FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

KONUK YAZAR: OLD SANTİ – EMRE VE ARDA

leave a comment »

oldsantiEmre ve Arda deyince Emre Belözoğlu’ndan bahsediyorum sanılmasın.

Konumuz Emre Mor. Daha 21 yaşında 1997 doğumlu dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden birine sahip Danimarka’da yetişmiş, babası Sivas, annesi Makedonya’lı olan Türk futbolcusu. Daha iki sene evvel Danimarka ve Makedonya, kendisini milli takımlarında oynatmak için baskı yaparken, neredeyse tek kelime Türkçe bilmediği halde Türk milli takımında oynamaya ikna edilmişti. Şimdi ise milli takımda adını sanını duymadığımız sıradan gençler denenirken, o milli takım arenasından kaybolmuş durumda.

Milli takım için keşfediliş hikayesi ise şöyle;

2016 yılında Fatih Terim, biraz da Burak Yılmaz’a prim ödenmemesi ve Arda Turan’ın milli takıma çağrılmaması ile sonuçlanan tatsız süreç sonrasında, Avrupa’dan genç ve sıra dışı bir futbolcuyu milli takıma monte etmek istemektedir. Aslında bu süreç, Burak’ın sakat olduğu dönemde milli takımda oynamadığı için prim alamaması üzerine, yakın arkadaşı Arda’nın Burak’a sahip! çıkarak Fatih Terim’e “İçin rahat mı hocam?” demesiyle başlamıştı. Bilindiği üzere son silah olayında bu sefer Burak Arda’ya destek vermişti.

Terim’in siparişi üzerine Dortmund’da yaşayan eski hakem Abdülkadir Bakırdöven, sözkonusu özellikleri taşıyan bir futbolcuyu bulması için görevlendirilir. Emre Mor’un menajeri de bir şekilde Bakırdöven’e ulaşır. İlerleyen aşamada Terim’in yardımcılarından Kerem Yavaş 1,69 m boyundaki sol kanat oyuncusu’nu çok beğenir. Bunun üzerine Fatih Terim, Tuncay Şanlı’yı Emre Mor’un bir maçını seyretmek üzere Danimarka’ya gönderir. Tuncay Şanlı da olumlu referans verince Mor milli takıma çağırılır ve daha ilk maçında herkesi kendine hayran bırakarak Türk futbolunun geleceği ve Türk Messi’si olarak lanse edilir. Arda’nın milli takımda oynamamaya başladığı dönemde Emre Mor milli takımda neredeyse tek başına bir takım gibi çok başarılı maçlar oynar ve rakip defansları hallaç pamuğu gibi atar.

Bu arada Emre Mor’un Fenerbahçe’ye transferi de gündeme gelir. Ancak, basınımızın Galatasaray’lı anlı şanlı kalemleri tarafından, Emre Mor’un kariyerinin Türkiye’de geri gideceği ve mutlaka Avrupa’da bir takımda oynaması gerektiği empoze edilir. Sonunda Emre, Danimarka’nın Nordsjaelland ekibinden Saadettin Saran’ın da o dönemde hissesinin olduğu Thomas Tuchel’in Dortmund’una 9,75 milyon Euro gibi hatırı sayılır bir bonservis bedeline transfer olur. Emre Mor, söz konusu kalemlerimizin iddia ettiği gibi Dortmund’da gelişemez. Zira, önünde genç yetenek Dembele, Schürle ve Marco Reus vardır. Dolayısıyla, hastalık ve sakatlıkların da etkisiyle çok fazla maça çıkamaz. Arda’nın milli takıma dönüşü ile milli takımda da nedense performansı düşen Emre, yavaş yavaş milli takıma da çağırılmamaya başlar. Arda Turan-Fatih Terim geriliminde Fatih Terim’in istifasını isteyecek kadar ağır yazılar yazan Mehmet Demirkol, Emre ile ilgilenmez.

Buna karşın Emre’ye Avrupa’da kalması için baskı yapılır. Başarısız bir sezon geçirmesine karşın daha da yüksek bir bedele, 13 Milyon Euro’ya Celta Vigo’ya transfer olur. Celta Vigo’da başarısız günler devam eder. Emre burada üç kez kadro dışı kalır. Sebepleri arasında antremana geç kalma, takım arkadaşlarına saygısızlık ve disiplinsizlik gösterilir.

Sosyal Medyadaki abartılı paylaşımları da Emre’nin düzgün bir arkadaş çevresi olmadığı izlenimi veriyor. Ancak, daha çok genç bir sporcu olması nedeniyle kendisine gereken ilgi gösterilirse hala potansiyelinin karşılığını verebilir.

Galatasaray medyasının bizim olmayacaksa Türkiye’ye hele Fenerbahçe’ye gelmesin şeklinde lobi yaptıkları Emre, Fenerbahçe’de genç futbolcuların önem kazandığı yeni iklimde biraz çabayla Fenerbahçe’ye ve dolayısıyla Türk futboluna kazandırılabilir. Bunun için herhalde büyük paralar da gerekmeyecektir. Örneğin Fenerbahçe’de kaybolmakta olan ama hala çok değerli olan 1995 doğumlu Ozan, Celta Vigo’da pozisyonu gereği daha başarılı olabilir. Bir takas neden olmasın? Belki de Fenerbahçe, Valbueana’dan alamadığı katkıyı benzer formasyondaki Emre Mor’dan alabilir.

Eh Arda bu yazının neresinde? Yukarıda bir miktar bahsettik. Bir bölüm spor camiamız spor hayatı bitmek üzere olan bilmem kaçıncı vukuatından sonra hala Arda’nın düzelebileceği ve affedilmesi gerektiğinle uğraşırken, genç Emre’nin göz göre göre kaybedilmesine dikkatinizi çekmek istedim.

Written by kesinofsayt

19 Ekim 2018 at 13:57

Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

KONUK YAZAR : OLD SANTİ – TÜRK HAFTASINDA ZALGIRIS

leave a comment »

The Old Man and the SeaEuroleague’in gediklisi Litvanya temsilcisi Zalgiris Kaunas, Çarşamba günü İstanbul’da Efes, Cuma günü’de Litvanya’da Fenerbahçe ile başa çıkmaya çalışacak. Geçtiğimiz sene Final Four’la taçlanan rüya sezonun ardından Yeşil Beyazlılar, sükse yapan bazı oyuncularını kadrolarında tutamadı.
Bunların en önemlisi bu sene Barcelona’ya transfer olan Kevin Pangos’tu elbette. Fenerbahçe’yi takip edenlerin bu sene takımlarında en çok görmek istediği guardların başında gelen Kanadalı oyun kurucu, geçen sene Euroleague en iyi ikinci beşine seçilmişti. Kendisi gibi Final Four yolunda önemli istatistikler yapan Fransız forvet Axel Toupane Olympiakos ile ve bir ara yolları Tofaş’la kesişmiş guard Vasilije Micic ise Anadolu Efes ile anlaştı.
Giden yıldızlarının yerlerini CSKA’da sakatlığı nedeniyle tutnamayan guard Westermann dışında genelde Euroleague tecrübesi olmayan potansiyeli yüksek genç oyuncular ile doldurmayı tercih ettiler. Bunların başında Alman Ligini üçüncü sırada bitiren Ludwigsburg’un skorer Beyaz Amerikalı guard’ı Thomas Walkup geliyor. Walkup geçen seneki başarılı oyunuyla Alman Liginin en iyi 10 oyuncusundan biri seçildi. Alman Liginden gelen bir diğer oyuncu “Zalgiris Kaunas Arvidas Sabonis” Okulundan yetişmiş olan Marius Grigonis. Genelde iki ve üç numaralarda oynayan Grigonis, Alba Berlin’in Alman Liginde ikinci olmasında önemli rol oynadı. Yıllar önce Beşiktaş’ta oynayan ve geçen sene ortasından itibaren Fransa orta sıra takımlarından Elan Chalon’da başarılı bir sezon geçiren beyaz Amerikalı skorer guard Nate Walters, Jasicevicius’un bu seneki bir diğer tercihi oldu. Walters bu seneye de çok iyi başladı.
Zalgiris bu sene zor bir fikstür ile Euroleague’e başlamak zorunda kaldı. İlk maçlarını geçtiğimiz hafta bu seneki Final Four’un ev sahibi olan Bilbao temsilcisi Saski Baskonia ile kendi sahasında oynayan Zalgiris hayli gerilimli bir oyun sonrası maçı 79-87 kaybetti. Oldukça çekişmeli geçen maçta Zalgiris taraftarı her zamanki gibi oyuna girse de maçın sonunda Baskonia’dan Jason Granger’in dediği oldu. Evet, Jason Granger de Baskonia’da.
Bazı Euroleague oyuncularını bizim futbol ligimizdeki yerli antrenörlere benzetiyorum. Euroleague takımlarında bir tur atacaklar herhalde. Bizim ligimiz deyince, maç öncesi Zalgiris ile Baskonia arasındaki acayip bir olay maçın önüne geçti. Baskonia Koçu Pedro Martinez, Zalgiris’in kendi antreman görüntülerini gizlice kaydettiğini iddia etti. Zalgiris tarafı ise yanlışlıkla kayıt yapıldığını, kayıt yapıldığını öğrendiklerinde ise hemen sildiklerini, kötü bir amaçları olmadıklarını itiraf etti. “Allah, Allah” dedim kendime, “Sanayi Casusluğu her an her yerde. Litvanyalılar bile yapıyorsa “…
Yüksek asist ve takım oyunu oynayan Zalgiris karşısında Anadolu Efes bu seneki güçlü kadrosuyla geçit vermeyecektir. Fenerbahçemiz için ise en büyük dezavantaj ne olursa olsun takımlarına desteğini ZAL-Gİ-RİS, ZAL-Gİ-RİS tezahüratları ile bütün maç devam ettiren taraftarları olacak. Her maçı kapalı gişe oynatan Zalgiris taraftarları Belgrad’daki Final Four’da bizim taraftarlarımızdan sonra en renkli görüntüleri veren taraftarlardı.
Basketbolun birinci spor olduğu Litvanya’nın Jasicevicius’lu sempatik temsilcisine bizim maçımız dışındaki tüm maçlarında sonsuz başarılar.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

17 Ekim 2018 at 14:18

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

KONUK YAZAR: OLD SANTİ – KHIMKY MAÇI İZLEME KILAVUZU

leave a comment »

The Old Man and the SeaEuroleague’de iki maçlı haftanın ilk maçı Çarşamba günü mabedimizde Khimky ile saat 20:45’te oynanacak.

Kadife elli yıldız oyun kurucuları Shved’li kadrosuyla her zaman Euroleague’in zorlu rakiplerinden biri olan Khimky’yi geçen sene her iki maçta da geçmiştik. Buna karşılık Baskonia gibi onlarda 16 galibiyete ulaşarak normal sezonu sekizinci sırada bitirerek play off yapmayı başarmışlardı. Bize yenildiler ama Efes’i her iki maçta da yenmiş olduklarını hatırlatalım. Gerçi Efes’i yenmeyen yoktu geçen sene.

2014/2015 yılının Eurocup şampiyonu olan Khimky kadrosunda Joffrey Lauvergne de bulunuyordu. O sene yönetim Eurocup şampiyonu olmak için elinden geleni yapmış ve Denver Nuggets’dan Lauvergne ile sezon ortası anlaşmıştı. Kadroda başka kimler yoktu ki. Tyrese Rice, rahmetli Honeycutt, Koponen ve Popovic gibi yıldızları ile yarı finalde Banvit, finalde de Gran Canaria’yı geçip şampiyon olmuşlardı. Şampiyonluk sonrası Lauvergne tekrar Denver’a döndü. Shved’de NBA’den Khimki’ye geldi.

Eurleague’deki ilk çıkışlarını da işte o sene yaptılar. Tolstoy’un Savaş ve Barış romanındaki asilzade havalarındaki Shved ile sokak çocuğu Tyrese Rice liderliğinde Khimky rakipleri üçlük bombardımanına tutarak tüm takımların korkulu rüyası oldu. Ama istenilen kalitede pivotları olmadığı için Top 16 grubunda Real Madrid ile aynı puanda ama hemen onların ardından şanssız bir şekilde beşinci olarak Top 8 yapmayı başaramadılar.

Gelelim bu seneye. Hemen İyi haberi verelim. Pivot problemleri hala devam ediyor. Olympiakos ile yaptıkları maçta aldıkları ribaunt sayıları sadece 18. (Olympiakos’un ise 37). Yani bu sene en güçlü yerimiz olan uzun rotasyonumuz karşısında tam biçilmiş kaftan. Khimky’de pivot pozisyonunda bu pozisyonun gerçek bir oyuncusu yok.

Tahmin edileceği üzere Shved neredeyse hiç oturmadan oynuyor. Hemen hemen bütün pozisyonları kendi oynuyor. Ya çıkarıyor ya da batırıyor. Yardımcı erkek oyuncu rolünde artık faaliyetlerini durdurmuş olan Yeşil Giresun’un proje takımı kadrosundaki oyunculardan Anthony Gill bulunuyor. Atletizmi, kendi şutunu yaratabilmesi ve ribaunt özellikleri ile komple bir oyuncu olan Gill bir ara bizim de gündemimize gelmişti.

Karakter oyuncusu olarak geçtiğimiz sene Tofaş’ta Fenerbahçe’ye de karşı çok başarılı maçlar oynayan kısa forvet Tony Crocker yer alıyor. Crocker, daha önce Anthony Gill’li Yeşil Giresun kadrosunda da yer almıştı. Diğer oyuncuları ise saymıyorum. Zira, genelde figüran işlevi görüyorlar.

Olympiakos’u çalıştırdığı dönemde Euroleague’de şampiyon olan Yunan Koç Bartzokas Barcelona’da büyük hayal kırıklığı yaşadıktan sonra tekrar bir çıkış yakalamak için 2017’de Khimky’e geldi. Yunanlıların Itoudis ile birlikte en başarılı koçlardan biri olan Bartzokas, sert, adam adama ve rakibi pota altından uzak tutarak şuta zorlayan savunması ile meşhur. Khimki gibi koş koş basketbolü oynayan kısa kadrosu ile bunu nasıl başaracakları ise soru işareti. Hele Fenerbahçe’ye karşı.

İlk maçında kendi evinde Olympiakos’a karşı 66-87 yenilen Khimky karşısında formda takımımızın çok zorlanacağını sanmıyorum.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

16 Ekim 2018 at 14:27

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

KONUK YAZAR: OLD SANTİ – MİLLİ TAKIM KONUSU

leave a comment »

The Old Man and the Sea

Futbol liginde maç olmaması ile birlikte erkek basket takımımızın geçen seneki başarılarını elde edeceğine dair verdiği ışık nispeten karın ağrısız bir hafta sonu geçirmemizi sağladı.
Nispeten diyorum, zira milli takımın gözlerimizin önünde erimesi son zamanlarda milli takım maçları ne kadar ilgimizi kaybetse de bizleri üzüyor. Bir çok arkadaşım, dostum milli maç olduğunu bile bilmiyor. Maalesef, 2000’li yılların başında elde ettiği başarılar ile herkesin gururu olan milli takımdan artık hiç bir eser kalmadı. Bırakın şimdiki genç neslin Can Bartu, Lefter, Metin Oktay, Turgay Şeren, Sanlı, Ziya Şengül gibi hiç seyretmediği, sadece beyefendilikleri, centilmenlikleri, alçak gönüllülükleri ve benzeri erdemler ile adını duydukları, siyah beyaz resimlerini gördükleri efsanevi yıldızları, Dünya üçüncüsü olan takımın yıldızları bile bu kadar yozlaşmamıştı.
Yozlaşmıştı derken dün akşam seyrettiğimiz çoğu adını yeni duyduğumuz lejyonerlerden oluşan genç çocukları kastetmiyorum. Bu çocuklar elbette milli takım oyuncusu değil. Tecrübe kazanırlarsa aralarından bazıları milli takım oyuncusu olabilecek. Bana dünkü milli maç sanki Federasyon Kupası maçında U21 oyncularının denemesi gibi geldi. Fenerbahçe’de çok yeterli olmadığını düşündüğüm Neustadter bile bizim çocukların karşısında Van Dijk havalarındaydı. İşin doğrusu, Türkiye Liginde oynayan yabancı futbolculardan oluşacak bırakın en iyisini, en iyi ikinci onbir bile dünkü milli takımı yenerdi.
Milli takım oyuncusu demek elde ettikleri deneyim ve başarılar ile oraya gitmeyi gerçekten hakeden, seksen milyonluk Türkiye içinde ilgili pozisyonda Türkiye’nin en iyisi olmak demek. Taraflı tarafsız herkesin kabul ettiği yıldız olmak demek. Böyle oyuncularımız var mı? Var aslında. En iyi kaleci Volkan değil mi? Fevri hareketlerinden dolayı yıllardır düşünülemedi. Türkiye kaybetti, kendisi kaybetti. Yıllarca yetenek olarak yanına yaklaşamayacak yine bizden yetişen Volkan Babacan ile idare edildi. En iyi defanslar, orta sahalar, forvetler hala futbol oynayacak yaşta mı? Evet, yaşı ilerlemesine rağmen Emre Belezoğlu, sol bek Caner, forvet Burak ve elbette Arda mevkilerinin en iyileri değil mi? Maalesef bu ve buna benzer milli takım kalibresindeki oyuncular daha faal durumdayken milli takımda oynayamıyorlar. Oynayamama nedenleri ise maalesef kalitelerinden ziyade yaşadıkları ortak kültür erozyonu.
Bu tecrübeli, dokunulmaz “yıldız” tabir edilen “topçular” hemen her gün futbol sahalarında değil magazin basınında saha dışında ve geceleri yaşadıkları olaylar ile anılır oldular. Bunların ortak değeri “Adam olmak”. Bu delikanlı olmanın anladığım kadarıyla daha bir maskulen ifadesi. Adamlık kavramının yukarıda saydığım centilmenlik, alçak gönüllülük, yardım severlik, güçsüzün yanında ve haksızlığın karşısında olma gibi erdemler ile bir alakası yok anlaşılan. Tam tersine en önemli değerler para , güç, kabadayılık, gücün yanında yer almak olmuş durumda. Bizim Volkan ve Emre Belözoğlu’nu aslında kısmen bunların dışında tutmak istiyorum. Onların sıkıntısı daha çok kolayca kendilerini kaybetmeleri ve duygularının esiri olmaları. Halbuki onların yaşındaki futbolculardan beklenen zor anlarda doğru kararlar almaları, takımlarını motive etmeleri, genç oyuncular için soğukkanlı ve güçlü duruşlarıyla örnek sporcular olmaları. Buna karşılık hepsi “Ben kimim biliyor musun edasında” . Bu durumu hicveden Tolga Çevik’in “Kimsin Sen?” komedisi geliyor aklıma. Arda ise bu yozlaşmanın artık simgesi olmuş durumunda.
Kanımca, buradan çıkış yolu sil baştan her seferinde yeni lejyonerler getirmek olmayacak. Bu kültür ikliminden etkilenen gençler başarılı olurlarsa üç dört sene içinde yeni Arda’lar haline dönüşecekler. Başarı kesinlikle eğitimden geçiyor. Altınordu modelinden geçiyor. Bunun görülmesi gerekiyor. Gençlerimizi sadece iyi futbolcu değil iyi insan, kültürlü insan olarak yetiştirebileceğimiz bir modeli benimsemek durumdayız. Federasyonun iki senede bir yabancı futbolcu sayısını düzenlemek ile değil acilen alt yapılarda hem teknik hem de kültürel bir eğitimi, zorlayıcı teşvik edici bir modele geçmesi tek çare görünüyor. Lejyonerler kısa vadeli çözüm oluşturur, sorunu çözemeyiz. Ülkemizde yetişen gençlere de bu şekilde hiç bir yarar sağlayamayız.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

15 Ekim 2018 at 16:04

Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

Tagged with

KONUK YAZAR: OLD SANTİ – TÜRK TELEKOM DEPLASMANI VE BOBBY

leave a comment »

The Old Man and the SeaHafta içi antreman seviyesinin bir tık üzerinde geçen Gran Canaria maçından sonra Fenerbahçemiz ligdeki ikinci maçında zorlu sayılacak Türk Telekom ile deplasmanda karşılaştı.
Geçtiğimiz hafta hocalığını çok beğendiğimiz Selçuk Ernak’ın Sakaryaspor’unu deplasmanda 65-55 yenerek lige başarılı bir başlangıç yapan Telekom, geçen sene Erkekler Basketbol Liginde şampiyon olmuştu. Tahincioğlu Basketbol Liginde yeniden korkulu rüya görmek istemeyen Lacivert Beyazlılar yaz transfer sezonunda oldukça hareketliydi. İspanya Liginin en skorer oyuncularından Landesberg’i alarak transfere başladılar. Daha sonra da şut tehdidi olmadığı için Ergin Ataman’a uymayan ve Efes’ten ayrılan tecrübeli pivot Stimac, Ege’nin her iki yakasının fatihi Kenny Gabriel ile bir dönem Daçka’da oynamış olan Bayern’li Redding gibi ligimizi tanıyan yabancıları kadrosuna kattılar. Türkiye Basketbol Liginden takip ettikleri TJ Campbell diğer bir yabancı oyuncu tercihleri oldu. Geçen senenin çıkış yapan oyuncularından Metin Türen ve otuzsekiz yaşın tecrübesi ile takıma ağabeylik yapacak Kaya Peker’le kadro tamamlandı. Eskiden milli takımın önemli oyuncuları olan Ender Aslan ve Serhat Çetin zaten kadrolarındaydı.
Maç karşılıklı basketler ile başlamasına karşın Telekom’un özellikle Landesberg ile bulduğu yüksek yüzdeli üçlükler ve Kaya Peker ile Ender Aslan’ın akıllı saha içi organizasyonu ile Fenerbahçemiz ilk yarı oldukça zorlandı. Sloukas’ın yabancı sınırına takıldığı maçta Tyler Ennis Gran Canaria maçında olduğu gibi faulleri çabuk alınca savunmamız biraz yumuşadı. İlk yarıyı da geride kapadık.
Ancak, Telekom Koçu Burak Gören de biliyordu ki Obradovic önderliğindeki Fenerbahçe gibi tecrübeli ve yıldız ile dolu bir kadro karşısında ilk yarıyı önde kapatmak çok bir şey ifade etmez. Fenerbahçemizin o kadar çok farklı seti var ki. Uzun süredir birlikte oynayarak birbirlerinin dilinden son derece iyi anlayan oyuncularımız daha ligin başı olmasına karşın bunları ezbere oynuyorlar. Bu sene anlaşılan pota altı setleri de daha fazla. Vessely ve Lauvergne iş birliği zaten rakibi perişan ediyor. Vessely bu sene orta mesafe şutları atmaya da başladı. Tam bir terminatör haline geldi. Sezon sonu NBA’den peşine düşecekler bu gidişle. Ben anlamam, o formayı söz verdiği gibi salonda asılı görmek istiyorum. Basketbolu burada bırakacak.
Bununla birlikte bana göre maçı alan, hafta içinde Amerika’da ablasının cenazesine katılan Dixon oldu. Dixon bu maçla birlikte takımdaki yerini aldı. Son derece formda ve özgüvenle oynayarak bir de blok yaptı. Dixon ilerlemiş yaşına rağmen takım için oldukça önemli bir figür. Herkes vazgeçse dahi isyankar ve yenilgiyi kabul etmeyen karakteri ile takımı ateşlemesini biliyor. O varken Wilbekin beklesin daha.
Son periyotta rakibin faul sayılarının artması ile birlikte süngüsü iyice düştü. Zor başlayan maç şölene dönüştü. Takımımız da maçı 80-72 alarak haftayı kayıpsız-sakatlıksız geçti.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

15 Ekim 2018 at 11:21

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

KONUK YAZAR: OLD SANTİ – KANARYALAR KARŞI KARŞIYA

with one comment

The Old Man and the Sea

Fenerbahçemiz için ilk maçını hem kendi evinde hem de gerçek Kanarya olma yolunda bir hayli ekmek yemesi gereken Gran Canaria ile oynamak, bu zorlu maratona başlamak için biçilmiş kaftandı. Takımımızı özlemiştik ve salonda yerimizi aldık.

Maç öncesi dikkatimizi çeken Gran Canaria’nın sakat yıldızı Erikkson’un ısınan oyuncular arasında olmasıydı. Bu da nereden çıktı diye düşünürken bizim tarafta da Dixon’un geri dönmesi “Bu adam nerede, lig maçında niye yok, Efes maçında da çok kötü performans gösterdi, futboldaki acayiplikler burada olmaz ya kadro dışı mı kaldı” şeklindeki endişelerimizi bitirdi. Tamam abarttım ama Dixon benim kahramanlarımdan ve bir şekilde kadro dışı olması beni çok üzer. Derken hafta içinde ablasını kaybettiği, apar topar Amerika’ya ablasının cenazesi için gittiğini öğrenince kendisi adına daha da üzüldüm. Gerçek bir profesyonel olarak bu maça yetişti. Büyük Patron Obra da müthiş bir yöneticilik-babalık-liderlik örneği göstererek onu maç kadrosuna aldı ve kenarda arkadaşları ile birlikte maçın havasını yaşamasını sağladı. Ama ne o ne de karşı cephede Erikkson maçta oynadı.

Maç öncesi tribünler için yönetim bir hazırlık yapmamıştı. Oyuncu tanıtım anonsları bile zayıf kaldı. Asıl önemlisi bu sene lig maçında kadrosunu güçlendirdiğini gördüğümüz pon pon kızlar ortalıkta yoktu. Neyse ki maç zaten şenlik havasında geçti de kendilerine ihtiyaç kalmadı. Olsalar iyi olurdu ama. Seyirci özellikle pota arkası fena değildi. Isınıyoruz. Hoş bir sürpriz, Datome’nin misafirlerinin tribünde İtalya bayrakları ile yer alması ve kendisini desteklemeleriydi.

Maça Sloukas, Melli, Guduric, Datome ve Ahmet beşiyle başladık. Her iki tarafın boş şutlar ile başladığı ilk çeyrekte hem hücum hem de savunma ribauntlarında etkili olunca Ahmet’ten gelen pota altı sayıları ile öne çıktık. Guduric ve Melli boş şutları kaçırdı da kaçırdı. Potalar sert mi ne? Vessely oyuna girince coşkulu ve güçlü oyunu ile zaten daha ilk çeyrekten rakibin belini kırdı.

Boş şutlar devam etti ama Vessely de farkı açmaya devam etti. Böylece son çeyreğe kadar sürecek ortalama farkı da yakaladık. 13-2. Lauvergne çok iyi başlamadı. Pota altında bir kaç pozisyon kaçırdı. Sonra Tyler Ennis iki dakikada 3 faul alınca Jason Thompson’ın Kanadalı Ruhu geri mi döndü diye söylendik. Obra da yenileri kırmızı bir surat ile kenara aldı. Artık Tyler bu maç bir daha oynamaz dedik. Kırk yaşındaki Oliver rakibi oyunda biraz olsun tuttu. Onun aleyhimize çaldırdığı bol fauller sonucu Minik Kanarya 10 sayı bulabildi ve çeyrek 22-10 bitti.

İkinci çeyrek Sinan’ın Euroleague debütü yapmasıyla başladı. Geçtiğimiz sene maç kadrolarında bile yer alamaması nedeniyle hayal kırıklığına uğrayan Sinan bu sene sezona gördüğüm kadarıyla çok iyi başladı. Fenerbahçe altyapısından yetişmiş efsane oyuncu kurucu Baba Necati’nin beyefendi oğlunun Fenerbahçemizde iz bırakmasını çok istiyorum. Baba Necati unutulmazdır. Efe, Melih, Necati, Haigler ve sonra onlara katılan okul takımından abimiz Emir ne beşti ama. Karşılarında da Salami, Coolidge, Thorpe, Goldstein ve Hayward. Hay Allah daldık yine.

Neyse, Sinan ile Oliver birbirlerini zaten Eurocup’tan tanıyorlardı. Maç böyle lay lay lom geçerken hakemler Kalinic aleyhine Tahincioğlu Ligi standartlarında bir teknik faul çalınca uyandık. Rakip o pozisyonun arkasından bir kaç hücum ribaundu alınca uzunca bir süre yoğun ıslık protestosu oldu. Son dokuz saniyede rakibin faul atışı öncesi Obra çeyrek farkını arttırmak için mola aldı. Ancak, Ewans faulü kaçırınca Veselly’nin uzun pası ileriye fırlayan Sinan geçiş hücumu ile devrenin skorunu belirledi. 49-35. Sinan da Obra’nın özel tebriği ile soyunma odasının yolunu tuttu.

Üçüncü çeyrek Gran Canaria uzunlarının faul sayıları da artınca rakibin direnci iyice düşmeye başladı. Vessely Lauvergne şov başladı. İkili birlikte oynamaktan bayağı keyif alacağa benziyor. Üçüncü çeyrek takımın özgüveni ve performansı bir tık yukarı çıktı ve fark iyice açılmaya başladı. Üçüncü çeyrek sonucu 75-58.

Dördüncü çeyrek en ufak hatada Obra’nın fırçalarına maruz kalan tüm oyuncuların istekli oyunlarına yenilerde katıldı. Ennis kendini yerden yere attı, alkışları kaptı.Maçta oynamayan Dixon dışında herkes sayı attı. Maçın dördüncü çeyreğine VAR sistemi damga vurdu. Tam üç kere dakikalarca incelenen pozisyonlar için Fenerbahçe taraftarı “Yahu maçı oynatın o da bizden olsun” modundaydı. Tüm oyuncuların şarkıları söylenmeye başlandı. “O o o Datome” şarkısında İtalyan misafirler elinde İtalyan bayrağı ile coştu.

Seyirci Yüz istedi,ama Melih boş üçlüğü kaçırıp son top da Kalinic’in eline yapışınca maç 97-72 bitti. Futboldaki kaostan sonra iyi ki basket ligleri başladı dedik, böyle mutlu mesut evimize dönmeyi özlemişiz.

OLD SANTİ

Written by kesinofsayt

13 Ekim 2018 at 08:09

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı

KONUK YAZAR: OLD SANTİ – EUROLEAGUE 2018 SEZONU İLK GECE MAÇLARINA KISA BİR BAKIŞ

leave a comment »

The Old Man and the SeaOh be , aylardır özlediğimiz Euroleague sezonu başladı sonunda.

İlk gecenin maçı olarak CSKA-Barcelona maçını görüyordum. Yeni transferleri ile Barcelona’nın neler yapacağı merak konusuydu. Maç karşılıklı basketler ile başlamasına karşın deneyimli Rus takımı ilk çeyreğin sonlarına doğru Hines hamlesini yaptı. Hines’in etkili oyunu yanında Pau Ribas’ın arka arkaya boş üçlüklerine, Rocky 4 filmindeki Drago edasıyla Voronthsevic buz gibi bir üçlükle cevap verince Barcelona’nın dengesini bozdu ve oyunun momentumu tamamen CSKA’ya döndü. Kyle Kuric’in beni mahçup etmeyen yüksek yüzdeli atışlarına arkadaşları destek vermeyince Barcelona geçtiğimiz yıllardaki kırılgan haline döndü. Kevin Pangos ise oldukça kötü başladı. Böylece Itoudis’in CSKA’sı son üç sezonda evinde yaptığı gibi Barcelona’yı neredeyse karbon kopya bir sonuçla 95-75 yenmiş oldu.

Maccabi, Wilbekin ile gerçekten çok dengeli, yılmayan ve sağlam bir takım haline gelmiş . Maalesef bu seneki ilk maçını OAKA’da oynama şanssızlığını yaşadılar. İlk yarısı 46-45 ev sahibinin üstünlüğünde geçen maçta Mat Lojeski ve Keith Langford Panathinaikos’u ayakta tuttu. Maçı da ev sahibi takım başabaş bir oyunun sonunda ancak beş sayıyla kazanabildi zaten. Milli takıma Dixon yerine Wilbekin’in seçilmesine içerlemiştim. Ama zaman Wilbekin zamanı sanırım. Önümüzdeki senelerde onu alan Türk takımı beş yabancılı ligimizde iki adım öne geçer. Umarım bu biz oluruz.

Darüşşafaka, Real Madrid karşısında beklenildiği üzere fazla bir varlık gösteremedi. Ray Mc Callum-Mc Collum kardeşlerin gizli kalmış üçüncü kardeşi değil. İsim benzerliği- iyi bir transfer olarak gözüküyor. Ancak, NBA patentli yıldız gard, takımın skor yükünü çekmesine karşın Peiners’in iş birliği Darüşşafaka’ya hiç mi hiç yetmedi ve Real Madrid’i bir an için bile zorlayamadılar.

İlk gecenin Türk medyası tarafından bir kahramanlık destanına dönüştürülmesini beklediğim maçında ise Ergin Ataman’lı Anadolu Efes, çaylak takım Bayern’i deplasmanda kelimenin tam anlamıyla ezdi geçti. Bu sezon Efes taraftarları çok memnun olacak. Bütün pozisyonlarda kaliteli alternatifli oyuncu kadrosuna sahipler. Doğuş Balbay oyununu bu sene oldukça geliştirmiş, çok tehlikeli Rambo gibi bir adam haline gelmiş. Önceki yıllardaki kene gibi bıktırıcı savunma ve yüksek sıçrama yeteneğine bu sene yüksek yüzdeli şutları, asistleri ve içeriye drive’larını ekleyerek komple bir oyuncu olmuş. Görünen o ki, Ergin Ataman’ın bütün başarılarındaki yıldız lider oyuncu kurucu pozisyonu rolü bu sene Shane Larkin ile birlikte Doğuş Balbay’da olacak. Sinan Güler’in gelişiminde önemli rol oynayan Ergin Ataman, Doğuş’la da bunu sağlayacak anlaşılan. Alt yapısıyla ünlü Efes ile ilgili söylemek istediğim ironik nokta ise Fenerbahçe alt yapısından çıkma Doğuş ve Metecan ile birlikte Ülker ve Alpella alt yapılarında yetişen Birkan’ın Efes’in Türk yıldızları olması. Shane Larkin de bu maçla Euroleague’e geri dönüş yapmış oldu. Oldukça da skorerdi ama kendisinden beklediğimiz oyun bu kadar değil tabii. Bayern bu ligin takımı olmadığından dünkü maç bir test değil ancak Anadolu Efes bu sene kesin play off biletini alır. Sonrası takımların lig boyunca nasıl evrileceğine bağlı.

Written by kesinofsayt

12 Ekim 2018 at 09:23

basketbol, Genel, Old Santi kategorisinde yayınlandı