FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘Genel’ Category

SİNA AFRA OLAYI

leave a comment »

Tarih 24 Ağustos 2011…
Fenerbahçe TFF tarafından Şampiyonlar Ligi’nden men ediliyor.
Zaten 3 Temmuz 2011 tarihinden beridir bir onur ve varoluş savaşı veren Fenerbahçeliler kızgın, öfkeli, isyanda.
Aynı gün sosyal medyaya o günlerde pek de dikkat çekmeyen bir tvit düşüyor

Sina Afra - 24 Agustos 2011 ilk tvit (Nevzat Aydın mentionlu)

O günlerde pek de üzerinde durulmayan bu mesaj Mayıs 2018’de bir anda gündem oluyor. Nedeni mesaj sahibinin Fenerbahçe Spor Kulübü başkan adayı Ali Koç’un yönetim kurulu listesinde isminin olduğu iddiası. Bu ismin listede olup olmadığını 2 Haziran tarihine kadar net bir şekilde öğrenemiyoruz. Ancak o tarihte Ali Koç’un kongrede yaptığı konuşmada Sina Afra’nın YK listesinde olmadığını öğrenebiliyoruz.

Bir ay sonra, tam da 3 Temmuz’un yıldönümünde Sina Afra Fenerbahçe Futbol AŞ’nin bağımsız YK üyeliğine atanıyor.

Dönelim 2 Haziran gününe. Ali Koç konuşmasında eski yönetime hitap ederek “Sina Afra Bey listemizde yok. Çamur atarken bilgilerinizi iyi toplayın” diyor ve ekliyor “çok istediniz biliyorum. Belki de onun için tedbiri kaldırdınız”.
Şimdi soru şu: Sina Afra üzerinden size çamur nasıl atılıyor? “Çamur”dan kasdedilen nedir? Rakipleriniz Sina Bey’in listenizde olmasını neden istemiş olabilirler?
Bu sorular yanıtlanmadıkça ne o günkü konuşma, ne de bir ay sonraki atama anlam kazanamayacaktır.

5 Haziran 2018 tarihinde Sina Afra sosyal medya üzerinden bir dizi açıklama yapıyor:

sina-afra-aciklama-01sina-afra-aciklama-02sina-afra-aciklama-03sina-afra-aciklama-05sina-afra-aciklama-06sina-afra-aciklama-07sina-afra-aciklama-08sina-afra-aciklama-09sina-afra-aciklama-10sina-afra-aciklama-11sina-afra-aciklama-12sina-afra-aciklama-15sina-afra-aciklama-16sina-afra-aciklama-17

Gayet güzel bir üslupla yapılan bir açıklama ve bir hata yüzünden özür dilenmiş. Acaba öyle mi?
Tekrar 24 Ağustos 2011’e dönelim ve o tvite bir daha bakalım

Sina Afra - 24 Agustos 2011 ilk tvit (Nevzat Aydın mentionlu)

Bütün Fenerbahçelilerin ayağa kalktığı gün, sıcağı sıcağına (en hafif tabirle “duyarsızca”) atılan bu tvit sadece genel bir Avrupa’daki Türk takımlarına destek mesajı değil, @zagortenay76 adresine mention veren bir mesaj. Peki bu adres kime ait?

na-twitter-account

Peki Nevzat Aydın kim?
O günlerin Trabzonspor yöneticisi.

–  16 Temmuz 2011’de “Trabzonspor yöneticisi Nevzat Aydın, geçen sezon Fenerbahçe’nin kazandığı şampiyonluğun kendilerine verilmesi gerektiğini söyledi. Dünyaca ünlü haber ajansı Associated Press’e demeç veren Aydın, “Fenerbahçe yöneticileri tutuklu. Bu şampiyonluğun bize verilmesi lazım” diye konuştu. Yaşanan sürecin uzamasından rahatsızlığını dile getiren Aydın, “Yaşanan şike skandalı hem gelirlerimizde büyük kayba hem de saygınlığımıza çok büyük zarar veriyor” ifadesini kullandı.”

– 19 Temmuz 2011’de “Bizimle ilgili herhangi bir şike ya da teşvik ispat edilirse, biz ligden çekiliriz. Eğer edilmez ise şampiyonluk kupasını bir an önce bekliyoruz”

Elbette ki Trabzonspor’un yöneticisi olarak bunları söylemesi doğal. Hatta bu beklentisinin hala sürdüğünü biraz Google araştırması yaparsanız bulabilirsiniz. Ancak garip olan, Fenerbahçe haksız bir kumpasa uğramışken, milyonlarca Fenerbahçeli bunun mücadelesini verirken, kendisini Fenerbahçeli olarak isimlendiren birisinin doğrudan sizin alınterinize el uzatan bir başkasına bu mesajı yollaması.
Arkadaş olabilirler, iş ortağı olabilirler. O kadar detayını bilemiyorum. Zaten çok önemli de değil. Sina Bey sade bir Fenerbahçeli olarak bir dostuna iyi niyetle bunu yazmış da olabilir, hatta bugün de yazabilir. Bu da en tabii hakkıdır. Ancak “Fenerbahçe’yi yönetmeye aday” birisi bunu yapamaz. Ya da tersinden söyleyelim, bunu yapan Fenerbahçe’yi yönetmeye talip olamaz.

Bu işin bir tarafı… Önemli bir tarafı!

