FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Posts Tagged ‘Trabzonspor

KESİNOFSAYT PODCAST BÖLÜM 5

leave a comment »

Beşinci bölümün konuları:
– Türkiye Bankalar Birliği başkanı ve Ziraat Bankası genel müdürü Hüseyin Aydın’ın “Fenerbahçe’yi küme düşüreceğiz” sözleri,
– Fenerbahçe SK başkanı Ali Koç’un Camiaya Sesleniş programının değerlendirmesi,
– Süper Lig’de ikinci devrenin ilk hafta değerlendirmesi, Şenol Güneş’in maç sonu açıklamaları ve Cüneyt Çakır’ın skandalları,
– UEFA Avrupa Futbol Görünüm Raporu’nun değerlendirmesi,
– Euroleague

UEFA raporunun linki: https://www.uefa.com/MultimediaFiles/Download/OfficialDocument/uefaorg/Clublicensing/02/58/99/65/2589965_DOWNLOAD.pdf

KESİNOFSAYT PODCAST – BÖLÜM 001

leave a comment »

PFDK CEZALARI KİME GİDİYOR?

leave a comment »

para

2012-13 sezonunda bu yazının yazıldığı 6 Şubat 2013 tarihine kadar Fenerbahçe Spor Kulübü’nün PFDK’dan aldığı para cezaları toplamda 460.000 TL, Galatasaray’ın 260.000 TL, Beşiktaş’ın 111.250 TL, Trabzonspor’un 330.000 TL…
Bu cezalarda saha kapatmalardan doğan kayıpları hesaplayamadığımız için yoklar elbette. Bu kayıpların çok daha büyük olduğu çok net.
Yönetici ve futbolculara kesilen cezalar ise rakamlara dahil.

En ilginç noktalardan birisi Fenerbahçe’nin ilk beş maçını seyircisiz oynamasına rağmen (ki aralarında “taraftarın neden olduğu saha olayları” ve “taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat” ihtimali yüksek Beşiktaş ve Trabzonspor maçları var) diğer kulüplere oranla hatırı sayılı bir miktar fazla ceza almış olması. Seyircisiz oynamadan kaynaklanan zararın daha büyük olduğu ise tartışmasız.
Bu 460.000 TL’nin büyük bölümünün sanıldığı / beklendiği gibi taraftardan kaynaklanmaması da ilginç bir nokta. Sadece 110.000 TL (%24) taraftarın neden olduğu saha olayları ve kötü tezahürattan kaynaklanıyor. Yönetime (resmi site açıklamaları, başkan vb) kesilen ceza da hemen hemen aynı: 105.000 TL…
Asıl büyük kalem sahayı ilgilendiren kısımda; 245.000 TL (%53).

Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un aldıkları cezalar ise şöyle:

Galatasaray: Taraftardan kaynaklanan 140.000 TL (%54), saha içinden kaynaklanan 40.000 TL (%15), yönetimden kaynaklanan 80.000 TL (% 31)
Beşiktaş: Taraftardan kaynaklanan 85.000 TL (%76), saha içinden kaynaklanan 26.250 TL (%24)
Trabzonspor: Taraftardan kaynaklanan 130.000 TL (%39), saha içinden kaynaklanan 50.000 TL (%15), yönetimden kaynaklanan 150.000 TL (% 46)

Sonuç olarak kabaca Fenerbahçe saha içinden, Galatasaray ve Beşiktaş taraftarından, Trabzonspor ise yönetiminden ötürü ceza alıyor.

Bu incelemede Avrupa maçları ile diğer branşlardaki cezalar yer almamaktadır. Nitekim yazıyı yayınlamak üzereyken Fenerbahçe Spor Kulübü’nden bu konuyla ilgili bir açıklama gelmiştir. Açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

FENERBAHÇE

  • Daha sezon başlamadan, Süper Kupa Finali nedeniyle 16/08‘de “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 15.000 TL,  “Aykut Kocaman’ın müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle 10.000 TL,
  • 23/08 Sanica Boru Elazığspor maçında “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 15.000 TL
  • 30/08 Fenerbahçe – Gaziantepspor maçında “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL, “akredite basın mensuplarının stada alınmaması nedeniyle” 10.000 TL, “kulüp başkanının akredite edilmediği alanda yer almasından ötürü” 5.000 TL, “anons sisteminin statüye aykırı kullanımı nedeniyle” 5.000 TL,
  • 20/09 Fenerbahçe – Mersin İ.Y. maçında “akredite basın mensuplarının stada alınmaması nedeniyle” 20.000 TL,
  • 4/10 Kasımpaşa – Fenerbahçe maçında “flaş röportaja teknik sorumlu ve üç futbolcunun katılmaması nedeniyle” 5.000 TL, “basın toplantısına teknik sorumlu ve iki futbolcunun katılmaması nedeniyle” 5.000 TL, “basın toplantısının müsabaka bitiminden 90 dakika sonra yapılmasından dolayı” 5.000 TL
  • 25/10 Bursaspor – Fenerbahçe maçında  “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 7.500 TL,
  • 15/11 Fenerbahçe – Orduspor maçında “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 7.500 TL,
  • 22/11 Eskişehirspor – Fenerbahçe maçında “oyuncu kriterlerine uyulmamasından dolayı” 50.000 TL, “Aykut Kocaman’ın sportmenliğe aykırı açıklamada bulunması nedeniyle” 10.000 TL (24/11 tarihinde Tahkim Kurulu PFDK tarafından hak mahrumiyeti verilmiş olan Kocaman’ın cezasını 50.000 TL’ye çevirdi), Caner Erkin’in “ihraç öncesi ve ihraç sonrası müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle” 20.000 TL,
  • 6/12 Kayserispor – Fenerbahçe maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL,
  • 13/12 Fenerbahçe – İBB maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL,
  • 18/12 Fenerbahçe – Göztepe maçında “taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle” 30.000 TL,
  • 20/12 Galatasaray – Fenerbahçe maçında “oyuncu kriterlerine uymamasından dolayı” 60.000 TL, Raul Meireless’e 20.000 TL,
  • 27/12 Fenerbahçe – Karabükspor maçında “flaş röportaja teknik sorumlu ve 3 futbolcunun katılmamasından dolayı”  5.000 TL, “basın toplantısına müsabakada oynamış en az 2 futbolcunun katılmamasından dolayı” 5.000 TL,
  • 3/01 “28.12.2012 tarihinde kulüp resmi internet sitesinde yer alan sportmenliğe aykırı açıklamalar nedeniyle” 50.000 TL, Aziz Yıldırım’ın 28.12.2012 tarihinde kulüp resmi internet sitesinde yer alan sportmenliğe aykırı açıklamalar nedeniyle” 15.000 TL,
  • 22/1 Bursaspor – Fenerbahçe maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL,
  • 24/1 Fenerbahçe – Elazığspor maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL, Gökhan Gönül’e 10.000 TL,
  • 31/1 Gaziantepspor – Fenerbahçe maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 10.000 TL

GALATASARAY

  • 16/08 Süper Kupa Finali’nde  “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 75.000 TL
  • 23/08 Galatasaray – Kasımpaşa “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL, “sporcusunun flaş röportaj vermeden basın toplantısına katılmasından dolayı” 5.000 TL,
  • 15/11 Mersin İ.Y. – Galatasaray maçında “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 10.000 TL, “basın toplantısına futbolcuların katılmamasından dolayı” 5.000 TL,
  • 22/11 Galatasaray – Karabükspor maçında “yeşil zeminin statüye aykırı olarak sulanmasından” 5.000 TL,
  • 29/11 Elazığspor – Galatasaray maçında “Ümit Davala’nın rakip takım taraftarlarına yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle” 10.000 TL , “Cladio Taffarel’in akredite edilmediği alanda yer almasından dolayı” 5.000 TL, doktor Sarper Mehmet Çetinkaya’nın, akredite edilmediği alanda yer almasından dolayı” 5.000 TL,
  • 20/12 Galatasaray – Fenerbahçe maçında “taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle” 30.000 TL, “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 10.000 TL, “görevli olmayan kişilerin akredite edilmediği alanda yer almasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle” 5.000 TL, “kulüp tv’sinin izinsiz görüntü almasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle” 5.000 TL,
  • 3/1 “27.12.2012 tarihinde kulüp resmi internet sitesinde yer alan sportmenliğe aykırı açıklamalar nedeniyle” 50.000 TL,  Ünal Aysal’ın 27.12.2012 tarihinde kulüp resmi internet sitesinde yer alan sportmenliğe aykırı açıklamaları nedeniyle” 15.000 TL,
  • 31/1 Galatasaray – Beşiktaş maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 10.000 TL, Felipe Melo’ya 10.000 TL

BEŞİKTAŞ

  • 30/08 Beşiktaş – Galatasaray maçında “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL, “ropörtajların yayın talimatına aykırı şekilde gerçekleştirilmesinden ötürü” 5.000 TL
  • 25/10 Beşiktaş – Trabzonspor maçında “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL,
  • 1/11 Kasımpaşa – Beşiktaş maçında  “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 30.000 TL,
  • 8/11 Beşiktaş – Mersin İ.Y. maçında “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 15.000 TL,
  • 15/11 Beşiktaş – Bursaspor maçında  “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 15.000 TL,
  • 22/11 Antalyaspor – Beşiktaş maçında “devre arası süresinin aşılmasından dolayı” 5.000 TL,
  • 4/12 Beşiktaş – Ankaragücü maçında  “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL,
  • 6/12 Orduspor – Beşiktaş maçında “takım halinde sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle” 7.500 TL,
  • 13/12 Beşiktaş – Eskişehirspor maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 10.000 TL,
  • 18/12 Antalyaspor – Beşiktaş maçında “takım halinde sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle” 8.750 TL

TRABZONSPOR

  • 16/08  “kulüp resmi internet sitesinde yer alan centilmenliğe aykırı açıklamalar nedeniyle” 50.000 TL, “Sadri Şener’in kulüp resmi internet sitesinde yer alan centilmenliğe aykırı açıklamaları nedeniyle” 15.000 TL
  • 23/08 Karabükspor – Trabzonspor maçında oyuncu kriterlerine uyulmamaktan 50.000 TL
  • 1/11 Trabzonspor – Bursaspor maçında “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL,
  • 22/11 Orduspor – Trabzonspor maçında  “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL,
  • 29/11 Trabzonspor – Eskişehirspor maçında “taraftarın neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL,
  • 6/12 Gençlerbirliği – Trabzonspor maçında “taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle” 30.000 TL,
  • 18/12 Kasımpaşa – Trabzonspor maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 10.000 TL,
  • 20/12 İBB – Trabzonspor maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 10.000 TL,
  • 25/12 Trabzonspor – Eskişehirspor maçında “taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle” 5.000 TL,
  • 27/12 Trabzonspor – Galatasaray maçında “taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde 2. kez gerçekleştirilmesinden dolayı” 60.000 TL,
  • 3/1 “27.12.2012 tarihinde kulüp resmi internet sitesinde yer alan sportmenliğe aykırı açıklamalar nedeniyle” 65.000 TL, Sadri Şener’in 27.12.2012 tarihinde kulüp resmi internet sitesinde yer alan sportmenliğe aykırı açıklamaları nedeniyle”  20.000 TL

Written by kesinofsayt

06 Şubat 2013 at 14:18

HASIR6: YER6’NA SAYGILARIMIZLA

with 5 comments

Aşağıdaki derleme FBTV’deki Yer6 Programı’ndan esinlenilerek ve Yer6’na yapılan yersiz saldırı üzerine programa desteğimizi göstermek üzere hazırlanmıştır. Elbette ki eksikleri vardır. Özellikle 3 Temmuz Darbesi ile ilgili tapeler ve mahkeme sürecine ilişkin kısıtlı hasır6’lar eklenmiştir, zira bu konunun başlıbaşına bir çalışma konusu olduğunu biliyoruz. Ayrıca 6222’ye muhalif hareket ve sözleri de ayrı bir çalışmaya saklıyoruz. Aklımıza geldikçe eklemelerle zengin bir arşiv olurşturmayı amaçlıyoruz. Sizlerden gelecek önerileri de değerlendirerek ekleyeceğiz.

  • 1976 yılında oynanan Göztepe – Galatasaray maçı sonrasında Hıncal Uluç Galatasaray, Trabzonspor, Göztepe ve Giresunspor’un anlaşmalı maçlar oynadıklarını yazmıştı. O yıllarda Galatasaray’da oynayan Fatih Terim de ismen zikrediliyordu. E tabii, çoooook zaman geçti… ( Onur Kütük’ün ( @onurktk_  ) tweetinden anımsanmıştır.)
  • Avrupa fatihinin Galatasaray – Sturm Graz maçını hatırlar mısınız? Hatırlatmazlar, merak etmeyin. Medya sadece “tek yöne” bakar…
  • Galatasaray’ın 2001 yılında Fak Fuk Fon’dan yararlandığını biliyor muydunuz? Nereden bileceksiniz?
  • Mehmet Cansun UEFA Başkanı Lennart Johansson’un karısına 127 bin dolarlık gerdanlık aldığını açıklamıştı. Neden kimse ilgilenmedi? Neden hiç konuşulmuyor?
  • Fatih Tekke ve Gökdeniz’in araçlarının kurşunlanma olayı çözüldü mü? Gökdeniz yıllardır neden gelmiyor hiç buralara? Ya milli takıma?gokdeniz
  • Ali İpek 2006’daki Denizlispor – Fenerbahçe maçı öncesinde “çantacıları açıklayacağım” demişti. Sonra çark etti. Hala çantacıları bekliyoruz.
  • Hasan Şaş “Konuşursam insanlar Galatasaray’dan soğur” dedi. Neydi konuşacakları? İnsanlar Galatasaray’dan neden soğuyacaktı? Sahi Hasan Şaş şu anda nerede, ne iş yapıyor? hasan-şaş-ağlayışı_282090
  • Ozan İpek’in şampiyonluk sonrasındaki şaka yollu teşvik itirafı neden hiç bir savcıyı meraklandırmadı acaba?
  • 13 Mart 2010 tarihinde Ankaragücü – Galatasaray maçında tribünden birisi aşağı atıldı. Ne sorumlular ortada, ne de ceza var… galatasaray-macindaki-tribun-dehseti-kamerada--552778
  • 8 Mayıs 2010 tarihinde oynanan Karabükspor – Fenerbahçe maçı ile ilgili teşvik iddialarında Karabüksporlu (Trabzonlu) Bülent Ataman’ın “bu Emenike şerefsizi adam değil, gelen teşvikten bir kuruş parayı ona verdirmeyeceğim” dediği yerel bir gazetede çıktı. Sonuç? Mahkemeye bile çağırılmadı.
  • Göksel Gümüşdağ şike soruşturmasına nasıl dahil oldu? Nasıl çıktı?
  • Aziz Yıldırım’ın telefonları Mahmut Özgener ile “sık görüştüğü” için dinlenmeye başlanmış. Hatta federasyondan gelen parayla şike yapılmış. Peki Mahmut Özgener nerede?
  • 7 Şubat 2011 tarihinde TT Arena’da oynanan Galatasaray – Eskişehirspor maçında tribünden atılan bir şişe 10 yaşındaki Batuhan’ın kafasını yardı. Sorumlular hala #hasır6…
    Üstelik de Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Murat Yalçındağ, kendisine ait twitter hesabında şişeyi atan kişinin tespit edildiğini ve güvenlik birimlerine bildirdiklerini ifade etmesine rağmen…batuhan
  • 18 Mart 2011 tarihinde TT Arena’da oynanan Galatasaray – Fenerbahçe maçında Galatasaray locasından Fenerbahçe kalecisi Volkan’a rakı şişesi atıldı. Faili her yerde konuşulmasına rağmen hiç bir yaptırım uygulanmadı. (Not: hakem kim mi? Onu da merak ediverin “lan”)lugano-sise-33530_501
  • Aylarca imzadan kaçan Fatih Terim tesadüfen “3 Temmuz Darbesi”nden iki gün önce Galatasaray’a imza attı. Kedidir kedi…
  • Aynı davadan suçlanırken TS ve BJK Avrupa’ya neden gitti?
  • Aziz Yıldırım’ın evinde bulunan silahlar ne oldu bu arada? Ya bu haberi yapanlar?
  • Tapelerde Olgun Peker’in sınavı geçtiğini duyunca “sorular çalınmış, sınav tekrarlanmalı” diyen Şekip Mosturoğlu neden suçlu bulunuyor?
  • Şener’in “altı trilyonu alalım, bire bitiririz“i için neden hiç bir devlet kurumu işlem yapmıyor? DDK ya da Maliye müfettişleri devletten haksız alınmış bu parayı neden merak etmiyorlar? İncelenmesini kimler engelliyor?6trilyon
  • Çalınan menajerlik sınavı soruları ilk kimlere geldi? Sorumluları şimdi nerede?
  • Melih Gökçek’in ortam dinleme aracı var mı?
  • Aziz Yıldırım’ın aylarca süren teknik takipte hemen herkesle tapesi varken, yöneticilerinden Mehmet Ali Aydınlar ile neden bu kadar az konuşması var? Aziz Yıldırım – Mehmel Ali Aydınlar tapeleri #hasir6 mı ediliyor?
  • Ünal Aysal TFF Genel Kurul’unda “Mehmet Ali Aydınlar’ın istifası kurguyu bozar” derken hangi kurgudan bahsetti?
  • Galatasaray Kulübü kayıp 1 milyon doların futbolcularına yapılan ödeme olduğunu söylese de Song’un ödeme makbuzu hala ortaya çıkmadı. Henüz aranıyor…
  • Kayıp 1 milyon dolarla ilgili olarak Galatasaray yöneticisi Bülent Tulun’un yazdığı mektubun “neden” yazıldığını da kimse merak etmiyor nedense…
  • Bochum savcılığının geniş kapsamlı bahis şikesi davasında bazı önemli Türk isimlerin de olduğu iddia edilmişti. Bahse konu 270 maçın 74’ünün Türkiye’den olduğu iddiası vardı. Sonuç? Davanın Türkiye ayağında, Sarıyer Savcılığı’nda neler olduğu bilinmiyor. (6 Ekim 2010 – 14 Nisan 2011)
  • 16 Aralık 2011 tarihinde oynanan Orduspor – Galatasaray maçı öncesinde Orduspor’da kiralık oynayan Galatasaray futbolcusu Culio her nedense Galatasaray’a karşı oynamak istemediğini açıkladı ve kadro dışı bırakıldı.  Fatih Terim’in “kadromda görmek isterim” dediği Culio yine her nedense başka takımlara transfer oldu.
  • Culio TFF tarafından Etik Kurul’a sevkedildi. Tarih 9 Nisan 2012… 2013’e girmek üzere olduğumuz günlerde karar hala bekleniyor.
  • Lütfi Arıboğan “Cornu’ya dava açacağım” dedi mi?
  • Lütfi Arıboğan’ın “gerek olduğu takdirde” açıklayacağı belgeleri hiç mi merak eden bir medya, yargı mensubu yok?lutfi
  • Lütfi Arıboğan 58. madde için toplanan TFF Genel Kurulu’nda alt küme takımlarına “rüşvet” teklif etti mi?
  • Yiğit Gökoğlan Galatasaray’ın 21 Aralık 2011 tarihinde oynanan Manisaspor maçı öncesinde transfer haberlerinin ardından Galatasaray’a transfer oldu. Kaç maç oynadı dersiniz? Sadece sekiz.
  • Lütfi Arıboğan’ın Cornu’ya açacağı dava ne oldu?
  • Ümit Karan “Konuşursam 2006 şampiyonluğu el değiştirir” dedi mi? Sahi dedi mi?
  • 4 Nisan 2012’de KTÜ’de okuyan Fenerbahçeli öğrenciler Üni-TS Ankara tarafından Facebook üzerinden hedef gösterildi. Sonuç meçhul… ktu
  • 6 Mayıs 2012 tarihinde Trabzon’da Fenerbahçe takım otobüsüne saldırıldı. Saldırıda silah görüntüleri de vardı. Sorumluları hala meçhul…
  • Sadri Şener 10 Mayıs 2012 tarihinde Trabzon’da oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçı sonrasında soyunma odası koridorunda Semih’e saldırdı. Aylarca hak mahrumiyeti aldı sanıyorsunuz değil mi? Yok canım, abartmayın. 15 gün hak mahrumiyeti ve 15 bin lira neyinize yetmiyor?sadri
  • 90+4. dakikada Santos’un direkten dönen topu tamamlayarak gol attığı Fenerbahçe – Gaziantep maçından bir gün önce Sadri Şener ile Tolunay Kafkas otelin lobisinde ne konuştu?
  • Galatasaraylı Selçuk İnan, Trabzonspor maçı öncesinde Trabzonsporlu Burak Yılmaz ile buluştu. Neler konuşuldu acaba? (Meraklısına not: Burak maçta oynamadı. Emenike de Fenerbahçe maçında oynamadığı için üç yılla yargılanıyor hala)
  • Mehmet Ali Aydınlar’ın Etik Kurulu ara raporu öncesi Cumhurbaşkanı’nı ziyareti zamanlama olarak bir tesadüf müydü?maaliar
  • Fatih Terim 2011-12 sezonunda Trabzonspor  beraberliği sonrasında “Lig bitince konuşacağım” demişti. Ne konuşacaktı acaba?
  • Tahkim Kurulu’nun “Şike Davası”yla ilgili kararını açıklamasından (4 Haziran 2012) kısa süre önce, 21 Mayıs 2012’de TFF’nun Ankara’daki binası kurşunlandı. Kimler ve neden yaptı? Merak edip araştıran var mı?
  • Fatih Terim’in çok yüce gönüllü bir Galatasaraylı olduğu asgari ücretle çalışıyor olmasından anlaşılıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bir yetkili de bunu takdir edecek mi, henüz bilinmiyor. Yılbaşında asgari ücrete zam bekleniyor.
  • Melo’nun Ünal Aysal hakkında twitterda “başkan çocukça davranıyor” yazması kaç Alex tweeti eder?MELO-ÜNAL-AYSAL-TWEET-300x168
  • TT Arena tuvaletlerindeki seks skandalı bir başka kulübün stadında olsa bu sessizlik olur muydu? Etik ve ahlak bekçisi medya mensupları bu kadar anlayışlı davranır mıydı bilinmiyor.wc-miron-02
  • Şampiyonlar Ligi’nde oynanan Cluj – Galatasaray maçındaki şike yapıldığı iddialarını neden kimse ciddiye almadı dersiniz?
  • 24 Kasım 2012 tarihindeki Elazığspor – Galatasaray maçında son dakikada kazanılan penaltı atışı öncesinde Galatasaraylı Cris penaltı noktasını kazıdı. Bilica’nın hareketini günlerce gündemden indirmeyen medya buna değinmeyi gereksiz gördü. Yayıncı kuruluş ise görüntüyü bir kez olsun yayınlamadı. Görüntüler amatör kameradan yayıldı
  • Manchester United’ın İstanbul’a gelişinde havaalanında büyük bir rezalet yaşandı. Olayın UA organizasyonu olduğu bilinmesine rağmen (GSTV kayıtları) hiç bir işlem yapılmadı.  (Alternatif link)
  • 30 Kasım 2012 tarihinde oynanan Galatasaray – Gaziantepspor maçında kırmızı kart gören Melo hakemin üzerine yürüyerek birşeyler söyledi. “Lan” ile kırmızı kart çıkartılan ülkemizde bu konu da medyada fazla yer bulmadı.melo
  • 30 Kasım 2012 tarihinde oynanan Galatasaray – Gaziantepspor maçında Melo’nun kırmızı kart görmesi üzerine Engin Baytar da hakeme saldırdı ve birşeyler söyledi. Dudak okuma uzmanı yayıncı kuruluş “futbolun güzelliklerini” konuşmayı tercih etti. Sonuç? Medyaya göre öyle bir olay yaşanmadı.
  • Saygın Alman dergisi Der Spiegel’deki Trabzonspor hakkındaki Wikileaks iddialarını adalet bekçisi medyamızda gördünüz mü? (İlgili bir yazı da burada / orijinal Wikileaks belgesi burada)
  • Nevzat Şakar – Volkan Canalioğlu tapesindeki  “taraftarı tahrik edin, başbakana karşı ayaklandırın” sözlerinden rahatsızlık duyan bir tek emniyet, yargı mensubu yok mu? Ya başbakanın kendisi? Zira sonucu işte burada… canalioglu
  • Mehmet Topuz’a en formda olduğu dönemlerde bile uygulanan milli takım vetosunun nedeni nedir? Acaba Fatih Terim’le arasının olmaması olabilir mi? Yok canım, çok fesatsınız…
  • İTÜ tarafından hazırlanan penaltı raporu medya kuruluşlarının (ve MHK’nın) ilgisini çekmiş midir acaba?
  • Galatasaray’ın sermaye artırımı dolaplarına medya sansürü neden bu kadar az delinebiliyor sizce?
  • 2 Aralık 2012 Fenerbahçe otobüsünün Kayseri’de saldırıya uğraması henüz çok yeni, ama unutturulacağı kesin gibi. Zaten kimse de yakalanmadı. Neden yakalansın ki “hak arayan genç adamlar”?turgay_demir_4aralik2012
  • Operasyon öncesi ve süresince borsa hareketleri inceleniyor mu? Merak eden yok mu? SPK?
  • Yadigar Boğa ne oldu?
  • ”Fenerbahçe – GS maçı oynanmayacak” diyenler neredeler? Ne yapıyorlar? Bu bilgiyi kimler sızdırdı?
  • Gökhan Gönül’ün sakatlığını Fenerbahçe’ye bildirmeyen milli takım doktorları ne yapıyor?
  • Fenerbahçe’nin GS’ye verdiği teşvik ne oldu?
  • Aziz Yıldırım henüz tutuklanmadan adres olarak neden Metris yazıldı?
  • Melih Gökçek operasyonu önceden biliyor muydu? Başka kimler biliyordu?
  • 12 Mayıs 2012 tarihinde Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe – Galatasaray maçı öncesinde bazı yayın kuruluşlarının kameraları, stadın dışında bazı noktalara (daha önce oralara konmamışlardı hiç) neden konumlandı? Önceden bazı bilgiler mi geldi?
  • Samsunspor Başkanı İsmail Uyanık’ın “milli takım için şike yapıldı” sözlerinin de üstü örtüldü.
  • Galatasaray ile Gençlik Spor Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokole göre Galatasaray’ın 49 yıllığına kullanım hakkını aldığı TT Arena’nın açılır kapanır çatısını 2 sene içinde yapması gerekiyor. Protokol 29 Nisan 2011’de imzalanırken, kulübün Arena’nın çatısını tamamlamak için önünde 19 ay bulunuyordu. Bu sürede yapılamazsa 160 milyon Euro’ya mal olan stadın maliyetinin yarısı kadar ceza ödemek durumunda kalacak Galatasaray.  Çatı? Kapatmak?
  • Milli Emlak Fenerbahçe Kulübü’nden kaldırımın bile kirasını istiyor. Yetmiyor konukevi için ayrı kira istiyor. Peki Galatasaray’ın Ali Sami Yen Stadı’ndan doğan kira borçlarıyla ilgilenen var mı? Ya diğer tesislerindeki yükümlülükleriyle?
  • Beşiktaş “iade ettiği” kupayı geri aldı mı? (Ahmet Sanlı’ya – @aahmetsanli – teşekkürlerimizle)
  • 2010 Aralık ayında Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı sporcusu Diana Taurasi’de doping maddesi bulunduğu açıklandı. Futbol Federasyonu Doping Kurulu Başkanı ve Basketbol Federasyonu Sağlık Kurulu Başkanı olan Prof. Dr. Turgay Atasü, daha B numunesi açılmamışken  “Taurasi’nin B numunesinde de bir değişiklik olmaz. Ben bugüne kadar böyle bir değişiklik görmedim. Taurasi bu duruma göre normalde 2 sene ceza alır. Dünya basketbolunun zirvesinde biri ama ne yapalım, o da kullanmasın. Hiçbir suçlu (Ben yaptım) demez.” buyurdu. Şubat 2011’de Türkiye Doping Kontrol Merkezi (Hacettepe) analiz sertifikalarını hata oldu diyerek geri çekti. Sahi, Turgay Atasü şimdi nerede? Bir özür çok mu zor olurdu? (Sevgili Maki Senkala’ya anımsatması için teşekkürler)turgayatasü
  • Shaskova’nın Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı oyuncusu, Coskovic’in ise Erkek Voleybol Takımı oyuncusu oldukları dönemde Fenerbahçe bu sporcuları Türk statüsüne geçirmek için çaba sarfetmiş, ancak “tarafsız” federasyon başkanı Ünal Karabıyık engeline takılmıştı. Oysa bu sporcular Fenerbahçe’den ayrılır ayrılmaz (Shaskova Eczacıbaşı’na, Coskovic Galatasaray’a) bu yol açılıverdi. (Münir Gökmen’e teşekkürler)
  • 6 Mayıs 2012 tarihinde Trabzon’da oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe karşılaşmasında dah önceden Emre Belözoğlu’nu ırkçılıkla suçlayan Zokora Emre’ye çok sert bir tekme atıyor. Hakeme göre bu tekme değil. İyi de sarı karta ne gerek var o zaman? Hakem kim mi? Kamil Abitoğlu…zokoranin tekmesi
  • Yine Emre’yi ırkçılıkla suçlayan Trabzon tribünlerinin açtığı bir pankart: Papazın Çayırı’ndan Kanuni’nin vatanına hangi yüzle geldiniz… Bu pankarttaki açık ırkçılık hiçbir yetkiliyi hakerete geçirmedi. Nasıl geçirsin ki? Onların bilgisi dışında bu büyüklükteki bir pankart stada giremezdi zaten. (Anımsatma için Münir Gökmen’e teşekkürler)pankart_trabzon
  • Kasım 2009’da Galatasaray Basketbol Takımı’nın cezalı oyuncusu Cemal Nalga’yı, takım arkadaşı Tufan Ersöz’ün formasıyla oynattığı ortaya çıktı.  Hem de hazırlık maçlarında…. Daha iki yıl geçmeden, Ağustos 2011’de bu kez Galatasaray atletizm şubesinde benzer bir skandal yaşandı. “Ahlakın ve adaletin bekçileri” bunu söylemlerinde niye #hasir6 ediyorlar? (Serdar Başar’a teşekkürler)
  • Yargıtay 16 Haziran 2012 tarihinde Adnan Polat yönetiminin ibra edilmeyerek düşürüldüğü kongreyi geçersiz saymıştı. Yani Galatasaray’ın şu anki yönetimi yasal olmayan bir seçimle işbaşında. Eee? Yazan, çizen?
  • 27 Nisan 2010 tarihinde Ankaragücü Asbaşkanı Ayhan Atalay, Süper Lig’in 33. haftasında oynayacakları Fenerbahçe maçına atanacak hakemle ilgili çok ciddi duyumlar aldıklarını, maçı yönetecek hakemleri Aziz Yıldırım’ın ayarladığını iddia etti. Üç hakem isminin ellerinde olduğunu savunan Atalay, gelecekte tanıklık yapmak üzere 3 kişiye bu isimleri söyleyeceklerini belirtti. Atalay, “Aziz Yıldırım’ın MHK’ya baskı yaptığına dair ciddi duyumumuz var. Buraya kendi istedikleri, insiyatif kullanamayan, psikolojik altyapısı bu maçı kaldırmayacak bir hakem atamaya çalışıyor. Ben bu ismi eski MHK başkanı Bülent Yavuz’a ilettim. Bunu maç sonuna kadar saklayacak. Eğer teorilerimiz doğru çıkarsa, çıkıp televizyonlarda açıklayacak . MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın da bir televizyon programında, ‘büyük takımlar hakemlerimiz ve federasyon üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar’ açıklaması var.” dedi.
    2 Mayıs 2010 tarihinde ise “O konuşmaları nasıl yaptım ben de bilmiyorum. Bana bir şey oldu herhalde.” gibi bir ifadeyle özür diledi.
  • 15 Mayıs 2010… Fenerbahçe şampiyonluk için Bursaspor ile çekişiyor. Devlet Bakanı Faruk Çelik:

Son birkaç maçta olup bitenleri izledik. Bu kadar kolay gollerin nasıl yenildiğini anlamakta zorlanıyoruz. Birkaç ay önce başka konularda yaptığımız basın toplantısında bu konuları dile getirmiştik. O zaman da bu maçları kamuoyuyla paylaşacağımızı söylemiştik. Maalesef bizi üzen, kuşkuya düşüren görüntülere diğer maçlarda şahit olduk.
Umarım, yarın Fenerbahçe’nin Trabzonspor ile yapacağı maça, sahadaki oyuncuların fizik güçleri ve taktikleri yansır ve hak eden kazanır. Hak eden kazansın, hak eden şampiyon olsun. Bursaspor’un şampiyonluğu hak ettiğini hepimiz, Bursaspor ile hiç ilgisi olmayanlar bile söylüyor. Yarınki Beşiktaş maçında galip geleceğiz ve kulağımız İstanbul’da olacak ve inşallah oradan da hayırlı haberler alırız. Hak ettiğimiz neticeye ulaşırız.

diyerek ligi, daha doğrusu Fenerbahçe’yi  tümüyle şaibe altına sokuyordu. Bursaspor’un şampiyonluğu sonrasında söylediklerini şöyle savundu:

Türk Futbolunun şaibe altında kalmaması adına gündeme getirdiğimiz ‘Temiz Futbol’ uyarıları kimseyi kınamak için değil sadece Türk Futbolunun şaibe şayiası ile kirletilmemesi içindi. Bursaspor’un gösterdiği üstün performansı ve başarıyı Bursa milletvekili olarak, bir Bursasporlu olarak yakından bilmekteyim. Gerek Bursaspor’un gayretlerinin bazı kirli girişimlere kurban edilmemesi ve gerekse Türkiye liglerinde başarılı futbol sergileyen çok kıymetli takım ve oyuncularımızın lekelenmemesi amacıyla dillendirdiğimiz samimi uyarıları kimsenin yanlış ve kasıtlı olarak başka yerlere çekmesine müsaade edemeyiz.

Fenerbahçe şampiyon olamayınca lig bir anda tertemiz oluvermişti. farukcelik

  • Fatih Terim’in Temmuz 2012’de söylediği “Fenerbahçe şampiyonluğu dört yıl unutsun” sözlerinin arka planında ne var? Nereden bu garantiyi aldı? Yok bunu sadece tahmin olarak söylediyse, Aziz Yıldırım benzeri bir ifade yüzünden neden yargılandı?
  • Galatasaray – Gaziantepspor maçı için hakem Suat Aslanboğa raporunda Melo için neler yazdı? Rapor ne oldu? (Noavas Blog)TKUMMELO
  • 16 Aralık 2012 tarihinde oynanan Galatasaray – Fenerbahçe karşılaşmasında Fenerbahçeli Raul Meireless ikinci sarı karttan oyundan atıldı. İtiraz ederkenki görüntülerde hakeme tükürdüğü iddia edildi. Daha da ötesinde hakem Halis Özkahya’nın raporunun değiştirildiği, tükürdüğünün yazıldığı iddiaları dolaştı. 20 Aralık 2012 tarihinde PFDK Meireless’e 11 maç ceza verdi. Daha sonra ortaya çıkan görüntülerde Meireless’in tükürmediği net bir şekilde belli oldu. Tahkim Kurulu 27 Aralık 2012’de cezayı “maç sonrası hakeme yönelik hareket” gerekçesiyle 3 maça indirdi.   Halis Özkahya’nın raporundaki tükürük iddiası #hasir6 edilerek, kendisine yönelik hiçbir cezaya gerek duyulmaksızın maç verilmeye devam ediliyor.
  • EN ÖNEMLİ HASIR6: Süper Kupa ne oldu?

IRKÇILIK… VE SOS OLARAK İKİYÜZLÜLÜK!

leave a comment »

15 Nisan 2012 Pazar günü Fenerbahçeliler için son derece güzel ve keyifli bir gündü. Önce güzel bir havada haksızlığa ve adaletsizliğe karşı anlamlı bir yürüyüş yapıldı. Yürüyüşün sonunda da aylardır anlamsız talepleriyle Fenerbahçe’yi tahrik etmeye çabalayanlara karşı hiç bir taşkınlık, hiç bir küfür, hakaret içermeyen bir maçta ezici bir oyunla futbol dersi verildi. Staddaki herkes mutlu bir günün keyfiyle evlerine döndüğünde yeni bir gündemle karşılaştılar. Trabzonsporlu futbolcu Zokora maç esnasında Emre’nin kendisine ırkçı söylemde bulunduğundan bahsediyordu ve “mümtaz ve duyarlı” Türk medyasının birinci gündem maddesi bu olmuştu. Aylardır “masumiyet karinesi” diye birşey olduğunu, bir kimsenin suçu ispatlanmadıkça masum olduğunu anlatamadığımız değerli medya mensuplarımız darağaçlarını kurmuş, pek de alışkın olmadığımız şekilde ilgili talimat maddelerini ortaya dökmüş, Emre’nin acil infazını istiyorlardı. Hoş, “istiyorlardı” lafı biraz hafif kaçıyor aslında. İstiyorlardı değil de infazı gerçekleştiriyorlardı demek daha doğru olacak sanırım.

Gelelim işin teorisine… Irkçılık TDK tarafından “insanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti, rasizm” olarak tanımlanıyor. Yani aslen hayata ve insanlara ideolojik bir bakış ve yaşam tarzı ırkçılık. Neredeyse tüm futbol hayatında farklı din ve ırktan futbolcu ile bir arada oynamış bir oyuncunun ilginç bir zamanlama ile bu suçlamayla karşılaşması oldukça kafa karıştırıcı. Emre’nin yayıncı kuruluşa bağlanarak lafı evelemesi de kendisi adına olumsuz bir durum elbette. Ola ki bu sözleri sarf ettiyse dahi bunu ırkçı olduğundan değil de haddini fazlasıyla aşan bir hakaret amacıyla yaptığını düşünüyorum. Elbette bu düşünce varsayılan söylem gerçekleştiyse onu hafifletmez. Irkçı söylem, gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemez bir durumdur. Forma rengine göre de hafifletilemez.

Ancak bugün çığlıklar atarak cadı avına çıkanların samimiyetsizliği de bu söylemin kendisi kadar değilse bile sadece bir kademe altındadır. Bugün Emre’nin varsayılan lafına karşı “insanlık adına” savaş açanların şu aşağıdakiler için neler düşündüklerini çok merak ediyorum:

  • 1996-97 sezonu. İstanbulspor ile oynanan maç sonrasında Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim rakip takımın teknik direktörü Saffe Susic için ‘‘Benim ülkemde hele bir Sırp bana hiç böyle laf edemez’’ dedi.
  • 1998-99’da Trabzonspor başkanı Mehmet Ali Yılmaz takımın İngiliz oyuncusu Kevin Campbell için ‘‘Golcü diye aldık yamyam çıktı’’ yorumunu yaptı.
  • 2000-01’de Fenerbahçe iki Yugoslav oyuncu Lazetic ve Mirkovic’i kadrosuna dahil edince başta Kazım Kanat olmak üzere bazı spor yazarlarından ‘‘bu Sırpların burada işi ne?’’ sesleri yükseldi.
  • 2002’nin mayıs ayında İsrail-Filistin sorunu alevlendiğinde İstanbul’da ve Konya’daki protesto gösterilerinde Revivo’ya yönelik ‘‘Hitler şimdi seni daha iyi anlıyorum’’ sloganı atıldı.
  • 17 Aralık 2008: Trabzonsporlu taraftarlar TFF’ye yürüyorlar. Atılan slogan “Ermeni Oğuz’a (kasdedilen MHK başkanı Oğuz Sarvan) soykırım”!
  • 27 Ocak 2011 tarihinde oynanan Galatasaray – Sivasspor Türkiye Kupası maçında Galatasaray tribünlerinden Pini Balili’ye ırkçı tezahüratlar yapıldı.
  • 10 Haziran 2011 tarihinde NTV’de başbakan R.T.Erdoğan: “Ne Ermeniliğimiz kaldı, ne Rumluğumuz“.
  • 20 Kasım 2011: İnönü Stadı’nda oynanan Beşiktaş – Galatasaray maçında trübünler Eboue’ye maymun dedi.
  • 21 Kasım 2011 tarihinde BJK TV yorumcusu Burhan Akdağ Eboue için “bu görüntüler National Geographic TV’de her gün veriliyor” dedi.
  • 1 Nisan 2012 tarihinde Trabzon’da oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçında tribünlerde açılan pankart:

Bu yukarıdakiler kısa bir araştırma ile bulunan bazı örnekler. Ermeni / Rum tohumu lafının ne kadar sık kullanıldığını hepimiz biliyoruz. Irkçılığın (ayrımcılığın) bir başka türü de kadına yönelik ayrımcılık. Yine başbakana ait olan “kadın mı kız mı bilmiyorum” en önde gelen örneklerden.

Bir kez daha soruyorum şimdi: Emre’yi infaz edenler bu yukarıdakilere karşı en ufak bir itirazda bulundular mı? Unutmayalım, haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Ama haksızlığı işine geldiği gibi bazen görmezden gelen, bazen ucuz kahramanlık yapan daha da beterdir.

Tamam, bu sözleri söylediyse Emre’yi asalım. Ama darağacına yalnız mı gidecek?

Written by kesinofsayt

16 Nisan 2012 at 08:45

BU PFDK İLE Mİ?

leave a comment »

TFF PFDK Kurulu:

Halit Fahri Gültekin (başkan), Av.Sinan Gürsoy (başkan vekili), Av.Serdar Ölmez (raportör), Av. Memduh Oğuz (üye), Av. Yusuf Reha Alp (üye), Av. Tolga Erol (üye), Av. Kadir Er (üye)

Yukarıda ismi geçenlerden Av. Yusuf Reha Alp çok öncelerden, delilleri, iddianameyi, savunmaları görmeden kesin kararını vermiş ve bunu da kamuoyu ile paylaşmış bir isim. Ve bu kişinin içinde bulunduğu kurum Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe hakkında karar verecek!

Sayın Alp şu anki başkanı Yıldırım Demirören’e de demediğini bırakmamış. Aşağıda bulacaksınız. Ama şimdi “midesi sağlam” birisi olarak Demirören TFF’sinde görevli. Ne diyelim, Allah ıslah etsin.

4 Ekim 2011, www.trabzonhaber.com (Yayından kaldırıldı)

Hürriyet gazetesi, geçen sezondan bu yana Trabzonspor ile ilgili oldukça ilginç yayınların altına imza atmakta.
Trabzonspor ile rakibi arasında açılan puan farkını sahada kapatmanın zorluğunu anlayan gazetenin Fenerbahçeli yönetim kadrosu, devre arasında yayınladığı ve kamuoyunu manipüle etmeye yönelik olduğu aşikar “Penaltılar irdelenmeli” haberiyle istediği etkiyi yaratmasını bilmişti.
Trabzonspor’un bu süreci, her zamanki gibi, yanlış yönetmesiyle hakemler ve futbol federasyonu baskı altına alınmış, bunun üzerine bir de (şampiyonluğu garanti altına alabilmek için, bizim ancak sezon sonunda öğrenme şansı bulduğumuz), anlaşmalı maçlar oynanmış ve netice itibarıyla Trabzonspor’un şampiyonluğu göz göre göre elinden (ç)alınmıştı.
Geçtiğimiz sezon bitiminde yapılan bir röportajda, “Önümüzdeki sezon Eskişehirspor, Sivasspor ve Ankaragücü takımlarını iyi takip edin, çünkü Trabzonspor’un ahını alanların beli hiçbir zaman doğrulmamıştır” demiştim. Cumhuriyet (Fenerbahçe değil ama ha, Türkiye Cumhuriyeti’nden bahsediyoruz burada!) Savcılığı, sezon bitimini bile beklemeden bu takımlardan, en azından şimdilik, ikisinin belini kırıvermiş, işi kaderin elinden çekip almıştı. Benim “ah alanlar” kategorisine sokmadığım Fenerbahçe de, bu işin bonusu olarak önümüze konmuştu.
Emniyet Müdürlüğü ve yargının bu cesurca operasyonuna, Türkiye Futbol Federasyonu’nun (tıpkı onlardan beklendiği gibi) aynı cesaretle katılamaması sonucu bu sezon maalesef bu üç takımın katılımı ile başladı. Bize çocukluğumuzdan beri hep aynı örnekle bir şey anlatmaya çalışan büyüklerimiz (“Elmalarla armutlar toplanmaz!”), şu sorunun cevabını veremediler elbette : Suçlular ile suçsuzların aynı kefeye konduğu başka bir medeni ülke var mıdır acaba?
Ülkemizin garip bir adeti olarak tarihe not düşelim de, bizden sonraki kuşaklar okuduğunda (söz uçar yazı kalır ne de olsa!) vücutlarının pislikleri akıtmaya yarayan bölgeleri ile gülsünler : Suç var, suçlu var, gel gör ki ceza yok!
Şimdi elbette bazı aklıevveller, henüz yargılama sürecinin tamamlanmadığı ve aksi ispat edilinceye kadar herkesin masum olduğu ilkesini hatırlatacaklar. Onlara uzun uzun ceza muhakemesi açısından geçerli ve aynı zamanda da gerekli olan bu ilkenin spor hukuku söz konusu olduğunda hangi noktada devreye gireceğini anlatamayacağım. Düşünme kabiliyeti olan varsa aralarında, sahada kırmızı kart gören bir futbolcunun, neden, “Bir dakika, benim bu hareketim böyle bir ağır cezayı gerektirmiyordu. Görüntüleri yeniden seyredelim, gerekirse şahit göstereyim, yargılamam yapılsın, kart ondan sonra verilsin” diyemeyeceğini düşünsünler, kâfi.
Sadece, ortalığa dökülen telefon kayıtları, maç incelemeleri, soruşturmada adı geçen kişilerin birbirleriyle ispatlanan ilişkileri ve savcının görüşü bile şikenin varlığını alenen tescil etmeye yeterliyken, üstüne bir de UEFA’nın Fenerbahçe’yi ihraç ve Trabzonspor’u davet kararı gelmesine rağmen, Türkiye (!) Futbol Federasyonu, yine cesur olamadı ve kendisinden beklenen kararı veremedi. Bu noktada, Trabzonspor olarak belki de bu kirli oyunun bir parçası olmayacağımız ve acil olarak bir karar verilene kadar böylesi pis bir ligde yer almayacağımızı deklare etmemiz gerekiyordu. Tuttuk tam tersini yaptık, federasyona süre verdik, lige başladık, Fenerbahçe’nin durumunu anladığımızı belirten demeçler verdik ve yasanın değiştirilerek şike yapanlara hapis cezası verilmemesini kabul eden kulüplerden biri olduk. Oysa, haklılığımızın verdiği güçle oluşturabileceğimiz kamuoyu desteği, bin tane Fenerbahçe’yi yıkmaya yeterdi, olmadı ıskaladık.
Tüm bu süreçte Hürriyet gazetesi, Trabzonspor ile ilgili provokatif yayınlarına devam etti. Özellikle Feridun Niğdelioğlu, Ercan Saatçi ve Funda Ayaz gibi isimler, bir şeyleri sürekli olarak kaşımanın ve karşı tarafı tahrik etmenin son derece vahim sonuçlar doğuracağını düşünmeden yazdılar, çizdiler. Bu kadroya arada bir de olsa Ertuğrul Özkök de katıldı ve mezkur korodan çıkan kakafoni, Türk futbolunun zaten kirli olan ortamını daha da fazla kirletmekten başka bir amaca hizmet etmedi.
Gazeteler, elbette, resmi yayın organları değildir. Yorum ve buna dayalı olarak eleştiri, elbette herkesin olduğu gibi gazetecilerin de en doğal hakkı ve aynı zamanda görevidir de. Ancak bu görevi yerine getirirken, kendinize amaç olarak, “Halkın doğru haberi alma hürriyetini” değil de, “Bağlı bulunduğunuz camiaya hizmet etme” şiarını benimserseniz, bunun adına gazetecilik denmez. Tıpkı yazdığınız sayfalara gazete denemeyeceği gibi.
Hürriyet, benim, “Acaba bugün ne yazmışlar?” diye merakla okuduğum, Ahmet Hakan, Yılmaz Özdil, Özdemir İnce, Hadi Uluengin, İsmet Berkan gibi pek çok değerli yazarla dolu. Ancak tüm bunların yanında, gözünü hırs bürümüş ve kulak kesildikleri camialardan başka herkesin sesine sağır olan insanların bu gazetedeki varlığı, ülkenin geleceği açısından beni dehşete düşürüyor. “Ülkenin geleceği açısından” diyorum, çünkü, bu ülkenin, öyle veya böyle, en etkili gazetelerinden birinin, yaptığı haberleri sadece ve sadece bir çevrenin çıkarına dayalı olarak yapmak gibi bir haber namussuzluğu içine girmesini çocuklarımıza nasıl açıklayacağız? Bu hal, kısaca, “Evladım bu ülkede düzen böyle işliyor” diye geçiştirilemeyecek kadar önemlidir. Biz, çocuklarımıza, “Bu ülkede namusluların sesi, namussuzlardan daha çok ve daha gür çıkar evladım” demek istiyoruz.
Evet, biliyoruz, Hürriyet gazetesi çok satıyor. Ama doğru bir azınlığın, yanlış bir çoğunluktan daha kalabalık olduğunu da biliyoruz. Aynı siyasi fikri paylaşmasak dahi, dürüstlüğüne hiç tanımadan kefil olabileceğimiz Yılmaz Özdil gibi bir gazetecinin yazı yazdığı bir gazetede, koskoca bir camiayı “Onursuzluk”la itham eden bir cümlenin haber değeri taşıdığını düşünen sözde gazetecilerin de oluşuna şaşırıyor, bunu haber yapmakta hiç sakınca görmeyen editörlerin varlığına inanamıyoruz. Tüm bunlara rağmen, yine de efendiliğimizi koruyup, sakin bir şekilde tepki vermek gerektiğine dair insanlara uyarı mesajları atıyoruz. Çünkü biliyoruz ki :
KÖPEKLERİN AĞZI DEĞDİ DİYE DENİZ KİRLENMEZ!

14 Kasım 2011, www.trabzonhaber.com

Yakın tarihte açıklanacak olan Şike iddianamesinden ne bekliyorsunuz ?
Bugüne kadar dedikodu ya da tevatür olarak ortada dolanan şeylerin bir temele oturtulmasını bekliyorum her şeyden önce. Koparılan bunca gürültünün boşa olmadığının çok sağlam delillerle ortaya konulmasını bekliyorum. Ligin, özellikle ikinci yarısında, hep sezdiğimiz ancak bir türlü “Kesin vardır” diyemediğimiz kirli ilişkilerin net bir şekilde ortaya konulup, kafamızdaki tüm şüphelerin giderildiği bir iddianame bekliyorum. En azından artık bilgi kirliliği ortadan kalkacak, bu da çok önemli bir gelişmedir.
Bu iddianame sonunda nasıl kararlar çıkabilir? Örneğin Fenerbahçe küme düşer, Trabzon’a bir şey olmaz diyebiliyor musunuz ?
– İddianame yazılmadan bunları söyleyebilmek için, Tanrı’nın sizi kahinlikten daha ileri bir derece ile ödüllendirmesi gerekiyor. Ama bu kadar gürültü koparıldığına ve insanlar bu kadar zamandır içeride tutulduğuna göre, çok somut belgeler göreceğimiz garanti. Trabzonspor ile ilgili en ufak bir iddia beklemiyorum açıkçası. Bundan en ufak bir şüphem yok. Karışmış olsak, niye hiçbir sorumluya bugüne kadar en ufak bir yaptırım uygulanmadı? Aziz Yıldırım bunca zamandır içeride de bizimkilere neden hiç dokunulmadı? Korkudan değil ya! Trabzonspor aleyhine, dosyada somut hiçbir şey olmadığı için.

30 Kasım 2011, www.trabzonhaber.com

Sayın Alp, sporda şiddet yasasını değiştirmek üzere meclis toplanarak yeni bir yasa çıkardı. Şimdi top Cumhurbaşkanı’nda. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? 
– Hiçbir konuda uzlaşamayan, anlaşamayan, birbirlerine demedik laf bırakmayan milletvekilleri, biliyorsunuz, bugüne kadar iki konuda anlaşabildi sadece. Biri, Ankara’da kurulan yeni TOKİ evleri ile ilgili, diğeri de şike yasası. Birbirlerini meclis kürsülerinde itekleyen vekiller, birbirlerine, meclis tutanaklarına göre edilmedik hakaret bırakmayan adamlar, şimdi kendileri için özel yapılan uygun fiyatlı TOKİ evlerinde komşu olacaklar. Akşamları da, soydukları meyveler eşliğinde, beraber Meclis TV’yi seyredip, “Ulan amma güzel tiyatroymuş” diyecekler herhalde.
İkinci uzlaşı da şike yasası. Bu yasa meclisten çıktığı andan itibaren Türkiye’de futbol koca bir bok çukuruna dönmüştür artık. Bok da biliyorsunuz yediğimiz güzel şeylerin sonuçta vardığı iğrenç noktadır. Futbol da, içinde pek çok güzellik barındıran ve muhteşem olması beklenen bir oyunken, ortaya çıkan sonuç itibarıyla “bok” ile tanımlanabilecek kadar kirlenmiş bir şeydir artık Türkiye’de. Kişiye özel yasa çıkarttı bu meclis, çok enteresan. Ama bilmedikleri bir şey var. Bu çıkardıkları yasa da, kurtarmak istedikleri adamı kurtarmayacak. Çünkü büyük ihtimalle o malum şahıs hakkında  “çete” suçlaması ile iddianame hazırlandı ve yargılaması da ona göre yapılacak. O halde bu oynanan oyun nedir? Berbat bir tiyatro bile değildir. Fenerbahçeli taraftarlara hoş görünmek için “Bak kardeşim biz elimizden gelen her şeyi yaptık ama n’apalım savcıya sözümüz geçmiyor” demenin bir başka yolu. Çukurovalıların bu durumu anlatan muhteşem bir sözü vardır : İtle dalaşma, çalıyı dolaş, derler. Yapılan da aynı bu. Biz, bizleri temsil etsinler, insan gibi yaşayabileceğimiz, uygarlık seviyesinde hayatımızı idame ettirebileceğimiz yasaları çıkarsınlar diye meclise adam yolluyoruz, onlar, memleketin başka hiçbir sorunu yokmuş gibi, 6 ay önce yaptıkları yasayı değiştirme gayreti içine giriyorlar. Sonra da bunlara sokakta adam yerine koyup, selam veriyoruz, hürmet ediyoruz falan.
Şikenin cezası ağırmış. Sana ne! Yahu sen yapmadıktan sonra cezası idam olsa ne yazar? Yanlışlıkla da işlenebilecek bir suç değil ki bu, hani “ulan büyük bir hataya kurban gidiyorum” diyesin. Tam tersine, planlı, programlı, taammüden, organize olarak, büyük paralarla işleyebileceğin bir suç. Yani sen şike yapmazsan kimse sana kumpas kurup, “bak sen de işin içindesin” diyemez. Her şeyiyle sürecin içinde olman gerekiyor ceza alman için. E yoksa karın ağrın, yoksa bir sıkıntın, cezası işkenceyle öldürülmek bile olsa ne gocunuyorsun sen?
Çok net söylüyorum : Bu bir utanç yasasıdır! Değişikliği isteyen her kulüp de, yasanın altında imzası olan her vekil de ömrü boyunca bu utancı boynunda taşımaya mahkûm olmuştur. Şimdi tek beklentim UEFA’nın devreye girerek, şikecileri aklama çabası içindeki Türkiye’yi tüm uluslar arası organizasyonlardan men etmesidir. UEFA bunu yaptığında bu imza atanlar nasıl büyük bir ayıbın altına imza attıklarının ve bir kişiyi kurtarıp bundan kendilerine oy devşirme anlayışının bu ülkeye ne kadar pahalıya patladığının farkına varacaklardır diye umut ediyorum. Elbette ki, sayın Cumhurbaşkanı’nın, vicdanının sesini dinleyerek bu ayıbı temizleme ihtimalini de göz ardı etmek istemiyorum. Umarım, toplumun tamamında derin yaralar açacak olan bu değişikliği onaylamayarak bu halkın Cumhurbaşkanı olduğunu gösterir.
8 Nisan 2012, www.trabzonhaber.com
–Federasyon seçimleri için bolca aday var . Kimler ciddi bir yarış içinde olur? Sizce siyaseti temsil eden var mı ?
– Belli ki yarış Demirören ile Ata Aksu arasında geçecek. Demirören süper lig kulüplerinin desteğine, Aksu da, Galatasaray ve taban birliklerinin gücüne güveniyor. Siyaset var mı yok mu bilemem. Ama Türkiye’de “kolbastı derneği”nin seçimleri de olsa oraya bile siyaset bulaştığı söylenirken, en önemli sosyal aktivitesini yönetecek adamlar seçilirken siyaset karışmıyor demek abesle iştigal olur sanırım. Aslında tuhaf olan bizim hala futbolu konuşabiliyor olmamız. Demek ki bizde de esaslı mide varmış kardeşim.. Bu kadar yolsuzluğun, hırsızlığın, arsızlığın, namussuzluğun, şerefsizliğin kol gezdiği bir alanda, biz, hala, “aman lig şöyle olur, aman federasyon seçimleri böyle olur” diye çok bilmiş yorumlar yapabiliyorsak, bizde de bir sorun var demektir. Doğru olan, Türkiye’de futbolla, bu rezil arena tamamen temizlenene kadar ilgilenmemektir aslında. Temizlenir mi derseniz, asla, hiçbir zaman temizlenmez derim. O halde? O haldesi şu, demek ki bu çapulcu, menfaatçi ve şikeci tayfafa, “alın lan sizin olsun futbolunuz.. biz bu rezilliğinize ortak olmuyoruz” diyerek, izzeti ikbal ile babı hükümetten çekilmektir. Bunun haricindeki tüm yorumlar, “osur osur ipe diz”den öteye gitmez.
—— Aydınların istifası sonrası şimdi nasıl bir süreç bizleri bekliyor ? Küme düşme yaşanacak mı ? Kupa Trabzona gelecek mi ?
– Hiç kimse fuzuli yere hayal kurmasın. Fenerbahçe küme düşmez, kupa da Trabzonspor’a gelmez. Kim başkan seçilirse seçilsin, yargı kararı beklenir. Yargı da kararını beş seneye ancak verir, kesinleşmesi boku püsürü, o süreç uzar da uzar. Kesinleştiğinde de bu kupayı Trabzonspor’a vermeye kalktıklarında, “alın o kupayı da münasip bir tarafınıza sokun” diyebilecek bir başkan ve yönetim kurulu görevde olur inşallah da, en azından biraz şişimiz iner. Türkiye’de tüm oyun, zaten, Fenerbahçe’yi nasıl düşürmeyiz, Fenerbahçelileri nasıl üzmeden bu süreci atlatırız üzerine kurulu. Şimdi Demirören başkanlığa aday. Bak, bütün Beşiktaşlılar zil takıp oynuyor. Niye? Biz bu adamı Türk futbolunu kurtarsın diye başkan yapacağız. İlk işim UEFA ile konuşup ikna etmek olacak diyor adam. Demirören’in bırakın UEFA’yı falan, konuşarak sokaktaki dilenciyi ikna etme şansı var mı Allasen? Neyiyle ikna edecek? Bilgisiyle mi? Birikimi ile mi? Üstün belagatiyle mi? Konulara olan hakimiyeti ile mi? Sevimliliği ile mi? Güvenilirliği ile mi? Becerisi ile mi? Akıllar üstü hukuk bilgisiyle kanunlarda bulabileceği boşluklar ile mi? Neyle? Biri çıkıp da bunu sorsun ona, o da ikna etsin bizi… Bak görüyor musun Türk futbolu ne halde.. Sonra da marka değeri.. Avrupalılar bize kıçıyla gülüyor biz marka değeri dedikçe biliyorsun değil mi? Milli takım hocan belediyeden, federasyon başkanın şike davasında sanık kulübün başkanı, yorumcun hükümetten, bir hakemin Avrupa’da yok, takımların tel tel dökülüyor, ulusal takımın zaten yerlerde, şike ve şaibe dolu bir milli ligin var, sonra da marka değeri marka değeri!.. Komik bir ülke burası. Demirören o kadar rahat ki, UEFA ile anlaşamazsam ceza verirler, Türk takımalrı da Avrupa’ya gitmez diyebiliyor. E seneye zaten Beşiktaş’ın büyük ihtimalle Avrupa’ya gidememe durumu var, çünkü bütçe felaket, UEFA zaten izin vermeyecek. Demirören efendi de çok zeki ya, bakın diyecek benim bir suçum yok UEFA tüm Türk takımlarına ambargo uyguluyor..
–Şike davasında savunma dönemi başladı. Bu süreçte Trabzonspor’un başını ağırtabilecek bir durum görüyor musunuz? Ya da   acaba dediğinizi bir şey var mı ?
– Trabzonspor anasının ak sütü kadar ak, tertemiz bir kulüp. Ne acabalık, ne de başka herhangi bir süphelik tek durumu yok Trabzonspor’un. Herhangi bir yöneticisi şu soruşturmada ceza alsın, ya da kulüp bir şekilde bu işin içine dahil edilsin ben hukuku konuşmayı bırakırım, bu kadar net. Ama durum böyle de ne oluyor? Hala kupamızı verin diye yalvaran biziz. Diğer şaibe dolu, beni düşüremezsin, puanımı da silemezsin diye posta koyuyor, hükümet dahil, herkes ve her kurum da paşa paşa “aman diyim, bir formül bulalım da seni de rahatlatalım”ın peşine düşüyor. Sen bu ortamda temiz olsan ne? Rahmetli Cemil Meriç, “bir ülkede insanlar sağcı solcu, Müslüman ateist, Kürt Türk diye değil, namuslu namussuz diye ikiye ayrılır” derdi. Biz namuslu tarafız, ama ne yazık ki korkak ve zayıfız. O yüzden bizden, hiç kimse kusura bakmasın ama, bir cacık olmaz.
 10 Nisan 2012, Telegol programı, video…

Written by kesinofsayt

11 Nisan 2012 at 10:36

YETER! BEN DE MÜDAHİLİM…

leave a comment »

Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan Sızıntı – Wikileaks’te Ünlü Türkler kitabını okumadıysanız bile duymuşsunuzdur mutlaka.

Dünyayı sarsan, gizli Amerikan diplomatik kriptolarının Wikileaks üzerinden tüm dünyada yayınlanması ülkemizde de ses getirmişti “kısa bir süre”! Gerçi kitapta örnekleriyle gösterildiği gibi Türk medyasının bir kısmı belgeleri sansürledi, manipüle etti. Ancak gerçekler gizli kalmıyor…

Kitap OdaTV’de gazetecilik yaparken Ergenekon Soruşturması nedeniyle tutuklanan Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu imzasını taşıyor. Bu iki ismin siyasi görüşlerine katılmayabilirsiniz, yazdıklarına ya da yorumlarına da katılmayabilirsiniz. Dünyaya bakış açınıza göre bu normaldir. Ancak reddedilemeyecek tek olgu belgelerin gerçek olduğu. Zaten Amerikan Hükümeti de belgelerin gerçekliğini onaylıyor. Kitapta söz edilen belgelerde Amerikalı diplomatların (elçi, ataşe, müsteşar, danışman vs) ABD’ye çoğu “gizli kaydıyla” yolladığı değerlendirmeler yer alıyor. Bilgilerin büyük çoğunluğu ilgili diplomatların duyum, izlenim, birebir görüşmelerle edindikleri bilgiler gibi “subjektif” içeriğe sahip. Ancak bazıları doğrudan polis tarafından bu diplomatlara verilen “birifinglere” dayanıyor.

Sonuç olarak içeriklerinin, yani bu diplomatlarını ABD hükümetine aktardığı bilgilerin çoğunun “doğruluğu”nun kanıtı yok. Ama belgeler en azından şunu net bir şekilde gösteriyor: ABD’nin Türkiye’ye, Türk makamlarına (sivil, asker) bakış açıları ve diplomatların bu “subjektif” bilgileri karşılığında oluşturulan politikalar. En net gerçek ise şu: ABD hükümeti kendi ali menfaatleri uğruna Türkiye’de AKP iktidarını destekliyor, Kemalist / ulusalcı / asker kesime ise ABD aleyhindeki  siyasetleri nedeniyle sıcak bakmıyor. Hatta tasfiyesi işine geliyor.

Yazarların yorumlarından uzak durmak isteyen herkes, İngilizce bilmek kaydıyla, belgelerin asıllarına ulaşıp okuma imkanına da sahip. Yani gizlenen, saklanan birşey yok.

Yine tartışmasız bir gerçek Taraf Gazetesi’nin sürece doğrudan müdahil olduğu ve belgeleri resmen sansürleyerek yayınladığı. Yani yayınladıkları belgelerde, Taraf yazarlarının sevmediği, istemediği kişi ve kurumlar aleyhindeki kısımların olduğu, “aynı belgede olsa dahi” lehteki herşeyin yok edildiği… Wikileaks belgeleri de orada, Taraf Gazetesi’nin arşivi de… Dileyen herkes bakabilir. Zor değil!

“Bunca laf Fenerleaks’te ne arıyor” diye homurdanmaya başlamışsınızdır. Tamam!

AKP / Cemaat karşıtı kişi, grup ve kurumların tümünün hemen hemen aynı yöntemlerle ve hatta aynı kişilerce (savcı, polis, medya) mahkemelere sürüklendiği, hatta içeri alındığı kitaptaki “az” sayıdaki belgeyle bile net şekilde görülüyor.
Soruşturmanın her aşamasındaki kişi ve kurumların, üstüne üstlük yöntemlerin ve kamuoyu oluşturmak için “kullanılan”  medyanın (başta Taraf) aynılığı “Şike Davası”nın “aslında ne olduğu“nu çok net bir şekilde gösteriyor. Davaya “sanık olarak dahil olmalarına rağmen” kendilerini sanık değil “müdahil” görenlerin de bu cüreti nereden aldıklarının ipuçları burada.

Mümkünse kitabı edinin, okuyun. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun…
İngilizceniz varsa Wikileaks sitesinde  orijinal belgeleri okuyun.
Okuyun ve Türk medyasının manipülasyonlarına gelmeyin. Sevseniz de sevmeseniz de Aziz Yıldırım’ın şu sözleri çok önemli, bir saniye düşünün sadece: “Ne şikesi kardeşim, memleket elden gidiyor”…

Sağcı, solcu, ateist, muhafazakar, dinci… Ne olursanız olun. Türkiye ABD’ye satılıyor. Farkedin!

Yazının Bonusu: WIKILEAKS BELGELERİNDE TRABZONSPOR

Wikileaks belgelerinde Trabzonspor ile ilgili iddialar da dikkat çekiciydi.
8 Haziran 2005 tarihinde ABD Büyükelçisi Eric Edelman’ın Siyasi İşler Danışmanı John Kunstadter tarafından kaleme alınan “gizli” ibareli notun 7. Maddesi, AKP Trabzon Milletvekili Faruk Nafiz Özak hakkında önemli bilgiler veriyordu.
John Kunstadter, Özak’ı “Milli Görüş’ün Sufi çizgisinden” diye tanımlarken, “sessiz, mesafeli ve Erdoğan’a sadık” bir isim olarak tarif ediyordu.
Konunun daha iyi anlaşılması için önce Özak’ın geçmişinden bahsedelim…
Dindar bir aileden gelen Faruk Nafiz Özak, din adamı yetiştiren Trabzonlu Hafız Ali Haydar Özak’ın oğluydu. Gençlik yıllarından itibaren futbola ilgi duyan Özak, 1967 yılında kurulan Trabzonspor’un ilk profesyonel oyuncularından biriydi. Çeşitli aralıklarda Trabzonspor’da futbol oynayan Özak’ın Trabzonspor’daki profesyonel futbol yaşamı, takımın şampiyon olduğu 1975-1976 sezonuna kadar sürdü. Özak, aktif futbol yaşamından sonra futboldan kopmadı. 1978 yılından itibaren spor basınında köşe yazarlığı yapan Özak, 1982 yılından sonra da Trabzonspor’da çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı.
AKP’nin içinde ağırlığı sürekli konuşulan müteahhit grubundan olan Özak, Doğu Karadeniz’e inşaat malzemesi satan pek çok şirketin temsilciliğini yürütüyordu. Kısacası Özak, Trabzon’da inşaat, din ve futbolla tanınan bir isimdi.
Özak’ın genel olarak sağ hükümetlerle olumlu bir ilişkisi olmasına rağmen, aktif siyaset yaşamı 3 Kasım 2002 seçimleriyle başladı. Özak, bu seçimlerde parlamentoya Trabzon milletvekili olarak girdi. Bu seçimlerde AKP, Trabzon’da %43 oy alarak birinci parti oldu ve 8 milletvekilliğinden 6’sını kazandı. 2. Parti olarak 2 milletvekili çıkaran CHP’nin oy oranı %14 idi.

2004 Yerel Seçimleri

Bu seçimlerden sadece 1,5 yıl sonra gerçekleşen 2004 Mart yerel seçimleri AKP açısından bir hezimetti. AKP Trabzon Belediye Başkan Adayı Mazhar Yıldırımhan bu seçimlerde % 35.46 oy alırken, CHP adayı Volkan Canalioğlu % 35.97’lik oy oranı ile Trabzon Belediye Başkam seçildi. Türkiye’de iktidarda olan partinin oylarının yerel seçimleri olumlu yönde etkilemesi geleneği Trabzon’da bozulmuştu. AKP, Karadeniz’de önemli bir kalesini kaybetti.

Özak Bakan Oldu

2004 seçimlerinde yaşanan kaybın ardından, tam bir yıl sonra, kabinede önemli bir değişiklik meydana geldi. Erdoğan tarafından başarısız bulunan Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü, Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen ile Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Güldal Akşit görevden alınırken, Güçlü’nün yerine Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker, Ergezen’in yerine Trabzon Milletvekili Faruk Özak, Akşit’in yerine de İstanbul Milletvekili Nimet Çubukçu atandı. Bu durum Abdullah Gül ve Erdoğan arasındaki dengeler bağlamında bir başka bölümde ele alındı.
Bu değişim ile Faruk Özak, hükümet içinde önemli bir pozisyona yükseldi. Ankara kulislerinde konuşulanlara göre, Özak’ın Bayındırlık Bakanlığı görevine gelmesi beklenmedik bir gelişmeydi. Adı Trabzonspor ile özdeşleşen müteahhit kökenli Özak, Bayındırlık Bakanlığı ile aynı zamanda pek çok inşaat projesinin kaderini de eline alıyordu.

Aktuğ Görevden Ayrılıyor

Özak’ın göreve gelmesinin ardından Trabzonspor’da da bir değişim yaşanıyordu. O tarihte, Trabzonspor’un başkanlığı görevini eski bir CHP’li Belediye Başkanı olan Atay Aktuğ yürütüyordu. Aktuğ’un başkanlığındaki Trabzonspor, 2003-2004 sezonunda ligin son haftalarına kadar kovaladığı şampiyonluğu Fenerbahçe’ye 4 puan farkla kaptırarak 72 puanla 2. olmuştu. Trabzonspor, 2004-2005 sezonunda da son haftaya kadar süren mücadelede 77 puanla yine Fenerbahçe’nin 3 puan gerisinde kalarak ligi 2. sırada bitirmişti. Uzun yıllardır “4. Büyük” görüntüsünden uzaklaşmış Trabzonspor için lig ikinciliği önemli bir başarı sayılabilirdi. Ancak takımın Kıbrıs Rum Kesimi takımlarından Anorthosis Famagusta’ya Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda elenmesi, Trabzonspor yönetimi için istifa seslerinin yükselmesine neden oldu.

Aslında Anorthosis Famagusta, kamuoyunda tanınmayan bir kulüp de olsa, o yıl inanılmaz bir başarıya imza atıyordu. Trabzonspor’un ardından Rapid Wien ve Olympiakos gibi iki Avrupa takımını da eleyerek Şampiyonlar Ligi’ne kalan Anorthosis; Nikopolidis, Kovacevic, Djordjevic, Zewlakow, Raul Bravo gibi önemli isimleri barındıran Olympiakos’u 3-0 gibi bir skorla yeniyordu. Şampiyonlar Ligi’nde ise Panathinakos’u yenip Werder Bremen ile iki maçta beraber kalıyor, Inter ile 3-3’lük sürpriz bir beraberlikle Şampiyonlar Ligi’nde 6 puan toplayarak son anda gruptan çıkamıyordu. Inter’in aynı grupta 8 puan topladığı düşünülürse, bu durum Anorthosis’in başarısının tesadüf olmadığının göstergesiydi. Ancak Trabzonspor’un elenmesi kulüp içinde çatlak seslerin artmasına neden oldu.

Başkan Atay Aktuğ, Trabzonspor’un 18 Aralık 2005’teki kongresinde aday olmazken, kongreyi AKP ile iyi ilişkileri ile bilinen Albayrak Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Albayrak kazandı. Albayrak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un başkanlığı görevine gelmiş ve bu görevi 11 yıl sürdürmüş bir isimdi. Nuri Albayrak, AKP döneminde devlet ihaleleri alan bir şirketin, Yeni Şafak gibi hükümete yakın bir gazetenin sahipliğini yapan bir grubun başında olmanın yanı sıra, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Belediye Meclis üyeliği görevi de yapmıştı. Kısacası, Albayrak’ın Başbakan Erdoğan ile yakın ilişkisi hemen herkesçe biliniyordu. Başbakan Erdoğan’ın kızı Esra’nın Berat Albayrak ile evliliği sayesinde Albayraklar ile Erdoğan akraba olmuştu. Erdoğan, Nuri Albayrak’ın kızının düğününde şahitlik yapacak kadar aileye yakındı. Nuri Albayrak’ın Aktuğ’un yerine göreve gelmesinin kulüp içinde AKP’nin hâkimiyeti anlamına geleceği açıktı.

Albayrak’ın Harcamaları

Albayrak döneminde kulüp Atay Aktuğ ile kıyaslanmayacak türde bir başarısızlık yaşadı. 2005-2006 ve 2006-2007 sezonlarını 52’şer puanla 4. bitiren takım, 2007-2008 sezonunda ligi 49 puanla 6. olarak tamamlıyordu. Nuri Albayrak pek çok yorumcu tarafından başarısız bulunurken, dikkat çekici bir durum vardı. Albayrak döneminde kulüp daha öncesiyle kıyaslanmayacak ölçüde büyük harcamalar yapıyordu. Milan Stepanov, Fatih Akyel, Kaleci Jefferson, Kiki Musampa, Umut Bulut, Ersen Martin, Marcelinho, Ceyhun Eriş, Ayman, Risp gibi önemli futbolcular yüksek ücretlerle transfer ediliyordu. Yüksek maliyetli bu oyuncular Trabzonspor’a başarı getirmedi ancak sadece 2 yılda Trabzonspor, Nuri Albayrak’a yaklaşık 50 milyon dolar borçlandı. Albayrak, iki yılda Trabzonspor’un doğal gelirleri bir yana Trabzonspor için fazladan 50 milyon dolar harcamıştı.

Sanırız tablo netleşti…

2004 yılında Trabzon’da kaybedilen seçimin ardından, Faruk Nafiz Özak 2005 yılında Bayındırlık Bakanı oldu. Kısa süre sonra ise Trabzonspor’da AKP’ye yakın bir başkan seçimleri kazandı. Trabzonspor’da bu tarihten sonra sportif başarısızlığa rağmen büyük harcamalar gerçekleşti. Bu dönemde Haluk Ulusoy Tesisleri gibi önemli yatırımlar TFF tarafından Trabzonspor’a bırakıldı. Başbakan Erdoğan’ın desteği ile TOKİ Trabzonspor için yeni stat yapımına başladı. Yapılan tesisleşme ve yeni stat projeleri kentte bilboardlarda duyuruldu. Söz konusu çalışmalar, AKP muhalifleri tarafından Trabzonspor üzerinden seçim yatırımı olarak yorumlandı.

2009 Yerel Seçimleri

Nitekim Trabzon’da 2009 yerel seçimlerinde tablo 2004’e göre çok değişti. 2009 yerel seçimlerinde AKP % 47,8 oy oranı ile Trabzon Belediye Başkanlığı seçimlerini kazandı. îkinci olan CHP’nin ise oy oranı % 41 idi.
Tüm bu gelişmeler Wikileaks belgelerinde ABD’li diplomatların dilinden ilginç bir şekilde yorumlanıyordu. John Kunstadter’ın yazdığı raporda, AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın mevcut popülaritesini korumak adına sporun da kullanıldığı, bu çerçevede 2004 yerel seçimlerinde AKP’nin Trabzon’da yaşadığı bozgunun tekrarlanmaması için Devlet Bakanı Özak’ın Trabzonspor seçimlerine müdahil olduğu, uzun süre kendisinin de yönetiminde görev aldığı ve 1996 yılına kadar 2,5 yıl başkanlığını yaptığı Trabzonspor’un başına AKP çizgisine yakın bir başkanın seçilmesini sağladığı, aynı zamanda Trabzonspor’a Başbakanlığın örtülü ödeneğinden, futbolcu alımında kullanılmak üzere milyonlarca dolar ayrıldığı ifade ediliyordu.
Bu şok iddiaya göre, AKP Trabzonspor’u örtülü ödenek ve işadamları yoluyla destekleyerek, Trabzon’da güç kazanmak amacıyla kullanmak istiyordu. Bunun için Trabzonspor yönetimine de kendisine yakın isimleri seçtirmek için çalışıyordu. Türkiye’de sporun siyaset için kullanıldığı hemen herkesin bildiği bir sırdı. Sportif başarıların genelde siyasete tahvil edilmesi nedeniyle, siyasetçiler çoğu zaman spor üzerinden kendilerine destek sağlıyordu. Trabzon’da olanlar bunun bir örneği miydi? Yoksa Kunstadter’in ifadeleri bir yorumdan mı ibaretti?

Özak Spor Bakanı Oldu

Nitekim Kunstadter’i haklı çıkaracak bir dizi gelişme daha yaşandı. Faruk Özak 2009 yılında Spordan Sorumlu Devlet Bakanı oldu. Özak, artık Futbol Federasyonu Başkanlığı’nın bağlı olduğu bakanlıktaydı. Trabzonspor, bu tarihten sonra 2010-2011 sezonunda çok önemli transferler ile sezonu ikinci bitirdi. Açılan şike davası düşünülürse belki de geçmişe dönük bir şampiyonluk yaşayacak. Trabzonspor’un başarısı yalnızca sportif bir başarı mıydı, yoksa siyasetin bu başarıda payı var mıydı?
Yayınlanan şike iddianamesinin eklerinde söz konusu ilişkileri derinleştiren ilginç bir telefon konuşması yer alıyor. Konuşma Trabzonspor Asbaşkanı Nevzat Şakar ile Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı Haluk Ulusoy arasında 25 Nisan 2011 tarihinde gerçekleşiyor. Şakar, Ulusoy’a Başbakan Erdoğan ile yaptıkları görüşmenin ayrıntılarını anlatıyor. Erdoğan-Şakar görüşmesini ayarlayan kişi Faruk Özak. Şakar, Başbakan’dan neler talep ettiklerini ve Erdoğan’ın Trabzonspor’a neler vermeyi taahhüt ettiğini şöyle anlatıyor:

Nevzat Şakar: Efendim Haluk.
Haluk: Bitti mi abi.
Nevzat Ş.: He, he bitti Haluk.
Haluk: Haydi geçmiş olsun nasıl geçti abi?
Nevzat Ş.: İyi Haluk işte, başkan şeyleri anlattı. Ona Şampiyonlar Ligin’de maç oynamamız için stadımızın UEFA kriterlerine göre eksikleri var. Bunları tamamlamak için de yaklaşık 6 trilyon liraya kulübün ihtiyacı var.
Haluk: Evet.
Nevzat Ş.: O da Faruk Abi’ye talimatı verdi.
Haluk: Tamamdır yani.,
Espriler falan oldu mu?
Nevzat Ş.: Bir de Akyazı Stadı’nın orada yapılacak bize verilmesi gerekiyormuş. Altyapı binası 5 tane saha A takımının oteli, kalacağı otel idare binasının, bizim yönetim binası falan, filan işte onların hepsinin orada yaklaşık 100 dönüm araziyle kulübümüze tahsis edilip ve bütün şeylerinin kendileri tarafından yapılmasını…
Haluk: Bunların hepsini onların kendisi mi yapacak abi?
Nevzat Ş.: Evet.
Haluk: Bize verecek ama.
Nevzat Ş.: Bize verecek ama bunlar tabii ki şeyin karşılığında olacak.
Haluk: Avni Aker karşılığında.
Nevzat Ş.: Avni Aker karşılığında atıyorum Akçaabat sahası falan filan.

(…)

Nevzat Ş.: Trabzon’a ilgi duyduğunu söylüyor işte. İyi iyi oldu yani. Faruk Abi vardı.
Haluk: Hee.
Nevzat Ş.: Sadri Bey, ben, Necmettin Bey, bir de Erdoğan Bayraktar, Erdoğan Bayraktar bundan sonrasında da zaten o işlenecek.
Haluk: Halledecek.

6 trilyon lira, bir stat, altyapı binası, 5 tane saha, bir otel, otelin idare binası, yönetim binası, 100 dönüm arazi ve bütün işleri. Erdoğan’ın Trabzonspor’a bir görüşmede vaat ettikleri bunlar. Görev Erdoğan Bayraktar’ın…
Wikileaks belgeleriyle ortaya çıkan iddialar, Albayrak’tan sonra Trabzonspor’un başına gelen Sadri Şener tarafından “Kulüp hesaplarını incelettik. Sözü edilen dönemlerde böyle bir para girişi yok,” sözleriyle yanıtlandı. Bakan Özak ise “Bunlar yalan ve palavradır,” sözleriyle iddialara cevap verdi.
Söz konusu iddia, örtülü ödeneğin kullanımı konusunda da soru işaretleri yarattı. Son dönemde hem Wikileaks belgeleriyle, hem de Hanefi Avcı’nm iddialarıyla siyasal avantaj yaratmak amacıyla kullanıldığı iddia edilen örtülü ödeneğin akıbeti bir gün tüm hesapların açıklanmasıyla beraber ortaya çıkacak. Bu konuyla ilgili olarak ilginç bir rakam vererek bölümü noktalayalım. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Örtülü ödenek harcaması 121 milyon TL iken 2010 yılında bu harcama 385 milyon TL olarak gerçekleşti.

Sızıntı, Wikileaks’te Ünlü Türkler, sayfa 138 – 145

Dayanamadım, şunu da yazacağım:
10 Nisan 2012 tarihli Takvim Gazetesi’nde Ergun Diler nam bir köşe yazarı Aziz Yıldırım’ın neden hedef olduğunu sözümona “analiz” ediyor:

Bu zincir Aziz Yıldırım’a kadar uzandı. Kendisi de NATO işleri yaptı. Para kazandı. Dayısının açtığı yolda yürürken hiç zorlanmadı.
Yaptığı iş ve sahip olduğu ilişkiler sonucu ASKERLE arası hep iyi oldu. Hem darbeciyle hem de MİLLİ askerlerle oturup kalkıyordu. Bütün bunlarda bir sakınca görmüyordu.
Ama akıllı bir adamdı.
Türkiye’nin değiştiğini anladı.
Darbe yanlısı askerin SİVİL İRADEYE mesafesini gördü.
Özellikle 27 Nisan e-muhtırasından sonra Erdoğan’ın yanında yer almaya özen gösterdi. Tanıdığı birçok rütbeliye “YANLIŞ YOLDASINIZ” dedi.
Eskişehirspor’un soyunma odasında ne aradığını bir türlü bilmediğim AZİZ YILDIRIM için düğmeye o zaman basıldı! Şike var mıydı, yok muydu bilmiyorum.
Ama Yeni Türkiye’ye uygun hareket etmeye çalışan Aziz Yıldırım birilerinin HEDEFİ oldu.
NATO‘nun zengin ettiği aile artık ABD‘nin hasmıydı!

Yahu, Aziz Yıldırım darbeci askere karşı sivil iktidarın, haydi yazarın yaptığını yapmayalım, açıkça söyleyelim AKP’nin yanında yer alsa;
1. İktidarın korumasında olur,
2. İktidarla birlikte darbeci askere karşı hareket eden ABD ile elele yürüyor olur.

Bu adamlara gazetelerde köşeler veriliyor ya, çok yanıyorum.
NOT: (Takvim = Çalık Grubu)

Written by kesinofsayt

11 Nisan 2012 at 00:16

AKP, Ergenekon, Fenerbahçe, Siyaset, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , ,