FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Posts Tagged ‘basketbol

OLD SANTİ: SONUNDA BÜYÜK FİNAL GELDİ

leave a comment »

oldsantiEuroleague’in tek maçlık Rus Ruleti biçiminde oynanan Final Four turnuvasının ardından Avrupa’nın şampiyonu CSKA Moskova olmuştu. Şimdi artık Türkiye’deki basketseverlerin ilgisi Yeni Dünya’nın kralının belli olacağı NBA finallerinin yanı sıra Türkiye Şampiyonu’nun belli olacağı yedi maçlık seride. Anadolu Efes ile Fenerbahçe Beko Tahincioğlu Basketbol Ligi Şampiyonu olmak için Pazar gününden itibaren çok zorlu bir maç trafiğine girerek kozlarını paylaşacaklar. Sabaha karşı NBA maçları, akşamları da Türkiye Ligi finalleri için ekran başı ve salonlarda olacağız.

Bir kaç sene öncesine Avrupa’nın en önemli liglerinden olan Türkiye Basketbol Ligi, önemli ölçüde güç kaybetti. Örneğin, bu sene Euroleague Şampiyonu olan CSKA Moskova takımının önemli iki oyuncusu Higgins ve Clyburn önceski sezonlarda ligimizde yıldızlaşmış oyunculardı. Ancak, bu sene ekonomik krizin de etkisiyle ligimizdeki kaliteli yabancı sayısı ciddi bir biçimde azaldı. Bir çok takımımız sezon öncesinde liglerden çekilirken, bir çok takım da bütçelerini küçülttü. Neyse ki finale gelen iki takımımız bu furyadan etkilenmemeye çalışarak kadrolarını güçlendirdi ve Avrupa’nın en tepesinde bizleri temsil ederek gururlandırdılar.

Euroleague’de hep eleştirdiğimiz şekilde tek maçlık düellodan Anadolu Efes muhteşem bir performans sonrası galip ayrılmıştı. Sakat oyuncularının fazla olmasından dolayı moralce de yitik durumda olan Fenerbahçe Beko, özellikle süperstar Shane Larkin’in skorer oyunu karşısında direnç gösterememişti.

Fenerbahçe Beko’nun sakatları halen iyileşmiş ve oynayacak durumda değil. Şube sorumlusu Cenk Renda, sakat olan Luigi Datome, Vesely ve Green’in bireysel antremanlara başladığını ancak final serisinde de oynamalarının beklenmediği ifade etti. Lauvergne ve Ennis ise bilindiği üzere sezonu kapatmıştı. Dolayısıyla, sadece beş yabancı oyuncu oynatılmasına izin verilen Türkiye Liginde o beş oyuncuyu bile oynatamayacak durumda Fenerbahçe Beko. Kalinic, Melli, Sloukas ve Guduric’i yabancı kontenjanından oynatacak olan Sarı Lacivertliler, bu oyuncuları maçlarda ortaya çıkabilecek bir sakatlık veya yorgunluk durumunda değiştirebilecek durumda değil. Efes ise dokuz yabancı oyuncusunu zorlu yedi maçlık seride dinlendirerek, hatta stratejisine göre değiştirerek rakibi karşısında daha avantajlı olacak.

Sarı Kanaryalar bu dezavantajlarına karşın bir konuda Efes takımına karşı avantajlı durumda. O da tüm sezon boyunca gerek Euroleague, gerek Türkiye liginde önemli dakikalar ve sorumluluk alan Türk oyuncuları. Önceki senenin çıkıştaki genç oyuncuları Buğrahan, Sertaç Şanlı ve Metecan Anadolu Efes takımında fazla süre bulamadıkları için basketbollarını geliştiremezken, rakipleri Fenerbahçe’de Kaptan Melih Avrupa’nın en keskin şutörlerinden biri haline geldi. Ali Muhammed’in katkısı zaten biliniyor. Sinan ise bu sezon takımın önemli dişlilerinden biri haline gelmiş durumda. Takımın diğer Türk oyuncusu Ahmet ise önceki sezona karşın kötü bir performans göstermesine karşın Fenerbahçe’nin tek beş numara pozisyonundaki oyuncusu. Egehan’ın her girdiği maçta verdiği katkıyı da unutmamak gerekiyor.

Sonuç olarak saha avantajı ve yabancı kontenjanı açısından Anadolu Efes avantajlı olmasına karşın Fenerbahçe Beko’nun avantajı Türk oyuncularından gelecek olan katkı olacak. Her iki takımda finale kalana kadar iyi basketbol oynayarak, rahat bir şekilde geldi. Bizleri çok zevkli, sert bir seri bekliyor. Hak eden , dirençli olan kazanacak.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

09 Haziran 2019 at 11:07

basketbol, Fenerbahçe, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

OLD SANTİ: ÇOK BÜYÜK TAKIMIZ, ÇOK

leave a comment »

oldsantiFenerbahçe Beko normal sezonu lider bitirdikten sonra neredeyse eşleşmek istediği rakibi seçmiş, ligin sekizincisine karşı ev sahibi avantajını kapmıştı. Üstüne üstlük takımımızın Zalgiris Kaunas serisi spektekular bir galibiyet ile başlayınca Sarı Kanaryalar için işlerin çok kolay olacağını düşünmüştük. Ancak, play off serisi oynuyorduk, maçlar oynanmadan önce hiç bir zaman bir galibiyet için çantada keklik diyemezdiniz. Evimizdeki ikinci maçta hem yorgunluk, hem de ilk maç sonrası rakibi küçümsemenin de etkisiyle beklemediğimiz bir şekilde kaybettik. Son saniyelerdeki çabamıza rağmen Ulanovas ve Walters’in skorer oyunun da etkisiyle maçı kaybederek ev sahibi avantajımızı yitirince moralimiz bozuldu. Zalgirio Arena’da basketbol aşığı onbeşbin Litvanyalının yaratacağı atmosferi biliyorduk. Lauvergne’in oynamaması, Vesely’nin formsuzluğu bizi pota altında zayıf kılacaktı. Ancak, Salı günü Litvanya’da oynanan ilk karşılaşmada özellikle Guduric ve Datome’nin ekstra performansı sayesinde kötü başlamamıza rağmen stresli maçı kazanmayı bildik. Galibiyete rağmen endişeliydik, zira Vesely oyunuyla hiç iyi sinyaller vermemiş, Melli oyuna girememiş, ayrıca takımımızın joker oyuncusu Kalinic’i gereksiz bir pozisyonda sol omuzundaki sakatlık nedeniyle kaybetmiştik. Takım her şeyini vermiş, iyice yıpranmıştı.

Şimdi Litvanya’da bir maçımız daha vardı. Sakatlıklar belimizi bükmüş, Green istediğimiz seviyeye gelememişti. Litvanyalılar karşısında tek avantajımız seride önde olmamız nedeniyle psikolojik olarak güçlü olmamızdı. Kaybedersek İstanbul’da bir maçımız daha olacaktı. Ama maç saatinde oynayıp oynamayacağı belli olacak denilen Kalina’yı kolunda askıyla görünce moralimiz biraz bozuldu. Kaunas’lılar organizasyon olarak da maça sanki bir Final Four organizasyonu gibi hazırlanmışlardı. Etkileyici bir marşın ardından karşımıza ful konsantre olarak çıktılar.

Maç öncesi Obradovic Usta bazı farklı oyunlarımız olacak demişti. Öyle de oldu. Bobby muhteşem başlayınca dengelerini bozduk. Vesely de formda günlerine nazire yaparcasına başladı. Üçlük yüzdemiz, içeriye drive’larımız ile rakibi yıldırdık ve rekor sayı bularak ilk çeyreği bitirmeyi başardık. 16-30. Biz attıkça rakibimiz de istediği organizasyonları yapacak fırsatı bulamadı. Melih, Datome ve Guduric’in basketleri rakibin ritmini iyice bozdu. Rakip ikinci yarı farkı biraz kapatır gibi oldu, tek sıkıntımız özellikle uzunlarımızın aldığı faullerdi. Ahmet maça bozuk başladı ama Obra’nın ısrarı ile oyunda kalarak maç ilerledikçe o da kendini de bulmaya başladı. Onun katkısı çok önemli.

Dördüncü çeyrekte uzunlarımız dörder faulü buldu. İşler oldukça sıkıntılı bir döneme girdi derken kenardan gelen Green, attığı dörtte dört ikilik ve bir üçlükle kendisinin bir yıldız olduğunu hatırlattı. İçeriye girerek bulduğu sayılar bizi çok rahatlattı. Maçı kazandıysak Green’in bu geceki katkısı yadsınamaz. Maçın kazanılmasında görünmez bir başka kahraman daha vardı. O da Sinan’dı elbette. Sayı atamasa da yaptığı savunma, yaptığı blok ve hep doğru yerde bulunarak takımı rahatlatması ile galibiyette önemli rol oynadı.

