FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Posts Tagged ‘Sadri Şener

HASIR6: YER6’NA SAYGILARIMIZLA

with 5 comments

Aşağıdaki derleme FBTV’deki Yer6 Programı’ndan esinlenilerek ve Yer6’na yapılan yersiz saldırı üzerine programa desteğimizi göstermek üzere hazırlanmıştır. Elbette ki eksikleri vardır. Özellikle 3 Temmuz Darbesi ile ilgili tapeler ve mahkeme sürecine ilişkin kısıtlı hasır6’lar eklenmiştir, zira bu konunun başlıbaşına bir çalışma konusu olduğunu biliyoruz. Ayrıca 6222’ye muhalif hareket ve sözleri de ayrı bir çalışmaya saklıyoruz. Aklımıza geldikçe eklemelerle zengin bir arşiv olurşturmayı amaçlıyoruz. Sizlerden gelecek önerileri de değerlendirerek ekleyeceğiz.

  • 1976 yılında oynanan Göztepe – Galatasaray maçı sonrasında Hıncal Uluç Galatasaray, Trabzonspor, Göztepe ve Giresunspor’un anlaşmalı maçlar oynadıklarını yazmıştı. O yıllarda Galatasaray’da oynayan Fatih Terim de ismen zikrediliyordu. E tabii, çoooook zaman geçti… ( Onur Kütük’ün ( @onurktk_  ) tweetinden anımsanmıştır.)
  • Avrupa fatihinin Galatasaray – Sturm Graz maçını hatırlar mısınız? Hatırlatmazlar, merak etmeyin. Medya sadece “tek yöne” bakar…
  • Galatasaray’ın 2001 yılında Fak Fuk Fon’dan yararlandığını biliyor muydunuz? Nereden bileceksiniz?
  • Mehmet Cansun UEFA Başkanı Lennart Johansson’un karısına 127 bin dolarlık gerdanlık aldığını açıklamıştı. Neden kimse ilgilenmedi? Neden hiç konuşulmuyor?
  • Fatih Tekke ve Gökdeniz’in araçlarının kurşunlanma olayı çözüldü mü? Gökdeniz yıllardır neden gelmiyor hiç buralara? Ya milli takıma?gokdeniz
  • Ali İpek 2006’daki Denizlispor – Fenerbahçe maçı öncesinde “çantacıları açıklayacağım” demişti. Sonra çark etti. Hala çantacıları bekliyoruz.
  • Hasan Şaş “Konuşursam insanlar Galatasaray’dan soğur” dedi. Neydi konuşacakları? İnsanlar Galatasaray’dan neden soğuyacaktı? Sahi Hasan Şaş şu anda nerede, ne iş yapıyor? hasan-şaş-ağlayışı_282090
  • Ozan İpek’in şampiyonluk sonrasındaki şaka yollu teşvik itirafı neden hiç bir savcıyı meraklandırmadı acaba?
  • 13 Mart 2010 tarihinde Ankaragücü – Galatasaray maçında tribünden birisi aşağı atıldı. Ne sorumlular ortada, ne de ceza var… galatasaray-macindaki-tribun-dehseti-kamerada--552778
  • 8 Mayıs 2010 tarihinde oynanan Karabükspor – Fenerbahçe maçı ile ilgili teşvik iddialarında Karabüksporlu (Trabzonlu) Bülent Ataman’ın “bu Emenike şerefsizi adam değil, gelen teşvikten bir kuruş parayı ona verdirmeyeceğim” dediği yerel bir gazetede çıktı. Sonuç? Mahkemeye bile çağırılmadı.
  • Göksel Gümüşdağ şike soruşturmasına nasıl dahil oldu? Nasıl çıktı?
  • Aziz Yıldırım’ın telefonları Mahmut Özgener ile “sık görüştüğü” için dinlenmeye başlanmış. Hatta federasyondan gelen parayla şike yapılmış. Peki Mahmut Özgener nerede?
  • 7 Şubat 2011 tarihinde TT Arena’da oynanan Galatasaray – Eskişehirspor maçında tribünden atılan bir şişe 10 yaşındaki Batuhan’ın kafasını yardı. Sorumlular hala #hasır6…
    Üstelik de Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Murat Yalçındağ, kendisine ait twitter hesabında şişeyi atan kişinin tespit edildiğini ve güvenlik birimlerine bildirdiklerini ifade etmesine rağmen…batuhan
  • 18 Mart 2011 tarihinde TT Arena’da oynanan Galatasaray – Fenerbahçe maçında Galatasaray locasından Fenerbahçe kalecisi Volkan’a rakı şişesi atıldı. Faili her yerde konuşulmasına rağmen hiç bir yaptırım uygulanmadı. (Not: hakem kim mi? Onu da merak ediverin “lan”)lugano-sise-33530_501
  • Aylarca imzadan kaçan Fatih Terim tesadüfen “3 Temmuz Darbesi”nden iki gün önce Galatasaray’a imza attı. Kedidir kedi…
  • Aynı davadan suçlanırken TS ve BJK Avrupa’ya neden gitti?
  • Aziz Yıldırım’ın evinde bulunan silahlar ne oldu bu arada? Ya bu haberi yapanlar?
  • Tapelerde Olgun Peker’in sınavı geçtiğini duyunca “sorular çalınmış, sınav tekrarlanmalı” diyen Şekip Mosturoğlu neden suçlu bulunuyor?
  • Şener’in “altı trilyonu alalım, bire bitiririz“i için neden hiç bir devlet kurumu işlem yapmıyor? DDK ya da Maliye müfettişleri devletten haksız alınmış bu parayı neden merak etmiyorlar? İncelenmesini kimler engelliyor?6trilyon
  • Çalınan menajerlik sınavı soruları ilk kimlere geldi? Sorumluları şimdi nerede?
  • Melih Gökçek’in ortam dinleme aracı var mı?
  • Aziz Yıldırım’ın aylarca süren teknik takipte hemen herkesle tapesi varken, yöneticilerinden Mehmet Ali Aydınlar ile neden bu kadar az konuşması var? Aziz Yıldırım – Mehmel Ali Aydınlar tapeleri #hasir6 mı ediliyor?
  • Ünal Aysal TFF Genel Kurul’unda “Mehmet Ali Aydınlar’ın istifası kurguyu bozar” derken hangi kurgudan bahsetti?
  • Galatasaray Kulübü kayıp 1 milyon doların futbolcularına yapılan ödeme olduğunu söylese de Song’un ödeme makbuzu hala ortaya çıkmadı. Henüz aranıyor…
  • Kayıp 1 milyon dolarla ilgili olarak Galatasaray yöneticisi Bülent Tulun’un yazdığı mektubun “neden” yazıldığını da kimse merak etmiyor nedense…
  • Bochum savcılığının geniş kapsamlı bahis şikesi davasında bazı önemli Türk isimlerin de olduğu iddia edilmişti. Bahse konu 270 maçın 74’ünün Türkiye’den olduğu iddiası vardı. Sonuç? Davanın Türkiye ayağında, Sarıyer Savcılığı’nda neler olduğu bilinmiyor. (6 Ekim 2010 – 14 Nisan 2011)
  • 16 Aralık 2011 tarihinde oynanan Orduspor – Galatasaray maçı öncesinde Orduspor’da kiralık oynayan Galatasaray futbolcusu Culio her nedense Galatasaray’a karşı oynamak istemediğini açıkladı ve kadro dışı bırakıldı.  Fatih Terim’in “kadromda görmek isterim” dediği Culio yine her nedense başka takımlara transfer oldu.
  • Culio TFF tarafından Etik Kurul’a sevkedildi. Tarih 9 Nisan 2012… 2013’e girmek üzere olduğumuz günlerde karar hala bekleniyor.
  • Lütfi Arıboğan “Cornu’ya dava açacağım” dedi mi?
  • Lütfi Arıboğan’ın “gerek olduğu takdirde” açıklayacağı belgeleri hiç mi merak eden bir medya, yargı mensubu yok?lutfi
  • Lütfi Arıboğan 58. madde için toplanan TFF Genel Kurulu’nda alt küme takımlarına “rüşvet” teklif etti mi?
  • Yiğit Gökoğlan Galatasaray’ın 21 Aralık 2011 tarihinde oynanan Manisaspor maçı öncesinde transfer haberlerinin ardından Galatasaray’a transfer oldu. Kaç maç oynadı dersiniz? Sadece sekiz.
  • Lütfi Arıboğan’ın Cornu’ya açacağı dava ne oldu?
  • Ümit Karan “Konuşursam 2006 şampiyonluğu el değiştirir” dedi mi? Sahi dedi mi?
  • 4 Nisan 2012’de KTÜ’de okuyan Fenerbahçeli öğrenciler Üni-TS Ankara tarafından Facebook üzerinden hedef gösterildi. Sonuç meçhul… ktu
  • 6 Mayıs 2012 tarihinde Trabzon’da Fenerbahçe takım otobüsüne saldırıldı. Saldırıda silah görüntüleri de vardı. Sorumluları hala meçhul…
  • Sadri Şener 10 Mayıs 2012 tarihinde Trabzon’da oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçı sonrasında soyunma odası koridorunda Semih’e saldırdı. Aylarca hak mahrumiyeti aldı sanıyorsunuz değil mi? Yok canım, abartmayın. 15 gün hak mahrumiyeti ve 15 bin lira neyinize yetmiyor?sadri
  • 90+4. dakikada Santos’un direkten dönen topu tamamlayarak gol attığı Fenerbahçe – Gaziantep maçından bir gün önce Sadri Şener ile Tolunay Kafkas otelin lobisinde ne konuştu?
  • Galatasaraylı Selçuk İnan, Trabzonspor maçı öncesinde Trabzonsporlu Burak Yılmaz ile buluştu. Neler konuşuldu acaba? (Meraklısına not: Burak maçta oynamadı. Emenike de Fenerbahçe maçında oynamadığı için üç yılla yargılanıyor hala)
  • Mehmet Ali Aydınlar’ın Etik Kurulu ara raporu öncesi Cumhurbaşkanı’nı ziyareti zamanlama olarak bir tesadüf müydü?maaliar
  • Fatih Terim 2011-12 sezonunda Trabzonspor  beraberliği sonrasında “Lig bitince konuşacağım” demişti. Ne konuşacaktı acaba?
  • Tahkim Kurulu’nun “Şike Davası”yla ilgili kararını açıklamasından (4 Haziran 2012) kısa süre önce, 21 Mayıs 2012’de TFF’nun Ankara’daki binası kurşunlandı. Kimler ve neden yaptı? Merak edip araştıran var mı?
  • Fatih Terim’in çok yüce gönüllü bir Galatasaraylı olduğu asgari ücretle çalışıyor olmasından anlaşılıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bir yetkili de bunu takdir edecek mi, henüz bilinmiyor. Yılbaşında asgari ücrete zam bekleniyor.
  • Melo’nun Ünal Aysal hakkında twitterda “başkan çocukça davranıyor” yazması kaç Alex tweeti eder?MELO-ÜNAL-AYSAL-TWEET-300x168
  • TT Arena tuvaletlerindeki seks skandalı bir başka kulübün stadında olsa bu sessizlik olur muydu? Etik ve ahlak bekçisi medya mensupları bu kadar anlayışlı davranır mıydı bilinmiyor.wc-miron-02
  • Şampiyonlar Ligi’nde oynanan Cluj – Galatasaray maçındaki şike yapıldığı iddialarını neden kimse ciddiye almadı dersiniz?
  • 24 Kasım 2012 tarihindeki Elazığspor – Galatasaray maçında son dakikada kazanılan penaltı atışı öncesinde Galatasaraylı Cris penaltı noktasını kazıdı. Bilica’nın hareketini günlerce gündemden indirmeyen medya buna değinmeyi gereksiz gördü. Yayıncı kuruluş ise görüntüyü bir kez olsun yayınlamadı. Görüntüler amatör kameradan yayıldı
  • Manchester United’ın İstanbul’a gelişinde havaalanında büyük bir rezalet yaşandı. Olayın UA organizasyonu olduğu bilinmesine rağmen (GSTV kayıtları) hiç bir işlem yapılmadı.  (Alternatif link)
  • 30 Kasım 2012 tarihinde oynanan Galatasaray – Gaziantepspor maçında kırmızı kart gören Melo hakemin üzerine yürüyerek birşeyler söyledi. “Lan” ile kırmızı kart çıkartılan ülkemizde bu konu da medyada fazla yer bulmadı.melo
  • 30 Kasım 2012 tarihinde oynanan Galatasaray – Gaziantepspor maçında Melo’nun kırmızı kart görmesi üzerine Engin Baytar da hakeme saldırdı ve birşeyler söyledi. Dudak okuma uzmanı yayıncı kuruluş “futbolun güzelliklerini” konuşmayı tercih etti. Sonuç? Medyaya göre öyle bir olay yaşanmadı.
  • Saygın Alman dergisi Der Spiegel’deki Trabzonspor hakkındaki Wikileaks iddialarını adalet bekçisi medyamızda gördünüz mü? (İlgili bir yazı da burada / orijinal Wikileaks belgesi burada)
  • Nevzat Şakar – Volkan Canalioğlu tapesindeki  “taraftarı tahrik edin, başbakana karşı ayaklandırın” sözlerinden rahatsızlık duyan bir tek emniyet, yargı mensubu yok mu? Ya başbakanın kendisi? Zira sonucu işte burada… canalioglu
  • Mehmet Topuz’a en formda olduğu dönemlerde bile uygulanan milli takım vetosunun nedeni nedir? Acaba Fatih Terim’le arasının olmaması olabilir mi? Yok canım, çok fesatsınız…
  • İTÜ tarafından hazırlanan penaltı raporu medya kuruluşlarının (ve MHK’nın) ilgisini çekmiş midir acaba?
  • Galatasaray’ın sermaye artırımı dolaplarına medya sansürü neden bu kadar az delinebiliyor sizce?
  • 2 Aralık 2012 Fenerbahçe otobüsünün Kayseri’de saldırıya uğraması henüz çok yeni, ama unutturulacağı kesin gibi. Zaten kimse de yakalanmadı. Neden yakalansın ki “hak arayan genç adamlar”?turgay_demir_4aralik2012
  • Operasyon öncesi ve süresince borsa hareketleri inceleniyor mu? Merak eden yok mu? SPK?
  • Yadigar Boğa ne oldu?
  • ”Fenerbahçe – GS maçı oynanmayacak” diyenler neredeler? Ne yapıyorlar? Bu bilgiyi kimler sızdırdı?
  • Gökhan Gönül’ün sakatlığını Fenerbahçe’ye bildirmeyen milli takım doktorları ne yapıyor?
  • Fenerbahçe’nin GS’ye verdiği teşvik ne oldu?
  • Aziz Yıldırım henüz tutuklanmadan adres olarak neden Metris yazıldı?
  • Melih Gökçek operasyonu önceden biliyor muydu? Başka kimler biliyordu?
  • 12 Mayıs 2012 tarihinde Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe – Galatasaray maçı öncesinde bazı yayın kuruluşlarının kameraları, stadın dışında bazı noktalara (daha önce oralara konmamışlardı hiç) neden konumlandı? Önceden bazı bilgiler mi geldi?
  • Samsunspor Başkanı İsmail Uyanık’ın “milli takım için şike yapıldı” sözlerinin de üstü örtüldü.
  • Galatasaray ile Gençlik Spor Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokole göre Galatasaray’ın 49 yıllığına kullanım hakkını aldığı TT Arena’nın açılır kapanır çatısını 2 sene içinde yapması gerekiyor. Protokol 29 Nisan 2011’de imzalanırken, kulübün Arena’nın çatısını tamamlamak için önünde 19 ay bulunuyordu. Bu sürede yapılamazsa 160 milyon Euro’ya mal olan stadın maliyetinin yarısı kadar ceza ödemek durumunda kalacak Galatasaray.  Çatı? Kapatmak?
  • Milli Emlak Fenerbahçe Kulübü’nden kaldırımın bile kirasını istiyor. Yetmiyor konukevi için ayrı kira istiyor. Peki Galatasaray’ın Ali Sami Yen Stadı’ndan doğan kira borçlarıyla ilgilenen var mı? Ya diğer tesislerindeki yükümlülükleriyle?
  • Beşiktaş “iade ettiği” kupayı geri aldı mı? (Ahmet Sanlı’ya – @aahmetsanli – teşekkürlerimizle)
  • 2010 Aralık ayında Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı sporcusu Diana Taurasi’de doping maddesi bulunduğu açıklandı. Futbol Federasyonu Doping Kurulu Başkanı ve Basketbol Federasyonu Sağlık Kurulu Başkanı olan Prof. Dr. Turgay Atasü, daha B numunesi açılmamışken  “Taurasi’nin B numunesinde de bir değişiklik olmaz. Ben bugüne kadar böyle bir değişiklik görmedim. Taurasi bu duruma göre normalde 2 sene ceza alır. Dünya basketbolunun zirvesinde biri ama ne yapalım, o da kullanmasın. Hiçbir suçlu (Ben yaptım) demez.” buyurdu. Şubat 2011’de Türkiye Doping Kontrol Merkezi (Hacettepe) analiz sertifikalarını hata oldu diyerek geri çekti. Sahi, Turgay Atasü şimdi nerede? Bir özür çok mu zor olurdu? (Sevgili Maki Senkala’ya anımsatması için teşekkürler)turgayatasü
  • Shaskova’nın Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı oyuncusu, Coskovic’in ise Erkek Voleybol Takımı oyuncusu oldukları dönemde Fenerbahçe bu sporcuları Türk statüsüne geçirmek için çaba sarfetmiş, ancak “tarafsız” federasyon başkanı Ünal Karabıyık engeline takılmıştı. Oysa bu sporcular Fenerbahçe’den ayrılır ayrılmaz (Shaskova Eczacıbaşı’na, Coskovic Galatasaray’a) bu yol açılıverdi. (Münir Gökmen’e teşekkürler)
  • 6 Mayıs 2012 tarihinde Trabzon’da oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe karşılaşmasında dah önceden Emre Belözoğlu’nu ırkçılıkla suçlayan Zokora Emre’ye çok sert bir tekme atıyor. Hakeme göre bu tekme değil. İyi de sarı karta ne gerek var o zaman? Hakem kim mi? Kamil Abitoğlu…zokoranin tekmesi
  • Yine Emre’yi ırkçılıkla suçlayan Trabzon tribünlerinin açtığı bir pankart: Papazın Çayırı’ndan Kanuni’nin vatanına hangi yüzle geldiniz… Bu pankarttaki açık ırkçılık hiçbir yetkiliyi hakerete geçirmedi. Nasıl geçirsin ki? Onların bilgisi dışında bu büyüklükteki bir pankart stada giremezdi zaten. (Anımsatma için Münir Gökmen’e teşekkürler)pankart_trabzon
  • Kasım 2009’da Galatasaray Basketbol Takımı’nın cezalı oyuncusu Cemal Nalga’yı, takım arkadaşı Tufan Ersöz’ün formasıyla oynattığı ortaya çıktı.  Hem de hazırlık maçlarında…. Daha iki yıl geçmeden, Ağustos 2011’de bu kez Galatasaray atletizm şubesinde benzer bir skandal yaşandı. “Ahlakın ve adaletin bekçileri” bunu söylemlerinde niye #hasir6 ediyorlar? (Serdar Başar’a teşekkürler)
  • Yargıtay 16 Haziran 2012 tarihinde Adnan Polat yönetiminin ibra edilmeyerek düşürüldüğü kongreyi geçersiz saymıştı. Yani Galatasaray’ın şu anki yönetimi yasal olmayan bir seçimle işbaşında. Eee? Yazan, çizen?
  • 27 Nisan 2010 tarihinde Ankaragücü Asbaşkanı Ayhan Atalay, Süper Lig’in 33. haftasında oynayacakları Fenerbahçe maçına atanacak hakemle ilgili çok ciddi duyumlar aldıklarını, maçı yönetecek hakemleri Aziz Yıldırım’ın ayarladığını iddia etti. Üç hakem isminin ellerinde olduğunu savunan Atalay, gelecekte tanıklık yapmak üzere 3 kişiye bu isimleri söyleyeceklerini belirtti. Atalay, “Aziz Yıldırım’ın MHK’ya baskı yaptığına dair ciddi duyumumuz var. Buraya kendi istedikleri, insiyatif kullanamayan, psikolojik altyapısı bu maçı kaldırmayacak bir hakem atamaya çalışıyor. Ben bu ismi eski MHK başkanı Bülent Yavuz’a ilettim. Bunu maç sonuna kadar saklayacak. Eğer teorilerimiz doğru çıkarsa, çıkıp televizyonlarda açıklayacak . MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın da bir televizyon programında, ‘büyük takımlar hakemlerimiz ve federasyon üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar’ açıklaması var.” dedi.
    2 Mayıs 2010 tarihinde ise “O konuşmaları nasıl yaptım ben de bilmiyorum. Bana bir şey oldu herhalde.” gibi bir ifadeyle özür diledi.
  • 15 Mayıs 2010… Fenerbahçe şampiyonluk için Bursaspor ile çekişiyor. Devlet Bakanı Faruk Çelik:

