FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘MHP’ Category

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 7 (OCAK 2012)

leave a comment »

1 Ocak 2012 – Pazar

  • Soruşturma öncesine kıyasla Fenerbahçe’nin piyasa değeri yüzde 43, Beşiktaş’ın yüzde 35,Galatasaray’ın yüzde 56 ve Trabzonspor’un ise yüzde 36 düştü.

4 Ocak 2012 – Çarşamba

5 Ocak 2012 – Perşembe

  • Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı 58. maddeyi görüşmek üzere yaptığı toplantı sona erdi. Kulüpler Birliği Başkanı Yıldırım Demirören toplantının ardından açıklama yaptı. Demirören: 58. maddeyle ilgili karar Futbol Federasyonu’na aittir.’ diye konuştu.
  • UEFA’dan yapılan açıklamada, “Son gelişmelerin ardından, UEFA, Türkiye Futbol Federasyonu’nun şike sorununu çözmek konusunda tek sorumlu olduğunu ve Türkiye’deki futbolun geleceği için uygun önlemleri almak ve cezaları vermek için tek sorumlu olduğunu açıklamak gereği duymuştur. UEFA’nın ülke federasyonlarının özgürlüğü ve özerkliğine saygıdan dolayı Türkiye Futbol Federasyonu’nun iç işlerine karışması söz konusu değildir. Ancak Türkiye’den bir talep gelirse, UEFA tavsiyede bulunabilir ve özerklik hakkını koruyarak TFF’ye destek verebilir. Fakat UEFA şike soruşturmasındaki gelişmeleri takip etmektedir ve şike davası Avrupa Kupaları’ndan birini etkilerse, UEFA müdahale edebilir. Bu konuda öncelik futbolun geleceğidir” denildi.

6 Ocak 2012 – Cuma

  • TFF, hukuki konularda karar alma yetkisini hukuk kurullarına devretti.

8 Ocak 2012 – Pazar

  • Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, TV8’de yayınlanan ‘Her Şey Futbol’ programının yorumcusu Faik Çetiner’e bir mektup göndererek “14 Şubat’ta yapacağım savunmayla yer yerinden oynayacak, Türkiye sarsılacak” ifadesini kullandı.

9 Ocak 2012 – Pazartesi

  • Fenerbahçe 3 – 1 Gaziantepspor
  • Trabzon’da bir açılışa katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Trabzonspor’un hakkı olan şampiyonluk kupasını almak için çok ince ayarlı bir çalışma yaptıklarını söyledi.

10 Ocak 2012 – Salı

  • Trabzonspor’a HES’ten 10 milyon dolar gelecek.
  • Sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılan Lefter Küçükandonyadis Aziz Yıldırım’a bir mektup gönderdi.

12 Ocak 2012 – Perşembe

  • UEFA, Cornu’nün raporunun CAS dosyasından çıkartılmasını talep etti.
  • AKP milletvekili Hakan Şükür “Galatasaray bunun içinde değildi. Futbolda bu soruşturma sürecinde, mahkemenin başlayacağı süreçte çok farklı şeyler duyabiliriz” dedi.
  • Türkiye A2 Milli Futbol Takımı’nın eski teknik direktörü Pierre van Hooijdonk TFF’den maaşını alamadığını açıkladı.

13 Ocak 2012 – Cuma

  • Lefter Küçükandonyadis vefat etti.
  • Aziz Yıldırım 58. maddenin değiştirilmesinin kabul edilemez olduğunu açıklayan bir mektup gönderdi, “gerekirse biz kendimizi düşürürüz” dedi.

14 Ocak 2012 – Cumartesi

  • Aziz Yıldırım Lefter’in vefatı nedeniyle bir mektup gönderdi.
  • AKP milletvekili Hakan Şükür “Trabzonspor, Fenerbahçe ile ligi aynı puanda bitirmiş, şampiyon gibi algılanması gereken bir takım, yani bir nevi o ligin şampiyonudur” dedi.
  • CAS hakimi Erkiner, katıldığı bir televizyon programında ‘Belge sunma vakti geçti. Ben UEFA’nın belgeleri geri çektiği bir duruma da hiç rastlamadım. Fener’in onayı olmadan yapılmaz.’ ifadelerini kullandı.

15 Ocak 2012 – Pazar

  • Lefter Küçükandonyadis Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda binlerce taraftarın katıldığı bir törenle son yolculuğuna uğurlandı.
  • Lefter’in cenaze törenine katılan başbakan ıslıklandı.
  • Hakan Şükür’den Fetullah Gülen’e övgü

16 Ocak 2012 – Pazartesi

  • Manisaspor 1 – 2 Fenerbahçe
  • Fenerbahçe Spor Kulübü Sportif Direktör ve Teknik Sorumlu Aykut Kocaman ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar arasında  herhangi bir puan pazarlığı ya da bu anlama gelebilecek bir görüşme yapılmadığını açıkladı.
  • MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Metris Cezaevi’nde tutuklu bulunan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım için tahliye kararının çıktığını iddia etti.
  • Galatasaray Kulübü, avukatları aracılığıyla Futbol Federasyonu’na ihtarname çekti.

18 Ocak 2012 – Çarşamba

  • Özel yetkili savcılık tarafından yürütülen ‘Futbolda şike soruşturması’ dosyasından ayrılan ve Galatasaray Spor Kulübü ile ilgili olan soruşturmada görevsizlik kararı verildi.

19 Ocak 2012 – Perşembe

  • Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, yönetim kurulu üyesi Yunus Egemenoğlu ve Baş Hukuk Müşaviri İlhan Helvacı, UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino ve Cornu’nun yerine dosyayı üstlenen Aleys Bell ile görüştü.

20 Ocak 2012 – Cuma

  • Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, UEFA ile yaptığı toplantının ardından Spor Toto Süper Lig kulüplerinin başkanlarıyla bir araya geldi.Yapılan toplantının ardından Fenerbahçe Başkan Vekili Nihat Özdemir ve Asbaşkan Ali Koç toplantı sonrasında açıklamalarda bulundu.

21 Ocak 2012 – Cumartesi

23 Ocak 2012 – Pazartesi

  • Fenerbahçe’nin UEFA ve TFF’ye karşı CAS’ta devam eden davasının duruşma tarihi 22 Mart 2012 Perşembe olarak açıklandı.

24 Ocak 2012 – Salı

  • Fenerbahçe başkan vekili Nihat Özdemir ve asbaşkan Ali Koç Lig TV’de gündeme ait soruları yanıtladılar.
  • Lütfi Arıboğan Sports TV’ye konuştu.

25 Ocak 2012 – Çarşamba

26 Ocak 2012 – Perşembe

  • Aziz Yıldırım TFF Genel Kurulu’na 58. madde ile ilgili bir mektup gönderdi.
  • TFF Genel Kurulu 58.maddenin bir kereliğine değişmesini reddetti.
  • Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, “bir defalık af” isteyen “puan silme” önergesinin Genel Kurul’da reddedilmesinin ardından “Hayırlısı oldu. 8 takım düşmez; 1-2 takım düşer o kadar” yorumunda bulundu.
  • Ünal Aysal “Mehmet Ali Aydınlar istifa ederse kurgu bozulurdedi.

27 Ocak 2012 – Cuma

  • Fenerbahçe Moussa Sow’u transfer etti.

28 Ocak 2012 – Cumartesi

  • TFF, olağanüstü genel kurulu öncesinde Spor Toto 2.Lig ve 3.Lig kulüp başkanları ile yapılan toplantı hakkındaki haberleri yalanladı.

29 Ocak 2012 – Pazar

30 Ocak 2012 – Pazartesi

  • Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun federasyonun yol haritasını belirlemek için yaptığı toplantı sona erdi. Başkan M.Ali Aydınlar  ve Yönetim Kurulu göreve devam etme kararı aldı.

31 Ocak 2012 – Salı

TFF Başkanı M.A.Aydınlar, Başkanvekili Lütfi Arıboğan, Başkanvekili Göksel Gümüşdağ istifa ettiler.

M.A.Aydınlar istifa gerekçeleri arasında, TFF’de kendisinden bilgi saklanmasını da gösterdi.

Aydınlar’ın istifasında CAS Hakimi Kısmet Erkiner’in söyledikleri etkili oldu.

TFF Başkanlığına ilk aday Trabzonlu İbrahim Hacıosmanoğlu oldu. Hacıosmanoğlu için video1, video2.

Ligde oynayacağı Antalyaspor maçı öncesinde Galatasatay Antalyasporlu Necati Ateş ile anlaştı.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 1 – (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 2 – (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 3 – (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 4 – (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 5 – (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 6 – (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

Reklamlar

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 1 – (TEMMUZ 2011)

leave a comment »

Temmuz – Eylül 2011

Ekim – Aralık 2011

Not: Yukarıdaki iki çizelge Gökçen Yıldız ( @HipiLangstrumpf ) tarafından hazırlanmıştır. Kullanılmasına izin verdiği için teşekkür ederiz.

3 Temmuz 2011 – Pazar

Liglerin bitişinin ardından transfer heyecanı yaşanacak derken 3 Temmuz 2011 sabahı başta Aziz Yıldırım olmak üzere birçok kulüp yöneticisi ve futbolcu şike soruşturması nedeniyle gözaltına alındı.

Operasyonda Aziz Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, Tamer Yelkovan, Mecnun Odyakmaz, Bülent Uygun, Emenike, Sezer Öztürk, Korcan Çelikay, Serkan Çalık, Mehmet Yıldız, Serdar Kulbilge, Mahmut Boz, Ümit Karan’ın da aralarında bulunduğu 40’a yakın kişi gözaltına alınarak Vatan Caddesi’ndeki emniyete getirildi.

Yedi aydır süren operasyonun Aralık 2010 tarihinde savcı Zekeriya Öz tarafından başlatıldığı, Öz’ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine terfi ettirilmesinin ardından soruşturma dosyasının Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk’e devredildiği açıklandı.

Soruşturmayı başlatan Zekeriya Öz kamuoyunda Ergenekon savcısı olarak tanınıyordu.  Bigadiç Cumhuriyet Savcısı olduğu dönemde “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında Adil Karar Adil Yargılanma Hakkı” adlı bir çalışmaya imza atmış, “yasaları uygulamak zorunda olan adalet mensuplarının da hassasiyetleri iyice kavrayıp yargılamalarda ve devletin yaptığı tüm işlemlerde kanunlara uygun, kişilerin haklarını zayi etmeyecek şekilde eşit ve adil uygulama içinde olmaları zarurettir” yazmıştı.
Savcı Öz, gözaltına alınmalardan yaklaşık dört ay önce Adnan Polat tarafından Galatasaray’a üye yapılmıştı (aynı gün Lütfi Arıboğan’ın eşi Deniz Ülkü Arıboğan da kulübe üye kaydedildi).

Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay operasyon ile ilgili yaptığı açıklamada, ”Çirkin bir olay, bunu buradan söyleyebilirim. Bu polis devleti. Hiç bir mahsur yok bunu söylemekte. Çünkü olay çirkin. Ne şike oldu ki araştırma yapıyorlar” dedi.

4 Temmuz 2011 – Pazartesi

  • Fenerbahçe Spor Kulübü şike operasyonuyla ilgili yayın yasağı konmasını istedi.
  • Emenike’nin para sayarken görüntüleri olduğu haberleri tüm medyada yer aldı.
  • Tahir Kıran şike ihbarını kendisinin yapmadığını açıkladı.

Siyasilerden ilk tepkiler şöyleydi:
Başbakan Erdoğan: Değerlendirme yapmam doğru olmaz. Ancak detay bilgiler elimde olduğu zaman ben de bir değerlendirme yapma şansı bulabilirim. Yargı bir karar vermiş, karar neticesinde de güvenlik güçleri de böyle bir operasyonu yapmışlar. Temenni ederim ki herhangi bir sıkıntılı durum çıkmaz.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Türkiye’de her sosyal kesime bir operasyon uygulaması var. Sanıyorum sıra spora geldi
AK Partili Milletvekili Hakan Şükür: İddialar ciddi. Umarım aklanırlar. Şampiyonluğa giden yolda çeşitli imalarda bulunmuşlardı. Bunlar tabii hemen hemen her dönemde çok konuşulur. Ama en son çıkan kanunla biraz daha üzerine gidilen soruşturulan bir boyuta geleceği söylenmişti. Bugün bunu yaşıyoruz. Tabii henüz bir suç isnadı oluşmadı. Ben de herkes gibi umuyorum ki çok değerli başkanlarımızın, futbolcu arkadaşlarımızın ve menajerlerin bu durumdan sağ salim çıkması ama başlı başına bu şekilde içeri gitmeleri bile bundan sonra bu işin ne kadar ciddi yapılacağı konusunda en ufak şaka yollu konuşmaların bile değerlendirmeye tabi tutulacağını gösteriyor.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: İsimlerin içinde kulüp yöneticileri, futbolcular, federasyon, Merkez Hakem Kurulu’ndan kişiler var. Önemli bir yargı operasyonu olarak görülüyor. Arama, gözaltına alınma kararı, kapsamlı inceleme yapıldığını gösteriyor. Yargı sürecini hepimiz merakla bekleyeceğiz. Merakla takip edeceğiz. Belki de futbol spor camiasında birtakım olayların ortaya çıkarılması, varsa sorumlularının da yargı sürecinde aklanmaları ve yargılanmaları mümkün olacak. Bu, Türkiye’nin gerçek hukuk devleti olmaya doğru hızla yol aldığını gösteriyor. Türkiye’de hukuk, yargı güçleniyor. Türkiye’de hukuka, nizamlara aykırı işler yapmak isteyenlerin önünde engeller var. Yargı sonucunu merakla bekleyeceğiz. Sonucunda inşallah Türkiye için önemli sonuç ortaya çıkar.
Eski TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin: Benim dönemimde de işaretler vardı ama yasa yoktu. Üzüntüyle izliyorum. Türk futbolunun geçmişi için üzüntü verici, geleceği için umut verici.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik: Ben bu işlerden çok anlamam ama yüzde 5’i bile doğruysa çok vahim. Türk sporu adına çok vahim. İnşallah temizlenmeye yol açar. Bütün memlekette herkes temiz iş yapmalı. Temiz siyaset, temiz spor, temiz gazetecilik…

5 Temmuz 2011 – Salı

  • UEFA basın sözcüsü soruşturma sürüyor da olsa Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılabileceğini açıkladı.
  • Fenerbahçe yönetimi TFF ile bir toplantı gerçekleştirdi.
  • Ünal Aysal yazılı bir açıklama ile “Fenerbahçe Kulübü’nün hassasiyetini göz önünde tutarak Galatasaray TV başta olmak üzere Kulübümüzün tüm mecralarında konu ile ilgili program ve yayın yapılmaması kararını almış bulunuyoruz. Aynı hassasiyetin tüm Galatasaray camiası tarafından da gösterileceğine eminim” dedi.
  • Aykut Kocaman ve Alex operasyon konusunda açıklama yaptılar. Kocaman “futbol bir bataklık ve kurutulmak isteniyorsa 1958 yılına kadar gidilmelidir” dedi.
  • TFF Başkanı Aydınlar “delillere göre hareket edeceğiz” dedi.
  • Fenerbahçe’nin yayın yasağı talebi reddedildi.
  • “İşte şikenin fotoğrafları” haberleri başladı.

6 Temmuz 2011 – Çarşamba

  • Yıldırım Demirören de şüpheli sıfatıyla ifade verecek.
  • Aykut Kocaman Cüneyt Tanman’ın maçları izleyip karar vermesini istedi.
  • Emniyetten yapılan açıklamada 19 maçta şike ve teşvik faaliyeti belirlendiği bildirildi.
  • Hüseyin Gülerce “Futbolun Dokunulmazları”nı yazdı.
    “Artık futboldaki Ergenekon’a da neşter vuruluyor. “Futbolda Ergenekon olur mu?” sorusu bugün anlamsız bir sorudur. Vesayet varsa, darbecileri vardır. Darbeciler varsa, medyaları, işadamları, çeteleri, kozmik adamları vardır. Vesayet, hukuk dışı örgütlenmelerle ayakta durur. Bu ülkede yüzyıldan beri vesayet rejimi var. Onun için hukuk dışılık her sosyal grubun, devlet aygıtının, anayasal kurumların içinde hükümferma olmuştur. Mücadele, vesayet ile demokratikleşme arasındadır. Bugün inisiyatif sivil iradenin elindedir. Vesayetin bütün ağaları, bu arada futbolun ağaları da kaybetmeye mahkumdur.”

7 Temmuz 2011 – Perşembe

  • Aziz Yıldırım HSYK, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve TBMM’ye yargı mensuplarını şikayet etti.
  • Aziz Yıldırım’ın eşkal tesbit fotoğrafları yayınlandı.
  • Şekip Mosturoğlu ve 14 kişi tutuklandı.
  • Cüneyt Tanman Aykut Kocaman’a cevap verdi: Burası muz cumhuriyeti değil.
  • İstanbul Emniyet Müdürü Çapkın, Demirören’i ifadeye çağırmadıklarını söyledi.
  • Gençlik ve Spor Bakanlığı’na Suat Kılıç getirildi.
  • UEFA’dan yeni açıklama: “Şikeye sıfır tolerans”

8 Temmuz 2011 – Cuma

9 Temmuz 2011 Cumartesi

  • Fenerbahçe Yönetim Kurulu ilk basın toplantısını yaptı ve sert mesajlar verdi.
  • Ünal Aysal: “Galatasaray’ın böyle bir durumda hiçbir leke almamasını sağlayan geçmiş tüm başkan, yönetici ve sporcularımıza buradan şükranlarımızı sunuyorum.”
  • Savcı Mehmet Berk tarafından sorgulanan Aziz Yıldırım’ı sürpriz bir isim, bir dönem Başbakan Erdoğan’ın da avukatlığını yapan Faik Işık savundu.

10 Temmuz 2011 Pazar

  • Fenerbahçe taraftarı önce Topuk Yaylası’na çıkıp takımla buluştu, sonra 100 bini aşkın kişi Bağdat Caddesi’nden Kadıköy’e yürüdü. Yürüyüş sonunda köprüye yönelen taraftara polis biber gazıyla karşılık verdi. Videoda polis müdürünün “gerekirse mermi kullanabilirsiniz” demesi infial uyandırdı.
  • Aziz Yıldırım tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderildi.
  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: Yargının vermiş olduğu bir karar. Bu karar üzerinde herhangi bir yoruma girmem doğru olmaz.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

  • TFF’den açıklama: Lig planlandığı şekilde 5 Ağustos tarihinde başlayacaktır. 31 Temmuz tarihinde Süper Kupa Finali Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanacaktır. Lig planlandığı şekilde devam edecektir. Daha önceki fikstür çekim tarihi aynen geçerlidir.
  • Külüpler Birliği adına İlhan Cavcav açıklama yaptı: Kulüplerin başkanları olarak tek ses, tek yürek durumundayız. Birlik ve beraberlik içinde en ufak çatlak ses bulunmamakta, herkes ortak mutabakat ve yüzde yüz beraberlik içindedir.
  • Futbolda şike soruşturmasının 2. dalgasında Mahmut Özgener, Sadri Şener, Levent Kızıl’ın da aralarında bulunduğu toplam 22 şüpheli gözaltına alındı.

12 Temmuz 2011 Salı

  • Aziz Yıldırım: Sevk belgemde adresim Metris Cezaevi yazılmış.
  • Galatasaray’dan açıklama: “Ateş üfleyerek sönmez”.
  • Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), şu anki bilgiler doğrultusunda, soruşturmada adı geçen kulüplerin kupalara katılmasının reddedilmesini gerektirecek bir şey olmadığını belirtti.
  • Sadri Şener yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldı.
  • Mahmut Özgener serbest bırakıldı.
  • Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu gözaltına alındı.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

  • UEFA’dan resmi siteden açıklama: Şike ispatlanırsa sonradan ihraç da mümkün.
  • Serdal Adalı, Tayfur Havutçu, İbrahim Akın, İskender Alın tutuklandı.
  • İbrahim Akın ve İskender Alın’ın iddiaları kabul ettiği iddia edildi.
  • Galatasaray’da çatlak: Ali Dürüst’ün katıldığı Kulüpler Birliği açıklamasından sonra Aysal’ın açıklaması ortamı gerdi.
  • Çarşı’dan manifesto: Aklanın da gelin!
  • Hüseyin Gülerce’nin konu hakkında ikinci yazısı geldi:
    “Mesele futbolda şike, çete meselesi değil. Mesele Aziz Yıldırım meselesi değil, Fenerbahçe meselesi hiç değil. Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor meselesi de değil. Kimse, sorumluluğunu unutup, taraftarı tahrik etmesin. Ergenekon davasını, Cumhuriyet mitingleri ile özünden saptırmak isteyenler nasıl umduklarını bulamadılarsa, futbol takımlarının taraftarlarını sokağa dökmeye çalışanlar da başarısız olacaklardır. Referandumdaki yüzde 58 ile seçimlerdeki yüzde 50’yi, iyi anlamak lazım. Ortada, demokratikleşme için sivil siyasete, AK Parti iktidarının reform ve özgürlüklerin genişletilmesi hamlelerine destek veren bir irade var. Başbakan Erdoğan, bu iradenin hakkını vermede kararlı görünüyor.”

14 Temmuz 2011 Perşembe

  • Beşiktaş aklanana kadar kupayı iade ettiğini açıkladı.

15 Temmuz 2011 Cuma

  • Lütfi Arıboğan: Akla gelecek her ihtimal üzerinde çalışıyoruz.
  • Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırılan Trabzonspor Asbaşkanı Nevzat Şakar, taburcu edildi.
  • Hüseyin Gülerce’nin üçüncü yazısı: Ergenekon Surundaki İkinci Gedik “Futbolda şike ve çete soruşturması, göreceksiniz daha neleri ortaya serecek. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’dan sonra, Beşiktaş Kulübü Teknik Direktörü Tayfur Havutçu’nun ve iki futbolcunun daha tutuklanması, büyük depremin de habercisi. Hepimiz hazır olalım, kelimenin tam anlamıyla futbolda yer yerinden oynayacak.Bazıları, depremin büyüklüğünü tahmin edemedikleri için ayağında top dolaştırıyor. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tavrı böyle. “Savcının iddianamesini bekleyeceğiz.” diyor. Diyor ama futbolcuların bazılarının şikeyi itiraf ettikleri manşetlere çekilirken, Federasyon’un o beklemenin altında kalmayacağını kim söyleyebilir? Dağdan bir kartopu yuvarlandı ve giderek çığa dönüşüyor. Yeni TFF, galiba kucağında bulduğu kor ateşin farkında değil. Şu anda liglerin zamanında başlaması bile tehlikede. Katılacak takımlar UEFA’ya bildirildi ama yer yerinden oynamaya başladığında o bildirimin ne hükmü olur?”

17 Temmuz 2011 Cumartesi

Ebru Köksaldı: Daha Yeni Başlıyor

18 Temmuz 2011 Pazar

  • UEFA – TFF toplantısı sona erdi. Lütfi Arıboğan: UEFA TFF’ye olan güvenini belirtti.
  • Savcı Mehmet Berk tatile çıktı.

19 Temmuz 2011 Pazar

  • Dünya Fenerbahçeliler günü
  • M.A. Aydınlar TFF kararlarını açıkladı: Süper Kupa ileri bir tarihe ertelendi. Yarından itibaren savcılıktan belgeler gelmeye başlayacak. TFF’de kozmik oda kuruluyor.
  • Fenerbahçe futbol takımı antrenmana “en büyük delilimiz alın terimiz” pankartıyla çıktı.
  • İbrahim Akın’ın avukatı Hakkı Kurtuluş, müvekkilinin, hakkında çıkan ”şikeyi itiraf etti” şeklindeki iddiaları reddettiğini bildirdi.
  • Trabzonspor’dan açıklama: 17’de 16 nerede görülmüş.

21 Temmuz 2011 Salı

22 Temmuz 2011 Çarşamba

  • TFF’den Fenerbahçe’ye cevap: Fenerbahçe’nin açıklaması hukuki süreci etkilemeye yöneliktir.
  • İhsan Kalkavan, “Türkiye’de şike ve teşvik primi varsa, bundan dolayı en fazla mağdur olan takım Beşiktaş’tır” dedi. İhsan Kalkavan, Galatasaray’ın bu olaylardan kendini tecrit etme şansı olmadığını iddia ederek, “Galatasaray’ın âdeta kendisini tecrit ederek, “sütten çıkmış ak kaşığım, benim tarihimde de bu yoktur” deme şansı yok…
  • Hüseyin Gülerce’den bir yazı daha: TSK – Futbol / Adiyet – Hukuk
    “Genelkurmay ve TFF, süreci neden yanlış yönetiyorlar? En önemli sebep, Türkiye’deki değişimin/demokratikleşmenin okunamamasıdır. İkincisi de, yeni durumu bir türlü kabullenememedir. Kurumlar içindeki vesayetçi zihniyet sahipleri ise kabullenememeden de öte, bu durumu bir türlü hazmedemiyorlar Düştükleri duruma bir türlü inanamıyorlar. Vesayetçilerin gafleti, bir gün kendilerinin de yargıda ifade vereceklerini hiç hesaba katmamış olmaları. İçine düştükleri durumun geçici olduğunu zannettiler. Kaybolan kontrollerini yeniden  kazanabileceklerine inandılar, inandırıldılar. Askerden daha askerci “siviller” onları, “biz de sizi bir şey zannediyorduk, yazıklar olsun” diye sürekli tahrik ettiler. Ama yargı yılmadı. Böyle olunca da her geçen gün, sürecin yanlış yönetilmesinin faturası ağırlaştı.”

23 Temmuz 2011 Perşembe

24 Temmuz 2011 Cuma

25 Temmuz 2011 Cumartesi

  • Mehmet Ali Aydınlar savcı Mehmet Berk ile görüştü.
  • Mehmet Ali Aydınlar beklenen açıklamayı yaptı: Süper Lig 9 Eylül’de, Bank Asya 10 Eylül’de başlayacak.

26 Temmuz 2011 Pazar

27 Temmuz 2011 Pazartesi

  • Fenerbahçe’ye Shaktar Donetsk maçındaki olaylar nedeniyle 2 maç saha kapatma cezası geldi.
  • Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı Başkanı Aziz Yılmaz: “Aziz Yıldırım’ın heykeli dikilecekmiş. Yıldırım geldiğinden beri şike yaptı, yapıyor.”
  • UEFA’dan Beşiktaş’a mektup: Kupayı iade ettiğiniz için teşekkür ederiz.
  • TFF, LigTV, TRT yöneticileri bir araya geldi.

28 Temmuz 2011 Salı

  • Emenike “bu ortamda burada olmak istemiyorum” dedi. Fenerbahçe ile Spartak Moskova anlaştı.
  • MHP Milletvekili Lütfü Türkkan twitter hesabından Fenerbahçe, Sivasspor ve Mersin İ.Yurdu’nun düşeceğini açıkladı.

29 Temmuz 2011 Çarşamba

  • Nevzat Şakar serbest bırakıldı.
  • Balıkesir’in Edremit ilçesinde dinlenen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cuma namazı sonrası Fenerbahçe’nin küme düşmemesi için dua etti.

31 Temmuz 2011 Cuma

  • Kemal Kılıçdaroğlu: Ben de Fenerbahçeliyim, ama…
  • Serdal Adalı: Yıldırım Demirören bir daha buraya sakın gelmesin. Çok büyük vefasızlık var. Biz bu yola beraber çıktık ancak yalnız bırakıldık. Hem haksız yere burada olmamıza üzülüyoruz hem de yol arkadaşlarımızın tavırlarına…

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 2 (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 3 (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 4 (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 5 (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 6 (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 7 (Ocak 2012)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

ÜNLÜ TÜRK YALANLARI – 4: DAVA SİYASİ DEĞİL

with 2 comments

3 Temmuz 2011 tarihinde başlatılan ve kamuoyunda Şike Davası olarak bilinen operasyonun arka planının siyasi olduğuna inananların sayısı tahmin edilenden de fazla. Ancak iddianamede birçok kulüp ve birçok kulüpten yönetici olmasına rağmen, medyada sadece Fenerbahçe’nin suçlandığı sanrısı yaratanların ve Fenerbahçe’nin süreçten büyük yara almasını umut edenlerin ortak kanısı soruşturmanın hiçbir siyasi yönü olmadığı yolunda…

Gerçekten öyle mi? Dava basit bir sportif kanunsuzluk davası mı? Bakalım…

İlk paragrafta bahsedilen, davayı siyasi görmeyenlerin bile Türkiye’de siyasetle futbolun içiçe olduğunu inkar edeceğini sanmıyorum. Liglerdeki “Belediyespor”lar siyasetin en ciddi uzantıları. Bu “Belediyespor”ların en üst ligdeki temsilcisi ise İstanbul Büyükşehir Belediyespor. Başkanı ise 29 Haziran 2011’deki federasyon seçimine kadar Emine Erdoğan’ın ağabeyinin kızıyla evli olan Göksel Gümüşdağ’dı. Aynı Gümüşdağ Kulüpler Birliği’nde Aziz Yıldırım’ın yardımcısıydı.
Benzeri bir yapılanmayı Ankara’da da görmekteyiz. Önce Ankaraspor, sonra Ankaragücü, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in doğrudan ya da dolaylı (Ahmet Gökçek) kontrolündeydi. Hüsranla sonuçlanan (kulüpler için elbette) iki deneyim!
(Meraklısına not: soruşturmada isimleri geçen yukarıdaki ikili savcılığa “lütfen” çağırıldılar. Hatta Gümüşdağ çağırılmadı bile. “Kendisi istediğinde” gitti.)

Anadolu’nun irili ufaklı şehirlerinde benzeri yapılanmaları görmek de mümkün!
Hemen her ilde, her takıma TOKİ’yi kullanarak stat yapma vaadleri, Galatasaray’ın stat açılışında yaşananlar da siyaset – futbol ilişkisinin diğer uzantıları!

Gelelim yeniden asıl konumuza…

Öncelikle davanın baş aktörlerine dikkat etmek gerekiyor: Şampiyonluğu son ana kadar süren bir yarışla elde eden Fenerbahçe ve ilk devreyi dokuz puan farkla bitirmesine rağmen avantajını koruyamayarak averajla ikinci olan Trabzonspor…
Trabzonspor’un birinci lige çıktığı 1974-1975 sezonundan itibaren şampiyonluğa yarıştığı hemen her sezonda rakibi Fenerbahçe olduğundan iki kulüp arasında rekabeti de aşan bir sürtüşme oluşmuştu. Sürekli olaylı maçlar oynanıyordu.
15 Ağustos 2003 tarihinde oynanan
 Trabzonspor – Fenerbahçe maçındaki tribün olayları nedeniyle “deplasman” takımı Fenerbahçe saha kapatma, evsahibi Trabzonspor ise 2,5 milyar lira para cezası aldı. Ulusoy’lu yılların çok tartışılan kararlarından birisi olan bu cezayı başbakan Recep Tayyip Erdoğan da adil bulmadığını açıkladı ve Trabzon’dan büyük tepki çekti.  2004 yerel seçimlerinde AKP Trabzon’da seçimi CHP’den aday olan Volkan Canalioğlu’na (evet, “o” Canalioğlu)  372 fark ile kaybetti. Bu başbakanı çok etkiledi. Hatta annesine “Trabzon’u kaybettik  anneciğim” diye dert yandığı bile anlatıldı o dönemde.

Yani, başta başbakan olmak üzere AKP’nin (ve elbette CHP’nin de) Trabzon’a siyasi meyili biliniyordu.

Mesela 14 Mayıs 2009 tarihinde, Bordo-Yeşil HES Projesi’nde Giresunspor ile Trabzonspor arasındaki uyuşmazlığı Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak çözmüştü. Dikkatinizi çekerim; iki spor kulübü arasında, bir spor bakanının çözdüğü konunun sporla hiç alakası yok! Sorun çözüldükten sonra Trabzonspor ile Giresunspor ihaleye ortak girdiler. İhalede Giresunspor’u başkan Olgun Aydın Peker temsil etti. Yani bugün Aziz Yıldırım’ın ilişkisi nedeniyle tutuklu yargılanmasına neden olan Olgun Peker ile Sadri Şener ortaktılar…

***

Sezon boyunca AKP’li milletvekilleri ve bakanların Trabzonspor’a dolaylı ya da doğrudan desteğini izledik. İşlerin kızıştığı sonlara doğru bu “müdahaleler” artmaya başladı.

Fenerbahçe 16 Nisan 2011 tarihinde Gaziantepspor ile oynayacakken, birkaç hafta öncesinde rakibine stad müjdesi geliyordu mesela…

3 Nisan 2011’de tarihinde çıkan bir haberde Maliye Bakanı Şimşek’in Gaziantep’e yeni stad için hazırlıkları tamamladığı bildiriliyor.

Maliye Bakanlığı Basın Müşavirliğinden edinilen bilgiye göre, aylardır büyük bir heyecan ile beklenen dev stadın hazırlıkları geçtiğimiz hafta sonu tamamlandı.

Stat ile ilgili çalışmalara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın prensipte onay vermesinin ardından başlandı. İlk adımı geçtiğimiz yıl Maliye Bakanı Şimşek’in başkanlığında Gaziantep Valisi, milletvekilleri, Büyükşehir Belediye Başkanı ve Gaziantepspor Kulüp Başkanının toplanmasıyla atıldı. Daha sonra stat ile ilgili müzakerelere Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, TOKİ ve Maliye Bakanlığı arasında devam edildi.

Maliye Bakanı Şimşek çalışmaların her aşamasını takip edip, müdahil oldu. Dün, Maliye Bakanı Şimşek, Gaziantep Milletvekilleri ve Spordan sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ile makam odasında, TOKİ aracılığı ile Gaziantep’e kazandırılacak stadyumun ön protokolü imzalandığı öğrenildi.

Bakan Şimşek’in uzun zamandır Gaziantepli sporseverlerin ve hemşehrilerinin en temel sorunlarından biri olarak gördüğü yeni stat yapımı için bürokratik birçok engeli aşmak için zaman zaman yoğun bir mesai harcadığı öğrenilirken, Şimşek’in son olarak 25 bin olarak belirlenen stadın kapasitesini 33 bine yükselttiği bildirildi.

Trabzonspor ise Gaziantepspor ile 1 Mayıs 2011’de oynayacaktı. Tesadüfe bakın ki Devlet Bakanı Faruk Özak 29 Nisan 2011 günü Gaziantep’te yeni stad için protokol imzalamaya gelmişti. Törende kendisinin Trabzon birinci sıradan, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın ise ikinci sıradan milletvekili adayı olduğunu hatırlatmadan edemedi..
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de konuştu:

”Çok büyük bir başarı gösterdiler. Ben stada her gittiğimde en azından bir iki maçta tempo tutuldu, ‘yeni stat’ diye. Biz de gerçekten bütün arkadaşlarımızla uzun süre bu projeye ilişkin çalışmalar yaptık. En nihayetinde Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız, TOKİ Başkanımız, bütün bu görüşmeler sonucunda gerçekten dünya standartlarında, bütün turnuvaların oynanabileceği, çok iyi bir stat için bugün ilk adımı atacağız. Bu adım 33 bin kişilik Gaziantepspor’un gerçekten önümüzdeki dönemde kendisine yakışır, ilimize yakışır bir stat için bir protokol imzalayacağız ve inşallah da yakın bir zamanda TOKİ bunun gereğini yerine getirecek.

Bundan neredeyse dokuz ay sonra Gaziantep Olay Haber’de çıkan haberin başlığı ise şöyle: “Gaziantep’e stad başka bahara!” Zira “olay”ın aciliyeti geçmiş artık…

Fenerbahçe’nin 8 Mayıs 2011’de Karabükspor ile oynayacağı maçtan iki hafta önce ise Karabükspor’un stadının modernizasyonu için Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan onay çıkıveriyordu.

Süper Lig için gün saymaya başlayan Kardemir Karabükspor’un maçlarını oynadığı Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadı’nın modernizasyonu için Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan onay çıktı.

Yenişehir bölgesinde bulunan ve sit alanı içersinde yer alan stadyum için hazırlanan avam projeyi görüşmek üzere toplanan Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun projeye onay verdiği öğrenildi.

Geçtiğimiz Cuma günü yapılan toplantı sonrası stadyumun koruma amaçlı imar planının değişikliği görüşüldüğünü söyleyen Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Şahin, “Stadyumum avam projesine göre bir yapı yapılmasına ilişkin bazı değişikliklerle kabul edildi. Amaç hasıl oldu diyebiliriz. Öngörülen avam proje yapıma uygun görüldü. İstişareler sonrası Belediyenin önerisi ile bazı değişiklikler oldu. Stadyumun sit alanı içersinde olmasından dolayı hemen hemen hiçbir yeri değişmeyecek. İçerden yükselerek büyüme olacak. Yeri ve konumunda ise hafif bir konumsal değişiklikler olacak. Çok ciddi bir konum değişikliği yok” dedi.

Daha ortada soruşturmanın dedikodusu bile yokken birçok siyasinin (milletvekili ve bakan düzeyinde) Trabzonspor’a açık destek verdiğini de biliyoruz.

Mesela Devlet Bakanı Faruk Özak Trabzon’un milattan öncesinden beridir spor kenti olduğunu savunarak, hükümetin Trabzon’a 27 milyon dolar akıttığını söyleyebiliyordu. Üstelik “devletin” bakanı olduğunu unutup, komşu kentleri aşağılama pahasına:

Niye bunlar Trabzon’da da Zonguldak’ta, Samsun’da, Rize’de, Ordu’da değil. İşte Başbakanımızın ve bizlerin Trabzon sevdasından, sizlerin kalitesinden, kapasitesinden, sizlerin spora olan katkısından.

4 Mayıs 2011, Mehmet Ali Şahin: Trabzon’un şampiyon olmasını istiyorum… Bu açıklamadan 18 gün sonra Karabükspor – Trabzonspor maçı oynanacaktı. Açıklamayı yapan M.Ali Şahin Karabük milletvekili adayı ve Karabükspor Onursal Başkanı’ydı aynı zamanda…

AKP’nin Trabzonspor’a örtülü ödenekten para aktarımları Wikileaks belgelerine dahi girdi…

***

Spor Toto Süper Lig tüm bu toz duman arasında bitti.
Trabzon halkı şampiyonluğun kaybedilmesinin suçunu kulüp yönetimine, teknik direktöre ya da futbolculara değil, iktidar partisine çıkardı doğal olarak. AKP il binasına yürüdüler, iktidarı protesto ettiler. Zira kentte sezon boyunca yaratılan hava nedeniyle halk futbolculardan çok siyasilere güvenir hale gelmişti.

2 Haziran 2011 tarihinde TFF ligleri tescil etti. Federasyon başkanı Mahmut Özgener seçimde aday olmayacağını açıkladı ve başkanlık için İBB Başkanı ve Kulüpler Birliği ikinci başkanı Göksel Gümüşdağ ile Mehmet Atalay’ın adları geçmeye başladı. Ancak bir hafta içinde herşey tersine döndü ve aniden Mehmet Ali Aydınlar’ın adı ortaya atılıverdi. Bugün Mehmet Ali Aydınlar’ı Aziz Yıldırım’ın seçtirdiği, Fenerbahçe’nin adamı olduğunu iddia edenler şu mükemmel yazıda gerçekleri yeniden hatırlayabilirler.
Bu arada 12 Haziran 2011 tarihinde de ülkede genel seçimler yapılmış, AKP % 50 oy alarak tek başına iktidarını korumuş, hatta güçlendirmişti. Operasyonun başlaması için tüm şartlar hazırdı. Düğmeye basıldı…

Soruşturmanın başlamasıyla birlikte, özellikle hükümet / cemaate yakın medya ve gazeteciler -ki birçoğunun o güne kadar futbolla ilgili hiçbir demeci, yazısı yok / futbolla ilgileri bile yok- aniden futbol meraklısı kesildiler. Ahmet Altan, Mehmet Altan, Sanem Altan, Kerem Altan’lı tam kadro Altan sülalesi, Mehmet Baransu, Rasim Ozan Kütahyalı gibi “yeni nesil” yüzler, Hüseyin Gülerce gibi cemaatin sözcüleri bir anda futbol yazarı oldular. Aynı simaları, aynı günde birkaç kanalda birden görür hale geldik. Siyasetin ekranlardaki / sütunlardaki temsilcileri olarak hem muhbir (zira tüm “gizli” belgeler bu isimler tarafından sızdırıldı), hem savcı (iddia etmedikleri şey kalmadı), hem hakim (kararları net ve tartışılmaz şekilde dikte ettiler) oldular. K.Murat Yılmaz’ın ifadesindeki gibi: “Ancak, Gökhan Gönül’e sol bek oyuncusu diyen kimselerin de futbol hakkında ahkam kesmesi kabul edilebilir bir durum değil“di….

Cemaatin sözcülerinden Hüseyin Gülerce operasyonun ilk günlerinde “Ergenekon Surunda İkinci Gedik” başlıklı yazısında federasyonu açıkça tehdit edebiliyordu:

Bazıları, depremin büyüklüğünü tahmin edemedikleri için ayağında top dolaştırıyor. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tavrı böyle. “Savcının iddianamesini bekleyeceğiz.” diyor. Diyor ama futbolcuların bazılarının şikeyi itiraf ettikleri manşetlere çekilirken, Federasyon’un o beklemenin altında kalmayacağını kim söyleyebilir?

3 Temmuz 2011’de başlayan soruşturmanın ertesi günü Fenerbahçe mahkemeye yayın yasağı için başvurdu. Ancak reddedildi. Bundan birbuçuk ay sonra Aziz Yıldırım Cumhurbaşkanı’na bir mektup yazdı.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Yürütülmekte olan şike ve teşvik soruşturması adıyla anılan ve benim ve yönetici arkadaşlarımın tutuklu bulunduğumuz soruşturma hakkında bazı bilgileri ve özellikle de çarpıklıkları sizinle paylaşmak istiyorum. Sizin şunu bilmenizi isterim ki, bizler de en az “Temiz benim, diyenler kadar temiziz.”

SİLAHLI ÖRGÜT KURMAKLA SUÇLANIYORUZ
Malumlarınız olduğu üzere 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun, 14 Nisan 2011’de yürürlüğe girmiştir. Yaşadığımız sürecin en başından bu yana bizler de ve kamuoyu da bizlerin bu kanun maddelerine göre yargılanacağımızı düşünüyorduk. Ekte sizlere sunduğum tutuklama müzekkerelerinde bile açıkça gözükmektedir. Ancak aradan geçen bir ayı aşkın sürenin sonunda gerçeğin bu olmadığını görmeye başladık. Şike ve Teşvik Soruşturması’nı yürüten sayın savcı bizleri silahlı organize örgüt kurmaktan yargılamak üzere iddianame hazırlamaktadır. Halbuki spor suçları için bir kanun çıkarılmıştır. 6222 sayılı Kanun’un 23. maddesi; “Bu kanun kapsamına giren suçlardan dolayı yargılama yapmaya, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği Asliye veya Ağır Ceza Mahkemeleri yetkilidir” demektedir.

SAVCI, SONUÇLARI NASIL BİLİYOR?
6222 sayılı Kanun’un çıkmasından önce yasalarda şike ve teşvikle ilgili ceza hükmü bulunmamaktadır. Dolayısıyla yasanın çıkmasından önce oynanmış maçlara ilişkin açılan bir soruşturmaya, örgütlü suç maskesi giydirilip Sporda Şiddet Yasası’ndan yargılamaya çalışmak gibi tuhaf bir uygulama yapılmaya çalışılmaktadır.

Sayın Savcı son beş maçta şike olduğunu, maçların skorlarını maçlar oynanmadan önce bildiğini söylemiştir. Yine benzer şekilde Sayın Savcı son maçımız olan Sivasspor maçını kaybetmemiz veya berabere kalmamız ve şampiyon olamamamız halinde bu soruşturmayı açmayı düşünmediğini belirtmiştir.

O DELİLLER BİR AN ÖNCE AÇIKLANSIN
Sayın Savcı eğer bu kadar kesin bilgilere sahip idiyse bir hukuk adamı olarak yapması gereken Cumhuriyet Savcılığı’nda bir heyet teşkiliyle maç neticelerini skorlarıyla tespit ettirmekti. Eğer bunu yapmış olsa idi şu anki kaos da ortadan kalkmış olurdu. Bunu yapmamış ve yapmaya gerek dahi görmemiş olduğuna göre Sayın Savcı’nın elinde çok başka sağlam ve geçerli deliller olduğu düşünülmektedir. Bu durumda da Sayın Savcı’nın yapması gereken 6222 sayılı Kanun’a göre 3. Ağır Ceza Mahkemeleri’nin olduğu yerlerdeki Cumhuriyet Savcılıkları’na soruşturma dosyalarını göndererek, davanın bir an önce açılmasını sağlamaktır.

HANİ GİZLİLİK KARARI VARDI, NE OLDU?
Ancak hukuk ve kuralları bu kadar açık ve yapılması gerekenler bu kadar ortada iken Sayın Savcı, 2010’da başladığını öne sürdüğü bir “Silahlı örgüt” suçlaması ile bizleri yargılamak istemektedir. Bu nasıl bir çarpıklıktır? Şike soruşturması yapılırken neden her gün görüştüğüm Sayın Bakan, Genel Müdür, Kulüp Başkanları… gibi kişilerin hiçbiriyle, benimle ilgili soruşturma kapsamında görüşülmemekte, hiçbirine benimle ilgili soru sorulmamaktadır? Kamuoyuna Trabzonspor Başkanı, ikinci başkanı ve bazı kişilerin ifadeleri gizlilik kararı olduğu gerekçesiyle verilmemekte ancak benim dahi göremediğim bana sorulacak sorular (telefon dinlemeleri kaynaklı) internet sitelerinde yayınlanmaktadır.

KULÜBÜMÜZE KARŞI TAVIR İÇİNDE
Sayın Savcı benden daha ünlü bir kişiyi alacağını söylemiştir. Bu kişi kimdir ve neden hâlâ çağırılmamış ya da gözaltına alınmamıştır? Bu durum akıllara Sayın Savcı’nın da aslında düştüğü hataların farkında olduğunu ya da kasten bana ve kulübümüze karşı bir tavır içerisinde olduğu düşüncesini akıllara getirmektedir.

Sayın Savcı da bilmektedir ki, olmayan suçları işkenceyle, dayakla, hakaretlerle çeşitli baskılar ve kamuoyunda kafa karışıklığı yaratarak meydana getiremezsiniz. Adalet sonunda tecelli edecektir. Ancak bu süre zarfında başta kulübümüz olmak üzere bizler ve Türk sporu çok büyük kayıplar yaşayacaktır. Bunların hesabını kim verecektir?

ÇARPIKLIKLAR BİR AN ÖNCE GİDERİLSİN
Yapılması gereken ivedilikle hukukun en temel kurallarının bu soruşturma için de işler duruma getirilmesi ve soruşturmadaki çarpıklıkların giderilerek bizlere ve kısaca Türk sporuna adil yargılanma hakkının verilmesidir. Bugün tüm bu çarpıklıkların neticesinde Metris Cezaevi’nde tutulan ben ve yönetici arkadaşlarım adına zamanı geldiğinde tüm çarpıklıkları gözler önüne serebilmeyi umuyorum.

Saygılarımla
Aziz YILDIRIM

Bu mektup üzerine savcı Mehmet Berk yazılı bir açıklama ile “son beş maçın sonucunu biliyorduk” diye bir ifadesi olmadığını bildirdi. Ancak “sayın savcı son maçımız olan Sivasspor maçını kaybetmemiz veya berabere kalmamız ve şampiyon olamamamız halinde bu soruşturmayı açmayı düşünmediğini belirtmiştir” sözlerine bir yalanlama gelmedi. Olayın siyasi olduğu noktasındaki en ciddi kuşkulardan birisi de burada oluştu. Eğer ki dava gerçekten sportif bir hukuksuzluk üzerine kurulmuş ise Fenerbahçe’nin şampiyon olup olmamasının bir önem taşımaması gerekirdi. Aslolan eylemin kendisiydi.

İş bu noktaya gelince, acilen, 22 Ağustos 2011 tarihinde davaya yayın yasağı getirildi. 24 Ağustos tarihinde Fenerbahçe’ye Avrupa yasağı gelirken, 25 Ağustos’ta Sadri Şener’in yurtdışı yasağı kaldırıldı.

3 Temmuz operasyonundan kısa bir süre sonra Deniz Feneri Davası başladı, tutuklamalar oldu. Ancak ilginçtir ki dava savcılarının önce görev yerleri değiştirildi, sonra da haklarında soruşturma başlatıldı. Gerekçe mi? Buyurun, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’den dinleyelim:

Bu değişikliği nedeni, niçin yapılmıştır? Soruşturmaya muhatap olan kişilerin avukatları HSYK’ya bir dilekçe vermişler ve soruşturma savcılarını şikayet etmişlerdir. Bu şikayet içerisinde kayda değer bulunan husus, Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir kararın, soruşturma savcıları tarafından değiştirildiği, tahrifat yapıldığı ve bu tahrifata işlem yapıldığı iddialarıdır. Bunun üzerine HSYK konunun incelenmesini ve gerek görülmesi halinde soruşturulmasını içeren bir karar almıştır. Ben de Adalet Bakanı olarak, HSYK başkanı sıfatıyla bu soruşturma kararına onay vermişimdir. Yapılan incelemeden sonra müfettişler soruşturmaya geçme ihtiyacı duymuşlardır. Bu soruşturmaya geçme ve savcıların savunmalarını isteme olayından sonraAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı bu değişikliğe gitmiştir.

“BU SORULARIN CEVABININ BULUNMASI GEREKİYOR”
Bakan Ergin, cevabı verilmesi gereken sorular olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Gerçekten Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir karar üzerinde soruşturma savcıları oynama yapmışlar mıdır? Bir değişikliğe gitmişler midir? Bu karar üzerinde oynama yapılarak başka bir karar üretilmiş ve bu karardan işlem tesis edilmiş midir? Soruşturma savcılarının böyle bir değişiklik yapma yetkileri, hakları var mıdır? Böyle bir değişiklik yapılmış ise bu değişikliğe niçin ihtiyaç duymuşlardır? Bütün bu soruların cevapları bulunması gerekiyor. Bu cevaplara göre konunun değerlendirilmesi gerekiyor. Tüm bunların hiçbirini kale almadan, bunlara bakmaksızın sadece ‘savcıların görevinin değiştirildiği’ penceresinden konuya yaklaşım, buradan konuyu istismar eden bakış açılarının sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Burada mahkeme kararında savcıların talep etmiş olduğu tedbirlerin bir kısmı kabul edilmiş ve tedbirler uygulanmıştır. Ama mahkemenin reddetmiş olduğu tedbir talepleri de var.

Aynı esnada bir diğer Fener’in, Fenerbahçe’nin avukatlarının aynı gerekçelerle davanın davcısı Mehmet Berk hakkındaki dilekçe ve şikayetleri geri çevrilmişti. Zira siyaset için Fener’den Fener’e fark vardı.
Zaten kısa süre sonra Deniz Feneri Davası tutukluları tahliye edildiler. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç tahliyeleri sevinçle karşıladı:

“Tahliye edilmiş olmaları kim olursa olsun, bizim için sevinç doğurur. Bir insanın hürriyetinin bağlayıcı hale gelmesi, tutukluluk ya da hükümlülük hoş değil”

3 Aralık 2011 tarihinde iddianame açıklandı. Ardından da ek klasörler. Hepimiz harıl harıl tape çalışmaya başladık. Sekiz ay süren, yüzlerce kişinin dinlemeye alındığı teknik takipte ilginçtir birkaç kısa pasaj haricinde hiçbir siyasetçi yoktu. Futbolun bu kadar içindeki siyasilerin ne kulüp başkanlarıyla, ne federasyon yöneticileri ile tek kelimesi bulunmuyordu. Bunların ayıklandığını düşünmek çok da paranoyakça değildi herhalde…

Aynı şekilde, 19 maçta şike olduğu iddia edilirken, iddianamede maçların isimleri geçerken, bu takımlardan bazılarının tek tük futbolcu / yöneticisi sorguya alınırken, çoğundan HİÇ KİMSE “bilgisine başvurmak üzere” dahi çağırılmadı bile. Nasıl şike idiyse bu davadaki…

Tapelerde Trabzonspor – AKP ilişkisinde “severim de döverim de” anlayışını gördük. Onca maddi manevi desteğe rağmen Sadri Şener – Nevzat Şakar ikilisinin şımarıkça başbakana “gider yapalım” konuşmaları mesela:

Ya da CHP milletvekili, eski belediye başkanı Volkan Canalioğlu’nu kışkırtma girişimleri:

Tapelerde siyasilerle akçeli ilişkiler de mevcut (zaten şu para aktarımları hiç bitmiyor):

Yine para… AKP il teşkilatının şike / teşvik için 5 milyon dolara kadar çıkabileceğini rahatlıkla konuşabiliyorlar. Bu ifadenin doğru olup olmamasından daha korkuncu, bu imajın verilmiş olması. Bir siyasi partinin il teşkilatından şike amacıyla bu kadar büyük bir meblağın alınabileceğine insanlar durup dururken inanmazlar. Demek ki gerek söylemle, gerek eylemle bu inanç yerleştirilmiş insanlara…

Mahkeme süreci yürüyor. Buna karşın siyasiler hiç boş durmuyor.

Siyasilerin “her daim” en başında Türk Telekom Arena açılışında yuhalanan Erdoğan Bayraktar geliyor.

9 Ocak 2012
TRABZON’da bir açılışa katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Trabzonspor’un hakkı olan şampiyonluk kupasını almak için çok ince ayarlı bir çalışma yaptıklarını söyledi.

Trabzon Belediyesi’nin yapımını tamamladığı bir yolun açılış törenine katılan AK Parti Trabzon Milletvekili ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, konuşmasının bir bölümünde Trabzon’un Türkiye için çok önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:”Trabzon gülerse Türkiye güler. Trabzon kalkınırsa Türkiye çok büyük mesaj verir. Şimdi bizim hakkımız olan Trabzonsporumuz’un kupasını almak için de çok ince ayarlı bir çalışma yapıyoruz. İnşallah hakkı olan Trabzonsporumuzun kupasını da Trabzonspor’un müzesine getireceğiz. Allah inşallah bunu bize nasip edecek.

Bayraktar bu sözlerinin ardından törene katılanlardan büyük alkış aldi, açılışın ardından bir grup Trabzonspor taraftarı da Bakan Bayraktar’a bordo – mavili kaşkol taktı.
Konuşmanın videosu 

Tapelerde adı geçen Volkan Canalioğlu da boş durmuyor elbette:

CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç ile TFF Başkanı Aydınlar a birer mektup göndererek, Trabzonspor un Kupasını istedi.

Canalioğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’a birer mektup göndererek, şanlı bir tarihe sahip olan Trabzonspor’un daha çok  mağdur edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Eh, AKP ve CHP işin içindeyse MHP boş duracak değil ya. Soruşturmanın ilk günlerinde Fenerbahçe, Sivasspor ve Mersin İ.Yurdu’na Bank Asya’da başarılar dileyen mesaj atan Lütfü Türkkan, Ocak ayında da “önemli bir kaynağından” Aziz Yıldırım’ın tutukluluk halinin sona ereceğini öğrendiğini twitterdan panpalarına duyuruyordu.

32 kısım tekmili birden bir oyun oynanıyor. Bazı safdiller hala bunun futbolu temizlemek için yapılan bir operasyon olduğuna inanıyorlar. İnansınlar elbette. Ancak ben mecliste bile bu kadar yoğun siyaset göremiyorum “nedense“!

Behçet Üstün

İlgili yazılar:

Ünlü Türk Yalanları – 1: Emenike’nin Para Sayarken Görüntüleri Var

Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti

Ünlü Türk Yalanları – 3: SPK Fenerbahçe’nin Düşmesine İzin Vermez

Ünlü Türk Yalanları – 5: TFF (Bodrum Bodrum)

İŞTE ŞİKE DAVASINDA HASIR ALTI EDİLEN DELİLLER

leave a comment »

Geçtiğimiz 3 Temmuz günü gündemimize bomba gibi düşen Türk futbolunda şike iddiaları üzerinden aylar geçmesine rağmen sıcaklığını koruyor. Gün geçmiyor ki ortaya yeni iddialar atılmasın, futbol deyimi ile ilgili ilgisiz birileri bu topa girmesin.

Evet, 3 Temmuz gerçekten bazılarının dediği gibi Türk futbolunda bir milat olmuştur. Ekonomi, spor, siyaset yazarı, din adamı, aktif, emekli milletvekili, bakanı, edebiyatçısı, herkesin futbol ve hukuk ordinaryüsü kesildiği bir milat. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi iklimde cemaat/AKP ekseninde yer alan tüm güç odakları ve onların silahşorlarının ilk günden beri istisnasız bir şekilde Fenerbahçe Spor Kulübü ile onun başkanının karşısındaki cephede yer alması; Odatv, Ergenekon, Balyoz davalarından tanıdığımız yargısız infaz, kamuoyu manipülasyonu, dezenformasyon taktiklerinin eksiksiz şekilde uygulanması.

“Futbol basit bir oyundur” lafı sık kullanılan bir laftır. Doğrudur, zaten daha estetik ve yarışmacı sporlar olmasına rağmen dünyanın hemen hemen yer yerinde en sevilen spor olması bu yüzdendir. Ancak, Gökhan Gönül’e sol bek oyuncusu diyen kimselerin de futbol hakkında ahkam kesmesi kabul edilebilir bir durum değil.

Ne yazık ki sosyal bilimler ve spor sosyoloji ile psikolojisi gibi konulardan bihaber insanların toplumumuza, futbolumuza karşı işledikleri bu günahların bedelini yine bizler ödeyeceğiz. Zaten yaşanan siyasi olaylar nedeni ile bölünmüş, ayrıştırılmış olan toplum kendisine futbol üzerinden bilinçli ve bilinçsiz bir şekilde yaşatılan travmalar nedeni ile telafisi zor bir şekilde cepheleşmiştir. Bu onarılması güç derin fay hattını yaratan başlıca çevreler ise Pennsylvania eksenli malum medya ile onların sözde liberal işbirlikçileri ve Wikileaks belgelerinde 05ANKARA3199 referanslı kriptodaki tanımı ile; AKP içerisinde yer alan “İstanbul-Karadeniz eksenli” oluşum (madde 7C).

Bunların dışında iktidar tarafından hortlatılan bölgecilik ve mikro-milliyetçilik duygusu ile hareket eden CHP’li Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu ve MHP’li Lütfü Türkkan gibi ülkemizin sözde muhalefet partilerinin temsilcilerinin hezeyanlarını hayretler içerisinde izledik, izliyoruz. İlginçtir bu siyasiler kendi liderleri hakkında fezleke çıkarılmışken, halkın iradesi hiçe sayılarak hapiste tutulan kendi milletvekili arkadaşları mevcut çarpık hukuk sistemi nedeniyle muzdaripken kelle ve kupa istemekte sakınca görmediler. Oysa devam eden hukuk süreci paralelinde Türkiye’deki apolitik kitlenin en azından bir bölümünü bu olay nedeni ile mobilize edebilirler ve bunu adalet sistemindeki çarpıklıkların düzeltilmesi konusunda bir baskı unsuru olarak kullanabilirlerdi.

Odatv davasından aşina olduğumuz ve 3 Temmuz sonrası hepimizin lügatine giren ‘tape’ yani telefon dinlemelerinden yapılan absürt çıkarımlara ‘Şike Davası’ iddianamesinde de rastlıyoruz. Ancak, rastlayamadığımız ve medya tarafından dillendirilmeyen Trabzonspor Kulübü ile ilgili olan ve bir kısmı iddianameden çıkarılan tapeler. Kamuoyunun nasıl manipüle edildiğini ortaya koyan bu kayıtlardan bazı örnekleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Tape1

Olayın siyasi boyutunu ortaya koyan sayısız diyalogdan biri Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ile kulübün Asbaşkanı Nevzat Şakar arasında geçiyor. Hatırlayacağınız üzere Süper Lig’in şampiyonunun belli olmasının ardından Trabzon şehrinde henüz şike konusu ortada yokken TFF, AKP, Aziz Yıldırım ve Başbakan Erdoğan’a karşı protesto gösterileri yapılmıştı. Bu diyalogları bu bağlamda değerlendirince karşımıza çok ilginç bir tablo çıkıyor.

N.Ş: Sinan’ın bir fikri var ama anarşist anlamda bir fikir diyor ki şeyebaşbakana randevuyu iptal edelim diyor yani şey olur diyor daha çok tutuşurlar…

Şakar’ın ifadesinde net bir şekilde görüldüğü üzere Trabzon’un oy potansiyeli, Wikileaks belgelerinde belirtilen Karadeniz klikinin gücü başbakan ve iktidara karşı bir silah olarak görülüyor. Aynı dönemde yaşanan olaylar ise bu silahın kullanıldığını gösteriyor.

Aynı konuşmada Şener, böyle bir eylem sonucunda “Faruk biter”şeklinde konuşunca Şakar kendisini onaylıyor ve Şener “Erdoğan biter” diyor. Diyaloğun devamında Şener “Federasyon şeye gelir yahut da muazzam bir şekilde çok akıllı etmek lazım” şeklinde konuşuyor. Şakar ise Erdoğan Bayrak(tar)’ın “Trabzonspor şampiyon olamazsa 20 bin reyimiz gider” şeklinde konuştuğunu söylüyor ve Bayraktar’ın TOKİ başkanlığı döneminde yapılan Galatasaray Spor Kompleksi’ne atıfta bulunarak “bizi bu adam Galatasaray gibi yapar…” diye ekliyor.

Tape 2

Nevzat Şakar’ın “başkanım” diye hitap ettiği, Cumhuriyet Halk Partisi Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu ile yaptığı telefon konuşması (Kayıt Sıra No: 3509) olayın siyasi şantaj boyutunu ortaya koyması açısından önem taşıyor.

N.Ş: … Biz burada bizi de parti olarak de şey yapabiliriz buradan istifade edebiliriz. Onun için ben seni aradım. Şimdi bu Başbakan’a yüklenelim, taraftarı bilmem neyi tahrik edelim. Siz o işi yapın, onu yapın abi.

X: Ben bir açıklama yapayım.

N.Ş: Yap abi parti olarak da yerel basını da…

Görüldüğü üzere Şakar, milletvekilinden parti ve yerel basın üzerinden gerekirse halkı tahrik ederek Başbakan’a baskı yapılmasını istiyor. Şakar aynı konuşmada “Yüklenin Başbakan’a, yüklenin ya!” diyerek serzenişte bulunuyor. X ise kendisine Erdoğan’ı protesto etmesi yönünde farklı yerlerden de baskı geldiğini söylüyor.

TAPE 3:

Bir başka dinlemede Nevzat Şakar’ın CHP’li Trabzon milletvekili Volkan Canalioğlu ile yaptığı konuşma yine kayıtlara geçiyor . Bir önceki kayıdın sonunda sözü edilen ve Başbakan’dan talep edilen 135 dönümlük arazi ile ilgili olması kuvvetle muhtemel olan konuşmanın başındaki kısımda Canalioğlu “Biz Trabzonsporuz. Biz her yer, bizim Kemal Bey de Başbakan olsa o yeri verecek bu da verecek” şeklinde konuşuyor. Şakar ise vekilden yerel medyaya açıklama yapmasını talep ediyor ve bu konuda bir partinin il başkanından olan taleplerini çeşitli isimler vererek anlatıyor. Canalioğlu ise bizzat Sadri Şener’in “mafyavari” bir adam olarak tanımladığı Şakar’ın talebi doğrultusunda açıklama yapacağını beyan ediyor.

Öte yandan siyasi gücü bir baskı ve şantaj aracı olarak kullanma durumu sadece CHP’li vekil ve Nevzat Şakar’ın konuşmalarında ortaya çıkmıyor. Halkı galeyana getirecek ve bunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanma amaçlı komplo üzerinde partiler üstü bir konsensüs olduğu görülüyor. Nitelim bu tarz konuşma ve faaliyetler içerisinde bulunan kişiler arasında dinleme tutanaklarına göre Trabzonspor Basın Danışmanı Altuğ Atalay, kulüp Genel Saymanı Temel Kazancıoğlu ve CHP Trabzon eski İl Başkanı Cafer Hazaroğlu da var. CHP ve AKP’nin dışında Hazaroğlu, Koray üzerinden (MHP Trabzon vekili Koray Aydın olması muhtemel) Milliyetçi Hareket Partisi’ne “başka türlü girerim”şeklinde konuştuğu tespit ediliyor. Nedense ulusal basında dahi yer alan halkı galeyana teşvik eden bu komplo unutuldu, unutturuldu…

TAPE 4:

Akıl ve mantık sınırlarını zorlayan, davanın tarafsızlığına gölge düşüren temel unsurlardan en önemlisi tapelerden bazı kısımların çıkarılması. Bunlardan bir tanesi Trabzonspor Başkanı Şener’in yine Şakar ile yaptığı Spor Toto tarafından yapılacak bir ödemenin sağlanması için yine siyasetin bir baskı aracı olarak kullanılması için yaptıkları görüşme. Aynı görüşmede kafa karıştıran diğer bir husus talep edilen 6 trilyon TL’lik işin 1 trilyona bitirileceğinin söylenmesi. Böylesine önemli bir konunun tapelerden çıkarılmasını iyi niyetle izah etmek son derece güç. Bu para ödenmiş midir? Ödenmişse akıbeti ne olmuştur? Sözü edilen 5 trilyonluk fark nerededir? Şike davasından öte kamuyu ilgilendiren böylesine önemli bir husus hakkında neden hukuki bir girişimde bulunulmuyor?

N.Ş: Şey başka ne diyeceğim sana, 6 trilyon küsürlük bir şey çıkarttık.

S.Ş: İyi iyi.

N.Ş Faaliyet işte ne şey yaparsalar, sordum uşaklara ki bu neye bitirir, 1 trilyona bitiririz diyorlar.

S.Ş: Tabii biz onu biraz süsleriz de şimdi şurada önemli olan şu 12 Haziran seçimine kadar Faruk, Spor Toto vasıtası üzerine aldık aldık, ondan sonra genel müdür bize o parayı vermez.

N.Ş: Vermez tabii.

S.Ş: Bunları hep yarın konuşalım da, Faruk taksit maksit diyor yani. Seçim, seçimden sonra.

N.Ş: Hatta hatta ben gelirken şey de diyeceğim Adnan beye ki parayı biraz hemen seçimden önce ver gerisini de…

TAPE 5:

Olayın siyasi kısmını bir kenara bırakarak ilk günden beri Fenerbahçe’ye karşı oynadığı ligin son maçında şike yaptığı iddia edilen ve başkanı Mecnun Odyakmaz’ın halen tutuklu bulunduğu Sivaspor ile ilgili nedense dile getirilmeyen Trabzsonspor’un teşvik iddialarına değinelim.

Tapelerde Trabzonspor’un Sivas’a teşvik primi verme çabaları içerisinde öne çıkan isim Zeki Mazlum adlı bir şahıs. Bu şahıs kendi mahkeme ifadesine göre 2008 yılından beri Trabzonspor Kulübü’nün stad güvenliği işini yapıyor. Trabzon cephesi ilk başta bu şahısın kulüp ile bir ilgilisi olmadığını iddia etmesine rağmen daha sonra Sadri Şener ifadesinde Mazlum’un stat güvenliği işini verdikleri firmanın sahibi olduğunu teyit ediyor. Ancak, burada gözden kaçan bir unsur var. Başkan, nedense kulüp ve şahsının Mazlum ile olan ilişkilerini “Zeki Mazlum Trabzon’da yaşar. Güvenlik şirketi vardır. Trabzon’daki tek güvenlik şirketinin sahibidir” ve “zorunlu nedenler ile alternatifi de olmadığı için güvenlik işi kendisindedir” şeklinde konuşarak sanki zoraki bir ilişkiymiş gibi göstermek gereğini duyar. Oysa, basit bir Google taraması ile dahi bu sözlerin gerçekleri yansıtmadığı ve Trabzon’da faaliyet izin belgeleri ile birlikte birden fazla güvenlik şirketi olduğu gerçeğine ulaşmak mümkün. Ayrıca, Şener ifadesinde Mazlum’un “Trabzon’da mafyavari takıldığını” ve kendisini bu yüzden kulüpten uzak tuttuğunu, ilişkilerinin ise mesafeli olduğunu söylemiştir. Ayrıca başkan tapelerde Mazlum ile kendisi arasında geçen para ile ilgili konuşmaların ise Mazlum’un kulüpten olan alacakları ile ilgili olduğunu beyan etmiş. Bazıları gibi art niyet taşımadığımızdan Şener’in bu ifadesini kabul etsek dahi Trabzon şehrinde“mafyavari” bir kişi olduğunu söylediği Zeki Mazlum’un firması dışında güvenlik şirketi olmadığı şeklindeki gerçekleri yansıtmayan beyanının insanların yatak odalarına kadar giren tape hafiyelerince tespit edilip, dile getirilmemesi dikkat çekici bir durum değil mi?

Benzer şekilde 15.05.2011 tarihinde oynanan ve Fenerbahçe’nin 6-0 kazandığı Ankaragücü maçında açıkça Nevzat Şakar’ın Ankaragüçlü futbolculara menejer Mithat Halis ve futbolcu Aydin Toscali aracılığı ile teşvik girişiminde bulunulduğu ve bu eylemin içerisinde başkan Sadri Şener’in de yer aldığının anlaşıldığı iddia edilirken bu konuda yargı, medya ve kanaat önderlerinin sessiz kalması nasıl izah edilebilir?

Aynı müsabaka ile ilgili soruşturmada açıkça Sadri Şener’in Ankaragücü yöneticileri ile teşvik amaçlı görüşmeler yaptığı ve bu amaç doğrultusunda Ankaragücü kulübünde kiralık oynayan, bonservisi Trabzon’da bulunan Gabric adlı futbolcuyu “maçın sonucu istedikleri şekilde neticelenirse Ankaragücü’ne bedelsiz verilmesi vaadinde bulunduğu, bu suretle teşvik amaçlı anlaşma yaptığı anlaşılmıştır” denmesine rağmen bu husus neden kamuoyunun gözünden kaçırıldı?

Aynı konuda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek, Hamdi Akın, Sadri Şener ve Sani Şener arasındaki konuşmalar ve savcının iddiaları neden gündeme getirilmedi?

Yine savcı tarafından yapılan Trabzsonspor adına kulüp Başkanı Şener, Asbaşkanı Şakar ve Genel Saymanı Tarık Kozancıoğlu’nun “şampiyonluk mücadelesine girdikleri Fenerbahçe kulübünün oynayacağı bazı maçlardan önce, rakip takımın başkanları ve futbolcuları ile teşvik amacı ile görüşmeler yaptıkları anlaşılmıştır” saptaması neden “ince ince” hasıraltı edildi?

Benzer şekilde Fenerbahçe ile ilgili kişilerin kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda kullanıkları ‘tarım’ ve ‘inşaat’ ile ilgili kavramlar hakkında türlü tefrikalar yapanlar nedense Nevzat Şakar’ın ‘demir işi’ (Kayıt Sıra No: 3513, 3514 vs.) ile hiç ilgilenmediler.

Dönelim CHP’li vekil Canalioğlu’na. Söz konusu olan Fenerbahçe olunca etik konusunda mangalda kül bırakmayan bu şahsın Trabzonspor ile ilgili bir futbolcu transferine noterden geçmiş tarihli resmi belge çıkartılması konusunda adı geçtiğini Türkiye’de kaç kişi biliyor?

