FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

11 ARALIK 2018 CRI TÜRK YAYINI

leave a comment »

cri

Written by kesinofsayt

11 Aralık 2018 at 16:28

OLD SANTİ: OAKA’NIN SESSİZLİĞİ

leave a comment »

oldsantiBir OAKA gecesi daha. Her şey hazır. Basket topu kafasıyla Mr. Green, çocuklar ile ilgilenirken, özellikle Gate 3’de bulunan taraftarlar, takımlarını “Horto Magiko” tezahüratı ile destekliyorlar. Bildiğiniz üzere Horto Magiko, “Büyülü Ot” anlamına geliyor. Kendinden geçmiş taraftarlar Pao’yu bir büyülü ot yani eroin, lsd, haşhaş kadar çok sevdiklerini bağırıyorlar, sözleri tekrarladıkça uyuşturucu almışçasına kendilerinden geçiyorlar. Narcos dizisinin yapımcısı olsam bu sahneyi kesin kullanırdım. Bizde de bazı takımlar bu tezahüratı Türkçe sözlerle söylemeye kalktılar ama sözlerine oto sansür koyarak.

Bu gece enteresan bir şekilde 18.500 kişilik devasa salonda boşluklar var. Çok daha agresif ortamlarda oynamıştık burada. Taraftar sanki çok ümitli değil maçtan. Maç öncesi ilgimizi çeken bir istatistik öğreniyoruz. Obra, 13 sene çalıştırdığı Panathinakos’da da, 6 yıldır çalıştığı Fenerbahçe’de de %71,1 galibiyet yüzdesi tutturmuş Euroleague arenasında. Bu ne istikrar dedim kendi kendime.

Maça Green, Dixon, Kalinic, Melli ve Vessely beşiyle başladık. Jump Ball’da İlk hücum sırasını ele geçirdik. Dixon ve Vessely’nin ikili oyunuyla hızlı bir başlangıç yaptık. 2-0. Obradovic anlaşılan Vessely-Dixon ikilisinden bitireceğimiz oyunlar ile maça başlamak istemiş. İkinci atağımızda Dixon’dan aldığı pasla Vessely atağı kolayca sayı ile bitirecekken top elinden kaçıverdi. Neyse ki savunmamız gayet iyi. Topu yine kaptık. Vessely kısa eşleşmenin de avantajı ile pota altında topu alıp, sağ dipte Erick’i buldu. O da üçlükle tamamladı. Hoş geldin Green diyelim. 0-5. Kolayca pozisyon bulmamıza karşın top elimizden yine kayınca Antetekoumpo smacı vurarak seyirciyi maça çağırdı. Akabinde Vessely pota altında üçüncü defa topu elinden kaçırdı. Bedava basket kaçınca Melli de Langford’a faul yapmak zorunda kaldı. Ancak bu gece Vessely çok istekli ve enerji doluydu. Geçtiğimiz maçtaki gibi üç numara edasıyla topu vurarak potaya gitti. Bu defa başarılı oldu ve Gist’e sportmenlik dışını aldırdı. Ves, çizgide de hata yapmadı. 6-7. Kalathes boş atışlara başlayınca Vessely pota altından yine cezalandırdı. Bu gece eli yağlı olmasına karşın Vessely’nin gecesi olacak belli. Çek yıldız bir top da pota altından Sloukas’a çıkardı. O da üçlüğü yazdı. 6-13. Pasqual çareler arıyordu. Lojeski’yi oyuna sokarak takımı biraz toparladı. 10-13. Ancak, Lojeski’nin girişi Pao’ya uzun süreli bir ivme kazandıramadı. Melli sol dipten üçlüğü çaktı. 10-16. Seyirci bizim maçı bırakıp daha ilk çeyrekte Olympiakos aleyhine tezahürata başladı. Motivasyonu kalmayan Kalathes üçüncü üçlüğünü de kaçırınca tezahüratlar aleyhte homurtulara dönüştü. Takımımız iyice rahatladı, maalesef motivasyonumuz düştü. Boş ataklar sonrası Melli ikileyince Lauvergne, Guduric ve Datome oyuna girdi. Takımımızda rakibi hafiften bir küçümse seziliyordu. Sloukas içeri dalıp dışarıya Datome’ye kötü bir pas çıkarınca top kaybı oldu. Lauvergne de Vessely gibi pota altından basit topları bitiremeyince Obra’dan kendinize gelin fırçası geldi. Panathinaikos’un yedide sıfır üçlük performansına bizim top kayıplarımız eklenince ilk çeyrek sonucu belli oldu. 12-18.

İkinci çeyreğe Pappas’ın isyanıyla başladılar. 15-18. Guduric dönüşünde bir ikilikle cevap verdi. 15-20. Sakatlığı onu etkilememiş. Ancak, Spartalı edasıyla Pappas yenilgiyi bir türlü kabullenmiyordu. Pao’luları uyandırmak için smacı vurdu. 17-20. Lauvergne nefis bir sol reverse yaptı pota altında ama şanssızca basketi yapamadı. Ancak, topu yine kaptık. Lauvergne bu sefer de alley hoop’u kaçırdı. Ne oluyoruz derken, hiç olmadık bir şekilde Green, Pappas’ın şutunu nefis bir şekilde blokladı. Atağımızda Mitoğlu’nun Melli’ye yaptığı fauller çalınmadı. İş biraz kaos basketine dönüştü. Green steps yaptı. Pappas üçlüğü kaçırdı. Kalina ribaunt altında üç tane Paolu ile savaşarak topu bize kazandırdı. Lauvergne pota altında tereddüt edince yine top kaybı yaptık. Melli de maalesef çeyrek ortası üçlemek durumunda kaldı. Seyirci maçı kazanabileceklerini hissederek yine oyuna girdi. Bilmiyorlar ki bu bize iyi gelir. 24-24’de bizi yakaladılar. Ama Kalinic muhteşem bir üçlükle devamına izin vermedi. Pana’lılar Mitoğlu ve Lojeski ile savaşa devam ettiler var güçleriyle. Lauvergne ile üçlüğü bulmamıza karşın Lojeski ile cevap verdiler. 31-32. Son top bizde dedik ama Kalina üçlüğü bulduğunda Pao’ya 5.8 saniye daha kalmıştı. Can havliyle Lekavicius son saniyede sayıyı buldu. İlk yarı 33-35 lehimize tamamlandı.

İlk yarı oyunun kontrolü bizdeydi. Rakip 14/2 üçlük yüzdesi ile oynuyordu. Ribauntlarda 18-13 öndeydik. Fakat bu başarılı istatistikler skora yansımadı. Nedeni elbette top kayıpları.

İkinci yarıya biz başladık. Vessely’nin Datome’ye verdiği pasla üçlüğü bulduk. 33-38. Vessely’nin iki faulü var. O nedenle biraz çekingen savunma yapıyor. Gist de bunun avantajı ile sayıyı buldu. 35-38. Sloukas savunmada Kalathes’e karşı aksayınca Obra’dan yine fırçayı yedi. Ardından oyunu kurarken Kalathes’e karşı bir de top kaybı yaptı. Kalathes oyuna iyice girdi. Topu Gist’e smacı vur diye çıkardı. “İşte o an bir fırtına kopar” derler ya, Vessely hışımla gelerek Gist’e öyle bir blok yaptı ki, yılın bloğu olabilir. Gist ne olduğunu anlamadı, Fenerbahçe’deki ürkek haline döndü. Hemen ardından Datome cezayı kesti. Çok sevindik. Sevinirken uyuduk, Mitoğlu da basketi yapıverdi. Herşeye rağmen oyun kontrolü hala bizde. Ama bir türlü skora yansımıyor. Savunmayı sertleştirdik. Meyvesini 24 saniyede hücumu tamamlatmayarak aldık. Uzundan uzuna pas ile Lauvergne skoru 39-44’e getirdi. Ardından Lau bir smac daha vurdu. 39-46. Mola aldılar. Maç geliyor artık dedik. Ama mola sonrası Kalathes şov başladı. Hemen üçlüğü buldu. 42-46. Daha sonrasında Kalathes’ten bir turnike, bir üçlük yine dibimize geldiler. 47-48. Molayı bu defa biz aldık. Sloukas için hiç iyi olmayacak bu mola belli ki. Mola sonrası Vessely ile yine top kaybı yaptık. Onüçüncü top kaybımız oldu. Kalathes, Vessely’ye kel kafasıyla şanssız bir şekilde vurunca, Vessely rakip sahada yere düştü. Panalılar bana mısın demeyerek hücumlarına devam ettiler. Hakem de oyunu durdurmadı. Ama geri kalan dört oyuncumuz Pao’lulara sayıyı attırmadı. İsyan ettik. Vessely kenara geldi. Burnu kanıyordu Vessely’nin. Yerine Dixon oyuna girdi. Hava tam ona göre. Gerekeni yaptı. Lauvergne ve Dixon ile üçlükleri bulduk. Ama basit toplarda hiç şansımız yoktu. Sonucunda üçüncü çeyrek 52-56 bitti.

Son çeyreğe Kalathes’in turnikesi ile başladılar. 54-56. Ama son çeyreklerin adamı Guduric de çeyreğe iyi başladı. 54-58. Pao hücumunda Gist, pota altından smacı vuracağı yerde topu baseline’a çıkarınca seyirciden Slimani tarzı bir tepki aldı. Topu kaptık, Kalinic Vessely ikilisi ile bitirdik. Farkı böylelikle altıya çıkarmış olduk. 54-60. Guduric bir de sportmenlik dışı aldırdı rakibe. Çizgiye geldi. Dikkatimi çeken Guduric de Mrsic gibi faul atarken bir şeyler mırıldanıyor. İsmail Şenol sorar belki neymiş söylediği. Neyse faullerde ikide bir attı. 54-61. Rakibin morali bozuk. Maçı kopartamayacaklarını hissediyorlar. Bir tek son Spartalı Pappas savaşıyor. Üçlüğü yine o buldu. 57-61. Ardından biz de hücum faul yapınca seyirciyi zorla maça soktuk yine. Aaaa. Yunanlılar Fenerbahçe’nin tezahüratını yapmaya başladılar. Son 7.18 kala faul hakkımız doldu. Kalathes ile bize iyice yaklaştılar. 59-61. Ama Lauvergne sağ taraftan eski model bir hook atışı ile bizi bu mini krizden çıkardı. 59-63. Slo-Ves-Slo paslaşmasında üçlüğü bulduk. Pappas’ın nafile çabalarına karşın nefis bir set oynadık. Kalina faul çizgisinin gerisinden bir üçlük daha çaktı. 61-69. Kalina bir de dipten üçlük gönderdi. 63-73. İyice çöktüler. Oyunları tamamen bozuldu. Üçlük yağmurumuz başladı. Son 1:54 kala seyirci salonu terk etmeye başladı. Pappas gitmeyin gitmeyin der gibi son basketi atarak skoru belirledi. 69-81.

OAKA buz gibi. Sessiz, terk edilmiş, hüzünlü. Bu sene Pana’dan bir şey olmaz.

Aylardır gurbet ellerde başarıdan başarıya koşan Fenerbahçe bu zaferle evine dönüyor. Avrupa seferinden dönen kahramanlarımızı 13 Aralık Perşembe günü İtalyanlar karşısında bağrımıza basacağız. Çok özledik sizleri.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

08 Aralık 2018 at 14:34

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with

OLD SANTİ: YARALI KANARYA OAKA SINAVINDA

leave a comment »

oldsantiOlympiakos maçı öncesi “Komşu Derbisi ve Komşu Takımları İzleme Kılavuzu” başlıklı yazımızda belirttiğimiz gibi komşumuz Yunanistan’da Türkiye’den kopup giden Rumların kurduğu çok önemli spor kulüpleri bulunmakta. Bunlar arasında başı çeken iki takım ise Selanik’te kurulmuş PAOK ile Atina şehrinin takımı AEK. İsimlerindeki “K” harfleri Konstantinopolis’i temsil ediyor. Her iki kulübünde hatırı sayılır taraftarı var ve Yunanistan’ın en başarılı kulüpleri arasındalar. Hatta geçen sene futbolda Yunanistan Süper Ligi Şampiyonu AEK, ikincisi ise PAOK oldu. PAOK bu sene de süper ligi lider olarak götürüyor

AEK, Atina’nın üçüncü büyük kulübü. Atina denince akla gelen ilk iki kulüp ise bilindiği üzere Panathinaikos ve Olympiakos. Panathinaikos zenginlerin, Olympiakos ise Pire limanının takımı olması dolayısıyla, biraz da emekçilerin, halkın takımı olma özelliğine sahip. Bu iki düşman kulüp Antik Yunan’ı temsil eden kulüpler. Aralarında oynanan derbi maçları “Tüm Savaşların Anası” diye adlandırılıyor. Kazanan Olimpos Dağının zirvesini ele geçiriyor. Aralarındaki ezeli rekabeti anlatan en güzel film ise 1963 yapımı Thanosis Vengos’un “Trellaras” isimli komedi filmi.

Pao için en başarılı Yunan kulübü diyebiliriz. Bunda doğru koçların katkısı çok büyük. Basketbolda Obradovic’le elde edilen tarihi başarıları, futbolda Ferenc Puskas ile 1970’lerde yaşadılar. Puskas’ın Pao’yu 1970-1974 yılları arasında çalıştırdığı dönemde, kulüp Avrupa’da fırtına gibi esti. 1971 yılında Ajax ile oynadığı Avrupa Şampiyonlar Ligi Finali, Yunan kulüplerinin uluslararası arenada elde ettiği en büyük başarı oldu. Tabii o dönem Ajax’ın varlığı Yoncalar için büyük şanssızlıktı. Çünkü, Ajax, Cruyff, Neskeens ve Haan’lı rüya kadrosuyla Avrupa Futbolunun o dönemki hakimiydi. Zaten üç sene üst üste Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasını kazanacaklardı. Hoş bir detay da Kınalıada doğumlu Avusturya Lisesi mezunu Beşiktaş’lı Niko’nun 1978 yılında Panathinaikos’a transferidir. Beş sene Beşiktaş’ta başarıyla oynayan Niko, özellikle Türkiye Kupası finalinde Trabzonspor’a attığı golle Beşiktaş’ın unutulmaz futbolcuları arasında yerini almıştı. Niko beş sene de Pao’da oynadı.

Oly ve Pao, Euroleague’deki en ciddi rakiplerimiz arasında yer alıyor ve onlarla ayrı ayrı hikayelerimiz var. Olympiakos, şampiyonluk kupasını aldığımız 2016-2017 finalindeki rakibimiz. Bize uğurlu geliyor. Ayrıca, Sloukas’ın, Pero’nun takımı. Panathinaikos ise efsane koçumuz Obradovic’in tam 13 sene çalıştırdığı ve beş Euroleague kupası kazandırdığı takım. Obradovic’in 2002 yılında Pao’ya kazandırdığı ilk Euroleague kupası final maçında Kinder Bologna karşısında İbrahim Kutluay 37 dakika oyunda kalmış ve attığı 22 sayıyla takımına en yüksek skor katkısı veren oyuncu olmuştu. Alın görün işte, Obra hak eden Türk oyuncuları nasıl da oynatıyor.

Altyapısı inanılmaz güçlü olan Yunan kulübü bir çok önemli basketbol yıldızı yetiştirdi. Bunların en başında tabi ki Nikos Gallis geliyor. Zaten 2016 yılında OAKA Salonlarının ismini Nikos Gallis OAKA diye değiştirdiler. Giannakis, Fotsis, Alvertis, Shortsanitis, Christodolou ve en son Diamantidis gibi yıldızlar hep buradan yetişti. Gelen bir çok önemli yabancı basketbolcu da oldu. Bunlar arasında Dino Radja ve Bodiroga’nın yeri ayrı. Ama beni en çok şaşırtan Dominique Wilkins gibi dönemin en önemli NBA yıldızlarından birinin Pana tarafından Avrupa’ya getirilmesiydi. Wilkins, 1995 yılında 35 yaşındayken Pana’ya gelerek, kulübe ilk Euroleague kupasını kazandırdı. Kupanın da MVP’si oldu.

2012 yılında, baba Pavlos Giannakoulos’un yerine oğlu Dimitris başkan olduğundan –herhalde- Obradovic dayanamadı ve görevi bıraktı. Fenerbahçe’ye gelene kadar bir sene de hiç bir kulüpte görev almadı. Obra ayrıldıktan sonra önemli ölçüde kan kaybeden Pao, geçtiğimiz senelerde Son Mohikan Diamantidis’in de basketbolu bırakmasıyla oldukça sıkıntılı bir döneme girdi. En son Fenerbahçe’nin Euroleague şampiyonu olduğu sezon oynanan play off maçlarında, ev sahibi avantajıyla karşımıza çıkan Pao’yu takımımız 3-0 sıfırlık skor ile süpürünce, genç ve çılgın başkanları Dimitris Giannakopulos, oyuncuları uçak yerine otobüsle Yunanistan’a gönderdi. Ceza pek bir işe yaramadı. Panathinaikos gittikçe başarısız sezonlar geçirmeye başladı.

Dimitris’in kural tanımaz ve öngörülemez davranışları Euroleague Yöneticilerini de hayli endişelendiriyor. Kırkdört yaşındaki genç başkan, en son geçtiğimiz Nisan ayında verdiği aykırı demeçler sonrası Euroleague’den ceza alınca, Panathinaikos’un FIBA organizasyonuna geçeceğini ilan etti. Yapılan pazarlık ve görüşmeler sonrası Panathinaikos bu sezon da Euroleague’de devam ediyor. Ancak, Asvel ve Bayern Münih gibi yüksek bütçeleri karşılayacak takımların organizasyona kazandırılmaya çalışılması, Euroleague Yönetiminin B Planını hazır tutmak istediğini gösteriyor. Bu arada, Panathinaikos futbol takımının sahibinin ve başkanının farklı kişiler olduğunu not düşelim. Buna rağmen futbol takımının da durumu basketbol takımından pek farklı değil. Bilindiği gibi Pana, Financial Fair Play kurallarını ihlal ettiği için UEFA’dan 3 sene men cezası almış durumda.

Kadroya gelince bu sezon başında Singleton ve Mike James gibi yıldızlarını kaybeden Pao’nun en önemli transferi Olympiakos’tan koparttıkları Papapetrou. Bir de eski tüfek Keith Langford var. Neyse ki Papapetrou yarın sakatlığı dolayısıyla oynamayacak gibi görünüyor. Ribauntlarda Adana İncirlik doğumlu eski oyuncumuz James Gist, Deshaun Thomas ve Lasme ile birlikte, Antetokoumpo’nun atletik özellikleri ile bayağı agresif bir görünüm veren Pao’nun skor yükü, yine de Kaith Langford ve Mat Lojeski’nin üzerinde. Oyun kurucu Nick Kalathes’in ise günü gününü uymuyor. Bir gün çok iyi, diğer bir gün felaket performans gösteriyor.

Deplasmanlarda paso maç kaybeden Pao, her şeye rağmen 18.500 kişilik dev OAKA salonunda seyirciyle birlikte çok tehlikeli ve can yakar bir takım haline bürünüyor. Koçları Xavi Pascual ise Barcelona’ya Euroleague ve İspanya şampiyonlukları kazandırmış tecrübeli bir koç.

Daha evvel en yenilmez dönemlerinde bile maç kazandığımız Pao deplasmanına, bu sefer çok formda bir şekilde gidiyoruz. Ancak, zorlu ve yoğun maç trafiği sonrası ortaya çıkan sakatlıklar ritmimizi bozmuş olabilir. Sinan sakatlıktan iyi dönmedi. Datome ve Sloukas’ın nasıl döneceklerini göreceğiz. Melih ve Karşıyaka maçında sakatlanan Ahmet bu maçta yok. Daha ağır bir sakatlık geçirdiğinden korktuğumuz ve form tutmuş Guduric’in durumu ise maç saati belli olacak. Yani Kanarya yaralı.

Sıkıntılı ve eksik bir kadro ile çıkacağımız bu maçta Vessely, Lauvergne, Kalinic ve Dixon dörtlüsünün gerekeni yapacaklarını düşünüyorum. Erick’in de artık devreye girmesi lazım.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

06 Aralık 2018 at 12:19

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with

4 ARALIK 2018 – CRI TÜRK YAYINI

leave a comment »

cri

Written by kesinofsayt

04 Aralık 2018 at 18:26

CRI Türk - Kamil Erdoğdu ile Manşet, Genel kategorisinde yayınlandı

Tagged with

OLD SANTİ: 18 TAKIMLI EUROLEAGUE, ASVEL VE TONY PARKER

leave a comment »

oldsantiBilindiği üzere Euroleague’e katılan kulüplere verilen üç farklı giriş bileti bulunmakta. “A Lisansı” bu giriş biletleri içinde en ayrıcalıklı olanı. Bu lisans, en başından beri Euroleague organizasyonu ile birlikte hareket eden ve her sezon belli kriterleri yerine getireceklerine söz vermiş olan kulüplere verilmiş olan bir ayrıcalık. Söz konusu kriterler arasında maçların oynandığı salonların kapasitesi, bölgelerindeki nüfus, organizasyona verilecek 300.000 Euro banka teminatı mecburiyeti sayılabilir. A Lisansına sahip olan kulüpler bu kriterleri yerine getiremedikleri takdirde katılım haklarını kaybetmekle karşı karşıya kalabilirler. Euroleague’de 11 kulübün A Lisansı var. Bu kulüpler Türkiye’den Fenerbahçe ve Anadolu Efes ile birlikte İspanya’dan Real Madrid, Barcelona ve Baskonia, Yunanistan’dan Olympiakos ve Panathinaikos, Rusya’dan CSKA Moskova, Litvanya’dan Zalgiris Kaunas, İtalya’dan Armani Milano ve İsrail’den Maccabi Tel Aviv.

Euroleague’e ikinci tip giriş kartı ise B Lisansına sahip olmaktan geçiyor. ULEB üyesi ülkelere verilmiş olan bir giriş kartı bu. Geçtiğimiz sezon bu lisansa sahip dört lig şampiyonuna, İspanya ACB, Rusya VTB, Adriyatik Ligi ve Almanya şampiyonuna bir sene için bu hak verildi. Daha önce ULEB üyesi başka ülkelerin şampiyonlarına da bu hak veriliyordu. Yine verilebilir. Bunun dışında ULEB’in bir alt organizasyonu olan Eurocup Şampiyonuna bir senelik giriş hakkı veriliyor. Buna da “C lisansı” deniyor. Son olarak, kupayı renklendirecebileceği düşünülen bazı kulüplere ilave olarak Wild Card veriliyor. Ancak, bu sene kontenjan kalmadığı için sözkonusu Wild Card hiç bir kulübe verilemedi.

Euroleague formatının 2016 senesinden itibaren değişip tamamiyle lig formatında oynanmaya başlanmasıyla birlikte, işte bu A, B ve C lisansına sahip 16 takım aralarında normal sezonda 30 maç oynayarak kıyasıya bir mücadeleye başladılar.

Maç sayısı Euroleague’in bir önceki formatında normal sezon için sadece yirmidörttü. Yani takımlar mevcut lig formatında hem altı maç daha fazla, hem de sıralama önemli olduğu için çok daha sert maçlar oynamak durumundalar. İlk sekize kalan takımlar aralarında, normal sezon maçlarına ilave olarak beş maçtan oluşan bir play off oynayarak Final Four’a kalmak çabasında oluyorlar. Final Four’a kalan takımlar ise her halükarda 2 maç daha oynamak zorundalar. Dolayısıyla, başarılı bir Euroleague takımının kendi lokal ligi dışında ekstra 35 maç oynama potansiyeli var. Bu takımların yaklaşık olarak kendi lokal liglerinde de 35 maç oynayacaklarını öngörürsek, Final Four oynayan bir takım bir sezonda yaklaşık 70 maç oynayacak demektir. Üstüne üstlük bu takımların oynayacağı bir de Federasyon Kupası maçları var. Kulüpler neredeyse NBA gibi sert bir fikstür ile karşı karşıya yani. Toplam 1230 maça sahne olan NBA’de bir takım normal sezonda 82 maç oynuyor. Şampiyon olan takım için bu rakam 100 maça kadar çıkıyor. Avrupa’da buna gidiyor.

Tüm bu bildiğiniz şeyleri niye uzun uzun anlattık. Çünkü bu sayı önümüzdeki sezon daha da artacak. European Clubs Association (ECA) Üyelerinin Euroleague’i geliştirme konusundaki yeni planlamaları neticesinde, önümüzdeki iki sezon için Fransa’dan Asvel ve Almanya’dan Bayern Münih’e Wild Card Lisansı verildi. Böylece önümüzdeki iki sezonda Euroleague’de 18 takım yarışacak ve bu takımlar normal sezonda 30 yerine 34 maç oynayacaklar. Bu da haftada iki maç oynanan iki ekstra hafta daha demek. Kulüplere ve oyunculara Allah kolaylık versin demekten başka bir şey elimizden gelmiyor. Biz Euroleagueseverler için ise hava hoş.

Bizim için hava hoş, çünkü Asvel’in neler yapabileceğini gerçekten merak ediyorum. 2014 yılından beri Lyon kulübünün sahibi, belki de NBA’de oynayan Avrupalı en büyük “Süper Star” Tony Parker. Kulübün küçük ortağı ise Charlotte Hornets’ten takım arkadaşı bir başka NBA patentli Fransız yıldız Nicolas Batum. Parker, takımı üst noktalara taşımak istiyor. Önümüzdeki sezonki bütçeleri 15 milyon Euro. Anlaşılan ileride bu artabilecek. Belçika doğumlu Fransız oyun kurucu, kulübün renklerini Eylül 2018’de siyah beyaz olarak değiştirdi. Mevzu, yeşil renklere sahip bir takım Avrupa’da başarılı olamazmış. Bu yanılsamaya Parker’in onyedi sene boyunca siyah beyaz renklere sahip San Antonio Spurs’da oynamış olması sonucu vardığını düşünüyoruz. Logolarına ise hoş bir düşünce ile kulübün efsane oyuncusu Alain Giles’in forma numarası olan 4’ü eklendi. İşte Parker’ın bu hayalleri bizi heyecanlandıran nokta aslında. Avrupa’nın gastronomi başkenti kabul edilen Lyon, basketbolda da Batı Avrupa’nın başkenti olur belki, kim bilir?

Bobby Dixon’ın oyuncu, Erman Kunter’in de Koç olarak görev yaptığı Fransız kulübü Euroleague’e mutlaka bir renk getirecektir. Aslında, Euroleague’in Batı Avrupa Ülkelerinin ilgisini çekmesi reklam pastası ve gelir havuzunun da artması demek. Jordi Bertomeu belki de bu nedenle bir İngiliz takımını ileriki yıllarda Euroleague’e monte etmek istiyor.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

04 Aralık 2018 at 07:24

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with

OLD SANTİ: KASIM’DA AŞK BAŞKADIR

leave a comment »

oldsantiObradovic’li Fenerbahçe bile olsak, Barcelona maçı öncesi Melih ve Sloukas’ın sakat, Sinan’ın da milli takımda olması dolayısıyla bir miktar tedirgindik. Kısalarımızın sahada olmayışı makina gibi işleyen sistemi bozabilirdi. Ne de olsa karşımızdaki takım dünyanın en büyük markalarından Barcelona’ydı. Barca, hiç kimsenin tek başına sahibi olmadığı, 155.000 “Socis”in yani üyenin sahip olduğu bir dünya deviydi. Şampiyon olduğumuz 2016-2017 sezonunda dahi evlerinde güç bela 72-73 yendiğimiz takımdı Barcelona. Maçın son topu efsaneydi bu arada. Son topu faul yapmalarına imkan vermeden, çok iyi çevirerek harika oynamış ve süreyi bitirerek maçı kazanmıştık.

Tedirgin olmamızın bir diğer nedeni Katalan ekibinin Pesic ile bu sene bir çıkış içinde olmasıydı. Bu maça kadar evlerinde hiç yenilmediler. Son maç liglerinde Real’i sirkülase ettiler. Ribauntlarda çok başarılılar. Ortalama bir maçta kırka yakın ribaunt alıyorlar. Üstüne üstlük maçın baş hakemi de ne yapacağı belli olmayan Lamonica.

Maç öncesi dezavantajlar vardı, ama avantajlar da vardı. Mesela, Barcelona’nın turistik bir şehir olması bu avantajların başında geliyordu. Bu turistik şehirde futbol ve basketbol maçları turistler için eğlenceli bir aktivite. Dolayısıyla, Fenerbahçe seyircisi de, maçın Cuma günü olması dolayısıyla-biraz da long weekend fırsatını kullanarak-Palau Balugrana’da yerini almış vaziyetteydi. Hoş, her zaman taraftar takımı yalnız bırakmaz, ama burada diğer İspanyol şehirlerine göre sayımız daha fazla.

Green tahmin ettiğimiz gibi ilk beş başladı. İlk beşin diğer oyuncuları Dixon, Melli, Kalinic ve Ahmet’di. Maçın başında Kalinic’in faulüyle Oriola ile çizgiye gelen Barca 1-0 öne geçti. Dixon’ın üçlüğü ile hemen cevap verdik. Onun titremeyen elleri bu maç çok önemli. Zira, karşı takımda da kesin şutör Kyle Kuric var. O da, sekiz metre civarından cevabı yapıştırdı. Karşı atağımızda pota altından Melli ters turnikeyi kaçırdı ancak Ahmet tamamladı. 4-5. “Green sahada duruşuyla bana biraz kuvvetlenmiş gibi geldi” diye düşünüyordum ki boş şutu kaçırdı. Neyse ki ceza atışlarına karşı iyi reaksiyon veriyorduk. Dixon ile ikinci üçlüğü de bulduk. 6-8. Bunun üzerine,Pesic çeyreğin bitimine 4:47 kala molayı aldı. Black Mamba’yı bir şekilde durdurmak için çareler arıyorlardı. Mola sonrası Dixon bu sefer de topu kaparak Green’e ilk orta mesafe şutunu yaptırdı. Green için bir oh çektik. 6-10. Hemen akabinde aynı Green bir de sağ dipten ikilik bir sayı kazandırdı takıma. 6-12. Çeyrek sonuna doğru Ves ve Lauvergne aynı anda oyuna girdiler. Oyunun kontrolü iyice bize geçti. Bobby’nin göz yaşı damlası sonrası Seraphine smacı vurarak seyirciyi oyuna sokmaya çalıştı. Ancak Vessely, kibarca karşılık verince smac bir işe yaramadı. Barca’lılar tempoyu arttırmaya çalıştıkça, daha çok top kaybı yapmaya başladılar. Böylece, fark lehimize yavaş yavaş açılmaya başladı. Çeyreğin sonlarına doğru Guduric’in kaçan şutunu Kalina harika bir tiple tamamladı. 10-18. İlginçtir ki bu anda seyircileri isyan edip hareketlendi. “Önde olsalar ne olurdu” diye içimden geçirdim. Oriola üçlüğü atarak bir miktar ne oluru gösterdi ama Datome’nin sayıları, hemen azmaya müsait seyirciyi susturuverdi.13-20. Son 48 saniye kala Hanga oyuna girdi.

Burada çok beğendiğimiz Adam Hanga için bir parantez açmak istiyorum. Hikayesi ilginç. Macar vatandaşı oyuncu, Ekvator Gineli babası Ahmet Hangada tarafından üç yaşında terkedilince, Macar olan annesi tarafından Budapeşte’de büyütülüyor. Basketbola 17 yaşında Macaristan’da Albacomp isimli gayet mütevazi bir takımda başlıyor. Geç başlıyor, ama çok yetenekli. 2006 senesinde, daha ilk senesinde Macaristan liginde harikalar yaratıyor. NBA’dekiler onun bu yeteneğini farkedince, San Antonio Spurs tarafından 2011’de Isaiah Thomas’ın bir sıra üstünden 59.sırada draft ediliyor. Ancak, siyahi oyuncu, Amerika yerine İspanya’nın yolunu tutuyor. Önce Manresa’ya daha sonra ise yıldızının parladığı Baskonia’ya transfer oluyor. Burada sert savunması, düzgün bileği, sürati, takım oyuncusu olması ve aynı zamanda da atletik özelliklere sahip olması sayesinde Euroleague’in en dikkat çeken üç-dört numaralarından biri haline geliyor. 2016 senesinde Euroleague’de yılın savunmacısı seçiliyor. Hanga’nın Barcelona transferi ise geçen sezon başında enteresan bir şekilde futbolcu takası karşılığında oluyor. Yıldız oyuncu, ilk sezonunda, o kötü Barcelona takımında kendini tam anlamıyla gösteremiyor. Hanga, bu sene Pesic ile beraber tekrar bir çıkış yakalayacaktır diye düşünüyorum.

İşte bu Hanga oyuna girdikten kısa bir süre sonra skorun 17-21’e gelmesini sağladı. Neyse ki Dixon son topu Blazic önünden hatasız tamamladı ve çeyrek skoru 17-23 tamamlandı.

Çeyrek biterken “ Her zaman her yerde en büyük Fener” tezahüratları içimizi ısıttı.

İkinci yarıya Dixon’un üçlüğü ile başladık. 17-26. Dixon daha şimdiden 13. sayısını buldu. Hemen ardından Datome girdi devreye. Önce savunmada pota altından bir Jailson tokadı-sadece topa ama-ile bloğu yapıştırıp,ardından da karşı potada üçlüğü gönderince Barcelona tribünleri yıkıldı. 21-29. Herkes bir yıldız, herkes pro takımda. Vessely, Oriola’nın sert hareketi karşısında Barca’ya sportmenlik dışını aldırıverdi. Tribünlerden sadece “Fener, Fener” sesleri geliyordu. Bu defa Lauvergne klasını hatırlattı. Nefis bir pota altı hareketi, fake ve kolay basket geldi. 21-33. Pesic molaya gitmek zorunda kaldı. Kyle Kuric’in üçlükleri de çaresizliklerine derman olamıyordu, zira hemen cevap veriyorduk. Bu defa cevap Lauvergne ‘den geldi ve fark 14’e kadar çıktı. 23-37 . Devrenin bitimine son 5:40 kala Dixon’ın yaptığı faul yorgunluk belirtisiydi. Obra onu hemen kenara çağırdı. Hücumun yanında müthiş de savunuyorduk. Singleton nefes alamıyordu. Tomic’i ikilettik. Hanga, Datome’yi faul ile durdurmak zorunda kaldı. Fark 15’e çıktı. Kurt hoca Pesic, Fenerbahçe’nin hızını kesmek ve seyirciyi tekrar devreye sokmak amacıyla teknik faulü aldı. Kaos ile düzenimizi bozmak istiyordu. Mola sonrası oyun iyice sertleşti. Ama seyirci baskısı ile Datome’ye sportmenlik dışını aldıramadılar. Lamonica bile artık Fenerbahçe gerçeği karşısında saygıyla eğiliyordu. Ama kaos yine de işlerine yaradı. Biraz da Green’in Kuric karşısında aksaması sayesinde farkı 10’a kadar indirdiler. Bu defa Obra molayı aldı. Mola sonrası Hanga hem kalitesi hem konsantrasyonu ile Lauvergne’den topu kaparak skoru 31-38’e getirdi. Lauvergne hızlarını kesmek için smaca gitti, ama smac şanssız bir şekilde kaçınca işler kontrolden çıkar gibi oldu. Hanga dipten üçlüğü buldu ve farkı 5 sayıya indirdi. 34-39. Obra mecburen tekrar Dixon kartına başvurdu. O girince takım çok daha iyi yerleşiyor rakip sahaya. İşte bu defa da onun sayesinde, Guduric son saniye üçlüğü ile makinaların çarklarını çalıştırdı. Sanki kayaya çarpıp stop eden transatlantik tekrar hareket etmeye başlamıştı. Ama Hanga’nın boyun eğmeye niyeti yoktu. Dörtte dört ve dokuz sayı ile oynuyordu. Bir ikinci adam daha bulurlarsa canımızı sıkabilirler diye düşünüyordum. Ama Kyle Kuric’in çabası yetmedi. Devreyi 36-45 gayet makul, güzel bir skorla kapattık.

Neyse ki ikinci yarıya Hanga’sız başladılar. Buna rağmen, Clover pota altından Ahmet’i uçurarak sayıyı yaptı. Ardından Tomic ile bir sayı daha ve fark yine beşe kadar indi. 40-45. Melli hesabı daha açmamıştı. Üçlüğü çaprazdan kaçırdı. Allahtan, Tomic karşı ataklarında topu panyaya sıkıştırınca hücum sırası bize geçti ve farkı daha da indirmelerinin önüne geçtik. Kalina da klasik post up hareketi ile kilidi tekrar açtı. 42-47. Ardından Melli’nin attığı üçlük ile rahatladık. Onun oyuna girmesi çok önemli. Bu defa Barcelona bir Fenerbahçe seti denedi, ekstra ekstra paslar ile boş Pangos’u buldular. Pangos kaçırdı, Tomic de ribaundu almaya çalışırken daha çeyrek ortası üçledi. Güzel oldu. Hemen ardından kısa bir Melli resitali izledik. Bir üçlük daha, işleri artık çok zor. Mola geldi. Mola sonrası Melli kaldığı yerden devam etti. Bir orta mesafe ile 42-54. Kalina dipten üçlük 44-57. Savunmada da çok serttik, ama faul sayımız son 2:28’e geldiğinde ikideydi. Daha üçüncü çeyreğin sonlarında Obra “Amerikan”a başladı. Savunmada Dixon’ı dinlendiriyor, hücumda oyuna sokuyordu. O da oyuna girince gereğini yaptı. Hanga karşısında basket faulü aldı. Kyle Kuric de son topu kullanamayınca çeyrek böyle bitti. 47-64. Mat.

Son çeyrek öncesi ribauntlarda 27-17 öndeyiz. Obra, düşmanı kendi silahları ile vurmuş belli ki. Son çeyreğe oyun kurucusuz çıktılar. Savunmamız hala yukarıda. Bu çeyrek diğer çeyreklerin aksine faul limitimizi hızlıca bitirmeye başladık. Çizgiden sayılar buldular,ama Vessely Datome ikilisi ile farkı onyedide tuttuk. 51-68. Bizde Egehan, onlarda Ribas oyuna girdi. Rakibin son çeyrek çırpınmaları artık fayda etmiyordu. Oyundan iyice düştüler. Beş dakika kala ilk faullerini yaptılar. Hoca da Hanga’yı kenarda fazlaca unuttu. Guduric şov başladı bu arada. Maccabi maçından sonra bir deja vu yaşıyorduk sanki. Üçlükler, turnikler yağdırdı ardı ardına. Son 3:38 farkı 58-77 yapınca seyirci artık tezahüratı bırakıp aralarında dedikoduya başladı. Bitime bir dakika kala genç Efe oyuna girdi. Girer girmez “ben geliyorum” mesajı vererek Melli’ye güzel bir de asist yaptı. Onlar seyretti. Maç 65-84 bitti. Biraz kolay mı oldu ne?

Bu galibiyet ile Kasım ayında dokuz maçta dokuzuncu galibiyetimizi almış olduk. Zorlu fikstüre rağmen Euroleague ve Tahincioğlu Türkiye Liginde lideriz.

6 Kasım boşuna Kasım’da değil. Dedik ya, Kasım’da Fenerbahçe başkadır.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

01 Aralık 2018 at 12:37

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with

27 KASIM 2018 – CRI TÜRK YAYINI

leave a comment »

cri

Written by kesinofsayt

27 Kasım 2018 at 16:20