FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Posts Tagged ‘Şampiyonlar Ligi

KESİNOFSAYT PODCAST 17 – Şampiyonlar Ligi Değişiyor mu – #FenerOl – Spor Kitapları

leave a comment »

Bu bölümde:

▶ Şampiyonlar Ligi’nde format değişiyor mu? Karşılıklı görüşmeler pazarlık kozu mu
▶ #FenerOl
▶ Spor Kitapları
▶ Euroleague

Timecode:

▶ 02:20 Şampiyonlar Ligi
▶ 02:50 Bahis konusu kulüpler listesi: Real Madrid, Barcelona, Manchester United, Manchester City, Chelsea, Arsenal, Liverpool, Paris Saint-Germain, Juventus, AC Milan ve Bayern Münih
▶ 06:25 Football Leaks belgelerinde Avrupa Süper Ligi fenerleaks.wordpress.com/2018/11/19/f…-super-ligi/
▶ 07:15 Gelirlerin dağılımı: Real Madrid %18.77 paya sahip olacak, Barcelona %17.61, Manchester United %12.58, Bayern %8.29, Chelsea %8.19, Arsenal %6.48, Juventus %6.16, PSG %6.11, Man City %6.05, Liverpool %5.50 ve AC Milan %4.27
▶ 11:10 UEFA’nın Avrupa Kulüpler Birliği’ne teklifi: 8’er takımlı 4 grup www.fanatik.com.tr/uefa-sampiyonla…egsiyor-2054180
▶ 18:30 #FenerOl
▶ 26:00 Jonathan Wilson – Yabancı: Kalecinin Tarihi www.ithaki.com.tr/urun/yabanci-kalecinin-tarihi/
▶ 33:05 Sunay Akın – Kalede 1 Başına www.kitapyurdu.com/kitap/kalede-1-…ina/480827.html
▶ 36:00 Allen Iverson Efsanesi: Yalnızca Güçlüler Ayakta Kalır www.nadirkitap.com/allen-iverson-e…tap6537737.html
▶ 39:15 Franklin Foer – Futbol Dünyayı Nasıl Açıklar? www.ithaki.com.tr/urun/futbol-duny…i-nasil-aciklar/
▶ 46:45 Euroleague

Müzikler:
▶ freemusicarchive.org/music/Checkie_…ub_ID_210_1537
▶ freemusicarchive.org/music/Checkie_…_Dilemma_ID_03

İletişim:
▶ E posta: kesinofsayt@gmail.com
▶ Twitter: twitter.com/kesinofsayt

Podcast yayınlarımızı
▶ Spotify üzerinden open.spotify.com/show/4esjFYIeOZeFJDF0JRlKAa
veya
▶ Spreaker üzerinden www.spreaker.com/show/kesinofsayt
veya
▶ ITunes üzerinden itunes.apple.com/tr/podcast/kesin…d1448305424?mt=2
dinleyebilirsiniz.

AVRUPA KUPALARI,TFF VE LİG FİKSTÜRÜ

leave a comment »

Türkiye Futbol Federasyonu ligin 5 – 17 hafta programlarını 9 Eylül tarihinde açıklayabildi.  Almanya, İngiltere gibi ülkelerde tüm fikstür ligler başlamadan açıklanırken Türkiye’de bu uygulamadan uzağız maalesef. Oysa UEFA sezon başlamadan önce milli maç takvimini, Avrupa kupaları fikstürünü (maç tarihlerini) federasyonlara yolluyor. Yani hangi tarihlerde liglerin oynanamayacağı, hangi tarihlerde ise oynanabileceği belli. TFF’nin bu uygulaması ya tembellikten ya da, ki bu daha vahim, tümüyle art niyetten. Bundan ne kasdettiğimi açayım sizlere…

Şu anda açıklanan takvime göre şöyle bir tablo oluştu:

FENERBAHÇE’NİN MAÇLARI (parantez içindeki günler maç aralarıdır)
16.09 Pazar Konya – Fenerbahçe
20.09 Perşembe D.Zagreb – Fenerbahçe (4 gün)
24.09 Pazartesi Fenerbahçe – Beşiktaş (4 gün)
30.09 Pazar Rize – Fenerbahçe (6 gün)
04.10 Perşembe Fenerbahçe – S.Trnava (4 gün)
07.10 Pazar Fenerbahçe – Başakşehir (3 gün)
11.10 Perşembe milli maç

BEŞİKTAŞ’IN MAÇLARI (parantez içindeki günler maç aralarıdır)
15.09 Cumartesi Beşiktaş – Malatya
20.09 Perşembe Beşiktaş – Sarpsborg (5 gün)
24.09 Pazartesi Fenerbahçe – Beşiktaş (4 gün)
29.09 Cumartesi Beşiktaş – Kayseri (5 gün)
04.10 Perşembe Malmö – Beşiktaş (5 gün)
07.10 Pazar Konya – Beşiktaş (3 gün)
11.10 Perşembe milli maç

GALATASARAY’IN MAÇLARI (parantez içindeki günler maç aralarıdır)
14.09 Cuma Galatasaray – Kasımpaşa
18.09 Salı Galatasaray – L.Moskova (4 gün)
23.09 Pazar Akhisar – Galatasaray (5 gün)
28.09 Cuma Galatasaray – Erzurum (5 gün)
03.10 Çarşamba Porto – Galatasaray (5 gün)
06.10 Cumartesi Antalya – Galatasaray (3 gün)
11.10 Perşembe milli maç

Kimlerin daha avantajlı olduğunu, TFF eliyle ayrımcılık yapıldığını görmek için çabaya gerek olmadığı açık.

Geçen haftalarda twitter üzerinden yapılan bir paylaşım vardı. Galatasaray’ın Avrupa maçları öncesinde deplasmanları olmadığından bahsediliyordu. Maalesef kaydetmemiştim. O tviti atanı hatırlayamıyorum ve o nedenle adını veremiyorum. Bir şekilde bana ulaşırsa bu satırlara eklerim kendisini de.
Oturup tek tek baktım maçlara (maçlar aşağıda listelenmiştir). Gerçekten de bir mucize yaşanmış. Tesadüf ve şansla asla açıklanamayacak bir olayla karşı karşıyayız. Galatasaray’ın 2013-14, 2014-15, 2015-16 ve 2018-19 sezonlarında, gruplar aşamasındaki 24 maçının hiçbirisinden önce ligde deplasman maçı yok.
TFF eliyle gerçekleşen bir mucize…
Bu TFF’nin tarafsız ve adil yönetildiğine hala inanan var mı acaba?

