FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘Genel’ Category

3 TEMMUZ KARMAŞASI

leave a comment »

12 Kasım 2017 günü sosyal medyaya aşağıdaki fotoğraf düştü.

mmuldur

Fenerbahçelilerin çoğunu üzen, ama belki de fazla şaşırtmayan bir görüntüydü bu. Şaşırtmamasının nedeni Aziz Bey’in daha önceleri de Fenerbahçe’ye her fırsatta “çakan” bazı isimlerle bir araya gelme alışkanlığıydı. Şansal Büyüka, Ahmet Hakan gibi isimlerle de program ya da başka nedenlerle bir araya geldiğini kimsenin unuttuğunu sanmıyorum. Üstelik zamanlamaları da taraftarın bu isimlere ya da kurumlarına tepki gösterdiği, boykot kampanyaları yaptığı dönemlere denk gelmişti tesadüfen.

Elbette ki Aziz Yıldırım’ın özel hayatına karışmak kimsenin haddine değil. Ancak her konuşmasında Fenerbahçe’yi, değil özel hayatının, hayatının önüne koyduğuna vurgu yapan bir başkanın, 3 Temmuz sürecinde kendisine kalkan olan kişileri – ki sadece taraftar değil, gazeteciler de var – sırf eleştirdiler ya da kongre çağrısı yaptılar diye silip atarken, aynı dönemde Fenerbahçe’ye, özellikle de yöneticilerine imayı da aşan şekilde şike suçlaması yapan birisiyle mutlu tablolar çizmesi anlaşılabilir bir durum değil.

Aziz Bey o dönemde verilen destansı desteğin Fenerbahçe’ye verilen bir destek olduğunu, kendi şahsına olmadığını, gerçek dostların gerektiğinde hataları da söyleyenler olduğunu, iyi gününde şakşakçılık yapanların kendisini tökezlediği anda ilk satacaklar olduğunu anlayabilir umarım.

“Ne yapmış bu Meriç Müldür?” diyen olursa:

http://www.haberturk.com/yazarlar/meric-muldur-1089/646704-kim-yapti-bu-sikeyi

Kim yaptı bu şikeyi?

Öncelikle emniyet teşkilatını kutlamak gerekir. Müthiş başarılı bir operasyona imza attılar. Operasyon aylar öncesinde başlatıldı ama basına tek bir haber sızmadı.
İkinci, belki de üçüncü dalgada gelecektir de benim merak ettiğim bazı konular da yok değil.
Örneğin, İbrahim Akın nerelerde? İddialara göre ismi maddi menfaat karşılığında şikeyle Fenerbahçe ile anılıyor. Beşiktaş’ında transfer vaadiyle İbrahim’le temas kurduğu ileri sürülüyor. Ama ne kendisinden haber var ne de İstanbulspor Büyükşehir Belediye
Kulübü’nden. Türkiye’de mi, yurt dışında mı? Aranıyor mu, yakalama emri çıkarıldı mı?
Yoksa hiçbiri doğru değil de, suçsuz mu? Öyleyse niye ortaya çıkmıyor?
Merak ettiğim diğer konulara gelirsek…

ŞAİBELİ MAÇ 19 TUTUKLU FUTBOLCU 1!
Sivas-Fenerbahçe maçı şike deniyor. Sivasspor’un başkanı, yöneticisi cezaevine gönderildi de tutuklanan Sivassporlu tek futbolcu kaleci Korcan. Korcan sahada tek başına 4-3’lük skoru dizayn etmiş olamaz. Takım arkadaşlarının da katkısı şart. Bu isimler kimyada kimler?
Buca-Fenerbahçe maçı da şike listesinde. Bucaspor’un ne hocası, ne yöneticisi, ne de tek bir
futbolcusu tutuklandı. Gözaltına alınan bile olmadı. O zaman şikeyi kim yaptı?
Eskişehirspor’a gelirsek. Teşvik primi alındığı, futbolculara da dağıtıldığı iddiası var. Hocası, sportif direktörü cezaevinde. Sezer Öztürk serbest kaldı. Bülent Uygun, Ümit Karan teşvik primlerini dağıttıysa hangi futbolculara verildi? Teşvik aldılarsa neden bir tane bile tutuklanan Eskişehirli futbolcu yok? Ümit Karan geçen sezon futbolcu kadrosundaydı derseniz, o oyuna girdiğinde de Fenerbahçe 2-1 öndeydi. Teşvik primi alındı ama futbolculara verilmediyse bu maç kolay kolay ne şike kapsamına girer, ne de teşvik.
Karabük cephesinden sorgulanan tek isim Emenike. Gençlerbirliği’nden gözaltına
alınan tek futbolcu Mahmut Boz. İkisi de serbest kaldı. Şike iddiası olan maçlardan biri de
Fenerbahçe-Ankaragücü. Tutuklu tek Ankaragücülü futbolcu yok.
Şimdi tüm bu soruların ışığında net olarak “Fenerbahçe küme düşmeli” diyebilir miyiz?
En azından biraz erken gibi geliyor bana.
Şaibe olduğu iddia edilen maç sayısı 19.
Tutuklanan futbolcu sayısı 1.

SORU İŞARETİ KALMAMALI
Tabii bir maçta da yapılsa şike şikedir. Ama tek başına bir Korcan bunu nasıl organize edebilir? Tamam bir hatalı gol yedi de Fenerbahçe’nin attığı gol sayısı 4.
Diğer maçlar deseniz, hepsi gözümüzün önünde. Bazılarında özellikle stoper faciaları varda 90 dakikayı düşünürseniz alayı dişediş mücadele ile geçmiş.
Kabul ediyorum ki ortada titiz bir operasyon, deliller, gerçekler var. Bunları kimse inkar edemez. Yönetici bazında çok ciddi girişimler olduğu net. Bu kişilerin hayatı karardı. En ağır cezaları da alacaklar. Ama Fenerbahçe Kulübü’nün ligden düşürülmesi gerektiği kanaatine varabilmek için bence daha fazla kanıta ihtiyaç var. Kafalarda en ufak bir soru işareti kalmamalı. En azından 8-10 futbolcunun bu işin içinde olduğunun kanıtlanması lazım. Ya
da hakemlerin. Belki de öyle olacak.

***

Emniyete göre şike ama…
Fenerbahçe şike yaptı demeye dilim varmıyor. Ama şurası kesin, rakipfutbolcuların aklını karıştırdı. Hem de sezonun ikinci yarısının çoğu maçında. Bence bazı maçlar da soruşturma kapsamına girmedi.
“Oynama, iyi oynama, fazla sıkma” dendi, “Seni transfer edeceğiz yaşın genç önümüzdeki yıllarda transferin var” gibi vaatlerde bulunuldu. Belki kimi girişimlerinde başarılı oldular, kimileri tarafından da terslendiler. Bunlar yaşandı.
Fakat bunu şikenin içine ne oranda sokabilirsiniz? Etik olmada kesin de şike de  diyemezsiniz.
Herkesin telefon konuşmaları tespit edilmiş. Ancak şu ana kadar servis edilen tapelerde hiçbir takımdan hiçbir futbolcunun, hakemin ismi pazarlıklarda geçmiyor.
Şike kanaatine giren ise polisler. Maçları her ne kadar didik didik etseler de, görüşmeleri belgeleyip bu işe yeltenenlerin ipliğini pazara çıkarsalar da futbol konusunda uzman değiller. Hukukçu da değiller. Simsarların, işgüzarların girişimleri sahalara ne ölçüde yansıdı, uygulandı? Emniyete göre şike olabilir ama federasyon kararını alırken daha başka verilere ete dayanmak zorunda.

***

21 yıl önce ve bugün
Tüm Fenerbahçeliler’in olduğu gibi Aykut Kocaman’ın da içi kan ağlıyor. Nasıl ağlamasın? Bütün bir sezon heyecan kasırgası şeklinde geçmiş. Futbolcu grubu müthiş bir performans göstermiş, şampiyonluk uğruna ter akıtmış, sahada mertçe mücadele etmiş. Ama bazı işgüzarlar çıkmış, bataklık fareleri çıkmış bu alınterine gölge düşürmüş, bunca başarıyı bir kalemde kirletmiş. Yapacak da bir şey yok. O işgüzarların marifetlerinin cezasını tüm Fenerbahçe camiası çekecek.
Aykut Hoca’nın da işaret ettiği gibi Türk futbolunda futbolun içinden gelen insanlar söz sahibi değil. Gerçek aktör olan futbolcular zaten piyon. Türk futbolunu bataklığa çevirenler, nereden nasıl geldiği belli olmayan tipler.
“Ligde şaibe varsa bu 1959’dan itibaren araştırılmalı. Bataklık ancak bu şekilde kurutulur” diyor Aykut Hoca…
Keşke öyle olsa. Ama buna imkân var mı hocam? Hiç değilse bu depremin sevinilecek bir yanı var. Bu bir milat olacak, artık kimse boyundan büyük işlere kalkışamayacak. Buna cesaret bile edemeyecek. Bugüne kadar her şeye seyirci kalındı, yapanın yanına kâr kaldı. Bu ülkede 1990 yılında verilen şike kararı bile uygulanmadı.
Malatyaspor Başkanı Metin Kaya Çağlayan delilleriyle şikeyi ispat etti. Şenes Erzik federasyonu umursamadı. O dönemin yöneticilerinden Levent Bıçakcı yıllar sonra federasyon başkanı olduğunda bir konuşmasında itiraf etti. Ama neye yarar? Acaba 21 yıl önce Tahkim Kurulu’nun bile onayladığı şike kararı cesurca uygulanabilseydi Türk futbolu bugün bu derece kirlenir miydi?

http://www.haberturk.com/yazarlar/meric-muldur-1089/664138-fenerbahce-icin-kural-mi-degisecek

Fenerbahçe için kural mı değişecek?

F.BAHÇELİLER’İN içinde bulundukları durum kolay kolay atlatılabilecek bir travma değil. Her gün değil bir gün ölmek istiyorlar. Haklılar. Keşke Mehmet Berk bir sürpriz yapıp bayram tatilinde iddianameyi hazırlasa. Ardından da öyle ya da böyle bir karar çıksa, en azından kaos ortamı son bulsa. Ancak her şeyin de bir yolu yordamı var. Hukuki prosedürler var.

Aykut Hoca şimdi diyor ki; “Plan belli. Şampiyonlar Ligi’nden atıldık. Şampiyonluğumuz alınacak, küme düşürüleceğiz.”

Tespit doğru. Ama keşke bunları daha önce görebilseydi. Veya gördüyse daha önceleri dile getirebilseydi. Ve hatta, çuvaldızı kendilerine de batırıp kendi yöneticilerinin hatalarına da vurgu yapabilseydi. Bu sürecin bu yönde gelişeceği belliydi. Artık iş işten geçti.

Futbolculara hak veriyorum. Döktükleri gözyaşı var, yeri geldiğinde akıttıkları kan var, alınteri var. Ve bence sahada da hak edilmiş bir şampiyonluk var. Ama neye yarar?

Saha dışında da sizin bu alınterinize, başarınıza gölge düşüren kendi yöneticilerinizin operasyonları var. Çevirmedikleri dolap kalmamış. Belki gözleri dönmüş, belki hırslarının kurbanı olmuşlar. Fakat hatayı da yapmışlar. Ve ne yazık ki faturasını tüm camia ödemek zorunda. Kural bu. Fenerbahçe için kuralın değişecek hali de yok.

İyi ki Ali Koç var
Fenerbahçeli yöneticiler bugüne kadar mantıklarıyla değil duygularıyla hareket ettiler. Federasyonu suçlayıp durdular da kendileri de süreci iyi yönetemedi. Aziz Yıldırım cezaevine girdi, yönetim de bitti, tükendi.

Federasyonu köşeye sıkıştırmaya çalıştılar, tribüne oynadılar. Onlara sorarsanız, bırakın Türkiye’yi, bütün dünya birleşti Fenerbahçe’ye operasyon yapıyor!

Bereket son günlerde Ali Koç dümene geçti de aklıselim açıklamalar geliyor. Uzlaşma yolları arıyor. Krizi en az hasarla atlatmak istiyor. Mağdur durumdalar. Kendi bakış açılarından haklı istekleri, saptamaları da var. Federasyonun, 16 Ağustos’tan sonraki UEFA yazışmalarını açıklamaması dikkat çekici. Ama her bir istekleri karşı taraf adına ciddi riskler taşıyor. O riski de kimse göze almaz. İşin içine devlet de girse kısa sürede çözümlenebilecek bir durum yok ortada.

Önce alkış şimdi ihraç
Federasyon, 13 gün önce Fenerbahçe hakkında elinde imkan olmasına rağmen küme düşürme kararı vermeyip iddianameyi beklemeyi tercih ettiğinde federasyonu ilk alkışlayan Fenerbahçe’ydi.

Şimdi aynı yöneticiler açıklama üstüne açıklama yapıp, federasyonu yerden yere vuruyor. Hedefteki adam öncelikle Mehmet Ali Aydınlar.

Adam başkan olduğuna olacağına pişman oldu.

Çoğu yöneticiden daha iyi Fenerbahçeli. Fenerbahçe’ye katkısı mevcut yönetim kurulundakilerden kat kat fazla. Çıktı Teke Tek’te açıkladı. Kararı UEFA’nın isteği doğrultusunda aldıklarını söyledi. Tehdit kokan mektup da basına yansıdı ki, başkanın söyledikleri kelimesi kelimesine doğru.

Başka ne yapacaktı? Fenerbahçe’yi kollama uğruna Türkiye’yi mi yakacaktı!

Şimdi de duyuyorum ki Aydınlar’ı kulüpten ihraç etmeyi planlıyorlarmış. Acaba ihraç etmeleri gereken isim Aydınlar mı, başkaları mı?

Forma, arma ve gerçekler
Fenerbahçeli taraflar beni şaşırtıyor. Kulüplerine, başkanlarına inanılmaz derecede sahip çıkıyorlar. Camia olarak müthiş bir dayanışma gösteriyorlar.

Dayanışmalarını alkışlıyorum. Ama körü körüne sahiplenmelerini de yadırgıyorum.

Onlara göre federasyon suçlu, UEFA suçlu. Basın hepten suçlu.

İyi güzel de, bu işleri başınıza basın mı açtı, kendi yöneticileriniz mi? 

Her yere öfke kusuyorsunuz da yöneticilerinize niye toz kondurmuyorsunuz?

Camiaya bugünleri yaşatanları niye sorgulamıyorsunuz?

Formaya sahip çıkın, armaya sahip çıkın da gerçekleri de görün. 

G.Saray ve UEFA
Yaşanan süreçte Galatasaray da yayınladığı deklarasyonlar nedeniyle çok eleştirildi. Gerçekten her defasında üstü kapalı olarak, imalı cümlelerle “Fenerbahçe’yi düşürün” dediler. Sanırsınız herkes kirli, Galatasaray temiz.

Bu açıklamalar da rakipleri tarafından haliyle şu şekilde yorumlandı: “Fenerbahçe, Beşiktaş düşsün, Trabzon eksi puanla lige başlasın, meydanı boş bulan Galatasaray da şampiyon olsun istiyorlar.”

Bildirilerdeki ifadeler hoş kaçmadı ama bazıları yanlış da değildi.

Örneğin, “Kangrenli parmağı kesmezsek birileri gelip kolumuzu keser” sözü.

Bu operasyonda iddia edildiği gibi Galatasaray’ın parmağı var mı bilemem ama UEFA geldi, kolumuzu kesti.

Başmüfettiş raconu kesti, UEFA da biletimizi.

UEFA, son dakika golü ile Fenerbahçeli futbolcuların emeğini çaldı. Milyonlarca taraftarın hayalleri ile oynadı. Prestijimizi yerle bir etti.

Zayıf anımızı yakaladı, affetmedi.

Gücü bize yetti. Milan’a, Porto’ya, Real’e, Barca’ya yapamadığını, asla da yapamayacağını bize kolayca uyguladı.

Ve içimizi en çok acıtan da bu oldu.

Sadri Şener’e özgürlük
Fenerbahçeliler’in tepkilerinde en çok hak verdiğim nokta Şampiyonlar Ligi’ne Trabzonspor’un alınmasına gösterdikleri reaksiyon.

Gerçekten şaşırtıcı. Onların da soruşturmada üç dosyası var ve bunlar bizzat federasyon tarafından UEFA’ya iletildi. Buna rağmen federasyonu da bilgilendirmeden Trabzonspor’u Devler Ligi’ne dahil ettiler. Bu bilgilendirme yapılsaydı eminim federasyon çekincelerini iletirdi.

UEFA’nın kararı ülkemiz adına bir yandan da sevindirici ama işin bir ilginç yanı da bu kararın sabahında Sadri Şener’in yurt dışı yasağının kalkması.“Fenerbahçe’ye operasyon yapılıyor” görüşünü savunanların iddialarını sanki inadına destekler nitelikte bir gelişme.

Bir önceki itiraz reddedilmişti. Şimdi kabul edilmiş. Elbette haklı bir gerekçesi vardır. Belki de tesadüftür. Ancak herkes merak ediyor, birilerinin bu konuyu aydınlatmasını bekliyor.

http://www.haberturk.com/yazarlar/meric-muldur-1089/673551-sezon-sonuna-neden-kaldi

Sezon sonuna neden kaldı!

MEHMET Ali Aydınlar ismine ilk günden bu yana sıcak bakanlardan biriyim. Tarafsız kalacağına, kurallara uyacağına, kimsenin hakkını yemeyeceğine inanıyorum. İnancımı da henüz yitirmedim.
Ancak 3 Temmuz’da başlayan süreç ile birlikte kafamda bazı soru işaretleri de oluşmadı değil. Kabul edelim ki federasyon da zor bir dönemden geçiyor. Bu kaos en başta başkanı çok yıprattı. Sayın Aydınlar süreci çok iyi yönetememiş, çelişkili açıklamalar yapmış olabilir. Ancak bunlar yaşanan olayların gelişimi göz önüne alındığında makul karşılanabilir.
Fakat benim makul karşılayamadığım bir yön var. Şike konusunda kararın sezon sonunda alınacak olması.
Aynı federasyon başkanı değil miydi iddianamenin hazırlanmasının ardından derhal karar
vereceklerini açıklayan.
Ne oldu, neler yaşandı, nelerle karşılaştı da fikri değişti?
Başkan bunun nedenini açıklamadı. Herkesin işine geldiği için kimse üzerine gitmedi.
Net bir bilgilendirme yapılmayınca da türlü türlü iddialar ortaya atıldı. Aralarında öyle
iddialar var ki, çok ciddi.
Ancak iddiayı ortaya atanlar, işlerini kaybedebilecekleri gerekçesiyle basına açıklama yapmaya yanaşmıyor. Haliyle yazamıyorum. Gün gelir konuşurlarsa ben de yazarım.

***

Bari suyunu çıkarmayın

Karar, Mehmet Ali Aydınlar’ın bir önceki açıklamasında söylediği gibi iddianamenin mahkemece kabul edilmesinin akabinde alınsa ne olurdu?
Eminim ortalık çok karışırdı.
Soruşturmada adı geçen kulüplerin öyle ya da böyle ceza alması yüksek ihtimal.
Gelişmelerde gösteriyor ki zaten küme düşme cezası çıkmayacak. Ne yapıp edecekler kitabına uyduracaklar.
Puan silme cezası ise kaçınılmaz gözüküyor.
Tüm bu iddiaların, gelişmelerin paralelinde Türk futbolunda neler oluyor?
Kulüpler Birliği yasanın, talimatların değişmesi için harıl harıl çalışıyor.
Bakan, Kulüpler Birliğinin bir bütünlük içinde hareket etmesinin sevindirici olduğunu söylüyor. Özellikle Fenerbahçe’ye yönelik haksız yorumlar yapıldığını, şike skorlara yansımadıysa adaletin yeşil sahada tecelli edeceğini vurguluyor.
Siyasi partiler ziyaret ediliyor. Federasyon da birer ikişer talimatları değiştirmeye başlıyor.
Şimdilik değiştirilenler zararsız olanlar. Ama gerçek hedef meşhur 58. madde. Onun için de zemin hazırlanıyor. O da değişti, değişecek. Yakındır. Doğru, talimat ağır. Değiştirilmesi zorunlu. Ama kulüpler ne diyor? “Küme düşme kaldırılsın.” Bu kadarı da fazla oluyor. Şikeye teşebbüsün, teşviğin karşılığı küme düşürme olmasın, puan şilinsin yeterli. Bunu anlarım. Ama hiç değilse şikeyi affetmeyin, işin bu kadarda suyunu çıkarmayın.

***

Şike madalyası (!)

Şikeşi şikeyle örtbas etmek, bir anlamda şikenin, yasa dışı bahisin önünü açmak üzereyiz.
Avrupa’nın, UEFA’nın gözünde “şikeye tolerans gösteren ülke” olarak anılacağız ama kimin umurunda? Aksine neredeyse madalya vereceğiz!
Hem de bunu federasyonuy|a, kulüpleriyle, basınıyla, siyasileriyle elele vererek yapıyoruz.
Bu ülkede Cemal Nalga skandalı yüzünden bile Galatasaray takımı lige eksi 5 puanla başlatıldı.
Ama konu futbol olunca, para ahlaki değerlerin önüne geçince kararlar da değişiveriyor. Herkes başını kuma gömüyor. Günübirlik kanunlar çıkarılıyor. Yeter ki gönüller bir olsun!
Umarım, Sayın Spor Bakanı Suat Kılıç’ın da dediği gibi şike sahaya yansımadıysa her takımın taraftarı her sonucu benimser.
Benimserse sorun yok da acaba benimser mi?

***

Lig karakolda biter

Diyelim ki Fenerbahçe bu sezon da şampiyon oldu. Akabinde de federasyon şike soruşturmasında kararını açıkladı.
İşte bu durumda federasyonun izleyeceği yolu Halil Özer pazar günü yazdı. Diyelim ki, şike yok şikeye teşebbüs var. O da saha sonuçlarına yansımamış. Fenerbahçe’ye örneğin 9 puan silme cezası verildi. Şampiyonluğu geri alınacak, kupa Trabzon ya da Bursa’ya verilecek. Ama puan silme cezası bir sonraki sezon için uygulanacak. Yani son şampiyonluk geçerli.
Peki, rakipleri ligi Fenerbahçe’yle aynı puanda ya da 1-2 puan geride bitirirse.
İtiraz etmeyecekler mi?
“Fenerbahçe’nin 9 puanı şimdi silinmeli, şampiyon biz olmalıyız” demeyecekler mi?
Haklı değiller mi?
Fenerbahçe, “Bizi Bank Asya’ya düşürün dedik, kabul etmediniz. Ligi siz oynattınız. Bizi
de lige aldınız. Şampiyonluğumuz geçerli” demeyecek mi?
Onlar da haklı değil mi?
Ya da, Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi, üç büyükten biri de Avrupa Ligi vizesi aldı. İtirazlar
gelmeyecek mi?
Ya da, Fenerbahçe şampiyon olamadı da Avrupa Ligi’ne gitme hakkı kazandı. Bu sezon Avrupa dışında kalan, yeniden Avrupa’da olabilmek adına milyonlarca Euro harcayıp yepyeni kadro oluşturan Galatasaray da yine Avrupa vizesi alamadı. Hem de kıl payı. İsyan etmeyecek mi?
Haklı değil mi? Yani sonuçta yeni bir krizin çıkması, Fenerbahçe’nin Avrupa Kupaları’na katılamama durumu dışında kaçınılmaz. Kaostan çıkmak için en ideal çözüm gibi gözükebilir ama “Şampiyonluğu, kupayı şimdi alırım. Cezayı seneye uygularım” mantığı doğru değil. Bu karar baş ağrıtır. Bu lig de karakolda biter.

Reklamlar

Written by kesinofsayt

12 Kasım 2017 at 11:59

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

ÖLÜSÜ BUYSA

leave a comment »

ÖLÜSÜ BUYSA

2016/17 sezonu Fenerbahçe için futbolda kabus gibi geçti. Ligdeki üçüncülük, ezeli rakiplere karşı skorda sağlanan üstünlük göreceli bir başarı olsa da, sahadaki oyun, mücadele azmindeki eksiklik, FFP kıskacı, yönetim (başkan) – tribün gerginlikleri ve boş tribünler Fenerbahçelileri endişelendiren konular oldu, olmaya devam ediyor.

3 Temmuz Kumpası’ndan maddi manevi ağır yaralarla çıkmış bir kulübün sarsıntılar yaşaması normaldir. Ancak asıl problem, o dönemde başkana, kulübe sonsuz destek vermiş taraftarın birçoğunun bugün bizzat başkan (kısmen yönetim) tarafından küstürülmüş olması, uzaklaştırılmasıdır.

Öyle ya da böyle, Türkiye’de sporun amiral gemisi futboldur ve kulübün diğer branşlardaki başarıları, Eurolegaue gibi dev bir kupayla taçlanmış olanlar dahil futbolun gölgesini hissederler.

Oysa Fenerbahçe Spor Kulübü futbol haricinde oldukça başarılı bir sezon geçirdi ve özellikle ezeli rakiplerine büyük üstünlük kurdu.

Şimdi bakalım bu sene futbol, tribün, yönetim / taraftar gibi sorunlarla ciddi travmalar yaşayan Fenerbahçe neler yapmış?

FUTBOL: Lig üçüncülüğü, kupa yarıfinali

Lig maçları

11 Hafta – 20 Kasım 2016 / Fenerbahçe 2 – Galatasaray 0

13 Hafta – 3 Aralık 2016 / Fenerbahçe 0 – Beşiktaş 0

28 Hafta – 23 Nisan 2017 / Galatasaray 0 – Fenerbahçe 1

30 Hafta – 7 Mayıs 2017 / Beşiktaş 1 – Fenerbahçe 1

Türkiye Kupası

Son 16 turu – 5 Şubat 2017 / Beşiktaş 0 – Fenerbahçe 1

Galatasaray’a karşı 2 galibiyet, Beşiktaş’a karşı bir galibiyet, iki beraberlik

ERKEK BASKETBOL: Lig devam ediyor (final oynanacak), Euroleague Kupası

Lig maçları:

6 Hafta – 13 Kasım 2016 / Fenerbahçe 92 – Galatasaray 74

14 Hafta – 8 Ocak 2017 / Beşiktaş 76 – Fenerbahçe 79

21 Hafta – 12 Mart 2017 / Galatasaray 75 – Fenerbahçe 79

29 Hafta – 6 Mayıs 2017 / Fenerbahçe 93 – Beşiktaş 76

(Beşiktaş’ın finale çıkması halinde en az dört karşılaşma daha oynanacak)

Euroleague maçları:

4 Hafta – 28 Ekim 2016 / Galatasaray 87 – Fenerbahçe 103

20. hafta 26 Ocak 2017 / Fenerbahçe 85 – Galatasaray 80

Galatasaray’a karşı dört, Beşiktaş’a karşı (şimdilik) iki galibiyet

KADIN BASKETBOL: Lig ikinciliği, Avrupa ikinciliği

Lig Maçları:

4 Hafta – 13 Kasım 2016 / Fenerbahçe 66 – Beşiktaş 47

11 Hafta – 30 Aralık 2016 / Fenerbahçe 77 – Galatasaray 55

17 Hafta – 12 Şubat 2017 / Beşiktaş 62 – Fenerbahçe 60

24 Hafta – 1 Nisan 2017 / Galatasaray 89 – Fenerbahçe 73

Playoff yarıfinal 29 Nisan 2017 / Fenerbahçe 83 – Galatasaray 61

2 Mayıs 2017 / Fenerbahçe 97 – Galatasaray 73

4 Mayıs 2017 / Galatasaray 63 – Fenerbahçe 77

Galatasaray’a karşı dört galibiyet, bir mağlubiyet, Beşiktaş’a karşı bir galibiyet, bir mağlubiyet

ERKEK VOLEYBOL: Lig üçüncülüğü, Türkiye Kupası şampiyonluğu, Avrupa yarıfinali

5 Hafta – 8 Kasım 2016 Beşiktaş 1 – Fenerbahçe 3

7 Hafta 19 Kasım 2017 Fenerbahçe 3 – Galatasaray 0

16 Hafta – 20 Şubat 2017 Fenerbahçe 3 – Beşiktaş 1

18 Hafta – 5 Mart 2017 Galatasaray 1 – Fenerbahçe 3

Galatasaray ve Beşiktaş’a karşı ikişer galibiyet

KADIN VOLEYBOL: Lig ve kupa şampiyonluğu

2 Hafta – 30 Ekim 2016 Beşiktaş 0 – Fenerbahçe 3

9 Hafta – !0 Aralık 2017 Galatasaray 1 – Fenerbahçe 3

13 Hafta – 28 Ocak 2017 Fenerbahçe 3 – Beşiktaş 0

20 Hafta – 11 Mart 2017 Fenerbahçe 3 – Galatasaray 1

Final – 27 Nisan 2017 Fenerbahçe 3 – Galatasaray 0

29 Nisan 2017 Fenerbahçe 3 – Galatasaray 0

2 Mayıs 2017 Galatasaray 0 – Fenerbahçe 3

Galatasaray’a karşı beş, Beşiktaş’a karşı iki galibiyet

Genel Toplamda;

Galatasaray’a karşı 17 galibiyet, bir mağlubiyet;

Beşiktaş’a karşı 8 galibiyet, iki beraberlik ve bir mağlubiyet;

Toplamda 25 galibiyet, iki beraberlik, iki mağlubiyet.

Fenerbahçe’nin ölüsü buysa, dirisi ne yapar merak ediyoruz.

Written by kesinofsayt

04 Haziran 2017 at 13:37

Genel kategorisinde yayınlandı

SPORA SİYASET KARIŞMASIN, AMA DEVLET SPORA DOĞRUDAN GİRSİN

leave a comment »

voleybol

 

Devletin ve belediyelerin spor aşkı müthiş…

Neredeyse her belediyenin ve devlet kurumunun doğrudan yarışmacı bir takımı var. Peki halkı spora alıştırmak, spor imkanları sağlamak varken nereden geliyor bu spor yapma merakı? Üstelik de doğrudan üst liglerde yarışmacı olarak? Ne kadar doğru, ne kadar adil? Sonuçta bu kurumların gelirleri sizden, benden, yani halktan geliyor. Ben Fenerbahçeliyim, sen Galatasaraylı, diğeri Beşiktaşlı, Bursalı, Kayserili, Göztepeli, Karşıyakalı, Sakaryalı…

Bizim paramızla bizim tuttuğumuz takımlardan oyuncularımızı daha yüksek bedellerle transfer ederek bize karşı yarışıyorlar. Adalet? Adil rekabet?

Nedir bu spor aşkı?

Vakıfbank gibilere bu da yetmiyor, federasyondan yayıncı kuruluşa kadar herkesi sponsorluk adı altında maaşa bağlıyorlar. Ezeli rakibimle yaptığım maçların aralarında “voleybolun arkasındaki güç” diye bu gereksiz bankanın reklamını izlemek zorunda kalıyorum. Hem de bana benim paramla rakip iken.

Üstelik mali yönden daha başka birçok avantaja da sahipler. Şirket konumundakiler masraflarını vergiden düşerken dernek statüsündeki kulüpler üste bir dünya vergi ödüyorlar.

Gerçek spor kulüplerinin iş işten iyice geçmeden ortak hareket etmesi ve bu düzeni değiştirmesi gerekiyor. Ancak Aziz Yıldırım’ın bu konulardaki zaman zaman yaptığı çıkışlara pek bir destek gelmemesi düşündürücü. Şişirilen maliyetlere spor kulüplerinin daha ne kadar katlanabileceği ayrı bir soru. Ama bu soruya önce devletin yanıt vermesi gerekiyor. Maliyetler karşılanamaz hale gelip de spor kulüpleri “biz artık yokuz” dediğinde ortada ne amatör sporlar kalacak, ne de şimdi devlet kurumlarından ballı börek paralar alan sporcular.

Belediye ve devlete bağlı kurumların yarışmacı takımları (birinci ve ikinci ligler listelenmiştir. Alt liglerde de birçok örnekler mevcuttur):

Spor Toto Süperlig Erkek Basketbol Ligi (16 takımın ikisi) :

İBB SK

Türk Telekom

 

TBL (18 takımın beşi):

Sakarya BŞB

Afyon Belediyesi

Akhisar Bld

Mamak Bld DSİ

İstanbul DSİ

 

TKBL (14 takımın altısı):

Hatay BŞB

Mersin BŞB

Samsun Canik Bld

Botaş

Adana ASKİ

Edirne Bld

 

TKBL 2 (12 takımın dördü):

OGM Orman Gençlik

Edremit Bld

Mersin BŞB

Mudanya Bld

 

Voleybol Erkekler 1. Ligi (12 takımın yedisi):

Halkbank

İBB

Ziraat Bankası

Maliye MP

İnegöl Bld

Tokat Plevne Bld

Şahinbey Bld

 

Voleybol Kadınlar Ligi (12 takımın sekizi)

Vakıfbank

Nilüfer Bld

Bursa BŞB

Sarıyer Bld

Çanakkale Bld

Halkbank

Salihli Bld

İlbank

 

Voleybol Erkek 2 Lig A Grubu (14 takımın sekizi):

Afyon Bld

Düzce Bld

Seydişehir Bld

PTT

Konya BŞB

İBB

Kula Bld

Maliye Okulları

 

Voleybol Erkek 2 Lig B Grubu 13 takımın yedisi):

Hatay Bld

Payaş Bld

Palandöken Bld

Niksar Bld

Melikgazi Bld

Kahramanmaraş BŞB

Malatya BŞB

 

Voleybol Kadın 2 Lig A Grubu (14 takımın üçü):

Balıkesir BŞB

Manisa BŞB

İBB

 

Voleybol Kadın 2 Lig B Grubu (14 takımın sekizi):

Ordu Telekom

Bolu Bld

Karayolları

Gümüşhane Bld

Bartın Polisgücü

Kazan Bld

Elazığ İl Özel İdare

Antalya Bşb

Written by kesinofsayt

02 Mayıs 2016 at 11:33

Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

BİR ŞEHİR EFSANESİ: FENERBAHÇE TARAFTARI

leave a comment »

Fenerbahçe taraftarı şöyledir….
Fenerbahçe taraftarı böyledir…
Fenerbahçe taraftarı şunu yapar…
Fenerbahçe taraftarı bunu yapar…

Öyle mi gerçekten?
Çok tepki alacağımı biliyorum, ama birilerinin kral çıplak demesi gerekiyor.

3 Temmuz Darbesi’nin ardından Fenerbahçe taraftarının direnişi çok şeyi değiştirdi, değiştiriyor. İtirazım yok asla.

Ama medya, boykot vs konularında Fenerbahçe taraftarının potansiyel gücü bir yana, bugüne kadarki yaptırımı bir yana…

“Falan oldu boykot”…. Fossss…..
“Filan oldu boykoy”…. Fısssss….

Hep böyle oldu.

Kimse kimseyi kandırmasın.

Fenerbahçe taraftarı “BİRLİKTE”, “BİR GÜÇ OLARAK” hareket etseydi, edebilseydi bugün Rıdvan NTVSpor’da hala yorumcu değildi…

Fenerbahçe taraftarı “BİRLİKTE”, “BİR GÜÇ OLARAK” hareket etseydi, edebilseydi bugün AMk adında bir sözümona gazete yoktu…

Fenerbahçe taraftarı “BİRLİKTE”, “BİR GÜÇ OLARAK” hareket etseydi, edebilseydi bugün Beyaz TV diye bir kanal, o kanalın kerameti kendinden menkul (otosansür) isimlerini kimse bilmiyordu…

Fenerbahçe taraftarı “BİRLİKTE”, “BİR GÜÇ OLARAK” hareket etseydi, edebilseydi bugün Fırat Aydınus, Hüseyin Göçek, Tolga Özkalfa, Cüneyt Çakır, vb zerzavat hakemlik yapamıyordu…

Fenerbahçe taraftarı “BİRLİKTE”, “BİR GÜÇ OLARAK” hareket etseydi, edebilseydi bugün; örnekleri çoğaltmak mümkün…

Olmadı, olmuyor, olamıyor…

Kendimizi dev aynasında görüp mastürbasyon yapmayalım artık…

Gerçekçi olalım, ne yapabiliyoruz ona bakalım.

Türk futbol “ailesi”nde POTANSİYEL OLARAK çok, ama çok büyüğüz. Herkesi, hepsini batıracak kadar hem de…

Ama pratikte hiçbirşeyiz maalesef!!!

Bana kızıp sallamaya başlamadan bir düşünün…

Neyi değiştirdik bugüne kadar? (3 Temmuz Darbesi sürecindeki direnişi ayrı tutarak)…

Artık kendimize gelmenin, bütün bu devasa medya kuruluşlarını, TFF’yi, Zekeriya’nını MHK’sını filan sallayıp, darmadağın etmenin zamanı gelmedi mi?

GELMEDİ Mİ?

Written by kesinofsayt

25 Ocak 2014 at 19:52

Genel kategorisinde yayınlandı

#direngezi #occupygezi

leave a comment »

twit

 

NOT: Fotoğrafı kimin çektiğini bilmiyorum. Eğer bana ulaşırsa ismini ekleyebilirim.

Written by kesinofsayt

04 Haziran 2013 at 16:08

Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

KİM YALAN SÖYLÜYOR?

leave a comment »

24 Mayıs 2013 tarihinde Tolga Zengin’e ithafen bir haber yayınlandı:

tolgazengin

Ne diyor Tolga Zengin?

Burak, Selçuk ve Engin’e gittiler diye tepkim olamaz. Onlara, ‘Trabzon’un hakkını yiyen F.Bahçe, Eskişehir ve Sivas dışında hangi takıma giderseniz gidin. Yoksa hakkımı helal etmem’ demiştim. Selçuk’a ilk teklif F.Bahçe’den geldi ama o, ‘Hakkımızı yiyen bir takıma gidemem’ diyerek geri çevirdi.

Peki Selçuk İnan’ın Galatasaray’a transferi ne zaman gerçekleşti? Bakalım:

selcukinan

Galatasaray Resmi Sitesi’ndeki tarih 25 Mayıs 2011! Yani henüz kamuoyunda “şike soruşturması”nın bilinmediği, 3 Temmuz 2011’den 40 gün önce…

Şimdi gelelim sorulara:

1.- Ya haberin kendisi yalan, ki beklenen Tolga Zengin’in “ben böyle birşey söylemedim” demesi…

2.- Ya haber doğru ve Tolga Zengin yalan söylüyor…

3.- Ya da hem haber, hem de Tolga Zengin’in söyledikleri doğru, ki bu daha da inanılmaz bir sonuca götürüyor; soruşturmayı yürütenler Selçuk İnan’a gizli bilgileri önceden sızdırdılar ve Selçuk İnan 3 Temmuz 2011 tarihinden önce bu bilgilerden haberdar olduğundan kendisini haksızlığa uğramış hissediyor.

Hangi şık doğru olursa olsun, normal bir ülkede ciddi skandal çıkartacak bir durum. Ama Türkiye’de pek umursanmayacak muhtemelen. Ee, ne de olsa spor medyamız “kazanmakla” meşgul ( #bizkazanacagiz ) Skandalları sorgulamayalım, halının altına süpürelim. Maalesef “ne pahasına olursa olsun kazanmak” yeşil sahalardan çıktı, artık spor medyasının sloganı oldu.

Hayırlı olsun!

Written by kesinofsayt

24 Mayıs 2013 at 11:23

Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

ŞİDDETİ KÖRÜKLEYENLER YALAN SÖYLEYENLERDİR!

leave a comment »

12 Mayıs tarihinde oynanan Fenerbahçe – Galatasaray maçı esnasında ve sonrasında ortalığı ateşe veren birçok tartışma konusu çıktı. Sahadaki oyuncu ve teknik kadroların tavırları, medyanın ve taraftarın tutumu genç bir insanın ölümüyle sonuçlandı.

Birçok detay bilnmediği için yorum yapmak zor. Ancak bir konu netleşti. Maçta Drogba’ya muz göstererek ırkçılık yaptığı iddia edilen bir Fenrebahçe taraftarı ölümün bile önüne geçti ne yazık ki. Irkçılığa maruz kaldığını iddia eden Didier Drogba çok duygusal bir mesaj yayınladı.

muz01

 

Elbette bu sözler dünyaca meşhur bir yıldızdan gelince dünya medyasında da yer buldu.
15 Mayıs günü, fotoğrafı çeken foto muhabirinden gelen açıklama ise oldukça düşüncürücü idi:

muz02

 

Şimdi Drogba’ya sormak gerekiyor:
– Sana muz gösterildi mi gerçekten?
– Sahada değilken nasıl gördün?
– Başkaları mı seni bu noktaya itti?
– Bu açıklamayı sadece camiana hoş görünmek için mi yaptın?
– Gerçek ortaya çıktığına göre özür dileyecek misin?

İnsanları / camiları suçsuz yere etiketlemek ırkçılık kadar olmasa bile ciddi bir rahatsızlıktır.
Didier Drogba, sen ırkçılık mağduru değil, özür dilemezsen adam değilsin!

Written by kesinofsayt

15 Mayıs 2013 at 09:35

Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,