FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Posts Tagged ‘Ali Koç

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ 5 – (KASIM 2011)

leave a comment »

1 Kasım 2011 – Salı

2 Kasım 2011 – Çarşamba
  • Galatasaray – Fenerbahçe derbisinin oynanmayacağı, hatta birkaç sezon oynanamayacağı iddiaları ortaya atıldı.

3 Kasım 2011 – Perşembe

  • ING Bank Kobi ve Ticaret Bankacılığı tarafından düzenlenen ’Ing Bank Bizbize Sohbetler’ toplantısı Trabzon’da yapıldı. Toplantıya katılan spor yorumcusu Ahmet Çakar, merakla beklenen futbolda şike iddialarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunup, “İddianame tamamlanmak üzere. Artık çok net söylüyorum, normal şartlar altında Trabzonspor geçtiğimiz yılın şampiyonudur” dedi.

4 Kasım 2011 – Cuma

7 Kasım 2011 – Pazartesi

  • Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç 81 ilden 76’sının Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürleri’ni değiştirdi.

8 Kasım 2011 – Salı

  • Cumhuriyet Savcılığı şike ve teşvik konusunda iddianameyi açıklayıp gizlilik kararı kalktıktan sonra, Futbol Federasyonu idari yönden düğmeye basacak. Olağanüstü yapılacak yönetim kurulu toplantısında bir heyet oluşturulacak. Türkiye Futbol Federasyonu, Etik Kurulu’nun daha önce hazırladığı raporu isteyecek. Etik Kurulu da gizlilik kararı kalkan iddianamenin ışığı altında ek bir rapor daha hazırlayıp mütalaasını Türkiye Futbol Federasyonu’na verecek. TFF, Etik Kurulu’nun raporunu görüştükten sonra şike ve teşvik konusunda ismi geçen takımlar hakkında karar verebileceği gibi istediği takdirde Profesyonel Disiplin Kurulu’na sevk edecek. TFF daha önce şike ve teşvik olayında adı geçen kişileri PFDK’ya sevk etmiş, ancak savunmaları alınamadığı için karar verilememişti.

10 Kasım 2011 – Perşembe

  • Fenerbahçe Spor Kulübü Cemal Ersel’in tribünlerin doluluk oramıyla ilgili haberine yanıt verdi.
  • Türkiye Kupası’nda statü değişikliği yapıldı. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Türkiye Kupası Statüsü’nü değiştirerek, bu sezon çeyrek ve yarı final karşılaşmaları ile final karşılaşmasının tarafsız sahada tek maç üzerinden oynanmasını kararlaştırdı.

11 Kasım 2011 – Cuma

  • A Milli Takım Hırvatistan’a İstanbul’da 3-0 yenildi. TT Arena tribünleri Hiddink ve yardımcısı Çetin’i istifaya davet etti. Tribünler, kaleci Volkan’ı da ıslıkladı, milli kaleci de buna karşılık verince ortam iyice gerildi.

12 Kasım 2011 – Cumartesi

  • Fenerbahçe Kulübü, resmi internet sitesinde, A Milli Futbol Takımı’nın Hırvatistan’a 3-0 mağlup olduğu müsabakada taraftarların, milli futbolcuları protesto etmeleriyle alakalı bir açıklama yayınladı.

15 Kasım 2011 – Salı

  • Futbolda Şike iddialarına yönelik soruşturmayı yürüten özel yetkili İstanbul Cumhuriyet SavcılığıFenerbahçe Spor Kulübü’ne yazı yazarak, kulübün mali hesaplara ilişkin bilgi istedi.

16 Kasım 2011 – Çarşamba

  • TFF Guus Hiddink’in sözleşmesini karşılıklı feshettiklerini açıkladı.

17 Kasım 2011 – Perşembe

  • Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor kulüplerinin, 2011-2012 sezonunda birbirleriyle yapacakları tüm müsabakalarda, deplasman takım taraftarları alınmayacak.

18 Kasım 2011 – Cuma

  • Balkan Ligi kurulması için çalışmalar yürütüldüğü iddia ediliyor.

19 Kasım 2011 – Cumartesi

  • Fenerbahçe 1 – 0 Eskişehirspor
  • Şike soruşturması kapsamında Türkiye Futbol Federasyonu’nda (TFF) yapılan arama tamamlandı. TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ’ın şüpheli sıfatıyla gözaltına alındığı bildirildi.

20 Kasım 2011 – Pazar 

  • Şike soruşturması kapsamında dün gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ serbest bırakılmasının ardından, “En ufak bir emare olsa Türk futbolundan çekilmeye hazır olduğumu kayıtlara da geçtim” dedi.

21 Kasım 2011 – Pazartesi

  • Fenerbahçe Spor Kulübü avuatlarından Emin Özkurt, Ahmet Hakan’ın hazırlayıp sunduğu, CNN Türk ekranlarında yayınlanan Tarafsız Bölge’ye katıldı.

22 Kasım 2011 – Salı

  • Adalet Komisyonu’na TBMM’de grubu bulunan 4 siyasi parti grup başkan vekilinin imzasıyla gelen Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi 2 madde değişikliği ile TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçti.

24 Kasım 2011 – Perşembe

  • Türkiye Futbol Federasyonu kırmızı siyahlıların Avrupa lisansını iptal etti. Karar, UEFA kriterleri gereği alındı.

25 Kasım 2011 – Cuma

  • Gençlerbirliği 0 – 0 Fenerbahçe
  • Fenerbahçe ile Manisaspor arasında 20 Eylül 2011 tarihinde oynanan müsabakada tribünleri dolduren 46 bin kadın ve çocuk taraftar UEFA tarafından Fair Play Ödülü’ne aday gösterildi.
  • CAS, UEFA’dan savunma istedi. Başmüfettiş Cornu, “TFF’den bilgi aldık, uyguladık” dedi. TFF, Cornu’nun ifadesini yalanladı, düzeltme istedi.

29 Kasım 2011 – Salı

  • Fenerbahçe Spor Kulübü asbaşkanlarından Ali Koç ve Abdullah Kığılı ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Yıldırım ve kulüp avukatı Emin Özkurt, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu 1907 Tribünü’nde düzenledikleri basın toplantısında resmi belgelere dayanarak yaptıkları açıklamalarla, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilme kararının TFF’ce UEFA’ye telkin edildiğini ispatladı.
  • TFF, Beyaz TV’de yayınlanan “Derin Futbol” adlı programının yorumcusu Ahmet Çakar’ın, Türkiye Futbol Federasyonu ve Başkanvekili Lutfi Arıboğan ile ilgili ortaya attığı iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
  • Açıklamada şunlara yer verildi: TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan ve Baş Hukuk Müşaviri Prof.Dr. İlhan Helvacı ile UEFA Disiplin Müfettişi Pierre Cornu arasında yurtiçinde ya da yurtdışında hiçbir özel görüşme olmamıştır. Taraflar arasında tek resmi görüşme, şike soruşturmasının başlamasını takiben 18 Temmuz 2011’de UEFA’nın Nyon’da geniş katılımlı bir toplantıda yapılmıştır.
  • TFF Genel Sekreter Vekili Ali Parlak, UEFA tarafından delege olarak görevlendirildi. Parlak’ın adı menajerlik sorularının sızdırılmasında sıkça yer alıyor.

