FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Posts Tagged ‘Fenerbahçe

SİNA AFRA OLAYI

leave a comment »

Tarih 24 Ağustos 2011…
Fenerbahçe TFF tarafından Şampiyonlar Ligi’nden men ediliyor.
Zaten 3 Temmuz 2011 tarihinden beridir bir onur ve varoluş savaşı veren Fenerbahçeliler kızgın, öfkeli, isyanda.
Aynı gün sosyal medyaya o günlerde pek de dikkat çekmeyen bir tvit düşüyor

Sina Afra - 24 Agustos 2011 ilk tvit (Nevzat Aydın mentionlu)

O günlerde pek de üzerinde durulmayan bu mesaj Mayıs 2018’de bir anda gündem oluyor. Nedeni mesaj sahibinin Fenerbahçe Spor Kulübü başkan adayı Ali Koç’un yönetim kurulu listesinde isminin olduğu iddiası. Bu ismin listede olup olmadığını 2 Haziran tarihine kadar net bir şekilde öğrenemiyoruz. Ancak o tarihte Ali Koç’un kongrede yaptığı konuşmada Sina Afra’nın YK listesinde olmadığını öğrenebiliyoruz.

Bir ay sonra, tam da 3 Temmuz’un yıldönümünde Sina Afra Fenerbahçe Futbol AŞ’nin bağımsız YK üyeliğine atanıyor.

Dönelim 2 Haziran gününe. Ali Koç konuşmasında eski yönetime hitap ederek “Sina Afra Bey listemizde yok. Çamur atarken bilgilerinizi iyi toplayın” diyor ve ekliyor “çok istediniz biliyorum. Belki de onun için tedbiri kaldırdınız”.
Şimdi soru şu: Sina Afra üzerinden size çamur nasıl atılıyor? “Çamur”dan kasdedilen nedir? Rakipleriniz Sina Bey’in listenizde olmasını neden istemiş olabilirler?
Bu sorular yanıtlanmadıkça ne o günkü konuşma, ne de bir ay sonraki atama anlam kazanamayacaktır.

5 Haziran 2018 tarihinde Sina Afra sosyal medya üzerinden bir dizi açıklama yapıyor:

sina-afra-aciklama-01sina-afra-aciklama-02sina-afra-aciklama-03sina-afra-aciklama-05sina-afra-aciklama-06sina-afra-aciklama-07sina-afra-aciklama-08sina-afra-aciklama-09sina-afra-aciklama-10sina-afra-aciklama-11sina-afra-aciklama-12sina-afra-aciklama-15sina-afra-aciklama-16sina-afra-aciklama-17

Gayet güzel bir üslupla yapılan bir açıklama ve bir hata yüzünden özür dilenmiş. Acaba öyle mi?
Tekrar 24 Ağustos 2011’e dönelim ve o tvite bir daha bakalım

Sina Afra - 24 Agustos 2011 ilk tvit (Nevzat Aydın mentionlu)

Bütün Fenerbahçelilerin ayağa kalktığı gün, sıcağı sıcağına (en hafif tabirle “duyarsızca”) atılan bu tvit sadece genel bir Avrupa’daki Türk takımlarına destek mesajı değil, @zagortenay76 adresine mention veren bir mesaj. Peki bu adres kime ait?

na-twitter-account

Peki Nevzat Aydın kim?
O günlerin Trabzonspor yöneticisi.

–  16 Temmuz 2011’de “Trabzonspor yöneticisi Nevzat Aydın, geçen sezon Fenerbahçe’nin kazandığı şampiyonluğun kendilerine verilmesi gerektiğini söyledi. Dünyaca ünlü haber ajansı Associated Press’e demeç veren Aydın, “Fenerbahçe yöneticileri tutuklu. Bu şampiyonluğun bize verilmesi lazım” diye konuştu. Yaşanan sürecin uzamasından rahatsızlığını dile getiren Aydın, “Yaşanan şike skandalı hem gelirlerimizde büyük kayba hem de saygınlığımıza çok büyük zarar veriyor” ifadesini kullandı.”

– 19 Temmuz 2011’de “Bizimle ilgili herhangi bir şike ya da teşvik ispat edilirse, biz ligden çekiliriz. Eğer edilmez ise şampiyonluk kupasını bir an önce bekliyoruz”

Elbette ki Trabzonspor’un yöneticisi olarak bunları söylemesi doğal. Hatta bu beklentisinin hala sürdüğünü biraz Google araştırması yaparsanız bulabilirsiniz. Ancak garip olan, Fenerbahçe haksız bir kumpasa uğramışken, milyonlarca Fenerbahçeli bunun mücadelesini verirken, kendisini Fenerbahçeli olarak isimlendiren birisinin doğrudan sizin alınterinize el uzatan bir başkasına bu mesajı yollaması.
Arkadaş olabilirler, iş ortağı olabilirler. O kadar detayını bilemiyorum. Zaten çok önemli de değil. Sina Bey sade bir Fenerbahçeli olarak bir dostuna iyi niyetle bunu yazmış da olabilir, hatta bugün de yazabilir. Bu da en tabii hakkıdır. Ancak “Fenerbahçe’yi yönetmeye aday” birisi bunu yapamaz. Ya da tersinden söyleyelim, bunu yapan Fenerbahçe’yi yönetmeye talip olamaz.

Bu işin bir tarafı… Önemli bir tarafı!

Diğer tarafı da göreve getirilme biçimi.
Ali Koç büyük umutlarla ve büyük bir destekle göreve geldi. Şu anda bu eleştiriyi yazan bendenizin dahi hala büyük güvenine sahip. Ancak desteklediğimiz kişilere gerektiği zamanlarda gereken eleştiriyi getirmezsek geçmişin hatasına saplanıp kalırız yeniden. Dolayısı ile yukarıda sorduğum sorulara hala yanıt arıyorum.

– “Çamur atmak”tan kasıt nedir?
– Eski yönetim neden Sina Bey’in Ali Koç’un listesinde olmasını istemiştir?

Ali Koç eğer ki o seçimde inandığı, güvendiği birisi olarak, tüm eleştirilere rağmen Sina Afra’yı yönetim listesine alsa, arkasında dursa ve seçtirse, her türlü çekinceme rağmen anlayabilirdim.
Ancak “bir nedenle” o gün Sina Afra’yı saklayıp, bir ay sonra “hülle” yoluyla Fenerbahçe yönetimine almak ben dahil birçok Fenerbahçelinin kalbini kırmıştır.

Umarım bu olay Fenerbahçemize daha büyük zarar vermez.

Son notum da Sina Afra eleştirilerine “Fenerbahçe’nin çok daha büyük sorunları -maddi boyut- varken yedi yıl önceki bir olayın büyütülmemesi, hatta gündem olmamasını” isteyenlere olsun.
Dostlar, Fenerbahçe çok büyük bir camiadır. Büyük sorunlarla uğraşırken küçükleriyle de başa çıkabilir. Bir sorunun öncelikli olması diğerlerini görmezden gelmeyi gerektirmez.
Hem ayrıca büyütülen olay “yedi yıl önceki bir tvit” değil, yedi yıl önceki bir zihniyetin bugün Fenerbahçe yönetiminde koltuk sahibi olmasıdır.

 

İlgili yazı: ÜNLÜ TÜRK YALANLARI – 2: FENERBAHÇE’Yİ ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDEN UEFA MEN ETTİ!

 

Reklamlar

Written by kesinofsayt

06 Temmuz 2018 at 21:05

Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

HAKEM MAAŞLARINI KİM FİNANSE EDİYOR?

with one comment

hakemlira

Bir önceki yazımda hakemlerin gelirlerini ele almıştım. Türkiye şartları için çok büyük rakamlardı. Peki bu rakamlar nereden finanse ediliyor? Elbette sponsorluklar, Spor Toto, İddaa gibi şans oyunları payları, yayın hakları vb kalemler TFF bütçesinde büyük gelir kalemleri. Ancak PFDK’nın bazı kulüpler için adeta haraca çevirdiği cezalar da yabana atılmamalı. Bahis konusu yazıdaki hakem gelirleri toplamı 4.086.750.-TL idi (elbette tüm hakemler yoktu listede). Sezonun son sekiz haftasına girerken ödenmiş cezalar göz önüne alındığında Fenerbahçe tek başına yarıdan fazlasını ödemiş hakem ücretlerinin. İlginçtir ki hakem hatalarından en çok canı yanan ve şikayet eden kulüp Fenerbahçe, TFF’ye en büyük cezayı ödeyen yine Fenerbahçe…

Sezon başlangıcından beridir (22 Mart 2018 tarihine kadar) kulüplerin ödediği para cezaları (taraftar olayları, sporcu, kulüp ya da yöneticiler dahildir)

Toplam ceza miktarı: 8.471.200.-TL
Fenerbahçe: 2.723.500.-TL (%32)
Beşiktaş: 1.457.000.-TL (%17) / (224.500’ü Fenerbahçe maçlarından)
Trabzonspor: 809.000.-TL
Galatasaray: 745.350.-TL
Konyaspor: 535.000.-TL
Bursaspor: 517.500.-TL (215.000’i Beşiktaş, 125.000’i Fenerbahçe, 75.000’i Galatasaray maçlarından)
Kayserispor: 353.000.-TL
Yeni Malatyaspor: 319.000.-TL
Göztepe: 295.000.-TL
Sivasspor 169.500.-TL
Osmanlıspor: 126.000.-TL
Alanyaspor 118.000.-TL
Karabükspor 70.000.-TL
Kasımpaşa: 66.000.-TL
Gençlerbirliği: 58.000.-TL
Akhisar 57.350.-TL
Antalyaspor 37.000.-TL
Başakşehir: 15.000.-TL

Detaylar için: 

17.08.2017

Trabzonspor: 15.000.-TL,

24.08.2017

Fenerbahçe: 45.000.-TL,

14.08.2017

Fenerbahçe: 100.000.-TL,

21.09.2017

Fenerbahçe: 20.000.-TL,

26.09.2017

Beşiktaş: 150.000.-TL + 50.000.-TL,

28.09.2017

Fenerbahçe: 30.000.-TL + 15.000.-TL + 12.000.-TL + 100.000.-TL + 30.000.-TL
Beşiktaş: 15.000.-TL + 16.500.-TL + 13.000.-TL

05.10.2017

Trabzonspor: 20.000.-TL,
Fenerbahçe: 45.000.-TL + 13.000.-TL,
Galatasaray: 30.000.-TL,

19.10.2017

Beşiktaş: 20.000.-TL,
Fenerbahçe: 50.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL,

26.10.2017

Beşiktaş: 15.000.-TL + 26.000.-TL + 17.500.-TL,
Trabzonspor: 45.000.-TL,
Galatasaray: 30.000.-TL,
Fenerbahçe: 15.000.-TL + 75.000.-TL,

31.10.2017

Trabzonspor: 13.000.-TL,

02.11.2017

Trabzonspor: 30.000.-TL + 13.000.-TL,
Galatasaray: 13.000.-TL,
Fenerbahçe: 100.000.-TL + 15.000.-TL,

09.11.2017

Beşiktaş: 45.000.-TL + 15.000.-TL,

23.11.2017

Trabzonspor: 15.000.-TL,

30.11.2017

Fenerbahçe: 15.000.-TL,
Beşiktaş: 45.000.-TL,
Trabzonspor: 75.000.-TL + 30.000.-TL,

07.12.2017

Fenerbahçe: 25.000.-TL,

14.12.2017

Fenerbahçe:  30.000.-TL, 110.000.-TL,
Beşiktaş: 30.000.-TL, 110.000.-TL,
Galatasaray: 4.350.-TL + 13.000.-TL,

19.12.2017

Beşiktaş: 15.000.-TL,

21.12.2017

Beşiktaş: 50.000.-TL + 15.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL,
Fenerbahçe: 15.000.-TL + 35.000.-TL,

28.12.2017

Fenerbahçe: 140.000.-TL,
Beşiktaş: 15.000.-TL,
Trabzonspor: 15.000.-TL + 110.000.-TL,

02.01.2018

Beşiktaş: 30.000.-TL,

25.01.2018

Trabzonspor: 30.000.-TL + 140.000.-TL + 13.000.-TL,
Fenerbahçe: 150.000.-TL + 45.000.-TL + 15.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL + 15.000.-TL,
Beşiktaş: 15.000.-TL,

01.02.2018

Beşiktaş: 100.000.-TL,
Trabzonspor: 15.000.-TL + 15.000.-TL,

06.02.2018

Galatasaray: 15.000.-TL,

08.02.2018

Fenerbahçe: 200.000.-TL + 100.000.-TL + 30.000.-TL + 13.000.-TL,
Galatasaray: 15.000.-TL,

15.02.2018

Galatasaray: 25.000.-TL,
Trabzonspor: 170.000.-TL,

22.02.2018

Beşiktaş: 9.000.-TL + 13.000.-TL,
Fenerbahçe: 250.000.-TL,
Galatasaray: 100.000.-TL,

27.02.2018

Fenerbahçe: 50.000.-TL,
Beşiktaş: 50.000.-TL

28.02.2018

Fenerbahçe: 13.000.-TL,

01.03.2018

Beşiktaş: 100.000.-TL + 25.000.-TL,
Fenerbahçe: 22.500.-TL + 170.000.-TL,

06.03.2018

Beşiktaş: 30.000.-TL + 22.000.-TL,
Fenerbahçe: 15.000.-TL,

08.03.2018

Trabzonspor: 30.000.-TL,
Beşiktaş: 140.000.-TL + 15.000.-TL,
Galatasaray: 30.000.-TL,

15.03.2018

Galatasaray: 60.000.-TL,
Fenerbahçe: 200.000.-TL + 15.000.-TL,

22.03.2017

Beşiktaş 170.000.-TL
Fenerbahçe 400.000.-TL
Galatasaray 70.000.-TL

Written by kesinofsayt

20 Mart 2018 at 18:05

Fenerbahçe, Genel, MHK, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,

ALİ KOÇ “BÖLÜCÜ” MÜ?

leave a comment »

d8acb9adf2c5471bacebdf2d055858f0.jpgFenerbahçe Spor Kulübü başkanı Aziz Yıldırım 19 Mart 2018’de başkan adayı Ali Koç hakkında şunları söyledi:

“Geçen sezonun ortasında, Konya maçımıza 1-2 saat kala Ali Koç başkan adaylığını ‘Her şartta adayım’ diyerek açıkladı. O günden bu güne, tüm camianın dikkati artık kongredeydi. Herkes başta futbol takımımız olmak üzere takımlarımızı 2. plana itti ve kongre konuşmaya başladı. (…) Taraftarlar ikiye bölündü, sosyal medyada uzun süredir güdümlü hesaplar sayesinde başlamış olan gerginlik artık sokağa yansımaya başladı. Tebrik ediyorum kendisini, 3 Temmuz’da başarılamayan ayrışma şimdi başarıldı.”

Gerçekten durum bu mu? Yoksa bu söylem de Aziz Yıldırım’ım “düşman yaratma” alışkanlığının yeni bir örneği mi? Bakalım…

Fenerbahçe’yi bölmek için hiç mi faaliyet olmamış bugüne kadar? Olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Yakın geçmişte değil, çok daha eskilerde, grupların güçlü olduğu dönemlerde de benzeri olaylar yaşanmıştı. Büyük camiaları güçsüzleştirmek için dışarıdan, yönetimlerini ya da kontrollerini ele geçirmek için içeride birçok girişim yapılması şaşılacak bir durum değildir. Ancak Ali Koç’un adaylık açıklamasını böylesi bir faaliyet olarak değerlendirmek büyük bir hatadır.
Öncelikle günümüz itibarıyla Fenerbahçe Spor Kulübü lideri Aziz Yıldırım’dır ve liderin görevi birlikteliği sağlamaktır. Oysa Aziz Yıldırım ne yazık ki tam tersine, ayrıştırıcı bir söylem ve eylem içindedir bir süredir.

2010 yılında tıp dergisi Brain’de İngiliz psikiyatrisler David Owen ve Jonathan Davidson Hubris Sendromu diye bir rahatsızlığı açıkladılar. Yunanca hubris (kibir) kelimesinden gelen adıyla Kibir Sendromu. Makale aslen siyasetçileri temel alıyordu. Ancak anafikri uzun süreli iktidar (güç) sahibi olmakla ilgili olduğundan bizim alanımıza da girdiğini düşünüyorum.

Farklı birçok kriteri arasında “kendisiyle kurumu özdeşleştirmek, kendi bakışı ve çıkarlarıyla (ulusun) kurumunkini özdeşleştirmek”, “kendi yargılarına aşırı güven ve başkalarının öneri ve eleştirilerini küçümsemek”, “her şeyi kişisel olarak başarabileceğine dair kadiri mutlaklık hissi ve abartılmış kendine inanç” gibi özellikler bulunuyor. Tanıdık geldi mi?
Aziz Yıldırım’da “betondan da futboldan da ben anlarım” ifadesiyle vücut buluyor bu durum. Oysa Fenerbahçe’nin futbolda -saha içi ve mali anlamda- geldiği nokta ortada.

Şunu baştan ortaya koyayım; Aziz Yıldırım bir şeytan ya da kötü bir başkan değil. Fenerbahçe’ye büyük hizmetleri geçmiş bir insan. Bunu inkar etmek tarihi inkar etmek olur. Ancak uzun bir süredir yaşadığı “güç (iktidar) zehirlenmesi” kendisini Fenerbahçe ile özdeşleştirmesine, Fenerbahçe için tek doğruyu kendisinin bildiğine, karşı çıkan herkesin düşman ve hain olduğuna inanmasına neden oluyor.

Fenerbahçe 4 Temmuz 2011 günü hiç olmadığı kadar kenetlenmişti. 3 Temmuz 2012’de Aziz Yıldırım’ın tahliyesinden bugüne bu birlik ne yazık ki sürekli erimekte. Bu noktada başkalarını suçlamak yerine başkanın kendisini sorgulaması lazım.
Siz şeffaflıktan uzak bir yönetim tarzında ısrar eder, “aslında ben neler neler biliyorum, vakti gelince konuşurum” ya da “bir konuşsam var ya” şeklinde bazı mesajlar verirseniz – ki bu mesajların adresinin taraftar olmadığı açıktır – taraftar da giderek dışlanmış hisseder. Bir kez belki sesi çıkmaz, ama üç, beş, on kez tekrarlanırsa güven de kalmaz. Hele ki bu “mesajlardan” sonuç da alamıyorsanız.
Ardından bazı eleştiriler gelmeye başladığında eleştirenleri dinlemek yerine doğrudan hedef gösterip hain ilan ederseniz çözülme büyür. 3 Temmuz sürecinde Şişli Etfal’de, Metris’te, Çağlayan’da, Ankara’da, Silivri’de her yerde gördüğüm, omuz omuza olduğum ve bugün o bulundukları noktadan zerre sapmamış insanları hain olarak niteliyorsanız kendi bulunduğunuz noktaya dönüp bakacaksınız. Mehmet Ali Aydınlar ile el sıkışıyor ve çubukluyu bu şahsa teslim ediyorsanız kendinize bakacaksınız.
Ne yapmış Ali Koç da bölüyormuş camiayı? Adaylığını açıklamış.
Tarih 22 Ekim 2016. Aziz Yıldırım “başkan adayı olan çıksın erkek gibi adayım desin” diyor.
Tarih 24 Ekim 2016. Ali Koç “şartlar ne olursa olsun adayım”
E başkanım, sen istemişsin, Ali Koç da davete icabet etmiş. Problem nedir? Hatta ben Aziz Bey’den de bir an önce “erkek gibi” adayım demesini bekliyorum. Zira Fenerbahçe’de an itibarıyla tek adaylı bir seçim kampanyası var. Henüz ikinci bir aday yok. Gözden kaçmasın.

Ali Koç 19 Mart 2018’de Wow Otel’de kongre üyelerine düzenlediği toplantıda 6800 kongre üyesinin kendileri için imza verdiğini söyledi. Bu çok ciddi bir rakam. Hatta çok “psikolojik” bir rakam.
Fenerbahçe’nin son iki başkanlık seçiminde oy sayıları:
-Aziz Yıldırım: 5504
-Hulusi Belgü: 1144

-Aziz Yıldırım: 6821
-M.Ali Aydınlar: 2386

Aziz Yıldırım’ın son seçimdeki 6821 oyu ile 6800 imza yanyana çok manidar duruyor. Elbette bu seçimde hem yeni katılan üyeler, hem de çok daha yoğun bir katılım beklendiğinden başkanlık için gereken oy sayısı daha yüksek olacaktır.

Bu sayılar bazında tırnak içinde bir “bölünme” söz konusu olabilir. Oy verecek kongre üyeleri arasında bir bölünme. Negatif anlamda söylemiyorum bunu. Oyların dağılımını kasdediyorum. Bu seçim -eğer Aziz Yıldırım aday olursa- Fenerbahçe’nin yirmi yıldır en çekişmeli seçimi olacaktır. Belki de bir oyla gelen Aziz Yıldırım bir oyla gidecektir.

Aziz Bey’in bahsettiği, camianın bölünmüşlüğüne pek katılmıyorum. Evet sosyal medyada, sokakta, maç çıkışlarında yaşanan bazı gerginlikler var. Bu da ciddi iki adaylı bir seçim süreci için (ki adaylardan birisi hala resmen aday değil, ama gayrıresmi seçim faaliyetinde) normal bir durum. Ben tersine tabanda ileriye dönük bir birleşme başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir kulüpte böylesi tabandan bir seçim kampanyası hatırlamıyorum. Kulüp seçimleri genellikle bir ya da iki adayın ortaya çıkması, kongre gününe kadar medya aracılığı ile bazı vaadlerini yaymaları, kongre günü birkaç konuşma ve oylama şeklinde yürür. Oysa Ali Koç adaylığını aylar öncesinden açıklamış, sadece İstanbul’da değil, birçok kentte kongre üyeleri, temsilci üyeler, taraftarlarla toplantılar yaparak, projelerini anlatarak değişik ve tabandan örgütlenen bir modelle yürüyor.

Taraftarlığı ticarete dökmüş bazı gruplar haricinde, münferit bazda Ali Koç’a ciddi bir teveccüh var. Bunu hepimiz görüyoruz. Şiddetle reddedenler bile bunun farkında. Ancak taraftar nezdindeki teveccüh kongreye yansır mı bilemiyorum. Kongre dinamikleri çok daha farklı işler her kulüpte. Hele ki seçime iktidarda giren her zaman bir adım önde olur.

Fenerbahçe’nin asıl problemi Ali Koç’un adaylığı değil, “ikinci” bir adayın henüz ortaya çıkıp kendi projelerini sunuyor olmaması.

Written by kesinofsayt

20 Mart 2018 at 08:38

Ali Koç, Aziz Yıldırım, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

KOCAMAN BİLMECE

with one comment

kocaman

Fenerbahçe’nin teknik direktörü Aykut Kocaman sezon başından beri çok tartışılıyor. Kimileri korkaklık ve beceriksizlikle suçlarken kimileri de kayıtsız şartsız destek veriyor. Aykut Kocaman’ın son zamanlardaki demeçleri ve vücut dili de bu eleştirilerden/saldırılardan çok bunaldığını işaret ediyor.

Peki Kocaman kötü bir teknik direktör mü? Sanmam / belki…
Sorunun yanıtı nereden baktığınıza göre değişiyor.

Öncelikle şunu belirtmek lazım; Aykut Kocaman yıllarca futbol oynamış, Fenerbahçe’nin efsane golcüsü olmuş, ardından yıllarca kulüp çalıştırmış bir isim. Dolayısıyla “futboldan anlamıyor” gibi saçma bir suçlama havada kalıyor. Futbolu, “izleyici” milyonlarca kişiden kat kat fazla bildiği tartışma götürmez. Ancak “beklentilere” göre eleştiri alması da kaçınılmaz. Açayım;
Kocaman’ı savunanların en büyük argümanı birtakım istatistikler ve dereceler. Bu rakamlara baktığınız zaman tartışılacak hiçbir şey yok. Fenerbahçe ile bir lig, iki kupa şampiyonluğu, Konyaspor ile bir kupa şampiyonluğu var.
Sorun oynatılmak istenirken oynanamayan futbolda. Sürekli bir rakibi kontrol etmek, skoru tutmak üzerine temellenen anlayışta.

Öncelikle rakibi kontrol eden, açık vermemeyi amaçlarken olabildiği kadar gol aramayı hedefleyen futbol Konyaspor için doğru olabilir. Hatta getirdiği sonuçlar taraftarı mutlu da edebilir. Zira sezona şampiyonluk, kupa vb hedeflerle başlanmamıştır, başlanamaz. Dolayısı ile alınan her galibiyet (hatta bazen beraberlik), sıralamada elde edilen her bir üst basamak başarıdır ve mutlu eder.

Oysa Fenerbahçe gibi her sezonun otomatik şampiyonluk adayında sadece skor değil, rakibe baskı kurmak, bol gollü galibiyetler ve baskılı futbol da taraftarın doğal beklentisi ve alışkanlığıdır. Taraftar kontrollü oynanması gereken bazı maçları tolere eder. Derbi karşılaşmalar, Avrupa maçları bu anlamda sıkıntı yaratmayabilir. Ancak özellikle sahanızda, kadro kalitesi sizden çok düşük takımlara karşı kontrol, riskten kaçınma, skoru elde edince aşırı kontrollü bir oyuna dönerseniz homurdanmaları da kabul etmek zorundasınız. Üstelik de o aşırı kontrol genellikle işe yaramaz ve skoru da koruyamazsanız eleştiri düzeyi de artar. Üstelik de sezona Avrupa kupası ön elemesinde Vardar gibi bir takıma iki maçta da yenilerek elenmiş ve kredinizi sıfırlamış olarak başlamışsanız ekstra işler yapmanız gerekir.

Nacizane fikrim Aykut Kocaman’ın Konyaspor vb takımlar için çok çok iyi ve değerli bir teknik adam olduğu, ancak Fenerbahçe için maalesef beklentilerin çok uzağında kalacağıdır (Fenerbahçe bu sezon şampiyon olsa dahi).

İşin bir de “adamlık ve futbol adamlığı” kısmı var ki Aykut Kocaman tartışmasız alkışı hakediyor. 3 Temmuz sürecinde de, günümüzde de Fenerbahçe yönetiminin yapması gereken çıkışları da üstlenmekten kaçınmaması hem sorumluluk almaktan korkmadığını, hem de iyi bir Fenerbahçeli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca düzgün konuşma ve kendini ifade etme biçimi ile de futbol alemindeki çoğu figürden net bir şekilde ayrılıyor.

Acaba Fenerbahçe teknik direktörü değil de yöneticisi olsa daha mı iyi olurdu diye düşünmeden edemiyorum.

Written by kesinofsayt

02 Şubat 2018 at 10:55

Aykut Kocaman, Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

BİR SPONSORLUKTAN ÖTESİ

leave a comment »

19 Ocak 2018 günü Fenerbahçe Spor Kulübü resmi sitesinden futbol takımının forma göğüs sponsorunun Acıbadem Sağlık Grubu olduğunu açıkladı.  Aşağıdaki fotoğrafın kullanıldığı haber Fenerbahçeliler arasında büyük tartışmaları da beraberinde getirdi.

Bu sponsorluk Fenerbahçelileri en sıkı kenetlendikleri (10 Temmuz 2011’de köprüden önce sola dönenler hariç) 3 Temmuz süreci daha tümüyle bitmeden en fazla bölündükleri günlere getirmiş oldu. Aziz Yıldırım’ın taraftarla ilgili bazı uygulamaları, 3 Temmuz sürecinde Fenerbahçe’yi ve kendisini itham eden yorumlar yapan bazı medya mensuplarıyla sıkı fıkı görüntüleri gibi nedenlerle muhtelif kamplara ayrılmış olan taraftar, Mehmet Ali Aydınlar’ın elini sıkan Aziz Yıldırım görüntüsüyle çok sert tartışmalara girdi. 3 Temmuz’un biber gazlı, kovalamacalı günlerinde bir arada duran isimler bile keskin şekilde ikiye bölündü:

  • Kulübün paraya ihtiyacı var ve MAA “zararı cebimden karşılarım” sözünü tutuyor diye anlaşmayı normalleştirenler
  • 3 Temmuz’un önde gelen aktörlerinden birisi olan MAA’nın çubuklu ile bir araya gelmesini 3 Temmuz ruhuna aykırı bularak hiçbir şekilde kabul etmeyenler

Bu satırların yazarı olan bendeniz de ikinci gruba dahilim. Sadece o günlerdeki sözleri, davranışları, suçlamaları ve icraatları bile MAA’yla çubuklunun bir araya gelmemesi için yeterli. Üstelik bugün bu sponsorluk anlaşmasını savunanlar bile “peki MAA neden hala o günlerdeki eylemleri için kamuoyu önünde basit bir özür dilemiyor” sorusuna yanıt veremiyorlar.

Şimdi gelelim paylaşmak istediğim asıl düşüncelere. Spoiler alert: bir miktar komplo teorisi içerir!

Mehmet Ali Aydınlar 9 Şubat’ı 10 Şubat’a (2012) bağlayan gece 00:30’da Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programına konuk oldu. O programda şunları söyledi:

Ben uygulamalarımla şayet Fenerbahçe’ye bir zarar verdiysem, bu zararı şahsen tazmin etmeye hazırım. Bedeli ne olursa olsun.

Fenerbahçe – Acıbadem sponsorluk anlaşmasının bir anlamda Aydınlar’ın bu sözünü tutması olarak yorumlanması gerektiğini öne sürenler var. Savlarında da Aydınlar’ın bu parayı doğrudan ödemesinin hukuki problemler yaratacağı, dolayısıyla böyle dolaylı bir yol izlendiği yer alıyor.

içeriği kulüp tarafından henüz açıklanmadığı gibi KAP’a da hala bildirilmiş değil. Medya üzerinden tartışılan rakamlar dışında bilgimiz yok. Rivayet üç yıl için peşin ödenmek kaydıyla 55m US$ gibi bir rakam olduğu yolunda. Bunun dışında kurulması planlanan Fenerbahçe Üniversitesi’ne, voleybol şubesine kaynak aktarımları gibi ek ödemeler mevcut. 

Ancak hala resmi bir açıklama ve KAP bildirimi gelmemiş durumda.
Güdümlü medyada da hemen hemen yukarıdaki savlarla (bir sözün tutulması) ciddi bir Aydınlar güzellemesi ve PR’ı yapılmakta.

Gelelim itirazlarıma…

Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki bu “operasyon” asla ve asla sadece bir sponsorluk anlaşması değil. Ciddi etkileri olacak, geleceği etkileyecek bir hamle.

Anlaşma lehtarı kişilerin argümanlarından birisi firmaların iktidardan çekindiği için Fenerbahçe’ye göğüs reklamı vermedikleri idi. Oysa ne olduysa, birdenbire iktidara en yakın gruplardan biri tarihi bir anlaşmayla Fenerbahçe’nin kapısını çaldı.
Türkiye’de bu çaptaki bir sermaye aktarımının, hele ki iktidara yakın bir gruptan geliyorsa, birtakım “telkin, icazet ya da emir” olmadan yapılmayacağını biliyoruz.
Aziz Yıldırım ile Mehmet Ali Aydınlar arasındaki söz düellolarını, karşılıklı suçlamaları ve kavgaları da biliyoruz.
Demem o ki, böylesi bir gerilimin birkaç haftada el sıkışma noktasına gelebilmesi, 3 Temmuz davalarının meşhur mahkeme lakırdılarından “hayatın akışına” ters. Tahminim odur ki ayları bulan bir arabuluculuk ve ikna süreci (dolaylı ya da dolaysız) yaşanmış olmalı. Yani sezonun başlamasından çok daha önce “ilk temas”ın kurulmuş olması çok muhtemel.

Gelelim “komplo teorime”…
Fenerbahçe gibi bir camianın, iktidarın sermaye üzerindeki gücü ne olursa olsun forma reklamı bulamaması çok inandırıcı değil. Bu ya Fenerbahçe yönetiminin beceriksizliği, ya da “isteksizliği” idi bence. Yani tahminim odur ki Aziz Bey ile MAA teması çok önceleri başladı ve bu ihtimal nedeniyle Fenerbahçe “tercihen” yarım sezon forma göğüs reklamı olmadan oynamak durumunda kaldı.

Aydınlar’ın verdiği “söz”ü tuttuğu iddiasına gelince…
Hala icazet/telkin/emir konusunda iddialıyım. Bu operasyon bir sözün tutulmasından çok daha öte bir şey. Dolayısıyla bu iddiayı asla ciddiye almıyorum.
Öncelikle bu bir “söz”ün tutulması olsaydı dolambaçlı bir yol izleneceğine doğrudan gerçekleştirilebilirdi. Hukuki porblemler gerekçesi hiç inandırıcı değil. Olası birçok farklı alternatif sosyal medyada konunun uzmanlarınca paylaşıldı, tartışıldı. İstenseydi bir çıkar yol bulunurdu.
İşin daha da anlamsızlaştığı nokta şu; para Mehmet Ali Aydınlar’dan değil, Acıbadem Sağlık Grubu’ndan çıkıyor. Mehmet Ali Aydınlar ise bu grubun %100 sahibi değil. 2011 sonundaki satış ile Aydınlar Ailesi’nin Acıbadem’deki hissesi %25.

Malezya’nın yatırım fonu Khazanah Nasional’ın sağlık birimi Integrated Healthcare, Acıbadem Sağlık’ta yüzde 60 hisse almak üzere anlaşma imzaladı. Aynı zamanda, Khazanah’ın da Acıbadem  Sağlık’tan yüzde 15 hisse alacağı açıklandı.
Khazanah’ın yüzde 70 hisseye sahip olduğu Integrated Healthcare Holdings (IHH) tarafından yapılan açıklamada, satın alma ile Acıbadem Sağlık’ın değerlemesinin 1.68 milyar dolar olduğu belirtildi.

Aydınlar’ın hissesi % 25
Aydınlar ailesi Acıbadem’in geri kalan yüzde 25 hissesine sahip olacak. Acıbadem Sağlık Hizmetleri tarafından KAP’a yapılan açıklamada, “Yüzde 50 oranında Aydınlar ailesi ve yüzde 50 oranında Almond Holding’in hissesi bulunan Acıbadem Sağlık Yatırımları Holding’in (ASYH) devir sonrası ortaklık yapısı yüzde 60 IHH, yüzde 25 Aydınlar ailesi ve yüzde 15 Bagan Lalang olarak değişecektir. Almond Holding Cooperatie UA’nın ise şirkette payı kalmayacaktır” denildi.
Açıklamada, işlem dahilinde, satış bedelinin kısmen nakit, kısmen de yeni ihraç edilecek IHH hisselerinden oluşacağı belirtilerek, “Aydınlar ailesi ASYH’deki yüzde 10 hissesini nakit karşılığı devredecek olup yüzde 15 hissesine karşılık takas yoluyla IHH hissesi alarak bahsi geçen şirkette hissedar olacaktır. Mehmet Ali Aydınlar ASYH ve Acıbadem Sağlık’ı yönetim kurulu başkanı ve CEO olarak yönetmeye devam edecek olup aynı zamanda IHH’de yönetim kurulu uyesi olacaktır” denildi.

Bu bir…
Ayrıca “2004 yılı içinde gelir ve kurumlar vergisi kanununa eklenen hükümlerle, sponsorluk harcamalarının amatör spor dallarında tamamının, profesyonel spor dallarında ise yüzde 50’sinin vergi matrahından indirilmesine olanak sağlandı“…

Yani Aydınlar bahis konusu sponsorluk rakamının %25’ini, hatta onun da %50’sini vergiden düşerek %12,5’unu veriyor. Kalan kısımları Acıbadem’in diğer ortakları ve vergi yoluyla sen,ben, biz ödüyoruz.

Maliyeci değilim. Bu düz mantık hesabımdaki rakamlarda mutlaka ki mevzuat gereği farklılıklar vardır. Ancak “Aydınlar sözünü tutuyor, parayı cebinden ödüyor” savındaki hata, hatta daha da ileri gideyim, yalan kadar bir fark olmadığı kesin.

Zaten anlaşma içeriği henüz KAP’a bildirilmemesine, anlaşmanın mürekkebi kurumadan güdümlü medya algı operasyonuna bakılırsa gerçeğin ne olduğu çok da önemli değil. Asıl hedeflenen bir algı yaratarak Mehmet Ali Aydınlar’a yeniden “muteber Fenerbahçeli” imajının kazandırılması.

“Yüksek mevki”nin hiçbir işi yarıda bırakmadığı, sabırla istediği sonuca yürüme alışkanlığı düşünülürse -belki bu seçimde değil ama- bir sonraki seçimde Aydınlar’ın yeniden Fenerbahçe başkanlığına talip olması şaşırtmayacak beni artık.

Bu yazdıklarımı -dediğim gibi- komplo teorisi olarak göreniniz olacaktır mutlaka. Elbette elimde delilim de yok. Sadece düşüncelerim bunlar. Komplo ya da değil, hepsinin gerçek olma ihtimali var ve hepsi üzerinde düşünülmeye değer.

Fenerbahçelilerin artık her ihtimali düşünmesi ve ihtiyatlı olması gerekiyor.
Ama kongre üyelerinin omzundaki yük çok daha ağır. Mayıs ayında muhtemelen kulüp tarihinin sonuçları ve gelecek açısından en önemli seçimi yapılacak.

İlkeler mi mideler mi daha önemli göreceğiz…

 

İlginizi çekebilecek, konuyla bağlantılı diğer yazılar:

Sözümüz Sanadır

Tutarsızlıklar Prensi

Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti

Ünlü Türk Yalanları 5

TFF Güven Tazelemelidir

Written by kesinofsayt

24 Ocak 2018 at 19:48

3 TEMMUZ KARMAŞASI

leave a comment »

12 Kasım 2017 günü sosyal medyaya aşağıdaki fotoğraf düştü.

mmuldur

Fenerbahçelilerin çoğunu üzen, ama belki de fazla şaşırtmayan bir görüntüydü bu. Şaşırtmamasının nedeni Aziz Bey’in daha önceleri de Fenerbahçe’ye her fırsatta “çakan” bazı isimlerle bir araya gelme alışkanlığıydı. Şansal Büyüka, Ahmet Hakan gibi isimlerle de program ya da başka nedenlerle bir araya geldiğini kimsenin unuttuğunu sanmıyorum. Üstelik zamanlamaları da taraftarın bu isimlere ya da kurumlarına tepki gösterdiği, boykot kampanyaları yaptığı dönemlere denk gelmişti tesadüfen.

Elbette ki Aziz Yıldırım’ın özel hayatına karışmak kimsenin haddine değil. Ancak her konuşmasında Fenerbahçe’yi, değil özel hayatının, hayatının önüne koyduğuna vurgu yapan bir başkanın, 3 Temmuz sürecinde kendisine kalkan olan kişileri – ki sadece taraftar değil, gazeteciler de var – sırf eleştirdiler ya da kongre çağrısı yaptılar diye silip atarken, aynı dönemde Fenerbahçe’ye, özellikle de yöneticilerine imayı da aşan şekilde şike suçlaması yapan birisiyle mutlu tablolar çizmesi anlaşılabilir bir durum değil.

Aziz Bey o dönemde verilen destansı desteğin Fenerbahçe’ye verilen bir destek olduğunu, kendi şahsına olmadığını, gerçek dostların gerektiğinde hataları da söyleyenler olduğunu, iyi gününde şakşakçılık yapanların kendisini tökezlediği anda ilk satacaklar olduğunu anlayabilir umarım.

“Ne yapmış bu Meriç Müldür?” diyen olursa:

http://www.haberturk.com/yazarlar/meric-muldur-1089/646704-kim-yapti-bu-sikeyi

Kim yaptı bu şikeyi?

Öncelikle emniyet teşkilatını kutlamak gerekir. Müthiş başarılı bir operasyona imza attılar. Operasyon aylar öncesinde başlatıldı ama basına tek bir haber sızmadı.
İkinci, belki de üçüncü dalgada gelecektir de benim merak ettiğim bazı konular da yok değil.
Örneğin, İbrahim Akın nerelerde? İddialara göre ismi maddi menfaat karşılığında şikeyle Fenerbahçe ile anılıyor. Beşiktaş’ında transfer vaadiyle İbrahim’le temas kurduğu ileri sürülüyor. Ama ne kendisinden haber var ne de İstanbulspor Büyükşehir Belediye
Kulübü’nden. Türkiye’de mi, yurt dışında mı? Aranıyor mu, yakalama emri çıkarıldı mı?
Yoksa hiçbiri doğru değil de, suçsuz mu? Öyleyse niye ortaya çıkmıyor?
Merak ettiğim diğer konulara gelirsek…

ŞAİBELİ MAÇ 19 TUTUKLU FUTBOLCU 1!
Sivas-Fenerbahçe maçı şike deniyor. Sivasspor’un başkanı, yöneticisi cezaevine gönderildi de tutuklanan Sivassporlu tek futbolcu kaleci Korcan. Korcan sahada tek başına 4-3’lük skoru dizayn etmiş olamaz. Takım arkadaşlarının da katkısı şart. Bu isimler kimyada kimler?
Buca-Fenerbahçe maçı da şike listesinde. Bucaspor’un ne hocası, ne yöneticisi, ne de tek bir
futbolcusu tutuklandı. Gözaltına alınan bile olmadı. O zaman şikeyi kim yaptı?
Eskişehirspor’a gelirsek. Teşvik primi alındığı, futbolculara da dağıtıldığı iddiası var. Hocası, sportif direktörü cezaevinde. Sezer Öztürk serbest kaldı. Bülent Uygun, Ümit Karan teşvik primlerini dağıttıysa hangi futbolculara verildi? Teşvik aldılarsa neden bir tane bile tutuklanan Eskişehirli futbolcu yok? Ümit Karan geçen sezon futbolcu kadrosundaydı derseniz, o oyuna girdiğinde de Fenerbahçe 2-1 öndeydi. Teşvik primi alındı ama futbolculara verilmediyse bu maç kolay kolay ne şike kapsamına girer, ne de teşvik.
Karabük cephesinden sorgulanan tek isim Emenike. Gençlerbirliği’nden gözaltına
alınan tek futbolcu Mahmut Boz. İkisi de serbest kaldı. Şike iddiası olan maçlardan biri de
Fenerbahçe-Ankaragücü. Tutuklu tek Ankaragücülü futbolcu yok.
Şimdi tüm bu soruların ışığında net olarak “Fenerbahçe küme düşmeli” diyebilir miyiz?
En azından biraz erken gibi geliyor bana.
Şaibe olduğu iddia edilen maç sayısı 19.
Tutuklanan futbolcu sayısı 1.

SORU İŞARETİ KALMAMALI
Tabii bir maçta da yapılsa şike şikedir. Ama tek başına bir Korcan bunu nasıl organize edebilir? Tamam bir hatalı gol yedi de Fenerbahçe’nin attığı gol sayısı 4.
Diğer maçlar deseniz, hepsi gözümüzün önünde. Bazılarında özellikle stoper faciaları varda 90 dakikayı düşünürseniz alayı dişediş mücadele ile geçmiş.
Kabul ediyorum ki ortada titiz bir operasyon, deliller, gerçekler var. Bunları kimse inkar edemez. Yönetici bazında çok ciddi girişimler olduğu net. Bu kişilerin hayatı karardı. En ağır cezaları da alacaklar. Ama Fenerbahçe Kulübü’nün ligden düşürülmesi gerektiği kanaatine varabilmek için bence daha fazla kanıta ihtiyaç var. Kafalarda en ufak bir soru işareti kalmamalı. En azından 8-10 futbolcunun bu işin içinde olduğunun kanıtlanması lazım. Ya
da hakemlerin. Belki de öyle olacak.

***

Emniyete göre şike ama…
Fenerbahçe şike yaptı demeye dilim varmıyor. Ama şurası kesin, rakipfutbolcuların aklını karıştırdı. Hem de sezonun ikinci yarısının çoğu maçında. Bence bazı maçlar da soruşturma kapsamına girmedi.
“Oynama, iyi oynama, fazla sıkma” dendi, “Seni transfer edeceğiz yaşın genç önümüzdeki yıllarda transferin var” gibi vaatlerde bulunuldu. Belki kimi girişimlerinde başarılı oldular, kimileri tarafından da terslendiler. Bunlar yaşandı.
Fakat bunu şikenin içine ne oranda sokabilirsiniz? Etik olmada kesin de şike de  diyemezsiniz.
Herkesin telefon konuşmaları tespit edilmiş. Ancak şu ana kadar servis edilen tapelerde hiçbir takımdan hiçbir futbolcunun, hakemin ismi pazarlıklarda geçmiyor.
Şike kanaatine giren ise polisler. Maçları her ne kadar didik didik etseler de, görüşmeleri belgeleyip bu işe yeltenenlerin ipliğini pazara çıkarsalar da futbol konusunda uzman değiller. Hukukçu da değiller. Simsarların, işgüzarların girişimleri sahalara ne ölçüde yansıdı, uygulandı? Emniyete göre şike olabilir ama federasyon kararını alırken daha başka verilere ete dayanmak zorunda.

***

21 yıl önce ve bugün
Tüm Fenerbahçeliler’in olduğu gibi Aykut Kocaman’ın da içi kan ağlıyor. Nasıl ağlamasın? Bütün bir sezon heyecan kasırgası şeklinde geçmiş. Futbolcu grubu müthiş bir performans göstermiş, şampiyonluk uğruna ter akıtmış, sahada mertçe mücadele etmiş. Ama bazı işgüzarlar çıkmış, bataklık fareleri çıkmış bu alınterine gölge düşürmüş, bunca başarıyı bir kalemde kirletmiş. Yapacak da bir şey yok. O işgüzarların marifetlerinin cezasını tüm Fenerbahçe camiası çekecek.
Aykut Hoca’nın da işaret ettiği gibi Türk futbolunda futbolun içinden gelen insanlar söz sahibi değil. Gerçek aktör olan futbolcular zaten piyon. Türk futbolunu bataklığa çevirenler, nereden nasıl geldiği belli olmayan tipler.
“Ligde şaibe varsa bu 1959’dan itibaren araştırılmalı. Bataklık ancak bu şekilde kurutulur” diyor Aykut Hoca…
Keşke öyle olsa. Ama buna imkân var mı hocam? Hiç değilse bu depremin sevinilecek bir yanı var. Bu bir milat olacak, artık kimse boyundan büyük işlere kalkışamayacak. Buna cesaret bile edemeyecek. Bugüne kadar her şeye seyirci kalındı, yapanın yanına kâr kaldı. Bu ülkede 1990 yılında verilen şike kararı bile uygulanmadı.
Malatyaspor Başkanı Metin Kaya Çağlayan delilleriyle şikeyi ispat etti. Şenes Erzik federasyonu umursamadı. O dönemin yöneticilerinden Levent Bıçakcı yıllar sonra federasyon başkanı olduğunda bir konuşmasında itiraf etti. Ama neye yarar? Acaba 21 yıl önce Tahkim Kurulu’nun bile onayladığı şike kararı cesurca uygulanabilseydi Türk futbolu bugün bu derece kirlenir miydi?

http://www.haberturk.com/yazarlar/meric-muldur-1089/664138-fenerbahce-icin-kural-mi-degisecek

Fenerbahçe için kural mı değişecek?

F.BAHÇELİLER’İN içinde bulundukları durum kolay kolay atlatılabilecek bir travma değil. Her gün değil bir gün ölmek istiyorlar. Haklılar. Keşke Mehmet Berk bir sürpriz yapıp bayram tatilinde iddianameyi hazırlasa. Ardından da öyle ya da böyle bir karar çıksa, en azından kaos ortamı son bulsa. Ancak her şeyin de bir yolu yordamı var. Hukuki prosedürler var.

Aykut Hoca şimdi diyor ki; “Plan belli. Şampiyonlar Ligi’nden atıldık. Şampiyonluğumuz alınacak, küme düşürüleceğiz.”

Tespit doğru. Ama keşke bunları daha önce görebilseydi. Veya gördüyse daha önceleri dile getirebilseydi. Ve hatta, çuvaldızı kendilerine de batırıp kendi yöneticilerinin hatalarına da vurgu yapabilseydi. Bu sürecin bu yönde gelişeceği belliydi. Artık iş işten geçti.

Futbolculara hak veriyorum. Döktükleri gözyaşı var, yeri geldiğinde akıttıkları kan var, alınteri var. Ve bence sahada da hak edilmiş bir şampiyonluk var. Ama neye yarar?

Saha dışında da sizin bu alınterinize, başarınıza gölge düşüren kendi yöneticilerinizin operasyonları var. Çevirmedikleri dolap kalmamış. Belki gözleri dönmüş, belki hırslarının kurbanı olmuşlar. Fakat hatayı da yapmışlar. Ve ne yazık ki faturasını tüm camia ödemek zorunda. Kural bu. Fenerbahçe için kuralın değişecek hali de yok.

İyi ki Ali Koç var
Fenerbahçeli yöneticiler bugüne kadar mantıklarıyla değil duygularıyla hareket ettiler. Federasyonu suçlayıp durdular da kendileri de süreci iyi yönetemedi. Aziz Yıldırım cezaevine girdi, yönetim de bitti, tükendi.

Federasyonu köşeye sıkıştırmaya çalıştılar, tribüne oynadılar. Onlara sorarsanız, bırakın Türkiye’yi, bütün dünya birleşti Fenerbahçe’ye operasyon yapıyor!

Bereket son günlerde Ali Koç dümene geçti de aklıselim açıklamalar geliyor. Uzlaşma yolları arıyor. Krizi en az hasarla atlatmak istiyor. Mağdur durumdalar. Kendi bakış açılarından haklı istekleri, saptamaları da var. Federasyonun, 16 Ağustos’tan sonraki UEFA yazışmalarını açıklamaması dikkat çekici. Ama her bir istekleri karşı taraf adına ciddi riskler taşıyor. O riski de kimse göze almaz. İşin içine devlet de girse kısa sürede çözümlenebilecek bir durum yok ortada.

Önce alkış şimdi ihraç
Federasyon, 13 gün önce Fenerbahçe hakkında elinde imkan olmasına rağmen küme düşürme kararı vermeyip iddianameyi beklemeyi tercih ettiğinde federasyonu ilk alkışlayan Fenerbahçe’ydi.

Şimdi aynı yöneticiler açıklama üstüne açıklama yapıp, federasyonu yerden yere vuruyor. Hedefteki adam öncelikle Mehmet Ali Aydınlar.

Adam başkan olduğuna olacağına pişman oldu.

Çoğu yöneticiden daha iyi Fenerbahçeli. Fenerbahçe’ye katkısı mevcut yönetim kurulundakilerden kat kat fazla. Çıktı Teke Tek’te açıkladı. Kararı UEFA’nın isteği doğrultusunda aldıklarını söyledi. Tehdit kokan mektup da basına yansıdı ki, başkanın söyledikleri kelimesi kelimesine doğru.

Başka ne yapacaktı? Fenerbahçe’yi kollama uğruna Türkiye’yi mi yakacaktı!

Şimdi de duyuyorum ki Aydınlar’ı kulüpten ihraç etmeyi planlıyorlarmış. Acaba ihraç etmeleri gereken isim Aydınlar mı, başkaları mı?

Forma, arma ve gerçekler
Fenerbahçeli taraflar beni şaşırtıyor. Kulüplerine, başkanlarına inanılmaz derecede sahip çıkıyorlar. Camia olarak müthiş bir dayanışma gösteriyorlar.

Dayanışmalarını alkışlıyorum. Ama körü körüne sahiplenmelerini de yadırgıyorum.

Onlara göre federasyon suçlu, UEFA suçlu. Basın hepten suçlu.

İyi güzel de, bu işleri başınıza basın mı açtı, kendi yöneticileriniz mi? 

Her yere öfke kusuyorsunuz da yöneticilerinize niye toz kondurmuyorsunuz?

Camiaya bugünleri yaşatanları niye sorgulamıyorsunuz?

Formaya sahip çıkın, armaya sahip çıkın da gerçekleri de görün. 

G.Saray ve UEFA
Yaşanan süreçte Galatasaray da yayınladığı deklarasyonlar nedeniyle çok eleştirildi. Gerçekten her defasında üstü kapalı olarak, imalı cümlelerle “Fenerbahçe’yi düşürün” dediler. Sanırsınız herkes kirli, Galatasaray temiz.

Bu açıklamalar da rakipleri tarafından haliyle şu şekilde yorumlandı: “Fenerbahçe, Beşiktaş düşsün, Trabzon eksi puanla lige başlasın, meydanı boş bulan Galatasaray da şampiyon olsun istiyorlar.”

Bildirilerdeki ifadeler hoş kaçmadı ama bazıları yanlış da değildi.

Örneğin, “Kangrenli parmağı kesmezsek birileri gelip kolumuzu keser” sözü.

Bu operasyonda iddia edildiği gibi Galatasaray’ın parmağı var mı bilemem ama UEFA geldi, kolumuzu kesti.

Başmüfettiş raconu kesti, UEFA da biletimizi.

UEFA, son dakika golü ile Fenerbahçeli futbolcuların emeğini çaldı. Milyonlarca taraftarın hayalleri ile oynadı. Prestijimizi yerle bir etti.

Zayıf anımızı yakaladı, affetmedi.

Gücü bize yetti. Milan’a, Porto’ya, Real’e, Barca’ya yapamadığını, asla da yapamayacağını bize kolayca uyguladı.

Ve içimizi en çok acıtan da bu oldu.

Sadri Şener’e özgürlük
Fenerbahçeliler’in tepkilerinde en çok hak verdiğim nokta Şampiyonlar Ligi’ne Trabzonspor’un alınmasına gösterdikleri reaksiyon.

Gerçekten şaşırtıcı. Onların da soruşturmada üç dosyası var ve bunlar bizzat federasyon tarafından UEFA’ya iletildi. Buna rağmen federasyonu da bilgilendirmeden Trabzonspor’u Devler Ligi’ne dahil ettiler. Bu bilgilendirme yapılsaydı eminim federasyon çekincelerini iletirdi.

UEFA’nın kararı ülkemiz adına bir yandan da sevindirici ama işin bir ilginç yanı da bu kararın sabahında Sadri Şener’in yurt dışı yasağının kalkması.“Fenerbahçe’ye operasyon yapılıyor” görüşünü savunanların iddialarını sanki inadına destekler nitelikte bir gelişme.

Bir önceki itiraz reddedilmişti. Şimdi kabul edilmiş. Elbette haklı bir gerekçesi vardır. Belki de tesadüftür. Ancak herkes merak ediyor, birilerinin bu konuyu aydınlatmasını bekliyor.

http://www.haberturk.com/yazarlar/meric-muldur-1089/673551-sezon-sonuna-neden-kaldi

Sezon sonuna neden kaldı!

MEHMET Ali Aydınlar ismine ilk günden bu yana sıcak bakanlardan biriyim. Tarafsız kalacağına, kurallara uyacağına, kimsenin hakkını yemeyeceğine inanıyorum. İnancımı da henüz yitirmedim.
Ancak 3 Temmuz’da başlayan süreç ile birlikte kafamda bazı soru işaretleri de oluşmadı değil. Kabul edelim ki federasyon da zor bir dönemden geçiyor. Bu kaos en başta başkanı çok yıprattı. Sayın Aydınlar süreci çok iyi yönetememiş, çelişkili açıklamalar yapmış olabilir. Ancak bunlar yaşanan olayların gelişimi göz önüne alındığında makul karşılanabilir.
Fakat benim makul karşılayamadığım bir yön var. Şike konusunda kararın sezon sonunda alınacak olması.
Aynı federasyon başkanı değil miydi iddianamenin hazırlanmasının ardından derhal karar
vereceklerini açıklayan.
Ne oldu, neler yaşandı, nelerle karşılaştı da fikri değişti?
Başkan bunun nedenini açıklamadı. Herkesin işine geldiği için kimse üzerine gitmedi.
Net bir bilgilendirme yapılmayınca da türlü türlü iddialar ortaya atıldı. Aralarında öyle
iddialar var ki, çok ciddi.
Ancak iddiayı ortaya atanlar, işlerini kaybedebilecekleri gerekçesiyle basına açıklama yapmaya yanaşmıyor. Haliyle yazamıyorum. Gün gelir konuşurlarsa ben de yazarım.

***

Bari suyunu çıkarmayın

Karar, Mehmet Ali Aydınlar’ın bir önceki açıklamasında söylediği gibi iddianamenin mahkemece kabul edilmesinin akabinde alınsa ne olurdu?
Eminim ortalık çok karışırdı.
Soruşturmada adı geçen kulüplerin öyle ya da böyle ceza alması yüksek ihtimal.
Gelişmelerde gösteriyor ki zaten küme düşme cezası çıkmayacak. Ne yapıp edecekler kitabına uyduracaklar.
Puan silme cezası ise kaçınılmaz gözüküyor.
Tüm bu iddiaların, gelişmelerin paralelinde Türk futbolunda neler oluyor?
Kulüpler Birliği yasanın, talimatların değişmesi için harıl harıl çalışıyor.
Bakan, Kulüpler Birliğinin bir bütünlük içinde hareket etmesinin sevindirici olduğunu söylüyor. Özellikle Fenerbahçe’ye yönelik haksız yorumlar yapıldığını, şike skorlara yansımadıysa adaletin yeşil sahada tecelli edeceğini vurguluyor.
Siyasi partiler ziyaret ediliyor. Federasyon da birer ikişer talimatları değiştirmeye başlıyor.
Şimdilik değiştirilenler zararsız olanlar. Ama gerçek hedef meşhur 58. madde. Onun için de zemin hazırlanıyor. O da değişti, değişecek. Yakındır. Doğru, talimat ağır. Değiştirilmesi zorunlu. Ama kulüpler ne diyor? “Küme düşme kaldırılsın.” Bu kadarı da fazla oluyor. Şikeye teşebbüsün, teşviğin karşılığı küme düşürme olmasın, puan şilinsin yeterli. Bunu anlarım. Ama hiç değilse şikeyi affetmeyin, işin bu kadarda suyunu çıkarmayın.

***

Şike madalyası (!)

Şikeşi şikeyle örtbas etmek, bir anlamda şikenin, yasa dışı bahisin önünü açmak üzereyiz.
Avrupa’nın, UEFA’nın gözünde “şikeye tolerans gösteren ülke” olarak anılacağız ama kimin umurunda? Aksine neredeyse madalya vereceğiz!
Hem de bunu federasyonuy|a, kulüpleriyle, basınıyla, siyasileriyle elele vererek yapıyoruz.
Bu ülkede Cemal Nalga skandalı yüzünden bile Galatasaray takımı lige eksi 5 puanla başlatıldı.
Ama konu futbol olunca, para ahlaki değerlerin önüne geçince kararlar da değişiveriyor. Herkes başını kuma gömüyor. Günübirlik kanunlar çıkarılıyor. Yeter ki gönüller bir olsun!
Umarım, Sayın Spor Bakanı Suat Kılıç’ın da dediği gibi şike sahaya yansımadıysa her takımın taraftarı her sonucu benimser.
Benimserse sorun yok da acaba benimser mi?

***

Lig karakolda biter

Diyelim ki Fenerbahçe bu sezon da şampiyon oldu. Akabinde de federasyon şike soruşturmasında kararını açıkladı.
İşte bu durumda federasyonun izleyeceği yolu Halil Özer pazar günü yazdı. Diyelim ki, şike yok şikeye teşebbüs var. O da saha sonuçlarına yansımamış. Fenerbahçe’ye örneğin 9 puan silme cezası verildi. Şampiyonluğu geri alınacak, kupa Trabzon ya da Bursa’ya verilecek. Ama puan silme cezası bir sonraki sezon için uygulanacak. Yani son şampiyonluk geçerli.
Peki, rakipleri ligi Fenerbahçe’yle aynı puanda ya da 1-2 puan geride bitirirse.
İtiraz etmeyecekler mi?
“Fenerbahçe’nin 9 puanı şimdi silinmeli, şampiyon biz olmalıyız” demeyecekler mi?
Haklı değiller mi?
Fenerbahçe, “Bizi Bank Asya’ya düşürün dedik, kabul etmediniz. Ligi siz oynattınız. Bizi
de lige aldınız. Şampiyonluğumuz geçerli” demeyecek mi?
Onlar da haklı değil mi?
Ya da, Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi, üç büyükten biri de Avrupa Ligi vizesi aldı. İtirazlar
gelmeyecek mi?
Ya da, Fenerbahçe şampiyon olamadı da Avrupa Ligi’ne gitme hakkı kazandı. Bu sezon Avrupa dışında kalan, yeniden Avrupa’da olabilmek adına milyonlarca Euro harcayıp yepyeni kadro oluşturan Galatasaray da yine Avrupa vizesi alamadı. Hem de kıl payı. İsyan etmeyecek mi?
Haklı değil mi? Yani sonuçta yeni bir krizin çıkması, Fenerbahçe’nin Avrupa Kupaları’na katılamama durumu dışında kaçınılmaz. Kaostan çıkmak için en ideal çözüm gibi gözükebilir ama “Şampiyonluğu, kupayı şimdi alırım. Cezayı seneye uygularım” mantığı doğru değil. Bu karar baş ağrıtır. Bu lig de karakolda biter.

Written by kesinofsayt

12 Kasım 2017 at 11:59

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

“ERDOĞAN BİZİ KONTROL EDEMEZ”

leave a comment »

Avusturya’nın ikinci büyük gazetesi Kurier’de 29 Mayıs 2014 tarihinde bir yazı yayınlandı. İşin ilginci, yazı Fenerbahçe üzerine olmasına rağmen spor sayfasında değil, politika sayfalarında yer aldı. Aşağıda yazının bir çevirisini okuyabilirsiniz. Hatalar varsa affola…

20140530_093653

Yazının orijinal linki: http://kurier.at/politik/ausland/tuerkei-uns-kann-erdogan-nicht-kontrollieren/67.948.205

Fenerbahçe, başbakanla muhalefet arasındaki güç savaşında iktidar karşıtlarının odak noktası oldu.

Aslında futbol stadında bir hükümet başkanının yeri olmaz. Ancak Fenerbahçe tribünlerinde başbakan Erdoğan farklı bir biçimde “alkışlanıyor”. Maç esnasında her fırsatta “Muhteşem başbakan? xxx başbakan” sesleri yükseliyor. Sevilmeyen başbakan hakkında Türkçedeki başka küfürler de yüksek sesle dile getiriliyor.

Futbol Türkler için büyük önem taşıyor. Bu günlerde politik olarak hiç olmadığı kadar kamplaşmış bu ülkede, Fenerbahçe gibi zengin kulüpler sadece şampiyonluğa oynamıyor, ayrıca politik güç kavgasında başrole de oynuyorlar.

ATATÜRK KÜLTÜ

Bu tarihi kulübün hangi tarafta olduğu tribünlerde sallanan düzinelerce bayraktan belli oluyor: bir tarafında kulübün renkleri sarı lacivert, diğer tarafta ülkenin kurucusu Kemal Atatürk…
Fenerbahçe Atatürk’ün kulübü olmaktan gurur duyuyor.
Kulübün müzesinde devlet şefinin ziyaretini gösteren balmumu heykeli, kulüp defterine yazdıkları ve imzası birer ikon gibi muhafaza ediliyor.

Kulüp sportif bir idolden çok politik bir olgu artık. Fenerbahçe bugün, ülkenin Atatürk çizgisinde yönetilmesi gerektiğini düşünen ve Erdoğan iktidara gelene kadar yöneten birçok etkili Kemalistin kulübü.
O zamandan beridir Fenerbahçe başbakan ve onun güç yapısına karşı ana muhalefet durumunda, – ve bu çatışma giderek keskinleşiyor. Futbol, politika ve futbol politikasından patlayıcı bir karışım oluşmuş durumda. Kulübün yaklaşık üç yıl önce içine girdiği skandal bunu daha da ateşledi. 2011 yılındaki şampiyonluğun satın alındığı iddia edildi. Kulüp başkanı Aziz Yıldırım altı yıla mahkum oldu. Bir yıllık hapis cezasından sonra geçici olarak salındı, ancak yeniden parmaklıkların ardına girmesi kaçınılmaz gözüküyor.

Taraftarlar için bunlar bir düzen. Sudan deliller çoktan boş çıktı. İktidar güçlü rakibine karşı “özel mahkemelerle” politik gücünü kullandı.
Bir taraftar “Erdoğan önce askeri kontrolüne aldı, sonra da medyayı. Ama bizi kontrol edemiyor ve bunu sindiremiyor” diyor.

Yıldırım kendisini politik bir kovuşturmanın kurbanı olarak görüyor. Şubat ayındaki zafer turunda yarım milyon insan onu takip etti. Bununla beraber futbol fanatizmi ile politik direniş arasındaki sınır eridi. Yürüyüşün sloganlarından birisi “Fenerbahçe direniştir” oldu. Birçok taraftar için bu uzun süredir bir slogandan fazlası. Geçtiğimiz yıl yaşanan büyük Gezi Parkı eylemlerine kulüp taraftarları gözü kapalı yürümüşlerdi. Protesto organizasyonları Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlar üzerinden organize edilmişti. Bugün hala Erdoğan rejiminin internet yasağının nasıl delindiğini, polisin aşırı şiddetiyle yaralananlara ve biber gazı kurbanlarına yardım edildiğini gururla anlatıyorlar.

FENERBAHÇE CUMHURİYETİ

Taraftarlar, herşeye rağmen lig şampiyonluğunun kazanılmasını kulübün direniş gücünün ispatı olarak görüyorlar. Kısa süre önce Kadıköy’deki – ki “Fenerbahçe Cumhuriyeti” olarak anılıyor – şampiyonluk kutlamalarında da politik sesler yükseldi: “Yıkılmayan son kale, Fenerbahçe”.

Sırada Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı seçimi var. Bahar başındaki yerel seçimlere birçok taraftar formasıyla gitmişti. Nedenini bir taraftar çok net açıklıyor:
“Herkes kime oy vermediğimizi bilecek”!

 

 

Written by kesinofsayt

02 Haziran 2014 at 15:32

Fenerbahçe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,