Diğer tarafı da göreve getirilme biçimi.
Ali Koç büyük umutlarla ve büyük bir destekle göreve geldi. Şu anda bu eleştiriyi yazan bendenizin dahi hala büyük güvenine sahip. Ancak desteklediğimiz kişilere gerektiği zamanlarda gereken eleştiriyi getirmezsek geçmişin hatasına saplanıp kalırız yeniden. Dolayısı ile yukarıda sorduğum sorulara hala yanıt arıyorum.

– “Çamur atmak”tan kasıt nedir?
– Eski yönetim neden Sina Bey’in Ali Koç’un listesinde olmasını istemiştir?

Ali Koç eğer ki o seçimde inandığı, güvendiği birisi olarak, tüm eleştirilere rağmen Sina Afra’yı yönetim listesine alsa, arkasında dursa ve seçtirse, her türlü çekinceme rağmen anlayabilirdim.
Ancak “bir nedenle” o gün Sina Afra’yı saklayıp, bir ay sonra “hülle” yoluyla Fenerbahçe yönetimine almak ben dahil birçok Fenerbahçelinin kalbini kırmıştır.

Umarım bu olay Fenerbahçemize daha büyük zarar vermez.

Son notum da Sina Afra eleştirilerine “Fenerbahçe’nin çok daha büyük sorunları -maddi boyut- varken yedi yıl önceki bir olayın büyütülmemesi, hatta gündem olmamasını” isteyenlere olsun.
Dostlar, Fenerbahçe çok büyük bir camiadır. Büyük sorunlarla uğraşırken küçükleriyle de başa çıkabilir. Bir sorunun öncelikli olması diğerlerini görmezden gelmeyi gerektirmez.
Hem ayrıca büyütülen olay “yedi yıl önceki bir tvit” değil, yedi yıl önceki bir zihniyetin bugün Fenerbahçe yönetiminde koltuk sahibi olmasıdır.

 

İlgili yazı: ÜNLÜ TÜRK YALANLARI – 2: FENERBAHÇE’Yİ ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDEN UEFA MEN ETTİ!

 

Reklamlar

Written by kesinofsayt

06 Temmuz 2018 at 21:05

Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

TEBRİKLER ALİ KOÇ

leave a comment »

ali-koc-1

( Fotoğraf Cenk Başlamış @djcenk )

Öncelikle şunu belirtmek lazım, ülke tarihinde ilk kez bir kulüp başkanlığı seçimi sadece kongreye sıkışmayıp bütün yurda yayılarak bu kadar ön plana çıktı. Adaylar il il gezip kongre üyeleri ve taraftarlala buluştular, konuşmalar yapıldı. Son iki haftada ise televizyon kanallarında boy göstererek birkaç haftalığına da olsa genel seçimleri dahi gölgede bıraktılar. Bu olağanüstü bir durum ve Fenerbahçe Cumhuriyeti tanımlamasının tam bir sağlaması oldu.

Ali Koç’un kazanması sürpriz olmadı. Ancak ezici oy farkı büyük sürprizdi. Bunda kongrenin ilk günü Aziz Yıldırım’ın yine sinirlenerek ve kongre üyelerinin de aslında taraftar olduğunu unutarak yaptığı çıkışların ve azarlamaların, yani kibirinin payı olduğunu düşünüyorum. Son gün konuşmalarını bekleyen ortadaki oyların, hatta bir vefa borcu olarak Aziz Yıldırım’ı bir kez daha seçmeye niyetli üyelerin bu azarlamalardan sonra tercihlerinin Ali Koç’a döndüğünü düşünüyorum. Aziz Yıldırım ilk gün hiç konuşma yapmasa muhtemelen daha fazla oy alırdı. Ancak gözüken o ki seçimi Ali Koç günler öncesinden kazanmıştı yine de.

Şimdi herkes mutlu, umutlu. Enteresan bir şekilde rakip takım taraftarı olan birçok insan da Ali Koç’un seçilmesini memnuniyetle karşılayıp Fenerbahçeli dostlarını kutladı. Bu biraz da ülkede düzeyli, işinin ehli insanların göreve gelmesine duyulan özlemi gösteriyor. Elbette yıkılmaz denilen bir figürün demokratik yollarla devrilmesi 24 Haziran seçimleri için de büyük bir umut aşıladı birçok insana.

Asıl zorluk ise şimdi başlıyor.

Ali Koç’a bindirilen yük haddinden fazla. “Türk sporu için de çok iyi” sözünü çok gördüm Pazar günü. Hayır arkadaşlar, değil. Ali Koç spor bakanı, federasyon başkanı filan olmadı, Fenerbahçe’ye başkan seçildi. İşi Fenerbahçe’nin bozulan yapısını düzeltmek. Türk sporunun sorunu çok daha derin ve bambaşka. Türk sporunda siyaset ve siyasiler sporun içinde oldukça hiç kimsenin bunu düzeltmesinin yolu yok. Siyasi “atamalarla” gelen federasyon başkanları, kulüp başkanları ve hatta “gazeteciler”le Türk sporunun ilerlemesi mümkün değil. Liyakat yerine borazanlık yapacak “spor figürleri” çözümün değil sorunun kaynağı olabilirler ancak.

Ali Koç’un birincil görevi Fenerbahçe camiasında tükenmiş olan sevgi, saygı ve hoşgörüyü yeniden tesis etmek ve bütün dinamiklerini harekete geçirerek öncelikle mali yapıyı düzeltmek. Transfer, şampiyonluk vs tali şeyler. Elbette ki taraftar bunu isteyecek, ama öncelikleri belirlemek geleceği kurtarmak için daha da önemli.