30 Kasım 2011 – Çarşamba

  • Türkiye Futbol Federasyonu Fenerbahçe’nin CAS – Cornu – TFF üçgenindeki açıklamalarına bir basın toplantısı ile yanıt verdi.
  • Fenerbahçe Spor Kulübü TFF – UEFA – Cornu ilişkileri ile ilgili olarak “Belgelerle Hukuki Gerçekler” başlıklı bir açıklama yaptı.
  • Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın avukatlarından Faik Işık, futbolda şike ve teşvik iddialarına yönelik soruşturmayla ilgili olarak, “Türkiye’de şikeye bulaşanlar arasında bir puan cetveli yapılsa, Fenerbahçe inanın dereceye bile giremez” dedi.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 1 (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 2 (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 3 (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 4 (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 6 (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 7 (Ocak 2012)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

Reklamlar

TFF’DE KAOTİK GENEL KURUL

with one comment

58. maddenin “bir seferlik” değişmesi için yapılan genel kurul toplantısı tam bir rezaletti. “Türk Futbolu’nu temizlemek” için toplanan koca koca adamların orta oyunu yürek burkucuydu aslında.

Toplantı başlar başlamaz uyduruk bir oylama ile bir saat ara verilmesi, daha sonra da konuşmacılara “vaktimiz yok” uyarısı yapılması trajikomikti gerçekten.

Haftalarca bu değişiklik için çabalayanların, hava tersine dönünce “sayemizde değişmedi” moduna geçmesi de ünlü Türk düşünürü Serdar Ortaç’ın “binlerce dansöz var” özlü deyişini anımsattı.

Muhtelif konuşma, tokatlama, vuruşmaların ardından, sayın İlhan Cavcav’ın “yeter yahu, artık gidelim” demesi üzerine yapılan oylamada değişiklik önerisi reddedildi.

Genel kurulda söz alan yöneticilerimiz ise sosyal medyada taraftardan övgü aldı. İşte o konuşmalar:

Nihat Özdemir:

Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, 58 . Madde’nin tartışılmasını ve bu olağanüstü genel kurulu; aslında daha önce defalarca ifade ettiğimiz gibi yapılmasını istemiyoruz. Fenerbahçe’nin gündemi, bu kurulun gündemiyle ilgili değildir. Biz kendimizi biliyoruz, kendimize inanıyoruz ve ayrıca Türk Adaletine güveniyoruz. O nedenle ne bugün yapılan olağan üstü genel kurulu gerekli görüyon ne de herhangi bir nedenle yarım puanımızın dahi silinmesini kabul etmiyoruz. Onun için  ilgili önergenin de bugünkü genel kurulun da yapılmasını Fenerbahçe olarak doğru bulmuyoruz.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, 58. Madde’nin tartışılması ve bu kurlun toplanması, tıpkı 6222 kanun değişikliğinde olduğu gibi maalesef  Kulübümüze mal edilmeye çalışılmaktadır. Bugün burada verilecek bu karar bu salondan çıkışta Fenerbahçe’ye  mal edilecektir. Biz bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Hatırlayacaksınız 6222 sayılı kanun için de ’Sayın Aziz Yıldırım için değişiyor, kişiye özel kanun çıkarılıyor’ denmiştir.  Ama Başkanımızın da diğer arkadaşlarımızın da halen tutuklulukları sürüyor. Biz herhangi bir maddede herhangi bir değişiklik istemiyoruz. Biz adil yargılama istiyoruz. Hem TFF  kurullarında  hem de sivil mahkemelerde adil bir yargılama süreci istiyoruz. TFF kurlularında özellikle ve önemle adil bir yargılama istiyoruz. Çünkü bu kurlarının adil bir yargılama olmadan alelacele vereceği bir karar ve ceza, halen tutuklu bulunan ve yargı önünde halen haklarını savunmayı bekleyen yöneticilerimizi peşinen suçlu duruma düşürecektir. Dolayısıyla kurulların vereceği bir kararla,  kişilerin mahkemeye savunma hakları elinden alınmış olarak bir çıkmasını istemiyoruz. Devam eden hukuki sürece, hukukun temel prensiplerine  herkesin en az bizim kadar saygı göstermesini de camia olarak istiyoruz.

Unutmayın bu soruşturma kapsamında bugün 8 kulüp ki; biz inanıyoruz bu sayı 11-12’ye ulaşacak ve 93 kişinin var olduğun unutmayalım. Bu kadar çok kişi ve kulübü kapsayan bir dosyayla ilgili  bir kararın, paly-off önecesi verilmesinin talep edilmesini doğru bulmuyoruz. Hem süre yeterli olmadığı gibi; hem de TFF yönetimi tarafından bağımsız kurallara müdahale anlamına gelmektedir. Oysa TFF talimatları çerçevesinde  konuya dair yapılması gerekenler tarif edilmektedir ve burada  belli bir süre sınırından bahsedilmemektedir. Etik, Disiplin ve Tahkim kullarının kararlarını, savunma haklarını kısıtlayacak şekilde alelacele  bir takvime sığdırmaya çalışan bir yaklaşımın hakkaniyetten uzak olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte bilhassa kişilere sözlü savunma hakkı tanınması istiyoruz ve bunun için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Kulübümüze  federasyon tarafından gönderilen ve savunmamızı isteyen belgeyi görünce, endişelerimizin  ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Kişilerin neyle suçlandıkları dahi yazılmamış. On binlerce sayfanın bulunduğu bir CD içinden kişinin önce kendisine isnat edilen suçu bulması gerekiyor. Ayrıca belirteyim CD’de arama da yapılmıyor.  Tüm bunların ardından kişilerin savunma yapması bekleniyor. Bunun için verilen süreler de kimine 20 gün, kimine de 15 gün olarak kısıtlı. Bu açıkça ’Siz kendinizi savunmayın siz zaten suçlusunuz’ demektir. Böyle savunma olmaz. Savunma hakkı kutsaldır. Savunma hakkı oldu bittiye getirilmektedir. Bu yüzden savunma sürecinin iyi niyetiyle ilgili ciddi sıkıntılarımız vardır. Ve ne acıdır ki Sayın Federasyon Başkanımız, altını çizerek söylüyorum,  1 kez dahi ’Masumiyet karinesi vardır.  Kimse kulüpleri dolayısıyla Türk Futbol Ailesini peşinen suçlayamaz. Karar yargı sürecin sonunda verili. Daha kişiler ve kulüplerimiz savunma hakkını kullanmamıştır. Suç varsa federasyon en ağır cezayı verir. Bu konuda bize güvenin’ demiş midir? Hayır dememiştir.

TFF bununu yerine kafasında suçlamış;  suçluya ne ceza verileceğinin adını koymaya çalışan bir tavır sergilemiştir  Bunun yanında kendisinde olan bir çok yetkiyi de Etik, Disiplin ve Tahkim kurullarına devir etmeye tercih etmiştir. Ben isterdim ki TFF yönetimim bu karar alınırken ’Bizim de bir söz hakkımız var. Türk Futbolunu bırakın, Türk Sporunu ilgilendiren 100 yılın üzerinde ömürlü  kulüpleri ilgilendiren konuda gereken bu kararlar verilirken benim de bu işte bir dahlim olması gerekir’ demesi gerekirken elindeki yetki ve sorumluluğu başka taraflara atmıştır. Bu kökünden yanlış bir anlayıştır. Bir kere daha söylüyorum: Biz federasyona bu işleri çözsün diye görev, yetki ve sorumluluk verdik. Bu elindeki yetkileri bizlerin izni olmadan başka kurullara devredemez. Bunu yaparsa bizlere, delegelere en büyük saygısızlığı yapmış olur.

