FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Posts Tagged ‘TFF

KURUMLAR / KURULLAR AYNI, “HASSASİYETLER” FARKLI!

leave a comment »

Tarih 22 Kasım 2012…
Saat 22:05’de Fenerbahçe Marsilya deplasmanında UEFA Avrupa Ligi karşılaşmasına çıkacak.

fbmars

Maça saatler kala Fenerbahçeli Caner Erkin’e (aslında söylemediği rakip futbolcu beyanından anlaşılmasına rağmen Fırat Aydınus’un ısrarı neticesinde) PFDK tarafından “ihraç öncesi ve ihraç sonrası müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle takdiren 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ve 20.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına” kararı açıklanıyor.

pfdkcaner

Bundan yaklaşık bir yıl sonra, 6 Aralık 2013 tarihinde oynanan Galatasaray – Sanica Boru Elazığspor maçında attığı gol sonrası formasının altındaki Mandela tişortuyla gol sevincinde Mandela’ya saygısını gösteren Galatasaray futbolcuları Drogba ve Eboue’nin PFDK’ya sevki gündeme geliyor.  Birçok insan sevkin yapıldığını düşünse de durum hiç de öyle olmuyor.
(Aslında gol sonrası formasını çıkartan oyuncuya gösterilen sarı kart uygulamasının da yapılması gerek, ancak hakem Çağatay Şahan buna gerek görmüyor.)
Drogba bu haberlerin ardından

Destek veren herkese teşekkür ederim. Üzgünüm ama yine böyle bir şey yapmak zorunda kalsam, bir kez daha aynısını yapardım. Bunu politik sebeplerden dolayı değil, Mandela bana, bir ülkeye, bir kıtaya ve tüm dünyaya ilham kaynağı olduğu için yaptım. Tekrar teşekkürler Madiba.

açıklamasını yapıyor. Yani Caner olayındaki gibi “var mıydı yok muydu” tartışmasındaki gibi varlığı şüphe götüren bir durum da yok ortada.

drogbaaciklama

Drogba ve Eboue’nin PFDK’ya sevki olağanın dışında bir uygulama ile 12 Aralık 2013 gününü buluyor.

drogbasevk

TFF’nin ilk kez olağan rutininin dışına çıkarak, sevk işlemini geciktirmesi Galatasaray’ın Juventus ile Şampiyonlar Ligi karşılaşmasına bağlanıyor. Hafta boyu bu yorumları dinliyoruz, okuyoruz.  Hemen herşeye yanıt yetiştiren TFF’den ise herhangi bir yalanlama gelmiyor.

juv

Konumuzun özü talimata aykırı, ceza gerektirecek bir hareket olup olmadığı değil.
Aynı kurumun, Türk Futbolu’nu Avrupa’da temsil eden iki farklı kulübe iki farklı uygulama yapması…
Merak ediyoruz; “hassasiyetler” renklere göre mi belirleniyor?
Eğer öyle ise bunun kriterleri nelerdir? Kaynağı nedir?

Reklamlar

Written by kesinofsayt

12 Aralık 2013 at 12:19

Fenerbahçe, Galatasaray, PFDK, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , , , ,

ADALETİNİZE TÜKÜREYİM

leave a comment »

On yılı aşkın süredir adım adım ele geçiriliyor her yer, her kurum, hatta bireyler…

Direnen, teslim olmayan ezilmeye çalışılıyor. Kimisi pes ediyor. Pes etmeyenlerin, davasına güvenenlerin kararlılığı ve öfkesi ise törpüleniyor.

Ülkede adaleti sağlayacak kurumların tümünde adaleti hiçe sayanların üstünlüğü var. Ama “iktidar hayatı hedef aldığında, hayat iktidara direniş oluyor.” Hayatına sahip çıkanlar teslim olmuyor, zira Hotsumi Ozaki’nin kızına tavsiyesindeki gibi “acıya hiçbir zaman boyun eğmemek gerekir. Hayatta en kötü şey teslim olmaktır.”

Teslim olmayanların ödediği bedellerin, adaleti sağlamakla yükümlü kurumların kimler tarafından işgal edildiğinin mükemmel bir özeti papazincayiri.blogspot.com da aethewulf tarafından yapılmış. Uzun, detaylı bir yazı, ama üşenmeyin, okuyun, okutun ve dönüp bir daha okuyun…

Bir ilave yapacağım o yazıya; Serhat Ulueren RTÜK’ün kurduğu, spor programlarında etik kuralları belirleyecek alt komisyon üyesi oldu. Adalet beklediğimiz kurumların mikro bir göstergesi sizlere… İftiradan ertelenmiş cezası bulunan, onlarca yalan haberi ortaya çıkmış bir adam etik kuralları belirleyecek…

İşte “yeni” Türkiye’nin adaletin sisteminden bir kesit…

Trabzonlu Yusuf Reha Alp de onca yazısına rağmen PFDK üyesi değil miydi? Şimdiki üyeler çok mu farklı?

Sistem içinde kalarak sistemle savaşılmaz. Sistemi yıkmak, yenisini ve adetlisini kurmak için savaşırsanız umut vardır.

Carlyle’ın dediği gibi “düzen kölelik ve zulüm anlamına geldiğinde, düzensizlik adalet ve özgürlüğün başlangıcıdır”…

NOT: Alıntılar Jacques Verges’in Savunma Saldırıyor kitabındandır. Tavsiye ederim.

Written by kesinofsayt

21 Aralık 2012 at 14:32

AKP, MHK, PFDK, Siyaset, TFF, Yusuf Reha Alp kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

PARDON

leave a comment »

12 Ağustos 2012 tarihinde Erzurum’da oynanan Fenerbahçe – Galatasaray Süper Kupa Finali’nde Galatasaray seyircisi iki kez sahaya meşale yağdırarak oyunun durmasına neden oldu. Hatta maçın hakemi Cüneyt Çakır’ın, tekrarı halinde soyunma odasına gideceğini söylediği bile açıklandı. Buna karşın PFDK 16 Ağustos 2012 tarihinde şu karara vardı:

1- GALATASARAY A.Ş.‘nin, 12.08.2012 tarihinde oynanan GALATASARAY A.Ş. – FENERBAHÇE A.Ş. Süper Kupa müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 75.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.hakkında, çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle sevk yapılmış ise de isnat olunan ihlalin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

Yani bir maça doğrudan müdahalenin yaptırımı sadece 75 bin lira…
Ama maça hiç bir müdahale olmaksızın, maçtan dakikalar sonra polis tarafından başlatılan olayların cezası ise 6 (altı) maç. Evet, Tahkim Kurulu bunu beşe düşürdü, ama yukarıdaki cezayı açıklayan kurul altı maç vermişti. Şimdi bizden bu kurum ve kurullara güvenmemiz bekleniyor.

PFDK Aykut Kocaman’ın maç sonrasındaki “yeni sezona da aynı senaryolarla girdik, hayırlı olsun” sözlerini de cezalandırdı. Bence az bile vermişler cezayı. Bir de “yanıltıcı beyan”dan ceza almalıydı Kocaman. Zira “yeni sezona da aynı senaryolarla girdik” değil, “geçmiş tüm sezonlardaki senaryolarla girdik” olmalıydı doğrusu. Yıllar öncesinde bile tüm saçma cezalar Fenerbahçe’ye uygulanıyordu. Çekirdek poşetinden bile sahası kapatılmıştı Fenerbahçe’nin (Arzuman kulakların çınlasın). Yani senaryolar yeni değil…

PFDK’nın bu kararları önümüzdeki sürecin en az 3 Temmuz Darbesi süreci kadar zorlu geçeceğinin ispatı. O yüzden kimsenin gevşemeye, duraksamaya hakkı yok. Uyursan ölürsün. Bu kadar basit!

Şimdi şu “patlayıcı, parlayıcı, yanıcı ve yakıcı” maddelerle ilgili bilgilere bakalım bir de…

6222 No’lu Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun‘un “Spor Alanlarına Sokulması Yasak Olan Maddeler” başlıklı 12. maddesinin (b) bendi

Spor alanlarına;

b) Esasen bulundurulması yasak olmamakla beraber kesici, ezici, bereleyici veya delici aletler ile patlayıcı, parlayıcı, yanıcı veya yakıcı maddelerin,

sokulması yasaktır.

demekte.

“Spor alanlarına yasak madde sokulması ve müsabaka düzeninin bozulması” başlıklı 13. maddenin iki, üç ve dördüncü fıkraları ise;

(2) Esasen bulundurulması suç oluşturmamakla beraber 12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alet veya maddeleri spor alanlarına sokan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) 12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alet veya maddeleri seyircilere temin etmek amacıyla spor alanına sokan veya spor alanında seyircilere temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) 12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alet veya maddeleri spor alanında kullanan kişi, bu suretle müsabaka düzeninin bozulması halinde, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

demekte.

Safiyane şekilde soralım: Bu onlarca meşaleyi sahaya sokanlar, sokulmasına göz yumanlar, atanlar biliniyor mu? Biliniyor ve yakalandılarsa ne gibi işlem uygulandı, uygulanacak?

PARDON, PARDON… Bu 6222 sadece Fenerbahçe’ye ve Fenerbahçelilere uygulanıyordu değil mi? PARDON!

***

Gelelim TFF’nin Yusuf Reha Alp’li muhteşem PFDK‘sına…

TFF Futbol Disiplin Talimatı‘nda ise “Saha Olayları” başlıklı 53. maddenin 1. ve 2. fıkraları şöyle:

(1) Stadyumlarda düzen veya disiplinin ya da müsabakanın olağan akışı içinde oynanmasının veya güvenliğinin sağlanmasına ilişkin kuralları bireysel veya toplu bir biçimde ihlal eden kişiler, bir aydan iki yıla kadar müsabakalardan men veya süreli hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılır.

(2) Seyircisi, mensupları, futbolcuları nedeni ile olaylardan sorumlu kulüplere, saha kapatma cezası ile müsabakayı seyircisiz oynama cezaları verilebilir. Saha kapatma cezası ile müsabakayı seyircisiz oynama cezası ayrı ayrı veya birlikte verilebilir.

ancak üçüncü fıkrada;

(3) Profesyonel futbol faaliyetlerine ilişkin saha olaylarında, sorumlu kulüp hakkında, bu cezalar ile birlikte ayrıca para cezasına hükmedilebilir. Disiplin Kurulu, olayın ağırlığına göre, saha kapatma ve seyircisiz oynama cezasını birlikte uygulayabileceği gibi sorumlu kulüp hakkında yalnızca para cezası vermekle de yetinebilir.

denilerek sadece para cezasına hükmedilebileceği ifade edilmekte.

TFF devletin sevgili takımını üzmemek için 53/3’ü uygulayarak “yalnızca para cezası vermekle yetinmiş”… İyi de bari doğru düzgün bir para cezası verseydiniz. Uyduruktan bir miktarla sahaya meşale atmayı meşrulaştıran TFF ile koca bir sezon bizi bekliyor.

Haaaa, PARDON, tribünden adam atmaya ceza vermeyen bir kurumdan bahsediyorduk, değil mi? PARDON, PARDON!

Written by kesinofsayt

16 Ağustos 2012 at 18:50

Galatasaray, PFDK, TFF, Yusuf Reha Alp kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

TFF NE YAPACAK?

leave a comment »

18 Ağustos 2012 tarihinde ligin ilk hafta karşılaşmasında Elazığspor ile Fenerbahçe İzmir’de karşılaşacak. Maçın bilet fiyatları ile ilgili duyuruyu Elazığspor sitesinden duyurdu:

 

Ancak ortada garip bir durum var; biletler Elazığspor taraftarına 105, Fenerbahçe taraftarına 255 TL’den satılacak. Peki yönetmelikler ne diyor?  TFF Futbol Müsabaka Talimatı Madde 16/3 şöyle:

MADDE 16 – SEYİRCİLERİN MÜSABAKALARA GİRİŞLERİ
(1) Seyirciler, protokol tribünleri hariç TFF’ye bildirilmiş olan basılı bilet veya kombine biletle
müsabakalara girerler.
(2) Bu belgeler dışındaki bir belge ile müsabakalara seyirci alınamaz.
(3) Misafir seyircilere, aynı seyir kalitesindeki yerler için ev sahibi seyircilere uygulanan bilet fiyatından farklı bir bilet fiyatı uygulanamaz.