İkincisi, sırtını yasladığı taraftarı iyice işin içine katmak. Yıllardır Aziz Yıldırım tarafından dışlanan taraftar artık bunu bekliyor. Şeffaf bir yönetim anlayışı, sevinçlerin olduğu kadar olumsuzlukların da paylaşıldığı bir yönetim modeli bekleniyor. Taraftar artık karanlıkta bırakılmak istemiyor. Çözümün bir parçası olmak istiyor.

Ali Koç’un işi hiç kolay değil, ama zorun altından kalkabilecek vizyonu ve yeteneği olduğu için seçildi zaten. Başarılar diliyor ve kolay gelsin diyorum.

Written by kesinofsayt

04 Haziran 2018 at 15:24

Ali Koç, Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

MİLAT

leave a comment »

19 Nisan 2018 günü oynanan Fenerbahçe – Beşiktaş Türkiye Kupası yarı final ikinci karşılaşması yarıda kaldı. Şimdi herkes federasyonun kararını bekliyor. Ancak ortalık tartışma ve suçlamadan geçilmiyor.

Öncelikle şunu belirtelim ki herhangi bir spor dalında taraftarın sahaya fiziki müdahalesi hiç bir şartta kabul edilebilir bir durum değildir. Buna tahrik de araya sızmış başka kişiler de dahil. Karşılaşmanın güvenliği evsahibi kulübün sorumluluğundadır. Fenerbahçe özelinde şunu belirtmek lazım, sahaya müdahale eden bir taraftara Fenerbahçe taraftarının yaptığını Fenerbahçe Doğuş – Olympiakos maçından biliyoruz. Sahaya su dolu pet fırlatan bir şahıs bizzat tribündekiler tarafından belirlenip güvenliğe teslim edilmişti o maçta. Yani Beşiktaş maçında da tribünün sahaya madde fırlatanlara engel olması, en azından çaba göstermesi beklenmeliydi. Elbette ki bu durum tatsızlıklara yol açabilir. Kavgaya kadar varabilir ve bundan çekinmek de doğaldır. Ama, su ya da bu nedenle bu tacize engel olunamaması nedeniyle Fenerbahçe tribününün doğrudan ya da dolaylı olarak hatası vardır bu maçta. Gerekli cezalar da talimatlarda vardır.
Nasıl ki sahada bir futbolcunun rakibine kural dışı hareketi, hatta zaman zaman saldırması kural dışı ise ve ceza atışı veya kartla (hatta duruma göre sonrasında disiplin cezasıyla) karşılık buluyorsa tribünün kural dışı davranışının da cezası bellidir. Siz kafanıza göre “o zaman ben oynamıyorum” diyerek çekip gidemezsiniz. Giderseniz bunun karşılığı da talimatlarda bellidir.
Bunu bir tarafa koyalım.
Mete Kalkavan’ın “uygulaması” da çok alışkın olduğumuz bir şey değildi. Yıllardır Trabzon’da, Vodafone Arena’da, Telekom Arena’da, daha az bir zaman önce Bursa’da, Kayseri’de Fenerbahçeli futbolculara, özellikle de Volkan Demirel’e maddeler yağarken hiç bir hakem yardımcılarını orta sahada toplamamıştı. Hatta bazı hakemler Volkan’ın yanına gidip devam etmesini telkin etmişlerdi. Mete Kalkavan’ın daha atılan ilk maddelerde yardımcılarını orta sahaya toplaması kurallar göz önüne alındığında doğru bir uygulamaydı. Asıl sorun diğer maçlarda diğer hakemlerin bunu yapmaması. Hatta aynı ismin, Mete Kalkavan’ın farklı uygulamalarını da biliyoruz. 2015 yılında oynanan Trabzon – Sivas maçında kafası yarılan Sivas kalecisi Ertuğrul Taşkıran yüzünden maçı tatil etmemiş, tedaviden sonra karşılaşmayı devam ettirmişti.

ertugrul3_4JX29

Bu sezon oynanan Galatasaray – Fenerbahçe maçında yardımcı hakem Tarık Ongun’un başına isabet eden madde nedeniyle Cüneyt Çakır soyunma odasına gitmedi mesela. Yardımcısının tedavisini bekledi ve oyunu devam ettirdi. Hatta Tarık Ongun bulunduğu noktadan Fenerbahçeli oyuncular tarafından kurtarıldı.

IMG_20180419_213611

8 Aralık 2017’de Bursa’daki Bursaspor – Fenerbahçe maçında kaleci Volkan Demirel’e yüzlerce madde atılırken hakem Ali Palabıyık Volkan’a “devam et” diyordu.

2 Nisan tarihinde aynı sahneler bu kez hakem Ümit Öztürk ile izlendi. Yine ortaya toplanan hakem dörtlüsü görmedik.

25 Şubat 2018’de Vodafone Arena’da Mehmet Topal’ın başı yarıldığında hakem Cüneyt Çakır’dı. Her şey normal seyrinde devam etti.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Sahaya yağan maddeler yüzünden korner kullanamayan Emre Belözoğlu’na “senin yerine başkası kullansın atışı” diyen hakemler de gördü bu gözler.

Şimdi Nasreddin Hoca hikayesindeki gibi soralım; o hakem uygulamaları doğru idiyse son maçtaki Mete Kalkavan uygulaması nedir? Yok son maçta Mete Kalkavan doğruyu yaptıysa diğerleri nedir?

