklıkla Avrupa’nın en güçlü kulüplerinin VIP localarında görülmeye başlanıyor. Mourinho kendisinden Mr Zero Mistakes (bay sıfır hata) diye bahsediyor.

Dönelim Stillitano’nun e postasına. Çok gizli ibaresiyle gönderilen belgede yeni Avrupa Ligi’nin bir sunumu yer alıyor. Bu ilk plana göre lig 18 takımdan oluşacak ve bunların onyedisi beş büyük ligin “olağan şüphelileri”. Ligin onsekizinci takımı ise Hollanda, Rusya, Portekiz ve Türkiye’nin elitlerinin karşılaşmaları sonucunda belirlenecek. Lig oluştuktan sonra Salı, Çarşamba ve Cumartesi günleri karşılaşmalar oynanacak.

Başı çeken büyük kulüplere yılda 500m euro gelir vaadediliyordu.

Stillitano’nun 2016’da Premier League’un elit beşlisi ile yaptığı görüşme medyaya sızıyor ve kulüp yöneticilerinde rahatsızlık yaratıyordu.

Bu gelişmeler üzerine UEFA yetkilileri Bayern ve Juventus CEO’ları ile bir dizi görüşme gerçekleştiriyor, Şampiyonlar Ligi formatı ve gelir dağılımında büyük kulüpler lehinde değişiklikler yapılıyordu.

UEFA’dan alınan tavizlerin Süper Avrupa Ligi planlarını durdurmadığı çok açık. Bu planların içinde kimlerin olduğu, organizasyon şekli ve maç takvimi büyük oranda belli. Ancak hala karanlıkta olan bazı problemler de mevcut.

UEFA’nın böyle bir organizasyona “gelirlerini azalttığı” yönünde bir dava açıp açamayacağı, katılımcı kulüplerin kendi liglerinden nasıl ayrılacakları, futbolcuların sözleşmelerinin geçerliliği, transfer şartları, organizasyonda yer alacak hakemlerin nasıl bulunacağı, belki de en önemlisi karşılaşmaların oynanacağı stadların nereden bulunacağı bilinmiyor. Avrupa’da kendi stadına sahip kulüp sayısının azlığı düşünülürse bu ciddi bir sorun.

Sonuç nereye varırsa varsın, Avrupa futbolunda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

https://theblacksea.eu/stories/football-leaks-2018-tr/gizli-plan-avrupa-super-ligi/

http://www.spiegel.de/international/world/football-documents-show-secret-plans-for-elite-league-of-top-clubs-a-1236447.html

Written by kesinofsayt

19 Kasım 2018 at 12:21

FootballLeaks, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

FOOTBALL LEAKS NEDİR?

leave a comment »

FootballLeaks_LOGO_transFootball Leaks en kısa tanımıyla spor tarihinin en büyük çaplı sızıntısıdır diyebiliriz. Başlangıcı 2015 yılına gidiyor. Aynı isimli internet sitesinde futbol camiasındaki bazı kirli ilişkiler yayınlanmaya başlıyor. Ancak site kısa süre sonra faaliyetlerini durduruyor ve sessizliğe bürünüyor.

2016 yılında ise 1,9 terrabaytlık, 19 milyona yakın dijital belge Alman Der Spiegel dergisine teslim ediliyor. Dergi belgeleri sızdıranın John takma adlı bir Portekizli olduğundan başka bir özel bilgi vermiyor. John 2015 yılında farklı kaynaklardan terrabaytlarca bilgi aldığını, kendisinin ve ona bu bilgileri ulaştıranların hacker ya da hırsız olmadıklarını, bir gizli bir devlet kuruluşuna bağlı olmadıklarını söylüyor.

Ardından ikinci dalga bir belge sızıntısı daha geliyor. Toplam dijital belge sayısı 3,4 terrabaytlık 70 milyondan fazla bir sayıya ulaşıyor. Bu sadece sporda değil, gazetecilik tarihinin en büyük sızıntılarından birisi durumuna geliyor.