Kaptan, Ali Muhammed, Ahmet ve Sinan. Alın size dört oyuncu ile Türk oyuncu katkısı. Artık kimse bu konuda Fenerbahçe Beko’yu eleştirmez herhalde. Türk takımları içinde yerli oyunculardan en çok katkıyı alan takımız.

Bu atmosferde bu önemli takım karşısında deplasmanda iki maçı da kazanarak art arda beşinci kez Final Four yapan takımımız tarihe geçti. Bu kadar sıkıntı ve eksiğe rağmen gerçekten büyük iş. Herkese, başta efsanevi koçumuz Obradovic olmak üzere herkese helal olsun. Obra’nın yirmidört sezonda onsekizinci Final Four’u.

Bu zor günlerde Fenerbahçe taraftarına ilaç gibi gelen bu galibiyetin ardından Darüşşafaka maçında deplasmanda bile salon ful olmalı ve takıma teşekkür edilmeli. Onlar her şeyi hak ediyor.

Şimdi şampiyonluğa sadece iki maç kaldı. Neredeyse bir ay kadar süre boyunca yaralarını saracak ve stratejisini belirleyecek Fenerbahçe Beko eminim ki şampiyon olarak hepimizi mutluluktan uçuracak. San Sebastian yolcusu kalmasın.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

26 Nisan 2019 at 08:19

OLD SANTI: MİLANO’DA TAKIM RUHU GALİBİYETİ GETİRDİ

leave a comment »

oldsantiFenerbahçe Beko’nun Milano maçı öncesi dört önemli oyuncusu yoktu. Üstelik ikisi en değerli pivotlar. Diğeri de son maçların en formda ismi, takımın direksiyonu Sloukas. Eh bir de Ennis var. Onu unuttuk zaten. Olimpia Milano’nun play offlarda yer alabilmesi için son şansı. Rakip açısından çok önemli maç. Bizim de liderlik için sadece haftaya Maccabi karşısında galip gelmemiz yeterli. Normalde ne beklersiniz? Eğer Koç Obradovic’se her maç önemli, her maç ciddiye alınmalı, rakibe ve kendinize saygı duyulmalı. Bu nedenle sıralamadaki yeri ne olursa olsun, yıldızlar topluluğu Milano karşısında üstelik deplasmanda hiç de kolay teslim olmayacağımızı düşünüyorum.

Milano’da ilk beşimiz Green, Black Mamba, Kalinic, Melli ve Ahmet’den oluşuyordu. Ahmet jump ball’u aldı. Klasik bir Fenerbahçe seti sonrası top Dixon ile buluştu. Boş pozisyonu cesur yüreğimiz üçlükle bitirdi. Milano Micov ile potaya yüklendi ve ardından Ahmet’e faulü yaptırdı. Micov faulleri sayıya çevirince skor 2-3’e geldi. Green’in harika pasıyla Dixon pota altında top ile buluştu. Onun ters turnikesini Tarcevski inişe geçmeden bloklayınca 2-5 öne geçtik. Ardından Milano James ile bir de top kaybı yaptı. Maalesef top kaybını Melli’nin şutu ile girmeyince cezalandıramadık. Sonunda eski göz ağrımız Nunnaly sağ dipten üçlüğü buldu ve skor dengeye geldi. 5-5. Karşılıklı top kayıpları sonrası Dixon asisti ile Ahmet’e pota altından sayıyı yaptırdı ve tekrar öne geçtik. 5-7. Milano’da benzer bir smaç sayıyı Tarcevski ile bulunca skor yine dengeye geldi. 7-7. Bir de top kaybı yapınca Milano maçta ilk kez bir geçiş oyunu sonrası maçta öne geçti. 9-7. Bu sayının ardından bir top kaybı daha yaptık. Neyse ki Micov müsait pozisyonu değerlendiremedi. Şans yanımızdaydı. Melli post up hareketleri ile potaya yaklaştı ve aniden topu Dixon’a çıkardı. Motivasyonu üst düzeyde olan Black Mamba üçlüğü göbeğine çaktı. 9-10. Milano’nun Fenerbahçe’den eksiklerine rağmen çekindiği belliydi. Onlar için neredeyse ölüm kalım maçıydı. Belki de bu yüzden ayakları birbirine dolanıyor ve boyuna hatalar yapıyorlardı. Nitekim Brooks ile abuk bir top kaybı daha yaptılar. Dixon’un süratle getirdiği top sonrası Ahmet’e geçirdiği pas nefis bir trailer smaç ve sayı getirdi Kanaryalara. 9-12. Hemen ardından Mike James bir top kaybı daha yaptı. Seyirci homurdanmaya başladı. Bu gidişle Armani’nin tekstil fabrikalarını basacaklar. Pianigiani mola almak zorunda kaldı. Mola sonrası Nunnaly Green’in şutuna faul yapınca, çizgiden bulduğumuz sayılar ile farkı açmaya başladık. 9-14. Nunnaly bugün çok motive. Kardeşim sanki NBA’e gideyim diyen Fenerbahçe. Neyse, ardından Kalinic’in baskısıyla rakip bir top kaybı daha yaptı. Dixon da karşı potaya yine yıldırım gibi gitti. Meşhur göz yaşı damlası girmedi, ama topu Ahmet tipledi ve basketi yaptı. 9-16. Karşı ataklarında Mike James’in turnikeye girerken ayağı kaydı ve tehlikeli bir şekilde düştü. Bir kişi fazla hücum etmeye alışık olmayan centilmen takımımız topu kaybetti ve Micov’un ceza üçlüğüne maruz kaldı.12-16. Kısa rotasyonumuza rağmen iki defa hücum ribauntu yaptık ama olmadı. Dixon da mecburen maçın en motive adamlarından Nunnaly’ye faulü yaptı. Çizgiden gelen sayılar sonrası skor 14-16’ya kadar geldi. Beş numara edasıyla karşı potaya yaklaşan Kalinic’e faul yaptılar. Faul sonrası topu Dixon’a çıkardık. O da gerekeni yaptı. 14-19. Ardından biz de onları çizgiye getirdik. Birini attılar. Bu arada Kaptan oyuna girdi. Dixon topu sektirdi, sektirdi, hatta geri sahaya geçiyordu yanlışlıkla, ama sonunda Datome’yi nefis gördü. Ölümcül üçlük son saniyede İtalyan yıldızımızdan geldi bu defa. 17-22. Son topu Milano temsilcisi James ile kullanamayınca çeyrek bu skorla bitti.

İkinci çeyreğe Milano başladı. Enteresan bir şekilde iki takımda da pivot oyuncusu sahada yoktu. Eyvallah Pianigiani dedik. Jerrels’den topu çaldık. Geçiş hücumunda Green basketi bulamadı ama Melli’nin çabası hücum ribaundunda bize faulü kazandırdı. Karşılıklı boş hücumlar sonrası Green Kalinic’i pota altında top ile buluşturdu ve basketi kazandık. 17-24 . Ancak, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ın eski oyuncusu Curtis yürüyerek üç sayıyı buldu. 20-24. Ama bizim de Black Mamba’mız var. Kimselere değişmeyiz. Dixon bu defa Kalinic’i sağ çaprazda pota altında top ile buluşturdu. Günün iyi isimlerinden Sırp Yıldız sayıyı yapmakta zorlanmadı. 20-26. Kalina savunmada da bloğu çaktı ama Green’e faulü çaldılar. Kuzminskas çizgiden skoru 22-26’ya getirdi. Kalinic maça ağırlığını koymaya başladı. Birebiri ile faulü alıp yine çizgiye geldi. 22-28. Rakip bocaladı ama Jerrels’in ekstra sayıları ile oyuna tutunmaya başardılar. 24-28. Her şeye rağmen oyunun kontrolü bizdeydi. Green çembere kat ederek sayıyı yaptı. 24-30. Rakip bizim karşımızda amatör kaldı diye düşünüyordum. Kuzminskas topu baskımız karşısında dışarı atınca top yine bize geçti. Top kayıpları rakibin moralini bozuyor; seyircinin homurdanmasına neden oluyordu. Pianigiani seneye kalamaz diye düşüyordum. Tek şansı İtalyan olması. İtalyan Koç çareyi mola almakta buldu yine. Mola sonrası Milano Litvanyalı dört numara ile sayıyı buldu. 26-30. Ardından da Jerrels’in üç sayılık basket faulü ile maçı bir anda dengeye taşıdılar. 30-30. Bu defa biz molaya gittik. Mola sonrası süper yıldızımız Kaptan ile muhteşem bir üçlük basket atınca yine öne geçtik. 30-33. Melih çok farklı bir seviyeye geldi. Karşılıklı top kayıpları sonrası Guduric de soldan turnikeyi baskete çevirince fark yine beş oldu. 30-35. Jerrels pota altında Tarczevski’yi yine buldu ve smaç basketi yedik. Ancak Green hemen bir üçlük basket ile rakibe cevap verdi. 32-38. Ardından Melli’nin yaptığı blok Milano’daki Fenerbahçe seyircisini harekete geçirdi. Bu enerjiyle bir geçiş hücumu şansı daha bulduk ve Dixon, Green’den aldığı pası basket ile değerlendirdi. 32-40. Dixon yine ortalığı karıştırdı ve rakip bir top kaybı daha yaptı. Kaptan’ın şutu girmedi ama Melli hücum ribauntu ile çizgiye gelmeyi başardı. 32-42. Pozisyon sonrası Kalinic ve Tarczevski karşılıklı teknik faul aldılar. Ardından rakibin ayakta kalan oyuncularından Jerrels ile bir basket faul daha buldu Milano. 35-42. Nefis bir Fenerbahçe hücum setinde Kaptan tüm dikkatleri üzerine çekti. Bundan yararlanan Kalina boş kalan Guduric’i gördü ve cezayı kesmesini sağladı. Fark çift hanelere çıktı.35-45. Rakibin uzunu Tarczevski üçüncü faulü yapınca Milano’nun morali iyice bozuldu. Green ile bir de sol çaprazdan üçlük bulduk. 35-48. Rakip üst üste aldığı mağlubiyetler nedeniyle çok kırılgan durumdaydı. Adeta bizim futbol takımı gibi olmuş diye içimden geçirdim. Buna rağmen Jerrels ile üçlüğü buldular. 38-48. Green bu baskete hemen cevap vermek istedi ama acele attığı gereksiz şutu top kaybı ve faule neden oldu. Nunnaly skoru çizgiden 40-48 yaptı. Biraz ümitlendiler. Guduric topu vurarak hızlı bir şekilde turnikeye girdi ve faulü aldı. Birini atamayınca skor 42-49’da kaldı. Onlar da yine top kaybı yapınca, ilk yarının son topu Black Mamba’ya kaldı. O da gerekeni yaptı. Üçlüğü son saniyede göbeğine koydu. Rakip çöktü. İlk yarı 42-52 bitti.

İkinci yarıya Dixon, Green, Kalina, Melli ve Melli beşiyle çıktık. İlk yarı bizim 5 rakibin ise 12 top kaybı vardı. Karşılıklı top kayıplarının ardından Green üçüncü faulünü yaparak kenara gelmek zorunda kaldı. Ardından Nunnaly yine yüklendi.Faulü aldı. Çizgiden skoru da 44-52’ye taşıdı. Guduric çok temiz bir üçlükle kendisine cevabı yapıştırdı. 44-55. Eski oyuncumuz sanki beni geri alınm dercesine mücadele ediyordu. Bu defa da üç sayılık şut pozisyonunda aldığı faul ile çizgiye geldi ve skoru 47-55’e taşıdı. Ardından bir basket daha geldi Nunnaly’den. Sonunda onu yine Black Mamba durdurdu. İsmail Şenol’un kahkahaları ile 49-58 öne geçtik. Çeyreğin bitmesine 6:27 kala Ahmet de üçledi. Faul hakkımızı çok erken doldurduk. Rakip bundan yararlanmasını bildi. Habire çizgiye gelmeye çalıştı. Bu sayede farkı azaltmayı başardı. Nunnaly’nin basket faulden çıkardığı iki sayı ile çeyrek 68-78 lehimize sona erdi.

Son çeyreğe girerken rakibin en önemli yıldızlarından Nedovic henüz sayı bulamamıştı. Milano ayakta kalan iki oyuncusundan Nunnaly ile şuta kalktı. Nunnaly kaçırdığı şutun ribauntunu alarak takımına basketi kazandırdı. 70-73. Hücum sırası bize geçtiğinde Kalinic süratle potaya yüklendi. Nunnaly kendini numaradan yere attı. Sayıyı aldık ama Nunnaly’ye teknik faul çalmadılar. James ile hızlıca geldiler ama şansımıza potadan sek top sayı olmadı. Ardından Kalina Sinan’ın nefis asisti ile basket faulü buldu. 70-78. Milano yine Nunnaly ile hücum etti ama eski oyuncumuz bu defa kaçırdı. Karşı hücumumuzda Kaptan da kaçırdı ana ünlü pivotumuz Kalinic hücum ribaundunu alarak faulü lehimize kazandırmayı başardı. Faul sonrası Melih ile bir şut pozisyonu daha bulduk. Seviye atlayan Kaptan hiç tereddütsüz bu ikinci şansı üçlük basket ile tamamladı. 70-81. Son çeyrekte harikalar yaratan Sinan topu çalıp bir de turnikeden sayı bulunca fark onüç oldu. 70-83. Mola geldi. Bu takımda Türk oyuncu yok diyenlere selam olsun. Kaptan, Sinan, Ahmet ve Dixon fark yaratmaya devam ediyorlar. Seneye Biberovic de geliyor. Mola sonrası Brooks yüklendi ve faulü aldı. Ancak çizgide başarılı olamayınca top bize geçti. Kalinic sırtı dönük oyuncuları sanki çok basit bir işmiş gibi yapmaya devam ediyordu. 74-87. Pianigiani çaresiz bir mola daha aldı. Mola sonrası Mike James basketi buldu. 76-87. Jerrels pozisyonda faul olduğunu sert bir şekilde iddia edince tekniği aldı. Karşılıklı acele şutlar kaçtı. Sinan mükemmel bir şekilde topu yönlendirip takımı rahatlatıyordu. Bu defa da potaya drive etti ve son anda sağ çaprazda Datome’yi gördü. O da üçlüğü atmakta zorlanmadı. 76-91. Dağılan rakip yine top kaybı yaptı. Sinan da pota altında kaptanı gördü. Maçı artık kazanmıştık. Türk seyirciler 100 diye bağırdılar. Sarı Lacivertliler 104 yaptı. Maç da 87-104 bitti. Anlaşılan bir gün evvel 2018 yılında Türkiye’de yılın Teknik Adamı seçilen Obradovic 2019 yılında da bu payeyi bırakmayacak.

Bu sonuçla Fenerbahçe normal sezonu lider tamamlarken sekizinci sıradan gelecek rakibini beklemeye başladı. Fenerbahçe seyircisine de play off öncesi Maccabi maçına gelip takıma teşekkür etmek kaldı.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

29 Mart 2019 at 11:01

OLD SANTİ: MUHTEŞEM GERİ DÖNÜŞ

leave a comment »

Aynı saatte futbol maçı olmasına rağmen “Dünyanın En Güzel Takımının” sevdalıları salonda yerini almıştı. Futbol maçının da kapalı gişe olması, taraftarın güzel bir iş bölümü ve görev bilinciyle takımının yanında olduğu mesajını veriyordu. Maç önü telefon şovu her zamanki gibi muhteşemdi.

Bir önceki gece Efes’in Maccabi’yi zorlu bir mücadele sonu deplasmanda yenmesi dördüncülük mücadelesi için bu karşılaşmayı son derece kritik hale getiriyordu. Barcelona bu maçı kaybederse kalan dört maçta Efes’in avantajını kaybetmesi için üç mağlubiyet daha alması gerekecekti. Yani Katalanlar için bu maçın kazanılması dördüncülük ümidi açısından son bir şans olacaktı. Ribauntlarda Euroleague’in en önde gelen takımlarından olan Barca karşısında yine Lauvergne’den yine yoksun olarak sahaya çıktık.

Baş hakemimiz Lamonica. Maça Green, Dixon, Kalina, Melli ve Ahmet beşiyle başladık. Jump Ball’u Ahmet Tomiç’e karşı kazanmasına karşın Barcalılara çelince Blazic soldan hızlı bir turnikeyle takımını öne geçirdi. Rakip daha maçın başında tam saha baskıya geldi. Bobby ile orta mesafe şutu kaçırmamıza karşın ribauntu alıp Melli’ye sol dipten güzel bir pozisyon hazırladık. O da hesabı açtı. 3-2. Blazic basket sonrası topu vurarak hızla turnikeye girdi. Ancak Ahmet topuna çok temiz bir müdahele yapınca potanın yukarısına sektirmek zorunda kaldı. Blazic pozisyonda faul bekledi. Ellerini açarak Svetislav Pesic’e baktı. Koç da hiç olmayacak bir şekilde sahanın içerisine girerek belki de maçın toy hakemi olarak gördüğü Litvanyalı Villius’u taciz etti. Kurt hoca, maçın başlamasından bu yana daha bir dakika geçmeden gösterdiği bu anlamsız ve uzatmalı reaksiyon sonucu teknik fauller alarak diskalifiye oldu. Barca’nın yardımcı koçu Ricard Casas görevi devir aldı. Koç oyuncularını motive etmek için intihar mı etti diye düşündüm. Zira yardımcı koç da esaslı birine benziyordu.

Dixon’un kullandığı teknik fauller sonucu 6-2 öne geçtik. Ancak enerjimizin ve konsantrasyonumuzun düşük olduğu görülüyordu. Süre biterken topu elinde bulan Green uzaklardan abuk subuk bir atış yaptı. Top potaya bile yetişmedi. Onlar da olanlardan etkilenmiş gibi gözüküyordu. Ayak dışarıda yakalanınca hücum sırası yine bize geçti. Potayı dövmeye başladık. Üç hücum ribauntu sonunda sayı çıkaramadık. Heurtel’in faul çizgisinden bulduğu sayılara Ahmet’in smac basketi ile karşılık verdik. 8-4. Rakibin Bogdanovic görünümlü yıldızı Blazic çok temiz bir üçlükle farkı kapadı. 8-7. Green ise yine kaçırdı. Sloven Yıldız bu defa da sol dipten üçlüğü çaktı ve öne geçtiler. 8-10. Pesic bugün onu özel hazırlamış anlaşılan. İlk çeyreğin kötülerinden Kalina’dan topu kapan Blazic daha ilk çeyrekte Dixon’un ikinci faulünü alıp kenara gelmesini sağladı. Son maçın yıldızı Sloukas ve Guduric oyuna girdi. Yunan Yıldız’ın organizasyonu sonucu daha ilk hücumda Melli’yi sol dipte üçlükle buluşturduk.11-10 . Ribas’ın süratle bulduğu üçlüğe aynı hızla Sloukas cevap verdi. 14-15. Rakip Tomic’i de kullanmaya başladı. Hırvat kule uzun kolları ile sol hook atınca yapacak bir şey bulamadık. Boş hücumumuz sonrası çok güzel bir organizasyon sonucu Blazic ile farkı da açmaya başladılar. 14-19. Enerjimiz bir türlü yükselmeyince mola geldi. Mola sonrası Vesely ve Datome oyuna girdi. Mola iyi geldi anlaşılan. Önce Vesely, Tomic’e ardından Guduric, Singleton’a bloğu vurdu. Havamızı yakalamak için ortam oluşmuştu. Ribas atağımızı akıllı bir şekilde faulle kesince yakaladığımız hava uçtu. Datome üçlüğü kaçırdı. Tomic ise en sevdiği şeyi yani sol hook turnike ile atmaya devam etti.14-21. Karşı hücumumuzda Melli savaşarak mini krizi sonlandırdı. 16-21. Çeyrek Singleton’un Heurtel’den aldığı topu güzel bir fade away basket aması ile 16-23 aleyhimize sonlandı.

İkinci yarıya Dixon’un düşmesiyle top kaybı yaparak başladık. Onlar da atamayınca Sloukas içeriye drive etti ve aniden topu Dixon’a çıkardı. Black Mamba sağ çaprazdan üçlüğü yazdı. 19-23. Savunmada da iyiyiz. Bu defa onlar top kaybı yaptılar. Ama top kaybında da cevap vermekte gecikmedik. Obra’nın yüzü asıldı. Vesely kazandığı faul atışlarından birini atınca 20-23 oldu skor. Kalina Singleton’a faulü akıllı bir şekilde göstererek ikinci faulünü aldırdı. Standart alley oop yapmanın tam zamanıydı ama Sloukas’dan Vesely’ye pas kısa kaldı. Neyse ki alev alev yanan Dixon üçlüğü affetmedi ve skoru dengeye getirdi. 23-23. Daha sevinemeden Singleton’un üçlüğü ile yine öne geçtiler. 23-26. Bobby durur mu? Hemen bir üçlük daha attı. 26-26. Molaya gittiler. Mola sonrası Claver’in smacı ile yine öne geçtiler. Savunmada da başarılı olunca rakip pozisyonu bitiremeden bir top kaybı daha yaptık. Top kayıpları daha ikinci çeyreğin başında dokuza çıktı. Bugünün hikayesi top kayıpları galiba. Neyse ki Singleton’un sol dipten attığı üçlük potanın içinden çıktı. Claver de Sloukas’a ikinci faulünü yaptı. Yunan Yıldız’ın faullerden birini kaçırması konsantre olamadığımızın göstergesiydi. Karşı hücumda Tomic smacı vurdu. Durumun farkında olan Obra molayı aldı. 27-30. Mola sonrası kötü hücum ettik. Dixon sağ dipte aldığı kötü pası kötü şut ile tamamladı. Barca da diğer İspanyol takımları gibi çok hızlı hücum etmeyi seviyordu. İki saniye sonra top yine bize geldi. Guduric sağ çaprazdan üçlüğü atınca skor yine dengeye geldi. 30-30. Guduric bir sonraki atağımızda içeriye girip çok güzel bir şekilde sağ çaprazda Dixon’u buldu. O da bizi sonunda yeniden öne geçirdi. 33-30. Katalanlar yine hızla geldiler. Tomic’in basket faulü ile beraberliği sağladılar. Karşılıklı sayılar devam etti. Blazic’in faulden attığı sayı ilk yarının skorunu belirleri. 37-38.

İkinci yarıya iki uzun Ahmet ve Vesely ile çıktık. Oyuna Barcelona Lassa başladı. Ahmet’in savunmadaki gayreti ve top çalması ile topu kazandık ama Vesely hücumu sonlandıramadı. Ahmet topu yine çaldı ama hücum faul yapınca Claver basket faul ile ikinci çeyreği ilk sayılarını yapmış oldu. 37-41. Melli oyuna girdi, Ahmet de fırçaya çıktı. Ahmet fırçayı yerken yardımcı antrenör Erdem Can’ın şevkatli bakışları görülmeye değerdi. Vesely önce üçüncü sonra da Blazic’e yaptığı sportmenlik dışı faulü yapınca kenara gelmek zorunda kaldı. İşler iyice zora girdi. Rakip bunu değerlendirerek uzundan uzuna pasla Claver’e smacı vurdurdu. 37-45. Dağınık görünümümüz devam ediyordu. Rakip maçın öneminin farkındaydı. Efes’in işi saha avantajını alsa da hiç kolay olmayacak. Heurtel içeriye Sloukas gibi girdi ve dışarıdaki Singleton’a üçlüğü attırınca fark iyice açıldı. 37-48. Obra TV molasını beklemedi. Mola bir fayda etmedi. Hücumu çok kötü kullandık. Daha üç dakika dolmamıştı ki faul hakkımızı da doldurduk. Barca daha bir faul bile yapmamıştı. Kötü bir çeyrek geçiriyorduk. Buna rağmen son bir dakikaya Datome’nin faul atışlarından bulduğu sayılar ile sadece altı sayı geride girdi. 50-56. Pangos içeriye girdi, bir tur attı. Sağ dipten maçın iyilerinden Ribas’ı buldu. Onun üçlüğü farkı yine dokuza getirdi. 50-59. Guduric’in basketine cevap gelince son çeyreğe 52-61 geride girdik.