Şenol Güneş diyor ki “bu bir milat olsun”…
Neden?
Yani yukarıda saydığım (hatta saymadığım) birçok olayda aklına milat gelmeyen Güneş için şimdi değişen ne?
Daha da ötesi; Türkiye’deki futbolun içindeki, yönetici, sporcu, teknik adam, medya mensubu, taraftar, sempatizan vs, herkese soralım: 4 Nisan 2015 tarihinde Fenerbahçe takım otobüsü kurşunlandığı gün nerelerdeydiniz? Bir milat gerekiyorsa o gün milat olmalıydı. Hepiniz yanyana, dimdik durmalıydınız bu saldırıya karşı. Oysa hepiniz içten içe güldünüz, hoşunuza gitti. Bazılarınız hatıra tişortları yaptırdı, bazılarınız otobüs direksiyonuna geçti.

Her “milat”ı Fenerbahçe üzerinden yaratmaya çalışmaktan vazgeçelim artık. Ya da, samimiyseniz gerçekten, şöyle yapalım: Son on yılın tüm olaylarını araştıracak bir komisyon kuralım. O rapora göre herkes hakettiği cezaları alsın ve bundan böyle kimsenin göz yaşına bakılmayacağı temiz bir sayfa açılsın. Kabul mü?

Gelelim işin saha kısmına şimdi de…
Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki maçlarda son yıllarda ciddi bir gerilim oluştu. Normal karşılanabilecek rekabetin çok ötesinde bir gerilimden bahsediyorum. Bu karşılaşmada da aynı şeyler yaşandı.
Beşiktaş’tan Pepe’nin haklı bir kırmızı kartla ihracından sonra Beşiktaşlı oyuncular maçın ikinci devresine tamamen sayıyı eşitlemeye çıkmışlardı. Bahsettiğim şey skor değil, sahadaki oyuncu sayısı elbette. Talisca, Medel bunu denediler, başaramadılar. Yedek plan Tolga Zengin devreye girdi ve film koptu.
Tolga Zengin annesine küfür edildiğini ve tepki verdiğini söylüyor. Ancak şu anda formasını giydiği kulüp taraftarının vaktiyle annesine ettiği küfürleri hatırlamıyor muhtemelen. Ya da Fenerbahçe taraftarının şu pankartını:

FB_IMG_1524470404942

O karmaşada Şenol Güneş yere kapaklandı bir ara. Görüntülerde bunun nedeni pek anlaşılmıyor. Tolga mı farkına varmadan itti, ayağı mı takıldı, yoksa bir şey mi isabet etti belli değil. Ardından kulübeye geçti. Hakem Mete Kalkavan Beşiktaşlı oyuncuları sahaya davet ederken Şenol Güneş bir el hareketi ile sahaya dönmeyi reddederek koridora girdi. Ardından da Beşiktaş takımı.

Şimdi ne olacak belli değil. Bekliyoruz.
Üç ihtimal var:
– Hakem Mete Kalkavan saha olayları nedeniyle maçı tatil ettim derse Fenerbahçe 3-0 hükmen yenilerek elenir,
– Hakem Beşiktaş takımının kendisinden izinsiz sahayı terkettiğini söylerse bu kez Beşiktaş 3-0 hükmen mağlup olur (ve muhtemelen önümüzdeki yıl da ZTK’ndan men edilir),
– Üçüncü (ve bence en büyük) ihtimal de, özellikle Cumhurbaşkanı’nın kumpas/komplo açıklaması sonrasında bir eyyam kararı ile maçın kaldığı yerden devam etmesi olur.
Aslında bir de dördüncü olasılık var, ama gerçekleşme olasılığı sıfıra yakın; her iki kulüp de diskalifiye edilerek kupa Akhisar’a verilir.

İşler neden buraya geldi? Asıl sorun nedir?
Yanıtı net: sorun Şenol Güneş’tir.
Kulüpler arasındaki rekabetin zaman zaman sertleşmesi, gerilmesi, hatta bazı durumlarda süreklilik arzetmesi futbolun doğasında var. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın farklı ülkelerinde de bu gerilimli rekabetin çok örneği var. Ancak bu gerilimin düşmanlığa evrilmesi doğal ve sağlıklı değil. Buna en güzel örnek Fenerbahçe ile Trabzon arasında yaşananlardır. Fenerbahçe Trabzon’a her sene linç riskiyle gitmekte. Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki rekabette de gerilimler hep olmuştur, olacaktır da. Ancak birkaç yıldır Şenol Güneş (ve Tolga Zengin) Beşiktaş’ı Trabzonlaştırmaktalar. Fenerbahçe – Beşiktaş rekabeti Fenerbahçe Trabzon rekabetine dönüştürüldü. Kimse karnından konuşmasın. Açıkça söyleyelim, üç yılda Fenerbahçe ve Beşiktaş arasına kin ve nefret tohumlarını ektiler. Tohumlar büyüdü fidan oldu bile.
“Kavga mı? Hepsini yaparız, bir canımız var onu da veririz sorun değil” diyor Güneş. Daha ne desin?
Şenol Güneş’in Fenerbahçe takıntısını Ümit Özat birkaç hafta önce Beşiktaş ile oynadıkları maç sonrasında anlatmıştı. Beşiktaş Gençlerbirliği ile oynarken Şenol Güneş saha kenarında Fenerbahçe ile oynuyordu o gün.