Şu da stadın oturma düzeni:

 

Kapalı A ve Kapalı B arasında “aynı seyir kalitesi” açısından bir fark var mı? Yok! Ama bilet fiyatları ev sahibi ve misafir seyirci için farklı.

Şimdi merakla TFF’nin bir işlem yapıp yapmayacağını izleyeceğiz…

Written by kesinofsayt

14 Ağustos 2012 at 14:06

TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

LİSELİMEDYA İŞ BAŞINDA

with one comment

 

12 Ağustos 2012 tarihinde oynanan Fenerbahçe – Galatasaray Süper Kupa finalinde kırmızı kartla oyundan atılan Galatasaray futbolcusu Engin Baytar’ı kurtarmak için medya devreye girdi bile.

Milliyet: En az 4 maç ceza

Sabah: Beş ila on maç

Fanatik: En az 4 maç

Vs vs…

Amaç 4-5 maçlık bir algı yaratmak belli ki.

Oysa kurallar açık. Futbol Disiplin Talimatı 45/3 net bir ifade barındırıyor:

MADDE 45 – SALDIRI
(3) Saldırının TFF mensuplarına veya müsabaka görevlilerine yönelik olması halinde on ila on beş müsabakadan men, soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı veya doksan ila üç yüz gün hak mahrumiyeti cezası verilir.

Bakalım liselimedyanın 4-5 maçı mı, TFF’nin kuralları mı uygulanacak?

Written by kesinofsayt

13 Ağustos 2012 at 08:53

Galatasaray, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

CEZA KALKAR MI?

leave a comment »

Uzun bir süredir sosyal medyada ve yüzyüze görüşmelerde birçok tanıdık Fenerbahçe’nin beş maçlık cezasının kaldırılma ihtimalini konuşuyor, soruyor. Durumu incelemeden önce şahsi fikrimi söyleyeyim, öyle bir imkan olsa dahi cezanın kaldırılacağına ihtimal vermiyorum. Şimdi gelelim hukuki duruma.

2011 yılı Mart ayındaki değişiklikle Tahkim Kurulu konusu Anayasa’da yer almaya başladı. Madde şöyle:

MADDE 59- Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır,
sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.
Devlet başarılı sporcuyu korur.
(Ek fıkra: 17/3/2011-6214/1 md.) Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine
ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu
kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz.

Yani Tahkim Kurulu’ndan çıkan karar nihaidir.

Fenerbahçe’nin sezonun son maçı sonrasındaki olaylar nedeniyle aldığı cezaya itirazı 1 Haziran 2012 tarihinde Tahkim Kurulu tarafından “takdiren 1 maç indirilerek” reddedildi ve ceza onaylandı.

1. E.2012/153

Fenerbahçe AŞ.’nin PFDK’nın 17.05.2012 tarihli ve E. 2011-2012/1177, K.2011-2012/1415 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin Kurulumuzun E.2012/153 numaraya kayıtlı dosyası incelendi. Yapılan müzakere neticesinde,

PFDK’ca Fenerbahçe AŞ’ye müsabaka sonrasında yapılan flaş röportaja futbolcu ve teknik sorumlu katılımını sağlayamamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 48/5-d maddesi uyarınca 10.000.-TL para cezası; basın toplantısına futbolcu ve teknik sorumlu katılımını sağlayamamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 48/5-d maddesi uyarınca 10.000.-TL para cezası; takım halinde sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle FDT’nin 41/2 maddesi uyarınca 8.750.-TL para cezası verilmesinde subut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddine PFDK’ca verilen cezaların oybirliğiyle onanmasına,

PFDK’ca Fenerbahçe AŞ’ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 54/2 maddesi uyarınca verilen 6 resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezasında, Fenerbahçe AŞ yöneticisi Ali Koç, stad müdürü Ayhan Bak ve futbolcu Volkan Demirel’in saha olaylarının önlenmesi için gayret gösterdikleri, bu durumun da temsilci raporunda yazılı olması ve yayıncı kuruluştan temin edilen görüntülerden de anlaşılması karşısında FDT’nin 14.maddesi çerçevesinde takdiren 1 müsabaka indirim yapılarak cezanın neticeten 5 resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezası şeklinde düzeltilerek oybirliğiyle onanmasına (2012/151 K.)

Bu durumda cezanın ertelenmesi, affı, bir başka (üst) kurula itiraz gibi olanaklar söz konusu değil.

Birçok kişinin tepkisi (yanılgısı) Bursaspor’un cezasının TFF Yönetim Kurulu tarafından kaldırılmış olmasından kaynaklanıyor. Oysa iki olay aynı değil.

8 Mayıs 2011 tarihinde Bursa’da oynanması gereken Bursaspor Beşiktaş maçı, maç öncesinde stad dışında çıkan olaylar nedeniyle iptal edildi. 12 Mayıs 2011 tarihinde ise TFF Yönetim Kurulu Bursaspor’un 3 resmi maça seyircisinin alınmaması ve beş resmi maçını tarafsız sahada seyircisiz oynayacağı kararı aldı. (Bunun dışında PFDK tarafından da bir resmi maçın tarafsız sahada seyircisiz oynanmasına karar verildi)

Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, bugün İstanbul’da yaptığı olağanüstü toplantıda, 7 Mayıs 2011’de Bursaspor ile Beşiktaş arasında Bursa Atatürk Stadı’nda yapılması gereken ancak TFF tarafından tedbiren iptal edilen Bursaspor-Beşiktaş maçının mevcut tüm görüntü ve raporlarını bir kez daha inceledi.

