FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘Suat Kılıç’ Category

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 1 – (TEMMUZ 2011)

leave a comment »

Temmuz – Eylül 2011

Ekim – Aralık 2011

Not: Yukarıdaki iki çizelge Gökçen Yıldız ( @HipiLangstrumpf ) tarafından hazırlanmıştır. Kullanılmasına izin verdiği için teşekkür ederiz.

3 Temmuz 2011 – Pazar

Liglerin bitişinin ardından transfer heyecanı yaşanacak derken 3 Temmuz 2011 sabahı başta Aziz Yıldırım olmak üzere birçok kulüp yöneticisi ve futbolcu şike soruşturması nedeniyle gözaltına alındı.

Operasyonda Aziz Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, Tamer Yelkovan, Mecnun Odyakmaz, Bülent Uygun, Emenike, Sezer Öztürk, Korcan Çelikay, Serkan Çalık, Mehmet Yıldız, Serdar Kulbilge, Mahmut Boz, Ümit Karan’ın da aralarında bulunduğu 40’a yakın kişi gözaltına alınarak Vatan Caddesi’ndeki emniyete getirildi.

Yedi aydır süren operasyonun Aralık 2010 tarihinde savcı Zekeriya Öz tarafından başlatıldığı, Öz’ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine terfi ettirilmesinin ardından soruşturma dosyasının Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk’e devredildiği açıklandı.

Soruşturmayı başlatan Zekeriya Öz kamuoyunda Ergenekon savcısı olarak tanınıyordu.  Bigadiç Cumhuriyet Savcısı olduğu dönemde “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında Adil Karar Adil Yargılanma Hakkı” adlı bir çalışmaya imza atmış, “yasaları uygulamak zorunda olan adalet mensuplarının da hassasiyetleri iyice kavrayıp yargılamalarda ve devletin yaptığı tüm işlemlerde kanunlara uygun, kişilerin haklarını zayi etmeyecek şekilde eşit ve adil uygulama içinde olmaları zarurettir” yazmıştı.
Savcı Öz, gözaltına alınmalardan yaklaşık dört ay önce Adnan Polat tarafından Galatasaray’a üye yapılmıştı (aynı gün Lütfi Arıboğan’ın eşi Deniz Ülkü Arıboğan da kulübe üye kaydedildi).

Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay operasyon ile ilgili yaptığı açıklamada, ”Çirkin bir olay, bunu buradan söyleyebilirim. Bu polis devleti. Hiç bir mahsur yok bunu söylemekte. Çünkü olay çirkin. Ne şike oldu ki araştırma yapıyorlar” dedi.

4 Temmuz 2011 – Pazartesi

  • Fenerbahçe Spor Kulübü şike operasyonuyla ilgili yayın yasağı konmasını istedi.
  • Emenike’nin para sayarken görüntüleri olduğu haberleri tüm medyada yer aldı.
  • Tahir Kıran şike ihbarını kendisinin yapmadığını açıkladı.

Siyasilerden ilk tepkiler şöyleydi:
Başbakan Erdoğan: Değerlendirme yapmam doğru olmaz. Ancak detay bilgiler elimde olduğu zaman ben de bir değerlendirme yapma şansı bulabilirim. Yargı bir karar vermiş, karar neticesinde de güvenlik güçleri de böyle bir operasyonu yapmışlar. Temenni ederim ki herhangi bir sıkıntılı durum çıkmaz.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Türkiye’de her sosyal kesime bir operasyon uygulaması var. Sanıyorum sıra spora geldi
AK Partili Milletvekili Hakan Şükür: İddialar ciddi. Umarım aklanırlar. Şampiyonluğa giden yolda çeşitli imalarda bulunmuşlardı. Bunlar tabii hemen hemen her dönemde çok konuşulur. Ama en son çıkan kanunla biraz daha üzerine gidilen soruşturulan bir boyuta geleceği söylenmişti. Bugün bunu yaşıyoruz. Tabii henüz bir suç isnadı oluşmadı. Ben de herkes gibi umuyorum ki çok değerli başkanlarımızın, futbolcu arkadaşlarımızın ve menajerlerin bu durumdan sağ salim çıkması ama başlı başına bu şekilde içeri gitmeleri bile bundan sonra bu işin ne kadar ciddi yapılacağı konusunda en ufak şaka yollu konuşmaların bile değerlendirmeye tabi tutulacağını gösteriyor.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: İsimlerin içinde kulüp yöneticileri, futbolcular, federasyon, Merkez Hakem Kurulu’ndan kişiler var. Önemli bir yargı operasyonu olarak görülüyor. Arama, gözaltına alınma kararı, kapsamlı inceleme yapıldığını gösteriyor. Yargı sürecini hepimiz merakla bekleyeceğiz. Merakla takip edeceğiz. Belki de futbol spor camiasında birtakım olayların ortaya çıkarılması, varsa sorumlularının da yargı sürecinde aklanmaları ve yargılanmaları mümkün olacak. Bu, Türkiye’nin gerçek hukuk devleti olmaya doğru hızla yol aldığını gösteriyor. Türkiye’de hukuk, yargı güçleniyor. Türkiye’de hukuka, nizamlara aykırı işler yapmak isteyenlerin önünde engeller var. Yargı sonucunu merakla bekleyeceğiz. Sonucunda inşallah Türkiye için önemli sonuç ortaya çıkar.
Eski TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin: Benim dönemimde de işaretler vardı ama yasa yoktu. Üzüntüyle izliyorum. Türk futbolunun geçmişi için üzüntü verici, geleceği için umut verici.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik: Ben bu işlerden çok anlamam ama yüzde 5’i bile doğruysa çok vahim. Türk sporu adına çok vahim. İnşallah temizlenmeye yol açar. Bütün memlekette herkes temiz iş yapmalı. Temiz siyaset, temiz spor, temiz gazetecilik…

5 Temmuz 2011 – Salı

  • UEFA basın sözcüsü soruşturma sürüyor da olsa Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılabileceğini açıkladı.
  • Fenerbahçe yönetimi TFF ile bir toplantı gerçekleştirdi.
  • Ünal Aysal yazılı bir açıklama ile “Fenerbahçe Kulübü’nün hassasiyetini göz önünde tutarak Galatasaray TV başta olmak üzere Kulübümüzün tüm mecralarında konu ile ilgili program ve yayın yapılmaması kararını almış bulunuyoruz. Aynı hassasiyetin tüm Galatasaray camiası tarafından da gösterileceğine eminim” dedi.
  • Aykut Kocaman ve Alex operasyon konusunda açıklama yaptılar. Kocaman “futbol bir bataklık ve kurutulmak isteniyorsa 1958 yılına kadar gidilmelidir” dedi.
  • TFF Başkanı Aydınlar “delillere göre hareket edeceğiz” dedi.
  • Fenerbahçe’nin yayın yasağı talebi reddedildi.
  • “İşte şikenin fotoğrafları” haberleri başladı.

6 Temmuz 2011 – Çarşamba

  • Yıldırım Demirören de şüpheli sıfatıyla ifade verecek.
  • Aykut Kocaman Cüneyt Tanman’ın maçları izleyip karar vermesini istedi.
  • Emniyetten yapılan açıklamada 19 maçta şike ve teşvik faaliyeti belirlendiği bildirildi.
  • Hüseyin Gülerce “Futbolun Dokunulmazları”nı yazdı.
    “Artık futboldaki Ergenekon’a da neşter vuruluyor. “Futbolda Ergenekon olur mu?” sorusu bugün anlamsız bir sorudur. Vesayet varsa, darbecileri vardır. Darbeciler varsa, medyaları, işadamları, çeteleri, kozmik adamları vardır. Vesayet, hukuk dışı örgütlenmelerle ayakta durur. Bu ülkede yüzyıldan beri vesayet rejimi var. Onun için hukuk dışılık her sosyal grubun, devlet aygıtının, anayasal kurumların içinde hükümferma olmuştur. Mücadele, vesayet ile demokratikleşme arasındadır. Bugün inisiyatif sivil iradenin elindedir. Vesayetin bütün ağaları, bu arada futbolun ağaları da kaybetmeye mahkumdur.”

7 Temmuz 2011 – Perşembe

  • Aziz Yıldırım HSYK, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve TBMM’ye yargı mensuplarını şikayet etti.
  • Aziz Yıldırım’ın eşkal tesbit fotoğrafları yayınlandı.
  • Şekip Mosturoğlu ve 14 kişi tutuklandı.
  • Cüneyt Tanman Aykut Kocaman’a cevap verdi: Burası muz cumhuriyeti değil.
  • İstanbul Emniyet Müdürü Çapkın, Demirören’i ifadeye çağırmadıklarını söyledi.
  • Gençlik ve Spor Bakanlığı’na Suat Kılıç getirildi.
  • UEFA’dan yeni açıklama: “Şikeye sıfır tolerans”

8 Temmuz 2011 – Cuma

9 Temmuz 2011 Cumartesi

  • Fenerbahçe Yönetim Kurulu ilk basın toplantısını yaptı ve sert mesajlar verdi.
  • Ünal Aysal: “Galatasaray’ın böyle bir durumda hiçbir leke almamasını sağlayan geçmiş tüm başkan, yönetici ve sporcularımıza buradan şükranlarımızı sunuyorum.”
  • Savcı Mehmet Berk tarafından sorgulanan Aziz Yıldırım’ı sürpriz bir isim, bir dönem Başbakan Erdoğan’ın da avukatlığını yapan Faik Işık savundu.

10 Temmuz 2011 Pazar

  • Fenerbahçe taraftarı önce Topuk Yaylası’na çıkıp takımla buluştu, sonra 100 bini aşkın kişi Bağdat Caddesi’nden Kadıköy’e yürüdü. Yürüyüş sonunda köprüye yönelen taraftara polis biber gazıyla karşılık verdi. Videoda polis müdürünün “gerekirse mermi kullanabilirsiniz” demesi infial uyandırdı.
  • Aziz Yıldırım tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderildi.
  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: Yargının vermiş olduğu bir karar. Bu karar üzerinde herhangi bir yoruma girmem doğru olmaz.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

  • TFF’den açıklama: Lig planlandığı şekilde 5 Ağustos tarihinde başlayacaktır. 31 Temmuz tarihinde Süper Kupa Finali Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanacaktır. Lig planlandığı şekilde devam edecektir. Daha önceki fikstür çekim tarihi aynen geçerlidir.
  • Külüpler Birliği adına İlhan Cavcav açıklama yaptı: Kulüplerin başkanları olarak tek ses, tek yürek durumundayız. Birlik ve beraberlik içinde en ufak çatlak ses bulunmamakta, herkes ortak mutabakat ve yüzde yüz beraberlik içindedir.
  • Futbolda şike soruşturmasının 2. dalgasında Mahmut Özgener, Sadri Şener, Levent Kızıl’ın da aralarında bulunduğu toplam 22 şüpheli gözaltına alındı.

12 Temmuz 2011 Salı

  • Aziz Yıldırım: Sevk belgemde adresim Metris Cezaevi yazılmış.
  • Galatasaray’dan açıklama: “Ateş üfleyerek sönmez”.
  • Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), şu anki bilgiler doğrultusunda, soruşturmada adı geçen kulüplerin kupalara katılmasının reddedilmesini gerektirecek bir şey olmadığını belirtti.
  • Sadri Şener yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldı.
  • Mahmut Özgener serbest bırakıldı.
  • Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu gözaltına alındı.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

  • UEFA’dan resmi siteden açıklama: Şike ispatlanırsa sonradan ihraç da mümkün.
  • Serdal Adalı, Tayfur Havutçu, İbrahim Akın, İskender Alın tutuklandı.
  • İbrahim Akın ve İskender Alın’ın iddiaları kabul ettiği iddia edildi.
  • Galatasaray’da çatlak: Ali Dürüst’ün katıldığı Kulüpler Birliği açıklamasından sonra Aysal’ın açıklaması ortamı gerdi.
  • Çarşı’dan manifesto: Aklanın da gelin!
  • Hüseyin Gülerce’nin konu hakkında ikinci yazısı geldi:
    “Mesele futbolda şike, çete meselesi değil. Mesele Aziz Yıldırım meselesi değil, Fenerbahçe meselesi hiç değil. Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor meselesi de değil. Kimse, sorumluluğunu unutup, taraftarı tahrik etmesin. Ergenekon davasını, Cumhuriyet mitingleri ile özünden saptırmak isteyenler nasıl umduklarını bulamadılarsa, futbol takımlarının taraftarlarını sokağa dökmeye çalışanlar da başarısız olacaklardır. Referandumdaki yüzde 58 ile seçimlerdeki yüzde 50’yi, iyi anlamak lazım. Ortada, demokratikleşme için sivil siyasete, AK Parti iktidarının reform ve özgürlüklerin genişletilmesi hamlelerine destek veren bir irade var. Başbakan Erdoğan, bu iradenin hakkını vermede kararlı görünüyor.”

14 Temmuz 2011 Perşembe

  • Beşiktaş aklanana kadar kupayı iade ettiğini açıkladı.

15 Temmuz 2011 Cuma

  • Lütfi Arıboğan: Akla gelecek her ihtimal üzerinde çalışıyoruz.
  • Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırılan Trabzonspor Asbaşkanı Nevzat Şakar, taburcu edildi.
  • Hüseyin Gülerce’nin üçüncü yazısı: Ergenekon Surundaki İkinci Gedik “Futbolda şike ve çete soruşturması, göreceksiniz daha neleri ortaya serecek. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’dan sonra, Beşiktaş Kulübü Teknik Direktörü Tayfur Havutçu’nun ve iki futbolcunun daha tutuklanması, büyük depremin de habercisi. Hepimiz hazır olalım, kelimenin tam anlamıyla futbolda yer yerinden oynayacak.Bazıları, depremin büyüklüğünü tahmin edemedikleri için ayağında top dolaştırıyor. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tavrı böyle. “Savcının iddianamesini bekleyeceğiz.” diyor. Diyor ama futbolcuların bazılarının şikeyi itiraf ettikleri manşetlere çekilirken, Federasyon’un o beklemenin altında kalmayacağını kim söyleyebilir? Dağdan bir kartopu yuvarlandı ve giderek çığa dönüşüyor. Yeni TFF, galiba kucağında bulduğu kor ateşin farkında değil. Şu anda liglerin zamanında başlaması bile tehlikede. Katılacak takımlar UEFA’ya bildirildi ama yer yerinden oynamaya başladığında o bildirimin ne hükmü olur?”

17 Temmuz 2011 Cumartesi

Ebru Köksaldı: Daha Yeni Başlıyor

18 Temmuz 2011 Pazar

  • UEFA – TFF toplantısı sona erdi. Lütfi Arıboğan: UEFA TFF’ye olan güvenini belirtti.
  • Savcı Mehmet Berk tatile çıktı.

19 Temmuz 2011 Pazar

  • Dünya Fenerbahçeliler günü
  • M.A. Aydınlar TFF kararlarını açıkladı: Süper Kupa ileri bir tarihe ertelendi. Yarından itibaren savcılıktan belgeler gelmeye başlayacak. TFF’de kozmik oda kuruluyor.
  • Fenerbahçe futbol takımı antrenmana “en büyük delilimiz alın terimiz” pankartıyla çıktı.
  • İbrahim Akın’ın avukatı Hakkı Kurtuluş, müvekkilinin, hakkında çıkan ”şikeyi itiraf etti” şeklindeki iddiaları reddettiğini bildirdi.
  • Trabzonspor’dan açıklama: 17’de 16 nerede görülmüş.

21 Temmuz 2011 Salı

22 Temmuz 2011 Çarşamba

  • TFF’den Fenerbahçe’ye cevap: Fenerbahçe’nin açıklaması hukuki süreci etkilemeye yöneliktir.
  • İhsan Kalkavan, “Türkiye’de şike ve teşvik primi varsa, bundan dolayı en fazla mağdur olan takım Beşiktaş’tır” dedi. İhsan Kalkavan, Galatasaray’ın bu olaylardan kendini tecrit etme şansı olmadığını iddia ederek, “Galatasaray’ın âdeta kendisini tecrit ederek, “sütten çıkmış ak kaşığım, benim tarihimde de bu yoktur” deme şansı yok…
  • Hüseyin Gülerce’den bir yazı daha: TSK – Futbol / Adiyet – Hukuk
    “Genelkurmay ve TFF, süreci neden yanlış yönetiyorlar? En önemli sebep, Türkiye’deki değişimin/demokratikleşmenin okunamamasıdır. İkincisi de, yeni durumu bir türlü kabullenememedir. Kurumlar içindeki vesayetçi zihniyet sahipleri ise kabullenememeden de öte, bu durumu bir türlü hazmedemiyorlar Düştükleri duruma bir türlü inanamıyorlar. Vesayetçilerin gafleti, bir gün kendilerinin de yargıda ifade vereceklerini hiç hesaba katmamış olmaları. İçine düştükleri durumun geçici olduğunu zannettiler. Kaybolan kontrollerini yeniden  kazanabileceklerine inandılar, inandırıldılar. Askerden daha askerci “siviller” onları, “biz de sizi bir şey zannediyorduk, yazıklar olsun” diye sürekli tahrik ettiler. Ama yargı yılmadı. Böyle olunca da her geçen gün, sürecin yanlış yönetilmesinin faturası ağırlaştı.”

23 Temmuz 2011 Perşembe

24 Temmuz 2011 Cuma

25 Temmuz 2011 Cumartesi

  • Mehmet Ali Aydınlar savcı Mehmet Berk ile görüştü.
  • Mehmet Ali Aydınlar beklenen açıklamayı yaptı: Süper Lig 9 Eylül’de, Bank Asya 10 Eylül’de başlayacak.

26 Temmuz 2011 Pazar

27 Temmuz 2011 Pazartesi

  • Fenerbahçe’ye Shaktar Donetsk maçındaki olaylar nedeniyle 2 maç saha kapatma cezası geldi.
  • Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı Başkanı Aziz Yılmaz: “Aziz Yıldırım’ın heykeli dikilecekmiş. Yıldırım geldiğinden beri şike yaptı, yapıyor.”
  • UEFA’dan Beşiktaş’a mektup: Kupayı iade ettiğiniz için teşekkür ederiz.
  • TFF, LigTV, TRT yöneticileri bir araya geldi.

28 Temmuz 2011 Salı

  • Emenike “bu ortamda burada olmak istemiyorum” dedi. Fenerbahçe ile Spartak Moskova anlaştı.
  • MHP Milletvekili Lütfü Türkkan twitter hesabından Fenerbahçe, Sivasspor ve Mersin İ.Yurdu’nun düşeceğini açıkladı.

29 Temmuz 2011 Çarşamba

  • Nevzat Şakar serbest bırakıldı.
  • Balıkesir’in Edremit ilçesinde dinlenen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cuma namazı sonrası Fenerbahçe’nin küme düşmemesi için dua etti.

31 Temmuz 2011 Cuma

  • Kemal Kılıçdaroğlu: Ben de Fenerbahçeliyim, ama…
  • Serdal Adalı: Yıldırım Demirören bir daha buraya sakın gelmesin. Çok büyük vefasızlık var. Biz bu yola beraber çıktık ancak yalnız bırakıldık. Hem haksız yere burada olmamıza üzülüyoruz hem de yol arkadaşlarımızın tavırlarına…

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 2 (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 3 (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 4 (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 5 (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 6 (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 7 (Ocak 2012)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

ÜNLÜ TÜRK YALANLARI – 4: DAVA SİYASİ DEĞİL

with 2 comments

3 Temmuz 2011 tarihinde başlatılan ve kamuoyunda Şike Davası olarak bilinen operasyonun arka planının siyasi olduğuna inananların sayısı tahmin edilenden de fazla. Ancak iddianamede birçok kulüp ve birçok kulüpten yönetici olmasına rağmen, medyada sadece Fenerbahçe’nin suçlandığı sanrısı yaratanların ve Fenerbahçe’nin süreçten büyük yara almasını umut edenlerin ortak kanısı soruşturmanın hiçbir siyasi yönü olmadığı yolunda…

Gerçekten öyle mi? Dava basit bir sportif kanunsuzluk davası mı? Bakalım…

İlk paragrafta bahsedilen, davayı siyasi görmeyenlerin bile Türkiye’de siyasetle futbolun içiçe olduğunu inkar edeceğini sanmıyorum. Liglerdeki “Belediyespor”lar siyasetin en ciddi uzantıları. Bu “Belediyespor”ların en üst ligdeki temsilcisi ise İstanbul Büyükşehir Belediyespor. Başkanı ise 29 Haziran 2011’deki federasyon seçimine kadar Emine Erdoğan’ın ağabeyinin kızıyla evli olan Göksel Gümüşdağ’dı. Aynı Gümüşdağ Kulüpler Birliği’nde Aziz Yıldırım’ın yardımcısıydı.
Benzeri bir yapılanmayı Ankara’da da görmekteyiz. Önce Ankaraspor, sonra Ankaragücü, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in doğrudan ya da dolaylı (Ahmet Gökçek) kontrolündeydi. Hüsranla sonuçlanan (kulüpler için elbette) iki deneyim!
(Meraklısına not: soruşturmada isimleri geçen yukarıdaki ikili savcılığa “lütfen” çağırıldılar. Hatta Gümüşdağ çağırılmadı bile. “Kendisi istediğinde” gitti.)

Anadolu’nun irili ufaklı şehirlerinde benzeri yapılanmaları görmek de mümkün!
Hemen her ilde, her takıma TOKİ’yi kullanarak stat yapma vaadleri, Galatasaray’ın stat açılışında yaşananlar da siyaset – futbol ilişkisinin diğer uzantıları!

Gelelim yeniden asıl konumuza…

Öncelikle davanın baş aktörlerine dikkat etmek gerekiyor: Şampiyonluğu son ana kadar süren bir yarışla elde eden Fenerbahçe ve ilk devreyi dokuz puan farkla bitirmesine rağmen avantajını koruyamayarak averajla ikinci olan Trabzonspor…
Trabzonspor’un birinci lige çıktığı 1974-1975 sezonundan itibaren şampiyonluğa yarıştığı hemen her sezonda rakibi Fenerbahçe olduğundan iki kulüp arasında rekabeti de aşan bir sürtüşme oluşmuştu. Sürekli olaylı maçlar oynanıyordu.
15 Ağustos 2003 tarihinde oynanan
 Trabzonspor – Fenerbahçe maçındaki tribün olayları nedeniyle “deplasman” takımı Fenerbahçe saha kapatma, evsahibi Trabzonspor ise 2,5 milyar lira para cezası aldı. Ulusoy’lu yılların çok tartışılan kararlarından birisi olan bu cezayı başbakan Recep Tayyip Erdoğan da adil bulmadığını açıkladı ve Trabzon’dan büyük tepki çekti.  2004 yerel seçimlerinde AKP Trabzon’da seçimi CHP’den aday olan Volkan Canalioğlu’na (evet, “o” Canalioğlu)  372 fark ile kaybetti. Bu başbakanı çok etkiledi. Hatta annesine “Trabzon’u kaybettik  anneciğim” diye dert yandığı bile anlatıldı o dönemde.

Yani, başta başbakan olmak üzere AKP’nin (ve elbette CHP’nin de) Trabzon’a siyasi meyili biliniyordu.

Mesela 14 Mayıs 2009 tarihinde, Bordo-Yeşil HES Projesi’nde Giresunspor ile Trabzonspor arasındaki uyuşmazlığı Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak çözmüştü. Dikkatinizi çekerim; iki spor kulübü arasında, bir spor bakanının çözdüğü konunun sporla hiç alakası yok! Sorun çözüldükten sonra Trabzonspor ile Giresunspor ihaleye ortak girdiler. İhalede Giresunspor’u başkan Olgun Aydın Peker temsil etti. Yani bugün Aziz Yıldırım’ın ilişkisi nedeniyle tutuklu yargılanmasına neden olan Olgun Peker ile Sadri Şener ortaktılar…

***

Sezon boyunca AKP’li milletvekilleri ve bakanların Trabzonspor’a dolaylı ya da doğrudan desteğini izledik. İşlerin kızıştığı sonlara doğru bu “müdahaleler” artmaya başladı.

Fenerbahçe 16 Nisan 2011 tarihinde Gaziantepspor ile oynayacakken, birkaç hafta öncesinde rakibine stad müjdesi geliyordu mesela…

3 Nisan 2011’de tarihinde çıkan bir haberde Maliye Bakanı Şimşek’in Gaziantep’e yeni stad için hazırlıkları tamamladığı bildiriliyor.

Maliye Bakanlığı Basın Müşavirliğinden edinilen bilgiye göre, aylardır büyük bir heyecan ile beklenen dev stadın hazırlıkları geçtiğimiz hafta sonu tamamlandı.

Stat ile ilgili çalışmalara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın prensipte onay vermesinin ardından başlandı. İlk adımı geçtiğimiz yıl Maliye Bakanı Şimşek’in başkanlığında Gaziantep Valisi, milletvekilleri, Büyükşehir Belediye Başkanı ve Gaziantepspor Kulüp Başkanının toplanmasıyla atıldı. Daha sonra stat ile ilgili müzakerelere Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, TOKİ ve Maliye Bakanlığı arasında devam edildi.