Son çeyreğe biz başladık. Melli nefis bir üçlükle farkı yine makul seviyelere çekti. 55-61. Akabinde Barca hücumdayken Ribas Datome’yi çekince hücum faul oldu. Ribas Pesic gibi toy Litvanyalı hakeme çıkıştı. Teknik faulü gördü. Datome faulden skoru 56-61’e getirdi. Pangos’un hızlı turnikesi ile sayıyı buldu rakip 56-63. Ardından Kuric’in üçlüğü ile fark yine açıldı. 56-66. Neyse ki Sloukas cevapta gecikmedi.59-66. Bu basket seyirciyi maçın içine çekti. Vesely 7:38 kala oyuna girdi. Guduric faul yapınca da Kaptan ilk defa oyuna dahil oldu. Seraphene Vesely’nin oyunda olmasını değerlendirerek sayıyı yaptı. 59-68. İyi haber. Rakipte de Ribas dörtleyip kenara geldi. Hücumumuzda Vesely’nin harika pası ile pota altından Kalina basketi çıkardı. 61-68. Seraphene’nin Melih’e yaptığı sportmenlik dışı tokat benzeri hareketi Kaptan iki faulle cezalandırdı. Seraphene’in tokadı yanlışlıklaydı. Bunu söyleyelim. Seyirci iyice coştu, hareketlendi. Vesely de Sloukas’ın basket faulü ile üç sayı kazandırınca fark ikiye indi. 66-68. Barcelona yıldızlar ile dolu bir takım. Kuric Melih’in kene gibi yapışmasına rağmen bir saniyeliğine kurtularak üçlük basketi buldu. Hem de basket faullü dört sayı. Tam yakaladık derken yine kaçtılar. Daha altı dakika var dedim ama Vesely’nin hücum faul sonrası beşlemesi çöktüm. Ama ne salondakiler ne oyuncuların böyle biri niyeti vardı. Sloukas imza atışlarından birini geri çekilerek attı ve üçlüğü kazandırdı. 69-72. Bu defa da Guduric’e sportmenlik dışı geldi. Son 4:26’ya 69-76 önde girdiler. Ama Kaptan oyundaydı. O ne soğukkanlılık öyle. Sol dipten Sloukas’ın pasının hiç tereddütsüz, eller titremeden anında üç sayıya çevirdi. 72-76. Seyirci “Bizim İçin, Haydi Fenerbahçe” diye gürlüyordu. Tüylerimiz diken diken oldu. Heurtel fazla zorlayınca topu kaptık. Faul yaptılar ve molaya gittiler. 3:25 vardı maçın bitimine. Mola sonrası Zeus’umuz faulleri attı. 74-76. O anda futbol takımının da maçı kazandığı haberi geldi. Herkes ne coştu be. Sloukas’ın attığı üçlük hepimizi ağlattı. 77-77. Yakaladık rakibi. Melli blokladı. Ne zevk be. Bu saatten sonra Golden State gelse çıkamaz buradan. Heeeey sesleri salonda. Sloukas faulleri de sektirmedi. Öne geçtik işte. 79-77. Yunanlı yıldızımızı kimselere değişmem. Melih zor şutu kaçırdı ama Datome yakalayıp akıllıca rakibe çarptırdı. Top bizde.

“Bastır Fenerbahçe, oooley” tezahüratları yankılanıyordu salonda. Melli şuta kalkarken Heutel’e faulü aldırınca skor da 81-77 oldu. Kenarda oturan Dixon, herkes oyundaydı sanki. Kaptan sol dipten attığı üçlükle öldürücü darbeyi vurdu. 84-78. Sonrasında karşılıklı faul atışları sadece skoru belirledi. 88-82. Takımın kendine gelmesi açısından çok önemli galibiyetti. Seyircinin takıma inancı inanılmazdı. Helal olsun dünyanın en güzel takımına. İyi ki varsınız.

OLD SANTI

Written by kesinofsayt

16 Mart 2019 at 15:15

OLD SANTI: LLULL’UN GAZABI

leave a comment »

oldsantiModern el Classico’nun İspanya’daki rövanşında sanki salon boş gibiydi. Belki de hafta içi futbol takımlarının Ajax’a karşı aldığı hezimet ve elenişi taraftarı küstürmüş durumda. Maç anonsçusu takımı ve salonu havaya sokmaya çalışıyordu.

Euroleague’de ribauntlarda birinci olan Real’e karşı 14. sırada olan takımımız bu maça bir de Lauvergne’süz çıkıyordu. Rakipte de Trey Tompkins ve Prepelic tribündeydi.

Madrid, maça Randolph, Deck ve Tavares gibi uzunları ile başlarken Fenerbahçe Beko, Sloukas, Guduric, Datome, Melli ve Vesely beşi ile sahaya çıktı. Yunan hakem Christodolou’nun jump ballunu beklendiği üzere 2,21’lik İspanyol Kule Tavares, Vesely karşısında kazandı. Rakip şutları kaçırınca hücum sırası bize geçti. Guduric içeriye katederek pota altından Vesely’ye “alda at“ pası verdi ve maçın başında 0-2 öne geçtik. Real ilk sayılarını Melli’nin Randolph’a atış halinde yaptığı faul nedeniyle yaptığı atışlardan kazandı. 2-2. Real’in en büyük numaralarından biri Baskonia gibi hücum ribauntları ama bu defa biz iki kere üst üste hücum ribauntu aldık. Sloukas da Tavares’e yakalanmadan cesur bir turnike sayısı yaptı. 2-4. Sloukas bugün sazı eline almış gibiydi. Kimseyi beklemeden farkı açmaya başladı. Şimdi de geçiş hücumu ile 2-7 öne geçirdi takımımızı. Bizde Sloukas’ın sayılarına, onlarda Randolph cevap veriyordu. Sloven oyuncu yine çizgiye geldi ve skoru 4-7 yaptı. Sloukas bugün takımı Real gibi oynatmaya karar vermişti. Bu defa kendi atmadı ve Guduric’e sağ çaprazdan pozisyonu hazırladı. O da klasik üçlüğünü gönderdi. 4-10. Rakip Real olunca savunmada konsantrasyon yukarıda olmalı. Daha ne olduğunu anlamadan Deck ve Randolph ile 8-10 yaptılar skoru. Tempo hiç alışık olmadığımız gibiydi. Melli daha ilk topta orta mesafe şutu ile skoru 8-12 yaparken, Randolph da kenardan yine attı. 10-12. Guduric takımın çok önemli ve güvenili bir parçası haline geldi. Vesely’ye çıkardığı güzel pasla skoru 10-14 yaptı. Rakip hızlı oyunumuz karşısında biraz şaşırdı. Melli de sağ dipten göstere göstere üçlüğü gönderdi. 10-17. Vesely’nin orta mesafe şutu gelince beş buçuk dakika kala Pablo Laso molasını aldı. 10-19.

Mola sonrası Real oyuna çok agresif başladı. Beş harfli isminden dördü “L” olan Lllull, pota altına fişek gibi geldi ve potalı basketi ile skoru 12-19 yaptı. Real’in baskılı oyunu etkisini gösteriyordu. Eflatun Beyazlılar, Tavares’in basket faulden kazandırdığı sayılar ile iyice yaklaşmaya başladılar. 15-19. Causeur’un ekstra sayısı da farkı eritti. 17-19. Krizden Vesely’nin orta mesafe şutu ile çıktık dedik. 17-21. Ancak, Randolfh yanıyordu. Sol dipten imkansız bir üçlük şutu ile skoru 20-21 yaptı. Real fırtınasının son noktasını Llull’un basketi koydu ve öne geçtiler. 22-21. Bu defa Obra molaya gitti. Mola sonrası toparlanmış gibiydik. Sloukas Carrol’a faulü çaldırıp çizgiye geldi ve yeniden öne geçtik. 22-23. Ancak oyuna giren Carrol Carrolluğunu yaptı. 25-23. Ne kadar imkansız acayip pozisyondan basket çıkaran oyuncu varsa sanki Real’de toplanmıştı. Neyse ki Campazzo hakemleri kandırmak için kendini yere atınca boş kalan Sloukas sağ dipten üçlüğü yazdı ve oyuna tekrar dengeyi getirdi. Kralın Adamları Tavares ile yine öne geçti. 7.3 saniye kala top bizdeydi. Son atağı yapıyoruz derken Vesely’nin screen’inde tiyatro oynayan Bücür Arjantinli bu defa takımına faulü kazandırdı. Ancak faıul atışını kullanamadılar. Çeyrek 27-25 sona erdi.

İkinci çeyreğe dört kısa ile başlayınca Reyes cezayı kesiverdi. 29-25. Reyes ve Campazzo beklediğimiz gibi tiyatroya başladılar. Biz de Campazzo’nun ilacı olarak düşündüğümüz Dixon’ımızı oyuna sürdük. Arjantinli İstanbul’da da ortalığı germeye çalışmıştı. Burada ortalığı dağıtmayı başardı. Basket faulü aldı. Takımımız sendeledi. Ardından Datome steps ile topu kaybetti. Campazzo artık işi spordan çıkarıp iyice Oscar’lık performansa götürmeye kalkınca hakemden teknik faulü aldı. Ama bunları denemeye devam edecekleri kesin. Braveheart’ımız, Tavareslerin Reyeslerin önünden gözyaşı damlasını atarak hesabı açtı. 34-28. Green de topu çalıp geçiş oyunuyla farkı dört sayıya indirince oyuna tekrar ortak oluyoruz dedik. Bu hayali görürken Taylor hızlı bir üçlükle farkı yine altıya çıkardı. 36-30. Dixon kendini göstermeye başladı. Derhal Taylor’a üçlüğün cevabını verdi. 36-33. Ancak Real bu dakikadan sonra özellikle Carrol’un oyuna ağırlığını koymasıyla bir anda farkı açmaya başladı. 42-33. Kaptan oyuna girer girmez çok zor bir atışı basket yaparak skoru 42-35 yaptı. Tiyatro devam ediyordu. Vesely bu defa da Reyes’in tuzağına düşünce sportmenlik dışı faulü aldı ve kenara geldi. Faul atışları sonrası fark çift hanelere çıktı. Takımımızın morali bu basketle bayağı bozuldu. Melli üç saniyeye yakalandı. Neyse ki Taylor da hücum faul yaptı. Saha yerleşiminde sıkıntı yaşamaya, setlerimizi oynayamamaya başladık. Randolf soldaki yerinden bir basket daha çıkardı. Bizim çocuklar kolay teslim olmaya niyetli değildi. Guduric de soldan temiz bir üçlük buldu ve fark bu rezalet oyuna karşın sadece yediye düştü. Maçın yıldızı Randolf potalı sayıyla skoru 49-41’e getirdi. Sloven oyuncu sonra da topu çalarak Ayon’un faul almasını sağladı. Ayon faullerden birini atamayınca skor 50-41’e geldi. Sloukas sol çaprazdan basketi yaptı. 50-43. Her şeye rağmen oyunun içindeydik. Son 18 saniye top bizdeydi ama kullanamadık. Ribaunt mücadelesinde Causeur faul yapınca maç neredeyse başabaşa geldi. 50-45. İlk yarının bitimine 5.3 saniye kala Laso mola aldı. Mola sonrası Gabriel Deck Laso’nun kurduğu set sonucu önü açılınca bütün saha boyunca topu vurararak sayıyı yaptı. Bu basket Real’in moralini yükselten , momentumu onlara çeviren, hocalarına saygıyı arttıran bir basket oldu. Yani iyi olmadı. 52-45.

İkinci yarıya Lllull’un çok kötü bir şutu ile başladılar. Ne yapmak istediğini anladık. Bunu tekrar tekrar deneyecek. Biz normal düzenimize döndük ve doğru bir set sonrası Sloukas ile sağ dipteki Melli’yi bulduk. Fark da dörde indi. Llull beklendiği üzere abuk subuk bir şut daha salladı. Ahmet geçiş oyununda smaca giderken Tavares’in bloğuna takıldı. Halbuki el değiştirse basket işten bile değildi. Deck hücumda ve savunmada hatalar yaptı ama yararlanamadık. Vesely Ahmet’in yerine oyuna girdi. Lauvergne çok lazımdı bu maç. Tavares Kalinic’e dirseği geçirince sportmenlik dışı faulü aldı. Skor yine sadece dört sayıydı. 53-49. Guduric boş üçlüğü atsa havaya girecek rakibi biraz paniklettirebilecektik ama olmadı. Causeur skoru 55-49 yaptı. Biz de Sloukas ile yine süre biterken şutu bulduk. 55-51. Hala oyundayız. Gabriel Deck bugün geçmiş maçlara nazaran daha çok top kullanıyor ve takımına olumlu katkı veriyordu. Laso’nun bugünkü ekstra silahı o sanırım. Faul atışları ile skoru 57-51 yaptı Arjantinli. Çok güzel seti Sloukas ile bitiremeyince Causeur farkı yine açtı. 60-51. Tribünler hareketlendi. Molamız geldi.

Mola sonrası kendisine hazırlanan setin sonucu Kalinic Randolf’un önünden turnike smaca giderken arkadan gelen Tavares’in bloğuna yakalandı. Neyse ki top bizde kaldı ve Sloukas ile pozisyonu bitirdik. 62-53. Guduric de Kalinic’in asisti ile üçlüğü bulunca fark yine makul seviyelere indi. 62-56. Der demez Tavares ile standart bir alley oop yedik. 64-56. Alley oop’a Vesely’nin smacı ile cevap vermek isterken bloğu yedik ve maçı psikolojik olarak bitiren darbe geldi. Llull çılgın denemelerinin üçüncüsünde üçlüğü bulunca fark onbiri buldu. Salonun enerjisi arttı. Herkes “Llull, Llull” tezahüratına başladı. Bu basket bizi sendeledi derken Lllull bu defa da bir başka çılgın üçlük attı. Bu defa ki basket fauldü hem de. Llull’un gazabına uğramıştık. 70-56. Kroki vaziyetinde takımımızı Obra molaya götürdü. Mola sonrası Llull bu defa da çılgın şut tehdidi nedeniyle darmadağın olan savunmamızı Tavares’e verdiği alley oop pası ile geçti.73-57. Çeyreğin sonrası bizim açımızdan hiç iyi gitmedi. Melli dörtledi. Tavares alley oop delisi oldu. 77-61.

Dördüncü çeyreğe Green’in anlaşılmaz hareketleriyle başlayınca Randolf maçta en çok gördüğümüz şeyi yaptı. Alley oop. Böyle bir maçı Baskonia, Panathinaikos ve Strasbourg deplasmanlarında yaşamıştık. Hepsi de hayırlı olmuştu. Son çeyrek olan oldu. Rakip seyircinin de desteği mükemmel oyununa devam etti. Maçın bitmesine 6:33 kala Biberovic oyuna girdi. Kendisine gelen topları olumlu kullanarak takımımıza sayılar kazandırdı. Onun adına iyi tecrübe oldu. Maç da 101-86 bitti.

Sanki poker oynarken elini gizleyen oyuncular gibiyiz diye düşündüm. Elimizi göstermezken derslerimizi aldık. Bir kere Real gibi oynamaya yeltenmeyeceğiz. En önemli derslerden biri bu olsa gerek. Sıralama açısından şimdilik tehlike yok. Takımımızın haftaya alıştığımız oyunuyla galibiyetlerine devam edeceğine eminim.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

08 Mart 2019 at 08:45

OLD SANTİ: BU DEFA EZE EZE

leave a comment »

oldsantiTürkiye kupası finalinde daha on gün önce yendiğimiz ezeli rakibimiz Anadolu Efes ile bu defa Euroleague’de kendi evimizde karşılaşıyorduk. Hatırlanacağı üzere bu Efes sezonun ilk devresinin başında momentum geçişlerini kontrol edemediğimiz meşhur maçta bize ilk yenilgimizi tattırmıştı. Salon bu akşam tıklım tıklım dolu, seyircinin enerjisi de yüksekti. Oyuncu tanıtımları klasik bir şekilde Metalica’nın parçası ile yapılırken, taraftarın cep telefonu şovu salonu ışıl ışıl aydınlatıyordu. Sarı tribünün desteği her zamanki gibi hatta daha bile fazlaydı. Efes ve Ataman’a özel herhalde diye düşündüm. Bu arada hala tanıtım sırasında Obra’nın kötü fotoğrafını değiştirmediklerini not düşeyim.

Maç sabahı Anadolu Efes’in daha şimdiden gelecek senenin kombine satışlarına başladığı haberi bizleri rakibimizin bütçesinde bir sıkıntı mı var diye düşündürdü. Zira bu hiç alışıldık bir uygulama değildi. Rakip ısınırken kimsenin keyfi yok gibiydi. Bizde ise Vesely maşallah sahadaydı, ama Lauvergne kenarda bile yoktu. Biberovic de Fenerbahçe Beko’nun Euroleague kadrosunda kendisine yer bulmuştu.