Bir de yangına benzinle gidenler var. Spor medyasında kişisel nefret ve düşmanlıkları yüzünden gerilimi arttıranlar var. İsmini vermeye gerek olmayan fanatik bir spor gazetesi Şenol Güneş’in sedyeyle ambulansa götürülme videosunu “işte arbede görüntüleri” başlığıyla verdi mesela. Oysa hiç bir arbede yoktu görüntülerde. Sedyenin ambulansa aktarılma anında medyanın görüntü alma anları hariç.
Bir hakem ve doktor eskisinin (ve ekibinin) kişisel şovu için her hafta insanları birbirine düşürmesi, büyük bir gazetemizin photoshoplu fotoğrafla kafaya “yarık” eklemesi….
Saymakla bitmiyor.
Sonra da koro halinde “milat” isteniyor.
Hep sahtekarlık, hep riyakarlık…

Yetmiyor; topu görse bomba diye karakola götürecek kadar futboldan uzak yazar çizer, sanatçı, siyasetçi grubu var bir de. Sadece Beşiktaş ile ilgili her karmaşada akıllarına futbol geliyor. Bir üzülmeler, bir temenniler ki sormayın.
Fenerbahçe takımı kurşunlandığında bile sesi çıkmayan bu zevat da yaşananlardan dehşete düşmüş nasıl olmuşsa.

 

Sonuç olarak maalesef çözümsüz bir noktadayız. Hiç kimsenin samimi olmadığı, hep karnından konuştuğu bir ortamda maalesef bu gerilimle yaşamak mecburiyetindeyiz.

Sonunun nereye varacağını bilmeksizin…

Written by kesinofsayt

24 Nisan 2018 at 09:34

Genel kategorisinde yayınlandı

UUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ 4 NİSAN 2015

leave a comment »

4 nisan 2015 014 nisan 2015 024 nisan 2015 034 nisan 2015 044 nisan 2015 054 nisan 2015 064 nisan 2015 074 nisan 2015 08

Written by kesinofsayt

03 Nisan 2018 at 23:58

Genel kategorisinde yayınlandı

HAKEM MAAŞLARINI KİM FİNANSE EDİYOR?

with one comment

hakemlira

Bir önceki yazımda hakemlerin gelirlerini ele almıştım. Türkiye şartları için çok büyük rakamlardı. Peki bu rakamlar nereden finanse ediliyor? Elbette sponsorluklar, Spor Toto, İddaa gibi şans oyunları payları, yayın hakları vb kalemler TFF bütçesinde büyük gelir kalemleri. Ancak PFDK’nın bazı kulüpler için adeta haraca çevirdiği cezalar da yabana atılmamalı. Bahis konusu yazıdaki hakem gelirleri toplamı 4.086.750.-TL idi (elbette tüm hakemler yoktu listede). Sezonun son sekiz haftasına girerken ödenmiş cezalar göz önüne alındığında Fenerbahçe tek başına yarıdan fazlasını ödemiş hakem ücretlerinin. İlginçtir ki hakem hatalarından en çok canı yanan ve şikayet eden kulüp Fenerbahçe, TFF’ye en büyük cezayı ödeyen yine Fenerbahçe…

Sezon başlangıcından beridir (22 Mart 2018 tarihine kadar) kulüplerin ödediği para cezaları (taraftar olayları, sporcu, kulüp ya da yöneticiler dahildir)

Toplam ceza miktarı: 8.471.200.-TL
Fenerbahçe: 2.723.500.-TL (%32)
Beşiktaş: 1.457.000.-TL (%17) / (224.500’ü Fenerbahçe maçlarından)
Trabzonspor: 809.000.-TL
Galatasaray: 745.350.-TL
Konyaspor: 535.000.-TL
Bursaspor: 517.500.-TL (215.000’i Beşiktaş, 125.000’i Fenerbahçe, 75.000’i Galatasaray maçlarından)
Kayserispor: 353.000.-TL
Yeni Malatyaspor: 319.000.-TL
Göztepe: 295.000.-TL
Sivasspor 169.500.-TL
Osmanlıspor: 126.000.-TL
Alanyaspor 118.000.-TL
Karabükspor 70.000.-TL
Kasımpaşa: 66.000.-TL
Gençlerbirliği: 58.000.-TL
Akhisar 57.350.-TL
Antalyaspor 37.000.-TL
Başakşehir: 15.000.-TL

Detaylar için: 

17.08.2017

Trabzonspor: 15.000.-TL,

24.08.2017

Fenerbahçe: 45.000.-TL,

14.08.2017

Fenerbahçe: 100.000.-TL,

21.09.2017

Fenerbahçe: 20.000.-TL,

26.09.2017

Beşiktaş: 150.000.-TL + 50.000.-TL,

28.09.2017

Fenerbahçe: 30.000.-TL + 15.000.-TL + 12.000.-TL + 100.000.-TL + 30.000.-TL
Beşiktaş: 15.000.-TL + 16.500.-TL + 13.000.-TL

05.10.2017

Trabzonspor: 20.000.-TL,
Fenerbahçe: 45.000.-TL + 13.000.-TL,
Galatasaray: 30.000.-TL,

19.10.2017

Beşiktaş: 20.000.-TL,
Fenerbahçe: 50.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL,

26.10.2017

Beşiktaş: 15.000.-TL + 26.000.-TL + 17.500.-TL,
Trabzonspor: 45.000.-TL,
Galatasaray: 30.000.-TL,
Fenerbahçe: 15.000.-TL + 75.000.-TL,

31.10.2017

Trabzonspor: 13.000.-TL,

02.11.2017

Trabzonspor: 30.000.-TL + 13.000.-TL,
Galatasaray: 13.000.-TL,
Fenerbahçe: 100.000.-TL + 15.000.-TL,

09.11.2017

Beşiktaş: 45.000.-TL + 15.000.-TL,

23.11.2017

Trabzonspor: 15.000.-TL,

30.11.2017

Fenerbahçe: 15.000.-TL,
Beşiktaş: 45.000.-TL,
Trabzonspor: 75.000.-TL + 30.000.-TL,