TFF Yönetim Kurulu bu incelemesinde, Federasyonun müsabakada görevlendirdiği, Üst Klasman Temsilcisi, Güvenlik ve Akreditasyon Temsilcisi ve Medya Temsilcisi’nin maçla ilgili raporlarını, hakem raporlarını, olaylar sonrasında Federasyon görevlileri, Bursaspor kulübü yöneticisi ve Müsabaka Güvenlik Amiri tarafından düzenlenen 7 Mayıs tarihli Tutanak’ı, Resmi Yayıncı Kuruluş tarafından tespit edilen görüntüleri, yazılı ve görsel medyada yer alan haber ve görüntüleri, Bursaspor Kulübü’nün TFF’ye hitaben kaleme aldığı 9 Mayıs tarihli açıklamasını değerlendirdi.

Ayrıca maçta görevli Üst Klasman Temsilcisi, Güvenlik ve Akreditasyon Temsilcisi ve Medya Temsilcisi’nin maçla ilgili açıklamalarını da toplantıda dinleyen TFF Yönetim Kurulu, Hukuk Müşavirliği tarafından hazırlanan hukuki mütalaayı ele alarak:

1- 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi, Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’nün 13. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, UEFA Disiplin Talimatı’nın 19. maddesi, Futbol Müsabaka Talimatı’nın 20. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi, 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ve 34. maddesi hükümlerini göz önünde bulundurarak Bursaspor’un 3-0 hükmen mağlubiyetine Beşiktaş’ın 3-0 hükmen galibiyetine,

2- Futbol Müsabaka Talimatı’nın 17. maddesi uyarınca, tedbiren Bursaspor Kulübü’nün 2010-2011 sezonunda 33. haftada oynayacağı Kasımpaşa – Bursaspor maçı ve 2011-2012 sezonunda deplasmanda oynayacağı 2 adet olmak üzere toplamda 3 resmi müsabakaya Bursaspor taraftarının alınmamasına ve misafir takımlara ayrılan %5’lik kontenjanın ayrılmamasına,

3- Futbol Müsabaka Talimatı’nın 17. maddesi uyarınca, tedbiren Bursaspor Kulübü’nün 2010-2011 sezonunda 34. haftada oynayacağı Bursaspor – Gençlerbirliği maçının TFF tarafından belirlenecek tarafsız bir sahada ve 2011-2012 sezonunda kendi sahasında oynayacağı 4 adet olmak üzere toplamda 5 resmi müsabakayı TFF tarafından belirlenecek tarafsız bir sahada seyircisiz oynamasına, karar verdi.

Buradaki püf noktası cezanın PFDK tarafından değil, TFF Yönetim Kurulu tarafından verilmiş olması ve nihai ceza değil de “tedbiren” olması. Bunu ayrıca Takim Kurulu’nun 19 Mayıs 2011 tarihli kararında da görüyoruz:

(…)

8. Bursaspor Kulübü’nün, TFF Yönetim Kurulu’nun 12.05.2011 tarih ve 108 sayılı toplantısında alınmış olan 3-0 hükmen mağlubiyet, 5 resmi müsabakayı tarafsız bir sahada seyircisiz oynama ve deplasmanda oynayacağı 3 resmi müsabakayı seyircisiz oynama cezaları ile PFDK tarafından verilen 1 resmi müsabakayı seyircisiz oynama cezasına karşı yaptığı E.2011/203 numaraya kayıtlı itiraz dosyası incelendi. Başvurunun süresinde olduğu ve gerekli maktu harcın yatırıldığı görüldü. Başvuru sahibi kulübün duruşma talebinin kabulü ile 26 Mayıs 2011 Perşembe günü saat 17.00’de duruşma açılmasına, duruşmanın taraflara tebliğine, ayrıca başvuru dilekçesinin 6 günlük süre içinde cevaplandırılmak üzere TFF Genel Sekreterliğine tebliğine,

(…)

24 Ağustos 2011 tarihinde ise TFF Yönetim Kurulu bu tedbiri günün koşullarına göre yeniden değerlendirilmiş” olsa gerek, “şartlı olarak” kaldırdı.

Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, Bursaspor Kulübü’nün, 7 Mayıs 2011’de oynanması gereken Bursaspor-Beşiktaş maçı öncesinde yaşanan olaylar nedeniyle TFF Yönetim Kurulu tarafından verilen seyircisiz oynama cezalarının kaldırılma talebini görüştü.

TFF Yönetim Kurulu 12 Mayıs’ta Futbol Müsabaka Talimatı’nın 17. maddesi uyarınca “tedbiren” Bursaspor’un kendi sahasında oynayacağı 5 resmi müsabakanın tarafsız sahada seyircisiz oynanmasına ve rakip sahada oynayacağı 3 resmi müsabakaya da seyircisinin alınmamasına karar vermişti. Bu kapsamda, 33. haftadaki Kasımpaşa-Bursaspor maçına Bursaspor taraftarları alınmadığı gibi 34.haftadaki Bursaspor – Gençlerbirliği maçı da tarafsız sahada seyircisiz oynandı.

Kaldırılması talep edilen karar, TFF Yönetim Kurulu tarafından Futbol Müsabaka Talimatı’nın 17. maddesi uyarınca verilen “tedbir” niteliğindeki bir karardır. TFF mevzuatında; tedbiren verilen kararların, günün koşullarına göre yeniden değerlendirilmesine ve bu konuda yeni bir karar verilmesine engel teşkil eden bir hüküm bulunmamaktadır. Böylece söz konusu tedbir kararı TFF Yönetim Kurulu’nca yeniden değerlendirildi.

12 Mayıs’ta verilen tedbir kararının üzerinden geçen 3.5 aylık süreçte, Bursaspor’un oynadığı 2 Spor Toto Süper Lig maçları ve FC Gomel ve RSC Anderlecht UEFA Avrupa Ligi maçları incelendiğinde Bursaspor taraftarlarının herhangi bir saha olayı gerçekleştirmediği belirlendi.

