FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘CAS’ Category

TUTARSIZLIKLAR PRENSİ

with 2 comments

Mehmet Ali Aydınlar 9 Şubat’ı 10 Şubat’a bağlayan gece 00:30’da Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programına konuk oldu.  Programda müstafi TFF Başkanı’ndan ziyade Fenerbahçe muhalefetinin lideri gibi konuştu. Lütfi Arıboğan’a, İlhan Helvacı’ya, Şenes Erzik’e, Gianni Infantino’ya teşekkür eden Aydınlar, Fenerbahçe yöneticilerinin tümüne muhtelif suçlamalar getirdi.

Programın bir yerinde “ben yalan söylemeyi beceremem, hemen anlarsınız” dedi. Ne tesadüftür ki bu lafı tam da Rıdvan Dilmen ve Aykut Kocaman ile yaptığı görüşmeyi anlatırken etti. Mehmet Ali Aydınlar’a ilk yalanlama da – daha doğrusu düzeltme- Rıdvan Dilmen’den geldi.

“Yılların gazetecisi” Mehmet Ali Birand, hiç bir şekilde sorularıyla sıkıştırmadığı konuğunu, söylediklerinin çoğu tutarsızken “tatmin edici, inandırıcı” buldu. Muhtemelen kendisindeki Galatasaray genlerinden kaynaklanan şu tweetleri yolladı:

Bakalım Mehmet Ali Aydınlar ne derece “tatmin edici, inandırıcı” idi…


Soru: TFF başkanlığına aday olmanızı Başbakan mı istedi?
Mehmet Ali Aydınlar
: İşin doğrusu kulüpler istedi. Ben de bu istekleri kırmayıp görevi kabul ettim. Çok çalışan bir insanım. Yıllardır futbol camiasının içindeyiz. Başbakan ile sadece istişarede bulundum.

Analiz:

Önce kısa bir kronoloji yapalım.

  • 4 Haziran 2011 tarihinde Mahmut Özgener’in TFF başkanlığını bırakacağı, yerine Göksel Gümüşdağ’ın aday olacağı haberleri çıktı.
  • 5 Haziran 2011 tarihinde Mahmut Özgener Lig TV’ye aday olmayacağını açıkladı.
  • Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, 10 Haziran 2011‘de villasında Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, Gaziantepspor Başkanı İbrahim Kızıl ve Galatasaray Başkanı Ünal Aysal yurtdışında olduğu için yardımcısı Adnan Öztürk’ü misafir etti ve aday olarak Mehmet Ali Aydınlar’ı belirlediler.
  • 13 Haziran 2011 tarihinde Göksel Gümüşdağ “on yıldır Türk futbolunun içindeyim. Her kademede görev yaptım. Kulüpler Birliği Vakfı ve alt birliklerin desteğini alarak başkanlığa adaylığımı koyuyorum”diyerek adaylığını açıkladı.
  • 15 Haziran 2011‘de Başbakan’ın “uzlaşın” çağrısı üzerine Göksel Gümüşdağ, Mehmet Ali Aydınlar lehine adaylıktan çekildi.  (Alternatif link)
  • 16 Haziran 2011 Mehmet Atalay çekildi.
  • 24 Haziran 2011 tarihinde başbakan Mehmet Ali Aydınlar’ı kabul etti.
  • 29 Haziran 2011 tarihinde Mehmet Ali Aydınlar TFF başkanlığına seçildi.

Siyasetin futbolun ne kadar içinde olduğunu 3 Temmuz Operasyonu sürecindeki siyasi dahli anlatırken yazmıştım. Ayrıca başbakanın TFF başkanlık seçimindeki rolü, savcılığın ek klasörlerindeki tapelerde bile mevcut:

Tapedeki görüşme tarihine dikkatinizi çekerim: 30 Nisan 2011… Daha Özgener’in başkanlığı bırakacağı, Mehmet Ali Aydınlar’ın adı filan hiç bir yerde yok. Ancak başbakan bu ismi telaffuz ediyor ve Mehmet Ali Bey hala bunu inkar ediyor.


Soru: Kişisel izleniminiz nedir, şike var mı? Savcı ile konuştuktan sonra şüphe duydunuz mu?
Mehmet Ali Aydınlar: 
70 klasör tape var. Bunları ben yazmadım. “Hiçbir şey yok” şeklinde davranmak doğru mu bilmiyorum. İçeride anlatılanları duyunca şaşırdım. “Hiçbir şey olmamış” diyemedim.