07.12.2017

Fenerbahçe: 25.000.-TL,

14.12.2017

Fenerbahçe:  30.000.-TL, 110.000.-TL,
Beşiktaş: 30.000.-TL, 110.000.-TL,
Galatasaray: 4.350.-TL + 13.000.-TL,

19.12.2017

Beşiktaş: 15.000.-TL,

21.12.2017

Beşiktaş: 50.000.-TL + 15.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL,
Fenerbahçe: 15.000.-TL + 35.000.-TL,

28.12.2017

Fenerbahçe: 140.000.-TL,
Beşiktaş: 15.000.-TL,
Trabzonspor: 15.000.-TL + 110.000.-TL,

02.01.2018

Beşiktaş: 30.000.-TL,

25.01.2018

Trabzonspor: 30.000.-TL + 140.000.-TL + 13.000.-TL,
Fenerbahçe: 150.000.-TL + 45.000.-TL + 15.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL + 15.000.-TL,
Beşiktaş: 15.000.-TL,

01.02.2018

Beşiktaş: 100.000.-TL,
Trabzonspor: 15.000.-TL + 15.000.-TL,

06.02.2018

Galatasaray: 15.000.-TL,

08.02.2018

Fenerbahçe: 200.000.-TL + 100.000.-TL + 30.000.-TL + 13.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL,

15.02.2018

Galatasaray: 25.000.-TL,
Trabzonspor: 170.000.-TL,

22.02.2018

Beşiktaş: 9.000.-TL + 13.000.-TL,
Fenerbahçe: 250.000.-TL,
Galatasaray: 100.000.-TL,

27.02.2018

Fenerbahçe: 50.000.-TL,
Beşiktaş: 50.000.-TL

28.02.2018

Fenerbahçe: 13.000.-TL,

01.03.2018

Beşiktaş: 100.000.-TL + 25.000.-TL,
Fenerbahçe: 22.500.-TL + 170.000.-TL,

06.03.2018

Beşiktaş: 30.000.-TL + 22.000.-TL,
Fenerbahçe: 15.000.-TL,

08.03.2018

Trabzonspor: 30.000.-TL,
Beşiktaş: 140.000.-TL + 15.000.-TL,
Galatasaray: 30.000.-TL,

15.03.2018

Galatasaray: 60.000.-TL,
Fenerbahçe: 200.000.-TL + 15.000.-TL,

22.03.2017

Beşiktaş 170.000.-TL
Fenerbahçe 400.000.-TL
Galatasaray 70.000.-TL

Written by kesinofsayt

20 Mart 2018 at 18:05

Fenerbahçe, Genel, MHK, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,

ALİ KOÇ “BÖLÜCÜ” MÜ?

leave a comment »

d8acb9adf2c5471bacebdf2d055858f0.jpgFenerbahçe Spor Kulübü başkanı Aziz Yıldırım 19 Mart 2018’de başkan adayı Ali Koç hakkında şunları söyledi:

“Geçen sezonun ortasında, Konya maçımıza 1-2 saat kala Ali Koç başkan adaylığını ‘Her şartta adayım’ diyerek açıkladı. O günden bu güne, tüm camianın dikkati artık kongredeydi. Herkes başta futbol takımımız olmak üzere takımlarımızı 2. plana itti ve kongre konuşmaya başladı. (…) Taraftarlar ikiye bölündü, sosyal medyada uzun süredir güdümlü hesaplar sayesinde başlamış olan gerginlik artık sokağa yansımaya başladı. Tebrik ediyorum kendisini, 3 Temmuz’da başarılamayan ayrışma şimdi başarıldı.”

Gerçekten durum bu mu? Yoksa bu söylem de Aziz Yıldırım’ım “düşman yaratma” alışkanlığının yeni bir örneği mi? Bakalım…

Fenerbahçe’yi bölmek için hiç mi faaliyet olmamış bugüne kadar? Olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Yakın geçmişte değil, çok daha eskilerde, grupların güçlü olduğu dönemlerde de benzeri olaylar yaşanmıştı. Büyük camiaları güçsüzleştirmek için dışarıdan, yönetimlerini ya da kontrollerini ele geçirmek için içeride birçok girişim yapılması şaşılacak bir durum değildir. Ancak Ali Koç’un adaylık açıklamasını böylesi bir faaliyet olarak değerlendirmek büyük bir hatadır.
Öncelikle günümüz itibarıyla Fenerbahçe Spor Kulübü lideri Aziz Yıldırım’dır ve liderin görevi birlikteliği sağlamaktır. Oysa Aziz Yıldırım ne yazık ki tam tersine, ayrıştırıcı bir söylem ve eylem içindedir bir süredir.

2010 yılında tıp dergisi Brain’de İngiliz psikiyatrisler David Owen ve Jonathan Davidson Hubris Sendromu diye bir rahatsızlığı açıkladılar. Yunanca hubris (kibir) kelimesinden gelen adıyla Kibir Sendromu. Makale aslen siyasetçileri temel alıyordu. Ancak anafikri uzun süreli iktidar (güç) sahibi olmakla ilgili olduğundan bizim alanımıza da girdiğini düşünüyorum.

Farklı birçok kriteri arasında “kendisiyle kurumu özdeşleştirmek, kendi bakışı ve çıkarlarıyla (ulusun) kurumunkini özdeşleştirmek”, “kendi yargılarına aşırı güven ve başkalarının öneri ve eleştirilerini küçümsemek”, “her şeyi kişisel olarak başarabileceğine dair kadiri mutlaklık hissi ve abartılmış kendine inanç” gibi özellikler bulunuyor. Tanıdık geldi mi?
Aziz Yıldırım’da “betondan da futboldan da ben anlarım” ifadesiyle vücut buluyor bu durum. Oysa Fenerbahçe’nin futbolda -saha içi ve mali anlamda- geldiği nokta ortada.