Bundan sonraki süreçte, şu ana kadar devam eden konuda ve CAS’ta devam eden davada taraf olan TFF’nin Kulübümüzün hakkını layıkıyla savunması konusunda gerekli ortamı, iklimi yaratma konusunda ciddi kaygılarımız olduğunun bilinmesini istiyoruz.  Açıkçası biz bu ortamın TFF tarafından yaratılmayacağını düşünüyor, nihai değerlendirmeyi sizin takdirlerinize sunuyoruz. Beni dinlediğiniz için Kulübüm ve Camiam adına teşekkür ediyorum”

Ali Koç:

“TFF’nin çağrısı üzerine Türk Futboluna yön vermek ya da içinde bulunduğu kaosu derinleştirmek adına burada toplanmış bulunmaktayız. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bir kez daha ifade etmek isteriz ki; söz konusu önergeyi kabul etmiyoruz. Yaratılmak istenen bu kurgunun parçası olmak istemiyoruz. Ayrıca özel muamele talebimiz de yok. Verilecek her türlü karara her türlü alternatife saygılıyız. Sözünü ettiğimiz yargılama neticesinde, yapılması gereken yasal süreçte, suçlu çıkacak kişilere yaptırım neyse uygulanmalıdır. Bunun neticesi küme düşmekse bu da uygulanmalıdır.Ancak bizler gerek Başkanımız Aziz Yıldırım ve Kulübümüzün diğer mensuplarının masum olduklarına ve bunu ispatlayacaklarına inanıyoruz. Suçsuzluklarını ispatlamaları, savunmalarını yapmaları için olanak vermeden TFF kurulunu toplamak, karar almaya çalışmak yanlıştır ve hukukçulara göre de hak ihlalidir. Kulüp olarak talebimiz basit ve nettir. Bizler tüm içeriğin gözler önüne serilmesini istiyoruz. Ek ifadeler, deliller işleme konulsun ve süreç yasal mecrasında yürüsün. Savunma hakkına saygı gösterilmesini ve buna sağlıklı olanak verilmesini istiyoruz. Futbol ailesinden talebimiz bu şekildedir.

İçinde bulunduğumuz psikolojiyi anlamanız için biraz geriye gitmek istiyorum. Öncelikle; gizlilik esasına uyması gereken ve bunu uygulaması gereken birimler eşine rastlamamış bir şekilde sürecin başlama tarihinden 3 gün sonra resmi internet sitelerinden açıklama yaptılar. Açıklamada ’Örgütlü bir şekilde Süper Lig ve Bank Asya’da 19 maçta şike ve teşvik olduğu tespit edilmiştir ve delilenmiştir’ denmişti. Adı geçen kulüpler suçlu ilan edilmiştir. Mahkeme gizlilik kararına rağmen, dosyayla ilgili her evrak basına sızdı, sızan deliller çarpıtıldı ve ne olduğuna bakılmaksızın suçlu ilan edildik.

Bu durumdan doğan toplumsal ve sosyal etkiler göz ardı edildi; sürecin en başından beri uygulanması gereken yayın yasağı iş işten geçince geldi. Bu durum öyle ileri boyutlara ulaştı ki; Türk Sporuna büyük emekleri geçen Başkanımızın gözaltı sırasında çekilen sabıka kayıt fotoğrafı basına sızdı ve ulusal bir gazeteye basıldı ve dolayısıyla internette yayınlandı. O zaman futbol ailesinin değerli üyelerinden tepki beklerdik ancak bir tepki gelmedi. Kamuoyu baskısında TFF de tesir altında kaldı. Söylemleri ve eylemleri çelişir bir hal aldı. Masumiyet karinesi ve savunma, adil yargılanma hakkından bahsedilmeden, Türk sporuna yapılan büyük zarar göz önüne alınmadan, hiçbir girişimde bulunulmadan, gözlemci hakem raporlarına değinilmeden suçluluğumuza inandılar. Hiçbir suç tespiti yapılmadan verilecek cezalar kurgulanmaya çalışıldı ve halen çalışılmaktadır. UEFA’yı da iş içlerimize katarak federasyonun 15 Ağustos’ta duyurduğu kararın tam aksine; 9 gün sonra 24 Ağustos’ta Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nden men edildi. TFF böylece kendisini inkar etmiş oldu.

TFF Başkanının, ’Masumlarsa TFF kurumlarında yargılanmaktan neden çekiniyorlar, puan silinmesini neden istemiyorlar’ diye bir sorusu olmuştu. Bize göre bu sorudan önce sanırım Federasyon şunu sormamız gerekiyor  ’Siz TFF olarak, Fenerbahçe’nin suçlu olup olmadığını bilmeden veya bilmiyorsanız; neden bizi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiniz?’Üzülerek ifade ediyorum ki bu yaşanılan karmaşık bir durumdur ama bizlere göre bu süreçte TFF güvenilirliğini yitirmiştir. Bu bağlamda yargı sürecinden korkumuz yoktur, kendimize güvenimiz tamdır. Sonucunda suçlu da çıkarsak onurumuzla suçumuzu çekmeye razıyız. Bu zamana kadar maruz kaldığımız muamele bizde kurumlara ciddi güven sorunu doğurmuştur.

Tüm bu yaşanan ve yaşatılanlara rağmen Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Takımı ve diğer tüm branşlarda mücadele eden takımları, ya zirvede ya da zirveye ortaktır. Bu durum gerçekten takdire şayandır. 3 Temmuz sonrası beklenenin aksine Kulümbümüzü dimdik ayakta tutan, yaşanan bunca olayda yanımızda bulunan taraftarımıza ve camiamıza yönetim kurulumuz adına teşekkür etmek istiyorum.

Futbolda Takımımız zirveye oynuyorsa, bu futbolcularımızın geçtiğimiz yıl kazanılan şampiyonlukta ne kadar büyük emeklerinin olduğunu bilmelerinden ve alınlarının teriyle şampiyonluğu kazanmalarındandır. Futbolcularımız bu sene sahaya, yaşanan tüm bu olaylara rağmen alın terleriyle kazandıklarını bildiklerinden çıkıyorlar. Bu durum Takımımızı bu sene ateşleyen en önemli etken olmuştur. Bunu, konuya objektif yaklaşan herkesin bildiğinden eminiz.

Geçen sezonki görevli hakemlerin, gözlemcilerin raporlarında sportif açıdan sorun görülmemişken, sonrakilerde ne gibi bulgulara rastlanmıştır ki kulübün içine çekildiği süreç yaşanmaktardır. Sportif anlamda bir sorun varsa bu durumu onaylayan takıma şampiyonluk kupasını veren TFF yetkilileri ve Federasyon da bunun parçası sayılmaz mı?
Nasıl bir tezattır ki bunca yaşanan olayda şike olduğu iddia edilen maçlarla ilgili olarak olayın saha boyutu ve yazılan raporlara her hangi bir şekilde kimse tarafından değinilmemiştir. Geçen sezonu hep beraber değerlendirelim. Hatta maçlarımıza, 2 hafta sonra bizim oynadığımız rakiplerle oynayan rakibimizin de maçlarınaa da bakalım.Bu süreçte destek olmaya çalışanlara ve tarafsızlığını koruyanlara teşekkür ederiz. Yetersiz hukuki geçerliliği olmayan bir etik raporuna dayanarak, evrensel normlarda adil bir hukuk beklemek olanaksızdır. Fenerbahçe’nin en ağır cezayı almasını bekleyenlerin isimleri de tarihe altın harflerle yazılmayacaktır.

Karar vermeye mecbur hissederseniz, kendinizi bizim yerine koymanızı rica ederim. Adil yargılanmaya saygı olmalıdır. Genel kurulda yöntem ve disiplin sürecinin tamamlanması sağlamandı. Takvim çerçevesinde ilgili kurumlara savunma sunulması  imkansızdır. Bu iyi niyetli bir yaklaşım değildir. UEFA’ya net bir şekilde mevzu bahis soruşturmanın iç meselemiz olduğu, aksi takdirde hukuki sorunlar yaratacağı izah edilmelidir. TFF açısından beklenen yargı sonucunun beklenmesi ve sportif yargının yapılmasıdır. Dirayetli olunduğu takdirde bu yol haritasının uygulanmamasına hiçbir şey engel değildir.Mevcut durumda; ön yargı ile yaklaşan, hukuk yerine lobilere teslim olan bir yönetim anlayışını benimseyen bir kurumun yargılaması zordur. Bu durumun içinden çıkabilmek adına TFF yönetimi kendilerine duyulan güvensizlik nedeniyle güven tazelemelidir ya da yeni bir yönetimin yolu açılmalıdır. Yeni bir yönetime ihtiyaç duyulduğu aşikardır.

Abdullah Kiğılı

İki noktayı belirtmek istiyorum birincisi geçmişin TFF başkanı olarak sizlerle bazı şeyleri paylaşacağım. İkincisi olağanüstü toplantıların temel niteliğini dikkatten kaçırmamaya çalışarak yanlızca bugünkü toplantının  gündemine sadık kalmam uygun bir tavır olacaktır.
Ülkemizde 3 Temmuz 2011 tarihinden bugüne kadar yaşanan ve Futbolda şike yangını adı verilen olay hepimizin malumudur. Bu nedenle bilinenleri tekrarlamaya gerek yok. Fakat bugünkü toplantı bu çerçevede TFF yönetimi ile TFF delegasyonu arasında bir bilgilendirme, bilgi alışverişi toplantısı olduğu için bu eksende kalarak bazı değerlendirmelerin yapılması bence gereklidir.
Öncelikle belirtmek isterim ki; TFF yönetimi bu olayı ilk günden bugüne  kadar sağlam  ve tutarlı bir  çizgide yürütememiştir. Bu konuda o kadar çok zig zag yaşanmıştır ki bırakınız futbolun içinde olanları, kamuoyunun da kafasında soru işaretleri yaratılmıştır. Bu konunun ayrıntısına girmeksizin söylemem gerekir ki; TFF yönetimi bu yangını hangi tarihte söndüreceği konusunda bugün bile tam bir fikir sahibi değildir. Dünya ölçeğinde hangi düzeyde olursa olsun bugün için başarılı yöneticilerin yanında iyi hukukçular olduğunda yönetimler daha kolay başarıya ulaşmaktadırlar ve daha az hata yapmaktadırlar. Ben şahsen bu konuda TFF yönetiminin özellikle bu konuda eksiklikler yaşadığı için kargaşalara neden olduğu kanısındayım. Oysa bu sorunun üstesinden gelmenin son derece yalın bir çizgide ele alınmasıyla mümkün olduğunu  ülkemizin bu konunun uzmanı hukukçular ifade ediyorlar.
Konuyu biraz açmak istiyorum. Sizlerinde bildiği gibi bu olayın 3 tane ayağı vardır. İlki ceza davası, 2. disiplin soruşturması, 3. UEFA.
Şöylenen husus şudur. Şike olayında ceza davası bitmeden TFF’nun disiplin soruşturması bitemez. Durum böyle olunca bu yalın gerçek TFF’nu bağlar bu durumda TFF beklemek durumundadır. Oysa TFF bugün disiplin soruşturmasını bitirmek için telaş içinde görülüyor. Buna gerek yoktur.
İyi hukukçular yönetimleri başarılara götürürler ilkesinin örneği bugün TFF’nun yanıbaşında bekliyor. Yargıtay Başkanlığından emekli sayın Hasan Gerçeker TFF tahkim kurulu başkanıdır. Yönetim ona sorsa o hukuki gerçeği söyleyecektir. Hem şike olayı ortaya çıktıktan sonra tahkim kurulu bir başka olayda emsal tavrı zaten sergilemiştir. Kaleci Recep Öztürk davasını takip etmişinizdir. Bir olayda ağır ceza mahkemesinde bir dava görülürken, aynı olayda bir futbolcuya TFF çatışı altında verilen cezaya itiraz edilmiştir. Tahkim kurulu ceza davası bitmeden disiplin soruşturması ve yargılaması bitemez diyerek durdurma kararı vermiştir. İşte size sağlam bir pusula. Bu aktardıklarım sadece Türk yargısı ve TFF için geçerli hususlar değildir.   Uluslararası eksende de konu bu şekilde değerlendirilmektedir.
Güncel bir örneği İngiltere’den vermek istiyorum. Futbolun ve sporun 3 önemli sorunu vardır. Doping şike ve ırkçılık. Bunlar arasında hiç şüphe yoktur ki; sosyal etkileri bakımından ırkçılık en büyük problem olarak görülür.

Chelsea ve İngiliz Milli Takımının kaptanı John Terry Ekimde Chelsea’nin Queens Park Rangers’la oynadığı maçta Terry’nin Anton Ferdinand’a maç boyunca ırkçı hakaretlerle bulunduğu basına yansıyor. Şikayet geliyor savcılık bir maçta ırkçı ifade kullanmaktan soruşturma başlatıp dava açıyor. İngiltere Futbol Federasyonu John Terry hakkındaki sportif cezayı adli yargılamanın sonuna bırakıyor. Yani Terry beraat ederse federasyon ceza vermeyecek. FIFA ve UEFA ırkçılığı şikeden ağır tehlike görüyor ama İngiltere Federasyonu bu yargı sürecinin neticesi alınana kadar ben herhangi bir adım atamam diyor. Şimdi sormak gerekmiyor mu? Şikeden daha ciddi mücadele ettiği ırkçılıkla alakalı bir konuda UEFA nasıl oluyorda İngiltere’ye baskı yapmıyor. Gereğini yap diye. Bu olay göstermektedir ki TFF, Türk hukukuna saygı duyulmasını en az İngiltere Futbol Federasyonu kadar net ve kararlı bir şekilde ifade edebilmelidir. Sözü çok uzatmadan olayın UEFA ayağı ile ilgili düşüncemi de açıklayarak sözlerime son vermek istiyorum. Çizmeye çalıştığım tablo UEFA’ya ne kadar anlatıldı ki UEFA’nın yönetimi ve hukukçuları ceza davası disiplin soruşturma önceliğini bilmez mi. Elbette bilir. O zaman bu telaş niye. Ayrıca bugün 58. maddenin değiştirilmesi konusunda tavsiye kararı çıksa TFF’da buna uyup değişikliği yapsa bunu ceza davası bitmeden uygulayabilecek mi. Bu olayın çekirdek noktası şurada
Türkiye tercihini şikeyi ve teşvik primini cezalandırmak için özel bir yasa yapınca ceza davası ile disiplin soruşturması çakıştı. Sorunun temel kaynağı da bence budur. Bu  böyle  olmayıp konu disiplin hukuki içinde kalsaydı kısa sürede sonuç alınabilirdi.

Cihan Kamer

TFF Olağanüstü Genel Kurulu’nda söz konusu önerge hakkında söz alan Asbaşkanımız Cihan Kamer, konuşmasına Başkanımız, yöneticilerimiz ve çalışanlarımızın suçsuz olduğuna inandıklarını söyleyerek başladı. Kamer, “Ancak eğer futbol adaletini sağlamaları gereken kurullar adalet sağlamayı bırakarak, tuttukları kurumlarının, takımların formalarına göre kararlar vermeye çalışırsa bizi kimse susturamaz. Sayın Mehmet Ali Aydınlar’ın iyi niyetinde şüphe etmiyorum ama şu da bilinmelidir ki cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir” dedi.

Etik Kurul Raporu’nu eleştiren Cihan Kamer, “Suçlananlardan tek bir savunma hakkı alınmadan, basında çıkan haberlerle bir Etik Kurul  raporu hazırlanmış ve Fenerbahçe suçlanmıştır. Bu gizli rapor da bir çok kişiye sızdırılmıştır. TFF Hukuk Başmuşaviri İlhan Helvacı bu tek taraflı rapora inanmış ve görüşlearini UEFA yetkilileriyle paylaşmıştır. Sadece kendileri inanmamış UEFA’yı da ikna etmiştir bunu Cornu’nun ifadelerinde görüyoruz, dosyada mevcut. Bu eksik yanlış tek taraflı hazırlanmış rapor ve gizli kapaklı lobi çalışmalarıyla Kulübümüz Avrupa kupalarından men edilmiş, bu rapor da gizli bir şekilde bazı kulüp başkanlarının eline geçmiş, bunlar da Fenerbahçe’yi suçlu kendilerini suçsuz kabul edip beyanlarıyla camiaları karşı karşıya getirmiştir. İddianamede ise 93 takım ve 8 kulüp var. Bu iddianame o rapordun yanlış olduğunu ortaya koymuştur. Bu rapor alelacele hazırlanmaz, suçlanan kişilerin görüşüne başvurulsaydı, maçlar tek tek bu işten anlayan kişilerce incelenseydi, biz  bugün bu toplantıyı yapmayacaktık.Anlayacaktık ki  takımlarımız da futbolumuz da temiz” dedi.

58. Madde’nin değiştirilmesini istemediklerini belirten Kamer, “Fenerbahçe’nin kimsenin mihnetine ihtiyacı yoktu. Varsa suçu, onuruyla cezamızı çekmeyi biliriz. Biz forma giymeyen kurul üyeleri ve federasyon yetkililerince savunmaları alınarak, maçların anlayan kişilerce izlenmesinden sonra  yeterli sürede yargılanmak istiyoruz . Öte yandan UEFA’nın Türkiye’ye ceza vereceği konuları da basit bir dedikodudan başka bir şey değildir” diye konuştu.

Başkanımız ve yöneticilerimizin hala tutuklu olmasını kabul edemediklerini belirten Cihan Kamer, “Kulübüne ve Türk Futboluna hizmet etmekten başka suçu olmayan Başkanımızın ve bu arkadaşlarımızın tutuklu olarak yargılanmasını kabul etmek mümkün değildir.  Arkadaşlarımızın bu durumlarının devamında federasyonun tutumu büyük önem taşımaktadır. Herkes rövanşist tutumları bir yana bırakmalı ve adaletin doğru tecelli etmesini sağlamalıdır.  Bizler bu genel kurulda 58.. Madde’yi bypass edecek bir oylamayı doğru bulmuyoruz.  Kulübümüzün haklarının UEFA nezdinde Arıboğan ve Helvacı tarafından değil, Kulübümüzün suzçsuz olduğuna inanan yada en azından adalet sahibi kişilerce savunulmasını Tür Futbol Camiası adına istiyoruz” dedi.

Son olarak genel kurulda bulunan UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik’e seslenen Cihan Kamer, “Sayın Asbaşkan, Türk Futbolunu en iyi siz tanıyorsunuz , senelerce hizmet ettiniz. Sizin çok daha fazla taraf olmanız lazım. Taraf derken t-Türk Futbolunu iyi bilen bir taraf olmanız, bizleri iyi anlatmanız bu kaostan bizleri kurtarmanızı bekliyoruz. Bu, adınızı tarihe altın harflerle yazdırır” dedi.

Not: Konuşma metinleri www.fenerbahce.org

Written by kesinofsayt

26 Ocak 2012 at 16:55

Ali Koç, Fenerbahçe, Nihat Özdemir, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

TFF GÜVEN TAZELEMELİDİR

leave a comment »

Başkanvekilimiz Nihat Özdemir ve Asbaşkanlarımızdan Ali Koç, 3 Temmuz’dan bu yana geçen zamanda TFF’nin süreci doğru yönetemediğini, çelişkili kararlar aldığını ve çoğu zaman söylediğinin aksini yaptığını dile getirdiler. Davanın büyüklüğü düşünüldüğünde TFF’nin karar vermek için çok kısıtlı zamanı olduğunu ve bu kadar kısa bir sürede adil bir karar verilemeyeceğini belirten Nihat Özdemir, 26 Ocak sonrası yol haritasını belirleyeceklerini ve duruma göre genel kuruldan yetki istemek dahil her yola başvurabileceklerini söyledi. Özdemir, her şeye rağmen 104 yıllık çınar Fenerbahçe’nin yıkılmadığını dimdik ve güçlü haliyle ayakta olduğunu da ekledi. TFF’nin karar alma yetkisinin azaldığını söyleyen Asbaşkanımız Ali Koç ise bu kurumun güven tazelemesi gerektiğini savundu. Yöneticilerimiz dava süreciyle ilgili bir çok konuya değindi.

Lig TV’de yayınlanan Futbol Gündemi isimli programa katılan Başkanvekilimiz Nihat Özdemir ve Asbaşkanlarımızdan Ali Koç, 26 Ocak’taki TFF Genel Kurulu öncesi gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Nihat Özdemir: “Suçsuz oldukları ortaya çıkacak”

Programda ilk olarak söz alan Nihat Özdemir: “Hepimiz, tüm Türkiye 3 Temmuz’dan beri Fenerbahçe Camiası olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Olay yargıya intikal etmiş durumda, 14 Şubat’ta da ilk duruşma yapılacak. O işin bir tarafı. Biz Fenerbahçe olarak inanıyoruz ki bizim konuyla yargılanan arkadaşlarımız, Başkanımız, 2 asbaşkanımız, 2 çalışanımız ve diğer tutuksuz yargılanan sanıkların, duruşma sürecinin sonunda suçsuz olduklarının ortaya çıkacak. Ancak bu süreçte TFF,  işi başında beri doğru yönlendirmesi gerekirken çok sıkıtlı alanlara gitti ve devamlı karar değiştiren bir tutum sergiledi. UEFA ve bizim Şampiyonlar Ligi’nden men edilmemiz işi başka bir noktaya taşıdı. Biz işi CAS’a taşıdık. TFF yetkilerinin bu davada bizi korumaları gerekirken nasıl bir tavır ortaya koyduğunu gördük. Bu durumda sadece Fenerbahçe için değil bu sürecin Türk Futbolu adına çok kötü gittiğini gördük. 200 günü geçen süreç içinde değişik ortamlarda kaldık hepimizi sıkıntıya girdik. 3 Temmuz’dan beri ben ve arkadaşlarım konuya sahip olmak, sadece Fenerbahçe değil Türk Sporu’nu korumak için mücadele verirken, bizim de yetkimizi bir yere dayandı. Fenerbahçe bir spor kulübüdür. 14 bin üyesi, 2 bin Yüksek Divan Kurulu Üyesi ve milyonlara varan taraftar kitlesi var. Hepsinin değişiklik düşüncesi var. Tüm bunların içinde doğru karar vermek oldukça zordu. Medyada değişik düşünceler var. Ben veya bir başka arkadaşımın bir konuda 4 ay önce söylediği konu sanki değişmezmiş gibi düşünceler var. Bu süreçte Fenerbahçe’nin düşüncesi hiç değişmedi. Tamamen suçsuz olduğumuz söylediğimiz maçlarda sahaya intikal eden bir olayın olmadığı, hakem ve gözlemci raporlarına bakıldığı zaman hiçbir şeyin olmadığı görülmektedir. Hocamız Aykut Kocaman, futbolcularımız da bunu söyledi. Biz kendimizi suçsuz sayarken, medyanın belli bir kesiminin bu işte sadece Fenerbahçe suçluymuş gibi davranması bizi üzen düşüncelerdir. Bizim suçsuz çıkacağımıza inancımız tamdır. Bu söylemlerimizi hakem ve gözlemci raporları teyit ettiği; teknik direktörümüzün kamuoyuna tüm puanları alnımızın akıyla aldığımızı söylemesine rağmen işin bu yöne gelmesi biz oldukça üzmüştür” dedi.

Ali Koç: “TFF karar alma vasfını yitirdi”

Bu ortamda kimin sesini daha çok yükseltirse onun dediğinin olduğunu ve bu nedenle kamuoyuyla görüşlerini paylaşmak istediklerini belirten Ali Koç,TFF’nin aldığı kararlarla tüm kesimleri mutsuz ettiğini söyledi. Ali Koç, “Şimdi herkes mutsuz. Buralara nasıl gelindiğini anlamakta yarar var.Taraftarımız işin şike tarafını bir yana koydu, Fenerbahçe’ye yapılanları kabul edilemez bir noktaya geldi. 3 Temmuz’dan sonra kamuoyunda Fenerbahçe’nin suçluluğu kabul edildi ve suçu kesinleşmeden ne ceza alacağı tartışıldı, suçlu ilan edildi cezası verildi. Tarafımızı kendimizi savunacak tüm arkadaşlara ben sabır ve şans diliyorum. Çünkü adil bir savunma yapmaları artık çok zor. UEFA ve FIFA’ya bağlı üye ülkelerin hepsinde futbol özerktir. Bizim sıkıntımız, suçlu olduğumuz ispat edilmemesine rağmen, savunma hakkımızı kullanmadan linç mantığıyla sistematik bir şekilde yerden yere vurulmamız. Bu kabul edilemez. TFF’nin tutumunu değerlendirdiğimiz zaman; futbol tarafından adil bir yargılama süreci yaratılmadan, oldu bittiye getirilerek bir sürecin işleyeceği yönünde endişeliyiz. Bu işi yapmak zor ama yapacaksanız da en layıkıyla yapacaksınız. Federasyonumuzun ise söylem ve eylemlerinde çelişkiler, tutarsızlıklar var. Yargı beklenecek dendi, iddianame beklenecek dendi, sezon sonu dendi, en son play-off öncesi dendi. TFF pek çok kez UEFA baskısını önümüze çıkardı. Birçok konuda görüşmeler belli gazetelere sızdırıldı. Bununla beraber yaptığımız görüşmelerde aldığımız bilgiler zamanla değişti. 58. maddenin aynın kalmasına bununla beraber bir defaya mahsus bir karar çıkmasına karar verildi. Biz Fenerbahçe olarak suçsuzuz, adil yargılama istiyoruz ve bunu bu federasyonun yapmasından kuşkumuz var. Bu dava inanılmaz bir sosyolojik etki altındadır. Bu etki alanının toplumda yaratacağı olumsuzluklar göz ardı edildi. Eğer böyle olmasaydı Gizlilik ihlal edilmezdi, yayın yasağı getirilmeliydi. Ben TFF Başkanı olsaydım savcıdan bizzat yayın yasağı isterdim.Federasyon bir kez dahi çıkıp kamuoyuna ’Masumiyet karinesi vardır, adil savunma hakkı vardır suç tespit edilmeden ceza konuşulmaz’ demedi. Hep peşinen suçlu gördüler.  Bununla beraber kamuoyu baskısı altında kaldıkları için UEFA baskısı hep söz konusu oldu. UEFA bizim sürecimizde olağan dışı şeyler sergiledi. Sayın müfettişin burada savcıyla görüşmesi olağanüstüydü. Biz de devlet makamları her türlü şeyi yerine getirdi. Hal böyleyken UEFA’nın olağandışı hareket etmesini altında neler vardır diye düşünülmesi gerekir. Anlıyoruz ki bizim dışımızda UEFA ciddi bir bizimde bilgilendirilmiş ve bizim suçsuz olamayacağımız söylenmiş. Sıfır toleransla iddianamede ismi geçen diğer takımlar nasıl gidiyor. TFF’nin karar alma ve sorumluluklarını yerine getirme vasfını ciddi bir biçimde yitirdiği için endişeliyim” dedi.

Nihat Özdemir: “Bu kadar kısa sürede adil karar verilemez”

Nihat Özdemir, “Bizim endişemiz şu: Etik Kurulu bir inceleme yapıyor. Bu kurulun yaptığı inceleme TFF Disiplin Kurulu’na gidecek. En basitinden Fenerbahçe-Buca maçı iddianamede tek kelimeyle geçiyor, kimse suçlanmıyor. Ama Etik Kurul ve Disiplin Kurulu bu maçı da inceliyor ve sorular soruyor. Eğer bir yargılama söz konusuysa ve mahkemeye intikal etmişse ve söz savunmanın denilen yerde, masumiyet karinesi de düşünüldüğünde; Etik Kurul 70 klasör ve eklerini ve tapeleri tek tek inceleyip bununla ilgili görüşleri alıp vereceği rapor sonrasında, Disiplin Kurulu savunma isteyecek. Birçok kişi de tanıklık yapacak. Bunları kim yapacak.  4 Nisan’a kadar bunların yetişmesi gerekir. Çünkü Play-offlar bu zamanda başlıyor. Çünkü TFF play-off’lardan önce cezaların verileceğini açıkladı. Bir de bu sürede Tahkim Kurulu süreci işleyecek. Bunların yetişeceğine, adil yargılama neticesinde bunlara karar verileceğine, tüm kararların yetişeceğini ve tüm bunların sonucunda doğru karar verileceğine inanmıyoruz. Birinci nokta bu. 14 Şubat’ta başlayacak 1. duruşma var. Mahkemede verilecek ifadeler, ancak bu tarihten sonra verilebilir. Tüm bunların hangi zamana sığacağını, Mart ayında nasıl bir karar verileceğini anlayamıyoruz. Bu davada 8 takım olduğunu söyleniyor. Tape’ler incelendiğinde 8 takımın 11 takıma çıkacağı konuşuluyor. Tüm bunların zamana sığmayacağı açık. Aceleyle verilecek yanlış kararlar da adaleti sağlamaz” dedi.

Ali Koç: “Öyleyse siz bağımsız kurullara talimat verdiniz”

Ali Koç ise “Eğer bu süreç işliyorsa o tarihlere uyulacaksa siz o kurullara talimat vermişiniz demektir. Oysa bunlar bağımsız kurullardır. TFF Başkanı ’İnşallah tüm takımlar suçsuz çıkar’ demişti. Biz de öyle düşünüyoruz. En iyi müdafaa iklimini sağlama yetki ve sorumluğu onlarda. Bu söylemi yaparken en sıkıştırılmış, esnekliği en az savunma sürecini veriyorsunuz, ne için suçlandığınız da yazmıyor. İddianamede yazıyor diyebilirsiniz ama futbolun kendi süreci var. Federasyon kendi gözlemci, hakem raporlarından bahsetmiyor. Elimizdekiler sadece iddialardır. İddialarla karar verilemez. ’Eğer iddiayla karar verilirse, mahkemelere ne gerek vardı’ denilmiyor. Biz kendi üyelerimizle tarihi bir karar için buluşma ihtiyacı duyuyoruz. Sonuna geldiğimiz bu süreçte bizim düşüncemiz Türkiye Futbol Federasyonu’nun  güven tazelemesidir. Çünkü bir özgüven kaygısı var ve karar alma yetkisi azalmış görülüyor. Zor bir süreç biz 7 aydır önümüzü göremiyoruz. Fenerbahçe’ye gönül vermiş herkesten bahsediyoruz. Bu çocuk oyuncağı değil. Biz bu işten bıktık artık. Ülkemizde halkımızı ayrıştıran öyle çok şey var ki; 3 Temmuz’dan sonra futbol da toplumda ciddi bir ayrıştırma yöntemi haline geldi. Biz o nedenle konuşmuyorduk.. Ama baktık konuşmadıkça iş aleyhimize gidiyor”dedi.

Nihat Özdemir: “Gerekirse Genel Kurulumuzu toplarız”

Nihat Özdemir, “26 Ocak Perşembe günü genel kurul toplanacak. 250’ye yakın delege var. Federasyonun veya belli bir kesimin istediği bir önerge verilerek, lehte aleyhte herkese söz hakkı verilecek. Biz düşüncemizi söyleyeceğiz, pozitif ve negatif yönlerini açıklayacağız yaşadıklarımızı ve yaşayacaklarımızı düşünerek üyelere sunacağız. Netice olarak bu önerge oylanacak; kabul edilecek veya reddedilecek. Ne gibi bir sonucun çıkacağını bilmiyoruz. Biz Fenerbahçe yönetimi olarak o çıkan karar sonunda ne yapacağımız hakkında kendi içimizde toplantılar yapacağız. Eğer ihtiyaç duyarsak alacağımız kararlar bizim yetkilerimizi aşıyorsa, borsaya açık şirketimizin de durumunu göz önüne alarak Fenerbahçe’nin ve Sportif AŞ’nin genel kurullarına ihtiyaç duyacağız. Bir genel kurula ihtiyaç olabileceğini söyledik. Eğer Fenerbahçe Yönetim Kurulu’nun yetkilerini aşan bir karar alma durumumuz gerekiyorsa Genel Kurulumuzu toplayabiliriz. 2 gün sona yol haritamız net bir şekilde ortaya çıkacak” dedi.

Ali Koç: “Bu kadar kısa sürede savunma yapmak imkansız”

Ali Koç “ Bizim derdimiz çok doğru bir soruşturma sürecinin yürütülmesi ve ilgili kuruluşların layıkıyla savunma hakkını kullanması. Böyle bir konuda 100 binlerce sayfa ve 93 kişinin  kısa sürede savunma yapması imkansızdır. Biz tüm bunların adil bir şekilde ve UEFA baskısı olmadan yapılmasını istiyoruz. 58. maddenin kendinse baktığımız zaman diğer federasyonlarla bağdaşmıyor. UEFA bile bizim 58. maddeye hayret etmiş durumda. Bu kaotik ortam olmasaydı 58. maddeyi konuşmazdık. Hem TCK’ya hem yurtdışı muadillerine göre orantısız. Diğer ülkelerde bir çok seçenek var. Biz de ise hem teşebbüse hem eyleme, hem şikeye hem teşvike tek bir ceza var. Daha düne kadar 58. maddeyi konuşacağımızı zannediyorduk. Şimdi önergenin konuşulacağı, 58. maddeye sonradan değinileceği söyleniyor” dedi.

Nihat Özdemir: “Sözlerim çarpıtıldı”

6222 sayılı Yasanın değiştirilmesinde 18 kulübün de evet demesiyle Kulüpler Birliği’nin net bir duruş sergilediğini ve siyası partilerin ortak önergesiyle kanunun değiştiğini belirten Nihat Özdemir, “Bu kanun Fenerbahçe için, Aziz Yıldırım için çıkıyor demelerine rağmen, bizim arkadaşlarımızın tutukluluğu devam ediyor. Çok sevindiğim diğer arkadaşların tutukluları kalktı. Bu kanun çıktıktan sonra şunu demiştim ’Bir duruş sergiledik 6222 değiştirdik şimdi gündemdeki 58. maddeyi değiştirmemizi gerekir’ dedim. İddianamede 8 takım var. Bununla ilgili kulüpler birliğinin nasıl tavır izlemesi gerektiğini toplantıda konuştuk. Burada konuşulanlar çarpıtılarak dışarıya verildi. 58. madde uygulanırsa, şike teşvik veya teşebbüs yapan her takım küme düşer, buna göre 7’si Süper Lig’den 8 takım bir alt lige düşer. Bu takımlar düşürülürse Türk Sporu bundan büyük zarar görür. Biz Fenerbahçe olarak 58. madde değişmesin; iddianamenin ve Etik Kurulun raporları doğrultusunda, Disiplin Kurulu bu madeninin ışığı altında inceleme yapsın ve cezayı versin dedik. Bizim duruşumuz hiç değişmedi. Tapeler incelendiğinde 8 takımın sayısı daha da artar. Bizim düşüncemiz hiç değişmedi” diye konuştu.

Nihat Özdemir: “Yanlış karar verilirse zararları kim tazmin eder”

TFF’nin de işinin zor olduğunu kabul eden Nihat Özdemir: “Allah federasyon yöneticilerine de yardımcı olsun dedik. Kimse de bu olacakları bilseydi gelip TFF başkanı veya yöneticisi olmazdı. TFF bugün veya bugünden sonra Etik Kurulu veya Disiplin Kurulu tarafından herhangi bir maçta şike yapılmıştır düşüncesindeyse; o maçın hakemi, gözlemcisi temsilcilerinin bir öngörüsü olmadığını biliyoruz. Bir takım şike yapmakla suçlanıyorsa federasyon kendi içine niye bakmıyor? Onlar da işin bir parçası değiller mi? Bu noktada okların sadece kulüpler üzerine çevrilmesi doğru mudur?  Futbol bilgisine hepimizin inandığı insanlara bu maçları inceleterek verilecek raporlar, Disiplin Kurulunun vereceği karara faydalı olmaz mı? Verilen karar  kesinlikle yargıdaki arkadaşlarımızın sürecine tesir edecek. Yanlış karar alırlarsa, şu andaki arkadaşların durumuna tesir eder. Bir karara verir ve Türk Yargısı bu arkadaşları haklı bulur şike yapmadıklarına karar verirse biz nasıl geriye döneriz? Bunun karşılığı maddi manevi nasıl karşılanır?  TFF’mi yoksa  TFF yöneticileri mi bu tazminatı öder?  Kim TFF yöneticiyse buna karşı davalar açılabilir. Federasyonunun ciddi bir incelemeye ihtiyacı vardır. Bu kararı da Türk Yargısıyla birlikte almalıdır Maddi, hele manevi yönden kimse bunları tanzim edemez” dedi.

Ali Koç: “Peşin yargıları var ki değiştirmiyorlar”

Ali Koç: “John Terry’nin ırkçılık  davası oldu. Yargı bu konuda soruşturma başlattı diye İngiltere Futbol Federasyonu ’Ben yargının kararını bekleyeceğim” dedi. Peşinen bir yargıları var ki bunu değiştirmiyorlar. Bizim TFF ile ters düşmemiz 24 Ağustos’taki kararla paralel gelişti. Biz bunu kabul etmedik Suçumuzun ne olduğunu bilmeden cezalandırdık. Savunma hakkımız olmadan cezalandırdık. Hazırlıksızdık. 10 gün önce TFF başkanı Avrupa’ya gidecek takımlar aynen gidecek derken,  transferin bitmesine 10 gün kala, 24’ünde TFF kendi iradesi dışında Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men etti. TFF bu kararların, UEFA kararları olduğunu söylüyor” dedi.

Nihat Özdemir: “Kargaşa getirmeden aklı selimle hareket edilmeli”

Nihat Özdemir, “TFF tüm kurul üyelerine sesleniyorum: Yargıda yüzde 56 beraatla sonuçlanan davalar varken 20 güne bu davayı sıkıştırıp Türk futboluna daha çok kaosa sokacak karalara üretirseniz bunun sonucu ne olacak?  Tahkimi kurulu benzer konularda verdiği kararları a bakarsak nasıl bir tutum sergileyecek. İşi kargaşaya getirmeden aklı selimle hareket etmek lazım.Fenerbahçe bir spor kulübü ve tüzüğü var. Tüzükte hangi organların ne yetkisi olduğu açıkça yazılı. Bizimi alacağımız kararlar ne sermayedarlarımızı ne kongre üyelerimiz rahatsız etmeyecektir” dedi.

Ali Koç: UEFA hangi ülkeyi toptan cezalandırdı?”

Ali Koç, “Haftalardır bir korku pompalanıyor. Şöyle yapmazsak böyle olacak diye sistematik ve efektif bir şekilde eyleme sokulan bir şey var. Eğer tartışmanın dibine inerek dünyada ne oluyor bitiyor diye hiç bakılmadı. Hiç kimse bir örnek vermiyor. Nerede bir takımın yanlışlarından dolayı UEFA bir ülkeyi toptan cezalandırdı. Biz araştırdık. 86’daki Heyzel faciasından beri bir örneğini göremedik. Federasyonumuz sürecin başında çok konuştu. TFF’nin söylemlerinun pek çoğu gerçekleşmedi. Biz o dönemde kamuoyu gibi TFF’nin de bu süreçten etkilendiğini düşündük. Bir Etik Kurulu raporu ortaya atıldı. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak o raporun yanlış kişilerin eline geçmesinden son derece rahatsızız. O rapor 21 Temmuz itibariyle gelen bilgilerden oluşmaktadır. O kurulun başkanı ’Rapor yeniden yazılacaktır. Kişilerin savunmalarını alamadana biz bu işi layıkıyla yapamayız’ dedi. Bu rapor medyada devamlı işlendi. UEFA’nın olağandışı hareket etmesinin nedeni kamuoyunda çıkan haberler. Bunlar tercüme edilip onlara götürüldü. UEFA gibi ciddi bir kurumun bu kadar ciddi bir konuda sadece gazete haberlerine bakarak karar vermeyeceğini düşünüyoruz. TFF yetkilileri UEFA’ya gayrı resmi söylemlerde bulunup UEFA’yı hareket geçirdiler” dedi. Konuşmasının sonlarına doğru UEFA ve CAS davası sürecine değinen ve yaşanan süreci özetleyen Ali Koç, gelişmelerin Cornu’nun Türkiye ziyareti sonrası yaşandığını, TFF’nin UEFA’ya gerekli tavrı koyamadığını söyledi.  Bu süreçten Fenerbahçe’nin tüm kesimlerinin sporcusundan taraftarına, üyelerinden sermayedarlarına ve çalışanlarına kadar olumsuz etkilendiğini söyleyen Ali Koç, Fenerbahçe’nin tüm kesimleriyle birlik olarak yoluna devam ettiğini söyledi.

Nihat Özdemir: “TFF başkanı olsam yol arkadaşlarımı gözden geçirirdim”

Programın son bölümünde Lig TV’de canlı yayın yapılırken TFF Başkanvekili Lütfü Arıboğan’ın başka kaynaklara yaptığı açıklamalar yöneticilerimize okundu ve cevap vermeleri istendi. Canlı yayında Arıboğan’ın açıklamalarına yanıt veren yöneticilerimizden Ali Koç, Cornu’nun ifadesinin geri çekilmesine, girişimleri sonucu engel olduklarını CAS’ın da ifadeyi geri çekmeyi reddettiğini söyledi. Nihat Özdemir ise Lütfü Arıboğan ve İlhan Helvacı’nın Cornu’ya dava açacaklarını söylemesine rağmen halen bunun gerçekleştirmediğini hatırlatarak, “Ben TFF başkanı olsam, kimlerle yola devam ettiğimi bir kez daha gözden geçiririm” dedi.

Nihat Özdemir: “Yapılanlara rağmen 104 yıllık çınarı devrilmedi”

Son olarak Fenerbahçe’nin şu anki durumu değerlendiren Nihat Özdemir,“Fenerbahçe bir futbol değil spor kulübüdür. Olimpiyat takımının yarısı Fenerbahçe’den oluşuyor. Bizim amiral gemimiz ise futboldur. 7 ay geçti, taraftarımız, teknik kadromuz, oyuncularımız olarak  bu  kadar zor süreçten geçmemize, Şampiyonlar Ligi’nden men edilmemize ciddi mali kayıplara rağmen futbol takımımız ligde 2. sırada ve klasmanda ön sırada olan takımlarla play-off öncesi kendi evimizde oynayacağız. Basketbolda voleybolda takımlarımızın kazandığı başarılar, amatörlerde elde ettiğimiz başarılar ortada. Bu kadar uğraşmalarına rağmen 104 yıllık çınarı deviremediler. Geçen yıl şampiyonluk yolunda 30-35 bin kişiye oynarken,  şimdi her maçta 45 binden aşağıya oynamıyoruz. Tüm takımlara destek var. Tüm bu yapılanlara rağmen taraftarlarımız destek olmakta ve dimdik ayaktayız. Tüm yapılanlara rağmen 104 yıllık çınarı deviremediler. Ligde 7. veya  8. olsaydık bu puan silmeler de konuşulmazdı. Tüm bunlar yaşanırken, Fenerbahçe Yönetim Kurul transfer çalışmalarını da yapıyor. Orada isimleri açıklamak doğru değil. Daha önce bildirdiğimiz görüşmeler var onlar devam ediyor.  Birkaç gün içinde neticeleneceğini umuyoruz. Halka açık bir şirket olduğumuz için isim açıklamamız doğru değil. Ama tüm arkadaşlarımız bu konuda çalışıyor. Taraftarımızın gönlü rahat olsun. Tüm dallarda güçlü olmaya devam edeceğiz” dedi.

Ali Koç: “Belki yine 5’te 5 yaparız”

Ali Koç ise “Son 7 ayda medya açısında konuya adil bakan, madalyonun iki yüzünü de gösterenlere teşekkür ediyorum. Yanımızda olanlara teşekkür ediyorum. Tüm olumsuzluklara rağmen dik duran çalışanlarımıza ve taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. Belki bir kez daha 5’tde 5  yaparız. Tüm oyuncularımıza Aykut Kocaman’a kaptanlarımıza, Alex’e Volkan’a Emre’ye teşşekkür ediyorum Bu camianın dik durmasına yardımcı olan taraftarlarımıza teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini  bitirdi.

www.fenerbahce.org