Der Spiegel dergisi belgeleri European Investigative Collaborations (EIC) gazetecilik konsorsiyumuyla paylaşıyor. 13 ülkeden 15 medya kuruluşuna dahil 80’in üzerinde gazeteci belgeleri inceliyorlar. Proje partnerleri L’Espresso, Le Soir, NRC, Der Spiegel, The Romanian Centre for Investigative Journalism/The Black Sea, Mediapart, Politiken, Nacional, Expresso, Reuters, VG, Premieres Lignes, NDR, De Standaard ve Tamedia. (1)

2 Kasım tarihinde de Alman Der Spiegel, İspanyol El Mundo, Portekiz Expresso, İtalyan L’Espresso, İngiliz Sunday Times gibi 15 medya kuruluşundan ardı ardına yayınlanmaya başlıyorlar.

2016 başında, bu bilgilerin El Mundo’da yayınlanmasına bir İspanyol hakim Arturo Zamarriego tarafından yayın yasağı kararı çıkmasına ve gazetenin şef redaktörü beş yıl hapisle tehdit edilmesine rağmen gazete yayınlara devam edileceğini açıklıyor. Hakim ise yasağın tüm AB ülkelerine yayılması için uğraşıyor. (2)

Belgelerde neler var?

Bizlerin “güzel oyun” dediğimiz, sevdiğimiz futbolun ana aktörleri olan futbolcu, menajer, kulüp yöneticileri, federasyonlar ve uluslararası çatı federasyonların bu oyunu nasıl yozlaştırdıkları belgelerle gün ışığına çıkıyor.

Şu ana kadar yayınlanan belgelerde ağırlıklı olarak vergi kaçırmak ve kara para aklamak için yapılan yöntemler bulunuyor. Ancak belki de en önemli konu Avrupa futbolunun şeklini sonsuza kadar değiştirecek olan Avrupa Süper Ligi projesi.

Yukarıda bahsedilen medya kuruluşlarından, imkanlar ve vaktim dahilinde çeviri ve özetlerle sizlere #FootballLeaks belgelerin aktarmaya çalışacağım.

(1) https://www.reuters.com/investigates/special-report/soccer-files-fairplay/#sidebar-documents

https://theblacksea.eu/stories/football-leaks-2018-tr/

(2) https://www.elmundo.es/deportes/football-leaks/2016/12/03/5841e48022601dfd668b45dc.html

http://www.spiegel.de/sport/fussball/football-leaks-spanischer-richter-droht-el-mundo-a-1124638.html

Written by kesinofsayt

19 Kasım 2018 at 11:51

FootballLeaks, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with

OLD SANTİ – KOÇLAR SAVAŞI

leave a comment »

oldsantiOlympiacos, geçtiğimiz sene Euroleague’de Final Four yapamayıp, lig finalini de Panathinaikos’a kaybedince, Angelopoulos Kardeşler, Yunan Koç Sfairopoulos’u kovup, yerine yakından tanıdığımız David Blatt’ı getirdiler.

Blatt, Amerikalı olmasına karşın, Avrupa basketboluna uyan oyun tarzıyla kıtamızda büyük başarılar kazanmış bir koç. Yahudi asıllı hocanın Avrupa Basketbolundaki bu başarısının sırrı Princeton Üniversitesi ekolünden gelmesinde yatıyor. Pivot oyuncusu hariç tüm oyuncuların neredeyse aynı görevi üstlendiği bu sistemde, hücum eden takımın oyuncuları sabırlı bir şekilde sekiz, dokuz pas yaparak, rakibin kafasını karıştırıyor. Hedef, bu paslaşmalar ve içeriye katlar ile yakalanacak bir eşleşme hatası sonucu boş oyuncuyu bularak cezayı kesmek. Ceza şutları için herkesin şutör olması gerekiyor. Eşleşme hatasını sağlamak için ilave olarak yüksek düzeyde rotasyon yapılıyor. Takımda hemen hemen herkes süre buluyor. Maçlar da düşük skorlu oluyor.