Şunu baştan ortaya koyayım; Aziz Yıldırım bir şeytan ya da kötü bir başkan değil. Fenerbahçe’ye büyük hizmetleri geçmiş bir insan. Bunu inkar etmek tarihi inkar etmek olur. Ancak uzun bir süredir yaşadığı “güç (iktidar) zehirlenmesi” kendisini Fenerbahçe ile özdeşleştirmesine, Fenerbahçe için tek doğruyu kendisinin bildiğine, karşı çıkan herkesin düşman ve hain olduğuna inanmasına neden oluyor.

Fenerbahçe 4 Temmuz 2011 günü hiç olmadığı kadar kenetlenmişti. 3 Temmuz 2012’de Aziz Yıldırım’ın tahliyesinden bugüne bu birlik ne yazık ki sürekli erimekte. Bu noktada başkalarını suçlamak yerine başkanın kendisini sorgulaması lazım.
Siz şeffaflıktan uzak bir yönetim tarzında ısrar eder, “aslında ben neler neler biliyorum, vakti gelince konuşurum” ya da “bir konuşsam var ya” şeklinde bazı mesajlar verirseniz – ki bu mesajların adresinin taraftar olmadığı açıktır – taraftar da giderek dışlanmış hisseder. Bir kez belki sesi çıkmaz, ama üç, beş, on kez tekrarlanırsa güven de kalmaz. Hele ki bu “mesajlardan” sonuç da alamıyorsanız.
Ardından bazı eleştiriler gelmeye başladığında eleştirenleri dinlemek yerine doğrudan hedef gösterip hain ilan ederseniz çözülme büyür. 3 Temmuz sürecinde Şişli Etfal’de, Metris’te, Çağlayan’da, Ankara’da, Silivri’de her yerde gördüğüm, omuz omuza olduğum ve bugün o bulundukları noktadan zerre sapmamış insanları hain olarak niteliyorsanız kendi bulunduğunuz noktaya dönüp bakacaksınız. Mehmet Ali Aydınlar ile el sıkışıyor ve çubukluyu bu şahsa teslim ediyorsanız kendinize bakacaksınız.
Ne yapmış Ali Koç da bölüyormuş camiayı? Adaylığını açıklamış.
Tarih 22 Ekim 2016. Aziz Yıldırım “başkan adayı olan çıksın erkek gibi adayım desin” diyor.
Tarih 24 Ekim 2016. Ali Koç “şartlar ne olursa olsun adayım”
E başkanım, sen istemişsin, Ali Koç da davete icabet etmiş. Problem nedir? Hatta ben Aziz Bey’den de bir an önce “erkek gibi” adayım demesini bekliyorum. Zira Fenerbahçe’de an itibarıyla tek adaylı bir seçim kampanyası var. Henüz ikinci bir aday yok. Gözden kaçmasın.

Ali Koç 19 Mart 2018’de Wow Otel’de kongre üyelerine düzenlediği toplantıda 6800 kongre üyesinin kendileri için imza verdiğini söyledi. Bu çok ciddi bir rakam. Hatta çok “psikolojik” bir rakam.
Fenerbahçe’nin son iki başkanlık seçiminde oy sayıları:
-Aziz Yıldırım: 5504
-Hulusi Belgü: 1144

-Aziz Yıldırım: 6821
-M.Ali Aydınlar: 2386

Aziz Yıldırım’ın son seçimdeki 6821 oyu ile 6800 imza yanyana çok manidar duruyor. Elbette bu seçimde hem yeni katılan üyeler, hem de çok daha yoğun bir katılım beklendiğinden başkanlık için gereken oy sayısı daha yüksek olacaktır.

Bu sayılar bazında tırnak içinde bir “bölünme” söz konusu olabilir. Oy verecek kongre üyeleri arasında bir bölünme. Negatif anlamda söylemiyorum bunu. Oyların dağılımını kasdediyorum. Bu seçim -eğer Aziz Yıldırım aday olursa- Fenerbahçe’nin yirmi yıldır en çekişmeli seçimi olacaktır. Belki de bir oyla gelen Aziz Yıldırım bir oyla gidecektir.

Aziz Bey’in bahsettiği, camianın bölünmüşlüğüne pek katılmıyorum. Evet sosyal medyada, sokakta, maç çıkışlarında yaşanan bazı gerginlikler var. Bu da ciddi iki adaylı bir seçim süreci için (ki adaylardan birisi hala resmen aday değil, ama gayrıresmi seçim faaliyetinde) normal bir durum. Ben tersine tabanda ileriye dönük bir birleşme başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir kulüpte böylesi tabandan bir seçim kampanyası hatırlamıyorum. Kulüp seçimleri genellikle bir ya da iki adayın ortaya çıkması, kongre gününe kadar medya aracılığı ile bazı vaadlerini yaymaları, kongre günü birkaç konuşma ve oylama şeklinde yürür. Oysa Ali Koç adaylığını aylar öncesinden açıklamış, sadece İstanbul’da değil, birçok kentte kongre üyeleri, temsilci üyeler, taraftarlarla toplantılar yaparak, projelerini anlatarak değişik ve tabandan örgütlenen bir modelle yürüyor.