Analiz: “O dönemin” TFF başkanının bu ifadesinden, savunma olmadan, sadece polis / savcı soruşturmasından şikeye ikna olduğu anlaşılıyor. Kendisi ne kadar “kibarlaştırmaya” çalışsa da ifade çok net.
Aynı Aydınlar, kararları hemen başlangıçta almama nedenlerini ise “masumiyet karinesi ve savunmaların alınmaması”na bağlayabiliyordu ama… Kendisi savunma olmaksızın “birşey olmamış diyemem” dese de savunmadan bahsedebiliyordu yüzü kızarmadan.


Soru: Olayın UEFA boyutunda neler yaşandı?
Mehmet Ali Aydınlar: UEFA’ya gittik. Bir an önce karar verilmesini istediler. Bence de bir an önce karar vermek gerekiyor. “UEFA’yı dinlemeyelim” diyenler var. Yunanistan’da mahkeme devam ederken, Olympiakos Volou küme düşürüldü. Tahkim, cezayı kaldırdı. UEFA, devreye girdi ve Volou’yu 3 lig birden düşürdü.

Analiz:

Müstafi TFF Başkanı “yine” doğru bilgi alamamış ya da bilerek manipülasyon yapıyor.  Yunanistan’daki şike soruşturması, Koriopolis’te Yunanistan Futbol Federasyonu Olimpakos Volou ve Kavala için küme düşürme kararı aldı. Ancak Yunan Tahkim’i kararı bozup eksi puan cezasına hükmetti. Olympiakos Volou Uefa Avrupa Kupası’nda yer aldığı için (yani UEFA’nın organizasyonunda) ve katılmadan önce temiz olduğuna dair bir belge verdiği (ki bizim takımlarımız da bunu vermek zorunda) için, üstelik kendi federasyonu tarafından suçlu bulunduğundan ötürü üç sene men cezası aldı. Kavala UEFA kupalarında yer almadığı için UEFA ile muhatap dahi olmadı.  Gelelim bu takımların üç alt lige düşmelerine… Bu kararı bahis konusu kulüpler, suçu sabit görülen eski yöneticileriyle bağlarını kesmedikleri için hükümet aldı.
Koriopolis hakkında detaylı ve güzel bir çalışmaya şuradan ulaşabilirsiniz.


Mehmet Ali Aydınlar Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi süreciyle ilgili olarak da

15 Ağustos’ta Nihat Özdemir aradı. “TFF’ye gelebilir misiniz?” dedim. Ali Koç ile birlikte geldiler. “Etik Kurulu raporunu inceledim.Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne gitmemesi sizin yararınıza. Giderseniz Fenerbahçe çok daha büyük cezalarla karşılaşabilir. Fenerbahçeliliğiniz gereği bu şampiyonaya gitmemelisiniz” dedim.

açıklamasını yaptı.

Bu konudaki tartışmalar o dönemde de çok yapılmıştı. Fenerbahçe Spor Kulübü Asbaşkanı Ali Koç’un ilk açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca, bu konuyu incelediğimiz Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.

Elbette ki burada “sen dedin, ben dedim”e geliyoruz. Ancak Mehmet Ali Aydınlar’ın Rıdvan Dilmen ile yaşananlarda görüldüğü üzere olayların başını, sonunu yok sayarak çıkarımlar yapması, kendisine Mehmet Ali Birand kadar güvenmemizi engelliyor.


Soru: Yıldırım Demirören “UEFA’ya karşı dik durmadınız” eleştirisinde bulundu…
Mehmet Ali Aydınlar: O dönemde İsviçre’nin Sion takımı ile ilgili bir soruşturma yapılmıştı. İsviçre Futbol Federasyonu, dik durdu. Daha sonra FIFA, İsviçre Federasyonu’na bir yazı gönderdi. “Sion’un oynadığı bütün maçlar için eksi 3 puan ceza vereceksiniz. Aksi takdirde sizi men ederim, Basel’i de Şampiyonlar Ligi’nden çıkartırım” dedi. Dik durmanın bedeli bu. Milli Takımı riske atamazdım. UEFA ile neyin kavgasını vereceğim? UEFA, ancak vereceğiniz kararların kendi normlarına uyması halinde kararlarınıza karışmıyor.

Analiz:

Doğru, Sion CAS’taki davaların birisini kaybetti. Ancak CAS o davayı “esastan” reddetmedi. Usül ile ilgili bir red çıktı. Beş maddeden ikisi ile dava döndü. Sion’un UEFA ve FIFA aleyhine CAS’ta ve İsviçre Federal Mahkemeleri’nde davaları sürüyor. Mehmet Ali Bey’e bu konuda da “hukukçuları” yeterli bilgi iletmemiş sanırım.


Soru: Neden Beşiktaş ve ve Trabzonspor Avrupa kupalarından men edilmedi?
Mehmet Ali Aydınlar: Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor alındı. Bunu ben de bir TV kanalında öğrendim. Trabzonspor’u gönderenin biz olduğumuz söylendi. UEFA’nın uygulamasına göre, katılmayan takımın yerine sıralamadaki ilk takım alınıyormuş. Şampiyonlar Ligi, UEFA’nın kontrolünde. İsterse alır, isterse almaz. Almıyor, tavırlarını koymuşlar.

Analiz:

Öncelikle ” UEFA’nın uygulamasına göre, katılmayan takımın yerine sıralamadaki ilk takım alınıyormuş” cümlesine dikkatinizi çekerim. “Alınıyormuş” diyen, miş’li bilgiye sahip bir federasyon başkanının “süreci çok iyi yönettik” demesi ne kadar inandırıcı, tartışılır…

Ayrıca, Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmesi ile ilgili ciddi tartışmalar sürüyor. 7 Şubat 2012 tarihinde Vatan Gazetesi’ndeki bir haberde göre Trabzonspor’u TFF’nin gönderdiği bilgisi yer alıyor. Haberde “UEFA, Şampiyonlar Ligi statüsünün 2. maddesinin 7 ve 10. ek maddelerine dikkat çekerek ‘Sizin uygulamanıza paralel hareket edilmiştir’ “ diyor.  TFF bu süreçte şeffaf davranmadığı için yazışmaların ve uygulamanın ne şekilde yapıldığı konusu karanlıkta kalıyor.


Mehmet Ali Aydınlar programda

O dönemde “TFF, Fenerbahçe’yi göndermedi” diye çok eleştirildik. Kendi camiam olduğu için bu, beni çok yaraladı. Aykut Kocaman ve Rıdvan Dilmen ile görüşmem oldu. O görüşmede Rıdvan Dilmen, “Başkanım Fenerbahçe’yi göndermediğinizde ben sizi çok eleştirmiştim. Çok haklıymışsınız. Sizden özür dilerim” dedi. Ben de O’na, “Benden daha çok özür dilersin” yanıtını verdim.

dedi. 10 Şubat 2012 tarihinde, NTVSpor’da Yüzde Yüz Futbol programında Rıdvan Dilmen özür olayını kabul etti. Ancak “neden” olduğunu Mehmet Ali Aydınlar’ın açıklamasını, aksi takdirde ertesi gün kendisinin açıklayacağını söyledi. Mehmet Ali Aydınlar’dan haber çıkmayınca 11 Şubat 2012 tarihli programda işin içyüzünü açıkladı.

Rıdvan Dilmen şunları söyledi:

Mehmet Ali Bey 3 Ocak’ta beni aradı ve görüşmemiz gerektiğini söyledi. Orduspor maçı öncesi bir araya geldik. Bana UEFA’ya gittiği ve oradakilerle görüştüğünü anlattı. Fenerbahçe’nin cezasını tamamladığını ve önümüzdeki sezon için Avrupa’ya gidebileceğini dile getirdi. Ancak “bunlar medyaya yansırsa ben de UEFA da yalanlayacağız” dedi. Ben de hemen telefonumla Aykut Kocaman’ı aradım ve yanımıza gelmesini söyledim. Mehmet Ali Bey bize “Fenerbahçeli yöneticiler şike yapmış. Size eksi puan verilecek” dedi. Bu esnada Aykut Kocaman “Başkanım o zaman bizi küme düşürün” cevabını verdi. Ben de ayağa kalktım ve başkanım ben size çektiğim mesajdan dolayı özür dilerim” dedim. “Ultraslan’dan Sebahattin’i bilir misiniz?” diye sordum, tanımam dedi. “O bile Fenerbahçe’den sizin kadar nefret etmiyordur” dedim, çıktım. O günden beridir görüşmüyoruz.


Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’nin CAS’taki davasından lehte bir sonuç alınamazsa UEFA’nın Fenerbahçe’ye daha büyük ceza vereceğini iddia etti. Oysa aynı Aydınlar Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermeyerek UEFA tarafından verilebilecek olası bir cezayı önlediğini iddia ediyordu.

Mehmet Ali Bey’in tutarsızlıklarına alıştığımız için buna çok şaşırmadık. Ancak “yılların gazetecisi” Mehmet Ali Birand’ın bu çelişkilere dikkat çekmesini beklerdik. Sanırım “Liseli Medya”dan hala bunu beklediğimiz için biraz safız.

Programda Mehmet Ali Aydınlar tüm Fenerbahçe yöneticilerini suçlarken (hatta karar verme yetkileri olmadığını iddia ederken) “polis suçlu, savcı suçlu, siyasiler suçlu, Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı suçlu, ben suçluyum, onlar haklı” diye sitayişte bulundu. Şenes Erzik’e, Platini’ye ve Infantino’ya da teşekkür etti. Bu konudaki yorumu sizlere bırakıyorum!

Mehmet Ali Aydınlar’ın tüm program boyunca söylediği yegane doğru şuydu: “Soruşturmada adece Fenerbahçe’nin adı geçmiyor, iddianamede birçok kulübün adı var.

Written by kesinofsayt

12 Şubat 2012 at 00:27

YARGILAMANIN İADESİ

leave a comment »

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi sürecini artık bilmeyen kalmadı muhtemelen. Yine de hafızalarını tazelemek isteyenler buradan yeniden okuyabilirler.

Kısaca;

  • M.A.Aydınlar 11 Temmuz 2011 tarihinde yaptığı açıklamayla 2010-2011 sezonu UEFA’ya tescil edildiği şekilde bildirildiğini açıkladı.
  • 18 Temmuz 2011 tarihinde Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı Nyon’a giderek UEFA yetkilileri ile görüştüler.
  • 22 Ağustos 2011′de UEFA Hukuk Müşaviri Pierre Cornu İstanbul’a geldi. Lütfi Arıboğan, İlhan Helvacı ve M.A.Aydınlar ile görüştü.
  • 24 Ağustos 2011 tarihinde TFF Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiğini açıkladı.
  • 25 Ağustos 2011 tarihinde Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına bağlanan Mehmet Ali Aydınlar şunu söylüyordu:

Yazıda, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacağını, bu konuda Fenerbahçe’nin özveride bulunmasını istiyordu. Bunu federasyonun engellemesini, aksi taktirde 8 yıla kadar ceza verebileceklerinden bahsediyordu. Ben de Fenerbahçe yöneticilerine bunu tebliğ ettim. Bu bizim kararımız, yaptırımımız değil, UEFA’nın kararı.

31 Ocak 2012 tarihinde istifa kararı alan M.Ali Aydınlar kararının gerekçelerini şöyle açıklıyordu:

Bazı spor programlarındaki yorumcuların şahsıma hakarete varan söylemlerinin dozunu artırarak seviyesiz saldırıları, devam etmem konusunda yeniden düşünmeye sevk etti.

CAS Hakimi Sayın Av.Kısmet Erkiner’in açıklamalarının doğruluğunu araştırdım ve ilgili raporun maalesef Federasyonumuza 6 Eylül ve 3 Kasım tarihlerinde ulaştığını bugün öğrendim.

UEFA yetkililerinin bize karşı farklı, CAS’ta farklı tavır almaları, UEFA gibi Avrupa futbolunun çatı örgütü olan bir kuruluşun yapmış olduğu uygulamanın, içinde bulunduğumuz ortamın ne kadar güvensiz ve samimiyetsiz olduğunu gösterdi.

Buraya kadar olanlardan TFF Başkanı’nın da -ifadeleri doğruysa, zira bugüne kadar birçok çelişkisine rastladık- bazı şeylerden habersiz olduğunu anlıyoruz. Saklanan bilgi ve belgeler TFF’nin ve hukuk kurullarının “doğru karar” alma yetisini sekteye uğratmıştır.

Fenerbahçe Spor Kulübü TFF’nin men kararı üzerine Tahkim Kurulu’na başvurmuş, kurul başvuruyu 25 Ağustos 2011 tarihinde görüşerek itirazı reddetmiştir. Karar metni şöyledir:

Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3. maddesi TFF’ye UEFA’nın yetkili organları tarafından verilmiş kararlara uyma yükümlülüğünü getirmiştir.  Aynı şekilde TFF Statüsü’nün 2. Maddesinin c, i ve l bentleri  ve 13. Maddesinin a ve k bentleri uyarınca da  gerek TFF’nin gerekse de TFF’ye üye olan futbol kulüplerinin FIFA ve UEFA’nın koyduğu tüm kural ve talimatlara uyma zorunluluğu bulunmaktadır. TFF Statüsünün  80. maddesinin II. fıkrası hükmü uyarınca da  TFF,  UEFA ve FIFA  kural ve talimatlarına uygun karar almak zorundadır.

Yine 2011-2012 Şampiyonlar Ligi Talimatı’nın (Regulation of the UEFA Champions League- 2011/2012 edition) 2.o4 maddesi, müsabakalara katılacak kulüplere UEFA Statü, talimat, karar ve düzenlemelerine uyacaklarını teyit zorunluluğu getirmektedir. Bu Talimatın 2.05 maddesine göre, 27 Nisan 2007’den beri yürürlükte bulunan UEFA Statüsünün madde 50/3 hükmü gereğince, bir kulübün ulusal veya uluslararası maçlarda maç sonucu belirlemeye yönelik bir faaliyetinden şüphe duyması halinde UEFA, bu kulübün şampiyonlar ligine  katılmasını engelleme kararı alabilmektedir.

Yukarıda yazılan mevzuat hükümleri çerçevesinde UEFA 23 Ağustos 2011 tarihinde TFF’ye gönderdiği yazılı bildirim ile gerekçesini de göstererek Fenerbahçe Spor Kulübünün bu seneki Şampiyonlar Ligine Katılma yeterliliği bulunmadığını belirtmiştir.
2011-2012 Şampiyonlar Liginin düzenleyicisi UEFA olup TFF UEFA’nın üyesidir. Fenerbahçe Spor Kulübü de TFF ‘nin üyesidir. Yukarıda anılan mevzuat ve 2011-2012 Şampiyonlar Ligi Talimatına göre üyelik yükümlülükleri uyarınca gerek TFF’nin gerekse de Fenerbahçe Spor Kulübü’nün UEFA’nın her türlü karar, talimat ve bildirimlerine uyma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bu hukuki mevzuat kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda TFF Yönetim Kurulu’nun  24 Ağustos 2011 tarihli ve 7 sayılı toplantısında aldığı kararda mevzuat hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından yapılan itirazın ve yürütmenin durdurulması talebinin REDDİNE  (2011/ 294 K.);

Yani açıkça UEFA’nın  “Fenerbahçe Spor Kulübünün bu seneki Şampiyonlar Ligine Katılma yeterliliği bulunmadığını belirttiği”ni gerekçe göstererek talebi reddetmiştir. Oysa CAS Hakimi Kısmet Erkiner “UEFA’nın CAS’a vermiş olduğu savunmanın 6.3 paragrafında UEFA ‘Şayet TFF elinde bulunan delillerden tatmin olmaz ve kulüp yetkililerinin şike yaptığı konusunda bir karara varamazsa, UEFA’ya kulübü Şampiyonlar Ligi’nden çekmenin erken bir karar olduğunu söyleme yetkisindedir. TFF bu savunmayla bize Fenerbahçe’yi ihraç edeceğini bildirmeseydi biz onu oynatırdık’ diyor” açıklamasını yaptı. M.Ali Aydınlar da istifa gerekçesinde bunu doğruladı.

Sonuç:

  • Tahkim Kurulu eksik ve kendisinden gizlenen belgeler nedeniyle yanlış bir karar vermiştir.
  • Tahkim Kurulu’nun duruşmasında TFF avukatı İlhan Helvacı’dır.

TFF Futbol Disiplin Talimatı‘nın 93. maddesi

Disiplin Kurullarının, kesinleşen bir kararında dayanılan delillerin gerçeğe aykırı oldukları veya kararı etkileyecek yeni bir delilin meydana çıktığı veya kararın yerine getirilmesi tamamlanmadan önce mevzuatta ilgililer lehine bir değişiklik yapıldığı takdirde; ilgili kişi veya kulüpler ile soruşturma merciileri, kararı veren Disiplin Kurulu’ndan yargılamanın iadesini talep edebilirler. Bu talep üzerine ilgili Disiplin Kurulu, inceleme sonucuna göre, önceki kararın değiştirilmesine yer olmadığına karar verebileceği gibi yeni bir karar da verebilir.

demektedir.

Şimdi bu hatanın düzeltilmesi için ne yapılacağını merak etmekte ve beklemekteyiz.

NOT: Konu twitter’da @futbolhukuku tarafından gündeme getirilmiştir. İkazı ve bilgilendirmesi için teşekkür ederiz.

Written by kesinofsayt

01 Şubat 2012 at 10:34

EMİN ÖZKURT: İDDİANAME CAS DAVASINDA GEREKÇE GÖSTERİLEMEZ

leave a comment »

Türkiye Futbol Federasyonu ile F.Bahçe Kulübü arasında yaşanan hukuk savaşı karşılıklı gelen açıklamalarla iyiden iyiye gerilmeye başladı. TFF başkanvekili Lütfi Arıboğan’ın önceki gün Sporx.com’a yaptığı açıklamaların ardından Fenerbahçe cephesinin Arıboğan’a cevabı gecikmedi.

Kendisine telefonla ulaştığımız F.Bahçe Kulübü CAS davası vekili Av. Emin Özkurt, Arıboğan’ın sitemizde yer alan beyanatlarına karşılık Sporx.com’a özel çarpıcı açıklamalarda bulundu.  İşte Avukat Özkurt’un Sporx’e yaptığı birbirinden çarpıcı o açıklamalar;

4 AY ÖNCE VERİLMİŞ BİR KARARA 4 AY SONRA ÇIKMIŞ BİR İDDİANAME GEREKÇE GÖSTERİLEMEZ

“Öncelikle Pirre Cornu’un bu mektubunun ne içerdiğinin iyi anlaşılması lazım. Çünkü burada Cornu İstanbul’da bir araya geldiği TFF yetkililerinin kendisine F.Bahçe’nin şike yaptığına dair kafalarında yüzde 1 dahi soru işareti olmadığını söylediklerini belirtmesi çok önemlidir. Yine Cornu’ya ifadesinde, TFF yetkililerinin alacakları bir karar sonucunda güvenlikleri ile ilgili duydukları endişeden bahsetmeleri üzücüdür.

Zira Türkiye bir hukuk devletidir ve kimse kimseyi hukuka uygun bir şekilde aldığı kararlardan dolayı güvenlik sıkıntısına sokamaz. Ancak ne yazık ki,TFF yetkilileri, Sayın Cornu’nun ifadesine göre böyle bir risk gördüklerinden, UEFA ile bir yazışma trafiği kurgulamış olarak aktarılmıştırlar. Cornu’da İsviçre’ye dönüşte istedikleri bu yazıyı genel sekreterlikten gönderileceğini kendilerine belirtmiştir. F.Bahçe ile ilgili kupadan men kararı işbirliği içinde alındığı bu mektuptaki ifadelerden bellidir. Bu yüzden de F.Bahçe Spor Kulübü olarak her iki kurumu dava ettik”

CORNU’NUN İFADESİ HALEN DAHİ DOSYADADIR 

“UEFA’nın dava savunma dilekçesi ve Cornu’nun resmi beyanlarıdır. Bu beyan halen dahi dosyadadır ve UEFA’nın geçerli savunma evrakıdır. Bunun dosyadan geri çekildiği yönündeki açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır.”

CORNU CAS DURUŞMASINA ÇAĞDILDI. YÜZLEŞME REDDEDİLDİ BEYANI YANLIŞ

“UEFA avukatı Pirre Cornu’nun CAS tarafından 22 martta yapılacak duruşmaya çağrılmıştır. Ayrıca TFF yetkililerinin da bu duruşmada ifade vermeleri önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. FenerbahçeSpor Kulübü sadece gerçeğin arayışındadır. TFF yetkilileri ile Sayın Cornu’yu, gerçeğin açığa çıkması adına, CAS’taki duruşmada karşılıklı olarak kendilerini ifade etmeye çağırdık. Sayın Cornu’nun duruşmada hazır bulunması hususunda CAS’dan karar almış bulunmaktayız.Bununla birlikte, adı geçen TFF yetkilileri ile ilgili ne olumlu ne de olumsuz bir karar çıkmamıştır. Şu halde, kendilerinin dosyayla olan ilgileri nedeniyle duruşmada ifade vermeye gelmeleri önünde hiçbir hukuki engel yoktur. Bilakis, bu imkanı değerlendirmelerini tavsiye ederiz, bu Sayın Cornu’nun ifadelerini düzelttirmeleri adına kendileri için bir fırsattır. ”

ÖN YARGILI BU KARARIN PERDE ARKASINI ORTAYA ÇIKARTACAĞIZ

“Ortada düşündürücü olan çok konu vardır. Örneğin TFF Yönetim Kurulu, 15 Ağustosta çıkıp takımların avrupaya gitmesi konusunda bir engel olmadığını söylemiştir. Ama ne olduysa Cornu’un İstanbul’a ziyaretinden sonra bu karar değişmiştir. Biz bu ifadelerin CAS’daki dosyada kalmasını istedik çünkü biz ön yargılı olarak verilen bu kararın perde arkasını bu mektupla aydınlatmış olacağız. Bizim için en güzel delil bu Cornu’un o CAS’daki mektubudur, ifadesidir.”

İDDİANAMENİN CAS DOSYASINA DAHİL EDİLMESİNE İTİRAZIMIZ YOK

“İddianame dosyaya girdi deniliyor. Bunun hukuken hiçbir önemi yok ki. FB Şampiyorlar Liğ’inden men edilirken iddianame mi vardı. Neredeyse 4 ay sonra çıktı iddianame. Nasıl olurda geçmişte verilmiş bir karar gelecekte çıkan bir metne dayanılarak verilmiş kabul ettirilmeye çalışılabilinir? Kaldı ki, iddianamede en nihayetinde savcının sübjektif değerlendirmelerinden oluşan bir metindir. ”

DUPONT İDDİASI ÇOK GÜLÜNÇ

“Cornu’un mektubunun kalmasıyla ilgili talebimizin altında F.Bahçe’nin diğer avukatı Dupont’un imzasının olmaması iddiası var.Bu çok gülünç bir iddia. Dupont bu mektubun altını imzalamadığına göre bu işte bir tuhaflık var denmek isteniyor. Gerçekten komik. Çünkü Dupont yurt dışında yaşayan ve sık sık seyahat eden bir avukat. Ayrıca bu konuda F.Bahçe’nin davasını yürüten iki avukatı var biri Dupond diğeri ben. CAS’la yazışmaları birlikte götürüyoruz ve her dilekçeyi mutabık kaldıktan sonra iletiyoruz.

İmza süreçlerinde bir gecikmeye mahal vermemek ve hızlı hareket edebilmek adına tüm yazışmaları sadece tek imzayla ve ancak hepsinin içeriğinde mutabık kalmamızı takiben ben iletiyorum. Ayrıca, kulübün antetli kağıdı neden kullanılmadan yazışmalar yapılıyor deniliyor. Ben kulübün bu dosyadaki avukatıyım, altında imzam olduktan sonra her yerden, istediğim şekilde yazışma yaparım. CAS hakem heyeti burada haliyle bir sakınca bulmazken, bu hususlara değiniliyor olması, böyle basit bir noktadan medet umulması üzücü bir durumdur. ”

LÜTFİ BEY DAVA AÇACAĞIM DEDİ BU TV KAYITLARIYLA BELGELEDİR

“Sayın Lütfi Arıboğan size vermiş olduğu röportajda kendisinin televizyonda “Ben Cornu’ya dava açacağım demedim” diyor. Bu asla doğru değil. Bakınız ben kesinlikle ne Lütfi Bey’i ne de başka bir yetkiliyi hedef almıyorum ve asla almam. Hatta onlara her platformda yaşlarına hürmeten, Türk örf ve ananelerine uygun bir şekilde yaklaşırım. Ancak benim, hukukun üstünlüğüne inanmış bir avukat olarak açığa çıkmasına çalıştığım bir takım gerçekler var. Bu gerçeklerin peşinde ilerlerken buna kimsenin mani olmasına göz yumamam. Profesyonellik anlayışım, kendilerine karşı sorumlu olduğum Fenerbahçe Kulübü, Yönetim Kurulu ve elbette camiasına karşı vazifemi eksiksiz yerine getirmemi gerektirir.

Eğer bu bir takım kişi ve kurumlarla karşı karşıya gelmeme neden oluyorsa da, ben sadece ve sadece gerçeklere ve belgelere dayanarak bunu da yaparım. Sayın Arıboğan benim katıldığım bir televizyon programına canlıtelefon bağlantısı gerçekleştirerek “Cornu’ya suç duyurusunda bulunacağım” ifadesini kullanmıştır. Bu husus herkesin erişebileceği TV kayıtları ile belgelidir. Buna karşılık, eğer böyle bir ifadem olmadı şeklinde bir ifadesi varsa, Sayın Arıboğan’ın bu çıkışını yadırgadığımı ve buna çok şaşırdığımı belirtmek isterim.  Tekrar etmekte fayda var, ne şahsımın ne de F.Bahçe Spor Kulübünün kişileri hedef alıp onlara yönelik bir yıpratma arzusu hiç olmamıştır, olmayacaktır. Bizim arzumuz, yaşan bu hukuksuz olayın arka planının açığa çıkmasıdır. ”

TFF DİSİPLİN SÜRECİNDE HUKUĞA AYKIRI DAVRANIYOR

“Önemli konulardan biri de TFF’nin “karar play-off’lardan önce verilecek” şeklinde basına yansıyan haberlerdir. Burada akla bazı şeyler geliyor: Bağımsız kurulların nasıl olurda hangi sürede karar vereceğini söyleyebilirsiniz? Böyle bir durumda bunların bağımsızlığından söz edilebilinir mi? Savunmalar için kişilere 20 gün süre tanınmıştır. Bu süreçler 2 ayda bitebilir mi? On binlerce sayfadan nasıl bu kadar hızlı sonuca varılacaktır. Neden başka örnek dosya ve olaylarda olduğu gibi yargı beklenilmiyor?”

UEFA’NIN TERRY KARARI İNCELENMELİ 

“Şimdi müsaadenizle size güncel bir örneği, üstelik futbolun beşiği olanİngiltere’den vermek isterim. Malumunuz futbolun ve sporun en önemli üç sorunu vardır: Doping, şike ve ırkçılık. Bunlar arasında hiç şüphe yoktur ki, sosyal etkileri bakımından ırkçılık en büyük problem olarak görülür. Chelseave İngiliz milli takımının kaptanı John Terry, Ekim ayında oynanan Queens Park Rangers maçında, iddiaya göre Anton Ferdinand’a, ırkçı içerikli bir söylevde bulunuyor. Olay basına yansıyor, şikayet geliyor. Savcılık “bir maçta ırkçı ifadeler kullanmak”tan soruşturma başlatıyor, dava açılıyor.

İngiltere Futbol Federasyonu, John Terry hakkındaki sportif cezayı, adli yargılamanın sonuna bırakıyor. Yani Terry, beraat ederse Federasyon ceza vermeyecek. FIFA ve UEFA ırkçılığı, şikeden ağır tehlike görüyor ama İngiliz Federasyonu: “Bu yargı sürecinin neticesini alınıncaya kadar, benFutbol Federasyonu olarak herhangi bir atım atamam” diyor. Şimdi sormak gerekmiyor mu? Şikeden daha ciddi mücadele ettiği ırkçılıkla alakalı bir konuda UEFA nasıl oluyor da İngiliz Federasyonu’na baskı yapmıyor, “Gereğini yap” diye üstelemiyor. Bu olay göstermektedir ki, TFF, Türk hukukuna saygı duyulmasını en az İngiliz Futbol Federasyonu kadar net ve kararlı bir şekilde ifade edebilmelidir.”

Tahir Kum, www.sporx.com

Written by kesinofsayt

26 Ocak 2012 at 07:25