Blatt, aslında NBA’de de başarıyı yakaladı. Cleveland Cavaliers, onunla yıllar sonra ilk defa bir NBA finalinde sahne aldı. Bu başarıya rağmen, Lebron James gibi maç skorunu tek başına taşıyan bir süperstara sahip olan Cleveland, onun bu yavaş sistemini sevemedi. Kulübün yöneticileri bir sonraki sezon kendisine teşekkür etti. O sezon Cavaliers, belki de onun attığı tohumlar sayesinde, yegane NBA şampiyonluğunu elde ederken, Blatt da kürkçü dükkanı Avrupa’ya dönerek Daçka ile anlaştı.

Avrupa’da “Sihirbaz” lakabıyla tanınan hoca, bu kıtada kulüpler düzeyinde Euroleague ve Eurochallange Cup şampiyonlukları, milli takımlar düzeyinde de Rusya ile Avrupa Şampiyonluğu kazanmıştı. Darüşşafaka ile yine çok başarılı bir sezon geçirdi. Eurocup şampiyonu olarak Euroleague’de oynama hakkı elde etti. Bu başarıya rağmen Daçka, bu sezon başında hedefi iyice küçültünce Blatt ile anlaşmadı. Olympiacos da, bu fırsatı değerlendirip kendisi için en iyi koçu kaptı. Spanoulis yaşlanmıştı. Bütçe sıkıntısı nedeniyle yerine çok pahalı oyuncular alamayacaklardı. Antrenör takımı olmayı tercih ettiler.

Bazı yönleri ile Obradovic basketboluna yakın basketbol oynatan Blatt’ın belki de Obra’dan en büyük farkı maymun iştahlı olması. Hemen hemen her sezon takım değiştiren Amerikalı koçun Olympiacos macerası bakalım nasıl evrilecek? Bakalım bizim maç ne olacak?

İşte maç öncesi bu duygu ve düşünceler içindeyken, yeni baba olan Vessely’nin takım kafilesiyle Atina’ya gitmemesi nedeniyle biraz endişelendik. Maçın hakeminin geçen sene Real Madrid ile oynadığımız Final Four finalinde sıkıntılı bir maç yöneten Ukraynalı Borys Ryzhyk olması bizi daha da bir karamsarlığa itti. Ama inancımızı yitirmedik. Görünen o ki, Obradovic, kafası hazır olmayan Vessely ile bu zorlu deplasmanda oynamak yerine, onun baba olmasını diğer oyuncular üstünde motivasyon unsuru olarak kullanmayı tercih etmişti.

Maça Sloukas, Melih, Kalinic, Melli ve Ahmet beşiyle başladık. Tribünlerde Paşalimanı ve Preveze 7.kapı gibi taraftar grupları yerlerini almıştı. Buna rağmen maçın başında seyircinin temposu düşüktü. Melih, Sponoulis’e top kaybı yaptırınca ilk hücum sırasını biz aldık. Karşılıklı boş atakların ardından Melli’nin asisti ve Kalinic’in basketi ile ilk basketimizi bulduk. Maçın başında 4 sayı farkla öne geçmemize karşın, kaptan rakibin şutunda dalgın kalınca Olympiacos, Goss ile beraberliği yakaladı. Hemen ardından Sloukas’ın top kaybı sonucu Printezis smacı vurunca rakip öne geçti. Seyirci hareketlenir gibi oldu. Kaptanın ilk üçlük sayısı bu ivmeyi durdurdu. Blatt’a da ilk molasını aldırdı. Mola sonrası, Melli topu kaparak çizdikleri oyunu bozdu. Sloukas’ın basketi ile farkı üçe çıkardık. Şiir gibi oynamaya başladık. Kalinic üçlüğü buldu ama maalesef sonrasında ikinci faulünü aldı. Kaptan Melih tüm oyuncularımız gibi savunmada savaşıyordu. O da Militunevic’e ikinci faulü aldırıp onu kenara gönderdi. Melli, kendi hücum ribauntunu almasına rağmen iki kere üst üste sayıyı bulamayınca, Printezis affetmedi ve Euro fast break adımları ile kazandırdığı sayısı ile bizi cezalandırdı. 16-18. Çeyreğin bitmesine yaklaşık bir dakika kala Sinan ve Datome oyuna girdi. Datome, Bogris’e akıllıca faul yaptırıp faul çizgisinden bir sayı daha bulunca çeyrek skoru belli oldu.18-21.

İkinci çeyreğe Olympiacos, Spanoulis’in üçlüğü ile başlayarak beraberliği yakaladı. Bu çeyrek başlangıcında Guduric ilk beşteydi. Onun ard arda yaptığı top kaybı ve hücum faul ile momentumu kaybeder gibi olduk. Ancak, aynı Guduric kaptırdığı top sonrası biraz da şansının yardımıyla pota altında topun Lades’dan çıkmasını sağladı. Atağımızda Datome’nin orta mesafe şutu ile yine öne geçtik. Karşılıklı sayılar devam ediyordu. Lades garip şut stili ile beraberliği yakaladı. Seyirci yine hareketlendi. Printezis de onların desteği ile üç denemede Sinan’a faulü aldırmayı başardı. Bundan faydalanan Spanoulis üçlüğü bularak seyirciyi iyice coşturdu. Fark beş sayıya çıktı. Molayı biz aldık bu defa.

Sloukas kenara geldiği anlarda takım zorlanmaya başlıyor. Bu gece, geçen maçın aksine Sinan ilaç olamadı. Umarım bir an evvel Erick Green devreye girer. Bütün sezon bu yükü Sloukas nasıl taşıyacak bilemiyorum.

Aldığımız mola sonrası Datome kendisine hazırlanan boş şutu kaçırınca Toupane yeri olan sağ dipten üçlüğü buldu. Fark sekize çıktı. İşte o an kaptan bir defa daha devreye girdi. Bir üçlük bir üçlük daha. Fark bir anda eridi. Skoru neredeyse yakaladık. 35-33. Maçın kırılma anı buydu işte. Oyun bize döndü. Topu kaptık. Sloukas’ın sayısı ile sekiz sayılık fark sıfırlandı. 35-35. Salonda sessizliğe büründü. Blatt yine molayı aldı. Mola sonrası Toupane’ye sol dipten bir üçlük çizildi. Ama soldan sağdaki gibi atamadı. Dönüşünde aynı basketi Datome da atamadı. Maç içinde başka bir maç da Melli ile Printezis arasında yaşanıyordu. Melli’nin Printezis’e aldırdığı hücum faul sonrası Sloukas sayıyı buldu. Böylece, 35-27 geriye düştüğümüz skor sonrası 10-0’lık bir seri ile öne geçmiş olduk. 35-37. Harika beşi bulduk dedik ama son 1.5 dakika kala yine Sinan oyuna girdi. Girer girmez yakaladığı ikiye biri bitireceğine topu Ahmet’e çıkarınca Obra kızardı. Dışarı çıkan topu Kalina beş saniye içinde oyuna sokamayınca, Obra belli ki salonu inletti. Bu motivasyonla oyuncular pota altından savaşa devam ettiler. Toupane üçlüğü kaçırdı, ama Melih ribaunda çıkarken Printezis’e faul yapmak zorunda kaldı. Maçın birinci devresi onun faulden bulduğu sayılar ile berabere bitti. 39-39.

İkinci yarıya rakip, alan savunması ile başladı. Bunu değerlendirerek Melih ile doğru şutu bulduk ama maalesef kaçırdık. Seyircinin coşkusu ile Printezis Sloukas’a bloğu yaptı, akabinde yaptıkları hücumda pota altından sayıyı buldu. Bu atağa klasik bir Fenerbahçe hücumu ile cevap verdik. Süratli bir şekilde çevrilen pasların ardından, Melli pota altında bomboş pozisyonda topu Ahmet ile buluşturdu. Ahmet de kolayca sayıyı buldu. Bir sonraki Olympiakos hücumunda ise Lauvergne ve Ahmet ile pota altını bayağı bir kararttık. Ahmet’in bloğuna seyirci faul bekledi, alamayınca da gürültü ve baskıyı arttırdı. Spanoulis bu fırsatı değerlendirerek Melli’ye sportmenlik dışı faul çaldırmak için hakemlere rol kesti. Hakemler bunu yemedi. Devamında ise Kalinic, Olympiakos’lulara Goss karşısında sportmenlik dışı faul nasıl çaldırılır diye adeta ders verdi . İşler iyi gitmeye başladı ama hala skorda öndeydiler. 45-43. Çeyreğin bitmesine 4.50 kala Obradovic Dixon kartını açtı. Dixon girince “Yeter artık, hadi maçı kazanalım” moduna girip acele toplar kullanmaya başladık. Dixon’a pozisyon hazırlayamadık. Neyse ki kaçan şutlar sonrası dönüşlerde onlar da sonuç alamadı. En sonunda Dixon, turnike sonrası göz yaşı damlasına benzer bir atışla sayıyı bularak kilidi açtı. Ama keskin şutör Strelnieks bu çeyrek oyundaydı ve bulduğu üçlükle kendini gösterdi. Ayağı çizgide olduğu için hakemler attığı bir sayıyı geri aldılar. İki ileri bir geri derken, Melli ile çok önemli bir üçlük bulduk. Lanet çeyrek az hasarla 53-50 bitti.

Dördüncü çeyrek başında dikkat eksikliğinden yediğimiz sayıya önce Dixon’ın sonra da Datome’nin üçlüğü ile cevap verince bir anda beraberliği yakaladık. 55-55. Blatt yine mola aldı. Mola sonrası maalesef Melli üçledi. Neyse ki hücumda sayıyı bulamadılar. Biz de süreyi iyi kullanamadık ve top baseline’da Datome’nin elinde kaldı. Datome ne yapacak derken, çok akıllıca bir hamle ile topun kaybedilmemesi için bilerek rakibinden blok yedi. Top rakipten dışarı çıkınca topun yine bizde kalmasını sağladı. Sonraki hücumda Melli ile üçlüğü bulduk ama ikinci yarı sayı atmaya başlayan Papanikolau ile hemen cevabı yedik. Mulitinov’un alley-oopu ile tribünler yine havaya girdi. Skor eşitlendi. 60-60. Dixon, Sloukas, Kalinic herkes savunmada ve hücumda savaşıyordu. Geçen haftaki Baskonia maçı gibi bir maç oynanıyordu. Melih’in üçlüğü yine hızır gibi yetişti ve 62-65 öne geçtik. Kaptan, Blatt’a bir mola daha aldırdı. Mola sonrası son kozlarını oynadılar. Nigel Goss ölümcül bir üçlük attı, ardından bir alley-oop daha gelince hem öne geçtiler hem de momentum ellerine geçti. Kazanıyoruz sandılar ama maçın yıldızlarından Sloukas zor pozisyonda üçlüğü atarken tecrübesiyle faulü almayı başardı. Kazandığımız faullerin üçünü de sayıya çevirince düellonun sonunda yine biz öne geçtik. 69-70. En nihayet, Sloukas attığı son üçlükle farkı dörde çıkararak bizi rahatlattı. Ama rakip hemen attığı üçlükle bu gece rahat yok dedi. 72-73. Yedi saniye kala son hücum onlardaydı. Çok iyi savunduk. Nefesimizi tuttuk. Ribaundu çektiğimizde maç bitti.

Liam Vessely, ilk doğum günü hediyesini Fenerbahçe’den almış oldu.

Written by kesinofsayt

16 Kasım 2018 at 09:49

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

13 KASIM 2018 CRITÜRK YAYINI

leave a comment »

cri

Written by kesinofsayt

13 Kasım 2018 at 16:45

KONUK YAZAR: OLD SANTİ – KOMŞU DERBİSİ VE KOMŞU TAKIMLARI TANIMA KILAVUZU

leave a comment »

oldsantiYunan takımları ile oynayacağımız zaman rakiplerimizin tarihi her zaman ilgimi çeker. Zira, biraz geçmişe gidince tarihlerinde Türkiye ile kesişen bir parçayı mutlaka buluruz. Mesela, daha çok Anadolu göçmenlerinin ve alt sınıfın desteklediği AEK takımı, aslında Pera ismiyle İstanbul’da kurulmuştur. Pera takımı, Kurtuluş Savaşı sonrası İstanbul Şampiyonu olarak Avrupa turnesine çıkar. Yunan ve Fransız takımları karşısında büyük zaferler kazanır. Ancak, bir takım Fransızlar’ın (birilerinden şüphelendim şimdi), Pera’nın İstanbul Şampiyonu olduğunu FIFA’ya şikayet etmelerinden dolayı, kalan maçları iptal olur. Bunun üzerine kulüp üyelerinin bir kısmı Yunanistan’a geçerek AEK (Athlitiki Enosis Konstantinoupoleos / Konstantinopolis Atletik Birliği) takımını kurarlar. Ya da mesela Girit takımı olan OFI Kreta’nın stadının bir tribünün adı Yedikule’dir. Hani maç seyretmeye giderseniz bir gün yeriniz hazır.

Aynı şekilde Selanik’in PAOK takımı İstanbul’dan kaçan Rumlar tarafından kurulmuştur. AEK gibi PAOK takımının amblemi de Çift Başlı Bizans Kartalıdır. Kulübün adının açılımı “Panthessalonikeios Athlitikos Omilos Konstantinoupoliton”  yani “Konstantinapolis’li Selaniklilerin Kulübü”dür. İstanbul’dan kaçan Rumlar, Yunanistan’da da hoş karşılanmamış ve Türk olarak hor görülmüştür. PAOK taraftarları kendilerini çürümüş sisteme ve haksızlıklara karşı mücadele eden kişiler olarak görür. Kazanılan şampiyonluklardan ziyade bu özellikleriyle övünür. Final maçlarını kaybetmeleriyle meşhur olup, Yunanistan’da Olympiacos’dan sonra en fazla taraftara onlar sahiptir. Onlara göre bu çürümüş sistemi temsil eden takım ise işte bu bizim Perşembe günü karşılaşacağımız Olympiacos’dur.

Yukarıda saydığım takımların aksine Olympiacos, Antik Yunan’ı temsil etmektedir. Zaten adı da Olimpiyat oyunlarından esinlendiği için Olympiacos olup ,logolarında başında defne yaprağından taç bulunan genç bir Olimpiyat sporcusu yer almaktadır. Atina’nın üç büyük kulübünden biri olan Oly, Avrupa’nın en büyük limanlarından biri olan Pire limanının takımı olması dolayısıyla, taraftarları sadece Atinalılar değil. Kırmızı beyazlılar özellikle Yunan adalarında büyük destek görüyor. Biraz da bundan dolayı en çok taraftara sahipler. Daha çok fakir ve alt kesimi tarafından desteklenen bir kulüp. En büyük rakipleri Panathinaicos ise zenginlerin kulübü olarak biliniyor. Buna karşın Rum dostlarımız “Olympiacos mu bırak onları, onlar Yunanistan’ın Galatasaray’ıdır” diyor. Ben de zaten Obradovic’in ve İbrahim’in Panathinaicos geçmişleri nedeniyle bu ikisinin aralarındaki rekabette daha çok Panathinaicos’u tutuyordum. Pana’nın deli başkanı ortaya çıkınca ve Fenerbahçe’de Euroleague finalinde Olympiacos’u İstanbul’daki finalde devirince, biraz bu fikrim değişir gibi oldu tabii. Pero ve Sloukas’ın da eski takımı ayrıca.