Son birkaç maçta olup bitenleri izledik. Bu kadar kolay gollerin nasıl yenildiğini anlamakta zorlanıyoruz. Birkaç ay önce başka konularda yaptığımız basın toplantısında bu konuları dile getirmiştik. O zaman da bu maçları kamuoyuyla paylaşacağımızı söylemiştik. Maalesef bizi üzen, kuşkuya düşüren görüntülere diğer maçlarda şahit olduk.
Umarım, yarın Fenerbahçe’nin Trabzonspor ile yapacağı maça, sahadaki oyuncuların fizik güçleri ve taktikleri yansır ve hak eden kazanır. Hak eden kazansın, hak eden şampiyon olsun. Bursaspor’un şampiyonluğu hak ettiğini hepimiz, Bursaspor ile hiç ilgisi olmayanlar bile söylüyor. Yarınki Beşiktaş maçında galip geleceğiz ve kulağımız İstanbul’da olacak ve inşallah oradan da hayırlı haberler alırız. Hak ettiğimiz neticeye ulaşırız.

diyerek ligi, daha doğrusu Fenerbahçe’yi  tümüyle şaibe altına sokuyordu. Bursaspor’un şampiyonluğu sonrasında söylediklerini şöyle savundu:

Türk Futbolunun şaibe altında kalmaması adına gündeme getirdiğimiz ‘Temiz Futbol’ uyarıları kimseyi kınamak için değil sadece Türk Futbolunun şaibe şayiası ile kirletilmemesi içindi. Bursaspor’un gösterdiği üstün performansı ve başarıyı Bursa milletvekili olarak, bir Bursasporlu olarak yakından bilmekteyim. Gerek Bursaspor’un gayretlerinin bazı kirli girişimlere kurban edilmemesi ve gerekse Türkiye liglerinde başarılı futbol sergileyen çok kıymetli takım ve oyuncularımızın lekelenmemesi amacıyla dillendirdiğimiz samimi uyarıları kimsenin yanlış ve kasıtlı olarak başka yerlere çekmesine müsaade edemeyiz.

Fenerbahçe şampiyon olamayınca lig bir anda tertemiz oluvermişti. farukcelik

  • Fatih Terim’in Temmuz 2012’de söylediği “Fenerbahçe şampiyonluğu dört yıl unutsun” sözlerinin arka planında ne var? Nereden bu garantiyi aldı? Yok bunu sadece tahmin olarak söylediyse, Aziz Yıldırım benzeri bir ifade yüzünden neden yargılandı?
  • Galatasaray – Gaziantepspor maçı için hakem Suat Aslanboğa raporunda Melo için neler yazdı? Rapor ne oldu? (Noavas Blog)TKUMMELO
  • 16 Aralık 2012 tarihinde oynanan Galatasaray – Fenerbahçe karşılaşmasında Fenerbahçeli Raul Meireless ikinci sarı karttan oyundan atıldı. İtiraz ederkenki görüntülerde hakeme tükürdüğü iddia edildi. Daha da ötesinde hakem Halis Özkahya’nın raporunun değiştirildiği, tükürdüğünün yazıldığı iddiaları dolaştı. 20 Aralık 2012 tarihinde PFDK Meireless’e 11 maç ceza verdi. Daha sonra ortaya çıkan görüntülerde Meireless’in tükürmediği net bir şekilde belli oldu. Tahkim Kurulu 27 Aralık 2012’de cezayı “maç sonrası hakeme yönelik hareket” gerekçesiyle 3 maça indirdi.   Halis Özkahya’nın raporundaki tükürük iddiası #hasir6 edilerek, kendisine yönelik hiçbir cezaya gerek duyulmaksızın maç verilmeye devam ediliyor.
  • EN ÖNEMLİ HASIR6: Süper Kupa ne oldu?

6222’DEN İNATLA YIRTANLAR

leave a comment »

Trabzonspor başkanı “nüktedan” Şener Meireless hakkında buyurmuş:

“Saç sitiline ve dövmelerini bakarsanız bu futbolcunun ceza alması bana göre doğal.”

İnsanları dış görünüşüne göre ayırıp etiketlemek beyefendiye göre normal demek. İnsan merak ediyor, acaba Sadri Bey engelli insanlar için ne düşünüyor? Onların neyi hakettiğine inanıyor? Ya da farklı inanışları nedeniyle çok farklı giysilere bürünenlere? Çeşitlemek mümkün. Bu sözlerin art niyet taşımayan bir gaf olduğunu kimse (Demirkolgiller gibi) iddia etmesin. Bu bakış açısının bir milim ilerisi ırkçılığın ta kendisidir.

İşin komiği mümtaz medyamız da bunu doğal karşılıyor olsa ki pek bir itiraz gelmiyor. Bu işler dış görünüşle başlayıp, dinine, ırkına, rengine göre ayrımcılık yapmaya varır. Sadri Bey’i birileri uyarsa iyi olacak. Bu sözleri ciddi suçtur. Elbette bu ülkede “yaratılan” suçları değil de “gerçek” suçları soruşturacak birileri varsa!

NOT: Sadri Şener’in u dönüşleri ve yolsuzluk hikayeleri de buralarda…

Written by kesinofsayt

24 Aralık 2012 at 11:48

Fenerbahçe, Sadri Şener, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 8 (ŞUBAT 2012)

leave a comment »

1 Şubat 2012 – Çarşamba

  • Fenerbahçe Spor Kulübü TFF Hukuk Kurulu Başkanı İlhan Helvacı’yı istifaya davet etti.
  • Türkiye Futbol Federasyonu Hukuk Kurulu Başkanı İlhan Helvacı, “Hukuka aykırı birşey yaptığımı düşünmediğimden istifa etmeyi de düşünmüyorum” dedi.
  • Kulüpler Birliği Başkanı Yıldırım Demirören, Süper Lig kulüp başkanlarını 7 Şubat Salı günü özel gündem maddesiyle toplantıya çağırdı.

2 Şubat 2012 – Perşembe

3 Şubat 2012 – Cuma

  • Samsun dönüşü Fenerbahçe kafilesini havaalanında karşılayanlar arasında Beşiktaşlı bir taraftar pankart açtı.

5 Şubat 2012 – Pazar

6 Şubat 2012 – Pazartesi

7 Şubat 2012 – Salı

  • Kulüpler Birliği TFF seçimi gündemiyle toplandı.
  • Ünal Aysal Cihan Kamer’in “transferde etik davranılmadığı” açıklamasına yanıt verdi.

8 Şubat 2012 – Çarşamba

  • Fenerbahçe Spor Kulübü Külüpler Birliği toplantısında Yıldırım Demirören’i TFF başkanlığına önerdiği yolundaki haberleri yalanladı.

9 Şubat 2012 – Perşembe

  • Mehmet Ali Aydınlar 32. Gün programına katıldı.
  • PFDK Beşiktaş maçındaki olaylar nedeniyle Fenerbahçe’ye 1 maç seyircisiz oynama cezası verdi.

10 Şubat 2012 – Cuma

  • Fenerbahçe Spor Külübü M. Ali Aydınlar’ın 32.Gün programındaki ifadelerini “acz içinde” diye yanıtladı.
  • Futbol Disiplin Kurulu Ocak ayı sonunda soruşturmada adı geçen isimlere 30 bin sayfalık iddianameleri gönderdi. 20 gün süre içinde savunmalarını talep etti.
  • CAS yargıcı Kısmet Erkiner Mehmet Ali Aydınlar’a cevap verdi.

11 Şubat 2012 – Cumartesi

  • Aralarında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın da bulunduğu 23’ü tutuklu 93 sanık hakkında açılan dava, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki salonunda görülecek. Şike davasına bakacak 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Ekinci, sevgililer gününe denk gelen ilk duruşma öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı: “Takımları yargılamıyoruz”.

12 Şubat 2012 – Pazar

13 Şubat 2012 – Pazartesi

14 Şubat 2012 – Salı

  • Aziz Yıldırım Mehmet Ali Aydınlar’a hitaben bir mektup gönderdi: “Sözümüz sanadır!”
  • Tarihi dava Silivri’de başladı. Çok sayıda Fenerbahçe taraftarı Silivri’deydi.
  • Fenerbahçe Spor Kulübü’nin 327 sicil numaralı Yüksek Divan Genel Kurul üyesi ve basketbol şubesinin kurucularından, spor tarihçisi Cem Atabeyoğlu vefat etti.
  • Aziz Yıldırım: “Ne şikesi? Memleket elden gidiyor.”

15 Şubat 2012 – Çarşamba

  • “Futbolda şike” iddiaları üzerine aralarında Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın da bulunduğu 23’ü tutuklu 93 sanık için açılan ve Silivri’de görülen davanın ikinci günü sona erdi. Aziz Yıldırım’ın dilekçe vermesine rağmen İsveç’te yaşayan yanlış Hasan Çetinkaya’nın tapeleri iddianameden çıkartılmaması nedeniyle Mahkemede buna tepki gösterildi.
  • Aziz Yıldırım’dan Silivri’deki taraftarlara: “Bu soğukta üşümesinler, evlerine gitsinler. Çağlayan’a bekliyorum.”

16 Şubat 2012 – Perşembe

17 Şubat 2012 – Cuma

18 Şubat 2012 – Cumartesi

20 Şubat 2012 – Pazartesi

  • Çağlayan’da birinci gün
  • TFF başkanlığı için 21 aday başvurdu.
  • Galatasaray Demirören’in adaylığına tepki gösterdi.
  • İbrahim Akın’dan açıklama: “Savcıya yalan söyledim.”

21 Şubat 2012 – Salı

23 Şubat 2012 – Perşembe

  • Tarihi savunmadan notlar: “Bunu yapanları tarih yargılayacaktır.”
  • Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu, futbolcu Serdar Kulbilge ve antrenör Cengiz Demirel’in, şike ve teşvik primi eylemlerinde bulundukları şüphesiyle PFDK’nın verdiği idari tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine dair kararına karşı yaptıkları itirazı reddetti.
  • Galatasaray Kulübü’nün, Türkiye Futbol Federasyonu’nun 27 Şubat Pazartesi günü yapılacak Seçimli Olağanüstü Genel Kurulu’nda başkan adaylarından Ata Aksu’yu destekleyeceği öğrenildi.
  • Fenerbahçe Spor Kulübü Habertürk’e bağlı kişilerin tesislerine girişini yasakladı.
  • Yasemin Merçil: “Şikenin tarafları sonucu etkileyebilecek kişiler olmalı, Transfer şikesi diye bir kavram yok ”
  • Vatan Gazetesi Aziz Yıldırım’ın eşkal fotoğrafı için özür diledi.

24 Şubat 2012 – Cuma

  • Şekip Mosturoğlu ve Cemil Turan tahliye edildi. Diğer yöneticilerin tutukluluk hali devam ediyor.
  • Kararın ardından Çağlayan’daki Fenerbahçe taraftarına polis tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti.

25 Şubat 2012 – Cumartesi

  • Eskişehirspor 2 – 1 Fenerbahçe
  • Trabzonspor, şike davası kapsamında tutuklu bulunan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve dün gece tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz’ın iddialarına internet sitesinden yayınladığı açıklama ile çok sert cevap verdi.

27 Şubat 2012 – Pazartesi

  • Yıldırım Demirören TFF başkanlığına seçildi.
  • Lig TV Muhabiri Ömer Güvenç; TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Fenerbahçe’ye “Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nde (CAS) UEFA’ya açtığınız davayı geri çekin, 45 milyon Euro’yu Türkiye Futbol Federasyonu olarak biz karşılayalım” dediğini iddia etti. Ömer Güvenç bu sözünün de arkasında olduğunu söyledi.

28 Şubat 2012 – Salı

  • Fenerbahçe Spor Kulübü Fatih Altaylı’yı yalanladı.
  • Fenerbahçe Asbaşkanı Ali Koç CNBC-E canlı yayınına katıldı.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 1 – (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 2 – (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 3 – (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 4 – (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 5 – (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 6 – (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 7 – (Ocak 2012)

NÜKTEDAN YOLSUZLUK

with one comment

Trabzonspor’un 3 Temmuz’dan beri süren Şike Operasyonu’nun neresinde olduğu, ne kadar suçlu ya da suçsuz olduğu değil konumuz. Bu konuda okuduğumuz belgelere göre bir kanaatimiz olmasına rağmen, savunmaları bilmediğimizden kesin bir yargıya varmak yanlış olacaktır.

Ancak ilginç bir başka durum sözkonusu: Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’in ticari eylemleri!

Sadri Şener’in müteahhitliğini üstlendiği Atatürk Havalimanı 3. pist inşaatıyla ilgili olarak Ocak 1999’da soruşturma açıldı. O dönemin Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun, Ulaştırma Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Münir Kaya Amanverdi’ye olayı soruşturma görevi verdi.

1997 yılında ihaleye çıkartılan ve Sadri Şener’in 1,8 trilyon liralık teklifle kazandığı üçüncü pist ihalesinin şartnamesinde, “bu iş için toplam 1.5 milyon metreküp hafriyat yapılacaktır” ifadesinin yer almasına rağmen, keşif artışlarıyla birlikte bu miktar bir yıl geçmeden 8 katına çıktı. İşin daha yarısı yapılmadan devlete 11,5 trilyon liraya mal olur hale geldi.

Benzeri bir soruşturma da Ekim 2008’de açıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziantep Havaalanı yapım işini denetlemekle sorumlu dokuz Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) görevlisi hakkında yapımcı firmaya fazla ödeme yapılmasına yol açtıkları gerekçesiyle 3’er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da Ulaştırma Bakanlığı taşra teşkilatı personeli ile Gaziantep Havaalanı işini üstlenen Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’e ait Sadri Şener A.Ş. ile Simge Tur İnşaat Ltd. Şti. ortak girişimi yetkilileri hakkında soruşturma yürüttüğü belirtildi.

İddianamede, soruşturmanın başlamasına neden olan Ulaştırma Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 25 Mayıs 2007 tarihli raporuna yer verildi.
Raporda, inşaatların yapımının Şener’in sahibi olduğu Sadri Şener A.Ş. ve Simge Tur İnşaat Ltd. Şti. ortak girişimine verilerek 6 Mayıs 1998’de yer tesliminin yapıldığı, DHMİ Genel Müdürlüğü ile firma arasında imzalanan 27 Haziran 2002 tarihli ek sözleşmeyle de yüzde 54.98 oranında iş artışı sağlandığı ve bu kısıma ait ihale indiriminin yüzde 30’a çıkarıldığı belirtiliyor.

Bu soruşturmaların sonuçlarıysa açıklanmadı kamuoyuna. En azından büyük puntolarla. Zira hiçbir kaynaktan ulaşamadık.

İnsanın kafasında bu şüphe olunca “Şike iddianamesi”nin kabulünden sonra açıklanan ek klasörlerdeki tapelere de şüpheyle yaklaşıyor.

Örneğin Sadri Şener’in ikinci başkanı Nevzat Şakar ile bir konuşması çok dikkat çekiyor. 24 Nisan tarihinde geçen şu konuşmada “seçimden önce” imzalanması gereken 6 trilyonluk bir ödemeden bahisle “1 trilyona bitiririz” deniliyor.

 

Aynı 6 trilyon Bülent isimli şahısla yapılan görüşmede de geçiyor. İfadeler de aynı: “1 trilyonu harcayacağız, 5’i kalacak kulübe” :

 

 

Nihayetinde, 10 Mayıs tarihinde Devlet Bakanı Faruk Özak (ki Trabzon’a 27 milyon dolar aktarmakla övünen kişidir)  – Sadri Şener tapesinde başbakanın 6 trilyon lirayı telaffuz ettiği ve paranın ne zaman gönderileceği konuşuluyor.

 

İnsan merak ediyor, şike suç, tamam… Hatta insanlar içeride yatıyorlar bu yüzden. Peki devleti dolandırmak, haksız kazanç sağlamak ne? Herhangi bir işlem yapılıyor mu? Başbakanlık müfettişleri mesela bu işi araştırıyor mu? Yoksa birkaç ufak nüktedanlık birçok kabahati örtebiliyor mu?

İlgili yazılar:

Sadri Şener İnşaatın İflası İstendi

Sadri Şener’e Haciz

Written by kesinofsayt

31 Ocak 2012 at 10:40

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 6 (ARALIK 2011)

leave a comment »

1 Aralık 2011 – Perşembe

  • Kulüpler Birliği Vakfı, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa’da yapılması düşünülen değişikliklerin bir an önce sonuçlandırılmasını istedi.

2 Aralık 2011 – Cuma

  • 6222 no’lu yasada yapılan değişiklikler Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından veto edildi.
  • UEFA Genel Sekreteri Gianni İnfantino’nun, olay adam Pierre Cornu’yu 20 gün tatile gönderdiği öğrenildi.

3 Aralık 2011 – Cumartesi

4 Aralık 2011 – Pazar

  • İBB’nin ilk 11’deki oyuncusu Can Arat federasyon temsilcisi tarafından men edildi.

5 Aralık 2011 – Pazartesi

  • Cumhurbaşkanı Gül’ün şike yasasını veto etmesinin ardından AK Parti’den tepki geldi. Grup Başkanvekili Elitaş, ‘Karara saygılıyıza ama Meclis iradesi öne çıkar’ dedi.
  • Ankaragücü Kulübü çalışanlarından şike ve teşvik operasyonunda açıklanan iddianame sonrası stada giremeyecek isimler arasında bulunan Yadigar Boğa’nın ne zaman hangi yönetimle çalıştığını 25 yıldır çalışan personeller dahi bilmiyor.
  • Savcılık 68 kişiye statlara giriş yasağı koydu.

6 Aralık 2011 – Salı

  • AK Parti Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderilen şike yasasına ilişkin “yasayı referanduma götürelim, eğer geçerse istifa ederim” dedi.

7 Aralık 2011 – Çarşamba

  • Galatasaray 3 – 1 Fenerbahçe
  • Haluk Ulusoy, Saffet Ulusoy ve Mehmet Atalay’ın İçinde Bulunduğu Asansör 3. kattan aşağıya düştü.
  • Şampiyonlar Ligi’nde Lyon deplasmanda Dinamo Zagreb’i 7-1 mağlup ederek gruptan “mucizevi” şekilde çıktı.
  • Trabzonspor grubunda 3. olarak Avrupa Ligi’ne katılma hakkını elde edince aynı sezonda 2 kere Şampiyonlar Ligi’nde 2 kere de Avrupa Ligi’nde mücadele eden ilk ve belki de son takım olma unvanına kavuştu.
  • Rıdvan Dilmen Sabah Gazetesi’nden ayrıldı.

8 Aralık 2011 – Perşembe

  • Türkiye Futbol Federasyonu Oğuz Çetin, Engin İpekoğlu ve Raşit Çetiner’in sözleşmelerini feshettiğini açıkladı.
  • İsviçre Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu FC Sion’un Lozan, FC Thoune, FC Basel, FC Lucerne ve Grashopper maçlarında kazandığı puanları iade etti.

9 Aralık 2011 – Cuma

  • Kulüpler Birliği Vakfı toplantısının ardından Yıldırım Demirören ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar açıklamalarda bulundu. Aydınlar: “Şahıslarla ilgili kararı hemen vermek istiyoruz. Ancak kulüplerle ilgili kararımız sezon sonunda verilecek” diye konuştu.
  • Şike iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildi. Olgun Peker’in bir numaralı sanık olduğu dava 16. Ağır Ceza’da görülecek. İlk duruşma 14 Şubat’ta yapılacak.

10 Aralık 2011 – Cumartesi

  • Aziz Yıldırım iddianameyi “iddialar yığını” olarak adlandırarak gerçeklerin en kısa sürede ortaya çıkacağını açıkladı.
  • BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geri dönen Şike Yasası’na destek vermeyeceklerini açıkladı.

12 Aralık 2011 – Pazartesi

  • Bursaspor 0 – 2 Fenerbahçe
  • İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin şike soruşturması iddianamesinin kabulüyle tahliyelerine karar verdiği Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı, Teknik Direktör Tayfur Havutçu, Beşiktaş Protokol Müdürü Ahmet Ateş, İstanbul Büyükşehir Belediyesporlu futbolcular İbrahim Akın ve İskender Alın, Eskişehirspor Eski Sportif Direktörü Ümit Karan, Sivasspor kalecisi Korcan Çelikay ve Diyarbakırspor Eski Başkanı Abdurrahman Yakut Metris Cezaevi’nden çıktılar.

14 Aralık 2011 – Çarşamba

  • Cumhurbaşkanı Gül, 6222 sayılı yasadaki değişiklikleri onayladı.

15 Aralık 2011 – Perşembe

  • Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Sion kulübünün, UEFA Avrupa Ligi’ne tekrar dahil edilmesi yönündeki talebini reddetti.

16 Aralık 2011 – Cuma

  • Futbol Federasyonu Etik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Atalay, gündemdeki şike soruşturmasıyla ilgili incelemelerinin sürdüğünü belirtti.
  • Uzun süredir haftalık basın toplantılarını gerçekleştirmeyen Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, medyanın karşısına çıktı ve son günlerdeki gelişmeleri değerlendirdi. Güneş, Fenerbahçe’den hükümete, hukukçulardan taraftarlara kadar bir çok kesimi eleştirirken sert mesajlar verdi.
  • Fenerbahçe Spor Kulübü Trabzonspor’a karşı “Susuyoruz” başlıklı bir mesaj yayınladı.
  • Kayserispor Galatasaray’ın Amrabat’la kendilerinden habersiz görüşmesine tepki verdi: “Galatasaray, değişik sezonlarda oyuncularımız Gökhan Ünal, Mehmet Topuz, Ali Turan, Cangele ve son olarak da Amrabat’la birlikte etik olmayan, sözleşmesi süren futbolcularımıza çengel atıp, ayartmayı alışkanlık haline getirdi.”

18 Aralık 2011 – Pazar

  • Fenerbahçe 1 – 0 Trabzonspor
  • Fenerbahçe taraftarı Kadıköy’de “sandık” pankartı açtı.
  • Spor Toto Süper Lig’in yayın hakkına sahip olan Digitürk, 100 milyon doları aşan zararının giderilmesi için TFF ve kulüplerden olumlu yanıt alamazsa, mahkemeye başvuracak.
  • FIFA, İsviçre Futbol Federasyonu’nu uyardı, FC Sion sorununun çözülmemesi durumunda üyeliğinin askıya alınacağını açıkladı.

20 Aralık 2011 – Salı

  • Fenerbahçe Spor Kulübü Trabzonspor’a “Fenerbahçe Sahada Konuşur” başlıklı bir yanıt verdi.
  • TFF’nin Temmuz’da görevlendirdiği Etik Kurulu’nun kozmik odada 26 klasör belge inceleyerek hazırladığı şike raporu sızdırıldı.

21 Aralık 2011 – Çarşamba

22 Aralık 2011 – Perşembe

  • Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Fransa’ya tepki olarak Fransa futbol ve basketbol liglerindeki karşılaşmaları bahis oyunu İddaa bülteninden çıkardı.
  • Fenerbahçe Kulübü Başkan Vekili, “Sayın Aysal’la aramızda gergin bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Bu dönem çok karışık. Göreceksiniz, kısa süre sonra Galatasaray’ın da bizim desteğimize ihtiyacı olacak” dedi.

23 Aralık 2011 – Cuma

  • İtalya’da şike dalgası operasyonu sürerken, itirafta bulunan bir futbol organizatörü Galatasaray ile Bellinzona arasında oynanan UEFA Kupası 1. tur karşılaşmasında şike yapıldığını öne sürdü.

25 Aralık 2011 – Pazar

  • Fenerbahçe taraftarı Kadıköy’deki mitingde buluştu.

27 Aralık 2011 – Salı

  • Ünal Aysal “Ben Alper Potuk için Eskişehir’in istediği 5 milyon Euro’yu vereceğime, gider Arsenal’den yerinin en iyisi, hazır bir oyuncu alıp Türkiye’ye getirmeyi tercih ederim” dedi.

28 Aralık 2011 – Çarşamba

  • Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu 26 Ocak 2012 Perşembe günü TFF Olağanüstü Genel Kurulu yapılmasına karar verdi.

30 Aralık 2011 – Cuma

  • İsviçre Futbol Federasyonu, FIFA ile mahkemelik olan Sion kulübünün 36 puanının silinmesine karar verdi.
  • TFF’nin küme düşme cezasını düzenleyen 58. maddenin değiştirilmesi için olağanüstü genel kurul kararı alması, Sarı-Kırmızılı yönetimi küplere bindirdi. Başkan Ünal Aysal, başkan yardımcısı Adnan Öztürk’ü görevlendirdi. Öztürk, ilk toplantıda çok sert ifadelerle Kulüpler Birliği’nden ayrıldıklarını açıklayacak.

31 Aralık 2011 – Cumartesi

  • Sadri Şener, DHA’ya yaptığı açıklamada, “Kulüpler Birliği neden bizi savunmuyor. Sürekli olarak PFDK’ya sevk ediliyoruz. Buna tepki olarak biz de Kulüpler Birliği’nden ayrılmayı düşünüyoruz” diye konuştu.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 1 – (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 2 – (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 3 – (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 4 – (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi 5 – (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 7 (Ocak 2012)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

ÜNLÜ TÜRK YALANLARI – 4: DAVA SİYASİ DEĞİL

with 2 comments

3 Temmuz 2011 tarihinde başlatılan ve kamuoyunda Şike Davası olarak bilinen operasyonun arka planının siyasi olduğuna inananların sayısı tahmin edilenden de fazla. Ancak iddianamede birçok kulüp ve birçok kulüpten yönetici olmasına rağmen, medyada sadece Fenerbahçe’nin suçlandığı sanrısı yaratanların ve Fenerbahçe’nin süreçten büyük yara almasını umut edenlerin ortak kanısı soruşturmanın hiçbir siyasi yönü olmadığı yolunda…

Gerçekten öyle mi? Dava basit bir sportif kanunsuzluk davası mı? Bakalım…

İlk paragrafta bahsedilen, davayı siyasi görmeyenlerin bile Türkiye’de siyasetle futbolun içiçe olduğunu inkar edeceğini sanmıyorum. Liglerdeki “Belediyespor”lar siyasetin en ciddi uzantıları. Bu “Belediyespor”ların en üst ligdeki temsilcisi ise İstanbul Büyükşehir Belediyespor. Başkanı ise 29 Haziran 2011’deki federasyon seçimine kadar Emine Erdoğan’ın ağabeyinin kızıyla evli olan Göksel Gümüşdağ’dı. Aynı Gümüşdağ Kulüpler Birliği’nde Aziz Yıldırım’ın yardımcısıydı.
Benzeri bir yapılanmayı Ankara’da da görmekteyiz. Önce Ankaraspor, sonra Ankaragücü, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in doğrudan ya da dolaylı (Ahmet Gökçek) kontrolündeydi. Hüsranla sonuçlanan (kulüpler için elbette) iki deneyim!
(Meraklısına not: soruşturmada isimleri geçen yukarıdaki ikili savcılığa “lütfen” çağırıldılar. Hatta Gümüşdağ çağırılmadı bile. “Kendisi istediğinde” gitti.)

Anadolu’nun irili ufaklı şehirlerinde benzeri yapılanmaları görmek de mümkün!
Hemen her ilde, her takıma TOKİ’yi kullanarak stat yapma vaadleri, Galatasaray’ın stat açılışında yaşananlar da siyaset – futbol ilişkisinin diğer uzantıları!

Gelelim yeniden asıl konumuza…

Öncelikle davanın baş aktörlerine dikkat etmek gerekiyor: Şampiyonluğu son ana kadar süren bir yarışla elde eden Fenerbahçe ve ilk devreyi dokuz puan farkla bitirmesine rağmen avantajını koruyamayarak averajla ikinci olan Trabzonspor…
Trabzonspor’un birinci lige çıktığı 1974-1975 sezonundan itibaren şampiyonluğa yarıştığı hemen her sezonda rakibi Fenerbahçe olduğundan iki kulüp arasında rekabeti de aşan bir sürtüşme oluşmuştu. Sürekli olaylı maçlar oynanıyordu.
15 Ağustos 2003 tarihinde oynanan
 Trabzonspor – Fenerbahçe maçındaki tribün olayları nedeniyle “deplasman” takımı Fenerbahçe saha kapatma, evsahibi Trabzonspor ise 2,5 milyar lira para cezası aldı. Ulusoy’lu yılların çok tartışılan kararlarından birisi olan bu cezayı başbakan Recep Tayyip Erdoğan da adil bulmadığını açıkladı ve Trabzon’dan büyük tepki çekti.  2004 yerel seçimlerinde AKP Trabzon’da seçimi CHP’den aday olan Volkan Canalioğlu’na (evet, “o” Canalioğlu)  372 fark ile kaybetti. Bu başbakanı çok etkiledi. Hatta annesine “Trabzon’u kaybettik  anneciğim” diye dert yandığı bile anlatıldı o dönemde.

Yani, başta başbakan olmak üzere AKP’nin (ve elbette CHP’nin de) Trabzon’a siyasi meyili biliniyordu.

Mesela 14 Mayıs 2009 tarihinde, Bordo-Yeşil HES Projesi’nde Giresunspor ile Trabzonspor arasındaki uyuşmazlığı Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak çözmüştü. Dikkatinizi çekerim; iki spor kulübü arasında, bir spor bakanının çözdüğü konunun sporla hiç alakası yok! Sorun çözüldükten sonra Trabzonspor ile Giresunspor ihaleye ortak girdiler. İhalede Giresunspor’u başkan Olgun Aydın Peker temsil etti. Yani bugün Aziz Yıldırım’ın ilişkisi nedeniyle tutuklu yargılanmasına neden olan Olgun Peker ile Sadri Şener ortaktılar…

***

Sezon boyunca AKP’li milletvekilleri ve bakanların Trabzonspor’a dolaylı ya da doğrudan desteğini izledik. İşlerin kızıştığı sonlara doğru bu “müdahaleler” artmaya başladı.

Fenerbahçe 16 Nisan 2011 tarihinde Gaziantepspor ile oynayacakken, birkaç hafta öncesinde rakibine stad müjdesi geliyordu mesela…

3 Nisan 2011’de tarihinde çıkan bir haberde Maliye Bakanı Şimşek’in Gaziantep’e yeni stad için hazırlıkları tamamladığı bildiriliyor.

Maliye Bakanlığı Basın Müşavirliğinden edinilen bilgiye göre, aylardır büyük bir heyecan ile beklenen dev stadın hazırlıkları geçtiğimiz hafta sonu tamamlandı.

Stat ile ilgili çalışmalara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın prensipte onay vermesinin ardından başlandı. İlk adımı geçtiğimiz yıl Maliye Bakanı Şimşek’in başkanlığında Gaziantep Valisi, milletvekilleri, Büyükşehir Belediye Başkanı ve Gaziantepspor Kulüp Başkanının toplanmasıyla atıldı. Daha sonra stat ile ilgili müzakerelere Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, TOKİ ve Maliye Bakanlığı arasında devam edildi.

Maliye Bakanı Şimşek çalışmaların her aşamasını takip edip, müdahil oldu. Dün, Maliye Bakanı Şimşek, Gaziantep Milletvekilleri ve Spordan sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ile makam odasında, TOKİ aracılığı ile Gaziantep’e kazandırılacak stadyumun ön protokolü imzalandığı öğrenildi.

Bakan Şimşek’in uzun zamandır Gaziantepli sporseverlerin ve hemşehrilerinin en temel sorunlarından biri olarak gördüğü yeni stat yapımı için bürokratik birçok engeli aşmak için zaman zaman yoğun bir mesai harcadığı öğrenilirken, Şimşek’in son olarak 25 bin olarak belirlenen stadın kapasitesini 33 bine yükselttiği bildirildi.

Trabzonspor ise Gaziantepspor ile 1 Mayıs 2011’de oynayacaktı. Tesadüfe bakın ki Devlet Bakanı Faruk Özak 29 Nisan 2011 günü Gaziantep’te yeni stad için protokol imzalamaya gelmişti. Törende kendisinin Trabzon birinci sıradan, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın ise ikinci sıradan milletvekili adayı olduğunu hatırlatmadan edemedi..
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de konuştu:

”Çok büyük bir başarı gösterdiler. Ben stada her gittiğimde en azından bir iki maçta tempo tutuldu, ‘yeni stat’ diye. Biz de gerçekten bütün arkadaşlarımızla uzun süre bu projeye ilişkin çalışmalar yaptık. En nihayetinde Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız, TOKİ Başkanımız, bütün bu görüşmeler sonucunda gerçekten dünya standartlarında, bütün turnuvaların oynanabileceği, çok iyi bir stat için bugün ilk adımı atacağız. Bu adım 33 bin kişilik Gaziantepspor’un gerçekten önümüzdeki dönemde kendisine yakışır, ilimize yakışır bir stat için bir protokol imzalayacağız ve inşallah da yakın bir zamanda TOKİ bunun gereğini yerine getirecek.

Bundan neredeyse dokuz ay sonra Gaziantep Olay Haber’de çıkan haberin başlığı ise şöyle: “Gaziantep’e stad başka bahara!” Zira “olay”ın aciliyeti geçmiş artık…

Fenerbahçe’nin 8 Mayıs 2011’de Karabükspor ile oynayacağı maçtan iki hafta önce ise Karabükspor’un stadının modernizasyonu için Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan onay çıkıveriyordu.

Süper Lig için gün saymaya başlayan Kardemir Karabükspor’un maçlarını oynadığı Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadı’nın modernizasyonu için Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan onay çıktı.

Yenişehir bölgesinde bulunan ve sit alanı içersinde yer alan stadyum için hazırlanan avam projeyi görüşmek üzere toplanan Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun projeye onay verdiği öğrenildi.

Geçtiğimiz Cuma günü yapılan toplantı sonrası stadyumun koruma amaçlı imar planının değişikliği görüşüldüğünü söyleyen Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Şahin, “Stadyumum avam projesine göre bir yapı yapılmasına ilişkin bazı değişikliklerle kabul edildi. Amaç hasıl oldu diyebiliriz. Öngörülen avam proje yapıma uygun görüldü. İstişareler sonrası Belediyenin önerisi ile bazı değişiklikler oldu. Stadyumun sit alanı içersinde olmasından dolayı hemen hemen hiçbir yeri değişmeyecek. İçerden yükselerek büyüme olacak. Yeri ve konumunda ise hafif bir konumsal değişiklikler olacak. Çok ciddi bir konum değişikliği yok” dedi.

Daha ortada soruşturmanın dedikodusu bile yokken birçok siyasinin (milletvekili ve bakan düzeyinde) Trabzonspor’a açık destek verdiğini de biliyoruz.

Mesela Devlet Bakanı Faruk Özak Trabzon’un milattan öncesinden beridir spor kenti olduğunu savunarak, hükümetin Trabzon’a 27 milyon dolar akıttığını söyleyebiliyordu. Üstelik “devletin” bakanı olduğunu unutup, komşu kentleri aşağılama pahasına:

Niye bunlar Trabzon’da da Zonguldak’ta, Samsun’da, Rize’de, Ordu’da değil. İşte Başbakanımızın ve bizlerin Trabzon sevdasından, sizlerin kalitesinden, kapasitesinden, sizlerin spora olan katkısından.

4 Mayıs 2011, Mehmet Ali Şahin: Trabzon’un şampiyon olmasını istiyorum… Bu açıklamadan 18 gün sonra Karabükspor – Trabzonspor maçı oynanacaktı. Açıklamayı yapan M.Ali Şahin Karabük milletvekili adayı ve Karabükspor Onursal Başkanı’ydı aynı zamanda…

AKP’nin Trabzonspor’a örtülü ödenekten para aktarımları Wikileaks belgelerine dahi girdi…

***

Spor Toto Süper Lig tüm bu toz duman arasında bitti.
Trabzon halkı şampiyonluğun kaybedilmesinin suçunu kulüp yönetimine, teknik direktöre ya da futbolculara değil, iktidar partisine çıkardı doğal olarak. AKP il binasına yürüdüler, iktidarı protesto ettiler. Zira kentte sezon boyunca yaratılan hava nedeniyle halk futbolculardan çok siyasilere güvenir hale gelmişti.

2 Haziran 2011 tarihinde TFF ligleri tescil etti. Federasyon başkanı Mahmut Özgener seçimde aday olmayacağını açıkladı ve başkanlık için İBB Başkanı ve Kulüpler Birliği ikinci başkanı Göksel Gümüşdağ ile Mehmet Atalay’ın adları geçmeye başladı. Ancak bir hafta içinde herşey tersine döndü ve aniden Mehmet Ali Aydınlar’ın adı ortaya atılıverdi. Bugün Mehmet Ali Aydınlar’ı Aziz Yıldırım’ın seçtirdiği, Fenerbahçe’nin adamı olduğunu iddia edenler şu mükemmel yazıda gerçekleri yeniden hatırlayabilirler.
Bu arada 12 Haziran 2011 tarihinde de ülkede genel seçimler yapılmış, AKP % 50 oy alarak tek başına iktidarını korumuş, hatta güçlendirmişti. Operasyonun başlaması için tüm şartlar hazırdı. Düğmeye basıldı…

Soruşturmanın başlamasıyla birlikte, özellikle hükümet / cemaate yakın medya ve gazeteciler -ki birçoğunun o güne kadar futbolla ilgili hiçbir demeci, yazısı yok / futbolla ilgileri bile yok- aniden futbol meraklısı kesildiler. Ahmet Altan, Mehmet Altan, Sanem Altan, Kerem Altan’lı tam kadro Altan sülalesi, Mehmet Baransu, Rasim Ozan Kütahyalı gibi “yeni nesil” yüzler, Hüseyin Gülerce gibi cemaatin sözcüleri bir anda futbol yazarı oldular. Aynı simaları, aynı günde birkaç kanalda birden görür hale geldik. Siyasetin ekranlardaki / sütunlardaki temsilcileri olarak hem muhbir (zira tüm “gizli” belgeler bu isimler tarafından sızdırıldı), hem savcı (iddia etmedikleri şey kalmadı), hem hakim (kararları net ve tartışılmaz şekilde dikte ettiler) oldular. K.Murat Yılmaz’ın ifadesindeki gibi: “Ancak, Gökhan Gönül’e sol bek oyuncusu diyen kimselerin de futbol hakkında ahkam kesmesi kabul edilebilir bir durum değil“di….

Cemaatin sözcülerinden Hüseyin Gülerce operasyonun ilk günlerinde “Ergenekon Surunda İkinci Gedik” başlıklı yazısında federasyonu açıkça tehdit edebiliyordu:

Bazıları, depremin büyüklüğünü tahmin edemedikleri için ayağında top dolaştırıyor. Mesela Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) tavrı böyle. “Savcının iddianamesini bekleyeceğiz.” diyor. Diyor ama futbolcuların bazılarının şikeyi itiraf ettikleri manşetlere çekilirken, Federasyon’un o beklemenin altında kalmayacağını kim söyleyebilir?

3 Temmuz 2011’de başlayan soruşturmanın ertesi günü Fenerbahçe mahkemeye yayın yasağı için başvurdu. Ancak reddedildi. Bundan birbuçuk ay sonra Aziz Yıldırım Cumhurbaşkanı’na bir mektup yazdı.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Yürütülmekte olan şike ve teşvik soruşturması adıyla anılan ve benim ve yönetici arkadaşlarımın tutuklu bulunduğumuz soruşturma hakkında bazı bilgileri ve özellikle de çarpıklıkları sizinle paylaşmak istiyorum. Sizin şunu bilmenizi isterim ki, bizler de en az “Temiz benim, diyenler kadar temiziz.”

SİLAHLI ÖRGÜT KURMAKLA SUÇLANIYORUZ
Malumlarınız olduğu üzere 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun, 14 Nisan 2011’de yürürlüğe girmiştir. Yaşadığımız sürecin en başından bu yana bizler de ve kamuoyu da bizlerin bu kanun maddelerine göre yargılanacağımızı düşünüyorduk. Ekte sizlere sunduğum tutuklama müzekkerelerinde bile açıkça gözükmektedir. Ancak aradan geçen bir ayı aşkın sürenin sonunda gerçeğin bu olmadığını görmeye başladık. Şike ve Teşvik Soruşturması’nı yürüten sayın savcı bizleri silahlı organize örgüt kurmaktan yargılamak üzere iddianame hazırlamaktadır. Halbuki spor suçları için bir kanun çıkarılmıştır. 6222 sayılı Kanun’un 23. maddesi; “Bu kanun kapsamına giren suçlardan dolayı yargılama yapmaya, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği Asliye veya Ağır Ceza Mahkemeleri yetkilidir” demektedir.

SAVCI, SONUÇLARI NASIL BİLİYOR?
6222 sayılı Kanun’un çıkmasından önce yasalarda şike ve teşvikle ilgili ceza hükmü bulunmamaktadır. Dolayısıyla yasanın çıkmasından önce oynanmış maçlara ilişkin açılan bir soruşturmaya, örgütlü suç maskesi giydirilip Sporda Şiddet Yasası’ndan yargılamaya çalışmak gibi tuhaf bir uygulama yapılmaya çalışılmaktadır.

Sayın Savcı son beş maçta şike olduğunu, maçların skorlarını maçlar oynanmadan önce bildiğini söylemiştir. Yine benzer şekilde Sayın Savcı son maçımız olan Sivasspor maçını kaybetmemiz veya berabere kalmamız ve şampiyon olamamamız halinde bu soruşturmayı açmayı düşünmediğini belirtmiştir.

O DELİLLER BİR AN ÖNCE AÇIKLANSIN
Sayın Savcı eğer bu kadar kesin bilgilere sahip idiyse bir hukuk adamı olarak yapması gereken Cumhuriyet Savcılığı’nda bir heyet teşkiliyle maç neticelerini skorlarıyla tespit ettirmekti. Eğer bunu yapmış olsa idi şu anki kaos da ortadan kalkmış olurdu. Bunu yapmamış ve yapmaya gerek dahi görmemiş olduğuna göre Sayın Savcı’nın elinde çok başka sağlam ve geçerli deliller olduğu düşünülmektedir. Bu durumda da Sayın Savcı’nın yapması gereken 6222 sayılı Kanun’a göre 3. Ağır Ceza Mahkemeleri’nin olduğu yerlerdeki Cumhuriyet Savcılıkları’na soruşturma dosyalarını göndererek, davanın bir an önce açılmasını sağlamaktır.

HANİ GİZLİLİK KARARI VARDI, NE OLDU?
Ancak hukuk ve kuralları bu kadar açık ve yapılması gerekenler bu kadar ortada iken Sayın Savcı, 2010’da başladığını öne sürdüğü bir “Silahlı örgüt” suçlaması ile bizleri yargılamak istemektedir. Bu nasıl bir çarpıklıktır? Şike soruşturması yapılırken neden her gün görüştüğüm Sayın Bakan, Genel Müdür, Kulüp Başkanları… gibi kişilerin hiçbiriyle, benimle ilgili soruşturma kapsamında görüşülmemekte, hiçbirine benimle ilgili soru sorulmamaktadır? Kamuoyuna Trabzonspor Başkanı, ikinci başkanı ve bazı kişilerin ifadeleri gizlilik kararı olduğu gerekçesiyle verilmemekte ancak benim dahi göremediğim bana sorulacak sorular (telefon dinlemeleri kaynaklı) internet sitelerinde yayınlanmaktadır.

KULÜBÜMÜZE KARŞI TAVIR İÇİNDE
Sayın Savcı benden daha ünlü bir kişiyi alacağını söylemiştir. Bu kişi kimdir ve neden hâlâ çağırılmamış ya da gözaltına alınmamıştır? Bu durum akıllara Sayın Savcı’nın da aslında düştüğü hataların farkında olduğunu ya da kasten bana ve kulübümüze karşı bir tavır içerisinde olduğu düşüncesini akıllara getirmektedir.

Sayın Savcı da bilmektedir ki, olmayan suçları işkenceyle, dayakla, hakaretlerle çeşitli baskılar ve kamuoyunda kafa karışıklığı yaratarak meydana getiremezsiniz. Adalet sonunda tecelli edecektir. Ancak bu süre zarfında başta kulübümüz olmak üzere bizler ve Türk sporu çok büyük kayıplar yaşayacaktır. Bunların hesabını kim verecektir?

ÇARPIKLIKLAR BİR AN ÖNCE GİDERİLSİN
Yapılması gereken ivedilikle hukukun en temel kurallarının bu soruşturma için de işler duruma getirilmesi ve soruşturmadaki çarpıklıkların giderilerek bizlere ve kısaca Türk sporuna adil yargılanma hakkının verilmesidir. Bugün tüm bu çarpıklıkların neticesinde Metris Cezaevi’nde tutulan ben ve yönetici arkadaşlarım adına zamanı geldiğinde tüm çarpıklıkları gözler önüne serebilmeyi umuyorum.

Saygılarımla
Aziz YILDIRIM

Bu mektup üzerine savcı Mehmet Berk yazılı bir açıklama ile “son beş maçın sonucunu biliyorduk” diye bir ifadesi olmadığını bildirdi. Ancak “sayın savcı son maçımız olan Sivasspor maçını kaybetmemiz veya berabere kalmamız ve şampiyon olamamamız halinde bu soruşturmayı açmayı düşünmediğini belirtmiştir” sözlerine bir yalanlama gelmedi. Olayın siyasi olduğu noktasındaki en ciddi kuşkulardan birisi de burada oluştu. Eğer ki dava gerçekten sportif bir hukuksuzluk üzerine kurulmuş ise Fenerbahçe’nin şampiyon olup olmamasının bir önem taşımaması gerekirdi. Aslolan eylemin kendisiydi.

İş bu noktaya gelince, acilen, 22 Ağustos 2011 tarihinde davaya yayın yasağı getirildi. 24 Ağustos tarihinde Fenerbahçe’ye Avrupa yasağı gelirken, 25 Ağustos’ta Sadri Şener’in yurtdışı yasağı kaldırıldı.

3 Temmuz operasyonundan kısa bir süre sonra Deniz Feneri Davası başladı, tutuklamalar oldu. Ancak ilginçtir ki dava savcılarının önce görev yerleri değiştirildi, sonra da haklarında soruşturma başlatıldı. Gerekçe mi? Buyurun, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’den dinleyelim:

Bu değişikliği nedeni, niçin yapılmıştır? Soruşturmaya muhatap olan kişilerin avukatları HSYK’ya bir dilekçe vermişler ve soruşturma savcılarını şikayet etmişlerdir. Bu şikayet içerisinde kayda değer bulunan husus, Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir kararın, soruşturma savcıları tarafından değiştirildiği, tahrifat yapıldığı ve bu tahrifata işlem yapıldığı iddialarıdır. Bunun üzerine HSYK konunun incelenmesini ve gerek görülmesi halinde soruşturulmasını içeren bir karar almıştır. Ben de Adalet Bakanı olarak, HSYK başkanı sıfatıyla bu soruşturma kararına onay vermişimdir. Yapılan incelemeden sonra müfettişler soruşturmaya geçme ihtiyacı duymuşlardır. Bu soruşturmaya geçme ve savcıların savunmalarını isteme olayından sonraAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı bu değişikliğe gitmiştir.

“BU SORULARIN CEVABININ BULUNMASI GEREKİYOR”
Bakan Ergin, cevabı verilmesi gereken sorular olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Gerçekten Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir karar üzerinde soruşturma savcıları oynama yapmışlar mıdır? Bir değişikliğe gitmişler midir? Bu karar üzerinde oynama yapılarak başka bir karar üretilmiş ve bu karardan işlem tesis edilmiş midir? Soruşturma savcılarının böyle bir değişiklik yapma yetkileri, hakları var mıdır? Böyle bir değişiklik yapılmış ise bu değişikliğe niçin ihtiyaç duymuşlardır? Bütün bu soruların cevapları bulunması gerekiyor. Bu cevaplara göre konunun değerlendirilmesi gerekiyor. Tüm bunların hiçbirini kale almadan, bunlara bakmaksızın sadece ‘savcıların görevinin değiştirildiği’ penceresinden konuya yaklaşım, buradan konuyu istismar eden bakış açılarının sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Burada mahkeme kararında savcıların talep etmiş olduğu tedbirlerin bir kısmı kabul edilmiş ve tedbirler uygulanmıştır. Ama mahkemenin reddetmiş olduğu tedbir talepleri de var.

Aynı esnada bir diğer Fener’in, Fenerbahçe’nin avukatlarının aynı gerekçelerle davanın davcısı Mehmet Berk hakkındaki dilekçe ve şikayetleri geri çevrilmişti. Zira siyaset için Fener’den Fener’e fark vardı.
Zaten kısa süre sonra Deniz Feneri Davası tutukluları tahliye edildiler. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç tahliyeleri sevinçle karşıladı:

“Tahliye edilmiş olmaları kim olursa olsun, bizim için sevinç doğurur. Bir insanın hürriyetinin bağlayıcı hale gelmesi, tutukluluk ya da hükümlülük hoş değil”

3 Aralık 2011 tarihinde iddianame açıklandı. Ardından da ek klasörler. Hepimiz harıl harıl tape çalışmaya başladık. Sekiz ay süren, yüzlerce kişinin dinlemeye alındığı teknik takipte ilginçtir birkaç kısa pasaj haricinde hiçbir siyasetçi yoktu. Futbolun bu kadar içindeki siyasilerin ne kulüp başkanlarıyla, ne federasyon yöneticileri ile tek kelimesi bulunmuyordu. Bunların ayıklandığını düşünmek çok da paranoyakça değildi herhalde…

Aynı şekilde, 19 maçta şike olduğu iddia edilirken, iddianamede maçların isimleri geçerken, bu takımlardan bazılarının tek tük futbolcu / yöneticisi sorguya alınırken, çoğundan HİÇ KİMSE “bilgisine başvurmak üzere” dahi çağırılmadı bile. Nasıl şike idiyse bu davadaki…

Tapelerde Trabzonspor – AKP ilişkisinde “severim de döverim de” anlayışını gördük. Onca maddi manevi desteğe rağmen Sadri Şener – Nevzat Şakar ikilisinin şımarıkça başbakana “gider yapalım” konuşmaları mesela:

Ya da CHP milletvekili, eski belediye başkanı Volkan Canalioğlu’nu kışkırtma girişimleri:

Tapelerde siyasilerle akçeli ilişkiler de mevcut (zaten şu para aktarımları hiç bitmiyor):

Yine para… AKP il teşkilatının şike / teşvik için 5 milyon dolara kadar çıkabileceğini rahatlıkla konuşabiliyorlar. Bu ifadenin doğru olup olmamasından daha korkuncu, bu imajın verilmiş olması. Bir siyasi partinin il teşkilatından şike amacıyla bu kadar büyük bir meblağın alınabileceğine insanlar durup dururken inanmazlar. Demek ki gerek söylemle, gerek eylemle bu inanç yerleştirilmiş insanlara…

Mahkeme süreci yürüyor. Buna karşın siyasiler hiç boş durmuyor.

Siyasilerin “her daim” en başında Türk Telekom Arena açılışında yuhalanan Erdoğan Bayraktar geliyor.

9 Ocak 2012
TRABZON’da bir açılışa katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Trabzonspor’un hakkı olan şampiyonluk kupasını almak için çok ince ayarlı bir çalışma yaptıklarını söyledi.

Trabzon Belediyesi’nin yapımını tamamladığı bir yolun açılış törenine katılan AK Parti Trabzon Milletvekili ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, konuşmasının bir bölümünde Trabzon’un Türkiye için çok önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:”Trabzon gülerse Türkiye güler. Trabzon kalkınırsa Türkiye çok büyük mesaj verir. Şimdi bizim hakkımız olan Trabzonsporumuz’un kupasını almak için de çok ince ayarlı bir çalışma yapıyoruz. İnşallah hakkı olan Trabzonsporumuzun kupasını da Trabzonspor’un müzesine getireceğiz. Allah inşallah bunu bize nasip edecek.

Bayraktar bu sözlerinin ardından törene katılanlardan büyük alkış aldi, açılışın ardından bir grup Trabzonspor taraftarı da Bakan Bayraktar’a bordo – mavili kaşkol taktı.
Konuşmanın videosu 

Tapelerde adı geçen Volkan Canalioğlu da boş durmuyor elbette:

CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç ile TFF Başkanı Aydınlar a birer mektup göndererek, Trabzonspor un Kupasını istedi.

Canalioğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’a birer mektup göndererek, şanlı bir tarihe sahip olan Trabzonspor’un daha çok  mağdur edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Eh, AKP ve CHP işin içindeyse MHP boş duracak değil ya. Soruşturmanın ilk günlerinde Fenerbahçe, Sivasspor ve Mersin İ.Yurdu’na Bank Asya’da başarılar dileyen mesaj atan Lütfü Türkkan, Ocak ayında da “önemli bir kaynağından” Aziz Yıldırım’ın tutukluluk halinin sona ereceğini öğrendiğini twitterdan panpalarına duyuruyordu.

32 kısım tekmili birden bir oyun oynanıyor. Bazı safdiller hala bunun futbolu temizlemek için yapılan bir operasyon olduğuna inanıyorlar. İnansınlar elbette. Ancak ben mecliste bile bu kadar yoğun siyaset göremiyorum “nedense“!

Behçet Üstün

İlgili yazılar:

Ünlü Türk Yalanları – 1: Emenike’nin Para Sayarken Görüntüleri Var

Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti

Ünlü Türk Yalanları – 3: SPK Fenerbahçe’nin Düşmesine İzin Vermez

Ünlü Türk Yalanları – 5: TFF (Bodrum Bodrum)

İŞTE ŞİKE DAVASINDA HASIR ALTI EDİLEN DELİLLER

leave a comment »

Geçtiğimiz 3 Temmuz günü gündemimize bomba gibi düşen Türk futbolunda şike iddiaları üzerinden aylar geçmesine rağmen sıcaklığını koruyor. Gün geçmiyor ki ortaya yeni iddialar atılmasın, futbol deyimi ile ilgili ilgisiz birileri bu topa girmesin.

Evet, 3 Temmuz gerçekten bazılarının dediği gibi Türk futbolunda bir milat olmuştur. Ekonomi, spor, siyaset yazarı, din adamı, aktif, emekli milletvekili, bakanı, edebiyatçısı, herkesin futbol ve hukuk ordinaryüsü kesildiği bir milat. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi iklimde cemaat/AKP ekseninde yer alan tüm güç odakları ve onların silahşorlarının ilk günden beri istisnasız bir şekilde Fenerbahçe Spor Kulübü ile onun başkanının karşısındaki cephede yer alması; Odatv, Ergenekon, Balyoz davalarından tanıdığımız yargısız infaz, kamuoyu manipülasyonu, dezenformasyon taktiklerinin eksiksiz şekilde uygulanması.

“Futbol basit bir oyundur” lafı sık kullanılan bir laftır. Doğrudur, zaten daha estetik ve yarışmacı sporlar olmasına rağmen dünyanın hemen hemen yer yerinde en sevilen spor olması bu yüzdendir. Ancak, Gökhan Gönül’e sol bek oyuncusu diyen kimselerin de futbol hakkında ahkam kesmesi kabul edilebilir bir durum değil.

Ne yazık ki sosyal bilimler ve spor sosyoloji ile psikolojisi gibi konulardan bihaber insanların toplumumuza, futbolumuza karşı işledikleri bu günahların bedelini yine bizler ödeyeceğiz. Zaten yaşanan siyasi olaylar nedeni ile bölünmüş, ayrıştırılmış olan toplum kendisine futbol üzerinden bilinçli ve bilinçsiz bir şekilde yaşatılan travmalar nedeni ile telafisi zor bir şekilde cepheleşmiştir. Bu onarılması güç derin fay hattını yaratan başlıca çevreler ise Pennsylvania eksenli malum medya ile onların sözde liberal işbirlikçileri ve Wikileaks belgelerinde 05ANKARA3199 referanslı kriptodaki tanımı ile; AKP içerisinde yer alan “İstanbul-Karadeniz eksenli” oluşum (madde 7C).

Bunların dışında iktidar tarafından hortlatılan bölgecilik ve mikro-milliyetçilik duygusu ile hareket eden CHP’li Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu ve MHP’li Lütfü Türkkan gibi ülkemizin sözde muhalefet partilerinin temsilcilerinin hezeyanlarını hayretler içerisinde izledik, izliyoruz. İlginçtir bu siyasiler kendi liderleri hakkında fezleke çıkarılmışken, halkın iradesi hiçe sayılarak hapiste tutulan kendi milletvekili arkadaşları mevcut çarpık hukuk sistemi nedeniyle muzdaripken kelle ve kupa istemekte sakınca görmediler. Oysa devam eden hukuk süreci paralelinde Türkiye’deki apolitik kitlenin en azından bir bölümünü bu olay nedeni ile mobilize edebilirler ve bunu adalet sistemindeki çarpıklıkların düzeltilmesi konusunda bir baskı unsuru olarak kullanabilirlerdi.

Odatv davasından aşina olduğumuz ve 3 Temmuz sonrası hepimizin lügatine giren ‘tape’ yani telefon dinlemelerinden yapılan absürt çıkarımlara ‘Şike Davası’ iddianamesinde de rastlıyoruz. Ancak, rastlayamadığımız ve medya tarafından dillendirilmeyen Trabzonspor Kulübü ile ilgili olan ve bir kısmı iddianameden çıkarılan tapeler. Kamuoyunun nasıl manipüle edildiğini ortaya koyan bu kayıtlardan bazı örnekleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Tape1

Olayın siyasi boyutunu ortaya koyan sayısız diyalogdan biri Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ile kulübün Asbaşkanı Nevzat Şakar arasında geçiyor. Hatırlayacağınız üzere Süper Lig’in şampiyonunun belli olmasının ardından Trabzon şehrinde henüz şike konusu ortada yokken TFF, AKP, Aziz Yıldırım ve Başbakan Erdoğan’a karşı protesto gösterileri yapılmıştı. Bu diyalogları bu bağlamda değerlendirince karşımıza çok ilginç bir tablo çıkıyor.

N.Ş: Sinan’ın bir fikri var ama anarşist anlamda bir fikir diyor ki şeyebaşbakana randevuyu iptal edelim diyor yani şey olur diyor daha çok tutuşurlar…

Şakar’ın ifadesinde net bir şekilde görüldüğü üzere Trabzon’un oy potansiyeli, Wikileaks belgelerinde belirtilen Karadeniz klikinin gücü başbakan ve iktidara karşı bir silah olarak görülüyor. Aynı dönemde yaşanan olaylar ise bu silahın kullanıldığını gösteriyor.

Aynı konuşmada Şener, böyle bir eylem sonucunda “Faruk biter”şeklinde konuşunca Şakar kendisini onaylıyor ve Şener “Erdoğan biter” diyor. Diyaloğun devamında Şener “Federasyon şeye gelir yahut da muazzam bir şekilde çok akıllı etmek lazım” şeklinde konuşuyor. Şakar ise Erdoğan Bayrak(tar)’ın “Trabzonspor şampiyon olamazsa 20 bin reyimiz gider” şeklinde konuştuğunu söylüyor ve Bayraktar’ın TOKİ başkanlığı döneminde yapılan Galatasaray Spor Kompleksi’ne atıfta bulunarak “bizi bu adam Galatasaray gibi yapar…” diye ekliyor.

Tape 2

Nevzat Şakar’ın “başkanım” diye hitap ettiği, Cumhuriyet Halk Partisi Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu ile yaptığı telefon konuşması (Kayıt Sıra No: 3509) olayın siyasi şantaj boyutunu ortaya koyması açısından önem taşıyor.

N.Ş: … Biz burada bizi de parti olarak de şey yapabiliriz buradan istifade edebiliriz. Onun için ben seni aradım. Şimdi bu Başbakan’a yüklenelim, taraftarı bilmem neyi tahrik edelim. Siz o işi yapın, onu yapın abi.

X: Ben bir açıklama yapayım.

N.Ş: Yap abi parti olarak da yerel basını da…

Görüldüğü üzere Şakar, milletvekilinden parti ve yerel basın üzerinden gerekirse halkı tahrik ederek Başbakan’a baskı yapılmasını istiyor. Şakar aynı konuşmada “Yüklenin Başbakan’a, yüklenin ya!” diyerek serzenişte bulunuyor. X ise kendisine Erdoğan’ı protesto etmesi yönünde farklı yerlerden de baskı geldiğini söylüyor.

TAPE 3:

Bir başka dinlemede Nevzat Şakar’ın CHP’li Trabzon milletvekili Volkan Canalioğlu ile yaptığı konuşma yine kayıtlara geçiyor . Bir önceki kayıdın sonunda sözü edilen ve Başbakan’dan talep edilen 135 dönümlük arazi ile ilgili olması kuvvetle muhtemel olan konuşmanın başındaki kısımda Canalioğlu “Biz Trabzonsporuz. Biz her yer, bizim Kemal Bey de Başbakan olsa o yeri verecek bu da verecek” şeklinde konuşuyor. Şakar ise vekilden yerel medyaya açıklama yapmasını talep ediyor ve bu konuda bir partinin il başkanından olan taleplerini çeşitli isimler vererek anlatıyor. Canalioğlu ise bizzat Sadri Şener’in “mafyavari” bir adam olarak tanımladığı Şakar’ın talebi doğrultusunda açıklama yapacağını beyan ediyor.

Öte yandan siyasi gücü bir baskı ve şantaj aracı olarak kullanma durumu sadece CHP’li vekil ve Nevzat Şakar’ın konuşmalarında ortaya çıkmıyor. Halkı galeyana getirecek ve bunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanma amaçlı komplo üzerinde partiler üstü bir konsensüs olduğu görülüyor. Nitelim bu tarz konuşma ve faaliyetler içerisinde bulunan kişiler arasında dinleme tutanaklarına göre Trabzonspor Basın Danışmanı Altuğ Atalay, kulüp Genel Saymanı Temel Kazancıoğlu ve CHP Trabzon eski İl Başkanı Cafer Hazaroğlu da var. CHP ve AKP’nin dışında Hazaroğlu, Koray üzerinden (MHP Trabzon vekili Koray Aydın olması muhtemel) Milliyetçi Hareket Partisi’ne “başka türlü girerim”şeklinde konuştuğu tespit ediliyor. Nedense ulusal basında dahi yer alan halkı galeyana teşvik eden bu komplo unutuldu, unutturuldu…

TAPE 4:

Akıl ve mantık sınırlarını zorlayan, davanın tarafsızlığına gölge düşüren temel unsurlardan en önemlisi tapelerden bazı kısımların çıkarılması. Bunlardan bir tanesi Trabzonspor Başkanı Şener’in yine Şakar ile yaptığı Spor Toto tarafından yapılacak bir ödemenin sağlanması için yine siyasetin bir baskı aracı olarak kullanılması için yaptıkları görüşme. Aynı görüşmede kafa karıştıran diğer bir husus talep edilen 6 trilyon TL’lik işin 1 trilyona bitirileceğinin söylenmesi. Böylesine önemli bir konunun tapelerden çıkarılmasını iyi niyetle izah etmek son derece güç. Bu para ödenmiş midir? Ödenmişse akıbeti ne olmuştur? Sözü edilen 5 trilyonluk fark nerededir? Şike davasından öte kamuyu ilgilendiren böylesine önemli bir husus hakkında neden hukuki bir girişimde bulunulmuyor?

N.Ş: Şey başka ne diyeceğim sana, 6 trilyon küsürlük bir şey çıkarttık.

S.Ş: İyi iyi.

N.Ş Faaliyet işte ne şey yaparsalar, sordum uşaklara ki bu neye bitirir, 1 trilyona bitiririz diyorlar.

S.Ş: Tabii biz onu biraz süsleriz de şimdi şurada önemli olan şu 12 Haziran seçimine kadar Faruk, Spor Toto vasıtası üzerine aldık aldık, ondan sonra genel müdür bize o parayı vermez.

N.Ş: Vermez tabii.

S.Ş: Bunları hep yarın konuşalım da, Faruk taksit maksit diyor yani. Seçim, seçimden sonra.

N.Ş: Hatta hatta ben gelirken şey de diyeceğim Adnan beye ki parayı biraz hemen seçimden önce ver gerisini de…

TAPE 5:

Olayın siyasi kısmını bir kenara bırakarak ilk günden beri Fenerbahçe’ye karşı oynadığı ligin son maçında şike yaptığı iddia edilen ve başkanı Mecnun Odyakmaz’ın halen tutuklu bulunduğu Sivaspor ile ilgili nedense dile getirilmeyen Trabzsonspor’un teşvik iddialarına değinelim.

Tapelerde Trabzonspor’un Sivas’a teşvik primi verme çabaları içerisinde öne çıkan isim Zeki Mazlum adlı bir şahıs. Bu şahıs kendi mahkeme ifadesine göre 2008 yılından beri Trabzonspor Kulübü’nün stad güvenliği işini yapıyor. Trabzon cephesi ilk başta bu şahısın kulüp ile bir ilgilisi olmadığını iddia etmesine rağmen daha sonra Sadri Şener ifadesinde Mazlum’un stat güvenliği işini verdikleri firmanın sahibi olduğunu teyit ediyor. Ancak, burada gözden kaçan bir unsur var. Başkan, nedense kulüp ve şahsının Mazlum ile olan ilişkilerini “Zeki Mazlum Trabzon’da yaşar. Güvenlik şirketi vardır. Trabzon’daki tek güvenlik şirketinin sahibidir” ve “zorunlu nedenler ile alternatifi de olmadığı için güvenlik işi kendisindedir” şeklinde konuşarak sanki zoraki bir ilişkiymiş gibi göstermek gereğini duyar. Oysa, basit bir Google taraması ile dahi bu sözlerin gerçekleri yansıtmadığı ve Trabzon’da faaliyet izin belgeleri ile birlikte birden fazla güvenlik şirketi olduğu gerçeğine ulaşmak mümkün. Ayrıca, Şener ifadesinde Mazlum’un “Trabzon’da mafyavari takıldığını” ve kendisini bu yüzden kulüpten uzak tuttuğunu, ilişkilerinin ise mesafeli olduğunu söylemiştir. Ayrıca başkan tapelerde Mazlum ile kendisi arasında geçen para ile ilgili konuşmaların ise Mazlum’un kulüpten olan alacakları ile ilgili olduğunu beyan etmiş. Bazıları gibi art niyet taşımadığımızdan Şener’in bu ifadesini kabul etsek dahi Trabzon şehrinde“mafyavari” bir kişi olduğunu söylediği Zeki Mazlum’un firması dışında güvenlik şirketi olmadığı şeklindeki gerçekleri yansıtmayan beyanının insanların yatak odalarına kadar giren tape hafiyelerince tespit edilip, dile getirilmemesi dikkat çekici bir durum değil mi?

Benzer şekilde 15.05.2011 tarihinde oynanan ve Fenerbahçe’nin 6-0 kazandığı Ankaragücü maçında açıkça Nevzat Şakar’ın Ankaragüçlü futbolculara menejer Mithat Halis ve futbolcu Aydin Toscali aracılığı ile teşvik girişiminde bulunulduğu ve bu eylemin içerisinde başkan Sadri Şener’in de yer aldığının anlaşıldığı iddia edilirken bu konuda yargı, medya ve kanaat önderlerinin sessiz kalması nasıl izah edilebilir?

Aynı müsabaka ile ilgili soruşturmada açıkça Sadri Şener’in Ankaragücü yöneticileri ile teşvik amaçlı görüşmeler yaptığı ve bu amaç doğrultusunda Ankaragücü kulübünde kiralık oynayan, bonservisi Trabzon’da bulunan Gabric adlı futbolcuyu “maçın sonucu istedikleri şekilde neticelenirse Ankaragücü’ne bedelsiz verilmesi vaadinde bulunduğu, bu suretle teşvik amaçlı anlaşma yaptığı anlaşılmıştır” denmesine rağmen bu husus neden kamuoyunun gözünden kaçırıldı?

Aynı konuda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek, Hamdi Akın, Sadri Şener ve Sani Şener arasındaki konuşmalar ve savcının iddiaları neden gündeme getirilmedi?

Yine savcı tarafından yapılan Trabzsonspor adına kulüp Başkanı Şener, Asbaşkanı Şakar ve Genel Saymanı Tarık Kozancıoğlu’nun “şampiyonluk mücadelesine girdikleri Fenerbahçe kulübünün oynayacağı bazı maçlardan önce, rakip takımın başkanları ve futbolcuları ile teşvik amacı ile görüşmeler yaptıkları anlaşılmıştır” saptaması neden “ince ince” hasıraltı edildi?

Benzer şekilde Fenerbahçe ile ilgili kişilerin kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda kullanıkları ‘tarım’ ve ‘inşaat’ ile ilgili kavramlar hakkında türlü tefrikalar yapanlar nedense Nevzat Şakar’ın ‘demir işi’ (Kayıt Sıra No: 3513, 3514 vs.) ile hiç ilgilenmediler.

Dönelim CHP’li vekil Canalioğlu’na. Söz konusu olan Fenerbahçe olunca etik konusunda mangalda kül bırakmayan bu şahsın Trabzonspor ile ilgili bir futbolcu transferine noterden geçmiş tarihli resmi belge çıkartılması konusunda adı geçtiğini Türkiye’de kaç kişi biliyor?

Fenerbahçe’nin şike yaptığının iddia edildiği son Sivaspor maçı ile ilgili Trabzonspor’un başta Zeki Mazlum olmak üzere iletişim tespit tutanaklarına geçen Sadri Şener, Mecnun Odyakmaz ve farklı kişiler ile yaptığı görüşmeler hangi nedenler ile kamuoyundan gizlendi? Örneğin Mazlum’un Sivas maçına yönelik konuşmasında kullandığı “Trabzonlu iş adamları 5 milyon dolar verir vallahi. Hele AK Parti teşkilatı Trabzon şampiyon olsun diye. Trabzon’da AK Parti teşkilatı…” cümleleri hangi kaygılar ve gizli ajandalar paralelinde ‘temiz futbol’ bezirganları tarafından sümen altı edildi?

Trabzonspor’un Sivas maçı ile ilgili teşvik girişimi iddiaları ile ilgili diğer bir husus ‘Cinci Hoca’ meselesi. Burada ilginç olan futbolcu İbrahim Akın’ın bir hoca ile yaptığı görüşmenin ülkenin en önemli köşe yazarlarının köşelerinde dahi yer bulmasına rağmen bu konunun burada sıralamaya çalıştığım birçok konu gibi hiç dile getirilmemiş olması. Sivaspor – Fenerbahçe maçının berabere bitmesi için ev sahibi kulübe teşvik verilmesi amacıyla kullanılacağı iddia edilen 300.000 TL’lik bir rakkamın telaffuz edildiği konuşmalar şüpheliler tarafından “büyü parası” olarak açıklanıyor ve nedense kimse bu konuyu irdelemiyor.

Sorulması gereken diğer bir soru ise bu süreçte yaşanan yargısız infaz ve kamuoyu manipülasyonların baş aktörü olan İbrahim Seten, Serhat Ulueren, Gökmen Özdemir ve Serdar Bali gibi ‘gazeteciler’ neden dinlemelere takılan kendi telefon görüşmelerini hiç gündeme getirmediği. Örneğin, cemaat ile ilişkisi herkesçe malum olan KanalTürk’ün, spor müdürü Ulueren’in Sinan Engin ile yaptığı telefon konuşmasında açık bir şekilde dile getirdiği Erman Toroğlu’nun Aziz Yıldırım ile olan husumeti nedeniyle kanal yönetimince Ahmet Çakar’a tercih edildiği şeklindeki beyanı neden hiç dillendirilmedi?

Benzer şekilde şike soruşturmasında Sivasspor’a teşvik primi verilmesi konusunda adı geçen “futbolcu satın alınıyor” şeklinde bir konuşması dinlemelere takılan (Kayıt Sıra No: 3312) Trabzonsporlu eski futbolcu, Trabzonspor Profesyonel Futbolcular Derneği Başkanı, spor yazarı ve yorumcusu Serdar Bali hangi etik anlayışı çerçevesinde TV’lere çıkartılıp konuşturuldu? Bundan daha önemlisi bu konuşmalar iletişim tespit tutanaklarında yer alırken hangi sebeple ve kimler tarafından iddianameden çıkartıldı?

Sonuç olarak burada sıraladığım gizlenen, gözden kaçırılan Trabzonspor ile ilgili iddialar, kullanılmayan, hasır altı edilen deliller ve şike davasındaki çarpıklıklar hakkında daha sayısız örnekler verebilirim. Ancak, ruhu ve vicdanı ekonomik, siyasi çıkarlar ile körelmemiş; mikro-milliyetçilik virüsü ile dimağları zehirlenmemiş, fanatizm belası ile adalet duygusunu yitirmemiş herkesin kafasında en azından bir soru işareti uyanması için bu kadarının yeterli olacağına inanıyorum.

Mevlana’nın;

“Adalet nedir? Ağaçlara su vermek.

Zulüm nedir? Dikeni sulamak”

dizelerini hatırlayarak oyuna gelmeyelim ve diken sulayan zalimlerden olmayalım…

K. Murat YILDIZ, twitter.com/kmyildiz

Odatv.com