Bununla birlikte tedbir kararının verilmesinin hukuki dayanağı olan Futbol Müsabaka Talimatı’nın 17. maddesinde;

“TFF Yönetim Kurulu, tedbir niteliğinde olmak üzere, müsabaka güvenliğinin yerel idareler tarafından sağlanamadığına, sağlanamayacağına veya seyirciler tarafından bozulduğuna kanaat getirdiği illerde müsabakaları oynatmamaya ve bu illerde oynanması gereken müsabakaların bir kısmını veya tamamını başka bir ilde oynatmaya yetkilidir.” ifadesi yer almaktadır.

Bu çerçevede Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, Bursaspor’un 2011-2012 sezonunda sahasında oynayacağı Spor Toto Süper Lig maçlarında, Bursaspor taraftarlarının olay çıkartma riskinin bulunup bulunmadığı, emniyet görevlilerince rakip takım kafilelerinin ve müsabakaların güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağının sorulmasına, verilecek yanıtın olumlu olması şartına bağlı olarak, Bursaspor’un sahasında oynayacağı müsabakalara dair verilen tarafsız sahada seyircisiz oynamaya ilişkin tedbir kararının kaldırılmasına, bununla birlikte Bursaspor Kulübü’nün Spor Toto Süper Lig’de rakip sahada oynayacağı 3 resmi müsabakaya taraftarlarının alınmamasına ilişkin tedbir kararının aynen devamına” karar verildi. Buna göre Bursaspor’un yeni sezonda oynayacağı ilk 2 deplasman maçına taraftar alınmayacak.

Yani PFDK’tarafından verilip, Tahkim Kurulu tarafından onaylanan bir ceza kaldırılmadı. Oysa Fenerbahçe’nin durumunda iş çok farklı. Dolayısı ile cezanın kaldırılacağı beklentisi ya da Bursaspor olayı ile mukayese etmek çok da anlamlı değil.

3 Temmuz Darbesi sürecinin en önemli kahramanları olan kadın ve çocuklarımız geçen sezon tribün konusunda iyice deneyim kazandılar. Bence cezanın kaldırılmasından ziyade takıma ve Fenerbahçeli kadın ve çocuklarımıza güvenelim. Haksız bir cezayı dahi bir gövde gösterisine çevirelim. Şarlatanlara daha büyük bir ders olur bu…

ÖNEMLİ NOT: Ben hukukçu değilim. Sadece 3 Temmuz Darbesi sürecinde herkes kadar amatör hukukçu oldum. Yukarıdaki yazdıklarımda mevzuata hakim hukukçu dostlar hata bulabilirler. Ya da bilmediğimiz bir başka maddeye dayanarak TFF Yönetim Kurulu’nun kararda değişiklik imkanı olabileceğini söyleyebilirler. Katkılarına minnettar oluruz.

Written by kesinofsayt

13 Temmuz 2012 at 13:35

Fenerbahçe, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

BU PFDK İLE Mİ?

leave a comment »

TFF PFDK Kurulu:

Halit Fahri Gültekin (başkan), Av.Sinan Gürsoy (başkan vekili), Av.Serdar Ölmez (raportör), Av. Memduh Oğuz (üye), Av. Yusuf Reha Alp (üye), Av. Tolga Erol (üye), Av. Kadir Er (üye)

Yukarıda ismi geçenlerden Av. Yusuf Reha Alp çok öncelerden, delilleri, iddianameyi, savunmaları görmeden kesin kararını vermiş ve bunu da kamuoyu ile paylaşmış bir isim. Ve bu kişinin içinde bulunduğu kurum Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe hakkında karar verecek!

Sayın Alp şu anki başkanı Yıldırım Demirören’e de demediğini bırakmamış. Aşağıda bulacaksınız. Ama şimdi “midesi sağlam” birisi olarak Demirören TFF’sinde görevli. Ne diyelim, Allah ıslah etsin.

4 Ekim 2011, www.trabzonhaber.com (Yayından kaldırıldı)

Hürriyet gazetesi, geçen sezondan bu yana Trabzonspor ile ilgili oldukça ilginç yayınların altına imza atmakta.
Trabzonspor ile rakibi arasında açılan puan farkını sahada kapatmanın zorluğunu anlayan gazetenin Fenerbahçeli yönetim kadrosu, devre arasında yayınladığı ve kamuoyunu manipüle etmeye yönelik olduğu aşikar “Penaltılar irdelenmeli” haberiyle istediği etkiyi yaratmasını bilmişti.
Trabzonspor’un bu süreci, her zamanki gibi, yanlış yönetmesiyle hakemler ve futbol federasyonu baskı altına alınmış, bunun üzerine bir de (şampiyonluğu garanti altına alabilmek için, bizim ancak sezon sonunda öğrenme şansı bulduğumuz), anlaşmalı maçlar oynanmış ve netice itibarıyla Trabzonspor’un şampiyonluğu göz göre göre elinden (ç)alınmıştı.
Geçtiğimiz sezon bitiminde yapılan bir röportajda, “Önümüzdeki sezon Eskişehirspor, Sivasspor ve Ankaragücü takımlarını iyi takip edin, çünkü Trabzonspor’un ahını alanların beli hiçbir zaman doğrulmamıştır” demiştim. Cumhuriyet (Fenerbahçe değil ama ha, Türkiye Cumhuriyeti’nden bahsediyoruz burada!) Savcılığı, sezon bitimini bile beklemeden bu takımlardan, en azından şimdilik, ikisinin belini kırıvermiş, işi kaderin elinden çekip almıştı. Benim “ah alanlar” kategorisine sokmadığım Fenerbahçe de, bu işin bonusu olarak önümüze konmuştu.
Emniyet Müdürlüğü ve yargının bu cesurca operasyonuna, Türkiye Futbol Federasyonu’nun (tıpkı onlardan beklendiği gibi) aynı cesaretle katılamaması sonucu bu sezon maalesef bu üç takımın katılımı ile başladı. Bize çocukluğumuzdan beri hep aynı örnekle bir şey anlatmaya çalışan büyüklerimiz (“Elmalarla armutlar toplanmaz!”), şu sorunun cevabını veremediler elbette : Suçlular ile suçsuzların aynı kefeye konduğu başka bir medeni ülke var mıdır acaba?
Ülkemizin garip bir adeti olarak tarihe not düşelim de, bizden sonraki kuşaklar okuduğunda (söz uçar yazı kalır ne de olsa!) vücutlarının pislikleri akıtmaya yarayan bölgeleri ile gülsünler : Suç var, suçlu var, gel gör ki ceza yok!
Şimdi elbette bazı aklıevveller, henüz yargılama sürecinin tamamlanmadığı ve aksi ispat edilinceye kadar herkesin masum olduğu ilkesini hatırlatacaklar. Onlara uzun uzun ceza muhakemesi açısından geçerli ve aynı zamanda da gerekli olan bu ilkenin spor hukuku söz konusu olduğunda hangi noktada devreye gireceğini anlatamayacağım. Düşünme kabiliyeti olan varsa aralarında, sahada kırmızı kart gören bir futbolcunun, neden, “Bir dakika, benim bu hareketim böyle bir ağır cezayı gerektirmiyordu. Görüntüleri yeniden seyredelim, gerekirse şahit göstereyim, yargılamam yapılsın, kart ondan sonra verilsin” diyemeyeceğini düşünsünler, kâfi.
Sadece, ortalığa dökülen telefon kayıtları, maç incelemeleri, soruşturmada adı geçen kişilerin birbirleriyle ispatlanan ilişkileri ve savcının görüşü bile şikenin varlığını alenen tescil etmeye yeterliyken, üstüne bir de UEFA’nın Fenerbahçe’yi ihraç ve Trabzonspor’u davet kararı gelmesine rağmen, Türkiye (!) Futbol Federasyonu, yine cesur olamadı ve kendisinden beklenen kararı veremedi. Bu noktada, Trabzonspor olarak belki de bu kirli oyunun bir parçası olmayacağımız ve acil olarak bir karar verilene kadar böylesi pis bir ligde yer almayacağımızı deklare etmemiz gerekiyordu. Tuttuk tam tersini yaptık, federasyona süre verdik, lige başladık, Fenerbahçe’nin durumunu anladığımızı belirten demeçler verdik ve yasanın değiştirilerek şike yapanlara hapis cezası verilmemesini kabul eden kulüplerden biri olduk. Oysa, haklılığımızın verdiği güçle oluşturabileceğimiz kamuoyu desteği, bin tane Fenerbahçe’yi yıkmaya yeterdi, olmadı ıskaladık.
Tüm bu süreçte Hürriyet gazetesi, Trabzonspor ile ilgili provokatif yayınlarına devam etti. Özellikle Feridun Niğdelioğlu, Ercan Saatçi ve Funda Ayaz gibi isimler, bir şeyleri sürekli olarak kaşımanın ve karşı tarafı tahrik etmenin son derece vahim sonuçlar doğuracağını düşünmeden yazdılar, çizdiler. Bu kadroya arada bir de olsa Ertuğrul Özkök de katıldı ve mezkur korodan çıkan kakafoni, Türk futbolunun zaten kirli olan ortamını daha da fazla kirletmekten başka bir amaca hizmet etmedi.
Gazeteler, elbette, resmi yayın organları değildir. Yorum ve buna dayalı olarak eleştiri, elbette herkesin olduğu gibi gazetecilerin de en doğal hakkı ve aynı zamanda görevidir de. Ancak bu görevi yerine getirirken, kendinize amaç olarak, “Halkın doğru haberi alma hürriyetini” değil de, “Bağlı bulunduğunuz camiaya hizmet etme” şiarını benimserseniz, bunun adına gazetecilik denmez. Tıpkı yazdığınız sayfalara gazete denemeyeceği gibi.
Hürriyet, benim, “Acaba bugün ne yazmışlar?” diye merakla okuduğum, Ahmet Hakan, Yılmaz Özdil, Özdemir İnce, Hadi Uluengin, İsmet Berkan gibi pek çok değerli yazarla dolu. Ancak tüm bunların yanında, gözünü hırs bürümüş ve kulak kesildikleri camialardan başka herkesin sesine sağır olan insanların bu gazetedeki varlığı, ülkenin geleceği açısından beni dehşete düşürüyor. “Ülkenin geleceği açısından” diyorum, çünkü, bu ülkenin, öyle veya böyle, en etkili gazetelerinden birinin, yaptığı haberleri sadece ve sadece bir çevrenin çıkarına dayalı olarak yapmak gibi bir haber namussuzluğu içine girmesini çocuklarımıza nasıl açıklayacağız? Bu hal, kısaca, “Evladım bu ülkede düzen böyle işliyor” diye geçiştirilemeyecek kadar önemlidir. Biz, çocuklarımıza, “Bu ülkede namusluların sesi, namussuzlardan daha çok ve daha gür çıkar evladım” demek istiyoruz.
Evet, biliyoruz, Hürriyet gazetesi çok satıyor. Ama doğru bir azınlığın, yanlış bir çoğunluktan daha kalabalık olduğunu da biliyoruz. Aynı siyasi fikri paylaşmasak dahi, dürüstlüğüne hiç tanımadan kefil olabileceğimiz Yılmaz Özdil gibi bir gazetecinin yazı yazdığı bir gazetede, koskoca bir camiayı “Onursuzluk”la itham eden bir cümlenin haber değeri taşıdığını düşünen sözde gazetecilerin de oluşuna şaşırıyor, bunu haber yapmakta hiç sakınca görmeyen editörlerin varlığına inanamıyoruz. Tüm bunlara rağmen, yine de efendiliğimizi koruyup, sakin bir şekilde tepki vermek gerektiğine dair insanlara uyarı mesajları atıyoruz. Çünkü biliyoruz ki :
KÖPEKLERİN AĞZI DEĞDİ DİYE DENİZ KİRLENMEZ!

14 Kasım 2011, www.trabzonhaber.com

Yakın tarihte açıklanacak olan Şike iddianamesinden ne bekliyorsunuz ?
Bugüne kadar dedikodu ya da tevatür olarak ortada dolanan şeylerin bir temele oturtulmasını bekliyorum her şeyden önce. Koparılan bunca gürültünün boşa olmadığının çok sağlam delillerle ortaya konulmasını bekliyorum. Ligin, özellikle ikinci yarısında, hep sezdiğimiz ancak bir türlü “Kesin vardır” diyemediğimiz kirli ilişkilerin net bir şekilde ortaya konulup, kafamızdaki tüm şüphelerin giderildiği bir iddianame bekliyorum. En azından artık bilgi kirliliği ortadan kalkacak, bu da çok önemli bir gelişmedir.
Bu iddianame sonunda nasıl kararlar çıkabilir? Örneğin Fenerbahçe küme düşer, Trabzon’a bir şey olmaz diyebiliyor musunuz ?
– İddianame yazılmadan bunları söyleyebilmek için, Tanrı’nın sizi kahinlikten daha ileri bir derece ile ödüllendirmesi gerekiyor. Ama bu kadar gürültü koparıldığına ve insanlar bu kadar zamandır içeride tutulduğuna göre, çok somut belgeler göreceğimiz garanti. Trabzonspor ile ilgili en ufak bir iddia beklemiyorum açıkçası. Bundan en ufak bir şüphem yok. Karışmış olsak, niye hiçbir sorumluya bugüne kadar en ufak bir yaptırım uygulanmadı? Aziz Yıldırım bunca zamandır içeride de bizimkilere neden hiç dokunulmadı? Korkudan değil ya! Trabzonspor aleyhine, dosyada somut hiçbir şey olmadığı için.

30 Kasım 2011, www.trabzonhaber.com

Sayın Alp, sporda şiddet yasasını değiştirmek üzere meclis toplanarak yeni bir yasa çıkardı. Şimdi top Cumhurbaşkanı’nda. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? 
– Hiçbir konuda uzlaşamayan, anlaşamayan, birbirlerine demedik laf bırakmayan milletvekilleri, biliyorsunuz, bugüne kadar iki konuda anlaşabildi sadece. Biri, Ankara’da kurulan yeni TOKİ evleri ile ilgili, diğeri de şike yasası. Birbirlerini meclis kürsülerinde itekleyen vekiller, birbirlerine, meclis tutanaklarına göre edilmedik hakaret bırakmayan adamlar, şimdi kendileri için özel yapılan uygun fiyatlı TOKİ evlerinde komşu olacaklar. Akşamları da, soydukları meyveler eşliğinde, beraber Meclis TV’yi seyredip, “Ulan amma güzel tiyatroymuş” diyecekler herhalde.
İkinci uzlaşı da şike yasası. Bu yasa meclisten çıktığı andan itibaren Türkiye’de futbol koca bir bok çukuruna dönmüştür artık. Bok da biliyorsunuz yediğimiz güzel şeylerin sonuçta vardığı iğrenç noktadır. Futbol da, içinde pek çok güzellik barındıran ve muhteşem olması beklenen bir oyunken, ortaya çıkan sonuç itibarıyla “bok” ile tanımlanabilecek kadar kirlenmiş bir şeydir artık Türkiye’de. Kişiye özel yasa çıkarttı bu meclis, çok enteresan. Ama bilmedikleri bir şey var. Bu çıkardıkları yasa da, kurtarmak istedikleri adamı kurtarmayacak. Çünkü büyük ihtimalle o malum şahıs hakkında  “çete” suçlaması ile iddianame hazırlandı ve yargılaması da ona göre yapılacak. O halde bu oynanan oyun nedir? Berbat bir tiyatro bile değildir. Fenerbahçeli taraftarlara hoş görünmek için “Bak kardeşim biz elimizden gelen her şeyi yaptık ama n’apalım savcıya sözümüz geçmiyor” demenin bir başka yolu. Çukurovalıların bu durumu anlatan muhteşem bir sözü vardır : İtle dalaşma, çalıyı dolaş, derler. Yapılan da aynı bu. Biz, bizleri temsil etsinler, insan gibi yaşayabileceğimiz, uygarlık seviyesinde hayatımızı idame ettirebileceğimiz yasaları çıkarsınlar diye meclise adam yolluyoruz, onlar, memleketin başka hiçbir sorunu yokmuş gibi, 6 ay önce yaptıkları yasayı değiştirme gayreti içine giriyorlar. Sonra da bunlara sokakta adam yerine koyup, selam veriyoruz, hürmet ediyoruz falan.
Şikenin cezası ağırmış. Sana ne! Yahu sen yapmadıktan sonra cezası idam olsa ne yazar? Yanlışlıkla da işlenebilecek bir suç değil ki bu, hani “ulan büyük bir hataya kurban gidiyorum” diyesin. Tam tersine, planlı, programlı, taammüden, organize olarak, büyük paralarla işleyebileceğin bir suç. Yani sen şike yapmazsan kimse sana kumpas kurup, “bak sen de işin içindesin” diyemez. Her şeyiyle sürecin içinde olman gerekiyor ceza alman için. E yoksa karın ağrın, yoksa bir sıkıntın, cezası işkenceyle öldürülmek bile olsa ne gocunuyorsun sen?
Çok net söylüyorum : Bu bir utanç yasasıdır! Değişikliği isteyen her kulüp de, yasanın altında imzası olan her vekil de ömrü boyunca bu utancı boynunda taşımaya mahkûm olmuştur. Şimdi tek beklentim UEFA’nın devreye girerek, şikecileri aklama çabası içindeki Türkiye’yi tüm uluslar arası organizasyonlardan men etmesidir. UEFA bunu yaptığında bu imza atanlar nasıl büyük bir ayıbın altına imza attıklarının ve bir kişiyi kurtarıp bundan kendilerine oy devşirme anlayışının bu ülkeye ne kadar pahalıya patladığının farkına varacaklardır diye umut ediyorum. Elbette ki, sayın Cumhurbaşkanı’nın, vicdanının sesini dinleyerek bu ayıbı temizleme ihtimalini de göz ardı etmek istemiyorum. Umarım, toplumun tamamında derin yaralar açacak olan bu değişikliği onaylamayarak bu halkın Cumhurbaşkanı olduğunu gösterir.
8 Nisan 2012, www.trabzonhaber.com
–Federasyon seçimleri için bolca aday var . Kimler ciddi bir yarış içinde olur? Sizce siyaseti temsil eden var mı ?
– Belli ki yarış Demirören ile Ata Aksu arasında geçecek. Demirören süper lig kulüplerinin desteğine, Aksu da, Galatasaray ve taban birliklerinin gücüne güveniyor. Siyaset var mı yok mu bilemem. Ama Türkiye’de “kolbastı derneği”nin seçimleri de olsa oraya bile siyaset bulaştığı söylenirken, en önemli sosyal aktivitesini yönetecek adamlar seçilirken siyaset karışmıyor demek abesle iştigal olur sanırım. Aslında tuhaf olan bizim hala futbolu konuşabiliyor olmamız. Demek ki bizde de esaslı mide varmış kardeşim.. Bu kadar yolsuzluğun, hırsızlığın, arsızlığın, namussuzluğun, şerefsizliğin kol gezdiği bir alanda, biz, hala, “aman lig şöyle olur, aman federasyon seçimleri böyle olur” diye çok bilmiş yorumlar yapabiliyorsak, bizde de bir sorun var demektir. Doğru olan, Türkiye’de futbolla, bu rezil arena tamamen temizlenene kadar ilgilenmemektir aslında. Temizlenir mi derseniz, asla, hiçbir zaman temizlenmez derim. O halde? O haldesi şu, demek ki bu çapulcu, menfaatçi ve şikeci tayfafa, “alın lan sizin olsun futbolunuz.. biz bu rezilliğinize ortak olmuyoruz” diyerek, izzeti ikbal ile babı hükümetten çekilmektir. Bunun haricindeki tüm yorumlar, “osur osur ipe diz”den öteye gitmez.
—— Aydınların istifası sonrası şimdi nasıl bir süreç bizleri bekliyor ? Küme düşme yaşanacak mı ? Kupa Trabzona gelecek mi ?
– Hiç kimse fuzuli yere hayal kurmasın. Fenerbahçe küme düşmez, kupa da Trabzonspor’a gelmez. Kim başkan seçilirse seçilsin, yargı kararı beklenir. Yargı da kararını beş seneye ancak verir, kesinleşmesi boku püsürü, o süreç uzar da uzar. Kesinleştiğinde de bu kupayı Trabzonspor’a vermeye kalktıklarında, “alın o kupayı da münasip bir tarafınıza sokun” diyebilecek bir başkan ve yönetim kurulu görevde olur inşallah da, en azından biraz şişimiz iner. Türkiye’de tüm oyun, zaten, Fenerbahçe’yi nasıl düşürmeyiz, Fenerbahçelileri nasıl üzmeden bu süreci atlatırız üzerine kurulu. Şimdi Demirören başkanlığa aday. Bak, bütün Beşiktaşlılar zil takıp oynuyor. Niye? Biz bu adamı Türk futbolunu kurtarsın diye başkan yapacağız. İlk işim UEFA ile konuşup ikna etmek olacak diyor adam. Demirören’in bırakın UEFA’yı falan, konuşarak sokaktaki dilenciyi ikna etme şansı var mı Allasen? Neyiyle ikna edecek? Bilgisiyle mi? Birikimi ile mi? Üstün belagatiyle mi? Konulara olan hakimiyeti ile mi? Sevimliliği ile mi? Güvenilirliği ile mi? Becerisi ile mi? Akıllar üstü hukuk bilgisiyle kanunlarda bulabileceği boşluklar ile mi? Neyle? Biri çıkıp da bunu sorsun ona, o da ikna etsin bizi… Bak görüyor musun Türk futbolu ne halde.. Sonra da marka değeri.. Avrupalılar bize kıçıyla gülüyor biz marka değeri dedikçe biliyorsun değil mi? Milli takım hocan belediyeden, federasyon başkanın şike davasında sanık kulübün başkanı, yorumcun hükümetten, bir hakemin Avrupa’da yok, takımların tel tel dökülüyor, ulusal takımın zaten yerlerde, şike ve şaibe dolu bir milli ligin var, sonra da marka değeri marka değeri!.. Komik bir ülke burası. Demirören o kadar rahat ki, UEFA ile anlaşamazsam ceza verirler, Türk takımalrı da Avrupa’ya gitmez diyebiliyor. E seneye zaten Beşiktaş’ın büyük ihtimalle Avrupa’ya gidememe durumu var, çünkü bütçe felaket, UEFA zaten izin vermeyecek. Demirören efendi de çok zeki ya, bakın diyecek benim bir suçum yok UEFA tüm Türk takımlarına ambargo uyguluyor..
–Şike davasında savunma dönemi başladı. Bu süreçte Trabzonspor’un başını ağırtabilecek bir durum görüyor musunuz? Ya da   acaba dediğinizi bir şey var mı ?
– Trabzonspor anasının ak sütü kadar ak, tertemiz bir kulüp. Ne acabalık, ne de başka herhangi bir süphelik tek durumu yok Trabzonspor’un. Herhangi bir yöneticisi şu soruşturmada ceza alsın, ya da kulüp bir şekilde bu işin içine dahil edilsin ben hukuku konuşmayı bırakırım, bu kadar net. Ama durum böyle de ne oluyor? Hala kupamızı verin diye yalvaran biziz. Diğer şaibe dolu, beni düşüremezsin, puanımı da silemezsin diye posta koyuyor, hükümet dahil, herkes ve her kurum da paşa paşa “aman diyim, bir formül bulalım da seni de rahatlatalım”ın peşine düşüyor. Sen bu ortamda temiz olsan ne? Rahmetli Cemil Meriç, “bir ülkede insanlar sağcı solcu, Müslüman ateist, Kürt Türk diye değil, namuslu namussuz diye ikiye ayrılır” derdi. Biz namuslu tarafız, ama ne yazık ki korkak ve zayıfız. O yüzden bizden, hiç kimse kusura bakmasın ama, bir cacık olmaz.
 10 Nisan 2012, Telegol programı, video…

Written by kesinofsayt

11 Nisan 2012 at 10:36