Maça biz Green, Bobby, Datome, Melli ve Ahmet beşiyle çıktık. Ataman ise atıcı oyuncuları Beaubois ve Larkin’i aynı anda sahaya sürmüştü. Geri sayımla maç başladı. Ahmet jump ball’u kazandı. İlk sayılarımız garanti olsun diye herhalde, Türkiye Kupasının MVP’si Datome’nin Dunston üzerinden bulduğu klasik bir şekilde geri çekilerek attığı basket sonucu geldi. Larkin bu baskete hızlı bir üçlük basket ile cevap verdi. 2-3. Akabinde süreyi iyi kullanamayınca, Melli dipten kötü bir tercih yapmak zorunda kaldı. Topu kapan Efes, Moerman’ın güzel turnike basketi ile 2-5 öne geçti. Ancak, Bobby her zamanki gibi alev alev yandığı için skor çabucak tekrar dengeye geldi. 5-5. Bu basketin ardından atılan karşılıklı boş şutlar sonrasında hücum ribauntlarını almayı başardık. Top elden ele geldiği için hücum etmek için sınırlı süremiz vardı. Buna rağmen cesur yürek Bobby Larkin’in üzerinden imkansız bir şut daha çıkarmayı başardı ve patronun kim olduğunu kendisine hatırlattı. Bu basket öyle bir basketti ki Larkin’i basketboldan soğutabilirdi. 7-5. Bu sayı ile seyirci de coştu, rakip şöyle bir sendeledi fakat kaptığımız topun ardından bizimkiler geçiş oyununu değerlendiremeyince Andersen turnike ile maçı yine dengeye getirdi. 7-7. Bu şutun ardından Green dipten temiz bir şut ile cevap verdi. 9-7. Rakibin en istikrarlı oyuncularından Moerman pota altından sayıyı bulunca ilk çeyreğin ilk yarısında skor yine dengeye geldi. 9-9. Ağır toplar Vesely ve Sloukas çeyreğin bitmesine 5:25 kala oyuna girdi. Aldığımız ribaunt sonrası Melli topu orta sahaya kendisi getirmeye yeltenince topu kaptırdı ve Larkin en iyi yaptığı şeyi yaptı. Temiz bir üçlük sonrası skor 9-12’ye geldi. Green hemen cevap vermek istedi ama bu defa olmadı. Savunmada da faulü yaptı. TV molası sonrası Beaubois’in bulduğu basket sonucu fark açıldı. 9-14. Üstüne bir de Sloukas topu kaptırınca, Moerman sıçramadan attığı boş üçlüklerden birini daha attı. 9-17. Fark sekize çıktı. Efes ne atsa giriyordu. Dokuzda yedi isabet bulmuşlardı. Biz ise onda dört ile oynuyorduk. Ama salonda herkes nasıl olsa yakalarız diye düşünüyordu. Obra oyuna Guduric’i sürdü. Gigi onun asisti ile üçlüğü buldu. 12-17. Rakibin kendisine gelen güvenden mi ne, Beaubois bu defa neredeyse orta sahadan üçlük denedi ama girmedi. Sloukas bunu hızlı bir geçiş oyunu sonrası bulduğu turnike ile cazalandırdı. 14-17. Savunmamız bugün oldukça konsantreydi. Oyuncular sizi her şekilde yeneriz havasındaydılar. Melli Moerman’a bloğu çaktı. Tribün desteği artırdı. Guduric Vesely’ye bir de alley oop asisti yaptı. Bu basket sonrası iyice sendeleyen rakip topu kaptırınca bu defa Kalinic smaç basketi vurdu. Hoop öne geçtik. 18-17. “Mola alsana mola alsana” tezahüratları sonrası rakip mola almak zorunda kaldı. Ancak mola rakibe olumlu bir etki yapmadı. Mola sonrası Vesely Micic’ten topu kaptı. Ancak Çek yıldızımız fantaziye kaçınca topu geri kaptırdı. Micic klasik bir Efes hücumu sonrası şutunu kullandı ama şutu bu defa girmedi. Datome, Lauvergne tarzı post up hareketleri ile pota altına girip basketi yapınca skor 20-17’ye geldi. Böylece Fenerbahçe 11-0’lık bir seri yakalamış oldu. Beaubois yine kaçırdı. Kalinic ise son top olarak kullandığımız topta turnikeyi basket ile tamamlamak yerine pota altından kenara gereksiz bir şekilde pas vermeye çalışınca top 3,9 saniye kala rakibe geçti. Micic orta sahadan topu salladığında süre bittiği için attığı basket sayılmadı. Çeyrek 20-17 lehimize bitti.

İkinci çeyreğe Melli’nin pota altına attığı ve seyirciyi homudandıran “strange” pasla başladık. Kendimize güveniyoruz, güzel ama bu fazla oldu sanki. Efes topu aldı. Simon göz yaşı damlasını kaçırdı. Sloukas hızlı set oyunumuz sonrası kullandığı üçlük şut sonrası skoru 23-17’ye getirdi. Bu pozisyonda Beaubois kendisini sportmenlik dışı faul aldırtmak için yere atınca hakemden faul yerine uyarı aldı. Topu yine çaldık. Sloukas bu defa şutu kaçırdı. Ama savunma kıskaç gibi. Pleiss’a blok geldi. Faul yapmak zorunda kaldılar. 16-0’lık seri yakalmıştık. Spiker Efes’in Olympiakos maçında da 17-0 seri yediğini hatırlatarak daha ümidinin bitmediğini ima etti. Ancak Doğuş steps yaparak top kaybına sebep olunca, Ataman mola almaya karar verdi. Mola sonrası Guduric kötü bir gözyaşı damlası denemesi yaptı. Micic’de kendisinden beklenmeyecek kadar kötü bir şut ile ona karşılık verdi. Biz atağı yine sayı ile sonlandıramadık. En nihayet araya giren Larkin geçiş oyunu sonrası Efes’e 6:38 dakika sonra ilk basketini kazandırdı. Obra kızdı ve molaya gittik.25-19. Mola sonrası Pleiss Vesely’den blok intikamını aldı. Hemen ardından da sağ dipten kısa mesafeli klasik basketlerinden birini atti. 25-21. Bugün basketçilerimizin enteresan bir şekilde fantezi hareketler peşindeydi. Kalinic de böyle bir pas çıkardı. Neyse ki topu kaptırmadan Melli’ye kazandırdık . İtalyan yıldız da attığı dengeli şut ile takımımıza sayıları kazandırdı. 27-21. Pleiss bir smac daha yaparak bu baskete cevap verdi. 27-23. Karşılıklı basketler ile fark buralarda bir süre gezindi. Guduric temiz bir üçlük ile skoru 32-25’e getirdi. Larkin hızla üzerimize üzerimize geldi. Melih Larkin’in hızlı bir şekilde turnike basket atmasını engellemek için ona sert bir faul yaptı. Neyse ki sportmenlik dışı gelmedi. Sert savunmamız faul sonrası da devam etti Sonucunda süreyi kullanamadılar. Melih peşinde Pleiss ile hızla pota altına gitti ve topu nefis bir şekilde sol dipteki Datome’ye çıkardı. O da üçlüğü çaktı. Sonunda maçın hakettiği gibi, fark çift sayılara çıktı. Datome savunmada da Pleiss’a blok yaptı ama hakem faul ile cezalandırdı. Hakemlerin Robin Hoodvari kararlarına alışkınız. Pleiss bence haksız olarak verilen maçın bu ilk faul atışlarının ikisi de kaçırdı. Faulleri kaçıran Pleiss savunmada da, Kalinic’in post up hareketleri sonrasında yaptığı nefis fake hareketi ile havada uçunca, Kalina smacı çaktı. Böylece fark açılmaya başladı. 37-25. Simon Ahmet’e basket faulü yaptırdı ancak o da aynı Pleiss gibi faul atışından yararlanamadı. 37-27. Topu yine kaptırdık ama Moerman onu takip eden Ahmet’in korkusundan smacı kaçırdı. Kalinic de dipten üçlüğü kaçırdı. Hücum ribauntunu alan Kaptan Kalina’ya yine şut pozisyonu hazırladı. Kalinic bu sefer kaçırmadı. Fark açılıyoooor. 40-27. Efes tam anlamıyle dağıldı. Larkin, Micic’in verdiği topu tutamadı. Rakip knock out olmak üzereydi. Ancak bu gün alışıldık üzere Fenerbahçe Beko bu sefer de Sloukas ile çaprazdan fantazi bir şut deneyince Moerman cezayı kesti. Obra da takıma kendi cezasını kesmek için molayı aldı. 40-29. Mola sonrası kendine gelen oyuncularımız güzel bir set sonrası Kalina ile bir üçlük basket daha kazandı. Onların bir şey yapacak halleri kalmamıştı. 8.4 saniye kala hücum sırası yine bize geçti. Bobby ile süratle geldiğimiz pota altında sayıyı yapamayınca devre böyle bitti. Ama Obra halinden memnun. Bobby’yi tebrik etti. 43-29

İkinci yarıya Dixon, Kaptan, Melli, Kalinic ve Vesely beşi ile çıktık. Maça skor board’daki sıkıntı düzeltildikten sonra Efes başladı. Daha ilk ataklarında Kalinic Dunston’a mesajı verdi. Top bize geçti. Dixon da üçlüğü vurdu. 46-29. Fark onyedi sayı olmuştu. Bu arada Dunston sonunda pota altında sayıları buldu. 46-31. Bu basket sonrası Kalinic klasik bir Fenerbahçe seti ile bir üçlük daha attı. 49-31. Rakibin bu basketler ile ritmi tamamen bozuldu. Başta giren şutlar artık kaçmaya başladı. Ama biz de artık söylemekten bıktığımız fantezi bir alley oop pası sonrası topu kaptırdık. Vesely sakatlanacak diye de korktuk. Topu kapan Efes hücuma kalkıştı. Ama Kalina bu teşebbüsü Micic’e blok yaparak engelledi. Karşılıklı boş atışlar sonrası rakibin en formda oyuncusu Moerman kendisine has turnikesi ile skoru 49-33’e getirdi. Ama bu baskete karşın ayağa kalkamadılar. Potayı dövmeye devam ettiler. Oyun disiplinleri farkı eritmek adına sıfırlandı. Dunston ve Vesely bir pota altı pozisyonunda horozlandı ama ikisi de sakin kaldı. Bu arada TV molası geldi. Üçüncü çeyreğin ortalarında Sloukas ile ilk faul atışlarımızı kazandık. 55-40. Sonrasında Sloukas topu çalıp coşarak turnikeye koşarken kaptırınca taraftar ona moral alkışı verdi. Efes top kaybı felan dinlemiyordu. Tamamen çökmüş durumdaydı. Anlamsız top kayıplarına ve boş şutlara devam ediyordu. Bir tek Moerman savaşıyordu. Onun savaşı sonucu skor 57-44’e kadar indi. Top çeyreğin bitmesine sekiz saniye kala bizdeydi. Sloukas hücumu değerlendiremedi. Topu kapan Moerman orta sahadan sallayınca fark ona indi. 57-47.