Taraftarlığı ticarete dökmüş bazı gruplar haricinde, münferit bazda Ali Koç’a ciddi bir teveccüh var. Bunu hepimiz görüyoruz. Şiddetle reddedenler bile bunun farkında. Ancak taraftar nezdindeki teveccüh kongreye yansır mı bilemiyorum. Kongre dinamikleri çok daha farklı işler her kulüpte. Hele ki seçime iktidarda giren her zaman bir adım önde olur.

Fenerbahçe’nin asıl problemi Ali Koç’un adaylığı değil, “ikinci” bir adayın henüz ortaya çıkıp kendi projelerini sunuyor olmaması.

Written by kesinofsayt

20 Mart 2018 at 08:38

Ali Koç, Aziz Yıldırım, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

BİR ŞEHİR EFSANESİ: FUTBOLUN MARKA DEĞERİ (KÖRLER, SAĞIRLAR)

leave a comment »

Değişik bir ülkede yaşıyoruz.

sgkufurBir kulübün teknik direktörü karşılaşma hakemine galiz küfürler edip sadece bir maç ceza alabiliyor ve bu ceza hakemleri rahatsız etmeyebiliyor. Buna karşılık bir başka kulübün teknik direktörünün, içinde hiç bir hakaret barındırmayan eleştirileri “tedbirli” olarak PFDK’ya sevk gerekçesi olabiliyor, ki pratikte bu en az bir maç ceza anlamına geliyor. Yani küfür etseniz de etmeseniz de aynı kefeye konuluyorsunuz.

Mesela bir kulübün bağlı olduğu federasyonun başkanına 100 milyon lira borcu olabiliyor ve bu kimseyi rahatsız etmeyebiliyor. Bu borcun ödenebilmesi için kulübün başarılı olması, Avrupa’da yer alması ve gelirlerini arttırması gerekiyor.  Ancak bu alacak verecek ilişkisi çok normal karşılanabiliyor.

IMG_20180207_230036Bir televizyon kanalında bir yorumcu bahis konusu kulüp başkanı ve federasyon başkanı arasındaki garip ilişkilerle ilgili ağır bir ithamda bulunuyor.
Diyor ki “Fikret Orman bana, elindeki belgeleri açıklarsa Yıldırım Demirören’in hapse gireceğini söyledi.”
İddia çok vahim. Hapisten bahsediliyor. Yorumcu pek de muteber birisi değil. Dolayısı ile iddiasının doğruluğu tartışmalı. Ancak iddiadaki isimlerin her ikisi de kerli ferli işadamları. Birisi ülkenin üçüncü büyük kulübünün başkanı, diğer aynı kulübün eski, futbol federasyonunun şimdiki başkanı. İnsan bekliyor ki aynı gün mahkemeye başvurarak bu “iftirayı” yargıya taşısınlar.
Taşımıyorlar.
Borçlu kulübün başkanının elinde borçlu olduğu federasyon başkanı hakkında belgeler olduğu iddiası kimseyi irkiltmiyor, rahatsız etmiyor.
Her şey normalmiş gibi yaşam devam ediyor.

Bir eski hakem, eski MHK başkanı, MHK hakkında çok ciddi iddialarda bulunuyor.

Normalde Bursaspor – Beşiktaş maçına Mete Kalkavan, Fenerbahçe – Gençlerbirliği maçına Halil Umut Meler verildi. Tebligattan birkaç saat sonra değişmiş. Hatta Mete Kalkavan Bursa’da otel rezervasyonunu bile yaptırmış. MHK’nın çıkıp açıklaması lazım. Bunlar çok ciddi iddialar ve hakem camiasında biliniyor bu iddialar.

Bir başka hakem de bambaşka bir skandal iddiasında bulunuyor.

WhatsApp Image 2018-02-07 at 11.38.57

Rıdvan-DilmenHepsinden vahimi, ülkenin en çok izlenen yorumcularından birisi TFF’nin sahte rapor hazırlattığını ekranlardan dile getiriyor, “beni mahkemeye versinler” diyor, ama mahkeme filan olmuyor. Zira iki günde unutulacağını biliyorlar.

 

Çünkü çok iddialı konuşuyorum; her türlü yalan yanlış iftirayı atıyorlar. Hatta yalan belge bile düzenliyorlar. Savcı çağırabilir bu söylediklerimden sonra.
Herhangi bir şahısla ilgili “Terör örgütü üyesi” bile diyebiliyorlar.

* Federasyon’un içinde mi atılıyor bu iftiralar?

Evet, federasyondaki bazı kurumlar atıyor bu iftirayı.

* Böyle iftiraların atıldığı kişiler var mı?

Birkaç kişi için atıldı. Hem de önemli insanlardı. Federasyondan uzaklaştırıldılar o raporlarla.

Ben bunlara “sahte raporlar” diyorum. Federasyon, “Hayır, bunlar devletin raporlarıdır” diyorsa beni savcılığa şikayet etsinler. Eğer savcı bunu ciddiye alıyorsa beni çağırsın.

Tüm bunlar normal karşılanıyor. Spor medyasında bir teknik direktörün doğru/yanlış tercihleri kadar bile yer bulmuyor, konuşulmuyor, eleştirilip araştırılmıyor.

Sonra bütün bu itham edilen beyefendiler çıkıp her konuşmalarında “futbolun marka değerinden” bahsediyorlar.

Bütün bu rezillik içinde de her fatura taraftara kesiliyor. Her türlü cezayı taraftar alıyor.

Written by kesinofsayt

07 Şubat 2018 at 11:57

Beşiktaş, Fenerbahçe, Genel, MHK, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , ,