FENERLEAKS

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır!

Posts Tagged ‘UEFA

UEFA SORUŞTURMASINDA FIFA VE BLATTER ETKİSİ VAR MI?

leave a comment »

Sevgili Cem Argun’un ( @cargun ) bugün (21 Haziran 2013) twitter üzerinden paylaştığı bilgiler şöyle:

Fenerbahçe Soruşturmasının Altından FIFA ve Blatter çıktı!
Bugün şu müfettiş Palacios’u biraz araştırayım didikleyeyim dedim.
2010 yılında iş hayatına atılan, 2013 yılında UEFA’ya müfettiş olan bu çömez arkadaşın bu kadar kritik ve komplike bir davaya 3. Müfettiş olarak atanması ve zehir zemberek bir rapor hazırlaması hayra alamet değil malum.

Palacios, şu anda halen Sport Advisers diye bir İspanyol avukatlık şirketinde avukatlık yapıyor. [http://www.sport-advisers.com/en/equipo.html] (Yani bunlar hem savcı, hem avukat.)

Şirketin sahibi Gorka Villar kim diye baktım. Alberto Contador’un CAS avukatı falanmış…

Sonra enteresan bir doküman buldum ki meğer Gorka Villar UEFA hakem Komitesi başkanı Angel Maria Villar’ın oğluymuş.

FIFA kurallarına aykırı olduğu için babasının resmen imza atamadığı spor dışı davalarına imza atıyormuş. Belgeleri burda: [http://www.extraconfidencial.com/articulos.asp?idarticulo=501] (Dürüstlük, etik falan mı dediniz?)

Ailecek etik dışı işlere bulaşmışlar. Oğlunun şirketindeki çömez avukatın da muhtemelen UEFA’ya müfettiş atanmasını sağlayan bu.

Yani özetle Palacios’un Angel Maria Villar’ın tetikçisi olduğu söylenebilir.

Peki Angel Maria Villar’ın çıkarı ne? Blatter’in Katar’dan dolayı arası Platini’yle fena bozuk. [http://espnfc.com/news/story/_/id/1382797/fifa-clarify-blatter’s-comments-on-winter-world-cup?cc=5739]

Meğer, Blatter Villar’ı olası halefi olarak göstermiş. [http://espnfc.com/news/story/_/id/1382924/sepp-blatter-tips-angel-maria-villar-as-possible-successor?cc=5739]

Beyler bayanlar, FIFA Başkanlığı yarışında kimvurduya gitmek üzereyiz.

Platini ceza verdirse bir türlü, verdirmese bir türlü.

Peki, Platini’den sonra UEFA’nın başına kim gelecek Şenes Erzik?

Peki, Sports Advisers’ın TS’nin ve/veya GS’nin danışmanlığını yapmadığını nereden bilebiliriz? Nitekim kılıfına uydurmak için babasının yerine imza atan adamın şirketi.

Bu işler başka işler. Endişe etmek gerek.

Cem ARGUN.-
@cargun

Reklamlar

Written by kesinofsayt

21 Haziran 2013 at 12:12

Fenerbahçe, Michel Platini, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , ,

UEFA SORUŞTURMASINDA CEMAAT PARMAĞI

leave a comment »

21 Haziran 2013 tarihli Sol Gazete’de UEFA’da sürdürülen soruşturmada Gülen Cemaati bağlantısı hakkında bir haber çıktı. Sadece bu haberin yer alması nedeniyle bile gazeteye takdirimizi göstermek gerek. Bulunduğunuz yerlerdeki sayıları alın, gittiğiniz yerlere bırakın lütfen. Mümkün olduğunca çok kişi bu oyundan haberdar olsun.

Gazetenin her yerde bulunamaması nedeniyle (ve elbette arşivlerde yer alması için) sitemize de ekliyorum. Aşağıdaki imaja tıkladığınızda daha büyük bir halini görebilirsiniz.

uefagulen

 

Haberin linki eklendi: http://haber.sol.org.tr/spor/uefa-sorusturmasinin-altindan-da-gulen-cikti-haberi-75076

Written by kesinofsayt

21 Haziran 2013 at 08:01

Fenerbahçe, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

UEFA – MAFIA

leave a comment »

 

sbukres_chelsea_uefamafia

 

stuttgart_lazio_uefamafia

 

uefamafia01

 

uefamafia02

 

uefamafia03

Written by kesinofsayt

14 Mart 2013 at 00:00

Michel Platini, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

FIRILDAK İŞ BAŞINDA

leave a comment »

Mehmet Ali Aydınlar beyefendi buyurmuşlar:

UEFA 58. madde değişikliğini kabul etmez. Biz 58. maddenin değişikliğini önermiştik ama UEFA kabul etmemişti. TFF’nin kararı tam bir komedi.

E, peki! 26 Ocak tarihinde federasyonunuzun 58. madde değişikliğini görüşmek ve oylatmak üzere yaptığı genel kurul ne idi? Neden yapılmıştı? Ve dahi “UEFA’ya rağmen” mi yapılmıştı?

Mesela 20 Ocak tarihindeki şu ifadeler UEFA’nın değişikliği kabul etmeyeceği gerçeğine rağmen miydi?

“Sayın Federasyon Başkanımız, UEFA yetkilileriyle yaptığı görüşmeler neticesinde, müsabakanın sonucunu etkilemeye yönelik yapılan fiillerle ilgili olarak minimum, fiilin ağırlığına göre, 12 puandan başlamak üzere, puan silinmesine, ayrıca bu eylemlere karışanların para cezası ile cezalandırılmasına, diğer taraftan suç unsurunu işlemiş olan kulüplerin UEFA müsabakalarına katılmamalarıyla ilgili 26 Ocak’ta yapılacak Genel Kurul’da bir önerge verileceğini belirtti. UEFA yetkililerinin, bu kararların alınarak içerisinde bulunulan durumdan çıkılması konusuna, olumlu baktığı izleniminin edinildiği söylendi. Dolayısıyla bu yönde uygulama yapılacak. Federasyon Başkanımız gerekli görürse, bu konuyla ilgili detaylı açıklamalar yapacaktır.”

Mesela Lütfi Arıboğan’ın 24 Ocak 2012 tarihindeki şu sözleri UEFA’ya rağmen miydi?

Lutfi Arıboğan, UEFA’dan onay geldi haberlerine yanıt verirken, “UEFA dün itibariyle böyle bir yazı gönderdi. Türk futbolunun geldiği noktada, TFF genel kurulunun bu yönde bir karar olursa, bu kararın UEFFA’nın talimat ve prensiplerine aykırı olmayacağını bildirdiler” dedi.
Küme düşme konusunda alınacak karara uyacağını UEFA yazılı olarak bize ifade etti diye konuşan Arıboğan şöyle devam etti, “UEFA yazılı olarak bunu bize ifade ettiler. Küme düşme cezası olmazsa buna uyacaklar. Ancak aynı yazı sadece cezasızlığı kasteden bir terminoloji değil. Bunun dışında etkin bir şekilde karar verilmesini bekliyorlar.”

Uzatmak, başka örnekler bulmak mümkün. Siz yapınca UEFA kabul ediyor, başkası yapınca komedi oluyor öyle mi? Yoksa her zamanki tavrınızla dünki kararınızla bugünkü kararınızın tutarsızlığı mı bu sözleri ettiren?

Written by kesinofsayt

30 Nisan 2012 at 11:33

Mehmet Ali Aydınlar, TFF, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

NEREDE UEFA’NIN SOPASI?

leave a comment »

1 Nisan 2012 tarihinde Trabzon’da oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe karşılaşmasının 41. dakikasında Fenerbahçe Christian Baroni’nin attığı golle 1-0 öne geçti. Ertesi gün pozisyonun ofsayt olup olmadığı hakkında “sallamalar” havada uçuşuyordu.

Ahmet Çakar – Sabah

Ve gelelim maçın en kritik anına. Aslında bu kritik an maçın dönüm noktası. Fenerbahçe’nin attığı golde yardımcı Serkan Ok ofsayt bayrağını kaldırdı. Ama Aydınus buna rağmen golü verdi. Pozisyon gol mü yoksa ofsayt mı? Bir oyuncu sadece ofsayt pozisyonunda diye ofsaytla cezalandırılmaz. Ya topa dokunacak, ya rakibe müdahalesi olacak, ya oyuna müdahalesi olacak ya kendi takımına avantaj sağlayacak. Top Caner tarafından oynandığında Cristian topa doğru koşuyor. Aynı anda Sow da sabit durmayıp ya da aksi yöne koşmayıp topun olduğu yere doğru kısa bir koşu yapıyor. Ve pas olarak atılmış bu top Sow’un ayağının birkaç santim önünden geçerek Cristian tarafından gol yapılıyor. Üstelik Sow bu koşuyu yaparken hemen geri dönen Trabzonsporlu Giray’ın koşu yolunu da belli oranda tıkıyor. Her ne kadar topa dokunmasa da Sow’un yaptığı hareket rakibe ve oyuna bir müdahale olarak algılanmalı. Dolayısıyla bu kadarından dolayı Fırat Aydınus hatalıdır.

Muhittin Boşat – Cumhuriyet

Fenerbahçe’nin kazandığı gol öncesinde top arkadaşının ayağından çıktığı anda Sow ofsayt pozisyonundaydı ancak topa dokunmamasına rağmen arkadan gelen Baroni’ye doğru koşarak rakiplerinin şaşırarak duraklamasına neden oldu ve yardımcı hakem Serkan Ok da Sow’un bu durumu için ofsayt bayrağı kaldırdı. Ancak Aydınus hatalı bir yorum yaparak yardımcısına bayrağını indirmesini işaret edip oyunu devam ettirdi ve Baroni topu rakip ağlara gönderdi. Bu pozisyonda re’sen oyunu devam ettirmek Fırat Aydınus için çok önemli bir yanlıştı.

Erman Toroğlu – Hürriyet

Önce Fenerbahçe’nin attığı gol. Ofsayt mı değil mi, tartışalım. Topun son oynandığı an; önce, topa yakın, net ofsayt pozisyonundaki Fenerbahçeli Sow hareket ediyor. Nereye doğru? Topa doğru. Pozisyonun içinde mi? Evet. Rakip defansı aldatıyor mu? Evet. Trabzonsporlu futbolcular, pozisyon ofsayt diye bırakınca, arkadan Baroni ofsayt olmayan pozisyonda geliyor ve güzel bir vuruşla golü yapıyor. Yoruma açık bir pozisyon. Benim yorumum; ofsayt.

Bülent Yavuz – Habertürk

Gelelim pozisyona; kural, “Ofsayttaki bir oyuncunun topa dokunması halinde ya da hareketlenmesi ile rakibe veya oyuna müdahalesi olursa bu oyuncu ofsaytla cezalandırılacaktır” der. Sow, top en son ayaktan çıktığı anda her yerden görülebilecek şekilde açık ofsaytta. Topla oynamıyor ama topa hareketleniyor. Arkadan gelen Cristian gol yapıyor. Hakem, Sow’u oyuna ve rakibe müdahale etmediği için dikkate almıyor ve bu yüzden gol veriyor. Oysa Sow topa hareketlenerek savunma oyuncularının topla oynamasına engel oluyor. Özellikle Trabzonlu Giray, Sow önünde olmasa topa net bir şekilde müdahale edecek durumda. Sow’un topun önünde durması Trabzonlu savunma oyuncusunun oynamasına yüzde yüz engel oluyor. Senegalli, aktif oyun içerisinde ve Trabzonlu savunma oyuncularına müdahale ediyor. Topun hemen yanında durarak da Cristian’ın topa vurmasına büyük bir avantaj sağlıyor. İşte bu yüzden kurala göre gol iptal edilmeliydi.

Markus Merk – Maraton:

Bana göre bu pozisyonda bayrak kaldıran yardımcı hakem haklı… Çünkü Sow burada kesinlikle ofsayt. Top ona doğru atılıyor ve o da topa doğru hareket ediyor.
Hareket edince de Trabzonsporlu futbolcuları yanıltıyor. Sow burda aktif pozisyonda. Yani net olarak Fenerbahçe’nin golü ofsayt.
Burda Fırat Aydınus’un kararı çok cesur ama, bu kararı yardımcısı Serkan Ok’a bırakmalıydı.

Hıncal Uluç – Fotomaç:

Yardımcı hakem, bayrak kaldırdığı halde Fenerbahçe’ye bir gol verdi, evlere şenlik… Buna eğer ‘Pasif ofsayt’ diyorsa hakemlik lisansı derhal iptal edilmeli. Çünkü bu adam hakemliği bilmiyor.
Pasif ofsaytın en basit kuralı şudur:
Oyuncu hareketlenmeyecek ya da topun aksi yönünde hareketlenecek.
Sowne tarafa doğru hareketleniyor?
Topa doğru… Topa doğru hareketlenen bir santrfor rakip savunmayı ve kaleciyi aldatır mı? O zaman nasıl pasif oluyor? Aktif olarak oyunun içinde olduğunu her haliyle gösteren bir adama ‘pasif’ diyor hakem ve buradan gol çıkıyor!

Trabzonspor Kulübü:

Böylesine zorlu bir karşılaşmada yediğimiz birinci golün ofsayt olması, (…)

Haydi Trabzonspor’unkini anladık. Ama bu isimlerden Bülent Yavuz, Ulusoy döneminin büyük kısmının MHK başkanı, hakem hocası idi. Diğer isimler de Türkiye’de yakın tarihin, en azından isim olarak, önemli hakemleri, yorumcuları. Hiç mi gelişmeleri, kuralları, yorumları takip etmezler? Uluç için birşey söylemeye gerek yok zaten 🙂
Bir de “yüzyılın hakemi, ulemalar uleması, büyük insan, muhteşem adam” Markus Merk var. Türkiye’ye gide gele o da “olmuş”…

Bu isimlerin bazıları “UEFA sopası”nı çok seviyorlar. O sevdikleri “sopa”yı UEFA kafalarına indirmiş bu sefer:

Milliyet, 04 Nisan 2012

Trabzonspor-Fenerbahçe maçının FIFA kokartlı hakemi Fırat Aydınus’a, Türkiye Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu Eğitimcisi ve UEFA Hakem Komitesi Üyesi Jaap Uilenberg’den özel teşekkür geldi.
Fırat Aydınus, Avni Aker Stadı’nda pazar akşamı oynanan karşılaşmanın 41. dakikasında Cristian Baroni’nin attığı golü, yardımcısı Serkan Ok’un, Moussa Sow için kaldırdığı ofsayt bayrağına rağmen geçerli saymıştı. Aydınus’un spor kamuoyunda tartışma yaratan bu kararı, UEFA Hakem Komitesi Üyesi Uilenberg’den övgü aldı.
Spor Toto Süper Lig maçlarını her hafta dikkatle takip eden Jaap Uilenberg’in, Merkez Hakem Kurulu yetkililerini arayarak pozisyonu doğru yorumladığı için Fırat Aydınus’a teşekkür ettiği ortaya çıktı. Hollandalı hakem hocası, Cristian’ın golle sonuçlanan pozisyonunun hakem seminerlerinde ders olarak gösterileceğini de bildirdi.
Jaap Uilenberg’in bu golün pasif ofsaytla ilgili birçok soruya yanıt olabileceğini düşündüğü ifade edildi.

Written by kesinofsayt

04 Nisan 2012 at 08:45

INFANTINO’NUN DERDİ, TÜRKİYE’Yİ GERDİ

leave a comment »

 

36. UEFA Kongresi İstanbul’da yapıldı. 53 üye ülke temsilcileri muhtelif konuları görüştüler, ama Türk medyasının aklı fikri elbette ki “UEFA’nın Fenerbahçe’ye yaptırım uygulayıp uygulamayacağı”ndaydı.

Kendisi ve ticari / şahsi ilişkileri tartışmalı olan UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino, basın toplantısında Türk gazetecilerin bu konudaki sorularına muhatap oldu ve manşetler hep “tükürdüğünü yalamamak” üzerine kurgulandı.

Öncelikle FIFA ve UEFA biz Türklerin sandığı gibi futbolun güzelliklerini kutsal kabul eden, sadece oyunun ruhu, iyiliği ve güzelliği için çalışan kurumlar mı?

FIFA ve UEFA’yı yönetenler ülkemiz medyasının neredeyse peygamberleştirdiği, dürüst, mükemmel, haksızlık ve adaletsizlikle mücadele eden, kanun ve kuralların koruyucusu insanlar mı?

Yanıt: kocaman bir ASLA!

Ülkemiz futbolunu yönetenler (federasyon, kurumları, kulüp yöneticiler vs) ne kadar kah öyle kah böyleyse FIFA ve UEFA’nın başındakiler de öyleler. FIFA ve UEFA’nın yöneticileri haklarındaki onlarca iddia ve davayla uğraşıyorlar. Özellikle FIFA Başkanı Sepp Blatter’in “denetimsiz” (öncelikle mali yönden) bir imparatorluk kurduğu, UEFA Başkanı Platini’nin hamisi olduğu ve onu veliahtı yerine koyduğu iddiaları var ve bu konuda yazılıp çizilenler çok inandırıcı. Hatta Türkiye’deki “şike davası”ndan daha inandırıcı tezler var.

Bu konuda Türkçe kaynak isteyenlere Andrew Jennings’in “Faul! FIFA’nın Karanlık Yüzü” kitabını önerebilirim. Yabancı kaynak ise yüzlerce…

Gelelim bu tartışmalı kurumların “Türk medyasına göre” tartışmasız Genel Sekreteri Infantino’ya…

Infantino, Ünal Aysal’ın Dilovası’ndaki enerji santralında ortağı olan Ansaldo Energia şirketine yakın bir isim olarak biliniyor. Inter Başkanı Moratti’nin bir akrabası olarak Inter’in lobicisi olarak anılıyor. İlginçtir, Cornu’yu 22 Ağustos’ta Türkiye’ye gönderen de, TFF’nin atıfta bulunduğu UEFA’nın üstü kapalı da olsa tehdit içeren mektubunu yazan da doğrudan Gianni Infantino idi.

Aynı Infantino, İstanbul’daki UEFA Kongresi sonrasındaki basın toplantısında ise, Türk medyasının aksini çok arzulamasına rağmen, temkinli yanıtlar verdi. Özellikle şu sözleri çok dikkat çekici:

“Türkiye’de geçmişte ve şu anda bazı şike iddialarıyla ilgili davalar, soruşturmalar var, futbol disiplin heyetlerinde de bunlar gündemde.”

Geçmişteden kastın ne olduğu muhtemelen asla sorgulanmayacak ülkemizde…

Şöyle devam ediyor Infantino:

“Türkiye Futbol Federasyonu doğru, gerekli kararları alacak, yerindelik durumu var. Yerinde alınacak kararlar var. Bunlar Türkiye’de, Türk makamları tarafından alacak. Bu kararlar alındıktan sonra biz durumu inceleyeceğiz. Herhangi bir karar da alacak değiliz. Onlar ne yapılacağını biliyor.”

Yani yetkinin (doğal olarak) yerel otoritelerde olduğunu açıkça ifade etti. Ancak basın toplantısının ardından ilk manşetler “Infantino: Sıfır tolerans dedi” şeklindeydi. Evet, dedi belki, ama alınacak karar için değil…

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesinin UEFA’nın değil, TFF’nin kararı olduğunu bir kez daha vurguladı Infantino. Elbette bu da manşetleri ilgilendirmiyordu.

Infantino’nun sürece ilişkin söylediği en gerçekçi sözlerin başında ise şu geliyordu. Bir yabancının bile “yeni” Türkiye’yi çok net tanımış, anlamış olduğunun kanıtıydı adeta:

“Türkiye’de pek çok olay gazetelerde başlıyor, bitiyor.”

Nihayetinde Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne alınmamış olmasını gerekçe göstererek “kupa talep edenlere” UEFA’nın “resmi yanıtı” geliyordu Infantino’nun ağzından:

”Türkiye’nin şampiyonu kimdir, bunu biz söyleyemeyiz”

Written by kesinofsayt

21 Mart 2012 at 22:09

Gianni Infantino, UEFA kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

TUTARSIZLIKLAR PRENSİ

with 2 comments

Mehmet Ali Aydınlar 9 Şubat’ı 10 Şubat’a bağlayan gece 00:30’da Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programına konuk oldu.  Programda müstafi TFF Başkanı’ndan ziyade Fenerbahçe muhalefetinin lideri gibi konuştu. Lütfi Arıboğan’a, İlhan Helvacı’ya, Şenes Erzik’e, Gianni Infantino’ya teşekkür eden Aydınlar, Fenerbahçe yöneticilerinin tümüne muhtelif suçlamalar getirdi.

Programın bir yerinde “ben yalan söylemeyi beceremem, hemen anlarsınız” dedi. Ne tesadüftür ki bu lafı tam da Rıdvan Dilmen ve Aykut Kocaman ile yaptığı görüşmeyi anlatırken etti. Mehmet Ali Aydınlar’a ilk yalanlama da – daha doğrusu düzeltme- Rıdvan Dilmen’den geldi.

“Yılların gazetecisi” Mehmet Ali Birand, hiç bir şekilde sorularıyla sıkıştırmadığı konuğunu, söylediklerinin çoğu tutarsızken “tatmin edici, inandırıcı” buldu. Muhtemelen kendisindeki Galatasaray genlerinden kaynaklanan şu tweetleri yolladı:

Bakalım Mehmet Ali Aydınlar ne derece “tatmin edici, inandırıcı” idi…


Soru: TFF başkanlığına aday olmanızı Başbakan mı istedi?
Mehmet Ali Aydınlar
: İşin doğrusu kulüpler istedi. Ben de bu istekleri kırmayıp görevi kabul ettim. Çok çalışan bir insanım. Yıllardır futbol camiasının içindeyiz. Başbakan ile sadece istişarede bulundum.

Analiz:

Önce kısa bir kronoloji yapalım.

  • 4 Haziran 2011 tarihinde Mahmut Özgener’in TFF başkanlığını bırakacağı, yerine Göksel Gümüşdağ’ın aday olacağı haberleri çıktı.
  • 5 Haziran 2011 tarihinde Mahmut Özgener Lig TV’ye aday olmayacağını açıkladı.
  • Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, 10 Haziran 2011‘de villasında Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, Gaziantepspor Başkanı İbrahim Kızıl ve Galatasaray Başkanı Ünal Aysal yurtdışında olduğu için yardımcısı Adnan Öztürk’ü misafir etti ve aday olarak Mehmet Ali Aydınlar’ı belirlediler.
  • 13 Haziran 2011 tarihinde Göksel Gümüşdağ “on yıldır Türk futbolunun içindeyim. Her kademede görev yaptım. Kulüpler Birliği Vakfı ve alt birliklerin desteğini alarak başkanlığa adaylığımı koyuyorum”diyerek adaylığını açıkladı.
  • 15 Haziran 2011‘de Başbakan’ın “uzlaşın” çağrısı üzerine Göksel Gümüşdağ, Mehmet Ali Aydınlar lehine adaylıktan çekildi.  (Alternatif link)
  • 16 Haziran 2011 Mehmet Atalay çekildi.
  • 24 Haziran 2011 tarihinde başbakan Mehmet Ali Aydınlar’ı kabul etti.
  • 29 Haziran 2011 tarihinde Mehmet Ali Aydınlar TFF başkanlığına seçildi.

Siyasetin futbolun ne kadar içinde olduğunu 3 Temmuz Operasyonu sürecindeki siyasi dahli anlatırken yazmıştım. Ayrıca başbakanın TFF başkanlık seçimindeki rolü, savcılığın ek klasörlerindeki tapelerde bile mevcut:

Tapedeki görüşme tarihine dikkatinizi çekerim: 30 Nisan 2011… Daha Özgener’in başkanlığı bırakacağı, Mehmet Ali Aydınlar’ın adı filan hiç bir yerde yok. Ancak başbakan bu ismi telaffuz ediyor ve Mehmet Ali Bey hala bunu inkar ediyor.


Soru: Kişisel izleniminiz nedir, şike var mı? Savcı ile konuştuktan sonra şüphe duydunuz mu?
Mehmet Ali Aydınlar: 
70 klasör tape var. Bunları ben yazmadım. “Hiçbir şey yok” şeklinde davranmak doğru mu bilmiyorum. İçeride anlatılanları duyunca şaşırdım. “Hiçbir şey olmamış” diyemedim.

Analiz: “O dönemin” TFF başkanının bu ifadesinden, savunma olmadan, sadece polis / savcı soruşturmasından şikeye ikna olduğu anlaşılıyor. Kendisi ne kadar “kibarlaştırmaya” çalışsa da ifade çok net.
Aynı Aydınlar, kararları hemen başlangıçta almama nedenlerini ise “masumiyet karinesi ve savunmaların alınmaması”na bağlayabiliyordu ama… Kendisi savunma olmaksızın “birşey olmamış diyemem” dese de savunmadan bahsedebiliyordu yüzü kızarmadan.


Soru: Olayın UEFA boyutunda neler yaşandı?
Mehmet Ali Aydınlar: UEFA’ya gittik. Bir an önce karar verilmesini istediler. Bence de bir an önce karar vermek gerekiyor. “UEFA’yı dinlemeyelim” diyenler var. Yunanistan’da mahkeme devam ederken, Olympiakos Volou küme düşürüldü. Tahkim, cezayı kaldırdı. UEFA, devreye girdi ve Volou’yu 3 lig birden düşürdü.

Analiz:

Müstafi TFF Başkanı “yine” doğru bilgi alamamış ya da bilerek manipülasyon yapıyor.  Yunanistan’daki şike soruşturması, Koriopolis’te Yunanistan Futbol Federasyonu Olimpakos Volou ve Kavala için küme düşürme kararı aldı. Ancak Yunan Tahkim’i kararı bozup eksi puan cezasına hükmetti. Olympiakos Volou Uefa Avrupa Kupası’nda yer aldığı için (yani UEFA’nın organizasyonunda) ve katılmadan önce temiz olduğuna dair bir belge verdiği (ki bizim takımlarımız da bunu vermek zorunda) için, üstelik kendi federasyonu tarafından suçlu bulunduğundan ötürü üç sene men cezası aldı. Kavala UEFA kupalarında yer almadığı için UEFA ile muhatap dahi olmadı.  Gelelim bu takımların üç alt lige düşmelerine… Bu kararı bahis konusu kulüpler, suçu sabit görülen eski yöneticileriyle bağlarını kesmedikleri için hükümet aldı.
Koriopolis hakkında detaylı ve güzel bir çalışmaya şuradan ulaşabilirsiniz.


Mehmet Ali Aydınlar Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi süreciyle ilgili olarak da

15 Ağustos’ta Nihat Özdemir aradı. “TFF’ye gelebilir misiniz?” dedim. Ali Koç ile birlikte geldiler. “Etik Kurulu raporunu inceledim.Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne gitmemesi sizin yararınıza. Giderseniz Fenerbahçe çok daha büyük cezalarla karşılaşabilir. Fenerbahçeliliğiniz gereği bu şampiyonaya gitmemelisiniz” dedim.

açıklamasını yaptı.

Bu konudaki tartışmalar o dönemde de çok yapılmıştı. Fenerbahçe Spor Kulübü Asbaşkanı Ali Koç’un ilk açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca, bu konuyu incelediğimiz Ünlü Türk Yalanları – 2: Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden UEFA Men Etti yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.

Elbette ki burada “sen dedin, ben dedim”e geliyoruz. Ancak Mehmet Ali Aydınlar’ın Rıdvan Dilmen ile yaşananlarda görüldüğü üzere olayların başını, sonunu yok sayarak çıkarımlar yapması, kendisine Mehmet Ali Birand kadar güvenmemizi engelliyor.


Soru: Yıldırım Demirören “UEFA’ya karşı dik durmadınız” eleştirisinde bulundu…
Mehmet Ali Aydınlar: O dönemde İsviçre’nin Sion takımı ile ilgili bir soruşturma yapılmıştı. İsviçre Futbol Federasyonu, dik durdu. Daha sonra FIFA, İsviçre Federasyonu’na bir yazı gönderdi. “Sion’un oynadığı bütün maçlar için eksi 3 puan ceza vereceksiniz. Aksi takdirde sizi men ederim, Basel’i de Şampiyonlar Ligi’nden çıkartırım” dedi. Dik durmanın bedeli bu. Milli Takımı riske atamazdım. UEFA ile neyin kavgasını vereceğim? UEFA, ancak vereceğiniz kararların kendi normlarına uyması halinde kararlarınıza karışmıyor.

Analiz:

Doğru, Sion CAS’taki davaların birisini kaybetti. Ancak CAS o davayı “esastan” reddetmedi. Usül ile ilgili bir red çıktı. Beş maddeden ikisi ile dava döndü. Sion’un UEFA ve FIFA aleyhine CAS’ta ve İsviçre Federal Mahkemeleri’nde davaları sürüyor. Mehmet Ali Bey’e bu konuda da “hukukçuları” yeterli bilgi iletmemiş sanırım.


Soru: Neden Beşiktaş ve ve Trabzonspor Avrupa kupalarından men edilmedi?
Mehmet Ali Aydınlar: Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor alındı. Bunu ben de bir TV kanalında öğrendim. Trabzonspor’u gönderenin biz olduğumuz söylendi. UEFA’nın uygulamasına göre, katılmayan takımın yerine sıralamadaki ilk takım alınıyormuş. Şampiyonlar Ligi, UEFA’nın kontrolünde. İsterse alır, isterse almaz. Almıyor, tavırlarını koymuşlar.

Analiz:

Öncelikle ” UEFA’nın uygulamasına göre, katılmayan takımın yerine sıralamadaki ilk takım alınıyormuş” cümlesine dikkatinizi çekerim. “Alınıyormuş” diyen, miş’li bilgiye sahip bir federasyon başkanının “süreci çok iyi yönettik” demesi ne kadar inandırıcı, tartışılır…

Ayrıca, Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmesi ile ilgili ciddi tartışmalar sürüyor. 7 Şubat 2012 tarihinde Vatan Gazetesi’ndeki bir haberde göre Trabzonspor’u TFF’nin gönderdiği bilgisi yer alıyor. Haberde “UEFA, Şampiyonlar Ligi statüsünün 2. maddesinin 7 ve 10. ek maddelerine dikkat çekerek ‘Sizin uygulamanıza paralel hareket edilmiştir’ “ diyor.  TFF bu süreçte şeffaf davranmadığı için yazışmaların ve uygulamanın ne şekilde yapıldığı konusu karanlıkta kalıyor.


Mehmet Ali Aydınlar programda

O dönemde “TFF, Fenerbahçe’yi göndermedi” diye çok eleştirildik. Kendi camiam olduğu için bu, beni çok yaraladı. Aykut Kocaman ve Rıdvan Dilmen ile görüşmem oldu. O görüşmede Rıdvan Dilmen, “Başkanım Fenerbahçe’yi göndermediğinizde ben sizi çok eleştirmiştim. Çok haklıymışsınız. Sizden özür dilerim” dedi. Ben de O’na, “Benden daha çok özür dilersin” yanıtını verdim.

dedi. 10 Şubat 2012 tarihinde, NTVSpor’da Yüzde Yüz Futbol programında Rıdvan Dilmen özür olayını kabul etti. Ancak “neden” olduğunu Mehmet Ali Aydınlar’ın açıklamasını, aksi takdirde ertesi gün kendisinin açıklayacağını söyledi. Mehmet Ali Aydınlar’dan haber çıkmayınca 11 Şubat 2012 tarihli programda işin içyüzünü açıkladı.

Rıdvan Dilmen şunları söyledi:

Mehmet Ali Bey 3 Ocak’ta beni aradı ve görüşmemiz gerektiğini söyledi. Orduspor maçı öncesi bir araya geldik. Bana UEFA’ya gittiği ve oradakilerle görüştüğünü anlattı. Fenerbahçe’nin cezasını tamamladığını ve önümüzdeki sezon için Avrupa’ya gidebileceğini dile getirdi. Ancak “bunlar medyaya yansırsa ben de UEFA da yalanlayacağız” dedi. Ben de hemen telefonumla Aykut Kocaman’ı aradım ve yanımıza gelmesini söyledim. Mehmet Ali Bey bize “Fenerbahçeli yöneticiler şike yapmış. Size eksi puan verilecek” dedi. Bu esnada Aykut Kocaman “Başkanım o zaman bizi küme düşürün” cevabını verdi. Ben de ayağa kalktım ve başkanım ben size çektiğim mesajdan dolayı özür dilerim” dedim. “Ultraslan’dan Sebahattin’i bilir misiniz?” diye sordum, tanımam dedi. “O bile Fenerbahçe’den sizin kadar nefret etmiyordur” dedim, çıktım. O günden beridir görüşmüyoruz.


Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’nin CAS’taki davasından lehte bir sonuç alınamazsa UEFA’nın Fenerbahçe’ye daha büyük ceza vereceğini iddia etti. Oysa aynı Aydınlar Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermeyerek UEFA tarafından verilebilecek olası bir cezayı önlediğini iddia ediyordu.

Mehmet Ali Bey’in tutarsızlıklarına alıştığımız için buna çok şaşırmadık. Ancak “yılların gazetecisi” Mehmet Ali Birand’ın bu çelişkilere dikkat çekmesini beklerdik. Sanırım “Liseli Medya”dan hala bunu beklediğimiz için biraz safız.

Programda Mehmet Ali Aydınlar tüm Fenerbahçe yöneticilerini suçlarken (hatta karar verme yetkileri olmadığını iddia ederken) “polis suçlu, savcı suçlu, siyasiler suçlu, Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı suçlu, ben suçluyum, onlar haklı” diye sitayişte bulundu. Şenes Erzik’e, Platini’ye ve Infantino’ya da teşekkür etti. Bu konudaki yorumu sizlere bırakıyorum!

Mehmet Ali Aydınlar’ın tüm program boyunca söylediği yegane doğru şuydu: “Soruşturmada adece Fenerbahçe’nin adı geçmiyor, iddianamede birçok kulübün adı var.

Written by kesinofsayt

12 Şubat 2012 at 00:27