FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Archive for the ‘Ali Koç’ Category

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ 5 – (KASIM 2011)

leave a comment »

1 Kasım 2011 – Salı

2 Kasım 2011 – Çarşamba
  • Galatasaray – Fenerbahçe derbisinin oynanmayacağı, hatta birkaç sezon oynanamayacağı iddiaları ortaya atıldı.

3 Kasım 2011 – Perşembe

  • ING Bank Kobi ve Ticaret Bankacılığı tarafından düzenlenen ’Ing Bank Bizbize Sohbetler’ toplantısı Trabzon’da yapıldı. Toplantıya katılan spor yorumcusu Ahmet Çakar, merakla beklenen futbolda şike iddialarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunup, “İddianame tamamlanmak üzere. Artık çok net söylüyorum, normal şartlar altında Trabzonspor geçtiğimiz yılın şampiyonudur” dedi.

4 Kasım 2011 – Cuma

7 Kasım 2011 – Pazartesi

  • Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç 81 ilden 76’sının Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürleri’ni değiştirdi.

8 Kasım 2011 – Salı

  • Cumhuriyet Savcılığı şike ve teşvik konusunda iddianameyi açıklayıp gizlilik kararı kalktıktan sonra, Futbol Federasyonu idari yönden düğmeye basacak. Olağanüstü yapılacak yönetim kurulu toplantısında bir heyet oluşturulacak. Türkiye Futbol Federasyonu, Etik Kurulu’nun daha önce hazırladığı raporu isteyecek. Etik Kurulu da gizlilik kararı kalkan iddianamenin ışığı altında ek bir rapor daha hazırlayıp mütalaasını Türkiye Futbol Federasyonu’na verecek. TFF, Etik Kurulu’nun raporunu görüştükten sonra şike ve teşvik konusunda ismi geçen takımlar hakkında karar verebileceği gibi istediği takdirde Profesyonel Disiplin Kurulu’na sevk edecek. TFF daha önce şike ve teşvik olayında adı geçen kişileri PFDK’ya sevk etmiş, ancak savunmaları alınamadığı için karar verilememişti.

10 Kasım 2011 – Perşembe

  • Fenerbahçe Spor Kulübü Cemal Ersel’in tribünlerin doluluk oramıyla ilgili haberine yanıt verdi.
  • Türkiye Kupası’nda statü değişikliği yapıldı. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Türkiye Kupası Statüsü’nü değiştirerek, bu sezon çeyrek ve yarı final karşılaşmaları ile final karşılaşmasının tarafsız sahada tek maç üzerinden oynanmasını kararlaştırdı.

11 Kasım 2011 – Cuma

  • A Milli Takım Hırvatistan’a İstanbul’da 3-0 yenildi. TT Arena tribünleri Hiddink ve yardımcısı Çetin’i istifaya davet etti. Tribünler, kaleci Volkan’ı da ıslıkladı, milli kaleci de buna karşılık verince ortam iyice gerildi.

12 Kasım 2011 – Cumartesi

  • Fenerbahçe Kulübü, resmi internet sitesinde, A Milli Futbol Takımı’nın Hırvatistan’a 3-0 mağlup olduğu müsabakada taraftarların, milli futbolcuları protesto etmeleriyle alakalı bir açıklama yayınladı.

15 Kasım 2011 – Salı

  • Futbolda Şike iddialarına yönelik soruşturmayı yürüten özel yetkili İstanbul Cumhuriyet SavcılığıFenerbahçe Spor Kulübü’ne yazı yazarak, kulübün mali hesaplara ilişkin bilgi istedi.

16 Kasım 2011 – Çarşamba

  • TFF Guus Hiddink’in sözleşmesini karşılıklı feshettiklerini açıkladı.

17 Kasım 2011 – Perşembe

  • Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor kulüplerinin, 2011-2012 sezonunda birbirleriyle yapacakları tüm müsabakalarda, deplasman takım taraftarları alınmayacak.

18 Kasım 2011 – Cuma

  • Balkan Ligi kurulması için çalışmalar yürütüldüğü iddia ediliyor.

19 Kasım 2011 – Cumartesi

  • Fenerbahçe 1 – 0 Eskişehirspor
  • Şike soruşturması kapsamında Türkiye Futbol Federasyonu’nda (TFF) yapılan arama tamamlandı. TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ’ın şüpheli sıfatıyla gözaltına alındığı bildirildi.

20 Kasım 2011 – Pazar 

  • Şike soruşturması kapsamında dün gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ serbest bırakılmasının ardından, “En ufak bir emare olsa Türk futbolundan çekilmeye hazır olduğumu kayıtlara da geçtim” dedi.

21 Kasım 2011 – Pazartesi

  • Fenerbahçe Spor Kulübü avuatlarından Emin Özkurt, Ahmet Hakan’ın hazırlayıp sunduğu, CNN Türk ekranlarında yayınlanan Tarafsız Bölge’ye katıldı.

22 Kasım 2011 – Salı

  • Adalet Komisyonu’na TBMM’de grubu bulunan 4 siyasi parti grup başkan vekilinin imzasıyla gelen Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi 2 madde değişikliği ile TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçti.

24 Kasım 2011 – Perşembe

  • Türkiye Futbol Federasyonu kırmızı siyahlıların Avrupa lisansını iptal etti. Karar, UEFA kriterleri gereği alındı.

25 Kasım 2011 – Cuma

  • Gençlerbirliği 0 – 0 Fenerbahçe
  • Fenerbahçe ile Manisaspor arasında 20 Eylül 2011 tarihinde oynanan müsabakada tribünleri dolduren 46 bin kadın ve çocuk taraftar UEFA tarafından Fair Play Ödülü’ne aday gösterildi.
  • CAS, UEFA’dan savunma istedi. Başmüfettiş Cornu, “TFF’den bilgi aldık, uyguladık” dedi. TFF, Cornu’nun ifadesini yalanladı, düzeltme istedi.

29 Kasım 2011 – Salı

  • Fenerbahçe Spor Kulübü asbaşkanlarından Ali Koç ve Abdullah Kığılı ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Yıldırım ve kulüp avukatı Emin Özkurt, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu 1907 Tribünü’nde düzenledikleri basın toplantısında resmi belgelere dayanarak yaptıkları açıklamalarla, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilme kararının TFF’ce UEFA’ye telkin edildiğini ispatladı.
  • TFF, Beyaz TV’de yayınlanan “Derin Futbol” adlı programının yorumcusu Ahmet Çakar’ın, Türkiye Futbol Federasyonu ve Başkanvekili Lutfi Arıboğan ile ilgili ortaya attığı iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
  • Açıklamada şunlara yer verildi: TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan ve Baş Hukuk Müşaviri Prof.Dr. İlhan Helvacı ile UEFA Disiplin Müfettişi Pierre Cornu arasında yurtiçinde ya da yurtdışında hiçbir özel görüşme olmamıştır. Taraflar arasında tek resmi görüşme, şike soruşturmasının başlamasını takiben 18 Temmuz 2011’de UEFA’nın Nyon’da geniş katılımlı bir toplantıda yapılmıştır.
  • TFF Genel Sekreter Vekili Ali Parlak, UEFA tarafından delege olarak görevlendirildi. Parlak’ın adı menajerlik sorularının sızdırılmasında sıkça yer alıyor.

30 Kasım 2011 – Çarşamba

  • Türkiye Futbol Federasyonu Fenerbahçe’nin CAS – Cornu – TFF üçgenindeki açıklamalarına bir basın toplantısı ile yanıt verdi.
  • Fenerbahçe Spor Kulübü TFF – UEFA – Cornu ilişkileri ile ilgili olarak “Belgelerle Hukuki Gerçekler” başlıklı bir açıklama yaptı.
  • Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın avukatlarından Faik Işık, futbolda şike ve teşvik iddialarına yönelik soruşturmayla ilgili olarak, “Türkiye’de şikeye bulaşanlar arasında bir puan cetveli yapılsa, Fenerbahçe inanın dereceye bile giremez” dedi.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 1 (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 2 (Ağustos 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 3 (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 4 (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 6 (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 7 (Ocak 2012)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

3 TEMMUZ OPERASYONU KRONOLOJİSİ – 2 – (AĞUSTOS)

leave a comment »

1 Ağustos 2011 – Pazartesi

  • Fenerbahçe taraftarı Aziz Yıldırım’a tam sayfa gazete ilanıyla destek verdi.
  • Kozmik odada çalışmaları süren Etik Kurulu haberleri bitmek bilmiyor.
  • Şampiyonlar Ligi için UEFA heyeti Şükrü Saraçoğlu Stadı’ndaydı.

2 Ağustos 2011 – Salı

  • Emre Belözoğlu ve Sinan Engin ifade verdi.
  • Beşiktaş’ta Tayfur Havutçu’nun yerine Portekizli Carlos Carvalhal getirildi.
  • Galatasaray ve Beşiktaş dergileri beyaz kapakla çıktı.

3 Ağustos 2011 – Çarşamba

  • Trabzonspor Şampiyonlar Ligi ön eleme rövanşında Benfica ile 1-1 berabere kalarak elendi.

4 Ağustos 2011 – Perşembe

5 Ağustos 2011 – Cuma

  • Aziz Yıldırım’ın, İbrahim Akın’ın ve Ümit Karan’ın avukatlarının şikayeti üzerine, HSYK şike soruşturması dosyasını incelemek üzere 2 müfettiş görevlendirdi. Ayrıca savcılık, şike soruşturması kapsamında MİT bölge müdürünün de bilgisine başvurdu.
  • Galatasaray Kulübü, Sarı-kırmızılı kulübe ilişkin herhangi bir iddia ve bu iddialara ilişkin bir arama kararı bulunmadığını açıkladı.
  • Trabzonspor Başkanı Şener: Umarım Galatasaray’da yargıda aklanır.
  • Galatasaray eski başkanı Adnan Polat emniyette ifade verdi. Ardından gazetecilere “Şikeyle ilgili hiçbir soru sorulmadı. Söz konusu mektubun varlığından dün haberdar oldum, ifademi verdim” diye konuştu.
  • Fenerbahçe’nin Brezilyalı kaptanı Alex De Souza, “Eğer herhangi bir kişi, bu saha dışı olaylara katıldığıma dair bir virgül bile kanıtlarsa, futboldan bütün kazandıklarımı geri veririm ve aynı anda futbolu bırakırım” dedi.

6 Ağustos 2011 – Cumartesi

  • M.Ali Aydınlar neden G.Saray’ın kupasını da alırız dediğini açıkladı.

7 Ağustos 2011 – Pazar

  • Galatasaray Kulübü, Organize Suçlar Müdürlüğü’nün istediği belgelerin pazartesi sabahı emniyete teslim edileceğini duyurdu.
  • Fenerbahçe taraftarı Metris’e araç konvoyu düzenledi.

8 Ağustos 2011 – Pazartesi

  • Futbolda şike soruşturması kapsamında yapılan incelemeler sonrasında kasasında 1 milyon dolarlık açık çıktığı iddia edilen Galatasaray Spor Kulübü’nün, paranın nereye gittiğini belgelediği öğrenildi. Galatasaray Kulübü’nün, paranın Kamerunlu futbolcu Song’un transferi için kullanıldığına dair belgeleri bugün emniyete ve savcılığa sunduğu belirtildi.

9 Ağustos 2011 – Salı

  • Eski hakem ve futbol yorumcusu Erman Toroğlu ve futbol yorumcusu Ercan Saatçi İstanbul Adliyesi’ne geldi. Yaklaşık 1 saat ifade veren Toroğlu, çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada Aziz Yıldırım’dan şikayetçi olduğunu söyledi.
  • Beşiktaş’ın genç bayan voleybol takımı oyuncusu şort giydiği için otobüste darp edildi.
  • Murat Özaydınlı soruşturma savcısına ifade verdi.
  • Aziz Yıldırım’ın Sivasspor maçı öncesi İlhan Ekşioğlu’nu arayarak ‘Bilyoner’i kapatın’ dediği iddiası bir gazetede yer almıştı. Ama olayın tamamen yanlış anlaşılma olduğu, bahsedilenin “The Billionare” adlı gece kulübü olduğu ortaya çıktı.

10 Ağustos 2011 – Çarşamba

  • Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğünde ifade verenFenerbahçe eski yöneticisi Hakan Bilal Kutlualp, “Gördüğüm kadarıyla bu işler fazla uzamayacak. Sonuna yaklaştık bir an evvel inşallah federasyon bir karar verecek” dedi.

11 Ağustos 2011 – Perşembe

  • Yunanistan’daki şike soruşturmasında eksi puanla lige devam ettirilen Olympiakos Volou ve Kavala UEFA tarafından Avrupa’dan men edildi.
  • Rıdvan Dilmen: “Daha düne kadar Aziz Yıldırım’ı 200 metre öteden görünce esas duruşa geçenler şimdi adam cezaevinde diye yapmadığını bırakmıyor”.
  • Fransız Le Parisien gazetesi Fenerbahçe’nin Niang’ı satıp yerine Lille’in forvet oyuncusu geçen sezonun gol kralı Moussa Sow’u alacağını yazdı.

12 Ağustos 2011 – Cuma

  • ‘Şüpheli’ sıfatıyla ifade veren Semih Şentürk adliyeden ayrılırken ‘Gerekli yanıtları verdim’ dedi. Semih Şentürk’e soruşturma kapsamında tutuklanan Ali Kıratlı ile Eskişehir – Trabzonspor maçı öncesi yaptığı telefon görüşmesinde geçen ‘mamalanma’ kelimesinin ne anlama geldiğinin sorulduğu, Şentürk’ün sözün futbolcular arasında kullanıldığını, görüşmede herhangi teşvik veya şikeden bahsedilmediğini söylediği öğrenildi.

13 Ağustos 2011 – Cumartesi

  • Teknik direktör Aykut Kocaman şike soruşturması kapsamında TFF’nin alacağı kararı bir an önce vermesini söyledi.

14 Ağustos 2011 – Pazar

  • Fenerbahçe taraftarı vilayetin izin vermemesine rağmen Taksim’deydi.
  • İspanyol oyuncunun menajeri Vicente Montes, İstanbul’a gelerek Fenerbahçe Yönetimi ile masaya oturdu. Granada Kulübü’nün talip olduğu Güiza’nın bonservisi için 1.5 milyon euroya el sıkışıldı, transferin hafta içinde resmiyet kazanacağı açıklandı.

15 Ağustos 2011 – Pazartesi

  • Şike soruşturmasında merakla beklenen karar açıklandı. Federasyon Başkanı Aydınlar, soruşturmada iddianamenin bekleneceğini, 52 kişinin PFDK’ya sevk edildiğini söyledi.
  • Sadri Şener: Federasyonda 4-5 tane adamımız olsa böyle mi olurdu?

16 Ağustos 2011 – Salı

  • Futbolda şike soruşturması kapsamında hakem Fırat Aydınus ve Hüseyin Göçek, ifade vermek için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne geldi.
  • Trabzonspor Kulübü, geçen sezon toplanan 82 puana rağmen “ellerinden alınan şampiyonluğun” kaybettirdiklerinin her platformda takipçisi olacaklarını bildirdi.

17 Ağustos 2011 – Çarşamba

  • Aziz Yıldırım Cumhurbaşkanı’na bir mektup yazdı.
  • Futbolda şike soruşturmasını yürüten Savcı Mehmet Berk, Aziz Yıldırım’ın Cumhurbaşkanı’na gönderdiği mektuptaki sözleri nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Mektupta yazanları “hayal mahsulü” olarak nitelendiren savcı Berk, “Söz konusu asılsız ve gerçek iddiaların temel amacının, soruşturma makam ve mercilerini baskı ve etki altına almak ve kamuoyunu yönlendirmek olduğundan hiçbir kuşku bulunmamaktadır” dedi.
  • Futbolda şike soruşturması kapsamında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in “şüpheli” sıfatıyla talimatla ifadesi alınacak.
  • Hüseyin Gülerce’den beşinci yazı. TFF’yi doğrudan tehdit etti: Meçhule Giden Bir Lig Kalkar Bu Federasyondan
    “Ne diyor şimdi Federasyon? “Ortada henüz iddianame yok. Deliller, şüpheliler ve kulüplerle paylaşılmadan ceza verilmesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hükümlerine ve adil yargılamaya aykırı. Şüphelilerin dosyaları görememesi, disiplin cezası verilmesini engellemektedir. Bu aşamada vicdanî bir karara ulaşılamamıştır. Soruşturmanın tarafımızdan adil biçimde yapılması için gizlilik kararının kaldırılması gerekmekte. Bunun için iddianame beklenecektir. İddianame açıklandıktan sonra tüm deliller elimize ulaşacak, ilgili kişi ve kurumların savunması alınacak, ardından karar verilecektir.”
    “Aslında istedikleri olamayacaktır. Çünkü bir, “Eski Türkiye”ye göre iş tutmak artık bir anlam taşımıyor. Yakında görürüz…

18 Ağustos 2011 – Perşembe

  • Fenerbahçe, Güiza’nın Getafe ile anlaştığını açıkladı.

19 Ağustos 2011 – Cuma

  • Galatasaray’dan TFF’ye ağır eleştiri.
  • Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), futbolda şike iddialarına yönelik bir bildiri yayınlayan Galatasaray Kulübü’ne yaptığı açıklamayla yanıt verdi.

20 Ağustos 2011 – Cumartesi

21 Ağustos 2011 – Pazar

  • Galatasaray’da ikinci bildiri krizi patlak verdi. Futbol Federasyonu’nun şike operasyonu karşısında takındığı tavır sarı-kırmızılı yönetimde de tepkinin nasıl gösterileceği konusunda görüş ayrılıklarına yol açıyor.

22 Ağustos 2011 – Pazartesi

  • UEFA’nın disiplin başmüfettişi Pierre Corno, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen’den “Futbolda şike soruşturması” hakkında bilgi aldı.
  • Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, şike soruşturması kapsamında ifade vermek için adliyeye geldi. Demirören adliyeden ayrılırken “Sadece bilgime başvuruldu” dedi.

23 Ağustos 2011 – Salı

  • TFF ve Kulüpler Birliği’nin toplantısından play-off uygulamasının bu sezon başlaması kararı çıktı.

24 Ağustos 2011 – Çarşamba

  • Türkiye Futbol Federasyonu, Fenerbahçe’nin bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılmaktan men edilmesine karar verdiklerini açıkladı.
  • Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Bu kararı UEFA’nın talebi doğrultusunda aldık” dedi.
  • UEFA’nın internet sitesinden yapılan açıklamada Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) Fenerbahçe’yi “şikeye karıştığı için” Şampiyonlar Ligi’ne göndermediği belirtildi.
  • UEFA, Şampiyonlar Ligi’nden men edilen Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor’un katılmasını kararlaştırdı.
  • Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacağı TFF tarafından açıklanan Fenerbahçe, resmi internet sitesinden ‘Türk Futbolunu Ateşe Attılar’ başlığı ile bir açıklama yaptı.
  • Fenerbahçe Acıbadem Sağlık Grubu ile yollarını ayırdı.

25 Ağustos 2011 – Perşembe

  • Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi kararına yaptığı itirazı reddetti.
  • Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Kulüpler Birliği Başkanlığı’ndan istifa ettiğini açıkladı.
  • Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener hakkında, futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında konulan yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı.
  • Ali Koç: Futbolcularımız Bank Asya’da oynamayı istediler. Federasyondan bizi düşürmesini talep ediyoruz.
  • UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik, Fenerbahçe’nin Avrupa kupalarından men edilmesi kararının alındığı toplantıda yer almadığını söyledi. Erzik, “UEFA karar için artık federasyonu zorlamaz” dedi.
  • Fenerbahçe Kulübü Başkanvekili Nihat Özdemir görevinden istifa ettiğini açıkladı.

26 Ağustos 2011 – Cuma

  • UEFA’nın TFF’ye mektubu açıklandı.
  • Fenerbahçe “Mektuptaki Gerçekler” başlığıyla, TFF’nin kendisini Şampiyonlar Ligi’nden men etme sürecini eleştirdi.
  • Aykut Kocaman, Emre Belözoğlu ve Volkan Demirelle birlikte bir basın toplantısı yaparak TFF’nin kararını eleştirdi.
  • Başbakan Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde, Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman ve futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen ile 1.5 saat görüştü.
  • Şampiyonlar Ligi’nden men edilen Fenerbahçe, dünyaca ünlü Avukat Louis Dupont ile anlaştı.
  • Diego Lugano’nun Paris St.Germain’e satıldığı açıklandı.

27 Ağustos 2011 – Cumartesi

  • Fenerbahçe’den TFF’ye: Bizi tedbirli olarak düşürün.
  • Nihat Özdemir’in istifası kabul edilmedi.

29 Ağustos 2011 – Pazartesi

  • Dos Santos Arsenal’e satıldı.
  • Trabzonspor’un daha önce her konuda anlaşmaya vardığı İsviçreli sol kanat oyuncusu Ziegler son anda pürüz çıkardı.
  • İsviçre, UEFA’nın sözünü dinlemedi. UEFA, “Sion’u Avrupa Ligi’nden çekin” dedi. İsviçre, “Dava sonucunu bekliyoruz” diye yanıt verdi.

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 1 (Temmuz 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 3 (Eylül 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 4 (Ekim 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 5 (Kasım 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 6 (Aralık 2011)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 7 (Ocak 2012)

3 Temmuz Operasyonu Kronolojisi – 8 (Şubat 2012)

TFF’DE KAOTİK GENEL KURUL

with one comment

58. maddenin “bir seferlik” değişmesi için yapılan genel kurul toplantısı tam bir rezaletti. “Türk Futbolu’nu temizlemek” için toplanan koca koca adamların orta oyunu yürek burkucuydu aslında.

Toplantı başlar başlamaz uyduruk bir oylama ile bir saat ara verilmesi, daha sonra da konuşmacılara “vaktimiz yok” uyarısı yapılması trajikomikti gerçekten.

Haftalarca bu değişiklik için çabalayanların, hava tersine dönünce “sayemizde değişmedi” moduna geçmesi de ünlü Türk düşünürü Serdar Ortaç’ın “binlerce dansöz var” özlü deyişini anımsattı.

Muhtelif konuşma, tokatlama, vuruşmaların ardından, sayın İlhan Cavcav’ın “yeter yahu, artık gidelim” demesi üzerine yapılan oylamada değişiklik önerisi reddedildi.

Genel kurulda söz alan yöneticilerimiz ise sosyal medyada taraftardan övgü aldı. İşte o konuşmalar:

Nihat Özdemir:

Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, 58 . Madde’nin tartışılmasını ve bu olağanüstü genel kurulu; aslında daha önce defalarca ifade ettiğimiz gibi yapılmasını istemiyoruz. Fenerbahçe’nin gündemi, bu kurulun gündemiyle ilgili değildir. Biz kendimizi biliyoruz, kendimize inanıyoruz ve ayrıca Türk Adaletine güveniyoruz. O nedenle ne bugün yapılan olağan üstü genel kurulu gerekli görüyon ne de herhangi bir nedenle yarım puanımızın dahi silinmesini kabul etmiyoruz. Onun için  ilgili önergenin de bugünkü genel kurulun da yapılmasını Fenerbahçe olarak doğru bulmuyoruz.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, 58. Madde’nin tartışılması ve bu kurlun toplanması, tıpkı 6222 kanun değişikliğinde olduğu gibi maalesef  Kulübümüze mal edilmeye çalışılmaktadır. Bugün burada verilecek bu karar bu salondan çıkışta Fenerbahçe’ye  mal edilecektir. Biz bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Hatırlayacaksınız 6222 sayılı kanun için de ’Sayın Aziz Yıldırım için değişiyor, kişiye özel kanun çıkarılıyor’ denmiştir.  Ama Başkanımızın da diğer arkadaşlarımızın da halen tutuklulukları sürüyor. Biz herhangi bir maddede herhangi bir değişiklik istemiyoruz. Biz adil yargılama istiyoruz. Hem TFF  kurullarında  hem de sivil mahkemelerde adil bir yargılama süreci istiyoruz. TFF kurlularında özellikle ve önemle adil bir yargılama istiyoruz. Çünkü bu kurlarının adil bir yargılama olmadan alelacele vereceği bir karar ve ceza, halen tutuklu bulunan ve yargı önünde halen haklarını savunmayı bekleyen yöneticilerimizi peşinen suçlu duruma düşürecektir. Dolayısıyla kurulların vereceği bir kararla,  kişilerin mahkemeye savunma hakları elinden alınmış olarak bir çıkmasını istemiyoruz. Devam eden hukuki sürece, hukukun temel prensiplerine  herkesin en az bizim kadar saygı göstermesini de camia olarak istiyoruz.

Unutmayın bu soruşturma kapsamında bugün 8 kulüp ki; biz inanıyoruz bu sayı 11-12’ye ulaşacak ve 93 kişinin var olduğun unutmayalım. Bu kadar çok kişi ve kulübü kapsayan bir dosyayla ilgili  bir kararın, paly-off önecesi verilmesinin talep edilmesini doğru bulmuyoruz. Hem süre yeterli olmadığı gibi; hem de TFF yönetimi tarafından bağımsız kurallara müdahale anlamına gelmektedir. Oysa TFF talimatları çerçevesinde  konuya dair yapılması gerekenler tarif edilmektedir ve burada  belli bir süre sınırından bahsedilmemektedir. Etik, Disiplin ve Tahkim kullarının kararlarını, savunma haklarını kısıtlayacak şekilde alelacele  bir takvime sığdırmaya çalışan bir yaklaşımın hakkaniyetten uzak olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte bilhassa kişilere sözlü savunma hakkı tanınması istiyoruz ve bunun için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Kulübümüze  federasyon tarafından gönderilen ve savunmamızı isteyen belgeyi görünce, endişelerimizin  ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Kişilerin neyle suçlandıkları dahi yazılmamış. On binlerce sayfanın bulunduğu bir CD içinden kişinin önce kendisine isnat edilen suçu bulması gerekiyor. Ayrıca belirteyim CD’de arama da yapılmıyor.  Tüm bunların ardından kişilerin savunma yapması bekleniyor. Bunun için verilen süreler de kimine 20 gün, kimine de 15 gün olarak kısıtlı. Bu açıkça ’Siz kendinizi savunmayın siz zaten suçlusunuz’ demektir. Böyle savunma olmaz. Savunma hakkı kutsaldır. Savunma hakkı oldu bittiye getirilmektedir. Bu yüzden savunma sürecinin iyi niyetiyle ilgili ciddi sıkıntılarımız vardır. Ve ne acıdır ki Sayın Federasyon Başkanımız, altını çizerek söylüyorum,  1 kez dahi ’Masumiyet karinesi vardır.  Kimse kulüpleri dolayısıyla Türk Futbol Ailesini peşinen suçlayamaz. Karar yargı sürecin sonunda verili. Daha kişiler ve kulüplerimiz savunma hakkını kullanmamıştır. Suç varsa federasyon en ağır cezayı verir. Bu konuda bize güvenin’ demiş midir? Hayır dememiştir.

TFF bununu yerine kafasında suçlamış;  suçluya ne ceza verileceğinin adını koymaya çalışan bir tavır sergilemiştir  Bunun yanında kendisinde olan bir çok yetkiyi de Etik, Disiplin ve Tahkim kurullarına devir etmeye tercih etmiştir. Ben isterdim ki TFF yönetimim bu karar alınırken ’Bizim de bir söz hakkımız var. Türk Futbolunu bırakın, Türk Sporunu ilgilendiren 100 yılın üzerinde ömürlü  kulüpleri ilgilendiren konuda gereken bu kararlar verilirken benim de bu işte bir dahlim olması gerekir’ demesi gerekirken elindeki yetki ve sorumluluğu başka taraflara atmıştır. Bu kökünden yanlış bir anlayıştır. Bir kere daha söylüyorum: Biz federasyona bu işleri çözsün diye görev, yetki ve sorumluluk verdik. Bu elindeki yetkileri bizlerin izni olmadan başka kurullara devredemez. Bunu yaparsa bizlere, delegelere en büyük saygısızlığı yapmış olur.

Bundan sonraki süreçte, şu ana kadar devam eden konuda ve CAS’ta devam eden davada taraf olan TFF’nin Kulübümüzün hakkını layıkıyla savunması konusunda gerekli ortamı, iklimi yaratma konusunda ciddi kaygılarımız olduğunun bilinmesini istiyoruz.  Açıkçası biz bu ortamın TFF tarafından yaratılmayacağını düşünüyor, nihai değerlendirmeyi sizin takdirlerinize sunuyoruz. Beni dinlediğiniz için Kulübüm ve Camiam adına teşekkür ediyorum”

Ali Koç:

“TFF’nin çağrısı üzerine Türk Futboluna yön vermek ya da içinde bulunduğu kaosu derinleştirmek adına burada toplanmış bulunmaktayız. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bir kez daha ifade etmek isteriz ki; söz konusu önergeyi kabul etmiyoruz. Yaratılmak istenen bu kurgunun parçası olmak istemiyoruz. Ayrıca özel muamele talebimiz de yok. Verilecek her türlü karara her türlü alternatife saygılıyız. Sözünü ettiğimiz yargılama neticesinde, yapılması gereken yasal süreçte, suçlu çıkacak kişilere yaptırım neyse uygulanmalıdır. Bunun neticesi küme düşmekse bu da uygulanmalıdır.Ancak bizler gerek Başkanımız Aziz Yıldırım ve Kulübümüzün diğer mensuplarının masum olduklarına ve bunu ispatlayacaklarına inanıyoruz. Suçsuzluklarını ispatlamaları, savunmalarını yapmaları için olanak vermeden TFF kurulunu toplamak, karar almaya çalışmak yanlıştır ve hukukçulara göre de hak ihlalidir. Kulüp olarak talebimiz basit ve nettir. Bizler tüm içeriğin gözler önüne serilmesini istiyoruz. Ek ifadeler, deliller işleme konulsun ve süreç yasal mecrasında yürüsün. Savunma hakkına saygı gösterilmesini ve buna sağlıklı olanak verilmesini istiyoruz. Futbol ailesinden talebimiz bu şekildedir.

İçinde bulunduğumuz psikolojiyi anlamanız için biraz geriye gitmek istiyorum. Öncelikle; gizlilik esasına uyması gereken ve bunu uygulaması gereken birimler eşine rastlamamış bir şekilde sürecin başlama tarihinden 3 gün sonra resmi internet sitelerinden açıklama yaptılar. Açıklamada ’Örgütlü bir şekilde Süper Lig ve Bank Asya’da 19 maçta şike ve teşvik olduğu tespit edilmiştir ve delilenmiştir’ denmişti. Adı geçen kulüpler suçlu ilan edilmiştir. Mahkeme gizlilik kararına rağmen, dosyayla ilgili her evrak basına sızdı, sızan deliller çarpıtıldı ve ne olduğuna bakılmaksızın suçlu ilan edildik.

Bu durumdan doğan toplumsal ve sosyal etkiler göz ardı edildi; sürecin en başından beri uygulanması gereken yayın yasağı iş işten geçince geldi. Bu durum öyle ileri boyutlara ulaştı ki; Türk Sporuna büyük emekleri geçen Başkanımızın gözaltı sırasında çekilen sabıka kayıt fotoğrafı basına sızdı ve ulusal bir gazeteye basıldı ve dolayısıyla internette yayınlandı. O zaman futbol ailesinin değerli üyelerinden tepki beklerdik ancak bir tepki gelmedi. Kamuoyu baskısında TFF de tesir altında kaldı. Söylemleri ve eylemleri çelişir bir hal aldı. Masumiyet karinesi ve savunma, adil yargılanma hakkından bahsedilmeden, Türk sporuna yapılan büyük zarar göz önüne alınmadan, hiçbir girişimde bulunulmadan, gözlemci hakem raporlarına değinilmeden suçluluğumuza inandılar. Hiçbir suç tespiti yapılmadan verilecek cezalar kurgulanmaya çalışıldı ve halen çalışılmaktadır. UEFA’yı da iş içlerimize katarak federasyonun 15 Ağustos’ta duyurduğu kararın tam aksine; 9 gün sonra 24 Ağustos’ta Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nden men edildi. TFF böylece kendisini inkar etmiş oldu.

TFF Başkanının, ’Masumlarsa TFF kurumlarında yargılanmaktan neden çekiniyorlar, puan silinmesini neden istemiyorlar’ diye bir sorusu olmuştu. Bize göre bu sorudan önce sanırım Federasyon şunu sormamız gerekiyor  ’Siz TFF olarak, Fenerbahçe’nin suçlu olup olmadığını bilmeden veya bilmiyorsanız; neden bizi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiniz?’Üzülerek ifade ediyorum ki bu yaşanılan karmaşık bir durumdur ama bizlere göre bu süreçte TFF güvenilirliğini yitirmiştir. Bu bağlamda yargı sürecinden korkumuz yoktur, kendimize güvenimiz tamdır. Sonucunda suçlu da çıkarsak onurumuzla suçumuzu çekmeye razıyız. Bu zamana kadar maruz kaldığımız muamele bizde kurumlara ciddi güven sorunu doğurmuştur.

Tüm bu yaşanan ve yaşatılanlara rağmen Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Takımı ve diğer tüm branşlarda mücadele eden takımları, ya zirvede ya da zirveye ortaktır. Bu durum gerçekten takdire şayandır. 3 Temmuz sonrası beklenenin aksine Kulümbümüzü dimdik ayakta tutan, yaşanan bunca olayda yanımızda bulunan taraftarımıza ve camiamıza yönetim kurulumuz adına teşekkür etmek istiyorum.

Futbolda Takımımız zirveye oynuyorsa, bu futbolcularımızın geçtiğimiz yıl kazanılan şampiyonlukta ne kadar büyük emeklerinin olduğunu bilmelerinden ve alınlarının teriyle şampiyonluğu kazanmalarındandır. Futbolcularımız bu sene sahaya, yaşanan tüm bu olaylara rağmen alın terleriyle kazandıklarını bildiklerinden çıkıyorlar. Bu durum Takımımızı bu sene ateşleyen en önemli etken olmuştur. Bunu, konuya objektif yaklaşan herkesin bildiğinden eminiz.

Geçen sezonki görevli hakemlerin, gözlemcilerin raporlarında sportif açıdan sorun görülmemişken, sonrakilerde ne gibi bulgulara rastlanmıştır ki kulübün içine çekildiği süreç yaşanmaktardır. Sportif anlamda bir sorun varsa bu durumu onaylayan takıma şampiyonluk kupasını veren TFF yetkilileri ve Federasyon da bunun parçası sayılmaz mı?
Nasıl bir tezattır ki bunca yaşanan olayda şike olduğu iddia edilen maçlarla ilgili olarak olayın saha boyutu ve yazılan raporlara her hangi bir şekilde kimse tarafından değinilmemiştir. Geçen sezonu hep beraber değerlendirelim. Hatta maçlarımıza, 2 hafta sonra bizim oynadığımız rakiplerle oynayan rakibimizin de maçlarınaa da bakalım.Bu süreçte destek olmaya çalışanlara ve tarafsızlığını koruyanlara teşekkür ederiz. Yetersiz hukuki geçerliliği olmayan bir etik raporuna dayanarak, evrensel normlarda adil bir hukuk beklemek olanaksızdır. Fenerbahçe’nin en ağır cezayı almasını bekleyenlerin isimleri de tarihe altın harflerle yazılmayacaktır.

Karar vermeye mecbur hissederseniz, kendinizi bizim yerine koymanızı rica ederim. Adil yargılanmaya saygı olmalıdır. Genel kurulda yöntem ve disiplin sürecinin tamamlanması sağlamandı. Takvim çerçevesinde ilgili kurumlara savunma sunulması  imkansızdır. Bu iyi niyetli bir yaklaşım değildir. UEFA’ya net bir şekilde mevzu bahis soruşturmanın iç meselemiz olduğu, aksi takdirde hukuki sorunlar yaratacağı izah edilmelidir. TFF açısından beklenen yargı sonucunun beklenmesi ve sportif yargının yapılmasıdır. Dirayetli olunduğu takdirde bu yol haritasının uygulanmamasına hiçbir şey engel değildir.Mevcut durumda; ön yargı ile yaklaşan, hukuk yerine lobilere teslim olan bir yönetim anlayışını benimseyen bir kurumun yargılaması zordur. Bu durumun içinden çıkabilmek adına TFF yönetimi kendilerine duyulan güvensizlik nedeniyle güven tazelemelidir ya da yeni bir yönetimin yolu açılmalıdır. Yeni bir yönetime ihtiyaç duyulduğu aşikardır.

Abdullah Kiğılı

İki noktayı belirtmek istiyorum birincisi geçmişin TFF başkanı olarak sizlerle bazı şeyleri paylaşacağım. İkincisi olağanüstü toplantıların temel niteliğini dikkatten kaçırmamaya çalışarak yanlızca bugünkü toplantının  gündemine sadık kalmam uygun bir tavır olacaktır.
Ülkemizde 3 Temmuz 2011 tarihinden bugüne kadar yaşanan ve Futbolda şike yangını adı verilen olay hepimizin malumudur. Bu nedenle bilinenleri tekrarlamaya gerek yok. Fakat bugünkü toplantı bu çerçevede TFF yönetimi ile TFF delegasyonu arasında bir bilgilendirme, bilgi alışverişi toplantısı olduğu için bu eksende kalarak bazı değerlendirmelerin yapılması bence gereklidir.
Öncelikle belirtmek isterim ki; TFF yönetimi bu olayı ilk günden bugüne  kadar sağlam  ve tutarlı bir  çizgide yürütememiştir. Bu konuda o kadar çok zig zag yaşanmıştır ki bırakınız futbolun içinde olanları, kamuoyunun da kafasında soru işaretleri yaratılmıştır. Bu konunun ayrıntısına girmeksizin söylemem gerekir ki; TFF yönetimi bu yangını hangi tarihte söndüreceği konusunda bugün bile tam bir fikir sahibi değildir. Dünya ölçeğinde hangi düzeyde olursa olsun bugün için başarılı yöneticilerin yanında iyi hukukçular olduğunda yönetimler daha kolay başarıya ulaşmaktadırlar ve daha az hata yapmaktadırlar. Ben şahsen bu konuda TFF yönetiminin özellikle bu konuda eksiklikler yaşadığı için kargaşalara neden olduğu kanısındayım. Oysa bu sorunun üstesinden gelmenin son derece yalın bir çizgide ele alınmasıyla mümkün olduğunu  ülkemizin bu konunun uzmanı hukukçular ifade ediyorlar.
Konuyu biraz açmak istiyorum. Sizlerinde bildiği gibi bu olayın 3 tane ayağı vardır. İlki ceza davası, 2. disiplin soruşturması, 3. UEFA.
Şöylenen husus şudur. Şike olayında ceza davası bitmeden TFF’nun disiplin soruşturması bitemez. Durum böyle olunca bu yalın gerçek TFF’nu bağlar bu durumda TFF beklemek durumundadır. Oysa TFF bugün disiplin soruşturmasını bitirmek için telaş içinde görülüyor. Buna gerek yoktur.
İyi hukukçular yönetimleri başarılara götürürler ilkesinin örneği bugün TFF’nun yanıbaşında bekliyor. Yargıtay Başkanlığından emekli sayın Hasan Gerçeker TFF tahkim kurulu başkanıdır. Yönetim ona sorsa o hukuki gerçeği söyleyecektir. Hem şike olayı ortaya çıktıktan sonra tahkim kurulu bir başka olayda emsal tavrı zaten sergilemiştir. Kaleci Recep Öztürk davasını takip etmişinizdir. Bir olayda ağır ceza mahkemesinde bir dava görülürken, aynı olayda bir futbolcuya TFF çatışı altında verilen cezaya itiraz edilmiştir. Tahkim kurulu ceza davası bitmeden disiplin soruşturması ve yargılaması bitemez diyerek durdurma kararı vermiştir. İşte size sağlam bir pusula. Bu aktardıklarım sadece Türk yargısı ve TFF için geçerli hususlar değildir.   Uluslararası eksende de konu bu şekilde değerlendirilmektedir.
Güncel bir örneği İngiltere’den vermek istiyorum. Futbolun ve sporun 3 önemli sorunu vardır. Doping şike ve ırkçılık. Bunlar arasında hiç şüphe yoktur ki; sosyal etkileri bakımından ırkçılık en büyük problem olarak görülür.

Chelsea ve İngiliz Milli Takımının kaptanı John Terry Ekimde Chelsea’nin Queens Park Rangers’la oynadığı maçta Terry’nin Anton Ferdinand’a maç boyunca ırkçı hakaretlerle bulunduğu basına yansıyor. Şikayet geliyor savcılık bir maçta ırkçı ifade kullanmaktan soruşturma başlatıp dava açıyor. İngiltere Futbol Federasyonu John Terry hakkındaki sportif cezayı adli yargılamanın sonuna bırakıyor. Yani Terry beraat ederse federasyon ceza vermeyecek. FIFA ve UEFA ırkçılığı şikeden ağır tehlike görüyor ama İngiltere Federasyonu bu yargı sürecinin neticesi alınana kadar ben herhangi bir adım atamam diyor. Şimdi sormak gerekmiyor mu? Şikeden daha ciddi mücadele ettiği ırkçılıkla alakalı bir konuda UEFA nasıl oluyorda İngiltere’ye baskı yapmıyor. Gereğini yap diye. Bu olay göstermektedir ki TFF, Türk hukukuna saygı duyulmasını en az İngiltere Futbol Federasyonu kadar net ve kararlı bir şekilde ifade edebilmelidir. Sözü çok uzatmadan olayın UEFA ayağı ile ilgili düşüncemi de açıklayarak sözlerime son vermek istiyorum. Çizmeye çalıştığım tablo UEFA’ya ne kadar anlatıldı ki UEFA’nın yönetimi ve hukukçuları ceza davası disiplin soruşturma önceliğini bilmez mi. Elbette bilir. O zaman bu telaş niye. Ayrıca bugün 58. maddenin değiştirilmesi konusunda tavsiye kararı çıksa TFF’da buna uyup değişikliği yapsa bunu ceza davası bitmeden uygulayabilecek mi. Bu olayın çekirdek noktası şurada
Türkiye tercihini şikeyi ve teşvik primini cezalandırmak için özel bir yasa yapınca ceza davası ile disiplin soruşturması çakıştı. Sorunun temel kaynağı da bence budur. Bu  böyle  olmayıp konu disiplin hukuki içinde kalsaydı kısa sürede sonuç alınabilirdi.

Cihan Kamer

TFF Olağanüstü Genel Kurulu’nda söz konusu önerge hakkında söz alan Asbaşkanımız Cihan Kamer, konuşmasına Başkanımız, yöneticilerimiz ve çalışanlarımızın suçsuz olduğuna inandıklarını söyleyerek başladı. Kamer, “Ancak eğer futbol adaletini sağlamaları gereken kurullar adalet sağlamayı bırakarak, tuttukları kurumlarının, takımların formalarına göre kararlar vermeye çalışırsa bizi kimse susturamaz. Sayın Mehmet Ali Aydınlar’ın iyi niyetinde şüphe etmiyorum ama şu da bilinmelidir ki cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir” dedi.

Etik Kurul Raporu’nu eleştiren Cihan Kamer, “Suçlananlardan tek bir savunma hakkı alınmadan, basında çıkan haberlerle bir Etik Kurul  raporu hazırlanmış ve Fenerbahçe suçlanmıştır. Bu gizli rapor da bir çok kişiye sızdırılmıştır. TFF Hukuk Başmuşaviri İlhan Helvacı bu tek taraflı rapora inanmış ve görüşlearini UEFA yetkilileriyle paylaşmıştır. Sadece kendileri inanmamış UEFA’yı da ikna etmiştir bunu Cornu’nun ifadelerinde görüyoruz, dosyada mevcut. Bu eksik yanlış tek taraflı hazırlanmış rapor ve gizli kapaklı lobi çalışmalarıyla Kulübümüz Avrupa kupalarından men edilmiş, bu rapor da gizli bir şekilde bazı kulüp başkanlarının eline geçmiş, bunlar da Fenerbahçe’yi suçlu kendilerini suçsuz kabul edip beyanlarıyla camiaları karşı karşıya getirmiştir. İddianamede ise 93 takım ve 8 kulüp var. Bu iddianame o rapordun yanlış olduğunu ortaya koymuştur. Bu rapor alelacele hazırlanmaz, suçlanan kişilerin görüşüne başvurulsaydı, maçlar tek tek bu işten anlayan kişilerce incelenseydi, biz  bugün bu toplantıyı yapmayacaktık.Anlayacaktık ki  takımlarımız da futbolumuz da temiz” dedi.

58. Madde’nin değiştirilmesini istemediklerini belirten Kamer, “Fenerbahçe’nin kimsenin mihnetine ihtiyacı yoktu. Varsa suçu, onuruyla cezamızı çekmeyi biliriz. Biz forma giymeyen kurul üyeleri ve federasyon yetkililerince savunmaları alınarak, maçların anlayan kişilerce izlenmesinden sonra  yeterli sürede yargılanmak istiyoruz . Öte yandan UEFA’nın Türkiye’ye ceza vereceği konuları da basit bir dedikodudan başka bir şey değildir” diye konuştu.

Başkanımız ve yöneticilerimizin hala tutuklu olmasını kabul edemediklerini belirten Cihan Kamer, “Kulübüne ve Türk Futboluna hizmet etmekten başka suçu olmayan Başkanımızın ve bu arkadaşlarımızın tutuklu olarak yargılanmasını kabul etmek mümkün değildir.  Arkadaşlarımızın bu durumlarının devamında federasyonun tutumu büyük önem taşımaktadır. Herkes rövanşist tutumları bir yana bırakmalı ve adaletin doğru tecelli etmesini sağlamalıdır.  Bizler bu genel kurulda 58.. Madde’yi bypass edecek bir oylamayı doğru bulmuyoruz.  Kulübümüzün haklarının UEFA nezdinde Arıboğan ve Helvacı tarafından değil, Kulübümüzün suzçsuz olduğuna inanan yada en azından adalet sahibi kişilerce savunulmasını Tür Futbol Camiası adına istiyoruz” dedi.

Son olarak genel kurulda bulunan UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik’e seslenen Cihan Kamer, “Sayın Asbaşkan, Türk Futbolunu en iyi siz tanıyorsunuz , senelerce hizmet ettiniz. Sizin çok daha fazla taraf olmanız lazım. Taraf derken t-Türk Futbolunu iyi bilen bir taraf olmanız, bizleri iyi anlatmanız bu kaostan bizleri kurtarmanızı bekliyoruz. Bu, adınızı tarihe altın harflerle yazdırır” dedi.

Not: Konuşma metinleri www.fenerbahce.org

Written by kesinofsayt

26 Ocak 2012 at 16:55

Ali Koç, Fenerbahçe, Nihat Özdemir, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

TFF GÜVEN TAZELEMELİDİR

leave a comment »

Başkanvekilimiz Nihat Özdemir ve Asbaşkanlarımızdan Ali Koç, 3 Temmuz’dan bu yana geçen zamanda TFF’nin süreci doğru yönetemediğini, çelişkili kararlar aldığını ve çoğu zaman söylediğinin aksini yaptığını dile getirdiler. Davanın büyüklüğü düşünüldüğünde TFF’nin karar vermek için çok kısıtlı zamanı olduğunu ve bu kadar kısa bir sürede adil bir karar verilemeyeceğini belirten Nihat Özdemir, 26 Ocak sonrası yol haritasını belirleyeceklerini ve duruma göre genel kuruldan yetki istemek dahil her yola başvurabileceklerini söyledi. Özdemir, her şeye rağmen 104 yıllık çınar Fenerbahçe’nin yıkılmadığını dimdik ve güçlü haliyle ayakta olduğunu da ekledi. TFF’nin karar alma yetkisinin azaldığını söyleyen Asbaşkanımız Ali Koç ise bu kurumun güven tazelemesi gerektiğini savundu. Yöneticilerimiz dava süreciyle ilgili bir çok konuya değindi.

Lig TV’de yayınlanan Futbol Gündemi isimli programa katılan Başkanvekilimiz Nihat Özdemir ve Asbaşkanlarımızdan Ali Koç, 26 Ocak’taki TFF Genel Kurulu öncesi gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Nihat Özdemir: “Suçsuz oldukları ortaya çıkacak”

Programda ilk olarak söz alan Nihat Özdemir: “Hepimiz, tüm Türkiye 3 Temmuz’dan beri Fenerbahçe Camiası olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Olay yargıya intikal etmiş durumda, 14 Şubat’ta da ilk duruşma yapılacak. O işin bir tarafı. Biz Fenerbahçe olarak inanıyoruz ki bizim konuyla yargılanan arkadaşlarımız, Başkanımız, 2 asbaşkanımız, 2 çalışanımız ve diğer tutuksuz yargılanan sanıkların, duruşma sürecinin sonunda suçsuz olduklarının ortaya çıkacak. Ancak bu süreçte TFF,  işi başında beri doğru yönlendirmesi gerekirken çok sıkıtlı alanlara gitti ve devamlı karar değiştiren bir tutum sergiledi. UEFA ve bizim Şampiyonlar Ligi’nden men edilmemiz işi başka bir noktaya taşıdı. Biz işi CAS’a taşıdık. TFF yetkilerinin bu davada bizi korumaları gerekirken nasıl bir tavır ortaya koyduğunu gördük. Bu durumda sadece Fenerbahçe için değil bu sürecin Türk Futbolu adına çok kötü gittiğini gördük. 200 günü geçen süreç içinde değişik ortamlarda kaldık hepimizi sıkıntıya girdik. 3 Temmuz’dan beri ben ve arkadaşlarım konuya sahip olmak, sadece Fenerbahçe değil Türk Sporu’nu korumak için mücadele verirken, bizim de yetkimizi bir yere dayandı. Fenerbahçe bir spor kulübüdür. 14 bin üyesi, 2 bin Yüksek Divan Kurulu Üyesi ve milyonlara varan taraftar kitlesi var. Hepsinin değişiklik düşüncesi var. Tüm bunların içinde doğru karar vermek oldukça zordu. Medyada değişik düşünceler var. Ben veya bir başka arkadaşımın bir konuda 4 ay önce söylediği konu sanki değişmezmiş gibi düşünceler var. Bu süreçte Fenerbahçe’nin düşüncesi hiç değişmedi. Tamamen suçsuz olduğumuz söylediğimiz maçlarda sahaya intikal eden bir olayın olmadığı, hakem ve gözlemci raporlarına bakıldığı zaman hiçbir şeyin olmadığı görülmektedir. Hocamız Aykut Kocaman, futbolcularımız da bunu söyledi. Biz kendimizi suçsuz sayarken, medyanın belli bir kesiminin bu işte sadece Fenerbahçe suçluymuş gibi davranması bizi üzen düşüncelerdir. Bizim suçsuz çıkacağımıza inancımız tamdır. Bu söylemlerimizi hakem ve gözlemci raporları teyit ettiği; teknik direktörümüzün kamuoyuna tüm puanları alnımızın akıyla aldığımızı söylemesine rağmen işin bu yöne gelmesi biz oldukça üzmüştür” dedi.

Ali Koç: “TFF karar alma vasfını yitirdi”

Bu ortamda kimin sesini daha çok yükseltirse onun dediğinin olduğunu ve bu nedenle kamuoyuyla görüşlerini paylaşmak istediklerini belirten Ali Koç,TFF’nin aldığı kararlarla tüm kesimleri mutsuz ettiğini söyledi. Ali Koç, “Şimdi herkes mutsuz. Buralara nasıl gelindiğini anlamakta yarar var.Taraftarımız işin şike tarafını bir yana koydu, Fenerbahçe’ye yapılanları kabul edilemez bir noktaya geldi. 3 Temmuz’dan sonra kamuoyunda Fenerbahçe’nin suçluluğu kabul edildi ve suçu kesinleşmeden ne ceza alacağı tartışıldı, suçlu ilan edildi cezası verildi. Tarafımızı kendimizi savunacak tüm arkadaşlara ben sabır ve şans diliyorum. Çünkü adil bir savunma yapmaları artık çok zor. UEFA ve FIFA’ya bağlı üye ülkelerin hepsinde futbol özerktir. Bizim sıkıntımız, suçlu olduğumuz ispat edilmemesine rağmen, savunma hakkımızı kullanmadan linç mantığıyla sistematik bir şekilde yerden yere vurulmamız. Bu kabul edilemez. TFF’nin tutumunu değerlendirdiğimiz zaman; futbol tarafından adil bir yargılama süreci yaratılmadan, oldu bittiye getirilerek bir sürecin işleyeceği yönünde endişeliyiz. Bu işi yapmak zor ama yapacaksanız da en layıkıyla yapacaksınız. Federasyonumuzun ise söylem ve eylemlerinde çelişkiler, tutarsızlıklar var. Yargı beklenecek dendi, iddianame beklenecek dendi, sezon sonu dendi, en son play-off öncesi dendi. TFF pek çok kez UEFA baskısını önümüze çıkardı. Birçok konuda görüşmeler belli gazetelere sızdırıldı. Bununla beraber yaptığımız görüşmelerde aldığımız bilgiler zamanla değişti. 58. maddenin aynın kalmasına bununla beraber bir defaya mahsus bir karar çıkmasına karar verildi. Biz Fenerbahçe olarak suçsuzuz, adil yargılama istiyoruz ve bunu bu federasyonun yapmasından kuşkumuz var. Bu dava inanılmaz bir sosyolojik etki altındadır. Bu etki alanının toplumda yaratacağı olumsuzluklar göz ardı edildi. Eğer böyle olmasaydı Gizlilik ihlal edilmezdi, yayın yasağı getirilmeliydi. Ben TFF Başkanı olsaydım savcıdan bizzat yayın yasağı isterdim.Federasyon bir kez dahi çıkıp kamuoyuna ’Masumiyet karinesi vardır, adil savunma hakkı vardır suç tespit edilmeden ceza konuşulmaz’ demedi. Hep peşinen suçlu gördüler.  Bununla beraber kamuoyu baskısı altında kaldıkları için UEFA baskısı hep söz konusu oldu. UEFA bizim sürecimizde olağan dışı şeyler sergiledi. Sayın müfettişin burada savcıyla görüşmesi olağanüstüydü. Biz de devlet makamları her türlü şeyi yerine getirdi. Hal böyleyken UEFA’nın olağandışı hareket etmesini altında neler vardır diye düşünülmesi gerekir. Anlıyoruz ki bizim dışımızda UEFA ciddi bir bizimde bilgilendirilmiş ve bizim suçsuz olamayacağımız söylenmiş. Sıfır toleransla iddianamede ismi geçen diğer takımlar nasıl gidiyor. TFF’nin karar alma ve sorumluluklarını yerine getirme vasfını ciddi bir biçimde yitirdiği için endişeliyim” dedi.

Nihat Özdemir: “Bu kadar kısa sürede adil karar verilemez”

Nihat Özdemir, “Bizim endişemiz şu: Etik Kurulu bir inceleme yapıyor. Bu kurulun yaptığı inceleme TFF Disiplin Kurulu’na gidecek. En basitinden Fenerbahçe-Buca maçı iddianamede tek kelimeyle geçiyor, kimse suçlanmıyor. Ama Etik Kurul ve Disiplin Kurulu bu maçı da inceliyor ve sorular soruyor. Eğer bir yargılama söz konusuysa ve mahkemeye intikal etmişse ve söz savunmanın denilen yerde, masumiyet karinesi de düşünüldüğünde; Etik Kurul 70 klasör ve eklerini ve tapeleri tek tek inceleyip bununla ilgili görüşleri alıp vereceği rapor sonrasında, Disiplin Kurulu savunma isteyecek. Birçok kişi de tanıklık yapacak. Bunları kim yapacak.  4 Nisan’a kadar bunların yetişmesi gerekir. Çünkü Play-offlar bu zamanda başlıyor. Çünkü TFF play-off’lardan önce cezaların verileceğini açıkladı. Bir de bu sürede Tahkim Kurulu süreci işleyecek. Bunların yetişeceğine, adil yargılama neticesinde bunlara karar verileceğine, tüm kararların yetişeceğini ve tüm bunların sonucunda doğru karar verileceğine inanmıyoruz. Birinci nokta bu. 14 Şubat’ta başlayacak 1. duruşma var. Mahkemede verilecek ifadeler, ancak bu tarihten sonra verilebilir. Tüm bunların hangi zamana sığacağını, Mart ayında nasıl bir karar verileceğini anlayamıyoruz. Bu davada 8 takım olduğunu söyleniyor. Tape’ler incelendiğinde 8 takımın 11 takıma çıkacağı konuşuluyor. Tüm bunların zamana sığmayacağı açık. Aceleyle verilecek yanlış kararlar da adaleti sağlamaz” dedi.

Ali Koç: “Öyleyse siz bağımsız kurullara talimat verdiniz”

Ali Koç ise “Eğer bu süreç işliyorsa o tarihlere uyulacaksa siz o kurullara talimat vermişiniz demektir. Oysa bunlar bağımsız kurullardır. TFF Başkanı ’İnşallah tüm takımlar suçsuz çıkar’ demişti. Biz de öyle düşünüyoruz. En iyi müdafaa iklimini sağlama yetki ve sorumluğu onlarda. Bu söylemi yaparken en sıkıştırılmış, esnekliği en az savunma sürecini veriyorsunuz, ne için suçlandığınız da yazmıyor. İddianamede yazıyor diyebilirsiniz ama futbolun kendi süreci var. Federasyon kendi gözlemci, hakem raporlarından bahsetmiyor. Elimizdekiler sadece iddialardır. İddialarla karar verilemez. ’Eğer iddiayla karar verilirse, mahkemelere ne gerek vardı’ denilmiyor. Biz kendi üyelerimizle tarihi bir karar için buluşma ihtiyacı duyuyoruz. Sonuna geldiğimiz bu süreçte bizim düşüncemiz Türkiye Futbol Federasyonu’nun  güven tazelemesidir. Çünkü bir özgüven kaygısı var ve karar alma yetkisi azalmış görülüyor. Zor bir süreç biz 7 aydır önümüzü göremiyoruz. Fenerbahçe’ye gönül vermiş herkesten bahsediyoruz. Bu çocuk oyuncağı değil. Biz bu işten bıktık artık. Ülkemizde halkımızı ayrıştıran öyle çok şey var ki; 3 Temmuz’dan sonra futbol da toplumda ciddi bir ayrıştırma yöntemi haline geldi. Biz o nedenle konuşmuyorduk.. Ama baktık konuşmadıkça iş aleyhimize gidiyor”dedi.

Nihat Özdemir: “Gerekirse Genel Kurulumuzu toplarız”

Nihat Özdemir, “26 Ocak Perşembe günü genel kurul toplanacak. 250’ye yakın delege var. Federasyonun veya belli bir kesimin istediği bir önerge verilerek, lehte aleyhte herkese söz hakkı verilecek. Biz düşüncemizi söyleyeceğiz, pozitif ve negatif yönlerini açıklayacağız yaşadıklarımızı ve yaşayacaklarımızı düşünerek üyelere sunacağız. Netice olarak bu önerge oylanacak; kabul edilecek veya reddedilecek. Ne gibi bir sonucun çıkacağını bilmiyoruz. Biz Fenerbahçe yönetimi olarak o çıkan karar sonunda ne yapacağımız hakkında kendi içimizde toplantılar yapacağız. Eğer ihtiyaç duyarsak alacağımız kararlar bizim yetkilerimizi aşıyorsa, borsaya açık şirketimizin de durumunu göz önüne alarak Fenerbahçe’nin ve Sportif AŞ’nin genel kurullarına ihtiyaç duyacağız. Bir genel kurula ihtiyaç olabileceğini söyledik. Eğer Fenerbahçe Yönetim Kurulu’nun yetkilerini aşan bir karar alma durumumuz gerekiyorsa Genel Kurulumuzu toplayabiliriz. 2 gün sona yol haritamız net bir şekilde ortaya çıkacak” dedi.

Ali Koç: “Bu kadar kısa sürede savunma yapmak imkansız”

Ali Koç “ Bizim derdimiz çok doğru bir soruşturma sürecinin yürütülmesi ve ilgili kuruluşların layıkıyla savunma hakkını kullanması. Böyle bir konuda 100 binlerce sayfa ve 93 kişinin  kısa sürede savunma yapması imkansızdır. Biz tüm bunların adil bir şekilde ve UEFA baskısı olmadan yapılmasını istiyoruz. 58. maddenin kendinse baktığımız zaman diğer federasyonlarla bağdaşmıyor. UEFA bile bizim 58. maddeye hayret etmiş durumda. Bu kaotik ortam olmasaydı 58. maddeyi konuşmazdık. Hem TCK’ya hem yurtdışı muadillerine göre orantısız. Diğer ülkelerde bir çok seçenek var. Biz de ise hem teşebbüse hem eyleme, hem şikeye hem teşvike tek bir ceza var. Daha düne kadar 58. maddeyi konuşacağımızı zannediyorduk. Şimdi önergenin konuşulacağı, 58. maddeye sonradan değinileceği söyleniyor” dedi.

Nihat Özdemir: “Sözlerim çarpıtıldı”

6222 sayılı Yasanın değiştirilmesinde 18 kulübün de evet demesiyle Kulüpler Birliği’nin net bir duruş sergilediğini ve siyası partilerin ortak önergesiyle kanunun değiştiğini belirten Nihat Özdemir, “Bu kanun Fenerbahçe için, Aziz Yıldırım için çıkıyor demelerine rağmen, bizim arkadaşlarımızın tutukluluğu devam ediyor. Çok sevindiğim diğer arkadaşların tutukluları kalktı. Bu kanun çıktıktan sonra şunu demiştim ’Bir duruş sergiledik 6222 değiştirdik şimdi gündemdeki 58. maddeyi değiştirmemizi gerekir’ dedim. İddianamede 8 takım var. Bununla ilgili kulüpler birliğinin nasıl tavır izlemesi gerektiğini toplantıda konuştuk. Burada konuşulanlar çarpıtılarak dışarıya verildi. 58. madde uygulanırsa, şike teşvik veya teşebbüs yapan her takım küme düşer, buna göre 7’si Süper Lig’den 8 takım bir alt lige düşer. Bu takımlar düşürülürse Türk Sporu bundan büyük zarar görür. Biz Fenerbahçe olarak 58. madde değişmesin; iddianamenin ve Etik Kurulun raporları doğrultusunda, Disiplin Kurulu bu madeninin ışığı altında inceleme yapsın ve cezayı versin dedik. Bizim duruşumuz hiç değişmedi. Tapeler incelendiğinde 8 takımın sayısı daha da artar. Bizim düşüncemiz hiç değişmedi” diye konuştu.

Nihat Özdemir: “Yanlış karar verilirse zararları kim tazmin eder”

TFF’nin de işinin zor olduğunu kabul eden Nihat Özdemir: “Allah federasyon yöneticilerine de yardımcı olsun dedik. Kimse de bu olacakları bilseydi gelip TFF başkanı veya yöneticisi olmazdı. TFF bugün veya bugünden sonra Etik Kurulu veya Disiplin Kurulu tarafından herhangi bir maçta şike yapılmıştır düşüncesindeyse; o maçın hakemi, gözlemcisi temsilcilerinin bir öngörüsü olmadığını biliyoruz. Bir takım şike yapmakla suçlanıyorsa federasyon kendi içine niye bakmıyor? Onlar da işin bir parçası değiller mi? Bu noktada okların sadece kulüpler üzerine çevrilmesi doğru mudur?  Futbol bilgisine hepimizin inandığı insanlara bu maçları inceleterek verilecek raporlar, Disiplin Kurulunun vereceği karara faydalı olmaz mı? Verilen karar  kesinlikle yargıdaki arkadaşlarımızın sürecine tesir edecek. Yanlış karar alırlarsa, şu andaki arkadaşların durumuna tesir eder. Bir karara verir ve Türk Yargısı bu arkadaşları haklı bulur şike yapmadıklarına karar verirse biz nasıl geriye döneriz? Bunun karşılığı maddi manevi nasıl karşılanır?  TFF’mi yoksa  TFF yöneticileri mi bu tazminatı öder?  Kim TFF yöneticiyse buna karşı davalar açılabilir. Federasyonunun ciddi bir incelemeye ihtiyacı vardır. Bu kararı da Türk Yargısıyla birlikte almalıdır Maddi, hele manevi yönden kimse bunları tanzim edemez” dedi.

Ali Koç: “Peşin yargıları var ki değiştirmiyorlar”

Ali Koç: “John Terry’nin ırkçılık  davası oldu. Yargı bu konuda soruşturma başlattı diye İngiltere Futbol Federasyonu ’Ben yargının kararını bekleyeceğim” dedi. Peşinen bir yargıları var ki bunu değiştirmiyorlar. Bizim TFF ile ters düşmemiz 24 Ağustos’taki kararla paralel gelişti. Biz bunu kabul etmedik Suçumuzun ne olduğunu bilmeden cezalandırdık. Savunma hakkımız olmadan cezalandırdık. Hazırlıksızdık. 10 gün önce TFF başkanı Avrupa’ya gidecek takımlar aynen gidecek derken,  transferin bitmesine 10 gün kala, 24’ünde TFF kendi iradesi dışında Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men etti. TFF bu kararların, UEFA kararları olduğunu söylüyor” dedi.

Nihat Özdemir: “Kargaşa getirmeden aklı selimle hareket edilmeli”

Nihat Özdemir, “TFF tüm kurul üyelerine sesleniyorum: Yargıda yüzde 56 beraatla sonuçlanan davalar varken 20 güne bu davayı sıkıştırıp Türk futboluna daha çok kaosa sokacak karalara üretirseniz bunun sonucu ne olacak?  Tahkimi kurulu benzer konularda verdiği kararları a bakarsak nasıl bir tutum sergileyecek. İşi kargaşaya getirmeden aklı selimle hareket etmek lazım.Fenerbahçe bir spor kulübü ve tüzüğü var. Tüzükte hangi organların ne yetkisi olduğu açıkça yazılı. Bizimi alacağımız kararlar ne sermayedarlarımızı ne kongre üyelerimiz rahatsız etmeyecektir” dedi.

Ali Koç: UEFA hangi ülkeyi toptan cezalandırdı?”

Ali Koç, “Haftalardır bir korku pompalanıyor. Şöyle yapmazsak böyle olacak diye sistematik ve efektif bir şekilde eyleme sokulan bir şey var. Eğer tartışmanın dibine inerek dünyada ne oluyor bitiyor diye hiç bakılmadı. Hiç kimse bir örnek vermiyor. Nerede bir takımın yanlışlarından dolayı UEFA bir ülkeyi toptan cezalandırdı. Biz araştırdık. 86’daki Heyzel faciasından beri bir örneğini göremedik. Federasyonumuz sürecin başında çok konuştu. TFF’nin söylemlerinun pek çoğu gerçekleşmedi. Biz o dönemde kamuoyu gibi TFF’nin de bu süreçten etkilendiğini düşündük. Bir Etik Kurulu raporu ortaya atıldı. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak o raporun yanlış kişilerin eline geçmesinden son derece rahatsızız. O rapor 21 Temmuz itibariyle gelen bilgilerden oluşmaktadır. O kurulun başkanı ’Rapor yeniden yazılacaktır. Kişilerin savunmalarını alamadana biz bu işi layıkıyla yapamayız’ dedi. Bu rapor medyada devamlı işlendi. UEFA’nın olağandışı hareket etmesinin nedeni kamuoyunda çıkan haberler. Bunlar tercüme edilip onlara götürüldü. UEFA gibi ciddi bir kurumun bu kadar ciddi bir konuda sadece gazete haberlerine bakarak karar vermeyeceğini düşünüyoruz. TFF yetkilileri UEFA’ya gayrı resmi söylemlerde bulunup UEFA’yı hareket geçirdiler” dedi. Konuşmasının sonlarına doğru UEFA ve CAS davası sürecine değinen ve yaşanan süreci özetleyen Ali Koç, gelişmelerin Cornu’nun Türkiye ziyareti sonrası yaşandığını, TFF’nin UEFA’ya gerekli tavrı koyamadığını söyledi.  Bu süreçten Fenerbahçe’nin tüm kesimlerinin sporcusundan taraftarına, üyelerinden sermayedarlarına ve çalışanlarına kadar olumsuz etkilendiğini söyleyen Ali Koç, Fenerbahçe’nin tüm kesimleriyle birlik olarak yoluna devam ettiğini söyledi.

Nihat Özdemir: “TFF başkanı olsam yol arkadaşlarımı gözden geçirirdim”

Programın son bölümünde Lig TV’de canlı yayın yapılırken TFF Başkanvekili Lütfü Arıboğan’ın başka kaynaklara yaptığı açıklamalar yöneticilerimize okundu ve cevap vermeleri istendi. Canlı yayında Arıboğan’ın açıklamalarına yanıt veren yöneticilerimizden Ali Koç, Cornu’nun ifadesinin geri çekilmesine, girişimleri sonucu engel olduklarını CAS’ın da ifadeyi geri çekmeyi reddettiğini söyledi. Nihat Özdemir ise Lütfü Arıboğan ve İlhan Helvacı’nın Cornu’ya dava açacaklarını söylemesine rağmen halen bunun gerçekleştirmediğini hatırlatarak, “Ben TFF başkanı olsam, kimlerle yola devam ettiğimi bir kez daha gözden geçiririm” dedi.

Nihat Özdemir: “Yapılanlara rağmen 104 yıllık çınarı devrilmedi”

Son olarak Fenerbahçe’nin şu anki durumu değerlendiren Nihat Özdemir,“Fenerbahçe bir futbol değil spor kulübüdür. Olimpiyat takımının yarısı Fenerbahçe’den oluşuyor. Bizim amiral gemimiz ise futboldur. 7 ay geçti, taraftarımız, teknik kadromuz, oyuncularımız olarak  bu  kadar zor süreçten geçmemize, Şampiyonlar Ligi’nden men edilmemize ciddi mali kayıplara rağmen futbol takımımız ligde 2. sırada ve klasmanda ön sırada olan takımlarla play-off öncesi kendi evimizde oynayacağız. Basketbolda voleybolda takımlarımızın kazandığı başarılar, amatörlerde elde ettiğimiz başarılar ortada. Bu kadar uğraşmalarına rağmen 104 yıllık çınarı deviremediler. Geçen yıl şampiyonluk yolunda 30-35 bin kişiye oynarken,  şimdi her maçta 45 binden aşağıya oynamıyoruz. Tüm takımlara destek var. Tüm bu yapılanlara rağmen taraftarlarımız destek olmakta ve dimdik ayaktayız. Tüm yapılanlara rağmen 104 yıllık çınarı deviremediler. Ligde 7. veya  8. olsaydık bu puan silmeler de konuşulmazdı. Tüm bunlar yaşanırken, Fenerbahçe Yönetim Kurul transfer çalışmalarını da yapıyor. Orada isimleri açıklamak doğru değil. Daha önce bildirdiğimiz görüşmeler var onlar devam ediyor.  Birkaç gün içinde neticeleneceğini umuyoruz. Halka açık bir şirket olduğumuz için isim açıklamamız doğru değil. Ama tüm arkadaşlarımız bu konuda çalışıyor. Taraftarımızın gönlü rahat olsun. Tüm dallarda güçlü olmaya devam edeceğiz” dedi.

Ali Koç: “Belki yine 5’te 5 yaparız”

Ali Koç ise “Son 7 ayda medya açısında konuya adil bakan, madalyonun iki yüzünü de gösterenlere teşekkür ediyorum. Yanımızda olanlara teşekkür ediyorum. Tüm olumsuzluklara rağmen dik duran çalışanlarımıza ve taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. Belki bir kez daha 5’tde 5  yaparız. Tüm oyuncularımıza Aykut Kocaman’a kaptanlarımıza, Alex’e Volkan’a Emre’ye teşşekkür ediyorum Bu camianın dik durmasına yardımcı olan taraftarlarımıza teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini  bitirdi.

www.fenerbahce.org

58. MADDE DEĞİŞMESİN, VİRGÜLÜNE DAHİ DOKUNULMASIN

leave a comment »

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, UEFA ile yaptığı toplantının ardından Spor Toto Süper Lig kulüplerinin başkanlarıyla bir araya geldi.Yapılan toplantının ardından Başkan Vekilimiz Nihat Özdemir ve Asbaşkanlarımızdan Ali Koç toplantı sonrasında açıklamalarda bulundu.

“Suçsuz olduğumuza inanıyoruz”

Başkanvekilimiz Nihat Özdemir yaptığı açıklamada, UEFA’nın dikte ettiği hiçbir kararı kabul etmediklerini söyledi ve ekledi:

“Biz herhangi bir şekilde, herhangi bir yarım puan dahi kesilmesi, para cezası verilmesi veya UEFA’nın dikte ettiği kararları kabul etmiyoruz. Suçsuz olduğumuza, masumiyet karinesine inanıyoruz. Verilecek cezaların 26 Ocak’ta genel kurulda tartışılmasına gerek yoktur. 58. madde değişmesin virgülüne dahi dokunulmasın”

“Her zaman doğru bildiğimizi söylemeye çalıştık”

Futbolun kaostan çıkması için çaba sarfettiklerini ifade eden Özdemir, “TFF ile yapılan tüm toplantılara önem verdik ve futbolun kaostan çıkması için çaba verdik. Kulüpler Birliği ve TFF toplantılarında her zaman doğru bildiğimizi söylemeye çalıştık. Bir karar alındı ve ’burada konuşulan burada kalacak’ denildi. Açıklamaları Antalyaspor Başkanı Hasan Bey yapacaktı. Ancak bu güne kadar özel veya genel bu konuda bir açıklama yapmamıza rağmen, bütün toplantılarda söz verilmesine karşın içeride konuşulanlar medyaya veya başka ortamlara maalesef herkesin işine gelecek şekilde çaptırılarak verildi. Bu da taraftarımız, kongremiz, yüksek divan kurulumuz önünde bize zorlu koşullar yaşattı. Hiç söylemediğimiz fikirler, ben, Ali Koç ve Cihan Kamer’in ağzından çıkmış gibi aktarıldı. Bugün içeride ifade ettiğimiz; ’burada ne konuştuysak dışarı çıkacağız ve sözlerinizi tutmadığınız için içeridekileri açıklayacağız’ dedik” ifadesini kullandı.

“Yarım puanın kesilmesine bile karşıyız”

Yarım puan dahi kesilmesini kabul etmeyeceklerini belirten Özdemir, “Biz herhangi bir şekilde herhangi bir yarım puan dahi kesilmesi, puan kesilmesi, para cezası verilmesi veya UEFA’nın dikte ettiği kararları kabul etmiyoruz. Suçsuz olduğumuza, masumiyet karinesine inanıyoruz. Bunun da böyle olması gerektiğini ifade ettik. Yarım puan, puan cezası veya para cezası verilemesi, 26 Ocak’ta bunun tartışılmasına da lüzum yoktur. 58. madde değişmesin, virgülüne bile dokunulmasın, buna TFF’nin yetkisi vardır, kim suçluysa, kimin suçlu olduğuna inanıyorsa, gerekli savunmayı sağlayarak gerekli kararı versin” dedi.

“58. madde uygulansın”

Özdemir, “Genel Kurul’da bunun puan cezasına, para cezasına çevrilmesi, ’UEFA istiyor’ gerekçelerine katılmıyoruz. 58. Madde uygulansın diyoruz ve kim suçluysa uygulansın istiyoruz. Ancak kimin suçlu veya suçsuz olduğunu anlamak için süreye ihtiyaç vardır. Sözlü yazılı savunmasını herkes vermelidir ve TFF, PFDK delillere, yeni adreslere bakıp, şahitleri dinleyip karara varmalıdır dedik. Ve tüm medya duysun diye bunları açıklamaya kararı verdik” diye konuştu.

“Aziz Yıldırım ile ilgili böyle bir açıklamam olmadı”

Yarın 10.30’da Yüksek Divan toplantısı olduğunu ve bu konuda çok geniş açıklamaları olacağını söyleyen Özdemir, “Geçen toplantıda Aziz Yıldırım’ın mektubunda yazanları için kulübü bağlamaz ifadesi kullandığı iddiasını yalanlayarak;

Öyle bir açıklamam olmadı, Sayın Aziz Yıldırım’ın yaptığı açıklamayla ilgili tek bir cümlem olmadı. Sayın Aziz Yıldırım açıklamayı avukatlarıyla göndermişti ve bizim haberimizin olmadığını söyledim. İçeriğiyle ilgili arkadaşlarımla tartışmadan herhangi bir fikir zaten söyleyemem” diye konuştu.

Ali Koç: “Tüm olay Fenerbahçe üzerinden kurgulanıyor”
Asbaşkanlarımızda Ali Koç ise, “Ağustos ayın Cuma günü yine burada bir toplantı yapmıştık ve ben bir açıklama yapmıştım. O gün; Şampiyonlar Ligi’nden men edilmemizin ardından 1-2 gün geçmişti. TFF’nin bizi peşinen suçlu gördüğü ortamda küme düşürülmemiz gerektiğini, 1 senede cezamızı çekip süreci geride bırakmak istediğimizi söylemiştik. TFF yetkisi ile bunun olabileceğini söyledik. İddianame çıkmamıştı, tapeler ve spekülasyonlarla, taraftarımız, sporcumuz, borsa değerimizle bir oyun gibi oynadığını söyledik. Türk futbolu için aklı selim yolun bu olduğunu belirteli, 5 ay geçti. Halen tüm olay Fenerbahçe üzerinden kurgulanıyor. Başkanımız, yöneticilerimizin savunma hakkı kullanılmamışken, Fenerbahçe’ye ne ceza verileceği konuşuluyor. Halbuki 8 kulübün adı geçiyor. Bu da bizi dayanamayacağız noktaya getirmiştir. Toplantıda, bizlere adil bir savunma hakkı verilmesi için mücadele edilmesi istedik. 26 Ocak’ta genel kurulun gereksiz olduğunu, 58. maddenin değişmemesi gerektiğini savunduk. Bugün de burada aynı şeyi savunuyoruz” dedi.

“Sürekli bize UEFA maşası ve sopası gösterilmektedir”
Koç, “UEFA, olayın Türkiye’nin iç işleri olduğunu açıklamıştır. Ama sürekli bize UEFA maşası – sopası gösterilmektedir. UEFA’nın bu topa ne kadar girdiğini, Cornu’nun ifadeleriyle paylaştık. Aslında topa girme nedeninin farklı olduğunu söyledik. Cornu’nun ifadesinin geri çekilmesi, söylediklerini yalanladı anlamına gelmez. Söz konuşu kişiler Cornu’ya dava açtı mı, bunu da bilmiyoruz. UEFA’nın neden bu topa bu kadar girdiğinin, sizler tarafından ciddi anlamda araştırılması gerektiğini söylüyoruz.” diye konuştu.

“Çok önemli açıklamalarımız olacak”

Bu arada Koç, içeride bir şeye mutabık kalıp dışarıda başka bir şey söylemediklerini kaydederken, yarınki toplantıda da çok önemli açıklamaları olacağını kaydetti.

Bu arada Fenerbahçe’nin Cemal Nalga olayı nedeniyle Galatasaray’dan özür dilediği iddiasına ise Koç şu sözlerle açıklık getirdi:

“Adnan Bey’e de ifade ettim. Fenerbahçe’nin küme düşürülmesi için 2 toplantı önce mücadele edildiğini söyledim. Adnan Öztürk Bey de ’Fenerbahçe’nin ismini zikretmediklerini’ söyledi”

Fenerbahçe

Written by kesinofsayt

20 Ocak 2012 at 22:20

Ali Koç, Aziz Yıldırım, Fenerbahçe, Nihat Özdemir, TFF kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

ALİ KOÇ ODATV’Yİ DOĞRULADI

leave a comment »

Fenerbahçe Asbaşkanı Ali Koç kulüp avukatı Emin Özkurt ile birlikte UEFA’nın Fenerbahçe’yle ilgili karar vermesinde iki Türkiye Futbol Federasyonu yöneticisinin rol oynadığını açıkladı.

Bu isimler; TFF Başkanvekili Lütfi Arıboğan ile Başmüşaviri Prof. Dr. İlhan Helvacı idi.

Ali Koç’un ifadesine göre, UEFA’nın “Fenerbahçe’nin yüzde 1 dahi şike yapmamış olma ihtimali yok mu”sorusuna Arıboğan ve Helvacı’nın “Fenerbahçe yüzde yüz şike yapmıştır” yanıtını verdiğini söyledi.

Ali Koç, Arıboğan ve Helvacı’nın istifasını istedi. Spor medyasının gündeminde bu haber var.

Peki, medya bu gerçeği bilmiyor muydu? Olur mu öyle şey?

Odatv Lütfi Arıboğan ile ilgili o sıcak gündemde bakın hangi haberleri yaptı:

MICHEL PLATINI’Yİ KİM BÖYLE KONUŞTURDU

“MAHİR KAYNAK KAFASI” MI FENERBAHÇEYİ ŞAMPİYONLAR LİGİNDEN ETTİ

Evet Odatv yazdı ama diğer medya hiç ses vermedi.

Ne diyelim: Herkes bu tür haberciliği öğrendi artık ve bu sebeple sürekli tiraj kaybetmiyorlar mı?

OdaTv

Written by kesinofsayt

03 Aralık 2011 at 21:52

Ali Koç, Lütfi Arıboğan kategorisinde yayınlandı

Tagged with

ALİ KOÇ: GEREĞİNİN YAPILMASINI İSTİYORUZ

leave a comment »

TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan ve Baş Hukuk Müşaviri Prof.Dr. İlhan Helvacı ile UEFA Disiplin Müfettişi Pierre Cornu arasında geçen ve Profesyonel Futbol Takımımızın Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesini sağlayan ifadeler, CAS’ta devam eden davamızdaki resmi raporlar ve UEFA’nın resmi savunmasından yapılan alıntılarla ile kamuoyuna açıklandı.

Asbaşkanlarımız Ali Koç ve Abdullah Kığılı ile Yönetim Kurulu Üyemiz Ali Yıldırım ve Kulüp Avukatımız Emin Özkurt, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu 1907 Tribünü’nde düzenledikleri basın toplantısında resmi belgelere dayanarak yaptıkları açıklamalarla, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilme kararının TFF’ce UEFA’ye telkin edildiğini ispatladı.

Asbaşkanımız Ali Koç, 3 Temmuz’dan itibaren geçen zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü adına çok büyük haksızlıklar yapıldığını ifade ederek “2 kişi Fenerbahçe’nin geleceği ile oynadı” dedi ve haksızlıkların ortadan kalkması için tüm kamuoyundan yardım istedi.

ENDİŞELERİMİZDE HAKLIYMIŞIZ

Ali Koç 3 Temmuz’dan bu yana geçen süreci özetlemeden önce “Fenerbahçemizin UEFA Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmemesinin arkasındaki gerçekleri sizlerle paylaşacağız. Bugün paylaşacağımız gerçekler, endişelerimizin ne kadar haklı olduğunu ve Fenerbahçe’nin Avrupa’daki haklarının büyük bir kurguyla nasıl gasp edildiğini ortaya çıkaracaktır. ” dedi.

GİZLİLİK KARARINA RAĞMEN HER ŞEY KONUŞULDU

Ali Koç, “Şampiyonlar Ligi`ne gidememizle ilgili derin endişelerimiz olduğunu söylemiştik. Yöneticilerime, başkanlarımıza hiçbir savunma hakkı olmadan Fenerbahçe üzerine yıkılarak bazı misyonlar yüklemeye çalışıldı. Gizlilik kararı olmasına rağmen her şey konuşuldu. Gerekli delillerin tamamına erişilmeden, ulaşılan bilgilerin de hukuka uygun olmayan şekilde kullanıldığı görülmüştür. Yargısız infaz yapılmıştır” dedi.

ASIL ÜZÜLDÜĞÜMÜZ REVA GÖRÜLEN MUAMELE

Fenerbahçe, Başkan ve yöneticilerinin suçlu duruma düşürüldüğünü belirten Ali Koç, “3-15 Temmuz arasında Türkiye Spor Tarihinde görülmemiş bir olayla karşılaştık ancak bizi daha çok üzen hayal kırıklığına  uğratan olay, isnat edilen suçlan ne olursa olsun reva görülen muameledir Adeta bir kampanya ile tüm soruşturmanın Fenerbahçe’nin üzerine yıkılması; Fenerbahçemizin, Başkanımızın ve diğer arkadaşlarımızın kendilerini müdafaa  etmeden, gizlilik kararı olmasına rağmen kamuoyunda  suçlu gösterilmeleri, bizi derinden üzdü ve  rencide etti. Buna rağmen; bugün tam 150 gün oldu, Fenerbahçeliler kenetlenerek ayakta durdu” dedi.

15 AĞUSTOS’TA 2 İLGİNÇ BİLGİ PAYLAŞILDI

TFF’nin 15 Ağustos’ta yaptığı basın toplantısından alıntılar yapan Ali Koç, “Ayrıca o toplantıda o gün anlam veremediğimiz ancak bugün çok daha iyi kavradığımız 2 ilginç bilgi paylaşıldı. İlki gizliliği bulunan Etik Kurul Raporu’ndan sadece Fenerbahçe ile ilgili bir bölüm okundu. İkincisi bir soru üzerine Federasyon Başkanımız ’Kendisini şüpheli gören varsa Avrupa’ya gitmesin’ diye açıklama yaptı.

BAŞSAVCI UEFA’NIN TALEPLERİNE OLUMSUZ YANIT VERDİ

1 hafta sonra 22 Ağustos’ta UEFA’yı temsilen Başmüfettiş Pierre Cornu’nun Türkiye ziyareti gerçekleşti. Bu ziyarette neler konuşulduğunu Emin Bey savunmadan sizinle paylaşacaktır. Bu görüşmede Sayın Lutfi Arıboğan ve Sayın İlhan Helvacı ile ön görüşme yapıldı. Burada bir bilgi alınmadı, şifahen görüşler belirtildi. Bunu takiben Sayın Cornu, söz konusu 2 kişiyle beraber Başsavcı Sayın Berk’i ziyaret etti. Orada Federasyon Başkanımız da bekliyordu.Uzun sürmeyen bir görüşme oldu. Bu görüşmede Sayın Cornu, soruşturmanın gizliliğini bilmesine rağmen hassasiyeti dile getirerek gizliliği ihlal etmeden acaba futbol tarafından bir soruşturma başlatılıp başlatılmayacağını sordu, sorduğu her soruya olumsuz cevap aldı. O toplantıdan sonra malum gece yemeği yapıldı. Sonra malum 2 kişi, Federasyon Başkanı ve müfettiş bir toplantı yaptı ve Sayın müfettiş ertesi gün ülkemizden ayrıldı” dedi.

MEKTUBA YANSIYAN 3 KONU DİĞER TAKIMLAR İÇİN DE GEÇERLİYDİ

Ardından Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilme sürecini gün be gün anlatan ve istenen talepleri yineleyen Ali Koç, UEFA’nın TFF’ye gönderdiği ve daha önce kamuoyuna yansıyan mektubu hatırlatarak, mektupta öne sürülen 3 konunun  (Gazete haberleri, Emniyet’in 19 maçta şike yapıldığı açıklaması ve cezaevinde yatan yöneticiler) sadece Fenerbahçe için geçerli olmadığını, diğer kulüpler için de (Soruşturmada adı geçen ama Avrupa’dan men edilmeyen kulüpler) söz konusu olduğunu hatırlattı ve Yunanistan’daki benzer olaylardan örneklemelerde bulundu.

RESMİ AÇIKLAMALARDAKİ FARKLI İFADELER

Ali Koç, “TFF, UEFA’dan gelen mektubu gerekçe göstererek Kulübümüzün Şampiyonlar Ligi’nden men edildiğini duyurdu. Kısa süre sonra Trabzonspor’un alındığı duyuruldu ve tüm bunlar sıfır tolerans adına yapıldı. Enteresan bir şey oldu. 24 Ağustos’ta UEFA’dan iki ayrı açıklama yapıldı. TFF’nin açıklaması yapılmadan 1 kaç saat önce UEFA’dan Şampiyonlar Ligi’nde olacak takımların ismi açıklandı ve arasında Fenerbahçe de vardı.  Sonra TFF tebliğde bulundu. Sonra UEFA bir açıklama daha yaptı. TFF ’nin verdiği karar neticesinde Fenerbahçe’yi men ettiğini söyledi, hassasiyetinden dolayı TFF’yi kutladı ve şöyle bir ifade kullandı: ’TFF’nin iradesi ve sorumluluğunda alınan karara istinaden Fenerbahçe’yi men ediyorum’ dedi. Bizce UEFA,  TFF’ye karşı hukuki sorumluluğu bir nebze sağlama almak adına bunu yaptı” dedi. UEFA’nın, resmi sitesinden yaptığı açıklamaların da TFF’ce bildirilen ifadeler olduğunu belirten Ali Koç, “TFF’nin burada çıkan metninde ’Şikeden soruşturulduğu için’ diyor, orada ’Şike yaptığı için’ diyor. Bu da bir detay ama önemli bir detay” dedi.

FENERBAHÇE VE ÜLKEMİZİN MENFAATLERİ İÇİN YEREL MAHKEMEYE GİTMEDİK

Şampiyonlar Ligi’ne katılamamanın Fenerbahçe’ye çok ağır şartlar getirdiğini anlatan Ali Koç, tüm bunların ardından Fenerbahçe’nin CAS’a gittiğini belirterek, “Burada da önemli bir ayrıntı var. Tüm yerli yabancı hukukçuların ısrarına rağmen, İsviçre yerel mahkemesine gitmeme kararı aldık. Gitseydik yürütmeyi durdurma kararı çok kuvvetle muhtemeldi. Çünkü Kulübümüze hiç bir savunma hakkı verilmeden ceza verilmişti. Ama biz tüm bunlara rağmen konuyu futbol ailesi içinde CAS’a taşıyarak çözmenin ülkemizin ve Fenerbahçe’nin uzun vadeli menfaatleri için daha doğru olduğunu düşündük” dedi.

… VE SAVUNMALAR GELDİ

CAS giderek Şampiyonlar Ligi’ne dahil edilmeyi istediklerini belirten Ali Koç, “Bizi 5. takım olarak dahil edin, bir başkasını çıkarın demedik. Bunun büyük olasılıkla olmayacağını bilerek ama daha sonra doğacak tazminat haklarımız için böyle yaptık. CAS davamızı açtık ve beklemeye geçtik. 10 gün evvel bize TFF’nin ve UEFA’nın CAS’ta yaptığı savunmalar geldi. Bu savunmaları okuyunca bilhassa Pierre Cornu’nun savunmasını okuyunca çok üzüldük. Aslında bizim dediklerimiz doğru çıkıyor diye mutlu olduk ama ülkemiz adına çok çok üzüldük. Ayrıca bu durum ileriye doğru dönük çok daha karmaşık bir tabloyu da çizmiş olabilir” diye konuştu.

AVUKAT ÖZKURT MAHKEME BELGELERİNİ AÇIKLADI

Toplantıda daha sonra söz alan Kulüp Avukatımız Emin Özkurt ise şunları söyledi:

“Biz hakkımızı, spor yargısı içerisinde çözmek adına CAS’ta aramaya karar verdik ve bu çerçevede 1 Eylül itibariyle davamızı açtık. Bu yargılama çeşitli aşamaları olan bir süreç. Bu aşamada davalı tarafların (TFF ve UEFA) savunmaları bize geldi. (Sadece bize değil, davanın tüm taraflarına iletildi). Bu belgelerin aynısının TFF’de olduğunu belirtmek istiyorum. UEFA Disiplin Başmüfettişi Pierre Cornu’nun ifadesinden ve UEFA savunmasında bazı alıntılar yaparak konunun içeriğine girmek istiyorum.

İLK İLETİŞİM 4 TEMMUZ’DA

Pierre Cornu tarafından CAS’a sunulmuş olan 3 Kasım 2011 tarihli resmi savunmasında şu noktalara değiniliyor. Aynen aktarıyoruz. İlk olarak ilk iletişime ne zaman geçtiklerine dair bir açıklama yapıyor Sayın Cornu ve diyor ki; ’Soruşturma sürecinde ilk temas, UEFA Genel Sekreteri’nin Cornu’dan davayla ilgilenmesini talep etmesi neticesinde, TFF yetkilileri Sayın Lutfi Arıboğan ve Sayın İlhan Helvacı ile 4 Temmuz tarihinden itibaren görüşmelere başlandı’ deniliyor.

UEFA MÜFETTİŞİ CORNU’NUN CAS’A VERDİĞİ İFADELER

Yine aynı ifadenin ikinci bölümünde 18 Temmuz 2011 tarihinde yapılan toplantıdan bahsediliyor. Cornu dilekçesinde bunu şöyle ifade ediyor:  Sayın Arıboğan ve Sayın Helvacı’nın durumu görüşmek üzere, 18 Temmuz 2011’de durumu görüşmek üzere Nyon’a geldiklerini söylüyor. Bu toplantıyla ilgili kanaatlerini Sayın Cornu şöyle açıklıyor: ’Şahsen bulunduğum bu toplantıda TFF yetkililerince ceza soruşturmasındaki son durum hakkında bize bilgi verilmiştir. Ellerindeki bilgilere göre şike olayları Türk Ligi’nde olmuş ama UEFA maçlarında olmamıştır’ diyor Cornu. Yine bu bilgileri 18 Temmuz tarihli toplantıya ilişkin söylüyor. 3 olarak Cornu kendi ifadesinde 22 Ağustos’ta yaptığı İstanbul ziyaretine değiniyor. Cornu kendi beyanına göre 22 Ağustos 2011 günü öğleden sonra İstanbul’a geliyor. Sayın Arıboğan ve Sayın Helvacı tarafından karşılanıyor, takriben 1 saat süren toplantı sonucu içinde bulunulan durumu değerlendiriyorlar. Bu toplantıda Sayın Arıboğan ve Sayın Helvacı Cornu’ya şunları aktarıyor: İlk olarak,’Ellerindeki verilere göre Fenerbahçe’nin şikeye karıştığı kesindir şeklinde görüş belirtmişlerdir. Ancak UEFA müsabakalarına kayıtlı olan ve yetkilileri şüpheli olan diğer 2 kulüp bakımından delillerin yetersiz olduğunu ve bu kulüplerin şikeye karıştıklarına dair şüphe olduğunu belirttiler’ diyor. Bu noktada bu ifadelerin kullanıldığı tarih itibariyle gizlilik kararının söz konusu olduğuna bilhassa çekmek isteriz. Kendi soruşturması olmasına rağmen, Savcılığın gizliliği ihlal etmemek için paylaşmadığı bilgileri ve belgeleri, dikkatli olmak gerekir ki ifadelerde kullanmamak lazımdır. Etik Kurulu Raporu’nun gizliliğini de burada belirtmek lazım. İkinci olarak Cornu bu öğleden sonra Arıboğan ve Helvacı ile gerçekleştirdiği görüşmede şunu belirtiyor: ’TFF’nin zor durumda kaldığını, medyanın büyük ihtimalle Fenerbahçe yetkililerinin şampiyonluk maçları sonuçlarında hile yaptıklarını kanıtlayan telefon görüşmeleri de dahil olmak üzere dosya içerisinden bir çok unsunu yayınlamış olduğunu, dolayısıyla Türkiye’de kamuoyunun Fenerbahçe’nin şikeye karıştığını bildiğini ancak TFF’nin ceza dosyasının kullanılmasını yasaklayan mahkeme kararı nedeniyle harekete geçemediğini Sayın Arıboğan ve Helvacı bana belirtimişlerdir’ diyor Sayın Cornu.

YÖNTEMİ BİRLİKTE BELİRLEMİŞLER

Cornu’nun o gün gerçekleştirdiği bir diğer görüşme, Sayın Başsavcı ile yaptığı görüşme. Ali Bey’in de demin belirttiği gibi görüşme takriben 30-45 dakika sürüyor ve herhangi bir bilgi veya belge Sayın Savcı tarafından UEFA yetkilisine verilmiyor. Anlaşılan o ki; Başsavcı gizlilik kararına uymak adına UEFA’dan gelen yetkiliye Türk Hukuku’nun gereği olarak hiçbir belge vermiyor ve hiçbir bilgi aktarmıyor. Başsavcı görüşmesinin ardından 22 Ağustos akşamı Cornu’nun ifadelerine göre olaylar şöyle gelişiyor: Cornu ifadesini şöyle sürdürüyor, ’22 Ağustos akşamı birlikte yemek yedikten sonra Sayın Aydınlar, Sayın Helvacı ve Sayın Arıboğan ile 1-1.5 saat süren bir toplantı yapıldı. Konu hakkında Fenerbahçe yetkililerinin maçlarda hile yapmadıklarına dair yüzde 1 olasılık olup olmadığını sorduğumda TFF yetkilileri buna ’Hayır’ cevabını verdilerBuna göre ceza soruşturmasının sonunda Fenerbahçe’nin şikeye karışmasından temiz çıkmayacağı açıktı. Toplantıya katılan tüm taraflar bu konuda mutabıktı’ Bu yaklaşım masumiyet karinesinin açık ihlalidir. Cornu ifadesini şöyle sürdürüyor, ’TFF yetkilileri Fenerbahçe’ye karşı alınacak kararların. Bu kararları alan kişilerin güvenliğiyle ilgili ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirttiler’ diyor ve Cornu’nun belirttiğine göre toplantıya katılanlar toplantının sonunda şu şekilde bir fikir birliğine kalıyor: ’Ben görüşmelerimizi UEFA Genel Sekreteri’ne rapor edeceğim O da hızlı bir şekilde TFF’ye pozisyonumuzu teyit eden bir yazı yazacak’ (Bu pozisyon dediği de hepinizi malumu olan TFF’ce Fenerbahçe’ye gönderilen yazıdır) TFF de en kısa sürede gerekli adımı atacak. Bu şekilde anlaşmaya vardık’diyor. Yani diğer bir ifadeyle Cornu TFF ile UEFA arasında yapılan mektuplaşmanın birlikte kararlaştırdıkları bir yöntem olduğunu belirtiyor. Bizim CAS’ta her iki kuruma da dava açmamızın nedeni bu işin TFF’nin ve UEFA’nın bazı yetkilileri tarafından ortaklaşa kurgulanmış oluşuydu. Anlaşılan o ki bu konuda zamanında dile getirilen endişeler haklı çıkmıştır.

UEFA CEVAP DİLEKÇESİNDEKİ İFADELER

UEFA cevap dilekçesinden de birkaç bilgi aktarmamız şart. UEFA da dava çerçevesinde cevap dilekçesinde, birkaç teknik değerlendirmeden sonra Cornu’nun ifadelerini aynen belirtiyor ve resmi görüşü olarak mahkemeye sunuyor.

TFF İSTESEYDİ MEN TALEBİNE DİRENİRDİ

Ayrıca bununla da yetinmiyor ve gönderdiği mektubun TFF’nin Fenerbahçe’yi ihraç etmesini zorunlu kılmadığını, TFF dileseydi bu talebe karşı direnebileceğini, olası bir UEFA disiplin soruşturmasında ise elinin güçlü olduğunu söylüyor. Bir başka ifadeyle UEFA benim baskı yapmam senin bu kararı almanı,  itaat etmeni gerektirmez, sen bağımsız bir federasyon olarak kararlarını almakta serbestsin demektir. Ancak TFF, savunmalarında ve kararlarında, UEFA’nın direktiflerine uymayı bir zaruret gibi dile getirmiştir. UEFA bile kendinde bu hakkı görmezken, TFF kararlarının bu gerekçeye dayandırılması düşündürücüdür.  TFF kararı tek başına üstlenmemek ve bu karar nedeniyle kamuoyunda gözden düşmemek için, Fenerbahçe’yi men etme kararının gerekçelerinde seçeneksiz olduğunu belirtmiştir. Oysa TFF’nin seçeneksiz olmadığı UEFA’ca açık şekilde ifade edilmektedir.

DİĞER CAMİALARIN GELECEĞİNİ DE RİSKE ATTILAR

Son olarak UEFA’nın CAS’a sunduğu savunmanın son bir bölümüyle bitiriyorum. Şu anda Avrupa kupalarında mücadele eden ve adı 3 Temmuz süreciyle geçen takımlarımızla ilgili, iddianamenin çıkması gibi bir gelişmeye bağlı olarak UEFA tarafından gerekli adımların atılabileceği söz konusu dava cevap dilekçesinde belirtilmiştir. Bu durum da göstermektedir ki; Fenerbahçe’nin CAS davamızı açmamıza neden olan kararı alan yetkililer, aynı zamanda diğer camiaların da geleceğini riske atma ihtimali içine girmiştir. Şu an içinde bulunduğumuz süreci doğurmuşlardır”

ALİ KOÇ: ETİK KURUL RAPORU TEK YÖNLÜ

Avukatımız Emin Özkurt’un açıklamalarından sonra Asbaşkanımız Ali Koç şu yorumlarda bulundu:
” O kadar çok paradoks var ki; kendi içinde hangisinden başlasam bilemiyorum. Etik Kurul, raporu tamamlandıktan sonra yani 14-15 Ağustos’tan sonra kaç kişi ifadeye gitti. Konuyla ilgili bugün bir araçcn iadesinden bahsediliyor. Yani birçok şey değişti. Dolayısı ile Etik Kurul Raporu yetesizdir ve geçersizdir. Çünkü sürekli yeni bilgiler edinilmektedir. Diğer taraftan etik kurulu raporu emniyetin ve savcılığın iddia ettiği bilgilerden oluşturulmuş bir rapordur. Sadece ve sadece Madalyonun tek yüzünü göstermektedir. Hukuk devleti diye bahsettiğimiz şu günlerde,  sadece madalyonun tek tarafından hareket edilerek, zaten görmeleri yasak olan, paylaşılması anayasal suç olan yasak olan bir belgeden hareket edilerek koskoca 104 yıllık bir camianın Türk Sporuna, Türk Futboluna bu kadar hizmet etmiş milyonlara hitab eden bir camianın, ceza alması için sadece ve sadece eksik olan bir etik kurulu raporu ile hareket edilmiştir.

HANİ ETİK KURUL KARARI GİZLİYDİ

Savcılığın dahi kendi soruşturması olmamasına rağmen gizlilik ihlali suçunu işlememe adına paylaşmadığı belgeler ve bilgiler, nasıl olur da bu resmi veya gayriresmi görüşmelerde ifade edilmiştir. Hani bu etik kurulu raporu gizliydi? Hani sadece federasyon başkanı görecekti. Hukukçularımızın söylediğine göre bu bilgilendirilme kanunun 281. maddesini düzenleyen gizliliğin ihlali suçunu oluşturacaktır.

TFF’NİN KANAATİ İÇERİDEKİ İNSANLARIN ADİL SAVUNMA HAKKINA OLUMSUZ ETKİ YAPTI

Bu aynı zamanda TFF’nin bizim hakkımızda bir kanaat vermesi, bu kaanati UEFA’ya bildirerek UEFA’nın Türkiye’ye baskı yaptırarak bu şekilde bir karar aldırması ve Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Lgi’nden men edilmesi, aslında kamuoyunda UEFA bile Fenerbahçe’yi suçlu görüyor imajını yaratmakta, oluşturmakta, yerleştirmekte ve bir önemli konuda içerideki insanların adil savunma haklarını da bizce olumsuz açıdan etkilemektedir.

TOPLANTILARDA TFF BAŞKANININ KATILIMI SINIRLI

Güvenlik den bahsediliyor. Sanki biz 3. dünya ülkesiyiz. Ülkemizin bir yabancı gözünde yarattığı etkiyi, imaji görebiliyormusunuz?  Bu toplantılarda bir şey daha öne çıkıyor. Federasyon Başkanının toplantılara katılımlarının sınırlı olduğu.. Sadece İstanbul ziyaretinde savcı Mehmet Berk ile yapılan toplantıya katıldığı ve akşam yemeğine katıldığı görülüyor. Bu toplantılarda kendisine de neler tercüme edildiyse, onu bilmiyorum. Bunu üstüne basarak söyleme ihtiyacı duyuyorum. Çünkü bütün bu görüşmeler hem İsviçre’dekiler, yazışmalar direkt onun olmadığı ortamlarda veya ona tercüme edilerek anlatılan konulardır. Zaten biz bu konudaki direk iletişim sıkıntısını bildiğimizden, bu konunun yaratabileceği endişeleri paylaşıp konuya mümkün olabildiğince objektif ve adil bakacak kişi veya kişilerin UEFA ile ilgili sürecte görüşmelerini yürütmesini rica etmiştik. Federasyon ile yaptığımız toplantıda Fenerbahçenin 104 yıllık camiasının geleceğinin UEFA ile yapılan görüşmelerin konuya mümkün olduğu kadar objektif yaklaşılması gerektiğini söylemiştik. Üzülerek ve haklı olduğumuzu ve endişelerimizi gördük.

ÜLKEMİZİ KÜÇÜK DÜŞÜRDÜLER

Türkiye Hukuk Devleti. Türkiye son yıllarda büyük bir atılımlar yapan ülke, kendi bölgesinde lider. Söz sahibi. Sadece kendi bölgesinde değil, Dünya çapındaki ülkelerde bile artık söz sahibi. Ülkemiz için iyi şeylerin olduğu bir ortamda Türkiye’yi böylesine küçük düşürmek, komik duruma düşürmek, yapmak istediğiniz bir şeyi UEFA’ya yaptırmak için bu şekilde vermememiz gereken bilgileri sadece tek yönlü vermek, ülkemiz adına yakışmayan bir durum. Milyonlarca Fenerbahçelinin onuru ile oynandı. İçerideki arkadaşlarımızın suçlu olduğuna dair kanaatler kuvvetlendirildi bu hamlelerle. Mali açıdan çok büyük darbe yedik. itibarımız sarsıldı. Suçlu oluruz olmayız zaman gösterir. Ama hiç bir şeyin sahaya yansımadığı artık neredeyse aşikar ve iki kişi Fenerbahçe Spor Kulübü’nün geleceğiyle herşeyiyle oynamıştır. Biz bunu kabul etmiyoruz. Edemeyiz. Gerekenin yapılmasını, gerekenin yapılması için de; bizim gibi düşünüyorsanız her gün takip ettiğiniz Fenerbahçe’nin haksızlığa uğradığını düşünüyorsanız sizin de bu konuda bize yardımcı olmanızı bir Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi ve taraftarı olarak sizden rica ediyorum.

OBJEKTİF OLUN

Bizim söylediğimiz şarkıyı söyleyin demiyorum. Objektif baktığınız zaman hakikaten böyle düşünüyorsanız gündemde tutmanızı ve bir daha böyle bir şeyin olmamasını ve olmaması için de gereken iletişimi yapmanızı sizden Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından birinin yöneticisi olarak rica ediyorum.

MADALYONUN İKİ YÜZÜ VAR

Aksi kanıtlanıncaya kadar süreçle ilgili herkes masumdur. Yüce Türk adaleti de neyin ne olduğunu zamanla gösterecektir. Sadece Etik Kurulu Raporu ile bu kadar önemli konularda gayri ciddi ve gayri resmi şekilde UEFA’yı hareket geçirmek neresinden bakarsanız bakın kabul edilmeyecek bir yaklaşımdır. Bizler zaten kamuoyunda belirli kişiler, Başkanımız ve Kulübümüz bir kum torbasına çevrilmiştir. Çok azınız dik durup“Bu nasıl bir haksızlıktır” dedi. Madalyonun iki yüzü vardır. Her şey Fenerbahçe’ye mal edilmemelidir. Fenerbahçe’nin küme düşmesini beklemek, hiç bir federasyon incelemesi başlamadan, hiç bir disiplin soruşturması başlamadan beklemek nasıl bir hakkaniyettir. Bunları lütfen sorgulayın.

TFF DİK DURSAYDI BUNLAR OLMAZDI

Biz çok kabul edilmeyecek bir biçimde Şampiyonlar Ligi’nden men edildik. Türkiye’de, başta Federasyon Başkanı olmak üzere insanlara Fenerbahçe men edilmediği takdirde tüm Türkiye’nin zarar göreceğini, Türk takımlarının, Milli takımın, hatta 2020’nin bile risk edileceğine inandırdılar. Halbuki Türkiye Futbol Federasyonu dik dursaydı UEFA’ya’Kardeşim muhatabın benim, emniyetim savcım gerekli hassasiyetle konunun üzerine gidiyor. Bu ciddi bir konudur. Türk spor tarihinin en karmaşık konusudur. Bugüne kadar gördüğümüz böyle alelacele karar verilecek bir konu değildir. Türk Mahkemeleri Türk Yargı sSstemi sizin sisteminiz gibi çalışmaz. Türkiye’de birinin cezaevinde olması sizdeki gibi suçluluk demek değildir. Mahkemelerden % 56 beraat kararı çıkmaktadır. Siz bizim işimize karışmayın. Yargıdan çıkacak gizlilik kararının kalkması, yani iddianamenin mahkemede kabul edildikten sonra ki ; bu Aralık Ocak ayını alır. Ben soruşturmamı başlatacağım. Benim soruşturmam neresinden bakarsanız bakın konunun uzmanı olarak 2 ile 4-5 ay sürecektir. Dolayısı ile ben bu süreç içinde çabuk karar veremeyeceğim, bana da baskı yapma: Nasıl Yunanistan’da Futbol Federasyonu’nun Olimpiakos Volou’yu soruşturmasına, araştırmasına, cezalandırmasına sonra da tahkime gitmesine izin verdiysen bizim ülkemizde de aynı şekilde yaklaşmanı sizden bekliyoruz’ gibi bir tutum sergileseydi, bunların hiç biri bugün gerçekleşmezdi. Diğer bir tutum da sergileyebilirdi. Bunu söylerdi buna rağmen kendine güvenmiyorsa ,bütün takımlarımı çekiyorum Avrupa’dan diyebilirdi. Bu da bir tutumdu. Ama sadece Fenerbahçe’yi cımbızla buradan çekip cezalandırmak, başkalarının baskısıyla cezalandırılmasını sağlamak bizim kabul etmeyeceğimiz bir durumdur. İçimiz yanıyor. Lütfen bu sıkıntının giderilmesine yardımcı olun”

www.fenerbahce.org

Written by kesinofsayt

29 Kasım 2011 at 09:55