Fenerbahçe’nin şike yaptığının iddia edildiği son Sivaspor maçı ile ilgili Trabzonspor’un başta Zeki Mazlum olmak üzere iletişim tespit tutanaklarına geçen Sadri Şener, Mecnun Odyakmaz ve farklı kişiler ile yaptığı görüşmeler hangi nedenler ile kamuoyundan gizlendi? Örneğin Mazlum’un Sivas maçına yönelik konuşmasında kullandığı “Trabzonlu iş adamları 5 milyon dolar verir vallahi. Hele AK Parti teşkilatı Trabzon şampiyon olsun diye. Trabzon’da AK Parti teşkilatı…” cümleleri hangi kaygılar ve gizli ajandalar paralelinde ‘temiz futbol’ bezirganları tarafından sümen altı edildi?

Trabzonspor’un Sivas maçı ile ilgili teşvik girişimi iddiaları ile ilgili diğer bir husus ‘Cinci Hoca’ meselesi. Burada ilginç olan futbolcu İbrahim Akın’ın bir hoca ile yaptığı görüşmenin ülkenin en önemli köşe yazarlarının köşelerinde dahi yer bulmasına rağmen bu konunun burada sıralamaya çalıştığım birçok konu gibi hiç dile getirilmemiş olması. Sivaspor – Fenerbahçe maçının berabere bitmesi için ev sahibi kulübe teşvik verilmesi amacıyla kullanılacağı iddia edilen 300.000 TL’lik bir rakkamın telaffuz edildiği konuşmalar şüpheliler tarafından “büyü parası” olarak açıklanıyor ve nedense kimse bu konuyu irdelemiyor.

Sorulması gereken diğer bir soru ise bu süreçte yaşanan yargısız infaz ve kamuoyu manipülasyonların baş aktörü olan İbrahim Seten, Serhat Ulueren, Gökmen Özdemir ve Serdar Bali gibi ‘gazeteciler’ neden dinlemelere takılan kendi telefon görüşmelerini hiç gündeme getirmediği. Örneğin, cemaat ile ilişkisi herkesçe malum olan KanalTürk’ün, spor müdürü Ulueren’in Sinan Engin ile yaptığı telefon konuşmasında açık bir şekilde dile getirdiği Erman Toroğlu’nun Aziz Yıldırım ile olan husumeti nedeniyle kanal yönetimince Ahmet Çakar’a tercih edildiği şeklindeki beyanı neden hiç dillendirilmedi?

Benzer şekilde şike soruşturmasında Sivasspor’a teşvik primi verilmesi konusunda adı geçen “futbolcu satın alınıyor” şeklinde bir konuşması dinlemelere takılan (Kayıt Sıra No: 3312) Trabzonsporlu eski futbolcu, Trabzonspor Profesyonel Futbolcular Derneği Başkanı, spor yazarı ve yorumcusu Serdar Bali hangi etik anlayışı çerçevesinde TV’lere çıkartılıp konuşturuldu? Bundan daha önemlisi bu konuşmalar iletişim tespit tutanaklarında yer alırken hangi sebeple ve kimler tarafından iddianameden çıkartıldı?

Sonuç olarak burada sıraladığım gizlenen, gözden kaçırılan Trabzonspor ile ilgili iddialar, kullanılmayan, hasır altı edilen deliller ve şike davasındaki çarpıklıklar hakkında daha sayısız örnekler verebilirim. Ancak, ruhu ve vicdanı ekonomik, siyasi çıkarlar ile körelmemiş; mikro-milliyetçilik virüsü ile dimağları zehirlenmemiş, fanatizm belası ile adalet duygusunu yitirmemiş herkesin kafasında en azından bir soru işareti uyanması için bu kadarının yeterli olacağına inanıyorum.

Mevlana’nın;

“Adalet nedir? Ağaçlara su vermek.

Zulüm nedir? Dikeni sulamak”

dizelerini hatırlayarak oyuna gelmeyelim ve diken sulayan zalimlerden olmayalım…

K. Murat YILDIZ, twitter.com/kmyildiz

Odatv.com

MHP MİLLETVEKİLİ LÜTFÜ TÜRKKAN: BANK ASYA’DA BAŞARILAR!

leave a comment »

Sosyal paylaşım sitesi Twitter’da dün, “Üzülerek ifade ediyorum ama, FB, Trabzon ve Mersin İdman Yurdu’na Bank Asya Ligi’nde başarılar dileyen ilk sporsever olmak istedim” şeklindeki ilk tweet’inin ardından, “Özür. Sivasspor yerine Trabzon yazmışım” diyerek bu üç takımın küme düşürüldüğünün kesinleştiğini ima eden MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, DHA muhabirine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

MHP MİLLETVEKİLİ TÜRKKAN: “BU OPERASYONUN KESİNLİKLE BİR ŞİKE OPERASYONU OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM”

“BUNUN SİYASİ BİR OPERASYON OLDUĞUNU KESİNLİKLE SÖYLEYEBİLİRİM”

“BU, BEN HERKESE DOKUNURUM MESAJI”

“EĞER HAKİKATEN ŞİKE OPERASYONU İSE BUNUN ÇOK ÖTESİNE GİTMESİ LAZIM. 10 YIL ÖNCESİNE KADAR GİDEBİLİR. TÜRKİYE’NİN JAPONYA’DA KAZANDIĞI DERECEYE KADAR GİTMEK MÜMKÜN”

Türkkan, bu sözlerinin bir temenni olmadığını, bunun bir duyum olduğunu ve bu bilgi kaynağını da açıklamak zorunda olmadığını, bu operasyonun da, “Ben herkese dokunurum” mesajı vermek olduğunu belirterek, “Ben bu operasyonun kesinlikle bir şike operasyonu olduğunu düşünmüyorum. Bunun siyasi bir operasyon olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Eğer hakikaten şike operasyonu ise bunun çok ötesine gitmesi lazım. 10 yıl öncesine kadar gidebilir. Hiç problem değil. Hatta ve hatta bazı yayın organlarında bazı sosyal medyada paylaşıldı. Türkiye’nin Japonya’da kazandığı dereceye kadar gitmek mümkün” dedi.

Daha önce Bursaspor’da yöneticilik, 3. Lig döneminde Karagümrükspor’da başkanlık, Haluk Uluspoy döneminde de Futbol Fenerasyonu’nda görev yapan MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, dün Twitter’daki paylaşımının ardından parti genel merkezine bile telefon ve mail yağdığını, kendisinin de bugün telefonları açmadığını söyledi.

DHA muhabirlerinin Kocaeli’nin Derince İlçesi’nde cuma namazını kıldığı Esentepe Camii’nin avlusunda bularak görüştüğü Lütfü Türkkan, futbol camiasını tanıdığını, söylediklerinin temenni olmadığını, bunu bir temenni olarak algılayan Fenerbahçelilere de üzüldüğünü söyledi. Türkkan şöyle devam etti:

“Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Twitter’de paylaştığım o sözlerden sonra Fenerbahçe taraftarlarının tepkisini samimiyetle karşılıyorum. Bu takıma senelerce emek veren, yağmurda, çamurda para verip maça giren, bu takıma destek verenlerin tepkisi doğal. Ancak tepkinin yönünde bir yanlışlık var. Yani Fenerbahçe’nin küme düşmesi veya kalması için veya Mersin İdamanyurdu’nun veya Sivasspor’un. Ben karar mercii değilim. Bu karar mercii olanlara, hatta ve hatta bir öncesine benim daha önce yine Twitter’da paylaştığım gibi siyasi bir operasyon olan bu şike operasyonunda düğmeye basanlara karşı tepkili olmaları gerekiyor. ”

Lütfü Türkkan, “Benim bunu ifade etmemle Fenerbahçe’nin küme düşürülmesi arasında bir bağ kurmaları yanlış. Bir faydası olur belki. Fenerbahçe taraftarları şimdi bayramlık koyun gibi kendilerinin kurban edileceği günü beklerken belki dikkatleri biraz daha kamuoyunda üzerlerine çekerler. Bir kamuoyu oluştururlar kendilerine göre. Ama bu bilgi benim bir duyumum. Bu bilgi kaynağını da açıklamak zorunda değilim. Ama Fenerbahçe’nin, Sivasspor’un, Mersin İdmanyurdu’nun bu şike operasyonu sonucu oluşturulan Futbol Federasyonu’ndaki heyetin kozmik odada yapılan incelemeler sonucu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu zannediyorum bu kararı verecek, onların alacağı kararın bu minvalde olacağı ciddi bir duyumdur. Bu duyumu ben paylaştım” diyerek sözlerinin arkasında durdu.

SİYASİ OPERASYON İDDİASI

Lütfü Türkkan açıklamasına, “Biraz evvel ifade ettiğim gibi, bu ne bir temenni, ne alkışlanacak bir durum. Benim için de öyle değil” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Ben bu operasyonun kesinlikle bir şike operasyonu olduğunu düşünmüyorum. Bunun siyasi bir operasyon olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Eğer hakikaten şike operasyonu ise bunun çok ötesine gitmesi lazım. 10 yıl öncesine kadar gidebilir. Hiç problem değil. Hatta ve hatta bazı yayın organlarında bazı sosyal medyada paylaşıldı. Türkiye’nin Japonya’da kazandığı dereceye kadar mümkün. Ama orada bir yanlış bakış açısı var. Onu da toplumda düzetmek gerektiğini düşünüyorum. Futbolu bir profesyonel spor olarak düşenenler yanlış düşünüyorlar. Bu bir endüstri. Bu endüstrinin pazar yapısı çok önemli. Çok ciddi büyük bir pasta var ortada. Ben hatırlıyorum. Daha önce ben Bursaspor’da da asbaşkanlık yaptım. Bursaspor’un şampiyon olduğu ertesi yıl Bursaspor forma reklamı bile bulamadı. Digitürk’ün aboneleri düştü, sponsorlar lige destek vermemeye başladılar. Bu bir endüstri neticede. Böyle değerlendirdiğimiz zaman olayı tamamen spor ahlakı vesaire gibi kamuoyuna sunup arkasından Fenerbahçe Kulübü Başkanını, Sivasspor Kulübü Başkanını içeriye almanın altında bir spor ahlakı, etik aramak mümkün değil. Bu bir ‘Ben herkese dokunurum’ mesajı vermektir. Fenerbahçeliler kendi takımlarını cumhuriyet ilan ettiler. Bu Cumhuriyetin üstünde ‘işte ben de varım, ben hepsinin üstündeyim’ diyen bir sesin el koymasıdır bu. Bunu o şekilde değerlendirmek lazım. Yoksa ben bir şike operasyonu olarak değerlendirmiyorum.”

Kaynak: DHA

Written by kesinofsayt

28 Temmuz 2011 at 23:19

Lütfü Türkkan, MHP kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,