FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘UEFA’ Category

UEFA SORUŞTURMASINDA FIFA VE BLATTER ETKİSİ VAR MI?

leave a comment »

Sevgili Cem Argun’un ( @cargun ) bugün (21 Haziran 2013) twitter üzerinden paylaştığı bilgiler şöyle:

Fenerbahçe Soruşturmasının Altından FIFA ve Blatter çıktı!
Bugün şu müfettiş Palacios’u biraz araştırayım didikleyeyim dedim.
2010 yılında iş hayatına atılan, 2013 yılında UEFA’ya müfettiş olan bu çömez arkadaşın bu kadar kritik ve komplike bir davaya 3. Müfettiş olarak atanması ve zehir zemberek bir rapor hazırlaması hayra alamet değil malum.

Palacios, şu anda halen Sport Advisers diye bir İspanyol avukatlık şirketinde avukatlık yapıyor. [http://www.sport-advisers.com/en/equipo.html] (Yani bunlar hem savcı, hem avukat.)

Şirketin sahibi Gorka Villar kim diye baktım. Alberto Contador’un CAS avukatı falanmış…

Sonra enteresan bir doküman buldum ki meğer Gorka Villar UEFA hakem Komitesi başkanı Angel Maria Villar’ın oğluymuş.

FIFA kurallarına aykırı olduğu için babasının resmen imza atamadığı spor dışı davalarına imza atıyormuş. Belgeleri burda: [http://www.extraconfidencial.com/articulos.asp?idarticulo=501] (Dürüstlük, etik falan mı dediniz?)

Ailecek etik dışı işlere bulaşmışlar. Oğlunun şirketindeki çömez avukatın da muhtemelen UEFA’ya müfettiş atanmasını sağlayan bu.

Yani özetle Palacios’un Angel Maria Villar’ın tetikçisi olduğu söylenebilir.

Peki Angel Maria Villar’ın çıkarı ne? Blatter’in Katar’dan dolayı arası Platini’yle fena bozuk. [http://espnfc.com/news/story/_/id/1382797/fifa-clarify-blatter’s-comments-on-winter-world-cup?cc=5739]

Meğer, Blatter Villar’ı olası halefi olarak göstermiş. [http://espnfc.com/news/story/_/id/1382924/sepp-blatter-tips-angel-maria-villar-as-possible-successor?cc=5739]

Beyler bayanlar, FIFA Başkanlığı yarışında kimvurduya gitmek üzereyiz.

Platini ceza verdirse bir türlü, verdirmese bir türlü.

Peki, Platini’den sonra UEFA’nın başına kim gelecek Şenes Erzik?

Peki, Sports Advisers’ın TS’nin ve/veya GS’nin danışmanlığını yapmadığını nereden bilebiliriz? Nitekim kılıfına uydurmak için babasının yerine imza atan adamın şirketi.

Bu işler başka işler. Endişe etmek gerek.

Cem ARGUN.-
@cargun

Written by kesinofsayt

21 Haziran 2013 at 12:12

Fenerbahçe, Michel Platini, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , ,

UEFA SORUŞTURMASINDA CEMAAT PARMAĞI

leave a comment »

21 Haziran 2013 tarihli Sol Gazete’de UEFA’da sürdürülen soruşturmada Gülen Cemaati bağlantısı hakkında bir haber çıktı. Sadece bu haberin yer alması nedeniyle bile gazeteye takdirimizi göstermek gerek. Bulunduğunuz yerlerdeki sayıları alın, gittiğiniz yerlere bırakın lütfen. Mümkün olduğunca çok kişi bu oyundan haberdar olsun.

Gazetenin her yerde bulunamaması nedeniyle (ve elbette arşivlerde yer alması için) sitemize de ekliyorum. Aşağıdaki imaja tıkladığınızda daha büyük bir halini görebilirsiniz.

uefagulen

 

Haberin linki eklendi: http://haber.sol.org.tr/spor/uefa-sorusturmasinin-altindan-da-gulen-cikti-haberi-75076

Written by kesinofsayt

21 Haziran 2013 at 08:01

Fenerbahçe, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

UEFA – MAFIA

leave a comment »

 

sbukres_chelsea_uefamafia

 

stuttgart_lazio_uefamafia

 

uefamafia01

 

uefamafia02

 

uefamafia03

Written by kesinofsayt

14 Mart 2013 at 00:00

Michel Platini, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

FIRILDAK İŞ BAŞINDA

leave a comment »

Mehmet Ali Aydınlar beyefendi buyurmuşlar:

UEFA 58. madde değişikliğini kabul etmez. Biz 58. maddenin değişikliğini önermiştik ama UEFA kabul etmemişti. TFF’nin kararı tam bir komedi.

E, peki! 26 Ocak tarihinde federasyonunuzun 58. madde değişikliğini görüşmek ve oylatmak üzere yaptığı genel kurul ne idi? Neden yapılmıştı? Ve dahi “UEFA’ya rağmen” mi yapılmıştı?

Mesela 20 Ocak tarihindeki şu ifadeler UEFA’nın değişikliği kabul etmeyeceği gerçeğine rağmen miydi?

“Sayın Federasyon Başkanımız, UEFA yetkilileriyle yaptığı görüşmeler neticesinde, müsabakanın sonucunu etkilemeye yönelik yapılan fiillerle ilgili olarak minimum, fiilin ağırlığına göre, 12 puandan başlamak üzere, puan silinmesine, ayrıca bu eylemlere karışanların para cezası ile cezalandırılmasına, diğer taraftan suç unsurunu işlemiş olan kulüplerin UEFA müsabakalarına katılmamalarıyla ilgili 26 Ocak’ta yapılacak Genel Kurul’da bir önerge verileceğini belirtti. UEFA yetkililerinin, bu kararların alınarak içerisinde bulunulan durumdan çıkılması konusuna, olumlu baktığı izleniminin edinildiği söylendi. Dolayısıyla bu yönde uygulama yapılacak. Federasyon Başkanımız gerekli görürse, bu konuyla ilgili detaylı açıklamalar yapacaktır.”

Mesela Lütfi Arıboğan’ın 24 Ocak 2012 tarihindeki şu sözleri UEFA’ya rağmen miydi?

Lutfi Arıboğan, UEFA’dan onay geldi haberlerine yanıt verirken, “UEFA dün itibariyle böyle bir yazı gönderdi. Türk futbolunun geldiği noktada, TFF genel kurulunun bu yönde bir karar olursa, bu kararın UEFFA’nın talimat ve prensiplerine aykırı olmayacağını bildirdiler” dedi.
Küme düşme konusunda alınacak karara uyacağını UEFA yazılı olarak bize ifade etti diye konuşan Arıboğan şöyle devam etti, “UEFA yazılı olarak bunu bize ifade ettiler. Küme düşme cezası olmazsa buna uyacaklar. Ancak aynı yazı sadece cezasızlığı kasteden bir terminoloji değil. Bunun dışında etkin bir şekilde karar verilmesini bekliyorlar.”

Uzatmak, başka örnekler bulmak mümkün. Siz yapınca UEFA kabul ediyor, başkası yapınca komedi oluyor öyle mi? Yoksa her zamanki tavrınızla dünki kararınızla bugünkü kararınızın tutarsızlığı mı bu sözleri ettiren?

Written by kesinofsayt

30 Nisan 2012 at 11:33

Mehmet Ali Aydınlar, TFF, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

NEREDE UEFA’NIN SOPASI?

leave a comment »

1 Nisan 2012 tarihinde Trabzon’da oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe karşılaşmasının 41. dakikasında Fenerbahçe Christian Baroni’nin attığı golle 1-0 öne geçti. Ertesi gün pozisyonun ofsayt olup olmadığı hakkında “sallamalar” havada uçuşuyordu.

Ahmet Çakar – Sabah

Ve gelelim maçın en kritik anına. Aslında bu kritik an maçın dönüm noktası. Fenerbahçe’nin attığı golde yardımcı Serkan Ok ofsayt bayrağını kaldırdı. Ama Aydınus buna rağmen golü verdi. Pozisyon gol mü yoksa ofsayt mı? Bir oyuncu sadece ofsayt pozisyonunda diye ofsaytla cezalandırılmaz. Ya topa dokunacak, ya rakibe müdahalesi olacak, ya oyuna müdahalesi olacak ya kendi takımına avantaj sağlayacak. Top Caner tarafından oynandığında Cristian topa doğru koşuyor. Aynı anda Sow da sabit durmayıp ya da aksi yöne koşmayıp topun olduğu yere doğru kısa bir koşu yapıyor. Ve pas olarak atılmış bu top Sow’un ayağının birkaç santim önünden geçerek Cristian tarafından gol yapılıyor. Üstelik Sow bu koşuyu yaparken hemen geri dönen Trabzonsporlu Giray’ın koşu yolunu da belli oranda tıkıyor. Her ne kadar topa dokunmasa da Sow’un yaptığı hareket rakibe ve oyuna bir müdahale olarak algılanmalı. Dolayısıyla bu kadarından dolayı Fırat Aydınus hatalıdır.

Muhittin Boşat – Cumhuriyet

Fenerbahçe’nin kazandığı gol öncesinde top arkadaşının ayağından çıktığı anda Sow ofsayt pozisyonundaydı ancak topa dokunmamasına rağmen arkadan gelen Baroni’ye doğru koşarak rakiplerinin şaşırarak duraklamasına neden oldu ve yardımcı hakem Serkan Ok da Sow’un bu durumu için ofsayt bayrağı kaldırdı. Ancak Aydınus hatalı bir yorum yaparak yardımcısına bayrağını indirmesini işaret edip oyunu devam ettirdi ve Baroni topu rakip ağlara gönderdi. Bu pozisyonda re’sen oyunu devam ettirmek Fırat Aydınus için çok önemli bir yanlıştı.

Erman Toroğlu – Hürriyet

Önce Fenerbahçe’nin attığı gol. Ofsayt mı değil mi, tartışalım. Topun son oynandığı an; önce, topa yakın, net ofsayt pozisyonundaki Fenerbahçeli Sow hareket ediyor. Nereye doğru? Topa doğru. Pozisyonun içinde mi? Evet. Rakip defansı aldatıyor mu? Evet. Trabzonsporlu futbolcular, pozisyon ofsayt diye bırakınca, arkadan Baroni ofsayt olmayan pozisyonda geliyor ve güzel bir vuruşla golü yapıyor. Yoruma açık bir pozisyon. Benim yorumum; ofsayt.

Bülent Yavuz – Habertürk

Gelelim pozisyona; kural, “Ofsayttaki bir oyuncunun topa dokunması halinde ya da hareketlenmesi ile rakibe veya oyuna müdahalesi olursa bu oyuncu ofsaytla cezalandırılacaktır” der. Sow, top en son ayaktan çıktığı anda her yerden görülebilecek şekilde açık ofsaytta. Topla oynamıyor ama topa hareketleniyor. Arkadan gelen Cristian gol yapıyor. Hakem, Sow’u oyuna ve rakibe müdahale etmediği için dikkate almıyor ve bu yüzden gol veriyor. Oysa Sow topa hareketlenerek savunma oyuncularının topla oynamasına engel oluyor. Özellikle Trabzonlu Giray, Sow önünde olmasa topa net bir şekilde müdahale edecek durumda. Sow’un topun önünde durması Trabzonlu savunma oyuncusunun oynamasına yüzde yüz engel oluyor. Senegalli, aktif oyun içerisinde ve Trabzonlu savunma oyuncularına müdahale ediyor. Topun hemen yanında durarak da Cristian’ın topa vurmasına büyük bir avantaj sağlıyor. İşte bu yüzden kurala göre gol iptal edilmeliydi.

Markus Merk – Maraton:

Bana göre bu pozisyonda bayrak kaldıran yardımcı hakem haklı… Çünkü Sow burada kesinlikle ofsayt. Top ona doğru atılıyor ve o da topa doğru hareket ediyor.
Hareket edince de Trabzonsporlu futbolcuları yanıltıyor. Sow burda aktif pozisyonda. Yani net olarak Fenerbahçe’nin golü ofsayt.
Burda Fırat Aydınus’un kararı çok cesur ama, bu kararı yardımcısı Serkan Ok’a bırakmalıydı.