2018 – 2019 GRUP MAÇLARI

08 Aralık 2018 Galatasaray – Rize
11 Aralık 2018 Galatasaray – Porto

23 Kasım 2018 Galatasaray – Konya
28 Kasım 2018 L.Moskova – Galatasaray

02 Kasım 2018 Galatasaray – Fenerbahçe
06 Kasım 2018 Schalke 04 – Galatasaray

19 Ekim 2018 Galatasaray – Bursa
24 Ekim 2018 Galatasaray – Schalke 04

28 Eylül 2018 Galatasaray – Erzurum
03 Ekim 2018 Porto – Galatasaray

14 Eylül 2018 Galatasaray – Kasımpaşa
18 Eylül 2018 Galatasaray – L.Moskova

2015 – 2016 GRUP MAÇLARI

04 Aralık 2015 Galatasaray – Bursa
08 Aralık 2015 Galatasaray – Astana

21 Kasım 2015 Galatasaray – Antalyaspor
25 Kasım 2015 A.Madrid – Galatasaray

29 Ekim 2015 Galatasaray – Eskişehir
03 Kasım 2015 Benfica – Galatasaray

17 Ekim 2015 Galatasaray – G.Birliği
21 Ekim 2015 Galatasaray – Benfica

26 Eylül 2015 Galatasaray – Gaziantep
30 Eylül 2015 Astana – Galatasaray

12 Eylül 2015 Galatasaray – Mersin İY
15 Eylül 2015 Galatasaray – A.Madrid

2014 – 15 GRUP MAÇLARI

06 Aralık 2014 Galatasaray – Akhisar
09 Aralık 2014 Galatasaray – Arsenal

22 Kasım 2014 Galatasaray – Trabzon
26 Kasım 2014 Anderlecht – Galatasaray

31 Ekim 2014 Galatasaray – Kasımpaşa
04 Kasım 2014 Borussia Dortmund – Galatasaray

18 Ekim 2014 Galatasaray – Fenerbahçe
22 Ekim 2014 Galatasaray – Borussia Dortmund

26 Eylül 2014 Galatasaray – Sivas
01 Ekim 2014 Arsenal – Galatasaray 

13 Eylül 2014 Galatasaray – Eskişehir
16 Eylül 2014 Galatasaray – Anderlecht 

2013 – 2014 GRUP MAÇLARI

06 Aralık 2013 Galatasaray – Elazığ
11 Aralık 2013 Galatasaray – Juventus

23 Kasım 2013 Galatasaray – Sivas
27 Kasım 2013 Real Madrid – Galatasaray

01 Kasım 2013 Galatasaray – Konya
05 Kasım 2013 FC Copenhagen – Galatasaray

19 Ekim 2013 Galatasaray – Karabük
23 Ekim 2013 Galatasaray – FC Copenhagen

28 Eylül 2013 Galatasaray – Rize
02 Ekim 2013 Juventus – Galatasaray

13 Eylül 2013 Galatasaray – Antalya
17 Eylül 2013 Galatasaray – Real Madrid

Written by kesinofsayt

09 Eylül 2018 at 18:46

TUTARSIZLIKLAR PRENSİ

with 2 comments

Mehmet Ali Aydınlar 9 Şubat’ı 10 Şubat’a bağlayan gece 00:30’da Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programına konuk oldu.  Programda müstafi TFF Başkanı’ndan ziyade Fenerbahçe muhalefetinin lideri gibi konuştu. Lütfi Arıboğan’a, İlhan Helvacı’ya, Şenes Erzik’e, Gianni Infantino’ya teşekkür eden Aydınlar, Fenerbahçe yöneticilerinin tümüne muhtelif suçlamalar getirdi.

Programın bir yerinde “ben yalan söylemeyi beceremem, hemen anlarsınız” dedi. Ne tesadüftür ki bu lafı tam da Rıdvan Dilmen ve Aykut Kocaman ile yaptığı görüşmeyi anlatırken etti. Mehmet Ali Aydınlar’a ilk yalanlama da – daha doğrusu düzeltme- Rıdvan Dilmen’den geldi.

“Yılların gazetecisi” Mehmet Ali Birand, hiç bir şekilde sorularıyla sıkıştırmadığı konuğunu, söylediklerinin çoğu tutarsızken “tatmin edici, inandırıcı” buldu. Muhtemelen kendisindeki Galatasaray genlerinden kaynaklanan şu tweetleri yolladı:

Bakalım Mehmet Ali Aydınlar ne derece “tatmin edici, inandırıcı” idi…


Soru: TFF başkanlığına aday olmanızı Başbakan mı istedi?
Mehmet Ali Aydınlar
: İşin doğrusu kulüpler istedi. Ben de bu istekleri kırmayıp görevi kabul ettim. Çok çalışan bir insanım. Yıllardır futbol camiasının içindeyiz. Başbakan ile sadece istişarede bulundum.

Analiz:

Önce kısa bir kronoloji yapalım.

  • 4 Haziran 2011 tarihinde Mahmut Özgener’in TFF başkanlığını bırakacağı, yerine Göksel Gümüşdağ’ın aday olacağı haberleri çıktı.
  • 5 Haziran 2011 tarihinde Mahmut Özgener Lig TV’ye aday olmayacağını açıkladı.
  • Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, 10 Haziran 2011‘de villasında Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, Gaziantepspor Başkanı İbrahim Kızıl ve Galatasaray Başkanı Ünal Aysal yurtdışında olduğu için yardımcısı Adnan Öztürk’ü misafir etti ve aday olarak Mehmet Ali Aydınlar’ı belirlediler.
  • 13 Haziran 2011 tarihinde Göksel Gümüşdağ “on yıldır Türk futbolunun içindeyim. Her kademede görev yaptım. Kulüpler Birliği Vakfı ve alt birliklerin desteğini alarak başkanlığa adaylığımı koyuyorum”diyerek adaylığını açıkladı.
  • 15 Haziran 2011‘de Başbakan’ın “uzlaşın” çağrısı üzerine Göksel Gümüşdağ, Mehmet Ali Aydınlar lehine adaylıktan çekildi.  (Alternatif link)
  • 16 Haziran 2011 Mehmet Atalay çekildi.
  • 24 Haziran 2011 tarihinde başbakan Mehmet Ali Aydınlar’ı kabul etti.
  • 29 Haziran 2011 tarihinde Mehmet Ali Aydınlar TFF başkanlığına seçildi.

Siyasetin futbolun ne kadar içinde olduğunu 3 Temmuz Operasyonu sürecindeki siyasi dahli anlatırken yazmıştım. Ayrıca başbakanın TFF başkanlık seçimindeki rolü, savcılığın ek klasörlerindeki tapelerde bile mevcut:

Tapedeki görüşme tarihine dikkatinizi çekerim: 30 Nisan 2011… Daha Özgener’in başkanlığı bırakacağı, Mehmet Ali Aydınlar’ın adı filan hiç bir yerde yok. Ancak başbakan bu ismi telaffuz ediyor ve Mehmet Ali Bey hala bunu inkar ediyor.


Soru: Kişisel izleniminiz nedir, şike var mı? Savcı ile konuştuktan sonra şüphe duydunuz mu?
Mehmet Ali Aydınlar: 
70 klasör tape var. Bunları ben yazmadım. “Hiçbir şey yok” şeklinde davranmak doğru mu bilmiyorum. İçeride anlatılanları duyunca şaşırdım. “Hiçbir şey olmamış” diyemedim.

Analiz: “O dönemin” TFF başkanının bu ifadesinden, savunma olmadan, sadece polis / savcı soruşturmasından şikeye ikna olduğu anlaşılıyor. Kendisi ne kadar “kibarlaştırmaya” çalışsa da ifade çok net.
Aynı Aydınlar, kararları hemen başlangıçta almama nedenlerini ise “masumiyet karinesi ve savunmaların alınmaması”na bağlayabiliyordu ama… Kendisi savunma olmaksızın “birşey olmamış diyemem” dese de savunmadan bahsedebiliyordu yüzü kızarmadan.


Soru: Olayın UEFA boyutunda neler yaşandı?
Mehmet Ali Aydınlar: UEFA’ya gittik. Bir an önce karar verilmesini istediler. Bence de bir an önce karar vermek gerekiyor. “UEFA’yı dinlemeyelim” diyenler var. Yunanistan’da mahkeme devam ederken, Olympiakos Volou küme düşürüldü. Tahkim, cezayı kaldırdı. UEFA, devreye girdi ve Volou’yu 3 lig birden düşürdü.

Analiz:

Müstafi TFF Başkanı “yine” doğru bilgi alamamış ya da bilerek manipülasyon yapıyor.  Yunanistan’daki şike soruşturması, Koriopolis’te Yunanistan Futbol Federasyonu Olimpakos Volou ve Kavala için küme düşürme kararı aldı. Ancak Yunan Tahkim’i kararı bozup eksi puan cezasına hükmetti. Olympiakos Volou Uefa Avrupa Kupası’nda yer aldığı için (yani UEFA’nın organizasyonunda) ve katılmadan önce temiz olduğuna dair bir belge verdiği (ki bizim takımlarımız da bunu vermek zorunda) için, üstelik kendi federasyonu tarafından suçlu bulunduğundan ötürü üç sene men cezası aldı. Kavala UEFA kupalarında yer almadığı için UEFA ile muhatap dahi olmadı.  Gelelim bu takımların üç alt lige düşmelerine… Bu kararı bahis konusu kulüpler, suçu sabit görülen eski yöneticileriyle bağlarını kesmedikleri için hükümet aldı.
Koriopolis hakkında detaylı ve güzel bir çalışmaya şuradan ulaşabilirsiniz.