Maliye Bakanı Şimşek çalışmaların her aşamasını takip edip, müdahil oldu. Dün, Maliye Bakanı Şimşek, Gaziantep Milletvekilleri ve Spordan sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ile makam odasında, TOKİ aracılığı ile Gaziantep’e kazandırılacak stadyumun ön protokolü imzalandığı öğrenildi.

Bakan Şimşek’in uzun zamandır Gaziantepli sporseverlerin ve hemşehrilerinin en temel sorunlarından biri olarak gördüğü yeni stat yapımı için bürokratik birçok engeli aşmak için zaman zaman yoğun bir mesai harcadığı öğrenilirken, Şimşek’in son olarak 25 bin olarak belirlenen stadın kapasitesini 33 bine yükselttiği bildirildi.

Trabzonspor ise Gaziantepspor ile 1 Mayıs 2011’de oynayacaktı. Tesadüfe bakın ki Devlet Bakanı Faruk Özak 29 Nisan 2011 günü Gaziantep’te yeni stad için protokol imzalamaya gelmişti. Törende kendisinin Trabzon birinci sıradan, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın ise ikinci sıradan milletvekili adayı olduğunu hatırlatmadan edemedi..
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de konuştu:

”Çok büyük bir başarı gösterdiler. Ben stada her gittiğimde en azından bir iki maçta tempo tutuldu, ‘yeni stat’ diye. Biz de gerçekten bütün arkadaşlarımızla uzun süre bu projeye ilişkin çalışmalar yaptık. En nihayetinde Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız, TOKİ Başkanımız, bütün bu görüşmeler sonucunda gerçekten dünya standartlarında, bütün turnuvaların oynanabileceği, çok iyi bir stat için bugün ilk adımı atacağız. Bu adım 33 bin kişilik Gaziantepspor’un gerçekten önümüzdeki dönemde kendisine yakışır, ilimize yakışır bir stat için bir protokol imzalayacağız ve inşallah da yakın bir zamanda TOKİ bunun gereğini yerine getirecek.

Bundan neredeyse dokuz ay sonra Gaziantep Olay Haber’de çıkan haberin başlığı ise şöyle: “Gaziantep’e stad başka bahara!” Zira “olay”ın aciliyeti geçmiş artık…

Fenerbahçe’nin 8 Mayıs 2011’de Karabükspor ile oynayacağı maçtan iki hafta önce ise Karabükspor’un stadının modernizasyonu için Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan onay çıkıveriyordu.

Süper Lig için gün saymaya başlayan Kardemir Karabükspor’un maçlarını oynadığı Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadı’nın modernizasyonu için Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan onay çıktı.

Yenişehir bölgesinde bulunan ve sit alanı içersinde yer alan stadyum için hazırlanan avam projeyi görüşmek üzere toplanan Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun projeye onay verdiği öğrenildi.

Geçtiğimiz Cuma günü yapılan toplantı sonrası stadyumun koruma amaçlı imar planının değişikliği görüşüldüğünü söyleyen Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Şahin, “Stadyumum avam projesine göre bir yapı yapılmasına ilişkin bazı değişikliklerle kabul edildi. Amaç hasıl oldu diyebiliriz. Öngörülen avam proje yapıma uygun görüldü. İstişareler sonrası Belediyenin önerisi ile bazı değişiklikler oldu. Stadyumun sit alanı içersinde olmasından dolayı hemen hemen hiçbir yeri değişmeyecek. İçerden yükselerek büyüme olacak. Yeri ve konumunda ise hafif bir konumsal değişiklikler olacak. Çok ciddi bir konum değişikliği yok” dedi.

Daha ortada soruşturmanın dedikodusu bile yokken birçok siyasinin (milletvekili ve bakan düzeyinde) Trabzonspor’a açık destek verdiğini de biliyoruz.

Mesela Devlet Bakanı Faruk Özak Trabzon’un milattan öncesinden beridir spor kenti olduğunu savunarak, hükümetin Trabzon’a 27 milyon dolar akıttığını söyleyebiliyordu. Üstelik “devletin” bakanı olduğunu unutup, komşu kentleri aşağılama pahasına:

Niye bunlar Trabzon’da da Zonguldak’ta, Samsun’da, Rize’de, Ordu’da değil. İşte Başbakanımızın ve bizlerin Trabzon sevdasından, sizlerin kalitesinden, kapasitesinden, sizlerin spora olan katkısından.

4 Mayıs 2011, Mehmet Ali Şahin: Trabzon’un şampiyon olmasını istiyorum… Bu açıklamadan 18 gün sonra Karabükspor – Trabzonspor maçı oynanacaktı. Açıklamayı yapan M.Ali Şahin Karabük milletvekili adayı ve Karabükspor Onursal Başkanı’ydı aynı zamanda…

AKP’nin Trabzonspor’a örtülü ödenekten para aktarımları Wikileaks belgelerine dahi girdi…

***

Spor Toto Süper Lig tüm bu toz duman arasında bitti.
Trabzon halkı şampiyonluğun kaybedilmesinin suçunu kulüp yönetimine, teknik direktöre ya da futbolculara değil, iktidar partisine çıkardı doğal olarak. AKP il binasına yürüdüler, iktidarı protesto ettiler. Zira kentte sezon boyunca yaratılan hava nedeniyle halk futbolculardan çok siyasilere güvenir hale gelmişti.

2 Haziran 2011 tarihinde TFF ligleri tescil etti. Federasyon başkanı Mahmut Özgener seçimde aday olmayacağını açıkladı ve başkanlık için İBB Başkanı ve Kulüpler Birliği ikinci başkanı Göksel Gümüşdağ ile Mehmet Atalay’ın adları geçmeye başladı. Ancak bir hafta içinde herşey tersine döndü ve aniden Mehmet Ali Aydınlar’ın adı ortaya atılıverdi. Bugün Mehmet Ali Aydınlar’ı Aziz Yıldırım’ın seçtirdiği, Fenerbahçe’nin adamı olduğunu iddia edenler şu mükemmel yazıda gerçekleri yeniden hatırlayabilirler.
Bu arada 12 Haziran 2011 tarihinde de ülkede genel seçimler yapılmış, AKP % 50 oy alarak tek başına iktidarını korumuş, hatta güçlendirmişti. Operasyonun başlaması için tüm şartlar hazırdı. Düğmeye basıldı…

Soruşturmanın başlamasıyla birlikte, özellikle hükümet / cemaate yakın medya ve gazeteciler -ki birçoğunun o güne kadar futbolla ilgili hiçbir demeci, yazısı yok / futbolla ilgileri bile yok- aniden futbol meraklısı kesildiler. Ahmet Altan, Mehmet Altan, Sanem Altan, Kerem Altan’lı tam kadro Altan sülalesi, Mehmet Baransu, Rasim Ozan Kütahyalı gibi “yeni nesil” yüzler, Hüseyin Gülerce gibi cemaatin sözcüleri bir anda futbol yazarı oldular. Aynı simaları, aynı günde birkaç kanalda birden görür hale geldik. Siyasetin ekranlardaki / sütunlardaki temsilcileri olarak hem muhbir (zira tüm “gizli” belgeler bu isimler tarafından sızdırıldı), hem savcı (iddia etmedikleri şey kalmadı), hem hakim (kararları net ve tartışılmaz şekilde dikte ettiler) oldular. K.Murat Yılmaz’ın ifadesindeki gibi: “Ancak, Gökhan Gönül’e sol bek oyuncusu diyen kimselerin de futbol hakkında ahkam kesmesi kabul edilebilir bir durum değil“di….

Cemaatin sözcülerinden Hüseyin Gülerce operasyonun ilk günlerinde “Ergenekon Surunda İkinci Gedik” başlıklı yazısında federasyonu açıkça tehdit edebiliyordu:

Bazıları, depremin büyüklüğünü tahmin edemedikleri için ayağında top dolaştırıyor. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tavrı böyle. “Savcının iddianamesini bekleyeceğiz.” diyor. Diyor ama futbolcuların bazılarının şikeyi itiraf ettikleri manşetlere çekilirken, Federasyon’un o beklemenin altında kalmayacağını kim söyleyebilir?

3 Temmuz 2011’de başlayan soruşturmanın ertesi günü Fenerbahçe mahkemeye yayın yasağı için başvurdu. Ancak reddedildi. Bundan birbuçuk ay sonra Aziz Yıldırım Cumhurbaşkanı’na bir mektup yazdı.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Yürütülmekte olan şike ve teşvik soruşturması adıyla anılan ve benim ve yönetici arkadaşlarımın tutuklu bulunduğumuz soruşturma hakkında bazı bilgileri ve özellikle de çarpıklıkları sizinle paylaşmak istiyorum. Sizin şunu bilmenizi isterim ki, bizler de en az “Temiz benim, diyenler kadar temiziz.”

SİLAHLI ÖRGÜT KURMAKLA SUÇLANIYORUZ
Malumlarınız olduğu üzere 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun, 14 Nisan 2011’de yürürlüğe girmiştir. Yaşadığımız sürecin en başından bu yana bizler de ve kamuoyu da bizlerin bu kanun maddelerine göre yargılanacağımızı düşünüyorduk. Ekte sizlere sunduğum tutuklama müzekkerelerinde bile açıkça gözükmektedir. Ancak aradan geçen bir ayı aşkın sürenin sonunda gerçeğin bu olmadığını görmeye başladık. Şike ve Teşvik Soruşturması’nı yürüten sayın savcı bizleri silahlı organize örgüt kurmaktan yargılamak üzere iddianame hazırlamaktadır. Halbuki spor suçları için bir kanun çıkarılmıştır. 6222 sayılı Kanun’un 23. maddesi; “Bu kanun kapsamına giren suçlardan dolayı yargılama yapmaya, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği Asliye veya Ağır Ceza Mahkemeleri yetkilidir” demektedir.

SAVCI, SONUÇLARI NASIL BİLİYOR?
6222 sayılı Kanun’un çıkmasından önce yasalarda şike ve teşvikle ilgili ceza hükmü bulunmamaktadır. Dolayısıyla yasanın çıkmasından önce oynanmış maçlara ilişkin açılan bir soruşturmaya, örgütlü suç maskesi giydirilip Sporda Şiddet Yasası’ndan yargılamaya çalışmak gibi tuhaf bir uygulama yapılmaya çalışılmaktadır.

Sayın Savcı son beş maçta şike olduğunu, maçların skorlarını maçlar oynanmadan önce bildiğini söylemiştir. Yine benzer şekilde Sayın Savcı son maçımız olan Sivasspor maçını kaybetmemiz veya berabere kalmamız ve şampiyon olamamamız halinde bu soruşturmayı açmayı düşünmediğini belirtmiştir.

O DELİLLER BİR AN ÖNCE AÇIKLANSIN
Sayın Savcı eğer bu kadar kesin bilgilere sahip idiyse bir hukuk adamı olarak yapması gereken Cumhuriyet Savcılığı’nda bir heyet teşkiliyle maç neticelerini skorlarıyla tespit ettirmekti. Eğer bunu yapmış olsa idi şu anki kaos da ortadan kalkmış olurdu. Bunu yapmamış ve yapmaya gerek dahi görmemiş olduğuna göre Sayın Savcı’nın elinde çok başka sağlam ve geçerli deliller olduğu düşünülmektedir. Bu durumda da Sayın Savcı’nın yapması gereken 6222 sayılı Kanun’a göre 3. Ağır Ceza Mahkemeleri’nin olduğu yerlerdeki Cumhuriyet Savcılıkları’na soruşturma dosyalarını göndererek, davanın bir an önce açılmasını sağlamaktır.

HANİ GİZLİLİK KARARI VARDI, NE OLDU?
Ancak hukuk ve kuralları bu kadar açık ve yapılması gerekenler bu kadar ortada iken Sayın Savcı, 2010’da başladığını öne sürdüğü bir “Silahlı örgüt” suçlaması ile bizleri yargılamak istemektedir. Bu nasıl bir çarpıklıktır? Şike soruşturması yapılırken neden her gün görüştüğüm Sayın Bakan, Genel Müdür, Kulüp Başkanları… gibi kişilerin hiçbiriyle, benimle ilgili soruşturma kapsamında görüşülmemekte, hiçbirine benimle ilgili soru sorulmamaktadır? Kamuoyuna Trabzonspor Başkanı, ikinci başkanı ve bazı kişilerin ifadeleri gizlilik kararı olduğu gerekçesiyle verilmemekte ancak benim dahi göremediğim bana sorulacak sorular (telefon dinlemeleri kaynaklı) internet sitelerinde yayınlanmaktadır.

KULÜBÜMÜZE KARŞI TAVIR İÇİNDE
Sayın Savcı benden daha ünlü bir kişiyi alacağını söylemiştir. Bu kişi kimdir ve neden hâlâ çağırılmamış ya da gözaltına alınmamıştır? Bu durum akıllara Sayın Savcı’nın da aslında düştüğü hataların farkında olduğunu ya da kasten bana ve kulübümüze karşı bir tavır içerisinde olduğu düşüncesini akıllara getirmektedir.

Sayın Savcı da bilmektedir ki, olmayan suçları işkenceyle, dayakla, hakaretlerle çeşitli baskılar ve kamuoyunda kafa karışıklığı yaratarak meydana getiremezsiniz. Adalet sonunda tecelli edecektir. Ancak bu süre zarfında başta kulübümüz olmak üzere bizler ve Türk sporu çok büyük kayıplar yaşayacaktır. Bunların hesabını kim verecektir?

ÇARPIKLIKLAR BİR AN ÖNCE GİDERİLSİN
Yapılması gereken ivedilikle hukukun en temel kurallarının bu soruşturma için de işler duruma getirilmesi ve soruşturmadaki çarpıklıkların giderilerek bizlere ve kısaca Türk sporuna adil yargılanma hakkının verilmesidir. Bugün tüm bu çarpıklıkların neticesinde Metris Cezaevi’nde tutulan ben ve yönetici arkadaşlarım adına zamanı geldiğinde tüm çarpıklıkları gözler önüne serebilmeyi umuyorum.

Saygılarımla
Aziz YILDIRIM

Bu mektup üzerine savcı Mehmet Berk yazılı bir açıklama ile “son beş maçın sonucunu biliyorduk” diye bir ifadesi olmadığını bildirdi. Ancak “sayın savcı son maçımız olan Sivasspor maçını kaybetmemiz veya berabere kalmamız ve şampiyon olamamamız halinde bu soruşturmayı açmayı düşünmediğini belirtmiştir” sözlerine bir yalanlama gelmedi. Olayın siyasi olduğu noktasındaki en ciddi kuşkulardan birisi de burada oluştu. Eğer ki dava gerçekten sportif bir hukuksuzluk üzerine kurulmuş ise Fenerbahçe’nin şampiyon olup olmamasının bir önem taşımaması gerekirdi. Aslolan eylemin kendisiydi.

İş bu noktaya gelince, acilen, 22 Ağustos 2011 tarihinde davaya yayın yasağı getirildi. 24 Ağustos tarihinde Fenerbahçe’ye Avrupa yasağı gelirken, 25 Ağustos’ta Sadri Şener’in yurtdışı yasağı kaldırıldı.

3 Temmuz operasyonundan kısa bir süre sonra Deniz Feneri Davası başladı, tutuklamalar oldu. Ancak ilginçtir ki dava savcılarının önce görev yerleri değiştirildi, sonra da haklarında soruşturma başlatıldı. Gerekçe mi? Buyurun, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’den dinleyelim:

Bu değişikliği nedeni, niçin yapılmıştır? Soruşturmaya muhatap olan kişilerin avukatları HSYK’ya bir dilekçe vermişler ve soruşturma savcılarını şikayet etmişlerdir. Bu şikayet içerisinde kayda değer bulunan husus, Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir kararın, soruşturma savcıları tarafından değiştirildiği, tahrifat yapıldığı ve bu tahrifata işlem yapıldığı iddialarıdır. Bunun üzerine HSYK konunun incelenmesini ve gerek görülmesi halinde soruşturulmasını içeren bir karar almıştır. Ben de Adalet Bakanı olarak, HSYK başkanı sıfatıyla bu soruşturma kararına onay vermişimdir. Yapılan incelemeden sonra müfettişler soruşturmaya geçme ihtiyacı duymuşlardır. Bu soruşturmaya geçme ve savcıların savunmalarını isteme olayından sonraAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı bu değişikliğe gitmiştir.

“BU SORULARIN CEVABININ BULUNMASI GEREKİYOR”
Bakan Ergin, cevabı verilmesi gereken sorular olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Gerçekten Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir karar üzerinde soruşturma savcıları oynama yapmışlar mıdır? Bir değişikliğe gitmişler midir? Bu karar üzerinde oynama yapılarak başka bir karar üretilmiş ve bu karardan işlem tesis edilmiş midir? Soruşturma savcılarının böyle bir değişiklik yapma yetkileri, hakları var mıdır? Böyle bir değişiklik yapılmış ise bu değişikliğe niçin ihtiyaç duymuşlardır? Bütün bu soruların cevapları bulunması gerekiyor. Bu cevaplara göre konunun değerlendirilmesi gerekiyor. Tüm bunların hiçbirini kale almadan, bunlara bakmaksızın sadece ‘savcıların görevinin değiştirildiği’ penceresinden konuya yaklaşım, buradan konuyu istismar eden bakış açılarının sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Burada mahkeme kararında savcıların talep etmiş olduğu tedbirlerin bir kısmı kabul edilmiş ve tedbirler uygulanmıştır. Ama mahkemenin reddetmiş olduğu tedbir talepleri de var.

Aynı esnada bir diğer Fener’in, Fenerbahçe’nin avukatlarının aynı gerekçelerle davanın davcısı Mehmet Berk hakkındaki dilekçe ve şikayetleri geri çevrilmişti. Zira siyaset için Fener’den Fener’e fark vardı.
Zaten kısa süre sonra Deniz Feneri Davası tutukluları tahliye edildiler. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç tahliyeleri sevinçle karşıladı:

“Tahliye edilmiş olmaları kim olursa olsun, bizim için sevinç doğurur. Bir insanın hürriyetinin bağlayıcı hale gelmesi, tutukluluk ya da hükümlülük hoş değil”

3 Aralık 2011 tarihinde iddianame açıklandı. Ardından da ek klasörler. Hepimiz harıl harıl tape çalışmaya başladık. Sekiz ay süren, yüzlerce kişinin dinlemeye alındığı teknik takipte ilginçtir birkaç kısa pasaj haricinde hiçbir siyasetçi yoktu. Futbolun bu kadar içindeki siyasilerin ne kulüp başkanlarıyla, ne federasyon yöneticileri ile tek kelimesi bulunmuyordu. Bunların ayıklandığını düşünmek çok da paranoyakça değildi herhalde…

Aynı şekilde, 19 maçta şike olduğu iddia edilirken, iddianamede maçların isimleri geçerken, bu takımlardan bazılarının tek tük futbolcu / yöneticisi sorguya alınırken, çoğundan HİÇ KİMSE “bilgisine başvurmak üzere” dahi çağırılmadı bile. Nasıl şike idiyse bu davadaki…

Tapelerde Trabzonspor – AKP ilişkisinde “severim de döverim de” anlayışını gördük. Onca maddi manevi desteğe rağmen Sadri Şener – Nevzat Şakar ikilisinin şımarıkça başbakana “gider yapalım” konuşmaları mesela:

Ya da CHP milletvekili, eski belediye başkanı Volkan Canalioğlu’nu kışkırtma girişimleri:

Tapelerde siyasilerle akçeli ilişkiler de mevcut (zaten şu para aktarımları hiç bitmiyor):

Yine para… AKP il teşkilatının şike / teşvik için 5 milyon dolara kadar çıkabileceğini rahatlıkla konuşabiliyorlar. Bu ifadenin doğru olup olmamasından daha korkuncu, bu imajın verilmiş olması. Bir siyasi partinin il teşkilatından şike amacıyla bu kadar büyük bir meblağın alınabileceğine insanlar durup dururken inanmazlar. Demek ki gerek söylemle, gerek eylemle bu inanç yerleştirilmiş insanlara…

Mahkeme süreci yürüyor. Buna karşın siyasiler hiç boş durmuyor.

Siyasilerin “her daim” en başında Türk Telekom Arena açılışında yuhalanan Erdoğan Bayraktar geliyor.

9 Ocak 2012
TRABZON’da bir açılışa katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Trabzonspor’un hakkı olan şampiyonluk kupasını almak için çok ince ayarlı bir çalışma yaptıklarını söyledi.

Trabzon Belediyesi’nin yapımını tamamladığı bir yolun açılış törenine katılan AK Parti Trabzon Milletvekili ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, konuşmasının bir bölümünde Trabzon’un Türkiye için çok önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:”Trabzon gülerse Türkiye güler. Trabzon kalkınırsa Türkiye çok büyük mesaj verir. Şimdi bizim hakkımız olan Trabzonsporumuz’un kupasını almak için de çok ince ayarlı bir çalışma yapıyoruz. İnşallah hakkı olan Trabzonsporumuzun kupasını da Trabzonspor’un müzesine getireceğiz. Allah inşallah bunu bize nasip edecek.

Bayraktar bu sözlerinin ardından törene katılanlardan büyük alkış aldi, açılışın ardından bir grup Trabzonspor taraftarı da Bakan Bayraktar’a bordo – mavili kaşkol taktı.
Konuşmanın videosu 

Tapelerde adı geçen Volkan Canalioğlu da boş durmuyor elbette:

CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç ile TFF Başkanı Aydınlar a birer mektup göndererek, Trabzonspor un Kupasını istedi.

Canalioğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’a birer mektup göndererek, şanlı bir tarihe sahip olan Trabzonspor’un daha çok  mağdur edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Eh, AKP ve CHP işin içindeyse MHP boş duracak değil ya. Soruşturmanın ilk günlerinde Fenerbahçe, Sivasspor ve Mersin İ.Yurdu’na Bank Asya’da başarılar dileyen mesaj atan Lütfü Türkkan, Ocak ayında da “önemli bir kaynağından” Aziz Yıldırım’ın tutukluluk halinin sona ereceğini öğrendiğini twitterdan panpalarına duyuruyordu.

32 kısım tekmili birden bir oyun oynanıyor. Bazı safdiller hala bunun futbolu temizlemek için yapılan bir operasyon olduğuna inanıyorlar. İnansınlar elbette. Ancak ben mecliste bile bu kadar yoğun siyaset göremiyorum “nedense“!

Behçet Üstün

İlgili yazılar:

Ünlü Türk Yalanları – 1: Emenike’nin Para Sayarken Görüntüleri Var

Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti

Ünlü Türk Yalanları – 3: SPK Fenerbahçe’nin Düşmesine İzin Vermez

Ünlü Türk Yalanları – 5: TFF (Bodrum Bodrum)

SUAT KILIÇ ŞENER VE ÖZDEMİR’LE GÖRÜŞTÜ

leave a comment »

Bakan Suat Kılıç, Sadri Şener’i kabulünden sonra yaptığı açıklamada, geçen hafta Türkiye genelinde stadyum yapılacak illerle ilgili düşüncelerini ve protokol hazırlıklarını kamuoyuna açıkladıklarını belirterek, ”Stadyum protokolü, en önce imza altına alındığı halde yapım noktasında maalesef en sona kalan illerimizden bir tanesi Trabzon oldu. Hepimizin bildiği gibi, yargıda yaşanan problemler nedeniyle gecikti. oysa ki Akyazıprojesi sadece Trabzon kentinin değil, Karadeniz’in beklediği bir simge, bir eser olarak Trabzon ilimize kazandırılması düşünülen bir projedir. Sayın Başbakanımız başta olmak üzere hükümetimizin tamamı Akyazı projesini Trabzonspor’a ve Trabzon’a kazandırmak yönünde bir arzu içerisindedir. Geçtiğimiz günlerde açıkladığımız protokoller arasında Trabzon protokolü de var. Biz Trabzon Akyazı projesini yargıdaki engellerin kalkmasıyla birlikte hızlandırmaya karar vermiş bulunuyoruz. Sayın Şener’in bugünkü ziyareti Akyazı Projesi’nin takvimi ve hızlandırılması sürecine yöneliktir. Bu ziyaret vesilesiyle tüm Trabzon halkına ve Trabzonspor camiasına da bunu duyuruyor ve ilan ediyoruz. Akyazı projesini olabildiğince hızlı bir şekilde tamamlayacağız ve Trabzon kenti de yeni, modern uluslararası standartlara yakışan ve uyan bir stadyuma kavuşmuş olacak. Şimdiden Akyazı Projesi Trabzon ve Trabzonspor’a hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Bu konuyla ilgili adımlar bundan sonra daha hızlı devam ettirilecek ve vaatlerimiz arasında olan bu prestijli eser Karadeniz Bölgesi’ne kazandırılacak” diye konuştu.

Spor Toto Süper Lig’de şampiyonluk tacını kazanan 5 kulüp olduğunu hatırlatan Bakan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu kulüplerimiz Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve Bursaspor. Bursa’nın protokolü yapıldı, stadyumu belediye inşa edecek. Fenerbahçe stadyumu bize ait olan arazi üzerinde Fenerbahçe kulübü tarafından inşa edildi. Yine Galatasaray’ın kullanımına tahsis ettiğimiz Türk Telekom Arena Stadyumu tamamen bizim tarafımızdan devlet arazisi üzerinde yapıldı, mülkiyeti bakanlığımızın, kullanım hakkı tamamen Galatasaray’a verilmiş durumda. Şimdi Trabzon’un meselesi Akyazı projesiyle birlikte çözüme kavuşuyor. Beşiktaş’ın stadyum ihtiyacını da aynı şekilde sürece dahil ettik ve Beşiktaş camiasını,taraftarına ve tarihine yakışan bir stadyuma kavuşturmak arzusundayız. Bu yöndeki çalışmalara devam ediliyor.”

Şampiyonluk kupası

Bakan Suat Kılıç, ”Şampiyonluk kupasının Trabzonspor’a verilmesi yönündeki beklentileri nasıl karşılıyorsunuz?” yönündeki bir soruya, ”Türk futbolunu ayakta tutmaya veya futbol üzerindeki gölgeleri kaldırmaya gayret ediyoruz. Yargıya getirilen konuları yargı, federasyonun yetkisine giren konuları federasyon çözer. Başından itibaren bütün enerjimizi bu noktaya yoğunlaştırdık. Siyaseti, yargıda olan dosyalara da federasyonun elinde olan dosyalara da dahil etmemeye büyük gayret gösterdik. İnce ayar veya bu yönde bir çalışma içerisinde asla değiliz. Bu yöndeki açıklamalarımızı da sizlerle paylaştık. Bu konuda bizim açıklamalarımızı dikkate almanızı öneriyorum. Kesinlikle süreç tamamen yargı ve Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yönetilmekte olan süreçtir. Kupanın sahipliği konusunda siyasetin bir söz söylemesi, kesinlikle sürecin hassasiyetleri ile bağdaşmaz. Bu süreçte esasında takdir edilmesi gereken iki değer olduğuna inanıyorum. Bu değerlerden bir tanesi Fenerbahçe camiası ve taraftarıdır. Diğeri ise Trabzonspor camiası ve taraftarıdır. Yapılan yorumların yanlışlığına rağmen, yapılan yayınların ürettiği gerginliğe rağmen, iki kulübümüzün çok saygın taraftar camiaları hiçbir şekilde aklıselimi kaybetmeden bugünlere kadar sağlam, sağlıklı aklı başında gelmeyi başarmışlardır. Türk futbol tarihi Fenerbahçe ve Trabzonspor’un taraftar camialarını gelecekte takdir edecektir” yanıtını verdi.

Genel kurul

Bakan Suat Kılıç, 26 Ocak’ta gerçekleştirilecek Futbol Federasyonu Olağanüstü Genel Kurulu öncesi spor kamuoyuna da bir çağrıda bulunarak, şöyle konuştu:

”Tribünlerde bazı istenmeyen hadiseler olmuş ve bazı sarf edilmemesi gereken sözcükler sarf edilmiş olabililir. Eğer ki Türk futbolunun ayağa kalkmasına katkı vermek iradesiyle hareket ediyorsak, bunların hepsini, hepimizin unutmaya hazır olması ve karşılıklı olarak bunları bir kenara atmamız lazım. Sayın Şener, ya da bir başka kulüp başkanıyla 26 Ocak’taki genel kurulda ne konuşulacağı üzerine fikir alışverişinde bulunmamız doğru olmaz. Özerklikle bağdaşmaz. Kaldı ki UEFA bu konuda çok hassas bir kurum. Bizim başından itibaren gözettiğimiz bir denge var. Türk futbolu kendi sorunlarını kendisi çözsün, sorunlarını çözerken Kulüpler Birliği yapısını demokratik bir tartışma ortamı olarak kullansın, Türkiye Futbol Federasyonu zeminini de demokratik bir tartışma ortamı olarak ele almaya devam etsin. Herkes konuya bu çerçeveden yaklaşırsa çok daha rahat hareket edebiliriz. Bu süreçte kulüpler ve kulüp başkanları da zorluklar çekiyor. O zaman hepimize düşen, gerekirse bir adım geri atmak, aklıselimi bir kaç adım öne çıkarmak olmalıdır.”

Kulüp başkanlarının mali konularda yardım taleplerini nasıl değerlendirdiği yönündeki bir başka soruya ise Bakan Kılıç, ”Ben kulüplerin mali konudaki taleplerini artık görüşme konusu olarak görmüyorum. Her görüşmede bunlar az ya da çok gündeme gelen konular zaten. Bugün için bu konunun detaylarını konuşmadık. Çünkü camiada bu konuyla ilgili büyük bir beklenti var ama mali haklar konusunda ben bir kere daha yayıncı kuruluşa teşekkür etmek istiyorum. Yüz milyon dolarlık dava düşünceleri vardı. Kazanırlar, kaybederler o ayrı mesele ama böyle bir davanın açılması bile Türk futbolu üzerinde lüzumsuz bir yeni gerilim kümesi yaratabilecekti. Fakat yayıncı kuruluş Türk futboluna katkı sağlamak adına vazgeçti. Bu önemli bir reflekstir. Dolayısıyla Spor Toto’nun destekleri devam ediyor. Yayıncı kuruluş, yayın hakları doğrultusundaki taahhütlerini yerine getirmeye devam ediyor. Kulüplerin diğer gelirleri var. Yönetim performansı özellikle mali konularda tamamen başkanları ve kulüp idarecilerinin sorumluluğu olan hususlardır” şeklinde cevap verdi.

Bir gazetecinin Sadri Şener’e şampiyonluk kupasıyla ilgili sorduğu soruyu da Suat Kılıç şöyle yanıtladı:

”Sayın Şener’in kupa ile ilgili açıklamaları değişik zeminlerde kendisi tarafından ifade edilmiştir. Şimdi bizim görüşmemizde böyle bir soruya cevap vermesi Türk futbol kamuoyu tarafından çok farklı şekillerde istismar edilebilir. Ben o nedenle sorunuza bu şekilde cevap vermiş oluyorum. Taraftarlıkları kenara bırakmamız gereken bir zamandır. Bazı anlar vardır ki şapkalar çıkarılır bir kenara bırakılır. Şu an Fenerbahçelisi, Trabzonsporlusu ile hepimizin öncelikli olarak destek vermesi gereken değer Türk futbolunu ayağa kaldırma gereğidir.”

Nihat Özdemir kabulü

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç daha sonra Fenerbahçe Kulübü Başkan Vekili Nihat Özdemir’i kabul etti. Kabul öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, bunun bir nezaket ziyareti olduğunu ifade eden Suat Kılıç, sözlerini şöyle tamamladı:

”Fenerbahçe kulübü başkan vekili sayın Nihat Özdemir ziyaretimize geldi. Biz herkese ve tüm kesimlerle diyalog halinde olmayı sürecin doğru yönünde olmak adına çok önemli buluyoruz. Türk futbolu zorlu bir dönemden geçiyor. Bu doğru fakat bir doğrumuz daha var. Türk futbolunun içinden geçtiği dönemin zorluklarına rağmen, kulüp başkanları medeni bir şekilde sorunlarını konuşabilmekte ve tartışabilmektedir. Bu çok önemli bir kazanımdır. Bu aynı zamanda Türkiye’de hem sporun hem demokrasinin nereden nereye geldiğinin önemli bir göstergesidir. Sezon başlarken hepimizin önemli ve büyük kaygıları vardı. Yapılan yayınlar, ortaya konulan yorumlar, bu yorumların içerdiği tahriklerden hareketle, olumsuzlukların yaşanabileceğine yönelik kaygılar herkeste haddinden fazla vardı ama gelinen noktada futbolseverlerin, camiaların sağduyu ve aklıselim çağrılarını dikkate aldıkları görülmektedir. Ben bu noktada en çok Fenerbahçe ve Trabzonspor camialarına teşekkür ediyorum.”

Written by kesinofsayt

12 Ocak 2012 at 00:25

FENERBAHÇE’YE HAKSIZLIK YAPILDI

leave a comment »

Abbas Güçlü ile Genç Bakış 10. sezonun ilk programında Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ı ağırladı. Gençlerin genç bakanı öğrencilerin sorularına samimi yanıtlar verdi. 6 farklı üniversiteden öğrencilerin katıldığı “Genç Bakış” Üsküdar Gençlik Merkezi’nden canlı yayınla ekrana geldi…

İşte programın geniş özeti;

İktidarda olmamız demokratik cumhuriyetin bir nimeti

– Başta Sayın Başbakan olmak üzere bizlerin burada bulunması tamamen cumhuriyet idaresinin bu topluma kazandırdığı değerlerdir, nimetlerdir.

– Annem okuma yazmayı birkaç sene önce öğrendi babam ilkokul üçten terk. Ben ilkokulu doğduğum köy, Yeşilköy’de iki göz bir okulda okudum. İlk üç sınıf aynı derslikteydik. Bu noktaya bu şekilde bir ortamdan geldim.  Ailemde siyasete adım atan ilk kişiyim. Baba tarafından ilk üniversite mezunuyum. Türkiye’de bir yerlere gelebilmek için illa ki belli çevrelerde yetişmek gerekmiyor.

Fenerbahçe’ye haksızlık yapıldı

– Fenerbahçe camiasına taraftar noktasında yayınlar ve yorumlar  yoluyla bir haksızlık yapıldığı kanaatindeyim. Camia çok hırpalandı çok yıpratıldı. Yorumcuları ve yazarları taraftar camialarını bu kadar yıpratmamaya onurlarıyla bu kadar oynamamaya davet ediyorum. Olaylar, olgular, hukuk kaideleri üzerinden konuşulabilir ama kalkıptaFenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ya da Trabzonspor camialarını topyekün suçluymuş gibi hedef tahtasına yerleştirmenin hakkaniyetle bağdaşan bir tarafı yok.

Sporda Şiddet Yasası’nı biz dayatmadık

– Sporda şiddet yasası siyasal iktidar tarafından kulüplere ya da Türkiye Futbol Federasyonu’na dayatılan bir kanun değil. Bu kanun geçen dönem seçim kararı alındıktan sonraki dar zamanda yasalaşan bir metin.  O dönem Türkiye Futbol Federasyonu ve Başkanı bu teklifin yasalaşması için aşırı ısrarcı oldular. Ben kendilerine futbol kulüpleri böyle bir metnin yasalaşmasını istemezler çünkü başkanlarına, yönetimlerine, futbolcularına  çok büyük sorumluluklar getiriyor dediğimde başta Sayın Aziz Yıldırım olmak üzere tüm kulüp başkanları bu teklifin yasalaşması konusunda kararlı ve ısrarcı olduklarını söylediler. Teklif kısa sürede yasalaştı. Ama sonradan gördük ki üstdüzey spor yöneticileri bile bu kanunun ne getirip ne götürdüğüne bakmamış. O dönem; “Tamam tüm aykırılıklarına rağmen bu yasayı çıkaralım ama AB normlarını, UEFA kriterlerini, FİFA’nın genelgelerini dikkate aldınız mı?” diye sordum. Herşeyin uluslararası hukukun ve UEFA talimatnamelerinin paralelinde olduğu ifade edildi ama gelinen noktada görülüyor ki bu ölçüde köşeli ve sert hükümler Avrupa’da bile yok. Bu kanun bu anlamda bir hayli sert bir kanun.

Futbolda yaşananlara şiirli yanıt:  “Akıl almaz sorular soru içinde, akıl olmazların zoru içinde.”

– Daha 6 ay önce TBMM’de kabul edilmiş bir metnin değiştirilmesi kesinlikle bizim istediğimiz birşey değil. Bu  kanununu biz getirmedik ve en ufak bir değişiklik çalışması içerisinde değiliz. Ama Kulüpler Birliği bir konsensusla bir metin ortaya çıkarır, CHP, MHP ve BDP’ye götürür oraların rızasını aldıktan sonra Ak Parti’ye de gelirlerse siyaset kurumu TBMM’de bunu değerlendirir. Bu noktada Necip Fazıl Kısakürek’i hatırlıyorum: “Akıl almaz sorular soru içinde, akıl olmazların zoru içinde.” Bu konular o kadar netameli ki ne olacağını zamana bırakıp göreceğiz.

Siyasetin kılıcı federasyonun üzerinden kalktı

–  6222 sayılı yasa çıkıncaya kadar Gençlik ve Spor Bakanı’nın Türkiye Futbol Federasyonu’nu genel kurula çağırma yetkisi vardı. Yani siyasetin kılıcı sürekli olarak federasyonun üzerindeydi. Son yasayla bu ortadan kalktı. TFF tamamen özerk.  UEFA ve TFF kararlarına karşı siyaset kurumunun ya da bakanlığımızın bir yaptırımı söz konusu değil.

28 Şubat’ın getirdiği haksızlıklar için özür diliyorum

–  Meslek liseleri ve imam hatiplerin önündeki katsayı engelinin kaldırılması konusunda bir teşekkürü haketmiyoruz çünkü size haketmediğiniz birşeyi vermedik 28 Şubat sürecinde gaspedilmiş bir hakkınızı hukuka inanan bir iktidar olarak iade ettik.

– 28 Şubat sürecinin, o dönem başlayan haksızlıkların müsebbibi biz değiliz  ama devlette devamlılık esastır ve devlettki devamlılık adına, kaybedilmiş yıllarınız için ben özür diliyorum.

Atama bekleyen öğretmenler bizi de anlayın

– Biz yaz döneminde 250 bin sözleşmeli personele doğrudan devlet kadrosu verdik, bundan dolayı yaşadığımız güçlüğü de atama bekleyen öğretmenlerin anlamasını bekliyoruz. Evet çok meşru bir haklarını istiyorlar, haklılar ama bize de hak vermeliler. 250 bin sözleşmeliyi kadroya geçirmek demek maliyetin ikiye katlanması demek. Birçok ülkenin maaşları ödeyemediği bir küresel dalgalanma döneminde Türkiye maaşları ödeme problemi yaşamıyor, normal artışlara devam ediyor ve 250 bin sözleşmeliyi kadroya alabiliyorsa buarda hükümetin ciddi bir fedakarlığı var demektir. İnşallah daha fazlasını da yapabiliriz, öğretmenlerimiz bunu hakediyor.

Mesele sadece karın doyurmaksa her şeyi bırakıp fırın yapalım

– 2020 Olimpiyatlarına İstanbul markasıyla adayız. Bunlar karın doyurmaz diyorlar. Hakkari’de havaalanına karşı çıkanlar da aynı şeyi söylüyorlar. Ama beklesinler hastaneleri, okulları, havalanlarını bitirelim, onlar da şantiyeleri yakmaktan vazgeçsinler o zaman o havaalanlarına gelen işadamları orada fabrikalar kuracak karın doyuracak. Mesele sadece karın doyurmaksa her şeyi bırakıp fırın yapalım.

Krizden etkilensek yatırımlar devam etmezdi

–  Türkiye krizden etkilenmeyecek. Etkilenecek olsaydı tüm yatırımların durması gerekirdi. Oysa hepsi devam ediyor. Yeni yatırımlar yapılıyor. Bir stadyumun maliyeti 80-100 milyon TL. Eğer benim ülkem aynı takvim yılı içinde 14 şehirde 14 stadyum yapımına başlayacak güce ulaştıysa söylenecek tek şey vardır: Allah devlete, millete, hükümete zeval vermesin.

75 yeni yurt, 40 bin ek yatak

– Önümüzdeki 6 ay-1 sene içerisinde tamamlanacak yurt projeleriyle Türkiye’ye kazandıracağımız yatak kapasitesi 39 bin 800. Bunların dışında 2011 programına dahil ettiğimiz 75 tane ilave yurdun da yeni yapımına başlayacağız. Hedefmiz 350 bin yatak kapasitesi. Ama bu da yetmeyecek.

– Türkiye genelinde gençlik ve kültür merkezlerini yeni bir yapılandırma anlayışıyla çoğaltmayı planlıyoruz. İçerisinde basket, volaybol sahalarının olduğu merkezler yapacağız. Göstermelik bir kaç tane değil, 100 rakamıyla başlayacğız ve bu rakamı katlayacağız.

– Bakanlık olarak sporla ilgili 1 gençlik ile ilgili 3 müdürlüğümüz var. Biz gençlerden proje bekliyoruz. Formalitelere takılmasınlar. Bu tüm gençlere açık bir çağrıdır.

Hürriyet

Written by kesinofsayt

06 Ekim 2011 at 05:36

Fenerbahçe, Suat Kılıç kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,