Hıncal Uluç – Fotomaç:

Yardımcı hakem, bayrak kaldırdığı halde Fenerbahçe’ye bir gol verdi, evlere şenlik… Buna eğer ‘Pasif ofsayt’ diyorsa hakemlik lisansı derhal iptal edilmeli. Çünkü bu adam hakemliği bilmiyor.
Pasif ofsaytın en basit kuralı şudur:
Oyuncu hareketlenmeyecek ya da topun aksi yönünde hareketlenecek.
Sowne tarafa doğru hareketleniyor?
Topa doğru… Topa doğru hareketlenen bir santrfor rakip savunmayı ve kaleciyi aldatır mı? O zaman nasıl pasif oluyor? Aktif olarak oyunun içinde olduğunu her haliyle gösteren bir adama ‘pasif’ diyor hakem ve buradan gol çıkıyor!

Trabzonspor Kulübü:

Böylesine zorlu bir karşılaşmada yediğimiz birinci golün ofsayt olması, (…)

Haydi Trabzonspor’unkini anladık. Ama bu isimlerden Bülent Yavuz, Ulusoy döneminin büyük kısmının MHK başkanı, hakem hocası idi. Diğer isimler de Türkiye’de yakın tarihin, en azından isim olarak, önemli hakemleri, yorumcuları. Hiç mi gelişmeleri, kuralları, yorumları takip etmezler? Uluç için birşey söylemeye gerek yok zaten 🙂
Bir de “yüzyılın hakemi, ulemalar uleması, büyük insan, muhteşem adam” Markus Merk var. Türkiye’ye gide gele o da “olmuş”…

Bu isimlerin bazıları “UEFA sopası”nı çok seviyorlar. O sevdikleri “sopa”yı UEFA kafalarına indirmiş bu sefer:

Milliyet, 04 Nisan 2012

Trabzonspor-Fenerbahçe maçının FIFA kokartlı hakemi Fırat Aydınus’a, Türkiye Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu Eğitimcisi ve UEFA Hakem Komitesi Üyesi Jaap Uilenberg’den özel teşekkür geldi.
Fırat Aydınus, Avni Aker Stadı’nda pazar akşamı oynanan karşılaşmanın 41. dakikasında Cristian Baroni’nin attığı golü, yardımcısı Serkan Ok’un, Moussa Sow için kaldırdığı ofsayt bayrağına rağmen geçerli saymıştı. Aydınus’un spor kamuoyunda tartışma yaratan bu kararı, UEFA Hakem Komitesi Üyesi Uilenberg’den övgü aldı.
Spor Toto Süper Lig maçlarını her hafta dikkatle takip eden Jaap Uilenberg’in, Merkez Hakem Kurulu yetkililerini arayarak pozisyonu doğru yorumladığı için Fırat Aydınus’a teşekkür ettiği ortaya çıktı. Hollandalı hakem hocası, Cristian’ın golle sonuçlanan pozisyonunun hakem seminerlerinde ders olarak gösterileceğini de bildirdi.
Jaap Uilenberg’in bu golün pasif ofsaytla ilgili birçok soruya yanıt olabileceğini düşündüğü ifade edildi.

Written by kesinofsayt

04 Nisan 2012 at 08:45

GÖNÜLLERLE KİŞİLERİ AYIRABİLECEK MİSİNİZ?

leave a comment »

UEFA’nın 36. Olağan Kongresi İstanbul’da yapıldı. Türkiye’deki şike soruşturması nedeniyle özel bir anlam atfedilen toplantıya, bugüne kadar siyasetin futbola karışmasına “sıfır tolerans” gösterdiğini iddia eden UEFA’nın, bizzat başkanı aracılığıyla siyaseti bulaştırması damgasını vurdu. Siyasi müdahaleler nedeniyle bazı ülke federasyonlarına yaptırımlar uygulayan UEFA, bu kez kongre öncesinde Ankara’ya kadar giderek Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Birbuçuk saatlik toplantıda şike konusunun gündeme gelmediği açıklaması ise sadece gülümsetti.

Ardından, İstanbul’da yapılan UEFA Kongresi’nin açılışında Başbakan Erdoğan konuştu. Erdoğan konuşmasında şunları söyledi:

“Hukukta bildiğiniz gibi suçların şahsiliği ilkesi vardır. Bir de bizim siyasetçiler olarak gerçek kişi ve tüzel kişi noktasında zaman zaman muhatap olduğumuz sıkıntılar vardır. Gerçek kişi ve tüzel kişi noktasında değerlendirmeyi iyi yapmak lazım. Gerçek kişilerin işlediği suçlar sebebiyle eğer tüzel kişilik suç ve ceza almaya kalkarsa burada sadece bir tüzel kişi, kurum ceza almıyor. Yeri geliyor, milyonlarca o tüzel kişiliğin sempatizanı olan kişiler, belki bir şehir, birkaç şehir, burada cezalandırılmış oluyor. Burada suçların şahsiliği ilkesinden hareketle kim olursa olsun, bu şikeyi ve suçu kim işlemişse, cezaların caydırıcılığından hareketle en büyük cezayı alması en önemli adımdır ve bunun yapılması lazım. Oradan hareketle bunun sürdürülmesi inanıyorum ki, özellikle futbola olan, spora olan aşkı ve sempatiyi daha farklı bir şekilde geliştirecek ve onları sürekli olarak geri götürmeyecektir”

Kongre sonrasında ise Platini basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:

“Ankara’da 2 gün önce kendisiyle görüştüm. Bana da aynı şeyi ifade ettiler. (Haklısınız) dedim, ancak sistem bu şekilde oluşturulmuş. Bu şekilde oluyor. On yıllardır böyle oluyor. Disiplin komitesi bağımsız bir komite. Ben de size katılıyorum. Bir kulüp başkanı usulsüzlük yaparsa, takımı cezalandırılmamalı. Sayın Başbakan haklı, ama uzun süredir sistem bu şekilde yürüyor, bedeli kulüp ödüyor.”

Hani o görüşmede şike konusu gündeme gelmemişti?

Hani o görüşme sadece nezaket ziyaretiydi?

Hani o görüşmede sadece başbakanı kongreye davet etmişti sayın Platini?

UEFA’nın yalanlar zincirine bir halka daha eklenmesi hiçbirimizi şaşırtmadı.

Devam edelim;

Platini -kendi ifadesiyle- Erdoğan’a 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın Türkiye’ye verilmesi için (olimpiyatların alınmaması halinde) oy vereceğini de söylemiş. Yani UEFA’yı CAS’an davaya çözüm bulunması karşılığında rüşvet önermiş açıkça. Sayın başbakanın “yargı bağımsızdır, kararı bekleyelim” yerine aniden “kişilerle kurumları ayıralım” temasına geçişi de rüşvetin kabul edildiğinin göstergesi.

Aziz Yıldırım, sevseniz de sevmeseniz de bugün hala Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanıdır. Bu satırların yazarı olan bendeniz de 3 Temmuz 2011 öncesinde Aziz Yıldırım’ın bazı icraatlarını eleştirenlerdendim.

Ancak gün itibarıyla Aziz Yıldırım “kişi” olmanın ötesinde, dokuz ayda müthiş bir direniş kültürü geliştiren Fenerbahçeliler’in gönlündedir, “kişi” değil, Fenerbahçe’nin ta kendisi olmuştur.

“Yeni” Türkiye’nin kudretli iktidarı şu anda herşeyi yapabilecek güce sahip. Sayın başbakan süren dava esnasında dahi “kişilerle kurumları” ayırtabilecek bir güce muktedir. Kendisini engelleyebilecek, “önce adalet” diyebilecek hiç bir merci yok ne yazık ki. Yani dediğini yapabilir. Bunu ilerleyen günlerde göreceğiz.

Sadece tek bir sorum var:

“Gönüllerle kişileri de ayırabilecek misiniz?”

Written by kesinofsayt

26 Mart 2012 at 09:15

INFANTINO’NUN DERDİ, TÜRKİYE’Yİ GERDİ

leave a comment »

 

36. UEFA Kongresi İstanbul’da yapıldı. 53 üye ülke temsilcileri muhtelif konuları görüştüler, ama Türk medyasının aklı fikri elbette ki “UEFA’nın Fenerbahçe’ye yaptırım uygulayıp uygulamayacağı”ndaydı.

Kendisi ve ticari / şahsi ilişkileri tartışmalı olan UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino, basın toplantısında Türk gazetecilerin bu konudaki sorularına muhatap oldu ve manşetler hep “tükürdüğünü yalamamak” üzerine kurgulandı.

Öncelikle FIFA ve UEFA biz Türklerin sandığı gibi futbolun güzelliklerini kutsal kabul eden, sadece oyunun ruhu, iyiliği ve güzelliği için çalışan kurumlar mı?

FIFA ve UEFA’yı yönetenler ülkemiz medyasının neredeyse peygamberleştirdiği, dürüst, mükemmel, haksızlık ve adaletsizlikle mücadele eden, kanun ve kuralların koruyucusu insanlar mı?

Yanıt: kocaman bir ASLA!

Ülkemiz futbolunu yönetenler (federasyon, kurumları, kulüp yöneticiler vs) ne kadar kah öyle kah böyleyse FIFA ve UEFA’nın başındakiler de öyleler. FIFA ve UEFA’nın yöneticileri haklarındaki onlarca iddia ve davayla uğraşıyorlar. Özellikle FIFA Başkanı Sepp Blatter’in “denetimsiz” (öncelikle mali yönden) bir imparatorluk kurduğu, UEFA Başkanı Platini’nin hamisi olduğu ve onu veliahtı yerine koyduğu iddiaları var ve bu konuda yazılıp çizilenler çok inandırıcı. Hatta Türkiye’deki “şike davası”ndan daha inandırıcı tezler var.

Bu konuda Türkçe kaynak isteyenlere Andrew Jennings’in “Faul! FIFA’nın Karanlık Yüzü” kitabını önerebilirim. Yabancı kaynak ise yüzlerce…

Gelelim bu tartışmalı kurumların “Türk medyasına göre” tartışmasız Genel Sekreteri Infantino’ya…

Infantino, Ünal Aysal’ın Dilovası’ndaki enerji santralında ortağı olan Ansaldo Energia şirketine yakın bir isim olarak biliniyor. Inter Başkanı Moratti’nin bir akrabası olarak Inter’in lobicisi olarak anılıyor. İlginçtir, Cornu’yu 22 Ağustos’ta Türkiye’ye gönderen de, TFF’nin atıfta bulunduğu UEFA’nın üstü kapalı da olsa tehdit içeren mektubunu yazan da doğrudan Gianni Infantino idi.

Aynı Infantino, İstanbul’daki UEFA Kongresi sonrasındaki basın toplantısında ise, Türk medyasının aksini çok arzulamasına rağmen, temkinli yanıtlar verdi. Özellikle şu sözleri çok dikkat çekici:

“Türkiye’de geçmişte ve şu anda bazı şike iddialarıyla ilgili davalar, soruşturmalar var, futbol disiplin heyetlerinde de bunlar gündemde.”

Geçmişteden kastın ne olduğu muhtemelen asla sorgulanmayacak ülkemizde…

Şöyle devam ediyor Infantino:

“Türkiye Futbol Federasyonu doğru, gerekli kararları alacak, yerindelik durumu var. Yerinde alınacak kararlar var. Bunlar Türkiye’de, Türk makamları tarafından alacak. Bu kararlar alındıktan sonra biz durumu inceleyeceğiz. Herhangi bir karar da alacak değiliz. Onlar ne yapılacağını biliyor.”

Yani yetkinin (doğal olarak) yerel otoritelerde olduğunu açıkça ifade etti. Ancak basın toplantısının ardından ilk manşetler “Infantino: Sıfır tolerans dedi” şeklindeydi. Evet, dedi belki, ama alınacak karar için değil…

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesinin UEFA’nın değil, TFF’nin kararı olduğunu bir kez daha vurguladı Infantino. Elbette bu da manşetleri ilgilendirmiyordu.

Infantino’nun sürece ilişkin söylediği en gerçekçi sözlerin başında ise şu geliyordu. Bir yabancının bile “yeni” Türkiye’yi çok net tanımış, anlamış olduğunun kanıtıydı adeta:

“Türkiye’de pek çok olay gazetelerde başlıyor, bitiyor.”

Nihayetinde Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne alınmamış olmasını gerekçe göstererek “kupa talep edenlere” UEFA’nın “resmi yanıtı” geliyordu Infantino’nun ağzından:

”Türkiye’nin şampiyonu kimdir, bunu biz söyleyemeyiz”

Written by kesinofsayt

21 Mart 2012 at 22:09

Gianni Infantino, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,