FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Posts Tagged ‘Şampiyonlar Ligi

TUTARSIZLIKLAR PRENSİ

with 2 comments

Mehmet Ali Aydınlar 9 Şubat’ı 10 Şubat’a bağlayan gece 00:30’da Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programına konuk oldu.  Programda müstafi TFF Başkanı’ndan ziyade Fenerbahçe muhalefetinin lideri gibi konuştu. Lütfi Arıboğan’a, İlhan Helvacı’ya, Şenes Erzik’e, Gianni Infantino’ya teşekkür eden Aydınlar, Fenerbahçe yöneticilerinin tümüne muhtelif suçlamalar getirdi.

Programın bir yerinde “ben yalan söylemeyi beceremem, hemen anlarsınız” dedi. Ne tesadüftür ki bu lafı tam da Rıdvan Dilmen ve Aykut Kocaman ile yaptığı görüşmeyi anlatırken etti. Mehmet Ali Aydınlar’a ilk yalanlama da – daha doğrusu düzeltme- Rıdvan Dilmen’den geldi.

“Yılların gazetecisi” Mehmet Ali Birand, hiç bir şekilde sorularıyla sıkıştırmadığı konuğunu, söylediklerinin çoğu tutarsızken “tatmin edici, inandırıcı” buldu. Muhtemelen kendisindeki Galatasaray genlerinden kaynaklanan şu tweetleri yolladı:

Bakalım Mehmet Ali Aydınlar ne derece “tatmin edici, inandırıcı” idi…


Soru: TFF başkanlığına aday olmanızı Başbakan mı istedi?
Mehmet Ali Aydınlar
: İşin doğrusu kulüpler istedi. Ben de bu istekleri kırmayıp görevi kabul ettim. Çok çalışan bir insanım. Yıllardır futbol camiasının içindeyiz. Başbakan ile sadece istişarede bulundum.

Analiz:

Önce kısa bir kronoloji yapalım.

  • 4 Haziran 2011 tarihinde Mahmut Özgener’in TFF başkanlığını bırakacağı, yerine Göksel Gümüşdağ’ın aday olacağı haberleri çıktı.
  • 5 Haziran 2011 tarihinde Mahmut Özgener Lig TV’ye aday olmayacağını açıkladı.
  • Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, 10 Haziran 2011‘de villasında Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, Gaziantepspor Başkanı İbrahim Kızıl ve Galatasaray Başkanı Ünal Aysal yurtdışında olduğu için yardımcısı Adnan Öztürk’ü misafir etti ve aday olarak Mehmet Ali Aydınlar’ı belirlediler.
  • 13 Haziran 2011 tarihinde Göksel Gümüşdağ “on yıldır Türk futbolunun içindeyim. Her kademede görev yaptım. Kulüpler Birliği Vakfı ve alt birliklerin desteğini alarak başkanlığa adaylığımı koyuyorum”diyerek adaylığını açıkladı.
  • 15 Haziran 2011‘de Başbakan’ın “uzlaşın” çağrısı üzerine Göksel Gümüşdağ, Mehmet Ali Aydınlar lehine adaylıktan çekildi.  (Alternatif link)
  • 16 Haziran 2011 Mehmet Atalay çekildi.
  • 24 Haziran 2011 tarihinde başbakan Mehmet Ali Aydınlar’ı kabul etti.
  • 29 Haziran 2011 tarihinde Mehmet Ali Aydınlar TFF başkanlığına seçildi.

Siyasetin futbolun ne kadar içinde olduğunu 3 Temmuz Operasyonu sürecindeki siyasi dahli anlatırken yazmıştım. Ayrıca başbakanın TFF başkanlık seçimindeki rolü, savcılığın ek klasörlerindeki tapelerde bile mevcut:

Tapedeki görüşme tarihine dikkatinizi çekerim: 30 Nisan 2011… Daha Özgener’in başkanlığı bırakacağı, Mehmet Ali Aydınlar’ın adı filan hiç bir yerde yok. Ancak başbakan bu ismi telaffuz ediyor ve Mehmet Ali Bey hala bunu inkar ediyor.


Soru: Kişisel izleniminiz nedir, şike var mı? Savcı ile konuştuktan sonra şüphe duydunuz mu?
Mehmet Ali Aydınlar: 
70 klasör tape var. Bunları ben yazmadım. “Hiçbir şey yok” şeklinde davranmak doğru mu bilmiyorum. İçeride anlatılanları duyunca şaşırdım. “Hiçbir şey olmamış” diyemedim.

Analiz: “O dönemin” TFF başkanının bu ifadesinden, savunma olmadan, sadece polis / savcı soruşturmasından şikeye ikna olduğu anlaşılıyor. Kendisi ne kadar “kibarlaştırmaya” çalışsa da ifade çok net.
Aynı Aydınlar, kararları hemen başlangıçta almama nedenlerini ise “masumiyet karinesi ve savunmaların alınmaması”na bağlayabiliyordu ama… Kendisi savunma olmaksızın “birşey olmamış diyemem” dese de savunmadan bahsedebiliyordu yüzü kızarmadan.


Soru: Olayın UEFA boyutunda neler yaşandı?
Mehmet Ali Aydınlar: UEFA’ya gittik. Bir an önce karar verilmesini istediler. Bence de bir an önce karar vermek gerekiyor. “UEFA’yı dinlemeyelim” diyenler var. Yunanistan’da mahkeme devam ederken, Olympiakos Volou küme düşürüldü. Tahkim, cezayı kaldırdı. UEFA, devreye girdi ve Volou’yu 3 lig birden düşürdü.

Analiz:

Müstafi TFF Başkanı “yine” doğru bilgi alamamış ya da bilerek manipülasyon yapıyor.  Yunanistan’daki şike soruşturması, Koriopolis’te Yunanistan Futbol Federasyonu Olimpakos Volou ve Kavala için küme düşürme kararı aldı. Ancak Yunan Tahkim’i kararı bozup eksi puan cezasına hükmetti. Olympiakos Volou Uefa Avrupa Kupası’nda yer aldığı için (yani UEFA’nın organizasyonunda) ve katılmadan önce temiz olduğuna dair bir belge verdiği (ki bizim takımlarımız da bunu vermek zorunda) için, üstelik kendi federasyonu tarafından suçlu bulunduğundan ötürü üç sene men cezası aldı. Kavala UEFA kupalarında yer almadığı için UEFA ile muhatap dahi olmadı.  Gelelim bu takımların üç alt lige düşmelerine… Bu kararı bahis konusu kulüpler, suçu sabit görülen eski yöneticileriyle bağlarını kesmedikleri için hükümet aldı.
Koriopolis hakkında detaylı ve güzel bir çalışmaya şuradan ulaşabilirsiniz.


Mehmet Ali Aydınlar Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi süreciyle ilgili olarak da

15 Ağustos’ta Nihat Özdemir aradı. “TFF’ye gelebilir misiniz?” dedim. Ali Koç ile birlikte geldiler. “Etik Kurulu raporunu inceledim.Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne gitmemesi sizin yararınıza. Giderseniz Fenerbahçe çok daha büyük cezalarla karşılaşabilir. Fenerbahçeliliğiniz gereği bu şampiyonaya gitmemelisiniz” dedim.

açıklamasını yaptı.

Bu konudaki tartışmalar o dönemde de çok yapılmıştı. Fenerbahçe Spor Kulübü Asbaşkanı Ali Koç’un ilk açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca, bu konuyu incelediğimiz Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.

Elbette ki burada “sen dedin, ben dedim”e geliyoruz. Ancak Mehmet Ali Aydınlar’ın Rıdvan Dilmen ile yaşananlarda görüldüğü üzere olayların başını, sonunu yok sayarak çıkarımlar yapması, kendisine Mehmet Ali Birand kadar güvenmemizi engelliyor.


Soru: Yıldırım Demirören “UEFA’ya karşı dik durmadınız” eleştirisinde bulundu…
Mehmet Ali Aydınlar: O dönemde İsviçre’nin Sion takımı ile ilgili bir soruşturma yapılmıştı. İsviçre Futbol Federasyonu, dik durdu. Daha sonra FIFA, İsviçre Federasyonu’na bir yazı gönderdi. “Sion’un oynadığı bütün maçlar için eksi 3 puan ceza vereceksiniz. Aksi takdirde sizi men ederim, Basel’i de Şampiyonlar Ligi’nden çıkartırım” dedi. Dik durmanın bedeli bu. Milli Takımı riske atamazdım. UEFA ile neyin kavgasını vereceğim? UEFA, ancak vereceğiniz kararların kendi normlarına uyması halinde kararlarınıza karışmıyor.

Analiz:

Doğru, Sion CAS’taki davaların birisini kaybetti. Ancak CAS o davayı “esastan” reddetmedi. Usül ile ilgili bir red çıktı. Beş maddeden ikisi ile dava döndü. Sion’un UEFA ve FIFA aleyhine CAS’ta ve İsviçre Federal Mahkemeleri’nde davaları sürüyor. Mehmet Ali Bey’e bu konuda da “hukukçuları” yeterli bilgi iletmemiş sanırım.


Soru: Neden Beşiktaş ve ve Trabzonspor Avrupa kupalarından men edilmedi?
Mehmet Ali Aydınlar: Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor alındı. Bunu ben de bir TV kanalında öğrendim. Trabzonspor’u gönderenin biz olduğumuz söylendi. UEFA’nın uygulamasına göre, katılmayan takımın yerine sıralamadaki ilk takım alınıyormuş. Şampiyonlar Ligi, UEFA’nın kontrolünde. İsterse alır, isterse almaz. Almıyor, tavırlarını koymuşlar.

Analiz:

Öncelikle ” UEFA’nın uygulamasına göre, katılmayan takımın yerine sıralamadaki ilk takım alınıyormuş” cümlesine dikkatinizi çekerim. “Alınıyormuş” diyen, miş’li bilgiye sahip bir federasyon başkanının “süreci çok iyi yönettik” demesi ne kadar inandırıcı, tartışılır…

Ayrıca, Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmesi ile ilgili ciddi tartışmalar sürüyor. 7 Şubat 2012 tarihinde Vatan Gazetesi’ndeki bir haberde göre Trabzonspor’u TFF’nin gönderdiği bilgisi yer alıyor. Haberde “UEFA, Şampiyonlar Ligi statüsünün 2. maddesinin 7 ve 10. ek maddelerine dikkat çekerek ‘Sizin uygulamanıza paralel hareket edilmiştir’ “ diyor.  TFF bu süreçte şeffaf davranmadığı için yazışmaların ve uygulamanın ne şekilde yapıldığı konusu karanlıkta kalıyor.


Mehmet Ali Aydınlar programda

O dönemde “TFF, Fenerbahçe’yi göndermedi” diye çok eleştirildik. Kendi camiam olduğu için bu, beni çok yaraladı. Aykut Kocaman ve Rıdvan Dilmen ile görüşmem oldu. O görüşmede Rıdvan Dilmen, “Başkanım Fenerbahçe’yi göndermediğinizde ben sizi çok eleştirmiştim. Çok haklıymışsınız. Sizden özür dilerim” dedi. Ben de O’na, “Benden daha çok özür dilersin” yanıtını verdim.

dedi. 10 Şubat 2012 tarihinde, NTVSpor’da Yüzde Yüz Futbol programında Rıdvan Dilmen özür olayını kabul etti. Ancak “neden” olduğunu Mehmet Ali Aydınlar’ın açıklamasını, aksi takdirde ertesi gün kendisinin açıklayacağını söyledi. Mehmet Ali Aydınlar’dan haber çıkmayınca 11 Şubat 2012 tarihli programda işin içyüzünü açıkladı.

Rıdvan Dilmen şunları söyledi:

Mehmet Ali Bey 3 Ocak’ta beni aradı ve görüşmemiz gerektiğini söyledi. Orduspor maçı öncesi bir araya geldik. Bana UEFA’ya gittiği ve oradakilerle görüştüğünü anlattı. Fenerbahçe’nin cezasını tamamladığını ve önümüzdeki sezon için Avrupa’ya gidebileceğini dile getirdi. Ancak “bunlar medyaya yansırsa ben de UEFA da yalanlayacağız” dedi. Ben de hemen telefonumla Aykut Kocaman’ı aradım ve yanımıza gelmesini söyledim. Mehmet Ali Bey bize “Fenerbahçeli yöneticiler şike yapmış. Size eksi puan verilecek” dedi. Bu esnada Aykut Kocaman “Başkanım o zaman bizi küme düşürün” cevabını verdi. Ben de ayağa kalktım ve başkanım ben size çektiğim mesajdan dolayı özür dilerim” dedim. “Ultraslan’dan Sebahattin’i bilir misiniz?” diye sordum, tanımam dedi. “O bile Fenerbahçe’den sizin kadar nefret etmiyordur” dedim, çıktım. O günden beridir görüşmüyoruz.


Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’nin CAS’taki davasından lehte bir sonuç alınamazsa UEFA’nın Fenerbahçe’ye daha büyük ceza vereceğini iddia etti. Oysa aynı Aydınlar Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermeyerek UEFA tarafından verilebilecek olası bir cezayı önlediğini iddia ediyordu.

Mehmet Ali Bey’in tutarsızlıklarına alıştığımız için buna çok şaşırmadık. Ancak “yılların gazetecisi” Mehmet Ali Birand’ın bu çelişkilere dikkat çekmesini beklerdik. Sanırım “Liseli Medya”dan hala bunu beklediğimiz için biraz safız.

Programda Mehmet Ali Aydınlar tüm Fenerbahçe yöneticilerini suçlarken (hatta karar verme yetkileri olmadığını iddia ederken) “polis suçlu, savcı suçlu, siyasiler suçlu, Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı suçlu, ben suçluyum, onlar haklı” diye sitayişte bulundu. Şenes Erzik’e, Platini’ye ve Infantino’ya da teşekkür etti. Bu konudaki yorumu sizlere bırakıyorum!

Mehmet Ali Aydınlar’ın tüm program boyunca söylediği yegane doğru şuydu: “Soruşturmada adece Fenerbahçe’nin adı geçmiyor, iddianamede birçok kulübün adı var.

Reklamlar

Written by kesinofsayt

12 Şubat 2012 at 00:27

BURSASPOR NİYE SUSTU?

leave a comment »

2003-2004 sezonunun son haftasına dört takım küme düşme korkusuyla girdiler. Elazığspor ve Adanaspor çok önceden küme düşmeyi garantilemişti. 16. sıradaki Bursaspor’un 37, 15. İstanbulspor’un 38, 14. Rizespor ve 13. A.Sebatspor’un 39’ar puanı bulunuyordu. Son haftada bu dört takımın da maçlarını kazanmasıyla (Bursaspor 1-0 Samsunspor, Konyaspor 0-2 İstanbulspor, A.Sebatspor 3-2 Ankaragücü, Ç.Rizespor 1-0 Beşiktaş) Bursaspor 40 puanla son takım olarak küme düştü. Bursaspor böylece lig tarihinin en yüksek puan ve en iyi averajla (0) küme düşen takımı oldu. Beşiktaş bir hafta önce de kendi sahasında A.Sebatspor’a 2-0 mağlup olmuştu.

Son hafta karşılaşmalarında Beşiktaş Ç.Rizespor’a yenilmese Bursaspor ligde kalacaktı. Beşiktaş’ın o maçı bilerek kaybettiği iddiaları, en azından bazı futbolcuların işin içinde olduğu iddiaları çok konuşuldu. Son haftada Ankaragücü kaybetmeseydi Bursaspor yine kümede kalacaktı. Ancak öfkenin Ankaragücü’ne dönmemesinin nedenleri vardı: Öncelikle Bursaspor ve Ankaragücü taraftarı arasındaki yakınlık, sonra da Ankaragücü’nün maç sonrasındaki şikayetleri. Ankaragücü yöneticileri maçın devre arasında koridorlarda tehdit edildiklerini, silah çekildiğini iddia ettiler, ama hiç bir işlem yapılmadı. Kulüpler Birliği ve Ankaragücü başkanı Cemal Aydın içişleri bakanına şikayet edeceklerini söyledi:

Kulüpler Birliği ve Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın, Akçaabat Sebat maçında yaşanan olaylarla ilgili olarak İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya gideceklerini söyledi. Maçın devre arasında koridorlarda yaşanan olaylardan, İlçe Emniyet Emniyet Müdürlüğü’nü sorumlu tutan Cemal Aydın, “Olaylar çok çirkin ve futbola yakışmıyor. Mülki amirler amigo olamaz” dedi.

Devlet Bakanı M. Ali Şahin, A.Gücü Başkanı Cemal Aydın’ı arayıp ‘Geçmiş olsun’ der ve olaylar hakkında bilgi alır. Şahin, bu ve benzeri olaylara asla müsamaha etmeyeceğini belirterek, ‘Gereğini yapacaklarını’ söyler. Bakan Şahin, A.Gücü yöneticisi M.Kemal Ünsal, doktor yönetici Salim Sırrı Türker ve futbolcularının da bilgisine başvurulacağını sözlerine ekler. Bu arada A.Gücü Başkanı Cemal Aydın, Akçaabat’ta olaylara seyirci kaldığını belirttiği emniyet güçlerini İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya şikayet edeceğini söyler.

A. Sebatspor’a hem yenildiklerini, hem de tekmeli-tokatlı saldırıya uğradıklarını belirten A.Gücü’nün kaptanı Hakan Kutlu, “Koridordaki 35-40 kişilik saldırganlar arasında yumruk yumruğa çarpışmalar yaşandı” der ve konuyla igili şunları söyler:

“Her futbolcu bir-iki kişi yıkıp, soyunma odasına ulaşabildi. Soyunma odasının kapı dillerini bantlayıp kapatılmasını önlediler. Biz futbolcu olarak dürüstçe mücadele ettik. Formamızın onuru için dimdik durduk. Bize hep ‘Korkmayın, kimse sahada kalmaz’ derlerdi. Bunun gerçek olmadığını Akçaabat’ta gördüm.”

A.Sebatspor Kulübü Başkan Yardımcısı Baki Eyüboğlu, Ankaragücülülerin iddialarını, ‘Saçma’ ve ‘Kabul edilemez’ şeklinde yorumlarken, “Bizi bırakıp Sakarya’daki olaylara baksınlar” der.

Bu olaylar yüzünden Bursaspor’un tüm nefreti Beşiktaş’a döner. 2006 yılında Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Örtbas Edilen Şike Belgeleri (Lube Ayar) yazı dizisinde şunlar yazılmaktadır:

 Mayıs 2004. İddiasını kaybeden Beşiktaş’ta başkan Serdar Bilgili, teknik direktörü Mircea Lucescu. Beşiktaş, son maçında kümede kalmak için mutlaka 3 puana ihtiyacı olan Rizespor’la oynamaya hazırlanıyor. 15 Mayıs’taki maç için Rizespor son kozlarını oynuyor. O günlerdeki telefon konuşmaları, Sedat Peker’e yönelik “Kelebek operasyonu” için yapılan teknik takibe takılıyor. Telefon kayıtlarında “evladımız” sıfatıyla anılan Sergen, maça çıkmıyor. Emre Aşık, kötü oynuyor, Tümer 78. dakikada oyundan alınıyor. Serdar Topraktepe, “müsait” bir pozisyonda geri dönerek olası bir golün önüne geçiyor! Ve Beşiktaş, Rize’ye verilen “ilginç” bir penaltıyla maçı 1 – 0 kaybediyor. Sonuçta Rizespor 42 puanla 1. Lig’de kalıyor. 40 puanlı Bursaspor ise küme düşüyor.

(…)

Rizespor Futbol Şube Sorumlusu Peker, maç günü 0543 334 34.. numaralı hattı arıyor. Dosyada hattın sahibi belirtilmiyor. Aldığımız bilgilere göre, numara o tarihte Sergen’e aitti.
15 Mayıs 2004 (Saat 12.37)
VP: Sen oynamayacakmışsın, haberin olsun!
X: Tamam abi. Merak etme abi.
VP: Aman gözünün yağını … seyirci var ya! Var ya kalbim durmaya başladı ya!
X: Yok be, bir şey olmaz ya. Sen kafanı takma.

18 Mayıs 2004’de Bursaspor Kulübü, Birinci Süper Futbol Ligi’nin tescil edilmemesi için UEFA’ya başvurur. Kulüp Başkanı Fikret Üstenci, “Türkiye’de şu anda Futbol Federasyonu kalmadığı gibi, masa başı oyunlar, kurulan bölge birliği, kaba kuvvet, silah dayamalar ve şaibelerle lig bu hale gelmiştir. Kulübümüzün haklarını korumak için UEFA ve Şike Tahkik Komisyonu’na başvurduk. Bizim burada temennimiz bu şaibeli ligin tescil edilmemesidir” der.

Tüm bu yaşananlar, söylentiler, iddialar nedeniyle Bursaspor taraftarı ile Beşiktaş arasında ciddi bir gerilim başlar. Bursaspor’un Süper Lig’e dönüşünden sonra karşılıklı olarak deplasmana seyirci götürülmez.

2010-2011 sezonunun 32 haftasında 7 Mayıs 2011 tarihinde Beşiktaş Bursa’ya misafir olacaktı. Bu kez olaylar stadda çıkmadı. Maç öncesinde şehir savaş alanına döndü. Bursaspor taraftarının polisle çatışması üzerine Beşiktaş kafilesi stada dahi giremedi ve maç  “iptaledildi.

Futbol Federasyonunun Hukuk İşlerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Egemenoğlu, LigTV’ye yaptığı açıklamada, maçın iptaline ilişkin kararın Bursa Valiliği, emniyet müdürlüğü, maç temsilcisi ve hakemlerle yapılan bilgi akışı sonrası alındığını söyledi.
“Bütün bu gördüklerimizden sonra müsabaka talimatı uyarınca maç güvenliğiyle ilgili olaylar ve seyirci olayları nedeniyle müsabaka talimatının verdiği yetkiyle bu maçın oynanmamasına karar verdik” diyen Egemenoğlu, şunları kaydetti:
“Bu karar tehir, erteleme değildir. Bu karar maçın oynanmaması yönündeki bir karardır. Müsabaka talimatı gereğince Yönetim kurulumuz maçın akıbetiyle ilgili ivedi olarak toplanarak bir karar verecektir. Yönetim kurulumuzun aldığı karar doğrultusunda da hem açıklama, hem de gerekenler yapılacaktır. Kararı alan merci maçın hakemi değil, futbol federasyonu yönetim kuruludur. Bu karar erteleme değildir. Maçın oynanmaması yönünde verilmiş bir tedbir kararıdır.”

Olaylarda 25’i polis 34 kişi yaralandı, 100’ün üzerinde gözaltı vardı.

12 Mayıs 2011’de TFF Bursaspor’un 3-0 hükmen mağlubiyetine karar verir. Ayrıca Bursaspor beş maç saha kapatma ve üç deplasman maçına taraftar götürmeme cezasına çarptırır.

Bursaspor’un Tahkim Kurulu’na yaptığı itiraz 26 Mayıs 2011 tarihinde reddedildi.

İlginçtir, Tahkim Kurulu Talimatnamesi madde 14 şunu der:

KARARLARIN KESİNLİĞİ:
Madde 14 – Kurul kararları kesindir; idari veya yargısal mercilerin onayına tabi olmadığı gibi, bu kararlara karşı idari veya yargısal mercilere de başvurulamaz. Bununla birlikte Kurul’un, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun ihtiyari hakem sıfatıyla incelediği ihtilaflar hakkında vereceği kararlara karşı kanuni müracaat yolları saklıdır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun kararların açıklanması, maddi hataların düzeltilmesi ve yargılamanın yenilenmesi hakkındaki hükümleri saklıdır.

Tahkim Kurulu kararının kesin nihai hüküm olduğu gerçeği ortadayken TFF Yönetim Kurulu 24 Ağustos 2011 tarihinde Bursaspor’un saha kapatma cezasını kaldırdı:

12 Mayıs’ta verilen tedbir kararının üzerinden geçen 3.5 aylık süreçte, Bursaspor’un oynadığı 2 Spor Toto Süper Lig maçları ve FC Gomel ve RSC Anderlecht UEFA Avrupa Ligi maçları incelendiğinde Bursaspor taraftarlarının herhangi bir saha olayı gerçekleştirmediği belirlendi.

Bununla birlikte tedbir kararının verilmesinin hukuki dayanağı olan Futbol Müsabaka Talimatı’nın 17. maddesinde;

“TFF Yönetim Kurulu, tedbir niteliğinde olmak üzere, müsabaka güvenliğinin yerel idareler tarafından sağlanamadığına, sağlanamayacağına veya seyirciler tarafından bozulduğuna kanaat getirdiği illerde müsabakaları oynatmamaya ve bu illerde oynanması gereken müsabakaların bir kısmını veya tamamını başka bir ilde oynatmaya yetkilidir.” ifadesi yer almaktadır.

Bu çerçevede Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, Bursaspor’un 2011-2012 sezonunda sahasında oynayacağı Spor Toto Süper Lig maçlarında, Bursaspor taraftarlarının olay çıkartma riskinin bulunup bulunmadığı, emniyet görevlilerince rakip takım kafilelerinin ve müsabakaların güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağının sorulmasına, verilecek yanıtın olumlu olması şartına bağlı olarak, Bursaspor’un sahasında oynayacağı müsabakalara dair verilen tarafsız sahada seyircisiz oynamaya ilişkin tedbir kararının kaldırılmasına, bununla birlikte Bursaspor Kulübü’nün Spor Toto Süper Lig’de rakip sahada oynayacağı 3 resmi müsabakaya taraftarlarının alınmamasına ilişkin tedbir kararının aynen devamına” karar verildi. Buna göre Bursaspor’un yeni sezonda oynayacağı ilk 2 deplasman maçına taraftar alınmayacak.

TFF aynı gün Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiğini açıkladı

(BİLGİ NOTU: TFF Yönetim Kurulu’nun Bursaspor’un cezasını Tahkim Kurulu kararı sonrasında kaldırması konusunda bilgi aldığımız bir spor hukuku avukat dostumuz bu işlemin Tahkim Kurulu kararının iptali değil, TFF Yönetim Kurulu’nun “yeni” bir kararı olarak algılanması gerektiğini belirtti.)

Bursaspor Kulübü 25 Ağustos 2011 tarihinde “Bursaspor’un UEFA nezdindeki konumu” hakkında bir bildiri yayınladı:

Dün alınan karar doğrultusunda UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılacak takımlar ile ilgili tespit yapılırken, bu tespit kriterleri göz önünde bulundurulduğunda  2010-2011 sezonunu 3. Sırada tamamlayan Bursaspor Kulübünün UEFA nezdindeki konumunda herhangi bir değişikliğin gündeme gelmemesine anlam veremiyoruz. Lig sıralamasındaki değişikliklerin belirli dayanakları olması gerekliliği ile Bursaspor’un durumunun yeniden incelenmesi konusunda haklarımızın sonuna kadar aranacağından kimsenin şüphesi olmasın. Söz konusu durum sonrası maddi ve manevi kayıplarımızn telafisi konusunda hukuki açıdan girşimlerimiz başlatılacaktır.

Bursaspor’un UEFA’ya Trabzonspor yerine kendilerinin gitmesi yolundaki itirazı da reddedildi.

UEFA, Bursaspor’un Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden çıkartılarak Trabzonspor’un dahil edilmesine yönelik yaptığı itirazına cevap verdi ve bu kararın Türkiye Futbol Federasyonu’na ait olduğunu bildirdi.

Bursaspor’un UEFA’dan beklediği yazı kulübe ulaştı. UEFA, Yeşil-beyazlı kulübün Şampiyonlar Ligi organizasyonuna Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor’un lig ikincisi sıfatıyla dahil edilmesine yönelik itirazı değerlendirdi. Buna göre UEFA’dan gelen yazıda, konunun muhattabının UEFA olmadığı ve kararı Türkiye Futbol Federasyonu’nun aldığı belirtildi.

Bursaspor Hukuk Kurulu, aynı itirazı eş zamanlı olarak Futbol Federasyonu’na yaptığı için güzünü federasyona çevirdi. Federasyondan da cevap bekleyen Yeşil-beyazlı kulüp, istediği sonucu alamazsa bu kez Tahkim Kurulu’na başvuracak.

Bursaspor’un ayrıca CAS yolunu da araştırdığı öğrenildi. Bursaspor, Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne dahil edilmesi kararını UEFA’nın verdiğini öne sürerek CAS’da hakkını arayacak, bu görüşü kabul edilmediği takdirde tazminat yolunu denemeye çalışacak.

Ardından ne olduysa oldu, Bursaspor’un gerek TFF, gerekse UEFA nezdindeki girişimleri sona erdi.

Cezaların kaldırılmasından kısa süre sonra Bursaspor’un Şampiyonlar Ligi konusundaki itirazının son bulması doğal olarak akla bazı sorular getiriyor. Ne yazık ki Türkiye’de bazı soruların yanıtlarını bulabilmek, ancak öküz ölüp ortaklık bozulduğunda birileri konuşmaya başlayınca mümkün oluyor.

(NOT: Bu arada Bursa’daki olaylarda tutuklanan taraftarların “seyir yasakları” da kaldırıldı.)

Written by kesinofsayt

06 Şubat 2012 at 11:40

Bursaspor, Genel, TFF, UEFA, Şampiyonlar Ligi kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

YARGILAMANIN İADESİ

leave a comment »

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi sürecini artık bilmeyen kalmadı muhtemelen. Yine de hafızalarını tazelemek isteyenler buradan yeniden okuyabilirler.

Kısaca;

  • M.A.Aydınlar 11 Temmuz 2011 tarihinde yaptığı açıklamayla 2010-2011 sezonu UEFA’ya tescil edildiği şekilde bildirildiğini açıkladı.
  • 18 Temmuz 2011 tarihinde Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı Nyon’a giderek UEFA yetkilileri ile görüştüler.
  • 22 Ağustos 2011′de UEFA Hukuk Müşaviri Pierre Cornu İstanbul’a geldi. Lütfi Arıboğan, İlhan Helvacı ve M.A.Aydınlar ile görüştü.
  • 24 Ağustos 2011 tarihinde TFF Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiğini açıkladı.
  • 25 Ağustos 2011 tarihinde Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına bağlanan Mehmet Ali Aydınlar şunu söylüyordu:

Yazıda, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacağını, bu konuda Fenerbahçe’nin özveride bulunmasını istiyordu. Bunu federasyonun engellemesini, aksi taktirde 8 yıla kadar ceza verebileceklerinden bahsediyordu. Ben de Fenerbahçe yöneticilerine bunu tebliğ ettim. Bu bizim kararımız, yaptırımımız değil, UEFA’nın kararı.

31 Ocak 2012 tarihinde istifa kararı alan M.Ali Aydınlar kararının gerekçelerini şöyle açıklıyordu:

Bazı spor programlarındaki yorumcuların şahsıma hakarete varan söylemlerinin dozunu artırarak seviyesiz saldırıları, devam etmem konusunda yeniden düşünmeye sevk etti.

CAS Hakimi Sayın Av.Kısmet Erkiner’in açıklamalarının doğruluğunu araştırdım ve ilgili raporun maalesef Federasyonumuza 6 Eylül ve 3 Kasım tarihlerinde ulaştığını bugün öğrendim.

UEFA yetkililerinin bize karşı farklı, CAS’ta farklı tavır almaları, UEFA gibi Avrupa futbolunun çatı örgütü olan bir kuruluşun yapmış olduğu uygulamanın, içinde bulunduğumuz ortamın ne kadar güvensiz ve samimiyetsiz olduğunu gösterdi.

Buraya kadar olanlardan TFF Başkanı’nın da -ifadeleri doğruysa, zira bugüne kadar birçok çelişkisine rastladık- bazı şeylerden habersiz olduğunu anlıyoruz. Saklanan bilgi ve belgeler TFF’nin ve hukuk kurullarının “doğru karar” alma yetisini sekteye uğratmıştır.

Fenerbahçe Spor Kulübü TFF’nin men kararı üzerine Tahkim Kurulu’na başvurmuş, kurul başvuruyu 25 Ağustos 2011 tarihinde görüşerek itirazı reddetmiştir. Karar metni şöyledir:

Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3. maddesi TFF’ye UEFA’nın yetkili organları tarafından verilmiş kararlara uyma yükümlülüğünü getirmiştir.  Aynı şekilde TFF Statüsü’nün 2. Maddesinin c, i ve l bentleri  ve 13. Maddesinin a ve k bentleri uyarınca da  gerek TFF’nin gerekse de TFF’ye üye olan futbol kulüplerinin FIFA ve UEFA’nın koyduğu tüm kural ve talimatlara uyma zorunluluğu bulunmaktadır. TFF Statüsünün  80. maddesinin II. fıkrası hükmü uyarınca da  TFF,  UEFA ve FIFA  kural ve talimatlarına uygun karar almak zorundadır.

Yine 2011-2012 Şampiyonlar Ligi Talimatı’nın (Regulation of the UEFA Champions League- 2011/2012 edition) 2.o4 maddesi, müsabakalara katılacak kulüplere UEFA Statü, talimat, karar ve düzenlemelerine uyacaklarını teyit zorunluluğu getirmektedir. Bu Talimatın 2.05 maddesine göre, 27 Nisan 2007’den beri yürürlükte bulunan UEFA Statüsünün madde 50/3 hükmü gereğince, bir kulübün ulusal veya uluslararası maçlarda maç sonucu belirlemeye yönelik bir faaliyetinden şüphe duyması halinde UEFA, bu kulübün şampiyonlar ligine  katılmasını engelleme kararı alabilmektedir.

Yukarıda yazılan mevzuat hükümleri çerçevesinde UEFA 23 Ağustos 2011 tarihinde TFF’ye gönderdiği yazılı bildirim ile gerekçesini de göstererek Fenerbahçe Spor Kulübünün bu seneki Şampiyonlar Ligine Katılma yeterliliği bulunmadığını belirtmiştir.
2011-2012 Şampiyonlar Liginin düzenleyicisi UEFA olup TFF UEFA’nın üyesidir. Fenerbahçe Spor Kulübü de TFF ‘nin üyesidir. Yukarıda anılan mevzuat ve 2011-2012 Şampiyonlar Ligi Talimatına göre üyelik yükümlülükleri uyarınca gerek TFF’nin gerekse de Fenerbahçe Spor Kulübü’nün UEFA’nın her türlü karar, talimat ve bildirimlerine uyma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bu hukuki mevzuat kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda TFF Yönetim Kurulu’nun  24 Ağustos 2011 tarihli ve 7 sayılı toplantısında aldığı kararda mevzuat hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından yapılan itirazın ve yürütmenin durdurulması talebinin REDDİNE  (2011/ 294 K.);

Yani açıkça UEFA’nın  “Fenerbahçe Spor Kulübünün bu seneki Şampiyonlar Ligine Katılma yeterliliği bulunmadığını belirttiği”ni gerekçe göstererek talebi reddetmiştir. Oysa CAS Hakimi Kısmet Erkiner “UEFA’nın CAS’a vermiş olduğu savunmanın 6.3 paragrafında UEFA ‘Şayet TFF elinde bulunan delillerden tatmin olmaz ve kulüp yetkililerinin şike yaptığı konusunda bir karara varamazsa, UEFA’ya kulübü Şampiyonlar Ligi’nden çekmenin erken bir karar olduğunu söyleme yetkisindedir. TFF bu savunmayla bize Fenerbahçe’yi ihraç edeceğini bildirmeseydi biz onu oynatırdık’ diyor” açıklamasını yaptı. M.Ali Aydınlar da istifa gerekçesinde bunu doğruladı.

Sonuç:

  • Tahkim Kurulu eksik ve kendisinden gizlenen belgeler nedeniyle yanlış bir karar vermiştir.
  • Tahkim Kurulu’nun duruşmasında TFF avukatı İlhan Helvacı’dır.

TFF Futbol Disiplin Talimatı‘nın 93. maddesi

Disiplin Kurullarının, kesinleşen bir kararında dayanılan delillerin gerçeğe aykırı oldukları veya kararı etkileyecek yeni bir delilin meydana çıktığı veya kararın yerine getirilmesi tamamlanmadan önce mevzuatta ilgililer lehine bir değişiklik yapıldığı takdirde; ilgili kişi veya kulüpler ile soruşturma merciileri, kararı veren Disiplin Kurulu’ndan yargılamanın iadesini talep edebilirler. Bu talep üzerine ilgili Disiplin Kurulu, inceleme sonucuna göre, önceki kararın değiştirilmesine yer olmadığına karar verebileceği gibi yeni bir karar da verebilir.

demektedir.

Şimdi bu hatanın düzeltilmesi için ne yapılacağını merak etmekte ve beklemekteyiz.

NOT: Konu twitter’da @futbolhukuku tarafından gündeme getirilmiştir. İkazı ve bilgilendirmesi için teşekkür ederiz.

Written by kesinofsayt

01 Şubat 2012 at 10:34

ÜNLÜ TÜRK YALANLARI – 2: FENERBAHÇE’Yİ ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDEN UEFA MEN ETTİ!

with 6 comments

3 Temmuz’da başlayan süreçte TFF’nin ilk açıklamaları hukuka, masumiyet karinesine uygun şekildeydi. Ya da bizler öyle sanıyorduk.

TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın yönetim kurulu üyeleriyle birlikte 11 Temmuz 2011 tarihinde yaptığı açıklamaya göre 2010-2011 sezonu UEFA’ya tescil edildiği şekilde bildirilmişti. Yani Avrupa kupalarına gidecek takımlar ligin tescil edildiği şekline göreydi.

(Meraklısına not: aynı açıklamada 31 Temmuz 2011 tarihinde Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında süper kupa finali oynanacağı da var. Şu anda bu konuyu -en azından TFF’de- konuşan yok gibi)

UEFA Başkanı Michel Platini 27 Temmuz 2011’de, şike soruşturmaları nedeniyle sıkıntılı günler geçiren Yunanistan’ı ziyaret etti. Havalimanında gazetecilerin Türkiye’deki durumu sormaları üzerine şu açıklamayı yaptı (doğal olarak bu açıklama medyamızda diğer sansasyon haberleri kadar yer bulmadı):

UEFA Başkanı Michel Platini, Yunanistan’da F.Bahçe’nin Süper Lig ve Şampiyonlar Ligi’ndeki kaderini belirleyecek önemli açıklamalar yaptı. Platini, F.Bahçe’nin şike yaptığı kesinleşmeden Avrupa kupalarından atılamayacağını söyledi. Fransız futbol adamının bu ifadeleri, Süper Lig için de emsal teşkil ediyor.
PLATİNİ, şike ve rüşvet bataklığına batan Yunanistan’a çıkarma yaptı. UEFA Başkanı, Atina’da Yunanistan Başbakanı Papandreou, Kültür Bakanı Pavlos Geroulanos ve Yunanistan Federasyon Başkanı Sofoklis Pilavios ile görüştü.
UEFA Genel Sekreteri Theodore Theodoridis de görüşmede yer aldı. Papandreou ile Platini, toplantının ardından bundan sonra ‘El ele’ çalışacaklarını açıkladı.
ÖNCE DELİLLER GELSİN Kİ! 
PLATİNİ asıl bombayı Atina’dan ayrılırken havalimanında patlattı. Yunan gazeteciler, UEFA Başkanı’na F.Bahçe’nin durumunu sordu. Michel Platini, UEFA’nın 12 Temmuz’da yaptığı açıklamayı hatırlattı ve F.Bahçe’nin kaderini yakından ilgilendiren şu sözleri sarf etti: ‘Aldığımız kararlar var ve Avrupa kupalarından ihraç etmeden önce şike yaptıklarından emin olmamız gerekiyor’.

Avrupa kupaları kuralarının çekim tarihi yaklaşırken, 22 Ağustos 2011’de UEFA Hukuk Müşaviri (müfettiş ya da başmüfettiş değil) Pierre Cornu İstanbul’a geldi.

(Not: chief legal counsel için bakınız…)

Cornu soruşturma savcısı Mehmet Berk ve TFF üst yönetimi ile görüşmeler yaptı. Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesinin ardından UEFA ve TFF yetkilileri kararı kimin aldığı konusunda net bir yanıt veremediler. Olası bir tazminattan kaçınmak için (ki bu bile verilen kararın doğruluğunun sorgulanması için yeterlidir) topu birbirlerine attılar.  Şimdi süreci Pierre Cornu’nun CAS’a verdiği ifadesinden yola çıkarak ele alalım.

18 Temmuz 2011 tarihinde Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı Nyon’a giderek UEFA yetkilileri ile görüşmüşler. Toplantıda başlıca sorumluluğun TFF’ye ait olduğu konusunda anlaşılmış.

Daha sonraki yazışmalarda Yunanistan örneğinin gündeme gelmesi üzerine, Olympiakos Volou uygulamasından bahisle şunlar ifade edilmiş:

Burada öncelikle Yunanistan Futbol Federasyonu’nun bir kararı var. UEFA bu kararı beğenmeyerek değişikliğe gidiyor, doğrudan karar vermiyor.

Cornu’nun 22 – 23 Ağustos tarihli ziyaretinde yaşananlar ise şöyle:

Yani gayet net bir şekilde Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı Fenerbahçe’nin şike yaptığının kesin olduğunu, diğer kulüplerin şüpheli olduğunu belirtmişler. Üstelik de bunu Etik Kurulu Raporu’na dayandırarak yapmışlar. Biliyoruz ki Etik Kurulu bu raporu hazırlarken iddianame kabul edilmemiş, dolayısı ile gizlilik nedeniyle tüm evrakı incelememişti. Dolayısı ile, eksik bilgi ile bu NET kararı nasıl verdikleri ciddi şüphe uyandırıyor. Ayrıca, Etik Kurul Raporu’nun UEFA’ya verildiği de o süreçte iddia edilmişti. Oysa Cornu’nun ifadesi açık şekilde raporun kopyasının verilmediğini gösteriyor.

Cornu’nun şu ifadesi, aslında Arıboğan ve Helvacı’nın kişisel kanaatlerinin nasıl oluştuğunu gösteriyor:

İfadenin en can alıcı kısımlarından birisi de şu aşağıdaki kısım. Yetki ve sorumluluğun kime ait olduğu konusunda tartışmasız bir fikir veriyor:

görüşmelerin o ana kadar olan bölümünde TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın bulunmadığını, toplantıya sonradan dahil olduğunu ise şu ifadeden anlıyoruz.

Ancak Mehmet Ali Aydınlar’ın sürece doğrudan dahil olduğunu, en azından tüm bu gelişmelere katıldığını ise savcıyla görüşme bittikten sonra birlikte yenilen yemekte yaşananlardan anlıyoruz:

Sorumluluk ve yetkinin TFF’de olduğu bir kez daha teyit edilmiş:

Sonuç:

Tüm bu süreç sonucunda 24 Ağustos 2011 tarihinde TFF Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiğini açıkladı:

25 Ağustos 2011 tarihinde Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına bağlanan Mehmet Ali Aydınlar şunu söylüyordu:

Yazıda, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacağını, bu konuda Fenerbahçe’nin özveride bulunmasını istiyordu. Bunu federasyonun engellemesini, aksi taktirde 8 yıla kadar ceza verebileceklerinden bahsediyordu. Ben de Fenerbahçe yöneticilerine bunu tebliğ ettim. Bu bizim kararımız, yaptırımımız değil, UEFA’nın kararı.

Aydınlar aynı programda şunu da söyledi:

Başkan Aydınlar, UEFA’nın Fenerbahçe’nin aklanması halinde tazminat ödemeyi göze aldığını da kaydederek, ”Bize, eğer Fenerbahçe aklanırsa, biz tazminat öderiz’ dediler” ifadesini kullandı.

Oysa UEFA’dan bu konuda hiç bir bilgi bugüne kadar gelmedi.
Aydınlar kararı kendilerinin almadığını ima eden şu sözleri de aynı programda söyledi:

UEFA’nın Türkiye Futbol Federasyonunun alacağı kararlara müdahale edemeyeceğini savunan başkan Aydınlar, UEFA’nın sadece daha sonra Tahkim Kurulunun vereceği karara itiraz edebileceğini belirtti.
TFF Başkanı şöyle devam etti: “Bu söylenenleri ben ve arkadaşlarım hak etmiyoruz. Kararı sanki ben verdim, ben UEFA’yım, sanki ben UEFA’da kendilerini savunmamışım.

Fenerbahçe’den gelen eleştiriler üzerine TFF 27 Ağustos 2011 tarihinde bir açıklama yaptı:

Kendisini savcı ve hakim yerine koyan iki görevlisinin olayları “tüm berraklığı ve çıplaklığı ile tarafsız şekilde UEFA ile paylaşan” TFF, şeffaflığını da yazışma belgelerini yayınlayarak gösterdi. Ne var ki yazışmalarda UEFA’dan gelen metinler yoktu. Sadece Lütfi Arıboğan’ın Gianni Infantino’ya yazdıkları bulunuyordu ve ilginçtir onlar da 16 Ağustos 2011’e kadar olan belgelerdi. Sonraki yazışmalar muhtemelen “şeffaf” değildi…

18 Ekim 2011 tarihinde İZVAK (İzmir Gücü Spor Vakfı) toplantısında konuşan Lütfi Arıboğan “süreci iyi yönettiklerini” söyledi: 

Toplantıda bir konuşma yapan Başkan Vekili Arıboğan, TFF’nin şike iddialarına yönelik soruşturma sürecini çok iyi yönettiğini belirterek, ”Bugün Türkiye liglerinin oynanıyor olması önemli bir başarıdır. Bunu abarttığımı düşünmeyin. Gerçekten sistemi kilitleyecek, belki de birçok şeye ara verecek bir soruşturmayla yüzleştik” dedi.

TFF 29 Kasım 2011 tarihinde, Beyaz TV’de yayınlanan Derin Futbol programı yorumcusu Ahmet Çakar’ın iddialarına yanıt verdi:

Ahmet Çakar’ın sözde bir arkadaşının kulak misafiri olduğunu iddia ettiği şekilde, Pierre Cornu ile Lutfi Arıboğan arasında “Sen artık UEFA’dansın. UEFA’da yükseleceksin” şeklinde diyalogların gerçekliğini bilmemiz imkansız elbette. Ancak TFF’nin açıklamasında iddia ettiği

TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan ve Baş Hukuk Müşaviri Prof.Dr. İlhan Helvacı ile UEFA Disiplin Müfettişi Pierre Cornu arasında yurtiçinde ya da yurtdışında hiçbir özel görüşme olmamıştır. Taraflar arasında tek resmi görüşme, şike soruşturmasının başlamasını takiben 18 Temmuz 2011’de UEFA’nın Nyon’da geniş katılımlı bir toplantıda yapılmıştır.

ifadesi de biraz kafa karıştırıcı. Zira, yukarıda da gördüğümüz üzere, Cornu, CAS’a verdiği ifadesinde şunu söylemişti:

12 Ocak 2012 tarihinde ise TFF internet sitesinden yapılan açıklama ile

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), 12.01.2012’de TFF’ye gönderdiği yazıda, Fenerbahçe tarafından UEFA ve TFF aleyhine CAS nezdinde açılan tazminat davasında; UEFA’nın, kendi avukatı ve görevlisi Pierre Cornu’nün 03.11.2011 tarihli raporunun dosyadan çıkartılmasını talep ettiğini bildirdi.

Fenerbahçe’nin CAS’taki avukatlarından Emin Özkurt ise 22 Ocak 2012’de TV8’de katıldığı Her Şey Futbol programında, yaptıkları girişimler sonucunda Cornu’nun ifadesinin dosyadan çıkarılmadığını açıkladı.
(Meraklısına not: Programdaki ilginç bir durum da, spor -futbol- gazetecisi olmasına rağmen Faik Çetiner’in -ve Sinan Engin’in- Fenerbahçe’nin 30 Kasım 2011 tarihinde internet sitesinden kamuya açıkladığı Cornu’nun ifadesinden habersiz olmaları, hatta Çetiner’in CAS’ı kasdederek “istesem bana da verirler mi bunları” gibi garip bir soru sormasıydı. Ne diyelim; QTM işte)

Yukarıda açıklanan olayların, daha çok Pierre Cornu’nun ifadesine dayandırıldığını, bu bilgilerin gerçeği yansıtmıyor olabileceğini elbette biliyorum. Ancak, ismi geçen kişiler ya da kurum (TFF) tarafından, aylarca bu ifadeye karşı hiç bir girişimde bulunulmaması, elde mevcut TEK resmi ifadenin bu olması, başka bir seçenek bırakmıyor. 

Behçet Üstün

İlgili yazılar:

Ünlü Türk Yalanları – 1: Emenike’nin Para Sayarken Görüntüleri Var

Ünlü Türk Yalanları – 3: SPK Fenerbahçe’nin Düşmesine İzin Vermez

Ünlü Türk Yalanları – 4: Dava Siyasi Değil

Ünlü Türk Yalanları – 5: TFF (Bodrum Bodrum)

FENERBAHÇE’NİN ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDEN MEN EDİLMESİ

leave a comment »

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesinin üzerinden oldukça zaman geçti. Dolayısı ile birçok kişinin hafızasında olay bulanıklaşmaya başladı. Medya manipülasyonu sayesinde gerçeğin yerine başka birşey konulmaya başladığını hayretle izliyoruz.

Başta Trabzonspor ve Galatasaray ile yandaşları siyasetçi / gazetecilerin çabalarıyla gerçek çarpıtılmakta. Trabzonspor’un Fenenerbahçe’den kupayı talep etmesindeki cürete neden gösterebildiği “tek” olgu UEFA’nı Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne almaması, yerine Trabzonspor’un alınması. Bunu Fenerbahçe’nin şampiyonluğunun UEFA tarafından kabul edilmediğinin ispatı olarak görüyor, daha doğrusu lanse etmeye çalışıyorlar.

Oysa gerçek çok farklı…

24 Ağustos 2011 tarihinde TFF’nin sitesinden yaptığı açıklama şöyle:

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacak 

UEFA, 23 Ağustos 2011’de Türkiye Futbol Federasyonu’na gönderdiği yazıda, ülkemizde sürmekte olan şike soruşturması çerçevesinde, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün bu sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan çekilme kararı vermesi gerektiğini, kulüp bu yola gitmeyecek olursa, Türkiye Futbol Federasyonu’nun Fenerbahçe’yi 2011-2012 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men etmesi gerektiğini, bu 2 yoldan herhangi birisi benimsenmeyecek olursa, UEFA’nın kendi disiplin soruşturmasını başlatabileceğini ve Türkiye Futbol Federasyonu yani ülkemiz aleyhine disiplin yaptırımları uygulama yoluna gideceğini bildirmiştir.

Bu yazı üzerine durum TFF tarafından yazılı olarak derhal Fenerbahçe Kulübü’ne bildirilmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü, 24 Ağustos’ta TFF’ye gönderdiği cevabi yazıda, TFF’nin bu konuda iddianamenin mahkemece kabulünün beklenmesine yönelik kararına saygı duyduğunu ve kendisine tanınan kısa süre içinde böylesine önemli bir konuda herhangi bir karar almasının fiilen mümkün olamayacağını bildirmiştir.

Bu gelişme karşısında, durum 24 Ağustos’ta TFF Yönetim Kurulu’nun yapmış olduğu olağanüstü toplantıda ele alınmış ve gerek Fenerbahçe’nin maruz kalabileceği, ağır disiplin yaptırımları gerekse Türkiye Futbol Federasyonu’nun yani ülkemizin maruz kalabileceği disiplin yaptırımları göz önünde bulundurularak, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men edilmesine karar verilmiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Bu metinde iki şey çok açık:
1.- Fenerbahçe’yi gerekçeler ne olursa olsun TFF men etmiştir.
2.- Men gerekçesei Fenerbahçe’nin suçlu bulunup, şampiyonluğunun geçersiz olması değil, tedbir amaçlıdır.

O günlerde konu hakkındaki tartışmalarda Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesinin tümüyle “tedbir” amaçlı olduğu, hatta benzeri bir uygulamayı TFF’nin Türkiye’de de uygulaması gerektiğini savunanlar olmuş, Fenerbahçe Spor Kulübü yönetimi de aynı “tedbirin” Süper Lig için de uygulanması ve Fenerbahçe’nin Bank Asya Ligi’ne düşürülmesi gerektiğini söylemişlerdi.

Bugün ise işin “tedbir” yanı unutturularak fütursuzca kupa talepleri yapılmakta.

Trabzonspor kupayı acaba “tedbiren” mi istemektedir, merak ediyorum.

Behçet Üstün

Written by kesinofsayt

18 Ocak 2012 at 14:52

ALİ KOÇ: GEREĞİNİN YAPILMASINI İSTİYORUZ

leave a comment »

TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan ve Baş Hukuk Müşaviri Prof.Dr. İlhan Helvacı ile UEFA Disiplin Müfettişi Pierre Cornu arasında geçen ve Profesyonel Futbol Takımımızın Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesini sağlayan ifadeler, CAS’ta devam eden davamızdaki resmi raporlar ve UEFA’nın resmi savunmasından yapılan alıntılarla ile kamuoyuna açıklandı.

Asbaşkanlarımız Ali Koç ve Abdullah Kığılı ile Yönetim Kurulu Üyemiz Ali Yıldırım ve Kulüp Avukatımız Emin Özkurt, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu 1907 Tribünü’nde düzenledikleri basın toplantısında resmi belgelere dayanarak yaptıkları açıklamalarla, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilme kararının TFF’ce UEFA’ye telkin edildiğini ispatladı.

Asbaşkanımız Ali Koç, 3 Temmuz’dan itibaren geçen zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü adına çok büyük haksızlıklar yapıldığını ifade ederek “2 kişi Fenerbahçe’nin geleceği ile oynadı” dedi ve haksızlıkların ortadan kalkması için tüm kamuoyundan yardım istedi.

ENDİŞELERİMİZDE HAKLIYMIŞIZ

Ali Koç 3 Temmuz’dan bu yana geçen süreci özetlemeden önce “Fenerbahçemizin UEFA Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmemesinin arkasındaki gerçekleri sizlerle paylaşacağız. Bugün paylaşacağımız gerçekler, endişelerimizin ne kadar haklı olduğunu ve Fenerbahçe’nin Avrupa’daki haklarının büyük bir kurguyla nasıl gasp edildiğini ortaya çıkaracaktır. ” dedi.

GİZLİLİK KARARINA RAĞMEN HER ŞEY KONUŞULDU

Ali Koç, “Şampiyonlar Ligi`ne gidememizle ilgili derin endişelerimiz olduğunu söylemiştik. Yöneticilerime, başkanlarımıza hiçbir savunma hakkı olmadan Fenerbahçe üzerine yıkılarak bazı misyonlar yüklemeye çalışıldı. Gizlilik kararı olmasına rağmen her şey konuşuldu. Gerekli delillerin tamamına erişilmeden, ulaşılan bilgilerin de hukuka uygun olmayan şekilde kullanıldığı görülmüştür. Yargısız infaz yapılmıştır” dedi.

ASIL ÜZÜLDÜĞÜMÜZ REVA GÖRÜLEN MUAMELE

Fenerbahçe, Başkan ve yöneticilerinin suçlu duruma düşürüldüğünü belirten Ali Koç, “3-15 Temmuz arasında Türkiye Spor Tarihinde görülmemiş bir olayla karşılaştık ancak bizi daha çok üzen hayal kırıklığına  uğratan olay, isnat edilen suçlan ne olursa olsun reva görülen muameledir Adeta bir kampanya ile tüm soruşturmanın Fenerbahçe’nin üzerine yıkılması; Fenerbahçemizin, Başkanımızın ve diğer arkadaşlarımızın kendilerini müdafaa  etmeden, gizlilik kararı olmasına rağmen kamuoyunda  suçlu gösterilmeleri, bizi derinden üzdü ve  rencide etti. Buna rağmen; bugün tam 150 gün oldu, Fenerbahçeliler kenetlenerek ayakta durdu” dedi.

15 AĞUSTOS’TA 2 İLGİNÇ BİLGİ PAYLAŞILDI

TFF’nin 15 Ağustos’ta yaptığı basın toplantısından alıntılar yapan Ali Koç, “Ayrıca o toplantıda o gün anlam veremediğimiz ancak bugün çok daha iyi kavradığımız 2 ilginç bilgi paylaşıldı. İlki gizliliği bulunan Etik Kurul Raporu’ndan sadece Fenerbahçe ile ilgili bir bölüm okundu. İkincisi bir soru üzerine Federasyon Başkanımız ’Kendisini şüpheli gören varsa Avrupa’ya gitmesin’ diye açıklama yaptı.

BAŞSAVCI UEFA’NIN TALEPLERİNE OLUMSUZ YANIT VERDİ

1 hafta sonra 22 Ağustos’ta UEFA’yı temsilen Başmüfettiş Pierre Cornu’nun Türkiye ziyareti gerçekleşti. Bu ziyarette neler konuşulduğunu Emin Bey savunmadan sizinle paylaşacaktır. Bu görüşmede Sayın Lutfi Arıboğan ve Sayın İlhan Helvacı ile ön görüşme yapıldı. Burada bir bilgi alınmadı, şifahen görüşler belirtildi. Bunu takiben Sayın Cornu, söz konusu 2 kişiyle beraber Başsavcı Sayın Berk’i ziyaret etti. Orada Federasyon Başkanımız da bekliyordu.Uzun sürmeyen bir görüşme oldu. Bu görüşmede Sayın Cornu, soruşturmanın gizliliğini bilmesine rağmen hassasiyeti dile getirerek gizliliği ihlal etmeden acaba futbol tarafından bir soruşturma başlatılıp başlatılmayacağını sordu, sorduğu her soruya olumsuz cevap aldı. O toplantıdan sonra malum gece yemeği yapıldı. Sonra malum 2 kişi, Federasyon Başkanı ve müfettiş bir toplantı yaptı ve Sayın müfettiş ertesi gün ülkemizden ayrıldı” dedi.

MEKTUBA YANSIYAN 3 KONU DİĞER TAKIMLAR İÇİN DE GEÇERLİYDİ

Ardından Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilme sürecini gün be gün anlatan ve istenen talepleri yineleyen Ali Koç, UEFA’nın TFF’ye gönderdiği ve daha önce kamuoyuna yansıyan mektubu hatırlatarak, mektupta öne sürülen 3 konunun  (Gazete haberleri, Emniyet’in 19 maçta şike yapıldığı açıklaması ve cezaevinde yatan yöneticiler) sadece Fenerbahçe için geçerli olmadığını, diğer kulüpler için de (Soruşturmada adı geçen ama Avrupa’dan men edilmeyen kulüpler) söz konusu olduğunu hatırlattı ve Yunanistan’daki benzer olaylardan örneklemelerde bulundu.

RESMİ AÇIKLAMALARDAKİ FARKLI İFADELER

Ali Koç, “TFF, UEFA’dan gelen mektubu gerekçe göstererek Kulübümüzün Şampiyonlar Ligi’nden men edildiğini duyurdu. Kısa süre sonra Trabzonspor’un alındığı duyuruldu ve tüm bunlar sıfır tolerans adına yapıldı. Enteresan bir şey oldu. 24 Ağustos’ta UEFA’dan iki ayrı açıklama yapıldı. TFF’nin açıklaması yapılmadan 1 kaç saat önce UEFA’dan Şampiyonlar Ligi’nde olacak takımların ismi açıklandı ve arasında Fenerbahçe de vardı.  Sonra TFF tebliğde bulundu. Sonra UEFA bir açıklama daha yaptı. TFF ’nin verdiği karar neticesinde Fenerbahçe’yi men ettiğini söyledi, hassasiyetinden dolayı TFF’yi kutladı ve şöyle bir ifade kullandı: ’TFF’nin iradesi ve sorumluluğunda alınan karara istinaden Fenerbahçe’yi men ediyorum’ dedi. Bizce UEFA,  TFF’ye karşı hukuki sorumluluğu bir nebze sağlama almak adına bunu yaptı” dedi. UEFA’nın, resmi sitesinden yaptığı açıklamaların da TFF’ce bildirilen ifadeler olduğunu belirten Ali Koç, “TFF’nin burada çıkan metninde ’Şikeden soruşturulduğu için’ diyor, orada ’Şike yaptığı için’ diyor. Bu da bir detay ama önemli bir detay” dedi.

FENERBAHÇE VE ÜLKEMİZİN MENFAATLERİ İÇİN YEREL MAHKEMEYE GİTMEDİK

Şampiyonlar Ligi’ne katılamamanın Fenerbahçe’ye çok ağır şartlar getirdiğini anlatan Ali Koç, tüm bunların ardından Fenerbahçe’nin CAS’a gittiğini belirterek, “Burada da önemli bir ayrıntı var. Tüm yerli yabancı hukukçuların ısrarına rağmen, İsviçre yerel mahkemesine gitmeme kararı aldık. Gitseydik yürütmeyi durdurma kararı çok kuvvetle muhtemeldi. Çünkü Kulübümüze hiç bir savunma hakkı verilmeden ceza verilmişti. Ama biz tüm bunlara rağmen konuyu futbol ailesi içinde CAS’a taşıyarak çözmenin ülkemizin ve Fenerbahçe’nin uzun vadeli menfaatleri için daha doğru olduğunu düşündük” dedi.

… VE SAVUNMALAR GELDİ

CAS giderek Şampiyonlar Ligi’ne dahil edilmeyi istediklerini belirten Ali Koç, “Bizi 5. takım olarak dahil edin, bir başkasını çıkarın demedik. Bunun büyük olasılıkla olmayacağını bilerek ama daha sonra doğacak tazminat haklarımız için böyle yaptık. CAS davamızı açtık ve beklemeye geçtik. 10 gün evvel bize TFF’nin ve UEFA’nın CAS’ta yaptığı savunmalar geldi. Bu savunmaları okuyunca bilhassa Pierre Cornu’nun savunmasını okuyunca çok üzüldük. Aslında bizim dediklerimiz doğru çıkıyor diye mutlu olduk ama ülkemiz adına çok çok üzüldük. Ayrıca bu durum ileriye doğru dönük çok daha karmaşık bir tabloyu da çizmiş olabilir” diye konuştu.

AVUKAT ÖZKURT MAHKEME BELGELERİNİ AÇIKLADI

Toplantıda daha sonra söz alan Kulüp Avukatımız Emin Özkurt ise şunları söyledi:

“Biz hakkımızı, spor yargısı içerisinde çözmek adına CAS’ta aramaya karar verdik ve bu çerçevede 1 Eylül itibariyle davamızı açtık. Bu yargılama çeşitli aşamaları olan bir süreç. Bu aşamada davalı tarafların (TFF ve UEFA) savunmaları bize geldi. (Sadece bize değil, davanın tüm taraflarına iletildi). Bu belgelerin aynısının TFF’de olduğunu belirtmek istiyorum. UEFA Disiplin Başmüfettişi Pierre Cornu’nun ifadesinden ve UEFA savunmasında bazı alıntılar yaparak konunun içeriğine girmek istiyorum.

İLK İLETİŞİM 4 TEMMUZ’DA

Pierre Cornu tarafından CAS’a sunulmuş olan 3 Kasım 2011 tarihli resmi savunmasında şu noktalara değiniliyor. Aynen aktarıyoruz. İlk olarak ilk iletişime ne zaman geçtiklerine dair bir açıklama yapıyor Sayın Cornu ve diyor ki; ’Soruşturma sürecinde ilk temas, UEFA Genel Sekreteri’nin Cornu’dan davayla ilgilenmesini talep etmesi neticesinde, TFF yetkilileri Sayın Lutfi Arıboğan ve Sayın İlhan Helvacı ile 4 Temmuz tarihinden itibaren görüşmelere başlandı’ deniliyor.

UEFA MÜFETTİŞİ CORNU’NUN CAS’A VERDİĞİ İFADELER

Yine aynı ifadenin ikinci bölümünde 18 Temmuz 2011 tarihinde yapılan toplantıdan bahsediliyor. Cornu dilekçesinde bunu şöyle ifade ediyor:  Sayın Arıboğan ve Sayın Helvacı’nın durumu görüşmek üzere, 18 Temmuz 2011’de durumu görüşmek üzere Nyon’a geldiklerini söylüyor. Bu toplantıyla ilgili kanaatlerini Sayın Cornu şöyle açıklıyor: ’Şahsen bulunduğum bu toplantıda TFF yetkililerince ceza soruşturmasındaki son durum hakkında bize bilgi verilmiştir. Ellerindeki bilgilere göre şike olayları Türk Ligi’nde olmuş ama UEFA maçlarında olmamıştır’ diyor Cornu. Yine bu bilgileri 18 Temmuz tarihli toplantıya ilişkin söylüyor. 3 olarak Cornu kendi ifadesinde 22 Ağustos’ta yaptığı İstanbul ziyaretine değiniyor. Cornu kendi beyanına göre 22 Ağustos 2011 günü öğleden sonra İstanbul’a geliyor. Sayın Arıboğan ve Sayın Helvacı tarafından karşılanıyor, takriben 1 saat süren toplantı sonucu içinde bulunulan durumu değerlendiriyorlar. Bu toplantıda Sayın Arıboğan ve Sayın Helvacı Cornu’ya şunları aktarıyor: İlk olarak,’Ellerindeki verilere göre Fenerbahçe’nin şikeye karıştığı kesindir şeklinde görüş belirtmişlerdir. Ancak UEFA müsabakalarına kayıtlı olan ve yetkilileri şüpheli olan diğer 2 kulüp bakımından delillerin yetersiz olduğunu ve bu kulüplerin şikeye karıştıklarına dair şüphe olduğunu belirttiler’ diyor. Bu noktada bu ifadelerin kullanıldığı tarih itibariyle gizlilik kararının söz konusu olduğuna bilhassa çekmek isteriz. Kendi soruşturması olmasına rağmen, Savcılığın gizliliği ihlal etmemek için paylaşmadığı bilgileri ve belgeleri, dikkatli olmak gerekir ki ifadelerde kullanmamak lazımdır. Etik Kurulu Raporu’nun gizliliğini de burada belirtmek lazım. İkinci olarak Cornu bu öğleden sonra Arıboğan ve Helvacı ile gerçekleştirdiği görüşmede şunu belirtiyor: ’TFF’nin zor durumda kaldığını, medyanın büyük ihtimalle Fenerbahçe yetkililerinin şampiyonluk maçları sonuçlarında hile yaptıklarını kanıtlayan telefon görüşmeleri de dahil olmak üzere dosya içerisinden bir çok unsunu yayınlamış olduğunu, dolayısıyla Türkiye’de kamuoyunun Fenerbahçe’nin şikeye karıştığını bildiğini ancak TFF’nin ceza dosyasının kullanılmasını yasaklayan mahkeme kararı nedeniyle harekete geçemediğini Sayın Arıboğan ve Helvacı bana belirtimişlerdir’ diyor Sayın Cornu.

YÖNTEMİ BİRLİKTE BELİRLEMİŞLER

Cornu’nun o gün gerçekleştirdiği bir diğer görüşme, Sayın Başsavcı ile yaptığı görüşme. Ali Bey’in de demin belirttiği gibi görüşme takriben 30-45 dakika sürüyor ve herhangi bir bilgi veya belge Sayın Savcı tarafından UEFA yetkilisine verilmiyor. Anlaşılan o ki; Başsavcı gizlilik kararına uymak adına UEFA’dan gelen yetkiliye Türk Hukuku’nun gereği olarak hiçbir belge vermiyor ve hiçbir bilgi aktarmıyor. Başsavcı görüşmesinin ardından 22 Ağustos akşamı Cornu’nun ifadelerine göre olaylar şöyle gelişiyor: Cornu ifadesini şöyle sürdürüyor, ’22 Ağustos akşamı birlikte yemek yedikten sonra Sayın Aydınlar, Sayın Helvacı ve Sayın Arıboğan ile 1-1.5 saat süren bir toplantı yapıldı. Konu hakkında Fenerbahçe yetkililerinin maçlarda hile yapmadıklarına dair yüzde 1 olasılık olup olmadığını sorduğumda TFF yetkilileri buna ’Hayır’ cevabını verdilerBuna göre ceza soruşturmasının sonunda Fenerbahçe’nin şikeye karışmasından temiz çıkmayacağı açıktı. Toplantıya katılan tüm taraflar bu konuda mutabıktı’ Bu yaklaşım masumiyet karinesinin açık ihlalidir. Cornu ifadesini şöyle sürdürüyor, ’TFF yetkilileri Fenerbahçe’ye karşı alınacak kararların. Bu kararları alan kişilerin güvenliğiyle ilgili ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirttiler’ diyor ve Cornu’nun belirttiğine göre toplantıya katılanlar toplantının sonunda şu şekilde bir fikir birliğine kalıyor: ’Ben görüşmelerimizi UEFA Genel Sekreteri’ne rapor edeceğim O da hızlı bir şekilde TFF’ye pozisyonumuzu teyit eden bir yazı yazacak’ (Bu pozisyon dediği de hepinizi malumu olan TFF’ce Fenerbahçe’ye gönderilen yazıdır) TFF de en kısa sürede gerekli adımı atacak. Bu şekilde anlaşmaya vardık’diyor. Yani diğer bir ifadeyle Cornu TFF ile UEFA arasında yapılan mektuplaşmanın birlikte kararlaştırdıkları bir yöntem olduğunu belirtiyor. Bizim CAS’ta her iki kuruma da dava açmamızın nedeni bu işin TFF’nin ve UEFA’nın bazı yetkilileri tarafından ortaklaşa kurgulanmış oluşuydu. Anlaşılan o ki bu konuda zamanında dile getirilen endişeler haklı çıkmıştır.

UEFA CEVAP DİLEKÇESİNDEKİ İFADELER

UEFA cevap dilekçesinden de birkaç bilgi aktarmamız şart. UEFA da dava çerçevesinde cevap dilekçesinde, birkaç teknik değerlendirmeden sonra Cornu’nun ifadelerini aynen belirtiyor ve resmi görüşü olarak mahkemeye sunuyor.

TFF İSTESEYDİ MEN TALEBİNE DİRENİRDİ

Ayrıca bununla da yetinmiyor ve gönderdiği mektubun TFF’nin Fenerbahçe’yi ihraç etmesini zorunlu kılmadığını, TFF dileseydi bu talebe karşı direnebileceğini, olası bir UEFA disiplin soruşturmasında ise elinin güçlü olduğunu söylüyor. Bir başka ifadeyle UEFA benim baskı yapmam senin bu kararı almanı,  itaat etmeni gerektirmez, sen bağımsız bir federasyon olarak kararlarını almakta serbestsin demektir. Ancak TFF, savunmalarında ve kararlarında, UEFA’nın direktiflerine uymayı bir zaruret gibi dile getirmiştir. UEFA bile kendinde bu hakkı görmezken, TFF kararlarının bu gerekçeye dayandırılması düşündürücüdür.  TFF kararı tek başına üstlenmemek ve bu karar nedeniyle kamuoyunda gözden düşmemek için, Fenerbahçe’yi men etme kararının gerekçelerinde seçeneksiz olduğunu belirtmiştir. Oysa TFF’nin seçeneksiz olmadığı UEFA’ca açık şekilde ifade edilmektedir.

DİĞER CAMİALARIN GELECEĞİNİ DE RİSKE ATTILAR

Son olarak UEFA’nın CAS’a sunduğu savunmanın son bir bölümüyle bitiriyorum. Şu anda Avrupa kupalarında mücadele eden ve adı 3 Temmuz süreciyle geçen takımlarımızla ilgili, iddianamenin çıkması gibi bir gelişmeye bağlı olarak UEFA tarafından gerekli adımların atılabileceği söz konusu dava cevap dilekçesinde belirtilmiştir. Bu durum da göstermektedir ki; Fenerbahçe’nin CAS davamızı açmamıza neden olan kararı alan yetkililer, aynı zamanda diğer camiaların da geleceğini riske atma ihtimali içine girmiştir. Şu an içinde bulunduğumuz süreci doğurmuşlardır”

ALİ KOÇ: ETİK KURUL RAPORU TEK YÖNLÜ

Avukatımız Emin Özkurt’un açıklamalarından sonra Asbaşkanımız Ali Koç şu yorumlarda bulundu:
” O kadar çok paradoks var ki; kendi içinde hangisinden başlasam bilemiyorum. Etik Kurul, raporu tamamlandıktan sonra yani 14-15 Ağustos’tan sonra kaç kişi ifadeye gitti. Konuyla ilgili bugün bir araçcn iadesinden bahsediliyor. Yani birçok şey değişti. Dolayısı ile Etik Kurul Raporu yetesizdir ve geçersizdir. Çünkü sürekli yeni bilgiler edinilmektedir. Diğer taraftan etik kurulu raporu emniyetin ve savcılığın iddia ettiği bilgilerden oluşturulmuş bir rapordur. Sadece ve sadece Madalyonun tek yüzünü göstermektedir. Hukuk devleti diye bahsettiğimiz şu günlerde,  sadece madalyonun tek tarafından hareket edilerek, zaten görmeleri yasak olan, paylaşılması anayasal suç olan yasak olan bir belgeden hareket edilerek koskoca 104 yıllık bir camianın Türk Sporuna, Türk Futboluna bu kadar hizmet etmiş milyonlara hitab eden bir camianın, ceza alması için sadece ve sadece eksik olan bir etik kurulu raporu ile hareket edilmiştir.

HANİ ETİK KURUL KARARI GİZLİYDİ

Savcılığın dahi kendi soruşturması olmamasına rağmen gizlilik ihlali suçunu işlememe adına paylaşmadığı belgeler ve bilgiler, nasıl olur da bu resmi veya gayriresmi görüşmelerde ifade edilmiştir. Hani bu etik kurulu raporu gizliydi? Hani sadece federasyon başkanı görecekti. Hukukçularımızın söylediğine göre bu bilgilendirilme kanunun 281. maddesini düzenleyen gizliliğin ihlali suçunu oluşturacaktır.

TFF’NİN KANAATİ İÇERİDEKİ İNSANLARIN ADİL SAVUNMA HAKKINA OLUMSUZ ETKİ YAPTI

Bu aynı zamanda TFF’nin bizim hakkımızda bir kanaat vermesi, bu kaanati UEFA’ya bildirerek UEFA’nın Türkiye’ye baskı yaptırarak bu şekilde bir karar aldırması ve Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Lgi’nden men edilmesi, aslında kamuoyunda UEFA bile Fenerbahçe’yi suçlu görüyor imajını yaratmakta, oluşturmakta, yerleştirmekte ve bir önemli konuda içerideki insanların adil savunma haklarını da bizce olumsuz açıdan etkilemektedir.

TOPLANTILARDA TFF BAŞKANININ KATILIMI SINIRLI

Güvenlik den bahsediliyor. Sanki biz 3. dünya ülkesiyiz. Ülkemizin bir yabancı gözünde yarattığı etkiyi, imaji görebiliyormusunuz?  Bu toplantılarda bir şey daha öne çıkıyor. Federasyon Başkanının toplantılara katılımlarının sınırlı olduğu.. Sadece İstanbul ziyaretinde savcı Mehmet Berk ile yapılan toplantıya katıldığı ve akşam yemeğine katıldığı görülüyor. Bu toplantılarda kendisine de neler tercüme edildiyse, onu bilmiyorum. Bunu üstüne basarak söyleme ihtiyacı duyuyorum. Çünkü bütün bu görüşmeler hem İsviçre’dekiler, yazışmalar direkt onun olmadığı ortamlarda veya ona tercüme edilerek anlatılan konulardır. Zaten biz bu konudaki direk iletişim sıkıntısını bildiğimizden, bu konunun yaratabileceği endişeleri paylaşıp konuya mümkün olabildiğince objektif ve adil bakacak kişi veya kişilerin UEFA ile ilgili sürecte görüşmelerini yürütmesini rica etmiştik. Federasyon ile yaptığımız toplantıda Fenerbahçenin 104 yıllık camiasının geleceğinin UEFA ile yapılan görüşmelerin konuya mümkün olduğu kadar objektif yaklaşılması gerektiğini söylemiştik. Üzülerek ve haklı olduğumuzu ve endişelerimizi gördük.

ÜLKEMİZİ KÜÇÜK DÜŞÜRDÜLER

Türkiye Hukuk Devleti. Türkiye son yıllarda büyük bir atılımlar yapan ülke, kendi bölgesinde lider. Söz sahibi. Sadece kendi bölgesinde değil, Dünya çapındaki ülkelerde bile artık söz sahibi. Ülkemiz için iyi şeylerin olduğu bir ortamda Türkiye’yi böylesine küçük düşürmek, komik duruma düşürmek, yapmak istediğiniz bir şeyi UEFA’ya yaptırmak için bu şekilde vermememiz gereken bilgileri sadece tek yönlü vermek, ülkemiz adına yakışmayan bir durum. Milyonlarca Fenerbahçelinin onuru ile oynandı. İçerideki arkadaşlarımızın suçlu olduğuna dair kanaatler kuvvetlendirildi bu hamlelerle. Mali açıdan çok büyük darbe yedik. itibarımız sarsıldı. Suçlu oluruz olmayız zaman gösterir. Ama hiç bir şeyin sahaya yansımadığı artık neredeyse aşikar ve iki kişi Fenerbahçe Spor Kulübü’nün geleceğiyle herşeyiyle oynamıştır. Biz bunu kabul etmiyoruz. Edemeyiz. Gerekenin yapılmasını, gerekenin yapılması için de; bizim gibi düşünüyorsanız her gün takip ettiğiniz Fenerbahçe’nin haksızlığa uğradığını düşünüyorsanız sizin de bu konuda bize yardımcı olmanızı bir Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi ve taraftarı olarak sizden rica ediyorum.

OBJEKTİF OLUN

Bizim söylediğimiz şarkıyı söyleyin demiyorum. Objektif baktığınız zaman hakikaten böyle düşünüyorsanız gündemde tutmanızı ve bir daha böyle bir şeyin olmamasını ve olmaması için de gereken iletişimi yapmanızı sizden Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından birinin yöneticisi olarak rica ediyorum.

MADALYONUN İKİ YÜZÜ VAR

Aksi kanıtlanıncaya kadar süreçle ilgili herkes masumdur. Yüce Türk adaleti de neyin ne olduğunu zamanla gösterecektir. Sadece Etik Kurulu Raporu ile bu kadar önemli konularda gayri ciddi ve gayri resmi şekilde UEFA’yı hareket geçirmek neresinden bakarsanız bakın kabul edilmeyecek bir yaklaşımdır. Bizler zaten kamuoyunda belirli kişiler, Başkanımız ve Kulübümüz bir kum torbasına çevrilmiştir. Çok azınız dik durup“Bu nasıl bir haksızlıktır” dedi. Madalyonun iki yüzü vardır. Her şey Fenerbahçe’ye mal edilmemelidir. Fenerbahçe’nin küme düşmesini beklemek, hiç bir federasyon incelemesi başlamadan, hiç bir disiplin soruşturması başlamadan beklemek nasıl bir hakkaniyettir. Bunları lütfen sorgulayın.

TFF DİK DURSAYDI BUNLAR OLMAZDI

Biz çok kabul edilmeyecek bir biçimde Şampiyonlar Ligi’nden men edildik. Türkiye’de, başta Federasyon Başkanı olmak üzere insanlara Fenerbahçe men edilmediği takdirde tüm Türkiye’nin zarar göreceğini, Türk takımlarının, Milli takımın, hatta 2020’nin bile risk edileceğine inandırdılar. Halbuki Türkiye Futbol Federasyonu dik dursaydı UEFA’ya’Kardeşim muhatabın benim, emniyetim savcım gerekli hassasiyetle konunun üzerine gidiyor. Bu ciddi bir konudur. Türk spor tarihinin en karmaşık konusudur. Bugüne kadar gördüğümüz böyle alelacele karar verilecek bir konu değildir. Türk Mahkemeleri Türk Yargı sSstemi sizin sisteminiz gibi çalışmaz. Türkiye’de birinin cezaevinde olması sizdeki gibi suçluluk demek değildir. Mahkemelerden % 56 beraat kararı çıkmaktadır. Siz bizim işimize karışmayın. Yargıdan çıkacak gizlilik kararının kalkması, yani iddianamenin mahkemede kabul edildikten sonra ki ; bu Aralık Ocak ayını alır. Ben soruşturmamı başlatacağım. Benim soruşturmam neresinden bakarsanız bakın konunun uzmanı olarak 2 ile 4-5 ay sürecektir. Dolayısı ile ben bu süreç içinde çabuk karar veremeyeceğim, bana da baskı yapma: Nasıl Yunanistan’da Futbol Federasyonu’nun Olimpiakos Volou’yu soruşturmasına, araştırmasına, cezalandırmasına sonra da tahkime gitmesine izin verdiysen bizim ülkemizde de aynı şekilde yaklaşmanı sizden bekliyoruz’ gibi bir tutum sergileseydi, bunların hiç biri bugün gerçekleşmezdi. Diğer bir tutum da sergileyebilirdi. Bunu söylerdi buna rağmen kendine güvenmiyorsa ,bütün takımlarımı çekiyorum Avrupa’dan diyebilirdi. Bu da bir tutumdu. Ama sadece Fenerbahçe’yi cımbızla buradan çekip cezalandırmak, başkalarının baskısıyla cezalandırılmasını sağlamak bizim kabul etmeyeceğimiz bir durumdur. İçimiz yanıyor. Lütfen bu sıkıntının giderilmesine yardımcı olun”

www.fenerbahce.org

Written by kesinofsayt

29 Kasım 2011 at 09:55

“MAHİR KAYNAK KAFASI” MI FENERBAHÇEYİ ŞAMPİYONLAR LİGİNDEN ETTİ

leave a comment »

Herkes aynı şaşkınlıkla aynı soruyu birbirine yöneltiyor.
“UEFA, Fenerbahçe’ye ‘hayır’ dediyse, Trabzonspor’u Şampiyonlar Ligine nasıl davet etti?”
Bam teli burası.
UEFA, Türkiye’ye o takım ya da bu takım demedi, hatta“Fenerbahçe grup adayı belirleme seçimine katılabilir”dedi.
Her şey yolundaydı.
Birden Türkiye Futbol Federasyonu, Fenerbahçe’yle ilgili şoke bir karar aldı. Bu öylesine alelacele, yüzeysel, akıl dışı bir karardı ki; UEFA, bu karar sonucu Fenerbahçe yerine Trabzonspor’u Şampiyonlar Ligine davet edince, anlamsızlığı ortaya çıkıverdi. Futbol Federasyonu gol yemişti; hem de ne gol!..
Peki…
Bu hata kimin? Tamam Futbol Federasyonu’nun.
İyi de…
UEFA Disiplin Başmüfettişi Pierre Cornu’yu havaalanında karşılayan, iki gecelik gezisi boyunca yanından hiç ayrılmayan Başkanvekili Lütfi Arıboğan’a sormak gerekmiyor mu: Siz, UEFA’nın Fenerbahçe olmazsa Trabzonspor’u davet edeceklerini niye öğrenmediniz? Federasyon, UEFA’nın bu kararını bilse Fenerbahçe’yle ilgili bu kararı almazdı. Çünkü, aynı şike soruşturmasında her iki kulübün de adı var. İki kulübün başkanı da gözaltına alındı; biri tutuklandı diğeri kefaletle serbest bırakıldı! Yani pek fark yok.

O halde…
Lütfi Arıboğan, Pierre Cornu görüşmesinde neler oldu?
Keza Arıboğan, UEFA yetkilileriyle görüşmek için de Avrupa’ya gitmişti. (Niye ise? O da ayrı bir konu!)
Yani…
Türkiye Futbol Federasyonu, UEFA’nın bir memurundan niye bu kadar korkmuştur?
Aslında her şey çok açıktı da, Lütfi Arıboğan olayları biraz abarttı mı?
Acaba…
Kayınbabası Mahir Kaynak’tan çok etkilenip komplo teorileriyle Futbol Federasyonu’nun kafasını mı karıştırdı?
Yoksa…
“Fenerbahçe katılsaydı 8 yıl hak mahkumiyeti alacaktık” gibi bir söz nasıl edilebilir?
Trabzonspor’un katılmasıyla bu cezadan nasıl kurtuluş olur?
Ha Fenerbahçe ha Trabzonspor aynı soruşturma değil mi?
Uzatmayalım…
Savcı Mehmet Berk bile “soruşturma gizlidir, size bilgi veremem” derken, Futbol Federasyonu’nun Fenerbahçe’yi ve dolayısıyla Türkiye’yi milyon Euro’luk bir zarara uğratan kararının altında aslında kimin imzası var.
Lütfi Arıboğan gözlerden kaçıyor…
İlk onun bir açıklama yapması gerekiyor…

OdaTv

Written by kesinofsayt

28 Ağustos 2011 at 21:50