Mehmet Ali Aydınlar Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi süreciyle ilgili olarak da

15 Ağustos’ta Nihat Özdemir aradı. “TFF’ye gelebilir misiniz?” dedim. Ali Koç ile birlikte geldiler. “Etik Kurulu raporunu inceledim.Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne gitmemesi sizin yararınıza. Giderseniz Fenerbahçe çok daha büyük cezalarla karşılaşabilir. Fenerbahçeliliğiniz gereği bu şampiyonaya gitmemelisiniz” dedim.

açıklamasını yaptı.

Bu konudaki tartışmalar o dönemde de çok yapılmıştı. Fenerbahçe Spor Kulübü Asbaşkanı Ali Koç’un ilk açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca, bu konuyu incelediğimiz Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.

Elbette ki burada “sen dedin, ben dedim”e geliyoruz. Ancak Mehmet Ali Aydınlar’ın Rıdvan Dilmen ile yaşananlarda görüldüğü üzere olayların başını, sonunu yok sayarak çıkarımlar yapması, kendisine Mehmet Ali Birand kadar güvenmemizi engelliyor.


Soru: Yıldırım Demirören “UEFA’ya karşı dik durmadınız” eleştirisinde bulundu…
Mehmet Ali Aydınlar: O dönemde İsviçre’nin Sion takımı ile ilgili bir soruşturma yapılmıştı. İsviçre Futbol Federasyonu, dik durdu. Daha sonra FIFA, İsviçre Federasyonu’na bir yazı gönderdi. “Sion’un oynadığı bütün maçlar için eksi 3 puan ceza vereceksiniz. Aksi takdirde sizi men ederim, Basel’i de Şampiyonlar Ligi’nden çıkartırım” dedi. Dik durmanın bedeli bu. Milli Takımı riske atamazdım. UEFA ile neyin kavgasını vereceğim? UEFA, ancak vereceğiniz kararların kendi normlarına uyması halinde kararlarınıza karışmıyor.

Analiz:

Doğru, Sion CAS’taki davaların birisini kaybetti. Ancak CAS o davayı “esastan” reddetmedi. Usül ile ilgili bir red çıktı. Beş maddeden ikisi ile dava döndü. Sion’un UEFA ve FIFA aleyhine CAS’ta ve İsviçre Federal Mahkemeleri’nde davaları sürüyor. Mehmet Ali Bey’e bu konuda da “hukukçuları” yeterli bilgi iletmemiş sanırım.


Soru: Neden Beşiktaş ve ve Trabzonspor Avrupa kupalarından men edilmedi?
Mehmet Ali Aydınlar: Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor alındı. Bunu ben de bir TV kanalında öğrendim. Trabzonspor’u gönderenin biz olduğumuz söylendi. UEFA’nın uygulamasına göre, katılmayan takımın yerine sıralamadaki ilk takım alınıyormuş. Şampiyonlar Ligi, UEFA’nın kontrolünde. İsterse alır, isterse almaz. Almıyor, tavırlarını koymuşlar.

Analiz:

Öncelikle ” UEFA’nın uygulamasına göre, katılmayan takımın yerine sıralamadaki ilk takım alınıyormuş” cümlesine dikkatinizi çekerim. “Alınıyormuş” diyen, miş’li bilgiye sahip bir federasyon başkanının “süreci çok iyi yönettik” demesi ne kadar inandırıcı, tartışılır…

Ayrıca, Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmesi ile ilgili ciddi tartışmalar sürüyor. 7 Şubat 2012 tarihinde Vatan Gazetesi’ndeki bir haberde göre Trabzonspor’u TFF’nin gönderdiği bilgisi yer alıyor. Haberde “UEFA, Şampiyonlar Ligi statüsünün 2. maddesinin 7 ve 10. ek maddelerine dikkat çekerek ‘Sizin uygulamanıza paralel hareket edilmiştir’ “ diyor.  TFF bu süreçte şeffaf davranmadığı için yazışmaların ve uygulamanın ne şekilde yapıldığı konusu karanlıkta kalıyor.


Mehmet Ali Aydınlar programda

O dönemde “TFF, Fenerbahçe’yi göndermedi” diye çok eleştirildik. Kendi camiam olduğu için bu, beni çok yaraladı. Aykut Kocaman ve Rıdvan Dilmen ile görüşmem oldu. O görüşmede Rıdvan Dilmen, “Başkanım Fenerbahçe’yi göndermediğinizde ben sizi çok eleştirmiştim. Çok haklıymışsınız. Sizden özür dilerim” dedi. Ben de O’na, “Benden daha çok özür dilersin” yanıtını verdim.

dedi. 10 Şubat 2012 tarihinde, NTVSpor’da Yüzde Yüz Futbol programında Rıdvan Dilmen özür olayını kabul etti. Ancak “neden” olduğunu Mehmet Ali Aydınlar’ın açıklamasını, aksi takdirde ertesi gün kendisinin açıklayacağını söyledi. Mehmet Ali Aydınlar’dan haber çıkmayınca 11 Şubat 2012 tarihli programda işin içyüzünü açıkladı.

Rıdvan Dilmen şunları söyledi:

Mehmet Ali Bey 3 Ocak’ta beni aradı ve görüşmemiz gerektiğini söyledi. Orduspor maçı öncesi bir araya geldik. Bana UEFA’ya gittiği ve oradakilerle görüştüğünü anlattı. Fenerbahçe’nin cezasını tamamladığını ve önümüzdeki sezon için Avrupa’ya gidebileceğini dile getirdi. Ancak “bunlar medyaya yansırsa ben de UEFA da yalanlayacağız” dedi. Ben de hemen telefonumla Aykut Kocaman’ı aradım ve yanımıza gelmesini söyledim. Mehmet Ali Bey bize “Fenerbahçeli yöneticiler şike yapmış. Size eksi puan verilecek” dedi. Bu esnada Aykut Kocaman “Başkanım o zaman bizi küme düşürün” cevabını verdi. Ben de ayağa kalktım ve başkanım ben size çektiğim mesajdan dolayı özür dilerim” dedim. “Ultraslan’dan Sebahattin’i bilir misiniz?” diye sordum, tanımam dedi. “O bile Fenerbahçe’den sizin kadar nefret etmiyordur” dedim, çıktım. O günden beridir görüşmüyoruz.


Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’nin CAS’taki davasından lehte bir sonuç alınamazsa UEFA’nın Fenerbahçe’ye daha büyük ceza vereceğini iddia etti. Oysa aynı Aydınlar Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermeyerek UEFA tarafından verilebilecek olası bir cezayı önlediğini iddia ediyordu.

Mehmet Ali Bey’in tutarsızlıklarına alıştığımız için buna çok şaşırmadık. Ancak “yılların gazetecisi” Mehmet Ali Birand’ın bu çelişkilere dikkat çekmesini beklerdik. Sanırım “Liseli Medya”dan hala bunu beklediğimiz için biraz safız.

Programda Mehmet Ali Aydınlar tüm Fenerbahçe yöneticilerini suçlarken (hatta karar verme yetkileri olmadığını iddia ederken) “polis suçlu, savcı suçlu, siyasiler suçlu, Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı suçlu, ben suçluyum, onlar haklı” diye sitayişte bulundu. Şenes Erzik’e, Platini’ye ve Infantino’ya da teşekkür etti. Bu konudaki yorumu sizlere bırakıyorum!

Mehmet Ali Aydınlar’ın tüm program boyunca söylediği yegane doğru şuydu: “Soruşturmada adece Fenerbahçe’nin adı geçmiyor, iddianamede birçok kulübün adı var.

Written by kesinofsayt

12 Şubat 2012 at 00:27

BURSASPOR NİYE SUSTU?

leave a comment »

2003-2004 sezonunun son haftasına dört takım küme düşme korkusuyla girdiler. Elazığspor ve Adanaspor çok önceden küme düşmeyi garantilemişti. 16. sıradaki Bursaspor’un 37, 15. İstanbulspor’un 38, 14. Rizespor ve 13. A.Sebatspor’un 39’ar puanı bulunuyordu. Son haftada bu dört takımın da maçlarını kazanmasıyla (Bursaspor 1-0 Samsunspor, Konyaspor 0-2 İstanbulspor, A.Sebatspor 3-2 Ankaragücü, Ç.Rizespor 1-0 Beşiktaş) Bursaspor 40 puanla son takım olarak küme düştü. Bursaspor böylece lig tarihinin en yüksek puan ve en iyi averajla (0) küme düşen takımı oldu. Beşiktaş bir hafta önce de kendi sahasında A.Sebatspor’a 2-0 mağlup olmuştu.

Son hafta karşılaşmalarında Beşiktaş Ç.Rizespor’a yenilmese Bursaspor ligde kalacaktı. Beşiktaş’ın o maçı bilerek kaybettiği iddiaları, en azından bazı futbolcuların işin içinde olduğu iddiaları çok konuşuldu. Son haftada Ankaragücü kaybetmeseydi Bursaspor yine kümede kalacaktı. Ancak öfkenin Ankaragücü’ne dönmemesinin nedenleri vardı: Öncelikle Bursaspor ve Ankaragücü taraftarı arasındaki yakınlık, sonra da Ankaragücü’nün maç sonrasındaki şikayetleri. Ankaragücü yöneticileri maçın devre arasında koridorlarda tehdit edildiklerini, silah çekildiğini iddia ettiler, ama hiç bir işlem yapılmadı. Kulüpler Birliği ve Ankaragücü başkanı Cemal Aydın içişleri bakanına şikayet edeceklerini söyledi:

Kulüpler Birliği ve Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın, Akçaabat Sebat maçında yaşanan olaylarla ilgili olarak İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya gideceklerini söyledi. Maçın devre arasında koridorlarda yaşanan olaylardan, İlçe Emniyet Emniyet Müdürlüğü’nü sorumlu tutan Cemal Aydın, “Olaylar çok çirkin ve futbola yakışmıyor. Mülki amirler amigo olamaz” dedi.

Devlet Bakanı M. Ali Şahin, A.Gücü Başkanı Cemal Aydın’ı arayıp ‘Geçmiş olsun’ der ve olaylar hakkında bilgi alır. Şahin, bu ve benzeri olaylara asla müsamaha etmeyeceğini belirterek, ‘Gereğini yapacaklarını’ söyler. Bakan Şahin, A.Gücü yöneticisi M.Kemal Ünsal, doktor yönetici Salim Sırrı Türker ve futbolcularının da bilgisine başvurulacağını sözlerine ekler. Bu arada A.Gücü Başkanı Cemal Aydın, Akçaabat’ta olaylara seyirci kaldığını belirttiği emniyet güçlerini İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya şikayet edeceğini söyler.

A. Sebatspor’a hem yenildiklerini, hem de tekmeli-tokatlı saldırıya uğradıklarını belirten A.Gücü’nün kaptanı Hakan Kutlu, “Koridordaki 35-40 kişilik saldırganlar arasında yumruk yumruğa çarpışmalar yaşandı” der ve konuyla igili şunları söyler:

“Her futbolcu bir-iki kişi yıkıp, soyunma odasına ulaşabildi. Soyunma odasının kapı dillerini bantlayıp kapatılmasını önlediler. Biz futbolcu olarak dürüstçe mücadele ettik. Formamızın onuru için dimdik durduk. Bize hep ‘Korkmayın, kimse sahada kalmaz’ derlerdi. Bunun gerçek olmadığını Akçaabat’ta gördüm.”

A.Sebatspor Kulübü Başkan Yardımcısı Baki Eyüboğlu, Ankaragücülülerin iddialarını, ‘Saçma’ ve ‘Kabul edilemez’ şeklinde yorumlarken, “Bizi bırakıp Sakarya’daki olaylara baksınlar” der.

Bu olaylar yüzünden Bursaspor’un tüm nefreti Beşiktaş’a döner. 2006 yılında Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Örtbas Edilen Şike Belgeleri (Lube Ayar) yazı dizisinde şunlar yazılmaktadır:

 Mayıs 2004. İddiasını kaybeden Beşiktaş’ta başkan Serdar Bilgili, teknik direktörü Mircea Lucescu. Beşiktaş, son maçında kümede kalmak için mutlaka 3 puana ihtiyacı olan Rizespor’la oynamaya hazırlanıyor. 15 Mayıs’taki maç için Rizespor son kozlarını oynuyor. O günlerdeki telefon konuşmaları, Sedat Peker’e yönelik “Kelebek operasyonu” için yapılan teknik takibe takılıyor. Telefon kayıtlarında “evladımız” sıfatıyla anılan Sergen, maça çıkmıyor. Emre Aşık, kötü oynuyor, Tümer 78. dakikada oyundan alınıyor. Serdar Topraktepe, “müsait” bir pozisyonda geri dönerek olası bir golün önüne geçiyor! Ve Beşiktaş, Rize’ye verilen “ilginç” bir penaltıyla maçı 1 – 0 kaybediyor. Sonuçta Rizespor 42 puanla 1. Lig’de kalıyor. 40 puanlı Bursaspor ise küme düşüyor.

(…)

Rizespor Futbol Şube Sorumlusu Peker, maç günü 0543 334 34.. numaralı hattı arıyor. Dosyada hattın sahibi belirtilmiyor. Aldığımız bilgilere göre, numara o tarihte Sergen’e aitti.
15 Mayıs 2004 (Saat 12.37)
VP: Sen oynamayacakmışsın, haberin olsun!
X: Tamam abi. Merak etme abi.
VP: Aman gözünün yağını … seyirci var ya! Var ya kalbim durmaya başladı ya!
X: Yok be, bir şey olmaz ya. Sen kafanı takma.

18 Mayıs 2004’de Bursaspor Kulübü, Birinci Süper Futbol Ligi’nin tescil edilmemesi için UEFA’ya başvurur. Kulüp Başkanı Fikret Üstenci, “Türkiye’de şu anda Futbol Federasyonu kalmadığı gibi, masa başı oyunlar, kurulan bölge birliği, kaba kuvvet, silah dayamalar ve şaibelerle lig bu hale gelmiştir. Kulübümüzün haklarını korumak için UEFA ve Şike Tahkik Komisyonu’na başvurduk. Bizim burada temennimiz bu şaibeli ligin tescil edilmemesidir” der.

Tüm bu yaşananlar, söylentiler, iddialar nedeniyle Bursaspor taraftarı ile Beşiktaş arasında ciddi bir gerilim başlar. Bursaspor’un Süper Lig’e dönüşünden sonra karşılıklı olarak deplasmana seyirci götürülmez.

2010-2011 sezonunun 32 haftasında 7 Mayıs 2011 tarihinde Beşiktaş Bursa’ya misafir olacaktı. Bu kez olaylar stadda çıkmadı. Maç öncesinde şehir savaş alanına döndü. Bursaspor taraftarının polisle çatışması üzerine Beşiktaş kafilesi stada dahi giremedi ve maç  “iptaledildi.

Futbol Federasyonunun Hukuk İşlerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Egemenoğlu, LigTV’ye yaptığı açıklamada, maçın iptaline ilişkin kararın Bursa Valiliği, emniyet müdürlüğü, maç temsilcisi ve hakemlerle yapılan bilgi akışı sonrası alındığını söyledi.
“Bütün bu gördüklerimizden sonra müsabaka talimatı uyarınca maç güvenliğiyle ilgili olaylar ve seyirci olayları nedeniyle müsabaka talimatının verdiği yetkiyle bu maçın oynanmamasına karar verdik” diyen Egemenoğlu, şunları kaydetti:
“Bu karar tehir, erteleme değildir. Bu karar maçın oynanmaması yönündeki bir karardır. Müsabaka talimatı gereğince Yönetim kurulumuz maçın akıbetiyle ilgili ivedi olarak toplanarak bir karar verecektir. Yönetim kurulumuzun aldığı karar doğrultusunda da hem açıklama, hem de gerekenler yapılacaktır. Kararı alan merci maçın hakemi değil, futbol federasyonu yönetim kuruludur. Bu karar erteleme değildir. Maçın oynanmaması yönünde verilmiş bir tedbir kararıdır.”

Olaylarda 25’i polis 34 kişi yaralandı, 100’ün üzerinde gözaltı vardı.

12 Mayıs 2011’de TFF Bursaspor’un 3-0 hükmen mağlubiyetine karar verir. Ayrıca Bursaspor beş maç saha kapatma ve üç deplasman maçına taraftar götürmeme cezasına çarptırır.

Bursaspor’un Tahkim Kurulu’na yaptığı itiraz 26 Mayıs 2011 tarihinde reddedildi.

İlginçtir, Tahkim Kurulu Talimatnamesi madde 14 şunu der:

KARARLARIN KESİNLİĞİ:
Madde 14 – Kurul kararları kesindir; idari veya yargısal mercilerin onayına tabi olmadığı gibi, bu kararlara karşı idari veya yargısal mercilere de başvurulamaz. Bununla birlikte Kurul’un, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun ihtiyari hakem sıfatıyla incelediği ihtilaflar hakkında vereceği kararlara karşı kanuni müracaat yolları saklıdır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun kararların açıklanması, maddi hataların düzeltilmesi ve yargılamanın yenilenmesi hakkındaki hükümleri saklıdır.

Tahkim Kurulu kararının kesin nihai hüküm olduğu gerçeği ortadayken TFF Yönetim Kurulu 24 Ağustos 2011 tarihinde Bursaspor’un saha kapatma cezasını kaldırdı:

12 Mayıs’ta verilen tedbir kararının üzerinden geçen 3.5 aylık süreçte, Bursaspor’un oynadığı 2 Spor Toto Süper Lig maçları ve FC Gomel ve RSC Anderlecht UEFA Avrupa Ligi maçları incelendiğinde Bursaspor taraftarlarının herhangi bir saha olayı gerçekleştirmediği belirlendi.

Bununla birlikte tedbir kararının verilmesinin hukuki dayanağı olan Futbol Müsabaka Talimatı’nın 17. maddesinde;

“TFF Yönetim Kurulu, tedbir niteliğinde olmak üzere, müsabaka güvenliğinin yerel idareler tarafından sağlanamadığına, sağlanamayacağına veya seyirciler tarafından bozulduğuna kanaat getirdiği illerde müsabakaları oynatmamaya ve bu illerde oynanması gereken müsabakaların bir kısmını veya tamamını başka bir ilde oynatmaya yetkilidir.” ifadesi yer almaktadır.

Bu çerçevede Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, Bursaspor’un 2011-2012 sezonunda sahasında oynayacağı Spor Toto Süper Lig maçlarında, Bursaspor taraftarlarının olay çıkartma riskinin bulunup bulunmadığı, emniyet görevlilerince rakip takım kafilelerinin ve müsabakaların güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağının sorulmasına, verilecek yanıtın olumlu olması şartına bağlı olarak, Bursaspor’un sahasında oynayacağı müsabakalara dair verilen tarafsız sahada seyircisiz oynamaya ilişkin tedbir kararının kaldırılmasına, bununla birlikte Bursaspor Kulübü’nün Spor Toto Süper Lig’de rakip sahada oynayacağı 3 resmi müsabakaya taraftarlarının alınmamasına ilişkin tedbir kararının aynen devamına” karar verildi. Buna göre Bursaspor’un yeni sezonda oynayacağı ilk 2 deplasman maçına taraftar alınmayacak.

TFF aynı gün Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiğini açıkladı

(BİLGİ NOTU: TFF Yönetim Kurulu’nun Bursaspor’un cezasını Tahkim Kurulu kararı sonrasında kaldırması konusunda bilgi aldığımız bir spor hukuku avukat dostumuz bu işlemin Tahkim Kurulu kararının iptali değil, TFF Yönetim Kurulu’nun “yeni” bir kararı olarak algılanması gerektiğini belirtti.)

Bursaspor Kulübü 25 Ağustos 2011 tarihinde “Bursaspor’un UEFA nezdindeki konumu” hakkında bir bildiri yayınladı:

Dün alınan karar doğrultusunda UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılacak takımlar ile ilgili tespit yapılırken, bu tespit kriterleri göz önünde bulundurulduğunda  2010-2011 sezonunu 3. Sırada tamamlayan Bursaspor Kulübünün UEFA nezdindeki konumunda herhangi bir değişikliğin gündeme gelmemesine anlam veremiyoruz. Lig sıralamasındaki değişikliklerin belirli dayanakları olması gerekliliği ile Bursaspor’un durumunun yeniden incelenmesi konusunda haklarımızın sonuna kadar aranacağından kimsenin şüphesi olmasın. Söz konusu durum sonrası maddi ve manevi kayıplarımızn telafisi konusunda hukuki açıdan girşimlerimiz başlatılacaktır.

Bursaspor’un UEFA’ya Trabzonspor yerine kendilerinin gitmesi yolundaki itirazı da reddedildi.

UEFA, Bursaspor’un Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden çıkartılarak Trabzonspor’un dahil edilmesine yönelik yaptığı itirazına cevap verdi ve bu kararın Türkiye Futbol Federasyonu’na ait olduğunu bildirdi.

Bursaspor’un UEFA’dan beklediği yazı kulübe ulaştı. UEFA, Yeşil-beyazlı kulübün Şampiyonlar Ligi organizasyonuna Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor’un lig ikincisi sıfatıyla dahil edilmesine yönelik itirazı değerlendirdi. Buna göre UEFA’dan gelen yazıda, konunun muhattabının UEFA olmadığı ve kararı Türkiye Futbol Federasyonu’nun aldığı belirtildi.

Bursaspor Hukuk Kurulu, aynı itirazı eş zamanlı olarak Futbol Federasyonu’na yaptığı için güzünü federasyona çevirdi. Federasyondan da cevap bekleyen Yeşil-beyazlı kulüp, istediği sonucu alamazsa bu kez Tahkim Kurulu’na başvuracak.

Bursaspor’un ayrıca CAS yolunu da araştırdığı öğrenildi. Bursaspor, Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne dahil edilmesi kararını UEFA’nın verdiğini öne sürerek CAS’da hakkını arayacak, bu görüşü kabul edilmediği takdirde tazminat yolunu denemeye çalışacak.

Ardından ne olduysa oldu, Bursaspor’un gerek TFF, gerekse UEFA nezdindeki girişimleri sona erdi.

Cezaların kaldırılmasından kısa süre sonra Bursaspor’un Şampiyonlar Ligi konusundaki itirazının son bulması doğal olarak akla bazı sorular getiriyor. Ne yazık ki Türkiye’de bazı soruların yanıtlarını bulabilmek, ancak öküz ölüp ortaklık bozulduğunda birileri konuşmaya başlayınca mümkün oluyor.

(NOT: Bu arada Bursa’daki olaylarda tutuklanan taraftarların “seyir yasakları” da kaldırıldı.)

Written by kesinofsayt

06 Şubat 2012 at 11:40

Bursaspor, Genel, TFF, UEFA, Şampiyonlar Ligi kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

YARGILAMANIN İADESİ

leave a comment »

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi sürecini artık bilmeyen kalmadı muhtemelen. Yine de hafızalarını tazelemek isteyenler buradan yeniden okuyabilirler.

Kısaca;

  • M.A.Aydınlar 11 Temmuz 2011 tarihinde yaptığı açıklamayla 2010-2011 sezonu UEFA’ya tescil edildiği şekilde bildirildiğini açıkladı.
  • 18 Temmuz 2011 tarihinde Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı Nyon’a giderek UEFA yetkilileri ile görüştüler.
  • 22 Ağustos 2011′de UEFA Hukuk Müşaviri Pierre Cornu İstanbul’a geldi. Lütfi Arıboğan, İlhan Helvacı ve M.A.Aydınlar ile görüştü.
  • 24 Ağustos 2011 tarihinde TFF Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiğini açıkladı.
  • 25 Ağustos 2011 tarihinde Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına bağlanan Mehmet Ali Aydınlar şunu söylüyordu:

Yazıda, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacağını, bu konuda Fenerbahçe’nin özveride bulunmasını istiyordu. Bunu federasyonun engellemesini, aksi taktirde 8 yıla kadar ceza verebileceklerinden bahsediyordu. Ben de Fenerbahçe yöneticilerine bunu tebliğ ettim. Bu bizim kararımız, yaptırımımız değil, UEFA’nın kararı.

31 Ocak 2012 tarihinde istifa kararı alan M.Ali Aydınlar kararının gerekçelerini şöyle açıklıyordu:

Bazı spor programlarındaki yorumcuların şahsıma hakarete varan söylemlerinin dozunu artırarak seviyesiz saldırıları, devam etmem konusunda yeniden düşünmeye sevk etti.

CAS Hakimi Sayın Av.Kısmet Erkiner’in açıklamalarının doğruluğunu araştırdım ve ilgili raporun maalesef Federasyonumuza 6 Eylül ve 3 Kasım tarihlerinde ulaştığını bugün öğrendim.

UEFA yetkililerinin bize karşı farklı, CAS’ta farklı tavır almaları, UEFA gibi Avrupa futbolunun çatı örgütü olan bir kuruluşun yapmış olduğu uygulamanın, içinde bulunduğumuz ortamın ne kadar güvensiz ve samimiyetsiz olduğunu gösterdi.

Buraya kadar olanlardan TFF Başkanı’nın da -ifadeleri doğruysa, zira bugüne kadar birçok çelişkisine rastladık- bazı şeylerden habersiz olduğunu anlıyoruz. Saklanan bilgi ve belgeler TFF’nin ve hukuk kurullarının “doğru karar” alma yetisini sekteye uğratmıştır.

Fenerbahçe Spor Kulübü TFF’nin men kararı üzerine Tahkim Kurulu’na başvurmuş, kurul başvuruyu 25 Ağustos 2011 tarihinde görüşerek itirazı reddetmiştir. Karar metni şöyledir:

Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3. maddesi TFF’ye UEFA’nın yetkili organları tarafından verilmiş kararlara uyma yükümlülüğünü getirmiştir.  Aynı şekilde TFF Statüsü’nün 2. Maddesinin c, i ve l bentleri  ve 13. Maddesinin a ve k bentleri uyarınca da  gerek TFF’nin gerekse de TFF’ye üye olan futbol kulüplerinin FIFA ve UEFA’nın koyduğu tüm kural ve talimatlara uyma zorunluluğu bulunmaktadır. TFF Statüsünün  80. maddesinin II. fıkrası hükmü uyarınca da  TFF,  UEFA ve FIFA  kural ve talimatlarına uygun karar almak zorundadır.

Yine 2011-2012 Şampiyonlar Ligi Talimatı’nın (Regulation of the UEFA Champions League- 2011/2012 edition) 2.o4 maddesi, müsabakalara katılacak kulüplere UEFA Statü, talimat, karar ve düzenlemelerine uyacaklarını teyit zorunluluğu getirmektedir. Bu Talimatın 2.05 maddesine göre, 27 Nisan 2007’den beri yürürlükte bulunan UEFA Statüsünün madde 50/3 hükmü gereğince, bir kulübün ulusal veya uluslararası maçlarda maç sonucu belirlemeye yönelik bir faaliyetinden şüphe duyması halinde UEFA, bu kulübün şampiyonlar ligine  katılmasını engelleme kararı alabilmektedir.

Yukarıda yazılan mevzuat hükümleri çerçevesinde UEFA 23 Ağustos 2011 tarihinde TFF’ye gönderdiği yazılı bildirim ile gerekçesini de göstererek Fenerbahçe Spor Kulübünün bu seneki Şampiyonlar Ligine Katılma yeterliliği bulunmadığını belirtmiştir.
2011-2012 Şampiyonlar Liginin düzenleyicisi UEFA olup TFF UEFA’nın üyesidir. Fenerbahçe Spor Kulübü de TFF ‘nin üyesidir. Yukarıda anılan mevzuat ve 2011-2012 Şampiyonlar Ligi Talimatına göre üyelik yükümlülükleri uyarınca gerek TFF’nin gerekse de Fenerbahçe Spor Kulübü’nün UEFA’nın her türlü karar, talimat ve bildirimlerine uyma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bu hukuki mevzuat kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda TFF Yönetim Kurulu’nun  24 Ağustos 2011 tarihli ve 7 sayılı toplantısında aldığı kararda mevzuat hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından yapılan itirazın ve yürütmenin durdurulması talebinin REDDİNE  (2011/ 294 K.);

Yani açıkça UEFA’nın  “Fenerbahçe Spor Kulübünün bu seneki Şampiyonlar Ligine Katılma yeterliliği bulunmadığını belirttiği”ni gerekçe göstererek talebi reddetmiştir. Oysa CAS Hakimi Kısmet Erkiner “UEFA’nın CAS’a vermiş olduğu savunmanın 6.3 paragrafında UEFA ‘Şayet TFF elinde bulunan delillerden tatmin olmaz ve kulüp yetkililerinin şike yaptığı konusunda bir karara varamazsa, UEFA’ya kulübü Şampiyonlar Ligi’nden çekmenin erken bir karar olduğunu söyleme yetkisindedir. TFF bu savunmayla bize Fenerbahçe’yi ihraç edeceğini bildirmeseydi biz onu oynatırdık’ diyor” açıklamasını yaptı. M.Ali Aydınlar da istifa gerekçesinde bunu doğruladı.

Sonuç:

  • Tahkim Kurulu eksik ve kendisinden gizlenen belgeler nedeniyle yanlış bir karar vermiştir.
  • Tahkim Kurulu’nun duruşmasında TFF avukatı İlhan Helvacı’dır.

TFF Futbol Disiplin Talimatı‘nın 93. maddesi

Disiplin Kurullarının, kesinleşen bir kararında dayanılan delillerin gerçeğe aykırı oldukları veya kararı etkileyecek yeni bir delilin meydana çıktığı veya kararın yerine getirilmesi tamamlanmadan önce mevzuatta ilgililer lehine bir değişiklik yapıldığı takdirde; ilgili kişi veya kulüpler ile soruşturma merciileri, kararı veren Disiplin Kurulu’ndan yargılamanın iadesini talep edebilirler. Bu talep üzerine ilgili Disiplin Kurulu, inceleme sonucuna göre, önceki kararın değiştirilmesine yer olmadığına karar verebileceği gibi yeni bir karar da verebilir.

demektedir.

Şimdi bu hatanın düzeltilmesi için ne yapılacağını merak etmekte ve beklemekteyiz.

NOT: Konu twitter’da @futbolhukuku tarafından gündeme getirilmiştir. İkazı ve bilgilendirmesi için teşekkür ederiz.

Written by kesinofsayt

01 Şubat 2012 at 10:34

ÜNLÜ TÜRK YALANLARI – 2: FENERBAHÇE’Yİ ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDEN UEFA MEN ETTİ!

with 6 comments

3 Temmuz’da başlayan süreçte TFF’nin ilk açıklamaları hukuka, masumiyet karinesine uygun şekildeydi. Ya da bizler öyle sanıyorduk.

TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın yönetim kurulu üyeleriyle birlikte 11 Temmuz 2011 tarihinde yaptığı açıklamaya göre 2010-2011 sezonu UEFA’ya tescil edildiği şekilde bildirilmişti. Yani Avrupa kupalarına gidecek takımlar ligin tescil edildiği şekline göreydi.

(Meraklısına not: aynı açıklamada 31 Temmuz 2011 tarihinde Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında süper kupa finali oynanacağı da var. Şu anda bu konuyu -en azından TFF’de- konuşan yok gibi)

UEFA Başkanı Michel Platini 27 Temmuz 2011’de, şike soruşturmaları nedeniyle sıkıntılı günler geçiren Yunanistan’ı ziyaret etti. Havalimanında gazetecilerin Türkiye’deki durumu sormaları üzerine şu açıklamayı yaptı (doğal olarak bu açıklama medyamızda diğer sansasyon haberleri kadar yer bulmadı):

UEFA Başkanı Michel Platini, Yunanistan’da F.Bahçe’nin Süper Lig ve Şampiyonlar Ligi’ndeki kaderini belirleyecek önemli açıklamalar yaptı. Platini, F.Bahçe’nin şike yaptığı kesinleşmeden Avrupa kupalarından atılamayacağını söyledi. Fransız futbol adamının bu ifadeleri, Süper Lig için de emsal teşkil ediyor.
PLATİNİ, şike ve rüşvet bataklığına batan Yunanistan’a çıkarma yaptı. UEFA Başkanı, Atina’da Yunanistan Başbakanı Papandreou, Kültür Bakanı Pavlos Geroulanos ve Yunanistan Federasyon Başkanı Sofoklis Pilavios ile görüştü.
UEFA Genel Sekreteri Theodore Theodoridis de görüşmede yer aldı. Papandreou ile Platini, toplantının ardından bundan sonra ‘El ele’ çalışacaklarını açıkladı.
ÖNCE DELİLLER GELSİN Kİ! 
PLATİNİ asıl bombayı Atina’dan ayrılırken havalimanında patlattı. Yunan gazeteciler, UEFA Başkanı’na F.Bahçe’nin durumunu sordu. Michel Platini, UEFA’nın 12 Temmuz’da yaptığı açıklamayı hatırlattı ve F.Bahçe’nin kaderini yakından ilgilendiren şu sözleri sarf etti: ‘Aldığımız kararlar var ve Avrupa kupalarından ihraç etmeden önce şike yaptıklarından emin olmamız gerekiyor’.

Avrupa kupaları kuralarının çekim tarihi yaklaşırken, 22 Ağustos 2011’de UEFA Hukuk Müşaviri (müfettiş ya da başmüfettiş değil) Pierre Cornu İstanbul’a geldi.

(Not: chief legal counsel için bakınız…)

Cornu soruşturma savcısı Mehmet Berk ve TFF üst yönetimi ile görüşmeler yaptı. Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesinin ardından UEFA ve TFF yetkilileri kararı kimin aldığı konusunda net bir yanıt veremediler. Olası bir tazminattan kaçınmak için (ki bu bile verilen kararın doğruluğunun sorgulanması için yeterlidir) topu birbirlerine attılar.  Şimdi süreci Pierre Cornu’nun CAS’a verdiği ifadesinden yola çıkarak ele alalım.

18 Temmuz 2011 tarihinde Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı Nyon’a giderek UEFA yetkilileri ile görüşmüşler. Toplantıda başlıca sorumluluğun TFF’ye ait olduğu konusunda anlaşılmış.

Daha sonraki yazışmalarda Yunanistan örneğinin gündeme gelmesi üzerine, Olympiakos Volou uygulamasından bahisle şunlar ifade edilmiş:

Burada öncelikle Yunanistan Futbol Federasyonu’nun bir kararı var. UEFA bu kararı beğenmeyerek değişikliğe gidiyor, doğrudan karar vermiyor.

Cornu’nun 22 – 23 Ağustos tarihli ziyaretinde yaşananlar ise şöyle:

Yani gayet net bir şekilde Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı Fenerbahçe’nin şike yaptığının kesin olduğunu, diğer kulüplerin şüpheli olduğunu belirtmişler. Üstelik de bunu Etik Kurulu Raporu’na dayandırarak yapmışlar. Biliyoruz ki Etik Kurulu bu raporu hazırlarken iddianame kabul edilmemiş, dolayısı ile gizlilik nedeniyle tüm evrakı incelememişti. Dolayısı ile, eksik bilgi ile bu NET kararı nasıl verdikleri ciddi şüphe uyandırıyor. Ayrıca, Etik Kurul Raporu’nun UEFA’ya verildiği de o süreçte iddia edilmişti. Oysa Cornu’nun ifadesi açık şekilde raporun kopyasının verilmediğini gösteriyor.

Cornu’nun şu ifadesi, aslında Arıboğan ve Helvacı’nın kişisel kanaatlerinin nasıl oluştuğunu gösteriyor:

İfadenin en can alıcı kısımlarından birisi de şu aşağıdaki kısım. Yetki ve sorumluluğun kime ait olduğu konusunda tartışmasız bir fikir veriyor:

görüşmelerin o ana kadar olan bölümünde TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın bulunmadığını, toplantıya sonradan dahil olduğunu ise şu ifadeden anlıyoruz.

Ancak Mehmet Ali Aydınlar’ın sürece doğrudan dahil olduğunu, en azından tüm bu gelişmelere katıldığını ise savcıyla görüşme bittikten sonra birlikte yenilen yemekte yaşananlardan anlıyoruz:

Sorumluluk ve yetkinin TFF’de olduğu bir kez daha teyit edilmiş:

Sonuç:

Tüm bu süreç sonucunda 24 Ağustos 2011 tarihinde TFF Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiğini açıkladı:

25 Ağustos 2011 tarihinde Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına bağlanan Mehmet Ali Aydınlar şunu söylüyordu:

Yazıda, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacağını, bu konuda Fenerbahçe’nin özveride bulunmasını istiyordu. Bunu federasyonun engellemesini, aksi taktirde 8 yıla kadar ceza verebileceklerinden bahsediyordu. Ben de Fenerbahçe yöneticilerine bunu tebliğ ettim. Bu bizim kararımız, yaptırımımız değil, UEFA’nın kararı.

Aydınlar aynı programda şunu da söyledi:

Başkan Aydınlar, UEFA’nın Fenerbahçe’nin aklanması halinde tazminat ödemeyi göze aldığını da kaydederek, ”Bize, eğer Fenerbahçe aklanırsa, biz tazminat öderiz’ dediler” ifadesini kullandı.

Oysa UEFA’dan bu konuda hiç bir bilgi bugüne kadar gelmedi.
Aydınlar kararı kendilerinin almadığını ima eden şu sözleri de aynı programda söyledi:

UEFA’nın Türkiye Futbol Federasyonunun alacağı kararlara müdahale edemeyeceğini savunan başkan Aydınlar, UEFA’nın sadece daha sonra Tahkim Kurulunun vereceği karara itiraz edebileceğini belirtti.
TFF Başkanı şöyle devam etti: “Bu söylenenleri ben ve arkadaşlarım hak etmiyoruz. Kararı sanki ben verdim, ben UEFA’yım, sanki ben UEFA’da kendilerini savunmamışım.

Fenerbahçe’den gelen eleştiriler üzerine TFF 27 Ağustos 2011 tarihinde bir açıklama yaptı:

Kendisini savcı ve hakim yerine koyan iki görevlisinin olayları “tüm berraklığı ve çıplaklığı ile tarafsız şekilde UEFA ile paylaşan” TFF, şeffaflığını da yazışma belgelerini yayınlayarak gösterdi. Ne var ki yazışmalarda UEFA’dan gelen metinler yoktu. Sadece Lütfi Arıboğan’ın Gianni Infantino’ya yazdıkları bulunuyordu ve ilginçtir onlar da 16 Ağustos 2011’e kadar olan belgelerdi. Sonraki yazışmalar muhtemelen “şeffaf” değildi…

18 Ekim 2011 tarihinde İZVAK (İzmir Gücü Spor Vakfı) toplantısında konuşan Lütfi Arıboğan “süreci iyi yönettiklerini” söyledi: 

Toplantıda bir konuşma yapan Başkan Vekili Arıboğan, TFF’nin şike iddialarına yönelik soruşturma sürecini çok iyi yönettiğini belirterek, ”Bugün Türkiye liglerinin oynanıyor olması önemli bir başarıdır. Bunu abarttığımı düşünmeyin. Gerçekten sistemi kilitleyecek, belki de birçok şeye ara verecek bir soruşturmayla yüzleştik” dedi.

TFF 29 Kasım 2011 tarihinde, Beyaz TV’de yayınlanan Derin Futbol programı yorumcusu Ahmet Çakar’ın iddialarına yanıt verdi:

Ahmet Çakar’ın sözde bir arkadaşının kulak misafiri olduğunu iddia ettiği şekilde, Pierre Cornu ile Lutfi Arıboğan arasında “Sen artık UEFA’dansın. UEFA’da yükseleceksin” şeklinde diyalogların gerçekliğini bilmemiz imkansız elbette. Ancak TFF’nin açıklamasında iddia ettiği

TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan ve Baş Hukuk Müşaviri Prof.Dr. İlhan Helvacı ile UEFA Disiplin Müfettişi Pierre Cornu arasında yurtiçinde ya da yurtdışında hiçbir özel görüşme olmamıştır. Taraflar arasında tek resmi görüşme, şike soruşturmasının başlamasını takiben 18 Temmuz 2011’de UEFA’nın Nyon’da geniş katılımlı bir toplantıda yapılmıştır.

ifadesi de biraz kafa karıştırıcı. Zira, yukarıda da gördüğümüz üzere, Cornu, CAS’a verdiği ifadesinde şunu söylemişti:

12 Ocak 2012 tarihinde ise TFF internet sitesinden yapılan açıklama ile

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), 12.01.2012’de TFF’ye gönderdiği yazıda, Fenerbahçe tarafından UEFA ve TFF aleyhine CAS nezdinde açılan tazminat davasında; UEFA’nın, kendi avukatı ve görevlisi Pierre Cornu’nün 03.11.2011 tarihli raporunun dosyadan çıkartılmasını talep ettiğini bildirdi.

Fenerbahçe’nin CAS’taki avukatlarından Emin Özkurt ise 22 Ocak 2012’de TV8’de katıldığı Her Şey Futbol programında, yaptıkları girişimler sonucunda Cornu’nun ifadesinin dosyadan çıkarılmadığını açıkladı.
(Meraklısına not: Programdaki ilginç bir durum da, spor -futbol- gazetecisi olmasına rağmen Faik Çetiner’in -ve Sinan Engin’in- Fenerbahçe’nin 30 Kasım 2011 tarihinde internet sitesinden kamuya açıkladığı Cornu’nun ifadesinden habersiz olmaları, hatta Çetiner’in CAS’ı kasdederek “istesem bana da verirler mi bunları” gibi garip bir soru sormasıydı. Ne diyelim; QTM işte)

Yukarıda açıklanan olayların, daha çok Pierre Cornu’nun ifadesine dayandırıldığını, bu bilgilerin gerçeği yansıtmıyor olabileceğini elbette biliyorum. Ancak, ismi geçen kişiler ya da kurum (TFF) tarafından, aylarca bu ifadeye karşı hiç bir girişimde bulunulmaması, elde mevcut TEK resmi ifadenin bu olması, başka bir seçenek bırakmıyor. 

Behçet Üstün

İlgili yazılar:

Ünlü Türk Yalanları – 1: Emenike’nin Para Sayarken Görüntüleri Var

Ünlü Türk Yalanları – 3: SPK Fenerbahçe’nin Düşmesine İzin Vermez

Ünlü Türk Yalanları – 4: Dava Siyasi Değil

Ünlü Türk Yalanları – 5: TFF (Bodrum Bodrum)

FENERBAHÇE’NİN ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDEN MEN EDİLMESİ

leave a comment »

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesinin üzerinden oldukça zaman geçti. Dolayısı ile birçok kişinin hafızasında olay bulanıklaşmaya başladı. Medya manipülasyonu sayesinde gerçeğin yerine başka birşey konulmaya başladığını hayretle izliyoruz.

Başta Trabzonspor ve Galatasaray ile yandaşları siyasetçi / gazetecilerin çabalarıyla gerçek çarpıtılmakta. Trabzonspor’un Fenenerbahçe’den kupayı talep etmesindeki cürete neden gösterebildiği “tek” olgu UEFA’nı Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne almaması, yerine Trabzonspor’un alınması. Bunu Fenerbahçe’nin şampiyonluğunun UEFA tarafından kabul edilmediğinin ispatı olarak görüyor, daha doğrusu lanse etmeye çalışıyorlar.

Oysa gerçek çok farklı…

24 Ağustos 2011 tarihinde TFF’nin sitesinden yaptığı açıklama şöyle:

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacak 

UEFA, 23 Ağustos 2011’de Türkiye Futbol Federasyonu’na gönderdiği yazıda, ülkemizde sürmekte olan şike soruşturması çerçevesinde, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün bu sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan çekilme kararı vermesi gerektiğini, kulüp bu yola gitmeyecek olursa, Türkiye Futbol Federasyonu’nun Fenerbahçe’yi 2011-2012 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men etmesi gerektiğini, bu 2 yoldan herhangi birisi benimsenmeyecek olursa, UEFA’nın kendi disiplin soruşturmasını başlatabileceğini ve Türkiye Futbol Federasyonu yani ülkemiz aleyhine disiplin yaptırımları uygulama yoluna gideceğini bildirmiştir.

Bu yazı üzerine durum TFF tarafından yazılı olarak derhal Fenerbahçe Kulübü’ne bildirilmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü, 24 Ağustos’ta TFF’ye gönderdiği cevabi yazıda, TFF’nin bu konuda iddianamenin mahkemece kabulünün beklenmesine yönelik kararına saygı duyduğunu ve kendisine tanınan kısa süre içinde böylesine önemli bir konuda herhangi bir karar almasının fiilen mümkün olamayacağını bildirmiştir.

Bu gelişme karşısında, durum 24 Ağustos’ta TFF Yönetim Kurulu’nun yapmış olduğu olağanüstü toplantıda ele alınmış ve gerek Fenerbahçe’nin maruz kalabileceği, ağır disiplin yaptırımları gerekse Türkiye Futbol Federasyonu’nun yani ülkemizin maruz kalabileceği disiplin yaptırımları göz önünde bulundurularak, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men edilmesine karar verilmiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Bu metinde iki şey çok açık:
1.- Fenerbahçe’yi gerekçeler ne olursa olsun TFF men etmiştir.
2.- Men gerekçesei Fenerbahçe’nin suçlu bulunup, şampiyonluğunun geçersiz olması değil, tedbir amaçlıdır.

O günlerde konu hakkındaki tartışmalarda Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesinin tümüyle “tedbir” amaçlı olduğu, hatta benzeri bir uygulamayı TFF’nin Türkiye’de de uygulaması gerektiğini savunanlar olmuş, Fenerbahçe Spor Kulübü yönetimi de aynı “tedbirin” Süper Lig için de uygulanması ve Fenerbahçe’nin Bank Asya Ligi’ne düşürülmesi gerektiğini söylemişlerdi.

Bugün ise işin “tedbir” yanı unutturularak fütursuzca kupa talepleri yapılmakta.

Trabzonspor kupayı acaba “tedbiren” mi istemektedir, merak ediyorum.

Behçet Üstün

Written by kesinofsayt

18 Ocak 2012 at 14:52