Çeyrek öncesi Moerman ile Dixon’ın şakalaşmalarını izledik. Bize gelse nasıl olur diye düşündüm klasik? Neyse, Guduric çaprazdan çeyreğe başladı ve skoru rahatlattı. 60-47. Pleiss kazandığı faul atışlarından ilkini sayıya çevirdi, ikincisini yaptığımız totem sonucu kaçırdı. Doğuş da ampule erken girince top bize geçti. Kötü bir set oynadık derken ve süre artık bitmek üzereyken Sloukas ile çaprazdan üçlük bir basket çıkardık. 63-48. Onlar atamadı. Guduric’e faul yaptılar. Guduric kazandığı faullerin ikisini de baskete çevirince skor normal haline geldi. 65-48. Pleiss pota altından hızlı bir basket daha buldu. Daha sonra bir daha atak şansı yakaladılar. Bu defa Guduric Motum’a bloğu çaktı. Datome ile süre biterken bir basket daha bulduk. İyice bezdirir adamı bu basketler. 68-50. Akabinde bir de Kalinic’in süre biterken kaçırdığı basketi Vesely takip ederek smaç ile tamamlayınca skor 70-52 oluverdi. Bir sonraki pozisyonda Pleiss Vesely horozlandı. Pleiss’a faul, Vesely’ye ise teknik faul çaldılar. Micic teknik faul atışını kaçırdı. Skor açılmaya devam etti. En nihayetinde maçın bitmesine 2:21 kala skor 80-57’ye gelince 2001 doğumlu Tarık Biberovic ve 1983 doğumlu Sinan aynı anda oyuna girdi. Lauvergne de gelince Final Four da acaba hangisi kadroda olur? Biberovic oyuna girer girmez ribaundu aldı. Ardı ardına iki pozisyonu da kendisi şutla bitererek dört sayı kazandırdı. Sanki beni çok az oynatırsanız ben de bütün topları kullanırım der gibiydi. Andersen’in son saniyede attığı üçlük basket sadece skoru belirledi. 84-66.

Bu maç her iki takım adına da çok önemliydi. Kelimenin tam anlamıyla Fenerbahçe Beko rakibini sürklase etti. Maçın buralara gelmesinde en önemli pay Guduric ve Kalinic’in skorer ve iki yönlü oyunlarıydı. Sloukas ve Datome de maçın skor yükünü çeken diğer oyuncularımızdı.

Şimdi yarın ki Barcelona-Real maçı çok önemli. Barceona kazanırsa hem dördüncü sıraya çıkacak hem de birincilik yarışında bizi rahatlatmış olacak.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

01 Mart 2019 at 00:58

OLD SANTI: EUROLEAGUE’DE İSTANBUL DERBİSİ

leave a comment »

oldsantiİstanbul’un Euroleague’deki iddialı iki temsilcisi bu sezon beşinci kez karşılaşacaklar. Bu iki takımın aralarında oynadığı ve Fenerbahçe Beko’nun Türkiye Kupası zaferi ile sonuçlanan karşılaşma sonrası, Kanaryalar galibiyet ibresini sıfıra ikiden, iki ikiye taşımayı başardı.

Son beş sezonda Obradovic’in gelmesiyle birlikte Euroleague’i domine eden bir takıma dönüşen Fenerbahçe Beko’nun kadro istikrarı her sezon hücum setlerinin daha bir mükemmeleşmesini sağlıyor. Savunmada da beş kollu bir canavara dönüşen Sarı Lacivertliler rakiplerinin hücum istatistiklerini yerle bir ediyor.

Buna karşın, şut oyununu en doğru şekilde uygulatan hocalardan biri olan koç Ergin Ataman yönetiminde Anadolu Efes, rakiplerini süratli hücumlar neticesinde yenmeyi hedefliyor. Ataman, Domercant, Hawkins, Arroyo gibi atlet ve keskin şutör oyuncuların yeteneklerine sonuna kadar güveniyor.

Bu bağlamda Fenerbahçe Beko-Anadolu Efes maçları bana hep bir zamanların Lakers-Celtics rekabetini anımsatıyor. Bir tarafta üstün yetenekleri ve atletizmleri ile Lakers, diğer tarafta ise sınırlı yetenekleri olan, ama oyunu çok iyi bilen, oyun disiplininden kopmayan Celtics takımı. Fenerbahçe bu durumda elbette Celtics oluyor. Ancak bir farkla diyebiliriz. Obradovic’in makina gibi işleyen kadrosu aynı zamanda Avrupa’nın en yetenekli ve tek başına maç alabilecek kalitede süper yıldızlarından kurulu.

Aslında, Anadolu Efes zirvedeki yıllarını Fenerbahçe’de de büyük başarılara imza atmış efsane hoca Aydın Örs basketbolü ile yaşamıştı. Aydın Hoca, 1991-2000 yılları arasında oynattığı güçlü ve disiplinli alan savunmasıyla Efes takımını Türk halkının gururu haline getirmişti. Onun zamanında Efes kadrosunda yer alan Petar Naumoski, Volkan Aydın, Ufuk Sarıca, Tamer Oyguç, Fenerbahçe Ülker salonunda forması emekliye ayrılmış ilk basketbolcu olan Mirsad Türkcan ve elbette sakatlığı nedeniyle faul atışlarında problem yaşamasına karşın aslan yürekli Larry Richard gibi yıldızlar, lacivert beyazlıları başarıdan başarıya koşturmuş, isimlerini her sporsevere ezberletmişti. Efes, 1992-93 sezonunda FIBA Avrupa Kupasında, Aris takımına karşı Avrupa’da final oynayan ilk Türk takımı ünvanını almış; 1995-96 sezonunda ise bu başarısını daha da ileriye taşıyarak Koraç Kupası Şampiyonu olmuştu. Daha sonraki yıllarda Aydın Örs ekolünden gelen Ergin Ataman ve Oktay Mahmudi ile Euroleague’de iki defa final four oynama başarısı oynayan kulüp, 2007 yılından sonra farklı hocaların da gelmesiyle birlikte kendisini başarıya götüren basketbol anlayışını terk etmişti.

İstikrarsız geçen sezonların ardından Euroleague’in bir çok takımı gibi, takıma geçmişte başarılar kazandırmış olan eski hocalarını göreve getiren Anadolu Efes, bu sezon başında her pozisyonun doğru oyuncular ile doldurulduğu güçlü bir kadro kurdu. Kadrodaki Micic ve Moerman Efes’in eski efsane kadrolarında yer almış oyuncuların kalitesinde diyebilirim.

Sezona yıldız oyuncuları ile fırtına gibi giren Efes takımı Fenerbahçe’ye karşı Cumhurbaşkanlığı kupasının ardından Euroleague’de de yenilgiyi tattıran ilk takım olmuştu. Hatta bu iki takımın aralarında oynadığı o ikinci maçın ikinci yarısındaki oyun, Fenerbahçe için büyük bir ders niteliğindeydi. Karşılaşmanın ilk çeyreğini 26-12 gibi bir skorla domine eden Sarı Lacivertliler, ilk yarıyı da 52-38 önde bitirmesine karşın ikinci yarıda momentum geçişlerini kontrol edemediğinden dolayı maçı 89-83 kaybetmişti.

Maça yine son derece disiplinli ve kontrollü bir şekilde başlayacak olan Sarı Lacivertliler, bu defa maçın ikinci yarısında aynı hataları yapmayacaktır. Vesely’nin de sakatlıktan güçlü bir şekilde dönmesi ve evsahibi olmanın avantajı ile birlikte Perşembe günü oynanacak karşılaşma öncesi Fenerbahçe Beko, Anadolu Efes karşısında kanımca karşılaşmanın favorisidir.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

28 Şubat 2019 at 10:27