Bu iki rakip takımın aralarındaki derbi maçları bilindiği üzere dünyadaki sayılı derbilerden ve taraftarları birbirinden nefret ediyor. Panathinakos, 1970’lere kadar rekabette çok önde giderken, hatta 1971’de Ajax ile Futbol’da Şampiyonlar Ligi Finali oynamışlığı var, daha sonraki yıllarda Olympiacos’un hükümranlığı başlıyor. Futbol Liglerinde son 12 sezonun 10’unda Olympiacos şampiyon oluyor.

Olympiacos, basketbolda da Panathinaicos ile büyük bir rekabet içerisine giriyor. Ancak tabi ki Obradovic’in 1999-2012 yılları arasındaki 13 senelik antrenörlüğü yüzünden geride kalıyorlar. Obradovic, bu dönemde Panathinaicos’a tam beş Euroleague şampiyonluğu kazandırıken, Olympiacos aynı dönemde iki şampiyonlukta kalıyor. Bu arada Pana’nın toplamda altı Euroleague şampiyonluğu ve onbir final four başarısı varken, Olympiacos’un üç şampiyonluk ve on final four başarısı elde etmiş durumda olduğunu söyleyelim. Obra, Panathinaicos’dan ayrıldıktan sonra Panathinaicos bir daha final four göremezken, Olympiacos, Spanoulis’in liderliğinde rekabette yeniden atağa kalkıyor.

Olympiacos Basketbol takımının başarısındaki en büyük pay belki de 1991 tarihinden itibaren basketbolun profesyonel olması ve yönetim ve başkanlarının futbol takımından ayrılması. Kulübün başkanları 2009 tarihinden itibaren Angelopoulos kardeşler. Koç Ivkovic ise Olympiacos’un neredeyse Obra’sı durumunda. Üç Euroleague şampiyonluğundan ikisini onunla elde eden Oly, bir şampiyonluğu da 2012-2013 sezonunda Yunan Koç “Big Hand” Bartzokas ile elde etti.

Olympiacos’un daha sonraki senelerdeki en büyük başarısı ise 2016-2017’de bize kaybettikleri Euroleague finali. Angelopoulos kardeşlerin bu yenilgi sonrası “Ne Koçları Türk ne de Oyuncuları” şeklinde, bizde de gergin örnekleri görülen demeçleri, takımlarının bir daha final four görememesini açıklıyor.

Tarihinde Dragan Tarlac, Christodolou, Tomic, Teodosic, Bourousis, Childress, Keselj, Hines ve Dorsey gibi sayısız yıldız bulunan Olympiacos’un sembol oyuncusu 2010 yılında rakipleri Panathinaicos’dan transfer olan Spanoulis. Kill Bill lakaplı oyuncu ilerlemiş yaşına rağmen ekürisi Printezis ile birlikte hala takımın sayı yükünü taşıyor. Euroleague sayı ortalaması 13,5 olan Spanoulis’in geçen seneki ortaslaması 14. İyi oyuncu demek son topu oynayabilen oyuncu demekse en iyi örnek 36 yaşındaki Spanoulis.

Sezon başı yazımızda belirttiğimiz üzere bu sene en büyük kayıpları Panathinaicos’a kaptırdıkları Papapetrou. Buna karşılık Zalgiris’den Axel Toupane, Baskonia’dan Timma, Barcelona’dan Vezenkov ve geçen sene Partizan’da büyük çıkış yapan Nigel Williams Goss en göze çarpan transferleri. Koçları ise yakından tanıdığımız David Platt.

Bu sene Euroleague’de iyi başlamalarına karşın zorlu fikstürde ard arda iki deplasmanda CSKA Moskova’ya 69-65, Panathinaicos’a ise 93-80 yenildiler. Maçlarına Galatasaray gibi çok yüksek bir tempo ve seyirci baskısı ile başlayan Olympiacos üçüncü çeyrek sendromunu en çok yaşayan takımlardan biri.

Maçlarını 12.000 kişilik Barış ve Dostluk Salonunda oynayan Olympiacos ile Perşembe günü yine yüksek atmosferde bir maç oynayacağız. Zor olacak ama bence başaracağız.

Written by kesinofsayt

13 Kasım 2018 at 15:46

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı